Zorlu Gözlük

Zorlu Gözlük

Porto Romana ile Dünyaya Açılıyor

“Silmo İstanbul’un sektörel iletişimi güçlendirdiğine, yeni ticari bağlantılar oluşturduğuna ve markaların gelişim sürecine önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz.”

Merhaba Ömer Bey, Zorlu Gözlük’ün kuruluş hikayesini ve firmanın optik sektöründeki gelişimini okurlarımızla paylaşır mısınız?
Zorlu Gözlük, 2018 yılında sektördeki uzun yıllara dayanan mağazacılık ve tasarım tecrübesini daha kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya taşımak amacıyla hayata geçti. Kuruluş sürecindeki temel hedefimiz; kaliteli, erişilebilir ve kullanıcı beklentilerine cevap veren ürünleri modern tasarım anlayışıyla bir araya getirerek sektörde güçlü ve kalıcı bir yer edinmekti. Bu doğrultuda, kurucu ortaklarımızla birlikte daha sistemli bir yapı oluşturarak sektördeki deneyimimizi daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefledik. Edindiğimiz bilgi birikimini ve sektörel tecrübemizi daha güçlü, sürdürülebilir ve rekabetçi bir marka çatısı altında toplama ihtiyacı da bu yapının temelini oluşturdu. Bu süreçle birlikte üretim faaliyetlerimizi kendi kurumsal çatımız altında daha verimli şekilde yönetme imkanı elde ettik. Aynı zamanda markalaşma sürecimiz hız kazandı ve büyüme hedeflerimiz daha net bir stratejiye oturdu. Bununla birlikte yurt dışı açılımlarımızı da güçlendirerek uluslararası ölçekte daha görünür bir marka olma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.

Yenilikçi ve değişime açık bir vizyonla hareket ediyorsunuz. Bu yaklaşım iş modelinize ve koleksiyon oluşturma süreçlerinize nasıl yansıyor?
Yenilikçi yaklaşımımız; trend analizi, hızlı koleksiyon geliştirme ve müşteri geri bildirimlerine dayalı üretim modeliyle iş süreçlerimize doğrudan yansıyor. Sektörde değişen kullanıcı beklentilerini yakından takip ediyor, koleksiyonlarımızı oluştururken yalnızca estetik unsurları değil; kullanım alışkanlıklarını, konfor beklentilerini ve satış dinamiklerini de dikkate alıyoruz. Bu nedenle tasarım süreçlerimizi daha esnek, dinamik ve güncel bir yapı içerisinde yönetmeye özen gösteriyoruz. Koleksiyon hazırlık sürecinde global trendleri yakından takip ederken, kendi marka kimliğimizi korumayı da oldukça önemsiyoruz. Bizim için yenilik yalnızca yeni model üretmek anlamına gelmiyor; aynı zamanda üretim süreçlerini geliştirmek, kalite standardını sürdürülebilir hale getirmek ve müşteriye daha hızlı çözümler sunabilmek anlamına da geliyor. Bunun yanında uluslararası arenadaki büyük oyuncularla kurduğumuz iletişimler ve işbirlikleri de vizyonumuzu geliştiren önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Porto Romana markanız nasıl konumlanıyor; tasarım Dna’sı ve koleksiyon yapısından bahseder misiniz?
Porto Romana, modern, şık ve zamansız tasarımlarıyla geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden bir marka olarak konumlanıyor. Koleksiyonlarımızı oluştururken estetik görünüm ile kullanım konforunu bir arada sunmaya büyük önem veriyoruz. Kadın, erkek, uniseks ve çocuk kategorilerinde oluşturduğumuz ürün çeşitliliği sayesinde farklı yaş gruplarına ve farklı stil anlayışlarına hitap edebiliyoruz. Özellikle clip-on gibi kullanıcıya pratik kullanım avantajı sağlayan koleksiyonlarımız da yoğun ilgi görüyor. Ürünlerimizin yalnızca şıklık, kalite ve işlevsellikleriyle değil, kullanıcıda bıraktıkları duygusal etkiyle de öne çıkmasını önemsiyoruz. Kendini iyi hisseden, stilini rahat şekilde yansıtabilen kullanıcı profiline hitap eden bir marka kimliği oluşturmaya çalışıyoruz.

Porto Romana’nın uluslararası büyüme sürecini ve ihracat yaklaşımınızı paylaşır mısınız?
Yurt dışı distribütörlük ağımız, markamızın uluslararası alandaki bilinirliğini artırırken aynı zamanda sürdürülebilir ihracat büyümemize de önemli katkılar sağlıyor. İhracat sürecinde yalnızca ürün satışı odaklı değil, uzun vadeli ve güçlü işbirlikleri kurmaya dayalı bir yaklaşım benimsiyoruz. Bugün itibarıyla 17 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor olmamız, bu stratejinin önemli bir sonucudur. Farklı pazarlardaki kullanıcı beklentilerini ve sektör dinamiklerini yakından takip ederek her bölgenin ihtiyaçlarına uygun bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Distribütör ağımızı güçlendirmek ve yeni partnerlikler oluşturmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunun yanında markamızın uluslararası ölçekte daha görünür hale gelmesi adına fuarlar ve sektörel organizasyonları da oldukça önemsiyoruz. Bizim için ihracat yalnızca ticari büyüme anlamına gelmiyor; aynı zamanda markamızı farklı pazarlarda doğru şekilde temsil edebilmek anlamı da taşıyor. Bu nedenle kalite standardımızı koruyarak, sürdürülebilir ve güvene dayalı bir büyüme modeliyle ilerlemeye özen gösteriyoruz.

Zorlu Gözlük’ün bu hızlı gelişiminde belirleyici olan dinamikler sizce neler?
Doğru ürün konumlandırması, hızlı üretim kabiliyeti, üretimde standartlaşma, verimlilik, izlenebilirlik, ölçülebilirlik çerçevesinde oluşturduğumuz planlama anlayışı ve müşteri odaklı yaklaşımımız bu büyümenin ve gelişimin temelini oluşturuyor. Bunun yanında değişen sektör dinamiklerine hızlı uyum sağlayabilmek ve kullanıcı beklentilerini doğru analiz etmek de bizim için oldukça önemlidir. Üretimden satış sonrası sürece kadar her aşamada sürdürülebilir kalite anlayışıyla hareket etmeye özen gösteriyoruz. Kontrollü ve istikrarlı büyümenin, markaları uzun vadede daha güçlü bir noktaya taşıdığına inanıyoruz.

Koleksiyonlarınızın tasarım ve üretim süreçlerinde hangi kriterleri temel alıyorsunuz?
Tasarım süreçlerimizde estetik, işlevsellik ve kullanıcı beklentileri bizim için temel kriterler arasında yer alıyor. Bir ürünün yalnızca görsel olarak dikkat çekici olması değil, aynı zamanda günlük kullanımda konforlu ve uzun ömürlü bir deneyim sunması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle koleksiyonlarımızı oluştururken trendleri takip ederken zamansız bir tasarım anlayışını da korumaya özen gösteriyoruz. Üretim tarafında ise kalite, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik en fazla önem verdiğimiz konular arasında bulunuyor. Kullanılan malzeme seçiminden üretim aşamalarına kadar tüm süreçleri titizlikle planlıyor ve kontrol ediyoruz. Sürdürülebilir başarının, yalnızca üretim kapasitesiyle değil; istikrarlı kalite standardını koruyabilmekle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu noktada alanında uzman ve deneyimli ekiplerle çalışmak da süreçlerimize önemli katkı sağlıyor. Tasarım ve üretim arasında kurduğumuz dengeli yapı sayesinde hem estetik açıdan güçlü hem de kullanıcı memnuniyeti yüksek koleksiyonlar ortaya çıkarmayı hedefliyoruz.

Ürünlerinizde tercih ettiğiniz materyallerden ve üretime yönelik standartlarınızdan bahseder misiniz?
Üretim süreçlerimizde yüksek kaliteli hammaddeler kullanmaya ve uluslararası üretim standartlarına uygun bir yapı oluşturmaya büyük önem veriyoruz. Bizim için kalite kontrol, üretimin yalnızca belirli bir aşaması değil; sürecin tamamına yayılan temel bir anlayıştır. Ürünlerimizin dayanıklılığı, kullanım konforu ve uzun ömürlü olması en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Aynı zamanda operasyonel süreçlerde sürdürülebilir kalite standardını koruyabilmek adına tüm aşamaları titizlikle takip ediyoruz. Satış sonrasında da müşterilerimizin her zaman bize ulaşabilmesini önemsiyor, garanti kapsamındaki süreçlerde hızlı ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsiyoruz.

Biraz da Zorlu Gözlük olarak izleyeceğiniz yol ve gelecek planlarınızdan söz eder misiniz?
Kısa vadede ürün kalitemizi daha da ileri taşımak, tasarım süreçlerimizi sürekli geliştirmek ve koleksiyon çeşitliliğimizi artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Özellikle kullanıcı beklentilerinin hızla değiştiği günümüzde hem tasarım hem de üretim tarafında daha dinamik bir yapı oluşturmayı önemsiyoruz. Bununla birlikte mevcut marka gücümüzü daha sağlam bir noktaya taşımak ve müşteri memnuniyetini sürdürülebilir hale getirmek de temel önceliklerimiz arasında bulunuyor. Orta vadede ise ihracat hacmimizi artırmayı, yeni pazarlarda daha aktif rol almayı ve uluslararası görünürlüğümüzü güçlendirmeyi hedefliyoruz. Farklı kullanıcı profillerine hitap edecek yeni ürün grupları ve marka yapılanmaları üzerine de çalışmalarımız devam ediyor. Sektörde kalıcı ve güçlü bir marka olabilmek adına, büyüme sürecimizi kontrollü, planlı ve sürdürülebilir bir anlayışla ilerletmeye özen gösteriyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın gelişimini ve sektöre katkılarını nasıl değerlendirir siniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın sektörümüzün en önemli buluşma noktalarından biri olduğu çok açık. Hem Türkiye’den hem de farklı ülkelerden sektör profesyonellerini bir araya getirmesi açısından oldukça değerli bir organizasyon olduğunu düşünüyoruz. Yeni işbirlikleri kurmak, sektördeki gelişmeleri yakından takip etmek ve markaların kendilerini daha güçlü şekilde ifade edebilmesi adına önemli katkılar sağlıyor. Aynı zamanda fuarda yer almak markaların bilinirliğini artırırken, sektördeki konumlarını da güçlendiriyor. Biz de Zorlu Gözlük olarak Silmo İstanbul’un sektörel iletişimi güçlendirdiğine, yeni ticari bağlantılar oluşturduğuna ve markaların gelişim sürecine önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Özellikle optik sektörü gibi sürekli gelişen ve yenilenen bir alanda, firmaların kendilerini doğru şekilde ifade edebilmeleri büyük önem taşıyor. Bu noktada 4 your eyes dergisi hem markalar hem de sektör profesyonelleri arasında önemli bir köprü görevi üstleniyor. Aynı zamanda sektördeki gelişmelerin, yeniliklerin ve marka hikayelerinin daha geniş kitlelere ulaşmasına da önemli katkı sağlıyor. 4 your eyes’ın uzun yıllardır sektöre sunduğu katkıyı değerli buluyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Mayıs 2026

Göz-Lüks Optik

Göz-Lüks Optik

Gücünü Meslek Sevgisinden Alıyor

“Özellikle yerli üreticilerin uluslararası ziyaretçilerle doğrudan temas kurabilmesi açısından Silmo İstanbul’un çok değerli bir platform olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Erol Bey, Göz-Lüks Optik’in kuruluş hikayesini ve bugün geldiği noktayı okurlarımızla paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Erol Aydoğan. Göz-Lüks Optik’in temeli yaklaşık 40 yıla yaklaşan perakende, üretim ve sivil toplum kuruluşu deneyiminin birikimi üzerine kuruldu. Bu süre zarfında gözlükçülük mesleğinin içinde olmak benim için sadece bir iş değil, aynı zamanda büyük bir gurur kaynağı olmuştur. İnsanların göz sağlığına dokunabilmek, onların yaşam kalitesine katkı sağlayan bir sürecin parçası olmak mesleğimi her zaman daha anlamlı hale getirdi. Meslek hayatım boyunca sevmediğim hiçbir işi yapmadım diyebilirim. Ticari kaygıları çoğu zaman ikinci planda tutarak bu işi önce meslek sevgisiyle yürütmeye çalıştım. Bu nedenle perakendeci kimliğimi her zaman mesleki yolculuğumun en değerli tarafı olarak görüyorum. Bu süreçte sektörün hemen her alanını yakından tanıma fırsatı buldum. Son 10 yılda ise bu tecrübeyi markalaşma ve ihracat odağıyla daha kurumsal bir yapıya taşıdık. Bugün Türkiye’de üretilen ürünleri farklı pazarlara ulaştıran, Fransa, İtalya gibi ülkelerden seçtiğimiz değerli markaların distribütörlüğünü yürüten ve de kendi markasıyla büyümeyi hedefleyen bir yapı olarak yolumuza devam ediyoruz.

Perakendecilikteki güçlü deneyiminiz üretim ve ihracat faaliyetlerin yürütmede ne gibi avantajlar sağladı?
Perakende bu işin temelidir çünkü son tüketiciyi, ürünün kullanım sürecini ve optik mağazaların ihtiyaçlarını doğrudan görme imkanı sağlar. Laboratuvardan çerçeve üretimine kadar uzanan bu deneyim, ithalat ve ihracat süreçlerinde doğru kararlar almamıza katkı sağladı. Kuruluşumuzun en önemli motivasyonlarından biri de perakendeden gelen bu birikimi dış pazarlara taşımaktı. Bugün bu tecrübeyi ticari yapımıza sağlıklı şekilde entegre ettiğimizi düşünüyoruz. Sahada edinilmiş bilgi, hangi ürünün hangi pazarda karşılık bulacağını öngörebilme açısından bize önemli bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle perakendeden gelen bakış açısını yalnızca geçmişimiz olarak değil, bugün yaptığımız tüm planlamaların temel referansı olarak görüyoruz.

