PRM Mağazacılık

PRM MAĞAZACILIK

Genç ve Dinamik

Silmo İstanbul bu on yıllık gelişim sürecinde Türkiye optik sektörünün lokomotifi konumuna geldi ve bu gelişimden sektörün içerisinde olan bir şirket olarak oldukça mutlu ve gururluyuz.

Merhaba Tankut Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile kişisel olarak yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, 1970 Antakya doğumluyum. İlk, orta okul ve liseyi Özel Işık Lisesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği fakültesinde yüksek öğrenimime başladım. Üniversite öğreniminin iş hayatı için gerekli ancak yeterli olmayacağını bilerek yetiştirilmiş olduğum için iş hayatında deneyim kazanmak amacı ile üniversite öğrenimimin ilk yılında iş hayatına atıldım. Kimya mühendisliği kariyerimi tamamladıktan sonra iş hayatımda oldukça katkı sağladığına inandığım Ekonomi eğitimimi de tamamlayarak ikinci üniversiteyi bitirdim. Sektöre farklı bir bakış açısı getirme zamanının geldiğini hissettiğim bir zamanda yollarımız ortağım ile kesişti. Ortağım da Marmara Üniversitesi güzel sanatlar mezunu ve yıllarca çeşitli markalarda tasarım üzerine üst düzey yöneticilik pozisyonlarında çalışmıştır. Ortak bir vizyonla ve artık bir misyonu yüklenmeye hazır olduğumuza dair inançla yola çıktık.

Yeni bir firma olmanıza rağmen sahip olduğunuz vizyon ile başarılı bir grafik çiziyorsunuz. Prm Mağazacılık’ı kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Türkiye pazarına farklı markları kazandırmak amacı ile Prm Mağazacılık Hizmetleri Ticaret A.Ş’yi 2010 yılında kurduk. Şirketimizi kurarken Öncelikli amacımız yurtdışından getirmiş olduğumuz markalarımızın yurtiçi pazardaki belirli boşlukları doldurabilmesini sağlarken, markaları doğru yerde ve doğru stratejiler ile konumlamaktı. Bu yolda birçok yeni marka ve ürünlerle de tanıştık ve onları Türkiye pazarına getirmek için deneyimli ekibimiz ve tüketicilerden oluşan odak grupları ile vermiş olduğumuz çabalar sonucu Türkiye pazarına kazandırmış olduğumuz birçok giyim ve aksesuar markalarının yanında optik sektörü ile tanışmamıza sebep olan gözlük markamız ise Meller oldu.

Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Meller İspanya Barselona’da 2010 yılında kurulmuş oldukça genç ve dinamik bir marka. Meller markamız 2018 yılı itibari ile Türkiye pazarındaki yerini bulmaya başladı ve bugün itibari ile oldukça bilinir ve aranan bir marka olduğunu söyleyebiliriz. Sosyal medyayı en etkili kullanan moda markalarından başında gelmektedir. Yeni kuşakların tercih ettiği, günün modasını çok hızlı takip eden ve hızlı dinamik bir markadır. Meller hem kaliteli hem uygun fiyatlı ürünleri geniş model ve renk yelpazesiyle tüketiciye sunmaktadır. Diğer markamız olan Freesbee ise Meller’in başarısından sonra getirmiş olduğumuz ikinci optik gözlük markamız olup Amerika Kaliforniya markasıdır. Freesbee de aynı hedeflerle, yüzde 100 asetat olarak üretilen yüksek kaliteli ve ulaşılabilir fiyatlardadır. Sektöre 2022 yılında girmesine rağmen oldukça beğeni toplayan ve ilgi gösterilen bir marka olmuştur. Amerika ile olan özel anlaşmamız ile Türkiye’yi bölgesel bir tedarik merkezi haline getirme kararı almış olup özellikle yakın coğrafyamızda bulunan Avrupa, Arap ülkeleri ve Rusya gibi yurtdışı alt distribütörlükleri de Türkiye üzerinden yürütme anlaşması yaptık.

Markalarınıza ait koleksiyonları belirlerken önceliğiniz nedir? Ürünlerinizi tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
Koleksiyon seçimleri için öncelikle yurtdışı fuarları takip ediyoruz ve sezonun trendlerini kendi vizyon ve gustomuzla birleştirerek, kendi pazarımıza uygun olarak seçimler yapıyoruz. Tabii koleksiyon ve model seçkilerimize mevcut müşteri ilgisi ve talepleri de yön veriyor. Sezonda en az dört koleksiyon ve renk varyantları ile takviyeleri yapıyoruz. Freesbee ve Meller oldukça geniş ürün ve koleksiyon yapısına sahip olduklarından tüketiciler ile en güncel modelleri buluşturma konusunda oldukça titiz bir çalışma yapan tasarım ekibimiz bulunuyor. Tasarım ekibimiz ilgili sezonda trendleri yakından takip etmenin yanı sıra, müşteri beğeni ve davranışlarını da detaylı analiz ederek model ve renk seçimlerini bu doğrultuda yapıyorlar.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Dağıtım ve satış ağımızı genişletirken oldukça özenli ve önceden üzerinde çalışmış olduğumuz bir strateji üzerinde ilerliyoruz. Yol haritamız marka henüz ülkeye girmeden belirlenmiş oluyor. Markaların her yerde ve hemen her köşede bulunmasından ziyade doğru satış noktalarında ve doğru bir şekilde tüketicileri ile buluşturulmasına oldukça özen gösteriyoruz. Bu konuda biraz alışılmışın dışına çıkarak önce markalara ait beğenileri ve tüketicileri oluşturuyoruz. Sonra da markaların dinamiklerine uygun satış noktaları ile uzun soluklu olarak işbirlikleri kurup geliştiriyoruz. Amacımız ürün satmaktan ziyade uzun süreli ve kazanan bir iş modelinin tedarik ve tanıtım tarafında olmaktır. Büyük şehirler hariç her şehirde sadece bir adet satış noktası ile çalışıyoruz. Markaların talebini oluşturmak öncelikli hedefimiz. Bu doğrultuda sosyal medya kanallarını oldukça aktif olarak kullandığımızı söyleyebilirim.

Sektöre yatırım yapan bir firma olarak sektörün gelişimi hakkındaki düşünceleriniz ve beklentileriniz nelerdir?
Açıkçası Türkiye optik sektörünün yurtdışına kıyasla henüz gelişmekte olduğunu ve daha ilerleyecek yolu olduğunu düşünmekteyiz. Hala eski yöntemlerde takılı kalan hantal perakendecilerin gelişim süreçlerine ve mevcut yeni sistem perakendeye adapte olabilmeleri için daha fazla gayret içerisinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Artık sosyal medya yönetimi ve iletişimi yoluyla nihai müşterileri ile etkileşim halinde olamayan firmaların ve markaların çok daha zorlanacağını düşünüyoruz. Tüketicisine verecek bir mesajı olmayan ve her an ulaşılabilir durumda olmayan firmaların ve markaların önümüzdeki beş ila on yıllık süreçte ayakta kalabilmelerinin geçtiğimiz beş – on yıla kıyasla çok daha zor olacağını öngörüyoruz. Ayrıca sektörün daha yenilikçi ve daha dinamik, vizyonu olan genç yöneticilere ve çalışan iş gücüne ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte devletin özellikle ihracat ve dijital dönüşüm konularında firmalara olan destek ve teşviklerinin Türkiye optik ve perakende pazarının serbest olarak büyümesine katkısını artıracağını, böylece sektörün pazardaki yerinin de daha önemli bir konuma gelebileceğini düşünüyoruz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Fuarların sektörel büyümede çok önemli bir yapı taşı olduğunu ve buna göre doğru fuarları takip etmek gerektiğini düşünüyoruz. Tabii ki biz de tüm önemli fuarları ziyaretçi ve katılımcı olarak takip ediyoruz ve bunların dönüşlerini aldığımızı düşünüyorum. Silmo Paris bu konuda yurtdışı fuarlarda sancağı en önde taşıyor, bizlerin vizyonunu açtığı için düzenli olarak büyük beğeni ile takip etmekteyiz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’u ilk gerçekleştiği yıldan beri ziyaretçi olarak yakın takip ettikten sonra araya giren pandemi sonrası biz bu sene ilk defa katılımcı olarak katıldık. Açıkçası Silmo İstanbul’a katılmadan önce fuarın ne derece etkili bir platform olduğunu tam olarak anlayamamıştık. Silmo İstanbul’da ziyaretçiler fuara duymuş oldukları güveni ve beğeniyi aynen bizlere ve markalarımıza da yansıttılar ve oldukça olumlu dönüşler aldık. Özellikle yurtdışı müşterilerinin oldukça yoğun talebi karşısında gelen talepler bizleri çok memnun etti. Freesbee için komşu birçok ülke ile distribütörlük görüşmelerine başladık ve bazıları ile bu süreci sonuçlandırdık. Silmo İstanbul bu on yıllık gelişim sürecinde Türkiye optik sektörünün lokomotifi konumuna geldi ve bu gelişimden sektörün içerisinde olan bir şirket olarak oldukça mutlu ve gururluyuz.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açıkçası basılı yayınların dijitale kayması sürecinde 4 your eyes dergisinin sektörel boşluğu çok iyi bir şekilde doldurduğunu düşünüyoruz. Her ay yayınlanacak yeni bölümü merak içerisinde bekler durumdayız. Titiz ve özenli çalışma yürüten sizlere sonsuz teşekkürler.

Ocak 2024

Mykita

Eşsiz ve Sofistike

Yeni malzemeleri ve teknolojileri seçmek, yeni yapıları bulmak ve üretimini kendi yöntemleri ve kimliğiyle benzersiz bir şekilde yapmak Mykita’nın Dna’sını tanımlıyor.

Dünya’nın en iyi bağımsız gözlük markaları arasında ön sıralarda yer alan Berlin merkezli Mykita, Dna’sından ödün vermeden hazırladığı eşsiz ve sofistike koleksiyonlarını beğenilere sunmaya devam ediyor. Tasarımdan üretime kadar her koleksiyonunu kendi mutfağında hazırlayan Mykita, 20. yıldönümünü Silmo d’OR 2023 Responsible Company ödülüyle taçlandırdı. Mykita Ceo’su ve Kreatif Direktörü Moritz Krueger ile bu anlamlı ödül ve çok daha fazlası hakkında 23-26 Kasım 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda yaptığımız röportajı sunuyoruz.

Merhaba Moritz Krueger, Mykita 20 yaşında ve dünyanın en iyi bağımsız markaları arasında yer alıyor. Markanızı kurarken sizi en çok ne motive etti? O dönemki hayal ve hedeflerinizi gerçekleştirdiniz diyebilir miyiz?
Her şeyden önce dünyanın en iyi bağımsız markalarından biri olduğumuzu düşünmenizi bir iltifat olarak kabul ediyorum. Çok teşekkür ederiz. Ayrıca uzun süredir gelişimimizi takip ettiğinizi de biliyorum ki bu gerçekten harika. Sanırım kuruluş için motivasyonumuz, kendi markamızı yaratmak ve kendi kararlarımızı almak, gözlük dünyasında alışılmadık bir yol bulmak gibi özerkliğimizi ortaya çıkarmak için saf bir istekten doğdu. Hayal ve hedeflerimizi gerçekleştirdik mi sorusuna gelince, bence her zaman bir şekilde hayal kurmaya ve gelişmeye devam etmelisiniz. Yani bu sonu olmayan, bitmeyen bir şeydir. Ancak şu anki konumumuza büyük bir strateji ve bir sonraki adım gibi ileriye dönük düşünerek gelmedik. Bu yüzden Mykita’nın gelişiminin organik bir yolculuk olduğunu söyleyebilirim. Hayallerimiz gerçekleştiğinde, dünya çapında pek çok harika insan ve bizimle aynı tutkuyu paylaşan müşteriyle çalışma şansına sahip olduk.

