Sarpa Optik

SARPA OPTİK

Dürüst Ticaret

İlk defa katılımcı olduğumuz Silmo İstanbul 10. yılında muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak ve o atmosferi yaşamak çok keyifliydi.

Merhaba Tuncay Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba 1982 Muş doğumluyum. Çalışma hayatıma 1999’da sektörün her alanında hizmet veren önemli bir firmada başladım. İki yıl sonrasında henüz 18 yaşındayken kendi firmamı kurdum ve önceden çalıştığım firmaya Solingen markası altında fason üretim yaptırıp ağabeylerim ile birlikte İstanbul’da satış ve pazarlamaya başladık. Daha sonra başka fabrikalara da fason üretim yaptırıp Anadolu’ya uzandık. 2003 yılında daha iyi ve rekabetçi ürünler elde etmek için ithalata başladık. Bugünden geçmişe baktığımda bu mesleğe çekirdekten başlayarak 25 yıldır optik sektöründe olduğum için mutluyum ve işimi halen büyük bir heyecanla yapıyorum. Geçmişte Müsiad ve Tobb gibi bazı sivil toplum kuruluşlarında çalışmalar yaptım. Şu anda da İstanbul Ticaret Odası 73 nolu Gözlükçülük ve Saatçilik Komitesi Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum. Orada da komite üyesi meslektaşlarımla birlikte sektörümüzün birçok sorununun çözülmesine ve sektörümüzün gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Sarpa Optikin temel değerlerinden ve sektörel vizyonundan söz edebilir misiniz?
Sarpa Optik 2001 yılı Eylül ayında gözlük ticaretinin merkezi olan İstanbul Sirkeci’de kuruldu. 11 Eylül saldırılarının gerçekleştiği ve dünya ekonomisinin buhranlı bir döneme girdiği sırada, cesur bir girişimcilik örneği olarak ortaya çıkmış ve optik sektöründeki yerini almıştır. Kurulduğu günden bugüne dürüst ticaret ilkesiyle istikrarlı bir şekilde büyüyerek faaliyetlerini sürdürmektedir. İş ortaklarıyla, güvene dayalı Kazan-Kazan ilkesiyle çalışan Sarpa Optik her zaman iş ortaklarının görüş, talep ve önerilerini önemsemiş bu doğrultuda adımlar atmıştır. Sarpa Optik, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan ÜTS sistemine tam kayıtlı olmakla birlikte yerli ve milli bir şirket olup kendi öz sermayesi ile 2 ayda bir yeni koleksiyonunu istikrarlı bir şekilde piyasaya sunma başarısını ortaya koymaktadır. Sarpa Optik, satış stratejisi ve büyüme hedefleri doğrultusunda başarılı çalışmalarını, azimle ve kararlılıkla devam ettirecektir.

Firma bünyesinde kaç markanız var? Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Distribütörü olduğumuz United Colors Of Benetton, Hemme Paris, Geoffrey Beene ve hakları Sarpa Optik’e ait olan Grey Flannel, Flannel, Solingen olarak 6 tane markamızla aktif olarak piyasadayız. United Colors of Benetton, tartışmasız zamanımızın en ikonik markalarından biri. Optik ve güneş gözlüğü koleksiyonu, erkek, kadın ve çocuklara yönelik rakiplerinden ayıran çeşitli renk tonlarıyla harmanlanmış klasik ve modaya uygun gözlükler sunuyor. Kendi kategorisindeki diğer markalarla rakipsiz olan konfor, uyum ve detaylara gösterilen özeni sağlamak için özenle tasarlanmış parlak renk tonlarını ve pastel çerçeveleri karıştırıp eşleştiren, ama asla abartmayan ve kendi kişisel kimlikleriyle ön plana çıkaran tasarımlar sunar. Hemme Paris, tamamen tasarım ve kaliteli malzemelerden yapılan optik ve güneş gözlüğü ürünlerini barındırıyor. Portföyümüzdeki en çarpıcı, hatta zamanın ötesinde tasarımlar bu markada bulunuyor. Geoffrey Beene bünyesinde kaliteli materyallerden üretilen üst grup optik ürünlerini yetişkin erkek ve kadınlara özel barındırıyor. Grey Flannel tüm yaş gruplarına hitap eden üst kalite optik modellerden oluşmaktadır ve ürün gruplarımızın içinde en geniş model yelpazesine sahiptir. Flannel markamızda hem optik hem de güneş gözlüğü modellerimiz mevcut. Bu markamız fiyat olarak Grey Flannel markamızın altına konumlanmış olup bünyesinde çocuk hariç tüm yaş gruplarına hitap eden alternatif modelleri barındırıyor. Ayrıca bu markanın güneş gözlüğü modellerinde kullandığı kaliteli mineral camlar ve klasik erkek modelleri ile marka ön plana çıkıyor. Solingen ise ürün gruplarımızın içinde en ekonomik fiyatlı üst grup kaliteli optik ve güneş gözlüğü modelleri bulunuyor.

Portföyünüze katmayı düşündüğünüz yeni markalar var mı?
Sarpa Optik olarak 2001 yılında Solingen markamızla başladık, 2003 yılında Flannel markamızı, daha sonrada Grey Flannel markamızı portföyümüze ekledik. Daha sonra Geoffrey Beene markamızın distribütörlüğünü aldık. Devamında da Hemme Paris markamızın distribütörlüğünü aldık. 2023 yılında da İngiltere merkezli Mondottica firması ile işbirliğine giderek United Colors Of Benetton markamızın distribütörlüğünü aldık. Hem bizim hem de iş ortaklarımızın, satış, pazarlama ve büyüme stratejisine katkıda bulunacağına inandığımız ve aynı zamanda hikayesi olan, heyecan uyandıran yeni markaları portföyümüze eklemekten geri durmayacağız.

Sarpa Optik olarak büyümenizi hızlandırmak amacıyla ne gibi bir yönetim stratejisini tercih ediyorsunuz?
Öncelikle şunu söylemek isterim şirketimiz kurulduğundan bu yana her yıl istikrarlı bir şekilde büyümektedir. Hatta bağlı bulunduğumuz İstanbul Avcılar Vergi Dairesinde 2019 yılı vergi rekortmenleri listesinde 169. sırada yer aldık. Diğer yıllarda da vergi rekortmenleri listesinde yer aldık. Bu Sarpa Optik’in başarısının ve ülke ekonomisine katkısının bir göstergesidir. Bu başarı için tüm takım arkadaşlarımla birlikte her zaman firmanın gelişimine ve büyümesine azami gayret gösteriyoruz. Şirkette tüm çalışanların rahat ve mutlu çalışması motivasyonlarının yüksek olması şirket başarısı için önemlidir. Ve bunun için gerekli olan her türlü desteği ve katkıyı sağalıyoruz. Sarpa Optik sağlam altyapı ve güçlü sermaye yapısına sahip olan ve şeffaf yönetilen bir aile şirketi olarak yoluna devam edecektir.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Biz Sarpa optik olarak müşterilerimizi iş ortağımız olarak görüyoruz ve tek satış kanalımız iş ortaklarımızdır. Biz ürünlerimizi nihai tüketiciye sadece gözlük mağazaları vasıtasıyla satılmasını önemsiyor, bunun içinde her türlü tedbiri alıyoruz. Tüm Türkiye’ye yayılan pazarlama ağımızla geleneksel pazarlama yöntemini uyguluyoruz. Altı tane pazarlama ekimiz sahada aktif olarak çalışıyor. Her ekip kendi bölgesinde çalışmasını sürdürüyor. Ekiplerimiz 2 ayda bir düzenli olarak turlara çıkar. Zaten öncesinde koleksiyonlarımızı hazırlarken planlamasını ona göre yaparız. Her turda hem distribütörü olduğumuz markaların hem de özenle tasarlayıp, en iyi malzeme seçimi ile kaliteli fabrikalarda fason olarak ürettirdiğimiz kendi markalarımıza ait yeni modelleri iş ortaklarımızın beğenisine sunarız. İş ortaklarımız ile güvene dayalı bir ticari ilişki söz konusu olup, satış sonrası gerek ödeme konusunda gerek servis ve yedek parça konusunda gerekli desteği sağlıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı düzenlendiği yıldan itibaren başarı çıtasını hep yükselterek Türk optik sektörünün buluşma noktası olmuş ve dünyanın en büyük 5 optik fuarı arasına girmeyi başarmıştır. Bu gerçekten büyük bir başarıdır. Bu başarının yakalanmasında emeği geçen tüm Silmo İstanbul ailesini yürekten tebrik ediyorum. 2023 yılında yeni ve daha büyük salonlarda 10. kez gerçekleşmesiyle biz de Sarpa Optik olarak ilk defa Silmo İstanbul Optik Fuarında yerimizi aldık. Bizim için fuar muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak o atmosferi yaşamak çok keyifliydi. Silmo İstanbul Optik Fuarının başarılarının artarak devamını diliyor bir parçası olmaktan mutluluk duyacağımızı da ifade etmek isterim.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyesin dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açıkçası her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bir derginin hatta birden çok derginin olması bilgiyi gerçek kaynağından öğrenmek adına çok önemli. Öncesinde derginin her baskısını takip eder birçok bilgiyi oradan öğrenirdik ancak artık dünya dijitalleşiyor ve hem dünyada hem de ülkemizde birçok dergi dijitalleşti. Dolayısıyla şimdi de 4 your eyes’ın her yayınlandığında keyifle inceliyor birçok bilgiyi ediniyoruz. Yaptığınız bu güzel iş için sizleri tebrik ediyor, en güzel şekilde yapmaya devam edeceğinize inanıyorum. Bu röportajda da bana ve şirketime yer verdiğiniz için şahsım ve şirketim adına çok teşekkür ediyorum.

Nisan 2024

Optic844

OPTIC 844

Giderek Güçleniyor

“Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor.”

Merhaba Volkan Bey. Öncelikle biraz kendinizden ve sektöre giriş hikayenizden bahseder misiniz?
Merhabalar. Üniversite hayatımı tamamladıktan ve sayısız önemli deneyim kazandıktan sonra, 2005 yılında eğitim ve satış koordinatörlüğünü yaptığım inşaat firmasının düzenlemiş olduğu WTA İstanbul Tenis Cup turnuvasına sponsor arama çalışmaları sırasında dönemin optik fuarını ziyaret ettim. Burada edindiğim kontaklar ve saha çalışmasının ardından dönemin önemli markalarından Tag Heuer’in Türkiye distribütörü olan Optimist Optik ile anlaşarak firmayı organizasyona sponsor olarak aldık. Organizasyon öncesi ve sırasında hem Optimist Optik hem de firmanın ajans işlerini yürüten Gökhan Şahinler ve Banu Baran ile mesai yapma şansım oldu. Organizasyonun ardından Optimist Optik’te Eğitim ve Pazarlama koordinatörü olarak sektöre giriş yapmış oldum. Uzun süredir keyifle içerisinde olduğum ve çok önemli firmalarda çalışma şansı bulduğum ve bu uzun yolun sonunda kendi firmamı kurduğum optik sektörüne girmem konusunda yönlendirmeleri için kendilerine çok teşekkür ederim.

Woodys ve Randolph gibi önemli markaların Türkiye distribütörlüğünü yürütüyorsunuz. Markalar ile ilgili okurlarımıza neler aktarabilirsiniz?
Randolph aslında uzun yıllardır göz önünde olan sinema, TV ekranlarında sıkça gördüğümüz ama Avrupa pazarında dahi olmamasından ötürü, daha az bilinen çok özel güneş gözlüklerine sahip markamızdır. 51. yılını dolduran firma son 41 yıldır Amerikan ordusunun tek tedarikçisi konumdadır. Bu durumun sebebi güneş gözlüğü camlarının ekstra özellikleri ve askeri dayanım standartlarına uygun özel metal kaplamalarıdır. Randolph güneş gözlükleri koleksiyonunun önemli bir kısmı mineral camlı ürünlerden oluşmaktadır. Mineral camların abbe değeri ve kontrast konusundaki avantajlarına ek olarak camların tamamında mavi ışık blokajı bulunuyor. Camlar darbelere karşı ekstra dayanaklı olmakla beraber her biri yandan ve arkadan gelen yansımaları önleyen özel bir kaplamaya sahiptir. Tüm güneş gözlükleri altın, gümüş, krom gibi metallerle özel olarak kaplanmakta ve Amerika’da üretilmektedir. Pek çok Hollywood yıldızının da günlük hayattaki tercihidir. Woodys ise bu yıl 10. yılını kutluyor ve her sene üzerine ekleyerek koleksiyonunu ve felsefesini geliştirmeye devam ediyor. Özel laminasyon teknolojileri ile benzersiz renkler ile harmanlanan, doğal bileşenlerden elde edilmiş asetatların 2 hafta buyunca fırınlanması ile benzersiz bir yapıda olan gözlükler optik konfor ve kullanım rahatlığı açısından son kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtmalarına yardımcı oluyor. Optik gereksinimler konusunda standart üstü bir yapıya sahip olan çerçeveler oldukça geniş bir model seçeneği ile optik müesseslerin müşterilerine konfor, kalite, tarz ve farklı olma duygusunu yaşatmayı amaçlıyor. Optik çerçeveler ile aynı özelliklere sahip güneş gözlükleri sap içlerindeki ‘Özel kişiler için tasarlandı’ sloganıyla uyumlu olacak şekilde farkını ortaya koyuyor.

Optic 844 markalarına yenilerini eklemeyi ya da kendi markalarını oluşturmayı düşünüyor mu?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz için öncelik temsilcisi olduğumuz iki markayı doğru şekilde konumlandırıp sektörün maksimumda faydalandığı ürünler haline getirmek. Bunun dışında sektördeki yeni marka ve teknolojileri yakından takip ediyoruz. Firmamız aslında ikili bir yapının parçası ve Optic 844 bir pazarlama firması. Dolayısıyla ülkemizde başarılı olacağını düşündüğümüz markaların farklı oluşumlar ile bünyemizde pazara sunulması da gelecek vizyonumuz içerisinde yer alıyor.

Optik sektörüne ne gibi farklılıklar ve yenilikler sunmayı hedefliyorsunuz?
Sektörümüzün potansiyelinin büyüklüğüne inanıyor ve gidilecek yolun çok uzun olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da bu düşünceye uygun çalışmalar yapmak istiyorum. Öncelikte bayilerimiz ve talep eden tüm sektör paydaşlarının da faydalanabileceği Prooptic eğitim alanımız ile sektörün gelişime katkıda bulunmayı amaçlıyorum. Sadece kendi markalarımızın özellikleri değil sektörün ihtiyaçlarına uygun 5 ana modülden oluşan bir eğitim programı hazırladım. Burada sektörün her alanda ihtiyacı olan yeni bilgileri paylaşabilmek ve işlerimizin sağlıklı büyümesini engelleyen bilgi kirliğini bir nebze de olsa temizlemek amacındayız. Kendini tanımayan insan kendini geliştiremez. Sattığı ürünleri tanımayan satıcıda kendini geliştiremez. Bu sebeple ürün bilgisine ve bu bilgilerin son kullanıcılara aktarılmasını sağlamaya çok önem veriyoruz ve bu hep önceliğimiz olacak. Sadece ürün satan değil sattırmayı da destekleyen, dedikodu değil bilgi üreten bir firma olmak önceliğimiz. Ayrıca sektörün ihtiyaçlarına uygun olarak bölgesel veya yapısal olarak uyum gösteren firmalara özel olarak farklı markaları da Türkiye pazarına sunmayı hedefliyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz, ürünle beraber eğitim ve bilgi akışını kesintisiz sürdürebilmek adına maksimum yıl sonuna kadar bu süreci tek başıma yönetmek durumdayım. Daha sonra bölgelerinde yerleşik ve aynı vizyona uygun çalışma arkadaşları ile ekibi genişleteceğiz. Efektif ziyaretler ve bu ziyaretlerin sıklığının önemine inanıyorum. Bayi ağımızı oluşturma aşamasının ardından yeni ekip arkadaşlarımızın sık ve efektif ziyaret gerçekleştireceği, benimde eğitimler ve bilgi paylaşımı konusunda daha çok mesai harcayacağım bir yapıyı oluşturmaya çalışacağız.

Sektördeki tecrübeniz ışığında Türkiye optik sektörünün bugünkü durumunu, gelişimi ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Sektörün son 19 yıldır büyümesine şahit olmuş ve öncesini de değerli büyüklerimizden sıkça dinlemiş biri olarak büyümenin hız kesmeden devam edeceğini düşünüyorum. Hatta potansiyelin yeterince iyi kullanılmadığını ve büyüme hızı ile atıl potansiyelin kullanmasının beraber gerçekleşeceği proje ve ekonomik oluşumlar ile çok daha iyi noktalara gelineceği fikrine sahibim. Tüketicilerin gözlük kullanmak ile ilgili bilinçlendirilmeleri, daha iyi gözlüklere ve camlara sahip olarak ekstra faydalara kavuşabileceklerini öğrenmeleri, ihtiyaçlarının doğru analiz edilerek birden fazla gözlük kullanmalarının hayatlarını olumlu yönde değiştireceği konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kendi adımıza bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Doğru bilinçlendirilmiş tüketicilerin sektörel hacme katkılarının önemli örnekleri var. Bu örneklerin çoğalmasının sektöre bir eşik atlatacağına inanıyorum.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Çok uzun yıllardır uluslararası fuarları takip ediyorum. Katılamadığım fuarların bile yeniliklerini ve gelişmelerini takip ediyorum. Bence bu fuarlar sektörümüzün ülkemizde nasıl gelişebileceği ile ilgili önemli bir kaynak. Ayrıca eksik olduğumuz alanların tespiti ve yurtdışında gözlük kullanma alışkanlıkları ile trendleri takip etmek konusunda olmasa olmaz bir durum. Ayrıca sektörün ürün çeşitliliğini görmekte küçük bir marka havuzuna takılıp kalmamak gerektiği konusunda bir ışık tutuyor.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Sektör ile tanışmam bir optik fuarı ziyareti ile olmuştu. Daha sonraki her fuarda katılımcı olma şansım oldu. Bu yıl da kendi firmam ve standımla keyifle Silmo İstanbul’u yaşadım. Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor. Potansiyelin tam değerlendirmediği bir ortamda rekabet ediyor olmanın dezavantajlarını ortadan kaldıran birleştirici bir organizasyon. Benim fuarla ilgili önceliğim hep ilişki, bilgi ve fikir geliştirmek temelli olmuştur. Bu yaklaşımla Silmo İstanbul’da geçirilen her anın, sonrasında iş gelişimine olumlu yansıyacak gelişmeleri barındırdığına inanıyorum. Ekonomik konjonktüre göre yıllık sonuçlar değişiklik gösterebilir ama sektörün bir arada olmasının hazzı değişmez. Artık eski alanlarına sığmayan fuar umarım ileriki yıllarda sektörün bir araya getirici unsuru olarak büyümeye devam eder. Ki bu yıl gerçekleştirilen ödül töreni de gelinen noktanın göstergesi olacak şekildeydi.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Yayıncılık pek çok alanda dijitalleşti. Sektör ile ilgili paylaşımları daha fazla insana ulaştırmak konusunda tarafsız yayıncılık ilkesini dijital ortama taşıyan 4 your eyes dergisini tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Mart 2024

Ündemir Optik

ÜNDERMİR OPTİK

ic! berlin ile eşanlamlı

Bu yıl onuncu kez gerçekleştirilen Silmo İstanbul, çok profesyonel, yenilikçi ve çağa ayak uyduran bir büyüme gösterdi. Bir parçası olmaktan çok mutluyuz.

Merhaba Gülçin Hanım & Ayşenur Hanım… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba. Ben Gülçin Ündemir, İstanbul Üniversitesi İktisat fakültesi mezunuyum ve sektörle ilk tanışmam Almanya’da yüksek öğrenimim sırasında ic! berlin’in iş ilanına başvurmam ile gerçekleşti. Öğrenimim sırasında yarı zamanlı olarak firmada işe girdim ve Türkiye’ye dönme kararı verdiğimde de şirket bana iş teklifinde bulundu. 2014 senesinde 6 aylık bir hazırlık sürecinden sonra Alman firmanın Türkiye ofisini açtık ve 2020 senesine kadar Türkiye’de yabancı sermayeli bir limited şirketi olarak satış ağımızı kurup ic! berlin markasını Türk Optisyenlere ve nihai tüketiciye tanıttık. Ülkenin zorlu ekonomik ve politik atmosferine rağmen giderek artan bir satış eğrisi, ürünümüze ve bizlere güvenen sevgili müşterilerimizin desteği ile başarı sağladık.
Firmanızı hangi amaç ve hedeflerle kurmaya karar verdiniz?
Kız kardeşim Ayşenur Ündemir ile beraber kendi firmamız Ündemir Optik‘i 2021 senesinde kurduk ve markanın distribütörü olarak faaliyetlerimize kaldığımız yerden devam ettik. Bizim açımızdan çok büyük bir değişiklik olmadı çünkü zaten Alman firmanın Türkiye temsilcileri olarak halihazırda son derece bağımsız bir ofistik. Bütün sorumluluk üzerimizdeydi ve yönetim bize aitti. Bu yüzden geçiş döneminde bazı resmi düzenleme ve başvurular harici bir değişiklik olmadı. Firmayı kurmaya Almanya’nın önerisi üzerine hızlıca karar verdik çünkü bugün itibarıyla 12 senedir marka ile ilişkimiz ve artan satış grafiğimiz bizi motive etmeye yeterliydi. Markayı ülkemizde tanıtmak ve başarı sağlamak için çok emek ve çaba harcadık ve amacımıza ulaştık. Üstelik artık distribütör olduğumuz için yeni markaları da bünyemize katma özgürlüğüne sahiptik. Fakat markaya olan inancımız sayesinde geçiş döneminde de maksimum eforu tek markaya harcamanın daha doğru olacağına karar verdik. Üç senenin ardından, yeni markalar ile anlaşma yaptık ve vizyonumuza ve çalışma presniplerimize uyan yeni, üst segment Avrupa markaları ile ürün portföyümüzü genişletmek için hazırız.

Hepimizin bildiği gibi ic! berlin markasının uzun zamandır Türkiye distribütörsünüz. Marka ile ilgili detaylı bilgi verir misiniz?
Almanya merkezli olarak 1996 senesinde kurulan ic! berlin markası, okuyucuların da bilebileceği gibi vidasız sap sisteminin mucidi bir markadır. Gözlüklerini esnek, vidasız, darbeye dayanıklı, paslanmaz Alman çeliği ve dayanıklı doğal kauçuk ve karbon gibi diğer materyallerden Berlin’de el yapımı üretiyor. Bir yaşam tarzı markası ve hatta yaşam tarzı markalarının arasında öncü nitelikte. İsmini veren Berlin şehrini tüm Dna’sında taşıyor. Lafın gelişi verilmiş bir marka ismi değil. Berlin’de 3 sene yaşamış ve senenin belli zamanlarını orada geçiren biri olarak markanın Berlin şehrinin tasarım dili ile nasıl bir paralellik gösterdiğine ben şahidim. Berlin sürekli evrilen, dönüşen, çok katmanlı bir Avrupa metropolü ve şehri çekici kılan bütün bu niteliklerini ic! berlin markasında görebiliyoruz. Markanın gelişim ve dönüşümünü izlemek benim için hep çok keyifli oldu. Çünkü hep daha iyiye ve ileriye dönük bir büyüme gerçekleştirdi. Almanların kültürlerinde de olan sağlamlıktan ve teknolojiden ödün vermeyişi, fonksiyon ve kaliteyi hep ön planda tutan tasarım anlayışı ve trendleri takip ederken kendi çizgisinden vazgeçmeyişi benim bakış açıma göre markanın takdire değer bir stratejidir.

ic! berlin’in 2024 yılı koleksiyonunu Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda tanıttınız. Geri dönüşler nasıldı?
Geri dönüşler son derece olumluydu. Koleksiyon hep daha iyiye gidiyor ve bu satışlarımıza birebir yansıyor. Çok satan bazı modellerimize alternatif yeni modeller eklendi. Marka ve firma ile olan yakın ilişkim ve onların çatısı altında uzun süre çalışmış olmanın avantajlarından biri; Üretim Müdüründen tasarımcılarına kadar diyalog içerisinde olmam. Bu sayede kendi pazarımın ihtiyaçları konusunda geri bildirimlerim dikkate alınıyor. Sadece bizim pazarımızda başarılı bulunan bazı yeni modeller koleksiyona eklendi ve bunun sonuçları da fuarda aldığımız güzel tepkiler oldu.

 

Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
ic! berlin markasını  teknolojik tasarım markası olarak tanımlıyoruz. Hafif, fonksiyonel, dayanıklı, kullanıcı dostu bir ürün. Son derece geniş olan koleksiyon kendi içerisinde çok iyi bir dağılıma sahip. Böylece premium segmentte, farklı stillere sahip olabilecek bir tüketici kitlesine hitap ediyor. Core Collection diye adlandırılan zamansız ve klasik tasarıma sahip bir ürün grubu, daha yenilikçi ve sıra dışı tasarımların oluşturduğu, modanın nabzını daha çok tutan bir ürün grubu; ünlü tasarımcılarla ve markalarla ortaklıklarımıza yer veren Mercedes Benz ve AMG ile işbirliklerimizin yer aldığı ürün grubu; farklı malzeme ve inovasyonlara yer verdiğimiz mühendislik harikası tasarımlarımızın bulunduğu ürün grubu ki örneğin karbondan üretilen yeni lansmanı yapılan patentli  carboflex koleksiyonumuz bu gruba ait. Tüm bu farklı ürün grupları tek  bir ortak noktada yani üstün kalite ve Berlinli olmak ile birleşiyor. Markamız öncelikle “İyi tasarım nedir? sorusunun cevabını bilen, bilmese de öğrenmeye hevesli ve açık son tüketiciye ve doğal olarak meraklı, işini seven, gelişime açık optik mağazalarına hitap ediyor. Kendimizi geliştirmeye ve sektörün vizyonunun genişlemesine katkı sağlamaya istekliyiz. Bu konuda idealist bir tavır sergilediğimizi düşünüyorum ve böyle olmasından memnunuz.
Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılıyoruz. Bu katılımlarımız yeni potansiyel müşterilerimizle ilk teması kurmamızda etkili oluyor. Türkiye’nin çoğu bölgesinde mağaza ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Markamızı belli bir süredir severek satan müşterilerimizi fabrika gezisine götürüp, ürünün hikayesini daha yakından tanımalarına olanak sunuyoruz ve bu genelde çok etkili olarak satışlara olumlu yansıyor. Bu bir yaşam tarzı ürünü olduğu için ürünü satan kişinin çok iyi tanıması ve dahası sevmesi gerekiyor. Bu sebepten aşırı yayılmacı bir satış politikamız yok. Bugüne kadar bu politikamızdan bir zarar görmedik. Markanın hikayesini anlatmak personeli eğitmek en sevdiğimiz ve en çok üzerinde durduğumuz şey. Buna açık olan, ortak bir strateji benimsemekte bizimle hemfikir olan, bizimle çalışmaya işbirliği gözüyle bakan Türkiye’nin her yerindeki optisyenlere keyifle hizmet vermeye ve destek olmaya açık ve ılımlıyız.
Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Elbette ediyoruz, Avrupa’daki tüm fuarlara katılım gösteriyoruz. Sektörün nabzını tutmak için gerekli ve keyifli buluyoruz bunu. Çünkü dünyaca ünlü bu büyük fuarlar küresel trendleri takip etmek ve iş fırsatları oluşturmak için çok önemliler diye düşünüyorum.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Bu yıl onuncu kez gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı çok profesyonel, yenilikçi ve çağa ayak uyduran bir büyüme gösterdi. Kendi başına çıktığı yola Parisli ortaklarıyla devam eden Silmo İstanbul gücünü sektör profesyonellerine tam anlamıyla kanıtlamayı başardı. Severek ve gurur duyarak bu büyüme ve gelişme hikayesini izliyoruz.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin çağa ayak uyması sevindirici ve bu bize de ilham veriyor. Dergideki haberler, röportajlar hep güncel ve büyük emek harcanarak hazırlanmış oluyor. Sektöre sağladığınız özverili emek için çok teşekkür ediyoruz.

Şubat 2024

PRM Mağazacılık

PRM MAĞAZACILIK

Genç ve Dinamik

Silmo İstanbul bu on yıllık gelişim sürecinde Türkiye optik sektörünün lokomotifi konumuna geldi ve bu gelişimden sektörün içerisinde olan bir şirket olarak oldukça mutlu ve gururluyuz.

Merhaba Tankut Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile kişisel olarak yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, 1970 Antakya doğumluyum. İlk, orta okul ve liseyi Özel Işık Lisesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği fakültesinde yüksek öğrenimime başladım. Üniversite öğreniminin iş hayatı için gerekli ancak yeterli olmayacağını bilerek yetiştirilmiş olduğum için iş hayatında deneyim kazanmak amacı ile üniversite öğrenimimin ilk yılında iş hayatına atıldım. Kimya mühendisliği kariyerimi tamamladıktan sonra iş hayatımda oldukça katkı sağladığına inandığım Ekonomi eğitimimi de tamamlayarak ikinci üniversiteyi bitirdim. Sektöre farklı bir bakış açısı getirme zamanının geldiğini hissettiğim bir zamanda yollarımız ortağım ile kesişti. Ortağım da Marmara Üniversitesi güzel sanatlar mezunu ve yıllarca çeşitli markalarda tasarım üzerine üst düzey yöneticilik pozisyonlarında çalışmıştır. Ortak bir vizyonla ve artık bir misyonu yüklenmeye hazır olduğumuza dair inançla yola çıktık.

Yeni bir firma olmanıza rağmen sahip olduğunuz vizyon ile başarılı bir grafik çiziyorsunuz. Prm Mağazacılık’ı kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Türkiye pazarına farklı markları kazandırmak amacı ile Prm Mağazacılık Hizmetleri Ticaret A.Ş’yi 2010 yılında kurduk. Şirketimizi kurarken Öncelikli amacımız yurtdışından getirmiş olduğumuz markalarımızın yurtiçi pazardaki belirli boşlukları doldurabilmesini sağlarken, markaları doğru yerde ve doğru stratejiler ile konumlamaktı. Bu yolda birçok yeni marka ve ürünlerle de tanıştık ve onları Türkiye pazarına getirmek için deneyimli ekibimiz ve tüketicilerden oluşan odak grupları ile vermiş olduğumuz çabalar sonucu Türkiye pazarına kazandırmış olduğumuz birçok giyim ve aksesuar markalarının yanında optik sektörü ile tanışmamıza sebep olan gözlük markamız ise Meller oldu.

Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Meller İspanya Barselona’da 2010 yılında kurulmuş oldukça genç ve dinamik bir marka. Meller markamız 2018 yılı itibari ile Türkiye pazarındaki yerini bulmaya başladı ve bugün itibari ile oldukça bilinir ve aranan bir marka olduğunu söyleyebiliriz. Sosyal medyayı en etkili kullanan moda markalarından başında gelmektedir. Yeni kuşakların tercih ettiği, günün modasını çok hızlı takip eden ve hızlı dinamik bir markadır. Meller hem kaliteli hem uygun fiyatlı ürünleri geniş model ve renk yelpazesiyle tüketiciye sunmaktadır. Diğer markamız olan Freesbee ise Meller’in başarısından sonra getirmiş olduğumuz ikinci optik gözlük markamız olup Amerika Kaliforniya markasıdır. Freesbee de aynı hedeflerle, yüzde 100 asetat olarak üretilen yüksek kaliteli ve ulaşılabilir fiyatlardadır. Sektöre 2022 yılında girmesine rağmen oldukça beğeni toplayan ve ilgi gösterilen bir marka olmuştur. Amerika ile olan özel anlaşmamız ile Türkiye’yi bölgesel bir tedarik merkezi haline getirme kararı almış olup özellikle yakın coğrafyamızda bulunan Avrupa, Arap ülkeleri ve Rusya gibi yurtdışı alt distribütörlükleri de Türkiye üzerinden yürütme anlaşması yaptık.

Markalarınıza ait koleksiyonları belirlerken önceliğiniz nedir? Ürünlerinizi tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
Koleksiyon seçimleri için öncelikle yurtdışı fuarları takip ediyoruz ve sezonun trendlerini kendi vizyon ve gustomuzla birleştirerek, kendi pazarımıza uygun olarak seçimler yapıyoruz. Tabii koleksiyon ve model seçkilerimize mevcut müşteri ilgisi ve talepleri de yön veriyor. Sezonda en az dört koleksiyon ve renk varyantları ile takviyeleri yapıyoruz. Freesbee ve Meller oldukça geniş ürün ve koleksiyon yapısına sahip olduklarından tüketiciler ile en güncel modelleri buluşturma konusunda oldukça titiz bir çalışma yapan tasarım ekibimiz bulunuyor. Tasarım ekibimiz ilgili sezonda trendleri yakından takip etmenin yanı sıra, müşteri beğeni ve davranışlarını da detaylı analiz ederek model ve renk seçimlerini bu doğrultuda yapıyorlar.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Dağıtım ve satış ağımızı genişletirken oldukça özenli ve önceden üzerinde çalışmış olduğumuz bir strateji üzerinde ilerliyoruz. Yol haritamız marka henüz ülkeye girmeden belirlenmiş oluyor. Markaların her yerde ve hemen her köşede bulunmasından ziyade doğru satış noktalarında ve doğru bir şekilde tüketicileri ile buluşturulmasına oldukça özen gösteriyoruz. Bu konuda biraz alışılmışın dışına çıkarak önce markalara ait beğenileri ve tüketicileri oluşturuyoruz. Sonra da markaların dinamiklerine uygun satış noktaları ile uzun soluklu olarak işbirlikleri kurup geliştiriyoruz. Amacımız ürün satmaktan ziyade uzun süreli ve kazanan bir iş modelinin tedarik ve tanıtım tarafında olmaktır. Büyük şehirler hariç her şehirde sadece bir adet satış noktası ile çalışıyoruz. Markaların talebini oluşturmak öncelikli hedefimiz. Bu doğrultuda sosyal medya kanallarını oldukça aktif olarak kullandığımızı söyleyebilirim.

Sektöre yatırım yapan bir firma olarak sektörün gelişimi hakkındaki düşünceleriniz ve beklentileriniz nelerdir?
Açıkçası Türkiye optik sektörünün yurtdışına kıyasla henüz gelişmekte olduğunu ve daha ilerleyecek yolu olduğunu düşünmekteyiz. Hala eski yöntemlerde takılı kalan hantal perakendecilerin gelişim süreçlerine ve mevcut yeni sistem perakendeye adapte olabilmeleri için daha fazla gayret içerisinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Artık sosyal medya yönetimi ve iletişimi yoluyla nihai müşterileri ile etkileşim halinde olamayan firmaların ve markaların çok daha zorlanacağını düşünüyoruz. Tüketicisine verecek bir mesajı olmayan ve her an ulaşılabilir durumda olmayan firmaların ve markaların önümüzdeki beş ila on yıllık süreçte ayakta kalabilmelerinin geçtiğimiz beş – on yıla kıyasla çok daha zor olacağını öngörüyoruz. Ayrıca sektörün daha yenilikçi ve daha dinamik, vizyonu olan genç yöneticilere ve çalışan iş gücüne ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte devletin özellikle ihracat ve dijital dönüşüm konularında firmalara olan destek ve teşviklerinin Türkiye optik ve perakende pazarının serbest olarak büyümesine katkısını artıracağını, böylece sektörün pazardaki yerinin de daha önemli bir konuma gelebileceğini düşünüyoruz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Fuarların sektörel büyümede çok önemli bir yapı taşı olduğunu ve buna göre doğru fuarları takip etmek gerektiğini düşünüyoruz. Tabii ki biz de tüm önemli fuarları ziyaretçi ve katılımcı olarak takip ediyoruz ve bunların dönüşlerini aldığımızı düşünüyorum. Silmo Paris bu konuda yurtdışı fuarlarda sancağı en önde taşıyor, bizlerin vizyonunu açtığı için düzenli olarak büyük beğeni ile takip etmekteyiz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’u ilk gerçekleştiği yıldan beri ziyaretçi olarak yakın takip ettikten sonra araya giren pandemi sonrası biz bu sene ilk defa katılımcı olarak katıldık. Açıkçası Silmo İstanbul’a katılmadan önce fuarın ne derece etkili bir platform olduğunu tam olarak anlayamamıştık. Silmo İstanbul’da ziyaretçiler fuara duymuş oldukları güveni ve beğeniyi aynen bizlere ve markalarımıza da yansıttılar ve oldukça olumlu dönüşler aldık. Özellikle yurtdışı müşterilerinin oldukça yoğun talebi karşısında gelen talepler bizleri çok memnun etti. Freesbee için komşu birçok ülke ile distribütörlük görüşmelerine başladık ve bazıları ile bu süreci sonuçlandırdık. Silmo İstanbul bu on yıllık gelişim sürecinde Türkiye optik sektörünün lokomotifi konumuna geldi ve bu gelişimden sektörün içerisinde olan bir şirket olarak oldukça mutlu ve gururluyuz.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açıkçası basılı yayınların dijitale kayması sürecinde 4 your eyes dergisinin sektörel boşluğu çok iyi bir şekilde doldurduğunu düşünüyoruz. Her ay yayınlanacak yeni bölümü merak içerisinde bekler durumdayız. Titiz ve özenli çalışma yürüten sizlere sonsuz teşekkürler.

Ocak 2024

Adellens Optik

Adellens Optik

Bir İlk’e İmza Atıyor

“Silmo İstanbul bizim için dostlarla buluşma noktasıdır. Her yıl güzel kalabalıklarla daha da üstüne koyarak ilerliyor. Özellikle hem katılımcı hem ziyaretçi anlamında her geçen yıl yerli ve yabancı olarak ciddi bir artış var.”

Merhaba Cem Bey, öncelikle fabrikanızın kapıları bize açtığınız ve bu güzel karşılamanız için teşekkür ederiz. Adel Lens firması bu yıl büyük bir yatırım yaparak, “Otomatik Üretim” sistemi ile çalışmaya başladı. Bu son teknoloji üretim bandını ve sektöre kazandırdıkları hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Öncelikle kurduğumuz tamamen otomatik üretim bandını Türkiye’ye ilk getiren firma olmaktan çok mutlu ve gururluyuz. Yurtdışı seyahatlerimizde birkaç firmada gördüğümüz otomatik hat bizi her zaman çok etkilerdi ve kesinlikle ülkemizin de bu hatta sahip olması gerektiğine inanırdık. Bunu başarmış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bu yatırımdan sonra ne mutlu ki sektörümüzden çok fazla destek ve tebrik telefonları aldık. Bu yeniliğin sektörün gelecekteki vizyonuna etkisi mutlaka olacaktır çünkü dünyadaki gidişat artık otomasyona doğru yürümekle kalmıyor, adeta koşuyor. Tüm ürünler elbette ki otomatik sistemde yapılabilecektir. Teslimat süreleri kesinlikle daha da kısalacaktır, kaliteye etkisi ise tamamen insandan bağımsız standartta bağlanmış en yüksek seviyede olacaktır. Fiyat artışı sektörün gerçeklerinden farklı olmayacaktır.
Kaç markanız var? Ürünlerinizi rakiplerinden ayıran özellikler nelerdir?
Adel Lens olarak üç markaya sahibiz. Bunlar arasından Cortex markamız ana markamız ve kuruluşumuzdan beri kullandığımız bir markamızdır. İçeriğinde tek odaklı, bifocal ve progressive ürün gruplarımız mevcuttur. Kendimizi ve yatırımımızı sürekli güncelleme durumunda olduğumuz için 2019 yılında yeni yazılımla birlikte bünyemize Oppo markamızı kattık. Oppo’nun içinde de tek odaklı ve progressive mevcut. 2020 yılında ise en son aldığımız yazılım ile birlikte ürün gamımızı genişlettik. Adel Lens ailemize kattığımız en son üyemiz Cyber Eye Progressive ürünümüzdür. Kendimizi sürekli olarak geliştirmenin, üretimimize ve ürünlerimize değer katacak yenilikleri getirmenin gayreti içindeyiz.

Bütün indekslerde cam üretiminizi burada mı yapıyorsunuz?
Ürün yelpazemizin son derece geniş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Tek odaklı–bifocal (S2–Eline–Aphak Bifocal) – progressive camları üç çeşit markamız altında 1.5–1,56–1,57-1,61–1,67–1,74 tüm indeksleri İstanbul’daki üretim tesislerimizde üretmekteyiz. Üretimimizin yüzde yirmi beş ve yüzde otuz arasını ihracatımız oluşturuyor. Bulgaristan’da sekiz yıldır faaliyet halinde olan kendi satış ofisimizden hem Bulgaristan pazarına hem de Balkan ülkeleriyle ciddi çalışmalarımız var. Bunun yanında bayiliğimizin olduğu ülkeler arasında Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan gibi ülkeler yer alıyor. Tüm bunların yanı sıra gerçek anlamda asıl büyük üretim yerimizin İran’da olduğunu belirtmek isterim. İran’daki üretim tesisimiz hem kendi markamızı hem de İndo markasının üretimini gerçekleştirmektedir. İran’da hem en büyük üretim tesisiyiz hem de sektörde lider konumdayız.
Yıllık üretim kapasiteniz ne kadar? Otomatik üretim sistemi ile kapasitenizi ne kadar artırmayı hedefliyorsunuz?
Yıllık üretim kapasitemiz iki yüz altmış bin çift idi. Tamamen otomatik üretim sistemine geçerek full otomatik üretim hattını kullanmaya başlamamızla beraber yüzde altmışlık ciddi bir kapasite artışı yakalayarak, yıllık dört yüz on beş bin çift üretebilecek seviyeye ulaştık.

Bir optik mağaza Adel Lens Optik markalarını neden tercih etmeli?
Optik mağazaların Adel Lens markalarını seçmeleri için temel sebepler olarak kalite, güven, hız, satış sonrası hizmet, problemleri anında çözmeyi sayabilirim. Tabii ki en önemli unsurlardan bir tanesi olarak Adel Lens ailesindeki bölge müdürlerimiz ve onların yanında özveriyle çalışan ekibimizin varlığını es geçemem. Çünkü bu saydığım ekibin her üyesi kendi bölgesinde gerçek anlamda markalaşmış isimler artık. Başta saydığım özellikler bu muhteşem ekiple birleşince zaten tercih sebebi olmak daha da kolaylaşıyor.
Uzun yıllardır Silmo İstanbul Optik fuarında yer alan bir firma olarak fuarın sizlere katkılarını ve gelişim sürecini nasıl yorumlarsınız? Üretici bir firma olarak Silmo İstanbul Fuarı’ndan beklentileriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik fuarları bizim için dostlarla buluşma noktasıdır. Ne mutlu ki optikçi dostlarımızın teveccühleri sayesinde fuar her yıl gayet kalabalık ve güzel geçiyor. Özellikle gelenek haline getirdiğimiz üçün günün akşamındaki yemek programımızla da bu güzel buluşmayı pekiştiriyoruz. Silmo İstanbul Optik Fuarı her yıl daha da üstüne koyarak ilerliyor. Özellikle hem katılımcı hem ziyaretçi anlamında yerli ve yabancı olarak ciddi bir artış var. Bizde böyle güzel bir şehrin fuarının daha da uluslararası hale gelmesi için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bu organizasyon, bu şehir bunu gerçekten hak ediyor.

Aralık 2023

Hui Huang

Hui Huang

Yeni ve Sıra Dışı

“Silmo İstanbul’a katılımcı olmakla birlikte sektördeki gelişmeleri takip etme ve rekabet avantajı sağlama şansımızı çok daha fazla artırdık.”

Merhaba Mertcan Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile kişisel olarak yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, ben Mertcan Özel 1997 yılında İstanbul’da doğdum. 1991 yılında babam İsmail Özel tarafından kurulan Özeller saat optik mağazamız optik sektörü ile ilk kesişme noktamız oldu. Ben de küçüklüğümden beri mağazalarda çalışarak hem okulumu bitirdim hem de mağazalarda babama destek verdim. İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliğinden 2019 yılında iyi bir derece ile mezun oldum. Optik sektöründeki eski ve güçlü bir firma olduğumuz nedeniyle Hui Huang ile yollarımız kesişti. Hui Huang 2015 ten beri farklı markalara üretim yapan bir firma bizimle beraber kendi markalarımızın üretimine başladık. Bununla beraber yurt içi ve yurt dışı piyasada kendi markalarımız ile pay almaya başladık. Standardın dışında farklı moda ya ayak uydurabilecek stil ürünler üretiyoruz.
Yeni bir firma olmanıza rağmen sahip olduğunuz vizyon ile başarılı bir grafik çiziyorsunuz. Hui Huang’ı kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Hui Huang 2017 yılında yerli üretimdeki gelişmeler optik sektöründe plastik çerçeveye olan ihtiyaç göz önünde bulundurularak kurulmuştur. Sektörde birçok ilki gerçekleştirerek Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü olmayı kendine hedef olarak koymuştur. Piyasadan farklı olmamızın sebebi kendi kalıphanemizde müşterilere modaya hitap edecek farklı tarzda model kalıpları da yapabiliyoruz. Rakiplerimizden ayıran en belirgin özelliğimiz de bu. Bir model yapmaya karar verdiğimiz takdirde 10 gün içerisinde ürüne dönüştürme kabiliyetine geldik. Bu hızda bu kalitede Türkiye’de şu an rakip tanımıyoruz. Rakip firmalar kalıplarını Çin’de yaptırdığı için numune gelmesi kalıbı teslim almak üretime geçmek en iyi termin süresi 3-4 ay olabiliyor. Amacımız optik sektöründe yerliliği en üst düzeye çıkarmak ve üst grup marka kalitesinde ürünler yapmaktır.
İstanbul’daki fabrikanızdaki üretim faaliyetlerinizden ve tesisinizin işleyişinden bahsedebilir misiniz?
TR-90 hammaddeden kendi markalarımız ve müşterilerimizin markaları için plastik optik çerçeve ve güneş gözlüğü üretiyoruz. Vernikli ve verniksiz üretim şeklimiz var. Standart TR-90 ürünlerini verniksiz bir şekilde üretiyoruz. Üst grup ürünlerde farklı boyama tekniklerini kullanarak vernikli üretim de yapıyoruz. Kendi markalarımız dışında yurt içi yurt dışı müşterilerimizin markalarına da koleksiyon hazırlama kabiliyetine sahibiz. Türkiye’de ve yurt dışında birçok markaya kendi modelleri ve renkleri ile üretim yapıyoruz.

Biraz da markalarınızdan bahsedelim. Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Şu anda bünyemizde üç adet markamızla hizmet sunmaktayız. Markalarımızdan Pourchet ile uygun, kaliteli fiyat performans ürünü standart TR-90’dan çerçeveler sunuyoruz. İmabari Kinsei markamız ile de kadın ve erkeklere özel orta segmentte ürünler sunuyoruz. Son olarak da sadece erkeklere yönelik markamız Louis Barton ile hizmet vermye devam etmekteyiz.
Markalarınıza ait koleksiyonları belirlerken önceliğiniz nedir? Ürünlerinizi tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
İlham noktamız sıra dışılıktır. Bu motto ile hareket eden firmamız Türkiye’nin en farklı ve kreatif koleksiyonuna sahiptir. Dünyanın ilk ve tek olma özelliği taşıyan kendinden renkli enjeksiyon gözlüklerimiz ile uluslararası platformlarda Türkiye’nin değişimci yüzü olmayı planlıyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamak, tasarım sürecinde öncelikli hale geliyor. Müşterilerimizin tarzına uygun, rahat ve işlevsel gözlükler tasarlamak için çalışıyoruz. Moda dünyasındaki trendleri takip ediyor ve müşterilerimize en son trendlere uygun gözlükler sunmaya çalışıyoruz. Gözlük tasarımında malzeme seçimi, önemli bir faktördür. Malzemelerin kalitesi, gözlüklerin dayanıklılığı ve konforu üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle, malzeme seçiminde titiz davranıyoruz. Renkler, gözlüklerin tarzını ve kişiliğini yansıtabilir. Bu nedenle, renk seçiminde özenli davranıyoruz. İlham kaynaklarımız arasında, moda dünyası, doğa, sanat ve mimari yer alır. Bu kaynaklardan ilham alarak, benzersiz ve yaratıcı gözlükler tasarlamaya çalışıyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Mevcut pazarımızın yanı sıra, yeni pazarlara da açılmayı planlıyoruz, bu şekilde ürünlerimizi daha fazla müşteriye ulaştırmayı hedefliyoruz. Yeni pazarlar keşfetmek için pazar araştırması yapıyoruz. Ürünlerimizi farklı bölgelere dağıtmak için distribütörlerle çalışıyoruz. Ürünlerimizi daha geniş bir kitleye ulaşmak için online satış kanalları kullanıyoruz. Bu kanallar arasında e-ticaret siteleri, sosyal medya platformları ve online pazar yerleri yer alıyor. Son olarak ise reklamı işletmemizin görünürlüğünü artırmak amacı ile kullanıyoruz.
Sektöre yatırım yapan bir firma olarak sektörün gelişimi hakkındaki düşünceleriniz ve beklentileriniz nelerdir?
Gözlük sektörü son yıllarda hızlı bir büyüme gösterdi. Grand View Research tarafından yapılan bir araştırmaya göre, küresel gözlük pazarı 2022 yılında 169,9 milyar dolar olarak değerlendirildi ve 2023-2030 yılları arasında %8.5’lik bir bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile büyümeye devam edeceği tahmin ediliyor. Bu büyümenin arkasındaki faktörler arasında, yaşam tarzındaki değişiklikler, lüks aksesuarlara olan artan ilgi ve gözlük üreticilerinin çekici ve uygun fiyatlı gözlükler geliştirmeye odaklanması yer alıyor. Bu nedenle, gözlük üretimi yapan bir şirket olarak, sektörün geleceğini oldukça parlak görüyoruz. Bu bağlamda şirketimizi gerek fuarlar ve gerekse de müşteri ziyaretleri ile yeni pazarlara açarak sektördeki payımızı artırmayı planlıyoruz.
Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Evet çok yakından takip ediyor ve çok önem veriyoruz. Uluslararası fuarlar, şirketlerin ürün ve hizmetlerini küresel ölçekte tanıtmak, yeni müşteriler bulmak, sektördeki gelişmeleri takip etmek ve iş bağlantıları kurmak için önemli platformlardır. Bu fuarlar, sektör profesyonellerini bir araya getirerek işbirliği fırsatları sunar ve katılımcılara pazar trendleri hakkında güncel bilgiler sağlar. Ayrıca uluslararası fuarlar şirketlerin rekabet avantajını artırmalarına ve küresel pazarda varlık göstermelerine yardımcı olabilir.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı optik sektöründeki firmalar için çok önemli bir platformdur. İlk kez katıldığımızda sektördeki diğer firmalarla ağ kurma, yeni müşteriler bulma ve ürünlerimizi geniş bir kitleye tanıtma fırsatı elde ettik. Silmo İstanbul’a katılımcı olmakla birlikte sektördeki gelişmeleri takip etme ve rekabet avantajı sağlama şansımızı arttırdık.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin dijital yayıncılığa geçişini daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşma ve içeriği interaktif bir şekilde sunma açısından olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Dijital platformlar, hızlı erişim, paylaşım ve etkileşim imkanları sağlayarak okuyucularla daha yakın bir bağlar kurulmasına olanak tanır. Ayrıca geleneksel basılı yayıncılıkla karşılaştırıldığında dijitalde dikkat çekici ve kullanıcı dostu bir deneyim sunulması önemlidir. Bu anlamda 4 your eyes dergisinin dijital evrilişinin çok güzel sonuçlar doğuracağını düşünmekteyiz.

Kasım 2023

Ademur Optik

Ademur Optik

Kalite ve Konfor Vadediyor

“Silmo İstanbul’da bu yıl ilk kez markalarımızı sergileyecek olmamız bizim için heyecan kaynağıdır.”

Merhaba İlker Bey… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Optik sektörü sürekli kendini geliştiren, insan sağlığına odaklı ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir meslek olduğu için her gün aynı heyecan ile üzerine ne koyabilirim motivasyonuyla, 1999 yılından beri bu sektörde çalışmaya devam ediyorum. Sektörün önemli firmalarında toptan ve perakende bölümlerinde uzun yıllar emek verdikten sonra 2020 yılından itibaren de Ademur Optik çatısı altında, sektöre dair gelişim hedeflerimizi gerçekleştirmek için tüm donanımlarım ile yararlı olmaya çalışıyorum.

Firmanızı hangi amaç ve hedeflerle kurmaya karar verdiniz?
Ademur Optik 2012 yılında %100 yerli sermaye ile kurulmuş, optik sektörünün her alanında faaliyet göstermeyi hedefleyen, hızlı ve emin adımlarla büyüyen bir şirkettir. Bünyemizde kendi markamız Roysse ile birlikte distribütörlüğünü yaptığımız iki özel marka olan Original Vintage Sunglasses ve Nano Vista yer almaktadır. Ülkemizdeki seçkin optik mağazaları ile tüketiciye ulaştırılmaktadır.

Markalarınızdan, teknik özelliklerinden ve müşteri profilinizden bahsedebilir misiniz?
Ademur Optik olarak bu yıl ilk kez katılımcısı olacağımız Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda Nano Vista ve Orginal Vintage Sunglases markalarının Türkiye distribütörü olarak ürünlerimizi tedarikçilerimiz ile buluşturuyoruz. Nano Vista, çocukların gözlüklere uyum sağlaması yerine gözlüklerin onlara uyum sağlamasını hedefleyen, kurallar koymadan, kırmaktan korkmadan çocukların gözlükleri ile rahatça yaşamalarını sağlayan doğa dostu bir markadır. Sürdürülebilirliği çok önem veriyoruz bu yüzden dünyanın en dayanıklı bebek/çocuk/genç (0/14 yaş) koleksiyonunu tedarikçilerimiz ile buluşturuyoruz. Tüm ürünler Siliflex materyalden üretilmiştir. Bu sebeple süper esnek ve kırılmaya karşı çok dayanıklıdır. Nano Glow serisi, karanlıkta parlayan kollara sahip olup çocuğunuzun gece kalktığında gözlüğünü kolaylıkla bulmasını sağlar ve gece düşük ışık koşullarında çocuğunuzun fark edilmesini sağlayarak güvenliğini artırır. Nano Clip On serilerinde, iki farklı bant seçeneği ile kullanılabilmektedir. Bu sayede çocuklar günlük tüm aktivitelerini tek bir gözlükle sürdürebilmektedirler. Clip on gözlüklerin güneş camları UV 400 korumalı Polarize flitreli + Blue Block flitreli tam korumalı camlara sahiptir. Original Vintage Sunglasses ise geçmişin ikonik tasarımlarının günümüze uyarladığı, sıra dışı modeller, benzersiz el yapımı işçilik ve birinci sınıf materyallerden üretilen orijinal İtalyan markasıdır. Tüm modeller için cam ve çerçeve kombinleri seçilerek sipariş oluşturulabilmektedir. Ürünler zengin aksesuar seçenekleri ile tamamen kişileştirilebilmektedir. Koleksiyonlar geçmiş ile bugünü bir araya getiren tasarımlar içermektedir.

Satış ve satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Distribütörlüğünü yaptığımız tüm markalara, bayilerimizin Türkiye’nin her yerinden 7/24 ulaşılabilmesi, mağaza konforunda hızlı sipariş oluşturulabilmesi, yedek parça teminlerinin yapılabilmesi, cari hesaplarını kontrol edip istediklerinde güvenle ödeme yapabilecekleri b2b.ademuroptik.com online toptan satış sitemiz ile kesintisiz hizmet sunuyoruz. Ayrıca, Türkiye’deki optik mağazalarını bölge bölge ziyaret eden plasiyerlerimiz ile bayilerimiz ile birebir iletişim kurarak eksik ve ihtiyaçları yerinde tespit ederek hızlı geri dönüş sağlamaya önem veriyoruz.

Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Türkiye’de optik sektörü, geleceğe dair büyük fırsatlar ve parlak bir perspektif sunuyor. Yeni teknolojik gelişmeler, inovasyonlar ve çevrimiçi satış platformları, sektörün büyümesini hızlandırarak müşterilere daha iyi hizmet sunma kapasitesini artırıyor. Gelecekte optik sektörünün sürdürülebilirlik, kişiselleştirme ve sağlık odaklı inovasyonlara daha fazla önem vermesi bekleniyor.

Optik ve güneş gözlüklerinde 2023-2024 trendleriyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Optik ve güneş gözlüğü sektöründe 2023-2024 yıllarına yönelik belirgin trendlerin başında dijital mavi ışık koruma teknolojileri geliyor. Artan dijital cihaz kullanımı göz sağlığına olan hassasiyeti artırdığından, bu trend, gözlük lensleri ve güneş gözlükleri tasarımlarında daha fazla yer buluyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik ve geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı da artıyor.  Güneş gözlüğü modasında ise büyük ve renkli çerçeveler öne çıkıyor. Özellikle yaz aylarında canlı ve eğlenceli renklerdeki çerçeveler tercih ediliyor. Geometrik tasarımlar ve keskin hatlar da trend haline gelmiş durumda. Bununla birlikte, yüksek kalite ve dayanıklılık talepleri de artıyor. Optik ve güneş gözlükleri, uzun ömürlü malzemeler ve çerçevelerle donatılarak tüketicilerin bu beklentilerini karşılamayı hedefliyorlar. Son olarak, müşteriler artık optik ve güneş gözlüklerini sadece bir ihtiyaç olarak değil aynı zamanda birer aksesuar olarak görüyorlar. Gözlükler, kişisel stilin tamamlayıcısı olarak kabul ediliyor ve bu, farklı tasarım ve şekil seçenekleri sunan aksesuarların popülerliğini artırıyor. Özellikle retro ve vintage tarzlarından ilham alan güneş gözlükleri, geçmiş dönemlerin modasını modern yorumlarla sunarak dikkat çekiyor. Bu çeşitlilik, herkesin kendi tarzına uygun optik ve güneş gözlüğü bulabilmesini kolaylaştırıyor.

23-26 Kasım 2023 tarihlerinde düzenlenecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın katılımcıları arasındasınız. Fuarlardan beklentileriniz nelerdir? Silmo İstanbul’un on yıllık sürecini nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’na bu yıl ilk kez katılacak olmamız büyük bir heyecan kaynağıdır. Bu tür uluslararası fuarlar, sektördeki gelişmeleri takip etmek, yeni iş bağlantıları kurmak ve ürünlerimizi sergilemek için mükemmel fırsatlardır. Silmo İstanbul’un on yıllık süreci, optik sektöründeki gelişmeleri desteklemek ve bu alandaki paydaşları bir araya getirmek açısından büyük bir başarıdır. Bu tür etkinlikler, sektörün büyümesine katkı sağlamak ve yenilikçi çözümler sunmak için önemlidir.

Dijital yayın yapmaya başlayan dergimiz 4 your eyes ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Dijitalleşme, günümüzde her sektörde olduğu gibi optik sektöründe de büyük bir önem arz etmektedir.  4 your eyes’ın bu yeniliği, sektörün dijitalleşme sürecine önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu durum, optik sektörünün daha fazla kişiye ulaşabilmesi ve sektörde farkındalık yaratılması için önemli bir fırsattır.

Ekim 2023

Mooshu

Mooshu

Sofistike ve Vintage

Silmo İstanbul bizim gibi butik firmaların kendilerini daha güzel ve doğru ifade edebildiği harika alanlar yaratıyor.

Merhaba Kadir Bey… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhabalar. Ben Kadir Cinemre, İstanbul’da doğdum. Işık Üniversitesi Optisyenlik Bölümü mezunuyum. Yaklaşık yirmi yıldır optik sektörü içindeyim. İlk olarak 2006 yılında satış pazarlama departmanında uzmanlaşmak için sektöründe öncü, dünya markası olan bir cam firmasında çalışmaya başladım. Sonrasında 2010 yılında çerçeve bölümünde yine dünya markaları distribütörü olan bir firmada marka satış sorumlusu olarak devam ettim. Optik sektörünün değişkenliği ve modaya yakınlığı beni bu sektöre en çok yaklaştıran unsurlar oldu. Yeniliğe çok açık ve üzerine çok şeyler katabileceğimiz bir sektör olduğunu düşünüyorum.

Firmanızı hangi amaç ve hedeflerle kurmaya karar verdiniz?
Optik sektörü ile 2006 yılında tanıştım. Sektörün her bölümünde farklı görevlerde bulundum. Farklı firmalarda farklı markaların satış sorumlusu olarak çalıştım. Cam, çerçeve, toptan, perakende bölümlerinde markalar ile sürekli iç içe oldum. Sonrasında vintage merakım ile gelecek yıllara retro gözlükler hazırlamak için kolları sıvadım. Sektörün birçok alanına hakim olduktan sonra hedeflerim doğrultusunda üretim üzerine yoğunlaştım. Retro çizgiler taşıyan, yerli ve el yapımı ürünler ortaya çıkarma fikri oldukça heyecanlı bir başlangıç yapmama vesile oldu.

Mooshu markasından, müşteri profilinden ve teknik özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Mooshu markası tasarımdan üretime %100 Türk markası olarak doğdu. Markanın isim anlamı (M) harfi Men kelimesinden gelir; yani sert ve erkeksi hatlara sahip, (OO) harfleri gözlüğü temsil eder, (S)(H)(U) İngilizcede kadını temsilen SHE kelimesinden gelir; kadınların kıvrımlı ve estetik hatlara sahip olmasını temsil eder. Markamızın tasarımlarının yüzde doksanı uniseks tasarımlara sahiptir. Hem kadınların hem erkeklerin tercih edebileceği sofistike ve vintage çizgilere sahiptir. Kullanışlı olmasının yanı sıra özgün tasarımlar sunmaya önem veriyoruz. Hafif ama gösterişli, farklı dizaynlara sahip gözlüklerde konfor beklentisi olan kullanıcılar müşteri profilimizi oluşturmaktadır. Mooshu markasının en önemli ilkesi ‘kaliteli değilse, yapma’dır. Üretimde kullanılan her bir parça özenle dizayn edilir. Her model kullanıcıların beğenisine sunulmadan önce yaklaşık beş kez revizyon edilir. Mükemmeli bulana dek üzerinde çalışmalara devam ediyoruz. Tüm Mooshu modelleri vidasız ve kaynaksız tasarımlara sahiptir. Yenilik odaklı bir dinamiğe sahibiz. Üretim sistemlerimizi geliştirmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz, dolayısıyla teknolojik çalışmalara ve Ar-Ge bölümümüze büyük bir zaman harcıyoruz. Kaplama konusunda dünyanın yenilik olarak sundukları teknolojileri biz Türkiye’de zaten kullanıyoruz.

Titanyum kaplama ile uzun ömürlü ürünler üretiyoruz. Camlarımızın üretimini kendi renk kartelamız ile yaptırıyoruz. Tüm camlarımız anti-refle kaplamalı ve net bir görüş sağlayan PA lenslerden oluşuyor. Ürünlerimizin kesimi, montajı lazer teknolojileri ile yapılıyor. Binde birlik bir hata payı ile çalışıyoruz. Bu yıl yeni koleksiyonumuza bio-acetate seri ekledik. Gövde asetat, saplar metal kombinini bu yıl müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz. Yine tamamı Türkiye’de kendi atölyemizden çıkan, tamamen doğaya uyumlu ürünler ile sıfır karbon tüketimine yaklaşmaya yöneliyoruz. Gözlük kılıflarımız vegan deriden oluşuyor. Tasarımlarını ve üretimini Türkiye’de yapıyoruz.

Satış ve satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış ekibi arkadaşlarımız ile sürekli toplantı yaparken, aslında hayalimize ortak arıyoruz. Satış noktalarımızı buna göre belirliyoruz. Marka değerimizi korumak bizim için çok önemli. Sadece ürün satmak, para kazanmak bizim işimiz değil. Biz kazancımızı, bilgimizi ve değerlerimizi markamızı daha ileriye taşımak için harcıyoruz. Üretim bize ait olduğundan hiçbir model veya ürün için müşterilerimiz ile tedarik sorunu yaşatmıyoruz. Her türlü cam, yay, kanca, terminal gibi yedek aksamlar konusunda müşterilerimizin; dolayısıyla onların da müşterilerinin memnuniyetini birinci sıraya koyuyoruz. Kimse bir yedek parça için haftalarca beklemek istemez. Kendimizden pay biçmeliyiz.

Sektördeki bilinirliğinizi artırmak için hangi tanıtım ve reklam çalışmalarına başvuruyorsunuz?
Markamızı daha iyi noktalara ulaştırmak, bilinen, tanınan bir marka haline getirmek için sosyal medyayı etkili kullanmaya gayret gösteriyoruz. Ünlü simalarla işbirliği yaparak farklı kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz. Influencer çalışmaları bize ve optik mağazaların ürünlerimizi satmalarına destek oluyor. Bilinen, tanınan kişilerin ürünlerimizi kullanması müşterilerimize güven veriyor. Sosyal medya ile birlikte optik fuarlara katılımın da bize çok fazla fayda sağladığını görüyoruz. Yeni optik mağazaları, çalışanları ve genç optisyen arkadaşlarımız ile fuarlarda markamıza ve tecrübelerimize çok fazla yenilikler katıyoruz. Aynı zamanda fuarlar dünya pazarına açılan kapı niteliği taşıyor. Bizimde amacımız bu zaten. Bir dünya markası olmak.

Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Türkiye pazarının dünyanın göz ardı edemeyeceği bir pazar haline gelmiş durumda olduğunu düşünüyorum. Özellikle bizim gibi katma değeri yüksek ürünler Avrupa’da yoğun ilgi görüyor. Türkiye’ye yoğun bir ilgi var. Pandemi sonrası artan taşıma masrafları ve maliyetler, Uzakdoğu pazarına ilgiyi azalttı. Ülkemize yoğun bir ilgi olduğunu düşünüyorum. Biz her yıl yatırımlarımızı, Ar-Ge çalışmalarımızı, kapasitemizi artırarak geleceğe hazırlanıyoruz. Yakın zamanda Türk markalarının da dünya markalarının arasında yer alacağını, vizyonumuzun her yıl artarak ülkemize katma değer katacağını düşünüyorum.

Optik ve güneş gözlüklerinde 2023 trendleriyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Geçtiğimiz yıl ve öncesindeki birkaç sezon minimal gözlükler daha revaçtaydı. Fakat bu yıl büyük ve çok renkli modeller trend haline geldi. Büyük asetat modeller son zamanlarda tercih ediliyor. Pastel renkler tercihlerin ilk sıralarında yer alıyor. Biz Mooshu modellerimizde sıra dışı renklerde, zamansız çizgilerde ürünleri tercih ediyoruz. Buradaki amaç trendi oluşturmaktır. Sadık müşteri kitlemize var olan trendleri sunmak yerine oluşturduğumuz trendleri sunmayı tercih ediyoruz.

Fuarlara katılıyoruz dediniz… Fuarlardan beklentilerinizin karşılığını alabiliyor musunuz? Silmo İstanbul’un on yıllık sürecini nasıl değerlendirirsiniz?
İki senedir Silmo İstanbul’a katılıyoruz ve her fuar sonrasında yüzümüz gülerek ayrılıyoruz. Tanıştığımız yeni insanlar, bayiiler ve yurtdışından sektör takipçileri bize yeni kapılar açıyor. Bizim gibi butik firmaların kendilerini daha güzel ve doğru ifade edebildiği harika alanlar yaratıyor. Silmo İstanbul’un yurtdışından da büyük ilgi görmesi bizim gibi dünya markası olma yolunda ilerleyen firmalara basamak oluyor. Bu yıl Silmo İstanbul’da genişleyen yeni yerinde sektörümüz için çok daha verimli bir fuar süreci geçireceğimizi düşünüyoruz.

Dergimiz bir yeniliğe daha imza attı ve yayın hayatına dijital olarak devam ediyor. Bu şekilde daha efektif ve yoğun bir etkileşim kuruyoruz. 4 your eyes’ın bu yeniliğini ve optik sektörü adına yaptığı çalışmaları nasıl yorumlarsınız?
Güncel ve dinamik bir dergi olması sebebiyle sektördeki tüm yenilikleri tek bir çatı altında bulabiliyoruz. Derginin bizim gibi butik firmalar için tüm sektöre sesini duyurabildiği yegane alan olduğuna inanıyorum. Derginin online olması müthiş bir yenilik. Artık herkes her yerden sizlere; dolayısıyla bizlere ulaşabilecekler. Günümüzde etkileşimin ne kadar önemli olduğunu sosyal medyadan görebiliyoruz. Ceplerimizde bir dokunuş uzağımızda derginiz ile de etkileşime geçebilmek büyük bir kolaylık oldu. Bu yenilik ile bizleri daha geniş kitlelere ulaştırdığı için 4 your eyes ekibine teşekkür ederiz.

Ağustos 2023

Optist Optik Ürünler

Optist Optik Ürünler

İşlevsel Tasarımlar

“Silmo İstanbul’un yerli markaların yakın pazarlara ihracatına katkı sağlamasının yanında, geniş satış ekibi olmayan bizim gibi firmaların markalarını/ürünlerini tanıtması ve network kurabilmesi anlamında da çok faydalı bir organizasyon olduğunu düşünüyoruz.”

Merhaba Cenk Bey, öncelikli olarak bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Uzun yıllardır bu sektörde çalışıyorsunuz. Sektöre giriş hikayenizden bahsedebilir misiniz? Optist Optik Ürünleri kurmaya nasıl karar verdiniz?
Üniversiteden mezun olduktan kısa bir süre sonra profesyonel iş hayatıma Luxottica İstanbul satış ekibinde başladım. Burada dokuz yıl çalıştıktan sonra kurumsal hayatın mizacıma çok uygun olmadığını anlayıp kendi işimi kurmaya karar verdim. Yıllar içerisinde edindiğim deneyimle 2011 yılının Kasım ayında Optist ismiyle kendi firmamı kurarak, sektördeki yolculuğumu sürdürmekteyim.

Slastik markasının patentli teknik özellikleri ve teknolojisinin ürün satışındaki avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Slastik fonksiyonel tasarımı gereği, ürün kullanılmadığı zamanlarda tüketicinin gözlüğü kaybetmeden boynunda taşıyabilmesine imkan sağlıyor. Tüketicinin kullanmak istediğinde gözlüğü tek tık ile takabilmesi de Slastik tasarımlarını tercih etme sebepleri arasında yer alıyor. Bu bizim için satışlarımızda büyük bir avantaj sağlıyor. Biyo-bazlı malzemelerle yani üretimde yenilenebilir malzemelerin kullanılıyor olması da satışlarımızda bizlere avantaj sunuyor. Diğer taraftan önceki yıllarda piyasada yerli ve Çin üretimi imitasyon çok fazla ürün vardı. Bu durum maalesef Slastik’in patentli teknik özelliklerinin kopyalanarak patentinin ihlaline sebep oluyor ve satış anlamında dezavantaj yaratıyordu. Marka sahibinin yıllardır faydalı buluş patent ihlaline karşı Çin’deki çok büyük üreticiler dahil tüm dünyada sürdürdüğü yasal mücadele sayesinde bu durum Slastik’in lehine dönmeye başladı ve sektörde son yıllarda rakipsiz olması gibi yeni bir durum sağladı. Slastik’in teknik özellikleri dünyada bir rakibi olmamasını sağlıyor; ancak bunu sağlayan ürünün faydalı buluş patenti ve bu patent için gereken ve sürekli devam eden Ar-Ge çalışmalarıdır. Ar-Ge çalışmaları sebebiyle ürün maliyetleri diğer gözlüklere göre daha fazla oluyor bu da ürünün fiyat anlamında Türkiye koşullarında geniş bir tüketiciye hitap etmesini zorlaştırıyor. Bir diğer dezavantaj ise Slastik’in ilk yıllarında piyasada olan diğer markanın sadece yakın gözlüğü olması idi. Bu durum da Slastik’in gelişmesi ve yaygınlaşması esnasında Slastik’in de sadece yakın gözlüğü gibi algılanmasına sebep oldu. Oysa ki Slastik’in sadece yakın değil uzak gözlüğü modelleri de bulunuyor. Bu ürünlerin satış grafiği azımsanamayacak seviyede olmasına rağmen bu konuda çoğu optisyen direnç gösteriyor ve bu da bir dezavantaj oluyor.

Slastik markasının üretilirken kullanılan malzemelerin özelliklerinden ve üretimin teknolojisinden söz edebilir misiniz?
Slastik birçok sektörde trend olmaya başlayan sürdürülebilirlik konusuna özel önem veren ve bu konuda proaktif davranarak önceden aksiyona geçen vizyoner firmalardan birisidir. Devamlı geliştirmeye dayalı Ar-Ge çalışmalarını yaparken de yıllardır bu hususu göz önünde bulunduruyor. Önce gözlüklerin üretiminde biyo-bazlı diye tabir ettiğimiz bitkisel bazlı bir malzeme olan Rilsan® Clear G850’yi kullanarak çevre dostu ürünler üretmeye başladı. Bu malzeme ürün için oldukça esnek bir yapıyla yüksek performans sağlamanın yanı sıra, daha düşük karbon ayak izi salınımına olanak sağlıyor. Marka, bir süredir de gözlük kılıfları ve gözlük saklama poşetleri dahil tüm yan malzemelerin üretiminde geri dönüştürülmüş malzemeler kullanmaya çalışarak çevre dostu kimliğini geliştirmeye devam ediyor.

Biraz da Slastik gözlüklerinin yeni tasarımlarımdan bahsedelim. Özel bir teknoloji ve teknik ile üretilen koleksiyonlarında farklı tasarımlar uygulamak zor oluyor mu?
Koleksiyonlar İspanya’da tasarlandığı için biz tasarım sürecine dahil olmasak da marka sahibiyle tasarım anlamında fikir alışverişinde bulunduğumuz dönemler oluyor. Genel olarak farklı tasarımlar uygulamak zor olmasa da marka daha zamansız tasarımlar üzerine yoğunlaşıyor. Koleksiyona yeni modeller eklense bile markanın her yıl yeni koleksiyon yaratmak gibi bir hedefi yok. Onun yerine modellerde renk yelpazesini sürekli geliştirmeyi tercih ediyor.

Slastik markası birkaç yıl önce Türkiye’de bazı üretici firma ve bayilere taklitlerinin yapılıyor ve satılıyor olması sebebiyle dava açmıştı. Bununla ilgili süreçte üstlendiğiniz rolden bahseder misiniz, dava nasıl devam ediyor?
Aslında bu süreçte bizim aldığımız bir rol yok. Daha önce belirttiğim gibi marka sahibi, yıllardır Çin’deki en büyük imitasyon gözlük üreticisi dahil dünyanın birçok ülkesinde Slastik patentlerini ihlal eden üretici ve satıcılara karşı davalar açıyordu. Bilinenin aksine Türkiye’deki ilk davalar da aslında 2014-2015 yıllarında açıldı ve Slastik lehine sonuçlandı. Son yıllarda bu konunun sektörde bilinirliğinin artmasının sebebi, marka sahibinin özellikle patent hakları konusunda uzmanlaşmış yeni bir avukatlık firmasıyla anlaşmasıdır. Bildiğimiz kadarıyla, bu yeni avukatlık firması marka sahibinin vekaletini alır almaz çok hızlı bir şekilde harekete geçerek, imitasyon ürün satıcıları ve üreticilerini araştırdı ve yasalar kapsamında süreçleri başlattı. Dediğim gibi bizim bu süreçte hiçbir dahlimiz yoktu, ancak olabilecek her türlü kanaldan konunun taraflarını bilgilendirmek için elimizden geleni yaptık. Şu an imitasyon ürün satışı yapan bazı optisyenlik müesseselerine dava açıldığını ve davaların devam ettiğini biliyoruz.

Optist Optik Ürünler olarak kendi markanızı yarattığınızı biliyoruz. Blue-Coral ile yolculuğunuz nasıl gidiyor? Tasarımlar için ilham kaynağınız neler? Markanın üretimini Türkiye’de mi yapıyorsunuz?
Kendi markamızı yaratmak uzun zamandır hayalimdi ve sonunda bu yıl üretime geçtik. Ürünlerimiz İtalya’da asetat malzemeden üretiliyor. Markamızın ilk koleksiyonunu yaratırken sektörde açık olduğunu düşündüğümüz orta ve üst segment yakın gözlüğü ürün tipini tercih ettik. Türkçede Mavi Mercan anlamına gelen BlueCoral ismini seçerken ise deniz temasını ön plana aldık. Dört modelle başlangıcını yaptığımız koleksiyonumuzda model isimlerini de deniz temasını göz önünde bulundurarak belirledik. Dört modelle başlamamıza rağmen renk skalasını oldukça geniş tuttuk. Bundan sonra kendi markamıza yatırım yapmaya devam edeceğiz. Ürünlerimizi piyasaya sunma aşamasındayız bundan sonraki adımımız yeni tasarımlarla koleksiyonumuzu çeşitlendirmek olacak.

Uzun yıllardır Silmo İstanbul Optik fuarında yer alan bir firma olarak fuar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Silmo İstanbul’un size ve sektöre katkılarını nasıl yorumlarsınız?
Geniş satış ekibimiz olmadığı için fuarlarda varlığımızı göstermek bizim için oldukça önemli. Satış ekibi kurma maliyeti yerine modern alışveriş trendleri kapsamında online bayi portalımıza yatırım yapmayı ve Silmo İstanbul Optik Fuarında Türkiye çapında optisyenlere ulaşmayı ve markalarımızı tanıtmayı tercih ediyoruz. Bu sayede bayilerimize sunduğumuz satış fiyatlarımızı geriye çekebilmeye çalışıyoruz. Optist Optik Ürünler olarak başlangıcından beri Silmo İstanbul Optik Fuarında yer almaktan çok mutluyuz. Tüm fuar sürecinde sizlerin enerjisinin, daima sorun çözücü ve pozitif yaklaşımının sektör için eşi görülmeyen bir sinerji yarattığını düşünüyoruz. Uluslararası bir fuar olmasının yerli markaların yakın pazarlara ihracatına katkı sağlamasının yanında, Silmo İstanbul’un geniş satış ekibi olmayan bizim gibi firmaların markalarını/ürünlerini tanıtması, sektördeki gelişmeleri takip edebilmesi ve network kurabilmesi anlamında da çok faydalı bir organizasyon olduğunu düşünüyoruz.

Ağustos 2023

Beta Optik

BETA OPTİK

Daima Öncü

“Kuruluşundan beri destek verdiğimiz, belki de birçok meslektaşımız gibi kurucusu olduğunu hissettiğimiz bir organizasyon, Silmo İstanbul. Başarı hikayesini Novax’ınkinden çok farklı görmüyoruz.”

Merhaba Murat Bey… Beta Optik olarak son derece gelişmiş ve büyük bir tesisiniz olduğunu biliyoruz. Üretim sürecinizden ve kapasitenizden bahsedebilir misiniz?
Biz, Beta Optik olarak ülkemize gözlük camı üretiminde FreeForm teknolojisini getiren öncü firmayız. O dönemde, dünyada yeni yeni kullanılmaya başlayan yazılımla gözlük camı üretme yönteminin Türkiye’deki ilk uygulayıcısıyız. Geride bıraktığımız yıllarda teknolojiye her geçen gün daha fazla yatırım yaparak, sektördeki tüm rakiplerimizden daha erken kalkış yapmamızın bize verdiği avantajı daha da büyüttük. Markamızı teknolojiyle birlikte anılır hale getirdik. Bilimin ışığında harcanmış büyük emeklerle donatılmış bu algı, Novax’ı sadece ülkemizde değil tüm dünyada tercih edilen bir gözlük camı markası haline getirdi. Artık, bizim kendimize ait bir üretim kültürümüz var. Kendi standartlarımızı oluşturduk. Tüm bunlar, bir yandan meslektaşlarımızın kalite açısından tüm beklentilerini karşılarken diğer yandan da fiyat bakımından da kabuliyet arz eden bir ürünün, iş ortaklarımızın ticarethanelerine ulaşmasını temin etti. Özellikle son yıllarda daha rahat gözlenebilir hale gelen ama dediğim gibi arkasında çok uzun yıllara dayanan emeklerin olduğu başarımızın özeti bu şekildedir.

Beta Optik bünyesindeki markaların tamamı ülkemizdeki tesisinizde mi üretiliyor? Yurtdışında da üretimini yaptığınız markalar bulunuyor mu? Portekiz’deki fabrikanızın da yüksek kapasitede üretim yapabildiğini biliyoruz. Avrupa’da böyle bir tesise sahip olmanızdaki sebepler ve neden Portekiz?
Bildiğiniz gibi, sektörümüzün marka algısı bakımından dünya lideri Zeiss firmasıyla Türkiye pazarı için bir münhasır üretici/dağıtıcı anlaşması yaptık. Şu anda ülkemiz için neredeyse Zeiss ürün portföyünün tamamına yakınını, İstanbul’daki tesislerimizde Zeiss’in dünya üzerindeki tüm üretim noktalarıyla aynı standartlarda ve kalite seviyesinde ve yine Zeiss prosesleriyle üretmekteyiz. Bu üretimin bütün sertifikalandırılmaları ve periyodik olarak incelenmesi yine Zeiss tarafından yapılmaktadır. Bu gereksinimleri gerçekleyebilmek ve bu standartlara hiçbir özel prosedür uygulamadan rahatlıkla uyabilmek, geçtiğimiz yıllarda üretim sahasında ne kadar doğru şeyler yaptığımızı görebilmek için bize çok büyük bir fırsat olmuştur. Bu vesileyle, zaten yıllardır meslektaşlarımızdan gördüğümüz teveccühün yanına Zeiss gibi bir dünya devinin de teveccühünü eklemek bizim için ayrı bir onur ve gurur vesilesi olmuştur. Zeiss ile yaptığımız bu iş birlikteliğimizin ilerleyen dönemde kapsamının genişleyerek ve daha da güçlenerek devam edeceğine inancımız tamdır. İstanbul’daki üretimimize ek olarak, 2014’te kurduğumuz Portekiz’deki firmamızda 2018 yılında üretim yapmaya başlamıştık. Şu günlerde ise bu üretim tesisimizin kapasitesini artırarak, lojistik merkezlerine daha yakın bir yere taşımaktayız. Sanırım iki ay içerisinde tüm kurulumlarımızı tamamlamış ve artırılmış kapasitemizle üretime başlamış oluruz. Porto’daki üretim ve yönetim binamız Beta Optik’in Avrupa Birliği bölgesinin tamamının merkez üssü olarak planlanmıştır. İstanbul’daki fabrikamızdan Avrupa Birliği ülkelerine ihracat işlemlerinde yaşadığımız sıkıntılar, rakiplerimize karşı bizi tercih noktasında dezavantajlı duruma düşürecek bazı şartlar, bizi Avrupa Birliği sınırları içinde bir ülkede üretim tesisi kurmak durumunda bırakmıştır. Bu yolla, yıllardır ajandamızda bulunan “Her kıtada bir fabrika ve dünya markası olma” projemizin de ikinci ayağını gerçekleştirmiş olduk. Portekiz’deki fabrikamızın altyapısını, kapasitesinin hiçbir ilave zaman ve yatırım ihtiyacı olmadan mevcut halinin 3 katına çıkartılabilecek şekilde hazırladık. Önümüzdeki 2 yıl içerisinde zaten mevcutta olan Avrupa Birliği ihracatımızı, 28 Avrupa Birliği ülkesinin tamamına yayarak daha da büyütmeyi hedefliyoruz. Neden Portekiz sorusunun ise iki cevabı var. İlki, Doğu Avrupa ülkelerini saymazsak, Portekiz Avrupa Birliği sınırları içerisinde olup hali hazırda gelişmekte olan tek ülke ekonomisi. Bu yüzden yatırımcıların cazibe merkezi haline gelmiş bir pazar. İş gücü maliyeti diğer Avrupa ülkelerine göre daha düşük ve her şeyden önemlisi ülke yatırım almaya gönüllü. İkinci olarak ise Portekiz hem Avrupa Birliği’nin bir üyesi, hem de Latin Amerika’ya açılan çok önemli bir kapı. Bu özelliğiyle, Novax gibi dünyanın dört bir yanına ihracat yapan bir firmanın tercih sebebi olması çok doğaldır. Bu sebeple Avrupa’da fabrika kurarken Portekiz’i tercih etmemizin önemli nedenlerinden biri olmuştur.

20 yıldır uluslararası fuarlara katılarak ülkemizi ideal bir şekilde temsil ediyorsunuz. İhracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Toplam kaç ülkeye ihracat yapıyorsunuz?
Ben, şahsen fuarlara çok inanan birisiyim. Sizlerin de takip ettiği gibi kuruluşumuzdan bu yana neredeyse dünyanın tamamındaki optik fuarlarına katılım gösterdik. Senede 14 fuara katıldığımız yıllar oldu. Daha sonra hepsinin faydalarını ölçümleyerek, bu sayıyı altından kalkılabilir düzeye indirdik elbette. İçinde bulunduğumuz yıllarda sayıları 4-5’i geçmeyen, sektörün imza fuarları diyebileceğimiz organizasyonların tamamında Novax standlarını görebilirsiniz. Stand demişken, yıllardır sürdürdüğümüz ve hiç taviz vermediğimiz, fuar standlarımızın konsept, donanım ve tasarımlarının altını çizmeden geçemeyeceğim. 20 senedir, dünyanın neresinde düzenlendiğine bakmaksızın tüm fuarlara aynı konseptle katılım gösterdik. Bunun için çok ciddi bedeller ödedik ama günün sonunda, kalitesiyle gurur duyduğumuz ürünümüzün yanına bir de kuvvetli bir marka algısı eklemeyi başardık. İlk yıllar biraz zordu. Fuarlara katılım göstermemize rağmen istediğimiz adetlerde ihracat yapamıyorduk, ama bu zinciri dördüncü seneden sonra kırdık diyebilirim. Kaliteli bir ürünü makul fiyatla pazara sunduk ve bıkmadan usanmadan markamızı fuarlarda temsil ettik. 20 sene önce başlayan mücadelemizin bugün geldiğimiz noktasında, Novax camlarının ihraç edildiği 58 ülke var. Bu ülkeler arasında Amerika, Kanada, Fransa gibi optik sektöründe yüksek öneme haiz ülkeler olduğu gibi, 2 yıl önce ihracat projesini başlattığımız birçok Ortadoğu ve Afrika ülkesi de var. 2023 yılının ikinci yarısında Portekiz’deki genişletilmiş üretim tesisimizin devreye girmesi ve İstanbul’daki üretim hattımızın kapasitesini iki katına çıkaracağımızı hesaba katarsak, ihracat yaptığımız ülke sayısını bu senenin sonunda 100’ün üzerine çıkarmayı hedefliyoruz.

Türk markalarının çeşitli dünya ülkelerine distribütörlüklerinin olması tüm sektörü güçlendiriyor hem de gururlandırıyor. Novax markası bu konuda sektöre öncülük etti diyebiliriz. Hangi ülkelerde distribütörlüğünüz var?
Yukarıda belirttiğim gibi, şu anda ihracat yaptığımız ülke sayısı 58. Ama bu sayı çok dinamik. Her geçen gün artıyor. İnanın ülke isimlerini saydığımız günler bizim için çok gerilerde kaldı. Burada söylemek istediğim en önemli şey şu; biz eskiden tabiri caizse ülke ülke, kapı kapı dolaşıp müşteri arıyorduk. Şu anda Novax, farklı vesilelerle kendisine ulaşılan ve çalışılmak istenen bir marka haline gelmiştir. Hatta bazı ülkelerde birkaç firmanın Novax distribütörü olabilmek için mücadele ettiklerine şahit oluyoruz. Bazı ülkelerde birkaç opsiyondan birini seçmek durumunda kalıyoruz. İşte bizim kat ettiğimiz mesafe bu. İşte asıl üzerinde konuşmamız gereken şey bu. Elbette, yıllar önce tek Türk firması olarak katıldığımız fuarla, şimdi diğer meslektaşlarımızla katılıyor olmak, sizin de sorunuzda altını çizdiğiniz gibi, onlara öncülük etmiş olmak, bunun başarılabilir bir şey olduğu göstermek suretiyle onları cesaretlendirmiş olmak bizim en büyük gurur kaynağıdır. Dileriz Novax önümüzdeki süreçte, penetrasyonunu daha artırarak, diğer kıtalarda kuracağı yeni üretim tesisleriyle, sadece meslektaşlarımızın değil tüm Türkiye’nin gurur duyacağı bir dünya markası haline gelecektir.

Dünyanın en tanınmış cam markalarından Zeiss ile 2022 yılında iş birliği içerisine girdiniz. Bu iş birliği sürecinizden ve bundan sonraki dönemde Zeiss ile sunacağınız hizmetlerden bahsedebilir misiniz?
Öncelikle meslektaşlarımızdan ve tüm takipçilerimizden, Zeiss ile olan iş ortaklığımızı sıradan bir münhasır üretici ya da distribütörlük anlaşması olarak görmemelerini rica ediyorum. Zira bizim aramızdaki ilişkinin kapsamı çok daha farklı. Burada bir hedef birliği, burada bir ülkü birliği var. Finansal büyüklüklerinden bağımsız olarak, kaliteyi ve başarıyı kendisine şiar edinmiş iki firmanın başarı odaklı ve uzun süreçli bir projesidir bu. Beta Optik, Zeiss’e ait birçok ürünü, Zeiss’in kendisine ait üretim tesisleri dışında, dünyada üreten “ilk” üçüncü parti olmuştur. Bu, Zeiss’in hem bu projeye gösterdiği önemi hem de Beta Optik’in üretim kabiliyetine gösterdiği güveni açıkça ortaya koymaktadır. İleriye matuf, Zeiss tarafındaki ürün sayımızı süratle artırırken, Zeiss markasını ülkemizde hak ettiği yere taşımamıza yardım edecek çok farklı satış ve pazarlama faaliyetini hayata geçireceğiz. Bizim anlık ve sansasyonel başarılar yerine, altı doldurulmuş ve bir emek üzerine inşa edilmiş uzun soluklu ve kalıcı başarıları hassas ve titiz bir şekilde planladığımızı bilen meslektaşlarımız ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaktır.

İlk günden itibaren katılımcısı olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın on yıllık sürecini nasıl değerlendirirsiniz?
Benim için 4 your eyes ve Silmo İstanbul ayrılmaz parçalar. Hepsinin altında sizin çok uzun yıllara varan emekleriniz var. Çok doğru yapılmış işler var. Destek var, dayanışma var, çok kaliteli insan ilişkileri yönetimi var. Silmo fuarcılıkta bir dünya markası. Belki de Silmo ismi, sizin sektör tecrübenizi tamamlayan bir argüman oldu. Kuruluşundan beri destek verdiğimiz, belki de birçok meslektaşımız gibi kurucusu olduğunu hissettiğimiz bir organizasyon, Silmo İstanbul. Ne ara doğdu? Ne ara konuştu? Ne ara yürüdü? Anlayamadık doğrusu. Ama anladığımız bir şey var ki, eğer doğru işler yapıyor ve sektörünüzle alakalı dünyayı iyi takip ediyorsanız, bunların ışığında yürüyor ve çalışıyorsanız ortaya çok güzel sonuçlar çıkıyor. O yüzden sizin başarı hikayenizi de Novax’ınkinden çok farklı görmüyoruz biz. Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık. Novax’ın büyümesinde göz ardı edilemeyecek bir desteği vardır, Silmo İstanbul’un. Bu açıdan da Silmo İstanbul’a teşekkürü bir borç biliriz.

Dergimize verdiğiniz bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, “4 your eyes’ın” dijital yayına evrilmesiyle ilgili görüşünüzü öğrenebilir miyiz?
Dijital 4 your eyes’a gelince; neredeyse her şeyin dijital platformlara evrildiği günümüzde, çok iyi bir karar olmuş. Hem ulaşımı daha kolay hem de incelemesi. Dijital versiyonunu incelerken, basılı dergi zamanında okumadığım birçok kısmı okuduğumu fark ettim. 4 your eyes’a bundan sonraki yayın hayatında başarılar dileriz.

Mayıs 2023