Türkiye distribütörlüğünü yürüttüğünüz markaları okurlarımız için biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Şu anda Nemezis Paris, Renaissance Lunette, Mango ve Pull & Bear markalarını Türkiye pazarına ulaştırıyoruz. Distribütörlüğünü üstlendiğimiz markaları seçerken kendi ülkelerinde belirli bir bilinirliğe ulaşmış ve koleksiyon kimliği oluşmuş markalar olmasına dikkat ediyoruz. Gözlük sektöründe markalaşmanın uzun vadeli ve maliyetli bir süreç olduğunu biliyoruz. Bu nedenle hem distribütörlük yaptığımız markaların hem de kendi markamızın optik mağazalar aracılığıyla doğru şekilde konumlanmasını önemsiyoruz. Reklamdan çok sahada birebir iletişim ve ziyaretlerle büyümeyi tercih ediyoruz. izim yaklaşımımız hızlı sonuç almaktan çok kalıcı bir yer edinmek üzerine kurulu olduğu için markalarımızı mağazalarla kurduğumuz doğrudan iletişim üzerinden adım adım büyütmeye çalışıyoruz. Bu süreçte optik mağazaların geri bildirimlerini dikkatle takip ederek koleksiyon yönetimimizi de sürekli geliştirmeye özen gösteriyoruz.

Türkiye’de üretim yapan optik çerçeve üreticileri ile yürüttüğünüz işbirliklerinden bahseder misiniz?
Firmamızın temel faaliyet alanlarından biri Türkiye’de üretilen optik çerçeveleri Balkanlar ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı ülkelere ulaştırmaktır. Özellikle yerli üretimin uluslararası pazarlarda daha fazla yer bulması bizim için önemli bir motivasyon kaynağıdır. Bu doğrultuda üretici firmalarla sürdürülebilir işbirlikleri geliştirerek hem markalarımızın hem de ülkemizde üretilen ürünlerin bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz. Bu süreç emek ve sabır gerektiriyor ancak kararlılıkla ilerliyoruz. Türkiye’de üretilen ürünlerin kalite açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz ve bunu farklı pazarlarda daha görünür hale getirmek için çalışıyoruz. Uzun vadede hem üreticilerimizin hem de ülkemizin optik sektöründeki konumuna katkı sağlayacak bir yapı oluşturmayı önemsiyoruz.

Kuzey Afrika ve Balkan ülkelerine yönelik ihracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’de üretim yapan birçok firma için Kuzey Afrika ve Balkan ülkeleri ihracata açılan ilk ve önemli pazarlardan biridir. Bu bölgeler hem rekabet hem erişilebilirlik açısından markaların gelişmesine katkı sağlar. Biz de bu pazarlarda edindiğimiz deneyimi daha geniş coğrafyalara taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte Avrupa ve farklı bölgelerde de daha aktif olmayı planlıyoruz. İhracatın kademeli ilerleyen bir süreç olduğuna inanıyoruz ve bu nedenle her pazarı kendi dinamikleri içinde değerlendirerek adım adım ilerlemeyi tercih ediyoruz. Bugüne kadar ulaştığımız ülkelerde kurduğumuz ilişkileri güçlendirerek hem markamızın hem de Türkiye’de üretilen ürünlerin bilinirliğini artırmaya devam etmeyi amaçlıyoruz.

Bayi seçiminde hangi kriter ve değerleri göz önünde bulunduruyorsunuz?
Bayi seçiminde önceliğimiz her zaman doğru iletişim kurabileceğimiz iş ortaklarıyla çalışmak oluyor. Ticari planlama kadar güven ilişkisi de bizim için çok önemlidir. Referans ve karşılıklı niyet uyumu sağlanmadan uzun vadeli işbirlikleri kurmanın sağlıklı olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bayi ağımızı oluştururken sürdürülebilir ve karşılıklı güvene dayalı ilişkiler kurmaya özen gösteriyoruz. Bizim yaklaşımımızda ticaret yalnızca ürün satışı değil aynı zamanda birlikte yol yürümek anlamına geliyor. Bu nedenle çalıştığımız firmalarla uzun vadeli, karşılıklı gelişime açık ve sağlıklı bir iletişim zemini oluşturmayı her zaman öncelikli görüyoruz.

Sektörde yüksek standartlardaki satış sonrası hizmetlerinizle biliniyorsunuz. Bu süreçte nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Türkiye’de optik sektörünün güçlü yönlerinden biri satış sonrası hizmet kalitesidir. Yerli üretimin tercih edilmesinde bu yaklaşımın önemli bir payı olduğunu düşünüyoruz. Biz de firmamız bünyesinde satış sonrası süreçleri yakından takip ederek hem iş ortaklarımızın hem de son kullanıcıların memnuniyetini ön planda tutuyoruz. Karşılıklı memnuniyetin sürdürülebilir iş ilişkilerinin temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Özellikle ihracat yaptığımız pazarlarda da bu yaklaşımı aynı titizlikle sürdürmeye çalışıyoruz. Çünkü satış sonrası hizmet kalitesinin markaya duyulan güveni doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünüyoruz.

Göz-Lüks Optik’in sektördeki yeniliklere hızlı uyum sağlayan yapısını nasıl oluşturuyorsunuz?
Sektörde ayakta kalabilmek için yenilikleri yakından takip etmek zorundayız. Uluslararası fuarları düzenli olarak ziyaret ediyor, katılımcı oluyor ve gelişmeleri yerinde inceliyoruz. Bunun yanında üretim teknikleri ve koleksiyon yapıları konusunda da sürekli öğrenmeye devam ediyoruz. Değişimin sektörümüz için bir zorunluluk olduğunu düşünüyor ve bu doğrultuda hareket ediyoruz. Dünyadaki gelişmeleri yerinde takip etmek hem ürün yaklaşımımızı hem de pazar stratejimizi daha sağlıklı şekillendirmemize katkı sağlıyor. Bu nedenle öğrenmeye açık kalmayı ve sektördeki dönüşümü yakından izlemeyi çalışma kültürümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz.

Via And Optik Grup bünyesinde faaliyet göstermek firmanıza ne gibi katkılar sağlıyor?
Via And Optik bizim için yalnızca bir grup yapısı değil aynı zamanda perakendeden gelen tecrübemizin başlangıç noktasıdır. Uzun yıllara dayanan saha deneyimi bugün attığımız adımların temelini oluşturuyor. Güçlü bir ekip yapısıyla ilerlemek bu süreçte en önemli avantajlarımızdan biri oldu. Bu birlikteliğin sağladığı sinerji hem ticari hem kurumsal gelişimimize katkı sağlıyor. Perakende tecrübesinden gelen bakış açısı sayesinde sektörü daha yakından okuyabiliyor ve kararlarımızı daha sağlam bir zeminde şekillendirebiliyoruz. Bu yapının sağladığı kurumsal hafızanın gelecekteki adımlarımız açısından da önemli bir rehber olduğunu düşünüyorum.

Göz-Lüks Optik’in kısa ve orta vadeli hedefleri nelerdir? Yeni pazarlar veya yeni markalar gündeminizde mi?
Gelişmekte olan bir firma olarak yeni pazarlar ve yeni ürün grupları her zaman gündemimizde yer alıyor. Mevcut ihracat ağımızı genişletmek ve markamızı daha fazla ülkede görünür kılmak öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. Bunun yanında sektörden öğrenmeye devam ederek daha sağlam adımlarla ilerlemeyi önemsiyoruz. Özellikle Türkiye’de üretilen ürünlerin daha fazla pazarda yer alması için çalışmalarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte hem mevcut işbirliklerimizi güçlendirmek hem de yeni pazarlara açılarak markamızın uluslararası görünürlüğünü artırmak istiyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’un Türkiye optik sektörünün uluslararası görünürlüğü açısından önemli bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Üretici firmalarımızın detaylara verdikleri önemin markalaşma sürecinde belirleyici olduğuna inanıyorum. Bu tür organizasyonlar hem sektör içi iletişimi güçlendiriyor hem de Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya tanıtma fırsatı sunuyor. Özellikle yerli üreticilerin uluslararası ziyaretçilerle doğrudan temas kurabilmesi açısından fuarın çok değerli bir platform olduğunu düşünüyorum. Bu tür organizasyonların sektörümüzün gelişimi ve dünyaya açılması açısından önemli katkılar sağlamaya devam edeceğine inanıyorum.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Derginiz 4 your eyes’ın, sektördeki gelişmeleri düzenli ve nitelikli bir yayıncılık anlayışıyla takip edilebilir hale getirmesi hem üretici hem optik mağazalar açısından önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemde hem basılı hem dijital yayıncılığı birlikte sürdürmenizin sektöre önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Yeni ürünleri ve gelişmeleri okurlarıyla buluşturması açısından değerli bir görev üstleniyor. Bu vesileyle emeği geçen tüm ekibi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Nisan 2026

Arma Optik

ARMA OPTİK

Deneyimin Ürünü Yüksek Kalite

“Silmo İstanbul’un sektörde kalite standartlarının yükselmesine ve Türkiye’nin optik alanındaki görünürlüğünün artmasına ciddi katkı sağladığını düşünüyorum.”

Merhaba Hikmet Bey. Okurlarımıza optik sektörüyle nasıl tanıştığınızdan ve Arma Optik’in kurma sürecinizden söz eder misiniz?
Tüm 4 your eyes okurlarına öncelikle merhaba demek isterim. Arma markasını 2015 yılında oluşturdum ancak optik sektörüyle tanışmam çok daha eski yıllara dayanıyor. 1983 yılında Denizli’de Doruk Optik ile başlayan meslek hayatım, sektörü farklı yönleriyle öğrenmemi sağlayan uzun ve öğretici bir yolculuk oldu. Daha sonraki yıllarda İstanbul’da Sistem Optik ve Gözlükevi markalarını hayata geçirerek hem toptan hem de perakende alanında faaliyet gösterdim. Bu süreç bana yalnızca ürün satmayı değil, markalaşmanın, güven inşa etmenin ve sürdürülebilir iş ilişkileri kurmanın ne kadar önemli olduğunu öğretti. Her aşamada edindiğim bilgi birikimi, sektördeki değişimleri doğru okumamı sağladı. Arma markası ise tüm bu yılların deneyiminin bir sonucu, hatta kişisel olarak ustalık eserim diyebileceğim bir noktada ortaya çıktı. Bugün geldiğimiz noktada yalnızca ticari bir yapı değil, aile değerleriyle büyüyen bir marka kültürü oluşturduğumuza inanıyorum. Eşim ve kızlarımla birlikte aynı heyecanı paylaşarak çalışmak, işimize ayrı bir anlam katıyor.

Arma markası bugün hangi ürün kategorilerine sahip ve üretim süreciniz nasıl gerçekleşiyor?
Arma markası altında renkli kontakt lens, optik çerçeve ve güneş gözlüğü kategorilerinde faaliyet gösteriyoruz. Ürün portföyümüzü oluştururken temel önceliğimiz, kullanıcı konforu ile kalite standartlarını aynı noktada buluşturmak oldu. Bu nedenle üretim süreçlerinde oldukça titiz bir kontrol mekanizması uyguluyoruz. Markalarımıza ait kontakt lens ve gözlüklerin üretimini, dünyanın farklı bölgelerinde alanında uzman ve yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde yaptırıyoruz. Her aşamada kalite kontrol süreçlerini yakından takip ediyor, ürünler piyasaya sunulmadan önce detaylı değerlendirmeler gerçekleştiriyoruz. Özellikle kontakt lens kategorisinde hassasiyet çok önemli olduğu için üretim ortaklarımızı seçerken detaylı araştırmalar yaptık. Kontakt lenslerimiz Güney Kore’de ödüllü bir üretim tesisinde hazırlanıyor. Bunun yanında bu yıl All In Sol markamızla İtalya’da, dünyanın en gelişmiş formülasyonlarından birine sahip kontakt lens solüsyonunun üretimini başlatıyoruz. Bu yatırım, yalnızca ürün çeşitliliğimizi artırmak değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini bütüncül bir şekilde ele alma vizyonumuzun da bir parçasıdır.

Arma Color ve Mood Color etiketli kontakt lens markalarınız hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Arma markası ana koleksiyonumuzu temsil ediyor. Arma koleksiyonu altında yıllık kullanıma uygun renkli kontakt lenslerimizi sunarken, Mood koleksiyonu altında üç aylık kullanıma uygun kontakt lens seçeneklerini kullanıcılarla buluşturuyoruz. Her iki koleksiyon da kalite, güvenlik ve konfor açısından en üst standartlarda geliştirilmiştir. Bu iki seri arasındaki temel fark kullanım süreleri olsa da aslında kullanıcı alışkanlıklarına yönelik farklı çözümler sunmalarıdır. Uzun süreli kullanım tercih eden kullanıcılar Arma koleksiyonuna yönelirken, daha sık değişim isteyen veya farklı renkleri deneyimlemeyi seven kullanıcılar Mood koleksiyonunu tercih ediyor. Tasarım sürecinde yalnızca estetik değil, göz sağlığı ve kullanım rahatlığı da önceliğimiz oluyor. Renk geçişlerinin doğallığı, gözde oluşturduğu etki ve günlük kullanım konforu üzerinde özellikle çalışıyoruz. Amacımız kullanıcıların kontakt lens taktığını hissetmeden doğal bir görünüm elde edebilmesidir.

