Matsuda

MATSUDA

Moda Sanatla Buluşuyor

Matsuda’yı gözlük dünyasına on iki yıl önce yeniden kazandıran Ceo James Kisgen ile markanın geçmişi, güncel faaliyetleri ve gelecek hedefleri hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Japon tasarımcı Mitsuhiro Matsuda tarafından kurulan moda markası, 1990’lı yıllarda faaliyetlerine son verdiğinde, başta markanın takipçileri olmak üzere moda çevreleri büyük hayal kırıklığı yaşamıştı. Yıllar içerisinde değişen trendler ve değişen müşteri taleplerine rağmen Matsuda’ya duyulan özlem azalmamıştı. Özellikle markanın Japonya’da usta el işçiliği ile titizlikle üretilen optik ve güneş gözlüklerinin çoğu koleksiyonerler tarafından yüksek talep görmeye devam etti. Matsuda’nın sönmeyen bu ışığının yeniden moda severlerle buluşması ve markanın kendisi için yeni bir sayfa açması ise 2011 yılına denk geliyor. Başarılı iş insanı James Kisgen, Mitsuhiro Matsuda’nın efsanevi markasına yeni bir soluk getirerek, Matsuda’yı moda dünyasıyla 2011 yılında yeniden buluşturdu. Matsuda’nın Ceo’su James Kisgen ile markanın geçmişi, güncel faaliyetleri ve gelecek hedefleri hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

James, bu röportajı yapma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler. Şu anda nerede, neler üzerinde çalışıyorsunuz?
Sizinle bu röportajı yapmak benim için zevk. Asıl ben teşekkür ederim. Ailemi büyüdüğüm yer olan Atlanta, Georgia’ya taşıdım. Kısa bir süre önce burada bir tasarım stüdyosu açtık ve yeni stüdyoda ekip oluşturmak için çalışıyorum. Geçtiğimiz yıl Los Angeles’ta ve Avrupa’da daha büyük ofislere taşınmıştık ve şimdi de büyümek için daha fazla alan sağlamak amacıyla Japonya ofisimizi daha büyük bir binaya taşıyoruz. Çok sayıda projemiz var ve her şeyin üstesinden geldiğimizden emin olmak için çok yoğun çalıyoruz. Tüm bu süreçten son derece memnunum.

Matsuda’yı yeniden lanse etmenizin üzerinden on yıldan fazla zaman geçti. Markanın Dna’sına sadık kalmayı gerçekten başardınız. Başarınızı neye bağlıyorsunuz?
Bu süreç bizim için her zaman kolay olmadı ve her zaman doğru olanı yapamadık. Ancak başarılarımızı ve başarısızlıklarımızı sahiplendik. Her zaman markayı tüm ihtişamıyla geri getirme vizyonumuza odaklandık. Bunu gerçekleştirmek için çalışan, tanıdığım en zeki ve en yaratıcı insanlardan oluşan ekibimle gurur duyuyorum. Onlar olmadan başardıklarımızın hiçbiri mümkün olmazdı.

Böylesine tarihi bir markanın geçmişi ile geleceğini uzlaştırmak zor mu?
Matsuda’nın tarihini yaşatabilmek için daima çok iyi iş çıkarmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Bu köklü markayla ilgili en sevdiğim şeylerden biri, elli yılı aşkın tarihi boyunca Mitsuhiro Matsuda’nın vizyonuna sadık kalırken “güncel” ve “anın içinde” hissettirmesi. Sorunuza cevap vermek gerekirse, bu durum biraz zorlayıcı olsa da bizi harekete geçiren de bu zorluklardır.

Mitsuhiro ile paylaştığınız benzerliklerden biri de Fransa’ya olan sevginiz. Mitsuhiro 80’li yıllarda giyim serisine ilham bulmak için Paris’e seyahat etmiş. Siz de genç yaşta Fransa’ya hayran oldunuz. Fransa sizin için ne ifade ediyor?
İlham veren Fransa… Dünyanın en güzel, en büyüleyici ülkelerinden biri. Bence Fransız kültüründe hayata ve tarihe karşı duyulan büyük bir takdir var. Gençken Fransa’ya taşındığımda keşfedecek çok şey vardı. Fransa büyüdüğüm yerden çok farklıydı. Aynı zamanda “eski dünya” ve “yeni dünya “nın aynı anda var olduğunu görmeyi de seviyorum. Matsuda için bu vizyondan yararlanmaya çalışıyorum.

Orijinal materyalleri, Mitsuhiro’nun eskizlerini veya Matsuda’nın eski ürünlerini günümüzde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son on yılda oluşturduğumuz; orijinal eskizler, giysiler, gözlükler, aksesuarlar ve koleksiyon albümlerinden oluşan inanılmaz bir arşivimiz var. Bunları ilham almak için sürekli kullanıyoruz. Bildiğiniz gibi, Heritage Koleksiyonumuzda arşivden çıkardığımız ve sınırlı sayıda yeniden piyasaya sürdüğümüz ürünleri beğenilere sunmuştuk.

Matsuda markasının size en çok ilham veren yönleri nelerdir?
Matsuda her zaman sanatçıları ve sanatı onurlandırmıştır. Ürün tasarımından her bir çerçeveyi üreten zanaatkarlara ve kampanyaların oluşturulma biçimine kadar sanatçılar yaptığımız işte önemli bir rol oynuyor. Sanatçıların çalışmalarını her zaman sevecek ve saygı ile onurlandıracağız.

Cartier’de satış müdürü olarak çalıştınız ve lüks segment hakkında zengin bir bilgiye sahipsiniz. Son on yılda lüks alanında tanık olduğunuz en büyük değişiklikler nelerdir?
Lüks markalar bugün başarılı hikaye anlatıcıları olmak zorunda. Halihazırda tüketicilerin ilgisini çeken şey bu. Elbette ürünün kalitesi ve tasarımı hala en önemli unsurlar, ancak artık tüketiciler markalarla bağlantı kurmak ve kendilerini onların bir parçası gibi hissetmek istiyor. Günümüzde çok sayıda harika lüks markanın olması ilham verici ama biz sadece vizyonumuza sadık kalmayı tercih ediyoruz.

Geçmişteki en büyük akımlardan biri, tasarımda giderek daha az ayrıntıya yönelmekti. Matsuda’nın bu kadar fresh hissettirmesinin nedeni çok sayıda filigran, metal işçiliği ve “eski dünya detaylarına” sahip olması…
Bence tüketiciler sürekli ortaya çıkan her yerde bulunan yeni markaların tekdüzeliğinden bıktı. Bence minimalizmi hala takdir edip saygı duyabilir ve Matsuda gibi markalara benzersiz bir kişilik kazandıran ilginç ayrıntılarla eşleştirebilirsiniz. Yine de biz vizyonumuzu trendlerin mevcut durumuna uyacak şekilde değiştirmedik. Sadece bizim kim olduğumuza ve yapmaktan keyif aldığımız şeye odaklanıyoruz.

Geçtiğimiz on yıl içinde Matsuda ile öğrendiğiniz en önemli ders neydi?
Her zaman tasarım ve gözlüğün sınırlarını daha da zorlamamızı sağlayacak yeni üretim süreçleri arıyoruz. Tüm bu yeni teknolojilerin nasıl geliştiğini ve daha erişilebilir hale geldiğini görmeyi seviyorum. Bununla birlikte, zanaatkarlar şirketimizin ayrılmaz bir parçası ve yakın zamanda da ustalarımızı makineler için terk etmeyeceğiz…

Markayı yeniden canlandırma çabanızın en önemli yönlerinden biri orijinal Matsuda ekibini bir araya getirmekti. Bugünkü durum nasıl?
Orijinal ekip üyelerinin birçoğu hala bizimle birlikte ve şirkette bu kadar çok deneyim ve geçmişe sahip çalışanlarımız olduğu için şanslı hissediyorum.

Mitsuhiro Matsuda için moda ve sanat birbirinden ayrılamazdı. Sizce bu yaklaşım bugün hala geçerli mi?
Bu bakış açısının ve eğilimin yüzde yüz devam ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü moda sanattır ve sanat ise kendini ifade etmek için mükemmel bir araçtır.

Kampanyalar Matsuda mirasının son derece güçlü bir yanıydı. Siz bu geleneği çok iyi bir şekilde sürdürdünüz. Bir marka olarak modern kalmayı nasıl başarıyorsunuz?
Biz sadece sınırları zorlamayı ve kampanyalarımızda güzel görüntüler yaratmayı seviyoruz. Kampanyalarımız hiç ticari değil. Onlara asla ticari bir bakış açısıyla yaklaşmıyoruz, daha ziyade bir sanat projesi olarak yaklaşıyoruz. Bu noktada daha çok ilgimizi çeken şeyler yaratmaya odaklanıyoruz. Bence sevdiğimiz şeylere sadık kalarak insanların bağ kurabileceği ve bir hikaye anlatmaya yardımcı olacak görüntüler ortaya koyabiliyoruz.

Matsuda’yı devralmanızın üzerinden on yıl geçti, bu süre zarfında gözlük alanında gözlemleyebildiğiniz en anlamlı trend nedir?
Açıkçası nereden başlayacağımı bilemiyorum. Sektörün sürekli değiştiğini hissediyorum. Benim için en önemli değişim, bağımsız markaların yükselişi ve bu markaların bugün ortaya koydukları inanılmaz yaratıcılık seviyesi. Son on yılda hem perakende ortakları hem de tüketiciler bağımsız markalara yeniden hayran oldu.

Mitsuhiro’nun ve markanın vizyonu hakkında uzun uzun konuştuk. Peki siz kişisel olarak bugün hayatınızda nereden ilham alıyorsunuz?
Kulağa ne kadar klişe gelse de her yerden ilham aldığımı söylemek istiyorum. Seyahat, sanat, moda ve müzik en büyük ilham kaynaklarım. Eğlenerek ve keyif alarak ilginç şeyler ortaya koymayı seviyorum.

Kaynak: Favrspecs

Nisan 2023

Rainbow Optik

RAINBOW OPTİK

Köklü Mirasın İzinde

Silmo İstanbul sayesinde Türkiye’yi karış karış dolaşmak yerine, aradığımız, aramadığımız, bildiğimiz veya bilmediğimiz tüm ürünlere kolaylıkla erişim sağlayabiliyoruz.

Merhaba Yağmur Hanım… Optik sektöründeki yolculuğunuzun nasıl başladığından söz edebilir misiniz?
Öncelikle röportajımıza başlamadan önce tüm meslektaşlarımı saygı ve sevgiyle selamlıyor, keyifli okumalar diliyorum… Bu sektör bana baba yadigarı. 1995 yılında kurmuş olduğumuz yerli kontakt lens üretim firmamız olan Tech Lens ile sektöre giriş yaptık. Babam ve annemin ortak olması sebebiyle, çocukluğumun tamamını firmamızda dolayısıyla sektörde geçti. Bu durum haliyle eğitim-öğretim hayatımı da etkiledi, yönelimim ve tercihim optisyenlik bölümü oldu. Üniversitem bitmeden sektöre giriş yaptım. Uzun bir süre dışarıda çalıştıktan sonra 2019 yılında Rainbow Optik olarak Altunizade’de ilk mağazamızı açtık. Burada bugün dördüncü senemizi bitirmek üzereyiz. 

Mağazanızı açmaya nasıl karar verdiniz? Kuruluş vizyonunuzdan ve üstlendiğiniz misyondan bahsedebilir misiniz?
Çocukluğum dahil eğitim hayatım süresince de bir mağaza açma hedefim vardı. Fakat bunu hakkıyla yapabilmek için sektörü daha iyi tanımam ve öğrenmem gerekiyordu. Yani bu hedefin gerçekleşebilmesi doğru zamanın gelmesi gerekiyordu. Misyonum verdiğim her hizmette insan sağlığını ön planda tutarak, mağazamızı tercih eden hastalarımızın ihtiyaçlarına yönelik pozisyon alarak, sonuç odaklı olmak ve üst düzey memnuniyet sağlamaktır. Vizyonumuz daima; edindiğimiz yeri büyüterek korumak ve daha ileriye taşıyıp bana kaldığı gibi benim evladıma da aynı şeffaflık ve dürüstlük ile devredebilmektir.

Bu mirası daha ileriye taşımak amacıyla neler yapıyorsunuz?
Sektörde yer almamın baş unsuru babam Hızır Yılmaz’dır. Hayatım boyunca hiçbir zaman çok sevdiğim, çok hayran olduğum bir sanatçı, oyuncu vs. olmadı. Fakat kendimi bildiğim günden itibaren bir tek idolüm vardı o da babamdı. Her zaman onun gibi olabilmek istedim. Çünkü babam gibi olabilirsem sadece sektöre değil tüm dünyaya katkım ve faydam olacağına inanıyorum. Bu sebepten kaynaklı babamın bana bırakmış olduğu miras olarak adlandırdığımız bilgi birikimi taşımak tahmin edilenden daha zor. Çünkü günümüzdeki miras evlatlara maddi olarak bırakılıyor ve bunu kullanırken zorluk çekilmiyor. Ama benim mirasım çok güçlü bir maneviyattan geliyor. Bu yolda önce aileme daha sonra toplumumuza ve akabinde sektörümüze faydalı olabilmek için ekstra özen göstermem gerekiyor. Bu özen neticesinde asla olduğumuz yerde saymıyoruz daima yenilikçi olmaya gayret ediyoruz.

Rainbow Optik’in mağaza tasarımı için oldukça titiz davrandığınızı görüyoruz. Bu konsept için ilham kaynağınız neydi ve müşterilerinize yansımaları ne yönde?
İlk izlenimin her zaman çok önemli olduğuna inanıyorum. Mağazamızdan içeriye giren hastanın öncelikle kendini rahat ve huzurlu hissetmesi daha sonrasında kendisine yakışır kaliteyi burada bulabileceğini düşünmesini istedik. Açıkçası mağazamızı açarken sadece optik açalım düşüncesi ile açmadık. Bir farklılık yaratmak, tarzımızı yansıtmak istedik. Teknolojiyi yakından takip ediyor ve mağazamız içerisinde yararlı teknolojiyi fazlasıyla sergileyip kullanıyoruz. Bundan kaynaklı mağazamızın dizayn çalışması, yapılış aşaması burayı açma düşüncemizden daha uzun sürdü, tüm detayları ince ayrıntısına kadar düşünüp başında durduk. İyi ki de böyle yapmışız. Çünkü gelen meslektaşlarımız, mümessillerimiz ve hastalarımızın mağazamıza ilk girişinde söylediği ilk söz dekorumuza övgü oluyor.

Perakendeci olarak yeniler arasındasınız. Bulunduğunuz lokasyondaki köklü mağazalarla rekabet ederken ne gibi bir strateji uyguluyorsunuz?
Hiçbir meslektaşımız ile rekabetimiz söz konusu değildir. Önemli olan meslektaş olarak birbirimizin derdinden en iyi yine bizim anlayacağımız bilincinde olmak, saygı ve sevgi içerisinde işimizi layığıyla sürdürmektir. Stratejilerimizi meslektaşlarımıza uygulamak yerine ‘daha güzel nasıl hizmet verebiliriz?’ ‘Hastalarımızın taleplerini daha iyi nasıl karşılayabiliriz?’ gibi soruların cevaplarını arayarak kendimizi daha ileriye taşımak için uyguluyoruz. Hakkaniyetli bir şekilde, usulsüz yollara başvurmadan, dost olduğumuzun bilincinde olarak tüm meslektaşlarıma bol bereketli kazançlar diliyorum.

Rainbow marka lenslerin satışınızı yapıyorsunuz. Hangisinin satışları yüksek. Gözlük mü, lens mi?
Rainbow marka kontak lenslerimiz tabii ki de bizim ilk göz ağrımız ve mağazamızın isim kaynağıdır. Tecrübelerime dayanarak mağazamıza gelen müşterilere kontakt lens konusunda doğru bilgiyi en iyi şekilde aktarmaya gayret ediyorum. Bu konu hakkında bilinen yanlışları düzeltmekten onur duyuyorum. Gözlük de kontakt lens de bizim evladımız gibi. İkisinin de satışını müşterilerimizin talebine göre sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu soru zor bir soru çünkü bu bir tercih meselesidir. Arz-talep doğrultusunda hastalarımıza en uygun seçeneği sunuyoruz.

Sizce sektörün en önemli sorunu ne ve çözülebilmesi için sizin fikirleriniz nelerdir?
Sektör sorunu denildiği zaman aklıma yalnızca iki konu geliyor. Birincisi aynı lokasyonda bulunan optiklerin ileri düzey rekabetten kaynaklanan anlaşmazlıkları. İkincisi ise lokasyonda bulunan hastanelerde görev yapan doktorların yönlendirme yapması. İki problem de birbiri ile bağlantılı. Ne yazık ki görüyorum ki yanımızdaki bir eczane ile dost iken yanımızda, yöremizde bulunan optik ile kendi meslektaşımız ile düşman gibiyiz. Bu konu beni çok rahatsız ediyor. Oysa ki hepimizin amacı aynı. Hepimiz bu sektör için mesai yapıyoruz. Benim mağaza içerisindeki acil bir ürün veyahut bilgi eksiğimi benim yakınımda bulunan başka bir iş yeri değil optikçi meslektaşım tamamlayabilir diye düşünmeliyiz. Birbirimize her zaman hoşgörülü olmalıyız. Destek olmalıyız. İkinci problem ise benim fazlasıyla mücadele ettiğim ve asla değiştiremediğim kanayan yaramdır. Doktorlar üzerine düşen görevi yapmalı, hasta kendi istediği optik mağazaya gitmeli, memnun kaldığı yerden hizmet almalıdır. Hastalarımızın göz sağlığını emanet ettiği kurumun veya doktorun kişiyi yönlendirmesinde ‘ticari bir kaygı’ söz konusudur. Hasta sağlığı ve bütçesine uygun en doğru kararı kendisi vermeli kesinlikle yönlendirilmemelidir.

Uluslararası fuarları yakından takip ediyor musunuz?
Türkiye dahil olmak üzere yurtdışında gerçekleştirilen tüm fuarlara her sene katılım sağlıyoruz. Fuarların sektörler için çok verimli olduğunu düşünüyor ve bundan fazlasıyla yararlanıyoruz. Öncelikle fuarlarda sergilenen ürünleri, markaları görüp ufkumuzu genişletmek iş hayatımızda bize çok fazla bilgi birikim sağlıyor.  Yurt içi ve yurt dışında bulunan meslektaşlarımız ile tanışmak, onlarla sohbet etmek, bilmediklerimizi veyahut yanlış bilgilerimizi tazelemek her zaman için bize iş hayatımızda fayda sağlamaktadır. Bu yüzden mümkün olduğunca hiçbir optik fuarını kaçırmıyor, gerekli zamanı yaratıp katılım sağlıyoruz.

Geçtiğimiz Kasım ayında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı ile duygu ve düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul bizim için bir gurur kaynağıdır. Her sene gerçekleşen ve dünyanın çeşitli ülkelerinden bir sürü katılımcı ağırlayan bu fuar, sektör için tüm emek verenler olarak başarılı olduğumuzun yegane örneğidir. Bunun akabinde sektör olarak yani tüm dostlar olarak hepimizin bir olması bir arada olması, senede dört gün de olsa birlik olmamız muazzam bir olay. Silmo İstanbul’a hem katılımcı hem ziyaretçi olarak her sene katılan biri olarak bize yol gösteren bizi evimizde gibi hissettiren bir organizasyon olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Silmo İstanbul sayesinde Türkiye’yi karış karış dolaşmak yerine, aradığımız, aramadığımız, bildiğimiz veya bilmediğimiz tüm ürünlere kolaylıkla erişim sağlayabiliyoruz. Fuar üzerimizdeki yükü hafifletirken, ilişkilerin güçlenmesine vesile oluyor. Tüm meslektaşlarıma Silmo İstanbul’u mutlaka ziyaret etmelerini öneriyorum, onları da aramızda görmeyi temenni ediyorum.

Sektörel yeniliğe bir kez daha imza atan 4 your eyes optik magazin dergisinin Dijital Yayına geçişini bir mağazacı olarak nasıl değerlendirirsiniz?
Öncelikle devir teknoloji devri olduğu için bu geçişi fazlasıyla destekliyorum. 4 your eyes dergisi olarak alanınızda tek olmanız, her zaman aynı istikrar ile doğru bir şekilde ilerlediğiniz yola dijitali de dahil etmenizin başarınıza daha fazlasını katacağına inanıyorum. Başarılarınızın devamını diliyor sizinle bu röportajı yapmaktan gurur duyuyorum. Varlığımız ve birliğimiz daim olsun. Sizleri ve tüm okuyucularınızı sevgiyle selamlıyor, başarılarımızın birlik içerisinde daim olmasını diliyorum.

Mart 2023

Türkeli Tekstil

türkeli tekstil

Müşteri odaklı

“Silmo İstanbul’un müşteri yelpazemizi genişletmek ve daha geniş kitlelere ulaşmak için ideal bir ortam ve fırsat sunduğunu düşünüyoruz.”

Merhaba Şahin Bey… Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak optik sektörü ile kişisel olarak yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba… Ben Yavuz Şahin Türkeli. Öncelikle bu röportaj için 4 your eyes ailesine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Türkeli Tekstil 2016 yılında kurulan İzmir merkezli bir firmadır. Kuruluşumuzdan itibaren yapmış olduğumuz ürün araştırmalarımız neticesinde, optik sektöründe gözlük kılıf ve çantalarına yönelik bir boşluk olduğunu tespit ettik ve Türkeli Tekstil olarak ürün çeşitliliğimiz arasından bir kolu optik sektörüne yönlendirmeye karar verdik. Başlangıcımızdan itibaren gerek tasarım çeşitliliğimizi gerekse de ürün skalamızı çoğaltarak yurtiçi ve yurt dışında hizmet vermeye devam ediyoruz.

Sektörde yeni olmanıza rağmen sahip olduğunuz vizyon ile kalıcı olmayı başardınız. Türkeli Tekstil’i kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Yenilikçi olmak, yeni bir girişim için harekete geçmek bünyesinde bazı riskler taşımaktadır. Ancak biz Türkeli Tekstil’i kurduğumuz ilk günden itibaren tüm riskleri göz önüne alarak müşterilerimizin talep ve beklentilerine en iyi şekilde cevap vermeye odaklandık. Müşteri odaklı bir vizyon geliştirdik ve bu sayede de yeni olduğumuz optik sektöründe kalıcı bir yer edinmeyi başardığımızı düşünüyorum. Türkeli Tekstil olarak müşteri dönüşlerini kendimize rehber edinerek firmamızı ileriye taşımaya özenle devam edeceğiz.

Şirket faaliyetleriniz, hizmet alanlarınız ve ürünleriniz hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Türkeli Tekstil olarak optik sektörünün bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Yurt içi ve yurt dışı için tüm ebatlarda deri ve kumaştan mamul gözlük çantası ve koruyucu kılıflar üretiyoruz. Üretimlerimizin yüksek kalitedeki materyallerle, titizlikle yapılması bizim için büyük önem taşıyor. Optik sektörü haricinde Türkeli Tekstil olarak aynı zamanda yine tüm ebatlarda makyaj çantası imalatı ve toptan satışını da gerçekleştirmekteyiz.

Gözlük kılıf ve çanta tasarımının diğer aksesuar kılıflarından ayıran farkları nelerdir? Tasarımların onaylanma sürecini paylaşabilir misiniz?
Türkeli Tekstil olarak ürünlerimizin tasarımlarının estetik olarak şık ve çarpıcı olmasına elbette önem veriyoruz. Lüks gözlük kılıf ve çantalarımızı hazırlarken öncelikle müşterilerimizin taleplerinden ve en yeni trendlerden ilham alıyoruz. Ancak sadece estetik zarafet ve şıklık bizim için kesinlikle yeterli değil. Bu sebeple firmamızda üretilen her kılıf ve gözlük çantası içine konulan materyalin zarar görmesini engelleyecek şekilde özel olarak tasarlanmaktadır. Ürünün işlevi olan koruyuculuğunu optimum düzeyde sağlamak öncelikli hedefimizdir.

Ürünlerinizin üretimini yaptığınız tesisiniz ve kapasitesi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkeli Tekstil olarak üretim, depolama, kalite kontrol ve yönetim binalarımızın içerisinde yer aldığı iki yüz elli metrekarelik bir alanda faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. İşletmemiz günde yaklaşık iki bin beş yüz parça gözlük kılıfı ve çantası üretimini titizlikle gerçekleştirmektedir.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yeni kurulmuş bir firma olarak işletmemizi ve ürünlerimizi geniş kitlelere duyurmak konusunda oldukça özenliyiz. Bu amaçla piyasada firmamızı ve ürünlerimizi tanıtan donanımlı personelimizin çalışmaları, dijital platformlardaki reklamlarımız ve benim bizzat gerçekleştirdiğim müşteri ziyaretlerim aracılığıyla hem dağıtım hem satış ağımızı geliştirmekteyiz. Aynı zamanda son iki yıldır katılımcısı olduğumuz Silmo İstanbul Optik Fuarı’ndaki varlığımız sayesinde de müşteri potansiyelimizi ve piyasadaki yerimizi her geçen gün bir üst seviyeye taşımaktayız.

Son 2 yıldır yurtdışına da ürün sattığınızı biliyoruz. Yurtdışındaki müşterileriniz için farklı ürünler tasarlıyor musunuz?
Evet, Türkeli Tekstil olarak son iki yıldır yurtiçinin yanı sıra yurt dışı ile de çalışmaya başladık. Yurt dışındaki ilk müşterimiz Yunanistan’daki bir optik firmasıydı. Hala adı geçen müşterimiz ile ihracatımız düzenli bir şekilde devam etmektedir. Bunun yanında katıldığımız fuarlarda ve dijital ortamda bizi tanıyıp çalışmaya karar veren farklı ülkelerdeki firma ve müşterilerimizle devam etmekteyiz. Daha önce de belirttiğim gibi ürünlerimizde ve sunduğumuz hizmetlerde müşterilerimizin istek ve beklentilerine büyük önem vermekteyiz. Bu sebeple yurt dışındaki müşterilerimize onların kendilerine özgü talepleri doğrultusunda hizmet veriyoruz. Tasarımcıları-mızın bu taleplere göre hazırlamış olduğu farklı modellerle onlara geniş seçenekler sunuyoruz.