Mykita’nın Dna’sını tanımlamanızı istersek neler söylerdiniz?
Evet, biz bir bakıma vahşi bir çocuğuz diyebilirim. Yani birilerini kabul etmek yerine kendi yolumuzu bulmak istiyoruz. Bu yüzden bence şirketin temeli gerçekten de kendi üretimimizi yapıyor olmamıza dayanıyor ve üretimimizi kendimizin yapıyor olması her zaman daha da gelişmek için bize belki de en büyük ilham kaynağı oldu. Ben kendi üretimimizi yaptığımız yere mutfağımız diyorum. Yani yeni teknolojiler, yeni malzemeler seçmek, yeni yapılar bulmak ve sürekli olarak gerçek anlamda yenilik yapmaya çalışmak ve işleri kendi yöntemimizle ve kendi kimliğimizle benzersiz bir şekilde yapmak; Mykita’nın Dna’sını açıklıyor. Bence her şeyin tek bir çatı altında bütünleşmesi çok nadir bir durum. Fikirden tasarıma ve üretime kadar, bence gerçekten çok ama çok entegre bir şekilde çalışıyoruz.
Dünyaca ünlü bir gözlük tasarımcısı olarak ilham kaynaklarınız sürekli değişkenlik gösteriyor mu? Sizi tasarıma en çok ne teşvik ediyor?
Bence ilham kaynaklarımızın değişkenlik gösteriyor oluşunu yine ilk olarak mutfağımızda neler olduğunu anlamak ve malzemelerimizi sürekli yenilediğimizden ve gözlük için kullanabileceğimiz daha fazla şey bulduğumuzdan emin olmaya çalışmamız ile açıklayabiliriz. Ayrıca birincil ilham kaynağı diye bir şey söz konusu değil. Çünkü evet, benim ilham aldığım kaynaklarım var, ama biliyorsunuz, benimle birlikte çalışan harika bir ekibim ve tasarım ekibim var. Hepimizin bireysel yeteneklerimiz var. Gözlüklerimizi tasarlarken bir yandan dünyaya bakmaya çalışırken, her pazarda neye ihtiyaç duyulduğunu görmeye de çalışıyoruz. Ama tabii ki daha çok kavramsal bir bakış açısıyla bazı daha şaşırtıcı olan yeni estetik türlere ulaşmaya çalışıyoruz, ancak bunların malzemelerle çalışmakla ve bizim için de üretimde yeni seçenekler belirlemeye çalışmakla alakası var. Yani aslında her şey bir ekip çalışması ile gerçekleşiyor.

Biraz da Mykita’nın en yeni koleksiyonundan ve modellerin öne çıkan özelliklerinden bahsedelim…
Açıkçası Covid’in iki yılı önemliydi. Biz bu dönemde kendimize odaklanmaya çalıştık ve organizasyonun temelini yeniden inşa etmek üzerinde durduk. Böylece tekrar yeni ürünler çıkararak, işbirlikleri gerçekleştirdik. Bu sebeple son koleksiyonumuzu Mykita olarak sahip olduklarımızı kutlamak amacıyla hazırladık. Yani ilk koleksiyonumuzdan geçen on yıllarla birlikte sunduğumuz diğer koleksiyonlarımıza bakarak, yeni ifade yolları ve estetik bulmaya çalışmadan kod yazılımı ve Dna’mızla gerçek bir tutarlılık gösteren bir koleksiyon oluşturduk.
20. yıl dönümüzü Silmo d’OR 2023 Responsible Company ödülü ile taçlandırdınız. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz ve sürdürülebilirlik projeleriniz 2024’te hız kazanacak mı?
Evet, kesinlikle. Silmo’nun sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk için ödül verdiğini duyduğumuzda çok heyecanlandık. Çünkü biliyorsunuz bu konular Mykita için başlangıcımızdan itibaren çok önemli olmuştur. Bizim ürünlerimizi kendimiz üretiyor, malzemelerimizi kendimiz tedarik ediyoruz. Bu sürekli bir yolculuk ve sürekli olarak bir şeyleri optimize etmeye ve geliştirmeye çalışıyoruz. Bu sebeple Paris’te bu ödüle layık görülmek bizim için inanılmazdı. Çünkü bu ödül Mykita’nın bir ürününe verilmedi, çok daha bütünsel bir yaklaşımla tüm çalışanlarımıza ve tüm ortaklarımıza verildi. 

Mykita koleksiyonlarında favoriniz olan güneş gözlüğü ve optik gözlükler hangileridir ve neden?
Bu soruyu yanıtlamak benim için çok zor, çünkü tek bir favorim olmadığını söyleyebilirim. Tek bir favorim olamaz çünkü bizim için portföylerimiz biraz da küçük bir aile gibidir. Pek çok farklı model var ve şu anda gerçekten sevdiğim ya da çok ama çok havalı bulduğum model, Berlin merkezli bir firmayla ile yaptığımız işbirliğinin ürünü. Bence gerçekten de arzu edilen bir model. Tasarımında çok güçlü bir duruşu var ve malzemesiyle dikkat çekiyor. Malzemesi bizim bir inovasyonumuzdur ve ilk olarak 2009 yılında pazara sunduk. Bu yüzden ürün, bu malzemeyi nasıl geliştirdiğimizi, süreçlerimizin nasıl geliştiğini gerçekten açıklamak için ideal bir örnek görevi görüyor. Berlin’deki ortağımızla bu ürün ile yeni bir estetiğe ulaştık. Yani bu ürün için aynı zamanda gerçek bir Berlin kutlaması gibi diyebiliriz.
Yeni yılla birlikte Mykita’dan sürpriz işbirlikleri, koleksiyonlar ya da açılışlar beklemeli miyiz?
Çok açıkça bizden sürpriz gelişmeler göreceğinizi söylemeliyim. Ama maalesef henüz detay veremiyorum. Ancak bizimle ilgili bir işbirliği ya da açılış olmasa da büyük bir haber verebilirim. Yeni bir binaya taşınıyoruz. Berlin’de yeni bir Mykita House bulduğumuz için gerçekten çok şanslıyız. Yeni bina şehrin merkezinde ve gelecek yıl Temmuz ayında taşınacağız. Yeni bina şu anda bulunduğumuz yerden yürüyerek sadece 10 dakika uzaklıkta. Gerçekten harika bir lokasyon olduğunu düşünüyoruz ve geleceğimiz için doğru bir adım attığımıza inanıyoruz. Bu taşınma bizim için gerçekten çok önemli çünkü house yani ev her zaman Mykita’nın manifestosu olmuştur.

Türkiye’de distribütörlüğünüz aracılığıyla temsil ediliyorsunuz. Bu işbirliğinizi ve Mykita’nın Türkiye pazarındaki konumunu nasıl değerlendirirsiniz?
Öncelikle, Türkiye’de bu harika ekibe sahip olduğumuz için çok minnettarız ve çok şanslıyız. İşbirliğimize 2008’de başladık, toptancı olarak müşterilerimiz oldular. Üç yıl sonra da distribütörümüz oldular. O zamandan beri gerçekten çok yakın çalışıyoruz, bir aile gibi bir aradayız. İşbirliğimizin her geçen yılı birbirimizi daha iyi dinlemeye, birbirimize yardım etmeye ve destek olmaya çalışıyoruz. Tüm ekibin buraya getirdiği tutkuyu ve bağlılığı gerçekten hissedebiliyorum. Bu benim için çok özel bir şey ve markaların Silmo İstanbul’daki bağımsız, büyük sunumla ne kadar güzel temsil edildiğini görmek ayrıca heyecan veriyor. İstanbul’a gelişimle birlikte yaklaşık 10 ya da 12 müşteriyi mağazalarında ziyaret ettik. Güzel bir sunum yaptık ve tüm mağazalar, müşteriler çok mutlu ve çok heyecanlıydı. Herkes gelecek hakkında konuşuyordu ki bunu çok önemli buluyorum. Onlar da nasıl daha iyi ortaklar olabileceğimizi ve birlikte büyüyebileceğimizi anlamak istiyorlar. Bence her şeyin bir şekilde daha da konsolide olduğu gözlük dünyasında, kendi benzersizliği ve estetiği olan güçlü bağımsız markalara sahip olmak çok önemli. Nihai müşterilere gerçekten en ideal şekilde hizmet sunmak için en iyi gözlükçülerle birlikte çalışmak da son derece önemli diye düşünüyorum.
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda sizi ilk kez aramızda görmekten çok mutluyuz. Son olarak 10. yaşını kutlayan Silmo İstanbul ile ilgili değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?
Biz de burada olmaktan çok mutluyuz. Fuarın ikinci günü İstanbul’a iner inmez Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirdiğiniz o görkemli geceye katıldık. Gerçekten tarih kokan o güzel binada harika bir konseptle mükemmel bir gece yaşadık. Bu sebeple biz de 10. Yıl dönümüzü kutluyoruz. Üstelik ilk kez katıldığım Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda da gerçekten harika bir organizasyona ev sahipliği yaptığınızı görüyoruz. Ekibinizle fuara ilk başladığınız yıllarda bu başarı sizin için belki çok net değildi ama sizler hayal etmeye ve inanmaya devam ettiniz. Üstelik coğrafi konumunuzla Avrupa’yı Orta Doğu ve Uzak Doğu ile birleştirmeniz de gerçekten harika. Silmo İstanbul’un 10. yılında artan ziyaretçisi ve katılımcısıyla büyük bir başarıya imza attığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Silmo İstanbul büyümeye ve ilgi toplamaya devam ediyor. Sizleri tebrik ediyoruz.

Aralık 2023

Adellens Optik

Adellens Optik

Bir İlk’e İmza Atıyor

“Silmo İstanbul bizim için dostlarla buluşma noktasıdır. Her yıl güzel kalabalıklarla daha da üstüne koyarak ilerliyor. Özellikle hem katılımcı hem ziyaretçi anlamında her geçen yıl yerli ve yabancı olarak ciddi bir artış var.”

Merhaba Cem Bey, öncelikle fabrikanızın kapıları bize açtığınız ve bu güzel karşılamanız için teşekkür ederiz. Adel Lens firması bu yıl büyük bir yatırım yaparak, “Otomatik Üretim” sistemi ile çalışmaya başladı. Bu son teknoloji üretim bandını ve sektöre kazandırdıkları hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Öncelikle kurduğumuz tamamen otomatik üretim bandını Türkiye’ye ilk getiren firma olmaktan çok mutlu ve gururluyuz. Yurtdışı seyahatlerimizde birkaç firmada gördüğümüz otomatik hat bizi her zaman çok etkilerdi ve kesinlikle ülkemizin de bu hatta sahip olması gerektiğine inanırdık. Bunu başarmış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bu yatırımdan sonra ne mutlu ki sektörümüzden çok fazla destek ve tebrik telefonları aldık. Bu yeniliğin sektörün gelecekteki vizyonuna etkisi mutlaka olacaktır çünkü dünyadaki gidişat artık otomasyona doğru yürümekle kalmıyor, adeta koşuyor. Tüm ürünler elbette ki otomatik sistemde yapılabilecektir. Teslimat süreleri kesinlikle daha da kısalacaktır, kaliteye etkisi ise tamamen insandan bağımsız standartta bağlanmış en yüksek seviyede olacaktır. Fiyat artışı sektörün gerçeklerinden farklı olmayacaktır.
Kaç markanız var? Ürünlerinizi rakiplerinden ayıran özellikler nelerdir?
Adel Lens olarak üç markaya sahibiz. Bunlar arasından Cortex markamız ana markamız ve kuruluşumuzdan beri kullandığımız bir markamızdır. İçeriğinde tek odaklı, bifocal ve progressive ürün gruplarımız mevcuttur. Kendimizi ve yatırımımızı sürekli güncelleme durumunda olduğumuz için 2019 yılında yeni yazılımla birlikte bünyemize Oppo markamızı kattık. Oppo’nun içinde de tek odaklı ve progressive mevcut. 2020 yılında ise en son aldığımız yazılım ile birlikte ürün gamımızı genişlettik. Adel Lens ailemize kattığımız en son üyemiz Cyber Eye Progressive ürünümüzdür. Kendimizi sürekli olarak geliştirmenin, üretimimize ve ürünlerimize değer katacak yenilikleri getirmenin gayreti içindeyiz.

Bütün indekslerde cam üretiminizi burada mı yapıyorsunuz?
Ürün yelpazemizin son derece geniş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Tek odaklı–bifocal (S2–Eline–Aphak Bifocal) – progressive camları üç çeşit markamız altında 1.5–1,56–1,57-1,61–1,67–1,74 tüm indeksleri İstanbul’daki üretim tesislerimizde üretmekteyiz. Üretimimizin yüzde yirmi beş ve yüzde otuz arasını ihracatımız oluşturuyor. Bulgaristan’da sekiz yıldır faaliyet halinde olan kendi satış ofisimizden hem Bulgaristan pazarına hem de Balkan ülkeleriyle ciddi çalışmalarımız var. Bunun yanında bayiliğimizin olduğu ülkeler arasında Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan gibi ülkeler yer alıyor. Tüm bunların yanı sıra gerçek anlamda asıl büyük üretim yerimizin İran’da olduğunu belirtmek isterim. İran’daki üretim tesisimiz hem kendi markamızı hem de İndo markasının üretimini gerçekleştirmektedir. İran’da hem en büyük üretim tesisiyiz hem de sektörde lider konumdayız.
Yıllık üretim kapasiteniz ne kadar? Otomatik üretim sistemi ile kapasitenizi ne kadar artırmayı hedefliyorsunuz?
Yıllık üretim kapasitemiz iki yüz altmış bin çift idi. Tamamen otomatik üretim sistemine geçerek full otomatik üretim hattını kullanmaya başlamamızla beraber yüzde altmışlık ciddi bir kapasite artışı yakalayarak, yıllık dört yüz on beş bin çift üretebilecek seviyeye ulaştık.

Bir optik mağaza Adel Lens Optik markalarını neden tercih etmeli?
Optik mağazaların Adel Lens markalarını seçmeleri için temel sebepler olarak kalite, güven, hız, satış sonrası hizmet, problemleri anında çözmeyi sayabilirim. Tabii ki en önemli unsurlardan bir tanesi olarak Adel Lens ailesindeki bölge müdürlerimiz ve onların yanında özveriyle çalışan ekibimizin varlığını es geçemem. Çünkü bu saydığım ekibin her üyesi kendi bölgesinde gerçek anlamda markalaşmış isimler artık. Başta saydığım özellikler bu muhteşem ekiple birleşince zaten tercih sebebi olmak daha da kolaylaşıyor.
Uzun yıllardır Silmo İstanbul Optik fuarında yer alan bir firma olarak fuarın sizlere katkılarını ve gelişim sürecini nasıl yorumlarsınız? Üretici bir firma olarak Silmo İstanbul Fuarı’ndan beklentileriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik fuarları bizim için dostlarla buluşma noktasıdır. Ne mutlu ki optikçi dostlarımızın teveccühleri sayesinde fuar her yıl gayet kalabalık ve güzel geçiyor. Özellikle gelenek haline getirdiğimiz üçün günün akşamındaki yemek programımızla da bu güzel buluşmayı pekiştiriyoruz. Silmo İstanbul Optik Fuarı her yıl daha da üstüne koyarak ilerliyor. Özellikle hem katılımcı hem ziyaretçi anlamında yerli ve yabancı olarak ciddi bir artış var. Bizde böyle güzel bir şehrin fuarının daha da uluslararası hale gelmesi için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bu organizasyon, bu şehir bunu gerçekten hak ediyor.

Aralık 2023

Galaxy Optik

Galaxy Optik

Kurumsal ve Kaliteli

Tedarik ve hizmet noktasında optik sektöründeki ivmemiz her yıl gelişiyor. Bu değişimi de bu yılki Silmo İstanbul’da çok net şekilde gözlemleyebildik.

Merhaba Samet Bey, kendinizden ve optik sektörüyle tanışma hikayenizden söz edebilir misiniz?
Merhaba, ticaretin içerisinde bir çocukluk geçirdim. Hem annemin tekstil ihracat hem de babamın otelcilik geçmişiyle, ben de okul hayatımdan sonra profesyonel olarak perakendede kariyer yapma tercihinde bulundum. Perakende kariyerimin de yüzde doksanını lüks tüketim ve start-up operasyonlarının kuruluşu ve yönetiminde gerçekleştim. Optik sektörü de yine aynı sebep ile start up ve lüks perakende markalarının birinde, marka kuruluşu ve yönetimi ile başladı. Keza Galaxy Optik de buna en son örnektir.

Galaxy Optik’in kuruluş vizyonundan ve hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?
Galaxy Optik markamızın vizyon ve misyondaki en önemli mottosu, Galaxy Optik mağazalarımızda misafirlerimize verdiğimiz hizmette sürdürebilirlik ve ulaşılabilirliktir. Bununla şunu ifade etmek istiyorum. Biz sadece talebi büyütmeyeceğiz, aynı zamanda arzı da büyüteceğiz. Bir örnek vermek gerekirse, yeni gelen yahut sürekliliği olan bir ürün veya optik alanındaki tüm hizmetlerde, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayamama yahut bekletme mottomuz olmayacak aksine tüm talepleri hızlı ve sürdürülebilir şekilde karşılayabileceğiz. Bu duruşumuz Galaxy Optik markamızın arkasında en az yarım asırlık bir geçmişin ve 40 tane ortağımızın olmasından doğmaktadır. Lüks tüketim ve ulaşılabilirlik olarak hem kısa hem orta vadede tüm Türkiye’de 40 mağaza hedefimizle tüm noktalarda ulaşılabilirlik ve mağazalarımızın içerisinde ürün ve hizmette müşterilerimize hızlı servis konforunu sağlamayı hedefliyoruz.

Galaxy Optik’i diğer optik markalarından ayıran en önemli özellikler nelerdir?
Markamızın arkasında hem deneyim hem tedarik hem de hızlı büyüme potansiyeli olan sektör ortaklarımızın olmasından dolayı Zincir Mağazalar operasyonunda, Türkiye’de yerli ve milli zincir optik markası oluşturacağız. Bu da bize Türkiye pazarında hem güneş gözlüğü hem optik ihtiyaçlarında hızlı ve kaliteli hizmet şansı tanıyacaktır.

Rakiplerinizden farklı olarak potansiyel müşterilerinizin memnuniyeti için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?
Türkiye konjonktüründe müşteri talepleri çok hızlı değişmekte ve bunun farkındayız. Tüm müşteri taleplerini hem geçmiş deneyimli ortaklarımızla hem de bu deneyimin içerisinde gelişen ikinci jenerasyon arka plan yönetimimizle, deneyimi ve trendi birleştirerek müşterilerimizin tüm taleplerini eksiksiz ve her daim karşılayabileceğiz.

erilerimize yüzde yüz memnuniyet hizmeti sunmamızı sağlayabilecektir.

Mağazalarınızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Evet. Markamızın kurumsal kimliğinde de ulaşılabilirlik ve sürdürebilirlik mottolarımız mevcuttur. Galaxy Optik mağazaları her yaş, bütçe, segment grubuna hitap eden ürün barem ve gamları bulundurmaktadır ve en önemli özelliğimiz ise müşterilerimizin talep ettiği ya da edeceği ürünleri her zaman stoklarımızda bulundurabilmek veya hızlı şekilde tedarik edip, tüm Türkiye noktalarına ulaştırabilme olacaktır.

Mağazalarınızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Güneş gözlüklerinde Prada, Tom Ford ve Vycoz markalarına rağbetin oldukça fazla olduğunu söyleyebilirim. Optik gözlükler de ise en çok satışını yaptığımız markalardan Silhouette, Yves Saint Laurent ve Cartier ön plana çıkıyor.

Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Öncelikle güvenirlilik ve bilinirlilik bizim için en önemli unsurlardır. Müşteriye vermek istediğimiz hizmet hem kendi tarzına yakışır bir aksesuar hem de sağlığını ön planda tutacak bir kalitedir. Bu iki konuyu esas alarak markalarımızı seçiyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Açıkçası hayır diyebilirim. Galaxy Optik’i daha genelde kült ve moda takipçisi müşteriler takip ediyor ama yarın bu talebin gelmeyeceğinin garantisi yok. Marka olarak biz de mevcut designer çalışmaları yakından takip ediyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Öncelikle markamızın kuruluş aşamasından itibaren tüm adımlarında alt yapısını kurumsal sistem ile kurduk. Mağazalarımızın açılışını yapmadan stok, Müşteri Crm takibi, kampanya plan ve kurguları, müşteri segmentasyon datalarının oluşturulması, mağazalarımızda gerçekleşen tüm Kpi’ların verilerini sağlıklı kontrol etmek ve sonrasında müşteri hizmetinde efektif kullanmak için alt yapımızı kurduk ve bu sistemleri kullanacak, yönetecek arkadaşlarımızı ekibe dahil ederek eğitimlerini verdik. Şu an, satış sonrası tüm müşterilerimizin öncelikle Garanti Kapsamı, ürün bulunurluğu, müşteri alışkanlıklarına kadar tüm ihtiyaçlarını kurduğumuz sistem ile belirlediğimiz için ilk veya daha sonraki mağaza ziyaretlerinde tüm taleplerini karşılayabiliyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Designer markaların son yıllarda popülaritesi artsa da biz bu konuya biraz temkinli yaklaşıyoruz. Çünkü bir gözlüğünün şeklinin, renginin önemi kadar ekartmanı, müşterilerin burun ve kulak arkası anotomik yapılarına uygunlukları da çok önemli. Sosyal medyada bol paylaşım stratejileriyle popüler hale gelmiş ancak tek ekartman üretimi olan bir designer markayı biz çok tasvip etmiyoruz. Buna ilaveten sosyal medya mecralarında hızlı yükseliş yapıp 1-2 sene içerisinde talebini kaybeden markalar bizim için ikinci planda yer almaktadır.
Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Biz satış sonrasında da müşterilerimize desteğimizi sürdürmekteyiz. Özellikle satış esnasında müşterilerimize kişisel kullanımlarından kaynaklı ileride oluşabilecek gözlük saplarındaki deformasyonları gidermek için belli aralıklarda bize gelmelerini tavsiye ederiz. Yedek parça desteğimizin yanı sıra, bizden almamış olsalar bile, arızalanmış gözlük çerçevelerinin tamiri ve bakımı hususunda hizmetlerimiz de mevcuttur.

Bir optik mağazanın vitrin düzeni ve iç tasarımını sizce satışlarda nasıl bir rol oynuyor? Siz yeni lokasyonunuzda bu unsurları hazırlarken nelere dikkat ettiniz?
Dünya konjonktürü şu an tamamen görsele dayalı ilerlemektedir. Sosyal hayat, ticari hayat vb gibi. Bu görsel temalara ne kadar dikkat edilirse, müşteriler ile empati duygusu ön plana alıp, bu duygulara temas edecek görsel dizilimler hazırlanılırsa arz ve talep her zaman aynı eş değerde yukarı bir ivme sağlayacaktır. Biz de bu konuları ön plana alırken, marka renk seçeneklerimizden, mağaza içi konumlandırmalarımıza kadar “Sadelikteki Güzellik” sloganını baz alarak tasarladık. Karışıklıktan uzak ama sadelikteki şıklıkla müşterilerimizi mağazalarımızda karşılıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Öncelikle pazarımızdaki gelişimin bizi çok mutlu ettiğini söylemek isterim. Tedarik ve hizmet noktasında optik sektöründeki ivmemiz her yıl gelişiyor. Bu değişimi de bu yılki Silmo İstanbul Optik Fuarında çok net şekilde gözlemleyebildik. İhtiyaç ve hizmetin karşılıklı olarak beraber yükselmesini ve en önemlisi yurt dışı pazarına her yıl daha da entegre olmamızı özellikle ülke ticaretimiz adına gayet olumlu olarak değerlendiriyorum.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Zamanı ve trendi yakalamanız için bence gayet olumlu bir atılım olmuş. Bilgi bu dönemde çok hızlı yayılmakta ve aksi olan bir bilgi akışı maalesef aynı hızda eskiyerek gerekli yerlere ve ilgililere ulaşamadan dejenere olmaktadır. Bu yüzden bilinirliliğinizi ve yayın markanızı daha da ileriye taşıyacağına eminim. Ekibinize başarılar diliyorum.

Aralık 2023

Hui Huang

Hui Huang

Yeni ve Sıra Dışı

“Silmo İstanbul’a katılımcı olmakla birlikte sektördeki gelişmeleri takip etme ve rekabet avantajı sağlama şansımızı çok daha fazla artırdık.”

Merhaba Mertcan Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile kişisel olarak yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, ben Mertcan Özel 1997 yılında İstanbul’da doğdum. 1991 yılında babam İsmail Özel tarafından kurulan Özeller saat optik mağazamız optik sektörü ile ilk kesişme noktamız oldu. Ben de küçüklüğümden beri mağazalarda çalışarak hem okulumu bitirdim hem de mağazalarda babama destek verdim. İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliğinden 2019 yılında iyi bir derece ile mezun oldum. Optik sektöründeki eski ve güçlü bir firma olduğumuz nedeniyle Hui Huang ile yollarımız kesişti. Hui Huang 2015 ten beri farklı markalara üretim yapan bir firma bizimle beraber kendi markalarımızın üretimine başladık. Bununla beraber yurt içi ve yurt dışı piyasada kendi markalarımız ile pay almaya başladık. Standardın dışında farklı moda ya ayak uydurabilecek stil ürünler üretiyoruz.
Yeni bir firma olmanıza rağmen sahip olduğunuz vizyon ile başarılı bir grafik çiziyorsunuz. Hui Huang’ı kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Hui Huang 2017 yılında yerli üretimdeki gelişmeler optik sektöründe plastik çerçeveye olan ihtiyaç göz önünde bulundurularak kurulmuştur. Sektörde birçok ilki gerçekleştirerek Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü olmayı kendine hedef olarak koymuştur. Piyasadan farklı olmamızın sebebi kendi kalıphanemizde müşterilere modaya hitap edecek farklı tarzda model kalıpları da yapabiliyoruz. Rakiplerimizden ayıran en belirgin özelliğimiz de bu. Bir model yapmaya karar verdiğimiz takdirde 10 gün içerisinde ürüne dönüştürme kabiliyetine geldik. Bu hızda bu kalitede Türkiye’de şu an rakip tanımıyoruz. Rakip firmalar kalıplarını Çin’de yaptırdığı için numune gelmesi kalıbı teslim almak üretime geçmek en iyi termin süresi 3-4 ay olabiliyor. Amacımız optik sektöründe yerliliği en üst düzeye çıkarmak ve üst grup marka kalitesinde ürünler yapmaktır.
İstanbul’daki fabrikanızdaki üretim faaliyetlerinizden ve tesisinizin işleyişinden bahsedebilir misiniz?
TR-90 hammaddeden kendi markalarımız ve müşterilerimizin markaları için plastik optik çerçeve ve güneş gözlüğü üretiyoruz. Vernikli ve verniksiz üretim şeklimiz var. Standart TR-90 ürünlerini verniksiz bir şekilde üretiyoruz. Üst grup ürünlerde farklı boyama tekniklerini kullanarak vernikli üretim de yapıyoruz. Kendi markalarımız dışında yurt içi yurt dışı müşterilerimizin markalarına da koleksiyon hazırlama kabiliyetine sahibiz. Türkiye’de ve yurt dışında birçok markaya kendi modelleri ve renkleri ile üretim yapıyoruz.

Biraz da markalarınızdan bahsedelim. Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Şu anda bünyemizde üç adet markamızla hizmet sunmaktayız. Markalarımızdan Pourchet ile uygun, kaliteli fiyat performans ürünü standart TR-90’dan çerçeveler sunuyoruz. İmabari Kinsei markamız ile de kadın ve erkeklere özel orta segmentte ürünler sunuyoruz. Son olarak da sadece erkeklere yönelik markamız Louis Barton ile hizmet vermye devam etmekteyiz.
Markalarınıza ait koleksiyonları belirlerken önceliğiniz nedir? Ürünlerinizi tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
İlham noktamız sıra dışılıktır. Bu motto ile hareket eden firmamız Türkiye’nin en farklı ve kreatif koleksiyonuna sahiptir. Dünyanın ilk ve tek olma özelliği taşıyan kendinden renkli enjeksiyon gözlüklerimiz ile uluslararası platformlarda Türkiye’nin değişimci yüzü olmayı planlıyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamak, tasarım sürecinde öncelikli hale geliyor. Müşterilerimizin tarzına uygun, rahat ve işlevsel gözlükler tasarlamak için çalışıyoruz. Moda dünyasındaki trendleri takip ediyor ve müşterilerimize en son trendlere uygun gözlükler sunmaya çalışıyoruz. Gözlük tasarımında malzeme seçimi, önemli bir faktördür. Malzemelerin kalitesi, gözlüklerin dayanıklılığı ve konforu üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle, malzeme seçiminde titiz davranıyoruz. Renkler, gözlüklerin tarzını ve kişiliğini yansıtabilir. Bu nedenle, renk seçiminde özenli davranıyoruz. İlham kaynaklarımız arasında, moda dünyası, doğa, sanat ve mimari yer alır. Bu kaynaklardan ilham alarak, benzersiz ve yaratıcı gözlükler tasarlamaya çalışıyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Mevcut pazarımızın yanı sıra, yeni pazarlara da açılmayı planlıyoruz, bu şekilde ürünlerimizi daha fazla müşteriye ulaştırmayı hedefliyoruz. Yeni pazarlar keşfetmek için pazar araştırması yapıyoruz. Ürünlerimizi farklı bölgelere dağıtmak için distribütörlerle çalışıyoruz. Ürünlerimizi daha geniş bir kitleye ulaşmak için online satış kanalları kullanıyoruz. Bu kanallar arasında e-ticaret siteleri, sosyal medya platformları ve online pazar yerleri yer alıyor. Son olarak ise reklamı işletmemizin görünürlüğünü artırmak amacı ile kullanıyoruz.
Sektöre yatırım yapan bir firma olarak sektörün gelişimi hakkındaki düşünceleriniz ve beklentileriniz nelerdir?
Gözlük sektörü son yıllarda hızlı bir büyüme gösterdi. Grand View Research tarafından yapılan bir araştırmaya göre, küresel gözlük pazarı 2022 yılında 169,9 milyar dolar olarak değerlendirildi ve 2023-2030 yılları arasında %8.5’lik bir bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile büyümeye devam edeceği tahmin ediliyor. Bu büyümenin arkasındaki faktörler arasında, yaşam tarzındaki değişiklikler, lüks aksesuarlara olan artan ilgi ve gözlük üreticilerinin çekici ve uygun fiyatlı gözlükler geliştirmeye odaklanması yer alıyor. Bu nedenle, gözlük üretimi yapan bir şirket olarak, sektörün geleceğini oldukça parlak görüyoruz. Bu bağlamda şirketimizi gerek fuarlar ve gerekse de müşteri ziyaretleri ile yeni pazarlara açarak sektördeki payımızı artırmayı planlıyoruz.
Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Evet çok yakından takip ediyor ve çok önem veriyoruz. Uluslararası fuarlar, şirketlerin ürün ve hizmetlerini küresel ölçekte tanıtmak, yeni müşteriler bulmak, sektördeki gelişmeleri takip etmek ve iş bağlantıları kurmak için önemli platformlardır. Bu fuarlar, sektör profesyonellerini bir araya getirerek işbirliği fırsatları sunar ve katılımcılara pazar trendleri hakkında güncel bilgiler sağlar. Ayrıca uluslararası fuarlar şirketlerin rekabet avantajını artırmalarına ve küresel pazarda varlık göstermelerine yardımcı olabilir.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı optik sektöründeki firmalar için çok önemli bir platformdur. İlk kez katıldığımızda sektördeki diğer firmalarla ağ kurma, yeni müşteriler bulma ve ürünlerimizi geniş bir kitleye tanıtma fırsatı elde ettik. Silmo İstanbul’a katılımcı olmakla birlikte sektördeki gelişmeleri takip etme ve rekabet avantajı sağlama şansımızı arttırdık.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin dijital yayıncılığa geçişini daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşma ve içeriği interaktif bir şekilde sunma açısından olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Dijital platformlar, hızlı erişim, paylaşım ve etkileşim imkanları sağlayarak okuyucularla daha yakın bir bağlar kurulmasına olanak tanır. Ayrıca geleneksel basılı yayıncılıkla karşılaştırıldığında dijitalde dikkat çekici ve kullanıcı dostu bir deneyim sunulması önemlidir. Bu anlamda 4 your eyes dergisinin dijital evrilişinin çok güzel sonuçlar doğuracağını düşünmekteyiz.

Kasım 2023

Emgen Optik

EMGEN OPTİK

Köklü Miras

Silmo İstanbul ile yurt dışı gelişmelerden haberdar olmanın yanı sıra, farklı illerden tanıştığınız meslektaşlarla fikir alışverişinde bulunmak ayrı bir fayda ve mutluluk kaynağıdır.

