Göz-Lüks Optik

Gücünü Meslek Sevgisinden Alıyor

“Özellikle yerli üreticilerin uluslararası ziyaretçilerle doğrudan temas kurabilmesi açısından Silmo İstanbul’un çok değerli bir platform olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Erol Bey, Göz-Lüks Optik’in kuruluş hikayesini ve bugün geldiği noktayı okurlarımızla paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Erol Aydoğan. Göz-Lüks Optik’in temeli yaklaşık 40 yıla yaklaşan perakende, üretim ve sivil toplum kuruluşu deneyiminin birikimi üzerine kuruldu. Bu süre zarfında gözlükçülük mesleğinin içinde olmak benim için sadece bir iş değil, aynı zamanda büyük bir gurur kaynağı olmuştur. İnsanların göz sağlığına dokunabilmek, onların yaşam kalitesine katkı sağlayan bir sürecin parçası olmak mesleğimi her zaman daha anlamlı hale getirdi. Meslek hayatım boyunca sevmediğim hiçbir işi yapmadım diyebilirim. Ticari kaygıları çoğu zaman ikinci planda tutarak bu işi önce meslek sevgisiyle yürütmeye çalıştım. Bu nedenle perakendeci kimliğimi her zaman mesleki yolculuğumun en değerli tarafı olarak görüyorum. Bu süreçte sektörün hemen her alanını yakından tanıma fırsatı buldum. Son 10 yılda ise bu tecrübeyi markalaşma ve ihracat odağıyla daha kurumsal bir yapıya taşıdık. Bugün Türkiye’de üretilen ürünleri farklı pazarlara ulaştıran, Fransa, İtalya gibi ülkelerden seçtiğimiz değerli markaların distribütörlüğünü yürüten ve de kendi markasıyla büyümeyi hedefleyen bir yapı olarak yolumuza devam ediyoruz.

Perakendecilikteki güçlü deneyiminiz üretim ve ihracat faaliyetlerin yürütmede ne gibi avantajlar sağladı?
Perakende bu işin temelidir çünkü son tüketiciyi, ürünün kullanım sürecini ve optik mağazaların ihtiyaçlarını doğrudan görme imkanı sağlar. Laboratuvardan çerçeve üretimine kadar uzanan bu deneyim, ithalat ve ihracat süreçlerinde doğru kararlar almamıza katkı sağladı. Kuruluşumuzun en önemli motivasyonlarından biri de perakendeden gelen bu birikimi dış pazarlara taşımaktı. Bugün bu tecrübeyi ticari yapımıza sağlıklı şekilde entegre ettiğimizi düşünüyoruz. Sahada edinilmiş bilgi, hangi ürünün hangi pazarda karşılık bulacağını öngörebilme açısından bize önemli bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle perakendeden gelen bakış açısını yalnızca geçmişimiz olarak değil, bugün yaptığımız tüm planlamaların temel referansı olarak görüyoruz.

Türkiye distribütörlüğünü yürüttüğünüz markaları okurlarımız için biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Şu anda Nemezis Paris, Renaissance Lunette, Mango ve Pull & Bear markalarını Türkiye pazarına ulaştırıyoruz. Distribütörlüğünü üstlendiğimiz markaları seçerken kendi ülkelerinde belirli bir bilinirliğe ulaşmış ve koleksiyon kimliği oluşmuş markalar olmasına dikkat ediyoruz. Gözlük sektöründe markalaşmanın uzun vadeli ve maliyetli bir süreç olduğunu biliyoruz. Bu nedenle hem distribütörlük yaptığımız markaların hem de kendi markamızın optik mağazalar aracılığıyla doğru şekilde konumlanmasını önemsiyoruz. Reklamdan çok sahada birebir iletişim ve ziyaretlerle büyümeyi tercih ediyoruz. izim yaklaşımımız hızlı sonuç almaktan çok kalıcı bir yer edinmek üzerine kurulu olduğu için markalarımızı mağazalarla kurduğumuz doğrudan iletişim üzerinden adım adım büyütmeye çalışıyoruz. Bu süreçte optik mağazaların geri bildirimlerini dikkatle takip ederek koleksiyon yönetimimizi de sürekli geliştirmeye özen gösteriyoruz.

Türkiye’de üretim yapan optik çerçeve üreticileri ile yürüttüğünüz işbirliklerinden bahseder misiniz?
Firmamızın temel faaliyet alanlarından biri Türkiye’de üretilen optik çerçeveleri Balkanlar ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı ülkelere ulaştırmaktır. Özellikle yerli üretimin uluslararası pazarlarda daha fazla yer bulması bizim için önemli bir motivasyon kaynağıdır. Bu doğrultuda üretici firmalarla sürdürülebilir işbirlikleri geliştirerek hem markalarımızın hem de ülkemizde üretilen ürünlerin bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz. Bu süreç emek ve sabır gerektiriyor ancak kararlılıkla ilerliyoruz. Türkiye’de üretilen ürünlerin kalite açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz ve bunu farklı pazarlarda daha görünür hale getirmek için çalışıyoruz. Uzun vadede hem üreticilerimizin hem de ülkemizin optik sektöründeki konumuna katkı sağlayacak bir yapı oluşturmayı önemsiyoruz.

Kuzey Afrika ve Balkan ülkelerine yönelik ihracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’de üretim yapan birçok firma için Kuzey Afrika ve Balkan ülkeleri ihracata açılan ilk ve önemli pazarlardan biridir. Bu bölgeler hem rekabet hem erişilebilirlik açısından markaların gelişmesine katkı sağlar. Biz de bu pazarlarda edindiğimiz deneyimi daha geniş coğrafyalara taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte Avrupa ve farklı bölgelerde de daha aktif olmayı planlıyoruz. İhracatın kademeli ilerleyen bir süreç olduğuna inanıyoruz ve bu nedenle her pazarı kendi dinamikleri içinde değerlendirerek adım adım ilerlemeyi tercih ediyoruz. Bugüne kadar ulaştığımız ülkelerde kurduğumuz ilişkileri güçlendirerek hem markamızın hem de Türkiye’de üretilen ürünlerin bilinirliğini artırmaya devam etmeyi amaçlıyoruz.

Bayi seçiminde hangi kriter ve değerleri göz önünde bulunduruyorsunuz?
Bayi seçiminde önceliğimiz her zaman doğru iletişim kurabileceğimiz iş ortaklarıyla çalışmak oluyor. Ticari planlama kadar güven ilişkisi de bizim için çok önemlidir. Referans ve karşılıklı niyet uyumu sağlanmadan uzun vadeli işbirlikleri kurmanın sağlıklı olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bayi ağımızı oluştururken sürdürülebilir ve karşılıklı güvene dayalı ilişkiler kurmaya özen gösteriyoruz. Bizim yaklaşımımızda ticaret yalnızca ürün satışı değil aynı zamanda birlikte yol yürümek anlamına geliyor. Bu nedenle çalıştığımız firmalarla uzun vadeli, karşılıklı gelişime açık ve sağlıklı bir iletişim zemini oluşturmayı her zaman öncelikli görüyoruz.

Sektörde yüksek standartlardaki satış sonrası hizmetlerinizle biliniyorsunuz. Bu süreçte nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Türkiye’de optik sektörünün güçlü yönlerinden biri satış sonrası hizmet kalitesidir. Yerli üretimin tercih edilmesinde bu yaklaşımın önemli bir payı olduğunu düşünüyoruz. Biz de firmamız bünyesinde satış sonrası süreçleri yakından takip ederek hem iş ortaklarımızın hem de son kullanıcıların memnuniyetini ön planda tutuyoruz. Karşılıklı memnuniyetin sürdürülebilir iş ilişkilerinin temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Özellikle ihracat yaptığımız pazarlarda da bu yaklaşımı aynı titizlikle sürdürmeye çalışıyoruz. Çünkü satış sonrası hizmet kalitesinin markaya duyulan güveni doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünüyoruz.