Farklı sektörler için de ürün kutusu ya da çantası üretiyor musunuz?
Evet optik sektörünün dışındaki farklı sektörler için de ürünler hazırlamaktayız. Bunlar arasında kırtasiye, kozmetik ve kuyumculuk sektörlerini sayabilirim. Bu sektörlerdeki müşteri taleplerine göre promosyon çantaları üretiyoruz. Müşterilerimizden son olarak gelen talepler doğrultusunda laptop ve tablet kılıfları da üretmeye başladık. İçine konan ürünleri ideal bir şekilde koruyan, estetik olarak şık ve dikkat çekici kılıflar ve çantalar üretmeye devam edeceğiz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Uluslararası fuarları yakından takip etmenin sektörel yenilikleri, en yeni trendleri keşfedebilmek, bir üretici firma olarak ufkunuzu genişletmek ve belki de en önemlisi iş fırsatları yakalamak açısından çok büyük önem taşıdığına inanıyorum. Bu sebeple Türkeli Tekstil olarak 2023 yılında bu fuarlarda yerimizi alabilmek adına girişimlerde bulunmaya kararlıyız.

İki yıldır katılımcıları arasında yer aldığınız Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki değerlendirmeleriniz ve fuarın firmanıza katkıları nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın sektörde yeni sayılabilecek ve gözlük kılıfları ile çantalarının üretimi yapan bir firma olarak bize müşteri yelpazemizi genişletmek ve daha geniş kitlelere ulaşmak için ideal bir ortam ve fırsat sunduğunu düşünüyoruz. Her geçen yıl bir önceki yıldan daha ileriye gitmeyi başaran ve etki alanını genişleten Silmo İstanbul’un katılımcılardan biri olduğumuz için Türkeli Ailesi olarak mutluluk duyuyoruz.

Dergimize röportaj verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Son olarak, 4 your eyes ve dijital yayıncılığa evrilmesiyle ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Optik sektörüne tüm içeriği ile gerçek anlamda yön veren bir dergi 4 your eyes. Dijital platforma geçişiyle birlikte daha fazla okuyucuya ulaşacağına ve böylelikle etki alanını genişleteceğine inanıyorum. Sektör için verdiğiniz tüm bu emek ve röportaj için teşekkürlerimi sunuyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.

Mart 2023

Gigi Studios

Gıgı Studıos

Gelenek Yeniden Keşfediliyor

Canlı, genç ve modaya uygun tasarımları ile yeteneğini gözlük dünyasına kanıtlayan Gigi Studios, gelenekler ile yenilikçi yaklaşımı harmanlıyor.

Gigi Studios, benzersiz, el yapımı gözlükler tasarlayan ve üreten küresel bağımsız bir markadır. İspanya’nın yaşam tarzı başkenti Barselona’dan gelen marka, sürekli olarak sanattan ve yeni trendlerden ilham almaktadır. Sürekli yenilik arayışı, malzemelerin vizyoner kullanımı ve gözlük tasarımında yılların deneyimi, Gigi Studios’un koleksiyonlarının belirleyici unsurlarıdır.

Gigi Studios’un tarihi bir aile hikayesidir; bu nedenle uzun bir geleneğe dayanır. Patricia Ramo’nun büyükbabası 1962 yılında Barselona’nın kalbinde yer alan Poble Sec’de ilk gözlük fabrikalarından birini kurdu. Babası Luis Ramo, otuz beş yıl boyunca aile şirketinde çalıştı. Babası gibi Patricia Ramo da bu aile mirasını bugüne kadar devam ettirdi. Patricia Ramo, köklerine uzanan tüm bilgi birikimini bir araya getirdi ve işletmelerinin kapsamlı dönüşümüne öncülük etti. Bu süreçte Luis Ramos kızının yanında oldu ve fikirlerini destekledi. Yıllar içinde, özgün ve tutarlı imajıyla Gigi Studios, gözlük evrenindeki yerini sağlamlaştırdı. Gigi Studios’un gözlük çerçeveleri, İtalyan ve Japon üretimi doğal asetat gibi asil malzemelerden üretiliyor. Malzemelerdeki pamuk içeriği rahatlık, esneklik ve dayanıklılık sağlıyor. Buna ek olarak asetat renkler, yapılar ve şekiller için sayısız olasılık sunuyor. İspanyol markaya ait bu özellikler markanın Dna’sını tamamen özgün kılmaktadır. Gigi Studios seri üretim yerine geleneğe odaklanır. Gigi Studios tasarımcılarının özgün tasarımları, nihai ürünü yapan ustalara rehberlik eden birer referans niteliği taşımaktadırlar. Ekip üretimin tüm aşamalarını denetlerken, Gigi Studios’un her bir çerçevesi yüzden fazla üretim aşaması gerektirmektedir. Markanın her bir özel alanda en iyi profesyonellerle çalışması, çerçevelerin ana amaçları olan konfor, işlevsellik ve dayanıklılığı yerine getirmesini sağlıyor. Aile şirketi şu anda kırk beşten fazla ülkede optisyenlere ve bağımsız perakendecilere hizmet veriyor.

Gigi Studios, başka hiçbir gözlük markasının sahip olmadığı canlı, genç ve modaya uygun tasarımları ile yeteneğini tüm dünyaya kanıtlamıştır. Marka, ileriye dönük güneş gözlüğü tasarımları ve şık optik çerçeve şekilleriyle sınırları zorlarken gücünü aile şirketini yöneten Patricia Ramo’dan yani optik işiyle uğraşan üçüncü nesilden alıyor. Gözlük tasarımı ve modayı birleştiren Gigi Studios’un Ceo’su Patricia Roma ile markaya ait koleksiyonlar ve gözlüklerin özellikleri hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Patricia, Gigi Studios gözlük dünyasının gelecek vaat eden genç moda markalarından biri. Sektöre nasıl başladığını bir de senden duymak isteriz?
Her şey büyükbabamın 1960’larda Barselona’da bir gözlük fabrikası kurmasıyla başladı. Sonra babam Luis Ramo onun mirasını devam ettirdi. İyi yapılmış ürünlere olan tutkumu ondan miras aldım. Babamın şirketinde çalışmaya başladığımda henüz yirmi bir yaşındaydım ve kısa sürede bu dünyaya bağlandım.

Aile değerlerinizin markanıza nasıl yansıdığından bahsedebilir misin?
En başından beri amaç, sürekli gelişime bağlı küresel bir marka yaratmaktı. Yıllar içinde optik sektöründen profesyoneller Gigi Studios’a katılmak istedi. Bugün ekibimizde yaratıcı, genç ve uluslararası bir ortamda en yüksek standartlarda çalışan yüzden fazla kişi bulunuyor.

Gigi Studios’u diğer markalardan ayıran temel özelliği nedir?
Sektörün, detaylara çok önem veren ve en önemlisi modayı temel alan yeni bir tasarımcı markasına ihtiyacı olduğunu hissettim. Bu amaçla Gigi Studios’u bugünlere getirdim. İnanıyorum ki geldiğimiz noktada bu ihtiyacı fazlasıyla karşılıyoruz.

Marka adınızı Gigi Studio olarak değiştirme sebebiniz neydi?
“Gigi” ben çocukken aile üyelerim tarafından bana takılan bir isim. “Studios” ise 2019’da gerçekleştirdiğimiz yeniden markalaşma sürecimizden geliyor. Markanın adını “Gigi Studios” olarak değiştirme fikrini çok sevdik çünkü markaya sanatsal ve sanat stüdyosu karakteri kattığını hissettik. Aynı zamanda daha uluslararası bir etki bırakacağını düşündük.

Studio olma karakterinden bahsettiniz. Markanızın arkasındaki felsefeyi nasıl tanımlarsınız?
Eklektik, avangart, geleneksel ve yenilikçi. Tasarım ve yaratıcılığı zanaatkarlıkla birleştiren, merkezi Barselona’da bulunan bağımsız bir şirketiz. İnsanların benzersiz kimliğini destekleyen özgür, çoğulcu bir moda görüşüne sahibiz.

Kendinizi aynı anda hem geleneksel hem de yenilikçi olarak tanımlamak bir çelişki gibi görünüyor. Sizce hangi yönünüz ağır basıyor?
Her ikisi de! Ben her zaman gözlükle iç içe olmuş bir ailenin üçüncü nesliyim. Bu miras benim için çok önemli. Zanaatkarlık bizim özümüz ve bence modernliğimiz de burada yatıyor. Zanaatın her dönemde geçerli olacağını düşünüyorum.

Barselona gözlük için gerçek bir eritme potası gibi görünüyor. Neden bu kadar çok gözlük markası Barselona’dan çıkıyor?
Barselona onlarca yıldır tasarım açısından bir referans olmuştur. Bugün pek çok moda markasına ve sanatçıya ev sahipliği yapıyor. Aynı şeyin gözlük alanında da yaşanmasını şaşırtıcı bulmuyorum. Bu ortam benim için sürekli bir ilham kaynağı ve etrafımızda bağımsız markaların olmasından gerçekten memnunum. Ancak temel ilham dünyanın dört bir yanından ve birçok farklı disiplinden geliyor; moda ve sokak trendleri, sanatsal akımlar ve geçmiş on yıllar da dahil olmak üzere.

Gigi Studios çerçevelerinin tasarımını nasıl ifade edersin?
Tasarımımızı en çok karakterize eden şeyin benzersiz metal koleksiyonumuz olduğunu söyleyebilirim. Herkesin asetata odaklandığı bir dönemde metal üzerine çalışan ilk markalardan biriydik. Böylece piyasaya hem paslanmaz çelik hem de beta-titanyumdan oluşan modaya uygun ve özel bir koleksiyon sunduk. Bugünlerde çok iyi bir metal koleksiyonumuz var ancak asetatta gerçekleştirdiğimiz tasarımlar çok farklı bir yaklaşıma sahip. Bunun nedeni özel konstrüksiyonlarda açılar ve hacimlerle çalışma şeklimizdir.

Güneş gözlüğü koleksiyonunuz hakkında neler söylemek istersin?
Şu anda piyasadaki en ilginç güneş gözlüğü koleksiyonlarından birine sahip olduğumuza inanıyorum. Geniş bir tüketici kitlesi için arzu edilen, fresh ve modaya uygun bir koleksiyonumuz var.

Peki ya optik koleksiyon?
Güneş gözlüğü tasarımlarımızda optik stillerimize kıyasla biraz daha abartılıyız. Ancak her zaman temel kavramların tutarlılığını ve karşıtlığını koruyoruz. Ayrıca, her zaman benzersiz moda vizyonumuzu ifade etmeye çalışıyoruz.

Şu anda Vanguard, Icons, Men, XS ve Lab olmak üzere beş koleksiyonunuz bulunuyor. Bu koleksiyonlardaki karakteristik özelliklerden bahsedebilir misin?
Vanguard bizim en sembolik koleksiyonumuz. Modanın, modernliğin ve sofistikeliğin en üst ifadesi olarak tanımlıyoruz. Kadınlar için optik ve güneş tasarımlarını içeriyor. Men ise erkekler için çağdaş tasarımlar sunan koleksiyonumuz. Daha büyük boyutlarda optik ve güneş modelleri sunuyor. Icons koleksiyonu zamansız şekiller ve ikonik tasarımlarla karakterize edilebilir. Optik ve güneş tasarımları da içeren cinsiyetsiz bir koleksiyondur. Lab koleksiyonumuz teknoloji ve modadan ilham alıyor. Yeni malzemeler ve teknolojik ilerlemelerle yapılan deneylerden ortaya çıkmıştır. Tasarımların inceliği ve aşırı hafifliği koleksiyonu tanımlıyor. Bazı tasarımlar cinsiyetsiz, bazıları ise daha feminen olarak adlandırılabilir. Son olarak, XS* koleksiyonu Dna’mızı alıyor ve bunu ince yüzler için hazırlanmış tasarımlara dönüştürüyor.

Ayrıca kapsül koleksiyonlar ve özel konseptler sunmayı da seviyorsunuz. Bu konuda bizi ne gibi sürprizler bekliyor?
En son Mayıs ayında kapsül koleksiyonumuz ve Haziran ayında yeni bir tasarım konseptiyle özel bir Vanguard Koleksiyonu çıkardık. Bunun yanı sıra, birlikte yeni modeller geliştirmek için kişisel olarak sevdiğim ve saygı duyduğum markalarla ortak çalışıyoruz. Bizi takip etmeye devam edin çünkü bu alanda pek çok sürprizimiz olacak.

Kaynak: Favrspecs

Mart 2023

Arıkan Saat ve Optik

Arıkan saat ve OPTİK

Hep Daha İleri

 

Silmo İstanbul ile Türkiye bulunduğu coğrafya için güçlü bir tedarikçi haline gelmiştir. Sektördeki en güncel trendleri görmek, sektöre destek veren yan sektörleri tanımak ve yeni müşteriler bulmak için Silmo İstanbul en doğru adrestir.