Renkli kontakt lens koleksiyonlarınızda güçlü bir renk paletiniz var. Renklerinizi belirlerken nasıl bir yol izliyorsunuz?
Renkleri belirlerken tek bir kaynağa bağlı kalmıyoruz. İstanbul, Bakırköy’de bulunan perakende mağazamızdan elde ettiğimiz müşteri geri bildirimleri bizim için çok değerli bir veri oluşturuyor. Kullanıcıların birebir deneyimleri, beklentileri ve talepleri yeni koleksiyonların şekillenmesinde önemli rol oynuyor. Bunun yanında yurt dışı distribütörlerimizin paylaştığı bilgiler ve Türkiye genelindeki bayilerimizin gözlemleri de süreci destekliyor. Farklı bölgelerdeki kullanıcı alışkanlıklarını analiz ederek daha geniş bir perspektif elde ediyoruz. Moda dünyasındaki renk eğilimleri, makyaj ve stil trendleri de takip ettiğimiz unsurlar arasında yer alıyor. Müşterilerden gelen renk ve desen taleplerini dikkatle değerlendiriyoruz. Çoğu zaman yeni koleksiyonların çıkış noktası doğrudan kullanıcı geri bildirimleri oluyor.

Bünyenizdeki Janie Hills markasının konumunu nasıl tanımlıyorsunuz? Koleksiyonun öne çıkan özellikleri nelerdir?
İthalatını gerçekleştirdiğimiz Janie Hills, zamansız tasarım anlayışı ve zarif çizgileriyle premium segmentte konumlanan güçlü bir markadır. Marka, modaya bağımlı kalmak yerine uzun yıllar kullanılabilecek zamansız tasarımlar üretmeyi hedefliyor. Üst düzey malzeme kalitesi özellikle dikkat çeken unsurlardan biridir. Üstün kaliteli asetat ve metal kullanımı hem dayanıklılığı hem de konforu artırıyor. Tasarım detaylarında sadelik ön planda tutulurken, incelikli işçilik sayesinde ürünler güçlü bir karakter kazanıyor. Yetişkinler ve çocuklar için geniş bir optik çerçeve koleksiyonuna sahip olması da markayı farklılaştırıyor. Böylece farklı yaş gruplarına hitap eden bütüncül bir koleksiyon yapısı oluşuyor. Janie Hills’i premium segmentte değerli kılan unsur, estetik ile fonksiyonelliği dengeli biçimde bir araya getirmesidir.

Jacobson markasının minimalist çizgisi nasıl ortaya çıktı? Bu markayla ulaşmak istediğiniz müşteri profili kim?
Jacobson güneş gözlükleri, sade ama güçlü bir tasarım anlayışıyla ortaya çıktı. Minimalist çizgileriyle zamansızlık kavramını merkeze alıyor. Yıllar geçse bile rahatlıkla kullanılabilecek modellere yer veriyor. Koleksiyonun en önemli özelliklerinden biri üst düzey metal işçiliğidir. Özellikle metal bölümlerde uygulanan el işçiliği detayları, ürünü yalnızca bir aksesuar olmaktan çıkararak değerli bir tasarım objesine dönüştürüyor. Bu detaylar gözlüğe karakter kazandırıyor. Jacobson ile hedeflediğimiz kullanıcı profili, stiline önem veren ancak gösterişten uzak bir şıklık arayan kişilerden oluşuyor. Kalite, sadelik ve rafine tasarım anlayışını bir arada isteyen kullanıcılar için güçlü bir alternatif sunduğumuzu düşünüyoruz.

Arma Optik’in bayileriyle kurduğu iş ortaklığı anlayışı hangi temel prensiplere dayanıyor?
Bayilerimizle ilişkimizi klasik tedarikçi-satıcı ilişkisinden ziyade bir iş ortaklığı olarak görüyoruz. Kendimizi büyük bir ailenin parçası gibi hissediyoruz ve bu yaklaşım iş süreçlerimize de yansıyor. Bayilerimizin kazandığı bir yapı kurmanın uzun vadede herkes için daha sağlıklı olduğuna inanıyoruz. Seçilmiş bayilerle çalışarak rekabet baskısını azaltan, sürdürülebilir bir ticaret modeli oluşturduk. Böylece iş ortaklarımız ürünlerimizi güvenle temsil edebiliyor. Satış sonrası süreçte ise bayilerimizi hiçbir zaman zor durumda bırakmamaya özellikle dikkat ediyoruz. Ürünlerimizin her zaman arkasında duruyor, hızlı çözüm üretmeye odaklanıyoruz. Sosyal medya gücümüzü de yalnızca marka bilinirliği için değil, bayilerimizin satışlarını destekleyecek şekilde aktif olarak kullanıyoruz. Başarıyı birlikte büyütmenin en doğru yol olduğuna inanıyoruz.

Türkiye genelindeki iş ağınızı oluştururken nasıl bir büyüme ve iletişim modeli benimsiyorsunuz?
Sınırlı ve seçkin sayıda bayi ile çalışmamız iletişim kalitemizi artıran önemli bir unsurdur. Ekibimle birlikte süreçlerin başında bizzat bulunuyor ve bayilerimizle sürekli temas halinde olmaya özen gösteriyoruz. İletişimi güçlü tutmak, sorunları büyümeden çözmemizi sağlıyor. Whatsapp ve Telegram grupları üzerinden anlık iletişim kurabiliyor, kampanya ve yenilikleri hızlı şekilde paylaşabiliyoruz. Bu yapı hem operasyonel hız sağlıyor hem de iş ortaklarımızın kendilerini sürecin içinde hissetmelerine katkı sunuyor. Yeni bayilikler verirken mevcut bayilerimizin ticari dengelerini korumaya özellikle dikkat ediyoruz. Bölgesel planlama yaparak herkes için sürdürülebilir bir satış ağı oluşturmayı hedefliyoruz. Uzun vadeli başarıyı ancak dengeli büyüme ile mümkün görüyoruz.

Koleksiyonlarınızı oluştururken global pazarlar ve aldığınız geri bildirimler tasarım sürecinizi nasıl şekillendiriyor?
Yurt dışındaki distribütörlerimizin paylaştığı bilgiler koleksiyon oluşturma sürecinde önemli bir rehber oluyor. Her ülkenin estetik anlayışı ve kullanıcı beklentisi farklı olduğu için pazar bazlı analizler yapıyoruz. Bazı koleksiyonlarımızı belirli ülkelerin zevklerine göre özel olarak üretiyoruz. Bu yaklaşım markanın uluslararası pazarlarda daha doğru konumlanmasını sağlıyor. Global trendleri takip ederken yerel beklentileri de göz ardı etmiyoruz. Dünyadaki birçok kontakt lens markasının renk ve tasarımlarımızı referans alması bizim için ayrıca gurur vericidir. Hatta bazı markaların renk isimlerine kadar ürünlerimize benzer çalışmalar yapma gayretinde olması da doğru ve yüksek standartlarda ürünler oluşturduğumuzu gösteriyor. 

Kısa ve orta vadede Arma Optik için hedefleriniz neler? Yeni markalar, seriler veya yeni pazarlar gündemde mi?
Temel hedefimiz renkli kontak lens ve kontakt lens solüsyonu kategorilerinde dünya çapında kalite algısı en yüksek markalar arasında yer almaktır. Bu doğrultuda üretim standartlarımızı sürekli geliştiriyor ve Ar-Ge çalışmalarına önem veriyoruz. Özellikle Amerika ve Avrupa pazarında büyümeyi hedefliyoruz. Uluslararası pazarlarda kalıcı olmak için yalnızca ürün kalitesinin değil, marka güvenilirliğinin de önemli olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle distribütör ağımızı güçlendirmek, marka bilinirliğimizi artırmak ve sürdürülebilir büyüme sağlamak adına çalışmalarımızı planlı bir şekilde sürdürüyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı Türkiye optik sektörünün uluslararası vitrine çıktığı en güçlü organizasyon olarak görüyorum. Fuar, sektör profesyonellerini bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımına önemli katkı sağlıyor. Bu platform sayesinde yurt dışındaki firmalarla tanışma, markamızı tanıtma ve yeni işbirlikleri geliştirme fırsatı yakaladık. Aynı zamanda global trendleri yakından gözlemleme imkanı sunması açısından da oldukça değerli bir fuardır. Silmo İstanbul’un sektörde kalite standartlarının yükselmesine ve Türkiye’nin optik alanındaki görünürlüğünün artmasına ciddi katkı sağladığını düşünüyorum.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Her sayısında yayın kalitesini koruyan, sektördeki yenilikleri ve gelişmeleri okurlarla buluşturan önemli bir yayın olduğunu düşünüyorum. Optik dünyasına dair güncel bilgileri profesyonel bir bakış açısıyla aktarması sektöre değer katıyor. Arma Optik adına sizlere teşekkür ediyor, yayın hayatınızda başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum.

Mart 2026

Ck Grup Optik

CK GRUP OPTİK

Ninoflex Çocuk Gözlüklerinin İlkeli Üreticisi

“Silmo İstanbul sayesinde ürünlerimizi optisyenlere ve optisyenlik öğrencilerine rahat ve konforlu bir atmosferde tanıtma fırsatı yakalıyoruz.”

Merhaba Can Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak sektöre giriş sürecinizi paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Can Keleş. Gözlükçü bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisiyim. Mağazalarımız 1990’lı yılların ortasında kurulmaya başlandı. Milenyum çağının başlarında ikinci kuşak sayılan ağabeylerim tarafından işletirken, henüz ortaokul dönemindeydim. O dönemlerden lise yıllarımı kapsayacak şekilde okulumdan arta kalan zamanlarda firmamıza gidip gelerek bu mesleğe aşina oldum. Lise mezuniyetim sonrası ise tam zamanlı mağaza yöneticiliği yaparak sektöre giriş yapmış bulunmaktayım.

Ninoflex Glasses’ın ortaya çıkışını, markanızın özelliklerini ve bugün geldiği noktayı bizimle paylaşır mısınız?
Markanın ortaya çıkış hikayesi, Türkiye’de bebek ve çocuklar için yeterince uygun çerçeve modellerinin bulunmamasına dayanıyor. Yetişkin gözlüklerinde 200’ü aşkın markaya rastlanabilirken, çocuklarda yalnızca 4 ya da 5 marka mevcuttu. Bu sebeple piyasadaki boşluğu gidermek amacıyla 2018 yılında ön gözlemler yapıldı ve 2019 itibarıyla Ninoflex markasıyla üretime başladık. Markamızın sunduğu en önemli avantajlar; çocukların yüz şekillerine, kulak mesafelerine ve burun genişliğine göre ortopedik olarak ayarlanabilmesi ve kutu içerisinde yedek parçalarıyla birlikte aileye teslim edilmesidir. Bu da tedavi sürecindeki çocuklar için oldukça faydalı bir çözüm sunmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde 600’ü aşkın satış noktasıyla birçok ailenin ulaşabileceği bir marka haline geldik.

Köklü optik mağazacılık mirasınız, sektörün üretim ve dağıtım tarafına geçişinizi ve Ninoflex Glasses’ın gelişimini nasıl şekillendirdi?
Mağazacılıkta edindiğimiz tecrübe, son tüketiciyi anlama konusunda bizi birkaç adım öne taşıdı ve olası problemlere karşı daha çözüm odaklı bir yaklaşımı benimsememizi sağladı. Bu nedenle sunduğumuz satış sonrası hizmetlerle yarattığımız memnuniyet, bayilerimizi de son derece mutlu ediyor. Amacımız makul şartlarda her iki tarafı da desteklemektir. Bayilerimizin hakkını gözeterek ve tüketiciyi üzmeyecek çözümler sunarak, satıcının ve kullanıcının zihninde olumlu bir izlenim bırakmak Ninoflex Glasses’ın gelişimine önemli katkı sağlıyor.

Bebek ve çocuk gözlükleri gibi özel bir alana odaklanma kararınız nasıl ortaya çıktı?
Türkiye’de optik sektörünün bu alana yeterince önem vermediğini gözlemledikten sonra bu yönde bir karar aldık. Türkiye genelinde yaklaşık 10.000 optisyenlik müessesesi olduğu biliniyor. Bunların büyük çoğunluğunda yalnızca uygun fiyatlı, ‘kurum çerçevesi’ olarak adlandırılan modeller bulunuyor. Çok az firma ortopedik ve fonksiyonel çerçevelere yöneliyor. Oysa çocukların ailelerine bu ürünler doğru anlatıldığında, özellikli çerçeveler için bütçe ayırabildiklerini görüyoruz. Mağazalarda ailelerin davranışlarını gözlemledikten sonra çocuk gözlükleri gibi spesifik bir alana yönelme fikri oluştu.

Ninoflex Glasses ürünleri için tercih ettiğiniz hammaddelerden ve üretim tekniklerinizden bahseder misiniz?
Bebek ve çocuklar söz konusu olduğundan kalitesine güvendiğimiz Avrupa menşeli hammaddeler ve üretim teknikleri kullanmaktayız. Kullandığımız hammaddelerin tüm laboratuvar analizleri yetkili kurumlar tarafından yapılmıştır ve de sertifikalandırılmıştır. Ürünlerimiz için hassas bir yaklaşım içerisindeyiz. Alerjen içermeyen malzeme seçimleri yapmanın yanı sıra, üretim sürecinde de kullanıcı sağlığını ön planda tutmaktayız. Çerçevelerimiz titizlikle üretildikten sonra birkaç aşamalı kalite kontrolden geçirilerek önce bayilerimize, ardından son kullanıcıya ulaştırılıyor. Bu titizlik ve kalite anlayışımız nihai tüketici tarafından henüz tam anlamıyla idrak edilmese dahi, bayilerimizden aldığımız olumlu geri bildirimler ve giderek büyüyen bayi ağımız nihai tüketicinin memnuniyetini kanıtlıyor.