Merhaba Burak Bey, kendinizden ve optik sektörüyle tanışma hikayenizden söz edebilir misiniz?
1979 yılında İstanbul’da doğdum. Ailemde, İstanbul’da doğan dördüncü kuşaklardan bir tanesiyim. 2002 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi işletme fakültesinden mezun oldum. 2005 yılında Bournemouth Üniversitesi uluslararası işletme master programını tamamladım. 2018 yılına kadar farklı sektörlerde çalıştıktan sonra aile mesleğimize giriş yaptım. Emgen Optik olarak köklü bir marka olduğumuzu gerçek anlamda fark ettiğimde bu mirası en ideal şekilde devam ettirmem gerektiğini anladım. Şu anda firmamızın yönetim kurulu başkanı olarak aktif bir şekilde iş hayatıma devam etmekteyim. Para kazanmayı ikinci plana atarak, 44 yaşımdan sonra yeniden üniversiteye girdim. Şu an optisyenlik bölümünde öğrenciyim. En büyük amacım, dedem ve babam gibi bu markayı geliştirerek benden sonra bayrağı devralacaklara, kendi kendini yönetebilen güçlü bir firma teslim edebilmektir.
Emgen Optik’in köklü bir tarihi var. Mağazanızın nasıl ve ne zaman kurulduğundan bahsedebilir misiniz?
Büyük dedem Eczacı Salih Necati Emgen’in 1901’da Üsküdar Meydanında ilk Eczanesini açmasıyla Emgen Optik dünyaya geldi. Firma’nın gözlük işine ağırlık vermesi 1925 yılından sonra başlar. Salih Necati Emgen’in 1948 yılında vefatından sonra oğlu (Dedem) Rahmi Emgen, sadece gözlükçülük üzerine yoğunlaşarak 2003 yılına kadar faaliyet gösteren Beyoğlu İstiklal caddesindeki mağazayı açar. 1951’de hayata geçen “Tüm Gözlükçüler Derneği”, yeni adıyla “Türkiye Optik ve Optimetrik Meslekler Derneği”nin kurucu üyesi ve başkanı olan Rahmi Emgen aynı zamanda ilk optik cam üretimini gerçekleştirmiştir. 1980’li senelerin başında, Avusturya da işletme tahsili gören ve aynı zamanda optisyenlik diplomasına sahip babam Necati Çetin Emgen, bayrağı dedemden devralarak, tam 42 sene Emgen Optik’in faaliyetlerini aynı adreste devam ettirmiştir.
İstanbul’un tarihi semtlerinden Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki mağazanızı yakın zaman önce yine Beyoğlu’nda bir lokasyona taşıdınız. Beyoğlu’ndan vazgeçmemenizin sebepleri nelerdir?
Bildiğiniz gibi İstiklal Caddesi’nde mağazaların bulunduğu ana cadde binaları, tarihi eser statülerinden dolayı çok değerli olmalarına rağmen deprem riski açısından ciddi anlamda sahip çıkmanız gereken, yüksek yenileme maliyetlileri içeren binalardır. Bu vesileyle 2022 yılı sonlarına doğru Beyoğlu sınırlarından çıkmayacak şekilde daha yeni ve büyük bir mağaza arayışına girdik. Kriterlerimiz arasında müşterilerimizin daha rahat ve uzun süre vakit geçirebilecekleri konforlu bir alan ile yeni bir bina konsepti vardı. Bu kriterlere yeni mağazamızda ulaşabildiğimiz için çok mutlu ve huzurluyuz. Elimizden geldiğince, doğduğumuz yer olarak gördüğümüz ve en uzun süre kaldığımız Beyoğlu’nda ticari faaliyetimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Tabii ki biz de her optik mağazasında olması gereken ürün gruplarının teşhir ve satışını gerçekleştiriyoruz. Optik  & güneş çerçevelerinden tutun da, optik cam, kontak lens, solüsyon ve diğer pek çok gözlük aksesuarlarının hem yabancı hem de yerli olmak üzere pek çok markayla çalışıyoruz. Mevcut durumda, farklı kategorilerden toplam 21 distribütör ile işbirliğimiz bulunmaktadır. Yeni dükkanımızın tanıtım ilanlarında da belirttiğimiz gibi biz kurulduğumuz günden beri yalnızca gözlükçüyüz. Gözlük ve onun diğer ürün grupları dışında başka biri ürün (saat gibi) satmamız veya teknik destek vermemiz söz konusu değildir.      
Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Biz genellikle uluslararası büyük distribütörlerle çalışıyoruz. Güneş gözlüğünde, Luxottica grubundan Versace, Dolce Gabbana, Prada, Bulgari, Emperio Armani, Rayban, Persol ve Vogue ağırlıklı sattığımız markalar. Safilo grubundan Carrera, David Beckham, Missoni, Jimmy Choo, Mark Jacob, Polaroid ağırlıklı talep edilen ürünlerdir. Bu sene başında Elit Optik ile Gucci, Saint Lauren, Montblanc, Bottega Veneta, Balenciaga markalarının satışına başladık. Optik gözlükler tarafında, Montblanc, Eschenbach (titanflex), Rayban, Dolce Gabbana, Silhoutte, Carrera, Vogue markaları tercih sıralamasında ön plana çıkan ürün gamlarıdır.

Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Mevcut müşterimizin talepleri ile yeni ikonik modellerin bulundurulması önceliğimizdir. Orta yaş müşterilerimiz için klasik modelleri tercih ederken, genç ve potansiyel müşterilerimiz için daha canlı renkler bulunduran, biraz daha ikonik farklı tasarımları olan modellere yöneliyoruz. Dolayısıyla marka seçimlerimiz de bu doğrultuda oluşmaktadır. Seçimlerimizin ana nedeni marka bilinirliliği ve üretim kalitesidir.
Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Optik gözlüklerinde ergonomik tasarımı ile insanları en çok memnun edecek ürünleri seçmeye gayret ediyoruz. Güneş gözlüklerinde ise moda markaları arasında en trend ürünleri stoğumuzda bulundurarak güncel kalmaya çalışıyoruz.
Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet insanların tercihlerinin yıllar geçtikçe değiştiğini tecrübe ediyoruz. Designer markalar oldukça popüler. İnsanların klasik modellerden sıkılıp yeni ve farklı tasarım olan gözlüklere yönelmesini anlayıp kendilerine birçok tasarım marka ve modellerimiz ile hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz. Günümüzde her anlamda yenilenen bilgi çağında, değişime ayak uyduramayan maalesef bir adım geride kalıyor.
Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış yapmak herkesin başarılı olduğu bir konudur. Fakat ülkemizde hangi sektör olursa olsun satış sonrası hizmetlerde maalesef başarı oranı düşüktür. Kendi müşteri kitlesini koruyarak elinde tutmak isteyen işletmeler, müşterilerine satıştan daha çok satış sonrası hizmete önem vermesi gerekiyor. Bizim empati yaparak en hassas olduğumuz konu budur. Müşterilerimiz mağazamızdan kesinlikle mutsuz ayrılmamalı. Yok diye bir şeyin olmadığını kabul edip, tüm müşterilerimizi hangi konu olursa olsun mutlu etmek ilk hedefimizdir.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Designer markaların son yıllarda popülaritesi artsa da biz bu konuya biraz temkinli yaklaşıyoruz. Çünkü bir gözlüğünün şeklinin, renginin önemi kadar ekartmanı, müşterilerin burun ve kulak arkası anotomik yapılarına uygunlukları da çok önemli. Sosyal medyada bol paylaşım stratejileriyle popüler hale gelmiş ancak tek ekartman üretimi olan bir designer markayı biz çok tasvip etmiyoruz. Buna ilaveten sosyal medya mecralarında hızlı yükseliş yapıp 1-2 sene içerisinde talebini kaybeden markalar bizim için ikinci planda yer almaktadır.
Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Biz satış sonrasında da müşterilerimize desteğimizi sürdürmekteyiz. Özellikle satış esnasında müşterilerimize kişisel kullanımlarından kaynaklı ileride oluşabilecek gözlük saplarındaki deformasyonları gidermek için belli aralıklarda bize gelmelerini tavsiye ederiz. Yedek parça desteğimizin yanı sıra, bizden almamış olsalar bile, arızalanmış gözlük çerçevelerinin tamiri ve bakımı hususunda hizmetlerimiz de mevcuttur.

Bir optik mağazanın vitrin düzeni ve iç tasarımını sizce satışlarda nasıl bir rol oynuyor? Siz yeni lokasyonunuzda bu unsurları hazırlarken nelere dikkat ettiniz?
Bana göre bir dükkanın iç tasarımı ve vitrini, o firmanın ruhunu ve müşteriye bakış açısını yansıtır. Dolayısıyla müşteri profili de bu yönde oluşur ve gelişir. Biz firma olarak, bulunduğumuz lokasyona adaptasyondan ziyad, marka bütünlüğümüzü korumaya yönelik farklılıkları ön plana çıkarmayı tercih ettik. Daha önceden de belirttiğim gibi biz marka itibarımız gereği satış odaklı olmayı ikinci planda tutarız. Mimarımızla yeni mağaza tasarımını görüşürken ben tek bir şey istedim. Londra Harrods’ın bir konseptini bu mağazada görmek istediğimi belirttim. Mimarımız da buna ilave, eski firma oluşumuzu da baz alarak farklı bir strateji geliştirdi. Bunun sonucu olarak tek tip, sarı led ışıklı, beyaz raflardan oluşan, klasik gözlükçü anlayışına farklı bir yorum getirdiğimizi düşünüyorum. Taşındığımızdan beri dükkanımıza gelen yerli ve özellikle yabancı müşterilerimizden çok ama çok olumlu yorumlar ve dönüşler almaktayız.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı gerçekten çok önemli bir organizasyon. Maalesef sektörümüz, günümüzde iyi organize olamamış farklı gruplaşmaların olduğu bir yapıya sahip. Silmo İstanbul bu noktada Türkiye’deki tüm optisyenleri, tedarikçiler aracılıyla bir araya getiren önemli bir platform. Yurt dışı gelişmelerden haberdar olmanın yanı sıra, stant ziyaretlerinde tanıştığınız farklı illerdeki meslektaşlarla fikir alışverişinde bulunmak ayrı bir fayda ve mutluluk kaynağıdır.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 youreyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Günümüzde olması gereken, çok hassas analiz edilip sürekliliğinin sağlanması gereken önemli bir proje. 4youreyes dergisinin daha fazla kitleye ulaşması, kendini yenilemesi açısından dijital yayının çok faydalı olacağına inanıyorum. Bu sayede optisyenlik mesleğinin ve gözlük sektörünün teknik pazar araştırmalarıyla ölçülebilir ve planlı data toplanabilir bir yapıya kavuşacağını düşünüyorum.

Kasım 2023

Philipp Plein

Lüksü Yeniden Tanımlıyor

Philipp Plein, De Rigo ile yaptığı işbirliği sonucunda tasarımı, detayları ve yüksek kalitesi ile mücevherleri andıran lüks gözlükler sunarak dikkatleri çekiyor.

Alman moda tasarımcısı Philipp Plein tarafından kurulan lüks marka kendine özgü, yüksek kalitedeki ve eşsiz ürünleriyle dünya çapında büyük beğeni toplamaya devam ediyor. Philipp Plein De Rigo ile yaptığı işbirliğiyle gözlük modasında da iddialı olduğunu küresel anlamdaki hızlı yükselişiyle kanıtladı. Markanın Kurucusu ve Kreatif Direktörü Philipp Plein ile başarılı De Rigo ortaklığı, tasarımlarındaki ilham kaynakları, gözlük koleksiyonlarının özellikleri ve markasının gelecek hedefleri hakkında yaptığımız röportajı sunuyoruz.

Markanızı henüz 20 yaşındayken kurdunuz. Bu cesur girişim için sizi en çok ne motive etti? O dönemki hayallerinizin tümünü şu günden geriye dönüp baktığınızda gerçekleştirdiniz diyebilir miyiz?
Aslında her şeye yeni başladık diyebiliriz. Markayı genişletiyoruz ve iki yıl önce De Rigo ile birlikte gözlük işine başladık. Bu ortaklık büyük bir küresel başarı oldu. De Rigo ile yaptığımız bu ortaklıktan dolayı çok heyecanlıyız, çünkü bize markamızı daha önce sunulmadığımız yeni bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü pazarına taşıma fırsatı verdi. Tahmin edebileceğiniz gibi yeni ürün kategorileri ile birçok yeni pazarda genişlemeye başladık. Örneğin, artık bizim için yeni olan saat işimiz, otel işimiz var ve bir sonraki adım, önümüzdeki yıldan itibaren Milano’da başlayacağımız restoranı açmak olacak ve evet, daha gerçekleştirmek istediğimiz birçok hayalimiz var.

Büyük başarılara imza atmış bir tasarımcısı olarak moda endüstrisi sizin için ne anlam ifade ediyor?
Moda asla durmayan bir şeydir. Moda her zaman çok hızlı hareket ediyor ve değişiyor. Moda sürekli değişiklikler yaşıyor. Biz kendimizi modaya adapte etmek için buradayız. Toplumumuz değişiyor, müşterilerimiz değişiyor ve moda da değişiyor. Yani modanın çok akıcı ve çok hızlı olduğunu düşünüyorum.

Birçok ürün grubuna koleksiyon hazırlıyorsunuz. İlham kaynaklarınız sürekli değişkenlik gösteriyor mu? Sizi tasarıma en çok ne teşvik ediyor?
Ben her zaman her yerden ilham alıyorum. Sadece ilhamın size gelmesini sağlamaya hazır olmanız gerekiyor. Pek çok insan ilham alabilmek için yabancı yerlere seyahat etmeleri gerektiğini düşünüyor ama bu doğru değil. İlham almaya hazır olduğunuzda ilham alırsınız ve her şeyden ilham alabilirsiniz. Bu güzel bir akşam yemeği ya da bir öğün olabilir, sadece sokakta yürümek de olabilir. Her yerde ilham bulabilirsiniz. İlham her yerdedir.

Diğer ürünlerinizle kıyasladığınızda gözlük tasarımı farklı niteliklere sahip olmayı gerektiriyor mu?
Evet, bu işte başarılı olmak istiyorsanız, öncelikle markanızı bir gözlüğe nasıl dönüştüreceğinizi öğrenmelisiniz. Gözlük tasarımı size çok fazla alan tanımaz. Eğer bir elbise ya da tişört tasarlarsanız, keşfetmek ve üzerine baskılarınızı ya da desenlerinizi koymak için çok fazla alanınız olur. Ama gözlüğe geldiğimizde özel bir üründen bahsediyoruz. Çok tanımlı ve çok hassas olmanız gerekiyor. Tabii ki tasarımın işlevi takip etmesi gerekiyor ve bu çok önemli. Giyilebilir bir ürün tasarlamak zorundayız. Çünkü çılgın bir elbise giyebilirsiniz ama bir şeyi doğrudan yüzünüze taktığınızda konfora, işlevselliğe sahip olmalı ve tasarlarken yüzde olacağı gerçeğini de asla unutmamalısınız. İnsanlar yüzleri söz konusu olduğunda çok titizdir. Bu yüzden gözlük tasarlamak gerçekten zor bir iş ama bence biz bunu çok iyi başardık. Çünkü piyasadaki diğer ürünlerin çoğundan kesinlikle farklı olan bir ürünümüz var, bu yüzden de öne çıkıyor.

Philipp Plein markasına ait bir gözlüğü, diğer gözlüklerden ayıran en temel özellikler nelerdir?
Farkı anlamak için sadece detaylara bakmanız dahi yeterli olacaktır. Örneğin logo her yerde küçük alanlarda yer alabiliyor. Şakağın iç kısımlarına bile küçük logolar yerleştirdiğimizi görebilirsiniz. Her şey ayrıntıda gizlidir ve bir Philipp Plein gözlüğü bir mücevher parçası gibidir. Hatta artık sadece bir gözlük değil, bir mücevher parçasıdır diyebiliriz. Bir Philipp Plein gözlüğün her detayına baktığınızda farklı özelliklerini bulabilirsiniz. Bu gerçekten özel bir şey ve tabii ki gözlüklerin kalitesi de olağanüstü. Çünkü ortağımız De Rigo ile birlikte, yani en iyinin en iyisiyle çalışıyoruz. Dünyanın en iyi tedarikçilerinden ve üreticilerinden biriyle ortağız.

Gözlük endüstrisine De Rigo ile yaptığınız işbirliği ile giriş yaptınız. De Rigo’yu seçmenizin nedenlerinden bahsedebilir misiniz?
De Rigo pazardaki dört büyük oyuncudan biridir. De Rigo, uzun yıllardan beri yaptıkları işte çok geleneksel ve başarılı olan bir aile şirketidir ve bu tamamen yaklaşımlarıyla ve ayrıca olağanüstü gözlükler tasarlamak için çok gerekli olan kalite ve kalite anlayışına sahip olmalarıyla ilgilidir. Çünkü güzel ürünler bulabilirsiniz ama kalite aynı değildir. Bu yüzden tüm bu özelliklere sahip bir firmaya gitmeye karar verdik ve De Rigo bunu kesinlikle yerine getiriyor. Biz tasarımı sunabiliriz ama sonra onu uygulamak için doğru insanlara sahip olmanız gerekir. De Rigo ile sahip olduğumuz şey bu. Şu anda kalite ve tasarım açısından bir Philipp Plein gözlüğünden daha iyi ve daha yüksek bir şey bulmak zor. De Rigo da vizyonumuzu anladı ve her şeye ek olarak fiyat konumlandırmasını en iyi şekilde uyguladı.

Yakın zamanda De Rigo ile Plein Sport markanıza ait gözlükler için de küresel bir lisans anlaşması imzaladınız. Plein Sport koleksiyonunu ne zaman piyasada görebileceğiz? Nasıl bir koleksiyon olacak?
Plein Sport çok ilginç bir proje, çünkü Philipp Plein Eyewear’dan tamamen farklı. Çok daha ticari bir yaklaşıma sahip ve çok daha geniş bir dağıtıma odaklanacak. Tasarım açısından daha demokratik. Spor bir marka ve konumlandırma açısından Oakley’e daha yakın olabilir. Koleksiyon bu yılın sonunda, gelecek yılın başında piyasaya çıkacak. Yani 2024’ün ilk çeyreğinde Plein Sport gözlük koleksiyonunu piyasaya süreceğiz ve bu bizim için çok heyecan verici. Çünkü Plein Sport markalaşma, logolar gibi özellikler açısından tamamen farklı bir proje, markanın Dna’sı kesinlikle farklı. Teknik olarak hafif çerçevelerimiz, spor çerçevelerimiz, koşmak için çerçevelerimiz, bisiklete binmek için çerçevelerimiz ve tabii ki günlük kullanım için çerçevelerimiz var. Ancak hepsine baktığımızda, işlevin en üstte olduğunu söylemeliyim.

Kasım 2023

Markus T

25. Yılını Kutluyor

Almanya’nın en önde gelen gözlük markalarından biri olan Markus T, yirmi beşinci yıldönümünü 100 Seasons ismini verdiği çarpıcı bir reklam kampanyası ile kutluyor.

Alman gözlük markası Markus T, gözlük ve teknik üstünlüğe sahip tasarım için olağanüstü bir tutkuyla hareket ediyor. ‘Titanyumun Ustası’ olarak bilinen bağımsız marka, kendi merkezinde geliştirdiği yeni teknolojilerle bu alandaki statükoyu sürekli olarak zorluyor. Yenilikçi marka, kazandığı kırktan fazla tasarım ödülünü bu sürekli ilerleme ve modernizasyon arayışına borçludur. Markanın Kurucusu ve Kreatif Direktörü Markus Temming, 1999 yılında titanyum çerçevelerinden oluşan ilk koleksiyonunu piyasaya sürdü. Titanyuma ek olarak, tasarımcı özel bir poliamid olan tescilli materyali TMi’yi kullanmaktadır. Birkaç yıl süren araştırma ve geliştirme çalışmalarının ardından TMi, gözlük üretiminde kullanılan plastik malzemeler arasında en hafif ama en güçlü poliamidlerden biri haline geldi. Titanyum ve TMi malzeme kombinasyonuna sahip Markus T çerçeveleri 3.7 gram ile mutlak hafifliktedir. Markus Temming, markasının yaratıcı vizyonu ve ürün geliştirme üzerinde tam kontrol sahibi olmaya devam ediyor. Boyama süreçleri veya patentli ve vidasız konektörler gibi ileriye dönük teknolojiler geliştirmenin yanı sıra, sürdürülebilir üretim ve mümkün olan en küçük ekolojik ayak izi, kendisinin ve ekibinin en temel misyonudur. Bu yıl yirmi beşinci yıldönümünü hem görsel hem de tasarım açısından çarpıcı olan 100 Seasons (100 Mevsim) isimli kampanya ile kutlayan Markus T’nin Kurucusu Markus Temming ile yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Markus. Öncelikle büyük bir ilgi gören 100 Seasons kampanyanız için sizi kutluyorum. Yirmi beşinci yıl dönümüzü bu kampanyayla kutlama nedeniniz nedir?
Tüm sektörlerde yirmi beşinci yıldönümünü gümüş yılı temsil ediyor olabilir ancak sadece gümüş yıl diyerek geçmek Markus T olarak bizim değerlerimizle çok fazla uyuşmuyordu. Bu sebeple yirmi beş yılda yirmi beş kez geçirdiğimiz ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinden ilham alarak yüz mevsime gönderme yapan 100 Seasons kampanyamızı beğenilere sunduk.

Kampanyanızın temel mesajı nedir ve bu mesajı kampanyanızda nasıl aktarıyorsunuz?
Kampanyamız 100 Seasons ile doğum günümüzü sadece tek bir günde değil, tüm 2023 yılı boyunca kutlamak en büyük isteğimizdi. Bu yirmi beş yıldır devam eden yolculukta çalışanlarımızın bizim için ne kadar değerli olduğu mesajını vermek amacıyla hareket ettik. Bu sebeple 100 Seasons kampanyasının çekimlerini kendi fabrikamızda bizimle uzun yıllardır beraber olan çalışanlarımızı model olarak kullanarak gerçekleştirdik. Neredeyse rötuş yapılmayan fotoğraflardan sekiz yüzü arasından en özgünleri seçtik. Kampanya görüntülerimiz yıl boyunca web sitemizde, sosyal medyada, ticari fuar stantlarımızda, PoS materyallerinde siyah-beyaz portreler olarak yer almaya devam edecek.

Dilerseniz şirketinizin yirmi beş yıllık tarihine hızla bir göz atalım. Sizce en büyük dönüm noktalarınız nelerdir?
Geçen zaman içerisinde gerçekten de birçok büyük dönüm noktasına ulaştığımızı söyleyebilirim. Öncellikle Markus T’in tarihindeki en önemli olaylardan biri tartışmasız 1998 yılında, bugün hala portföyümüzde bulunan bir koleksiyon olan Design Classic’in geliştirilmesiyle ‘doğması’ oldu. Koleksiyonlarımız, müşteri tabanımız, patentlerimiz, tasarım ödüllerimiz ve çalışan sayımız daha fazla alana ihtiyaç duyduğumuz noktaya kadar istikrarlı bir şekilde büyüdü. Bu da 2016’yı bir başka önemli dönüm noktası haline getiren Gütersloh-Isselhorst’taki cam fabrikasına taşındığımız zamana denk geliyor. Çok inişli çıkışlı ve duygu yüklü bir proje olan bu taşınma çoğu zaman yapılabilir olanın sınırlarını zorluyordu. Geriye dönüp baktığımızda çok heyecan verici bir dönemdi ve sonuçta gurur duyduğumuz bir şey ortaya çıktı.

