Kuzguncuk Optik

KUZGUNCUK OPTİK
Butik Şıklık

“Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın yıllar geçtikçe kendini daha çok geliştiriyor olması bizleri çok mutlu ediyor.”

Merhaba Süleyman Bey, kendinizden ve optik sektörüyle nasıl buluştuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba, iş hayatıma aile işi olan tekstil sektörüyle başladım. Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik bölümünden mezun olduktan sonra toptan olarak yaptığımız tekstil işini perakende ağını kurarak devam ettirdim. Daha sonrasında bir dostum vesilesiyle optik sektörüne giriş yaptım. İlk mağazamızı İstanbul’un Maltepe ilçesinde hali hazırda bulunan bir optikçiyi devralarak başladım. Çok heyecanlıydım yeni bir sektöre giriş yapmak zordu fakat daha önce esnaflık yaptığım için uyum sürecim çok kısa sürdü. Kuzguncuk semtine eşimle beraber bir pazar günü kahvaltı yapmaya gitmiştik. Kuzguncuk’u ilk gördüğüm zaman beni çok heyecanlandırmıştı. Semtin ismi de beni çok etkilemişti. Kuzguncuk’ta bir mağaza açma isteği o an kafamda belirmişti. Hali hazırda 2 tane mağazam vardı fakat bu semtin ismi beni etkilediği için burada açacağım mağazanın ismini Kuzguncuk Optik olarak belirledim. Kuzguncuk Optik olarak ilk mağazamızı Kuzguncuk’ta, ikinci mağazamızı Bağdat caddesinde, üçüncü mağazamızı ise Çengelköy’de açmış bulunmaktayız.
Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Biz genelde daha butik ürünleri satmaktan keyif alıyoruz. Müşterilerimiz mağazalarımıza girdiğinde renkli, farklı tasarımlı gözlükler görüyorlar ve çoğu yerden farklı bir tarzımız olduğunu söylüyorlar. Bu da bizi bu çok mutlu ediyor. En çok satış yaptığımız markalar optik olarak Oxibis, Dutz, Alexander Wintsch, Vanni, Tom ford, Vycoz. Güneş gözlüğü olarak ise Isabel Marant, Papary, Franco Vital, Killian, Etnia Barcelona, Serengeti, Prada.
Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz?
Her müşteri bizim için önemlidir. Bu sebeple de mağazalarımızda her segmente hitap eden ürünler bulunduruyoruz. Müşterinin aradığını bulmasının ve farklı segmentteki ürünleri görmesinin müşteri memnuniyeti için kritik olduğunu düşünüyorum. Bu memnuniyet bize çok sayıda referanslı müşteri getirdi, tabii bu da satışları pozitif olarak etkiliyor.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazamızda en çok satışı yapılan marka ayrımını yapmak bizim adımıza doğru bir yaklaşım olmayabilir çünkü her marka bizim için gerçekten değerli. Biz mağazamızda marka ayırt etmeksizin kişinin yüzüne yakışan, sağlık ve konfor anlamında da rahat edeceği gözlük modeli hangisi ise o markaya yönlendirmeye çalışmaktayız. Çünkü kişinin bütçe ve isteklerine göre sunduğumuz marka tercihimiz de değişebiliyor. Bu yüzden geniş bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü koleksiyonu sunmaktayız. Tom Ford, Prada, Miu Miu, Giorgio Armani, Emporio Armani, Burberry, Moschino, Dsquared2, David Beckham, Ray-Ban, Garrett Leight California, Yohji Yamamoto, Oliver Peoples, Kaleos, Mooshu, Vanity Effect, Snob Milano, Kyme, Mykita, French Retro, Entourage Of 7, Markus T, For Art’s Sake London, Vycoz, Frank Custom, Hally & Son, UDM Unique Design Milano, Movitra, Bust Out, Projekt Produkt örnek verebileceğimiz markalardan.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızın ismi Lagom İsveççe bir kelime olup “Ne çok az ne çok fazla. Tam kararında” yani kısaca “dengeli” anlamına geliyor. Dengeli yaşama sanatını mağazamızda bulundurduğumuz ürün çeşitliliğimize de yansıtmak bizim için önemli. Her segment ürüne mağazamızda yer veriyoruz. Geniş bir ürün yelpazesi sunarak farklı müşteri ihtiyaçlarına hitap ediyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Bilinen designer markalar her segment tarafından fazlasıyla talep görüyor fakat sabit bir müşteri kitlemiz var ki designer markalar yerine mağazalarımızda bulunan daha butik, daha özgün marka ve modelleri talep ediyor. Bizim de vizyonumuz özgün ve farklı tasarımları müşteri ile buluşturmak olduğu için bu gidişattan çok memnunuz.
Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Bence sektördeki en önemli konu bu. Biz her zaman müşteriyi merkeze koyuyoruz, yaşadıkları probleme onların gözüyle bakıyoruz. Müşterilerimize satış sonrası üründe veya camda oluşan sorunları en hızlı şekilde çözmeyi garanti ediyoruz ve bunu da yapıyoruz. Mesela mağazalarımıza gelemeyen müşterilerin problemlerini çözmek için evlerine giderek hizmet verebiliyoruz. Çözüm odaklı olmak temel ilkelerimizden biridir ve buna göre satış sonrası hizmetlerimizi şekillendiriyoruz.

Üç mağazanız da cadde üstünde yer alıyor. AVM içerisine de mağaza açmayı düşünür müsünüz ve neden?
Şimdiye kadar mağazalarımı insan trafiğinin yoğun olduğu lokasyonlarda açtım. Çünkü insan sirkülasyonunun satışları olumlu etkilediğini düşünüyorum. Aslına bakarsanız cadde üstü mağazacılığı kadar AVM mağazacılığının da bir üyesi olmak isterim. Bu sebeple dördüncü mağazamızı AVM içerisinde açmayı istiyoruz.
Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Sektörümüzde fiyat rekabeti fazlasıyla ön plana çıkıyor. Şehir ve semt fark etmeksizin aradığınız bir gözlüğü optik mağazalarında birbirinden farklı fiyatlar ile bulabiliyorsunuz. Dolar ve Euro kurunun hızlı geçişleri bu fiyat rekabetini çok etkiliyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Evet bence yeterli. Özellikle bu sene ki Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda firmaların yaptığı eğitim çok verimli idi. Tedarikçilerin verdiği eğitimlere tüm çalışma arkadaşlarımızla beraber katılıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızla ayda bir yaptığımız toplantılarda satış politikalarımızı gözden geçiriyoruz.
Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Gözlük kullanımı ve bilincinin geçmiş senelere göre artış gösterdiğini düşünüyorum. Bu durumu müşterilerimizden de gözlemleyebiliyoruz. Gözlük kullanımının bilinçli bir şekilde artırılmasında en büyük görev bence önce göz doktorlarımıza sonrasında ise mağazalarda çalışanlara düşüyor. Bilinçli çalışanlar insanları daha doğru yönlendirebiliyor. Her alanda kamu spotu yapılıyor. Göz de çok kritik bir sağlık konusu belki bu alanda da halkı bilinçlendirmek için kamu spotları hazırlanabilir.
Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet kesinlikle takip ediyorum. En son Şubat ayında Milano’da gerçekleşen Mido fuarına katıldım. Uluslararası optik fuarlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bu fuarlar aracılığıyla en trend modelleri ve farklı, yeni çıkan markaları müşterilerimizle buluşturmak istiyorum.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı bu yıl gerçekten de genişleyen hizmet alanı ile geçen yıllara göre çok daha görkemliydi ve bu sayede çok daha fazla firma ürünlerini sergiledi. Yurt dışından gelen misafirlerin geçen yıllara göre daha fazla olduğu kanaatindeyim. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın yıllar geçtikçe kendini geliştiriyor olması bizleri çok mutlu ediyor.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Öncelikle 4 your eyes ekibine bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Dijital yayınların önemi gün geçtikçe artıyor. 4 your eyes ekibinin de dijital yayına geçmesiyle daha büyük kitlelere ulaştığını düşünüyorum. Yayınlarınız insanların yeni markalar keşfetmesi ve bu sektöre dair daha fazla bilgi sahibi olabilmesini sağlıyor.

 Nisan 2024

Sarpa Optik

SARPA OPTİK

Dürüst Ticaret

İlk defa katılımcı olduğumuz Silmo İstanbul 10. yılında muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak ve o atmosferi yaşamak çok keyifliydi.

Merhaba Tuncay Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba 1982 Muş doğumluyum. Çalışma hayatıma 1999’da sektörün her alanında hizmet veren önemli bir firmada başladım. İki yıl sonrasında henüz 18 yaşındayken kendi firmamı kurdum ve önceden çalıştığım firmaya Solingen markası altında fason üretim yaptırıp ağabeylerim ile birlikte İstanbul’da satış ve pazarlamaya başladık. Daha sonra başka fabrikalara da fason üretim yaptırıp Anadolu’ya uzandık. 2003 yılında daha iyi ve rekabetçi ürünler elde etmek için ithalata başladık. Bugünden geçmişe baktığımda bu mesleğe çekirdekten başlayarak 25 yıldır optik sektöründe olduğum için mutluyum ve işimi halen büyük bir heyecanla yapıyorum. Geçmişte Müsiad ve Tobb gibi bazı sivil toplum kuruluşlarında çalışmalar yaptım. Şu anda da İstanbul Ticaret Odası 73 nolu Gözlükçülük ve Saatçilik Komitesi Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum. Orada da komite üyesi meslektaşlarımla birlikte sektörümüzün birçok sorununun çözülmesine ve sektörümüzün gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Sarpa Optikin temel değerlerinden ve sektörel vizyonundan söz edebilir misiniz?
Sarpa Optik 2001 yılı Eylül ayında gözlük ticaretinin merkezi olan İstanbul Sirkeci’de kuruldu. 11 Eylül saldırılarının gerçekleştiği ve dünya ekonomisinin buhranlı bir döneme girdiği sırada, cesur bir girişimcilik örneği olarak ortaya çıkmış ve optik sektöründeki yerini almıştır. Kurulduğu günden bugüne dürüst ticaret ilkesiyle istikrarlı bir şekilde büyüyerek faaliyetlerini sürdürmektedir. İş ortaklarıyla, güvene dayalı Kazan-Kazan ilkesiyle çalışan Sarpa Optik her zaman iş ortaklarının görüş, talep ve önerilerini önemsemiş bu doğrultuda adımlar atmıştır. Sarpa Optik, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan ÜTS sistemine tam kayıtlı olmakla birlikte yerli ve milli bir şirket olup kendi öz sermayesi ile 2 ayda bir yeni koleksiyonunu istikrarlı bir şekilde piyasaya sunma başarısını ortaya koymaktadır. Sarpa Optik, satış stratejisi ve büyüme hedefleri doğrultusunda başarılı çalışmalarını, azimle ve kararlılıkla devam ettirecektir.

