Einstoffen

Hassasiyet ve Zarafetin Yeni Evreni

Bağımsız İsviçreli Einstoffen’in Ortak Kurucularından Ramon Studer ile markanın 2026 sezonu yenilikleri ve sınırlı sayıdaki özel serisi IX hakkında gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

İsviçre’de Ramon ve Raphael Büsser ile Christian Gisler tarafından 2008’de kurulan Einstoffen, özgün tasarım anlayışı, özenle seçilen malzemeleri ve zanaatkarlığa verdiği önemle bağımsız gözlük markaları arasında kendine güçlü bir konum edindi. Kurulduğu günden bu yana doğadan aldığı ilhamı çağdaş estetik anlayışıyla buluşturan marka, tasarım dilini sürekli geliştirerek bugünkü kimliğine ulaştı. Einstoffen, geçen yılki Sopreterra koleksiyonunun başarısı ardından 2026 sezonunda Ætherra ile doğadan ilham almayı sürdürüyor. Hafiflik, denge ve yalınlık kavramları, Ætherra koleksiyonunda da etkisini gösteriyor.

Öte yandan 2026 itibarıyla Einstoffen koleksiyonunu; Roots, Essentials, Core ve IX olmak üzere dört ayrı seri altında yeniden yapılandırıyor. Her biri Einstoffen kimliğinin farklı bir yönünü temsil eden bu seriler, markanın tasarım yaklaşımını ve kalite anlayışını farklı perspektiflerden yansıtıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise markanın yeni premium serisi Einstoffen IX yer alıyor. Cého Studio’nun kurucusu ve gözlük tasarımcısı Cécille Hoggenmüller’in katkısıyla geliştirilen IX, Japonya’da üretiliyor ve sınırlı sayıda sunuluyor. Titanyum, asetat ve ince işçilikle şekillenen detayları bir araya getiren bu çarpıcı seri, gösterişli lüksten çok hassasiyet, zanaatkarlık ve zamansız tasarım anlayışıyla tanımlanan daha rafine bir yaklaşımı temsil ediyor. Einstoffen’in kurucu ortaklarından Ramon Studer ile markaya dair son gelişmeler ve en yeni koleksiyonu hakkında gerçekleştirilen röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Ramon. Bugün Einstoffen bağımsız markalar arasında güçlü bir konuma sahip. Sizi bu noktaya taşıyan değerlerinizi özetler misiniz?
Einstoffen için bağımsızlık, hassasiyet ve üretme tutkusu her zaman temel değerler oldu. Markayı kurduğumuz ilk günden bu yana kendi kararlarımızı özgürce alabilmeye ve ürünlerimizi kendi standartlarımız doğrultusunda geliştirmeye büyük önem verdik. Yıllar boyunca her koleksiyona yoğun emek, zaman ve özen gösterirken; tasarım, kalite ve zanaatkarlık açısından daima en yüksek seviyeye ulaşmayı hedefledik. Bizim için belirleyici olan şey trendler ya da kısa vadeli beklentiler değil, samimi, iyi düşünülmüş ve uzun yıllar değerini koruyacak ürünler ortaya koyabilmektir. Malzeme seçiminden üretim tekniklerine, tasarım detaylarından son dokunuşlara kadar aldığımız her kararın bir amacı var. Tasarıma bilinçli yaklaşımımız ve sürekli gelişme arzumuz, bugün de Einstoffen’in temelini oluşturmaya devam ediyor.

Einstoffen tasarımları hem şehir yaşamından hem doğadan unsurlar taşıyor. Bu iki dünyayı nasıl bir araya getiriyorsunuz?
Doğa her zaman Einstoffen’in kimliğinin önemli bir parçası oldu. Biz, ormanların, dağların ve şehir yaşamının doğal bir uyum içinde bir arada bulunduğu St. Gallen bölgesinden geliyoruz. İlk sloganımız “Raw Nature meets Urban Lifestyle” olmuştu ve aslında bu yaklaşım bugün de markamızı tanımlamaya devam ediyor. Yolculuğumuza ahşap çerçevelerle başladık ve ekip arkadaşlarımızın büyük bölümü zamanının önemli bir kısmını doğada geçiriyor. Öte yandan çağdaş tasarım anlayışı, yalın çizgiler ve modern estetik yaklaşımıyla şehir yaşamına da aynı derecede bağlı hissediyoruz. Bizim için doğa ve kent yaşamı birbirine zıt kavramlar değil, birbirini tamamlayan iki farklı ilham kaynağıdır. Organik esinler ile çağdaş tasarım anlayışı arasındaki bu denge, bugün de Einstoffen’in karakterini ve ortaya koyduğumuz ürünleri şekillendirmeyi sürdürüyor.

Ætherra ile bu yaklaşımı bir adım daha ileri taşıyorsunuz. Yeni koleksiyonun çıkış noktasını ve temel yaklaşımını nasıl tanımlarsınız?
Ætherra, Sopraterra ile başlayan tasarım yolculuğunun devamı niteliğini taşıyor. Bir önceki koleksiyon yer yüzü ve toprak üzerindeki formlar ve detaylardan ilham alırken, Ætherra hafiflik, hava ve denge kavramlarına odaklanıyor. Koleksiyonda malzemelerin daha hafif hissettirdiği, formların ise daha akışkan bir karakter kazandığı bir yaklaşım benimsedik. Katmanlar, yansımalar ve yumuşak geçişler hem tasarım dilinde hem de koleksiyonun görsel dünyasında önemli bir yer tutuyor. Detaylara verdiğimiz önemi korurken aynı zamanda daha sakin, daha ferah ve daha dengeli bir ifade yaratmak istedik. Renk paleti de bu yaklaşımı destekliyor. Doğal tonlar, yumuşak kontrastlar ve ilkbaharın ilk ışıklarından ilham alan saydam nüanslar koleksiyonun genel karakterini tamamlıyor.

Bu yıl itibarıyla koleksiyonunuzu dört ayrı seri altında yeniden yapılandırdınız. Buradaki temel amacınızdan ve serilerden bahseder misiniz?
Evet, koleksiyonumuzu Roots, Essentials, Core ve IX olmak üzere dört ayrı seri altında yeniden düzenledik. Bu yeni yapı, bir yandan bugün Einstoffen’i tanımlayan farklı yönleri daha net ortaya koyarken diğer yandan koleksiyonun daha anlaşılır bir çerçevede sunulmasını sağlıyor. Roots, markanın kökenlerini ve üzerine inşa edildiği temel değerleri temsil ederken, Essentials günlük kullanım için tasarlanan zamansız modellerden oluşuyor. Core, güncel tasarım anlayışımızı en güçlü şekilde yansıtan modellere ev sahipliği yaparken, IX ise zanaatkarlık, malzeme kullanımı ve hassasiyetin en üst seviyede hayat bulduğu en özel ve en yeni serimizi temsil ediyor. Her serinin kendine özgü bir karakteri olsa da tamamı Einstoffen’in ortak Dna’sını taşıyor. Detaylara verilen önem, bilinçli tasarım anlayışı ve kaliteye olan bağlılık tüm koleksiyonun temelini oluşturuyor. Bu yeni yapı şirket içinde de önemli avantajlar sağladı. Koleksiyonumuz büyüdükçe daha net bir sistem oluşturmak gerekli hale gelmişti. Böylece hem geliştirme süreçlerimizi daha sağlıklı yönetebiliyor hem de markanın farklı yönlerini müşterilerimize ve iş ortaklarımıza daha açık şekilde anlatabiliyoruz.

