Eschenbach Optik

Eschenbach Optik

Sektörel Geleceği İnşa Eden Alman Kalitesi

“Silmo İstanbul 2025, yerel bir ticari fuardan yüksek düzeyde profesyonel ve uluslararası bir optik fuarına dönüşümün çok net bir göstergesiydi.”

Yüz yılı aşkın köklü geçmişiyle Eschenbach Optik, yüksek modanın peşinden koşmak yerine mühendislik hassasiyeti, üstün kalite ve güvenilirlik temelleri üzerine inşa ettiği sektörel duruşuyla öne çıkmaktadır. Şirketin, insanların yaşam kalitesini artırma ilkesi; şeffaflık, saygı ve güvene dayalı uzun soluklu işbirlikleriyle birleşerek kalıcı başarısının anahtarı olmuştur. Günümüzde Eschenbach’ın portföyü, güçlü markaları ve özenle seçilmiş lisanslı markalarıyla toplam 8 gözlük markasını kapsıyor. En yeni patentli menteşelerinden, Tom Tailor gözlük lisansının lansmanına, Optaro XL gibi çağın temel ihtiyaçlarından biri olan az görmeye yönelik ileri çözümlerine kadar; inovasyonda süreklilik anlayışından ödün vermemektedir. Şirket, Made in Germany etiketini sembolize eden; sorumluluk bilinci, mühendislik mükemmeliyeti ve uzun vadeli değer yaratma anlayışını kararlılıkla yaşatmaktadır. Sizlere, Eschenbach Optik Uluslararası Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Walter Kaiser ile şirketin felsefesi, global stratejisi ve optik dünyasının geleceğini şekillendiren yeni lansmanları hakkında yaptığımız özel röportajı sunuyoruz.

Merhaba Sayın Kaiser, öncelikle sizi tanımak isteriz. Profesyonel geçmişinizden ve Eschenbach’teki rolünüzden bahseder misiniz?
Merhaba ben Walter Kaiser. Eschenbach Optik’te Uluslararası Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum ve 1991 yılından bu yana şirket bünyesinde çalışıyorum. Ekonomi eğitimi aldım ve profesyonel altyapım uluslararası iş geliştirme üzerine şekillendi. Optik sektörüne geçmeden önce eczacılık, elektronik ve endüstriyel cam gibi farklı alanlarda deneyim kazandım. Ardından optik dünyasına adım atma fırsatı doğdu ve bu alanda kalmaya karar verdim. İyi ki bu seçimi yapmışım.

Eschenbach 100 yılın aşkın tarihiyle güçlü bir marka. Bugün firmaya yön veren temel değerleri ve sektörel yaklaşımı paylaşır mısınız?
Eschenbach Optik, 1913 yılından bu yana optik alanında faaliyet gösteriyor. Günümüzde Eschenbach markasıyla az görme çözümlerinde dünya pazar lideriyiz. Gözlük segmentinde ise 6 kurumsal marka ve üç lisanslı markayla Almanya’da açık ara pazar lideri konumundayız ve global ölçekte önemli bir oyuncuyuz. En temel motivasyonumuz, insanların yaşam kalitesini artırmaktır. Sektörde ise optisyenlerle eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde, gerçek bir iş ortağı olarak konumlanıyoruz.

Geniş bir portföyünüz var. Markalarınızın genel özelliklerinden ve birbirlerini nasıl tamamladıklarından söz eder misiniz?
Kurumsal markalarımız Titanflex, Humphrey’s, Brendel, Jos. Eschenbach ve Freigeist’ten oluşuyor. Her biri net biçimde tanımlanmış hedef kitlelere yönelik olarak tasarlanıyor. Çocuklardan ileri yaş gruplarına, modayı yakından takip edenlerden klasik çizgileri tercih edenlere, renkli ve iddialı tasarımlardan sade ve rafine estetik anlayışına, ulaşılabilir segmentten premium segmente kadar geniş bir yelpaze sunuyoruz. Lisanslı markalarımız Marc O’Polo, Mini Eyewear ve kısa süre önce portföyümüze eklenen Tom Tailor ise bu güçlü markaların kendi konumlandırmaları ve Dna’ları doğrultusunda geliştiriliyor. Tümünün ortak noktası ise üstün kullanım konforu sunmasıdır. Bir Eschenbach çerçevesi mutlaka mükemmel uyum sağlar. Yüksek kalite ve kusursuz hizmet bizim için tartışılmaz önceliklerdir.

Portföyünüzü uluslararası pazarlara sunarken distribütör seçiminde hangi kriterleri esas alıyorsunuz?
Bir Eschenbach distribütörünün, şirketimizin felsefesini, vizyonunu ve misyonunu tüm yönleriyle benimsemesi ve kendi pazarında bunu kusursuz biçimde temsil edebilmesi gerekir. Bugün Eschenbach Optik, dünya genelinde 80’den fazla ülkede temsil ediliyor. Bu da benimsediğimiz yaklaşımın ne kadar doğru ve sürdürülebilir olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Distribütörlerinizin geri bildirimlerini ihracat yaklaşımınıza nasıl entegre ediyorsunuz?
İş ortaklarımızla son derece yakın ilişkiler yürütüyoruz. Fuarlar aracılığıyla düzenli olarak bir araya geliyor, sahada ziyaretler gerçekleştiriyor, günlük iletişimi sürdürüyor ve geri bildirimleri dikkatle dinliyoruz. Bunun yanı sıra saygın trend danışmanlarıyla da yakın işbirlikleri içerisindeyiz. Stratejik toplantılarımızı hazırlarken, pazar ortaklarımızdan gelen eğilim ve gelişmelere dair görüşleri sürece dahil ediyor, bu içgörüleri şirket içi değerlendirmelerimizde ve karar mekanizmalarımızda aktif biçimde kullanıyoruz.

Değişen pazar dinamikleri ihracat stratejilerinizi nasıl etkiliyor? Stratejik planlamanızda hangi unsurlara öncelik veriyorsunuz?
Genel olarak pazarlar bir gecede değişmez. Elbette beklenmedik kırılmalar yaşanabilir, ancak bunlar nadirdir. Gözlük sektöründe yeni bir ürünün pazara sunulma süresi çoğu zaman bir yılı, hatta daha uzun bir zamanı bulur. Bununla birlikte moda dünyasında olduğu gibi yaklaşan trendler belirli ölçüde öngörülebilir. Gerekli durumlarda hızlı ve esnek şekilde hareket edebiliyoruz. Kısa vadeli kazanımları hedeflemiyoruz. Bunun yerine uzun soluklu ve sağlam işbirliklerine odaklanıyoruz. Bu yaklaşım, stratejik planlamamızın temelini oluşturuyor.

Alman mühendisliği ve inovasyon Eschenbach’ın iki güçlü değeri. Ürün geliştirme ve tasarım süreçlerinde bu yaklaşım nasıl hayat buluyor?
Made in Germany ifadesi dünya genelinde kalite ve hizmet anlayışıyla özdeşleşmiş durumdadır. Bu değerler, Eschenbach Optik’in bir Alman şirketi olarak konumlanmasının temelini oluşturuyor. Gözlük sektöründe endüstriyel kalite standartlarını uygulayan öncü firmalardan biriyiz. Ar-Ge mühendislerimiz, ürün geliştirme sürecinin çok erken aşamalarında tasarıma dahil oluyor ve üretim başlamadan önce en yüksek kalite seviyesinin sağlanmasını garanti ediyor. Eschenbach mühendisleri üretim sahalarında sürekli olarak bulunarak üretim standartlarının tutarlılıkla korunmasını sağlıyor. Stoklarımıza giren her ürün aynı kalite süreçlerinden geçiyor. Sevkiyat sonrasında dahi her bir ürün için algılanan kaliteyi dikkatle izliyor ve gerekli durumlarda hızlıca aksiyon alıyoruz. Elbette hiçbir şey yüzde 100 kusursuz değildir. Ancak optisyenlerle eşit bir zeminde iş ortağı olmak, her ürün için uzun vadeli destek sunabilmek adına servis stoğu bulundurmayı da gerektirir. Memnuniyetsiz tüketicilerle karşılaşmanın hiçbir optisyen için kabul edilebilir olmadığını çok iyi biliyoruz.

Eschenbach Optik sürdürülebilirlik odaklı sorumlu şirket anlayışına sahip. Bu konudaki güncel adımlarınızı paylaşır mısınız?
Çevrenin korunması, sektörün geleceği açısından kritik bir yönetim önceliğidir. Eschenbach olarak karbon ayak izimizi sürekli azaltma yönünde kararlı adımlar atıyoruz. Karbon nötr üretim ve dağıtım, tek seferlik bir çözüm değil; uzun vadeli ve aşamalı bir süreçtir. Bu doğrultuda, üst yönetim seviyesinde oluşturulan özel operasyon ekiplerimiz düzenli olarak bir araya geliyor ve daha sürdürülebilir bir gelecek için atılabilecek adımları hayata geçiriyor. Titanflex koleksiyonunda saplarda geri dönüştürülmüş alüminyum kullanılması, plastik çerçevelerde Acetate Renew tercih edilmesi ve koruyucu plastik ambalajların geri dönüştürülmüş malzemelerle değiştirilmesi bu çalışmaların sadece birkaç örneğidir. Bunların yanı sıra devam eden pek çok farklı girişimimiz bulunuyor.

Türkiye’de Delta Optik ile temsil ediliyorsunuz. İşbirliğinizi ve Eschenbach’ın Türkiye pazarındaki konumunu değerlendirir misiniz?
Delta Optik ile iş birliğimiz 1992 yılında başladı ve yıllar içinde başarılı bir ticari ortaklıktan gerçek bir dostluğa dönüştü. Delta Optik, Eschenbach’ın değerlerini ve standartlarını kusursuz biçimde temsil ediyor ve uzun yıllardır Türkiye’de premium gözlük pazarında önemli bir rol üstleniyor. Türk optisyenler Delta Optik ile yürüttükleri işbirliğinden büyük memnuniyet duyuyor. Bu memnuniyet, dünya genelinde birlikte çalıştığımız 40 bini aşkın optisyen ortağımız için de geçerlidir.

Eschenbach Optik, son dönemde inovasyon ve marka gelişimi alanında önemli adımlar attı. Bu gelişmeleri bizimle paylaşır mısınız?
Eschenbach, sapların gevşemesini veya vidaların açılmasını önleyen yeni bir Microtech menteşe sistemi için kısa süre önce patent başvurusunda bulundu. Bu menteşe sistemi halihazırda Titanflex koleksiyonunda kullanılıyor ve artık Marc O’Polo çerçevelerinde de yer alıyor. Tüketici açısından net ve somut bir fayda sunuyor. Silmo Paris 2025’te ise yeni lisanslı markamız Tom Tailor’ın lansmanını yaptık. Tom Tailor, genç ve genç kalan tüketicilere hitap eden ulaşılabilir moda segmentinde güçlü bir büyüme gösteriyor ve Eschenbach’ın fiyat portföyünü giriş seviyesine doğru genişletmesine olanak tanıyor. Az görme çözümleri alanında ise Optaro XL’i gururla tanıttık. iPad’ler için geliştirilen bu uygulama tabanlı kamera sistemi, standart bir iPad’i sesli okuma fonksiyonu da dahil olmak üzere tam donanımlı bir elektronik okuma cihazına dönüştürüyor. Bunlar, 2025 yılına damga vuran başlıca yeniliklerimiz arasında yer alıyor.

Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimini ve global optik endüstrisine katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul 2025, yerel bir ticari fuardan yüksek düzeyde profesyonel ve uluslararası bir optik fuarına dönüşümün çok net bir göstergesiydi. Organizasyon ekibini gönülden tebrik ediyorum. Gerçekten son derece başarılı bir iş çıkardılar.

Ocak 2026

Masunaga

Masunaga

Zamansız Zanaat & Sanat 120 Yaşında!

Efsanevi markanın 4. nesil temsilcisi ve Ceo’su Soutaro Masunaga, 120. yıl dönümlerini öz değerlendirme yapmak ve geçmişlerinden ders çıkarmak için
eşsiz bir fırsat olarak görüyor.