Firma bünyesinde kaç markanız var? Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Distribütörü olduğumuz United Colors Of Benetton, Hemme Paris, Geoffrey Beene ve hakları Sarpa Optik’e ait olan Grey Flannel, Flannel, Solingen olarak 6 tane markamızla aktif olarak piyasadayız. United Colors of Benetton, tartışmasız zamanımızın en ikonik markalarından biri. Optik ve güneş gözlüğü koleksiyonu, erkek, kadın ve çocuklara yönelik rakiplerinden ayıran çeşitli renk tonlarıyla harmanlanmış klasik ve modaya uygun gözlükler sunuyor. Kendi kategorisindeki diğer markalarla rakipsiz olan konfor, uyum ve detaylara gösterilen özeni sağlamak için özenle tasarlanmış parlak renk tonlarını ve pastel çerçeveleri karıştırıp eşleştiren, ama asla abartmayan ve kendi kişisel kimlikleriyle ön plana çıkaran tasarımlar sunar. Hemme Paris, tamamen tasarım ve kaliteli malzemelerden yapılan optik ve güneş gözlüğü ürünlerini barındırıyor. Portföyümüzdeki en çarpıcı, hatta zamanın ötesinde tasarımlar bu markada bulunuyor. Geoffrey Beene bünyesinde kaliteli materyallerden üretilen üst grup optik ürünlerini yetişkin erkek ve kadınlara özel barındırıyor. Grey Flannel tüm yaş gruplarına hitap eden üst kalite optik modellerden oluşmaktadır ve ürün gruplarımızın içinde en geniş model yelpazesine sahiptir. Flannel markamızda hem optik hem de güneş gözlüğü modellerimiz mevcut. Bu markamız fiyat olarak Grey Flannel markamızın altına konumlanmış olup bünyesinde çocuk hariç tüm yaş gruplarına hitap eden alternatif modelleri barındırıyor. Ayrıca bu markanın güneş gözlüğü modellerinde kullandığı kaliteli mineral camlar ve klasik erkek modelleri ile marka ön plana çıkıyor. Solingen ise ürün gruplarımızın içinde en ekonomik fiyatlı üst grup kaliteli optik ve güneş gözlüğü modelleri bulunuyor.

Portföyünüze katmayı düşündüğünüz yeni markalar var mı?
Sarpa Optik olarak 2001 yılında Solingen markamızla başladık, 2003 yılında Flannel markamızı, daha sonrada Grey Flannel markamızı portföyümüze ekledik. Daha sonra Geoffrey Beene markamızın distribütörlüğünü aldık. Devamında da Hemme Paris markamızın distribütörlüğünü aldık. 2023 yılında da İngiltere merkezli Mondottica firması ile işbirliğine giderek United Colors Of Benetton markamızın distribütörlüğünü aldık. Hem bizim hem de iş ortaklarımızın, satış, pazarlama ve büyüme stratejisine katkıda bulunacağına inandığımız ve aynı zamanda hikayesi olan, heyecan uyandıran yeni markaları portföyümüze eklemekten geri durmayacağız.

Sarpa Optik olarak büyümenizi hızlandırmak amacıyla ne gibi bir yönetim stratejisini tercih ediyorsunuz?
Öncelikle şunu söylemek isterim şirketimiz kurulduğundan bu yana her yıl istikrarlı bir şekilde büyümektedir. Hatta bağlı bulunduğumuz İstanbul Avcılar Vergi Dairesinde 2019 yılı vergi rekortmenleri listesinde 169. sırada yer aldık. Diğer yıllarda da vergi rekortmenleri listesinde yer aldık. Bu Sarpa Optik’in başarısının ve ülke ekonomisine katkısının bir göstergesidir. Bu başarı için tüm takım arkadaşlarımla birlikte her zaman firmanın gelişimine ve büyümesine azami gayret gösteriyoruz. Şirkette tüm çalışanların rahat ve mutlu çalışması motivasyonlarının yüksek olması şirket başarısı için önemlidir. Ve bunun için gerekli olan her türlü desteği ve katkıyı sağalıyoruz. Sarpa Optik sağlam altyapı ve güçlü sermaye yapısına sahip olan ve şeffaf yönetilen bir aile şirketi olarak yoluna devam edecektir.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Biz Sarpa optik olarak müşterilerimizi iş ortağımız olarak görüyoruz ve tek satış kanalımız iş ortaklarımızdır. Biz ürünlerimizi nihai tüketiciye sadece gözlük mağazaları vasıtasıyla satılmasını önemsiyor, bunun içinde her türlü tedbiri alıyoruz. Tüm Türkiye’ye yayılan pazarlama ağımızla geleneksel pazarlama yöntemini uyguluyoruz. Altı tane pazarlama ekimiz sahada aktif olarak çalışıyor. Her ekip kendi bölgesinde çalışmasını sürdürüyor. Ekiplerimiz 2 ayda bir düzenli olarak turlara çıkar. Zaten öncesinde koleksiyonlarımızı hazırlarken planlamasını ona göre yaparız. Her turda hem distribütörü olduğumuz markaların hem de özenle tasarlayıp, en iyi malzeme seçimi ile kaliteli fabrikalarda fason olarak ürettirdiğimiz kendi markalarımıza ait yeni modelleri iş ortaklarımızın beğenisine sunarız. İş ortaklarımız ile güvene dayalı bir ticari ilişki söz konusu olup, satış sonrası gerek ödeme konusunda gerek servis ve yedek parça konusunda gerekli desteği sağlıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı düzenlendiği yıldan itibaren başarı çıtasını hep yükselterek Türk optik sektörünün buluşma noktası olmuş ve dünyanın en büyük 5 optik fuarı arasına girmeyi başarmıştır. Bu gerçekten büyük bir başarıdır. Bu başarının yakalanmasında emeği geçen tüm Silmo İstanbul ailesini yürekten tebrik ediyorum. 2023 yılında yeni ve daha büyük salonlarda 10. kez gerçekleşmesiyle biz de Sarpa Optik olarak ilk defa Silmo İstanbul Optik Fuarında yerimizi aldık. Bizim için fuar muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak o atmosferi yaşamak çok keyifliydi. Silmo İstanbul Optik Fuarının başarılarının artarak devamını diliyor bir parçası olmaktan mutluluk duyacağımızı da ifade etmek isterim.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyesin dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açıkçası her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bir derginin hatta birden çok derginin olması bilgiyi gerçek kaynağından öğrenmek adına çok önemli. Öncesinde derginin her baskısını takip eder birçok bilgiyi oradan öğrenirdik ancak artık dünya dijitalleşiyor ve hem dünyada hem de ülkemizde birçok dergi dijitalleşti. Dolayısıyla şimdi de 4 your eyes’ın her yayınlandığında keyifle inceliyor birçok bilgiyi ediniyoruz. Yaptığınız bu güzel iş için sizleri tebrik ediyor, en güzel şekilde yapmaya devam edeceğinize inanıyorum. Bu röportajda da bana ve şirketime yer verdiğiniz için şahsım ve şirketim adına çok teşekkür ediyorum.

Nisan 2024

Alexander Wintsch

Retro Cazibesi

Silmo İstanbul’daki varlığımız bize profesyonellerle bağlantı kurmak için değerli fırsatlar sunarken, Türkiye pazarının gelişen trendleri ve tercihleri hakkında içgörü kazanmamızı sağlıyor.

Alexander Wintsch 1958 yılında Barselona’da doğdu. Çocukluğunun büyük bir kısmını annesi Mireya Wintsch’in memleketi olan İsviçre Alpleri’nde geçirdi. Annesi onun hayatında önemli ve temel bir figürdü. Ona disiplinin, çabanın, azmin ve hepsinden önemlisi dağlara ve kayak yapmaya olan tutkusunun önemini öğretti. Babasının yardımıyla Madrid’de ilk gözlük şirketini açtı. Babasından, ilk koleksiyonlarını hazırlamasına yardımcı olan yenilikçi ve girişimci ruhunu miras aldı. Mireya Wintsch uçuş görevlisi olarak çalıştığı ve çeşitli kültürlerle ve ona ilham veren insanlarla tanışmasını sağlayan seyahatlerinin hikayelerini oğluna aktardı. Her seyahatle birlikte, annesinin anılarının onuruna yeni bir koleksiyon doğdu. Bu nedenle, her modele farklı bir heybetli dağın adı verildi. Şimdi de bu özel mirası koruyarak geleceğe taşıyan Alexander Wintsch’in kızından başkası değil. Küresel optik sektörünün önemli oyuncularından biri olan Alexander Wintsch markasının Uluslararası Direktörü ve Kreatif Direktörü Marta Llopis ile markaya dair yaptığımız özel röportajı sunuyoruz.

Tasarımcı olan babanız Alexander Wintsch’in mirasına sahip çıkarak bu köklü markanın Yöneticisi ve Kreatif Direktörü oldunuz. Kariyerinizin nasıl şekillendiğinden bahsedebilir misiniz? Tasarıma ilginiz nasıl başladı?
Madrid’deki IE Üniversitesi’nde İşletme alanında lisans eğitimi aldım. Odak noktam işletme çalışmaları olsa da IE, teknoloji ve inovasyona verdiği önemle tanınıyor. Orada geçirdiğim süre boyunca inovasyon, tasarım ve iş dünyasının kesiştiği noktalara yoğun bir ilgi duymaya başladım. Babam tanıdığım en yaratıcı insandır. Çok sayıda marka için 40 yılı aşkın tasarım deneyimiyle beni gözlük tasarımı dünyasıyla tanıştırdı. Üzerimdeki etkisi çok derin oldu; çok küçük yaşlardan itibaren ona ofisinde eşlik eder, renkli asetatlarla oynar ve yaratıcı sürece ilk elden tanıklık ederdim. Eğitimimi tamamladıktan sonra kendimi tamamen onun işine adadım. Ondan öğrendiğim en değerli derslerden biri, yeni tedarikçiler keşfetmenin ve onlarla işbirliği yapmanın önemi oldu. En iyi malzemeleri temin etmek için sık sık farklı ülkelere seyahat ediyor ve kreasyonlarımızın gerçekten benzersiz olmasını sağlıyoruz. Babamın rehberliğinin ve akıl hocalığının hayatım üzerindeki etkisi çok fazladır. Sadece tasarım tutkusunu benimle paylaşmakla kalmadı, aynı zamanda beni kendi yaratıcılığımı ve sesimi keşfetmeye teşvik etti.