Türkiye’de ilk silikon burun pedi ve kafa bandı üretimini başlatarak, dışa bağımlılığı azaltmanız önemli bir adım. Bu süreci anlatır mısınız?
Üretime başladığımız andan itibaren gözlüğümüze ait her parçanın Türkiye’de ulaşılabilir olmasını önemli hedeflerimizden biri olarak belirledik. Satış sonrası hizmetleri hızlı sunabilmek açısından bu kritik bir konuydu. Bugün geldiğimiz noktada gözlüklerimizin yüzde 97’sini oluşturan bileşenleri yerli tedarikçilerden temin ederek üretir hale geldik. Silikon burun pedleri ve kafa bantları markamıza özel olduğu için dışa bağımlı kalmak istemedik. Bu hamleler, sermayenin yurt dışına çıkmasını önleyerek ülkemizde kalmasına katkı sağladı.

Türkiye genelinde 67 ilde, 600’ü aşkın bayiniz mevcut. Bu satış ağını yönetirken en çok nelere dikkat ediyorsunuz?
Bayilerimize mağazada satış yaparken ürünü alabilecek kişilere anlatım ve aktarımlarını kolaylaştıracak yardımcı ekipmanlar, teşhir ürünleri hediye etmekteyiz. Burada amacımız, bayilerimizi yalnız bırakmayıp sürekli görsel ve video hazırlıkları ile onlara satış süreçleri için gerekli desteği sunmaktır. Ürünü son tüketiciye tanıtma ve anlatma sırasında bu gibi unsurların taşıdığı önemin bilincinde olduğumuzdan, bu desteğimize aralıksız devam etmekteyiz. Ninoflex Glasses web sitesine de bu sebeple hassasiyetle yaklaştık. Web sitesinin çok iyi detaylandırılmış ve anlaşılabilir hale gelmesine özen gösterdik. Tüketicilerin Türkiye’nin hangi bölgesinde olurlarsa olsunlar ürüne kolayca ulaşması için onları en yakın lokasyondaki bayimize yönlendirebilecek haritalama sistemi ekledik.  Aynı zamanda mesai saatleri içerisinde çok hızlı dönüş yapan bir destek hattımız bulunmaktadır.

Kaliteden ödün vermeden ulaşılabilir fiyatta kalma çizginizi koruyorsunuz. Bu zorlu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Bu dengeyi sağlamak için yalnızca kazançtan değil, zamandan da feragat ediyoruz. Titiz analizler yapıyoruz. Bu noktada, ürünlerimizi satan bayilerin de kullanan çocukların ve ebeveynlerinin memnun kalmasını sağlamanın bizim önceliğimiz olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Yurt dışından gelen markalara kıyasla daha uygun fiyatla aynı kaliteyi sunuyor, satış sonrası hizmette ise daha fazlasını sağlıyoruz. Markamızın saygınlığını koruyarak giderek güçlendirmemiz, tüm iş ortaklarımıza çözüm odaklı yaklaşmamız sayesinde gerçekleşiyor; bu yaklaşım da yüksek memnuniyetle sonuçlanıyor. Bu sebeple global markalara göre konumlandırmamızın oldukça iyi olduğunu düşünüyoruz.

CK Grup Optik olarak AR-GE çalışmalarınızı şu anda hangi başlıklara yönlendiriyorsunuz?
Firma olarak şu anda öncelikli hedefimiz gözlüklerimizi yaşadığımız dünyaya minimum düzeyde zarar veren malzemeler ve üretim teknikleriyle hazırlamaktır. Başlangıcımızdan bu yana temel amacımız budur. Sürekli gelişme açık olan yapımızla, AR-GE çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı çevre dostu üretim malzemeleri arayışı ve uygulamaları üzerine yoğunlaştırmış durumdayız. Doğada geri dönüşümü mümkün olabilecek hammaddelerin üretilmesi ve bunları ürünlerimize uyarlama hayalimizi gerçeğe dönüştürmeye odaklandık diyebilirim.

Ninoflex Glasses için kısa ve orta vadeli planlarınızdan söz eder misiniz?
Dünya genelinde sektörü ve sektörel yenilikleri yakından takip ediyoruz. Kısa vadede tüm bayilerimizi kapsayan bir B2B sipariş sistemiyle dijitalleşmeyi artırmak istiyoruz. Orta vadede ise renk ve model çeşitliliğini artırmak, uygun ortam oluştuğunda güneş gözlüğü koleksiyonu oluşturmak ve ilgi duyulan çocuk modeller ile işbirlikleri yapmak hedeflerimiz arasında yer alıyor. Aynı zamanda, görme kusurlarını destekleyici yenilikçi ortezlere yatırım yapmayı planlıyoruz. Doğru zaman ve ekipler bir araya geldiğinde ise yeni pazarlara açılmayı amaçlıyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın sektörün geneline ve siz gibi yerli üreticilerimize katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’un sektörümüz için son derece önemli ve prestijli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Sektör içerisinde yer alan ya da sektöre adım atmayı düşünenler için önemli bir deneyim ve vizyon alanı yaratıyor. Üreticiler olarak ürünlerimizi optisyenlere ve optisyenlik bölümü öğrencilerine rahat ve konforlu bir atmosferde tanıtma fırsatı yakalıyoruz. Aynı zamanda yerli markaların ve ürünlerin yabancı ziyaretçilerle buluşması açısından da fuar kritik bir önem taşıyor. 2025’te 12.si gerçekleşen bu değerli organizasyonun daha uzun yıllar Türkiye optik sektörüne hizmet etmesini temenni ediyorum.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Sektördeki yenilikleri bu kadar hızlı ve titiz şekilde aktaran başka bir dergi olduğunu düşünmüyorum. Yeniliklerden haberdar olmak için her sayıyı mutlaka inceliyorum. Şimdiye kadar yaptığınız ve bundan sonra yapacağınız tüm yayınlarınız için teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Şubat 2026

Aspendos Optik

ASPENDOS OPTİK

İş Ortaklarına Değer Sunuyor

“Silmo İstanbul vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabildiğimiz eşsiz bir platform. Ancak daha da önemlisi, değerli
bir geri bildirim ve ilham kaynağı.”

Merhaba Mesut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizi bizimle paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Mesut Özkul. 2011 yılında başlamış olduğum bu yolculuğa Aspendos Optik’i kurarak devam ettim. Optik sektörüne sahadan geliyorum. Perakende tarafında başladığım bu yolculuk bana vitrin önündeki heyecan kadar, vitrinin arkasındaki sorumluluğu da öğretti. Mağazanın nabzını tutmayı, müşterinin beklentisini okumayı ve ürünün gerçek değerini sahada anlamayı her zaman öncelik bildim. Aspendos Optik’i kurarken de bu birikimi; daha sistemli, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yapı kurmak için değerlendirdim.

Aspendos Optik’in kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz? Perakendeden distribütörlüğe uzanan bu yolculuk nasıl şekillendi?
Aspendos Optik aslında bir ihtiyaçtan doğdu. Perakendede çalışırken Türkiye’deki bazı mağazaların kalite, bazılarının tasarım, bazılarının ise güvenilir tedarik aradığını net olarak gördüm. Bu üç unsuru aynı anda sunan yapı sayısı sınırlıydı. Ayrıca, zamanla pazardaki büyük markaların domine ettiği tek tip ürün yelpazesinin bir potansiyel boşluğu yarattığını fark ettik. Bizim gibi, farklı ve özgün tasarımlar arayan, kaliteyi ve hikayeyi önemseyen bir kitle vardı. Distribütörlük yolculuğumuz, yalnızca ürün getirmek değil; markayı pazarda doğru anlatan, mağazanın yanında duran bir iş modeli kurma hedefiyle şekillendi. Bir tedarikçi olmaktan çok, iş ortağı olmayı seçtik.

Pazarda sessiz lüks olarak konumlanan markalarla çalışıyorsunuz. Portföyünüzü seçerken nasıl bir yol izlediniz?
Sessiz lüks bizim için bir duruştur. Gösterişten uzak ama detayda kendini belli eden, kullanan kişiye ayrıcalıklı hissettiren ürünleri tercih ediyoruz. İş ortaklarımız da markanın popülerliğinden çok ardındaki ustalığa değer veren bir kitleden oluşuyor. Stratejimizi belirlerken, Bu ürünü 10 yıl sonra da takar mısınız? sorusunu sorduk. Cevabımız “evet” ise o marka bizim için doğru markaydı. Marka seçimlerimizde hızlı satıştan çok, uzun vadede değerini koruyan koleksiyonlara yatırım yapıyoruz. Bu strateji bize hem sadık mağaza iş ortakları hem de bilinçli bir kullanıcı kitlesi kazandırdı.

Bloomdale, Malt Belgian ve Jose Alvarez Premium markalarını Türkiye’ye kazandırdınız. Markalarınızın genel özelliklerinden bahseder misiniz?
Bambaşka başlıklara ışık tutan bu 3 Avrupa markasının; özgün ve benzersiz oluşları, firmamızın kuruluş amacıyla birebir bütünleşiyor. Portföyümüzdeki her marka, bir ailenin farklı karakterdeki üyeleri gibidir. 3’nü de seçerken, birbirini tamamlayan markalar olmalarına özen gösterdik. Bloomdale Eyewear Hollanda’dan gelen bir renk ve neşe patlamasıdır. Cesur renk kombinasyonları ve özgün formları ile özellikle kendini ifade etmekten çekinmeyen, enerjik bir kitleye hitap ediyor. Sınırlı sayıda üretimi ve zamansız tasarım anlayışı ile yüksek konfor sunuyor. Malt Belgian Eyewear, Belçika tasarımının minimalist ve sofistike ruhunu yansıtır. Odak noktası, malzeme kalitesi ve kusursuz detay işçiliğidir. Sessiz lüksü gerçek anlamda yaşatır. Jose Alvarez Premium ise sanatsal bir markadır. İleri malzeme teknolojisi, sınırlı sayı üretim, ultra hafiflik ve rafine estetiği bir araya getiren özel bir markadır. El işçiliğinin ve doğal malzemelerin ön planda olduğu, her birinin kendine has bir ruhu olan koleksiyonlar sunar. Her üç markamız, farklı zevklere hitap ederek, iş ortaklarımıza her kullanıcıya rahatça sunabilecekleri eşsiz alternatifler sağlar.

Türkiye genelinde 553 iş ortağınız bulunuyor. Bu portföyü yönetirken nasıl bir satış ve lojistik modeli uyguluyorsunuz?
Bu büyüklükte bir ağı yönetmenin tek yolu sistem ve insani temas arasındaki dengeyi kurmaktır. 553 iş ortağı, bizim için 553 farklı başarı hikayesi anlamına gelir. Bu geniş ağı yönetmenin sırrı, merkezi verimlilik ile yerel esnekliği birleştirmekte yatıyor. Güçlü bir merkez depo, doğru planlama ve sahada aktif çalışan ekiplerle ilerliyoruz. Onlar sadece sipariş alan kişiler değil, iş ortaklarımızın danışmanlarıdır. Satış tarafında birebir ilişkiyi kaybetmemeye, lojistikte ise hız ve sürdürülebilirliğe odaklanıyoruz. Ayrıca, sadece saha ekibimizin değil, günden güne artan iş ortaklarımız ile bizzat iletişimde kalmayı daima kendime görev biliyorum. İşin mutfağından gelen biri olarak bu lojistik modeline dair örneklerin sektörde maalesef pek yaygın olmadığını da eklemek isterim.

Aspendos Optik olarak sürdürülebilirlik, kalite ve tasarım arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Biz sürdürülebilirliği bir pazarlama argümanı olarak değil, iş yapış biçimi olarak görüyoruz. Uzun ömürlü ürün, bilinçli üretim ve zamansız tasarım bu vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Biri eksik olursa yapı çöker. Bu dengeyi, öncelik sıralaması olarak değil, entegrasyon felsefesi olarak görüyoruz. Zaten bir ürünün temel malzeme ve işçilik kalitesi bizim standartlarımızı karşılamıyorsa, tasarımının ne kadar güzel olduğunun veya ne kadar sürdürülebilir olduğunun bir önemi kalmaz. Tasarım, bu kaliteli malzemenin ruha bürünmüş halidir. Amacımız, estetik olarak çarpıcı ama aynı zamanda fonksiyonel ve ergonomik tasarımlar sunmaktır. Çalıştığımız markalar, geri dönüştürülmüş asetat, biyo-bazlı plastikler veya sorumlu kaynaklardan elde edilmiş metaller gibi çevre dostu malzemeler kullanmaya giderek daha fazla önem veriyor. Bazı çerçevelerimiz, üretim sürecinde su tüketimini %60 azaltan teknolojilerle üretiliyor.

Portföyünüzdeki markalar, malzemelerinde 2011 Nobel Kimya Ödülü kazanmış bir keşiften ilham alıyor. Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız?
Evet, 2011 yılında Nobel Kimya Ödülü kazanan Daniel Shechtman; kuazi (yarı) kristallerin, bilinen ve geleneksel kristal yapılarından farklı, kendini tekrar etmeyen ama son derece düzenli bir atom dizilimine sahip malzemelerle ilgili olduğunu keşfetti. Portföyümüzdeki markalar da; havacılık ve uzay sanayinde kullanılan bazı titanyum ve paslanmaz çelik alaşımlarını bu teknolojik keşiften yola çıkarak gözlük çerçevelerine uyguluyor. Böylece malzemeler inanılmaz derecede hafif, esnek, korozyona karşı dayanıklı ve en önemlisi anti-alerjik özellikler gösteriyor. Geleneksel bir metal çerçeve büküldüğünde kalıcı olarak deforme olabilirken, bu özel alaşımlar ‘şekil hafızası’ sayesinde eski formuna geri dönebiliyor. Mühendislik harikası olan bu gözlükler; son kullanıcı için neredeyse yokmuş gibi hissettiren bir hafiflik, gün boyu konfor ve yıllarca sürecek bir dayanıklılık anlamına geliyor.