Bir marka yalnızca onlarca yılı değil, bir asrı aşkın bir zaman dilimini de geride bırakıyorsa, bu durum olağanüstü bir dayanıklılığın, kaliteye tavizsiz bir bağlılığın ve tasarım odaklı net bir vizyonun güçlü bir kanıtıdır. Japon gözlük zanaatkarlığının en seçkin örneklerinden biri olan Masunaga, bu yıl 120. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Bu özel yıl vesilesiyle, Kurucu ailenin dördüncü kuşak temsilcisi ve şirketin Ceo’su Soutaro Masunaga, markanın Fukui’deki mütevazı başlangıcına, büyük-büyükbabası Gozaemon Masunaga’nın vizyoner felsefesine ve gelenekle teknik yenilik arasında kurulan ince dengeye yönelik fikirlerini paylaşıyor. Masunaga Ceo’su, aynı zamanda 120. yıla özel detaylarla üretilen ‘Limited Edition 120’ kapsülleri ve ustalıkla tasarlanarak, birinci sınıf zanaatkarlığın özünü yansıtan Masters of Craft (Zanaatın Duayenleri) serilerinin ikinci sürümü hakkında da özel bir bakış sunuyor. Zamansız bir marka yaratmanın gerçekte hangi özellikleri ve vizyonu gerektirdiğine dair yapılan bu aydınlatıcı röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Soutaro, Masunaga bu yıl 120. yıldönümünü kutluyor. Okurlarımızı markanın başlangıç yılları ve ilk gelişimiyle ilgili bilgilendirir misiniz?
Elbette. Şirketin Kurucusu Gozaemon Masunaga, optik endüstrisini Fukui’de sağlam bir şekilde konumlandırma hedefiyle Osaka ve Tokyo’dan usta zanaatkarları bölgeye getirdi. Fakat hiç kolay bir süreç değildi. Sektöre zorlu bir şekilde adım attı diyebiliriz çünkü o yıllarda Fukui’de üretilen çerçeveler üçüncü sınıf olarak görülüyor, hatta satılamaz bulunuyordu. Kurucumuz Gozaemon Masunaga ürünlerin kalite standartlarını yükseltmek için tam donanımlı zanaatkarların kendi işlerini kurabildiği lonca benzeri bir sistem oluşturdu ve onlara maddi destek de sağladı. Bu sistem sayesinde gözlük zanaatkarlarının sayısı giderek arttı ve optik endüstrisi Fukui geneline yayıldı.

Masunaga’nın tarihinde sizin için kişisel olarak öne çıkan kilometre taşları hangileri?
Tarihimizde işaret edebileceğim şüphesiz pek çok önemli olay var. Ancak benim için en anlamlısı; 2013, 2014 ve 2015 yılları olmak üzere üç yıl üst üste Silmo d’Or Ödülü kazanmış olmamızdır. Çünkü bu başarı sayesinde özellikle Avrupa pazarlarında marka bilinirliğimizi önemli ölçüde artırdık.

Bugün Masunaga dünya genelinde kaliteyle eş anlamlı. Markanızı bu kadar benzersiz kılan nedir?
Kendi markamızı kendimiz üretiyor ve satıyoruz. Özellikle Fukui’deki üreticilerin çoğu bugün yalnızca tek bir aşamadan sorumludur ve bir gözlüğün tamamlanması için birçok firmanın işbirliği gerekir. Buna karşılık Masunaga tasarımdan malzeme araştırmasına, metal işlemeye ve renklendirmeye kadar tüm üretim süreçlerini kendi fabrikasında yönetir. Masunaga’nın bu bütünsel yaklaşımı da tutarlılığı, kaliteyi ve yüksek performansı garantiler. Elbette bir Japon markasıyız, ancak ‘Made in Japan’ vurgusunu ön plana özellikle çıkarmıyoruz. Ürünlerimizin mümkün olduğunca bir nevi ülkesiz olmasını, belirli bir kategoriye sıkışmamasını istiyoruz. Müşterilerimizin Masunaga’yı, Masunaga olduğu için sevmesini; tasarımın ve üretimin bizim imzamızı taşıdığı için değer bulmasını istiyoruz. Masunaga’nın zamansız bir marka olarak algılanmasını hedefliyoruz ve bu tür bir zamansızlığın yıllar içinde inşa edilebileceğine inanıyoruz. Bir markanın zamansız olduğunu söylüyorsanız bu söylemin altını gerçek anlamda doldurmalısınız; yalnızca söylemek yetmez.

Peki Masunaga gelenek ile modern yenilik arasındaki dengeyi nasıl koruyor?
Masunaga mükemmellik dışında bir alternatifi kabul etmez ve bu sebeple mükemmel gözlükler üretiriz. Kar elde edebiliyorsak elbette isteriz, ancak zarar etmemiz gerekse dahi tereddüt etmeyiz. Zihnimizde her zaman mükemmel gözlük üretme misyonu vardır. Bu misyon davranış kodumuzun temelini oluşturur ve gelenek ile modern yenilik arasındaki dengeyi korumamıza da yardımcı olur. Çünkü her ikisi de üstün nitelikte gözlük üretmek için vazgeçilmezdir.

Güncel tasarım trendleri ve teknolojik gelişmeler yeni koleksiyonlarınızı ne ölçüde etkiliyor?
Kulağa tuhaf gelebilir ama biz ürünlerimizin kalitesinin yaptığımız işin ‘en havalı’ tarafı olmasını isteriz. Müşterilerimizin gözlüklerimizi ellerine alır almaz ‘İşte bu Masunaga mükemmelliği’ demelerini umarız. Ne bir trend belirleyicisi olduğumuzu ne de bir moda takipçisi olduğumuzu düşünüyorum. Fakat müşterilerimizin kendi çizgimize sahip olduğumuzu daima hissedebilmelerini isterim.

Bir asrı aşan bir yıldönümü kutluyorsunuz. Bu özel yılınızı onurlandırmak amacıyla yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
Evet bizim için gurur verici bir yıldönümü ve kutlamak amacıyla özel bir web sitesi hazırladık. Bu web sitesinde Masunaga çerçevelerinin zaman içindeki gelişimini anlatan özel içerikler yer alıyor. Arşivlerimizden seçtiğimiz tarihi modellerimizi de bu özel web sitemizden görebilirsiniz. Öte yandan 120. yıl özel seri çerçevelerimiz Limited Edition 120’yi de tanıtıyoruz. Bu özel kapsül koleksiyondaki iki modelde de 18 ayar altın ile titanyumu birleştirmek gibi kendimize özgü teknolojimizi ve zanaatkarlığımızı kullandık.

Bu yıl aynı zamanda Moc (Masters of Craft) serinizin ikinci sürümünü sundunuz. Koleksiyonun özelliklerinden ve ikinci sürümündeki yeniliklerden söz eder misiniz?
Elbette. Masters of Craft (Zanaatın Duayenleri) koleksiyonunu ilk kez 2024 Silmo Paris fuarında tanıttık ve bu ilk sürüm müşterilerimiz tarafından çok beğenildi. Moc koleksiyonu ile zanaatkarlığın zirvesini temsil eden birinci sınıf bir gözlük koleksiyonu hazırlamayı amaçladık. Seri sınırlı miktarda üretiliyor ve dünya çapında yalnızca 100 mağazada satışa sunuluyor. Her Masunaga Moc çerçevesinin kendine özgü bir seri numarası var. Moc ile Masunaga’nın yapabileceklerinin en iyisine mümkün olduğunca yaklaşmayı hedefledik. Sadece güneş gözlüklerinden oluşan ilk sürüm; 5 mikron altın kaplama parçalar, sterling gümüş süslemeler, çift kalkan pedler, üç çizgi detaylı 3.5 mm genişliğinde özel ön yüzeyler, el işçiliği mine uygulamaları ve daha birçok detay içeriyor. İkinci Masunaga Moc sürümü ise sadece optik modellerden oluşuyor. Ayrıca yeni tasarım unsurları da eklendi. Özetle Masunaga Moc serisi için tasarım ile teknik ustalığı bir araya getiren başyapıtımızdır diyebilirim.

Köklü bir başarı geçmişinin ardından Masunaga gelecekte nereye yöneliyor? Önümüzdeki yıllarda hangi hedeflerin hayata geçtiğini göreceğiz?
Bu yıldönümü elbette kutlanması gereken bir başarı; ancak biz bunu sadece bir diğer dönüm noktamız olarak görüyoruz. 120. yıl logomuzda, 120 sayısının 121’e dönüştüğünü görüyorsunuz. Bu sembol geleceğe bakışımızı tam anlamıyla anlatıyor. Bu yıldönümünü kendimizi değerlendirmek ve geçmişimizden ders çıkarmak için harika bir fırsat olarak görüyorum. Umarım markamız ve ürünlerimiz önümüzdeki on yıllar boyunca da geçerliliğini korur ve ilgi görmeye devam eder. Çünkü hikayemiz sürüyor.

Kaynak: Spectr

Aralık 2025

Efes Optik

EFES OPTİK

Sektördeki Çözüm Ortağınız

“Silmo İstanbul 2025’in ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Gökhan Bey, Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıtarak, sektöre nasıl başladığınızdan bahseder misiniz?
Merhaba, ben Gökhan Pehlivanoğlu. Optik sektörüne 1994 yılında bir firmaya ortaklık yaparak başladım. Bu tarihlerde sektöre girişim hem ticarete olan ilgim hem de Türkiye’de kaliteli ve ulaşılabilir gözlüğe duyulan ihtiyacı fark etmemle şekillendi. Daha sonra 1999 yılında Efes Optik’i kurdum. Optik sektöründe içerisinde yer aldığım 30 yılın üzerindeki süreç boyunca edindiğim en büyük deneyim, başarılı bir işin ancak güçlü bir ekip, sürekli yenilik arayışı ve müşteriyi odağa alan bir anlayışla sürdürülebileceğidir.

Efes Optik köklü bir firma. Kuruluş hikayenizi ve 25 yıla yaklaşan yolculuğunuzdaki büyüme stratejinizi paylaşır mısınız?
Kuruluş hikayemiz aslında az önce değindiğim gibi optik sektörü açısından eksikliğini fark ettiğim bir ihtiyacı karşılamak amacıyla başladı. Türkiye’de hem kaliteli hem de fiyat–performans açısından dengeli ürünlerin eksikliği söz konusuydu. Bu eksikliği doldurmak için yola çıktık. Büyüme stratejimiz ise hiçbir zaman kısa vadeli hedeflere değil, sürdürülebilir markalar oluşturmaya yönelik oldu. Dağıtım gücümüzü giderek artırdık, güçlü koleksiyon geliştirme süreçleri kurduk ve markalaşmaya yatırım yaptık. Efes Optik’in başarısı da bu anlayışla geliştirilen stratejiler için en önemli örneklerinden biridir.

Kalite, Efes Optik için bir ön koşul. Materyal seçimi ve üretim aşamasında kalite standartlarınızı nasıl koruyorsunuz?
Kalite anlayışımız; hammadde seçiminden üretimin son aşamasına kadar kesintisiz bir kontrol sürecine dayanıyor. Kullandığımız titanyum, asetat, metal ve TR90 bileşenlerini uluslararası standartlara göre seçiyoruz. Tüm ürünlerimiz CE kriterlerine uygun olarak üretiliyor. Her koleksiyon, dayanıklılık testlerinden geçtikten sonra bayilerimize ulaşıyor. Bu nedenle Efes Optik’ten çıkan her gözlük hem uzun ömürlü hem de sağlıklı kullanım vadeder.

Asya ve Avrupa’ya ihracat yapıyorsunuz. Uluslararası satış deneyimlerinizi ve firmanıza katkılarını paylaşır mısınız?
Uluslararası çalışmalarımız bize önemli deneyimler kazandırdı. Her pazarın kendi dinamiği ve beklentisi olduğunu gördük. Avrupa ülkelerinde tasarım ve marka algısı ön plandayken, Asya’da hafiflik ve fonksiyonellik çok daha önem kazanıyor. Bu çeşitlilik, koleksiyon geliştirme vizyonumuzu zenginleştirdi ve Efes Optik’i global rekabete hazır bir firma haline getirdi.

Okurlarımıza markalarınızdan ve bu portföyü nasıl geliştirdiğinizden bahseder misiniz?
Bugün bünyemizde Chanzara, Lufian, Garbino, Lady Victoria, Chimi, Scapa, Garbino Kids gibi geniş ve çok yönlü bir marka portföyü bulunuyor. Her markanın kendine ait bir kimliği ve hedef kitlesi var. Amacımız, her tüketicinin tarzına ve yaşam biçimine uygun bir seçeneği sunmaktır. Marka portföyümüzdeki bu çeşitlilik, Efes Optik’i sektörde güçlü ve esnek bir oyuncu haline getiriyor. Hem gençlere hem klasik stile hem de lisanslı ürünlere aynı kaliteyle dokunabilmek bizim için büyük taşır.

Efes Optik AR-GE’ye verdiği önemle tanınıyor. Bu alandaki çalışmalarınızın işleyişinden söz eder misiniz?
AR-GE ekibimiz çalışırken Türkiye’nin farklı bölge ve yaş gruplarındaki yüz formlarını detaylı analiz ediyor. Gözlüğün yalnızca bir aksesuar değil, kişinin yüzüyle bütünleşen bir tasarım olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ergonomi, burun köprüsü yapısı, malzeme hafifliği ve uzun kullanım konforu gibi detaylara özel önem veriyoruz. Numune süreçlerimiz oldukça titizdir; her model defalarca denenip revize edilir.

Özellikle Avrupa’ya yönelik ‘yeni bir yerli marka’ hazırlıyorsunuz. Markanızın bu pazardaki yerini nasıl kurguluyorsunuz?
Evet, Avrupa’da modern, özgün ve Türk tasarım gücünü temsil eden bir marka yaratmayı hedeflemekteyiz. Bu markayı; kaliteyi, tasarımı ve ulaşılabilir lüksü bir arada sunacak şekilde konumlandırmayı planlıyoruz. Türkiye’den çıkan bir markanın Avrupa’da kalıcı bir yer edinebileceğine inanıyoruz ve bu hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden sürdürüyor; büyük ölçekli yatırımlar yapıyoruz.

Türkiye genelinde 500’ü aşkın bayiniz var. Bayilerinizi nasıl seçiyor ve satışlarına nasıl destek oluyorsunuz?
Bayi ağımızı oluştururken en önemli kriterimiz daima; iş ortaklarımızla uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkiler kurmak olmuştur. Türkiye’nin her şehrinde, müşterisine değer veren vizyon sahibi işletmelerle çalışmayı tercih etmekteyiz. Bayilerimize düzenli koleksiyon tanıtımları, hızlı teslimat, satış sonrası hizmet ve perakende destekleri sağlıyoruz. Bayi yapımızın güçlü olmasının nedeni ise onları yalnızca müşteri değil, aynı zamanda iş ortağımız olarak görmemizdir.

Efes Optik’in satış sonrası sürece yaklaşımı nasıldır ve bu süreçte ne gibi hizmetler sunar?
Satış sonrası süreç bizde ürünün satışıyla bitmez, tam aksine başlar. Bayilerimize hızlı parça tedariği, ürün değişim desteği ve teknik çözümler sunuyoruz. Her bölge için özel bir müşteri temsilcisi bulunuyor ve tüm süreçlerimiz minimum aksama ile yürütülüyor. Sektörde ‘çözüm ortağı’ olarak anılmamızın nedeni, ihtiyaç anında hızlı ve şeffaf bir şekilde destek vermemizdir.

Sizce yaklaşan 2026 yılıyla birlikte optik sektöründe hangi trendler ön plana çıkacak?
Yeni yılla birlikte minimal ve fonksiyonel tasarımların öne çıkacağını düşünüyorum. Hafif materyaller, sürdürülebilir üretim, renkli camlar ve retro-modern birleşimi formlar daha fazla talep görecek. Aynı zamanda gözlüğün moda dünyasındaki rolü artmaya devam edecek; kullanıcılar kişisel tarzını daha cesur çerçevelerle ifade etmeye yönelecek.

Geçtiğimiz ay 12. kez düzenlenen Silmo İstanbul Optik Fuarını ve sektöre katkılarını değerlendirir misiniz?
Silmo İstanbul, sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri haline geldi. Hem yerli üreticiler hem de uluslararası markalar için güçlü bir vitrin oluşturuyor. Bu yılki Silmo İstanbul ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılıydı. Yeniliklerin takip edilmesi, işbirliklerinin kurulması ve sektörün ortak bir çatı altında buluşması açısından büyük değer taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenmek isteriz?
Derginiz 4 your eyes’ın sektörde bilgi birikimini artıran, trendleri profesyonel bir dille aktaran önemli bir yayın olduğunu düşünüyorum. Hem sektör temsilcileri hem de perakendeciler için değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Bizlere yer verdiğiniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Aralık 2025

UK Optik

U&K OPTİK

Vizyon ve Deneyimden Doğan Yenilikçi Adres

“Silmo İstanbul artık yalnızca bir fuar değil, Türkiye’nin optik alanındaki potansiyelini dünyaya gösteren güçlü bir platform haline geldi.”

Merhaba Umut Bey. Röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım. Kendinizden bahsederek, optik sektörüyle tanışma hikayenizi paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Umut Kürşatlar. Gözlük toptancısı bir baba ve devlet memuru bir annenin oğlu olarak 1992 yılında dünyaya geldim. Çocuk yaşlardan itibaren gözlük ve optik sektörüyle iç içe büyüdüm. Babam sayesinde mesleğin temellerini yakından öğrenme ve bu alana doğal bir yatkınlık kazanma fırsatım oldu.  Matematik ve fiziğe olan ilgim nedeniyle mühendis olma hedefiyle ilerledim ve Gemi Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Bir süre mühendis olarak çalıştıktan sonra, içimdeki ticaret tutkusu ve optik sektörüne duyduğum özlem ağır bastı. Bunun üzerine ikinci üniversite olarak Optisyenlik bölümünü tamamladım. Sektörde uzun yıllara dayanan deneyime ve saygınlığa sahip öncü isimlerden biri olan babam Ata Kürşatlar’ın bilgi birikiminden ve vizyonundan ilham alarak; aynı özveri ve disiplinle bu meslekte kendi yolumu U&K Optik çatısı altında çizmeye devam ediyorum. Babamdan aldığım bilgi, birikim ve iş ahlakının üzerine kendi vizyonumu, estetik bakış açımı ve modern mağazacılık anlayışımı ekleyerek; gelenekten gelen tecrübeyi günümüzün yenilikçi yaklaşımıyla harmanlıyor, sektöre hem köklü hem de çağdaş bir dokunuş kazandırmaya çalışıyorum.

U&K Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz? Mağazacılık yolculuğunuz nasıl başladı?
Yıllar boyunca toptan optik sektöründe edindiğim birikimi, yurt dışında gözlemlediğim butik mağazacılık anlayışıyla birleştirerek, bu doğrultuda kendi markamı hayata geçirme kararı aldım. Uzun süredir hayalini kurduğum premium butik konsepti, İstanbul’un en nezih bölgelerinden biri olan Anadoluhisarı’nda gerçeğe dönüştürdüm. U&K Optik, yalnızca bir satış noktası değil; tasarım, estetik ve kişisel deneyimi ön plana çıkaran bir yaşam alanı olarak tasarlandı. İsim konusunda birçok öneri gelse de markayı tamamen kendi vizyonumla özdeşleştirmek istediğim için ismimi ve soyadımı temsil eden ‘U&K’ adını tercih ettim. Kısacası, U&K Optik; yılların tecrübesini, yurtdışından gelen ilhamı ve yerel butik anlayışını bir araya getiren, kişiye özel bir optik deneyimi sunma hedefiyle doğdu.

Mağazalarınızda her segmetten ürüne yer veriyor musunuz? Müşterilerinizin en çok tercih ettiği ürün ve markalar hangileri?
Mağazamız Boğaz hattında ve yalılara komşu bir konumda yer aldığından, müşteri profilimiz de buna paralel olarak yüksek kalite ve özel tasarım ürünlere yöneliyor. Bu nedenle ağırlıklı olarak Avrupa’nın en seçkin markalarına yer veriyoruz. Kuruluş amacımız, Türkiye’de en kaliteli optik ve güneş gözlüğü markalarını tek bir çatı altında toplamak üzerine kuruldu. Bugün müşterilerimiz Cartier, Chopard, Silhouette, Tom Ford, Mykita, Gucci ve Maybach gibi premium markaların geniş koleksiyonlarına aynı noktada ulaşabiliyor.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Kesinlikle. Artık insanlar herkesin yüzünde gördüğü markaları değil, kendilerini yansıtan daha butik, özgün ve kişisel tasarımları tercih ediyor. Müşteriler, kimliğini anlatan bir gözlük arıyor; bu da tasarım markalarına olan ilgiyi her geçen gün artırıyor. Biz de U&K Optik olarak bu değişimi yakından gözlemliyoruz. Sadece dünyaca ünlü markalara değil, Türkiye’de yetişen başarılı butik üreticilere ve yerli tasarımcılara da mağazamızda yer veriyoruz. Her biri detayına kadar özenle hazırlanmış bu koleksiyonlar hem kalite hem de karakter açısından fark yaratıyor. Kısacası, artık gözlük bir aksesuar olmanın ötesinde, kişinin tarzını ve duruşunu ifade eden bir parça haline geldiğinden, biz de tam olarak bu anlayışla hareket ediyoruz.

Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz? Müşteri sadakati kazanmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Butik bir gözlük mağazası olarak her müşterimizi uzun vadeli bir dost olarak görüyoruz. Satış sonrası desteğimizde, müşterilerimizin gözlüğüyle ilgili her türlü ihtiyaçlarında yanlarında olmayı öncelikli hale getiriyoruz. Müşteri sadakati kazanmak için de kişiye özel bir yaklaşım benimsiyoruz. Müşterilerimizin tarzını, yüz tipini ve kullanım alışkanlıklarını tanıyarak sonraki alışverişlerinde onlara özel öneriler sunuyoruz. Kısacası, bizde satış sadece bir alışveriş değil; uzun süreli bir güven ilişkisi anlamına geliyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Sektördeki eğitim faaliyetleri son yıllarda artış gösterse de gelişen teknoloji ve tasarım trendleri nedeniyle bu konuda her zaman daha fazlasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Biz U&K Optik olarak personel eğitimine büyük önem veriyoruz. Çalışanlarımızın hem teknik bilgilerinin hem de hizmet sunma kalitelerinin güncel kalması amacıyla, cam üreticilerinin ve markaların düzenlediği eğitimlere katılmalarını sağlıyoruz. Ayrıca yurtdışındaki fuar ve seminerlerde yer alarak global trendleri ve sektörel yenilikleri yakından takip etmelerine olanak tanıyoruz. Bu sayede ekibimiz, yalnızca satış yapan değil; ürünü, teknolojisini ve markanın ruhunu bilen bir anlayışla hizmet sunuyor.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihinizi ve nedenlerinizi öğrenmek isteriz?
Kesinlikle cadde mağazacılığını tercih ediyoruz. Anadoluhisarı gibi tarihi dokusunu koruyan, samimi ve sıcak mahalle kültürünün yaşatıldığı bir semtte yer alıyoruz. Burada müşterilerimizle birebir iletişim kurabiliyor, onları tanıyabiliyor ve ihtiyaçlarını yakından takip edebiliyoruz. Bizim için her yeni gün sadece satış değil, aynı zamanda sosyal bir etkileşim anlamına da geliyor. Sabah fırından ekmeğini alan, kahvesini içmeye giden insanlar bizi görüyor; selamlaşıyor, sohbet ediyor. Bu sıcak iletişim, markamızın ruhunu ve güven ilişkisini güçlendiriyor. AVM ortamında ise bu doğallığı ve samimiyeti yakalamak pek mümkün olmuyor. Bizim anlayışımızda optik mağazası sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda bulunduğu semtin bir parçası da olmalıdır. Bu nedenle cadde mağazası olmak, markamızın kişiliğiyle tamamen örtüşüyor.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat rekabeti, perakende sektörünün kaçınılmaz bir gerçeğidir. Ancak biz bu rekabeti yalnızca fiyat üzerinden değil, hizmet kalitesi, güven ve müşteri memnuniyeti üzerinden okumayı tercih ediyoruz. Babamın uzun yıllardır optik toptan sektöründe olması sebebiyle, üreticileri ve distribütörleri yakından tanıyorum; bu da U&K Optik için tedarik anlamında ciddi avantajlar sağlıyor. Ürünleri daha uygun koşullarda temin edebildiğimiz için müşterilerimize hem geniş koleksiyonlar hem de rekabetçi fiyatlar sunabiliyoruz. Bizim için asıl fark yaratan unsur, sadece uygun fiyat değil; müşterinin kendini güvende hissettiği, satış sonrası da destek gördüğü bir alışveriş deneyimi oluşturmaktır. Uzun vadede sadakat ve güven, kısa vadeli fiyat rekabetinden çok daha değerli hale geliyor.

Uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet, sektörün nabzını tutmak adına uluslararası fuarları yakından takip ediyorum. Her yıl düzenli olarak Silmo Paris ve Mido optik fuarlarına katılıyorum. Bu fuarlar, yalnızca yeni koleksiyonları görmek için değil; aynı zamanda trendleri, teknolojik gelişmeleri ve dünya optik sektörünün geleceğini yerinde gözlemlemek açısından büyük ilham kaynağı oluyor. Açıkçası mağazamın kurulumu da bu fuarlarda edindiğim izlenimlerden doğdu. Amacım, Türkiye’de çok fazla örneği bulunmayan, Avrupa’daki butik optik anlayışını yansıtan bir mağaza konsepti oluşturmaktı. Bu vizyon sayesinde hem mağaza mimarimiz hem de hizmet anlayışımız klasik perakende çizgisinden ayrışıyor. Kısacası, yurtdışı fuarlar bizim için sadece birer etkinlik değil; sürekli yenilenmenin, ilhamın ve vizyonun merkezleridir.

12.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimi ve sektöre katkıları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul, her geçen yıl uluslararası standartlara daha da yaklaşan, sektörümüz için çok değerli bir buluşma noktası haline geldi. Gerek marka çeşitliliği gerekse katılımcı kalitesiyle Türkiye optik sektörünün gücünü net biçimde yansıtıyor. Benim için Silmo İstanbul, sadece ticari bir etkinlik değil; aynı zamanda sektörel yeniliklerin, fikir alışverişinin ve ilhamın merkezidir. Her yıl fuarda edindiğimiz izlenimler, mağazamızın vizyonuna da doğrudan katkı sağlıyor. Silmo İstanbul artık yalnızca bir fuar değil, Türkiye’nin optik alanındaki potansiyelini dünyaya gösteren güçlü bir platform haline geldi.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz?
Ben teşekkür ederim, böylesine nitelikli bir sektörel platformda yer almak gerçekten çok değerli. 4 your eyes, optik sektörüne sadece haber veya tanıtım anlamında değil, aynı zamanda vizyon kazandıran bir mecra olarak öne çıkıyor. Sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirip bilgi paylaşımına olanak tanımasının, biz perakendeciler için büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Tarafsız, güncel ve profesyonel içerikleriyle sektörde fark yarattığına inanıyorum. Kısacası, 4 your eyes’ı optik sektörünün sesi ve vitrinlerinden biri olarak görüyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Aralık 2025

Essa Daniel Klein Group

ESSA DANIEL KLEIN GROUP

Herkes İçin Moda

“Silmo İstanbul Optik Fuarı yeni ürünleri tanımak ve müşteri portföyünü genişletmek isteyen firmalar için en doğru adres konumundadır.”

Merhaba Ercan Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş süreciniz ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden kısaca bahseder misiniz?
Ben Ercan Çevik, 1973 yılında Antalya’nın Akseki ilçesinde doğdum. Aile mesleğimiz olan saatçiliğe ikinci kuşak temsilci olarak adım attım. Küçük yaşlarda katıldığım yurtdışı seyahatleri ve fuarlar, ufkumun genişlemesine ve küresel vizyon kazanmama büyük katkı sağladı. Bu deneyimler, ilerleyen yıllarda işimizi yalnızca Türkiye ile sınırlı görmememiz gerektiğini anlamamı sağladı. Bugün geldiğimiz noktada, ürünün ilk tasarım aşamasından nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen her adımda edindiğimiz tecrübe, Essa Group’un yüksek kalite ve hizmet standartlarının temelini oluşturuyor.

Essa Group olarak 50 yılı aşkın süredir saat sektöründe güçlü bir konumdasınız. Öncelikle bize şirketinizin hikayesini ve bugün geldiği noktayı anlatır mısınız?
Essa Group’un serüveni, Tahtakale Eminönü’nde 7 metrekarelik küçük bir dükkânda başladı. Bu mütevazı başlangıç, ailemizin iş disiplini ve azmi sayesinde kısa sürede büyüyerek profesyonel bir yapıya dönüştü. Lokomotif markamız Daniel Klein’in markalaşma yolculuğu 1998 yılında başladı; 1999’dan itibaren dünya genelindeki tescil süreciyle 2000 yılında hem Türkiye’de hem de 36 ülkede resmi tescil aldık. Bu adım, uluslararası pazara açılmamızın mihenk taşı oldu. Bugün 85’ten fazla ülkeye ihracat yapan, 1.000’e yakın satış noktasına ve 25 perakende mağazasına sahip global bir markaya dönüşmüş durumdayız. Başarımızın ardındaki en önemli unsur “Herkes için Moda” anlayışıyla dürüst, şeffaf ve azimli bir çalışma kültürünü sürdürmemizdir.

Essa Group bugün 85’ten fazla ülkeye ihracat yaparak büyümeyi sürdürüyor. Global ölçekteki bu başarılı yapının yönetiminde hangi stratejiler öne çıkıyor?
Global ölçekte faaliyet göstermek, esnek ve ileri görüşlü bir yönetim modelini zorunlu kılar. Bu nedenle stratejik planlama, vizyoner liderlik ve dijitalleşme odaklı bir yaklaşıma öncelik veriyoruz. Uluslararası tedarik zinciri ve lojistik süreçlerimizi sürekli optimize ederek maliyet etkin ve kesintisiz bir operasyon yapısı oluşturduk. Her pazara özgü yerelleştirilmiş pazarlama stratejileriyle markalarımızı doğru konumlandırıyor, kültürel farklılıklara duyarlı iletişim modelleri geliştiriyoruz. İnsan kaynağımızı ise yetkinlik bazlı eğitim programları ve kariyer gelişim olanaklarıyla destekliyoruz. Müşteri geri bildirimlerini ürün geliştirme döngümüzün merkezine alıyor; dijital yönetim sistemleri sayesinde olası risklere karşı proaktif çözümler geliştiriyoruz.

Son yıllarda saatten gözlüğe uzanan yeni bir yolculuğa adım attınız. Gözlük kategorisine giriş kararınız nasıl şekillendi?
Yıllar içerisinde edindiğimiz küresel tecrübe ve yerel gücümüz, kaliteye olan bağlılığımızla müşteri memnuniyetini esas alan yaklaşımımız, bizi sadece saat değil, stilin tamamlayıcı diğer unsurlarına da yönelmeye teşvik etti. Saat sektörü, bize tasarım, üretim ve küresel marka yönetimi konusunda güçlü bir bilgi birikimi kazandırdı. Bu deneyim, stilin tamamlayıcı unsurlarına yönelmemiz için doğal bir zemin oluşturdu. Gözlük de tıpkı saat gibi sadece işlevsel bir ürün değil; kişinin kimliğini ve tarzını yansıtan bir moda ifadesidir. Tüketici eğilimlerinin de fonksiyon ve estetiği bir arada sunan markalara yöneldiğini gözlemledik. Bu doğrultuda profesyonel bir gözlük departmanı kurarak güçlü bir ekiple optik sektörüne adım attık ve kısa sürede kendimize sağlam bir yer edindik.

Güçlü bir marka portföyünüz var. Markalarınız ve koleksiyonlarının temel özellikleri hakkında bizi bilgilendirir misiniz?
Daniel Klein, Fashion for Everyone (Herkes için Moda) mottosuyla yola çıkan ve dünya genelinde milyonlarca kullanıcıya ulaşan bir marka olarak, gözlük koleksiyonunda da aynı felsefeyi sürdürüyor. Marka, modayı takip eden, kendine özgü tarzını kaliteli ve uygun fiyatlarla yansıtmak isteyen herkese hitap ediyor. Kökleri 1886 yılına uzanan ve Amerikan polo kültürünü temsil eden Santa Barbara Polo & Racquet Club, klasik ve sportif yaşam tarzını benimseyenler için global bir stil sembolüdür. Gözlük koleksiyonunda da bu zarif ve rahat şıklığı net bir şekilde görebilirsiniz. İtalyan tasarım mirasını modern çağın ihtişamıyla buluşturan Valentino Orlandi, gözlük koleksiyonunda da eşsiz bir lüks anlayışını temsil ediyor. Her modeli adeta bir tasarım objesi gibi özenle hazırlanan bu koleksiyon, göz alıcı detayları ve sofistike yapısıyla öne çıkıyor. Kısacası Daniel Klein; geniş kitlelere hitap eden trend odaklı ulaşılabilir moda, Santa Barbara Polo & Racquet Club; sportif zarafet, rahatlık ve günlük yaşam şıklığı, Valentino Orlandi ise lüks ve ihtişamı tercih edenler için vazgeçilmez seçenekler sunuyor.

Markalarınız tasarım dili, işlevsellik ve ulaşabilirlik açısından farklı zevklere ve ihtiyaçlara uyumlu. Tüketici tarafında bu çeşitlilik nasıl bir karşılık alıyor?
Portföyümüzdeki her marka, farklı beklenti ve yaşam tarzlarına hitap ediyor. Daniel Klein, “modayı yakından takip ediyorum ama bütçemi zorlamıyorum” diyen kullanıcılar tarafından tercih ediliyor. Santa Barbara Polo & Racquet Club serileri kalite ve konforu, abartısız sportif şıklıkla birleştiren müşterilerden olumlu dönüşler alıyor. Valentino Orlandi ise “lüks, zarafet ve özgün tasarım” arayışındaki tüketicilere hitap ediyor. Bu çeşitlilik Essa Grup’un Herkes için Moda vizyonunun somut bir yansımasıdır.

Gözlük serilerinizde kaliteye, özel bir vurgu yapıyorsunuz. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar hangi kriterleri gözetiyorsunuz?
Gözlük koleksiyonlarımızda yalnızca estetik değil, uzun süreli kullanım konforu da öncelikli kriterimizdir. Hafiflik, ergonomik yapı ve cilt dostu malzemeler titizlikle seçilir. Kaliteyi, sadece şık bir görünüm değil, gün boyu rahat hissettiren kusursuz bir kullanıcı deneyimi olarak tanımlıyoruz. Bu anlayış, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda da güvenle tercih edilmesini sağlıyor; çünkü bizim için kalite sadece şık görünmek değil, gün boyu rahat hissettiren doğru ürünü sunabilmektir. 

Optik kanalında işbirliği yaptığınız mağaza ve optisyenlerle ilişkilerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Onlara sunduğunuz destekler nelerdir?
Ürünlerimizi müşterilerimizle buluştururken, her zaman kalite ve güvenin arkasında durarak garanti güvencesi sunuyoruz. Aynı zamanda tedarikçilerimize ödeme kolaylıkları ve cazip satış fırsatları sağlayarak uzun vadeli, sürdürülebilir iş birlikleri kurmaya özen gösteriyoruz. Kuruluş sürecimizde benzer zorlukları bizzat yaşamış bir firma olarak, bugün tedarikçilerimizin karşılaştığı ihtiyaç ve beklentileri çok iyi anlıyor; bu nedenle her adımda onların yanında yer almayı ilkesel bir duruş olarak benimsiyoruz. Çünkü biz, birlikte büyümenin gerçek başarının anahtarı olduğuna inanıyoruz.