Alexander Wintsch’in tasarım dili hakkında neler söylemek istersiniz? Bu noktada diğer markalardan nasıl ayrışıyor?
Alexander Wintsch’in tasarım dili, zarif ve zamansız tarzıyla öne çıkan, gelenek ve yeniliğin eşsiz bir karışımıdır. Kökleri aile mirasına dayanan Wintsch’in kreasyonları, yeni ve yenilikçi unsurları bir araya getirirken kalıcı zarafeti de yakalıyor. Bu denge hem geleneğe hem de modernliğe değer veren müşterilere hitap eden özgünlük ve mükemmellik ile etkileşime giriyor. Wintsch’in detaylara gösterdiği özen ve aile geleneğini paylaşma konusundaki kararlılığı, her bir parçanın geçmişe bir övgü ve geleceğe bir bakış olmasını sağlayarak seçici müşterilerle kalıcı bir bağ kuruyor.

Koleksiyonlarınız için ilham kaynaklarınız nelerdir? Esinlendiğiniz unsurlar her yeni koleksiyonda farklılık gösteriyor mu?
Markamıza eşlik eden iki ana ilham kaynağı var: aile mirası ve piyasa trendleri. Markamızın temelini oluşturan değer, özellikle büyükannem ve babamın çocukluğundan ilham alan aile mirasımıza dayanıyor. Büyükannem olağanüstü bir kadındı, zamanının ötesindeydi ve son derece cesurdu. Tüm bu unsurlar, tasarladığımız koleksiyonların içinde yer alıyor. Koleksiyonlarımıza İsviçre değerleri ve kültürü aracılığıyla anlam katmaya çalışıyoruz. Bunu başarmak için, en son Davos koleksiyonumuzda görüldüğü gibi, İsviçre’ye her seyahat ettiğimizde ilham arıyoruz. Bir diğer açık ilham kaynağımız ise tasarımcı ekibimizin yeni trendleri, renkleri ve malzemeleri yakalamak için düzenli olarak katıldığı uluslararası ticaret fuarlarıdır. Ayrıca, işbirliği yaptığımız fabrikaları ziyaret etmek de çok önemli. Size sunulan ile gördüğünüz genellikle iki farklı şey olabilir.
Markanın ünlü Icon koleksiyonunun karakteristik yapısından bahsedebilir misiniz? Bu ayrıcalıklı seri yeni modellerle genişleyecek mi?
Icon koleksiyonunun arkasındaki fikir, zaman içinde en çok satan modelleri korumak veya pazar trendlerini takip etmeyen, ancak markamızın bir sembolü olarak hizmet eden benzersiz ve retro modeller ortaya koymaktır. Evet, zaman içinde güçlü bir marka kimliğine sahip yeni özel modellerle kesinlikle genişleteceğiz.
En yeni Davos koleksiyonunuzda öne çıkan çarpıcı detaylar bulunuyor. Davos’un özelliklerinden söz edebilir misiniz?
Davos koleksiyonumuz, İsviçre’den aldığımız ilhamın özünü koruyan kapsül koleksiyonlar sunma konusundaki kararlılığımızın bir kanıtıdır. Bu yıl, Davos ve Arosa olmak üzere iki kapsül koleksiyonu piyasaya sürmekten heyecan duyuyoruz. Adını İsviçre’de kış sporları yarışmalarının oldukça popüler olduğu pitoresk kayak kasabasından alan Davos, benzersiz menteşe detayları ve bambu şakaklarıyla retro bir estetiğe sahip. Detaylara titizlikle özen gösterilerek hazırlanan bu kapsül koleksiyon, slalom, snowboard ve kayakla atlama gibi kış sporlarının heyecan verici dünyasından ilham alıyor. Her bir çerçeve, eko-asetat malzemelerden üretilmiş iğne uçları, karmaşık bir şekilde oyulmuş saplar ve ön kısımdaki ince süslemeler gibi özel dokunuşlara sahiptir. Eylül ayında, tatillerimizi sık sık geçirdiğimiz bir başka büyüleyici İsviçre kayak köyünden esinlenerek Arosa koleksiyonunu piyasaya süreceğiz. Bu özel koleksiyonda, gözlük meraklıları için lüks ve dayanıklı bir seçenek sunan titanyumdan üretilmiş çerçeveler yer alacak.
Alexander Wintsch’te sizin için en özel tasarımlar hangileridir ve neden?
Alexander Wintsch’te bizim için en özel tasarımlar şüphesiz Icon koleksiyonunda yer alıyor. Bunlardan en ikonik olanları AW6145 Sulegg ve AW6144 Grunhorn’dur. Bu iki modelden ilham alan daha fazla seri geliştirmek için sürekli çalışıyoruz. Bununla birlikte, tasarımcımız Alexander’ın kişisel favorisi AW20155 Bernnina kadın modelidir.
Türkiye’de distribütörlüğünüz aracılığıyla temsil ediliyorsunuz. Bu işbirliğinin Alexander Wintsch markasına katkıları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Optiser’in Türkiye’deki tek yetkili distribütörümüz olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Silmo Paris fuarına ilk ziyaretim sırasında meraklı kişiler standımıza yaklaştı. Pazardaki diğer markalardan sıyrılan retro bir marka arıyorlardı ve küçük, gözden uzak bir stantta bile olsa bize ilgi gösterdiler. Onların sayesinde marka sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da büyüdü. Markanın önemli bir yere gelebileceğine dair bana güven aşıladılar. Bugün 15’ten fazla ülkede temsil ediliyoruz ama şüphesiz en iyi temsil Türkiye’de. Gelenek, aile ve moda değerlerimizi paylaşıyorlar. Ayrıca, Türkiye’de pazara özel modelleri var ve her zaman en son trendleri takip ediyorlar.
Türkiye’de gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda temsil edilen markalardan biri olarak fuarı ve fuarın eriştiği coğrafyadaki varlığınızı nasıl değerlendirirsiniz?
Markamız için böylesine önemli bir etkinlik olan Silmo İstanbul Optik Fuarının bir parçası olmaktan onur duyuyoruz. Fuara bizzat katılarak, markamızın temsil edilme ve en yeni koleksiyonlarımızı sergileme konusundaki yetkinliğine şahit oldum. Fuarın yönetim ekibi bu konuda mükemmel bir iş çıkarıyor. Fuardaki varlığımız bize sektör liderleri ve potansiyel müşterilerle bağlantı kurmak için değerli fırsatlar sunarken, aynı zamanda Türkiye pazarının gelişen trendleri ve tercihleri hakkında içgörü kazanmamızı sağlıyor. Türkiye’nin hızla genişleyen bir pazar olduğu göz önüne alındığında, bu fuara katılmak büyüme fırsatlarından yararlanmamıza ve bu bölgedeki marka varlığımızı güçlendirmemize olanak sağlıyor.

Nisan 2024

Dita

 

Lüks marka, zanaatkarlıktan ödün vermediği, gelişmiş cam teknolojisine sahip süper rahat ve yüksek kaliteli Dita Lancier koleksiyonuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Dita 1995’ten bu yana gözlüğü geleneklerinin ötesine geçerek yeniden keşfetti ve cesur karakter çerçevelerinden yenilikçi teknoloji aracılığıyla zamansız şekillerin yeni yorumlarına kadar çeşitli ürünlerle gizli bir lüks yarattı. Tasarım alanında 25 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren ve üretimin en üst seviyelerinde yer alan ortaklarıyla Dita’nın uzmanlığı benzersizdir ve optik inovasyonda gerçek bir lider olarak imrenilen bir itibar kazanmıştır. Özellikle altın ve siyahın çarpıcı tonlarındaki farklı ve cesur tasarımlarıyla tanınan Dita, önde gelen bir gözlük markası olarak adından söz ettiriyor. Marka geçtiğimiz yıl, çağdaş yeteneği ve zahmetsiz şıklığıyla büyüleyen Dita Lancier koleksiyonunu tanıttı. Dita Başkan Yardımcısı Drew Oppermann ile Dita Lancier koleksiyonunu diğerlerinden ayıran benzersiz özellikler hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Drew, Dita’yı bir gözlük markası olarak tanıtmaya gerek yok. Ancak bize bu lüks markanın felsefesi hakkında bilgi verebilir misiniz? Dita ürünlerini öne çıkaran nedir?
Dita’da yaptığımız her şeyde bireyselliğe ve statükoyu yıkmaya inanıyoruz. Dita markası tek bir kategoridir ve ürünlerimizden ödün vermeyiz. Yalnızca, olağanüstü ve benzersiz yetilerini nesilden nesile aktaran usta zanaatkarlara sahip en iyi Japon fabrikalarıyla çalışıyoruz.

Dita Lancier’i lanse etmekteki motivasyonunuz neydi?
Dita Lancier koleksiyonumuzu geçen yıl biri güneş gözlüğü diğeri optik olmak üzere iki yeni konseptle yeniden lanse ettik. Koleksiyonun motivasyonu, aynı zamanda şık, süper rahat, yüksek kaliteli bir ürün isteyen tüketiciye hitap eden gelişmiş güneş gözlüğü cam teknolojisine sahip bir marka başlatmaktı. Ardından, özel üretim yöntemleri ve Japonya’dan en iyi malzemeleri kullanarak inanılmaz derecede hafif, minimalist ve modaya uygun olağanüstü bir optik koleksiyon ekledik.

Dita Lancier koleksiyonunun ürün tasarımı ve kullanımı açısından klasik Dita koleksiyonundan farkı nedir?
Dita koleksiyonu, birçok stilde kendine özgü siyah ve altın kombinasyonları da dahil olmak üzere birçok cesur şekil ve renkle güçlüdür. Dita Lancier koleksiyonu ise olağanüstü rahatlığı, giyilebilir şekilleri ve toprak tonları ile modaya uygun ve hafiftir.

Dita Lancier’de gördüğümüz tasarımlardan bazıları nelerdir?
Dita Lancier koleksiyonunda geniş bir tasarım yelpazesi bulacaksınız. Optik tarafta hem yüksek kaliteli titanyum hem de Japon asetatından klasik, modaya uygun ve retro şekillerin bir kombinasyonuna sahibiz. Güneş gözlüğü koleksiyonumuz, karışık malzemeler ve özel özellikler kullanan çeşitli navigatör, pilot, modifiye yuvarlak ve kare şekiller içeriyor.

Dita Lancier aynı zamanda bir spor ortamında konumlanıyor. En çok hangi sporla ilişkilendiriliyorsunuz?
Dita Lancier güneş gözlüğü koleksiyonu başlı başına bir spor güneş gözlüğü koleksiyonu değil. Dita Lancier aktif bir yaşam tarzı güneş gözlüğü markasıdır. Tescilli güneş camlarımız çeşitli aktiviteler için inanılmaz derecede iyi çalışıyor.

Yüksek kaliteli bir görsel deneyim özellikle önemlidir. Camlarınızı diğerlerinden ayıran nedir?
Güneş gözlüğü camlarımızın özel renk tonu formülleri, son derece yüksek kaliteli AR kaplama ve uygulanabildiği yerlerdeki polarizasyon ile birleştiğinde camlarımızı benzersiz kılıyor. Her 3 camın da netliği ve renk kontrastı rakipsizdir. Farkı deneyimlemek için bir Dita Lancier güneş gözlüğünü denemeniz yeterlidir.

Land (Kara), Sea (Deniz) ve Air (Hava) arasında ayrım yapıyorsunuz. Land aktiviteleri için camların özellikleri nelerdir?
Land camımız tam polarizasyon ve yüksek kontrastın en iyi kombinasyonudur. Dita Lancier Land camı, doğal derinlik algısını tamamen korurken göz kamaştırıcı parlamayı önemli ölçüde azaltarak günlük aktivitelerin gerçeklerini karşılar. Yol ve patika ortamları için kahverengi polarize Land cam kırmızılar, yeşiller ve sarılarla kontrast oluşturur. Tam polarizasyon ve yüksek kontrast, daha fazla netlik sağlayarak canlı renkleri ortaya çıkarır ve karada optimum görünürlük sağlar.

Sea kategorisini diğerlerinden ayıran nedir?
Sea camlarımız plaj, tekne, yelken, balıkçılık gibi tüm su aktiviteleri için parlamayı azaltmada en üst seviyeyi sunar. Dita Lancier Sea camı, açık suda ve çevresinde kontrasttan ödün vermeden yansıyan yüzey parlamasının çoğunu ortadan kaldıran tamamen gömülü polarizasyon teknolojisine sahiptir. Bu gri cam, okyanus ve gökyüzünün mavi arka planına karşı kırmızılar ve cilt tonlarıyla kontrast oluşturur. Maksimum polarizasyona sahiptir.

Peki ya Air kategorisi?
Air camlarımız, tüm ışık koşullarında derinlik algısından ödün vermeden maksimum kontrast için polarize değildir. Bu camlar sadece yürüyüş, kayak ve dağcılık için değil, aynı zamanda polarize cam takamayan pilotlar için de mükemmeldir. Geliştirilmiş kontrast ve derinlik algısı sayesinde golf, hentbol veya tenis gibi topa vurulan tüm sporlar için en iyi seçimdir.

Dita Lancier’de hangi malzemeyi tercih ediyorsunuz? Güneş gözlüğü ile optik gözlük arasında malzeme farkı var mı?
Aslında optik ve güneş gözlüğü arasında malzeme açısından çok fazla ayrım yapmıyoruz. Hem optik hem de güneş koleksiyonlarındaki tüm Dita Lancier metalleri yüksek kaliteli titanyumdur. Her ikisinde de standart asetatlardan daha uzun süre kürlenen Japon asetatları kullanıyoruz. Bu seçimimiz asetatın kırılmadan daha ince olmasını ve deforme olmadan daha aşırı sıcaklıklara dayanmasını sağlıyor. Tek fark, sadece güneş koleksiyonumuzda daha atletik güneş gözlükleri için süper hafif bir naylon malzeme kullanıyor olmamızdır.

Kaynak: Spectr

Mart 2024

Lagom Optik

LAGOM OPTİK
Kararında ve Doğru

Silmo İstanbul’un her geçen yıl daha büyük bir hizmet alanı ve katılımcı sayısıyla büyümesi, sektördeki yenilikleri takip etme ve iş birlikleri kurma fırsatlarını artırmaktadır.

Merhaba Ece Hanım & Melih Bey. Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Ece Derman:
Merhaba, 1987 yılında Bursa’da doğdum. İşletme eğitimimle başladığım kariyerim, 12 yıl boyunca iki farklı global perakende mağazasında görsel yönetici pozisyonlarında çalışmalarım ile devam etti. Eşimin optik sektöründeki deneyiminden ilham alarak hayatımda yeni bir sayfa açmaya karar verdim. Eşim ile birlikte optisyenlik bölümünü okuyarak mezun olduk. 2023 yılının Nisan ayında kendi optik mağazamızı açtık.

Melih Derman: Merhaba, 1987 yılında Bursa’da doğdum.  2010 yılında Bursa’da yerel bir optik mağazasında çalışmaya başlayarak sektördeki ilk deneyimimi edindim. Burada geçirdiğim 13 yıllık süre boyunca gözlük modelleri, cam teknolojileri ve müşteri ihtiyaçları konusunda derinlemesine bilgi sahibi oldum. Bu süreçte sektörümüzdeki gelişmeleri yakından takip ederek, yeni teknolojilere ve trendlere hakim olmaya çalıştım. Yeni açtığımız mağazamızda dostlarımıza ve müşterilerimize hizmet vermekteyiz.

Lagom Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Kuruluş felsefemizde, sağlık ve modanın gözlük sektöründe ayrılamaz bir ikili olduğunu vurgulayarak ticari mağazalardan farklı bir yaklaşım benimsemek istedik. Bizler, mağazamızı ziyaret edenleri sadece müşteri olarak değil, aynı zamanda bizden destek ve yardım almaya gelen kişiler olarak görüyoruz. Görselliğin ön planda olduğu bir sektörde, sağlık ve modayı birleştiren konsept bir mağaza oluşturma hedefimiz doğrultusunda, modern teknolojileri en iyi kaliteyle birleştirerek mağazamızda mükemmel bir hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Bilgisayar destekli dijital odak alma makineleri gibi yenilikçi teknolojileri de kullanarak desteğimizi isteyen kişilerin ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazamızda en çok satışı yapılan marka ayrımını yapmak bizim adımıza doğru bir yaklaşım olmayabilir çünkü her marka bizim için gerçekten değerli. Biz mağazamızda marka ayırt etmeksizin kişinin yüzüne yakışan, sağlık ve konfor anlamında da rahat edeceği gözlük modeli hangisi ise o markaya yönlendirmeye çalışmaktayız. Çünkü kişinin bütçe ve isteklerine göre sunduğumuz marka tercihimiz de değişebiliyor. Bu yüzden geniş bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü koleksiyonu sunmaktayız. Tom Ford, Prada, Miu Miu, Giorgio Armani, Emporio Armani, Burberry, Moschino, Dsquared2, David Beckham, Ray-Ban, Garrett Leight California, Yohji Yamamoto, Oliver Peoples, Kaleos, Mooshu, Vanity Effect, Snob Milano, Kyme, Mykita, French Retro, Entourage Of 7, Markus T, For Art’s Sake London, Vycoz, Frank Custom, Hally & Son, UDM Unique Design Milano, Movitra, Bust Out, Projekt Produkt örnek verebileceğimiz markalardan.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızın ismi Lagom İsveççe bir kelime olup “Ne çok az ne çok fazla. Tam kararında” yani kısaca “dengeli” anlamına geliyor. Dengeli yaşama sanatını mağazamızda bulundurduğumuz ürün çeşitliliğimize de yansıtmak bizim için önemli. Her segment ürüne mağazamızda yer veriyoruz. Geniş bir ürün yelpazesi sunarak farklı müşteri ihtiyaçlarına hitap ediyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Lagom Optik olarak mağazamızdaki değişiklikleri ve kampanyaları müşterilerimize ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden duyuruyoruz ve buna önem veriyoruz. Facebook ve Instagram sayfalarımız aracılığıyla düzenlediğimiz kampanyaları ve mağaza içi yenilikleri paylaşıyor, yeni gelen gözlükler hakkında bilgilendirme paylaşımları yaparak müşterilerimizle etkileşimde bulunuyoruz. Böylece hızlı, etkili ve güncel bir iletişim sağlayarak müşteri memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz.

Cadde mağazaları mı yoksa Avm içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Aslında cadde mağazacılığı ve Avm mağazacılığı da mağazamıza tam anlamı uymuyor. İlk önceliğimiz klasikleşmiş optik mağaza kültüründen sıyrılarak mağazamıza benzersiz bir karakter katmak ve enerjisini yüksek tutabileceğimiz bir ortam hazırlamaktı. Bulunduğumuz konum Bursa’nın en işlek ana hatlarından birisi yani yaya trafiğinin az olduğu fakat araç trafiğinin yoğun olduğu bir konum. Bizim bu konumu tercih sebebimiz olası vakit kaybımızı önleyerek koruduğumuz enerjimizi, mağazamıza alışveriş yapmaya gelen dostlarımıza ve müşterilerimize harcayarak en iyi hizmeti sunmaktı. Yaya trafiğinin yoğun olmasındansa mağazamızı şehir içine adapte ederek görünürlüğü artırmayı tercih ettik. Bunlar klasikleşmiş mağazacılık anlayışına ters olsa da araç ile gelen müşterilerimize sunduğumuz geniş otopark imkanımız mevcut ve toplu ulaşım ile gelmek isteyen müşterilerimiz için de şehrimizde bulunan metro hattına yürüme mesafesindeyiz. Böylelikle müşterilerimize kolay erişim sağlama ve mağazamızı şehir yaşamının içine entegre etme avantajına sahip olduk.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Lagom Optik olarak perakende sektöründe fiyat rekabetinin önemli olduğunun farkındayız, ancak önceliğimiz her zaman iyi ve kusursuz hizmet sunmak. Müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak, kaliteli ürünler ve uzmanlıkla desteklenen bir alışveriş deneyimi sağlamak bizim için önceliklidir.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Lagom Optik olarak kendi gelişimimizi bireysel olarak yönetiyoruz. Optik sektöründeki değişiklikleri ve yenilikleri takip etmek, mağazamızı tercih edenlere en iyi hizmeti sunabilmek adına sektördeki gelişmeleri anlamak için çeşitli online kaynakları ve sektör bilgilerini aktif olarak kullanıyoruz. Çeşitli online eğitimler ve sektörel etkinliklere katılarak kendimizi sürekli olarak güncelliyor ve geliştiriyoruz. Ayrıca optik cam firmalarından yetkili arkadaşlarımızın belirli periyotlarda mağazamıza uğramalarını ve cam teknolojileri hakkında sunum yapmalarını istemekteyiz. Böylelikle edindiğimiz bilgileri taze tutuyor ve yeni teknolojik bilgiler ediniyoruz. Mağazamızı daha rekabetçi kılabilmek ve en iyi optik deneyimi sunabilmek adına bilgi ve yeteneklerimizi artırmaya odaklanıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Lagom Optik olarak Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın 10. yılında yaşanan gelişmeleri ve büyümeyi çok olumlu görüyoruz. Fuarın her geçen yıl daha büyük bir hizmet alanı ve katılımcı sayısıyla büyümesi, sektördeki yenilikleri takip etme ve iş birlikleri kurma fırsatlarını artırmaktadır. Fuar, sektördeki dinamizmi ve yenilikleri bir araya getirerek bize ilham veriyor ve müşterilere daha iyi bir hizmet sunma yolunda bize rehberlik ediyor.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 youreyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Derginizin dijital platforma geçişi, okuyucularınıza daha hızlı ve etkileşimli bir deneyim sunma potansiyeli taşıyor. 4 your eyes’in güçlü varlığının ve başarılarınızın devamını diliyoruz.