Mağazalara yalnızca ürün değil, değer sunduğunuzu söylüyorsunuz. Aspendos Optik için değer sunmak ne anlama geliyor?
Bizim için değer, iş ortağımızın kapısından içeri giren bir müşterinin ‘bu mağazada farklı bir şey var’ demesini sağlayan her şeydir. Bu değeri oluşturmamızı sağlayan unsurları; Farklılaşma Gücü, Operasyonel Huzur, Bilgi ve Eğitim olarak ayırıyorum. İş ortaklarımıza, bir hikayesi ve karakteri olan, rekabette onları bir adım öne çıkaracak ürünler sunuyoruz. Böylece fiyatla değil, kalite ve stil ile rekabet etmelerini sağlayarak diğer mağazalardan ayrışmalarının önünü açıyoruz. Öte yandan bir optikçinin en büyük kabusu olan istediği ürünün stokta olmayışı veya haftalarca bekleme sorununu; hızlı lojistiğimiz, kolay ulaşılabilir müşteri hizmetlerimiz ve esnek ödeme koşullarımızla çözümlüyoruz. Onlar işlerine odaklanırken, biz arka planı güvence altına alıyoruz. Sattığımız her ürünün hikayesini, malzeme özelliklerini ve tasarım felsefesini iş ortaklarımızla paylaşıyoruz. Onlara sadece bir ürün değil, müşterilerine anlatacakları bir hikaye veriyoruz. Bu bilgilendirmeler ve eğitimler de satış personelinin motivasyonunu ve satış başarısını doğrudan artırıyor.

Aspendos Optik’in dijital pazarlama yaklaşımı nasıldır? Tüketiciye doğrudan satış veya reklam yapıyor musunuz?
Dijital pazarlama stratejimiz, sessiz lüks konumlandırmamızla paralel olarak değerli içerik üretmek üzerine kurulmuştur. Biz doğrudan son tüketiciye yönelik kitlesel reklamlar yapmıyoruz. Aspendos Optik’in web sitesi, markalarımızı ve koleksiyonlarımızı sergileyen şık bir dijital showroom özelliği taşır. Mevcut iş ortaklarımız, burada onlara açtığımız e-bayi aracılığıyla showrrom’dan kendilerine özel içerikleri görüp, alış-veriş yapabilmekteler. Sosyal medyada ise Instagram’da aspendosoptiktr ve Facebook’ta aspendos optikk olarak; markalarımızın hikayelerini, tasarım detaylarını ve felsefesini anlatan profesyonel içerikler üretiyoruz. İş ortaklarımız, bu içerikleri sosyal medya hesaplarında kolayca paylaşarak müşterilerine ulaşabiliyor. Özetle bizim dijital görünürlüğe ve ticarete yönelik vizyonumuz; iş ortaklarımıza en konforlu seviyede gerçek bir distribütör deneyimi yaşatmak üzere şekillenmiştir.

Aspendos Optik’ten kısa ve orta vadede yeni marka yatırımları veya sürprizler bekleyebilir miyiz?
Kesinlikle evet. Kısa vadede, mevcut markalarımızın özel kapsül koleksiyonlarını ve Türkiye’ye özel tasarımlarını iş ortaklarımızla buluşturmaya odaklanmış durumdayız. Orta vadede ise portföyümüzdeki karakterleri tamamlayacak yeni bir marka arayışımız sürüyor. Özellikle, teknoloji ile modayı birleştiren, akıllı gözlük segmentinde veya tamamen sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi prensipleriyle üretim yapan niş bir markayı radarımıza almış durumdayız.

Aspendos Optik Kurucusu olarak başarı sizin için ne ifade ediyor, neyle ölçülüyor?
Benim için başarı, sabah uyandığınızda yaptığınız işe karşı duyduğunuz heyecanın hiç bitmemesidir. Rakamlar, pazar payı, ciro; bunlar elbette önemli metrikler ama asıl başarı, birlikte çalıştığınız insanların, yani ekibimizin ve iş ortaklarımızın sizinle birlikte büyüdüğünü ve mutlu olduğunu görmektir. Aspendos Optik’i kurarken 5 yıl sonrası için hayalim, Türkiye’de ‘farklı ve kaliteli gözlük’ denince akla gelen bir marka olmaktı. Finansal olarak bu hedefe ulaştık. Ancak bugün anlıyorum ki, asıl hayalim bundan daha öteymiş. Başarıyı artık bir varış noktası olarak değil, bir yolculuk olarak görüyorum. Bugün başarımın tanımı, 553 iş ortağımızın vitrinine koyduğu bir gözlüğün, bir müşterinin yüzünde gülümsemeye dönüştüğünü bilmektir. Başarı, yarattığımız bu değer zincirinin her halkasının güçlü ve mutlu olmasıdır. Hayalim, sayısal hedeflerden daha çok anlam ve etki yaratmaya evrildi.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, Türkiye optik sektörünün uluslararası arenadaki gücünü ve potansiyelini göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bizim gibi toptancılar için de vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabilme fırsatı verdiğinden, eşsiz bir platform olduğunu düşünüyorum. Ancak daha da önemlisi, Silmo İstanbul, biz optik profesyonelleri için bir geri bildirim ve ilham kaynağı haline geldi. Anadolu’nun dört bir yanından gelen iş ortaklarımızın nabzını tutma, onların beklentilerini ve yaşadıkları zorlukları ilk ağızdan dinleme fırsatı buluyoruz. Bu yüzden Silmo İstanbul’un sektöre katkısının paha biçilmez olduğunu düşünüyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Bu değerli dergide yer verdiğiniz için asıl biz size teşekkür ederiz. Sektördeki yenilikleri, farklı bakış açılarını ve derinlemesine analizleri okuyucuyla buluşturarak, tüm paydaşların vizyonunu genişletiyorsunuz. Sizin gibi kaliteli yayınlar, sektörün sadece ticari olarak değil, entelektüel olarak da gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Başarılarınızın devamını dilerim.

Ocak 2026

Efes Optik

EFES OPTİK

Sektördeki Çözüm Ortağınız

“Silmo İstanbul 2025’in ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Gökhan Bey, Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıtarak, sektöre nasıl başladığınızdan bahseder misiniz?
Merhaba, ben Gökhan Pehlivanoğlu. Optik sektörüne 1994 yılında bir firmaya ortaklık yaparak başladım. Bu tarihlerde sektöre girişim hem ticarete olan ilgim hem de Türkiye’de kaliteli ve ulaşılabilir gözlüğe duyulan ihtiyacı fark etmemle şekillendi. Daha sonra 1999 yılında Efes Optik’i kurdum. Optik sektöründe içerisinde yer aldığım 30 yılın üzerindeki süreç boyunca edindiğim en büyük deneyim, başarılı bir işin ancak güçlü bir ekip, sürekli yenilik arayışı ve müşteriyi odağa alan bir anlayışla sürdürülebileceğidir.

Efes Optik köklü bir firma. Kuruluş hikayenizi ve 25 yıla yaklaşan yolculuğunuzdaki büyüme stratejinizi paylaşır mısınız?
Kuruluş hikayemiz aslında az önce değindiğim gibi optik sektörü açısından eksikliğini fark ettiğim bir ihtiyacı karşılamak amacıyla başladı. Türkiye’de hem kaliteli hem de fiyat–performans açısından dengeli ürünlerin eksikliği söz konusuydu. Bu eksikliği doldurmak için yola çıktık. Büyüme stratejimiz ise hiçbir zaman kısa vadeli hedeflere değil, sürdürülebilir markalar oluşturmaya yönelik oldu. Dağıtım gücümüzü giderek artırdık, güçlü koleksiyon geliştirme süreçleri kurduk ve markalaşmaya yatırım yaptık. Efes Optik’in başarısı da bu anlayışla geliştirilen stratejiler için en önemli örneklerinden biridir.

Kalite, Efes Optik için bir ön koşul. Materyal seçimi ve üretim aşamasında kalite standartlarınızı nasıl koruyorsunuz?
Kalite anlayışımız; hammadde seçiminden üretimin son aşamasına kadar kesintisiz bir kontrol sürecine dayanıyor. Kullandığımız titanyum, asetat, metal ve TR90 bileşenlerini uluslararası standartlara göre seçiyoruz. Tüm ürünlerimiz CE kriterlerine uygun olarak üretiliyor. Her koleksiyon, dayanıklılık testlerinden geçtikten sonra bayilerimize ulaşıyor. Bu nedenle Efes Optik’ten çıkan her gözlük hem uzun ömürlü hem de sağlıklı kullanım vadeder.

Asya ve Avrupa’ya ihracat yapıyorsunuz. Uluslararası satış deneyimlerinizi ve firmanıza katkılarını paylaşır mısınız?
Uluslararası çalışmalarımız bize önemli deneyimler kazandırdı. Her pazarın kendi dinamiği ve beklentisi olduğunu gördük. Avrupa ülkelerinde tasarım ve marka algısı ön plandayken, Asya’da hafiflik ve fonksiyonellik çok daha önem kazanıyor. Bu çeşitlilik, koleksiyon geliştirme vizyonumuzu zenginleştirdi ve Efes Optik’i global rekabete hazır bir firma haline getirdi.

Okurlarımıza markalarınızdan ve bu portföyü nasıl geliştirdiğinizden bahseder misiniz?
Bugün bünyemizde Chanzara, Lufian, Garbino, Lady Victoria, Chimi, Scapa, Garbino Kids gibi geniş ve çok yönlü bir marka portföyü bulunuyor. Her markanın kendine ait bir kimliği ve hedef kitlesi var. Amacımız, her tüketicinin tarzına ve yaşam biçimine uygun bir seçeneği sunmaktır. Marka portföyümüzdeki bu çeşitlilik, Efes Optik’i sektörde güçlü ve esnek bir oyuncu haline getiriyor. Hem gençlere hem klasik stile hem de lisanslı ürünlere aynı kaliteyle dokunabilmek bizim için büyük taşır.

Efes Optik AR-GE’ye verdiği önemle tanınıyor. Bu alandaki çalışmalarınızın işleyişinden söz eder misiniz?
AR-GE ekibimiz çalışırken Türkiye’nin farklı bölge ve yaş gruplarındaki yüz formlarını detaylı analiz ediyor. Gözlüğün yalnızca bir aksesuar değil, kişinin yüzüyle bütünleşen bir tasarım olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ergonomi, burun köprüsü yapısı, malzeme hafifliği ve uzun kullanım konforu gibi detaylara özel önem veriyoruz. Numune süreçlerimiz oldukça titizdir; her model defalarca denenip revize edilir.

Özellikle Avrupa’ya yönelik ‘yeni bir yerli marka’ hazırlıyorsunuz. Markanızın bu pazardaki yerini nasıl kurguluyorsunuz?
Evet, Avrupa’da modern, özgün ve Türk tasarım gücünü temsil eden bir marka yaratmayı hedeflemekteyiz. Bu markayı; kaliteyi, tasarımı ve ulaşılabilir lüksü bir arada sunacak şekilde konumlandırmayı planlıyoruz. Türkiye’den çıkan bir markanın Avrupa’da kalıcı bir yer edinebileceğine inanıyoruz ve bu hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden sürdürüyor; büyük ölçekli yatırımlar yapıyoruz.

Türkiye genelinde 500’ü aşkın bayiniz var. Bayilerinizi nasıl seçiyor ve satışlarına nasıl destek oluyorsunuz?
Bayi ağımızı oluştururken en önemli kriterimiz daima; iş ortaklarımızla uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkiler kurmak olmuştur. Türkiye’nin her şehrinde, müşterisine değer veren vizyon sahibi işletmelerle çalışmayı tercih etmekteyiz. Bayilerimize düzenli koleksiyon tanıtımları, hızlı teslimat, satış sonrası hizmet ve perakende destekleri sağlıyoruz. Bayi yapımızın güçlü olmasının nedeni ise onları yalnızca müşteri değil, aynı zamanda iş ortağımız olarak görmemizdir.

Efes Optik’in satış sonrası sürece yaklaşımı nasıldır ve bu süreçte ne gibi hizmetler sunar?
Satış sonrası süreç bizde ürünün satışıyla bitmez, tam aksine başlar. Bayilerimize hızlı parça tedariği, ürün değişim desteği ve teknik çözümler sunuyoruz. Her bölge için özel bir müşteri temsilcisi bulunuyor ve tüm süreçlerimiz minimum aksama ile yürütülüyor. Sektörde ‘çözüm ortağı’ olarak anılmamızın nedeni, ihtiyaç anında hızlı ve şeffaf bir şekilde destek vermemizdir.

Sizce yaklaşan 2026 yılıyla birlikte optik sektöründe hangi trendler ön plana çıkacak?
Yeni yılla birlikte minimal ve fonksiyonel tasarımların öne çıkacağını düşünüyorum. Hafif materyaller, sürdürülebilir üretim, renkli camlar ve retro-modern birleşimi formlar daha fazla talep görecek. Aynı zamanda gözlüğün moda dünyasındaki rolü artmaya devam edecek; kullanıcılar kişisel tarzını daha cesur çerçevelerle ifade etmeye yönelecek.

Geçtiğimiz ay 12. kez düzenlenen Silmo İstanbul Optik Fuarını ve sektöre katkılarını değerlendirir misiniz?
Silmo İstanbul, sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri haline geldi. Hem yerli üreticiler hem de uluslararası markalar için güçlü bir vitrin oluşturuyor. Bu yılki Silmo İstanbul ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılıydı. Yeniliklerin takip edilmesi, işbirliklerinin kurulması ve sektörün ortak bir çatı altında buluşması açısından büyük değer taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenmek isteriz?
Derginiz 4 your eyes’ın sektörde bilgi birikimini artıran, trendleri profesyonel bir dille aktaran önemli bir yayın olduğunu düşünüyorum. Hem sektör temsilcileri hem de perakendeciler için değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Bizlere yer verdiğiniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Aralık 2025

Essa Daniel Klein Group

ESSA DANIEL KLEIN GROUP

Herkes İçin Moda

“Silmo İstanbul Optik Fuarı yeni ürünleri tanımak ve müşteri portföyünü genişletmek isteyen firmalar için en doğru adres konumundadır.”

Merhaba Ercan Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş süreciniz ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden kısaca bahseder misiniz?
Ben Ercan Çevik, 1973 yılında Antalya’nın Akseki ilçesinde doğdum. Aile mesleğimiz olan saatçiliğe ikinci kuşak temsilci olarak adım attım. Küçük yaşlarda katıldığım yurtdışı seyahatleri ve fuarlar, ufkumun genişlemesine ve küresel vizyon kazanmama büyük katkı sağladı. Bu deneyimler, ilerleyen yıllarda işimizi yalnızca Türkiye ile sınırlı görmememiz gerektiğini anlamamı sağladı. Bugün geldiğimiz noktada, ürünün ilk tasarım aşamasından nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen her adımda edindiğimiz tecrübe, Essa Group’un yüksek kalite ve hizmet standartlarının temelini oluşturuyor.

Essa Group olarak 50 yılı aşkın süredir saat sektöründe güçlü bir konumdasınız. Öncelikle bize şirketinizin hikayesini ve bugün geldiği noktayı anlatır mısınız?
Essa Group’un serüveni, Tahtakale Eminönü’nde 7 metrekarelik küçük bir dükkânda başladı. Bu mütevazı başlangıç, ailemizin iş disiplini ve azmi sayesinde kısa sürede büyüyerek profesyonel bir yapıya dönüştü. Lokomotif markamız Daniel Klein’in markalaşma yolculuğu 1998 yılında başladı; 1999’dan itibaren dünya genelindeki tescil süreciyle 2000 yılında hem Türkiye’de hem de 36 ülkede resmi tescil aldık. Bu adım, uluslararası pazara açılmamızın mihenk taşı oldu. Bugün 85’ten fazla ülkeye ihracat yapan, 1.000’e yakın satış noktasına ve 25 perakende mağazasına sahip global bir markaya dönüşmüş durumdayız. Başarımızın ardındaki en önemli unsur “Herkes için Moda” anlayışıyla dürüst, şeffaf ve azimli bir çalışma kültürünü sürdürmemizdir.

Essa Group bugün 85’ten fazla ülkeye ihracat yaparak büyümeyi sürdürüyor. Global ölçekteki bu başarılı yapının yönetiminde hangi stratejiler öne çıkıyor?
Global ölçekte faaliyet göstermek, esnek ve ileri görüşlü bir yönetim modelini zorunlu kılar. Bu nedenle stratejik planlama, vizyoner liderlik ve dijitalleşme odaklı bir yaklaşıma öncelik veriyoruz. Uluslararası tedarik zinciri ve lojistik süreçlerimizi sürekli optimize ederek maliyet etkin ve kesintisiz bir operasyon yapısı oluşturduk. Her pazara özgü yerelleştirilmiş pazarlama stratejileriyle markalarımızı doğru konumlandırıyor, kültürel farklılıklara duyarlı iletişim modelleri geliştiriyoruz. İnsan kaynağımızı ise yetkinlik bazlı eğitim programları ve kariyer gelişim olanaklarıyla destekliyoruz. Müşteri geri bildirimlerini ürün geliştirme döngümüzün merkezine alıyor; dijital yönetim sistemleri sayesinde olası risklere karşı proaktif çözümler geliştiriyoruz.

Son yıllarda saatten gözlüğe uzanan yeni bir yolculuğa adım attınız. Gözlük kategorisine giriş kararınız nasıl şekillendi?
Yıllar içerisinde edindiğimiz küresel tecrübe ve yerel gücümüz, kaliteye olan bağlılığımızla müşteri memnuniyetini esas alan yaklaşımımız, bizi sadece saat değil, stilin tamamlayıcı diğer unsurlarına da yönelmeye teşvik etti. Saat sektörü, bize tasarım, üretim ve küresel marka yönetimi konusunda güçlü bir bilgi birikimi kazandırdı. Bu deneyim, stilin tamamlayıcı unsurlarına yönelmemiz için doğal bir zemin oluşturdu. Gözlük de tıpkı saat gibi sadece işlevsel bir ürün değil; kişinin kimliğini ve tarzını yansıtan bir moda ifadesidir. Tüketici eğilimlerinin de fonksiyon ve estetiği bir arada sunan markalara yöneldiğini gözlemledik. Bu doğrultuda profesyonel bir gözlük departmanı kurarak güçlü bir ekiple optik sektörüne adım attık ve kısa sürede kendimize sağlam bir yer edindik.

Güçlü bir marka portföyünüz var. Markalarınız ve koleksiyonlarının temel özellikleri hakkında bizi bilgilendirir misiniz?
Daniel Klein, Fashion for Everyone (Herkes için Moda) mottosuyla yola çıkan ve dünya genelinde milyonlarca kullanıcıya ulaşan bir marka olarak, gözlük koleksiyonunda da aynı felsefeyi sürdürüyor. Marka, modayı takip eden, kendine özgü tarzını kaliteli ve uygun fiyatlarla yansıtmak isteyen herkese hitap ediyor. Kökleri 1886 yılına uzanan ve Amerikan polo kültürünü temsil eden Santa Barbara Polo & Racquet Club, klasik ve sportif yaşam tarzını benimseyenler için global bir stil sembolüdür. Gözlük koleksiyonunda da bu zarif ve rahat şıklığı net bir şekilde görebilirsiniz. İtalyan tasarım mirasını modern çağın ihtişamıyla buluşturan Valentino Orlandi, gözlük koleksiyonunda da eşsiz bir lüks anlayışını temsil ediyor. Her modeli adeta bir tasarım objesi gibi özenle hazırlanan bu koleksiyon, göz alıcı detayları ve sofistike yapısıyla öne çıkıyor. Kısacası Daniel Klein; geniş kitlelere hitap eden trend odaklı ulaşılabilir moda, Santa Barbara Polo & Racquet Club; sportif zarafet, rahatlık ve günlük yaşam şıklığı, Valentino Orlandi ise lüks ve ihtişamı tercih edenler için vazgeçilmez seçenekler sunuyor.

Markalarınız tasarım dili, işlevsellik ve ulaşabilirlik açısından farklı zevklere ve ihtiyaçlara uyumlu. Tüketici tarafında bu çeşitlilik nasıl bir karşılık alıyor?
Portföyümüzdeki her marka, farklı beklenti ve yaşam tarzlarına hitap ediyor. Daniel Klein, “modayı yakından takip ediyorum ama bütçemi zorlamıyorum” diyen kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Santa Barbara Polo & Racquet Club serileri kalite ve konforu, abartısız sportif şıklıkla birleştiren müşterilerden olumlu dönüşler alıyor. Valentino Orlandi ise “lüks, zarafet ve özgün tasarım” arayışındaki tüketicilere hitap ediyor. Bu çeşitlilik Essa Grup’un Herkes için Moda vizyonunun somut bir yansımasıdır.

Gözlük serilerinizde kaliteye, özel bir vurgu yapıyorsunuz. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar hangi kriterleri gözetiyorsunuz?
Gözlük koleksiyonlarımızda yalnızca estetik değil, uzun süreli kullanım konforu da öncelikli kriterimizdir. Hafiflik, ergonomik yapı ve cilt dostu malzemeler titizlikle seçilir. Kaliteyi, sadece şık bir görünüm değil, gün boyu rahat hissettiren kusursuz bir kullanıcı deneyimi olarak tanımlıyoruz. Bu anlayış, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda da güvenle tercih edilmesini sağlıyor; çünkü bizim için kalite sadece şık görünmek değil, gün boyu rahat hissettiren doğru ürünü sunabilmektir. 

Optik kanalında işbirliği yaptığınız mağaza ve optisyenlerle ilişkilerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Onlara sunduğunuz destekler nelerdir?
Ürünlerimizi müşterilerimizle buluştururken, her zaman kalite ve güvenin arkasında durarak garanti güvencesi sunuyoruz. Aynı zamanda tedarikçilerimize ödeme kolaylıkları ve cazip satış fırsatları sağlayarak uzun vadeli, sürdürülebilir iş birlikleri kurmaya özen gösteriyoruz. Kuruluş sürecimizde benzer zorlukları bizzat yaşamış bir firma olarak, bugün tedarikçilerimizin karşılaştığı ihtiyaç ve beklentileri çok iyi anlıyor; bu nedenle her adımda onların yanında yer almayı ilkesel bir duruş olarak benimsiyoruz. Çünkü biz, birlikte büyümenin gerçek başarının anahtarı olduğuna inanıyoruz.

Essa Group olarak yakın dönem dair hedefleriniz neler? Yeni yatırımlar, işbirlikleri ya da ürün grubu genişletme planlarınız var mı?
Essa Group olarak her geçen yıl yatırımlarımızı artırarak büyümeye devam ediyoruz. Tüm faaliyetlerimizde pazar dinamiklerini ve müşteri taleplerini dikkate alarak, üretim süreçlerimizi nihai tüketici odaklı bir anlayışla şekillendiriyoruz. Stratejik yatırımlarımızla öncelikle ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı, ardından markamızın global ölçekte bilinirliğini artırmayı hedeflemekteyiz. Bu doğrultuda, insan kaynağımızı da güçlendirerek, yetkin ve kalifiye çalışan sayımızı artırmaya büyük önem veriyoruz. Hedefimiz, markamızın ulaşmadığı hiçbir nokta bırakmadan, tüm paydaşlarımıza en yüksek kalitede hizmet sunmaktır. Bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilir büyüme, inovasyon ve müşteri memnuniyetini temel alan bir gelişim programı ile yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, optik sektörünün en prestijli etkinliklerinden biridir. Hem yurt içinden hem de yurt dışından birçok sektör paydaşını bir araya getirerek, en güncel yeniliklerin sergilendiği bir buluşma platformu sunar. Bu özelliğiyle, yeni ürünleri tanımak ve müşteri portföyünü genişletmek isteyen firmalar için en doğru adres konumundadır. 85’ten fazla ülkeyi kapsayan yurt dışı müşteri ağımız ve 1000’i aşkın yurt içi portföyümüz ile güçlü bir yapıya sahibiz. Bu birikimi, optik sektörüne taşımak ve sektöre etkili bir giriş yapmak adına Silmo İstanbul Optik Fuarı bizim için ideal bir sahne olacaktır. Hem markamızı tanıtmak hem de yeni iş bağlantıları kurmak için fuarın sunduğu uluslararası ortam büyük bir fırsat sunuyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
4 your eyes hem yurt içinde hem de yurt dışında optik sektörü alanında geniş bir paydaş ağına sahip önemli bir oluşumdur. Derginin bu yapısı sektörün farklı noktalarındaki profesyonellerle doğrudan iletişim kurma imkanı sunarak, markaların ve firmaların tanınırlığını artırmak için eşsiz fırsatlar yaratmaktadır. Bu sebeple 4 your eyes ile işbirliği içerisinde olmak bizim için son derece olumludur ve bu durumdan büyük bir memnuniyet ve heyecan duymaktayız.

Kasım 2025

Prm Group

PRM GROUP

Freesbee Kalitesini Türkiye’ye Ulaştırıyor

“Silmo İstanbul’daki eğitim oturumları ve network imkanları
sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.”

Merhaba Tankut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizden ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden bahseder misiniz?
Perakende ve distribütörlükte 30 yıla yaklaşan birikime sahibim. Kariyerimin ilk yıllarında denim ve moda kategorilerinde satış, pazarlama ve satış kanalı yönetimi rollerinde çalıştım; bu deneyim bana ürünün sadece tasarımıyla değil aynı zamanda doğru kanal, doğru fiyat ve doğru servis üçlemesiyle değer kazandığını öğretti. 2010’dan beri PRM Mağazacılık A.Ş. / PRM Group’ta yönetici olarak odağımı gözlük kategorisine kaydırdım. Optik sektörü disiplin, güven ve servis kalitesi gerektiriyor; bugün hem distribütörlük hem de perakende/e-ticaret deneyimini bir araya getirerek markalarımıza uzun vadeli bir büyüme zemini sunuyoruz. Eğitim odaklı saha yaklaşımı, veriyle karar alma ve sürdürülebilir stok yönetimi kişisel olarak önem verdiğim alanlardır.

PRM Group, optik sektöründe 15 yıldır faaliyet gösteriyor. Şirketinizin kuruluş hikayesini ve bugünkü konumunu kısaca anlatır mısınız?
PRM Group, 2010 yılında uluslararası markaları yerel dinamiklerle buluşturan, servis kalitesi yüksek bir distribütör vizyonuyla kuruldu. İlk günden itibaren tek seferlik satıştan ziyade, sahada süreklilik ve mağaza verimliliğini önceleyen bir iş modeli benimsedik. Bugün optik kanal odaklı dağıtım ağımız; bağımsız optisyenler, zincir mağazalar ve bölgesel toptancı iş ortaklarından oluşuyor. B2B tarafında sipariş–stok–lojistik döngüsünü veriyle optimize ederken, B2C’de markalarımızın hikayesini dijitalde derinleştiriyoruz. Kısacası PRM, ürünü getirip raflara koyan değil, rafı yaşayan ve satışa çeviren bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor.

Freesbee markası Kaliforniya yaşam tarzından ilham alan genç ve dinamik bir marka. Markanın Dna’sı ve genel özelliklerini paylaşır mısınız?
Freesbee, Kaliforniya’nın rahat ama iddialı stil kodlarını optik kanalın beklentileriyle buluşturan bir güneş gözlüğü markasıdır. Tasarım Dna’sı; gün ışığı, sahil/gün batımı tonları ve şehirli kullanım pratikliği etrafında şekillenir. Ürün mimarisinde üç temel sütunumuz var. İlki vitrin ve deneyim gücü yüksek, renk değiştirme özelliği ile fark yaratan Chameleon koleksiyonudur. Zamansız formlar ve nötr/yarı saydam gövde seçenekleriyle geniş bir kitleye hitap eden diğer temel koleksiyon ise California Classics’dir. Üçüncü konsept de markanın mevsim trendlerine odaklanarak fresh stilleri sınırlı edisyon sunduğu Seasonal Edits koleksiyonudur. PRM olarak bu koleksiyonları günlük kullanım ile trend görünüm arasındaki dengeyi koruyarak, ulaşılabilir fiyat yaklaşımıyla sunuyoruz.

Chameleon serisi, Freesbee’nin yenilikçi ve teknolojik yaklaşımını ideal bir şekilde öne çıkarıyor. Koleksiyonun farkını biraz detaylandırır mısınız?
Chameleon koleksiyonu, güneşle birlikte yaşayan tasarımlar fikrinden doğmuştur. Koleksiyondaki gözlükler UV/gün ışığı etkisiyle ton değiştiren gövde/cam kaplamaları sayesinde kapalı alandan açık alanlara geçişlerde adeta kullanıcıyla birlikte hareket etmektedir. Bu özellikleri ile optik perakendecilerin küçük bir UV ışığıyla yaptıkları hızlı demo veya vitrindeki estetik, güçlü duruşları müşteriler tarafından anında fark edilir olmalarını garantiliyor. Ayrıca bu sayede mağazalar sosyal medya hesaplarında paylaşılabilir anlar üretebiliyor. Sonuçta Chameleon dikkat çekici kaplama teknolojisinin sunduğu avantajlarla sadece estetik güzellik sunmuyor. Aynı zamanda mağazalar için müşteri çekmede aktif rolü olan değerli bir araçtır.

Renk değiştiren Chameleon modelleri satış noktalarında nasıl bir müşteri etkileşimi sağlıyor? Optisyenler bu deneyimi nasıl aktarıyor?
Kurgumuz üç adımlıdır. İlk adım vitrinde “Change with the Sun / Gün ışığıyla değişen stil” mesajı ve demo ünitesi ile dikkat çekmedir. Ardından UV ışığıyla önce/sonra gösterimi ile müşteri elindeki gözlüğün renk değişimini bizzat deneyimler. Üçüncü adımda ise optisyen, günlük şehir hayatı, sahil, etkinlikler vb. kullanım senaryolarını ve fiyat/kalite dengesini vurgular. Ekiplerimize kısa demo diyalogları, itiraz karşılama cümleleri ve POS görselleri sağlıyoruz. Bu sayede ürün, teknik anlatımdan ziyade “hissettirilen” bir deneyime dönüşüyor.

Freesbee’nin koleksiyonlarını belirlerken özellikle nelere dikkat ettiniz?
Freesbee’nin koleksiyon mimarisini hem satış rotasyonu hem de marka hikayesi açısından kurguladık. California Classics koleksiyonuyla, yüksek satış dönüşü sağlayan ve kolay stok yenilenmesine uygun temel formlar; mat/parlak yüzeyler ve nötr paletle geniş bir kitle hedefledik. Sınırlı üretim Seasonal Edits koleksiyonu ile sezon renkleri ve grafik dokular sayesinde vitrinlere tazelik sunmayı amaçladık. Detaylı bahsettiğim Chameleon ise hikayesi olan, deneyim ve vitrin etkisi yüksek seri olarak güçlü bir etki yaratıyor. Bu üçlü yapı, mağazanın aynı anda hem güvenli satış hem de “konuşan vitrin” ihtiyacını karşılıyor.

Freesbee’nin fiyat stratejisi “Ulaşılabilir Kalite” üzerine kurulu. Bu yaklaşım optik mağazalar ve son kullanıcı için nasıl bir avantaj sağlıyor?
Son kullanıcı tarafında hızlı karar verilebilen bir fiyat bandında; trend görünüm, kalite ve konfor dengesini sunuyoruz. Optik mağaza açısından ise yüksek dönüşüm, geniş hedef kitle ve stok riski düşük koleksiyon mimarisi en önemli avantajlardır. Bu avantajlar Chameleon’ın deneyim gücüyle birleşince, hediye veya ikinci gözlük alışlarında ek sepet etkisi oluşuyor. Bu strateji, mağaza başına sezon içi stok çevrim hızını artırırken, müşteri memnuniyetini de yukarı taşıyor.

Türkiye genelindeki satış ağınızdan bahseder misiniz? Freesbee bugün hangi bölgelere hizmet ulaştırıyor?
Freesbee, Türkiye genelinde bağımsız optisyenler, satın alma grupları ve seçili zincirlerle Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu’ya yayılan geniş bir satış ağına sahiptir. Bölgesel toptancı iş ortaklarımızla servis ve yeniden ikmal sürelerini kısaltıyor; mağaza içi görsel uygulama ve eğitim desteğini standart hale getiriyoruz.

PRM Group uzman saha ekipleri ve optisyen eğitim programlarıyla da farkını ortaya kokuyor. Mağazalara sunduğunuz eğitimlerle ilgili bilgi verir misiniz?
Eğitimlerimizi üç başlıkta topluyoruz. Ürün & Teknik başlığında UV/renk değişimi mantığı, malzeme/konfor, bakım ve satış sonrası konularına odaklanıyoruz. Mağazacılık başlığında; vitrin mesajları, demo istasyonu yerleşimi, raf yönetimi ve görsel bütünlük eğitimleri sağlıyoruz. Satış Diyalogları kategorisinde ise kısa demo senaryoları, itiraz karşılama, paket teklif ve çapraz satış konularında eğitim sunuyoruz. Bu eğitimleri saha koçlukları ve mikro-modüllerle destekliyor; ölçüm için mağaza bazında demo sayısı, POP uygulama oranı ve Chameleon satış payı gibi KPI’lar takip ediyoruz.

Dijital kanallar ve sosyal medya, özellikle genç kitleye ulaşmada kritik. Freesbee için bu alanda nasıl bir iletişim stratejisi izliyorsunuz?
Ana eksenimiz video ve deneyimdir. Renk değişiminin “önce/sonra” etkisini Reels/TikTok formatında anlatıyoruz. Kullanıcı içeriklerini (UGC) teşvik eden meydan okumalar, lokasyon bazlı reklam setleri ve mikro-influencer iş birlikleriyle erişimi büyütüyoruz. E-ticaret tarafında koleksiyon sayfalarında kısa demo videoları, sade ürün kopyeleri ve “hangi ortamda nasıl görünür?” gibi görsel varyasyonlarla karar süresini kısaltıyoruz.

Önümüzdeki dönemde global ölçekte ya da yeni işbirlikleri konusunda hedefleriniz nelerdir?
Kısa–orta vadede Avrupa’da seçili pazarlarda optik kanal yayılımını artırmak ve Chameleon’ın vitrin deneyimini standardize eden kompakt demo ünitesini yaygınlaştırmak istiyoruz. Ürün tarafında, California Classics’i yeni yüzey işlemleri ve sürdürülebilir malzeme opsiyonlarıyla zenginleştirirken, Seasonal Edits’i limitli kapsül konseptiyle koleksiyonerlere dönük hale getirmeyi planlıyoruz. Ölçülebilir hedeflerimiz arasında yıllık satış adetlerini kademeli biçimde ölçeklemek ve yeni ortaklıklarla omnichannel müşteri deneyimini güçlendirmek var.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı; tedarikçi, marka ve optisyenleri aynı çatı altında buluşturan, sadece Türkiye için değil çevre bölgeler için de stratejik bir vitrindir. Yeni koleksiyonları ilk elden görme, teknik yenilikleri deneyimleme ve sahadan gerçek geri bildirim alma fırsatı sunuyor. Bizim açımızdan Silmo İstanbul, Chameleon gibi “deneyim odaklı” serilerin yerinde demo ile anlatılabildiği, işbirliklerini hızlandıran bir platformdur. Ayrıca eğitim oturumları ve network imkanları sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Ben teşekkür ederim. 4 your eyes’ın sektöre güncel, pratik ve dengeli içerik sunduğunu düşünüyorum. Özellikle perakende tarafındaki vaka/paylaşım yazıları ve ürün trend sayfaları optisyenler için yol gösterici. Derginin sosyal medyadaki dijital uzantısıyla birlikte, yeni koleksiyonların “deneyimlenebilir” şekilde anlatılmasına alan açmanızı da çok değerli buluyorum. Chameleon gibi hikaye bazlı seriler için bu tür mecralar fark yaratıyor.

Ekim 2025

Opka Optik

OPKA OPTİK

Kalitesi ve Etik Değerleriyle Güven İnşa Ediyor

“Silmo İstanbul’un yenilikleri takip etmek, işbirliklerini güçlendirmek ve sektöre dair fikir alışverişinde bulunmak adına büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum.”

Merhaba Kadir Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş süreciniz ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden kısaca bahseder misiniz?
Merhaba. Ben Kadir Avşar, 1981 yılında İstanbul’da doğdum. Optik sektörüne 1998 yılında henüz 17 yaşındayken adım attım. O günden bu yana sektörün farklı kademelerinde görev alarak tecrübe kazanma imkanı buldum. 28 yıllık çalışma hayatımda sadece bir kez iş değiştirdim, o da çalıştığım firmanın faaliyetlerini sonlandırması sebebiyle gerçekleşti. Bu uzun yolculuk boyunca sabır, sebat ve istikrar benim için daima vazgeçilmez değerler oldu. Sektörün önde gelen cam markalarında satıştan yönetime uzanan çeşitli sorumluluklar üstlendim. Her görevimi büyük bir titizlik ve bağlılıkla yerine getirmeye çalıştım.

Opka Optik’i kurma kararını nasıl verdiniz? Kuruluş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Uzun yıllara dayanan saha deneyimim ve güçlü marka ilişkilerim sayesinde artık kendi yolumu çizme zamanı geldiğini düşündüm. Sektörde edindiğim bilgi birikimi ve güvene dayalı ilişkileri bir çatı altında toplayarak Opka Optik’i 2024 yılında kurdum. Kuruluş sürecinde hedefim yalnızca ticari bir yapı kurmak değil; etik, kalite odaklı ve sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmaktı.

Henüz geçtiğimiz yıl kurulmasına rağmen Opka Optik ile hızlı bir yükseliş gösteriyorsunuz. Bu başarının temelinde neler var?
Her ne kadar Opka Optik 2024 yılında kurulmuş olsa da aslında bu başarının arkasında uzun yıllara dayanan bir birikim var. Optik sektöründe 28 yıldır aktif olarak çalışan biri olarak hem müşterilerimle hem de iş ortaklarımla kurduğum güvene dayalı ilişkiler bugün geldiğimiz noktada en büyük gücümüz oldu. Ayrıca, işin en başında Optiswiss gibi kaliteli ve güvenilir bir markayla yola çıkmak bizim için büyük bir avantajdı. Ürün kalitesi ve markaya duyduğum güven, bu süreci çok daha sağlam temellere oturtmamızı sağladı. Güvenilirlik, şeffaflık ve kaliteli hizmet anlayışımız sayesinde kısa sürede güçlü bir konum elde ettik ve uzun vadeli işbirliklerine odaklanarak ilerlemeye devam ediyoruz.

Opka Optik için İsviçre merkezli Optiswiss ile işbirliğine sizi yönelten temel unsurlar nelerdir? Distribütörlük süreciniz nasıl başladı?
Kariyerimin belirli bir döneminde Optiswiss ürünlerini sahada aktif olarak satma fırsatım olmuştu. Markaya olan güvenim o yıllara dayanır. Hem ürün kalitesi hem de olumlu müşteri geri bildirimleri beni gerçek anlamda etkilemişti. Kendi işimi kurmaya karar verdiğimde de hiç tereddüt etmeden ilk adımı Optiswiss ile atmak istedim. Çünkü sadece firmamın değil, sektörün de böyle bir kalite ve güvenilirlikteki markaya gerçekten ihtiyaç duyduğunu düşünüyordum. Distribütörlük süreci de zaten bu geçmişe uzanan güven ve karşılıklı anlayışla başladı. Bugün geldiğimiz noktada bu işbirliği bizim için sadece bir ticari ortaklığın ötesine geçerek, ortak bir vizyonun parçası haline geldi diyebilirim.

Optiswiss markasının genel nitelikleri ve üretim anlayışından bahseder misiniz? Sizce markayı benzerlerinden ayrıştıran özellikleri nelerdir?
Optiswiss, 1937 yılında İsviçre’de kurulmuş, üretiminin tamamını %100 İsviçre’de gerçekleştiren, yüksek mühendislik ve kalite standartlarına sahip bir markadır. Optiswiss, kalite, sürdürülebilirlik ve inovasyona odaklanan birinci sınıf bağımsız bir İsviçre markasıdır. Tüm üretim süreçleri ISO kalite yönetim sistemlerine uygun şekilde yürütülmekte olup, pek çok aşamada bu standartların da üzerinde hassasiyet ve toleranslarla çalışmaktadır. Optiswiss “Swiss Made” kalite anlayışını sadece bir etiket olarak değil, üretimin her aşamasında benimseyen bir yapıya sahiptir. Basel’de bulunan üretim tesisinde %100 yenilenebilir enerji kullanılmaktadır. Son teknoloji otomasyon ile her gün binlerce cam yüksek hassasiyet ve kalitede üretilmektedir. Markayı benim için özel kılan ise sadece teknik yeterliliği değil, aynı zamanda bu yüksek kalite anlayışının sahaya ve kullanıcıya yansıma şeklidir. Premium segmentte güvenilir bir çözüm ortağı arayanlar için Optiswiss’in gerçek anlamda çok güçlü bir alternatif olduğunu düşünüyorum.