Göz-Lüks Optik’in sektördeki yeniliklere hızlı uyum sağlayan yapısını nasıl oluşturuyorsunuz?
Sektörde ayakta kalabilmek için yenilikleri yakından takip etmek zorundayız. Uluslararası fuarları düzenli olarak ziyaret ediyor, katılımcı oluyor ve gelişmeleri yerinde inceliyoruz. Bunun yanında üretim teknikleri ve koleksiyon yapıları konusunda da sürekli öğrenmeye devam ediyoruz. Değişimin sektörümüz için bir zorunluluk olduğunu düşünüyor ve bu doğrultuda hareket ediyoruz. Dünyadaki gelişmeleri yerinde takip etmek hem ürün yaklaşımımızı hem de pazar stratejimizi daha sağlıklı şekillendirmemize katkı sağlıyor. Bu nedenle öğrenmeye açık kalmayı ve sektördeki dönüşümü yakından izlemeyi çalışma kültürümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz.

Via And Optik Grup bünyesinde faaliyet göstermek firmanıza ne gibi katkılar sağlıyor?
Via And Optik bizim için yalnızca bir grup yapısı değil aynı zamanda perakendeden gelen tecrübemizin başlangıç noktasıdır. Uzun yıllara dayanan saha deneyimi bugün attığımız adımların temelini oluşturuyor. Güçlü bir ekip yapısıyla ilerlemek bu süreçte en önemli avantajlarımızdan biri oldu. Bu birlikteliğin sağladığı sinerji hem ticari hem kurumsal gelişimimize katkı sağlıyor. Perakende tecrübesinden gelen bakış açısı sayesinde sektörü daha yakından okuyabiliyor ve kararlarımızı daha sağlam bir zeminde şekillendirebiliyoruz. Bu yapının sağladığı kurumsal hafızanın gelecekteki adımlarımız açısından da önemli bir rehber olduğunu düşünüyorum.

Göz-Lüks Optik’in kısa ve orta vadeli hedefleri nelerdir? Yeni pazarlar veya yeni markalar gündeminizde mi?
Gelişmekte olan bir firma olarak yeni pazarlar ve yeni ürün grupları her zaman gündemimizde yer alıyor. Mevcut ihracat ağımızı genişletmek ve markamızı daha fazla ülkede görünür kılmak öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. Bunun yanında sektörden öğrenmeye devam ederek daha sağlam adımlarla ilerlemeyi önemsiyoruz. Özellikle Türkiye’de üretilen ürünlerin daha fazla pazarda yer alması için çalışmalarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte hem mevcut işbirliklerimizi güçlendirmek hem de yeni pazarlara açılarak markamızın uluslararası görünürlüğünü artırmak istiyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’un Türkiye optik sektörünün uluslararası görünürlüğü açısından önemli bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Üretici firmalarımızın detaylara verdikleri önemin markalaşma sürecinde belirleyici olduğuna inanıyorum. Bu tür organizasyonlar hem sektör içi iletişimi güçlendiriyor hem de Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya tanıtma fırsatı sunuyor. Özellikle yerli üreticilerin uluslararası ziyaretçilerle doğrudan temas kurabilmesi açısından fuarın çok değerli bir platform olduğunu düşünüyorum. Bu tür organizasyonların sektörümüzün gelişimi ve dünyaya açılması açısından önemli katkılar sağlamaya devam edeceğine inanıyorum.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Derginiz 4 your eyes’ın, sektördeki gelişmeleri düzenli ve nitelikli bir yayıncılık anlayışıyla takip edilebilir hale getirmesi hem üretici hem optik mağazalar açısından önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemde hem basılı hem dijital yayıncılığı birlikte sürdürmenizin sektöre önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Yeni ürünleri ve gelişmeleri okurlarıyla buluşturması açısından değerli bir görev üstleniyor. Bu vesileyle emeği geçen tüm ekibi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Nisan 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir