Anda Optik

ANDA OPTİK
Yeni ve Yenilikçi

Silmo İstanbul, uluslararası katılımcıları bir araya getirerek yeni ürünlerin tanıtılması, sektörel yeniliklerin paylaşılması ve iş ilişkilerinin güçlendirilmesi açısından değerlidir.

Merhaba Dilhun Hanım. Kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?

Merhabalar 2013 yılında Işık Üniversitesi’nde eğitimime başladım. İki yıllık eğitim sürecimin ardından İzmirli olmama rağmen İstanbul’da kalıp iş hayatıma burada devam ettim. İlk olarak Etiler’de bulunan Etiler Optik’te işe başladım. Ufuk Bey ve Seda Hanımın desteği ile 5 yıllık bir tecrübe edindim. Sonrasında memleketim olan İzmir’e döndüm. Burada tabii ki sektörde devam ederek Alsancak’ta bulunan Atölye Gözlük Optik’te çalışmaya başladım. Atölye Gözlük’te Esen ve Kaan Beylerin destekleri ile yaklaşık bir 5 yıl daha geçirdim. Şimdi ise yaklaşık 10 yılı aşkın tecrübesiyle eşim Aykut ile hayalimiz olan Anda’yı açmaya karar verdik.

Anda Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?

Optik mağazamızı kurmadan önce, pazarı araştırmak ve potansiyel müşterilerin ihtiyaçlarını ve tercihlerini anlamaya önem verdik. Rekabet analizi yapmak ve yerel pazardaki rakipleri incelemek bizlere stratejik kararlar almamızda yardımcı oldu. Ayrıca bir iş planı oluşturarak, işletmemizin hedeflerini, stratejilerini, operasyonel planlarını ve finansal tahminlerini belirlemeye özen gösterdik. İşletmemizin uzun vadeli başarısı için bir yol haritası sağlamalıydık ve de mağazamız için uygun bir konum seçerek gerek trafik yoğunluğunu, demografik faktörleri hatta kira maliyetlerine kadar erişilebilirlik gibi faktörleri göz önünde bulundurmalıydık.

Peki Anda Optik’in lokasyonunu belirlerken nelere dikkat ettiniz?

Mağazamızın hedef kitlesi ve potansiyel müşterilerimizin segmentlerini göz önünde bulundurduk. Mağazanın kolay ulaşılabilir olması ve yüksek trafikli bir bölgede olması önemliydi. Bu nedenle ana yollara, toplu taşıma araçlarına yakınlığı gibi faktörleri de dikkate aldık. Rakip mağazaların konumlarını da göz önünde tutarak stratejik bir yer seçimi yapmalıydık. Rakiplerden uzak olmak veya rekabet avantajı sağlayacak özel bir konum seçmek bu aşamada önemliydi. Bölgedeki demografik veriler de hedef kitlenin mağazaya olan ilgisini belirlemede önemli bir yer aldı. Mağazanın görünürlüğü ve görsel olarak çekiciliği önemliydi. Ana caddelerde bulunmanın, potansiyel müşterilere daha kolay ulaşma ve markanın imajını güçlendirme açısından avantaj sağlayacağını düşünüyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?

Müşterilere öncelikle yüksek kaliteli ürünler sunmak önemlidir. Optik ve güneş gözlüklerinde kullanılan asetat ve metal çerçeve kalitesi özellikleri gibi faktörleri göz önünde bulunduruyoruz. Müşterilerimizin belirli markalara olan sadakati ve algısı, mağazanın marka seçimlerini elbette etkiliyor. Moda trendlerini takip etmek ve güncel moda trendlerine uygun ürünleri tercih etmek bizim için önemlidir. Çoğunluk dünyaca ünlü moda markalarını tercih ederken bir kesim de artık daha butik daha farklı özellikleri olan özel tasarımlara yöneliyor. Bu nedenle iki tarafa da hitap edebilmek adına moda markası da butik tasarım markalarını da mağazamızda bulunduruyoruz ve açıkçası butik ürünler daha çok talep ediliyor.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz?

Farklı ürün segmentlerine sahip olmak, farklı müşteri gruplarına hitap etme şansını artırıyor. Geniş bir müşteri tabanı oluşturmak potansiyel satışları artırmamızda önemli bir rol alıyor. Ayrıca farklı ürün segmentlerine sahip olmak, müşterilerin farklı ihtiyaçlarını karşılamaya ve de genellikle ek satışlar yapmamızı sağlıyor. Özellikle belirli bir ürün segmentinde rekabet yoğunsa, farklı segmentlere yönelmek rekabet avantajı sağlayabilir diye düşünüyoruz. Kaliteli ve çeşitli ürünler sunan bir mağaza olduğumuzu düşünüyorum bu da müşterilerin gözünde güvenilir bir imaj oluşturabiliyor ve de mağazanın marka değerini yükseltebiliyor.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?

Kesinlikle talep geliyor. Designer yani butik markalara yönelik istek son yıllarda çoğalıyor. Designer markalar genellikle kaliteli malzemeler, özgün tasarımlar ve marka prestiji ile tanınıyor ve bu nedenle birçok müşteri tarafından öncelikli hale geliyor. Bu talepler doğrultusunda da bizler de designer markalara daha çok yöneliyoruz ve keyifle satıyoruz. Müşterilerimiz genellikle designer markaları tercih ederken kalite, prestij ve benzersizlik arayışında oluyorlar ve bu ürünlerde hepsini bulabiliyorlar.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?

Açıkçası her zaman cadde mağazalarını daha çok sevmişimdir. Bu nedenle iş hayatımın her süreci cadde mağazalarında geçti. Anda Optik için de bu yüzden cadde mağazasını tercih ettim. Çünkü cadde mağazaları genellikle ana yollar üzerinde veya yoğun caddelerde yer aldığından, daha fazla yaya trafiğine ve potansiyel müşterilere açık oluyor. Cadde, alışveriş merkezlerine kıyasla daha fazla görünürlüğe sahip olabilir. Vitrinlerin, tabelaların ve dış mekan reklamlarının kullanılması, mağazanın dikkat çekmesine yardımcı olabilir. Sokakta gezerken rastgele bir mağazayı keşfetme ve keşif yapma hissi, bazı müşteriler için daha keyifli bir seçenek oluyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmelerinin gerekliliği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Sektör içi eğitimler, mağaza çalışanlarının ürün bilgisini elbette artırabilir. Yeni trendleri ve teknolojileri öğrenmelerini sağlayabilir ve müşteriye daha iyi hizmet sunmamıza yardımcı olabilir. Bu eğitimler, mağazamızın marka imajını güçlendirebilir ve müşteri sadakatini artırabilir. Mağaza çalışanlarının düzenli olarak eğitilmesi ve bilgilendirilmesi elbette ki önemli ama eskiye nazaran bu eğitimlerin azaldığını düşünüyorum. Yeni ürünlerin piyasaya sürülmesi, güncel satış teknikleri ve müşteri ilişkileri konularında düzenli eğitim programları düzenlemek, çalışanların sürekli gelişimini sağlayabilir. Günümüzde artık teknoloji sayesinde yararlı olabilecek birçok eğitim imkanı buluyoruz.

Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?

Toplumda gözlük kullanımının önemi ve göz sağlığıyla ilgili bilgi düzeyinin artırılması önemlidir. Göz sağlığıyla ilgili kampanyalar, seminerler ve özellikle sosyal medya gibi iletişim kanalları kullanılarak halkın gözlük kullanımı konusunda bilinçlendirilmesi kesinlikle sağlanabilir. 

Göz muayenelerinin düzenli olarak yapılması, görme bozukluklarının erken teşhis edilmesi ve uygun gözlüklerin reçete edilmesi açısından önemli bir yer alıyor. Özellikle sağlık sigortalarının gözlük maliyetlerini kapsaması gibi önlemleri de göz önünde bulundurmalıyız. Son olarak da eklemek istediğim okullarda göz sağlığı (teşhisi) kontrolü ve bununla beraber gözlük kullanımıyla ilgili eğitim programları düzenlenmelidir.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye’nin optik sektöründeki gelişmeler Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda ideal bir şekilde sergilenmektedir. Silmo İstanbul, optik sektöründeki uluslararası katılımcıları bir araya getirerek, yeni ürünlerin tanıtılması, sektörel yeniliklerin paylaşılması ve iş ilişkilerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir platform sağlamaktadır.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?

Açıkçası dijital yayıncılığı daha pratik buldum. Uzakta da olsak derginizle etkileşim kurmak ve geri bildirim alma fırsatı sunuyor. Bizler de içerik hakkındaki düşüncelerimizi paylaşabilir, yorum yapabilir ve hatta içeriği sosyal medya üzerinden paylaşabilir olmamız çok keyifli olacaktır. Başarılarınızın devamını diliyoruz.

 Temmuz 2024

Potential Optical

Potansiyelini Keşfet

Silmo İstanbul, firmaların hem pazarlama hem de tanıtım aktivitelerini bir arada yürütmelerine olanak sağlamaktadır. Bu sebeple fuarın değerli bir avantaj yarattığına inanıyorum.

Merhaba Halil Bey, kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne giriş hikayenizi paylaşabilir misiniz?

Merhaba. Ben, Halil İbrahim Akşehirli.  Üç kuşaktır optik sektörüne hizmet veren bir aileden geliyorum. Toptancılığın yanı sıra, babamdan aldığım benim devam ettirdiğim ve halihazırda oğlum Hasan Basri Akşehirli’nin yönettiği Güven Optik adı altında on adet mağazası ile perakende zincirde faaliyetlerimize devam etmekteyim. Bizim yolumuz; gözlük için ihtiyacımız olan ve kimliğimizi ifade edecek hayal gücü, hayal gücünü hayata geçirecek ileri fikirlerdir. Bunları bilip anladıktan sonra uygulamaktır, hayata çevirmektir. Pozitif bir bakış, sağlıklı bir vücut, muhatabını kendin bilme ise hayat felsefemin vazgeçilmez unsurlarıdır.

Potential Optical’ın kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?

Potential Optical için temelde 1959 yılından beri gözlükçülük yapan ailenin günümüze uygun bir şekilde, mesleki açıdan yenilikçi bir atılımıdır diyebiliriz. Hedefimiz geniş ve kaliteli ürün yelpazesini en iyi fiyat ve hizmet ile müşterilere ulaştırmaktır. İstanbul’un Üsküdar ilçesinde ve İzmir Bornova’daki ofislerimizde tüm optik mağaza sahipleri diledikleri zaman randevu alarak ürünlerimizi inceleyebilirler. Koleksiyonlarımız, hızlı bir yaşam tarzında kullanıcılarının sağlığını ve şıklığını en üst seviyede gözetirken, aynı zamanda en iyi konforu da sunmaktadır. Eşsiz ve sürdürebilen patentli modellerimiz ile faaliyetlilerimize aralıksız devam etmekteyiz.

