Gülce Optik
Mooshu İstanbul’un Ruhunu Taşıyor
“Son yıllarda Türkiye optik sektöründe özellikle yerli markalar anlamında ciddi bir gelişim yaşıyoruz ve Silmo İstanbul bu gelişimi görünür hale getiriyor.”
Merhaba Kadir Bey. Gülce Optik’in kuruluş hikayesini ve bugün geldiği noktayı okurlarımızla paylaşır mısınız?
Gülce Optik’in hikayesi, gözlüğe yalnızca bir ihtiyaç olarak değil; tasarım, karakter ve yaşam tarzının bir parçası olarak bakma anlayışı ile 2017 senesinde bir aile şirketi olarak başladı. İlk günden beri amacımız, müşterilerimize sadece bir gözlük sunmak değil; onların kendilerini iyi hissedecekleri, tarzlarını yansıtacak özel parçalar sunabilmekti. Zaman içerisinde tasarım ve üretime olan ilgimizi geliştirmeye çalışırken bu süreçte Mooshu markası doğdu. Mooshu ile birlikte daha özgün, detay odaklı ve karakter sahibi tasarımlar üretmeye başladık. Gözlüğün ilk çiziminden son halini aldığı montajına kadar, birçok aşamayı kendi atölyemizde yürütüyor olmamız, markanın kimliğini daha güçlü ve özgün hale getirdi. Bugün geldiğimiz noktada; hem optik mağazacılık tarafında müşterilerimize kaliteli hizmet sunmaya devam ediyor hem de Mooshu ile tasarım odaklı bir marka kimliği oluşturuyoruz. Yerel üretimi, kaliteli işçiliği ve modern tasarım anlayışını bir araya getirerek, Türkiye’de kendi çizgisini oluşturan markalardan biri olma yolunda ilerliyoruz.
Mooshu’nun Dna’sından ve diğer yerli markalarımızdan hangi özellikleriyle ayrıştığından bahseder misiniz?
Mooshu ürünlerinin en önemli özelliklerinden biri İstanbul’daki atölyemizde yüzde 100 Türk yapımı olarak ortaya çıkmalarıdır. Markanın ‘Hand Made in Istanbul’ mottosu da tam olarak buradan geliyor. İstanbul; farklı kültürlerin, sokak estetiğinin, modern ve zamansız detayların iç içe geçtiği çok güçlü bir şehir olduğundan, biz de bu enerjiyi tasarımlarımıza yansıtmaya çalışıyoruz. Markanın Dna’sında el işçiliği, özgünlük ve detaylara verilen önem var. Modellerimiz için yalnızca estetik unsurlar değil, kullandığımız materyal, yüzle kurduğu denge ve kullanım konforu da son derece önemli kriterlerdir. Seri üretim mantığından uzak durarak, daha karakter sahibi, kişiselleştirilmiş ve uzun ömürlü ürünler ortaya çıkarmayı hedefliyoruz. Bu nedenle, Hand Made in Istanbul bizim için sadece bir üretim ifadesi değil; aynı zamanda şehrin dinamik, kozmopolit, özgür ve yaratıcı yapısının Mooshu’nun ruhuna birebir yansımasıdır.
Mooshu’nun tasarım dilini nasıl tanımlarsınız? Modelleriniz için ilham kaynaklarınız neler?
Tasarımlarımızda geçmişin karakteristik çizgilerinden ilham alırken, bunları günümüz estetik anlayışıyla yeniden yorumlamaya çalışıyoruz. Özellikle 60’lar ve 70’lerin gözlük kültürü, retro çerçeve detayları, analog tasarım anlayışı ve İstanbul’un sokak estetiği bizim için önemli ilham kaynakları arasında yer alıyor. Bunun yanında endüstriyel detaylar, kullanılan materyalin doğal dokusu ve el işçiliğinin bıraktığı izler de tasarım sürecimizi etkiliyor. Mooshu’da tasarım yaparken yalnızca trend odaklı düşünmüyoruz. Modelin yüzde kurduğu dengeyi, taşıdığı karakteri ve kişiye verdiği duyguyu da önemsiyoruz. Vintage çizgilerin verdiği güçlü karakteri, daha sade ve rafine detaylarla bir araya getirerek modern ama zamansız bir görünüm oluşturmayı hedefliyoruz.
Tasarım geliştirme ve üretim süreçlerinizde kalite yaklaşımınızı nasıl koruyorsunuz?
Kalite, bizim için Mooshu’nun tasarım ve üretim süreçlerinde her gün ödün vermeden uygulamaya çalıştığımız bir prensiptir. Tasarım aşamasında bir model estetik olarak ne kadar güçlü görünürse görünsün, eğer kullanım konforu, denge veya malzeme kalitesi ile istediğimiz seviyede değilse o modeli üretime almıyoruz. Bazen tek bir detay için uzun süre çalıştığımız ya da bir modeli yeniden revize ederiz. Çünkü hızla üretilen değil, uzun ömürlü ve karakter sahibi ürünler ortaya çıkarma hedefindeyiz. Ürün geliştirme sürecinde ise özellikle el işçiliği ve son montaj aşamalarına büyük önem veriyoruz. Çerçevenin yüzle kurduğu oran, polisaj kalitesi, kaplama aşamaları ve küçük detayların bütünlüğü bizim için belirleyici unsurlar arasında yer alır.
Mooshu gözlükleri için tercih ettiğiniz materyaller neler ve üretimde teknoloji ile el işçiliğini nasıl dengeliyorsunuz?
Kullandığımız malzeme ve üretim teknikleri, Mooshu’nun karakterini doğrudan belirleyen unsurlardır. Özellikle titanyum kaplama hem dayanıklılık hem de yüzey kalitesi açısından bizim için önemli bir tercihtir. Metal yüzeylerde daha rafine bir görünüm elde ederken aynı zamanda uzun ömürlü kullanımı garantiliyor. Hafif ama güçlü yapı oluşturabilmek adına farklı metal kombinasyonları ve özel yüzey işlemleri üzerinde yeni AR-GE çalışmalarımız var. Kullandığımız PA (Poliamid/Naylon) camlar ise hafiflik, optik netlik ve kullanım konforu açısından önemli avantajlar sağlıyor. Üretimde lazer kesim ve hassas işleme teknolojileri süreçlerimizin önemli bir parçasıdır. Bu teknikler sayesinde daha net hatlar, daha kontrollü detaylar ve yüksek hassasiyet elde edebiliyoruz. Ancak bizim için teknoloji tek başına yeterli değil; birçok aşamada mutlaka el işçiliği ve ince işçilik devreye giriyor. Çünkü bir modelin karakterini ve ruhunu bu titiz zanaatın verdiğine inanıyoruz.
Mooshu’nun ve koleksiyonlarının gelişimine süreklilik kazandırmak amacıyla yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?
AR-GE çalışmalarını Mooshu’nun gelişim sürecinin en önemli parçalarından biri olarak görüyoruz. Bu nedenle üretim sürecinin birçok aşamasında deneme, geliştirme ve yeniden yorumlama üzerine çalışıyoruz. Özellikle materyal seçimleri, hafiflik–dayanıklılık dengesi ve kullanım konforu üzerine sürekli testler yapıyoruz. Bazen küçük görünen bir detay bile ürünün hissini ve performansını tamamen değiştirebiliyor. Bu yüzden üretim sürecinde hem teknik hem de tasarımsal açıdan sürekli iyileştirme yaklaşımı benimsiyoruz. Mooshu’nun sürekli gelişimini sürdürülebilir kılan en önemli unsur, üretimimizin büyük bölümünü kendi kontrolümüzde yürütüyor olmamızdır. Aynı zamanda kullanıcı deneyimlerini ve sektördeki yenilikleri dikkatle takip ederek kendimizi sürekli güncel tutmaya çalışıyoruz. Teknolojiyi yakından takip ederken el işçiliği ve zanaat kültürünü de korumaya önem veriyoruz. Bizce gerçek gelişim, yalnızca yeni teknolojiler kullanmaktan değil; aynı zamanda markanın ruhunu koruyarak her koleksiyonda bir öncekinin üzerine koyabilmekten geçiyor.
Gülce Optik’in toptancı ve üretici kimliğini birlikte yönetmek size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Gülce Optik’in perakende, toptan satış ve üretici yönlerinin birbirini beslemesi sayesinde hem kullanıcı beklentilerini daha doğru analiz edebiliyor hem de ürün geliştirme süreçlerinde daha hızlı ve kontrollü hareket edebiliyoruz. Toptancı yapımız sayesinde farklı mağazaların, farklı müşteri profillerinin ihtiyaçlarını yakından gözlemleme fırsatı buluyoruz. Bu da bize yalnızca tasarım odaklı değil; aynı zamanda pazardaki gerçek ihtiyaçlara cevap veren koleksiyonlar oluşturma avantajı sağlıyor. Yapılanmamızı; tasarım, üretim ve satış süreçlerinin birbiriyle sürekli iletişim halinde olduğu daha dinamik bir sistem üzerine kurduk. Böylece sahadan gelen geri bildirimleri hızlı şekilde üretime yansıtabiliyor, ürün geliştirme süreçlerini daha verimli hale getirebiliyoruz. İş ortaklıklarımız için ise uzun vadeli ve güven temelli ilişkileri önemsiyoruz. Çalıştığımız noktalarla yalnızca ürün tedarik eden bir yapı olmak yerine, markanın tasarım dilini ve kalite anlayışını birlikte büyüten işbirlikleri oluşturmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımımızın Mooshu’nun gelişim sürecine ve güvenirliğine önemli katkı sağladığını düşünüyoruz.
Mooshu için ileri dönem uluslararası hedeflerinizden ve ihracat planlarınızdan bahseder misiniz?
Biz Mooshu’yu yalnızca bir gözlük üreticisi olarak değil; kendi tasarım dili, karakteri ve üretim anlayışı olan bir lifestyle markası olarak konumlandırıyoruz. Bu nedenle global pazarda da daha seçici ve marka kimliğini koruyan bir büyüme hedefliyoruz. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu pazarları, Mooshu’nun tasarım çizgisi açısından önemli potansiyel taşıyor. İhracat tarafında, kontrollü ve sürdürülebilir bir büyüme planlıyoruz. Halihazırda özellikle İtalya, Yunanistan, Kuveyt, Dubai gibi ülkelerde marka varlığımızı oldukça güçlendirmiş durumdayız. Önceliğimiz yalnızca ürün ihraç etmek değil; markanın hikayesini, kalite anlayışını ve tasarım kültürünü doğru şekilde temsil edebilecek işbirlikleri kurmaktır. Son yıllarda birçok uluslararası fuarda katılımcı olarak iş ortaklıkları edindik. Önümüzdeki süreçte de uluslararası fuarlar, seçili butik optik mağazalar ve tasarım odaklı satış kanalları üzerinden Mooshu’nun global bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz. Türkiye’den çıkan, kendi tasarım diliyle dünyada tanınan güçlü bir gözlük markasına dönüşmek en büyük hedeflerimizden biridir.
Peki Mooshu için yeni koleksiyonlar, teknolojiler veya işbirlikleri gündemde mi?
Mooshu’da tasarım ve üretim tarafında sürekli gelişen bir yapımız var. Bu nedenle önümüzdeki dönemde hem yeni koleksiyonlar hem de üretim teknolojileri tarafında farklı çalışmalarımız olacak. Özellikle zamansız çizgileri modern detaylarla birleştiren daha güçlü koleksiyonlar üzerinde çalışıyoruz. Malzeme kullanımında farklılıklara odaklandık. Daha desenli yüzey detaylarına ve renk kombinasyonlarında daha özgün ve karakter sahibi tasarımlar geliştirmeyi sürdürüyoruz. Ayrıca, üretim hassasiyetini artıracak yeni sistemler ve işleme teknikleri üzerine yoğunlaşıyoruz. Daha hafif, daha dayanıklı ve kullanım hissi daha güçlü ürünler geliştirebilmek adına farklı materyaller ve üretim yöntemleri üzerinde çalışıyoruz. Bunun yanında Mooshu’nun tasarım kimliğini farklı disiplinlerle bir araya getirecek işbirlikleri de gündemimizde yer alıyor. Moda, sanat ve tasarım dünyasından farklı yaratıcı alanlarda, başarılı isimler ile ortak projeler üretmenin markaya yeni bir perspektif kattığına inanıyoruz.
İki yıl üst üste Silmo Award İstanbul ödülü kazanmak, Mooshu’nun marka algısını nasıl etkiledi?
Silmo İstanbul Optik Fuarı kapsamında yerli üretim gözlük kategorisinde iki yıl üst üste ödüllendirmeyi sadece bir başarı olarak değerlendirmiyoruz. Yıllardır emek verdiğimiz üretim ve tasarım anlayışının sektör tarafından karşılık bulduğunu görmek bizim için çok değerliydi. Peş peşe aldığımız bu ödüller Mooshu’nun, marka konumlandırması açısından güvenilirliğini ve bilinirliğini önemli ölçüde güçlendirdi. Hem sektör profesyonelleri hem de kullanıcı tarafında markaya olan ilginin artmasını sağladı. Özellikle ‘tasarım odaklı Türk markası’ algısının daha güçlü oluştuğunu gözlemledik. Aynı zamanda bu ödüller bizim için bir motivasyon kaynağı da oldu. Çünkü Mooshu’da yalnızca estetik olarak güçlü ürünler üretmeyi değil; üretim kalitesi, işçilik ve marka kimliğiyle de uzun vadeli bir değer oluşturmayı hedefliyoruz. İki yıl üst üste gelen bu başarı, doğru yolda olduğumuzu hissettiren gurur verici bir gelişme oldu.
Silmo İstanbul Optik Fuarının sektör açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın, Türkiye optik sektörünün gelişimi açısından kritik bir platform olduğunu düşünüyoruz. Hem yerli markaların kendilerini daha güçlü şekilde ifade edebilmesi hem de uluslararası sektör profesyonellerinin bir araya gelebilmesi açısından oldukça önemli bir buluşma noktasıdır. Son yıllarda Türkiye optik sektöründe özellikle yerli markalar anlamında ciddi bir gelişim yaşıyoruz ve Silmo İstanbul bu gelişimi görünür hale getiriyor. Bizim için Silmo İstanbul sadece bir fuar değil; aynı zamanda markamızı yerli ve yabancı sektör profesyonellerine tanıtma fırsatı yakaladığımız, sektör içi iletişimi güçlendirdiğimiz bir platformdur. Mooshu olarak özellikle tasarım gücü yüksek ve üretime yatırım yapan markaların daha fazla ön plana çıkmasının sektörün gelişimi açısından çok değerli olduğu inancındayız: Silmo İstanbul’un da bize bu ortamı sağlamasından dolayı oldukça mutluyuz.
Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Mooshu gibi yerli markalara; sektörde kendini ifade edebilme alanı açan 4 your eyes’ın optik dünyası için kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yerli üretimin, tasarım kültürünün ve sektördeki yaratıcı bakış açısının daha görünür hale gelmesine önemli bir desteği olduğuna inanıyoruz. Bizim için gözlük yalnızca bir aksesuar değil; tasarım, karakter ve yaşam tarzını yansıtan güçlü bir ifade biçimidir. Bu bakış açısını paylaşabildiğimiz platformların sektöre ilham verdiğine inanıyoruz. Nazik davetiniz için biz teşekkür ederiz.
Haziran 2026