Sizce hangi materyaller ve teknolojiler Markus T’yi daha iyi temsil ediyor?
Markus T olarak en yüksek kalitedeki titanyum ile kendi tescilli hafif plastiğimiz TMi’ye son derece güveniyoruz. Hammaddeden şekillendirme sürecine ve renklendirmeye kadar her iki malzemede de uzmanlığımızı kanıtladık. Tam istediğimiz gibi çalışana kadar üretim sürecindeki her adımı mükemmelleştiriyoruz. Örneğin 2014 yılında patentli titanyum renklendirme işlemi MSC’yi bu şekilde geliştirdik. Bu, yıllar sonra bizim ve müşterilerimiz için hala şaşırtıcı olan son derece karmaşık bir süreçtir. MSC, metalin üzerini koruyucu bir oksit katmanla kaplama işlemidir diyebiliriz.

Tasarımlarınızla da sektörde dikkat çekici bir etki yaratıyorsunuz. Peki bunu nasıl başarıyorsunuz?
Evet, bu doğru. İnsanların gözlüklerimizi görür görmez yani çerçeve üzerinde markayı gösteren bir etiket olmasa bile tanıyabilmelerini istiyoruz. Bu temel hedefe odaklanarak kendimize özgü oluşturduğumuz tasarım dilini kullanmaya özen gösteriyoruz. Açıkçası çerçevelerimiz kendi kendilerini kullanıcılara çok ideal bir şekilde gösteriyor. Ne mutlu ki çevremizden ve katıldığımız fuarlardan Markus T kullanıcılarının çoğu zaman birbirlerini tanıdıklarını duyuyoruz. Ayrıca dikkat çekmemizin bir sebebi olarak da teknolojiyi gizlemek yerine ön plana çıkarmak için aktif olarak çalışmamızı gösterebilirim.

Yeni 100 Seasons kampanyanız ile klasik Markus T tarzından biraz uzaklaştığınızı da görüyoruz. Markus T’de değişen şeyler nelerdir?
Yirmi beşinci yılımızda bilinçli olarak Markus T için tipik olanın dışında tasarımlar denemek istiyoruz. Örneğin, sosyal medya kampanyasının bir parçası olarak fuarlarda çekilişle sunduğumuz yıldönümü koleksiyonumuzu ele alalım. Daha önce de bahsettiğim gibi yıldönümü sloganımız için dört mevsimden ilham aldık. Koleksiyondaki yeni titanyum çerçeveleri özenle lazerle kesilmiş olarak görüyorsunuz. Koleksiyonda örneğin ilkbahar çerçevesi için çiçek detayları ekledik. Bu tür yaratıcı denemeleri yıl boyunca sürdüreceğiz ve önceden planlamadığımız spontane fikirlere de yer vereceğiz.

O halde marka kimliğinizi temelden yenilemiyorsunuz?
Hayır, yaptığımız ve yapacağımız bu yaratıcı denemelere yönelik yenilikçi yaklaşımımız kim olduğumuza sırtımızı döndüğümüz anlamına gelmiyor. Markus T’de her zaman yeni fikirlere vardır. Üstelik bu yıl bilerek ‘eğerler ve amalar’ kullanmamak amacıyla daha cesur ve daha deneysel olmayı seçtik. Yirmi beş yıllık deneyimimizle marka kimliğimizi değiştirmeden yeniliklere odaklanıyor oluşumuzun doğal olduğuna inanıyoruz. ‘Fazlalıkları azaltarak mükemmelliğe ulaşmak’ hala yol gösterici ilkelerimizin ilkini temsil ediyor. Biz Markus T olarak bir markanın yön değiştirirken bile Dna’sına uygun hareket etmesi gerektiğinin bilincindeyiz. Dna’mızın genleri üç temel özellikten oluşuyor: Sade. Güzel. Akıllı.

Markus T’nin halihazırdaki durumundan ve nereye doğru gittiğinden bahsedebilir misiniz?
Öncelikle her zaman değiştiğimizi bunun da Dna’mızın bir parçası olduğunu yeniden vurgulamak isteriz. Bu değişim her trendi körü körüne takip ettiğimiz anlamına gelmiyor. Aksine, optisyenlerin ihtiyaçlarına yanıt verdiğimiz anlamına geliyor. Bu tür bir esneklik ancak burada Almanya’daki Gütersloh-Isselhorst’ta kendi üretimimizi kendimiz yaptığımız için mümkün. Sonuç olarak, ürünlerimizin kalitesi üzerinde doğrudan kontrolümüz var.

Büyük beğeni kazanan Dot Mono koleksiyonunuzdaki favori modelleriniz ve bu modellerin özellikleri nelerdir?
Popüler Dot Mono koleksiyonumuzu gerçekten özel kılan şey, benzersiz menteşe teknolojisidir. Koleksiyondan öne çıkan üç modelimizden söz etmek isterim. Bu modeller Dot Mono koleksiyonunun bir parçası olmalarına rağmen aynı zamanda bir bakıma tek başlarına gibi de duruyorlar. Ön kısımların iki boyutlu tasarımının, sade profilleri içinde çok havalı olduğunu durduğunu düşünüyorum. O kadar havalı ki kendimde kullanıyorum. Pembe altın 24 karat PVD kaplamanın tonu tasarımı gerçekten öne çıkarıyor ve çerçevelere bir tür özel ve şık altın ışıltısı veriyor. Bu altın ışıltısı izlenimi şimdiden özlemeye başladığımız sıcak günlerden esinleniyor. Saten titanyum yüzeyin ince pembe altın rengi, normalde teknik olan Dot çerçevesine daha yumuşak bir karakter kazandırıyor ve yaz mevsimini çağrıştırıyor.

Bu yıl bizi başka hangi sürprizler bekliyor?
Doğrusunu isterseniz bu yıl kendinizi neyle şaşırtacaksınız diye de sorabilirsiniz. Çünkü bahsettiğim gibi bu yıl katı planlamalarımıza dayanmadığı için çok özel ve yenilikçi fikirlerimiz bize yol gösterecek. Spontane, yaratıcı ve esnek bir şekilde hareket ediyoruz. Güçlü yönlerimizin ne olduğunun bilinciyle yeni tasarımlarla kendimizden emin ve rahat bir şekilde ilerliyoruz. Bu sebeple bizler de sizin kadar heyecanlıyız.

Kaynak: Favrspecs

Ekim 2023

Ademur Optik

Ademur Optik

Kalite ve Konfor Vadediyor

“Silmo İstanbul’da bu yıl ilk kez markalarımızı sergileyecek olmamız bizim için heyecan kaynağıdır.”

Merhaba İlker Bey… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Optik sektörü sürekli kendini geliştiren, insan sağlığına odaklı ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir meslek olduğu için her gün aynı heyecan ile üzerine ne koyabilirim motivasyonuyla, 1999 yılından beri bu sektörde çalışmaya devam ediyorum. Sektörün önemli firmalarında toptan ve perakende bölümlerinde uzun yıllar emek verdikten sonra 2020 yılından itibaren de Ademur Optik çatısı altında, sektöre dair gelişim hedeflerimizi gerçekleştirmek için tüm donanımlarım ile yararlı olmaya çalışıyorum.

Firmanızı hangi amaç ve hedeflerle kurmaya karar verdiniz?
Ademur Optik 2012 yılında %100 yerli sermaye ile kurulmuş, optik sektörünün her alanında faaliyet göstermeyi hedefleyen, hızlı ve emin adımlarla büyüyen bir şirkettir. Bünyemizde kendi markamız Roysse ile birlikte distribütörlüğünü yaptığımız iki özel marka olan Original Vintage Sunglasses ve Nano Vista yer almaktadır. Ülkemizdeki seçkin optik mağazaları ile tüketiciye ulaştırılmaktadır.

Markalarınızdan, teknik özelliklerinden ve müşteri profilinizden bahsedebilir misiniz?
Ademur Optik olarak bu yıl ilk kez katılımcısı olacağımız Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda Nano Vista ve Orginal Vintage Sunglases markalarının Türkiye distribütörü olarak ürünlerimizi tedarikçilerimiz ile buluşturuyoruz. Nano Vista, çocukların gözlüklere uyum sağlaması yerine gözlüklerin onlara uyum sağlamasını hedefleyen, kurallar koymadan, kırmaktan korkmadan çocukların gözlükleri ile rahatça yaşamalarını sağlayan doğa dostu bir markadır. Sürdürülebilirliği çok önem veriyoruz bu yüzden dünyanın en dayanıklı bebek/çocuk/genç (0/14 yaş) koleksiyonunu tedarikçilerimiz ile buluşturuyoruz. Tüm ürünler Siliflex materyalden üretilmiştir. Bu sebeple süper esnek ve kırılmaya karşı çok dayanıklıdır. Nano Glow serisi, karanlıkta parlayan kollara sahip olup çocuğunuzun gece kalktığında gözlüğünü kolaylıkla bulmasını sağlar ve gece düşük ışık koşullarında çocuğunuzun fark edilmesini sağlayarak güvenliğini artırır. Nano Clip On serilerinde, iki farklı bant seçeneği ile kullanılabilmektedir. Bu sayede çocuklar günlük tüm aktivitelerini tek bir gözlükle sürdürebilmektedirler. Clip on gözlüklerin güneş camları UV 400 korumalı Polarize flitreli + Blue Block flitreli tam korumalı camlara sahiptir. Original Vintage Sunglasses ise geçmişin ikonik tasarımlarının günümüze uyarladığı, sıra dışı modeller, benzersiz el yapımı işçilik ve birinci sınıf materyallerden üretilen orijinal İtalyan markasıdır. Tüm modeller için cam ve çerçeve kombinleri seçilerek sipariş oluşturulabilmektedir. Ürünler zengin aksesuar seçenekleri ile tamamen kişileştirilebilmektedir. Koleksiyonlar geçmiş ile bugünü bir araya getiren tasarımlar içermektedir.

Satış ve satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Distribütörlüğünü yaptığımız tüm markalara, bayilerimizin Türkiye’nin her yerinden 7/24 ulaşılabilmesi, mağaza konforunda hızlı sipariş oluşturulabilmesi, yedek parça teminlerinin yapılabilmesi, cari hesaplarını kontrol edip istediklerinde güvenle ödeme yapabilecekleri b2b.ademuroptik.com online toptan satış sitemiz ile kesintisiz hizmet sunuyoruz. Ayrıca, Türkiye’deki optik mağazalarını bölge bölge ziyaret eden plasiyerlerimiz ile bayilerimiz ile birebir iletişim kurarak eksik ve ihtiyaçları yerinde tespit ederek hızlı geri dönüş sağlamaya önem veriyoruz.

Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Türkiye’de optik sektörü, geleceğe dair büyük fırsatlar ve parlak bir perspektif sunuyor. Yeni teknolojik gelişmeler, inovasyonlar ve çevrimiçi satış platformları, sektörün büyümesini hızlandırarak müşterilere daha iyi hizmet sunma kapasitesini artırıyor. Gelecekte optik sektörünün sürdürülebilirlik, kişiselleştirme ve sağlık odaklı inovasyonlara daha fazla önem vermesi bekleniyor.

Optik ve güneş gözlüklerinde 2023-2024 trendleriyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Optik ve güneş gözlüğü sektöründe 2023-2024 yıllarına yönelik belirgin trendlerin başında dijital mavi ışık koruma teknolojileri geliyor. Artan dijital cihaz kullanımı göz sağlığına olan hassasiyeti artırdığından, bu trend, gözlük lensleri ve güneş gözlükleri tasarımlarında daha fazla yer buluyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik ve geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı da artıyor.  Güneş gözlüğü modasında ise büyük ve renkli çerçeveler öne çıkıyor. Özellikle yaz aylarında canlı ve eğlenceli renklerdeki çerçeveler tercih ediliyor. Geometrik tasarımlar ve keskin hatlar da trend haline gelmiş durumda. Bununla birlikte, yüksek kalite ve dayanıklılık talepleri de artıyor. Optik ve güneş gözlükleri, uzun ömürlü malzemeler ve çerçevelerle donatılarak tüketicilerin bu beklentilerini karşılamayı hedefliyorlar. Son olarak, müşteriler artık optik ve güneş gözlüklerini sadece bir ihtiyaç olarak değil aynı zamanda birer aksesuar olarak görüyorlar. Gözlükler, kişisel stilin tamamlayıcısı olarak kabul ediliyor ve bu, farklı tasarım ve şekil seçenekleri sunan aksesuarların popülerliğini artırıyor. Özellikle retro ve vintage tarzlarından ilham alan güneş gözlükleri, geçmiş dönemlerin modasını modern yorumlarla sunarak dikkat çekiyor. Bu çeşitlilik, herkesin kendi tarzına uygun optik ve güneş gözlüğü bulabilmesini kolaylaştırıyor.

23-26 Kasım 2023 tarihlerinde düzenlenecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın katılımcıları arasındasınız. Fuarlardan beklentileriniz nelerdir? Silmo İstanbul’un on yıllık sürecini nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’na bu yıl ilk kez katılacak olmamız büyük bir heyecan kaynağıdır. Bu tür uluslararası fuarlar, sektördeki gelişmeleri takip etmek, yeni iş bağlantıları kurmak ve ürünlerimizi sergilemek için mükemmel fırsatlardır. Silmo İstanbul’un on yıllık süreci, optik sektöründeki gelişmeleri desteklemek ve bu alandaki paydaşları bir araya getirmek açısından büyük bir başarıdır. Bu tür etkinlikler, sektörün büyümesine katkı sağlamak ve yenilikçi çözümler sunmak için önemlidir.

Dijital yayın yapmaya başlayan dergimiz 4 your eyes ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Dijitalleşme, günümüzde her sektörde olduğu gibi optik sektöründe de büyük bir önem arz etmektedir.  4 your eyes’ın bu yeniliği, sektörün dijitalleşme sürecine önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu durum, optik sektörünün daha fazla kişiye ulaşabilmesi ve sektörde farkındalık yaratılması için önemli bir fırsattır.

Ekim 2023

Bebek Optik

Bebek Optik
Lüks ve Kalite Bir Arada

“Silmo İstanbul’un ev sahipliğinde yeni markaları ve ürünleri keşfetmenin yanında meslektaşlarımla buluşmaktan ve onlarla sektörün geleceğini tartışmaktan çok keyif alıyorum.”

Merhaba Burcu Hanım, öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Ben 1978 doğumluyum ve 3 çocuk annesiyim. İş hayatına takı tasarımları yaparak başladım. Eşim 35 yıldır bu mesleği yapmakta. Başlarda eşimin yanına ziyarete giderek çok keyifli buldum kullanıcının yüzüne uygun güneş gözlüğü seçmeyi… Sonrasında ziyaretlerim sabah 9 akşam 7 mesaisine döndü. Yaklaşık 10 yıl eşimle birlikte çalıştım. Daha sonra bu mesleğin satış yapmak değil gözün insan hayatının en önemli uzvu olduğunun önemini daha net anladım ve her ince ayrıntısını öğrenmek istedim. 40 yaşında üniversite okudum. Optisyenlik diplomamı aldım. Mesleğimi doğru ve sağlıklı yapabilmem için okulda öğrendiğim tüm bilgi birikimimi mesleğimle birleştirdim. Doğru reçete okumak, nadir de olsa yanlış yazılan reçeteleri fark etmek aynı zamanda göz kusuru bulunan mağazama gelen kullanıcıların doğru yönlendirilebilmesini sağlamak mesleğimin en hassas noktasıdır.

Mağazanızı açmaya nasıl karar verdiniz? Kurulma aşamanızdan söz edebilir misiniz?
Mağazamız 4. yılında. Daha önce var olan bir mağazayı devir aldık. Ben bu mağazanın hem mesul müdürü hem işletmecisi olarak çalışmaktayım. Patronlarım Yağmur ve Sabri Sarıoğlu ailesidir. Bu mağazayı birlikte kurduk ve her sene yenilenerek devam ediyoruz.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Mağazamızda alt segment de var tabii ki ama üst grup ve tasarım butik markalar de bulunmaktadır ve her yıl müşterilerimin istekleri, güncel trend modeller ve noname tasarım ürünler mağazamızın bünyesine katılmaktadır. Bulunduğumuz lokasyondan da kaynaklı olarak ürün çeşitliliğimizin fazla olması müşterimizin taleplerini daha yüksek oranda karşılıyor bu da elbette satış oranlarındaki artışa yansıyor.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Trend olan her marka ve modelin satışı süreklidir. Genel olarak Bebek muhitinde de olmamdan dolayı üst grup satışı fazladır. Gucci, YSL, Mykita, Serengeti, Bottega Veneta optik ve güneşte en üst sırada yer alırken Rayban, Prada, Miu Miu arkasından gelmektedir.

Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Benim mağazam İstanbul’un en prestijli ve en çok gezilen ve turistin olduğu, değişken insan profili olan Bebek’te yer alıyor. Bu yüzden oturumu sürekli olan Bebekli müşterimin ve dışarıdan gelecek olan müşterim için trendi takip eden güncel ürünleri tercih etmekteyim. Bir de buradaki kesim kimsede olmayan tasarım, farklı çizgisi olan ürünleri çok beğeniyor. O yüzden limited edition ürün seçimimiz de var. Mağazamıza gelen her müşteriye hitap edebiliyoruz. İnsanların zihinlerindeki “Bebek semti lüks, fiyatlar çok yüksektir” algısını ürün skalasındaki orantılı fiyatlarla değiştirmeyi başardığımıza inanıyorum.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Bizim mağazamızda güncel yeni sezon trend ürünlerin yanı sıra tasarım ürünlere daha çok yer vermekteyiz. İnsanların tasarım bir ürünü taktığında aynaya bakınca kendini konforlu ve farklı hissettiğini görmek ve yüzündeki mutluluğu, aldığı ürünü herkeste görmeyeceğini bilmesi bizi butik markalara ve tasarım ürünlere yönlendiriyor.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Gözlüklerimiz camlarımız müşterinin isteğine bağlı olarak en iyi ve sağlıklı bir şekilde doğru ürünler garantili olarak mağazamızda satılır. Satış sonrası tamir ayar bakım ürünleri ücretsiz yapıyoruz. Ayrıcı müşteri başka bir optikten ürün aldıysa bile ücretsiz ayar tamir hizmeti veriyoruz. Aldığı ürün içine sinmediyse 15 güne kadar iade iptal etme hakkı sunuyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Aktif bir Instagram hesabımız var. Ayrıca mağazamız indirimlerini sezona göre yapmıyor. Biz yaz sezonu başında ürünü etiket üzerinden satıp, sezon sonu indirime sokmuyoruz. Bunun müşterilerimize haksızlık olduğunu düşünüyoruz. Şöyle düşünün X bir markayı etiket fiyatıyla alıyorsunuz 3 ay sonra tekrar geliyorsunuz aldığınız ürün yarı fiyatına satışa sunulmuş. Bu durum müşteride üzüntü ve pişmanlık yaratıyor. O yüzden sezon sonunda maksimum yapabileceğimiz indirimi biz her zaman uyguluyoruz. Bu da bizi bölgemizde tercih edilen kılıyor. Bir de yılbaşından sonra web sitemiz hizmete başlayacak. İlk kullanıcıya özel ek indirimler, birkaç sezon önceden kalan ürünlerin maliyetine yakın satışı insanlara daha kolay ulaşmamızı sağlayacak.

Bir optik mağazanın vitrin düzeni ve iç tasarımını sizce satışlarda nasıl bir rol oynuyor? Siz bu unsurları hazırlarken nelere dikkat ettiniz?
Bir mağazanın vitrini o mağaza hakkındaki tüm izlenimi verir. Siz önce vitrine bakar beğenirseniz içeriye girersiniz. Her sektörde bu aynıdır. Vitrinini beğenmediğiniz, kaliteli bulmadığınız bir mağazanın içini merak edip girmezsiniz. Temiz, kolay seçilebilir, merak uyandıracak ve müşterinin içeri girmesini sağlayacak ürünleri vitrinde sergilerim. İç tasarımında her markanın ayrı bir yeri olduğu, aydınlık bir mağazamız var. Müşteri istediği marka ve modeli rahat seçebilmeliler. Hareket noktasında aynalarda kolayca denediğini görebilmek müşterinin rahatlığı ve zaman kazanması açısından önemli. Ayrıca stantların markaların altındaki çekmecelerde markaların devamı sergilendiği için o düzende seçilebilmesi kolay ve rahat oluyor.

Sektöre hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Yirmi yıldır bu sektörde hizmet veriyorum ve insanların eskisi kadar olmasa da hala bilinçsiz gözlük kullandığını görüyorum. Yakını okuyamayan biri hiç muayene olmadan annemin babamın gözlüğü ile okuyabiliyorum diyebiliyor. Ya da gözlükten sıkılan biri ezbere kontakt lens takmak istiyor ki bizim mağazamızda reçete olmadan asla kontakt lens satışı yapılmamaktadır. Ben bir optisyen olarak bunun dezavantajlarından müşterilerime gerekli bilgileri aktarıyorum. Bir de ucuz olduğu için giyim mağazalarından ya da pazardan alınan güneş gözlükleri var. Tabii ki bunların gözde bıraktığı hasarları sık sık Instagram hesabımızdan paylaşıyorum. Fark ettiğim bir şey var ki eski zamanlardaki yanlış gözlük kullanımı şimdilerde azaldı. Sanırım teknolojinin ilerlemesi ve sosyal medyanın doğru bilgi vermesi bu oranı çok düşürdü. Artık sadece moda olduğu için ya da daha güzel görünmek için değil, doğru zamanda doğru seçilen ürün ile konforlu görüş alma ve sağlıklı ürünü kullanma bilinci yaygın durumda. Sosyal medya bunun doğruluğunu ve sağlık açısından önemini vurgulamak için en doğru adres.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Yurt dışındaki fuarlarda gelecek olan sezon için bilgi sahibi olmak çok önemli. Yakından takip etmekteyiz. En azından sezonda neler satacağımıza dair trendleri izleyebiliyoruz. Ayrıca sektör çok hızlı gelişmekte. Yeni çıkan camlar, kaplamalar, yeni trend markalar ve kontakt lenslerdeki gelişmeleri fuarlarda öğrenebiliyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı yıllardır heyecanla takip ediyorum. Yeni sezon ürünlerin yeni gelen markaların yanı sıra meslektaşlarımla böyle bir alanda buluşmak, sohbet etmek, mesleğimizin gelişimini tartışmak ve bunu Silmo İstanbul’un ev sahipliğinde yapmaktan çok keyif allıyorum.

Dijital ortamda yayınlanmaya başlayan 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginiz 4 your eyes, yıllardır mağazamızda keyifle okuduğum incelediğim ve bazen eksik kalan bir bilgiyi ilk öğrendiğim kaynaktır. Şimdi sosyal medya ve dijital ortamda olması daha kolay ulaşmamı sağlıyor. Sektörel yenilikleri sayenizde takip edebiliyor ve sayenizde yeni meslektaşlarımın ve mağazalarının bilgisine ulaşıyorum.

Ekim 2023