Firma bünyesinde kaç markanız var? Temel özellikleri, etkileşim grupları ve sektördeki konumları hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye ve diğer ülkeler ile birlikte 2018 yılından itibaren Potential Optical olarak distribütörlüğünü üstendiğimiz ve kendimize ait değerli markalarımız bulunmaktadır. Tüm kullanıcılarına yaşam motivasyonu veren Motivum, özgür ruha sahip bireylere son derece uyumlu olan Freemood ve Eyewear1959 şu anda markalarımız arasında yer almaktadır. Aynı zamanda önümüzdeki ay yine çok yüksek kaliteli bir gözlük grubumuzu sektörle buluşturacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Ayrıca Potential Optical olarak distribütörlük ağımızı yeni ekleyeceğimiz ülkelerle genişletmekte olduğumuzu da belirtmek isterim. Tüm markalarımızda önceliğimiz her zaman, mevcut ruhumuzu ve mantığımızı en iyi şekilde hissettirmektir. Marka ve modellerimizde kullanılan malzemelerin hafifliği, çerçevenin esnekliği ile kullanım sırasında oluşabilecek ağırlığın hissedilmesini engellemektedir. Minimalist tasarımlar ve ustaca bir moda anlayışı ile özgür ruhlu karakterlerin ilgisini çekmeyi başarmıştır. Stilistik bir çekiciliğe sahip olan koleksiyonlarımız renk yelpazesiyle de birçok tarza hitap etmeyi yakalayabilmiştir.

Markalarınıza ait koleksiyonları hangi etkenlere göre belirliyorsunuz?

Zaman içinde çeşitli üretim alanlarında biriken teknoloji ve özverili çabaların deneyimi, yenilikçi ürünlere nüfuz etmiş ve markalarımızın zamansız kimliğini yaratmıştır.  Kullanılan malzemenin sağlık standartlarına uyması, kalitesi, gözlükçülüğe uygun olması firmamızın sunduğu koleksiyonların vazgeçilmez nitelikleri arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra koleksiyonlarımızın özgür ruhlu, özgür modeller içermesine, her mevsim ve her modaya uyumluluğuna da üst düzeyde önem vermekteyiz. Potential Optical olarak her anın değerini düşünüyor ve markalarımızın geçmişini yalnızca sonsuz değer arayışıyla sürdürmeye çalışmaktayız.

Potential Optical’a yeni markalar eklemeyi düşünüyor musunuz?

Yıllar boyunca deneyim, beceri ve özveri biriktirdik. Bünyemize yeni marka katarken önceliğimiz daima markanın ruhunu anlamak ve anlatabilmek olmuştur. Böylece Potential Optical’da cevap bulmak için gösterdiğimiz özverili çaba, yeniliğimiz haline geldi. Bu sebeple öncelik her zaman markalarımızı daha ileri bir seviye taşımaktır. Halihazırdaki markalarımızın zamansız kimlikler kazanmasına odaklanmış olsak da gelişen, büyüyen ve iyi anlamda evrilen bir firma olarak elbette yeni, potansiyel markaları da değerlendirmeye yönelik açık bir görüşe sahibiz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?

Potential Optical olarak Türkiye’nin her bölgesine üç ayrı dağıtım ve satış ekibimizle hizmet vermekteyiz. Dinamik ve donanımlı ekibimiz, ürünümüzü seven ve kıymetini bilen meslektaşlarımıza; birebir, eksiksiz, rahatsızlık vermeden ürünlerimizin farkı ve faydalarını anlatarak bilgi vermektedir. Şüphesiz her geçen gün dağıtım ve satış ağı geliştirme çalışmalarımız hız kazanıyor ve bu anlamda daha geniş kitlelere ulaşmayı sürdürüyoruz. Silmo İstanbul’un başı çektiği fuardaki varlığımız, 4 your eyes Optik Magazin dergisine verdiğimiz ilanlar yanı sıra, dijital kanallardaki güncel varlığımız da özellikle satış ağımızı güçlendirmede önemli yer tutuyorlar.

Satış esnasında ve satış sonrasında müşterilerinize yönelik hizmetlerinizi bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Potential Optical olarak kendi bünyemizde oluşturduğumuz bir deneyim merkezimiz bulunmaktadır. Pazarlama stratejilerimizi belirlerken, satışın yanı sıra satış sonrasındaki süreci de titizlikle göz önünde bulundurmaktayız. Satış sonrası desteğe de optimum düzeyde önem verdiğimizden dolayı, kullanıcıların ve optisyenlik müessesesinin yüzünü güldürdüğümüzü düşünüyorum.

Markalarınızın tanıtımı için hangi iletişim araçlarını daha efektif buluyorsunuz? Kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?

Hedef kitleyi anlamak ve tanımak markanın tanıtımının birinci ve en önemli basamağıdır. Ürünlerimizin farkı ve faydaları hakkında en etkili bilgilendirmenin birebir yani yüz yüze iken gerçekleştiğine inanıyorum. Sektörü yani hedef kitlenizi tanıdığınız zaman onlardan elde edeceğiniz içgörüleri ve sektörümüzü en iyi şekilde anlamak için gözlemlediğiniz verileri analiz edebilmek çok önemlidir. Analiz sonucu ulaştığımız bulguların, markalarımızı nasıl, ne zaman sunacağımız konusunda etkili kararlar almamızda yardımcı olacağını her zaman düşünmekteyim. Tüm bu söylediklerimin doğrultusunda Potential Optical olarak hedef kitlemizle dijital platformlarda ve web sitemizde etkileşimde bulunmayı özellikle tercih etmekteyiz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Uluslararası fuarları elbette takip etmekteyiz. İlerleyen senelerde Potential Optical olarak da katılımcı olmayı sürdüreceğiz. Bu global etkinliklerin sektörümüzün gelişimi için değerli fırsatlar yarattığını düşünmekteyim. Fuarlar için en yeni teknolojilerin ve trend markaların ve sayısız koleksiyonun ortak buluşma noktası diyebiliriz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?

Sektörümüzde yaşadığımız gelişmeler ve pazarda meydana gelen yeni oluşumlar rekabetin yoğun bir şekilde yaşandığı bir ortamı doğurmuştur. Bugün artık sadece kaliteli mal üretip pazara sürmeyi, başarı elde etmek ve satış yapabilmek için yeterli görmüyorum. Çünkü günümüz koşullarında tüketiciler aynı malın değişik fiyat kalite ve biçimleri ile karşılaşabilmekte ve ihtiyacı olan mal ya da hizmetin değişik alternatifler arasından seçme şansına sahiplerdir. Böylesi bir pazar ortamında da Silmo İstanbul Optik Fuarı’na katılım, firmalara oldukça önemli avantajlar sunmaktadır. Fuar firmaların hem pazarlama hem de tanıtım aktivitelerini bir arada yürütmelerine olanak sağlamaktadır. Bu sebeple Silmo İstanbul’un sektöre ve bizlere samimi destek faaliyetlerini önemli buluyorum. Dikkat çekici bir zekayla organize edilen fuarın; iyi eğitilmiş çalışanları, aktif ve başarılı fuar öncesi ve fuar sırası tanıtım çalışmaları, dizaynı ve özenle yürütülen fuar sonrası çalışmaları yıllar içerisinde daha da gelişiyor. Tüm Silmo İstanbul ekibine teşekkür ediyoruz.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’ın dijital yayına geçişi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Derginizin güncel haberlerin takibini sağlayabilmek adına başarılı bir etken olduğunu düşünüyorum. Sektörde tanınan veya tanınmakta olan birçok firmanın gelişimi ve yenilikleri konusunda bilgi sunmasını çok başarılı buluyorum. Dijital çağa ayak uymanızı da takdirle karşılıyor, başarılarınızın devamını diliyorum. Teşekkürler.

Temmuz 2024

Mazzucchelli 1849

Mazzucchelli 1849

175 Yıllık Miras

Mazzucchelli, 175 yıllık mirasının odağına sürdürülebilirliği yerleştirdi. Artık yüksek kalite ve estetik ile yetinmeyen şirket, yeni üretim tesisiyle çevre dostu faaliyetlerini genişletiyor.

Santino Mazzucchelli’nin hayvan boynuzu, kemik ve kaplumbağa kabuğundan tarak ve düğme üretmek üzere küçük bir fabrika açmasının üzerinden 175 yıl geçti. Bu 175 yıl boyunca bu küçük fabrika büyüdü ve potansiyelini anlayan Mazzucchelli ailesinin üyelerinin öngörüleri ve fikirleri sayesinde nesilden nesile geçerek son derece sofistike bir uzmanlığa sahip, özellikle gözlük pazarında kullanılan selüloz asetat granül ve levhalarının üretim ve dağıtımında dünya lideri olan uluslararası bir şirket haline geldi. Mazzucchelli 1849, selüloz asetat üretim endüstrisinde işçiliği ve yenilikçiliği ile dünya çapındaki şöhretini her geçen yıl daha da artıyor. Şirket 175. kuruluş yıldönümünü kutlarken, Grup Ürün Geliştirme Müdürü Elena Orsi Mazzucchelli’nin sürdürülebilir malzemelerin geliştirilmesi ve stratejik genişleme vizyonu hakkındaki röportajını sunuyoruz.

Mazzucchelli 1849’un mirası altı nesli kapsıyor. Şirket, hızla gelişen bir pazarda geleneğin ve zanaatkarlığın korunmasını yenilikçilik dürtüsüyle nasıl dengeliyor?

Bu soru ciddi bir değerlendirmeyi hak ediyor. Bazen doğal olarak gelen bir zihniyet ve iş yaklaşımını açıklamak kolay değildir. Mazzucchelli modernite geleneğini korur, bu şirkete aktarılan ailenin varoluş biçimidir. Mazzucchelli’nin faaliyetleri zaman içinde değişmiştir, ancak ürettiklerimizin kalitesine odaklanma değişmemiştir ve her şeyden önce, her zaman olduğu gibi bizi öteye bakmaya yönlendiren itici güçtür. Sadece pazarı deşifre etmek ve anlamak değil, esas olarak bir adım önde olmak gerekir. Ölçüp biçmeli ve zor seçimler yapmalısınız ama sonra yaptığınız şeye inanmalı ve kararlılıkla uygulamalısınız. Günümüzde değişimler çok şiddetli, hızlı ve etkili olabiliyor. Uyumlu bir ekiple çalışmak elzem hale geliyor. İnsan figürünün kilit rolüne inanıyorum, şirkette yer alan insanların kalitesi kesinlikle fark yaratıyor. Çok yönlü sürdürülebilirlikle ilgili hususlar ele alınırken kişinin ve zanaatkarlığın merkeziliği korunmalıdır.

Mazzucchelli 1849’un bu yıl yeni bir üretim tesisi açacağını biliyoruz. Bu genişlemenin arkasındaki motivasyon, getireceği teknolojiler hakkında ve yeni tesisin şirketin gelecek vizyonuyla nasıl örtüştüğüyle ilgili ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?

Yeni tesisimizi açmak özellikle yenilenebilir kaynaklardan enerji kullanmak ve çok daha düşük enerji tüketimi, daha düşük su tüketimi, daha düşük proses atığı ve daha yüksek üretim verimliliğine sahip olmak için süreçlerimizi yeniden tasarladığımız anlamına geliyor. Bu tasarı, tamamen yeniden tasarlanmış yeni makineler, yüksek düzeyde otomasyon ve yenilikçi bir üretim süreci kontrol sistemi sayesinde gerçekleşmektedir. Sürdürülebilirlikten bahsetmek aynı zamanda daha düşük çevresel etkiye sahip çözümler bulmak anlamına da gelir.

Bu nedenle, süreçlerimizde ortaya çıkan selüloz asetat atığını arıtabilecek ve tedarikçimiz Eastman’ın kimyasal geri dönüşüm tesisinde geri kazanılmak üzere Atık Sonu’na dönüştürebilecek bir Atık Geri Kazanım Merkezi inşa etmeyi planladık. Bu döngüsel asetat atığı geri kazanım süreci müşterilerimize de sunulabilir ve şu anda çöp sahasına gönderilen küresel atık miktarlarının azaltılmasına yardımcı olabilir.

Şirket sürdürülebilirliği kurumsal yönelimine nasıl dahil ediyor ve özellikle M49 biyoplastik gibi sürdürülebilir malzemeler geliştirme konusunu detaylandırır mısınız?

Son yıllarda gerçekleştirilen yatırımların çoğu, çevre üzerinde daha iyi bir etkiye sahip olmak için süreçler, malzemeler ve teknolojilerdeki iyileştirmelere yöneliktir. Bunlardan biri, formülü klasik formülasyonun fiziksel mekanik özelliklerini güçlü bir eko-sürdürülebilirlik özelliği ile birleştiren Mazzucchelli biyoplastiği M49’dur. Geleneksel plastikleştiricinin yerini bitkisel kökenli bir plastikleştirici çözeltisi almış, böylece M49 kayda değer bir biyo-bazlı içeriğe sahip bir biyoplastik haline gelmiştir. Mazzucchelli’nin sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığının çok daha yeni bir örneği, ABD’li Eastman şirketi ile 2020 yılında başlayan işbirliğidir. Bu işbirliğinin ardından Mazzucchelli, hammaddeyi yeniden elde etmek için plastik atıkları birincil moleküllere dönüştüren Karbon Yenileme Teknolojisi adı verilen bir süreçle üretilen yenilikçi bir pul olan Acetate Renew™ ile yapılan levha üretimini üretimine eklemeye karar verdi.

Mazzucchelli 1849, dünya çapında en iyi şirketlerden bazılarıyla işbirliği yapmasıyla tanınıyor. Başarılı işbirliklerinden örnekleri ve bu ortaklıkların şirketin başarısına nasıl katkıda bulunduğunu paylaşabilir misiniz?

Sistem entegrasyonundan yeni ürünlerin geliştirilmesine kadar inovasyon ve iyileştirme programlarını ve projelerini paylaşmaya çalışan tüm müşterilerimizle işbirliği yapıyoruz. Plastik malzeme üretiminde dünyanın en önemli şirketlerinden biri olan ve kimyasal geri dönüşüm süreçlerinde ön sıralarda yer alan ana hammadde tedarikçimiz Eastman Chemical ile yaptığımız işbirliğinden gurur duyuyoruz. Eastman ile işbirliği, işletmelerimizin sürdürülebilirliğini artırma yönünde ilerleyen döngüsel bir atık ve atık geri kazanım süreci oluşturmamızı sağlayacaktır.

Mazzucchelli 1849 selüloz asetat üretim endüstrisinin geleceğindeki rolünü nasıl öngörüyor ve şirket ortaya çıkan zorluklar ile fırsatlara uyum sağlamak için hangi adımları atıyor?

Mazzucchelli selüloz asetat dünyasında önemli bir rol oynamaya devam etmek istiyor. Mazzucchelli, gözlük pazarında, özellikle de sadece üst düzey gözlüklerde çalışanlar için en önemli referanstır ve olmaya da devam etmek istemektedir. Bu nedenle sadece tasarım ve renk varyasyonlarında değil, üretim ve tedarik zinciri entegrasyonu söz konusu olduğunda malzeme ve süreçlerde de yenilikçiliği garanti etmek önemlidir. Bugün artık estetik ve teknik açıdan eşit bir ürün yapmak yeterli değil; malzeme sürdürülebilirliği, giderek artan yüksek kalite ve giderek artan esnek ve hızlı hizmet ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler geliştirmek gerekiyor. Mazzucchelli, ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara yanıt vermek için kaynak ve enerji yatırımı yapmaktadır ve yeni fabrika ve atık geri kazanım merkezi yatırımları, attığımız yeni adımlardan sadece birkaçıdır.

Kaynak: 20/20 Europe

Temmuz 2024

Rolf Spectacles

Rolf Spectacles

Çevre Dostluğunun Ötesinde

Premium gözlük markası Rolf, her şeyden önce tutarlılığıyla bilinen bir marka için oldukça cesur bir adım atarak marka kimliğini yeniden keşfetti.

Rolf Spectacles, inovasyon, sürdürülebilirlik ve işçiliğe olan bağlılığıyla gözlük sektöründe öne çıkmaktadır. Tirol Alplerinin kalbinde kurulan Rolf Spectacles, kuruluşundan bu yana gözlüklerde doğal malzemelerin kullanılmasına öncülük ediyor. Marka, yalnızca hafif ve rahat olmakla kalmayıp aynı zamanda doğal dünyanın güzelliğini ve esnekliğini de yansıtan el yapımı çerçeveler hazırlamasıyla tanınıyor. Premium gözlük markası Rolf marka kimliğini her şeyden önce tutarlılığı ve sürdürülebilirliği ile bilinen bir marka için oldukça cesur bir adım atarak yeniden keşfetti. Pazarlama Müdürü ve Kurucu Ortak Christian Wolf yeniden markalaşma ve #planetrolf projesi hakkında yapılan röportajını sunuyoruz.

Merhaba Christian, son birkaç yıl Rolf için nasıl geçti? Ne gibi yenilikler yaptınız?

Son birkaç yıl her marka için zorlu geçti, ancak zor zamanlarda yeniden düşünmeniz gerekir ve biz de öyle yaptık. Bölgesel üretimimiz sayesinde, her zaman teslimat yapabilme gibi büyük bir avantaja sahip olduk ve bu da bu yılları çok başarılı kıldı. Substance koleksiyonu ile portföyümüzü genişlettik ve çok sayıda müşteriye ulaşmayı başardık. Ürün kalitesi, tasarımı, yeniliği, sürdürülebilirliği ve fiyatıyla göz dolduruyor. Fabrikamızda 15 yıldır üretim yaptığımız ve tedarikçilerden büyük ölçüde bağımsız olduğumuz için bu alanda değişiklik yapmamız gerekmedi.

Yeniden markalaşma projenizi başlattınız. Siz de yeni veya farklı olan unsurlar nelerdir?

Rolf 2009 yılında piyasaya sürüldü. On yılı aşkın bir sürenin ardından gençliğimizi korumak, yeni bir heyecan yaratmak ve odağımızı keskinleştirmek için kendimizi yenileme ihtiyacı hissettik. Bunun anahtarı markamızın derinlemesine incelenmesiydi. Bu “yeniden başlatma” temel değerlerimizin tanımlanmasına yol açtı ve şimdi bize yeniden yaratıcılık için daha fazla alan sağlıyor.

Yeni bir logo, yeni bir kurumsal kimlik ve sadeleştirilmiş bir web sitesini başarıyla hayata geçirdik. Sonuçtan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Her gün yeni marka kimliğimizle çalışmaktan keyif alıyoruz.

Yeniden markalaşma süreci nasıl gelişti, kurumsal kültürünüz bu süreçte ne kadar rol oynadı?

Yeniden markalaşma sürecinin tamamı, dışarıdan profesyonellerin yardımıyla uyguladığımız geniş kapsamlı ve iyi düşünülmüş bir karardı. Böyle bir süreç için yeni bakış açılarına ve uzmanlığa ihtiyaç duyarsınız. Innsbruck’tan Rabensteiner ajansını seçtik. Deneyimleri, yaratıcılıkları ve sabırları tam da aradığımız şeydi. Ulrike Hirtzberger ile birlikte konumlandırma, rekabet analizi ve diğer kilit unsurları içeren kapsamlı bir marka stratejisi geliştirdik. Daha sonra bu temel üzerinde detaylar üzerinde çalıştık. Sonuçta ortaya yeni bir logodan çok daha fazlası olan değerlerimizi ve vizyonumuzu tam olarak yansıtan bir marka kimliği çıktı: #planetrolf – ‘Rolf. Doğal olarak el yapımı’. Tasarım yaklaşımımız yüksek teknolojiyi geleneksel işçilikle birleştiriyor ve estetik ile işlevselliğe olan tutkumuzun altını çiziyor. Yeniden markalaşma süreci bu unsurları daha da ön plana çıkarmak için bir fırsat oldu. Teknoloji, işçilik, doğa ve tasarım sevgisi yeni marka kimliğimizde ifade ettiğimiz Dna’mızın temel unsurlarıdır.

Yeniden markalaşmanın bir parçası olarak vurgulamak istediğiniz belirli tasarımlar veya tasarım öğeleri var mı?

Rolf, netlik ve sadelikle karakterize edilen zamansız tasarıma odaklanıyor. Tasarımımız uyumlu bir tasarım dili ile karakterize edilir. İyi tasarımın içten başladığına, kafadan geçtiğine ve kalbe dokunduğuna inanıyoruz. Estetik ve teknoloji eşit derecede önemlidir. Rolf karmaşıklığı sadeliğe dönüştürür.

Tasarımda abartısızlık kendini nasıl gösterir?

Ürünlerimizin işlevselliğinde ve güzelliğinde. Rolf’ta bir gözlüğü göz alıcı logosundan değil, dengeli şekli ve ince, işlevsel zarafetinden tanırsınız. Gözlüklerimiz, işlevsel tasarımın da güzel olabileceğini kanıtlıyor. Her çerçeve yenilikçi bilgi birikimi ve doğal sadelik içeriyor. Bu unsurlara daha fazla yer vermek ve Rolf markasını ürünlerimiz için bir çerçeve olarak güçlendirmek yeniden markalaşmamızın temelini oluşturdu.

Yeniden markalaşma, koleksiyonların uyarlanmasını veya genişletilmesini de içeriyor mu?

Kesinlikle evet. Mevcut koleksiyonlarımızı korumanın yanı sıra sürekli olarak yeni ürünler ve koleksiyonlar sunacağız. Son olarak Fusion koleksiyonumuzu sunduk. Bu koleksiyon teknik uzmanlığımızı doğal malzemelerle birleştiriyor ki bizim için gerçek bir dönüm noktasıdır. Bu amaçla, makinelerimizin modernizasyonuna yatırım yaptık. Bu yatırım, yüksek teknolojiye, yeniliğe ve bağımsızlığa olan bağlılığımızın altını çiziyor.

Peki #planetrolf ne anlama geliyor?

Yenilik, statükoyu sürekli sorgulama ve yenilenebilir hammaddelerden yüksek kaliteli ve dayanıklı gözlük üretme taahhüdümüz. Açık ve şeffaf bir şekilde iletişim kuruyor ve neyi sürdürülebilir ve dürüst ürünler olarak gördüklerine karar vermeyi ortaklarımıza ve müşterilerimize bırakıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız, harici organik veya eko-etiketlere değil, kendi standartlarımıza ve inançlarımıza dayanmaktadır. Ürünlerimizle özdeşleşebilen herkes #planetrolf’te buluşuyor.

Kaynak: Spectr

Haziran 2024

City Optik

CITY OPTİK
Samimi Alışveriş

Silmo İstanbul Optik Fuarı, optik sektörünün son 10 yılının bir panoraması niteliğinde. Sektörün gelişmesindeki katkısı tartışılmaz. Silmo İstanbul’un gelişimi, her yıl artan katılımcı sayısı ve katılımcıların ziyaretçiler için hazırladığı yeniliklerle her yıl daha fazla göze çarpıyor.

Merhaba Faruk Bey. Kendinizi biraz tanıtarak optik sektörüne nasıl girdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba öncelikle bu değerli röportaj için 4 your eyes ekibine teşekkür ediyorum. Ben Faruk Tepe, 1980 İstanbul doğumluyum. 2007 yılı öncesinde eczane – optikte çalışırken optik sektörünü tanıma olanağı buldum. Bu sektörün bir parçası olmayı hedefledim ve daha sonra kendi işimi kurma kararı aldım. İlk City Optik mağazasını bu şekilde açmış oldum.

City Optik ile olan yolculuğunuzdan ve şubelerinizden bahsedebilir misiniz?
Yaklaşık 20 yıl önce Esenyurt’taki ilk mağazamızı açarak optik sektörüne tam anlamıyla giriş yaptım. Sektör ve yapılan iş konusunda çok fazla bilgi sahibi olmadığım o ilk günlerden; kendimi geliştirerek bugünlere gelmiş bulunmaktayım. Bu geçen süre zarfında büyümek ve şubeleşmek hep arzu ettiğim bir hedefti. Şu an İstanbul’da 6, Tekirdağ’da 1 adet olmak üzere toplam 7 mağaza ile sektöre ve müşterilerimize hizmet vermekteyiz.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz? Mağazanızda bulunan cafe-bar ile müşterilerinizi keyifle ağırladığınızı biliyoruz. Bir de bu fikirden söz edelim.
Mağazalarımızın konumunu bölgedeki insan nüfusuna, semtin alışveriş yoğunluğuna uygunluğuna göre belirliyoruz. Cafe–bar ikram projesini açılıştan bugüne zevkle yönetiyoruz. Müşterilerimize evimize gelen misafir gibi hizmet verip alışveriş deneyimleri sırasında daha kaliteli ve samimi vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Bu da tüm mağazalarımızdaki müşterilerimizin ilgisini çekmiş, müşterilerimize kaliteli ve sıcak alışveriş deneyimi sunmamızı sağlayan bu duruşumuzla ön plana çıkmamızı sağlamıştır.

 

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Sektöre cadde mağazaları ile başladığımız için her zaman esnaf mantığı ile iş yapmak bana daha sıcak gelmiştir. Bu sebeple eskiden olsa bu soruya doğrudan cadde mağazası olarak cevap verirdim. Fakat AVM mağazalarına yönelmemiz tamamen müşteri isteği ile olmuştur. Mağazanın 7 gün hizmet veriyor olması müşterilerimize ulaşmamızı kolaylaştırıyor. AVM’de daha uzun saat diliminde daha fazla müşteriye hizmet verdiğimizi düşünüyorum. Yine de cadde mağazalarımızla City Optik markasını büyütmeye devam etmeyi düşünüyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazalarımızda en ekonomik üründen en pahalı ürüne kadar tüm çeşitliliği bulundurmaktayız. Her segmentten ürüne yer vermek müşteri çeşitliliğine sebep oluyor. Bu satıcı açısından büyük konfor ve kolaylık anlamına geliyor. Müşterilerimiz her fiyat ve markadaki ürünü reyonlarda bulabildiği için bütçe ve tarzına en uygun ürünün hizmetini alabiliyor. Çok satan kategorimizde tabii ki birkaç yıldır başta Prada olmak üzere Burberry, Tom Ford, Rayban, Silhouette, Lindberg gibi ürünler tercih edilmektedir.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet eskiden butik ürün ve ticari ürün ayrımı vardı. Şu an tamamen sosyal medya etkisi ve gözlüğün bir stil tamamlama ürünü olarak kullanılması bu ayrımı ortadan kaldırdı. Bu sebeple artık müşterilerimizden de bu yönde talepler geliyor.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış sonrasında müşteri memnuniyeti anketi yapıyoruz, müşterilerimizin hizmet kalitesini ölçümlemek satış kalitemizi artırıyor. Tüm ürünlerle ilgilendiğimiz teknik servis bölümü bizim için önemli bir unsur. Arızalı ürünlere tek elden kısa sürede çözüm bulup müşterilerimizin bekleme süresini azaltmaya ise özellikle dikkat ediyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Genellikle müşterimiz mağazaya geldiğinde sözlü olarak bilgi vermeyi tercih ediyoruz. Mağaza içi broşür ve poster gibi aydınlatıcı reklam metinleri de dahil olmak üzere dış cephe vitrinlerdeki görseller ile kampanyaların duyurusunu yapıyoruz.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Mağaza ziyaretlerimizde yönetici kadromuzla sürekli eğitim veriyoruz. Yeniliklerden ve değişen teknolojiden sürekli faydalanmak adına çalışanlarımızın dijital ortamda eğitim programlarını planlıyoruz. Eğitici olan hiçbir bilginin sınırının olduğunu düşünmüyorum. Tüm sektör çalışanları ne kadar bilgi sahibi olursa o kadar verim alınacağına inanıyorum.

Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Sektöre ilk girdiğim güne oranla kullanıcı sayısının oldukça yükseldiğine inanıyorum. Bu durumun hastaların görme ihtiyacının giderilmesi ve göz kliniğine ulaşma süresi ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Burada kurumlara düşen görev olarak kampanya vb. unsurlarla hastalara muayene indirimleri verilmesinin ve hastalara gereken her türlü desteğin sağlanmasının gerektiğini düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Tüm yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılıyorum. Bu durum mağazalarımızdaki çalışanları bilgilendirme ve ürün koleksiyonu yenileme açısından büyük fayda sağlıyor. Sektör profesyonellerinin tamamımın da mümkün olan en yoğun şekilde bu fuarları takip etmesi gerektiğine inanıyorum. Trendlerle eş zamanlı hareket etmek ve en yeni teknolojiler hakkında bilgi sahibi olabilmek için fuarların ideal platformlar olduğunu düşünüyorum.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, optik sektörünün son 10 yılının bir panoraması niteliğinde. Sektörün gelişmesindeki katkısı tartışılmaz. Son 10 yılda büyür ve gelişirken, sektörün büyüyüşünü ve canlanmasını da bizlere ideal bir şekilde yansıttığı için Silmo İstanbul’u tebrik ediyorum. Her yıl artan katılımcı sayısı dikkatleri çekerken, katılımcı firmaların biz ziyaretçiler için hazırladığı yenilikler de her yıl daha fazla göze çarpıyor. Bu anlamda Silmo İstanbul’un diğer sektörlerin fuarlarıyla kıyaslandığında amacına ulaşmayı başardığına inanıyorum.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
İki yıl öncesine kadar her ay mağazamıza ulaşan yeni sayıdan hem çalışanlarımız hem müşterilerimiz çok memnun kalıyordu. Ancak yeni dijital çağa ayak uydurarak yenilikçi, güncel ve sağlam duruşundan ödün vermeden online olmasıyla artık her yerden her an rahatça erişebiliyoruz. Teşekkür ederiz.

 Mayıs 2024

Armati Gözlük

Sektörel Tutku

Geçen yıl yeni salonlarında ve birçok yenilikleri ile gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı, her geçen yıl daha geniş kitlelere ulaşacağının, daha verimli olacağının ve daha fazla coşku yaşatacağının habercisi oldu…

Merhaba Suat Bey & Cem Bey… Öncelikle biraz kendinizden ve sektöre giriş hikayenizden bahseder misiniz?

Suat Şen: Merhabalar, 1963 Trabzon doğumluyum. 1980 yılından beri optik sektöründe faaliyet gösteriyorum. 2019 yılından beri meslektaşım ve dostum Cem Üner’le ortak olduğumuz Armati gözlük şirketini yönetiyoruz.

Cem Üner: Sektöre gönül veren herkese benden de merhabalar. Ben Cem Üner 1971 İstanbul’da doğdum. Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliğini bitirdikten sonra baba mesleği olan optik sektöründe meslek hayatıma başladım. Sektörde 38 yılını dolduran Ozan Optik markası çatısı altında perakende sektöründe çalıştım. On yıllık bir aradan sonra 2019 yılından itibaren 30 yıllık dostum, ortağım olan Suat Bey ile beraber Armati Gözlük firmasıyla optik sektörünün toptancı ağındayız.

Önemli markaların Türkiye distribütörlüğünü yürütüyorsunuz. Markalarınız ile ilgili okurlarımıza neler aktarabilirsiniz?

Kore menşeili Vycoz, Frank Custom ve Dr. Gram markalarının Türkiye distribütörüyüz. Vycoz temel değerlerden ve pratiklikten ilham alarak bağımsız bir şekilde işlevsel gözlükler üretmektedir. Frank Custom zamansız tasarımlara ve teknik mükemmelliğe odaklanan bir gözlük markasıdır. Uygun fiyata konfor, çeşitlilik ve kaliteyi vurgulayan aerodinamik malzemelerden gözlükler oluşturur. Dr. Gram ise son derece hafif, beta-titanyum gözlük çerçeveleriyle ön plana çıkmaktadır. Ürünleri sadece 3 gram ağırlığındadır ve kolay montaj sağlayan benzersiz bir kumaş dokuma menteşe yapısına sahiptir. Ayrıca house brand’imiz olan Jeemm markamızı da tüm gözlük sevenlere sunmaktayız. Optik mağazalarında işletmecilere katma değeri yüksek ve karlı ürünlerle rekabetten uzak bir avantaj sunmak tüm hedefimizdir. Rekabette ve karlılıkta güçlü teknolojik ürün yelpazemizi hızlı ve dinamik ekibimiz aracılığıyla müşterilerimizle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.

Biraz da kendi markanız olan Jeemm’den bahsedelim. Temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?

Gönül verdiğimiz optik sektörünün toptan kısmına dahil olduğumuz 2019 yılından itibaren en büyük hedeflerimizden birisi üst düzey kalitedeki bir optik markası oluşturmaktı. Bu markada amacımız, ürün yelpazesi ve fiyat performansını doğru oranda yakalayabilmekti. İşte bu noktada amacımıza uygun olacak şekilde Jeemm markası doğdu. Yüksek Kore teknolojisi ile oluşturduğumuz Jeemm markamızla hedefimizin ilk adımlarını attığımıza inanıyoruz. Jeemm markasını oluştururken optik mağazalarından gelen öneri ve istekler bizim için çok değerliydi. Bu sayede sektördeki eksik ve aranılan boşlukları doldurduğumuzu düşünüyoruz.

Armati Gözlük olarak bünyenize katmayı düşündüğünüz yeni markalar var mı?

Armati Gözlük olarak büyümeye, gelişmeye ve daha geniş kitlelere ulaşmaya yönelik hedefimiz elbette bulunmaktadır. Tecrübeli bir ekiple kurulmuş olsa da firmamız oldukça yeni bir oluşumdur. Tabii ki henüz beşinci yılımızda olsak da çok önemli noktalara gelerek, büyüme grafiğimizde başarılar elde ettiğimiz de bir gerçek. Biz bu başarımızı gelişime, yeniliklere açık olan çağdaş, trendlerle uyumlu geniş bakış açımıza bağlıyoruz. Özellikle Türkiye ve Avrupa’da gerçekleştirilen sektör adına çok değerli uluslararası fuarlara katılımcı ve ziyaretçi olarak katılmayı tercih etmemiz de bakış açımızı net bir şekilde yansıtmaktadır. Sektörün nabzını ve dinamiklerini bu fuarlar aracılığıyla devamlı olarak takip ediyor, Armati Gözlük’ü sektörde en çok aranan firma konumuna getirmek için markalarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?

Bizler Armati Gözlük’ü meslek ahlakına, etik değerlere bağlı ve bu değerleri korumaya yönelik bir noktada konumlandırmayı tercih ediyoruz. Sadece ticaret yapıyor olmak Armati Gözlük’ün felsefesine aykırıdır diyebilirim. Bu sebeple iş yaptığımız her unsurla ve elbette satış noktalarıyla da etik ve doğru stratejiler kurarak çalışmayı önemsiyoruz. Ticaretimizde her iki tarafında çıkarlarını gözeten kazan-kazan sitemini benimsediğimizi söyleyebiliriz. Tahmin edebileceğiniz gibi kısa vadeli iş ilişkileri yerine beraberce uzun süreli çalışabileceğimiz optik mağazaları seçmeye özen gösteriyoruz.

Sektördeki tecrübeniz ışığında Türkiye optik sektörünün bugünkü durumunu, gelişimi ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye çok aktif ve genç bir pazar olup büyüme trendinde olan bir ülkedir. Pazardaki yeni oyuncular ve sektöre yön verecek olanlar için ülkemiz parlayan yıldızdır diyebilirim. Ancak Armati Gözlük olarak tüm ticari faaliyetlerimizde ön planda tuttuğumuz mesleki ahlak bağlamında sektörün biraz daha gelişmesi gerektiğini söylemek durumundayım. Bizlerin, sizin gibi yayıncıların ve şüphesiz ki derneklerin aracılığıyla daha çok emek vererek ve örnek olarak pazarın daha etik bir şekilde büyümesine katkı sağlamamız gerektiğini düşünüyoruz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Tüm uluslararası fuarlara katılım sağlıyoruz. Bu büyük organizasyonlar sektörümüzün nabzını tutmak için çok değerli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Uluslararası optik fuarları için yeni teknolojiler ve trend markaların buluşma arenası diyebiliriz. Daha önce de belirttiğimiz gibi Armati Gözlük olarak bu fuarlara katılmayı çok önemsiyor ve her katılımda sanki ilk kez katılıyor gibi bir coşkuyu deneyimliyoruz. Benzer duyguları yaşayan meslektaşlarımızın kolaylıkla anlayabileceği üzere mesleğimize ve sektörümüze yönelik bu tutkuyla çalışmalarımızı sürdürmekten heyecan duyuyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?

Silmo İstanbul Optik Fuarının 10. yılı bizim gibi herkes için hem verimli hem de coşkuyla geçti. Gerek fuarın yeni yeri gerekse de Çırağan Sarayı’ndaki ödül gecesi muhteşemdi. Silmo Award İstanbul Ödülleri’nin ilk kez verildiği bu görkemli 10. yıldönümü kutlamasında sektöre yön veren meslektaşlarımızla bir arada olmak unutulmazdı. Geçen yıl yeni salonlarında ve birçok yenilikleri ile gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı, her geçen yıl daha geniş kitlelere ulaşacağının, daha verimli olacağının ve daha fazla coşku yaşatacağının habercisi oldu. Silmo İstanbul Optik Fuarı ekibini bizleri bu değerli organizasyonda meslektaşlarımızla buluşturduğu, iş fırsatları sunduğu için bir kez daha tebrik etmek isteriz.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

Öncelikle derginiz 4 your eyes’ta bize yer verdiğiniz için biz teşekkür ederiz. Dijital yayıncılık gelecek demek. Gelecek demek 4 your eyes demek. Dijital dergi sayesinde daha geniş kitlelere ulaşıyor olmanız yanında daha çevreci olan online yayıncılık ile gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir dünya bırakıyorsunuz.

Mayıs 2024

Oliver Peoples & Roger Federer

Güçlü Uyum

Oliver Peoples and Roger Federer ilk ortak gözlük koleksiyonlarını beğenilere sundu. Serideki tasarımlar, efsanevi tenisçiyi onurlandıran özel detaylarıyla öne çıkıyor.

Batı Hollywood’un kalbinde, Sunset Bulvarı’nda doğan bir miras markası olarak Oliver Peoples, 1987 yılında ilk butiğinin açılmasıyla kuruldu.  Los Angeles’ın eşsiz kültürü; moda, film, sanat, müzik unsurları markanın ürünlerine ve havasına ilham vermeye devam ediyor. Oliver Peoples en başından beri üstün ürün tutkusuna, Kaliforniya’da kök salmış kendine özgü bir kültüre ve hizmet titizliğine sahipti. Bu temel değerler markanın kalbinde yer almayı sürdürürken bugün de varlığını koruyor. Otantik ve tutarlı bir ses aracılığıyla Oliver Peoples hiçbir zaman bir logoya güvenmedi, bunun yerine yaklaşımını takdir eden, saygı duyan ve benzer düşünen tüketicilerle ilişkiler geliştirdi. Roger Federer spor tarihinin en sevilen ve en çok ödül alan tenisçilerinden biri olarak, 237 hafta üst üste olmak üzere 310 hafta boyunca Association of Tennis Professionals (ATP) tarafından teklerde dünya 1 numarası olarak gösterilmiş ve yıl sonunu beş kez 1 numara olarak tamamlamış efsanevi bir sporcudur. En çok Wimbledon şampiyonluğu elde eden erkek tenisçi rekorunu 8 kez ile kırarken, şanlı kariyerinde 20 Grand Slam şampiyonluğu bulunmaktadır. Roger Federer ayrıca kendi adını taşıyan vakfı aracılığıyla son 20 yılda Afrika’da ve kendi ülkesi İsviçre’de 2.5 milyondan fazla çocuk için eğitim fırsatı sunmuştur. Oliver Peoples ve Roger Federer ilk gözlük koleksiyonları için bir araya gelerek, bu özel seriyi 2024 İlkbahar sezonuyla birlikte beğenilere sundular. Roger Federer ve Oliver Peoples markaları altında dört koleksiyondan oluşacak olan bu işbirliği, dördü güneş gözlüğü ve ikisi shield (kalkan) çerçeve olmak üzere altı yeni stil ile başlıyor. Efsanevi Roger Federer’in Oliver Peoples markasıyla birlikte tasarladığı bu eşsiz gözlük koleksiyonu hakkında kendisiyle yapılan röportajı sunuyoruz.

Oliver Peoples sizin için ne ifade ediyor ve sizi Oliver Peoples ile gözlük koleksiyonu için işbirliğine götüren hikayeniz nasıl başladı?
İlk Oliver Peoples çerçevemi satın almamın üzerinden yirmi yılı aşkın bir süre geçti ve böylesine köklü ve zarif bir markayla işbirliği yapmak için bir araya gelmenin çok özel olduğunu düşünüyorum. Oliver Peoples ile çalışmak istedim çünkü ürünlerinin bütünlüğünü takdir ediyorum ve RF markamı onlarla genişletmek benim için olması gereken doğal akışın bir parçasıydı. Ayrıca, performans gözlük markasının ne olmasını istediğimiz konusunda da aramızda güçlü bir uyum vardı; son derece işlevsel ama aynı zamanda lüks gözlükler üreteceğimizden emindim ve öyle de oldu.