Markanın AR-GE ve inovasyon yatırımlarına büyük önem verdiğini biliyoruz. Bu teknoloji odaklı yaklaşım sahaya nasıl yansıyor?
Optiswiss inovasyonu sadece ürün geliştirme olarak değil, temel vizyonu olarak görüyor. Bu bağlamda AR-GE’ye her yıl ciddi oranlarda bütçe ayırarak, cam ve kaplama teknolojilerinden kişiselleştirilmiş çözümlere kadar birçok alanda sektöre öncülük ediyor. Bu teknoloji odağı sayesinde Optiswiss, sadece kaliteli ürün sunmakla kalmıyor; optik profesyonellerin güvenle önerdiği, kullanıcıların da uzun vadede memnuniyet duyduğu çözümler sunuyor.

Türkiye pazarına özel geliştirmeyi düşündüğünüz ürün ya da hizmet modelleri var mı?
Türkiye pazarı dinamik ve oldukça rekabetçi olduğundan ürün çeşitliliğini genişletme ve lokal ihtiyaçlara uygun çözümler sunma konusuna son derece önem veriyoruz. İlerleyen dönemlerde özellikle tüm indekslerde üretilerek küresel ölçekte fark yaratan Optiswiss SMYLE miyopi kontrol camlarını ve yeni geliştirilmiş progressive tasarımları ön plana çıkarmayı hedefliyoruz.

Opka Optik olarak iş ortaklarınıza sunduğunuz hizmetlerde sizi farklılaştıran özellikler nelerdir?
Sahadan gelen biri olarak, iş ortaklarımızın günlük operasyonlarda karşılaştığı zorlukları ve gerçek ihtiyaçlarını çok iyi anlayabiliyorum. Bu sayede Opka Optik’te sadece ürün değil, aynı zamanda çözüm sunan bir yapı oluşturduk. En hızlı ve en güvenilir hizmetleri hem satış hem de satış sonrası sunmaya odaklanıyoruz. Siparişten teslimata, teknik destekten müşteri iletişimine kadar her aşamada ulaşılabilir ve çözüm odaklı olmaya özen gösteriyoruz. Karar alma süreçlerimizin temeli ise şeffaflık ve karşılıklı güven esaslarına dayanmaktadır. İş ortaklarımızla uzun vadeli, sürdürülebilir ilişkiler kurma hedefinde olduğumuzdan hem onların hem de son tüketicinin memnuniyetini en önemli başarı kriterimiz olarak görüyoruz.

Önümüzdeki döneme dair hedefleriniz neler? Yeni yatırımlar, işbirlikleri ya da ürün grubu genişletme planlarınız var mı?
Kısa vadede, distribütörlüğünü üstlendiğimiz Optiswiss markasının Türkiye genelinde bilinirliğini ve erişimini artırmak öncelikli hedefimizdir. Bu doğrultuda daha geniş bir bayi ağı oluşturmak, saha etkinliğimizi artırmak ve optik profesyonellerine birebir temasla destek vermek istiyoruz. Orta ve uzun vadede ise ürün portföyümüzü yeni ürün gruplarıyla zenginleştirmeyi ve sektörde ihtiyaç duyulan özel çözümleri pazara sunmayı planlıyoruz. Özellikle kişiselleştirilmiş cam çözümleri, yeni nesil kaplama teknolojileri ve özel segment camlar konusunda yeni işbirliklerine açık bir strateji izliyoruz. Bunun yanı sıra, müşteri memnuniyetini artıracak dijital altyapılar, satış sonrası destek sistemleri ve lojistik verimlilik üzerine de yatırım yapmayı planlıyoruz. Hem ürün çeşitliliği hem de hizmet kalitesi anlamında kendimizi sürekli geliştirmeye ve fark yaratmaya kararlıyız.

Otuz yıla yaklaşan deneyimizle genç girişimcilere ve sektöre yeni adım atanlara ne gibi tavsiyeler verirsiniz?
Bu sektör sabır, özveri ve güven ister. İşinizi sevin, dürüst olun ve sözünüzün arkasında durun. Kısa vadeli hedeflerin ötesine geçip, uzun vadeli planlarla ilerlemek çok kıymetlidir. Önereceklerimin en değerlisi “işinizi severek yapın, etik ilkelere sadık kalın ve güven inşa etmekten asla vazgeçmeyin” olacaktır.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın optik sektörümüz için oldukça önemli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Hem ulusal hem de uluslararası oyuncuların bir araya gelmesini sağlaması açısından son derece kıymetli buluyorum. Silmo İstanbul’un yenilikleri takip etmek, işbirliklerini güçlendirmek ve sektöre dair fikir alışverişinde bulunmak adına büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Sektöre değer katan yayınlar arasında ilk sırada yer aldığınızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Gerek içerik kaliteniz gerek güncel ve doğru bilgilendirme anlayışınızın biz optik profesyonelleri için gerçek anlamda çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Emekleriniz için teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Eylül 2025

Biz Grup Optik

BİZ GRUP OPTİK

Sürreal Esintiler ve Sofistike Kreasyonların İzinde….

“Silmo İstanbul Optik Fuarının Coco&Dali markamızın Türkiye optik pazarına doğru tanıtımında son derece olumlu katkı sağlandığını belirtmek isterim.”

Merhaba Tahsin Bey. Okurlarımız için kendinizden ve sektörel kariyerinizin nasıl başladığından bahseder misiniz?
Merhaba, ben Tahsin Mavili. Yüksek biyomedikal mühendisiyim. Başkent Üniversitesi’nden mezun oldum. 45 yıllık gözlükçü bir ailenin en büyük ferdiyim. İki kardeşim var, onlar gözlükçülüğe devam ediyor. Çocukluk yıllarımdan beri işin içinde olmam nedeniyle sektörün dışında kaldığım bir dönem olmadı diyebilirim. Diğer yandan, mesleğimin bir gereği olarak medikal sektörde de girişimim bulunmaktadır. Fizik tedavi, rehabilitasyon ve spor hekimliği alanında profesyonel tedavi alet ekipmanları ve sarf malzemelerin ithalatı ile yurtiçi satışını ve teknik servis hizmetlerini gerçekleştirmekteyiz. Yeni bilgiler öğrenmeye ve farklı ticaret alanları geliştirmeye duyduğum ilgi sayesinde, yaklaşık 10 yıl boyunca enerji (petrol ve doğalgaz) sektöründe ülkemizin en deneyimli isimleriyle birlikte çalıştım. Bu süreçte, Türkiye’ye katkı sağlayan iş anlaşmalarının hayata geçirilmesinde aktif görev aldım.

Biz Grup Optik ne zaman ve nasıl doğdu? Firmanızı kurarken temel hedefleriniz ve motivasyonunuz neydi?
Ülkemizdeki perakende gözlük sektörüne arz edilen mevcut optik çerçeve ve güneş gözlüğü kreasyonlarından ayrı olarak, kendine özgü bir stile sahip olan, sofistike ve modern çizgileri bünyesinde barındıran ve bu bakış açısının kreasyondaki tüm modellere yansıdığı, tamamen özel bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü kreasyonu elde etmek maksadıyla 2023 yılı ortalarında Coco&Dali markamızın Türkiye’deki temsiliyetini aldık. Bu şevk ile 2023 yılında firmamızı kurarak girişimlerimize başladık. Bizim en temel motivasyonumuz, toplum genelinde kabul gören konservatif çizgilerden mümkün mertebede kaçınmaksızın, keyifli, sürreal esintiler ve modern dokunuşları harmanlayan; stilde özgün bir kreasyon yaratarak, son kullanıcının zevk alarak kullandığı ürünleri sunmaktır.

Coco&Dali markasının Dna’sından, tasarım çizgilerinden, materyal seçimlerinden ve etkileşim gruplarından söz eder misiniz?
Coco&Dali markamızın Dna’sında dahi İspanyol sanatçı Salvador Dali ile Fransız modacı Coco Chanel’in sıra dışı çarpıcılıktaki efsanevi sanat eserlerinin o büyülü etkileri barınmaktadır. Materyallerimiz, dünyadaki en kaliteli biyobozunur, cilde zarar vermeyen, anti-alerjik malzemelerden üretilmektedir. Ürünlerimiz fabrikasyon değildir; tamamen el işçiliğiyle üretilmektedir. Çerçevelerimiz asetat ve metaldir. Güneş gözlüklerimiz UV 400 korumalı, anti-refle kaplamalı, sektörün iyi bildiği yüksek görüş refahını sağlayan camlara sahiptir.

Coco&Dali’yi Türkiye’de hangi kanallar aracılığıyla satışa sunmayı tercih ediyorsunuz?
Satış yönteminin gelenekselliği koruyarak yüz yüze yapıldığında daha etkin ve samimi olduğuna inanıyoruz. Biz Grup Optik olarak bu sistemimizden vazgeçmemek konusunda ısrarcıyız. Yenilikçi satış kanallarının satış oranı üzerindeki etkilerinin bilincindeyiz. Ancak satışını yaptığımız ürünler optik çerçeve ve güneş gözlüğü olduğu için müşterilerimizle her zaman yüz yüze görüşerek anlaşmalara varmamızın; güven ve çözüm odaklı oluşumuzun kolaylıkla fark edilmesini sağladığına inanıyoruz. İşbirliklerimizin, yüz yüze iletişim vasıtasıyla samimiyete dayalı ve şeffaf olmasından memnuniyet duyuyoruz. Tam da bu sebeple, web sitemiz tamamen ürünlerimizin göstermek üzere tasarlanmış olup, web sitemiz üzerinden herhangi bir satış pazarlama yapılmamaktadır.

İşbirliği yaptığınız optik mağazaları nasıl belirliyor ve onlara hangi hizmetlerle destek oluyorsunuz?
Uzun yıllardır sektörün içerisinde olduğumuzdan dolayı, optik mağazaları ile görüşürken ve iş yapılacak mağazayı belirlemede, bilimsel yöntemlerle müşteriye ulaşma ve müşteriyi seçme dinamiklerini kullanmıyoruz. Diğer taraftan, yaşadığımız şu bilgi çağında, müşteriyi değerlendirmek ve onlara ulaşmak eskiye nazaran daha kolay gerçekleşiyor. Müşterilerimize, ürün seçimlerini yaparken son derece dürüst olarak tavsiyelerimizi vermekteyiz. Bununla beraber, her mağaza için ayrı olarak, lokasyonları ve hitap ettikleri müşteri kitlesini anlayarak, en doğru seçimleri yapmaları konusunda samimiyetimizden ödün vermeden, ilkeli şekilde yardımcı olmaktayız. Teslim tarihi ile ilgili bir öncelikleri var ise bu taleplerine harfiyen uyarak müşteriyi memnun etmekteyiz. Satış sonrası hizmetimiz ise ürünün fabrikasyon hatası barındırması koşuluyla; parça değiştirmeden, tamamen yeni ürünü teslim etmektir. Burada istediğimiz tek şey ise son kullanıcıdan tatmin olduklarına dair bir geri bildirim almaktır.

Medikal estetik ve fiziksel tedavi alanlarında sunduğunuz hizmetler hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?
Rehabilitasyon, fizik tedavi ve spor hekimliği alanında profesyonellerin kullandıkları tıbbi alet, ekipman ve sarf malzemelerini tedarik etmekteyiz. Medikal estetik alanında yeni girişim planlamaktayız. Bu girişimimiz, estetik alanında profesyonellere yönelik sarf malzemeler ve aletler ile ekipmanlar tedarik etmek olacaktır.

Biz Grup Optik’ten yeni marka sürprizleri beklemeli miyiz? Firmanız için yakın gelecek planlarınız neler?
Biz Grup Optik olarak, Coco&Dali markasının enerjisine olan inancımız yüksektir. Markanın motivasyonu ve sağlıklı ilerleyişi bizim için çok önemlidir. Bu nedenle farklı markaları bünyemize katarken dikkate alacağımız en önemli husus bu olacaktır. Yeni sürprizlerimizin hazırlıkları içerisinde olduğumuzu rahatlıkla belirtebilirim. Sürprizlerimizi, titiz hazırlık sürecimizin tamamlanmasını öngördüğümüz 2027 yılında değerli optik profesyonellerinin beğenilerine memnuniyetle sunacağız.

Sektörün deneyimli bir ismi olarak Türkiye optik pazarının bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Ülkemizdeki optik pazarı, diğer tüm sektörlerde olduğu gibi maalesef global ekonomik krizlerden bir nebze nasibini almaktadır. Ancak, doğal yöneliş ile her yıl adeta bir nehrin yolunu bularak ilerlemesi gibi Türkiye optik pazarı da kendi yolunu bulmakta ve yenilenerek canlılığını sürdürmektedir.

Biz Grup Optik 11.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarında markasını ilk kez sergiledi. Deneyiminizi ve fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarının Coco&Dali markamızın Türkiye optik pazarına doğru tanıtımında son derece olumlu katkı sağlandığını belirtmek isterim. Katılımcısı olarak yer almamızın çok sayıda optik profesyonele aynı atmosferde ve yüz yüze ulaşma fırsatını vermesi sebebiyle değerli ve önemli organizasyon olduğunu düşünüyorum. Biz Grup Optik olarak Silmo İstanbul’a katılımcı olmamızın markamızın ülkemizdeki tanıtımında ve bilinirliğinin artmasında etkili olacağına inancımız tamdı ve organizasyon kalitesi ve yapısıyla bu beklentimizi karşıladı. Silmo İstanbul’un önümüzdeki yıllarda da tüm sektör oyuncularının takibinde ve ilgi odağında olmaya devam edeceği inancındayım.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Biz Grup Optik ailesi adına ben de teşekkür ederim. 4 your eyes dergisinin, hazırladığı kapsamlı ve güncel içeriklerle tüm sektör profesyonellerine değerli bilgiler verip, vizyon sunmasının yanı sıra; dijital yayıncılığa geçişiyle birlikte, gözlük kullanıcılarına ve modayı takip eden kitleye de tam anlamıyla istediğini vermesini değerli buluyorum. Emeği geçen tüm ekibinize başarılarının devamını diliyorum.

Ağustos 2025