Mart 2024

Optic844

OPTIC 844

Giderek Güçleniyor

“Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor.”

Merhaba Volkan Bey. Öncelikle biraz kendinizden ve sektöre giriş hikayenizden bahseder misiniz?
Merhabalar. Üniversite hayatımı tamamladıktan ve sayısız önemli deneyim kazandıktan sonra, 2005 yılında eğitim ve satış koordinatörlüğünü yaptığım inşaat firmasının düzenlemiş olduğu WTA İstanbul Tenis Cup turnuvasına sponsor arama çalışmaları sırasında dönemin optik fuarını ziyaret ettim. Burada edindiğim kontaklar ve saha çalışmasının ardından dönemin önemli markalarından Tag Heuer’in Türkiye distribütörü olan Optimist Optik ile anlaşarak firmayı organizasyona sponsor olarak aldık. Organizasyon öncesi ve sırasında hem Optimist Optik hem de firmanın ajans işlerini yürüten Gökhan Şahinler ve Banu Baran ile mesai yapma şansım oldu. Organizasyonun ardından Optimist Optik’te Eğitim ve Pazarlama koordinatörü olarak sektöre giriş yapmış oldum. Uzun süredir keyifle içerisinde olduğum ve çok önemli firmalarda çalışma şansı bulduğum ve bu uzun yolun sonunda kendi firmamı kurduğum optik sektörüne girmem konusunda yönlendirmeleri için kendilerine çok teşekkür ederim.

Woodys ve Randolph gibi önemli markaların Türkiye distribütörlüğünü yürütüyorsunuz. Markalar ile ilgili okurlarımıza neler aktarabilirsiniz?
Randolph aslında uzun yıllardır göz önünde olan sinema, TV ekranlarında sıkça gördüğümüz ama Avrupa pazarında dahi olmamasından ötürü, daha az bilinen çok özel güneş gözlüklerine sahip markamızdır. 51. yılını dolduran firma son 41 yıldır Amerikan ordusunun tek tedarikçisi konumdadır. Bu durumun sebebi güneş gözlüğü camlarının ekstra özellikleri ve askeri dayanım standartlarına uygun özel metal kaplamalarıdır. Randolph güneş gözlükleri koleksiyonunun önemli bir kısmı mineral camlı ürünlerden oluşmaktadır. Mineral camların abbe değeri ve kontrast konusundaki avantajlarına ek olarak camların tamamında mavi ışık blokajı bulunuyor. Camlar darbelere karşı ekstra dayanaklı olmakla beraber her biri yandan ve arkadan gelen yansımaları önleyen özel bir kaplamaya sahiptir. Tüm güneş gözlükleri altın, gümüş, krom gibi metallerle özel olarak kaplanmakta ve Amerika’da üretilmektedir. Pek çok Hollywood yıldızının da günlük hayattaki tercihidir. Woodys ise bu yıl 10. yılını kutluyor ve her sene üzerine ekleyerek koleksiyonunu ve felsefesini geliştirmeye devam ediyor. Özel laminasyon teknolojileri ile benzersiz renkler ile harmanlanan, doğal bileşenlerden elde edilmiş asetatların 2 hafta buyunca fırınlanması ile benzersiz bir yapıda olan gözlükler optik konfor ve kullanım rahatlığı açısından son kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtmalarına yardımcı oluyor. Optik gereksinimler konusunda standart üstü bir yapıya sahip olan çerçeveler oldukça geniş bir model seçeneği ile optik müesseslerin müşterilerine konfor, kalite, tarz ve farklı olma duygusunu yaşatmayı amaçlıyor. Optik çerçeveler ile aynı özelliklere sahip güneş gözlükleri sap içlerindeki ‘Özel kişiler için tasarlandı’ sloganıyla uyumlu olacak şekilde farkını ortaya koyuyor.

Optic 844 markalarına yenilerini eklemeyi ya da kendi markalarını oluşturmayı düşünüyor mu?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz için öncelik temsilcisi olduğumuz iki markayı doğru şekilde konumlandırıp sektörün maksimumda faydalandığı ürünler haline getirmek. Bunun dışında sektördeki yeni marka ve teknolojileri yakından takip ediyoruz. Firmamız aslında ikili bir yapının parçası ve Optic 844 bir pazarlama firması. Dolayısıyla ülkemizde başarılı olacağını düşündüğümüz markaların farklı oluşumlar ile bünyemizde pazara sunulması da gelecek vizyonumuz içerisinde yer alıyor.

Optik sektörüne ne gibi farklılıklar ve yenilikler sunmayı hedefliyorsunuz?
Sektörümüzün potansiyelinin büyüklüğüne inanıyor ve gidilecek yolun çok uzun olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da bu düşünceye uygun çalışmalar yapmak istiyorum. Öncelikte bayilerimiz ve talep eden tüm sektör paydaşlarının da faydalanabileceği Prooptic eğitim alanımız ile sektörün gelişime katkıda bulunmayı amaçlıyorum. Sadece kendi markalarımızın özellikleri değil sektörün ihtiyaçlarına uygun 5 ana modülden oluşan bir eğitim programı hazırladım. Burada sektörün her alanda ihtiyacı olan yeni bilgileri paylaşabilmek ve işlerimizin sağlıklı büyümesini engelleyen bilgi kirliğini bir nebze de olsa temizlemek amacındayız. Kendini tanımayan insan kendini geliştiremez. Sattığı ürünleri tanımayan satıcıda kendini geliştiremez. Bu sebeple ürün bilgisine ve bu bilgilerin son kullanıcılara aktarılmasını sağlamaya çok önem veriyoruz ve bu hep önceliğimiz olacak. Sadece ürün satan değil sattırmayı da destekleyen, dedikodu değil bilgi üreten bir firma olmak önceliğimiz. Ayrıca sektörün ihtiyaçlarına uygun olarak bölgesel veya yapısal olarak uyum gösteren firmalara özel olarak farklı markaları da Türkiye pazarına sunmayı hedefliyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz, ürünle beraber eğitim ve bilgi akışını kesintisiz sürdürebilmek adına maksimum yıl sonuna kadar bu süreci tek başıma yönetmek durumdayım. Daha sonra bölgelerinde yerleşik ve aynı vizyona uygun çalışma arkadaşları ile ekibi genişleteceğiz. Efektif ziyaretler ve bu ziyaretlerin sıklığının önemine inanıyorum. Bayi ağımızı oluşturma aşamasının ardından yeni ekip arkadaşlarımızın sık ve efektif ziyaret gerçekleştireceği, benimde eğitimler ve bilgi paylaşımı konusunda daha çok mesai harcayacağım bir yapıyı oluşturmaya çalışacağız.

Sektördeki tecrübeniz ışığında Türkiye optik sektörünün bugünkü durumunu, gelişimi ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Sektörün son 19 yıldır büyümesine şahit olmuş ve öncesini de değerli büyüklerimizden sıkça dinlemiş biri olarak büyümenin hız kesmeden devam edeceğini düşünüyorum. Hatta potansiyelin yeterince iyi kullanılmadığını ve büyüme hızı ile atıl potansiyelin kullanmasının beraber gerçekleşeceği proje ve ekonomik oluşumlar ile çok daha iyi noktalara gelineceği fikrine sahibim. Tüketicilerin gözlük kullanmak ile ilgili bilinçlendirilmeleri, daha iyi gözlüklere ve camlara sahip olarak ekstra faydalara kavuşabileceklerini öğrenmeleri, ihtiyaçlarının doğru analiz edilerek birden fazla gözlük kullanmalarının hayatlarını olumlu yönde değiştireceği konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kendi adımıza bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Doğru bilinçlendirilmiş tüketicilerin sektörel hacme katkılarının önemli örnekleri var. Bu örneklerin çoğalmasının sektöre bir eşik atlatacağına inanıyorum.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Çok uzun yıllardır uluslararası fuarları takip ediyorum. Katılamadığım fuarların bile yeniliklerini ve gelişmelerini takip ediyorum. Bence bu fuarlar sektörümüzün ülkemizde nasıl gelişebileceği ile ilgili önemli bir kaynak. Ayrıca eksik olduğumuz alanların tespiti ve yurtdışında gözlük kullanma alışkanlıkları ile trendleri takip etmek konusunda olmasa olmaz bir durum. Ayrıca sektörün ürün çeşitliliğini görmekte küçük bir marka havuzuna takılıp kalmamak gerektiği konusunda bir ışık tutuyor.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Sektör ile tanışmam bir optik fuarı ziyareti ile olmuştu. Daha sonraki her fuarda katılımcı olma şansım oldu. Bu yıl da kendi firmam ve standımla keyifle Silmo İstanbul’u yaşadım. Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor. Potansiyelin tam değerlendirmediği bir ortamda rekabet ediyor olmanın dezavantajlarını ortadan kaldıran birleştirici bir organizasyon. Benim fuarla ilgili önceliğim hep ilişki, bilgi ve fikir geliştirmek temelli olmuştur. Bu yaklaşımla Silmo İstanbul’da geçirilen her anın, sonrasında iş gelişimine olumlu yansıyacak gelişmeleri barındırdığına inanıyorum. Ekonomik konjonktüre göre yıllık sonuçlar değişiklik gösterebilir ama sektörün bir arada olmasının hazzı değişmez. Artık eski alanlarına sığmayan fuar umarım ileriki yıllarda sektörün bir araya getirici unsuru olarak büyümeye devam eder. Ki bu yıl gerçekleştirilen ödül töreni de gelinen noktanın göstergesi olacak şekildeydi.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Yayıncılık pek çok alanda dijitalleşti. Sektör ile ilgili paylaşımları daha fazla insana ulaştırmak konusunda tarafsız yayıncılık ilkesini dijital ortama taşıyan 4 your eyes dergisini tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Mart 2024

Ündemir Optik

ÜNDERMİR OPTİK

ic! berlin ile eşanlamlı

Bu yıl onuncu kez gerçekleştirilen Silmo İstanbul, çok profesyonel, yenilikçi ve çağa ayak uyduran bir büyüme gösterdi. Bir parçası olmaktan çok mutluyuz.

Merhaba Gülçin Hanım & Ayşenur Hanım… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba. Ben Gülçin Ündemir, İstanbul Üniversitesi İktisat fakültesi mezunuyum ve sektörle ilk tanışmam Almanya’da yüksek öğrenimim sırasında ic! berlin’in iş ilanına başvurmam ile gerçekleşti. Öğrenimim sırasında yarı zamanlı olarak firmada işe girdim ve Türkiye’ye dönme kararı verdiğimde de şirket bana iş teklifinde bulundu. 2014 senesinde 6 aylık bir hazırlık sürecinden sonra Alman firmanın Türkiye ofisini açtık ve 2020 senesine kadar Türkiye’de yabancı sermayeli bir limited şirketi olarak satış ağımızı kurup ic! berlin markasını Türk Optisyenlere ve nihai tüketiciye tanıttık. Ülkenin zorlu ekonomik ve politik atmosferine rağmen giderek artan bir satış eğrisi, ürünümüze ve bizlere güvenen sevgili müşterilerimizin desteği ile başarı sağladık.
Firmanızı hangi amaç ve hedeflerle kurmaya karar verdiniz?
Kız kardeşim Ayşenur Ündemir ile beraber kendi firmamız Ündemir Optik‘i 2021 senesinde kurduk ve markanın distribütörü olarak faaliyetlerimize kaldığımız yerden devam ettik. Bizim açımızdan çok büyük bir değişiklik olmadı çünkü zaten Alman firmanın Türkiye temsilcileri olarak halihazırda son derece bağımsız bir ofistik. Bütün sorumluluk üzerimizdeydi ve yönetim bize aitti. Bu yüzden geçiş döneminde bazı resmi düzenleme ve başvurular harici bir değişiklik olmadı. Firmayı kurmaya Almanya’nın önerisi üzerine hızlıca karar verdik çünkü bugün itibarıyla 12 senedir marka ile ilişkimiz ve artan satış grafiğimiz bizi motive etmeye yeterliydi. Markayı ülkemizde tanıtmak ve başarı sağlamak için çok emek ve çaba harcadık ve amacımıza ulaştık. Üstelik artık distribütör olduğumuz için yeni markaları da bünyemize katma özgürlüğüne sahiptik. Fakat markaya olan inancımız sayesinde geçiş döneminde de maksimum eforu tek markaya harcamanın daha doğru olacağına karar verdik. Üç senenin ardından, yeni markalar ile anlaşma yaptık ve vizyonumuza ve çalışma presniplerimize uyan yeni, üst segment Avrupa markaları ile ürün portföyümüzü genişletmek için hazırız.

Hepimizin bildiği gibi ic! berlin markasının uzun zamandır Türkiye distribütörsünüz. Marka ile ilgili detaylı bilgi verir misiniz?
Almanya merkezli olarak 1996 senesinde kurulan ic! berlin markası, okuyucuların da bilebileceği gibi vidasız sap sisteminin mucidi bir markadır. Gözlüklerini esnek, vidasız, darbeye dayanıklı, paslanmaz Alman çeliği ve dayanıklı doğal kauçuk ve karbon gibi diğer materyallerden Berlin’de el yapımı üretiyor. Bir yaşam tarzı markası ve hatta yaşam tarzı markalarının arasında öncü nitelikte. İsmini veren Berlin şehrini tüm Dna’sında taşıyor. Lafın gelişi verilmiş bir marka ismi değil. Berlin’de 3 sene yaşamış ve senenin belli zamanlarını orada geçiren biri olarak markanın Berlin şehrinin tasarım dili ile nasıl bir paralellik gösterdiğine ben şahidim. Berlin sürekli evrilen, dönüşen, çok katmanlı bir Avrupa metropolü ve şehri çekici kılan bütün bu niteliklerini ic! berlin markasında görebiliyoruz. Markanın gelişim ve dönüşümünü izlemek benim için hep çok keyifli oldu. Çünkü hep daha iyiye ve ileriye dönük bir büyüme gerçekleştirdi. Almanların kültürlerinde de olan sağlamlıktan ve teknolojiden ödün vermeyişi, fonksiyon ve kaliteyi hep ön planda tutan tasarım anlayışı ve trendleri takip ederken kendi çizgisinden vazgeçmeyişi benim bakış açıma göre markanın takdire değer bir stratejidir.

ic! berlin’in 2024 yılı koleksiyonunu Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda tanıttınız. Geri dönüşler nasıldı?
Geri dönüşler son derece olumluydu. Koleksiyon hep daha iyiye gidiyor ve bu satışlarımıza birebir yansıyor. Çok satan bazı modellerimize alternatif yeni modeller eklendi. Marka ve firma ile olan yakın ilişkim ve onların çatısı altında uzun süre çalışmış olmanın avantajlarından biri; Üretim Müdüründen tasarımcılarına kadar diyalog içerisinde olmam. Bu sayede kendi pazarımın ihtiyaçları konusunda geri bildirimlerim dikkate alınıyor. Sadece bizim pazarımızda başarılı bulunan bazı yeni modeller koleksiyona eklendi ve bunun sonuçları da fuarda aldığımız güzel tepkiler oldu.

 

Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
ic! berlin markasını  teknolojik tasarım markası olarak tanımlıyoruz. Hafif, fonksiyonel, dayanıklı, kullanıcı dostu bir ürün. Son derece geniş olan koleksiyon kendi içerisinde çok iyi bir dağılıma sahip. Böylece premium segmentte, farklı stillere sahip olabilecek bir tüketici kitlesine hitap ediyor. Core Collection diye adlandırılan zamansız ve klasik tasarıma sahip bir ürün grubu, daha yenilikçi ve sıra dışı tasarımların oluşturduğu, modanın nabzını daha çok tutan bir ürün grubu; ünlü tasarımcılarla ve markalarla ortaklıklarımıza yer veren Mercedes Benz ve AMG ile işbirliklerimizin yer aldığı ürün grubu; farklı malzeme ve inovasyonlara yer verdiğimiz mühendislik harikası tasarımlarımızın bulunduğu ürün grubu ki örneğin karbondan üretilen yeni lansmanı yapılan patentli  carboflex koleksiyonumuz bu gruba ait. Tüm bu farklı ürün grupları tek  bir ortak noktada yani üstün kalite ve Berlinli olmak ile birleşiyor. Markamız öncelikle “İyi tasarım nedir? sorusunun cevabını bilen, bilmese de öğrenmeye hevesli ve açık son tüketiciye ve doğal olarak meraklı, işini seven, gelişime açık optik mağazalarına hitap ediyor. Kendimizi geliştirmeye ve sektörün vizyonunun genişlemesine katkı sağlamaya istekliyiz. Bu konuda idealist bir tavır sergilediğimizi düşünüyorum ve böyle olmasından memnunuz.
Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılıyoruz. Bu katılımlarımız yeni potansiyel müşterilerimizle ilk teması kurmamızda etkili oluyor. Türkiye’nin çoğu bölgesinde mağaza ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Markamızı belli bir süredir severek satan müşterilerimizi fabrika gezisine götürüp, ürünün hikayesini daha yakından tanımalarına olanak sunuyoruz ve bu genelde çok etkili olarak satışlara olumlu yansıyor. Bu bir yaşam tarzı ürünü olduğu için ürünü satan kişinin çok iyi tanıması ve dahası sevmesi gerekiyor. Bu sebepten aşırı yayılmacı bir satış politikamız yok. Bugüne kadar bu politikamızdan bir zarar görmedik. Markanın hikayesini anlatmak personeli eğitmek en sevdiğimiz ve en çok üzerinde durduğumuz şey. Buna açık olan, ortak bir strateji benimsemekte bizimle hemfikir olan, bizimle çalışmaya işbirliği gözüyle bakan Türkiye’nin her yerindeki optisyenlere keyifle hizmet vermeye ve destek olmaya açık ve ılımlıyız.
Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Elbette ediyoruz, Avrupa’daki tüm fuarlara katılım gösteriyoruz. Sektörün nabzını tutmak için gerekli ve keyifli buluyoruz bunu. Çünkü dünyaca ünlü bu büyük fuarlar küresel trendleri takip etmek ve iş fırsatları oluşturmak için çok önemliler diye düşünüyorum.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Bu yıl onuncu kez gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı çok profesyonel, yenilikçi ve çağa ayak uyduran bir büyüme gösterdi. Kendi başına çıktığı yola Parisli ortaklarıyla devam eden Silmo İstanbul gücünü sektör profesyonellerine tam anlamıyla kanıtlamayı başardı. Severek ve gurur duyarak bu büyüme ve gelişme hikayesini izliyoruz.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin çağa ayak uyması sevindirici ve bu bize de ilham veriyor. Dergideki haberler, röportajlar hep güncel ve büyük emek harcanarak hazırlanmış oluyor. Sektöre sağladığınız özverili emek için çok teşekkür ediyoruz.

Şubat 2024

As Optik Marmaris

AS OPTİK MARMARİS

Görsel Konfor & Estetik

Silmo İstanbul sektördeki gelişmeleri değerlendirmek ve iş birlikleri kurmak açısından önemli bir etkinliktir. Sektördeki profesyonellerle bir araya gelme imkanı tanımaktadır.

Merhaba Serhat Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, ben Serhat Yelmen 1984 İzmit doğumluyum. Marmaris’te yaşıyorum. As Optik Marmaris mağazasının kurucusuyum. Optisyenlik programı mezunu bir işletmeciyim ve gözlükçülük sektöründe 22 yıldır tutkuyla çalışıyorum. Bu alana ilgim çıraklıkla başladığım 2002 yılına dayanıyor. Çıraklık dönemimde gözlük dünyasına dair temel becerileri kazanma fırsatı buldum. Bu süreçte sektörün zenginliği ve gözlüklerin insanların yaşam kalitesine nasıl katkıda bulunduğu konusundaki bilinci edindim. Gözlükçülük, benim için sadece bir meslek değil, aynı zamanda insanların görsel konforunu ve estetik anlayışını geliştirdiğim bir alan haline geldi.
As Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
As Optik, 2011 yılında, gözlükçülük sektöründeki zengin deneyimlerim ve çıraklık dönemimden kazandığım temel becerilerle hayata geçti. Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, her müşterinin özel ihtiyaçlarına odaklanan bir anlayışla yola çıktım. Uzun bir dönem sektörü içeriden tanıma şansı buldum. 2011’de kendi mağazamı açarak, gözlük kullanıcılarının hem estetik hem de fonksiyonel ihtiyaçlarına uygun çözümler sunmayı hedefledim. As Optik’in temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri müşteri emniyetidir. Müşterilerine sadece gözlük satmak değil aynı zamanda görme sağlıklarına yönelik kaliteli çözümler sunmak amacıyla yola çıktım. Bu temel prensiplerle As Optik kişiselleştirilmiş gözlük deneyimleri sunan bir marka olarak büyümeye ve müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmaya devam ediyor.
Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Gözlük markalarını seçerken birincil odak noktamız kalitedir. Dayanıklılık, görsel görüntü ve güneş gözlüklerinde UV koruması gibi teknik özellikleri dikkate alırız. Ayrıca, tasarım ve modaya uygunluk da müşterilerimizin beklentilerine cevap vermede önemli bir faktördür. Markalarımızın sağladığı satış sonrası destek ve garanti politikaları da müşteri memnuniyetini güvence altına almak adına değerlendirdiğimiz unsurlar arasında yer alır.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Designer markalara olan talep her geçen gün artmaktadır. Müşterilerimiz, öne çıkan tasarımları, kaliteli malzemeleri ve prestijli bir imajı sevdikleri için bu markalara ilgi göstermektedirler. Bu talebe cevap vermek adına, mağazamızda çeşitli designer markalarının koleksiyonlarına geniş bir yer ayırıyoruz ve müşterilerimizin modaya uygun ve kaliteli ürünlere kolayca ulaşmalarını sağlıyoruz.
Müşterilerinize satış sonrası verdiğiniz hizmetler nelerdir? Bu hizmetler sizce gelecek satışlarınızı ne yönde etkiliyor?
Müşteri memnuniyetini sürdürmek için satış sonrası hizmetlere özel bir önem veriyoruz. Garanti süreçleri, onarım imkanları ve danışmanlık hizmetleri müşterilerimizin gözlük deneyimini sorunsuz hale getirmek adına kapsamlı bir destek sunmamıza olanak tanır. Bu hizmetlerin kalitesi, müşteri sadakatini artırarak gelecek satışlarımızı olumlu etkiler.
Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Mağazamızda gerçekleşen değişiklikleri ve düzenlenen kampanyaları müşterilerimize aktarmak için çeşitli kanalları kullanıyoruz. E posta bültenleri, sosyal medya platformları ve mağaza içi bilgilendirme materyalleri müşterilerimizi yeniliklerden haberdar etmede etkili araçlardır. Bu sayede müşterilerimizle güçlü bir iletişim kurarak onların beklentilerine daha iyi yanıt veriyoruz.
Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Sektördeki rakip firmaların fiyat stratejilerini müşteriye sundukları hizmetleri dikkatlice analiz ediyoruz. Bu, benzer ürün ve hizmetleri sunan diğer markaların fiyatlandırma stratejilerini anlamamıza ve rekabet avantajlarını belirlememize yardımcı oluyor. Perakende sektöründe fiyat rekabeti önemlidir, ancak bizim için en önemli olan müşterilere sağladığımız değerdir. Kaliteli ürünler, güvenilir hizmet ve uygun fiyatlar birleştiğinde müşterilerimiz memnun kalır. Bu dengeyi sağlayarak hem rekabetçi kalır hem de müşteri sadakatini güçlendiririz. Temennimiz pazardaki tüm meslektaşlarımızın adil ve rekabetçi fiyatlandırmayı sağlayıp sektörümüzü hak ettiği seviyeye taşımasıdır.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Personelimizin bilgi düzeyini ve becerilerini sürekli olarak güncel tutmak adına sektör içi eğitimlere ve satış bilgilendirmelerine önem veriyoruz. Bu eğitimler, yeni koleksiyonları etkili bir şekilde tanıtmak, teknik sorulara doğru yanıtlar vermek ve müşteri memnuniyetini artırmak için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmak açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca müşteri ilişkileri ve iletişim konularında düzenli eğitim programları düzenleyerek personelimizin profesyonelliklerini sürdürmelerini sağlıyoruz.
Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Gözlük kullanımının artırılması birçok paydaşın işbirliği içinde çalışmasını gerektirir ve toplum genelinde sağlıklı bir göz alışkanlığı oluşturmak için çeşitli stratejilerin bir araya getirilmesini gerektirir. Sağlık kuruluşları, optik firmaları ve devlet kurumları okullarda, online ve diğer görsel platformlarda bilinçlendirme kampanyaları yapabilir. Perakende mağazalar belirli dönemlerde ve özel günlerde gözlük alımına yönelik indirim ve kampanyalar düzenleyebilir. Sağlık profesyonelleriyle işbirliği yapılarak göz sağlığı uzmanları düzenli göz muayeneleri yaparak ihtiyaç duyulan gözlük kullanımını belirleyebilir. Optik markaları, moda endüstrisi ve pazarlama ekipleri gözlük kullanımını modaya uygun hale getirerek genç yaş grupları arasında popüler hale getirecek tasarımlar yaparak bu konuda öncü olabilir. Sivil toplum kuruluşları, sağlık kuruluşları ve devlet destekli programlar aile ve toplum bilincini artırmaya yönelik eğitim programları düzenleyerek gözlük kullanımının genel bir aile alışkanlığı haline gelmesine katkı sağlayarak bu konuda etkin olabilir.
Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Uluslararası optik fuarları ve sektörel gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu fuarlar sektördeki yenilikleri, yeni teknolojileri ve modayı görmek için önemli birer platformdur. Bu bilgileri işimize entegre ederek, müşterilerimize her zaman en güncel ve trend ürünleri sunmayı hedefliyoruz.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, sektördeki gelişmeleri değerlendirmek ve iş birlikleri kurmak açısından önemli bir etkinliktir. Fuar, sektördeki diğer profesyonellerle bir araya gelme ve iş birliği fırsatları yaratma imkanı tanır. Bu tür fuarlar sektördeki gelişmeleri ve müşteri taleplerini anlamak adına bize önemli bir perspektif sunar. Bu sebeptendir ki 10.su düzenlenen Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın her yıl bir önceki yıldan güzel geçmesini temenni ediyorum.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital yayıncılık sektördeki gelişmeleri takip etmek ve müşterilere yönelik özel içerikler sunmak için harika bir araçtır. 4 your eyes’in dijital yayıncılıkla okuyucu kitlesini çoğalttığını ve geniş erişim imkanları avantajları beraberinde getirerek sektörde de daha etkili olduğunu düşünüyorum.

 

Şubat 2024

Hug Spectacles

Lükse Yeni Dokunuş

Lüks Alman markası Hug Spectacles, estetiği temel unsurlara indirgeme konusundaki nadir yeteneği sayesinde abartısız şıklığın öncülerinden biri olarak kabul ediliyor.

Alman lüks gözlük markası Hug Spectacles, sürdürülebilir malzeme ve hammadde kullanımına büyük önem verirken, zamansız tasarım konseptlerini uyguluyor. Popüler çizgilerden ve abartıdan uzak minimalist çerçeveleriyle, detaylara gösterilen özeni ve tutkuyu yansıtıyor. Hug’ın Ortak Kurucularından Thomas Hobmaier ile marka hakkında merak edilenlere dair yapılan röportajı sunuyoruz.

Hug, gözlük dünyasında uzun geçmişi olan Frederic Utz ve Jochen Gutbrod ile birlikte sizin tarafınızdan kuruldu. Kendi gözlük şirketinizi kurmak istemenize ne sebep oldu?
Fred ve ben on yıl boyunca Heidelberg’de Steingasse 14’te birlikte bir mağaza işlettik. Mağaza için ne zaman gözlük seçsek, genellikle aynı anda aynı gözlüğü alırdık. Çok benzer bir estetik duyarlılığımız olduğunu fark ettik, her zaman aynı modellere ve renklere hızla karar verdik. Fred yıllardır kendi gözlüklerimizi yapmamız gerektiğini söylüyordu, böylece sonunda her şeyi istediğimiz gibi yapabilecektik. Jochen’i de aramıza aldıktan sonra gereken tüm becerilere sahip olduk. Tasarımcı, marka oluşturucu ve lider ruhlu iş insanı olarak eksiksizdik; üçümüz de estetik, sade ve kaliteli gözlükler üretmek istiyorduk.
Hug’da yaptığınız işi üçünüz nasıl bölüşüyorsunuz? Günlük üstlendiğiniz rol nedir?
Fred esas olarak tasarımla ilgileniyor. Ayrıca sosyal medya varlığımızın görünümü gibi projelerle de ilgileniyor. Jochen ürünlerimizi hayata geçiriyor; tüm bileşenlerin oluşturulması, tedariki ve dağıtımı ile bitmiş ürün depomuza gelene kadar üretimle olan yazışmalarla ilgileniyor. Ayrıca, özellikle teknik detaylar söz konusu olduğunda, gözlük yapımında en büyük uzmanlığa sahip. Ben marka oluşturma ve satışla ilgileniyorum. Tasarımlarımız söz konusu olduğunda, benim zayıf noktam kesinlikle renk seçimidir. Her tasarım bir etkileşimdir ve her zaman her şeyi birlikte sonuçlandırırız. Tasarımdan başlayarak sonuca ulaşana kadar her açıyı ve detayı inceliyor ve ayarlıyoruz. Aynı şekilde, renk seçimi ve doğru gözlük stilini vurgulamak için gümüş veya altın eklentilerin eklenip eklenmeyeceğine karar vermek de işbirliğimize dayalı bir süreçtir. Herkesin kendi öncelikleri vardır ve bunlar bireysel kararlara yansır.

