Dita

 

Lüks marka, zanaatkarlıktan ödün vermediği, gelişmiş cam teknolojisine sahip süper rahat ve yüksek kaliteli Dita Lancier koleksiyonuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Dita 1995’ten bu yana gözlüğü geleneklerinin ötesine geçerek yeniden keşfetti ve cesur karakter çerçevelerinden yenilikçi teknoloji aracılığıyla zamansız şekillerin yeni yorumlarına kadar çeşitli ürünlerle gizli bir lüks yarattı. Tasarım alanında 25 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren ve üretimin en üst seviyelerinde yer alan ortaklarıyla Dita’nın uzmanlığı benzersizdir ve optik inovasyonda gerçek bir lider olarak imrenilen bir itibar kazanmıştır. Özellikle altın ve siyahın çarpıcı tonlarındaki farklı ve cesur tasarımlarıyla tanınan Dita, önde gelen bir gözlük markası olarak adından söz ettiriyor. Marka geçtiğimiz yıl, çağdaş yeteneği ve zahmetsiz şıklığıyla büyüleyen Dita Lancier koleksiyonunu tanıttı. Dita Başkan Yardımcısı Drew Oppermann ile Dita Lancier koleksiyonunu diğerlerinden ayıran benzersiz özellikler hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Drew, Dita’yı bir gözlük markası olarak tanıtmaya gerek yok. Ancak bize bu lüks markanın felsefesi hakkında bilgi verebilir misiniz? Dita ürünlerini öne çıkaran nedir?
Dita’da yaptığımız her şeyde bireyselliğe ve statükoyu yıkmaya inanıyoruz. Dita markası tek bir kategoridir ve ürünlerimizden ödün vermeyiz. Yalnızca, olağanüstü ve benzersiz yetilerini nesilden nesile aktaran usta zanaatkarlara sahip en iyi Japon fabrikalarıyla çalışıyoruz.

Dita Lancier’i lanse etmekteki motivasyonunuz neydi?
Dita Lancier koleksiyonumuzu geçen yıl biri güneş gözlüğü diğeri optik olmak üzere iki yeni konseptle yeniden lanse ettik. Koleksiyonun motivasyonu, aynı zamanda şık, süper rahat, yüksek kaliteli bir ürün isteyen tüketiciye hitap eden gelişmiş güneş gözlüğü cam teknolojisine sahip bir marka başlatmaktı. Ardından, özel üretim yöntemleri ve Japonya’dan en iyi malzemeleri kullanarak inanılmaz derecede hafif, minimalist ve modaya uygun olağanüstü bir optik koleksiyon ekledik.

Dita Lancier koleksiyonunun ürün tasarımı ve kullanımı açısından klasik Dita koleksiyonundan farkı nedir?
Dita koleksiyonu, birçok stilde kendine özgü siyah ve altın kombinasyonları da dahil olmak üzere birçok cesur şekil ve renkle güçlüdür. Dita Lancier koleksiyonu ise olağanüstü rahatlığı, giyilebilir şekilleri ve toprak tonları ile modaya uygun ve hafiftir.

Dita Lancier’de gördüğümüz tasarımlardan bazıları nelerdir?
Dita Lancier koleksiyonunda geniş bir tasarım yelpazesi bulacaksınız. Optik tarafta hem yüksek kaliteli titanyum hem de Japon asetatından klasik, modaya uygun ve retro şekillerin bir kombinasyonuna sahibiz. Güneş gözlüğü koleksiyonumuz, karışık malzemeler ve özel özellikler kullanan çeşitli navigatör, pilot, modifiye yuvarlak ve kare şekiller içeriyor.

Dita Lancier aynı zamanda bir spor ortamında konumlanıyor. En çok hangi sporla ilişkilendiriliyorsunuz?
Dita Lancier güneş gözlüğü koleksiyonu başlı başına bir spor güneş gözlüğü koleksiyonu değil. Dita Lancier aktif bir yaşam tarzı güneş gözlüğü markasıdır. Tescilli güneş camlarımız çeşitli aktiviteler için inanılmaz derecede iyi çalışıyor.

Yüksek kaliteli bir görsel deneyim özellikle önemlidir. Camlarınızı diğerlerinden ayıran nedir?
Güneş gözlüğü camlarımızın özel renk tonu formülleri, son derece yüksek kaliteli AR kaplama ve uygulanabildiği yerlerdeki polarizasyon ile birleştiğinde camlarımızı benzersiz kılıyor. Her 3 camın da netliği ve renk kontrastı rakipsizdir. Farkı deneyimlemek için bir Dita Lancier güneş gözlüğünü denemeniz yeterlidir.

Land (Kara), Sea (Deniz) ve Air (Hava) arasında ayrım yapıyorsunuz. Land aktiviteleri için camların özellikleri nelerdir?
Land camımız tam polarizasyon ve yüksek kontrastın en iyi kombinasyonudur. Dita Lancier Land camı, doğal derinlik algısını tamamen korurken göz kamaştırıcı parlamayı önemli ölçüde azaltarak günlük aktivitelerin gerçeklerini karşılar. Yol ve patika ortamları için kahverengi polarize Land cam kırmızılar, yeşiller ve sarılarla kontrast oluşturur. Tam polarizasyon ve yüksek kontrast, daha fazla netlik sağlayarak canlı renkleri ortaya çıkarır ve karada optimum görünürlük sağlar.

