Amélie Morel

Amélie Morel

Sektörün Geleceği Silmo Paris’te Başlıyor

Silmo Paris Başkanı Amélie Morel bu özel röportajında her sektör profesyonelinin Paris’ten ayrılırken yanlarında daha fazla fikir, daha fazla fırsat ve geleceğe dair daha güçlü bir güven duygusu götürmelerini hedeflediklerini belirtiyor.

Her Eylül ayında uluslararası optik endüstrisi Paris’te buluşuyor. Fuarın ötesinde, sizce sektör profesyonellerini Silmo Paris’e çeken asıl unsur nedir?
En çok bakış açısı kazanmaya geldiklerine inanıyorum. Endüstrimiz hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor ve profesyoneller artık yalnızca ürünlere değil; ilhama, yeni fikirlere ve anlamlı diyaloglara ihtiyaç duyuyor. Silmo Paris, günlük iş temposundan uzaklaşıp dünyanın farklı ülkelerinden meslektaşlarıyla bir araya gelebilecekleri ve yarının pazarını şekillendiren dinamikleri daha iyi anlayabilecekleri benzersiz bir ortam sunuyor. Fuarı bu kadar değerli yapan da iş dünyasını, yenilikleri ve samimi diyalogları tek çatıda buluşturmasıdır.

Silmo Paris, 140’tan fazla ülkeden sektör profesyonelini bir araya getiriyor. Bu uluslararası çeşitliliğin sektörün geleceği açısından önemi sizce nedir?
Bu çeşitlilik vazgeçilmez. İnovasyon tek başına ortaya çıkmaz. Diyalogla, farklı kültürlerle, farklı düşünce biçimleriyle ve farklı pazarların gerçekleriyle gelişir. Dünyanın dört bir yanından profesyoneller aynı ortamda buluştuğunda yalnızca ürünlerini değil, vizyonlarını da paylaşırlar. İşte bu uluslararası çeşitlilik, başka hiçbir yerde kolay kolay oluşamayacak fırsatlar yarattığı için Silmo Paris’in en büyük güçlerinden biridir.

Optik endüstrisi büyük bir dönüşümden geçiyor. Sizce önümüzdeki on yılda en büyük etkiyi hangi değişim yaratacak?
Hiç tereddüt etmeden teknolojinin insan uzmanlığıyla buluşması derim. Yapay zeka, akıllı gözlükler ve dijital araçlar mesleğimizi köklü biçimde dönüştürecek. Ancak teknolojinin optik profesyonellerinin uzmanlığının yerini alacağına kesinlikle inanmıyorum. Tam tersine, onlara daha doğru danışmanlık sunma, daha kişiselleştirilmiş çözümler geliştirme ve hasta ile müşteri deneyimini daha da ileri taşıma imkanı sağlayacak. Gelecek, inovasyonu insan ilişkileriyle başarıyla buluşturabilenlerin olacak.

Silmo Paris her zaman yaratıcılığı destekleyen bir fuar oldu. Sizce tasarım, optik endüstrisi için neden hala bu kadar stratejik bir değer taşıyor?
Çünkü gözlük, diğer tüm ürünlerden farklıdır. Evet, görmeyi iyileştirir; ama aynı zamanda kişiliği, özgüveni ve kimliği de yansıtır. Bu nedenle tasarımın rolü yalnızca estetikle sınırlı değildir. Duygusal bağ kurar, markaları farklılaştırır ve değişen yaşam tarzlarına karşılık verir. Yaratıcılığı teşvik etmek aynı zamanda sektörün kendini sürekli yeniden geliştirme gücünü desteklemek anlamına geliyor. Bu yüzden Trend Forum ve Silmo d’Or Ödülleri gibi çalışmalar bizim için büyük önem taşıyor.

Son olarak, Silmo Paris’i bugüne kadar hiç ziyaret etmemiş bir sektör profesyoneline ne söylemek istersiniz?
Merakınızı ve keşif isteğinizi yanınıza alıp gelin derim. İster yeni tedarikçiler, yeni teknolojiler ya da yeni fikirler arıyor olun ister işinize farklı bir bakış açısı kazandırmak isteyin; burada beklediğinizden çok daha fazlasını bulacaksınız. Silmo Paris yalnızca iş yapılan bir yer değil. Aynı zamanda hedeflerin büyüdüğü, uluslararası bağlantıların kurulduğu ve mesleğimizin geleceğinin somutlaştığı bir platform. Bu atmosferi bir kez deneyimlediğinizde, neden bu kadar çok profesyonelin her yıl yeniden Paris’e geldiğini çok daha iyi anlayacaksınız. Çünkü optik endüstrisinin geleceği beklemez. Gelecek, Paris’te buluşur.

 

Eylül 2026

Beta Optik

Beta Optik

Sürekli Yenilenerek Doğru Çözümlere Odaklanıyor

Silmo İstanbul’un her yıl uluslararası katılımcı ve ziyaretçi profilini güçlendirmesi, Türkiye optik sektöründeki potansiyelin global ölçekte daha fazla görünür olmasına önemli katkı sağlıyor.”

Merhaba Mustafa Kemal Köksal Bey, Beta Optik’in kuruluşundan bugüne uzanan gelişim sürecinden bahseder misiniz?
Beta Optik, 2003 yılında organik stok gözlük camlarının ithalat, pazarlama ve satışıyla başlayan yolculuğunu zaman içerisinde üretim ve teknoloji ekseninde geliştirdi. Novax markamız altında kişiye özel progresif ve tek odaklı çözümlerden, farklı kullanım ihtiyaçlarına yönelik ürünlere kadar geniş bir portföy sunarken, Zeiss Vision Care’in en üst segment ürün gamının da Türkiye’deki fabrikamızda üretilmesini sağlayarak güçlü bir distribütörlük ve üretim yapısını birlikte yürütüyoruz. Hammaddeden kaplamaya, ölçüm alma sistemlerinden inovatif cam teknolojilerine kadar süreçlerimizi mümkün olduğunca yüzde 100 entegre bir yapı içerisinde yöneterek, kalite ve hizmet standartlarımızı her aşamada en üst seviyede tutmayı hedefliyoruz. Türkiye genelindeki yapılanmamız, üretim kabiliyetimiz ve güçlü iş ortaklıklarımızla Beta Optik’i yalnızca ürün sağlayan değil; teknolojisi, üretim deneyimi ve hizmet altyapısıyla Türkiye optik sektörüne değer katan entegre bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.

Beta Optik sektörel yolculuğundaki en önemli gelişim hamlesini nasıl gerçekleştirdi?
Yaklaşık 20 yıl önce FreeForm teknolojisiyle özel RX üretimine başlamamız, Beta Optik’in üretim yolculuğundaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bu adım, bizi yalnızca gözlük camı tedarik eden bir yapıdan, kendi teknolojisini ve üretim yetkinliğini sürekli geliştiren bir üretici konumuna taşıdı. Ardından kişiye özel tasarımlar, farklı indeks ve materyal seçenekleri, progresif ve tek odaklı ürünler ile gelişmiş kaplama teknolojileri portföyümüzün önemli parçaları haline geldi. Bugün de aynı yaklaşımı sürdürüyoruz. Teknolojiyi tek başına bir yenilik olarak değil, kullanıcıya daha konforlu ve kişiselleştirilmiş bir görme deneyimi sunmanın aracı olarak değerlendiriyoruz.

Beta Optik’in marka ve ürün portföyünü oluştururken hangi kriterleri önceliklendiriyorsunuz?
Portföyümüzü oluştururken en önemli kriterimiz farklı kullanıcı ihtiyaçlarına gerçek anlamda yanıt verebilecek çözümler sunabilmektir. Görme alışkanlıkları, yaş, çalışma ortamı, dijital cihaz kullanımı ve yaşam tarzı gibi birçok unsur günümüzde cam tercihlerini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle ürün gamımızı tek tip bir çözüm anlayışı yerine farklı ihtiyaçlara cevap verecek şekilde geliştiriyoruz. Novax’ın kendi teknoloji ve ürün geliştirme gücünü uluslararası alandaki bilgi birikimiyle ve iş birlikleriyle destekleyen dengeli bir yapı kurmayı önemsiyoruz. Bizim için temel hedef, portföye yalnızca yeni bir ürün eklemek değil; optik mağazaya ve son kullanıcıya anlamlı bir fayda sağlayabilecek doğru çözümü sunmak.

Novax’ın kullanıcı deneyimine katkılarını ve markaya özgü geliştirdiğiniz teknolojilerin genel özelliklerini paylaşır mısınız?
Bugün iyi bir gözlük camından beklenti yalnızca reçete değerlerini karşılaması değil; kullanıcının günlük yaşamına, bakış davranışlarına ve farklı mesafelerdeki görme ihtiyaçlarına da uyum sağlamasıdır. Novax olarak geliştirdiğimiz teknolojilerde bu yaklaşımı merkeze alıyoruz. Örneğin Synthesis’te kullanılan Dinamik Bakış Haritası Teknolojisi, kullanıcının doğal bakış davranışlarını tasarıma dahil ederek daha kişiselleştirilmiş bir görüş deneyimi sunmayı hedeflerken, Nucleo’daki Değişken Baz Teknolojisi farklı mesafelerdeki farklı görsel ihtiyaçlara göre optik tasarımın daha hassas şekilde optimize edilmesine olanak sağlıyor. Diğer Rx ürünlerimizde yine Novax’a özgü Rayform AI, farklı mesafeler ve bakış yönlerindeki oblik astigmatizmin minimize edilmesine; DuoBalance iki göz arasındaki görüş deneyiminin dengelenmesine katkı sağlıyor. OptiPure ise progresif yüzeydeki güç dağılımının daha dengeli hale getirilmesini amaçlıyor. MidPoint teknolojisi de kişisel ölçüm ve çerçeve parametrelerinin üretime dahil edilmesine olanak veriyor. Gelişmiş Novax kaplama teknolojilerimiz ise optik performans, yüzey dayanıklılığı ve kullanıcı konforunu destekleyen özellikleriyle camın genel performansını tamamlıyor.

Beta Optik’in üretim yapılanması ve küresel pazara yönelik büyüme stratejisinden bahseder misiniz?
İstanbul ve Portekiz’deki yapılanmamızın, Beta Optik’in uluslararası pazarlara daha yakın, esnek ve sürdürülebilir bir yapı içerisinde hizmet verebilmesi açısından önemli olduğunu belirtmek isterim. Türkiye’de yıllar içerisinde oluşturduğumuz üretim tecrübesini uluslararası ölçekte değerlendirebilmek bizim için stratejik bir adımdır. Global büyümeye yalnızca yeni pazarlarda bulunmak olarak bakmıyor; aynı zamanda Novax’ın teknoloji, ürün kalitesi ve hizmet anlayışını dört kıtada 50’den fazla ülkeye ürün ihraç ederek kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte özellikle Avrupa başta olmak üzere, mevcut işbirliklerimizi güçlendirebileceğimiz ve Novax’ın kişiselleştirilmiş görme çözümlerini daha geniş kitlelerle buluşturabileceğimiz pazarlardaki çalışmalarımızı geliştirmek istiyoruz.

Kişiselleştirilmiş cam ve kaplamalara yönelik artan kullanıcı beklentilerine Beta Optik başka hangi çözümlerle yanıt veriyor?
Ürün geliştirme ve konumlandırma yaklaşımımızı bahsettiğiniz değişimin üzerine kuruyoruz. Dijital yaşamın getirdiği ihtiyaçlara yönelik Novax Blockage ve Zeiss BlueGuard gibi gözlük camı çözümleri öne çıkarken, güvenli ve konforlu sürüş deneyimi için Novax Drive-On ile Zeiss DriveSafe; aktif yaşam ve spor odaklı kullanıcılar için Novax Sportive ve Zeiss Smartlife Sport; yoğun ışık değişimlerinin yaşandığı ortamlarda fotokromik çözümler olarak Novax Wizard ve Zeiss PhotoFusion gibi ürünlerle farklı kullanım senaryolarına cevap veriyoruz. Ofis ve yakın-orta mesafe kullanımında Novax ve Zeiss’in ofis çözümleri, uzun süreli ekran ve yakın çalışma gerektiren kullanıcıların ihtiyaçlarına odaklanırken, Novax Serenity ve Zeiss Digital gibi çözümlerimiz de anti-fatigue özellikleriyle gün boyunca yoğun yakın çalışma ve dijital kullanımın oluşturduğu göz yorgunluğu azaltmaya yönelik alternatifler sunuyor. Farklı kaplama seçeneklerimizle de daha geniş bir çözüm yelpazesi sunuyoruz.

Beta Optik’in miyopi yönetimi çözümlerini ve bu önemli göz sağlığı problemine bakışını okurlarımızla paylaşır mısınız?
Miyopi kontrolü, bugün optik sektörünün hem göz sağlığı hem de teknolojik gelişim açısından en önemli gündemlerinden biri haline geldi. Zeiss MyoCare’de C.A.R.E. ve Novax Myopi-X’de C.I.R.C.L.E. teknolojilerinde kontrollü bir miyopik defokus oluşturulması hedeflenmektedir. Bu teknolojilerin gelişmesiyle birlikte gözlük camları, yalnızca görme kusurunu düzelten ürünler olmaktan çıkarak miyopi yönetiminde önemli bir tedavi edici çözüm haline geliyor. Beta Optik olarak bu gelişimi, optik sektörünün geleceğini şekillendirecek önemli bir dönüşüm olarak görüyoruz. Çünkü miyopi kontrol camlarının yaygınlaşması, optisyenlerin rolünü de yalnızca doğru numarayı sunmanın ötesine taşıyor; hekim, optisyen, aile ve cam üreticisinin birlikte hareket ettiği daha bilinçli bir miyopi yönetimi yaklaşımını gerektiriyor. Önümüzdeki dönemde kişiye özel optik tasarımların, gelişmiş ölçüm ve analiz teknolojilerinin, AI destekli tasarım süreçlerinin ve klinik verilerin çok daha fazla önem kazanacağını düşünüyoruz.

Beta Optik için optik mağazalar ne ifade ediyor? Çalıştığınız mağazalara sağladığınız destek ve çözümlerden söz eder misiniz?
Optik mağazaları bizim için yalnızca satış noktaları değil, son kullanıcıyla buluşmamızı sağlayan en önemli iş ortaklarımızdır. Bu nedenle iyi bir ürün sunmak kadar sipariş, üretim ve satış sonrası süreçlerin de hızlı ve doğru işlemesini önemsiyoruz. Türkiye genelindeki satış organizasyonumuzun yanı sıra dijital sistemlerle de iş ortaklarımızın süreçlerini kolaylaştırmaya çalışıyoruz. OptiPal Online Sipariş Sistemi bunun en iyi örneklerinden biridir. Ayrıca kişiye özel üretimde doğru ölçümün taşıdığı önem nedeniyle teknolojik ölçüm ve sipariş altyapılarının geliştirilmesine de yatırım yapıyoruz. Amacımız, optisyenin doğru ürünü doğru kullanıcıyla mümkün olduğunca kolay biçimde buluşturabileceği bütüncül bir hizmet deneyimi oluşturmaktır.

Silmo Paris gibi uluslararası fuarlara katılımının Beta Optik’e katkılarını nasıl yorumlarsınız?
Silmo Paris gibi uluslararası organizasyonları sektörün geleceğini okuyabildiğimiz son derece önemli buluşma noktaları olarak görüyoruz. Dünyanın farklı pazarlarından sektör profesyonellerini aynı çatı altında buluşturmaları hem yeni teknolojileri ve değişen kullanıcı beklentilerini gözlemlemek hem de kendi ürün ve teknolojilerimizi uluslararası profesyonellerle paylaşmak açısından büyük değer taşıyor. Novax açısından bu fuarlar yalnızca ürün sergilediğimiz alanlar değil; markamızın teknoloji ve tasarım yaklaşımını global ölçekte anlatabildiğimiz, sektörle karşılıklı bilgi alışverişi gerçekleştirebildiğimiz değerli platformlardır.

Beta Optik’in yakın ve uzun dönem hedefleri hakkında okurlarımızı bilgilendirir misiniz?
Önümüzdeki dönemde odağımız, üretim ve tasarım teknolojilerimizi daha da geliştirirken kullanıcı ihtiyaçlarını merkeze alan yenilikçi çözümler ortaya koymaya devam etmek olacak. Novax tarafında Ar-Ge ve ürün geliştirme çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürürken, Beta Optik olarak Türkiye’deki güçlü yapılanmamızı korumayı ve uluslararası pazarlardaki varlığımızı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Uzun vadede amacımız, Türkiye’den çıkan teknoloji ve üretim gücünü global ölçekte temsil eden, yenilikleri takip etmekle kalmayıp yenilik geliştiren bir marka olmayı sürdürmektir.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın gelişimini ve optik endüstrisine katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı, Türkiye optik sektörünün global dünyayla buluştuğu en önemli platformlardan biri olarak değerlendiriyorum. Silmo İstanbul’un her yıl gelişerek uluslararası katılımcı ve ziyaretçi profilini güçlendirmesi, Türkiye optik sektöründeki potansiyelin global ölçekte daha fazla görünür olmasına önemli katkı sağlıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Sektörün gelişimini, yenilikleri ve global trendleri profesyonellere aktaran güçlü bir iletişim platformu olan 4 your eyes’ın, Silmo İstanbul ile kurulan ekosistemi tamamladığına inanıyorum. Silmo İstanbul ve 4 your eyes birlikteliğinin; sektörümüzün globalleşmesine, bilgi paylaşımına ve geleceğe daha güçlü hazırlanmasına değerli katkılar sunduğunu düşünüyorum.

Eylül 2026

Makyaj Gözlükleri

Optik Mağazaları İçin Yeni Bir Segment

MAKYAJ GÖZLÜKLERİ

Küresel markaların asetat işçiliği, cesur renk paletleri ve güçlü çizgilerle yeniden hayat verdiği makyaj gözlükleri; optik mağazalara taze bir soluk, ticari avantaj ve moda odaklı yepyeni bir prestij alanı vadediyor.

Küresel optik sektörü, yakını görme güçlüğü çeken nüfusun artışıyla okuma gözlükleri ve cam teknolojilerinde yeniliklere yönelirken, niş ve amaca yönelik tasarımlar pazarda yeni kulvarlar açıyor. Bu inovasyon dalgasının pratik ve ticari potansiyeli yüksek örneklerinden biri de kadınların estetik rutinlerinde karşılaştığı ergonomik bariyerleri aşmayı hedefleyen makyaj gözlükleridir. Dönebilen veya aşağı katlanabilen mekanizmalara sahip bu özel tasarımlar, özellikle yaşa bağlı yakını görme problemi yaşayan kadınlara pratiklik ve konfor sunuyor. Makyaj sırasında aynaya aşırı yaklaşma zorunluluğunu ortadan kaldırarak, odaklanma kaybı olmadan güvenli ve hassas uygulamalar yapılmasına olanak tanıyor. Yakın zamana kadar basit birer e-ticaret aparatı olarak görülen makyaj gözlükleri, tasarım markalarının koleksiyonlarına girmesiyle teknik bir çözüm olmaktan çıkıp moda ve işlevsellik enstrümanına evriliyor. Gelişmiş teknik donanımlar ve farklı renklerle sunulan bu niş ürün grubu, optik mağazaları için ‘ikinci gözlük’ satışlarında ve anlık satın alma davranışlarında da dikkat çekici bir fırsat barındırıyor.

Mekanizmaları Nasıl İşliyor?
Makyaj gözlüklerini standart okuma gözlüklerinden ayıran temel unsur, camların konumlandırması ve çerçevenin hareket kabiliyetidir. Sektörde bu ihtiyaca yanıt veren iki temel mekanik tasarım öne çıkıyor. İlki, köprü merkezindeki bir mil etrafında 180 derece dönebilen tek camlı ‘Swivel’ (Dönen Cam) sistemidir. Kullanıcı, sağ gözüne makyaj yaparken camı sol gözünün önüne çevirerek net bir odak noktası elde eder. Ancak bu sistemlerde donanım kalitesi önemlidir; mekanizmadaki gevşeklik camın optik merkezini kaydırarak kullanıcı konforunu etkileyebilir. Bu nedenle Swivel sistemler, astigmatizma düzeltmelerinden çok hipermetropi veya presbiyopi odaklı çözümlere uygundur. Özellikle premium segmentte tercih edilen ‘Flip-Down’ (Aşağı Katlanır Çift Cam) sisteminde ise iki cam bağımsız çalışır. Çerçevenin alt kenarlarındaki mikro menteşeler, makyaj yapılacak gözün önündeki camın aşağı katlanmasını sağlarken, diğer göz odaklanmış cam sayesinde aynadaki görüntüyü net görmeye devam eder. Flip-Down sistemlerin optik mağazacılığı açısından en önemli avantajı, gözbebeği mesafesi ayarına ve astigmatizma içeren reçetelerin montajına elverişli bir altyapı sunmasıdır.

Ucuz Aparattan Lüks Aksesuara
Deneyimli optisyenler tarafından yüksek işlevsellik sunmalarına rağmen yalnızca ucuz plastik enjeksiyon kalıplarla satılması sebebiyle tercih edilmeyen makyaj gözlükleri şimdi niş bir segment olarak ticari avantaj vadediyor. Miami merkezli Vicci Eyewear gibi premium tasarım markaları, bu niş segmenti fonksiyon odaklı bir aparattan yaşam tarzı objesine dönüştüren ilk markalardan biri olarak öne çıkıyor. Marka; kozmetik kimyasallarına dirençli, hipoalerjenik, asferik ve antirefle camları, birinci sınıf İtalyan asetat ve monel metal gövdelerle buluşturuyor. Cesur formlar ve zengin renk paletleri ise estetik zevklere hitap ediyor. Hong Konglu EYEisland ise sokak modasının enerjisini yansıtan renkli tarzıyla segmente farklı alternatifler sunuyor. Yükselen bu çok seslilik, makyaj gözlüklerinin geçici bir akımın ötesine geçerek optik modasında kalıcı ve büyüyen bir kulvara dönüşme potansiyeline işaret ediyor.

Mağazanıza Yeni Soluk
Yakını görme kaybı ile özellikle presbiyopi sorunu yaşayan kadın kullanıcılara bir ‘okuma gözlüğü’ daha satmak çoğu zaman dirençle karşılaşırken; makyaj masalarına değer katacak, işlevsel olduğu kadar şık bir güzellik aksesuarı sunmak ‘ikinci gözlük’ satın alınıma yönelik kararsızlıklarını azaltma fırsatı taşıyor. Üstelik bu yeni segment, şık kutu tasarımları ve özel kılıflarla buluştuğunda mağazalarınız için nitelikli bir ‘lüks hediye’ alternatifi de doğuruyor. Önemli bir ihtiyaca yanıt vererek daha şık ve kaliteli hale dönüştürülen bu niş segment, siz ve müşterileriniz için yeni bir deneyim vadediyor.

Eylül 2026

Kapadokya Optik Lens

KAPADOKYA OPTİK LENS

Kalite ve Sürdürülebilir Memnuniyet

“Silmo İstanbul gibi uluslararası fuarlar yalnızca ürün görmekten öte; sektördeki dönüşümü fark etme, müşteri beklentilerindeki değişimi anlama ve geleceği analiz etme fırsatı sunuyor.”

Merhaba Dilan Hanım ve Hüseyin Bey. Sizleri biraz tanıyarak optik sektörüne giriş hikayenizi öğrenebilir miyiz?

Dilan Sartık: Merhaba, ben Dilan Uslu Sartık. 2000 yılı Tekirdağ doğumluyum. Çok küçük yaşlarda babamın bakkal dükkanında ticaretle tanıştım. Lise yıllarında doktor olan ablamın yönlendirmesiyle Kırklareli Üniversitesi Optisyenlik Bölümü’ne girdim. Henüz okul yıllarında Edirne’nin o meşhur Çilingirler Caddesi’nde meslek hayatına giriş yaptım.

Hüseyin Sartık: Selamlar, ben Hüseyin 1999 İstanbul doğumluyum. Lise yıllarında başlayan girişimcilik merakım, üniversite yıllarında yaptığım birkaç başarısız denemenin ardından, eşim Dilan ile yollarımızın kesişmesiyle farklı bir yön kazandı. Bu sektörde, insanların erişebileceği düzeyde kaliteli hizmetin eksik olduğunu fark ettik ve mağazamızın temellerini attık.

Kapadokya Optik Lens’i 2023’te kurdunuz. Bu süreçten ve sizi diğer optik mağazalardan ayıran değerlerinizden söz eder misiniz?
Kuruluş aşamasında Kapadokya Optik Lens’i sadece bir satış alanı olarak değil; görme sağlığı, estetik ve kişisel tarzın birleştiği bir danışmanlık alanı olarak konumlandırmak istedik. Mağazamızı açarken öncelikli hedefimiz, her müşteriye özel çözümler sunan, güven veren ve uzun vadeli ilişkiler kuran bir marka oluşturmaktı. Sektör genelinde müşterilerin doğru ürün yerine hızlı satışa yönlendirildiğini fark ettik ve bu algıyı değiştirmek istedik. Bizi motive eden en büyük unsur; daha şeffaf, daha bilinçli ve müşteri odaklı bir yapı kurma isteğiydi. Aynı zamanda optiğin sadece bir ihtiyaç değil, bir kişisel stil unsuru olduğunu düşünüyoruz. Kısacası markamız, yalnızca ticari bir girişim değil; sektörde fark yaratma ve standartları yükseltme motivasyonunun bir sonucudur. Biz bu işi sadece para kazanmak için yapmıyoruz. İnsan kazanmak bizim için çok daha değerli bir noktada duruyor. Sanırım bizi asıl farklı kılan da tam olarak bu bakış açımız diyebiliriz.

Mağazanızın konseptini oluştururken nasıl bir yaklaşımı tercih ettiğinizi paylaşır mısınız?
Mağaza konseptini oluştururken temel çıkış noktamız, klasik bir optik mağazası yerine misafirlerimizde bir ‘deneyim merkezi’ hissi yaratmaktı. Müşterilerimizin mağazaya adım attıkları andan itibaren konforu, ferahlığı ve göz yormayan, huzur veren mimariyi hissetmelerini istedik. Minimalist tasarım anlayışımız sayesinde misafirlerimize doğruları en iyi şekilde anlatabildiğimiz, kafa karışıklığı yaşamalarını önleyen bir ortam oluşturduk. Dekore etmenin her adımı için de hayalden gerçeğe uzanan bir tasarlama ve imalata dönüştürme süreci yaşadık. Bu süreçte anahtarımız, sadeliğin mükemmelliğe açılan kapı olduğunu bilmekti. Tamamen his ve deneyim odaklı ilerledik. Her parçayı ayrı ayrı tasarlayıp bir bütün oluşturduk. Kullanılan malzemeleri özenle seçtik ve endüstriyel tezgahlarda hazırlanışını yakından takip ettik. Minimal mimarinin usta isimleriyle görüşerek fikirler aldık ve sonunda Kapadokya Optik Lens’i hayata geçirdik.

Mağazanız için marka ve ürün seçimi için kriterleriniz neler, raflarınızda özellikle yer ayırdığınız ürün grupları var mı?
En önemli kriterimiz kalite ve sürdürülebilir memnuniyettir. Bir ürünü yalnızca tasarım estetiği odaklı değil; malzeme kalitesi, kullanım ömrü ve sağladığı konforla birlikte değerlendiriyoruz. Seçimlerimizde markaların kendine özgü bir karakteri ve duruşu olmasına dikkat ediyoruz. Oldukça seçici davranıyor; her ürünü mağazamıza almıyoruz. Koleksiyonlarımızı oluştururken hem küresel trendleri hem de müşteri profilimizin beklentilerini dengeli şekilde analiz ediyoruz. Sezonun öne çıkan ürünleri mutlaka raflarımızda yer alıyor. Bunun yanı sıra dünya genelindeki değerli tasarımcıların koleksiyonları ve el yapımı ürünler de listelerimizin favori grupları arasında bulunuyor. Ayrıca klasik tarzı seven müşterilerimiz için ayırdığımız özel bir köşemiz bulunuyor. Bizim için önemli olan rafımızda yer alan her ürünün arkasında durabilmek ve müşterilerimize gönül rahatlığıyla önerebilmektir.

Kalite ve sürdürülebilir memnuniyet odaklı olmaktan söz ettiniz. Bu yaklaşım sizin için ne ifade ediyor?
Kapadokya Optik olarak biz hizmet anlayışımızı ‘kişiye özel danışmanlık ve sürdürülebilir memnuniyet’ olarak tanımlıyoruz. Çünkü bizim için süreç, ürün satışıyla değil; müşteriyi doğru analiz ederek başlar. Her müşterimizin yüz yapısını, kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzını ve beklentilerini detaylı şekilde değerlendiriyoruz. Ardından en doğru ürün yönlendirmesini yapıyoruz. Bu sayede sadece anlık memnuniyet değil, uzun vadeli bir güven ilişkisi kurmayı hedefliyoruz. Bu nedenle satış sonrasında da aynı yaklaşımı sürdürüyoruz. Sunmuş olduğumuz ürünlerin yaşam kalitesine etkisini belirli bir süre birebir takip ediyoruz. Sonrasında müşterilerimizi periyodik olarak mağazamıza davet ederek ürünlerin bakım süreçlerini kontrol ediyoruz. Böylece misafirlerimizin uçtan uca sorunsuz bir hizmet aldığından emin oluyoruz.

Peki kişiye özel çözümler sunan bir mağaza oluşunuz cam tercihlerinize nasıl yansıyor?

Cam tarafında önceliğimiz her zaman görme kalitesi ve kullanıcı konforudur. Bu doğrultuda yüksek çözünürlüklü camlar, yansıma önleyici kaplamalar, mavi ışık filtreleri ve ince–hafif materyaller öncelikli tercihlerimiz arasındadır. Her müşterinin kullanım alışkanlığına göre doğru camı belirlemek bizim için kritik öneme sahiptir. Dijital ekran kullanımı yoğun olan bir kullanıcı ile gün içinde aktif hareket eden bir müşterinin ihtiyacı aynı değildir. Bu nedenle standart ve alışılagelmiş ürünler sunmak yerine kişiye özel çözümler geliştirmekteyiz.

Tekirdağ, Çorlu’da oldukça kısa sürede öne çıktınız.  Yakın dönem için yeni yatırım planlarınız var mı?
Evet kesinlikle var. Oluşturduğumuz bu tarzı, bizi yansıttığını düşündüğümüz üç farklı noktada daha misafirlerimizle buluşturmak için çalışmalarımız hızla devam ediyor. Ayrıca işin mutfağına inme gibi bir hedefimiz de var. Henüz üzerinde konuşmak için erken olsa da belki de ilerleyen süreçte daha detaylı paylaşabileceğimiz yeni girişimlerimizle ve özelliklerimizle konuğunuz oluruz.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi paylaşır mısınız?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın her yıl daha da geliştiğini ve sektöre son derece önemli bir değer kattığını düşünüyoruz. Küresel markaların, yeni teknolojilerin ve trendlerin aynı platformda buluşması büyük bir avantaj sağlıyor. Silmo İstanbul gibi uluslararası fuarlar yalnızca ürün görmekten öte; sektördeki dönüşümü fark etme, müşteri beklentilerindeki değişimi anlama ve geleceği analiz etme fırsatı sunuyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Optik sektörüne yönelik vizyonu ve katkıları nedeniyle 4 your eyes’ı oldukça kıymetli buluyoruz. Sektörel farkındalık oluşturması ve tüm yenilikleri görünür kılması 4 your eyes’ın önemini ortaya koyuyor. Aynı zamanda bizim gibi yeni markalara kendilerini ifade edebilme ve sektörel vizyonlarını paylaşma alanı açıyor. Sektördeki kalite algısının yükselmesine sunduğunuz katkılardan dolayı biz teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.

Eylül 2026

Roberi & Fraud’dan Pop Etki

Roberi & Fraud, dudak formundan ilham alan bu tasarımıyla eğlenceli ve iddialı bir stil ortaya koyuyor. Tasarım, sıra dışı silueti ve monokrom kırmızı tonuyla kullanıcısına güçlü bir stil ifadesi sunuyor.

Eylül 2026

Louis Vuitton’dan Modern İmza

Louis Vuitton, dikdörtgen formlu bu güneş stilinde sade çizgileri dikkat çekici detaylarla birleştiriyor. Keskin hatlı silüet, ışığı farklı açılarda yansıtan taşlı sap tasarımıyla güçlü bir karakter kazanıyor.

Eylül 2026

Dolce&Gabbana Işıltısı

Dolce&Gabbana, bu metal güneş gözlüğünde her iki yandaki DG logosunu tam 670 adet parıldayan kristalle süslüyor. Aynalı camlarla birleşen bu maksimalist cazibe, kullanıcısına lüksü yeniden tanımlıyor.

Eylül 2026

Francis de Lara’nın Kalbi

Francis de Lara, bu altın kaplama tasarımda Rönesans esintilerini safir, yakut ve gök zümrüt taşlarıyla buluşturuyor. Kalp formlu çerçeve geçmişin izlerini taşıyan eskitilmiş dokuyla adeta bir mücevhere dönüşüyor.

Eylül 2026

Marni’den Keskin Zarafet

Marni, bu tasarımında keskin hatları zarif bir duruşla buluşturuyor. İnce metal yapı ve iddialı kedi gözü siluet, modele modern bir kimlik kazandırırken markanın eşsiz tasarım dilini güçlü bir şekilde yansıtıyor.

Eylül 2026

Linda Farrow’dan Miranda

Linda Farrow, Miranda güneş modelinde pembe degrade camları 22 ayar altın kaplama saf titanyum gövdeyle birleştiriyor. Burun köprüsündeki sanatsal büküm detayı ise tasarıma çabasız bir zarafet katıyor.

Eylül 2026