Çerçeveleriniz zamansız bir niteliğe sahip; ilham kaynaklarınız nelerdir?
Bu anlamda ilham almak pek gerekli değil, çünkü hepimiz tam olarak bize uygun olanı uygulamak istiyoruz. Mantıken, bu bir yıl diğerinden farklı görünüyor. Çünkü sürekli gelişiyorsunuz ve başınıza gelen her şeyden etkileniyorsunuz. Bir şeyi büyük bir şekilde bir araya getirmek zorunda kalmadan içinizden çıkmazsa, gerçek olamaz. Buna karşılık, her zaman havalı olduğunu düşündüğünüz şeyleri uygularsanız, bunun otomatik olarak her zaman gelişeceğine ve özgün kalacağına, dolayısıyla bağımsız ve heyecan verici olacağına inanıyoruz.
Robert Johnson’dan Gladys Bentley’e, her çerçeve adını bir blues efsanesinden alıyor. Bize bu blues öncülerinin markayı nasıl etkilediğinden söz eder misiniz?
Fred kendisi de gitar çalıyor ve bu eski blues sound’unu seviyor ve ilk koleksiyonu tasarlarken eski plaklarını çok dinledi. Başlangıçta bunlar farklı modeller için sadece çalışma isimleriydi, ancak Fred’in asetat gitar penasını masaya koyduktan sonra bunun bir perçin için güzel bir şekil olduğunu düşündük. Ayrıca, hepimiz müziği seviyoruz. Müzik hemen bir duyguyu aktarıyor ve blues pek çok farklı müzik tarzının temelini oluşturuyor. Bu yüzden ilk koleksiyonumuzu oluşturmamızla oldukça iyi bir uyum sağladı ve bu blues temeline sahip oluşumuz, başka güzel müzik temaları ve koleksiyonları hazırlayabileceğimiz anlamına geliyor.

Tüm gözlükleriniz Almanya’da üretiliyor. Bu da markanız için ödün vermeyeceğiniz bir diğer özellik mi?
İstediğimiz sonucu elde etmek için üretime yakınlığa ve kaliteye ihtiyacımız var. Benzer bir hassasiyetle çalışabilen ve bu kadar güzel yüzeyler üretebilen başka kimsenin olduğunu düşünmüyoruz.
Gözlük çok spesifik bir ürün ve bir kişiye uygun olan model, bir başkasına uygun olmayabilir. Modellerinizi nasıl tasarlıyorsunuz? Aklınızda bir yüzle mi başlıyorsunuz?
Hayır, her zaman aklımızda uygulamak istediğimiz bir stil var. Bu bize aynı zamanda büyük mü küçük mü, kadınsı mı erkeksi mi yoksa uniseks bir varyant olarak mı çalışacağını da söylüyor. Elbette, çeşitli boyutlarda çok iyi çalışan şekillerimiz var. Aksi takdirde koleksiyon içinde güzel bir denge olmasına dikkat ediyoruz.
Hug için sırada ne var? Şu anda üzerinde çalıştığınız ve hakkında konuşabileceğiniz yeni süreçler ya da fikirler var mı?
Çekmecelerimizin içinde gerçekten uygulamak istediğimiz pek çok fikir ve yeni proje var. Ancak bunu her zamanki kalitemizde tutarlı bir şekilde yapmak doğal olarak zaman alıyor ve bir şey hakkında ancak istediğimiz şekilde gerçekleştirilebileceğinden kesinlikle emin olduğumuzda somut olarak konuşmayı öğrendik.

Kaynak: Seen Journal

Şubat 2024

Soho Optik

SOHO OPTİK

Teknoloji ve Moda Bir Arada

“Silmo İstanbul gibi fuarların sektördeki gelişmeleri takip etmek ve yeni iş bağlantıları kurmak için çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Barkın Bey. Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörüne giriş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Merhaba, 2002 İstanbul doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Sev Özel Amerikan Koleji’nde, lise eğitimimi Saint Joseph Lisesi’nde tamamladım. Şu anda Özyeğin Üniversitesi’nde Makina ve İnşaat çift ana dal ayrıca Işık Üniversitesi’nde de Optisyenlik okuyorum. Küçük yaşlardan beri kendi işini kurmak isteyen biri olarak sektörleri inceledim. Kontakt lenslerin, lazer ameliyatlarının, göz içi lens ameliyatlarının ve hele hele akıllı lens ile yapılan göz içi ameliyatlarının optik sektöründe talebi ciddi şekilde azalttığını, insanlık tarihinde gözlerimizi en yoğun kullanma döneminde olduğumuzu, teknolojinin ilerlemesi ile teleskopik camların, prizmatik camların, mavi ışık blokajlı bilgisayar karşısında kullanılan camların uygulama alanına çok daha fazla girdiğini ve gireceğini, küresel ısınmadan dolayı da güneş gözlüğü ihtiyaçlarının artmakta olduğunu tespit ettim. Makina Mühendisliği ve Optisyenlik yönümü birleştirerek, bu yeni dönemde çok nitelikli optik uygulamalar yapabileceğimi de hesaba katarak bu sektöre giriş yaptım.
Soho Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Bu sektörün en büyük duayenlerinden Özlem Arafal’dan 1,5 yıl danışmanlık hizmeti aldım. Sonrasında sektörde butik mağazacılık konusunda muazzam deneyime sahip Özlem Öz hanımı kadromuza kattık ve 8 ay kadar da ondan danışmanlık aldık. Mağazamızı açtıktan sonra ise yine önemli isimlerden İskender İrdal’ı ekibimize katma şansımız oldu. Hayatımın en büyük şansı diye gördüğüm bu üçlünün yaratıcılıkları ile zorlukları aşıp, sevgi ve saygıyı en önemli değer olarak benimseyerek hep beraber mutlulukla yolumuza yürüyoruz ve yine birlikte çok daha büyük yollarda ilerleme hedefindeyiz.
Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Koleksiyonumuz, moda markalarının yanı sıra müşterilerimiz tarafından sıkça talep edilen teknoloji ile modayı buluşturan özel markalardan ve son yıllarda oldukça popüler olan designer markalarından oluşmaktadır. Bu doğrultuda optik ve güneş gözlüğünde en çok satışını yaptığımız markalar Lunor, Tavat, Kador, Oliver Peoples, Lool gibi designer markaları ve Serengeti, Etnia Barcelona, Prada, Miu Miu gibi popüler markalardır.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızda farklı segmentlerde her zevke ve her tarza uygun seçenekler sunuyoruz.        Ürünlerimiz sadece gözlük değil birer moda beyanıdır. Farklı ürün segmentlerini bulundurmak sektör içerisinde rekabet gücümüzü artırmamızı, tüketicilere belirli bir kalite garantisi vadetmemizi, sadık müşteri kitlesi oluşturmamızı ve satış hacmimizi artırmamızı sağlamaktadır. Ayrıca marka portföyümüzü her geçen gün genişleterek farklı müşteri gruplarına hitap etmeye çalışıyoruz. Bu bakış açısıyla aynı zamanda ülke ekonomisinin gelişimine de katkı sağlamakta olduğumuzu düşünüyorum.
Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bu sorunun cevabının mağazanın bulunduğu alana yönelik olduğunu düşünüyorum. Mağaza açmayı planladığınız bölgedeki hedef kitlenin alışveriş yapma alışkanlığına göre tercih yapılmalıdır. Biz ilk mağazamızı İstanbul’un en önemli caddelerinden biri olan Bağdat caddesinde açarak yola çıktık. Cadde üzerinde açılan mağazaların yıllardır oluşturmuş oldukları bir müşteri profili bulunmaktadır. Alışveriş merkezlerinde açılan mağazalar ise tüketiciye fiziksel ve sosyal farklılıklar sunmaktadır ve dolayısıyla müşteri profili değişim göstermektedir. Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, hedef kitlemizin yer aldığı lokasyonlardaki AVM’ler içerisinde de şubelerimizi açmayı planlamaktayız.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Piyasalarda ortaya çıkan yoğun fiyat rekabeti baskısı, birbirine giderek benzemekte olan ürünler, ürün ve hizmet farklılaştırmasının giderek zorlaşması ve kar oranlarının azalması nedeniyle artmaktadır. Bu durum bizi pazarlama alanında yeniden yapılanmaya yöneltmiştir. Uzun dönemli müşteri bağlılığı, bu bağlamda müşteri sadakatini gerçekleştirmek ve sürekli kılmak için çeşitli yöntem ve tekniklerini kullanmaya çalışmaktayız. Müşterinin bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını bilen, tahmin eden ve bu ihtiyaçları getirmek için ürün geliştirme, çeşitlendirme gibi yönetim stratejilerini çok hızlı ve herkesten önce uygulamaya koyan firmaların rekabet gücü daima yüksek olacaktır. Bizim en büyük amacımız; sadık müşterilerin sayısını arttırmaktır. Bu da müşterinin verilen hizmetten memnun kalması ve firmanızdan memnun ayrılması ile sağlanır.
Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Türk halkının göz sağlığı ve gözlük kullanımı konusunda yeterli düzeyde bilgisi olmadığını ve bu durumun değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Gözlüğe ulaşmayı engelleyen etmenlerin başında oftalmolog, optisyen ve optisyenlik müessesesi sayısının yetersiz olması ve göz sağlığı hizmetlerinin büyük şehir merkezlerinde toplanmasının geldiğini düşünüyorum. Özellikle kırsal bölgelere hizmet zor ulaşıyor. Bence, optik sektörünün gelişimi nüfus özellikleri, moda, gözlüğe ulaşım kolaylığı ve toplumun göz sağlığına verdiği önem ile doğrudan bağlantılı. Göz doktoru, optisyen ve optisyenlik müessesesi sayısı gelişmiş ülkelere göre daha az ama her geçen yıl bu sayı artıyor. Bu da gelecekte Türkiye’de gözlüğe ulaşımın daha kolay olacağını göstermektedir.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
İki senedir Silmo İstanbul’u ziyaret ediyorum. Bu tür fuarların, sektördeki gelişmeleri takip etmek ve yeni iş bağlantıları kurmak için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Silmo İstanbul Optik Fuarı optik sektörünün gelişimini destekleyen ve bu alandaki tedarikçi, bayi, çalışan her kesimi bir araya getiren uluslararası bir organizasyon. Bu tür etkinliklerin sektörün büyümesi için önemli olduklarına inanıyorum.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
4 your eyes’ın dijital yayıncılığa geçişi çok daha geniş kitlelere erişmesini sağlayacaktır.  Zaman ve mekan olgusu kaybolacağı için çok daha rahat erişilebilir olacaktır. Ekibinizin başarılarının daim olmasını dileriz.

 

Ocak 2024