Atölye Gözlük

ATÖLYE GÖZLÜK

Sadece gözlük değil, marka deneyimi de sunuyor…

Silmo İstanbul gibi büyük organizasyonlar sayesinde hem yeni işbirlikleri kuruluyor hem de fuarın sunduğu tüm yenilikler aracılığıyla sektör kendini adeta güncelliyor.

Merhaba Kaan Bey & Esen Bey. Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektöre giriş hikayenizi paylaşır mısınız?
Kaan Parlakçakıl: Merhaba, 1979 yılında İstanbul’da doğdum. Öğrenim hayatımı İstanbul üniversitesinde tamamladıktan sonra tekstil sektöründe çalışmaya başladım. Gözlük sektörü ile tanışmam Merve Optik çatısı altında toptan satış ve pazarlama departmanında 2007 yılında çalışmaya başlamam ile gerçekleşti. Sonrasında da ortağım Esen Demir ile birlikte Atölye Gözlük’ü kurduk.

Esen Demir: 1982 yılı İstanbul doğumluyum. Eğitim hayatımı 1998 yılında bitirdikten sonra sektörde amcam Arif Demir yönlendirmesiyle çeşitli markalar ile birlikte çalıştıktan sonra 2008 yılında ilk mağazamı açtım. Mağazalar 4 şube olduktan sonra devredip, 2014 yılında ortağım Kaan Parlakçakıl beraber Atölye Gözlük firmasını kurduk.

Atölye Gözlük’ün kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Atölye Gözlük, bağımsız ve niş gözlük markalarına odaklanan Türkiye’nin öncü distribütörlerinden biridir. Kuruluşumuzdan bu yana, global gözlük dünyasının en özel markalarını seçerek Türkiye pazarına sunmaktayız. Koleksiyonlarımızda kalite, tasarım ve el işçiliğini ön planda tutan markalara yer vererek alışılmışın dışında bir vizyon ortaya koyuyoruz. Amacımız yalnızca ürün sunmak değil, markaların kimliklerini doğru bir şekilde temsil edecek satış stratejileri ve işbirlikleri geliştirerek, sektörde fark yaratmaktır. Seçici dağıtım yapımız, butik iş ortaklarımızla kurduğumuz sürdürülebilir ilişkiler ve müşteri deneyimini önceleyen yaklaşımımızla büyümeye devam ediyoruz.

Moscot, Linda Farrow ve Jacquemeus gibi birçok dünyaca ünlü markanın Türkiye distribütörlüğünü yapıyorsunuz. Bize markalarınızdan ve özelliklerinden bahseder misiniz?
Portföyümüzde Gentle Monster, Moscot, Eyevan 7285, Ahlem, Peter and May, Jacques Marie Mage, Chrome Hearts, Garrett Leight, Vanity Effect gibi dünya çapında tanınmış markalar bulunuyor. Tüm bu markaların ortak noktası; yüksek kalite anlayışları, güçlü marka hikayeleri ve özgün tasarım yaklaşımlarıdır. Her biri, farklı hikayeleri ve çarpıcı tasarımları ile ülkemiz tüketicisinin gözünde ayrışan, dikkat çeken markalardır. Bu markalar yalnızca birer gözlük markası değil, aynı zamanda birer yaşam tarzı temsilcisidirler. Markalarımız, titizlikle üretilmiş detaylara sahip ürünleriyle, gözlük sektöründe işçiliğe ve estetik bütünlüğe verdiği önemle öne çıkar.

Markalarınızı Türkiye pazarında konumlandırırken nasıl bir pazarlama stratejisi izliyorsunuz?
Her markanın kimliğine ve hedef kitle profiline uygun, özgün ve etkili pazarlama stratejileri geliştiriyoruz. Markaların uzun vadeli başarısını destekleyecek doğru iletişim dili ve görünürlüğü oluşturmayı önceliklendiriyoruz. Seçici bir dağıtım yapısı benimsiyor, markaları yalnızca kendi Dna’larıyla uyumlu, değerlerini paylaşan ve hedef kitlesine hitap eden noktalarda konumlandırıyoruz. Bu sayede her marka, kendi hikayesini en doğru şekilde anlatabileceği, kendini ifade edebileceği ve güçlü bir bağ kurabileceği bir ortama sahip oluyor.

Tanıtım için hangi iletişim araçlarını daha efektif buluyorsunuz? Kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Sosyal medya, basın işbirlikleri, butik etkinlikler ve lansmanlar bizim için markaların görünürlüğünü artıran, markaların hedef kitleyle bağ kurmasını kolaylaştıran önemli tanıtım araçları arasında yer alıyor. Her markamız için özel olarak kurguladığımız yaratıcı etkinlik ve projelerle hem sektör profesyonellerine hem de son tüketiciye doğrudan ulaşarak marka hikayesini doğru kanallarda aktarıyoruz. Bununla birlikte, iş ortaklarımıza düzenli olarak güncel bilgi, global trendler ve içerikler sunarak hem markalarımızdaki tüm yeniliklerden haberdar olmalarını sağlıyor hem de satış noktalarındaki iletişim gücünü artırmayı hedefliyoruz.

Optik mağazalarla olan işbirliklerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Sunduğunuz özel avantajlar ve destekler nelerdir?
Satış noktalarımızı büyük bir titizlikle seçiyor, onlara markalarımızın kimliğine uygun deneyimler sunmaları için eğitim ve pazarlama desteği sağlıyoruz. Bu noktalarla sürekli iletişim halinde olup, karşılıklı değer yaratacak uzun soluklu iş birlikleri kurmaya önem veriyoruz. Aynı zamanda iş ortaklarımızı markalarımızın yeni koleksiyonları hakkında düzenli olarak bilgilendiriyor, mağaza içi sunum ve görsel düzenlemelerinde destek oluyoruz. Her markanın doğru şekilde konumlandırılması ve müşteriyle buluştuğu alanlarda en etkili şekilde temsil edilmesi adına elimizden gelen tüm katkıyı sağlıyoruz.

Atölye Gözlük’ün gelecek hedefleri arasında yeni markalar veya farklı iş modelleri var mı?
Evet, kesinlikle. Seçici bir büyüme anlayışına sahibiz. Bu sebeple, portföyümüzü zenginleştirecek, mevcut yapımızla çelişmeyen yeni markalarla işbirliği yapmak istiyoruz. Aynı zamanda, temsil ettiğimiz markaların çeşitliliğini artırarak müşterilerimize her zaman yenilik sunmayı ve onları farklı bakış açılarıyla buluşturmayı hedefliyoruz.  Bunun yanı sıra, kendi yatırımımız olan “Vanity Effect” markasını da özgün bir anlayışla geliştirerek hem tasarım hem de pazarlama anlamında sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz. Türk imzası taşıyan bu markayı uluslararası pazarda konumlandırmanın ve ülkemize ait bir değeri sektöre kazandırmanın bizim için ayrıcalıklı bir motivasyon kaynağı olduğunu da belirtelim.

Türkiye optik sektörünün mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Sizce sektörel yönelimler ne yönde olacak?
Sektörün global ölçekte daha yaratıcı, tasarım odaklı ve kullanıcı deneyimini merkeze alan bir yöne evrildiğini gözlemliyoruz. Türkiye’de de bu alanda ciddi bir potansiyel ve giderek güçlenen bir farkındalık var. Tüketici artık sadece bir gözlük satın almakla yetinmiyor; markanın hikayesine, sunduğu deneyime, tasarım yaklaşımına ve stil anlayışına da değer veriyor. Bu noktada bağımsız ve niş markaların kendini ifade edebileceği, özgün koleksiyonlar ve güçlü marka hikayeleriyle öne çıkabileceği geniş bir gelişim alanı bulunuyor. Sektörün geleceğinde bu markaların etkisinin daha da artacağına inanıyoruz.

Kasım ayında 11.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre katkılarıyla ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, geçen süre içerisinde sektörün en önemli buluşma noktalarından biri haline geldi. Yerli ve yabancı katılımcıların artması, Türkiye’nin bölgede önemli bir merkez haline gelme potansiyelini ortaya koyuyor. Silmo İstanbul gibi büyük organizasyonlar sayesinde hem yeni işbirlikleri kuruluyor hem de fuarın sunduğu tüm yenilikler sayesinde sektör adeta kendini güncelliyor. Atölye Gözlük olarak Silmo İstanbul’un optik sektörü için vazgeçilmez bir ağ olduğunu düşünüyoruz.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Derginiz 4 your eyes, sektördeki gelişmeleri takip etmek için de firmamıza dair gelişmeleri paylaşmak için de çok değerli ve güvenilir bir kaynak olarak öne çıkıyor. Hem bilgilendirici hem de ilham verici içerikleriyle biz sektör profesyonellerine katkı sağlıyor. Yayıncılık serüveninizin başarıyla devam etmesini dileriz.

Mayıs 2025

BB Optik

B&B OPTİK

GÖZ SAĞLIĞINA ÖNCELİK VEREN CESUR GİRİŞİM…

Silmo İstanbul, Türkiye optik sektörünün global olarak bilinirliğine büyük katkı sunarken, iş bağlantıları kurmamızı kolaylaştırmaktadır.

Merhaba Burak Bey. Okurlarımız için kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörüyle nasıl tanıştığınızı paylaşır mısınız?
Optik sektörü ile tanışmam babam sayesinde oldu. Bakırköy’ün ilk gözlükçüsü olan Öztürk Optik 1968 yılında babam tarafından hizmet vermeye başladı. Gözlük sektörüne, okul tatillerinde babamın yanına giderek başladım. Küçük yaşlarda başladığım baba mesleğini 2021 yılında kendi mağazamı açarak sürdürmeye karar verdim.

Oldukça uzun süredir sektördensiniz. B&B Optik’i açmaya nasıl karar verdiniz? Şubeleşmek hedefleriniz arasında mı?
Mağazamı açma konusunda çevremden oldukça fazla destek ve olumlu yorumlar aldım. Bu meslek için doğduğumu, bu işin tam bana göre olduğunu söylüyorlardı. Açıkçası bu durumu kendim de benimsedim ve sektördeki ilk girişimci adımımı B&B Optik’i açarak attım. Mağazayı açmadan önceki ilk hedeflerimin başında şubeleşmek geliyordu. Halen de aynı düşüncedeyim ve ilerleyen zamanda bu hedefimi de gerçekleştireceğime inanıyorum. Bildiğiniz gibi 2020 yılında pandemi hayatımıza girdi. Her anlamda sıkıntılı olan bu dönemde çok geçmeden, 1 yıl içerisinde, mağaza açma kararı verdim. Pandemi ile birlikte bozulan ekonomi ortamında çok riskli bir işe kalkıştığımı biliyordum. Ancak bu riski azmim ve isteğimle birlikte fırsata çevirmek istedim ve başardım. ‘Hayat Her Zaman Cesurları Sever’ felsefesine yürekten inanmaktayım.

Güncel trendlerin etkisiyle Türkiye’de designer markalara yönelimin giderek arttığını görüyoruz. Mağazanızda özellikle hangi markalara rağbet var?
Mağazamızın genelinde, üst segment ürün grubu ve lüks markalar ağırlıklı olarak yer almaktadır. Dünyada markalaşmanın her geçen gün hızla artmasıyla birlikte, gözlük sektörü de bu sürecin önemli bir parçası haline gelmiştir. Artık tüketici alışkanlıkları ve beklentileri de bu yönde şekilleniyor. Biz de bu doğrultuda mağazamızda, global anlamda kendini ispatlamış, dünya modasına yön veren markaları müşterilerimizle buluşturmaya özen gösteriyoruz. Koleksiyonumuzda Cartier, Balmain, Dita gibi dünya çapında bilinirliği ve prestiji yüksek markalara yer vererek, müşterilerimize hem kaliteyi hem de modayı bir arada sunmayı hedefliyoruz.

B&B Optik bir cadde mağazası. Cadde mağazacılığını AVM yerine tercih etmenizin sebeplerinden söz eder misiniz?
AVM yerine cadde mağazacılığını tercih etmemizin en önemli sebebi, özgür bir çalışma ortamına sahip olma isteğimizdir. Bizim için müşteri ilişkileri yalnızca satış ve ticaret odaklı değil, aynı zamanda samimi ve sürdürülebilir bağlar üzerine kurulu olmalıdır. Cadde üzerinde esnaf olarak varlık göstermek, çevremizdeki insanlarla daha doğal ve yakın bir ilişki kurmamıza olanak tanıyor. Müşterilerimizle birebir iletişim halinde olmak, onların ihtiyaçlarını daha iyi anlamamızı ve onlara en doğru şekilde hizmet sunmamızı sağlıyor. Bu sebeple, cadde mağazacılığı bizim için sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda müşterilerimizle güçlü bir bağ kurduğumuz bir alan haline geliyor.

Optik mağazalar arasındaki rekabet her geçen gün artıyor. B&B Optik ürünleri için fiyatlandırma yaklaşımınızdan söz eder misiniz?
Evet maalesef bizim sektörümüzde rekabet var ve bu rekabet her geçen gün artıyor. İnternet satış fiyatları ile rekabetin giderek daha zorlaştığını da eklemek zorundayım. Ancak yaptığımız iş sadece bir moda aksesuarı satışı değil, sağlığın en hassas noktalarından biri olan göz sağlığını kapsıyor. Dolayısıyla müşterilerimiz sadece dünyaca ünlü markaların güneş gözlüklerini satın almaya gelmiyor, bilakis göz sağlıkları için gerekli optik desteğe ve bilgilendirmelere ihtiyaç duyuyorlar ve biz B&B Optik olarak bu sebeple müşterilerimizin, göz sağlıklarına en azami ölçüde önem ve öncelik vermekteyiz. Onlarla en doğru yaklaşım ile diyaloglar kurarak ihtiyaçlarını karşılamak başlıca hedeflerimiz arasındadır. Bu sebeple B&B Optik olarak doğru ürün, doğru fiyatlandırma yöntemimizden ödün vermeden devam etmekteyiz.

Müşteri memnuniyetinde öncelikleriniz nelerdir? Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?
B&B Optik için ‘Sizin güveniniz bizim mutluluğumuz’ sözü sadece bir slogandan çok daha fazlasıdır. Bizim ilk önceliğimiz hastalarımızın bize olan güven duygusudur. B&B Optik olarak işimizin ürünü satmakla bitmediğinin bilincindeyiz. Satış sonrasında olası durumlara karşı her zaman alternatif olarak bir B planımız bulunmaktadır. Hastalarımıza ve tüm müşterilerimize satış sırası veya sonrası en doğru en olası çözümleri sunmayı misyon edinmiş durumdayız.

Sektördeki güncel gelişmeler, trendler ve yenilikçi teknolojiler hakkında verilen eğitim ve satış bilgilendirmeleri yeterli mi, yorumlarınız nelerdir?
Dünyanın hızla gelişmesiyle beraber, bütün sektörlerde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bu gelişime paralel olarak önemli değişimler ve yenilikler yaşanmaktadır. Teknoloji, tasarım ve üretim anlamında sektörümüz her geçen gün ileriye giderken, ne yazık ki satış bilgilendirmeleri konusunda aynı gelişimi gözlemlediğimi söyleyemem. Evet, birçok eğitim programı, sunum ve bilgilendirme toplantıları yapılıyor; sektör çalışanlarına yeni bilgiler aktarılmaya çalışılıyor. Ancak sektörümüz içerisinde görev alan arkadaşlarımız, bu edindikleri bilgileri hastalarımıza veya müşterilerimize aktarma noktasında ne yazık ki yeterince etkili olamıyor veya doğru iletişim tekniklerini kullanarak sunmakta eksiklikler yaşayabiliyorlar. Bu da doğal olarak hizmet kalitesine yansıyor.

Üretici ve toptancı firmaların düzenlediği bayi toplantılarını nasıl değerlendirirsiniz? İş gelişimi ve motivasyona ne ölçüde katkı sağlıyorlar?
Üretici ve toptancı firmaların düzenlediği bayi toplantılarını oldukça faydalı buluyorum. Bu tür organizasyonlar, sektörün gelişimine katkı sağladığı gibi, biz bayiler için de büyük bir avantaj sunuyor. Özellikle bir sonraki sezonun ürünlerinin tanıtıldığı bu toplantılar, yeni koleksiyonlar ve trendler hakkında ürün yelpazemizi nasıl şekillendireceğimiz ve müşterilerimize hangi modelleri sunacağımız konusunda daha efektif kararlar almamıza yardımcı oluyor. Hem iş planlamamızı yapmamızı kolaylaştıran hem de motivasyonumuzu artıran bu tür etkinliklerin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

Uluslararası fuarları ziyaret ediyor musunuz? Bu fuarları takip etmek sizce ne derece önemli?
Yurt dışındaki fuarları takip etmekteyiz. Bu fuarlar özellikle optik gözlüklerdeki yenilikler, teknolojik değişiklikler ve mesleğimize getirdiği kolaylıklar açısından önemli yer tutmaktadır. Özellikle güneş gözlüklerindeki gerek moda markalarının son koleksiyonları gerekse trend haline gelen ürünler hakkında daha detaylı bilgiler edinmemiz, vizyonumuza önemli katkılar sağlamaktadır.

Geçtiğimiz Kasım 11. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimi ve sektöre kattığı değerlerle ilgili neler paylaşmak istersiniz?
B&B Optik ailesi olarak her yıl olduğu gibi 11. Silmo İstanbul Optik Fuarını ziyaret ettik. Organize edilmeye başladığı ilk yıllardan itibaren sektörümüz için çok değerli bir ortam sunduğuna inanmışımdır. Üstelik Covid-19 gibi ciddi bir pandemi döneminden sonra bile Silmo İstanbul Optik Fuarının her yıl üstüne koyarak geliştiğini gözlemlemekten mutluluk duyuyorum. Silmo İstanbul’un gelişimi ile birlikte sektörümüze sunduğu destekler ve katkılar da giderek çoğalmaktadır. Silmo İstanbul’un güçlenmesi ve sunduğu atmosferin giderek daha kaliteli hale gelmesi, paralel olarak, sektörümüzün gelişimine de son derece olumlu şekilde yansımaktadır. Silmo İstanbul, Türkiye optik sektörünün global olarak bilinirliğine büyük katkı sunarken, iş bağlantıları kurmamızı kolaylaştırmaktadır.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenmek isteriz?
Derginizi her ay düzenli olarak takip etmekteyiz. Sektöre sunduğunuz değerli içerikleri ve güncel bilgileri çok değerli buluyoruz. B&B Optik olarak, 4 your eyes dergisinde bizlere yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederiz. Sektörün nabzını tutan, bizlere rehberlik eden çalışmalarınızın ve başarılarınızın daim olmasını dileriz.

Mayıs 2025

Caroline Abram

Caroline Abram

Moda Ve Tasarımla Şekillenen Bir Yolculuk…

Kadınlara zarif ve neşeli stiller sunan Caroline Abram, gözlüğü görünümün ayrılmaz parçası haline getiren özgün çizgisiyle gönülleri fethediyor.

Caroline Abram hukuk ve ekonomi eğitimi aldıktan sonra, kariyerini moda ve tasarım alanında sürdürmeye karar verdi. Balmain, Celine ve Chloé gibi saygın moda evlerinde çalışarak moda dünyasında adım attıktan sonra gözlük tasarımına yöneldi. 2008 yılında kendi adını taşıyan gözlük markasını kurarak uzun yıllar kullanılabilecek, kaliteli ve modaya yön veren çerçeveler tasarlamaya odaklandı. Moda geçmişi ve gözlüklere duyduğu tutkuyla Caroline Abram, klasik zarafeti modern bir dokunuşla buluşturan özgün bir stil yarattı. Fransız tasarımcı Caroline Abram’ın zamansız ve sofistike çizgileriyle öne çıkan koleksiyonları, onun tasarıma bakışını ve ilham kaynaklarını birebir yansıtıyor. Dünyaca ünlü Fransız tasarımcı ile gözlük dünyasıyla nasıl tanıştığını, tasarıma olan tutkusunu ve koleksiyonlarını besleyen ilham kaynaklarını paylaştığı röportajı sunuyoruz.

Gözlük dünyasında doğup, büyüdünüz. Ailenizin izinden gitmek sizin için kaçınılmaz mıydı?
Pek öyle denemez doğrusu. Hatta ilk gençlik yıllarımda gözlükler bana pek bir şey ifade etmiyordu. Benim asıl tutkum çizimdi. Ama annem mutlaka bir diplomam olmasını istiyordu ve ben matematik, fizik ve teknik çizimde çok iyiydim. Bu yüzden diplomamı aldıktan sonra başka bir alana yöneleceğimi düşünüyordum. Sonra her şey doğal bir akışla gelişti. Annemin optik mağazasında çalışmaya başladım. Akşamları da seramik atölyelerine gidiyordum. Bu işin ne kadar zaman alıcı olduğunu biliyordum ve ömrüm boyunca yapmak isteyeceğimden henüz emin değildim.

Tasarım alanına yönelmenizi sağlayan şey neydi?
Bir şeyler yaratma ihtiyacındaydım. Aslında her şey tesadüfen gelişti. 18 yaşındayken bir yıl boyunca Senegal’de babamın yanında kaldım ve orada birine aşık oldum. Paris’te sıkışıp kalmamak için bir yol bulmam gerekiyordu. O dönem Senegal’de el işi boncuklar satan harika dükkanlar vardı. Gümüş boncuklar, Mauritius boncukları, ahşap boncuklar… Bu güzel boncuklarla annemin mağazasında satılacak zincirler yapma fikri geldi aklıma. Sevgilimi görmek için sahile gittiğimde, o çalışırken ben boncuk dizip zincirler hazırlıyordum. Paris’e döndüğümde, zincirleri mağazada sergiledim. Kendi gözlük markamı kurana kadar geçen sürede, koleksiyonları insanlar sevdiği ve hoşuma gittiği için hazırlıyordum, sanki sadece eğleniyordum. Ama zamanla, tam açıklayamadığım bir tutkuya sahip olduğumu fark ettim. Çizmeyi, boyamayı, renklerle çalışmayı çok seviyordum. Bu yüzden kendimi tasarım dünyasında bulmam son derece doğal oldu.

İlk gözlük koleksiyonunuzla birlikte büyük beğeni toplamayı başardınız. Bu koleksiyon için nasıl hazırlanmıştınız?
Başta koleksiyonuma hazır okuma gözlükleri ekleyip zincirlerle kombinlemeyi planlıyordum. Zincirlerim oldukça feminen bir havadaydı ve sadece kelebek formundaki modellerle uyumlu bir koleksiyon hazırlamıştım. Böyle bir pazar olduğunu biliyordum. Ama aslında tasarımlarımı ‘kadın gözlüğü’ olarak görüyordum. Hemen fark ettim ki çerçeveler kaş hizasında konumlandığında yüzü yukarı doğru kaldırıyor, adeta bir lifting etkisi yaratıyordu. Bu yüzden yüz hatlarını yukarı çeken, neşeli ve feminen gözlükler tasarlamaya karar verdim. Gençlerin bile bu tarzı hemen benimsediğini gördüm ve doğru bir yolda olduğumu anladım.

Kadınlara hitap etmek sizin için neden önemliydi? Caroline Abram gözlüklerini nasıl kadınlar takıyor?
Çünkü gözlüklerim benim dünyamın sembolü. Benim için gözlük ‘takı, makyaj ve mini bir yüz gerdirme’ anlamına geliyor. Kadınların genellikle biraz ‘hüzünlü’ gözlükler taktığını düşünüyordum. Onların allık ya da eyeliner sürer gibi gözlük takabilmesini istedim. Şık ama abartısız, güzel ama tuhaf görünmeyen bir tarz yakalamalarına destek olmak istedim. Farklı yönleriyle, görünümüyle ya da sadece kadınlığıyla oynamaktan keyif alan her kadın Caroline Abram takabilir. Yapı ile çok çalışıyorum. Gözlüklerim genellikle oldukça zariftirler. Görünmez değiller ama farklı yüzlere kolayca uyum sağlıyorlar. Gözlüğün kişiyle bütünleşmesini ve nedenini bile tam anlayamadan kadını daha güzel göstermesine odaklanıyorum. Tıpkı makyaj gibi… Makyajın ‘fazla’ durmasını sevmem. Gözlükte de aynı kural geçerli. Gözlüğü değil, gözlüğün ardındaki kadını görebilmelisiniz. Benim amacım tam da bu.

Kadınları yüceltme arzunuz neden bu kadar güçlü?
Bu tamamen bir tutku. Kişiliğimin bir parçası. Küçüklüğümden beri hep uyumu, bütünlüğü arardım. Hiçbir zaman bir trendi sadece moda olduğu için takip etmedim. Elbette hepimiz gibi günlük hayatta gördüğümüz imgelerden ben de bilinçsizce etkilenmişimdir ama tarzım hep bana aitti. Hem Stan Smith giyerim hem şık bir elbise; dar da severim bol da… Kısacası kadın olmanın tadını çıkarırım. Bu sebepledir ki 60’lı yıllara hep hayranlık duydum. Kadınlar adeta birer bebek gibiydi; saçlar özenli, elbiseler canlı renklerde… Hayat dolu.

Peki koleksiyonlarınızı tasarlarken ilhamınızı nereden alıyorsunuz?
İlhamım her zaman malzemeden ya da formdan gelir. Mesela nylon… Bu malzemeyi gördüğümde ona özel bir koleksiyon tasarlamak isterim. Renk paletimle malzemeyi ‘ısıtırım’, saplara yumuşak dalga formlu kıvrımlar vererek tasarıma feminenlik katarım, hafifliğini korumak için titanyum da eklerim. Genellikle malzemeyi yüceltecek şekilde çalışırım. Avustralya’daki bir konuşmamda ilk buluşma temalı bir örnek verdim. Makyaj yaparsınız, en güzel elbisenizi giyersiniz, çantanızı ve ayakkabınızı özenle seçersiniz. Ama masaya oturduğunuzda karşınızdaki adam bütün akşam sadece gözlüklerinizi görür! Herkes çok gülmüştü ama çok doğruydu. İşte bu bana ilham veriyor. Gözlüğümü takan bir kadının aynaya baktığında kendini beğendiğini gördüğüm her an, işte bu benim gerçek amacım dediğim an. Benim yapmak istediğim bu.

Çocuklara yönelik koleksiyon hazırlamaya nasıl karar verdiniz? Size bu ilhamı veren unsurlar neydi?
Kadınların gözlüklerimle kendilerini daha iyi hissetmesini sağlamayı umut ettiğim gibi bu durum çocuklar için de geçerli. Genellikle gözlük takma fikri çocukların moralini bozar, çünkü çoğu okulda alay konusu olurlar. Bu klasikleşmiş bir klişedir. Yetişkin koleksiyonuma oldukça yakın bir çocuk gözlüğü serisini tam da bu sebeple tasarladım. Amaç, çocukluk özelliklerini koruyarak yüzleri güzelleştirmekti. Bir keresinde Caroline Abram gözlüğü alan küçük bir kız çocuğu ile tanıştım, mutluluktan uçuyordu çünkü okula gittiğinde herkes gözlüğünü çok beğenmiş ve tıpkı onun gibi göz doktoruna gitmek istemişti. Sanki ona topuklu ayakkabı satmışım gibi mutluydu. İşte yaratmak istediğim etki tam olarak bu. Gözlük takan küçük kızlarla alay edilmemeli, çünkü zaten çok güzeller.

Dünyaca ünlü bir tasarım markasının sahibi olarak sıradaki hedefiniz nedir?
Büyüme fikri herkesi heyecanlandırır ama benim bir sonraki adım için özel bir planım yok, bu durumdan da memnunum. Yıllarca konfor alanımın dışında çalıştım; işi öğrenmek, her adımı dikkatle atmak gerekiyordu. Artık tek isteğim, insanların seveceği şeyler üretmeye devam etmek. Markayla bağ kuran insanlara karşı bir sorumluluğum var. İnsani ve ailevi tarafımı korumak istiyorum. Daha da büyümek gibi bir amacım yok.

Kaynak: Pret a Voir & Lunettes Originales

Mayıs 2025

Lapima

Lapima

Brezilya’nın İlk Lüks Gözlükleri

Özel üretim odaklı seçkin bir moda anlayışına sahip Lapima, tasarımlarının kıvrım ve hacimlerini milimetrik hesaplamalardan geçirerek, ışık ve gölge arasındaki mükemmel uyumu yakalıyor.

Gustavo ve Gisela Negrão Assis, Brezilya’nın benzersiz mekanlarını, soyut hislerini ve duyusal atmosferini en ince detaylarıyla yakalamaya odaklanıyor. Bu unsurları bir markanın şiirsel özüne dönüştürerek anlatıyorlar. Gisela, bale geçmişi ve pazarlama eğitimiyle zarafet ve hafifliği getirirken; işletme eğitimi almış, girişimci ruhuyla öne çıkan Gustavo, markanın diğer yarısını oluşturuyor. Hayatta ve işte birlikte olan çift, Brezilya’nın ilk lüks gözlük markası Lapima’yı 2016 yılında kurarak, kısa sürede önde gelen dergilerde yer bulup küresel çapta tanınır hale geldi. Lapima’yı şekillendiren yalnızca Gisela ve Gustavo’nun kişisel yolculuğu değil, aynı zamanda Brezilya’nın doğal ve mimari manzaraları, duyusal atmosferi, rüzgarı, yazı, kendine özgü ışığı, denizi ve köklü gelenekleri de markanın kimliğinde önemli bir rol oynuyor. Tüm bunlar, Gisela ve Gustavo’nun tutkularıyla birleşerek Lapima’yı son yılların en dikkat çekici ve güçlü markalarından biri haline getirdi. Lapima’nın Ortak Kurucusu Gisela Negrão Assis ile marka hakkında merak edilenlere dair yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Gisela. Öncelikle, Gustavo ile nasıl tanıştığınızdan bahseder misininiz? Nerelisiniz, kökeniniz nereye uzanıyor?
Gustavo ve ben 2002’den beri birlikteyiz. O dönemde Gustavo, birden fazla moda mağazasına sahip bir girişimciydi. İkimiz de Brezilya’nın São Paulo eyaletindeki Campinas şehrinde doğduk ve Campinas’ta tanıştık. Gustavo işletme eğitimi aldı, ben ise Almanya ve İsviçre’de üç yıl boyunca klasik bale eğitimi aldıktan sonra pazarlama okudum. Sekiz yıl boyunca birlikte olup iki çocuk sahibi olduktan sonra, 2010 yılında iş ortağı olduk. Ancak Lapima hayalini kurmaya başlamamız, birlikte başarılı bir dönem geçirdikten sonra, 2014 yılında gerçekleşti.

Lapima isminin anlamı nedir ve bu markanız için ismi seçmenizin sebebi neydi?
Gustavo ile en büyük oğlumuz Guga, iki yaşındayken Portekizce’de ‘orada yukarıda’ anlamına gelen Lá em cima kelimesini düzgün söyleyemiyor ve Lapima şeklinde telaffuz ediyordu. Bu kelimenin anlamını ve tınısını çok sevdik. Ayrıca, her dilde kolay okunup yazılabilmesi de bizim için önemliydi. Böylece markamız için mükemmel bir isim olduğunu düşündük.

Lapima zanaatkarlık geleneğini koruma ve yeniden canlandırmaya yönelik bağlılığını nasıl hayata geçiriyor?
Lapima’yı oluştururken, güneş gözlükleri için yeni bir estetik anlayışı yaratmayı hedefledik. Brezilya’nın ilk lüks gözlük markasını, kendi atölyemizde el işçiliğiyle üretmek istedik. Lapima’nın özünde, Brezilya’nın yaşam tarzını, özgün tasarımlarla ve üstün kaliteyle dünyaya yansıtma yatmaktadır. Markanın felsefesi, özel üretim odaklı bir moda anlayışına dayanıyor. Sipariş üzerine üretiyoruz, malzeme israf etmiyoruz ve stok biriktirmiyoruz. Lapima, yavaş bir tempoda çalışıyor. Her model elle tasarlanıyor, prototip haline getiriliyor ve titizlikle üretiliyor. Yeni bir koleksiyon geliştirme süreci bir yılı bulabiliyor. Müşterilerimizin, satın aldıkları her çerçevenin içine işlenen emeği ve sevgiyi hissettiğini biliyoruz. Yılda üç yüz gün güneş alan Campinas’taki atölyemiz çalışan 30 zanaatkarın-ki bunların 25’i kadın-kendilerini ait hissedebilecekleri, keyifle çalışabilecekleri ve benzersiz ürünler ürettiklerinden emin olabilecekleri bir ortam sağlamak bizim için paha biçilemez diyebilirim. İşimizi her gün daha da büyük bir tutkuyla yapmamızı sağlayan da çalışanlarımızla bir bütün oluşumuzdur.

Lapima koleksiyonları için tercih ettiğiniz materyaller nelerdir?
Lapima olarak, petrol bazlı asetat yerine pamuk bazlı asetat kullanan bir İtalyan asetat üreticisiyle çalışıyoruz. Camlarımız, Avrupa Birliği ve FDA sertifikalarına sahiptir. Menteşeler ise Almanya’da, aile işletmesi olan bir firma tarafından üretilmektedir. Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi, haute couture çalışan bir modaevi benzeri hareket edip stok üretimi yapmıyor; talebe göre üretiyoruz ve Lapima’daki tüm çalışanlarımız Campinas şehrinin yerel topluluğundan geliyor.

Siz ve Gustavo, ilhamınızı Brezilya’dan olduğu kadar, kendi iç dünyanızdan da alıyorsunuz. Başka hangi unsurlar sizi etkiliyor?
Lapima, bizim yaşadığımız ve hissettiğimiz her şeyi yansıtıyor. Brezilya ve onun eşsiz atmosferi en büyük ilham kaynağımızdır. Doğası, renkleri, mimarisi ve tasarımcıları, üzerinde en çok durduğumuz unsurlar arasında yer alıyor. Kültürel olarak çok zengin bir ülkeyiz ve markamızla, dünyaya gördüğümüz güzellikleri sunuyoruz. Bunun yanında, ruh halimiz ve çevremizdeki duygusal atmosfer de tasarımlarımızı büyük ölçüde şekillendiriyor. Sanatsal ve özgün bir süreçte, ilham kaynağımızı önce kağıt üzerine elle çizerek başlıyoruz. Ardından, her ön yüzün kıvrımlarını ve hacimlerini milimetrik hesaplamalardan geçirerek, ışık ve gölge arasındaki mükemmel uyumu dengelemeye özen gösteriyoruz. Son olarak, bu ilhamı en iyi şekilde yansıtacak doğru tonu seçerek renkleri sürece dahil ediyoruz. Lapima’nın önünde daha pek çok yol var, keşfedilecek ve paylaşılacak çok şeyimiz olduğunu düşünüyoruz.

Lapima gözlüklerini tercih eden kullanıcılar nasıl bir profile sahip?
Lapima’yı 2016 yılında bir sanat galerisi ortamında tanıttık ve ne mutlu ki dünya çapındaki müşterilerimizin çoğu sanata, mimariye ve doğaya aynı tutkuyla bağlılar. Kendine güvenen, ne istediğini bilen ve bunu logolarla ifade etmeye ihtiyaç duymayan kadınlar, Lapima’yı en çok benimseyen grup arasında yer alıyor. Aynı zamanda, özgüveni yüksek erkekler de Lapima dünyasını keşfetmeye başladı. Özellikle X koleksiyonumuz uzun sapları ve geniş burun köprüleri ve heykelsi tasarımlarıyla, daha geniş yüz hatlarına sahip olan herkes için ideal bir seçenek sunuyor.

Kaynak: Eyebook

Nisan 2025

PB Gözlük

PB GÖZLÜK

Daima En İyisi ve En Farklısı…

Silmo İstanbul, PB Gözlük olarak varlığımızın görülmesi ve markalarımızın bilinirliğini güçlendirmesi açısından önemli katkılar sağladı. Fuar sayesinde sektörde daha güçlü adımlar atarak her geçen gün daha fazla noktaya ulaşıyoruz.

Merhaba Engin Bey. Okurlarımız için kendinizden ve sektörel kariyerinizin nasıl başladığından bahseder misiniz?
Optik sektörüne 2006 yılında hem okul hem iş mottosu ile junior pozisyonlar ile başladım. Yıllar içerisinde gelişen kariyerim boyunca optik sektörünün hem perakende ve hem toptan tarafında farklı deneyimler kazanma fırsatı yakaladım ve bu süreçte optik sektörünün dinamiklerini yakından tanıma şansı elde ettim.

PB Gözlük ne zaman ve nasıl doğdu? Firmanızı kurarken temel hedefleriniz ve motivasyonunuz neydi?
Pb Gözlük’ü, geleneksel marka etiketlerine meydan okumak ve alışılmış tasarımların dışında farklı ürün gamı ile rakiplerinden ayrışmak mottosunu ilke edinerek, sektörel bilgi ve donanımımı da üzerine katarak 2023 yılında kurdum. Kuruluş sürecinde, tüketicilerin beklenti ve ihtiyaçlarını analiz ederek yenilikçi ve özgün tasarımlar geliştirmeye odaklandım. Markamız; kalite, estetik ve konforu bir araya getirerek optik dünyasında fark yaratmayı hedeflemektedir.

İsveç merkezli Vasuma ve Milanolu CharlieMax için distribütör ortaklığı süreciniz nasıl başladı ve gelişti?
Firmamızın 2023 yılındaki kuruluşu ile eş zamanlı olarak Vasuma ve CharlieMax markaları için ülkemizdeki dağıtım anlaşmalarını yaptık. Vasuma ailesi ile uzun yıllardır devam eden dostluğum, beraberinde işbirliği yapma fikrinin doğuşunu sağladı. Sonrasında ürün yelpazemizi geliştirmek ve ‘farklı ürünleri bir araya getirmek’ ilkemizi baz alarak uzun yıllardır takibinde olduğum ve koleksiyonunu çok beğendiğim Milano markası CharlieMax’ın yönetici ekibiyle tanıştım. Kurduğumuz diyaloglarda karşılıklı olarak oluşan sinerji sayesinde, CharlieMax ikinci markamız olarak Vasuma ile hemen hemen aynı dönemlerde distribütörlüğünü yaptığımız marka portföyümüze eklendi.

Biraz da markalarınızın Dna’sından, tasarım çizgilerinden, materyal seçimlerinden ve etkileşim gruplarından söz edelim.
Vasuma 2005 yılında üç arkadaş Jan, Lars ve Steffen ortaklığında geleneksel etiket markalara bir alternatif olarak 1950’lerin ve 1960’ların zamansız zarafetinden ilham alan kreasyonlar hazırlayan bir markadır. Bireyselliği artıran ve kullanıcının kişisel tarzını güvenle ifade etmesini sağlayan gözlükler üreten bir marka olmayı hedef belirlemiştir. Stockholm’ün Eski Kenti’nin kalbinde yer alan Vasuma merkez binası ile tasarımlarında şehrin bohem tarzını zamansız moda mottosu ile ürünlerine her geçen gün daha fazla yansıtan koleksiyonlar oluşturmaktadır. Vasuma, çevreye en uygun malzemeleri kullanmaya kendini adamıştır. Çerçeveler, İtalyan Mazzucchelli’nin ‘M49’ formülünden ve çığır açan sürdürülebilir bir yenilik olan Eastman Asetat Yenileme’den elde edilen biyolojik olarak parçalanabilen bir malzeme olan birinci sınıf selüloz asetattan üretilmektedir. Vasuma’nın metal çerçeveleri ise yüksek mukavemetli İsveç Sandvik çeliği ve hafif Japon titanyumu dahil olmak üzere üst düzey hammaddelerden yapılmaktadır. Vasuma’nın her çerçevesi, üstün bir işçilik ve sürdürülebilirliğe adanmışlık hikayesini anlatır. Milano merkezli CharlieMax, kalabalığın arasından sıyrılmak ve tamamen diğerlerinden farklı olmak isteyen ve hep aynısını istemeyen kişiler için gözlükler tasarlamaktadır. Serüvenine 2001 yılında başlayan CharlieMax, Milano’nun eşsiz İtalyan ruhunu daima tüm koleksiyonlarına yansıtmaktadır. CharlieMax gözlük koleksiyonlarının tamamı Milano’da, İtalyan Mazzucchelli’nin farklı asetat malzemeleri ile kusursuz bir şekilde hazırlanmaktadır.

Vasuma ve CharlieMax’in dağıtım ağını genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
PB Gözlük olarak distribütörü olduğumuz tüm markalar için dağıtım yaptığımız tüm şehirlerde ve bu şehirlerin en iyi noktalarında markalarımızın DNA’sını en ideal şekilde sergileyebilecek iş ortaklıkları geliştiriyoruz. Ayrıca, sosyal medya ve dijital pazarlama alanlarından sorumlu ekibimiz aracılığıyla, markalarımızın bilinirliğini artırmak ve müşteri deneyimini güçlendirmek amacıyla nihai tüketici ile sıklıkla etkileşim içerisinde olmayı önemsiyoruz.

İşbirliği yaptığınız optik mağazaları nasıl belirliyor ve onlara hangi hizmetlerle destek oluyorsunuz?
Markalarımızın ürün yelpazesine uyum sağlayabilecek satış noktalarını daha önceden analiz edip, sonrasında tanışıp her iki tarafında temsil ettiğimiz markaları satmaktan keyif alması bizim için en önemli kriterlerin başında geliyor. İş ortaklığı kurduğumuz satış noktalarımızı, koleksiyonların teslimi ile eş zamanlı olarak; özel vitrin hazırlanması, vitrin stantları ve marka sunumu kitleri gibi hizmetlerimizle uçtan uca destekliyoruz. Satış sonrasında da ürünlerde yaşanan minimum garantili veya garanti dışı servislerde müşterilerimizin problemlerine en geç 2 hafta içerisinde hızlıca çözüm sağlıyor müşteri memnuniyetini en üstte tutmaya dikkat ediyoruz.

Sektöre güçlü bir giriş yapan PB Gözlük’ten yeni marka sürprizleri beklemeli miyiz? Firmanız için yakın gelecek planlarınız neler?
PB Gözlük henüz yeni kurulmuş bir firma olsa da daima en ​kalitelisi ve en farklısı ​mi​syonu ile yola çıktı. Optik sektöründeki 20 yıla yakın deneyimin sayesinde yolculuğuna başlayan bir firma olarak yenilik ve farklılık arayışlarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Ülkemizde yetkili tek distribütörü olduğumuz Vasuma ve CharlieMax Milano markalarımız ile çalışmalarımızı her geçen gün güçlendirmekteyiz. Buna ek olarak Nisan ayıyla birlikte temsil ettiğimiz marka portföyünü Portekiz merkezli Vava markası ile genişletiyoruz. Vava, zanaatkarlık ile ileri teknolojiyi bir araya getirerek hem çağdaş hem de zarif bir şekilde fütüristik bir estetik sunmaktadır. Konsept tasarımlarıyla zamansız bir duruş sergileyen marka, usta el işçiliğini, yüksek kalite sürdürülebilir malzemeler ve en gelişmiş teknolojilerle harmanlayarak, yenilik ve geleneği dengeli bir şekilde buluşturmaktadır. Türkiye’de ilk defa temsil edilecek Vava markası ile optik sektörüne yeni bir marka soluğu getiriyoruz.

Sektörün deneyimli bir ismi olarak Türkiye optik pazarının bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Ülkemizde optik pazarı oldukça rekabetçi ve dinamik bir yapıya sahip. Lüks gözlük segmentinde, tüketicilerin kalite ve farklı tasarım arayışı her geçen gün artarak devam ediyor. Bu sebeple bu duruma eş zamanlı olarak sektörün büyümeye devam edeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye optik sektörünün yakın geleceğinde, global olarak son birkaç yıldır ciddi şekilde ön plana çıkan sürdürülebilir ve geri dönüştürebilir malzemelerle üretilmiş ürünlere yönelik pazar payının gelişeceğini ve bu çevre-dostu ve sürdürülebilirlik odaklı ürünlerin tüketici tarafından daha çok önemsenip, tercih edileceğini düşünüyorum.

PB Gözlük 11.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarında markalarını ilk kez sergiledi. Deneyiminizi ve fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Yeni kurulmuş olan bir firma olarak ilk defa katılımcı olduğumuz Silmo İstanbul Optik Fuarı için son derece özenli ve titiz bir hazırlık süreci geçirdik. Ürünlerimizi geniş kitlelere duyurmayı hedeflediğimiz fuardan beklentilerimizi karşılayarak ayrıldık. Fuarda, sektör profesyonelleriyle doğrudan etkileşimde bulunarak, onların ihtiyaçlarını daha iyi anlama ve geri bildirim alma fırsatını yakaladık. Öte yandan Silmo İstanbul Optik Fuarı işbirliklerimizi güçlendirmek ve yeni iş fırsatları yaratmak için yurtdışı fuarlarının standartlarını yansıtan ideal bir platform sundu. Silmo İstanbul Optik Fuarı, PB Gözlük olarak varlığımızın görülmesi ve markalarımızın bilinirliğini güçlendirmesi açısından önemli katkılar sağladı. Silmo İstanbul sayesinde sektörde daha güçlü adımlar atarak her geçen gün daha fazla noktaya ulaşıyoruz.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Öncelikle ben teşekkür ederim, 4 your eyes Optik Magazin Dergisi dünya çapındaki birçok benzerinden asla aşağıda kalmayan ve her geçen gün okur sayısının çoğaldığını gördüğüm bir yayın. Dijital yayıncılığa geçişinizle birlikte daha geniş bir okuyucu kitlesine erişip, içeriğinizin daha hızlı ve kolayca paylaşılmasını sağlamanızı da önemli ve yenilikçi bir adım olarak değerlendiriyorum. Kendi adıma sektöre kattığınız değerler ve emekler için çok teşekkür ederim.

Nisan 2025

Çetin Optik

ÇETİN OPTİK

Güven Veren Adres

Silmo İstanbul Optik Fuarı üniversite yıllarımızdan itibaren mesleki olarak kendimizi geliştirmemizi sağladı ve gelişimimize katkı sunmaya devam ediyor.

Merhaba, Bilal Bey. Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Optik sektörüne girişinizden bahseder misiniz?
Merhaba, ben Bilal Çetin. Mağazamız Çetin Optik’i eşim Saliha Hanımla birlikte optik sektöründe uzun yıllara dayanan deneyimimizle işletmekteyiz. Mersin Toros Üniversitesi Optisyenlik programından mezun olduktan sonra sektörde edindiğimiz tecrübeleri kendi işletmemizde hayata geçirmeyi hedefledik ve Mersin’in Erdemli ilçesinde mağazamızı açtık. Eşim ve ben, optik sektörüne yönelik olan tutkumuzu ve bilgi birikimimizi müşterilerimize en iyi şekilde yansıtmak amacıyla hizmetlerimizi kesintisiz olarak sürdürmekteyiz.

Çetin Optik’i 2019 yılında açtınız. Bu kararı nasıl verdiniz, kuruluş değerlerinizden söz eder misiniz?
Hep aklımızda olan bir fikirdi ve sonunda hayata geçirmek için doğru zamanı 2019 yılında yakaladık. Yıllar boyunca edindiğimiz deneyime ve bilgi birikimimize güvenerek, kendi işletmemizi kurmaya karar verdik. İşimizi severek yapıyor, her gün daha iyisini sunabilmek için kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Optik sektörünün sürekli gelişen ve yeniliklere açık bir alan olduğunun farkındayız. Biz de değişimlere ayak uydurarak, en güncel ve kaliteli hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Amacımız, sadece bir optik mağazası olmanın ötesine geçip, aynı zamanda müşterilerimize güven veren bir adres olmaktır. Bu doğrultuda, mesleğimizdeki yenilikleri takip ederek ve işimizi tutkuyla yaparak, uzun yıllar sektöre katkı sunmaya devam etmeyi hedefliyoruz.

Mağazanızda hangi markalar ve ürünler öne çıkıyor? Müşterilerinizin bu markaları tercih etmesindeki en önemli faktörler nelerdir?
Mağazamızda birçok marka mevcuttur. Genelde hitap ettiğimiz kesimleri baz alarak ürünler seçiyoruz. Yerli üretim çerçevelere de ithal ürünlere de mağazamızda yer veriyoruz. Güneş ve optik ürünleri müşterilerimizin taleplerine göre çeşitlendiriyoruz. Güncel modelleri yakından takip ediyoruz. Yaz aylarında ilçemiz turist alıyor. Turistler de bizi tercih etmekteler. Çetin Optik olarak farklı marka ve ürünlerle üstün hizmet kalitesini sunmaktayız.

Müşterilerinize satış sırası ve sonrası sunduğunuz hizmetlerinizden bahseder misiniz?
Bizi diğerlerinden ayrıştıran unsurlar, işimize duyduğumuz bağlılık ve müşteri odaklı yaklaşımımızdır. Müşterilerimizi ve onların ihtiyaçlarını anlamanın önemini bildiğimizden, diyaloglarımıza özen gösteriyor; her segmentteki marka ve ürünlerimiz hakkında satış sırasında bilgilendirme yapıyor, seçimleriyle ilgili kritik öneriler sunuyoruz. Özellikle ilk kez gözlük kullanıcısı olacak olan müşterilerimize cam ve çerçeve seçimlerinde daha hassas yaklaşıyoruz. Ürünlerin garanti sürelerine dair bilgileri de mutlaka aktarıyoruz. Müşterilerimiz ürünlerimizi kullandıkça, onlardan olumlu geri bildirimler alıyor almamız bizim en önemli motivasyon kaynağımızdır. Çünkü bizim için müşteri memnuniyeti her zaman önceliklidir. Sadece satış aşamasında değil, satış sonrasında da; garanti, tamirat, yedek parça temini ve ergonomik ayar gibi desteklerle en iyi hizmeti sunuyoruz. Kaliteli ve güvenilir kalarak, müşterilerimizin göz sağlığı ve konforunu her zaman ön planda tutuyoruz.

Mağazanızda en çok tercih edilen optik ve güneş gözlüğü markaları Trendlerin etkisiyle designer markalara yönelim giderek artıyor. Mağazanızda özellikle hangi markalara rağbet var?
Designer markalara ulaşım zorlaştı. Ülkece ekonomik sıkıntılar devam ediyor. Yine de designer markalar talep var. Bulunduğumuz lokasyonun dezavantajına rağmen mağazamızda bu tarz markalara yer vermeye çalışıyoruz. Çetin Optik’te optik ve güneş gözlüğü olarak satışını en çok yaptığımız dünyaca ünlü markalar arasında; Armani Exchange, Burberry, Bvlgari, Dolce&Gabbana, Emporio Armani, Oakley, Persol, Prada, Rayban, Versace ve Vogue bulunuyor.

Mağaza lokasyonunuzu seçerken nelere dikkat ettiniz? Cadde mağazası olmanızın avantajları nelerdir?
Lokasyon seçiminde genellikle hareketli ve yoğun bir müşteri trafiğine sahip olduğundan, cadde mağazası olmayı tercih ettik. Bunun en büyük nedenlerinden biri, hitap ettiğimiz müşteri kitlesinin bu bölgelerde yoğun olarak bulunmasıydı. Cadde mağazalarının avantajı, müşterileriyle doğrudan ve birebir temas kurabilme imkanı sunması ve daha samimi bir alışveriş deneyimi yaşatmasıdır.

Çetin Optik’te ürünlerinizle ilgili fiyatlandırmalardaki önceliğiniz nedir? Meslektaşlarınızla rekabeti nasıl yönetiyorsunuz?
Ürünlerimize göre fiyatlarımızı değişiyor. Bulunduğumuz lokasyondaki diğer meslektaşlarımızla aramızda fiyat değişiklikleri görülebiliyor. Bu konuda özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu ödeneklerinin çok düşük oluşu, müşterilerimizi hayal kırıklığına uğratıyor. Mağazamızda sadece kalitesine ve işçiliğine güvendiğimiz marka ve ürünlere öncelik verip, her bütçeye uygun olabilmeye özen gösteriyoruz.

Optisyen olarak Türkiye’deki gözlük kullanımı bilincini nasıl değerlendirirsiniz?
Özellikle cam konusunda farkındalığın çoğaltılması gerektiğini düşünüyorum. Gözlük camlarının sadece refraksiyon kusuru olanlarla sınırlı kalmadığını; güncel teknolojilerin ışığında çok çeşitli koruma amaçlı camların geliştirildiğinin daha geniş kitlelere yayılmasını sağlamalıyız. Dijital ekranlara ve zararlı güneş ışınlarına maruz kalan tüm insanların göz sağlığını koruması için bu camlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaları ve bilinçlenmeleri gerekiyor.

Uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet, hemen her yıl optik fuarlarına katılmaya özen gösteriyoruz. Sadece ürün almak için değil, en yeni trendleri, markaları ve modelleri takip edip; fuar havasını solumak bile bize iyi geliyor. Mesleğimiz ve işimiz, gelişime ve büyümeye açık olduğundan, uluslararası fuarları ziyaret etmek ve her yenilikten haberdar olmak heyecanımızı artırıyor.

Uluslararası Silmo İstanbul Optik Fuarının, Türkiye optik sektörüne katkıları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı ile ilgili ilk olarak, optik endüstrisine yenilik kattığını söylemeliyiz. Sektöre ışık tutan Silmo İstanbul’dan özellikle üniversite zamanlarımda gerçekten ciddi düzeyde yararlandım. Firmalarla, markalarla ve ürünleriyle tanışmam için ideal bir platform işlevi gördü. Hem çerçeve hem optik cam olarak bilgilenmem ve bilinçlenmemde fuarın etkisi büyük oldu ve bu etki sürüyor. Hatta fuarda tanıştığım üretici firma yetkilileriyle sıcak ilişkiler kurup, fabrikalarında gezme imkanları yakaladım. Kısacası Silmo İstanbul Optik Fuarı üniversite yıllarımızdan itibaren mesleki olarak kendimizi geliştirmemizi sağladı ve gelişimimize katkı sunmaya devam ediyor. Her geçen yıl kapsamımı genişleten Silmo İstanbul sayesinde; güncel modelleri ve yedek parçalarını, atölyemizde kullandığımız makine ekipmanlarını ve kontakt lensleri yakından takip etme fırsatımız oluyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak, 4 your eyes hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Çetin Optik olarak 4 your eyes Optik Magazin Dergisi’nde bize yer verdiğiniz için biz teşekkür ederiz. 4 your eyes’in sektöre dair çok önemli bir kaynak olduğunu düşünüyoruz. Dijital yayına geçişini; ülke, dil ya da yaş farkı olmaksızın optik sektörüne gönül vermiş herkesin kolayca erişim sağlaması açısından çok değerli buluyoruz. Geleneklerinizden tam vazgeçmeden fuar sayılarını hala basılı olarak da yayımlamanıza memnuniyet duyuyoruz. Tüm ekibinize başarılar dileriz.

Nisan 2025

Riva Optik

Riva OPTİK

Öze Bağlı Yenilikçilik

Sektöre yön verenleri bir araya getiren Silmo İstanbul sayesinde; gelişme, ilerleme ve yenilenme fırsatlarını rahatça yakalayabiliyoruz.

Merhaba Erkan Bey, sizi biraz tanıyabilir miyiz? Optik sektörüyle yolunuz nasıl kesişti?
Merhabalar, 1985 yılı Gaziantep doğumluyum. Evliyim ve 3 çocuğum var. Ebeveynlerim de aslen Gaziantepli ve esnaflıktan gelen bir babaya sahip olduğumdan küçük yaşımdan itibaren hem okuyup hem de çalışarak büyüdüm. Bu sebepten farklı sektörlerde de deneyim edindim. Optik sektörüyle tanışmam ise 2004 yılına uzanıyor. İlk ustam olarak çırağı olmaktan halen gurur duyduğum ve işi çekirdeğinden başlayarak öğrenmemi sağlayan Arzu Hanım ile 2004’te çalışmaya başladım. Bu değerli süreci 2020 yılında Optisyenlik diplomamı alarak taçlandırdım. Optik sektörüne kendimi adadığım 17 yılın sonunda, kendi mağazam Riva Optik’i 2021 yılında kurdum. 

Gaziantep’in ilk konsept mağazasını siz açtınız. Riva Optik nasıl bir vizyondan doğdu?
Gaziantep özel bir şehrimiz ancak optik sektörüne yönelik perakendecilik anlayışının yenilikçiden oldukça uzak olduğunu yıllarca gözlemlemiş biriyim. Tek düze, tek tip mağazacılık anlayışını benimsemek istemedim ve Riva Optik için çıkış vizyonum sıradanlıktan uzak, diğerlerinden farklı, yenilikçi ve değişime açık bir mağaza oluşturmak oldu. Bu hedefle 2021 yılında Gaziantep’in ilk konsept mağazasını açtım. Butik bir mağaza olarak, hedeflerimiz sektörde daha ileriye nasıl gidebiliriz, kaliteyi her bütçeye ve herkese nasıl sunabiliriz soruları üzerinden şekillenmektedir. Bu sebepten dolayı motivasyonumuzu hiç tüketmeden yeniliklere açık bir şekilde devam ediyoruz.

Riva Optik’i diğer butik mağazalardan farklılaştıran temel özellikleri ile ilgili okurlarımızı bilgilendirir misiniz?
Mağazamız, 4 katlı butik bir konseptle her müşteriye ve bütçeye hitap edecek şekilde tasarlandı. Çocuklu ailelerimizi üst katta bulunan çocuk bölümümüzde ağırlıyor, oyun alanımız sayesinde hem çocukların keyifli vakit geçirmesini sağlıyor hem de ailelerine rahat bir alışveriş deneyimi sunuyoruz. Üst grup müşterilerimiz için alt katımızda özel bir alan oluşturduk. Burada daha kişisel ve prestijli bir hizmet sunarak onlara ayrıcalıklı bir deneyim yaşatıyoruz. Orta segment müşterilerimizi ise giriş katımızda, özenle hazırladığımız estetik, sevimli ve davetkar bir atmosferde karşılıyoruz. Bu yapı sayesinde her müşteri grubuna uygun bir hizmet sunarak alışverişi keyifli ve konforlu hale getirmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca, mağazamızda bilindik markalara küçük dokunuşlar yaparak cam ve çerçevelerini kişiselleştiriyoruz. Kendi web sayfamızda da bu özel çalışmalara yer veriyoruz. Bu sayede sadece bulunduğumuz bölgeden değil, il dışından da büyük bir ilgi görüyoruz ve bu taleplere yönelik hizmet sağlayabiliyoruz.

Mağazanızın yerini seçerken nelere dikkat ettiniz ve bu konuda ödün vermediğiniz unsurlar nelerdi?
Riva Optik bir cadde mağazasıdır. AVM’ler yenilik ve modernlik olarak tanımlansa da ben öyle hissedemiyorum. Samimiyet ve sıcaklık kavramları, mağazacılık için temel oluşturuyor ve açacağım mağazam ile olası tüm müşterilerim için AVM kültürünü seçmemiş olmam bu sebeple size şaşırtıcı gelmeyecektir. Müşterimizle tüm ilişkilerimizi daha sıcak bir ortamda kurmak için cadde üzerinde bir lokasyon tercih ettim. Gaziantep’in alışveriş ruhuna AVM’lerin değil, cadde mağazalarının yakıştığına inanıyorum. Yıllarca süren hatta dostluğa götüren müşteri ilişkilerini Riva Optik için istedim ve ne mutlu ki mağazamızda bunu sağladığımıza her gün şahit olmaktayız.

Mağazanızda en çok tercih edilen optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri? Bu markaların tercih edilmesinde sizce hangi faktörler etkili?
Mağazamızda en çok tercih edilen optik ve güneş gözlüğü markaları arasında; Tom Ford, Zilli, Silhouette, Flair, Maybach, Prada, Versace, Dolce&Gabbana, Lacoste, Alexander Wintsch, Burberry, Modo ve Fisher Price vb. sayılabilir. Gözlük camlarında ise Essilor, Hoya, Zeiss, Rodenstock gibi dev markalar ile hizmet vermekteyiz. Müşterilerimizin bu markaları öncellikli tercih etmelerinin en önemli sebepleri yüksek kalite ve sağlamlık söz konusu olduğunda ciddi düzeyde öne çıkıyor olmalarıdır.

Satış sonrası müşteri deneyimini iyileştirmek için ne tür hizmetler sunuyorsunuz?
Mağazamızdan hizmet almak için gelen müşterilerimize satış sonrasında aylık periyodik bakım ve onarım hizmetini ücretsiz sunmaktayız. Cam müşterilerimizin kullanım sürelerini takip edip, bitmesine yakın sistemimizden gelen mesajla hatırlatmalar yapıyoruz. Çoğu müşterimize, sadece mağazamıza özel olan gözlük saklama kutuları, aksesuarlar, kişiselleştirdiğimiz bazı ürünler sunarak, akıllarında ve gönüllerinde kalmayı önemsiyoruz. Hatta günlük hayatta kullanacakları bazı aksesuarlarını, kendi isimleri ve mağazamızla buluşturarak, aksesuarlarının da mağazamızın da arkadaş çevrelerinde de popülerliğini artırmayı sağlıyoruz.

Deneyimli bir sektör profesyoneli olarak Türkiye optik endüstrisi hakkındaki görüşlerinizden bahseder misiniz?
Gerek cam firmaları olsun gerekse çerçeve firmaları aslında yurtdışının biraz gerisinden gidiyor. Bunun sebebi de dışa bağımlı olmamız; hammaddelerin çoğu dışarıdan geldiğinden yarı mamul çalışmaktayız ve bu da sektör içinde ister istemez biraz geride kalınmasına neden oluyor. Ama ne mutlu ki son yıllarda firmalarımız daha bilinçli hareket ederek, yerli üretimin canlanmasına önemli yatırımlarla katkılar yapıyor ve belirttiğim dışa bağımlılığın biraz da olsa azaldığını ve optik endüstrisinde Türkiye’nin de bir gücü olduğunu hissettiriyor.

Uluslararası optik fuarları ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet, her sene mümkün olduğunca İtalya Mido ve Silmo Paris fuarlarına katılıyorum. Bu fuarlar öncesinde ve sonrasında diğer ülkeleri de ziyaret ederek, tutkunu olduğum optik sektörüne hizmet hedefiyle “daha farklı neler getirebilirim” diye çaba gösteriyorum. Son yıllarda yurt dışında katılmadığım fuar olmadı diyebilirim. Bu fuarların hepsi ayrı ayrı ufkumu açmaktadır ve orada gördüğüm yenilikleri mağazama uyarlamaya çalışmaktayım.

Geçtiğimiz Kasım 11. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi paylaşır mısınız?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, uluslararası niteliğini giderek güçlendiriyor. Her yıl artan yurtdışı katılımcı firma ve yabancı ziyaretçi sayısı ile Türkiye ve Türkiye optik sektörü için önemli bir tanıtım mecrası olmasının yanında, milli gelirimize de ciddi düzeyde katkı sunduğunu düşünüyorum. Sektöre yön verenleri bir araya getiren Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde; gelişme, ilerleme ve yenilenme fırsatlarını yakalayabiliyoruz. Bu fuar, firmalarımızın ulaşamadığı mağazalara ulaşma şansını yaratırken, herkesi tek bir çatı altında toplayarak, sektör profesyonelleri arasındaki bağı güçlendiriyor. Bizlerin yenilikleri yerinde görüp, takip ederek mağazalarımızda yeni markalara yer vermemize vesile oluyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Dergimiz 4 your eyes hakkındaki düşüncelerinizi de öğrenmek isteriz?
Yıllardır sektörün dergisi 4 your eyes okuru olmaktan mutluluk duymaktayım ve şimdi de mağazamız Riva Optik ile bizzat yer aldığımız için ayrı bir mutluluk içerisindeyiz. Optik sektörünün biz perakendecileri yanında, üreticisinden, toptancısına, tedarikçisinden öğrencisine, tasarımcısından, zanaatkarına kadar tümüne kaynak olmanız çok değerli. Ayrıca fuara ve organizasyonlara katılamayan kişilere de hazırladığınız içeriklerle azımsanamayacak bir katkınız var. Teşekkür ediyor, başarılarınızın yıllarca sürmesini temenni ediyorum.

Mart 2025

Anatolia Ventures Optik

ANATOLIA VENTURES OPTİK

Güvenilir İş Ortağı

Silmo İstanbul sayesinde, ihracat kanallarımızda genişleme ve büyüme şansı yakaladık. Her yıl katılımcı olmayı, büyümemizin ve sektöre katkımızın bir parçası olarak görüyoruz.

Merhaba Fatih Bey. Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne girişinizi paylaşır mısınız?
Merhaba. Aslen Oltu, Erzurumluyum. Uzun yıllar İskenderun’da yaşadıktan sonra iş hayatında tecrübe edinme sürecime İstanbul’da devam ettim. Optik sektörüyle 2000’li yıllarda AVM Müdürü iken büyük bir optik mağazasının kiralanması sırasında ilk kez tanıştım. Yine önemli bir optik & eczane zincir mağazasının üst düzey yöneticiliğini yapmaya başlamam ise sektördeki ilk adımım oldu. TR90 ve metal fabrikalarını kurmadan önce birkaç optik perakende mağazası açarak sektördeki deneyimimi geliştirdim. Optik sektöründeki yolculuğum girişimcilik ruhumu ve inovasyon tutkumla birleşerek bugün Anatolia Ventures Optik (TR90) ve Gözen Optik (Metal) fabrikalarının temelini attı. Bu fabrikalar yalnızca üretim yapmakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye’nin yerli optik sektöründeki gücünü dünyaya taşıyan birer köprü görevi görüyor.

Anatolia Ventures Optik’in temel değerlerinden ve sektörel vizyonundan söz eder misiniz?
İşimizin temelini adalet, dürüstlük ve şeffaflık ilkeleri oluşturmaktadır. Yenilikçi yaklaşımlarımızla sektöre yön veren çözümler üretirken, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk bilincini her zaman ön planda tutuyoruz. Türkiye’nin yerel gücünü küresel pazarlara taşırken etik değerlerden asla ödün vermeyen bir kurum kültürünü yaşatıyoruz. İnovasyonu iş modelimizin merkezine koyarak dünya standartlarında üretim kapasitemizi artırmayı amaçlıyoruz. Daha hafif, dayanıklı ve küresel trendlere yön veren tasarımlar sunarak müşterilerimizin hem işlevsel hem de estetik beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Optik sektöründe sadece bir üretici ve tedarikçi olmakla kalmayıp bir lider ve ilham kaynağı olmayı hedefliyoruz. Amacımız, Türkiye’nin optik sektöründe bir dünya markası olması için nefer olarak küresel pazarda kalıcı bir iz bırakmaktır. Bu vizyonla müşterilerimize yalnızca ürün değil, değer ve bağlılık da vadetmekteyiz.

Büyümenizi hızlandırmak amacıyla nasıl bir yönetim stratejisini tercih ediyorsunuz?
Veri odaklı karar alma, inovasyona dayalı üretim ve müşteri odaklı yaklaşım stratejilerini benimsiyoruz. Yönetim anlayışımızda, iş süreçlerimizi sürekli iyileştirmek için teknolojik yatırımlara ve Ar-Ge çalışmalarına öncelik veriyoruz. Aynı zamanda, sektörel trendleri yakından takip ederek global pazarda rekabetçi bir konum elde etmeyi ve iş ortaklarımızla güvene dayalı uzun vadeli ilişkiler kurmayı hedefliyoruz. Çalışanlarımızın yetkinliklerini artırmak için eğitim ve gelişime yatırım yaparken; sürdürülebilir büyüme için adil, şeffaf ve sonuç odaklı ilerliyoruz. Yaklaşık 20 yıldır yurtiçi ve yurtdışı firmalara özel projeler, ortaklıklar ve hizmet çözümleri sunduğumdan, danışmanlık ve eğitim deneyimimim önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Bunun da bize hem zaman hem de başarı kazandırdığına inanıyoruz.

Fabrikanızın üretim kapasitesinden, kullandığınız hammaddelerden ve kalite standartlarınızdan bahseder misiniz?
Fabrikamız hem TR90 hem de metal çerçeve üretiminde uzmanlaşmış, modern ve yüksek kapasiteli bir üretim tesisi olma yolunda ilerlemektedir. Çok kısa bir zaman sonra hedefimiz Yıllık 1 milyonun üzerinde çerçeve üretimi yaparak, ulusal ve uluslararası pazardaki talepleri karşılamaktır. TR90’da esneklik, dayanıklılık ve hafiflik özellikleriyle tanınan yüksek performanslı bir termoplastik malzeme olan orijinal İsveç hammaddesi Fuchs EMS kullanıyoruz. Metal’de; paslanmaz çelik, alüminyum ve titanyum gibi üstün kaliteye sahip materyallerle dayanıklı, şık ve ergonomik çerçeveler üretiyoruz. Asetat ve Ultem’de; daha şık ve özel tasarımlar için kullanılan malzemelerimizle özellikle TR90 ve metal çerçevelerin saplarında kullanmayı tercih ediyoruz. CE ve ISO sertifikasyonlarına uygun olarak uluslararası kalite standartlarına göre denetlenmektedir. Hammaddeden son ürüne kadar tüm aşamalarda detaylı kalite kontrol prosedürleri uygulanmaktadır. Fabrikamız yenilikçi üretim teknolojileri, deneyimli ustalarımız ve ekibimiz sayesinde müşterilerimize en iyi ürünleri zamanında ve kusursuz bir şekilde ulaştırmaktadır.

Biraz da bünyenizdeki markalardan ve markalarınızın öne çıkan özelliklerinden bahsedelim…
Markalarımız, yalnızca birer ürün değil, aynı zamanda kalite, tasarım ve yenilik anlayışımızın somut yansımalarıdır. Her biri farklı bir hikayeyi, ihtiyacı ve sektöre kazandırılmış derin bir vizyonu temsil eder.  Oppia, TR90 ve metal çerçeveleriyle dayanıklılığı ve hafifliği bir araya getirerek günlük kullanımda maksimum konfor sunar. T.Flex, esnek yapısıyla modern yaşamın hızına ayak uydururken, şıklık ve pratikliği bir araya getirir. Morandi, TR90 Clip-on güneş gözlükleri ve TR90 Plus çerçeveleriyle fonksiyonelliği ve estetiği birleştirir; ithal asetat, metal ve ultem çerçeveleriyle global modanın zarif dokunuşlarını kullanıcıyla buluşturur. Newrose, titanyum faset çerçeveleriyle zarafeti ve sağlamlığı harmanlar. O.Marines ve Le Club ise İtalyan moda ikonlarının ruhunu yansıtan özgün tasarımlarıyla hem optik hem de güneş gözlüklerinde modern tarzın simgesidir. Türkiye’nin bilinen ender nitelikli markalarındandır. Ayrıca, Anatolia Ventures olarak önümüzdeki yıllarda üst segmenti hedefleyen büyük bir niş markayı da çatımızın altına eklemeyi planlamaktayız. Yeni markalarımızla kalite, tasarım ve inovasyon anlayışımızı bir adım daha ileri taşıyacağız.

Anatolia Ventures Optik’i diğer üretici ve tedarikçi firmalardan ayrıştıran unsurlar nelerdir?
TR90 ve metal fabrikalarımızın gücünü entegre ederek, üretimden tedarik zincirine kadar her aşamada verimliliği artırıyoruz. Bu çift yönlü üretim altyapımız hem geniş ürün yelpazesi sunmamızı hem de müşterilerimizin farklı ihtiyaçlarına hızlı ve kaliteli çözümler bulmamızı sağlıyor. İki fabrikanın gücü sayesinde müşterilerimiz için sadece bir tedarikçi değil, güvenilir bir iş ortağı olmayı başarıyoruz. Rakiplerimizden farklı olarak güçlü üretim kapasitemizi ve sektörel deneyimimizi hem yerel hem de uluslararası pazarda sürdürülebilir bir büyüme için kullanıyoruz. 

Satış ve dağıtım ağınızı geliştirmek için yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?
En önemli gücümüz yurtdışındaki eskiye dayanan geniş bağlantılarımızdır. Özellikle İtalya’da sektöre yön veren insanlarla olan yakın dostluklarımız bize pazarda önemli bir avantaj sağlamaktadır. Ortadoğu, Afrika ve Avrupa’ya yönelik çalışmalarımız hız kesmeden devam etmektedir. Türkiye genelindeki optik mağazalarımıza değerli pazarlamacı ekibimiz ve bayilik ağımız aracılığı ile ulaşıyoruz. Hızlı teslimat, sürekli stok ve taleplere en kısa sürede karşılayan bir iş modeli ile çalışmaktayız. B2B ile en kısa sürede dijital platformlarda da hizmet vereceğiz.

Geçtiğimiz Kasım ayında 11. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, başlangıcından bu yana Türkiye’nin ve bölgenin optik sektöründeki en önemli buluşma noktalarından biri haline gelmiştir. İlk yıllarında daha çok yerel bir etkinlik kimliğinde olan fuar, yıllar içinde uluslararası bir cazibe merkezi haline geldi. Daha çok Orta Doğu, az da olsa Avrupa ve Asya’dan gelen katılımcıların artışıyla bölgesel bir liderlik üstlendi. Fuarın, tasarım ve kalite standartlarının yükselmesine katkı sağladığına inanıyorum. Yeni kurulan bir firma olarak ikinci kez katıldığımız Silmo İstanbul, tanınmamızı, ürünlerimizin ve yeni tasarımlarımızın yerli ve yabancı alıcılarla buluşmasını sağladı. Silmo İstanbul sayesinde, ihracat kanallarımızda genişleme ve büyüme şansı yakaladık. Her yıl katılımcı olmayı, büyümemizin ve sektöre olan katkımızın bir parçası olarak görüyoruz.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenmek isteriz?
İçeriklerinizin hem profesyonellere hem de sektörle ilgilenen geniş bir kitleye hitap etmesi sektörel bilgi paylaşımına büyük katkı sağlıyor. Derginizdeki detaylı analizler, röportajlar, trend raporları, sektördeki gelişmeleri takip etmemizi kolaylaştırırken bizlere de yeni fikirler vererek ilham kaynağı oluyor. 4 your eyes Optik Magazin Dergisi, sektörün sesini duyurmak ve sektörel oyuncuları bir araya getirmek için önemli bir köprü görevi üstleniyor. Anatolia Ventures Optik olarak yüksek kaliteli bu yayın platformunda bize de yer verdiğiniz teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.

Mart 2025

Einstoffen

Einstoffen

Avangart Zarafet

Bağımsız İsviçreli marka, çiçeklerin karmaşık çizgilerinden ve kıvrımlarından esinlenerek, benzersiz frezeleme tekniğini kullandı. Sonuç, muhteşem 2025 koleksiyonu Sopraterra…

Einstoffen, 2008 yılında Ramon ve Raphael Büsser ile Christian Gisler tarafından kurulan bağımsız İsviçreli gözlük markası olarak, ahşap ve taş gibi doğal malzemeler kullanmasının yanı sıra deney ve kombinasyona olan sevgisiyle tanınıyor. Einstoffen, çevresine dikkat eden ve hayattan keyif alan bağımsız fikirli bireyler için gözlük ve moda yaratıyor. Markanın ürünleri İsviçre’de tasarlanıyor ve bazen sıra dışı malzemeler veya abartılı detaylar içeren titiz bir süreç kullanılarak üretiliyor. Tutkuları ahşap veya taş gibi doğal malzemelere aittir. Elle işlenen bu malzemeler, organik ve sürdürülebilir Einstoffen görünümünün ana bileşenlerini oluşturuyor. Ancak marka, malzemelerin ötesinde daha çok deneysel tasarım arzusuyla tanımlanıyor. Çünkü marka, ancak alışılmadık olanla karşılaşıldığında yeni ve sınırları aşan tasarımların ortaya çıktığını savunuyor. Diğer premium markalar arasında bağımsız kalmayı felsefesinin temeline yerleştiren Einstoffen, 2025 yılına en yeni koleksiyonu Sopraterra ile merhaba diyor. Sopraterra koleksiyonunda ince işlenmiş frezeler ve birinci sınıf gözlük zincirleri dikkatleri çekiyor. Sizlere Einstoffen’in Kurucu Ortaklardan Ramon Studer ile titizlikle işlenmiş yeni çerçeveleri içeren Sopraterra koleksiyonu hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Ramon, yeni koleksiyonunuz için Sopraterra ismini seçtiniz. Sebebini öğrenebilir miyiz?
Doğaya ve özellikle yeryüzüne değer veren bir markayız. Felsefemizin temelinde çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve toplum kadar dünya-doğa ile olan saygı odaklı bağımız da yer almaktadır. Yeni koleksiyonumuzun oluşum aşamasında çiçeklerden ve botanikten ilham alan tasarımlar hazırlamak istedik. Doğal yapıları ve renkleri yakalayıp vurgulayan gözlükler üzerine odaklandık. Başlangıç noktamız buydu. Sonra bir Cuma akşamı, Raphael ve ben bir restoranda otururken; masanın üzerinde ‘Sopraterra’ adlı bir müzik grubunun el ilanını gördük. Spontane bir şekilde konserlerine gittik ve konser sonrası yeni koleksiyonumuzun adının Sopraterra olacağı netleşti.

Gerçekten de az rastlanır bir durum. Sopraterra sözlüklerde olmayan, türetilmiş bir isim. Peki sizin için ne ifade edip, çağrıştırıyor?
Sopraterra bizim için ‘Yeryüzünün üstünden bir bakış’ anlamına geliyor. Bu isimle olan ilişkimiz en iyi koleksiyon metnimizdeki sözlerle anlatılabilir: “Yukarıya, gökyüzüne, sonsuzluğa bakıyoruz. Gözlüklerimizin çerçevelediği gözlerimiz, ruhumuzun pencereleridir. Güneşe doğru açan çiçekler gibi biz de ışığa doğru uzanırız. Varoluşun güzelliğini ve kırılganlığını çağrıştıran bir isim olan Sopraterra, insanın görme, anlama ve hayal etme arzusunun bir kanıtı olarak duruyor.”

Peki Einstoffen’in Dna’sını kucaklayan bu özel tema yeni koleksiyona nasıl yansıyor?
İki yıl kadar önce, benzersiz frezeleme tekniklerini hayata geçirmek için yoğun bir araştırma ve deneme sürecine başladık. Doğanın kusursuz geometrisinden ilham alarak, çiçeklerin organik formlarını modern gözlük tasarımlarına ustalıkla yansıttık. Her bir model hem zarif hem de dinamik detaylarla şekillendirilerek doğadaki ahengi gözlüklerimize taşıyor. Malzeme seçiminden işçilik detaylarına kadar her aşamada, Einstoffen’in yenilikçi ruhunu ve özgün estetik anlayışını koruduk.

Sopraterra koleksiyonundaki çerçevelerinizde çiçekler hangi yönleriyle tasarımı etkiledi?
Çiçeklerin karmaşık çizgilerinden ve kıvrımlarından ilham alıyoruz. Doğadaki organik formları ve akışkan hatları gözlük tasarımlarımıza yansıtmak için bu unsurları dijitalleştiriyor, ardından hassas frezeleme teknikleriyle çerçevelerimize işliyoruz. Her bir model, çiçeklerin zarif asimetrisini ve doğadaki ritmini taşıyan detaylarla şekilleniyor. Işık ve gölge oyunları yaratan bu ince işlemeler, gözlüklerin yüzeyinde adeta doğal bir doku hissi uyandırıyor. Renk seçimlerimizde de doğanın sunduğu zengin paletten ilham alarak sıcak tonlar, derin dokular ve çarpıcı kontrastlarla koleksiyonumuza estetik bir dinamizm katıyoruz.

Bahsettiğiniz bu teknik süreçteki en büyük zorluklar nelerdir?
Çerçevelerimizi oluşturmak çok aşamalı bir süreç gerektiriyor. İnce parlatma işleminden sonra çerçeveler, her çerçevenin hassas bir şekilde ayarlandığı ve freze makinesinin maksimum doğruluk elde etmek için yeniden kalibre edildiği ikinci bir manuel mikro frezeleme işleminden geçiyor. Tasarımları mükemmelleştirmek için bazen lazer gravürler ekliyoruz ve bu gravürleri daha sonra kusursuz bir yüzey için tekrar parlatıyoruz.

Biraz da Sopraterra koleksiyonundaki gözlüklerden bahsedelim…
Sopraterra koleksiyonu, her biri 3 ila 5 renkte mevcut olan 22 optik çerçeve ve 22 güneş gözlüğü içeriyor. Koleksiyonumuzun büyük bir kısmı ünisekstir; hem kadınlara hem de erkeklere hitap ediyor. Kadın modelleri genellikle eğlenceli ve cesur frezelere sahipken, erkek modelleri sade ve zarif çizgileriyle öne çıkma eğilimindedir. Ayrıca koleksiyondaki Haute Couturier ve Voyante modelleri hem frezelenmiş hem de lazerle oyulmuştur. Bu modellerimiz 200 adet olmak üzerine sınırlı sayıda üretilmiştir.

Yeni koleksiyonda göze çarpan bir diğer özellik de gözlük zincirleriniz. Bu aksesuar sizin için ne ifade ediyor?
Gözlük zincirlerimiz koleksiyonun doğal bir uzantısıdır. Çerçevelerimizle aynı birinci sınıf asetatın kullanılması ve gerçek taşların bir araya getirilmesi uyumlu ve ahenkli bir görünüm yaratıyor. Zincirlerimiz sadece işlevsel aksesuarlar değil, aynı zamanda gözlüklerimizi tanımlayan detaylara gösterilen özeni de vurgulamaktalar.

Sopraterra’da oldukça avangartsınız. Basic koleksiyonunuzdaki tasarım çizgilerini de görmeye devam edeceğiz, değil mi?
Basic koleksiyonu ürün gamımızın kalbini oluşturuyor. Sopraterra ile sınırları zorlarken bile klasik modellerimiz kimliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Zamansız zarafeti ve birinci sınıf işçiliği temsil ediyorlar. Elbette, bir Einstoffen çerçeveyi benzersiz yapan küçük ayrıntılara yönelik sevgimizden ödün vermiyoruz. Bizim için basit, asla standart veya sıkıcı demek değildir.

Kaynak: Spectr

Mart 2025

Salt.

Salt.

Black Bear İşbirliği

ABD’li Salt ve ünlü giyim markası Black Bear, altın detaylara sahip ve sadece bir güneş gözlüğü stilinden oluşan çok özel bir ortak projeye imza attılar.

Salt, Costa Mesa Kaliforniya’da faaliyet gösteren, kaliteli yapılardan ve zahmetsiz güzellikten ilham alan zamansız tasarıma kendini adamış bağımsız bir premium gözlük markasıdır. Kurulduğu 2006 yılından bu yana Salt, kullanıcılarının en iyi ve en rahat gözlüklere sahip olmasını amaçlayarak, zamansız ve uzun ömürlü gözlükler tasarlamaya odaklanmaktadır. Kuruluşundan itibaren optik dünyasına pek çok farklı işbirliği koleksiyonu sunan Kaliforniyalı marka, şimdi de yüksek profilli yeni bir ortaklığa Black Bear markası ile imza atıyor. Olağanüstü işçiliği ve yüksek kaliteli ürünleriyle tanınan ünlü giyim markası, Salt ile mükemmel bir uyum yakalıyor. Salt Optics’in Pazarlama ve Satış Müdürü Brice Gollnisch’in ABD merkezli iki marka arasındaki işbirliğine ilişkin değerli görüşlerini içeren röportajı sunuyoruz.

Merhaba Brice, Salt için işbirliklerinin çok önemli olmasının sebepleri nelerdir?
İnsanlarla kurulan ilişkiler ve bağlantılara verilen önem ile en yüksek kalitedeki işçilik anlayışı; Salt’ın temsil ettiği değerleri oluşturmaktadır ve işbirliği projeleri de bu temsiliyet unsurlarının tam merkezinde yer almaktadır. Sektör dışındaki insanlarla da bağlantılar kuruyor olmamız; bazen çok teknik, bazen de Dna’mızın biraz dışında olabilen benzersiz ürünler çıkarmamızın en harika yolu diyebilirim. İşbirlikleri, sınırlarımızı devamlı olarak zorlamaya ve daha fazlası için çabalamaya teşvik ediyorlar.

İşbirliği yapacağınız firma veya kişileri hangi özelliklerine göre tercih ediyorsunuz?
Sadece bir ortağın masaya ne getirebileceğine bakmak yerine, birlikte çalışarak elde edebileceğimiz nihai sonuca daha fazla bakıyoruz. Daha önceki Aether, Northsails, Radford gibi işbirliklerimize dikkat ederseniz; ister giyim, ister otomobil veya gözlük markası olsun, ortaklarımızla daimi olarak kalite, teknik, uzmanlık ve mümkün olan en iyi ürünü yapma isteği konusunda aynı vizyonu paylaştık.

Salt ve Black Bear’i işbirliğine götüren ortak değerlerinizi okurlarımız için detaylandırır mısınız?
Black Bear markası ile uzun zamandır derin bir bağımız var. Black Bear’in de tıpkı Salt gibi mirasa olan tutkusunun yanı sıra; tasarım, üretim ve durmak bilmeyen bir mükemmellik arayışını yansıtan felsefesi öne çıkmaktadır. Uzun ömürlü ürünler sunmada da ortak değeri paylaşıyoruz. Çünkü uzun ömürlülük, kalıcı olmak ve kullanıcılarıyla kalıcı bir ilişki kurmak isteyen her premium markanın tutkuyla istediği bir hedefidir. Black Bear ve Salt da nesiller boyu sürecek parçalar üretmeyi hedefliyor. Görsel dilde de Black Bear ile örtüşmekteyiz. Hem Salt hem Black Bear zamansız tasarımlara odaklanmaktadır. Trendler eğlencelidir ama gelip geçicidir, değil mi? Dolayısıyla, ürününüzün uzun ömürlü olmasını istiyorsanız, trendleri takip etmek yerine onların ötesine geçmeniz gerekir. Salt ve Black Bear’in başarmaya çalıştığı tam da budur ve basit görünse de çok fazla çalışma gerektirmektedir.

Salt’ın Black Bear ile işbirliğinin nasıl başladığından söz eder misiniz?
Black Bear markasının Kreatif Direktörü ve aslında arkasındaki deha olan Joshua Sirlin ile bir süre çalıştık. Halihazırda Salt, Joshua Sirlin’in kişisel olarak her zaman tercih ettiği gözlük markası olmuştur. Yaptığımız ilk proje, ABD’de el işçiliğiyle üretilen özel bir Horween Deri kılıftı. Bu projeden sonra Salt ekibi olarak Joshua Sirlin ile özel bir gözlük parçası üzerinde çalışma olasılığı üzerine konuştuk. Bizim için insani bağlar önceliklidir ve birinci sınıf el yapımı işlere olan hassasiyetimizi yansıtan özel bir gözlük modeli üzerinde Black Bear ile çalışmak için zamanlamanın doğru olduğu kararına vardık.

Black Bear markası ürün tasarımına ne ölçüde dahil oldu?
Josh’un Salt gözlükleri arasında sevdiği belirli bir tarzı vardı, bu yüzden yeni ortak projemiz için sevdiği yönleri aldı ve gözlüklerin tasarımını bunun üzerine inşa etti. Josh Sirlin ve ekibi tüm sürece dahil oldu. Ambalajından en küçük detayına kadar gerçek bir işbirliği gerçekleştirdik. Burada Joshua’dan bir alıntı yapmama izin verin; “Salt ile bu işbirliği, bir yolculuğun doruk noktası, en iyiyi yapma arayışıyla dolu iki dünyanın birleşmesi gibi hissettiriyor. Bu ürünler bir aksesuardan çok daha fazlası; gözlükle ilgili sevdiğim şeylerin bir ifadesi.”

Bu işbirliği projenizde sadece Sirlin isimli tek bir modele odaklandınız. Modelin özelliklerini paylaşır mısınız?
Tıpkı diğer Salt gözlüklerinde olduğu gibi uyum ve stil arasındaki hassas dengeye odaklandık. Sirlin, en yüksek kalitede Japon donanımı kullanılarak %100 Japonya’da üretildi. Sağlamlık, dayanıklılık ve uygun bir uyum yakalamak için özel kalınlık geçişleri ile dikkat çekiyor. Ayrıca, diğer tüm Salt güneş gözlüklerinde olduğu gibi, üstün optik görüş sunan %100 polarize optik sınıf CR-39 camlar kullanıyoruz. Ancak bu çerçeveyi benzersiz kılan, daha önce denemediğimiz özellikleri de bulunmaktadır. Özel donanım oluşturmak için ilk kez değerli metaller kullandık. Sirlin’de 24 ayar altın kaplama menteşelerimiz ve çekirdek tellerimizin yanı sıra som altın işlevsel perçinlerimiz var. Daha iyi kavrama için özel bir sap ucu aşındırma ve 3 renkte de tespit edilebilir altın iç iskeletimiz bulunuyor.

Black Bear maskülen tasarımlarıyla tanınan bir marka. Sirlin modeli kadınlara da hitap edebilir mi?
Black Bear markası öncelikle erkek giyimine odaklanıyor, bu doğru. Ancak, birlikte geliştirdiğimiz özel işbirliğinin ürünü olan Sirlin üniseks bir tasarımdır. Çok çeşitli yüz şekillerine ve boyutlarına uyacak bir güneş gözlüğü elde etmek için çalıştık ve bulduğumuz renk paleti hem erkekler hem de kadınlar için zamansızlığı yansıtıyor.

Kaynak: Spectr

Şubat 2025