Essa Group olarak yakın dönem dair hedefleriniz neler? Yeni yatırımlar, işbirlikleri ya da ürün grubu genişletme planlarınız var mı?
Essa Group olarak her geçen yıl yatırımlarımızı artırarak büyümeye devam ediyoruz. Tüm faaliyetlerimizde pazar dinamiklerini ve müşteri taleplerini dikkate alarak, üretim süreçlerimizi nihai tüketici odaklı bir anlayışla şekillendiriyoruz. Stratejik yatırımlarımızla öncelikle ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı, ardından markamızın global ölçekte bilinirliğini artırmayı hedeflemekteyiz. Bu doğrultuda, insan kaynağımızı da güçlendirerek, yetkin ve kalifiye çalışan sayımızı artırmaya büyük önem veriyoruz. Hedefimiz, markamızın ulaşmadığı hiçbir nokta bırakmadan, tüm paydaşlarımıza en yüksek kalitede hizmet sunmaktır. Bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilir büyüme, inovasyon ve müşteri memnuniyetini temel alan bir gelişim programı ile yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, optik sektörünün en prestijli etkinliklerinden biridir. Hem yurt içinden hem de yurt dışından birçok sektör paydaşını bir araya getirerek, en güncel yeniliklerin sergilendiği bir buluşma platformu sunar. Bu özelliğiyle, yeni ürünleri tanımak ve müşteri portföyünü genişletmek isteyen firmalar için en doğru adres konumundadır. 85’ten fazla ülkeyi kapsayan yurt dışı müşteri ağımız ve 1000’i aşkın yurt içi portföyümüz ile güçlü bir yapıya sahibiz. Bu birikimi, optik sektörüne taşımak ve sektöre etkili bir giriş yapmak adına Silmo İstanbul Optik Fuarı bizim için ideal bir sahne olacaktır. Hem markamızı tanıtmak hem de yeni iş bağlantıları kurmak için fuarın sunduğu uluslararası ortam büyük bir fırsat sunuyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
4 your eyes hem yurt içinde hem de yurt dışında optik sektörü alanında geniş bir paydaş ağına sahip önemli bir oluşumdur. Derginin bu yapısı sektörün farklı noktalarındaki profesyonellerle doğrudan iletişim kurma imkanı sunarak, markaların ve firmaların tanınırlığını artırmak için eşsiz fırsatlar yaratmaktadır. Bu sebeple 4 your eyes ile işbirliği içerisinde olmak bizim için son derece olumludur ve bu durumdan büyük bir memnuniyet ve heyecan duymaktayız.

Kasım 2025

Hoffmann Natural x Press Eyewear

Hoffmann Natural x Press Eyewear

Ortak Tutkudan Doğan Güçlü İşbirliği

Doğal bufalo boynuzuna ortak tutkuyla başlayan Hoffmann Natural ve Press Eyewear işbirliği, sektörel birlikteliklerin gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

Almanya’nın Eifel bölgesinden premium marka Hoffmann Natural Eyewear, 1978 yılından bu yana bufalo boynuzunun öncüsü olarak bu doğal ve sürdürülebilir malzemenin farklı ve üstün yönlerini benzersiz koleksiyonlarıyla gözler önüne seriyor. Hoffmann’da cesur formlara, modern renk paletlerine, çağdaş ve özgün tasarımlara dönüşebilen bu doğal malzeme, gerçek gücünü markanın gözlük tutkusundan ve üstün işçilik hassasiyetinden alıyor. Hoffmann atölyesi 2024 yılından itibaren artık yalnızca kendi koleksiyonlarını üretmekle kalmıyor; Robert Marc NYC ve Morgenthal Frederics gibi ikonik markalardaki 20 yılı aşkın deneyimiyle Amerikan gözlük tasarımına yön veren Jeff Press ile de giderek güçlenen bir işbirliği yapıyor. Gözlüklere ve özellikle doğal bufalo boynuzuna ortak tutkunun okyanus aşan bir işbirliğine nasıl dönüştüğü hakkında Hoffmann Natural Eyewear Sahibi Wolfgang Thelen ve Press Eyewear Kurucusu ve Kreatif Direktörü Jeff Press ile gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

Merhaba Wolfgang ve Jeff. İlk olarak ne zaman ve nerede tanıştığınızdan bahseder misiniz?
Wolfgang: Merhaba, Jeff ile tanışmamız 2002 yılına kadar uzanıyor. Köklü lüks gözlük markası Morgenthal Frederics’ın Kurucusu Richard Morgenthal ile birlikte Eifel’deki atölyemize ziyarete gelmişlerdi. 2002 yılı benim için hem kızımın doğum yılı oluşu hem de aynı zamanda Jeff ile ikimizi de heyecanlandıran ilk kreatif proje ortaklıklarımızın başlangıç yılı olması bakımından önemli bir dönemdir.

Jeff: Evet, 2002 yılı benim için de önemli bir dönüm noktasıdır. Almanya’daki bu geleneksel gözlük yapım atölyesine ilk gelişimdi ve uzun süredir sektörde olsam da ilham dolu, yeni dostlukların kurulduğu bu ziyaret sonrası yepyeni bir dönemin başlayacağının heyecanını hissetmiştim.

Jeff, gözlük sektöründe uzun süredir yer alıyorsunuz. 2024’te kendi markanız Press Eyewear’i kurdunuz. Sizi bu adıma yönlendiren neydi?
Jeff: Bu adımı atmak için artık doğru zamanın geldiğini hissettim. Bir buçuk yaşından itibaren gözlük kullanması gereken biriydim ancak 23 yaşına kadar bu mesleğin içerisinde olacağımı hiç düşünmemiştim. 1998 yılında optik endüstrinin ikonik ismi Robert Marc’ın mağazasında satışçı olarak başlayan yolculuğum beni kendi markama kadar getirdi ve gözlük tarihini özellikle de 90’ları hep etkileyici bulmuşumdur. Ben de markamı bu döneme çağdaş ve çok boyutlu bir bakış açısıyla yaklaşmak için geniş bir fırsat olarak gördüm. Çıkış noktam; otomotiv tasarımı, mücevher tasarımı, müzik ve moda ikonları gibi çok farklı ilham kaynaklarından beslenen bir gözlük markası yaratmak oldu ancak her şeyin merkezinde malzeme durmalıydı. Tüm tasarımlarımızda malzeme yıldız olmalıydı çünkü ancak bu sayede her parça kendine özgü, organik bir akışa sahip olabilirdi.

Press Eyewear New York merkezli. Sizce markanız özünde şehrin tipik ruhunu ve enerjisini taşıyor mu?
Jeff: New York öyle dinamik bir yer ki, farklı stillerin karışımı her zaman açık bir kapı bırakıyor. Ben uzun süredir New York’ta çalışıyorum ve tasarlamak, ilham almak için bu şehri her zaman yeni ve canlı bir fırsat olarak gördüm. Dünyadaki birçok yerden ilham alan ama doğduğu şehirden de izler taşıyan bir marka yaratmak istedim. New York’un çok kültürlü yapısı beni her zaman cezbetti; bu yüzden tüm müşteri profillerine hitap eden, farklı beklentileri karşılayabilen ürünler tasarlamayı seviyorum.

Press Eyewear’in doğal boynuz serileri için ortak çalışıyorsunuz. İşbirliğinizin nasıl geliştiğinden bahseder misiniz?
Jeff: Benim için gözlük tasarımı en iyi malzemeler ve en üst el işçiliğiyle başlar. Boynuz gibi doğal ve seçkin bir malzemeyle çalışabilmek istiyordum ve bu alandaki eşsiz, çevre dostu ve vizyoner üretim sürecini Hoffmann’da buldum. Wolfgang ve ekibinin hammadde ve üretim desteğiyle Morgenthal Frederics için ABD’nin ilk bufalo boynuzundan gözlük koleksiyonunu 2006’da tasarlamamdan bu yana yani 20 yıldır bir aradayız. Açıkçası Press Eyewear’ın boynuz serileri için başkasıyla çalışmak aklımın ucundan bile geçmedi.

Wolfgang: Bizim için de anlamlı bir işbirliğidir. Jeff’in vizyonu doğal gözlük literatürümüzde yeni bir boyut açtı. Bufalo boynuzu işindeki uzmanlığımızı Jeff’in yaratıcı yaklaşımı ile birleştirmek her seferinde gerçekten heyecan verici bir sinerji yaratıyor.

Wolfgang, siz boynuz çerçevelerde bir öncüsünüz. Bu doğal malzemeyi sizin için özel kılan nedir?
Wolfgang: Aslında bufalo boynuzu gözlük üretiminde kullanılan en eski malzemelerden biridir.  Hafif, dayanıklı, estetik, hipoalerjenik ve sürdürülebilir oluşu gibi özellikleri bizi her zaman cezbetti. Ton çeşitliliği inanılmaz; farklı doğal boynuz tonlarını ve bitki bazlı renklendirilmiş boynuz plakalarını birleştirerek ilk 24 yılımızda 500’ü aşkın farklı gölgeye ulaştık. His ve dokunuş da dahil olmak üzere diğer malzemelerle karşılaştırmak bizim için zor.

Jeff, siz de bufalo boynuzuna tutkun bir tasarımcınız. Peki bu doğal malzeme sizin için ne ifade ediyor?
Jeff: Başından beri, doğal bufalo boynuzunun güzelliği beni büyülemiştir. Bu malzemeyle her çerçeve kendi karakterini barındırıyor ve yüzle birleşerek gözlüğün en üst formu haline geliyor. Press’te birlikte çalıştığım tasarımcı arkadaşım Riya Mehta bana hep “boynuzla tasarım geliştirmek senin mutluluk alanın” der. Ben de insanların gözlüklerinden, hayatlarındaki diğer değerli objelerle olan aynı heyecanı duymalarını istiyorum.

Wolfgang, şimdi Press’in tüm serilerini DACH bölgesinde siz pazarlıyorsunuz. Bu ortaklığınızın süreceğini de gösteriyor diyebilir miyiz?
Wolfgang: Başından beri Press’in doğal boynuz dünyamıza yeni bir boyut, bambaşka bir derinlik kazandıracağına inanıyorduk. Bu sebeple hiç tereddüt yaşamadık ve evet aramızda 20 yıla uzanan bu dostluk ve işbirliğinin güçlenerek süreceğinin garantisini verebiliriz.

Kaynak: Spectr

Kasım 2025

Galaxy Optik

GALAXY OPTİK

Kurumsal Duruşuyla Güven Kazanıyor

“Gelişen ve değişen optik dünyasına hızla ve efektif bir şekilde ayak uyduran Silmo İstanbul; Türkiye ve bölge pazarların nabzını tutuyor.”

Röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım. Kendinizden bahsederek, optik sektörüyle tanışma hikayenizi paylaşır mısınız?
Fatih Aslan: İlk olarak saat ve optik mağazasında 1996 yılında başlayan serüvenimiz, 2010 yılında kardeşimin de katılımıyla bizi bugünlere getirdi. Tabii ki bu süreç kolay olmadı. Zamanla sektörel bazlı ve ekonomik problemlerle karşılaştık ancak hedeflerimizden şaşmadan, emin adımlarla ve doğru zamanlarda yatırım yaparak daha ileriye gitmek adına kararlar aldık ve uyguladık. Sektörde uzun seneler boyunca işin mutfağı olan atölyede, sonrasında ise satış ve tedarik kısmında yer aldım. Sektördeki eksik yönlerimizi geliştirerek, bugünkü kurumsallığın aslında altyapısını hazırlamış oldum. Kardeşimin 2006 yılında kurumsal mağazacılık sektörünün altyapısında yer almasını sağlayarak yetiştirdim ve askerliğini tamamlamasıyla onu 2010 yılında yanıma aldım.

Yusuf Aslan: Ağabeyimin de belirttiği gibi 2006 yılında onun yönlendirmesiyle 4 yıllık bir deneyimden sonra askerlik görevimi tamamladım. Aydın’ın Söke ilçesinde Ceylan Optik’in Kurucusu ağabeyimle 2010 yılında çalışmaya başladım. Bizde iş dağılımı iki bölümden oluşmaktadır. Ben şu anki mağazalarımızda işletmeci olarak görev yapmaktayım. Mağazalara ürün dağılımı, müşteri sonrası iletişim, departmanlar ve altyapıyla ilgili sorumluluk bana aittir.

Aydın, Söke’de 2008 yılında açtığınız ilk çarşı mağazanızla Galaxy Optik’in temelleri atıldı diyebilir miyiz? İlk mağazanın açılış süreci nasıldı?
Kesinlikle. Ceylan Optik’i açarken de sunacağımız hizmetlerle ilgili aynı vizyonu taşıyordum. Her zaman kurumsallıktan yana oldum; çünkü kurumsallık, müşterimize verdiğimiz önemi ve saygıyı gösterir. Sonuçta uzun yıllardır bu sektörde hizmet veriyoruz. Bu sebeple hiçbir zaman plansız, düzensiz, şeffaflık ve güven sunmayan bir çalışma sistemini benimsemedik. İşimizi ciddiyetle ve titizlikle yürütmek hem kendimize hem de müşterimize duyduğumuz saygının bir yansımasıdır.

Yusuf Bey’in dahil olmasıyla birlikte iş yapınız nasıl şekillendi? İki kardeş olarak çalışmanın avantajları ve zorlukları neler?
Tabii ki güçlenerek yolumuza devam ettik. Ben sektörde fuarları ve yatırımlarımızı takip ederken, kardeşim ise bizim için çok önemli olan ikili ilişkiler ve müşteri diyaloğu kısmında yer alarak bizi bugünlere taşıdı. Her bir adımı ortak akıl ve karşılıklı güvenle atarak markamızı sağlam temeller üzerine inşa ettik.