Koleksiyonu tasarlarken küçük detaylar sizin için ne kadar önemliydi? Kişisel favori detayınızdan söz edebilir misiniz?
Detayların büyük bir hayranıyım. Çerçevenin her açısını ve işlevini özel kılmak için çok yakından odaklandık; hafif tasarım, yüksek optik kaliteli camlar ve tenis raketinden esinlenen özel bir corewire, sap uçları ve Wimbledon’daki kariyer galibiyetlerimin sayısına uygun olarak 8 numaranın kullanılması gibi özel detaylar ekledik.  Birini seçmem gerekirse, kişisel favorim eski tenis raketlerinden esinlenen özel corewire desenidir. Bu özel, ince gönderme doğrudan spor kariyerime yöneliktir.

Koleksiyonda yer alan her gözlüğü rahatlık ve konfor için tasarlandınız. İster yokuş yukarı bisiklet sürerken ister bir tenis maçının ortasında olsun, her gözlüğün performans boyunca tutarlı bir şekilde yüze oturmasını nasıl sağladığınızdan bahseder misiniz?
Geliştirme ekibiyle çalışırken uyum benim için büyük bir odak noktasıydı. İster spor ister günlük yaşam olsun, güneş gözlüklerimizin özellikle herhangi bir aktivitede yüzde kaymadığından emin olmak istedim. Sonuç olarak burun yastıkları ve sap uçlarında kaymayı önlemeye yardımcı olan kauçuk kavrama detayları ortaya çıktı. Tasarımların hafif olması da çerçevenin yüzde dengede durmasına yardımcı oluyor.

Koleksiyonda sizi ve mirasınızı onurlandıran pek çok özel ayrıntı var. Özellikle number 8’e, özel corewire desenini ve sekizgen RF metal logo parçasını dahil etmeye nasıl karar verdiniz?
Bu unsurlar koleksiyondaki her çerçevede yer alan çok hoş gizli detaylar. Daha önce de belirttiğim gibi 8 sayısı, Wimbledon’daki kariyer şampiyonluklarıma ve 8.8.81 olan doğum günüme bir göndermedir. Corewire diye adlandırdığımız özel tel deseni ve sekizgen sap uçları tenise ince bir göndermedir; corewire için vintage tellerden esinlendik ve sap uçları tenis raketinin uç parçası gibi sekizgendir.

Koleksiyonda kullandığınız camların özellikleri hakkında neler eklemek istersiniz?
RF x Oliver Peoples koleksiyonu, denizden ormana ve şehre kadar açık hava ortamlarının tonlarını güçlendirmek için Renk Geliştirme teknolojisini içeren görsel netliği yeniden tanımlayan camlar sunuyor. Polarize camlar parlamayı zahmetsizce keserken, aynalı yüzeyleri kullanıcıya gizem ve şıklık katıyor.

Koleksiyonun en tanınmış parçalarından biri Mr. Federer çerçevesi. Modeli bu kadar tanınır kılan nedir ve bu ismi seçme sebebiniz nedir?
Mr. Federer’in şekli 2023 Met Gala’da taktığım Oliver Peoples güneş gözlüğünden esinlenildi. Bu zamansız kare cam şeklinin her zaman hayranı olmuşumdur, ancak işbirliğimiz için bu görünümü daha sportif bir şekilde birleştirmek istedim. Bunun sonucunda zamansız, sofistike bir stil ortaya çıktı. Ancak yine de yüksek optik kaliteli camlar, kauçuk kavrama özellikleri ve özel detaylar dahil olmak üzere koleksiyondaki diğer çerçevelerle aynı performans ayrıntılarına sahiptir.

Mayıs 2024

Kuzguncuk Optik

KUZGUNCUK OPTİK
Butik Şıklık

“Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın yıllar geçtikçe kendini daha çok geliştiriyor olması bizleri çok mutlu ediyor.”

Merhaba Süleyman Bey, kendinizden ve optik sektörüyle nasıl buluştuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba, iş hayatıma aile işi olan tekstil sektörüyle başladım. Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik bölümünden mezun olduktan sonra toptan olarak yaptığımız tekstil işini perakende ağını kurarak devam ettirdim. Daha sonrasında bir dostum vesilesiyle optik sektörüne giriş yaptım. İlk mağazamızı İstanbul’un Maltepe ilçesinde hali hazırda bulunan bir optikçiyi devralarak başladım. Çok heyecanlıydım yeni bir sektöre giriş yapmak zordu fakat daha önce esnaflık yaptığım için uyum sürecim çok kısa sürdü. Kuzguncuk semtine eşimle beraber bir pazar günü kahvaltı yapmaya gitmiştik. Kuzguncuk’u ilk gördüğüm zaman beni çok heyecanlandırmıştı. Semtin ismi de beni çok etkilemişti. Kuzguncuk’ta bir mağaza açma isteği o an kafamda belirmişti. Hali hazırda 2 tane mağazam vardı fakat bu semtin ismi beni etkilediği için burada açacağım mağazanın ismini Kuzguncuk Optik olarak belirledim. Kuzguncuk Optik olarak ilk mağazamızı Kuzguncuk’ta, ikinci mağazamızı Bağdat caddesinde, üçüncü mağazamızı ise Çengelköy’de açmış bulunmaktayız.
Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Biz genelde daha butik ürünleri satmaktan keyif alıyoruz. Müşterilerimiz mağazalarımıza girdiğinde renkli, farklı tasarımlı gözlükler görüyorlar ve çoğu yerden farklı bir tarzımız olduğunu söylüyorlar. Bu da bizi bu çok mutlu ediyor. En çok satış yaptığımız markalar optik olarak Oxibis, Dutz, Alexander Wintsch, Vanni, Tom ford, Vycoz. Güneş gözlüğü olarak ise Isabel Marant, Papary, Franco Vital, Killian, Etnia Barcelona, Serengeti, Prada.
Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz?
Her müşteri bizim için önemlidir. Bu sebeple de mağazalarımızda her segmente hitap eden ürünler bulunduruyoruz. Müşterinin aradığını bulmasının ve farklı segmentteki ürünleri görmesinin müşteri memnuniyeti için kritik olduğunu düşünüyorum. Bu memnuniyet bize çok sayıda referanslı müşteri getirdi, tabii bu da satışları pozitif olarak etkiliyor.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazamızda en çok satışı yapılan marka ayrımını yapmak bizim adımıza doğru bir yaklaşım olmayabilir çünkü her marka bizim için gerçekten değerli. Biz mağazamızda marka ayırt etmeksizin kişinin yüzüne yakışan, sağlık ve konfor anlamında da rahat edeceği gözlük modeli hangisi ise o markaya yönlendirmeye çalışmaktayız. Çünkü kişinin bütçe ve isteklerine göre sunduğumuz marka tercihimiz de değişebiliyor. Bu yüzden geniş bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü koleksiyonu sunmaktayız. Tom Ford, Prada, Miu Miu, Giorgio Armani, Emporio Armani, Burberry, Moschino, Dsquared2, David Beckham, Ray-Ban, Garrett Leight California, Yohji Yamamoto, Oliver Peoples, Kaleos, Mooshu, Vanity Effect, Snob Milano, Kyme, Mykita, French Retro, Entourage Of 7, Markus T, For Art’s Sake London, Vycoz, Frank Custom, Hally & Son, UDM Unique Design Milano, Movitra, Bust Out, Projekt Produkt örnek verebileceğimiz markalardan.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızın ismi Lagom İsveççe bir kelime olup “Ne çok az ne çok fazla. Tam kararında” yani kısaca “dengeli” anlamına geliyor. Dengeli yaşama sanatını mağazamızda bulundurduğumuz ürün çeşitliliğimize de yansıtmak bizim için önemli. Her segment ürüne mağazamızda yer veriyoruz. Geniş bir ürün yelpazesi sunarak farklı müşteri ihtiyaçlarına hitap ediyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Bilinen designer markalar her segment tarafından fazlasıyla talep görüyor fakat sabit bir müşteri kitlemiz var ki designer markalar yerine mağazalarımızda bulunan daha butik, daha özgün marka ve modelleri talep ediyor. Bizim de vizyonumuz özgün ve farklı tasarımları müşteri ile buluşturmak olduğu için bu gidişattan çok memnunuz.
Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Bence sektördeki en önemli konu bu. Biz her zaman müşteriyi merkeze koyuyoruz, yaşadıkları probleme onların gözüyle bakıyoruz. Müşterilerimize satış sonrası üründe veya camda oluşan sorunları en hızlı şekilde çözmeyi garanti ediyoruz ve bunu da yapıyoruz. Mesela mağazalarımıza gelemeyen müşterilerin problemlerini çözmek için evlerine giderek hizmet verebiliyoruz. Çözüm odaklı olmak temel ilkelerimizden biridir ve buna göre satış sonrası hizmetlerimizi şekillendiriyoruz.

Üç mağazanız da cadde üstünde yer alıyor. AVM içerisine de mağaza açmayı düşünür müsünüz ve neden?
Şimdiye kadar mağazalarımı insan trafiğinin yoğun olduğu lokasyonlarda açtım. Çünkü insan sirkülasyonunun satışları olumlu etkilediğini düşünüyorum. Aslına bakarsanız cadde üstü mağazacılığı kadar AVM mağazacılığının da bir üyesi olmak isterim. Bu sebeple dördüncü mağazamızı AVM içerisinde açmayı istiyoruz.
Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Sektörümüzde fiyat rekabeti fazlasıyla ön plana çıkıyor. Şehir ve semt fark etmeksizin aradığınız bir gözlüğü optik mağazalarında birbirinden farklı fiyatlar ile bulabiliyorsunuz. Dolar ve Euro kurunun hızlı geçişleri bu fiyat rekabetini çok etkiliyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Evet bence yeterli. Özellikle bu sene ki Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda firmaların yaptığı eğitim çok verimli idi. Tedarikçilerin verdiği eğitimlere tüm çalışma arkadaşlarımızla beraber katılıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızla ayda bir yaptığımız toplantılarda satış politikalarımızı gözden geçiriyoruz.
Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Gözlük kullanımı ve bilincinin geçmiş senelere göre artış gösterdiğini düşünüyorum. Bu durumu müşterilerimizden de gözlemleyebiliyoruz. Gözlük kullanımının bilinçli bir şekilde artırılmasında en büyük görev bence önce göz doktorlarımıza sonrasında ise mağazalarda çalışanlara düşüyor. Bilinçli çalışanlar insanları daha doğru yönlendirebiliyor. Her alanda kamu spotu yapılıyor. Göz de çok kritik bir sağlık konusu belki bu alanda da halkı bilinçlendirmek için kamu spotları hazırlanabilir.
Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet kesinlikle takip ediyorum. En son Şubat ayında Milano’da gerçekleşen Mido fuarına katıldım. Uluslararası optik fuarlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bu fuarlar aracılığıyla en trend modelleri ve farklı, yeni çıkan markaları müşterilerimizle buluşturmak istiyorum.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı bu yıl gerçekten de genişleyen hizmet alanı ile geçen yıllara göre çok daha görkemliydi ve bu sayede çok daha fazla firma ürünlerini sergiledi. Yurt dışından gelen misafirlerin geçen yıllara göre daha fazla olduğu kanaatindeyim. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın yıllar geçtikçe kendini geliştiriyor olması bizleri çok mutlu ediyor.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Öncelikle 4 your eyes ekibine bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Dijital yayınların önemi gün geçtikçe artıyor. 4 your eyes ekibinin de dijital yayına geçmesiyle daha büyük kitlelere ulaştığını düşünüyorum. Yayınlarınız insanların yeni markalar keşfetmesi ve bu sektöre dair daha fazla bilgi sahibi olabilmesini sağlıyor.

 Nisan 2024

Sarpa Optik

SARPA OPTİK

Dürüst Ticaret

İlk defa katılımcı olduğumuz Silmo İstanbul 10. yılında muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak ve o atmosferi yaşamak çok keyifliydi.

Merhaba Tuncay Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba 1982 Muş doğumluyum. Çalışma hayatıma 1999’da sektörün her alanında hizmet veren önemli bir firmada başladım. İki yıl sonrasında henüz 18 yaşındayken kendi firmamı kurdum ve önceden çalıştığım firmaya Solingen markası altında fason üretim yaptırıp ağabeylerim ile birlikte İstanbul’da satış ve pazarlamaya başladık. Daha sonra başka fabrikalara da fason üretim yaptırıp Anadolu’ya uzandık. 2003 yılında daha iyi ve rekabetçi ürünler elde etmek için ithalata başladık. Bugünden geçmişe baktığımda bu mesleğe çekirdekten başlayarak 25 yıldır optik sektöründe olduğum için mutluyum ve işimi halen büyük bir heyecanla yapıyorum. Geçmişte Müsiad ve Tobb gibi bazı sivil toplum kuruluşlarında çalışmalar yaptım. Şu anda da İstanbul Ticaret Odası 73 nolu Gözlükçülük ve Saatçilik Komitesi Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum. Orada da komite üyesi meslektaşlarımla birlikte sektörümüzün birçok sorununun çözülmesine ve sektörümüzün gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Sarpa Optikin temel değerlerinden ve sektörel vizyonundan söz edebilir misiniz?
Sarpa Optik 2001 yılı Eylül ayında gözlük ticaretinin merkezi olan İstanbul Sirkeci’de kuruldu. 11 Eylül saldırılarının gerçekleştiği ve dünya ekonomisinin buhranlı bir döneme girdiği sırada, cesur bir girişimcilik örneği olarak ortaya çıkmış ve optik sektöründeki yerini almıştır. Kurulduğu günden bugüne dürüst ticaret ilkesiyle istikrarlı bir şekilde büyüyerek faaliyetlerini sürdürmektedir. İş ortaklarıyla, güvene dayalı Kazan-Kazan ilkesiyle çalışan Sarpa Optik her zaman iş ortaklarının görüş, talep ve önerilerini önemsemiş bu doğrultuda adımlar atmıştır. Sarpa Optik, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan ÜTS sistemine tam kayıtlı olmakla birlikte yerli ve milli bir şirket olup kendi öz sermayesi ile 2 ayda bir yeni koleksiyonunu istikrarlı bir şekilde piyasaya sunma başarısını ortaya koymaktadır. Sarpa Optik, satış stratejisi ve büyüme hedefleri doğrultusunda başarılı çalışmalarını, azimle ve kararlılıkla devam ettirecektir.

Firma bünyesinde kaç markanız var? Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Distribütörü olduğumuz United Colors Of Benetton, Hemme Paris, Geoffrey Beene ve hakları Sarpa Optik’e ait olan Grey Flannel, Flannel, Solingen olarak 6 tane markamızla aktif olarak piyasadayız. United Colors of Benetton, tartışmasız zamanımızın en ikonik markalarından biri. Optik ve güneş gözlüğü koleksiyonu, erkek, kadın ve çocuklara yönelik rakiplerinden ayıran çeşitli renk tonlarıyla harmanlanmış klasik ve modaya uygun gözlükler sunuyor. Kendi kategorisindeki diğer markalarla rakipsiz olan konfor, uyum ve detaylara gösterilen özeni sağlamak için özenle tasarlanmış parlak renk tonlarını ve pastel çerçeveleri karıştırıp eşleştiren, ama asla abartmayan ve kendi kişisel kimlikleriyle ön plana çıkaran tasarımlar sunar. Hemme Paris, tamamen tasarım ve kaliteli malzemelerden yapılan optik ve güneş gözlüğü ürünlerini barındırıyor. Portföyümüzdeki en çarpıcı, hatta zamanın ötesinde tasarımlar bu markada bulunuyor. Geoffrey Beene bünyesinde kaliteli materyallerden üretilen üst grup optik ürünlerini yetişkin erkek ve kadınlara özel barındırıyor. Grey Flannel tüm yaş gruplarına hitap eden üst kalite optik modellerden oluşmaktadır ve ürün gruplarımızın içinde en geniş model yelpazesine sahiptir. Flannel markamızda hem optik hem de güneş gözlüğü modellerimiz mevcut. Bu markamız fiyat olarak Grey Flannel markamızın altına konumlanmış olup bünyesinde çocuk hariç tüm yaş gruplarına hitap eden alternatif modelleri barındırıyor. Ayrıca bu markanın güneş gözlüğü modellerinde kullandığı kaliteli mineral camlar ve klasik erkek modelleri ile marka ön plana çıkıyor. Solingen ise ürün gruplarımızın içinde en ekonomik fiyatlı üst grup kaliteli optik ve güneş gözlüğü modelleri bulunuyor.

Portföyünüze katmayı düşündüğünüz yeni markalar var mı?
Sarpa Optik olarak 2001 yılında Solingen markamızla başladık, 2003 yılında Flannel markamızı, daha sonrada Grey Flannel markamızı portföyümüze ekledik. Daha sonra Geoffrey Beene markamızın distribütörlüğünü aldık. Devamında da Hemme Paris markamızın distribütörlüğünü aldık. 2023 yılında da İngiltere merkezli Mondottica firması ile işbirliğine giderek United Colors Of Benetton markamızın distribütörlüğünü aldık. Hem bizim hem de iş ortaklarımızın, satış, pazarlama ve büyüme stratejisine katkıda bulunacağına inandığımız ve aynı zamanda hikayesi olan, heyecan uyandıran yeni markaları portföyümüze eklemekten geri durmayacağız.

Sarpa Optik olarak büyümenizi hızlandırmak amacıyla ne gibi bir yönetim stratejisini tercih ediyorsunuz?
Öncelikle şunu söylemek isterim şirketimiz kurulduğundan bu yana her yıl istikrarlı bir şekilde büyümektedir. Hatta bağlı bulunduğumuz İstanbul Avcılar Vergi Dairesinde 2019 yılı vergi rekortmenleri listesinde 169. sırada yer aldık. Diğer yıllarda da vergi rekortmenleri listesinde yer aldık. Bu Sarpa Optik’in başarısının ve ülke ekonomisine katkısının bir göstergesidir. Bu başarı için tüm takım arkadaşlarımla birlikte her zaman firmanın gelişimine ve büyümesine azami gayret gösteriyoruz. Şirkette tüm çalışanların rahat ve mutlu çalışması motivasyonlarının yüksek olması şirket başarısı için önemlidir. Ve bunun için gerekli olan her türlü desteği ve katkıyı sağalıyoruz. Sarpa Optik sağlam altyapı ve güçlü sermaye yapısına sahip olan ve şeffaf yönetilen bir aile şirketi olarak yoluna devam edecektir.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Biz Sarpa optik olarak müşterilerimizi iş ortağımız olarak görüyoruz ve tek satış kanalımız iş ortaklarımızdır. Biz ürünlerimizi nihai tüketiciye sadece gözlük mağazaları vasıtasıyla satılmasını önemsiyor, bunun içinde her türlü tedbiri alıyoruz. Tüm Türkiye’ye yayılan pazarlama ağımızla geleneksel pazarlama yöntemini uyguluyoruz. Altı tane pazarlama ekimiz sahada aktif olarak çalışıyor. Her ekip kendi bölgesinde çalışmasını sürdürüyor. Ekiplerimiz 2 ayda bir düzenli olarak turlara çıkar. Zaten öncesinde koleksiyonlarımızı hazırlarken planlamasını ona göre yaparız. Her turda hem distribütörü olduğumuz markaların hem de özenle tasarlayıp, en iyi malzeme seçimi ile kaliteli fabrikalarda fason olarak ürettirdiğimiz kendi markalarımıza ait yeni modelleri iş ortaklarımızın beğenisine sunarız. İş ortaklarımız ile güvene dayalı bir ticari ilişki söz konusu olup, satış sonrası gerek ödeme konusunda gerek servis ve yedek parça konusunda gerekli desteği sağlıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı düzenlendiği yıldan itibaren başarı çıtasını hep yükselterek Türk optik sektörünün buluşma noktası olmuş ve dünyanın en büyük 5 optik fuarı arasına girmeyi başarmıştır. Bu gerçekten büyük bir başarıdır. Bu başarının yakalanmasında emeği geçen tüm Silmo İstanbul ailesini yürekten tebrik ediyorum. 2023 yılında yeni ve daha büyük salonlarda 10. kez gerçekleşmesiyle biz de Sarpa Optik olarak ilk defa Silmo İstanbul Optik Fuarında yerimizi aldık. Bizim için fuar muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak o atmosferi yaşamak çok keyifliydi. Silmo İstanbul Optik Fuarının başarılarının artarak devamını diliyor bir parçası olmaktan mutluluk duyacağımızı da ifade etmek isterim.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyesin dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açıkçası her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bir derginin hatta birden çok derginin olması bilgiyi gerçek kaynağından öğrenmek adına çok önemli. Öncesinde derginin her baskısını takip eder birçok bilgiyi oradan öğrenirdik ancak artık dünya dijitalleşiyor ve hem dünyada hem de ülkemizde birçok dergi dijitalleşti. Dolayısıyla şimdi de 4 your eyes’ın her yayınlandığında keyifle inceliyor birçok bilgiyi ediniyoruz. Yaptığınız bu güzel iş için sizleri tebrik ediyor, en güzel şekilde yapmaya devam edeceğinize inanıyorum. Bu röportajda da bana ve şirketime yer verdiğiniz için şahsım ve şirketim adına çok teşekkür ediyorum.

Nisan 2024

Alexander Wintsch

Retro Cazibesi

Silmo İstanbul’daki varlığımız bize profesyonellerle bağlantı kurmak için değerli fırsatlar sunarken, Türkiye pazarının gelişen trendleri ve tercihleri hakkında içgörü kazanmamızı sağlıyor.

Alexander Wintsch 1958 yılında Barselona’da doğdu. Çocukluğunun büyük bir kısmını annesi Mireya Wintsch’in memleketi olan İsviçre Alpleri’nde geçirdi. Annesi onun hayatında önemli ve temel bir figürdü. Ona disiplinin, çabanın, azmin ve hepsinden önemlisi dağlara ve kayak yapmaya olan tutkusunun önemini öğretti. Babasının yardımıyla Madrid’de ilk gözlük şirketini açtı. Babasından, ilk koleksiyonlarını hazırlamasına yardımcı olan yenilikçi ve girişimci ruhunu miras aldı. Mireya Wintsch uçuş görevlisi olarak çalıştığı ve çeşitli kültürlerle ve ona ilham veren insanlarla tanışmasını sağlayan seyahatlerinin hikayelerini oğluna aktardı. Her seyahatle birlikte, annesinin anılarının onuruna yeni bir koleksiyon doğdu. Bu nedenle, her modele farklı bir heybetli dağın adı verildi. Şimdi de bu özel mirası koruyarak geleceğe taşıyan Alexander Wintsch’in kızından başkası değil. Küresel optik sektörünün önemli oyuncularından biri olan Alexander Wintsch markasının Uluslararası Direktörü ve Kreatif Direktörü Marta Llopis ile markaya dair yaptığımız özel röportajı sunuyoruz.

Tasarımcı olan babanız Alexander Wintsch’in mirasına sahip çıkarak bu köklü markanın Yöneticisi ve Kreatif Direktörü oldunuz. Kariyerinizin nasıl şekillendiğinden bahsedebilir misiniz? Tasarıma ilginiz nasıl başladı?
Madrid’deki IE Üniversitesi’nde İşletme alanında lisans eğitimi aldım. Odak noktam işletme çalışmaları olsa da IE, teknoloji ve inovasyona verdiği önemle tanınıyor. Orada geçirdiğim süre boyunca inovasyon, tasarım ve iş dünyasının kesiştiği noktalara yoğun bir ilgi duymaya başladım. Babam tanıdığım en yaratıcı insandır. Çok sayıda marka için 40 yılı aşkın tasarım deneyimiyle beni gözlük tasarımı dünyasıyla tanıştırdı. Üzerimdeki etkisi çok derin oldu; çok küçük yaşlardan itibaren ona ofisinde eşlik eder, renkli asetatlarla oynar ve yaratıcı sürece ilk elden tanıklık ederdim. Eğitimimi tamamladıktan sonra kendimi tamamen onun işine adadım. Ondan öğrendiğim en değerli derslerden biri, yeni tedarikçiler keşfetmenin ve onlarla işbirliği yapmanın önemi oldu. En iyi malzemeleri temin etmek için sık sık farklı ülkelere seyahat ediyor ve kreasyonlarımızın gerçekten benzersiz olmasını sağlıyoruz. Babamın rehberliğinin ve akıl hocalığının hayatım üzerindeki etkisi çok fazladır. Sadece tasarım tutkusunu benimle paylaşmakla kalmadı, aynı zamanda beni kendi yaratıcılığımı ve sesimi keşfetmeye teşvik etti.

Alexander Wintsch’in tasarım dili hakkında neler söylemek istersiniz? Bu noktada diğer markalardan nasıl ayrışıyor?
Alexander Wintsch’in tasarım dili, zarif ve zamansız tarzıyla öne çıkan, gelenek ve yeniliğin eşsiz bir karışımıdır. Kökleri aile mirasına dayanan Wintsch’in kreasyonları, yeni ve yenilikçi unsurları bir araya getirirken kalıcı zarafeti de yakalıyor. Bu denge hem geleneğe hem de modernliğe değer veren müşterilere hitap eden özgünlük ve mükemmellik ile etkileşime giriyor. Wintsch’in detaylara gösterdiği özen ve aile geleneğini paylaşma konusundaki kararlılığı, her bir parçanın geçmişe bir övgü ve geleceğe bir bakış olmasını sağlayarak seçici müşterilerle kalıcı bir bağ kuruyor.

Koleksiyonlarınız için ilham kaynaklarınız nelerdir? Esinlendiğiniz unsurlar her yeni koleksiyonda farklılık gösteriyor mu?
Markamıza eşlik eden iki ana ilham kaynağı var: aile mirası ve piyasa trendleri. Markamızın temelini oluşturan değer, özellikle büyükannem ve babamın çocukluğundan ilham alan aile mirasımıza dayanıyor. Büyükannem olağanüstü bir kadındı, zamanının ötesindeydi ve son derece cesurdu. Tüm bu unsurlar, tasarladığımız koleksiyonların içinde yer alıyor. Koleksiyonlarımıza İsviçre değerleri ve kültürü aracılığıyla anlam katmaya çalışıyoruz. Bunu başarmak için, en son Davos koleksiyonumuzda görüldüğü gibi, İsviçre’ye her seyahat ettiğimizde ilham arıyoruz. Bir diğer açık ilham kaynağımız ise tasarımcı ekibimizin yeni trendleri, renkleri ve malzemeleri yakalamak için düzenli olarak katıldığı uluslararası ticaret fuarlarıdır. Ayrıca, işbirliği yaptığımız fabrikaları ziyaret etmek de çok önemli. Size sunulan ile gördüğünüz genellikle iki farklı şey olabilir.
Markanın ünlü Icon koleksiyonunun karakteristik yapısından bahsedebilir misiniz? Bu ayrıcalıklı seri yeni modellerle genişleyecek mi?
Icon koleksiyonunun arkasındaki fikir, zaman içinde en çok satan modelleri korumak veya pazar trendlerini takip etmeyen, ancak markamızın bir sembolü olarak hizmet eden benzersiz ve retro modeller ortaya koymaktır. Evet, zaman içinde güçlü bir marka kimliğine sahip yeni özel modellerle kesinlikle genişleteceğiz.
En yeni Davos koleksiyonunuzda öne çıkan çarpıcı detaylar bulunuyor. Davos’un özelliklerinden söz edebilir misiniz?
Davos koleksiyonumuz, İsviçre’den aldığımız ilhamın özünü koruyan kapsül koleksiyonlar sunma konusundaki kararlılığımızın bir kanıtıdır. Bu yıl, Davos ve Arosa olmak üzere iki kapsül koleksiyonu piyasaya sürmekten heyecan duyuyoruz. Adını İsviçre’de kış sporları yarışmalarının oldukça popüler olduğu pitoresk kayak kasabasından alan Davos, benzersiz menteşe detayları ve bambu şakaklarıyla retro bir estetiğe sahip. Detaylara titizlikle özen gösterilerek hazırlanan bu kapsül koleksiyon, slalom, snowboard ve kayakla atlama gibi kış sporlarının heyecan verici dünyasından ilham alıyor. Her bir çerçeve, eko-asetat malzemelerden üretilmiş iğne uçları, karmaşık bir şekilde oyulmuş saplar ve ön kısımdaki ince süslemeler gibi özel dokunuşlara sahiptir. Eylül ayında, tatillerimizi sık sık geçirdiğimiz bir başka büyüleyici İsviçre kayak köyünden esinlenerek Arosa koleksiyonunu piyasaya süreceğiz. Bu özel koleksiyonda, gözlük meraklıları için lüks ve dayanıklı bir seçenek sunan titanyumdan üretilmiş çerçeveler yer alacak.
Alexander Wintsch’te sizin için en özel tasarımlar hangileridir ve neden?
Alexander Wintsch’te bizim için en özel tasarımlar şüphesiz Icon koleksiyonunda yer alıyor. Bunlardan en ikonik olanları AW6145 Sulegg ve AW6144 Grunhorn’dur. Bu iki modelden ilham alan daha fazla seri geliştirmek için sürekli çalışıyoruz. Bununla birlikte, tasarımcımız Alexander’ın kişisel favorisi AW20155 Bernnina kadın modelidir.
Türkiye’de distribütörlüğünüz aracılığıyla temsil ediliyorsunuz. Bu işbirliğinin Alexander Wintsch markasına katkıları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Optiser’in Türkiye’deki tek yetkili distribütörümüz olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Silmo Paris fuarına ilk ziyaretim sırasında meraklı kişiler standımıza yaklaştı. Pazardaki diğer markalardan sıyrılan retro bir marka arıyorlardı ve küçük, gözden uzak bir stantta bile olsa bize ilgi gösterdiler. Onların sayesinde marka sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da büyüdü. Markanın önemli bir yere gelebileceğine dair bana güven aşıladılar. Bugün 15’ten fazla ülkede temsil ediliyoruz ama şüphesiz en iyi temsil Türkiye’de. Gelenek, aile ve moda değerlerimizi paylaşıyorlar. Ayrıca, Türkiye’de pazara özel modelleri var ve her zaman en son trendleri takip ediyorlar.
Türkiye’de gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda temsil edilen markalardan biri olarak fuarı ve fuarın eriştiği coğrafyadaki varlığınızı nasıl değerlendirirsiniz?
Markamız için böylesine önemli bir etkinlik olan Silmo İstanbul Optik Fuarının bir parçası olmaktan onur duyuyoruz. Fuara bizzat katılarak, markamızın temsil edilme ve en yeni koleksiyonlarımızı sergileme konusundaki yetkinliğine şahit oldum. Fuarın yönetim ekibi bu konuda mükemmel bir iş çıkarıyor. Fuardaki varlığımız bize sektör liderleri ve potansiyel müşterilerle bağlantı kurmak için değerli fırsatlar sunarken, aynı zamanda Türkiye pazarının gelişen trendleri ve tercihleri hakkında içgörü kazanmamızı sağlıyor. Türkiye’nin hızla genişleyen bir pazar olduğu göz önüne alındığında, bu fuara katılmak büyüme fırsatlarından yararlanmamıza ve bu bölgedeki marka varlığımızı güçlendirmemize olanak sağlıyor.

Nisan 2024