Einstoffen IX’in koleksiyonun en yeni ve en özel serisi olduğunu belirttiniz. Seriyi marka için özel yapan unsurlar neler?
Einstoffen IX, yıllar boyunca form, malzeme ve hassasiyet konusunda edindiğimiz tüm deneyimin bir araya geldiği bir seri diyebiliriz. Bir bakıma marka olarak çıktığımız yolculuğun özünü temsil ediyor. Zaman içinde hassasiyet kavramının yalnızca teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda duygusal bir boyuta da sahip olduğunu öğrendik. IX ile birlikte malzemelere, işleme detaylarına ve ancak dikkatli bakıldığında fark edilen ince dokunuşlara bilinçli olarak odaklanıyoruz. IX son derece kontrollü ve rafine bir karaktere sahip olmasına rağmen güçlü bir duruş sergiliyor. Bizim için IX yeni bir başlangıçtan çok, yıllar içinde öğrendiklerimizin doğal bir sonucu ve mantıklı bir devamını temsil ediyor. Deneyimimizin, zanaatkarlık anlayışımızın ve tasarım yaklaşımımızın en saf haliyle bir araya geldiği son noktaya işaret ediyor.

Peki yaklaşık 20 yıllık gözlük deneyimiz IX’in tasarım ve üretim süreçlerine nasıl yansıyor?
Prensiplerimiz, tasarımdan üretime kadar IX’in her aşamasını şekillendiriyor. Seriyi ‘sessiz’ olarak tanımlarken aslında sınırlı sayıda ve seçici yapısından söz ediyoruz. Her model sabit ve numaralandırılmış adetlerde üretiliyor. Yeniden üretim yapılmıyor ve aynı model tekrar koleksiyona dahil edilmiyor. Bu da dikkat çekmeye ihtiyaç duymayan, kendi içinde güçlü bir ayrıcalık duygusu yaratıyor. ‘Hassasiyet’ ile tasarıma yaklaşımımızı ifade ediyoruz. Her çizgi, her oran ve her detay bilinçli olarak şekillendiriliyor, hiçbir unsur tesadüfe bırakılmıyor. ‘Tamamlanmışlık’ ise bir modeli ancak gerçekten hazır olduğuna inandığımız noktada sunmamız anlamına geliyor. IX serisi, geleneksel koleksiyon takvimlerine ya da sezon baskısına göre hareket etmiyor. Öte yandan üretimi Japonya’da yapıldı. Çünkü Japon zanaatkarlığı bizim için sabır, hassasiyet ve detaylara tavizsiz bağlılık anlamına geliyor. Süreçte gereksiz bir aceleye yer yok. Japon zanaatkarlığını kimi zaman malzemeye dönüşmüş bir Zen yaklaşımı olarak görüyorum. Sakin, sabırlı ve sonuca odaklı bu anlayış, en iyi sonuca ulaşabilmek için hiçbir ayrıntıdan ödün vermiyor. Bu bizim tasarım felsefemizle de büyük ölçüde örtüşüyor.

IX serisinin sınırla sayıda üretilmesi kararı Einstoffen için neden önemliydi?
Çünkü IX’i geliştirirken önceliğimiz hiçbir zaman ticari hedefler olmadı. Asıl amacımız, yıllar sonra da değerini koruyacak, zamandan bağımsız bir anlam taşıyacak bir seri ortaya koyabilmekti. Bu sebeple koleksiyonun üretim adetlerini baştan itibaren net ve tutarlı bir şekilde sınırlandırmayı tercih ettik. Modeller yeniden üretilmiyor ve aynı tasarımlar tekrar koleksiyona dahil edilmiyor. Her parça kendi dönemine ait kalıyor ve o özgün karakterini koruyor. Bizim için önemli olan mümkün olduğunca fazla üretmek değil, kalıcılık ve bireysellik hissi taşıyan gözlükler sunabilmekti. Bilinçli olarak seçilen, uzun yıllar keyifle kullanılan ve zaman içinde değer kazanan koleksiyoner parçaları olarak düşünebilirsiniz.

Kaynak: Spectr

Haziran 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir