Platin Optik
Sürdürülebilir Büyümenin İzinde
“Silmo İstanbul’un hem yerli hem de uluslararası katılımcıları bir araya getirerek Türkiye optik sektörünün gelişime önemli katkılar sağladığını düşünüyorum.”
Merhaba Murat Bey, optik sektörüne girişinizi ve kariyer yolculuğunuzu okurlarımızla paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Murat Çam. Optik sektörüne 2001 yılında, kuzenim Semih Saraçoğlu’nun yanında faaliyet gösteren Sesa Dış Ticaret Limited Şirketi’nde başladım. Sektörün dinamiklerini ilk kez burada yakından tanıma fırsatı buldum ve farklı alanlarda edindiğim deneyimler sayesinde optik dünyasının işleyişine dair önemli bir altyapı oluşturdum. Ardından 2005 yılında ağabeyim Suat Çam’ın kurucusu olduğu Ant Optik’te çeşitli görevlerde bulundum. Bu süreçte hem satış ve pazarlama hem de marka yönetimi, müşteri ilişkileri ve distribütörlük operasyonları gibi farklı alanlarda sektör tecrübemi geliştirme imkanı buldum. Uzun soluklu meslek hayatım boyunca optik sektörünün geçirdiği değişimlere yakından tanıklık ettim. Farklı markalarla çalışmak, optik mağazalarının beklentilerini daha iyi anlamamı ve sektörün ihtiyaçlarına daha geniş bir perspektiften bakabilmemi sağladı. Edindiğim bilgi birikimi ve deneyimlerin ardından, Mart 2025’te Platin Optik kurarak kendi iş yolculuğuma başladım.
Platin Optik’in kuruluş hedeflerinden ve sektörde nasıl konumlandığından bahseder misiniz?
Platin Optik’i kurarken amacımız yalnızca ürün dağıtan bir şirket olmak değildi. Temsil ettiğimiz markalara değer katan, iş ortaklarıyla uzun vadeli ilişkiler kuran ve sektöre güven temelli bir yaklaşım sunan bir yapı oluşturmayı hedefledik. Vizyonumuz, dünya çapında güçlü markaları Türkiye pazarında en doğru şekilde konumlandırmak ve sektörün en güvenilir distribütörlerinden biri olmaktır. Çünkü kuruluş felsefemizin temelinde sadece ürün satışı yapmak değil, iş ortaklarımızla birlikte büyümek yer alıyor. Çalıştığımız optik mağazalarını bir müşteri olarak değil, uzun yıllar birlikte yol yürüyeceğimiz iş ortakları olarak görüyoruz. Karşılıklı güvene dayalı ilişkiler kurarak sektörümüze değer katmayı amaçlıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, iş ortaklarımızın ihtiyaçlarını yakından takip ediyor ve sürdürülebilir başarı için her aşamada destek sunmaya özen gösteriyoruz. Uzun vadeli iş ortaklıklarının, sektörün gelişimine ve ortak hedeflere ulaşılmasına önemli katkılar sağladığına inanıyoruz. Bu nedenle çalıştığımız optik mağazalar için ürün tedarikinden satış sonrası hizmetlere, yedek parça desteğinden ticari danışmanlığa kadar her konuda hızlı ve çözüm odaklı olmaya özen göstermekteyiz.
Türkiye pazarına kazandırdığınız markaları ve öne çıkan özelliklerini okurlarımızla paylaşır mısınız?
Distribütörlüğünü üstlendiğimiz markaların büyük bölümü yalnızca gözlük üretimine odaklanmış ve kendi alanlarında uluslararası başarı elde etmiş markalardır. Henry Jullien, Fransa’nın en prestijli markalarından biri olup, lüks tüketim alanında önemli ödüllere layık görülmüştür. Epos Eyewear; İtalyan tasarımını, mimari estetiği ve dayanıklılığı gözlük tasarımında buluşturan özel bir markadır. Sea2See, denizlerdeki plastik atıkları geri dönüştürerek sürdürülebilir üretim anlayışına öncülük etmektedir. Marka, yalnızca gözlük üretmekle kalmayıp çevresel farkındalığın artırılmasına da katkı sağlamaktadır. Ovvo Optics, üstün teknolojiyle üretilen hafif, dayanıklı ve yüksek performanslı çerçeveleriyle dünya çapında tanınmaktadır. Barbour ise 130 yılı aşkın geçmişiyle Britanya’nın en köklü yaşam tarzı markalarından biri olarak geleneksel mirasını gözlük koleksiyonlarına başarıyla taşımaktadır. Bu markaların her biri, kendine özgü hikayesi, tasarım dili ve güçlü marka kimlikleriyle optik mağazalarına farklılaşma fırsatı sunmaktadır. Biz de bu değerli markaları Türkiye pazarıyla buluşturarak hem sektör profesyonellerine hem de son kullanıcılara nitelikli seçenekler sunmayı hedefliyoruz.
Sea2See gibi çevreci markaların Türkiye’deki karşılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sea2See markası Türkiye’de beklentilerimizin üzerinde bir ilgi gördü. Bunun en önemli nedenlerinden birinin, tüketicilerin sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığının her geçen yıl artması olduğunu düşünüyorum. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyor olmamız da markanın ortaya koyduğu çevresel misyonun daha kolay karşılık bulmasını sağlıyor. Sea2See yalnızca geri dönüştürülmüş malzemelerden gözlük üreten bir marka değil, aynı zamanda okyanus ve denizlerdeki plastik atıkların toplanmasına ve yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayan global bir proje olarak da öne çıkıyor. Bu yönüyle tüketicilere yalnızca bir ürün değil, anlamlı bir hikaye ve sosyal sorumluluk yaklaşımı da sunuyor. Özellikle son yıllarda kullanıcıların satın alma kararlarında ürünün kalitesi kadar üretim sürecine ve markanın değerlerine de önem verdiğini gözlemliyoruz. Sea2See, çevreye duyarlı yaklaşımını somut bir faydaya dönüştürebilen markalardan biri olduğu için bu noktada dikkat çekiyor. Optik mağazalarından da marka hakkında oldukça olumlu geri dönüşler alıyoruz. Tüketiciler, kullandıkları ürünün çevresel bir katkı sağlamasını değerli bulurken, mağazalar da güçlü bir hikayeye sahip markaları koleksiyonlarına dahil etmekten memnuniyet duyuyor.
Sizce uluslararası bir markanın distribütörlüğünü üstlenmenin en temel sorumluluğu nedir?
Temsil ettiğimiz markaları kendi markalarımız gibi görüyoruz. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca satış yapmak değil, markaların değerini korumak, doğru şekilde konumlandırılmalarını sağlamak ve uzun vadeli gelişimlerine katkıda bulunmaktır. Bir distribütörün görevinin sadece ürün tedarik etmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Marka kimliğinin doğru anlatılması, ürünlerin doğru satış noktalarında yer alması ve markanın hedef kitlesiyle sağlıklı şekilde buluşturulması da bu sorumluluğun önemli bir parçasıdır. Bu doğrultuda, temsil ettiğimiz her markanın kendi karakterine ve hedeflerine uygun bir stratejiyle hareket etmeye özen gösteriyoruz. Doğru ürünleri doğru iş ortaklarıyla buluşturarak markaların Türkiye pazarındaki sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bizim için başarı yalnızca kısa vadeli satış rakamlarıyla değil, markaların yıllar içinde oluşturduğu değer ve elde ettiği güvenle ölçülüyor. Bu nedenle iş ortaklarımızla ve temsil ettiğimiz markalarla uzun soluklu ilişkiler kurmayı, en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz.
Sektörde çeyrek asırlık deneyime sahipsiz. Sektördeki gelişim ve değişimleri nasıl değerlendirirsiniz?
Sektöre başladığım dönemde moda markalarının pazardaki etkisi oldukça yüksekti. Sonraki yıllarda ise yalnızca gözlük üretimine odaklanan butik markalar sektörde önemli bir yer edinmeye başladı. Günümüzde moda markaları ile bağımsız gözlük markalarının bir arada bulunduğu, tüketicilere daha fazla seçenek sunan zengin ve dinamik bir pazar yapısı oluştuğunu görüyoruz. Tüketicilerin ise dayanıklı, zamansız tasarımlara sahip ve uzun yıllar kullanılabilecek ürünlere yöneldiklerini gözlemliyoruz. Tabii burada biraz da ekonomik koşulların etkisi de söz konusu diye düşünüyorum. Ancak, kalite ve kullanım ömrü, satın alma kararlarında her geçen gün daha belirleyici hale geliyor. Bununla birlikte, ürünün sunduğu konfor, teknik özellikler ve marka hikayesi de tüketicilerin tercihlerini etkileyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bilinçli tüketici profilinin güçlenmesiyle birlikte, sürdürülebilirlik ve ürünün sağladığı uzun vadeli değer de satın alma süreçlerinde daha fazla önem kazanmaya başladı. Önümüzdeki yıllarda sürdürülebilirlik kavramının Türkiye optik sektöründe çok daha belirleyici hale geleceğine inanıyorum. Çevre dostu malzemeler, sorumlu üretim süreçleri ve toplumsal fayda sağlayan projelerin, markaların tercih edilmesinde daha önemli bir rol oynayacağına inanıyorum.
Platin Optik olarak izleyeceğiniz yol ve gelecek planlarınızdan söz eder misiniz?
Öncelikli hedefimiz, mevcut markalarımızı Türkiye pazarında hak ettikleri konuma taşımaktır. Uzun vadede ise kendi markamızı oluşturarak uluslararası pazarlarda söz sahibi olan ve dünya çapında tanınan bir marka haline getirmek istiyoruz. Bu doğrultuda hem ürün portföyümüzü hem de iş ortaklığı ağımızı sürdürülebilir şekilde büyütmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda sektörün değişen ihtiyaçlarını yakından takip ederek, iş ortaklarımıza daha fazla katma değer sunabilecek yeni marka ve işbirliği fırsatlarını da değerlendirmeyi planlıyoruz. Bu süreçte istikrarlı büyümeyi korurken, hizmet kalitemizi ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri daha da geliştirmeyi önemsiyoruz. Yenilikçi bakış açımız, kalite odaklı yaklaşımımız ve sektörel deneyimimizle, sadece Türkiye’de değil uluslararası arenada da güçlü ve kalıcı bir marka değeri oluşturmayı amaçlıyoruz.
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın gelişimini ve sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Özellikle optik sektörü gibi yeniliklerin, tasarım trendlerinin ve marka stratejilerinin hızlı değiştiği bir alanda Silmo İstanbul, profesyonellerin gelişmeleri yakından takip edebilmesi için önemli fırsatlar sunuyor. Aynı zamanda sektör profesyonelleri arasında doğrudan iletişim kurulmasına ve yeni iş bağlantılarının oluşmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda hem yerli hem de uluslararası katılımcıları bir araya getirerek Türkiye optik sektörünün gelişime önemli katkılar sağladığını düşünüyorum. Türkiye’nin bölgesel konumu sayesinde farklı pazarlardan sektör profesyonellerini buluşturabilmesi fuarın değerini artıran unsurlar arasındadır. Her yıl büyük bir ilgiyle takip ettiğimiz ve değer verdiğimiz bu değerli fuarımız için organizasyona teşekkür ediyoruz.
Röportajınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes hakkında neler söylemek istersiniz?
4 your eyes’ın uzun yıllardır optik sektörüne son derece değerli katkılar sunduğunu düşünüyorum. Sektördeki güncel gelişmeleri, yenilikleri ve önemli haberleri profesyonel bir bakış açısıyla okuyucularına aktaran önemli bir iletişim platformu olarak görüyorum. Bu değerli çalışmalarınız nedeniyle ekibi tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum.
Temmuz 2026