Ceylan Optik adıyla başlayan bu yolculuk, Kasım 2024’te Galaxy Optik AVM mağazası ile devam etti. Bu değişimin arka planını anlatır mısınız?
Öncelikle ilk günden bu yana doğru adımlarla ve hedeflediğimiz yüksek kalite ve güven odaklı yaklaşımdan şaşmadan ilerledik. Kasım 2024 Galaxy Optik adıyla AVM mağazası açtığımız tarih olmasının yanı sıra, içinde yer aldığımız AVM’nin hizmete açıldığı tarihtir. Haliyle henüz hizmete açılan bir AVM’deki ilk mağazalardan biri olacak olmamız bir risk demekti. Bu sebeple, bölgede yaşayan kitlenin profili, AVM’nin müşteri potansiyeli, bölgedeki optik mağazalar ve markaları tespit ve analiz ettik. Daha sonra Aydın içindeki çalışmalara baktık ve sektörde hedeflenen kitlenin eksik yönlerine göre şekillendik. Deneyim ve bilgi birimimiz ile bu riskin fırsata dönüşebileceğine karar verdik ve o günden beri güçlenerek hizmet vermeye devam ediyoruz.

Yeni AVM mağazanızın hedef kitlesi, konsepti ve iç tasarımı hakkında bilgi verir misiniz?
Galaxy Optik ile amacımız şehrimiz Aydın’da en üst segmentteki markalara yer vereceğimiz butik bir mağaza oluşturmaktı. Üst grup ürün ve markaların, görsel estetiği yüksek bir ortamda müşterilerimizle buluşmasını istedik. Butik mağazacılık konseptiyle hedef kitlemizdeki müşterilerin dünya markalarına kolayca ve güvenle erişmesini sağlamaktayız. Mağazamızın tasarımını da müşterilerimizin hızla meraklarını cezbedebilecek bir estetik anlayışla titizlikle şekillendirdik. Müşterilerimizin olumlu geri bildirimlerini alarak onlara yüksek kalitede hizmet sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Mağazalarınızda sadece üst segment ürünler mi yer alıyor? Satışını en çok yaptığınız optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri?
Açıkçası evet çoğunlukla üst segment ürünlere yer vermeyi tercih ediyoruz. Marka bazında seçici davranarak, güncel ve trend modellere yer vererek yolumuza devam ediyoruz. Birçok üst segment markaya mağazalarımızda kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Bizim için öncelik her zaman sağlık ve moda dengesini doğru kurmak oldu. Müşterilerimize hem şıklığı hem de göz sağlığını bir arada sunmayı hedefliyoruz.

Müşteri memnuniyeti konusunda öncelikleriniz nelerdir? Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?
Mağazalarımıza ulaşarak bizden ürün seçmeye gelen her müşterimize istinasız ürünün detaylı tanıtımı ve kullanıma dair bilgileri açıklama konusunda optimum titizlik göstermekteyiz. Müşterilerimizin ürün seçerken bilinçli alışveriş yapmaları bizim için çok önemlidir. Sunacağımız seçenekler sadece onların ihtiyaçları ve zevklerine göre şekillenmelidir ilkesi ile hareket ediyoruz. Satış sonrası süreçte de sürdürülebilirlik sağlamak amacıyla büyük firmalarıyla çalışıyoruz. Müşterilerimizin satış sonrasında herhangi bir sorunla karşılaşması durumunu hiç istemediğimiz için öyle bir durumda hızlı çözümler üretmekteyiz. Çünkü müşteri velinimettir ilkesi en temel değerimizdir.

Sunduğunuz hizmetlerde sizi diğer optik mağazalardan ayıran en güçlü yönleriniz nelerdir?
Belirttiğim gibi 2008 yılında temellerini attığımızda kurumsallığı ön planda tuttuk ve ilk günden bu yana bu anlayışla yol aldık. İlk yıllarımızdan bugüne, dedelerden torunlarına kadar çok geniş bir yaş grubundaki müşterilerimize hizmet verdiğimizi görmek, bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Doğru iletişim ve doğru ürünlerle her yaştan müşterilerimize güven verdiğimizi görmek, işimizi tüm güncel zorluklara rağmen aynı motivasyonla yapmamızın kaynağıdır. Sürdürülebilir bir iş yapısı ve müşteri memnuniyeti odaklı anlayışımız sayesinde; her jenerasyona hitap edebilen, kalıcı güven hissi verebilen ve müşteri sadakatini kazanmış olarak büyümeye devam ediyoruz.

Son yıllarda değişen müşteri beklentilerine karşı hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Evet, müşteri algısı dijital çağda değişim gösterdi. Alacakları gözlükleri artık sadece optik mağazalarda görüp karar vermiyorlar. Özellikle dijital kanalları daha aktif kullanan genç jenerasyonun markalar hakkındaki bilgileri ve talepleri farklılaşmaya ve bilinçlenmeye başladı. Öte yandan sosyal medya hiç olmadığı kadar güçlü bir tanıtım aracına dönüştü. Bu sebeple Galaxy Optik olarak sosyal medya aracılığıyla öncelikli hedef kitlemizi belirliyor; tanıtım ve reklam çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu doğrultuda müşterilerimizle aynı dili konuşarak, onların beklentilerine uygun adımlar atıyor ve birlikte ilerliyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarının optik endüstrisine katkıları hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Yurtdışında yıllardır düzenlenen küresel optik sektöründe öncü role sahip fuarlara ve mesleğimle ilgili tüm etkinliklere katılan biri olarak, yenilikler ve teknolojik gelişmeleri öğrenmek ve bunları çalışma arkadaşlarımla istişare edip işimize yansıtmak benim için çok önemlidir. Bu sebeple Silmo İstanbul Optik Fuarını da her yıl ziyaret etmek büyük bir heyecan anlamına geliyor. Çünkü Silmo İstanbul her yıl sunduğu yenilikler ve farklı bakış açılarıyla bizleri şaşırtmayı başarıyor. Gelişen ve değişen optik dünyasına hızla ve efektif bir şekilde ayak uyduran Silmo İstanbul; Türkiye ve bölge pazarların nabzını tutuyor. Silmo İstanbul’un optik sektörünün geleceğine yön vermek adına büyük önem taşıdığına inanıyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz?
Derginiz 4 your eyes’ın uzun yıllardır neredeyse okumadığımız sayısı yok diyebiliriz. Özenle seçilmiş güçlü içeriğinizde biz optik profesyonellerinin ihtiyacı olan her türlü bilgi, haber, yenilik, trendler ve teknolojileri işliyorsunuz. Markaların öz geçmişi, firmaların detayları ve yenilikçi adımlarıyla ilgili bilgiler sunarak aslında tüm optik profesyonellerine fırsat penceresi açıyorsunuz. Tüm ekibinizin başarılarının devamını dileriz.

Kasım 2025

Prm Group

PRM GROUP

Freesbee Kalitesini Türkiye’ye Ulaştırıyor

“Silmo İstanbul’daki eğitim oturumları ve network imkanları
sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.”

Merhaba Tankut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizden ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden bahseder misiniz?
Perakende ve distribütörlükte 30 yıla yaklaşan birikime sahibim. Kariyerimin ilk yıllarında denim ve moda kategorilerinde satış, pazarlama ve satış kanalı yönetimi rollerinde çalıştım; bu deneyim bana ürünün sadece tasarımıyla değil aynı zamanda doğru kanal, doğru fiyat ve doğru servis üçlemesiyle değer kazandığını öğretti. 2010’dan beri PRM Mağazacılık A.Ş. / PRM Group’ta yönetici olarak odağımı gözlük kategorisine kaydırdım. Optik sektörü disiplin, güven ve servis kalitesi gerektiriyor; bugün hem distribütörlük hem de perakende/e-ticaret deneyimini bir araya getirerek markalarımıza uzun vadeli bir büyüme zemini sunuyoruz. Eğitim odaklı saha yaklaşımı, veriyle karar alma ve sürdürülebilir stok yönetimi kişisel olarak önem verdiğim alanlardır.

PRM Group, optik sektöründe 15 yıldır faaliyet gösteriyor. Şirketinizin kuruluş hikayesini ve bugünkü konumunu kısaca anlatır mısınız?
PRM Group, 2010 yılında uluslararası markaları yerel dinamiklerle buluşturan, servis kalitesi yüksek bir distribütör vizyonuyla kuruldu. İlk günden itibaren tek seferlik satıştan ziyade, sahada süreklilik ve mağaza verimliliğini önceleyen bir iş modeli benimsedik. Bugün optik kanal odaklı dağıtım ağımız; bağımsız optisyenler, zincir mağazalar ve bölgesel toptancı iş ortaklarından oluşuyor. B2B tarafında sipariş–stok–lojistik döngüsünü veriyle optimize ederken, B2C’de markalarımızın hikayesini dijitalde derinleştiriyoruz. Kısacası PRM, ürünü getirip raflara koyan değil, rafı yaşayan ve satışa çeviren bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor.

Freesbee markası Kaliforniya yaşam tarzından ilham alan genç ve dinamik bir marka. Markanın Dna’sı ve genel özelliklerini paylaşır mısınız?
Freesbee, Kaliforniya’nın rahat ama iddialı stil kodlarını optik kanalın beklentileriyle buluşturan bir güneş gözlüğü markasıdır. Tasarım Dna’sı; gün ışığı, sahil/gün batımı tonları ve şehirli kullanım pratikliği etrafında şekillenir. Ürün mimarisinde üç temel sütunumuz var. İlki vitrin ve deneyim gücü yüksek, renk değiştirme özelliği ile fark yaratan Chameleon koleksiyonudur. Zamansız formlar ve nötr/yarı saydam gövde seçenekleriyle geniş bir kitleye hitap eden diğer temel koleksiyon ise California Classics’dir. Üçüncü konsept de markanın mevsim trendlerine odaklanarak fresh stilleri sınırlı edisyon sunduğu Seasonal Edits koleksiyonudur. PRM olarak bu koleksiyonları günlük kullanım ile trend görünüm arasındaki dengeyi koruyarak, ulaşılabilir fiyat yaklaşımıyla sunuyoruz.

Chameleon serisi, Freesbee’nin yenilikçi ve teknolojik yaklaşımını ideal bir şekilde öne çıkarıyor. Koleksiyonun farkını biraz detaylandırır mısınız?
Chameleon koleksiyonu, güneşle birlikte yaşayan tasarımlar fikrinden doğmuştur. Koleksiyondaki gözlükler UV/gün ışığı etkisiyle ton değiştiren gövde/cam kaplamaları sayesinde kapalı alandan açık alanlara geçişlerde adeta kullanıcıyla birlikte hareket etmektedir. Bu özellikleri ile optik perakendecilerin küçük bir UV ışığıyla yaptıkları hızlı demo veya vitrindeki estetik, güçlü duruşları müşteriler tarafından anında fark edilir olmalarını garantiliyor. Ayrıca bu sayede mağazalar sosyal medya hesaplarında paylaşılabilir anlar üretebiliyor. Sonuçta Chameleon dikkat çekici kaplama teknolojisinin sunduğu avantajlarla sadece estetik güzellik sunmuyor. Aynı zamanda mağazalar için müşteri çekmede aktif rolü olan değerli bir araçtır.

Renk değiştiren Chameleon modelleri satış noktalarında nasıl bir müşteri etkileşimi sağlıyor? Optisyenler bu deneyimi nasıl aktarıyor?
Kurgumuz üç adımlıdır. İlk adım vitrinde “Change with the Sun / Gün ışığıyla değişen stil” mesajı ve demo ünitesi ile dikkat çekmedir. Ardından UV ışığıyla önce/sonra gösterimi ile müşteri elindeki gözlüğün renk değişimini bizzat deneyimler. Üçüncü adımda ise optisyen, günlük şehir hayatı, sahil, etkinlikler vb. kullanım senaryolarını ve fiyat/kalite dengesini vurgular. Ekiplerimize kısa demo diyalogları, itiraz karşılama cümleleri ve POS görselleri sağlıyoruz. Bu sayede ürün, teknik anlatımdan ziyade “hissettirilen” bir deneyime dönüşüyor.

Freesbee’nin koleksiyonlarını belirlerken özellikle nelere dikkat ettiniz?
Freesbee’nin koleksiyon mimarisini hem satış rotasyonu hem de marka hikayesi açısından kurguladık. California Classics koleksiyonuyla, yüksek satış dönüşü sağlayan ve kolay stok yenilenmesine uygun temel formlar; mat/parlak yüzeyler ve nötr paletle geniş bir kitle hedefledik. Sınırlı üretim Seasonal Edits koleksiyonu ile sezon renkleri ve grafik dokular sayesinde vitrinlere tazelik sunmayı amaçladık. Detaylı bahsettiğim Chameleon ise hikayesi olan, deneyim ve vitrin etkisi yüksek seri olarak güçlü bir etki yaratıyor. Bu üçlü yapı, mağazanın aynı anda hem güvenli satış hem de “konuşan vitrin” ihtiyacını karşılıyor.

Freesbee’nin fiyat stratejisi “Ulaşılabilir Kalite” üzerine kurulu. Bu yaklaşım optik mağazalar ve son kullanıcı için nasıl bir avantaj sağlıyor?
Son kullanıcı tarafında hızlı karar verilebilen bir fiyat bandında; trend görünüm, kalite ve konfor dengesini sunuyoruz. Optik mağaza açısından ise yüksek dönüşüm, geniş hedef kitle ve stok riski düşük koleksiyon mimarisi en önemli avantajlardır. Bu avantajlar Chameleon’ın deneyim gücüyle birleşince, hediye veya ikinci gözlük alışlarında ek sepet etkisi oluşuyor. Bu strateji, mağaza başına sezon içi stok çevrim hızını artırırken, müşteri memnuniyetini de yukarı taşıyor.

Türkiye genelindeki satış ağınızdan bahseder misiniz? Freesbee bugün hangi bölgelere hizmet ulaştırıyor?
Freesbee, Türkiye genelinde bağımsız optisyenler, satın alma grupları ve seçili zincirlerle Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu’ya yayılan geniş bir satış ağına sahiptir. Bölgesel toptancı iş ortaklarımızla servis ve yeniden ikmal sürelerini kısaltıyor; mağaza içi görsel uygulama ve eğitim desteğini standart hale getiriyoruz.

PRM Group uzman saha ekipleri ve optisyen eğitim programlarıyla da farkını ortaya kokuyor. Mağazalara sunduğunuz eğitimlerle ilgili bilgi verir misiniz?
Eğitimlerimizi üç başlıkta topluyoruz. Ürün & Teknik başlığında UV/renk değişimi mantığı, malzeme/konfor, bakım ve satış sonrası konularına odaklanıyoruz. Mağazacılık başlığında; vitrin mesajları, demo istasyonu yerleşimi, raf yönetimi ve görsel bütünlük eğitimleri sağlıyoruz. Satış Diyalogları kategorisinde ise kısa demo senaryoları, itiraz karşılama, paket teklif ve çapraz satış konularında eğitim sunuyoruz. Bu eğitimleri saha koçlukları ve mikro-modüllerle destekliyor; ölçüm için mağaza bazında demo sayısı, POP uygulama oranı ve Chameleon satış payı gibi KPI’lar takip ediyoruz.

Dijital kanallar ve sosyal medya, özellikle genç kitleye ulaşmada kritik. Freesbee için bu alanda nasıl bir iletişim stratejisi izliyorsunuz?
Ana eksenimiz video ve deneyimdir. Renk değişiminin “önce/sonra” etkisini Reels/TikTok formatında anlatıyoruz. Kullanıcı içeriklerini (UGC) teşvik eden meydan okumalar, lokasyon bazlı reklam setleri ve mikro-influencer iş birlikleriyle erişimi büyütüyoruz. E-ticaret tarafında koleksiyon sayfalarında kısa demo videoları, sade ürün kopyeleri ve “hangi ortamda nasıl görünür?” gibi görsel varyasyonlarla karar süresini kısaltıyoruz.

Önümüzdeki dönemde global ölçekte ya da yeni işbirlikleri konusunda hedefleriniz nelerdir?
Kısa–orta vadede Avrupa’da seçili pazarlarda optik kanal yayılımını artırmak ve Chameleon’ın vitrin deneyimini standardize eden kompakt demo ünitesini yaygınlaştırmak istiyoruz. Ürün tarafında, California Classics’i yeni yüzey işlemleri ve sürdürülebilir malzeme opsiyonlarıyla zenginleştirirken, Seasonal Edits’i limitli kapsül konseptiyle koleksiyonerlere dönük hale getirmeyi planlıyoruz. Ölçülebilir hedeflerimiz arasında yıllık satış adetlerini kademeli biçimde ölçeklemek ve yeni ortaklıklarla omnichannel müşteri deneyimini güçlendirmek var.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı; tedarikçi, marka ve optisyenleri aynı çatı altında buluşturan, sadece Türkiye için değil çevre bölgeler için de stratejik bir vitrindir. Yeni koleksiyonları ilk elden görme, teknik yenilikleri deneyimleme ve sahadan gerçek geri bildirim alma fırsatı sunuyor. Bizim açımızdan Silmo İstanbul, Chameleon gibi “deneyim odaklı” serilerin yerinde demo ile anlatılabildiği, işbirliklerini hızlandıran bir platformdur. Ayrıca eğitim oturumları ve network imkanları sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Ben teşekkür ederim. 4 your eyes’ın sektöre güncel, pratik ve dengeli içerik sunduğunu düşünüyorum. Özellikle perakende tarafındaki vaka/paylaşım yazıları ve ürün trend sayfaları optisyenler için yol gösterici. Derginin sosyal medyadaki dijital uzantısıyla birlikte, yeni koleksiyonların “deneyimlenebilir” şekilde anlatılmasına alan açmanızı da çok değerli buluyorum. Chameleon gibi hikaye bazlı seriler için bu tür mecralar fark yaratıyor.

Ekim 2025

You Mawo

You Mawo

Kişiye Özgü 3D Baskı Gözlük Uzmanı

Sektörde 10. yılına yaklaşan You Mawo, sadece kişiye özel gözlükleri herkesçe erişilebilir kılmakla yetinmeyip yüz taramasından uyum analizine ve üretime kadar tüm kullanıcı yolculuğunu kusursuzlaştırmaya odaklanıyor.

Almanya merkezli olarak 2016’da kurulan gözlük markası You Mawo, kişiye özel 3D baskı gözlük üretiminde öncü bir yenilikçi olarak öne çıkıyor. Yüksek kaliteli poliamid tozu ve seçici lazer sinterleme (SLS) teknolojisiyle üretilen gözlükler, baştan sona şirketin geliştirdiği özgün bir süreçle tasarlanıyor. Her aşaması optimize edilen bu üretim modeli, kullanıcının yüz verilerine dayalı olarak kusursuz bir uyum sağlayan tamamen kişiselleştirilmiş gözlüklere hayat veriyor. You Mawo’nun Kurucu Ortağı, aynı zamanda Tasarım ve Ürün Geliştirme Direktörü olan Daniel Miko ile markanın yolculuğunu ve bugün geldiği nokta hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Daniel. You Mawo’yu hangi amaç ve vizyonla kurdunuz, kat ettiğiniz yolu nasıl değerlendiriyorsunuz?
You Mawo’nun çıkış noktası “Her insan yüzü şekil, boyut ve oran bakımından benzersizdir” şeklinde çok yalın ama güçlü bir gözlemimize dayanıyordu. Buna rağmen gözlük endüstrisi onlarca yıldır standart ölçüler ve katı tasarım süreçleriyle çalışıyordu. Biz bunu değiştirmek istedik. İlk günden beri hedefimiz, yalnızca sorumlu şekilde üretilen değil, aynı zamanda gerçek anlamda kişiye özel gözlükler hazırlamaktı. Rehber ilkemiz de hep “Yüzler, milyarlarca farklı şekil ve boyuttadır. Gözlükler de öyle olmalı” oldu. Bugün 2025’ten dönüp baktığımızda bu vizyona her zamankinden daha sadık olduğumuzu görüyorum. Özellikle 3D tarama ve eklemeli üretimdeki gelişmeler sayesinde bu fikri sadece teoride değil, pratikte de hayata geçirmeyi başardık. Bu da bizi gerçekten gururlandırıyor.

Bugüne kadar tasarım açısından en değerli bulduğunuz adımlar, yenilikler veya ürünler hangileri oldu?
Çalışmalarımızın birkaç yönü bizi özellikle gururlandırıyor. Tasarım açısından bakıldığında kapsül koleksiyonlarımız ve Youniverse serisinde ürettiğimiz tasarımlar bize estetik ve teknik sınırları zorlama olanağı sundu. Bu projeler bizim için yeni malzemeleri denediğimiz, alışılmışın dışında formları keşfettiğimiz ve gözlüğü yeniden kurguladığımız birer deney alanı oldu. Kişiselleştirme tarafında ise sistemimizi sürekli geliştirmeye odaklandık. Amacımız yalnızca kişiye özel gözlükleri erişilebilir kılmak değil, yüz taramasından uyum analizine ve üretime kadar tüm kullanıcı yolculuğunu kusursuzlaştırmak olmuştur. Mevcut düzeni sorgulamak, You Mawo kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Bunu yenilikçiliğin en önemli şartı olarak görüyoruz.

Özellikle akıllı gözlüklere ilginin oldukça arttığı 2025 yılını, 3D baskı gözlüklerin ulaştığı nokta ve potansiyeli açısından değerlendirir misiniz?
Kesinlikle çok yol katettik ve bugün 3D baskı gözlüklerde ulaşılan sofistike seviye gerçekten etkileyicidir. Malzeme kalitesi, hassasiyet ve kişiselleştirme açısından geldiğimiz nokta çok ileri diyebilirim. Ancak yine de yolun başındayız. Eklemeli üretim, tasarım özgürlüğü ve kişiselleştirme konusunda benzersiz bir esneklik sağlıyor ve özellikle teknoloji entegrasyonunda henüz keşfedilmemiş büyük bir potansiyel görüyoruz. Akıllı gözlükler yeniden gündemde ve biz bu alanda kişiye özel uyum ile akıllı işlevleri birleştirmede eşsiz fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Üretim yaklaşımımız sayesinde yalnızca “akıllı” değil, aynı zamanda konforlu, şık ve tamamen kullanıcıya uyumlu çözümler geliştirebiliyoruz. Ayrıca seri üretim akıllı gözlüklerde eksik kalan en önemli unsurun bu konfor olduğunu da eklemek isterim.

Son yıllarda 3D baskı gözlüklerin prestijli bir tasarım ürünü olarak daha fazla kabul gördüğünü düşünüyor musunuz?
Kesinlikle. Eklemeli üretimin lüks gözlük dünyasına getirdiği olanaklar giderek daha çok takdir ediliyor. Bir dönem niş ya da deneysel görülen bu yaklaşım artık birçok tasarım ve hatta lüks marka tarafından ileriye dönük ciddi bir üretim yöntemi olarak benimseniyor. Algının değiştiğini gözlemliyoruz. 3D baskı çerçeveler artık yalnızca teknik yenilikle ilişkilendirilmiyor. Tasarım değerleri, sürdürülebilir üretim süreçleri ve kullanıcıya gerçek anlamda kişisel bir ürün sunabilme kapasiteleriyle öne çıkıyorlar.

You Mawo olarak gelişen yapay zeka teknolojilerini kullanıyor musunuz? Yapay zeka size nasıl katkı sağlıyor?
Evet, yapay zeka birçok alanda giderek daha değerli bir araç haline geldi. Özellikle tasarım sürecindeki potansiyeli bizi oldukça heyecanlandırıyor. Bizim için yapay zeka, yaratıcı düşüncenin yerine geçen bir unsur değil, adeta bir fikir ortağıdır. Fikirlerimizi sorgulamamıza, beklenmedik formlar keşfetmemize ve tasarım dilimize yeni dinamikler katmamıza olanak tanıyor. Tasarımın ötesinde uyum optimizasyonu, müşteri etkileşimi ve öngörüye dayalı kişiselleştirme gibi alanlarda da potansiyelini görüyoruz. Böylece insanların henüz fark etmedikleri ihtiyaçlarını bile daha iyi anlayabilir hale geliyoruz. Henüz erken aşamadayız ama sağladığı olanakları gerçekten heyecan verici buluyoruz.

Tasarım yaklaşımınız sürekli değişiklik gösteriyor mu? 2025 koleksiyonlarınızda ilham kaynağınız neydi?
Aslında 2025’te köklerimize dönmeye odaklandık. You Mawo olarak kim olduğumuzu ve tasarım dilimizi neyin tanımladığını yeniden sorguladık. Bu derin düşünme süreci bize kimliğimiz ve bizi benzersiz kılan unsurlar hakkında çok daha net bir bakış açısı kazandırdı. Bu yolculuk, bizim için hem ilham verici hem de çok değerli oldu.

Kaynak: Eyestylist

Ekim 2025

Everest Optik

Everest OPTİK

Kaliteden Ödün Vermeyerek Zirveyi Hedefliyor

“Silmo İstanbul kapsamındaki eğitim oturumları ve atölye çalışmaları
sektör profesyonellerinin bilgi birikimlerinin artışında kritik önem taşıyor.”

Merhaba Mehmet Bey sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Optik sektörüne girişiniz nasıl oldu?
Merhaba, ben Mehmet Akif Doğanay. 1984 yılında İstanbul’da doğdum. Henüz 1997 yılında, erken denecek bir yaşta Sirkeci’de bulunan Dural Optik’te, ustam ve aynı zamanda dayım olan Alaaddin Karabulun’un yanında çalışmaya başladım. Optik sektöründe farklı alanlarda çalışarak sektöre dair geniş bir perspektif kazandım. Saat ve gözlük üretiminden eczane optik hizmetlerine, Sirkeci esnaf kültüründen AVM mağazacılığına kadar sektörün her yönünü deneyimledim. Perakende sektörüne yabancı sermaye girmeden önceki “Fenni Gözlükçülük” anlayışını da daha sonra sektöre giren kurumsal yabancı firmaların işleyişini de yakından gözlemleme fırsatım oldu. Bu deneyimlerim bana, sektörün eksik yönlerini görme ve bu eksiklere yönelik yenilikçi çözümler üretme fırsatı sundu. Bu amaçla sektörümüze değer katacak işler yapmayı bir vazife olarak benimsedim.

Everest Optik’i 2023 yılında kurdunuz. Mağazanızı açmaya nasıl karar verdiniz, temel motivasyonunuz ne oldu?
Bizim sektörde çıraklık ve kalfalık yapan herkesin nihai hedefi, bir mağaza açarak kendi işinin patronu olmaktır. Ancak globalleşen dünyada “az olsun, benim olsun” zihniyetinin artık geçerliliğini yitirdiğini fark ettim. Büyümeyenlerin küçülmek zorunda kaldığını ve küçük işletmelerin tek başına büyük firmalarla rekabet edemediğini gözlemledim. Aynı durum saat piyasası için de geçerliydi. Bu nedenle Doğanay Grup olarak saat sektöründe başarıyla uyguladığımız franchise modelini gözlük sektörüne de taşıdık. Saat sektöründeki deneyimlerimizi geliştirerek gözlük sektöründe yeni bir yapılanma başlattık. Ya büyümeli ya da erimeliydik, biz büyümeyi seçtik.

Everest Optik olarak bu hızlı büyümenizin sırrı nedir? Şubelerinizin lokasyon seçimlerinde öncelikli kriterleriniz nelerdir?
Everest Optik olarak kısa bir süre içinde 8 şubeye ulaşmamızın arkasında güçlü bir ekip, müşteri odaklı bir hizmet anlayışı ve stratejik bir büyüme planı yatıyor. Hızlı büyümemizin sırrı, sektördeki deneyimimizle birlikte yenilikçi bir bakış açısını birleştirerek hareket etmemizdir. Bizim için önemli olan sadece daha fazla şube açmak değil, her açtığımız şubede aynı kaliteyi, güveni ve müşteri memnuniyetini sağlamaktır. Bu nedenle şubelerimizin lokasyonlarını belirlerken üst düzeyde titizlik ve hassasiyet gösteriyoruz. Öncelikle bölgedeki potansiyel müşteri kitlesini detaylı bir şekilde analiz ediyoruz. Mevcut rakiplerin durumunu değerlendiriyoruz ve farklılaşabileceğimiz noktaları belirliyoruz. Şubelerimizin müşteriler için rahatça ulaşılabilir olmasına özen gösterdiğimiz için merkezi noktaları tercih ediyoruz. Yerel ihtiyaçlara odaklanarak bölgenin demografik yapısına ve gözlük sektöründeki talebe uygun çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Everest Optik isminin ve marka kimliğinin oluşum sürecini okurlarımızla paylaşır mısınız?
Everest Optik ismi ve marka kimliği, hedeflerimizi ve vizyonumuzu en iyi şekilde yansıtacak şekilde özenle seçildi. “Everest” optik sektöründe ulaşmak istediğimiz zirveyi temsil ediyor. Bu isim, yalnızca bir marka değil, aynı zamanda mükemmeliyet, yenilik ve güven anlayışımızın bir simgesi olarak doğdu. Everest Optik, gözlük sektöründe hem kalite hem de yenilikçi bir yaklaşımın sembolü olarak konumlandı. Markamız, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası düzeyde de tanınan ve güvenilen bir isim olmayı hedefliyor. “Everest” ismi, hem görme deneyiminde netliği ve mükemmeliyeti hem de her zaman daha yükseğe ulaşma arzumuzu kapsıyor. Bizim ile birlikte olanlarla zirvede buluşmayı hedefliyoruz.

Mağazalarınızda her segmetten ürüne yer veriyor musunuz? Müşterilerinizin en çok tercih ettiği ürün ve markalar hangileri?
Mağazalarımızda müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamak için geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Öne çıkan markalar arasında hem yerli hem de uluslararası tanınmış markalar yer alıyor. Kalite, şıklık ve uygun fiyat dengesi sunan ürünlerimiz, her yaştan ve tarza hitap ediyor. En çok tercih edilen ürünlerimiz arasında, hem günlük kullanım için rahatlık sağlayan çerçeveler hem de güneş gözlükleri öne çıkıyor. Bunun yanı sıra, ergonomik tasarımı ve hafifliğiyle dikkat çeken gözlük çerçeveleri de popüler tercihler arasında yer alıyor. Çok çeşitli ürün ve marka portföyümüz sayesinde her müşterimizin memnuniyetini sağlayacak çözümler sunmaya özen gösteriyoruz. Hizmetimizi fabrikasyon bir anlayışla değil, adeta terzi usulü bir yaklaşımla, kişiye özel bir şekilde sunmak için büyük gayret sarf ediyoruz. Bu, müşterilerimizin beklentilerini karşılamanın ötesinde, onlara birebir dokunan ve memnuniyetlerini ön planda tutan bir hizmet anlayışıdır.

Sosyal medyayı etkin kullanıyorsunuz. Dijital dünyadaki güçlü varlığınızın size ve müşterilerinize sağladığı yararlardan bahseder misiniz?
Sosyal medya stratejimiz, sadece ürün tanıtımından ibaret değil; aynı zamanda sektörel bilgilendirme, kampanyalar ve markamızla ilgili yenilikleri paylaşarak müşterilerimizin hayatlarına dokunmayı amaçlıyor. Sosyal medyada profesyonel ekibimizle aktif bir şekilde yer almak, markamızın samimi ve ulaşılabilir bir imaj çizmesine katkıda bulunuyor. Etkileşim odaklı yaklaşımımız ile müşterilerimizin görüş ve önerilerini dikkate alarak çözümler üretebiliyoruz. Sosyal medya sayesinde, Everest Optik ailesinin bir parçası olan herkese dokunmayı, onların göz sağlığına ve görme deneyimine değer katıyoruz. Çok daha geniş bir kitleye ulaşarak mevcut müşterilerimize yenilerini eklerken, kurduğumuz güçlü bağlarla markamızın değerini etkin bir şekilde yansıtma olanağı yakalıyoruz.

Optik mağazalar arasındaki fiyat rekabeti hakkındaki düşünceniz nedir? Sizin bu konuya yaklaşımız nasıl?
Yoğun fiyat rekabeti hepimiz için önemli bir sınav niteliği taşıyor. Ancak, Everest Optik olarak rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil, aynı zamanda kalite, hizmet ve müşteri memnuniyeti gibi faktörlerle de değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Meslektaşlarımızla aramızdaki dengeyi korumak adına, sektörel dayanışma ve işbirliğinin önemine inanıyoruz. Rekabetin, sektörü geliştirici bir unsur olduğu bilinciyle hareket ediyor ve uzun vadede herkesin kazanacağı bir yaklaşımı benimsiyoruz.

Optik sektörünün deneyimli isimlerinden birisiniz. Sektörel değişim ve dönüşümler hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Öncelikle, teknolojik ilerlemeler dönüşümün merkezinde yer aldı. Kişiye özel gözlük tasarımı, dijital ölçüm cihazları ve yüksek kaliteli cam üretimi gibi yenilikler sektöre büyük bir dinamizm kazandırdı. Bu teknolojik ilerlemeler, müşteri memnuniyetini artıran çözümler sunmamıza olanak sağladı. Müşteriler artık yalnızca görme problemlerine çözüm aramakla kalmıyor; aynı zamanda estetik, konfor ve kalite arayışındalar. Bu da sektörü, modaya uygun ve yenilikçi tasarımlar sunmaya yönlendirdi. Uluslararası markaların sektöre girmesi, yerel firmaları daha yenilikçi ve müşteri odaklı olmaya teşvik etti. Online satış kanallarının artması, güneş gözlüğü ürünlerin erişilebilirliğini büyük ölçüde değiştirdi. Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında; mağazalara mesul müdür zorunluluğu, metrekare şartı ve başka iş kollarıyla birleşme yasağı gibi standartların getirilmesi de dönüşümde kritik bir önem taşıdı. Bu standartlar sektöre kalite ve disiplin getirse de yabancı sermayenin girişine izin verilmesi küçük işletmelerin büyük sermaye karşısında yalnız bırakılmasına neden oldu. Tüm bu değişimlere ayak uydurabilmek, müşteri odaklı bir hizmet anlayışını benimseyerek sektöre değer katmayı sürdürebilmek bizler için hem bir sorumluluk hem de bir fırsat oldu.

Sektöre yeni girenler veya kendi işini kurmak isteyenler için vermek istediğiniz tavsiyeler var mı?
Sektöre yeni girecek veya yeni bir atılımla dükkân açmak isteyen kardeşlerimizin, öncelikle kendi durumlarını iyi bir şekilde fizibilite etmeleri gerekir. Eğer tek başlarına bulundukları lokasyonda sürdürülebilir bir rekabet ortamı yaratmaları mümkün değilse, bir oluşumla birlikte hareket etmeleri ve büyük bir yapının parçası olmaları en doğru adım olabilir. Biz, bu konuda her zaman elimizden gelen desteği sağlamaya hazırız. Bizimle iletişime geçen kardeşlerimize rehberlik yapmaktan ve onların doğru adımları atmalarına yardımcı olmaktan mutluluk duyarız. Bu dayanışma ruhuyla, sektörümüzü daha da büyütmek ve güçlendirmek için çalışıyoruz.

Kasım ayında 12.si gerçekleşecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre sağladığı katkıları paylaşır mısınız?
Silmo İstanbul Optik Fuarı optik profesyonellerin bir araya gelerek bilgi paylaşımı yapmasını, iş birlikleri kurmasını ve yeni pazarlara açılmasını sağlıyor. Ayrıca, Silmo İstanbul kapsamındaki eğitim oturumları ve atölye çalışmaları sektör profesyonellerinin bilgi birikimlerinin artışında kritik önem taşıyor. Silmo İstanbul sadece Türkiye için değil, aynı zamanda çevre ülkeler için de önemli bir buluşma noktası haline geldi. Bu da Türkiye’nin optik sektöründe bölgesel bir lider olarak konumlanmasına katkı sağlıyor. Silmo İstanbul hem üreticiler hem de perakendeciler için yeni iş fırsatları yaratırken, sektördeki standartların yükselmesine de öncülük ediyor.

Bu değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes hakkındaki düşünlerinizi öğrenmek isteriz?
Röportaj fırsatını sunduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. 4 your eyes sektörel gelişmeleri ve yenilikleri etkili bir şekilde aktaran çok değerli bir platform ve bilgi paylaşımını artırırken aynı zamanda sektörün gelişimine de katkıda bulunuyor. Farklı perspektifler sunan içerikleriniz sektöre ilgi duyan herkes için büyük bir kaynak niteliği taşıyor. Başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum.

Ekim 2025