Bir çatı altında birkaç şirket ve faaliyetiniz mevcut. Hangi meslek gruplarına hizmet veriyorsunuz ve optik sektörü ile yolunuz ne zaman kesişti?
İlginiz için ben teşekkür ederim. Şirketimiz faaliyetine 1985 yılında Tahtakale’de saat ticareti ile başladı. Uzun yıllar sadece saat sektöründe faaliyet gösterdikten sonra 2005 yılında lisanslı çocuk gözlükleri üretim ve satışı ile gözlük sektörüne giriş yaptık. Ardından dünyaca ünlü spor markası Slazenger ve moda markası Lee Cooper’ın üretim ve satış lisanslarını aldık ve gözlük portföyümüzü kendi markalarımız olan Belmond ve Quantum ile genişlettik. Şu anda dört markamız ile pazarda hatırı sayılır bir büyüklüğe ulaşmış durumdayız. 2013 yılında perakende sektörüne ilk adımımızı attık ardından 2019 yılında Konyalı Saat mağaza zincirini bünyemize katarak istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyoruz.

Hem optik hem de saat sektöründe hizmet vermek çok akılcı bir yaklaşım. İki sektörün farklılıkları ve şirketlerin birbirine katkıları nelerdir?
İki ürün grubu da aksesuar kategorisine girdiği için faaliyetlerimiz her zaman birbirini besledi ve destekledi. İki sektörde faaliyet göstermemiz ayrıca lisans haklarını aldığımız uluslararası markalar nezdinde de daima olumlu bir etki yarattı. Ayrıca yaptığımız marka yatırımları iki ürün grubuna da desteklediği için geri dönüşleri tek kategoriye göre daha fazla oluyor. Benzerlikleri olmakla birlikte iki kategoride ayrı ayrı uzmanlık isteyen, kendine özgü dinamikleri olan detaylı sektörler. Biz de bu nedenle işlerimizi alanlarında uzmanlaşmış farklı ekiplerle yönetiyoruz. Güneş gözlüğü aynı zamanda aksesuar olma niteliğiyle saate benzese de optik gözlükler sağlık ürünü olduğu, uzmanlaşmış optik mağazalarında satıldığı ve regülasyonları farklı olduğu için çok farklı bir ürün grubu.

Biraz da markalardan bahsedelim. Optik sektörüne hangi markalar ile hizmet veriyorsunuz ve bu markaların koleksiyonlarını nasıl oluşturuyorsunuz?
Farklı yaşam tarzlarına, beğenilere ve yaşa hitap eden 4 farklı gözlük markamız bulunmakta, lisans haklarına sahip olduğumuz Lee Cooper ve Slazenger markaları dünyaca tanınan ve 100 yılı aşan geçmişleri olan prestijli markalar. Quantum ve Belmond ise kendi markalarımız. Markalarımızın hepsinin koleksiyonlarını oluştururken ilgili markanın hedef kitlesine, imajına ve rekabete uygun olmasına büyük özen gösteriyoruz. Her biri konusunda uzmanlaşmış tasarım, tedarik ve ürün yönetimi ekibimizle dikkatli ve özenli bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Uzak Doğu’da yer alan, üretim kaliteleri ile ön plana çıkan farklı tedarikçilerimize ürettirip, Türkiye’ye ithalatını gerçekleştiriyoruz.

Türkiye’de üretim yaptırıyor musunuz? Yerli üretimin gelişimi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Şu anda yerli üretim yaptırmıyoruz. Son yıllarda yerli üreticilerimiz kalitelerini ve kapasitelerini oldukça artırdılar, hepsini yakından takip ediyoruz ve gösterdikleri başarıdan dolayı kendilerini tebrik ederim. Önümüzdeki yıllarda ihtiyaçlar dahilinde yerli üreticilerimizle işbirliği yapabiliriz.

Yeni markalar, yeni projeler hatta yeni sektörlerde yatırımlar yapmayı düşünüyor musunuz?
Şu anda mevcut sektörlerimize ve markalarımıza konsantre olmuş durumdayız. Bu sektörlerde hem yurtiçi hem de yurt dışı pazar payımızı artırmaya ve yaptığımız işleri daha da mükemmel yapmaya, iş ortaklarımıza verdiğimiz hizmetin kalitesini artırmaya odaklandık.

Geçen yıl Quantum markasının tanıtımı için şarkıcı Teoman ile yapmış olduğunuz lansman çok ses getirdi. 2023’te de anlaşmanız devam ediyor mu?
Teoman ile Quantum markamız birbirine çok yakıştı. Kendisi Quantum gözlüklerini o kadar çok beğendi ki reklam çekimleri dışında günlük hayatında da markamızın ürünlerini tercih ediyor. Bu iletişim çalışmaları satışlarımıza da ivme kazandırdı. 2023 yılında Teoman ile yaptığımız iletişim çalışmalarımıza devam etme kararı aldık. Keyifli bir iletişim kampanyası ile markamızın bilinirliğini ve bayilerimizin satışını artırmaya yönelik çalışmalara devam edeceğiz.

Son yıllarda rekabet koşulları oldukça zorlaştı. Pazarlama ve satış için hangi iletişim araçlarını daha efektif buluyorsunuz?
Özellikle iletişim alanında yaptığımız atılımlar bu sene oldukça ses getirdi. Biraz önce konuştuğumuz Teoman X Quantum iş birliğimizi bunlardan bir tanesine örnek verebiliriz. 2022 güneş sezonunda dijital, TV ve açık hava reklamları da markalarımız açısından fazlasıyla efektif oldu. Dijital ve sosyal medya iletişimi günümüz koşullarında olmazsa olmaz, yıl boyunca bu mecralarda iletişimimiz devam ediyor. Bayilerimize yönelik yaptığımız ticari pazarlama çalışmalarına da çok değer veriyoruz. Özellikle onların mağazalarında markalarımızı ön plana çıkaracak görsel uygulamalar ve promosyon malzemeleri, markalarımızı anlatıp yeni ürünlerimizi sunduğumuz bayi toplantımız, kooperatiflerin organizasyonlarına ve Silmo İstanbul Optik Fuarı’na katılımımız bayi iletişimimizin gelenekselleşen unsurları oldu.

 Geçtiğimiz yıl içerisinde yapılan İstanbul Ticaret Odası seçimlerinde Gözlükçülük ve Saatçilik Meslek Komite Başkanı seçildiniz. Sizi yürekten tebrik ediyor ve destekliyoruz. Sektörde sorun olarak gördüğünüz ve düzeltilmesi gereken konular nelerdir? Sektörümüzün geleceği için neler yapmak ya da yapmamak lazım?
Bana ve komite üyelerine verdikleri destek için tüm sektör paydaşlarımıza teşekkür ederim. Yerli üretim yapan firmalarımızın da ithalat yapan bizim gibi firmaların da farklı sorunları var, amacımız sektörün tüm sorunlarını ele alıp, tüm paydaşlarla sektörümüzü geliştirmek ve özellikle uluslararası pazarlarda firmalarımızın rekabet gücünü artırmak. İthalat yapan firmaların en büyük sorunu ithalata getirilen ek vergiler, bu vergiler maalesef maliyetlerimizi ciddi şekilde artırıyor. Ek vergiler Avrupa markalarını rekabette çok daha avantajlı hale getiriyor ve vatandaşlarımıza makul fiyatla kaliteli ürün sunmak konusunda bizleri çok zorluyor. Geçtiğimiz günlerde ithalatçı ve yerli üreticilerle ayrı ayrı toplantılar yaparak, ek vergilerin ithalatçıları ve üreticileri memnun edecek bir orana düşürülmesi konusunda ortak karara vardık. Bu ortak kararı dilekçe ile İTO yönetimine, Ticaret Bakanlığı’na sunulmak üzere ilettik. İTO ve Ticaret Bakanlığı’na ilettiğimiz diğer sektör sorunlarından da kısaca bahsetmek istiyorum. Gümrüklerde uygulanan testler; TAREKS, ihracatçıların yedek parçalar için ödediği %10’luk gümrük vergisinin düşürülmesi de öncelikli konularımız. Ayrıca, her yıl en az 30-35 yerli üretici optik firmamızın bireysel olarak katıldığı Silmo ve Mido Fuarlarına, odamız çatısı altında milli iştirak organize edilmesi de üzerinde çalıştığımız diğer bir konu. 

4-6 Şubat arası yapılacak olan Mido Fuarı’na katılacaksınız. Bu sizin ilk yabancı fuar deneyiminiz. Yurtdışında yapılan fuara katılma kararını nasıl verdiniz ve beklentiniz nelerdir?
Öncelikle Mido Fuarı ile başlayacağımız global serüvenimiz için oldukça heyecanlı olduğumuzu belirtmek isterim. Mido Fuarı’na uzun yıllardır trendleri takip etmek ve yeni üreticilerle tanışmak amacıyla ziyaretçi olarak katılıyorduk. Saat işimizde 60 ülkeye ihracat yapıyoruz. Saatte yakaladığımız ihracat başarısı ve deneyimini gözlük sektöründeki iddiamız ile birleştirmenin artık zamanı gelmişti. Bu yıl Mido Fuarı’nda sadece 40’a yakın ülke için lisans haklarını aldığımız Lee Cooper markamızın koleksiyonunu sergileyeceğiz ve odağımız Lee Cooper olacak, amacımız önümüzdeki yıllarda diğer markalarımızı da uluslararası pazarlara açmak. Bu yıl ayrıca Silmo Paris ve her yıl olduğu gibi Silmo İstanbul Optik Fuarı’na da katılmaya devam edeceğiz.

2013 yılından beri gerçekleşen Silmo İstanbul’da katılımcı olarak yer alıyorsunuz. Silmo İstanbul’un ve sektörün 10 yıl içerisindeki gelişimini değerlendirir misiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı ilk yıllarda hem ziyaretçi hem de katılımcı anlamında yerel bir fuarken son yıllarda uluslararası fuar kategorisine ulaştı. Son birkaç yıldır gerek Balkan ülkeleri gerek ise Orta Doğu’dan pek çok ziyaretçi ağırlıyoruz standımızda. Bu da Türkiye’nin bulunduğu coğrafya için güçlü bir tedarikçi haline geldiğinin en somut kanıtı. Ayrıca geçen 10 yılda hem katılımcı firmaların hem de organizatör olarak sizlerin deneyimleri arttı. Silmo İstanbul Optik Fuarı artık kendini kanıtlamış, sektöre çok ciddi ivme kazandıran bir organizasyon. Sektördeki en güncel trendleri görmek, sektöre destek veren yan sektörleri tanımak, yeni müşteriler bulmak için vazgeçilmez bir organizasyon bizim için.

4 Your Eyes Optik Magazin dergisi 2023 itibarı ile “Dijital Yayın” ile devam edecek. Bu köklü yenilik hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Her şeyde olduğu gibi yayıncılık sektörü de çağa uyum sağlıyor. Abonelerin bulundukları her yerden dijital olarak dergiye ulaşmasının çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda kağıt tüketiminin azalması kesinlikle çevreci de bir yaklaşım.  Bu sebeplerle yapılan bu değişikliği Arıkan olarak destekliyoruz. Eskiden olduğu gibi takipte kalmaya, haber ve ilanlarımızla dergide yer almaya devam edeceğiz.

Şubat 2023

Etiler Optik

ETİLER OPTİK

40 yıllık miras…

Biz kişilere tarzı ile kullandığı gözlüğü bütünleştirmede yardımcı oluyoruz. Kişiye özel stil danışmanı gibi gözlük danışmanlığı yapıyoruz.

Merhaba, hepimizin bildiği gibi optisyenlik size ailenizden kalan bir meslek. Mesleğe ilk girişiniz ve bugüne kadar olan yolculuğunuzdan bahsedelim mi?
Ufuk:
Sizlerin de söylediği gibi Etiler Optik bir aile şirketi. 2007 yılında merhum amcam, Seda Hanım’ın da babası Arif Bey tarafından ve onun öncülüğünde kurulmuş şirkettir. Amcam 30 yıllık tecrübesi neticesinde 2007 yılında Etiler Optik açıldıktan sonra bizlerde her sene üzerinde koya koya satış ve hedeflerimizi gerçekleştirdik ve bugünlere kadar geldik.
Seda: Babam çok uzun senelerdir bu işi yapıp bu işletmeyi kurma kararı aldığında, daha doğrusu o aşamaya gelene kadar bir yandan beni de buraya hazırladı. Sektöre ilk önce bir cam firmasında işe başladım daha sonra bir çerçeve firmasında devam ettim. Babam “tamam artık, sen oldun” dedik sonra ve 2007’de burayı açtık. Ondan sonra “Sen burada tek başına yapamazsın. Sana bir destek lazım” dedi ve Ufuk’un da anlattığı gibi beraber çalışmaya başladık.

Etiler Optik sizin için 40 yıllık tecrübelerinin bir mirası. Bunu devam ettirmek, üstelik her geçen yıl daha da üzerine katarak yol almak büyük bir başarı. Bu yolculukta neler yaşadı ve gelecek için planlarınız nelerdir?
Ufuk:
Çok zorlu bir süreçti. Hani derler ya “Canımızı dişimize takarak çalışmak” diye. Özellikle amcamın vefatından sonra “Aman müşteriler onun yokluğunu hissetmesin, buraya gelmeye devam etsinler” diye sabah 07:00’den akşam geç saatlere kadar çalıştık. İyi ki de öyle yaptık demek ki her geçen sene daha da artan müşteri sayısı ile büyümeye devam ediyoruz.

2022 yılında mağazanızı yeniden dekore ettirdiniz. Yeni konseptinizin ilhamından ve müşterilere yansımasından bahsedelim.
Ufuk:
Dürüst olmak gerekirse 15 sene sonrasında mağazanın yenilenmeye ve güncel değişikliklere ihtiyacı vardı. İşinde uzman, çok başarılı bir mimar ile çalıştık. Birlikte İtalya ve Amerika’daki bazı butik gözlük mağazalarının dekorasyonlarından inceledik ve Etiler Optik müşterilerine ve bu lokasyona uygun hitap edecek bir mağaza tasarladık ve yaptık. Müşterilerden geri dönüşler çok güzel oldu. Biz yeni mağazanın keyfini çıkartıyoruz.

Etiler ve çevresi her zaman büyük markaların, firmaların ve işletmelerin gözdesi bir semt olmuştur. Burada mağaza sahibi olmak ve bu rekabetin tam ortasında olmak nasıl bir sorumluluklar getiriyor?
Seda:
Lokasyonun ve müşteri kitlemizin farkındayız. Bizim tercih eden kişiler başka yerlerde bulacağı ürünleri değil tam tersi hiç görülmeyeni tercih ediyorlar. Çevremizde ki bütün mağazalar da moda markalarını ve butik markaların koleksiyonlarını bulabilirsiniz. Biz ise en çok satan gözlükten ziyade müşteri kitlemize yakışacak ve onlara istediklerini sunacak seçimler yapıyoruz. Kime ne satabileceğimizi bilerek ürünleri alıyoruz. Aslında biz kişilere tarzı ile kullandığı gözlüğü bütünleştirmesine yardımcı oluyoruz. İhtiyaç karşılamak için değil de, stil danışmanı gibi gözlük danışmanlığı yapıyoruz. Burada da müşterinin bize teslimiyeti çok güzel bir duygu. Bizim fikir ve önerilerimize, onlar için uygun gördüğümüz seçimlere çok saygı duyuyorlar ve çok içlerine bize güveniyorlar. Müşterilerimiz buraya geldiklerinde “Çok değişik tasarım gözlükler var, daha önce hiç görmedim. Tam aradığım gibi” diyorlar. Bu da birbirimizi ne kadar tanıdığımızın bir kanıtı oluyor.

Bu farklı ve müşterilerinize özel gözlükleri nereden nasıl temin ediyorsunuz?
Ufuk:
Bütün yurtdışı fuarlarına ziyaretçi olarak gidiyoruz. Fuara gitmeden önce saatlerce bilgisayar karşısında vakit geçiriyor, koleksiyonlarını inceliyoruz. Fuara gitmeden önce ürünleri görmüş oluyoruz. Oraya gittiğimiz zaman da bu çok güzel, bu bizim müşteri profilimize uygun alalım diyebiliyoruz. Müşterilerimize farklı ürünler getirebilmek için dünyanın dört bir yanını dolaşıyoruz. Bu yüzden Seda’nın dediği gibi “Bu ürünleri hiçbir yerde görmemiştik” diyorlar. Birinci hedefimiz bizden aldığı bir gözlüğü dışarıda yürürken gözlüğüne bakıldığını hissetmesi, bir arkadaşının gözlüğün ne kadar güzelmiş, nerden aldın dedirtebiliyorsak ve müşterimiz üründen memnun ise işimizi düzgün yapmışızdır.

Hangisinin satışları daha yüksek. Güneş mi, optik mi?
Seda:
Bunu şube ve lokasyon olarak ayırabiliriz. Bu mağaza için aşağı yukarı optik ve güneş satışları eşit diyebiliriz. Burası 15 yıllık bir mağaza dolayısıyla müşterilerimiz ile uzun soluklu ve sadık bir ilişkilerimiz var. Senelerdir buradan gözlük alıyorlar ve güveniyorlar. Bebek mağazanın neredeyse tamamı güneş ağırlıklı diyebiliriz. Bildiğiniz gibi bu mağaza kadar eski değil. O yüzden orası da kendi müşteri profilini oturttuğu zaman optik gözlük almak isterse tabiri caizse müdavimleri oluşacaktır.

Başka bir yerde şubeleşmeyi düşünüyor musunuz?
Ufuk:
Biz kendi Seda ile aramızda da iş bölümü yapıyoruz. İşin mali yönetimi Seda’da olduğu için o her zaman daha temkinli ve sağlam adımlar atar. Ben ise çok istiyorum, Seda’nın frenlemeleri olmasa çoktan açmıştık. Tabi ki çok şubeli bir zincir mağaza olmak gibi bir hedefimiz hiçbir zaman yok. Butik mağaza anlayışını kaybetmek istemiyoruz.

Sizce sektörün en önemli sorunu ne ve çözülebilmesi için sizin fikirleriniz nelerdir?
Seda:
Çok gerçek olduğuna inandığımız bir şey var hep beraber konuşuyoruz. Sadece bizim için değil diğer meslektaşlarımız için de Türkiye genelinde optik sektöründe servis veren meslektaşlarımızın yetkinliklerinde en büyük sıkıntı var. Bu duruma bizlerde dahiliz. Türkiye’de optometri yok. Hastanın göz ölçümünü yapıp, camını gözlüğünü kompakt bir şekilde her şeyin tek bir elden çıkması çok iyi bir şey aslında. Doktora gidiyor reçete alıyor. Buraya geliyor gözlük alıyor. Bazen ekonomik sebeplerden dolayı camı başka yerden çerçeveyi başka yerden alıyor. Halbuki Optometri olsa daha kompakt ve daha doğru hasta takibi yapma şansımız olur.
Ufuk: Atölyeye gidiyoruz, camı biz kesiyoruz, en uygun çerçeveye montajını biz yapıyoruz, müşterinin tüm konforunu biz sağlıyoruz. Bütün bunları yapabiliyorken neden ben müşterimin göz numarasını tayin edemeyeyim. O yüzden optometrinin Türkiye’ye gelmesi bizimde en büyük noksan olarak gördüğümüz şeydir.

Uluslararası markalarla rekabet edebilen tasarım bir marka yarattınız. Sauren markası nasıl ilerliyor, hedeflerin çok üstünde olmak nasıl bir duygu?
Ufuk:
Aslında işlerin bu raddeye geleceğini ikimizde tahmin etmiyorduk esasında. 2017 yılında Fransa’da Silmo Paris Fuarında lüks segment kategorisinde ödül alınca her şey bir an da değişti. İlk defa bir Türk markası böyle bir ödül aldı, bu da bize çok daha büyük bir sorumluluklar yükledi. Bunu davam ettirmek adına tabii ki çok çalışıyoruz ve her gün gelişiyoruz.
Seda: Sauren Eyewear’ın Etiler Optik tarafından tasarlanıp dünyada ve Türkiye’de kullanılıyor olması ve marka bilinirliğinin bu kadar artıyor olmasının en önemli sebebi, bizim lokasyonumuz ve müşteri profilimizdir. Kanaat önderleri, ünlüler, kaliteli zevklere sahip müşteri kitlemiz mağazamıza gelip ürünleri gerçekten beğenip, satın alıp kullanmaya başladıklarında en güzel tanıtım oluyor. Müşteri memnuniyeti ile doğan tanıtım en güvenilir ve hızlısı oluyor.

Silmo İstanbul’da hem katılımcı olarak hem de ziyaretçi olarak bulundunuz. İki açıdan da Silmo İstanbul hakkında ki görüşlerinizi duymak isteriz.
Seda:
Ziyaretçi olarak yorumlarsam dünyanın birçok yerinden ve Türkiye’den bir sürü meslektaşımızla bir araya gelmek çok güzel ve kıymetli bir duygu. Ziyaretçi olarak gelip gezmekten, her stantta durup her bir arkadaşımla kucaklaşmaktan mutluluk duyuyorum. Hakikaten herkesi bir araya topladığınız çok kıymetli bir organizasyon. Bir anda her şeye hakim olabilmek için 4 gününüz var. Yeni ne çıkmış? Kim ne getirmiş? Katılımcı olarak ise çok daha başka. Bize yol gösteren ve bizi evimizde gibi hissettiriyorsunuz her seferinde. Bizim sırtımızdan yük alıyorsunuz. Sizler sayesinde Türkiye’yi dolaşmak durumunda kalmıyoruz. Aynı zamanda sizlerle bu deneyimleri paylaşmak çok samimi, gerçek ve sıcak.
Ufuk: Silmo İstanbul sektörümüz için ‘Bayramlaşma’ yeri diyebilirim. Beşerî ilişkilerin her zaman canlı kalmasını sağlıyor.

4 your eyes optik magazin dergisi artık Dijital Yayın olarak devam edecek. Bu değişimi ve yeniliği bir mağazacı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ufuk:
Dünyada hayır diyemeyeceğiniz şeylerin başında teknoloji geliyor. Farkındaysanız artık gazete okuyan insanları çok göremiyorsunuz. Gazeteyi bile biz cep telefonlarımızdan okur hale geldik. Bu yeni dünyanın bize sunduğu bir şey. Buna karşı gelemeyiz. Dijital olarak her şeye ulaşıyorsak, derginin de önümüze canlı olarak durmasının çok da gereği yok. Biz de dijital olarak her an her yerde ulaşırız.

Şubat 2023

Minamoto

MINAMOTO

Zen & Zanaatkarlık

Japonya’nın geleneksel gözlük üretimine sıkı sıkıya bağlı Minamoto, modern dokunuşlar eklediği koleksiyonlarını Batılı kitlelere ulaştırmaya devam ediyor.

Japon markası Minamoto, üç yıl önce en kaliteli Japon işçiliğini ve zanaat geleneklerini Batılı müşterilere ulaştırmak amacıyla kuruldu. Minamoto gözlükleri sadece Japon zanaatkarlık geleneklerini takip etmekle kalmıyor, Japonya gözlük endüstrisine ait hassasiyet ve kalite tutkusunu da koleksiyonlarının tümünde gözler önüne seriliyor. Minamoto Japonya’nın Fukui Bölgesi’ndeki gözlük merkezi Sabae’de el işçiliğine eşsiz bir adanmışlıkla yolculuğunu sürdürüyor. Ülkesinin geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan Minamoto, geleneksel yöntemlerle hazırlanan logosunu dahi usta bir kaligrafa emanet etmiş. Üretim sürecinde geleneksel yöntemlere modern dokunuşlar eklemeyi ihmal etmeyen marka, özgün gözlük koleksiyonlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor.

Minamoto’nun özgünlüğe olan bağlılığı sadece gözlük tasarımlarıyla sınırlı değil. Marka gözlük kılıflarını da Japonya’ya özgü washi denilen dekoratif bir kağıttan el yapımı olarak özenle üretiyor. Böylece Minamoto’nun orijinal gözlükleri, orijinal gözlük kılıflarıyla bir araya geldiğinde markanın Dna’sını tanımlayan özgünlük ideal bir şekilde ortaya çıkıyor. Minamoto’nun Dna’sını tanımlayan bir değer unsur ise Zen felsefesinden aldığı ilham. Japon marka, gözlük koleksiyonlarında ürünün özüne odaklanmak amacıyla kendini gereksiz detaylara karşı özgürleştiriyor. Konfor, yüksek kalite, incelik, özel detaylara gösterilen eşsiz özen ve titizlik Minamoto’nun gerçek değerleri haline geliyor. Zen ruhunu yakalayan Minamoto tasarımları sadelik ve minimalizmin izinden gidiyor ve titanyumdan üretildikleri için kullanıcılarına konfor ve rahatlık vadediyor. Ürün Müdürü Hajime Hori ile Minamoto ve felsefesi hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Michael, Merhaba Hajime, Minamoto’nun yolculuğu ne zaman ve nerede başladı?
Yolculuğumuz 2019’un sonunda, AB yönetimiyle şirketimizin pazarda tanınırlığını nasıl artırabileceğimiz hakkında yaptığımız bir görüşmeyle başladı. Avrupa’da çalışırken, müşterilerimizden şirketimizin Japon olduğunun farkında olmadıklarına dair bazı yorumlar duydum. Bu nedenle, ilk üstünde durduğumuz nokta Avrupalılar için ürüne “Japonya Duygusu” katmak oldu.

Marka ismi ne anlama geliyor? Bu terimin daha derin bir anlamı var mı?
Minamoto “Köken” anlamına geliyor. Ekibimizin Minamoto’yu marka ismi olarak seçmesinin nedeni, Japon zanaatkarlığının ruhunu ve şirketimizin köklerini daha geniş kitlelere duyurmaktır.

Bu anlam kaligrafik logonuzda da göze çarpıyor…
Evet logomuz suyun kaynağına, kökenine atıfta bulunan tek bir Kanji karakteriyle ifade ediliyor. Bu logo, tıpkı küçük bir pınarın nehre dönüşmesi ve uzun bir mesafeden sonra sonunda denize dökülüp ona karışması gibi, Japon ürünlerimizin Avrupalılar tarafından kabul edilip sevileceğine dair umudumuzu temsil ediyor..

Minamoto’nun Dna’sından ve felsefesinden bahsedebilir misiniz?
Dna’mız iki kelime ile tanımlanabilir: Zen ve Zanaatkarlık. Zen kelimesinin oldukça geniş bir anlamı var. Ancak Zen’in Minamoto için anlamı, gereksiz olanı ortadan kaldırmak ve değeri en üst düzeye çıkarmaktır. Minamoto tasarımlarında Zen’in ne anlama geldiğini ifade etmek için tek çiçekli vazo örneğini verebiliriz. İzleyicinin çiçeğin güzelliğini tam anlamıyla deneyimleyebilmesi için göz, azami özenle seçilen o tek çiçeğe odaklanmalıdır. Zanaatkarlık sadece gözlük üretiminin teknik yönüyle ilgili değil, aynı zamanda bir şeyleri daha iyi hale getirmek için üretime eleştirel yaklaşan kişinin tutumuyla da ilgilidir. Zanaatkarlık bu nedenle, markamızın temel ilkelerinden biridir.

Japon markaları detaylara verdikleri önemle biliniyor. Minamoto olarak detaylara titizlikle yaklaşmak sizin için de öncelikli mi?
Minamoto olarak Japonya’nın geleneksel gözlük üretimi anlayışına güçlü bir şekilde bağlı olduğumuzdan, gözlüklerin ortaya çıkış sürecinde her detaya özenle yaklaşıyoruz. Ürünlerimizin uzun süreli kullanılmasına odaklanıp hiçbir detayı gözden kaçırmamaya çalışıyoruz. Menteşeleri ve vidaları açıkça göstermekten, plastik burun pedleri ve sap uçları kullanmaktan kaçınıyoruz.

Titanyum konusunda uzmanlaşmış olmanız şaşırtıcı değil. Bu malzeme için neler söylemek istersiniz?
Hafif, dayanıklı, hipoalerjenik, kimyasal olarak stabil olan titanyumun gözlükler için en iyi malzeme olduğuna inanıyoruz. Titanyum aynı zamanda kökenimizin bir parçası, bu yüzden markamızla mükemmel bir şekilde eşleşiyor.

Sizce renkli camların bu kadar öne çıkmasının sebepleri nelerdir?
Renkli camlar, kullanıcıların sadece güneş gözlükleriyle değil, optik gözlükleriyle de renklerin keyfini çıkarmasına ve dünyalarını uygun gördükleri ışığa büründürmelerine olanak tanıyor. Bu yılın en gözde trendi olan renkli camlara podyumlar ve dergilerde sık sık rastlayabilirsiniz.

Minamoto olarak gelecek hedeflerinizden söz edebilir misiniz?
Minamoto hayranlarının sayısını daha da artırmak istiyorum. Markayı daha iyi hale getirmek için zanaatkarlığımızı ortaya koyacak çalışmalara azimle devam edeceğim. Çünkü zanaatkarlık sürekli öğrenmeyi gerektiren bir yolculuktur.

Kaynak: Favrspecs

Şubat 2023

Reel Optik

REEL OPTİK

Modanın Öncüsü

Silmo İstanbul yeni doğmuş bir çocuk ancak çok hızlı bir şekilde büyüyor. Her geçen yıl ivmesi yükselen Silmo İstanbu’un üretici firmaların artmasında çok önemli bir rolü var.

Merhaba… Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Optik sektörü ile buluşmam 1989 yılında şans eseri gerçekleşti. Önce İngilizce dersleri versem mi diye bir yaklaşımım oldu. Daha sonra mesleğin içerisine girdiğimde bu işi çok sevmeye başladım. O zamanlar Şişli Optik’te Muharrem Bey ile çalışıyordum. Harika bir insan, sektör duayeni… Diğer bir duayen Nurhan Bey’in babası Nubar Ütücü ile çalıştım. Ondan öğrendiğim çok şey oldu. Mesleğe bir nevi aşık oldum. On beş yıl kadar başka bir duayen Fahri Bey ile çalıştım. Tabii sektörün birçok özelliğini onlardan öğreniyorsunuz. Bu kişilerle çalışmak bir okul gibiydi. Son beş altı yıldır da Reel Optik’te çalışıyorum. Reel Optik 1989 yılında kurulmuş belki de en eski mağazalardandır. Müşterisine bakış açısı olarak tamamen butik, modayı yakalamaya çalışan çok özel bir mağaza. Şubeleşmek istememiş, daha çok butik mağaza olarak devam etmeyi tercih etmiş.

Reel Optik size ne kattı? Siz Reel Optik’e ne kattınız?
Reel Optik bu işte daha ulaşılabilir birçok noktanın olabildiğini gösterdi. Daha butik işlerin yapılabildiğini burada yaşadım. Müşteri portföyünün çok daha farklı olduğunu gördüm. Sadece sağlık unsuru olarak değil, gözlüğün de artık bir kıyafet gibi kullanıldığını gördüm.

Reel Optik’in kuruluşundan ve şubeleşme sürecinden söz edebilir misiniz
Reel Optik şubeleşmeyi hiç düşünmemiş bir firma ve hala şubeleşmeyi düşünmüyor. Nişantaşı’nda kendi müşterisi ile butik olarak çalışmak istiyor. Hizmet kalitesinden ödün vermek istemediği için şubeleşmeyi düşünmüyor.

Reel Optik’in sektörel vizyonunu ve Dna’sını nasıl tanımlarsınız?
Açıldığı günden beri modayı çok iyi yakalamış, hatta modanın öncüsü olmuş firmalardan bir tanesi. 1995-1996 yıllarında çıkan beyaz çerçeveli gözlükleri ilk olarak Reel Optik satışa sunmuştur. 2000’li yıllarda çıkan faset renkli camlı taşlı gözlükler yine ilk burada yer aldıktan sonra sektöre dağılmış. Sektöre çok güzel öncülükler yapmış bir firmayız. Takı gözlükleri getirmiş. Markaların en özel koleksiyonları Nişantaşı’nda ilk Reel Optik’te kullanıcılarla buluşmuştur.  Her sene kendisini bir adım daha öne taşımış bir firmayız. Özel el yapımı ağaç gözlükler, boynuz gözlükler, kişiye özel üretilmiş olan gözlükleri de ilk olarak sektörle bizim mağazamızda buluşturmuştur.

Mağazanız, moda merkezi olan Nişantaşı’nda. Bu güçlü rekabet ortamında sizi diğer mağazalardan ayıran özellikleriniz nelerdir?
Herkesin sattığı ürünü biz de satıyoruz tabii ki. Bizim farkımız hizmetimiz. Biz aynı zamanda hizmet de satıyoruz. Asıl işlemimiz satıştan sonra başlar. Müşterilerimizi zaman zaman arayıp, bizleri ziyaret etmelerini rica ediyoruz.  Onlar kahvelerini içerken kullandığı gözlüğün kontrollerini yapabiliyoruz. Bu iletişimle de müşterinin ürünü doğru ve güzel kullanmasını sağlıyoruz. Ürünle ilgili eğitimleri de burada veriyoruz. Rekabetin artık bir sonu yok ve biz bununla yarışmaktansa verdiğimiz hizmetle müşterilerimizi memnun etmeye çalışıyoruz. Bizim için %100 müşteri memnuniyeti çok önemli.

Mağazanızda yer alan markaları ve ürünleri seçerken kriterleriniz nelerdir? Yani bir ürünün trend olması yeterli mi?
Bir markanın o dönem için trend olması bizim için yeterli bir kriter değil. Her zaman bir adım daha öne gitmeyi hedefleyen bir mağazayız. Ekiplerimiz var. Toptan bölümümüzdeki arkadaşlarımız sürekli yurtdışındalar. Fabrikalarda çıkan yeni ürünleri görme şanslarına sahipler. Biz de Türkiye’ye getirip sunmaya çalışıyoruz. Müşterilerimizi çağırıp size uygun gözlükler geldi, gelin mutlaka inceleyin diyoruz. Onların beğenisine de sunup seçtiğimiz ürünleri müşterilerimizin taleplerine göre yönlendiriyoruz. Her trend olan markayı mağazamızda bulundurmuyoruz çünkü bir farklılık yaratmak zorundasınız. Biz Reel Optik olarak müşterilerimizin isteğini önemsiyoruz.

Gözlük almaya gelen müşteriler marka ve model bilincinde mi geliyorlar? Yoksa siz mi onlar adına en doğru seçimi yapıyorsunuz? Bunun orantısı nedir?
Bulunduğumuz yer Nişantaşı. Nişantaşı’nda birçok model isteniyor. Birçok insan buraya marka ve model bilinciyle geliyor. Bunun oranı aşağı yukarı %65’lere kadar çıkıyor diyebilirim. Buraya geldiğinde istediği gözlük veya arkadaşının gözünde görüp beğendiği gözlük kişinin yüzüne uymayabiliyor. Bunu biz kendisine göstererek anlatıyoruz. Özellikle optik gözlük ise olması gerekenleri anlatıyoruz. Yüzüne uymayabiliyor. Odakları, burun aralıkları olmayabiliyor. Bu sebeple tavsiye ettiğimiz gözlükleri gösteriyoruz. Bizim uygun bulmadığımız bir optik gözlüğün satışını gerçekleştirmiyoruz. Güneş gözlüklerinde bazen farklılıklar isteyen müşteriler olabiliyor. Yeter ki yüzüne uyum sağlasın, herhangi bir rahatsızlık vermesin.

Herkes de bir farklılık arayışı var. Farklı tasarımcılar, farklı mağaza konseptleri hatta marjinal müşteri kitlesi. Moda dünyasındaki bu pazarlama akımı hakkında fikirleriniz nedir?
Bu farklılık hepimize yarayacak bir durum. Daha çok çoklu mağazalar dediğimiz mağazalarda bu başarı elde edilebilir. Onlar bu farkı yakalayıp birçok mağazada aynı anda müşterilerine sunabiliyorlar. Fakat bizim gibi butik mağazalarda biz bunu gerçekleştiremeyiz. Biz hizmetimiz, dekorasyonumuz ve ürünlerimizle müşterilerimize hizmet sağlamaya çalışıyoruz. Müşterimiz ne kadar memnun olursa bizim farkımız da o zaman ortaya çıkıyor.

Bu yılın trendleri nasıl olacak? Sizin favori markanız hangisi?
Bu yıl tasarım ürünler çok ön planda. Moda markası ürünlerden daha çok tasarım markalı ürünler daha çok tercih ediliyor. Boynuz gözlüklerde özellikle Maybach bizim çok sattığımız bir ürün.  Fashion markalarda durum farklı. Marka koleksiyonun da ki bir model ile o yıl trend olabiliyor. Ancak hiçbir marka için bu durum süreklilik göstermiyor. Bazen koleksiyonlar kendini tekrar ediyor. Çok hızlı hareket ediyorlar bu da hem markaya hem de bize zarar veriyor. Bir markanın koleksiyonu bu sene iyiyse diğer sene kötü olabiliyor. Butik markalar dediğimiz tasarım markalar her sene kendini bir adım daha ileriye götürüyor çünkü onların amacı her şeyden önce konfor sağlamak ve kullanıcıya yakıştırmak. Aslında bu yıl belirgin bir trend durumu yok. Turkuaz rengi bu yıl çok ön planda.  Hardal renkler yine aynı şekilde. Tabii ki klasikten vazgeçmeyenler için açık kahveler, fümeler, biraz daha keskin olmayan renkler ön planda olacak. Doğallık ve şeffaflık ön planda olacak. Daha iddialı, daha tarz, daha çekik, göz çukuruna oturan gözlükler ön planda yer alacak. Güneş gözlüklerinde trend her dakika değişebiliyor. Bugün bakıyorsunuz, ara dönemlerde de koleksiyonlar çıkıyor. Güneş gözlüğü kullanımının bir sezonu olmadığı için koleksiyonlar Mart ayında başlıyor, Temmuz ve Ağustos’ta yenileniyor. Favori markam ise güneş gözlüğünde Maybach’ı en öne koyabilirim. Silhouette, Mykita şu an en fazla satılan markalar arasında yer alıyor. Bunun dışında Bottega Venetta, Yves Saint Laurent, Fendi ve Dior satışı çok iyi giden markalarımız.

Son yıllarda birçok marka geri dönüşüme yatırım yapıyor. Mağazanızda geri dönüşümlü ürünler ya da markalara yer veriyor musunuz?
Biz de geri dönüşümü destekliyoruz. Müşterilerimizden eski gözlüklerini ve camlarını istiyoruz ve onları geri dönüşüme kazandırmak için topluyoruz. Bazılarını geri dönüşüm  için ayırıyoruz, bazılarını ise ihtiyaç sahibi olan kişilere de göndermeyi düşünüyoruz. İkinci kez kullanılacak olan ürünü temizleyip, kullanıma hazır hale getiriyoruz. Tüm bu işlemleri ücretsiz olarak yapıyoruz.

Yurtdışında gerçekleştirilen uluslararası fuarları takip ediyor musunuz?
Bence Türkiye’deki her gözlükçüyüm diyen kişinin fuarlara gitmesi gerekiyor. Toptancı olup olmaması önemli değil. Orada ürünlerin servis ediliş şeklini, ürünleri, toptancı, imalatçı firmaları görmesi lazım.. Aşağı yukarı her sene bütün fuarlara on beş senedir gidiyorum. Toptan bölümümüz için de gidiyorum ama asıl önemli olan mağazamız. Hangi modeller daha baskın görmek gerekiyor. Ayrıca fuarlarda birkaç firma ile değil tüm firmaları bir arada görme şansına sahipsiniz. Fuarların havasının bambaşka olduğunu düşünüyorum.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı uluslararası fuarlarla kıyaslarsak, konumunu nasıl tarif edersiniz?
Daha yeni doğmuş bir çocuk ama muhteşem bir şekilde büyüyor. Her geçen sene yükselen bir ivme ile yukarı doğru çıkıyor. Çok hoşumuza giden bir fuar. Evet yurtdışında fuarlar var ama biz burada niçin yapamıyoruz diye üzülüyorduk. Şimdi görüyoruz ki Silmo İstanbul sayenizde çok yükseliyor. Yeni doğmuş bir çocuk olmasına rağmen çok kısa zaman içerisinde Paris ve Milano’yu geçeceğine inanıyorum. Çünkü Ortadoğu bambaşka bir yer. Böylesi bir fuar daha önce hiç yapılmadı. Ülkemize kattığınız katma değeri göz ardı edilemeyecek boyutta. Muhteşem bir şey bu. Silmo İstanbul’un üretici firmaların sayısının artmasında ve kaliteli ürün imalatı konusunda çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Mesela biz her yıl toptan bölümde ki firmamız ile fuara katılıyoruz. Ulaşmadığımız noktalar oluyordu. Fuarda bu kişilere ve mağazalara ulaşma, tanışma, kaynaşma fırsatı sunuyor. En önemlisi de her geçen gün büyüyen bir fuar olduğu için yabancı ziyaretçilerde çok geliyor. Onlarla oturup konuşup ticaret yapabiliyoruz. Eksik ve fazlalıklarımızı görüyoruz. Yabancı ziyaretçilerin artacağını ve yabancı firmaların da fuara daha fazla katılacağına inanıyorum.

2023 itibarıyla dijital olarak yayınlanmaya başlayan 4 your eyes ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Dergi ilk çıktığında sektöre böyle güzel bir yaklaşım bizleri çok şaşırtmıştı açıkçası. Her geçen gün büyümeniz, her geçen gün optik sektörüne rehberlik yapmanıza önem veriyoruz. Dijitale geçmenize ise çok memnun oldum. Her şeyden önce artık ağaçlarımız kesilmeyecek. Dijital yayına hepimizin erişebileceğiz. Bu sayede daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyorum.

Ocak 2023

Bdt Optik

BDT OPTİK

Sürekli Gelişen ve Yenilenen

Silmo İstanbul geldiği noktaya bakarsak kurumsal kimliği, markalaşması, katılımcı sayısı ve kalitesi, ziyaretçi sayısı olarak gerçekten birkaç sınıf atlamış olduğunu görebiliyoruz.

Merhaba Beri Bey… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba… Ben Beri De Taranto. 1983 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik bölümünü bitirdim. Bu sektöre tanışmam eşimin vesilesiyle oldu. Eşim ve ailesi uzun yıllardır bu sektöre çok severek hizmet veriyorlar. Açıkçası onların bu bağlılığı ve keyifli çalışması beni çok özendirdi ve optik sektöründe çalışmaya başladım. Normalde mesleğim teknoloji danışmanlığıydı. Kendimi bir anda bu sofrada, bu mutfakta buldum. Şimdi eşimle beraber bu sektörde BDT firması ile hizmet veriyoruz.

Kaç senedir bu sektördesiniz?
Nasıl geçtiğini anlamadığım dolu dolu 7 yıl oldu. Çok hızlı bir tempo ile geçirdim. Çok farklı insanlarla tanıştım. Çok farklı yerlerde bulundum. Türkiye’nin her yerine aşina oldum. Daha önceki sektörümde ufak dünya gezilerimiz oldu. Optik sektörüne girişim ile Türkiye’nin her yerini tanımış oldum. Uluslararası fuarlar sebebiyle dünyanın bir çok ülkesini görmüş oluyoruz. Yani sürekli gelişiyoruz, yenileniyoruz.

Satış ve satış sonrası hizmetlerinizden bahsedelim…
Ürünlerimizin tanıtımı ve satışı için sıklıkla firma ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Bundan dolayı sürekli seyahat halindeyiz. Bizim en büyük amacımız toptan tarafından, perakendeye, perakendeden tüketiciye kadar bütün aşamalarında her türlü memnuniyeti sağlamak. Amacımız son kullanıcıyı memnun edebilmek. Bir problem çıktığında perakendecinin sıkıntı yaşamasını istemiyoruz çünkü onlar bizim iş ortaklarımız. Kusursuz ürün verip onların da aynı şekilde müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun dışında da teknik servis kısmında da gayet donanımlı durumdayız. Herhangi bir problem olduğunda iş ortaklarımız taleplerini bize iletiyor ve en kısa sürede en doğru şekilde yanıtlamaya çalışıyoruz. Müşteri memnuniyetini her zaman en üst düzeyde tutmaya çalışıyoruz.

Markalarınızı ve ürünlerinizi tanıtırken hangi iletişim araçlarını tercih ediyorsunuz?
Benim tercihim aslına bakarsanız sosyal medya ve saha ziyaretleri. Bizim dağıtımını yaptığımız markalar çok bilinen ve tanınan markalar olduğu için genellikle müşterilerimiz bu ürünleri takip ediyor. Çoğu zaman ben daha bilmezken müşterinin yeni koleksiyonlarının talebini alıyorum. Bundan dolayı sosyal medya gerçekten çok güçlü bir araç, özellikle instagram çok güçlü bu konuda. Yeni koleksiyon ve bilgilendirmelerimizi buradan yapıyoruz. Ayrıca fuarlara katılım sağlıyoruz. 2022 yılında Silmo İstanbul Optik Fuarı’na katıldık. Bundan sonraki yıllarda hem yurt içi hem de yurt dışındaki Silmo fuarlarına katılım sağlamayı düşünüyoruz. Ayrıca saha gezileri, müşteri ziyaretleri bu tanıtımlarda çok önemli yere sahip. Çünkü müşterilerimiz güncel gelişmeleri takip etmek için çok vakit bulamayabiliyorlar. Öncelikleri kendi müşterilerine cevap vermek oluyor. Bizler biraz onların danışmanı gibi davranıyoruz. Doğru ürünü, doğru fiyata sununca zaten başarılar da arkasından geliyor. Biz de memnunuz müşterilerimiz de memnundur diye düşünüyorum.

Fuarlara katılıyoruz dediniz… fuardan beklentiniz nasıldı? Beklentinizin karşılığını alabildiniz mi? Silmo İstanbul’un gelişimi ve şu andaki süreci hakkındaki yorumlarınızı alalım.
Öncelikle benim Silmo İstanbul’a katılma amacım yeni bir firma olduğum için kendimi tanıtmak. Beni tanıyan çok müşterim var ama tanımayan çok daha fazlası var. Firmam, şahsım ve markalarımla kendimi en iyi temsil edeceğim yer fuardı, bu sebeple Silmo İstanbul’u tercih ettim. Gerçekten beklediğimden de iyi bir sonuç aldım. Hem yerli hem yabancı bütün ziyaretçiler markalarımızı bildikleri için standımızı ziyaret ettiler. Tanışma fırsatımız oldu. İş geliştirme fırsatımız oldu. Firmamızı bilenlerle de iş geliştirmemde faydalı oldu. Silmo İstanbul şahsım ve firmam adına faydalı bir süreçti. Silmo İstanbul geldiği noktaya bakarsak kurumsal kimliği, markalaşması, katılımcı sayısı ve kalitesi, ziyaretçi sayısı olarak gerçekten birkaç sınıf atlamış olduğunu görebiliyoruz. Bu sebeple katılımlarımızın devam edeceğini düşünüyorum.

Firmanın bünyesinde bulunan markalardan, bu markaların müşteri profilinden ve teknik özelliklerinden bahsedebilir misin?
BDT Optik bünyesinden dört tane marka var. Bunların hepsi çoğunlukla butik mağazalara hitap eden üst seviye ürünlere sahip markalar. Bunlardan biri Markus T. Firma sahibi Almanya’da çok tanınan bir optometris ve tasarımcı. Birçok otel ve mağaza tasarımları yapmış. İşini çok çok iyi bildiği için son kullanıcıya kusursuz ürünler tasarlıyor ve sunuyor. İşlerini kusursuz yapma gayretindeler. Firma hem optik hem güneş çerçevelerini Almanya’nın batısında en üst düzey teknolojilerle üretiyor. En önemlisi de tüm koleksiyonun elde üretiliyor olması. Buradaki katma değerin en önemlisi ürünlerin elde bu kadar muntazam bir şekilde birleştirilmesinden ve kişiye özel yapılmasından geliyor. Ben kendilerini yerlerinde ziyaret edip gördüm. Son zamanlarda gezdiğim en üst düzey üretim tesislerinden birine sahipler. Yapılan işlemler tüketicisine çok uzun süre ve ilk günkü gibi hizmet vermesi için özenle planlanmış. Firma sahibi işini çok iyi bildiği için atölyecinin veya gözlükçünün özel patentli sistemlerle korkmadan sunabileceği ürünler yapıyor. Mesela bütün Markus T ürünlerinde çerçeveler ters kanal. Normalde ters kanal çerçevenin zorluklarında biliyorsunuz cama kanal açmanız lazımdır. Bu firma öyle bir sistem oluşturmuş ki cama ve çerçeveye zarar vermeden sökme takma işlemi yapabiliyoruz. Bununla beraber atölyecinin üzerinden yükü ve stresi alıyoruz. Çerçeveler 1.6 gramdan başlayan tasarımlarla başlıyor. En ağır çerçevesi 5.30 gram ağırlığında. Yani gün boyu gözlük takacak biri isen yüzünde daha az yorgunluk yaratan bir şey takmak istersin. Markus T  bu kişilere yönelik bir çerçeve. Tüm kullanıcılardan çok olumlu tepkiler alıyoruz. Lafont 100 yıllık bir firma. Bu işe daha Avrupa’da gözlük üretimi yokken başlamışlar. Gözlüğün öncülerinden biri. Firma atölye olarak, kişiye özel gözlükler yaparak başlıyor bu işe ve yaptığı farklı tasarımlar ile yıllar yılı büyümeye devam ediyor. Şimdi 100. yılında yüzlerce ünlüye rengarenk gözlüklerini taktırmış, Avrupa ve Amerika’da çok bilinen bir marka Lafont. Genellikle en renkli vitrinler ve çerçeveler onların. Hep dikkat çeken tasarımlara sahip. Paris’te 5 tane perakende mağazaları var. 1 tane de ayrıca atölyeleri var. Halen devam eden bir geleneğinden bahsedeyim; internetten randevu alabiliyorsunuz, gidiyorsunuz oraya istediğiniz bir modeli seçiyorsunuz. Yüzünüzün ölçüleri alınıyor. Asetat bloklardan siz istediğiniz gibi bir model artı renk seçebiliyorsunuz. Sizin yüzünüze, gözünüze, burnunuza özel gözlükler üretiyorlar. Bunu da halen köklerine saygılarından dolayı devam ettiriyorlar. Minima’da Lafont gibi Fransız firması. Minima’da 30. yıllık bir firma. Masada gördüğünüz ürünler çocuk çerçeveleri. Çocuk çerçevelerine gerçekten çok farklı bir boyut kattı. Piyasada gördüğünüz renklerden çok daha canlı. Çok kaliteli. Hepsi titanyum ve esnek. Çocuğun yüzüne kapanmıyor. Çocuk bu gözlüğü parçalayamıyor. Neredeyse yok edilemez diyebiliyoruz. Çocuk gözlüğü denince satış algısına çok bakmıyoruz ama gözlerinde onlarında içini ısıtan bir çerçeve takmasını istiyoruz. Ben defalarca çocukların gözlerinde bu ürünü seçtikleri için pırıltıya şahit oldum. Çocuklar için şöyle bir travma var. Küçük yaştasın ve okula gidiyorsun. Çocuklar yetişkinler gibi değil. Acımasızca eleştirebiliyorlar. En azından o geçiş sürecini hafifletici gözlükler bunlar. Anne babalarında içlerini rahat ettirecek bir marka. Gözlük yüze oturduğundan hareket halindeyken kayma yapmıyor. Düzeltme ihtiyacı hissetmiyorsunuz. Bu da çok önemli.

Son olarak Osix markanızdan bahsedelim. Çok fazla renkli. Neredeyse renk kartelası gibi. Bu markayı bize anlatır mısın lütfen.
Osix bir İtalyan markası. Çok haklısın bu bizim renk kartelamız. Aslına bakarsan ellerindeki renklerin %20’sini falan oluşturuyor bu kartela. Tabi ki tüm renkleri getiremiyoruz. Bütün ürünlerini 3D Asetatla yapıyorlar. CNC makinalarında özel olarak kesiyorlar. Siparişi de kendi web sitelerinden yapıyoruz. Modeli müşterimize beğendiriyoruz. Sap renkleri, gövde renkleri,  cam rengine kadar istersen güneş istersen optik olacak şekilde özelleştirme de mümkün. Saplara isterseniz isim veya slogan ekleyebiliyorsunuz. Bunların hepsi mümkün ve çok da güzel bir hikayesi var aslında. Sen bu gövdeyi, sapı istedi, sen bu plastiğe hayat verdin diye bir tane asetat bloğu kişiye gözlüğünle beraber hediye ediyorlar. Çok keyifli bir çalışma. Bu markanın fiyat aralığı elimizdeki bütün markalardan daha uygun. Çok yeni bir marka. Silmo İstanbul’da lansmanını yaptık ve olumlu tepkiler aldık.

Dergimiz bir yeniliğe daha imza attı ve yayın hayatına dijital olarak devam edecek. Bu şekilde çok daha yoğun kitlelere ulaşıp ve daha efektik çalışmalar yapacağız ve etkileşimimizin daha çok olacağına inanıyoruz. 4 your eyes’ın bu konudaki kararı ile ilgili fikirlerin nedir? Ayrıca 4 your eyes’ın optik sektörü adına yaptığı çalışmalar ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?
Öncelikle dijitale geçmeniz çağın gereksinimi. Bu çok iyi olmuş. Tüm dünya dergilerine baktığımızda belki basılı olarak devam ediyorlar ama dijitalleri kesinlikle var. Dijital kitleleşmekteki bir numaralı araç. Dergi yayınlandığı andan itibaren çok hızlı bir şekilde tüketiciye ulaşabiliyor. Okuyucular artık kargo ile bir dağıtım süreci beklemek zorunda kalmayacak. Hedef kitlenize çok daha hızlı bir şekilde erişebileceksiniz. Ben şahsım adına 4 your eyes dergisi geldiğinde bu ay ne olmuş diye bakıyordum. Sonuçta herkesin elde edebileceği bilgi sınırlı. Siz bunu meslek olarak yapıyorsunuz. Çok farklı noktalardan bilgi alıyorsunuz ve bunları paylaşmaya özen gösteriyorsunuz. Bunları bir hap gibi alıp kendimi güncelleyebiliyorum. Derginin geldi gelmedi beklemesine sonu vereceğim. Çok güzel olmuş. Tebrik ediyorum sizleri.

Ocak 2023

Silhouette Yeni Modeller

SILHOUETTE

Renkli Camlar ve Yeni Modeller

Titan Minimal Art hafifliği, konforu ve dayanıklılığıyla yirmi üç yıldır dünya çapında milyonlarca gözlük kullanıcısını büyülemeye devam ediyor…

Avusturya merkezli Silhouette 1999 yılında tamamen çerçevesiz, menteşesiz ve vidasız gözlükler üretmeyi başardı. Sadece 1.8 gram ağırlığında tüy kadar hafif gözlükler… Silhouette, yirmi üç yıl sonra bugün bile başka hiçbir gözlüğün geçemediği yeni bir konforu tanımladı.

Titan Minimal Art ile Silhouette, şirketi baştan aşağı değiştirecek yeni bir dönemi başlattı. Titan Minimal Art’ın piyasaya sürülmesinden önce, hafiflik gözlük dünyasında hiç konu olmamıştı, ancak bu noktadan sonra şirketin tüm ürünlerinin temel bir özelliği haline geldi. Çok az gözlük modelinin Titan Minimal Art kadar anlatacak hikayesi vardır. TMA 2000 yılında NASA astronotlarıyla birlikte ilk kez uzaya uçtu ve “Sertifikalı Uzay TeknolojisiTM” adı altında astronotlar için standart gözlük olarak seçildi. Aynı yıl, yaz gözlük sezonunun küresel yıldızı haline geldi. Tüm dünyada menteşesiz, vidasız ve çerçevesiz güneş gözlükleri yılın olmazsa olmazı haline geldi. Bu sebeple, Titan Minimal Art’nın 2001 yılında uluslararası düzeyde büyük beğeni kazanması hiç de şaşırtıcı değildi. Çok geçmeden ünlüler de bu ikonik tasarımı benimsemeye başladı.

Titan Minimal Art Special Editions ilki 2010’larda piyasaya sürüldü ve bu özel seri gözlük kullanıcıları arasında daha da büyük bir heyecan yarattı. Top model Nadja Auermann, yıldız fotoğrafçı Nick Knight, makyaj sanatçısı Mary Greenwell ve Viyana Senfoni Orkestrası’ndan müzisyenler gibi ünlü yüzlerle ortaklıkların yanı sıra Arthur Arbesser ve son olarak 2018 güneş gözlüğü sezonu için Perret Schaad gibi moda markalarıyla tasarım işbirlikleri yapıldı. 2017 yılında Silhouette, sınır tanımayan vizyon felsefesini mükemmelleştirmek için Lens Laboratuvarını açarak bir başka kilometre taşına daha ulaştı. Artık camlar, çerçevelerle birlikte şirketin Linz’deki merkezinde, yüksek derecede el işçiliği gerektiren en üst düzeyde hassasiyetle üretilir oldu.

İkonik modelin yirminci doğum gününü kutlamak için eşsiz Titan Minimal Art’ın Özel Sun Edition’u 2019’un başında, güneşli mevsim için tam zamanında piyasaya sürüldü. Silhouette bu özel yılı dört şık yeni güneş gözlüğü modeliyle kutladı. Tasarımlar, sapların minimalist çizgilerinden ilham alan geometrik, mimari şekiller içeriyordu. Küçük gözlükler, kadınlar için kedi gözü camlı ve erkekler için klasik kare camlı modellerin yanı sıra modaya uygun altıgen veya havalı yuvarlak camlı üniseks modellerde de beğenilere sunuldu. 90’ların ikonunun yeni bir optik versiyonu da 2019’un yaz aylarında görücüye çıktı.

Silhouette şimdi de minimalist ve modern çizgilerdeki özel TMA–The Icon koleksiyonunu, dört yeni modelle genişletiyor. Avusturyalı marka tasarımlarını kendi laboratuvarında ürettiği en yeni moda renklerdeki camlarıyla beğenilere sunuyor. Silhouette’nin Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdürü Michael Schmied ile Titan Minimal Art–The Icon koleksiyonunun başarısı ve yeni modellerin özelikleriyle ilgili yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Michael, Silhouette yüksek kalitedeki titanyum gözlük yapımında uzmanlaşmış bir markasınız. Titan Minimal Art’ı bu kadar özel kılan nedir?
Titan Minimal Art, Silhouette markasının tüm tasarım dili için bir ilham kaynağıdır. Saf minimalizm örneği olan bu koleksiyonu “Gereksiz olandan vazgeçmek, gerekli olanı olağanüstü hale getirir” sloganıyla en uygun şekilde özetleyebileceğimi düşünüyorum.

Titan Minimal Artın genel özelliklerini biraz daha açabilir misiniz?
TMA koleksiyonunun farkını gözlüklerin olağanüstü hafifliğinde, yüksek teknolojili titanyum telin garanti ettiği sağlamlık ile esneklikte ve yüze ne kadar rahat oturduklarını fark ettiğinizde anlarsınız. Birçok kişi bu hassasiyet ve kalite seviyesini kopyalamaya çalıştı, ancak hiç kimse bunu başaramadı. Vidalardan ve menteşelerden vazgeçerek, Titan Minimal Art nın sadece günlük kullanım için uygun olmasını değil, aynı zamanda astronotlar için de standart ekipman olmasını sağladık. Koleksiyondaki gözlüklerin titanyum sapları yüze o kadar iyi oturur ki, yerçekimsiz ortamda bile mükemmel bir uyum garanti ederler.

Peki Titan Minimal Art’ya ‘The Icon’ ismini neden eklediniz?
Titan Minimal Art, Silhouette markasının ‘Icon’u yani simgesi niteliğindedir. Titan Minimal Art koleksiyonumuzdaki sadece 1.8 gram ağırlığında olan, çerçeve, vida veya menteşe içermeyen modellerimizle 1999 yılında tüm gözlük pazarında tam anlamıyla bir devrim yarattık. Titan Minimal Art, kullanıcı için başka hiçbir gözlüğün yaklaşamayacağı bir konfor seviyesine sahip mutlak bir hafifliği sunmaktadır. Koleksiyona The Icon sıfatını ise 2013 yılında ekledik. O dönemdeki minimalist ve klasik olan koleksiyonu sportif ve daha dinamik tasarımlarla genişletmeye başladık.

The Icon koleksiyonunuza dört yeni model eklediniz. Yeni modellerden bahsedebilir misiniz?
The Icon koleksiyonu için yuvarlak büyük boy cam şekli ve kelebek form da dahil olmak üzere yeni, modaya uygun tasarımlar hazırlamaya karar verdik. Daha küçük olan yuvarlak cam şekli ve pilot formu gibi klasikler de yeni koleksiyonumuzda mevcut.

Bu arada, ne zamandan beri renkli camlarla çalışıyorsunuz?
Bir süredir renkli camlarla çalışıyoruz diyebilirim. Ancak özellikle 2016 yılında Lens Laboratuvarımızı açtığımızdan beri dersem daha spesifik olur. Lens laboratuvarımızdaki kendi renklendirme tesisimiz de dahil olmak üzere 2017 yılının başından itibaren %100 Silhouette imzalı gözlükler sunuyoruz.

Sizce renkli camların bu kadar öne çıkmasının sebepleri nelerdir?
Renkli camlar, kullanıcıların sadece güneş gözlükleriyle değil, optik gözlükleriyle de renklerin keyfini çıkarmasına ve dünyalarını uygun gördükleri ışığa büründürmelerine olanak tanıyor. Bu yılın en gözde trendi olan renkli camlara podyumlar ve dergilerde sık sık rastlayabilirsiniz.

Sizce renkli camlar çerçeveli gözlükler yerine çerçevesiz gözlükler için neden daha ideal?
Çerçevesiz gözlükler sadelikleriyle dikkat çeker. Tam çerçeveli modellerde çerçeve, kullanıcının yüzünde belirgin bir şekilde öne çıkar. Çerçevesiz modeller bunun yerine camların parlamasını sağlar. Bu da moda unsurunu sadece camların şekli ve rengiyle sınırlar. Renkli camları olan çerçevesiz bir gözlük bu sebeple tüm görsel algıyı sade, yalın ve şık bir şekilde kullanıcısının yüzüne yansıtır.

Yeni modellerinizi hangi renk seçenekleriyle sunuyorsunuz?
The Icon koleksiyonundaki yeni modellerimizde renkler açısından radiant rosegold, cosmic blue, mystic ruthenium ve spheric silver arasında seçim yapabilirsiniz.

Renkli camların modaya uygun olmanın ötesinde başka avantajları var mı?
Elbette var. Çoğu öznel olsa da pek çok avantajı var. Birçok kullanıcı renkli gözlüklerle bakmanın daha rahat olduğunu düşünüyor; dünyayı daha rahat bir ışık altında görmek için istedikleri rengi seçebiliyorlar. Renk teorisi ayrıca belirli renklerin örneğin ruh halini iyileştirici etkileri olabileceğini iddia etmektedir.

Yeni modeller hangi teknik özellikler ile öne çıkıyor?
Tüm %100 Silhouette imzası taşıyan gözlükler renkli camlarla da mevcuttur. Renkli camlara sahip bir optik model için her türlü müşteri talebini, örneğin progresif camları bile karşılayabiliriz. Önümüzdeki yıl daha da fazla teknik ve tasarım odaklı yenilikler yapmayı planlıyoruz.

Yeni renkli camlı gözlükleriniz kimler için tasarlandı? Belirli bir demografiyi mi hedefliyorsunuz?
Renkli camlar ve çerçevesiz tasarımlar şu anda tamamen trend olduğundan yeni tasarımlarımız ve renklerimiz özellikle daha genç ve trend bilincine sahip tüketiciler tarafından ilgi ve beğeni topluyor.

Titan Minimal Art ‘The Icon’ modellerinizi ünlüler de tercih ediyor mu?
Çerçevesiz tasarımlar, özellikle de renkli camlı olanlar şu anda çok popüler. Sadece sosyal medyada değil, aynı zamanda tüm dünyadaki podyumlarda ve kırmızı halılarda modellerimizi kullanan ünlülere rastlayabilirsiniz. İlk aklıma gelen isim Rita Ora. Kısa bir süre önce Icon koleksiyonumuzdan Cosmic Blue renkli bir gözlüğümüzü taktı ve Instagram hesabında fotoğraflarını paylaşarak büyük beğeni topladı.

Kaynak: Favrspecs

Ocak 2023