Sea kategorisini diğerlerinden ayıran nedir?
Sea camlarımız plaj, tekne, yelken, balıkçılık gibi tüm su aktiviteleri için parlamayı azaltmada en üst seviyeyi sunar. Dita Lancier Sea camı, açık suda ve çevresinde kontrasttan ödün vermeden yansıyan yüzey parlamasının çoğunu ortadan kaldıran tamamen gömülü polarizasyon teknolojisine sahiptir. Bu gri cam, okyanus ve gökyüzünün mavi arka planına karşı kırmızılar ve cilt tonlarıyla kontrast oluşturur. Maksimum polarizasyona sahiptir.

Peki ya Air kategorisi?
Air camlarımız, tüm ışık koşullarında derinlik algısından ödün vermeden maksimum kontrast için polarize değildir. Bu camlar sadece yürüyüş, kayak ve dağcılık için değil, aynı zamanda polarize cam takamayan pilotlar için de mükemmeldir. Geliştirilmiş kontrast ve derinlik algısı sayesinde golf, hentbol veya tenis gibi topa vurulan tüm sporlar için en iyi seçimdir.

Dita Lancier’de hangi malzemeyi tercih ediyorsunuz? Güneş gözlüğü ile optik gözlük arasında malzeme farkı var mı?
Aslında optik ve güneş gözlüğü arasında malzeme açısından çok fazla ayrım yapmıyoruz. Hem optik hem de güneş koleksiyonlarındaki tüm Dita Lancier metalleri yüksek kaliteli titanyumdur. Her ikisinde de standart asetatlardan daha uzun süre kürlenen Japon asetatları kullanıyoruz. Bu seçimimiz asetatın kırılmadan daha ince olmasını ve deforme olmadan daha aşırı sıcaklıklara dayanmasını sağlıyor. Tek fark, sadece güneş koleksiyonumuzda daha atletik güneş gözlükleri için süper hafif bir naylon malzeme kullanıyor olmamızdır.

Kaynak: Spectr

Mart 2024

Lagom Optik

LAGOM OPTİK
Kararında ve Doğru

Silmo İstanbul’un her geçen yıl daha büyük bir hizmet alanı ve katılımcı sayısıyla büyümesi, sektördeki yenilikleri takip etme ve iş birlikleri kurma fırsatlarını artırmaktadır.

Merhaba Ece Hanım & Melih Bey. Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Ece Derman:
Merhaba, 1987 yılında Bursa’da doğdum. İşletme eğitimimle başladığım kariyerim, 12 yıl boyunca iki farklı global perakende mağazasında görsel yönetici pozisyonlarında çalışmalarım ile devam etti. Eşimin optik sektöründeki deneyiminden ilham alarak hayatımda yeni bir sayfa açmaya karar verdim. Eşim ile birlikte optisyenlik bölümünü okuyarak mezun olduk. 2023 yılının Nisan ayında kendi optik mağazamızı açtık.

Melih Derman: Merhaba, 1987 yılında Bursa’da doğdum.  2010 yılında Bursa’da yerel bir optik mağazasında çalışmaya başlayarak sektördeki ilk deneyimimi edindim. Burada geçirdiğim 13 yıllık süre boyunca gözlük modelleri, cam teknolojileri ve müşteri ihtiyaçları konusunda derinlemesine bilgi sahibi oldum. Bu süreçte sektörümüzdeki gelişmeleri yakından takip ederek, yeni teknolojilere ve trendlere hakim olmaya çalıştım. Yeni açtığımız mağazamızda dostlarımıza ve müşterilerimize hizmet vermekteyiz.

Lagom Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Kuruluş felsefemizde, sağlık ve modanın gözlük sektöründe ayrılamaz bir ikili olduğunu vurgulayarak ticari mağazalardan farklı bir yaklaşım benimsemek istedik. Bizler, mağazamızı ziyaret edenleri sadece müşteri olarak değil, aynı zamanda bizden destek ve yardım almaya gelen kişiler olarak görüyoruz. Görselliğin ön planda olduğu bir sektörde, sağlık ve modayı birleştiren konsept bir mağaza oluşturma hedefimiz doğrultusunda, modern teknolojileri en iyi kaliteyle birleştirerek mağazamızda mükemmel bir hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Bilgisayar destekli dijital odak alma makineleri gibi yenilikçi teknolojileri de kullanarak desteğimizi isteyen kişilerin ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazamızda en çok satışı yapılan marka ayrımını yapmak bizim adımıza doğru bir yaklaşım olmayabilir çünkü her marka bizim için gerçekten değerli. Biz mağazamızda marka ayırt etmeksizin kişinin yüzüne yakışan, sağlık ve konfor anlamında da rahat edeceği gözlük modeli hangisi ise o markaya yönlendirmeye çalışmaktayız. Çünkü kişinin bütçe ve isteklerine göre sunduğumuz marka tercihimiz de değişebiliyor. Bu yüzden geniş bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü koleksiyonu sunmaktayız. Tom Ford, Prada, Miu Miu, Giorgio Armani, Emporio Armani, Burberry, Moschino, Dsquared2, David Beckham, Ray-Ban, Garrett Leight California, Yohji Yamamoto, Oliver Peoples, Kaleos, Mooshu, Vanity Effect, Snob Milano, Kyme, Mykita, French Retro, Entourage Of 7, Markus T, For Art’s Sake London, Vycoz, Frank Custom, Hally & Son, UDM Unique Design Milano, Movitra, Bust Out, Projekt Produkt örnek verebileceğimiz markalardan.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızın ismi Lagom İsveççe bir kelime olup “Ne çok az ne çok fazla. Tam kararında” yani kısaca “dengeli” anlamına geliyor. Dengeli yaşama sanatını mağazamızda bulundurduğumuz ürün çeşitliliğimize de yansıtmak bizim için önemli. Her segment ürüne mağazamızda yer veriyoruz. Geniş bir ürün yelpazesi sunarak farklı müşteri ihtiyaçlarına hitap ediyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Lagom Optik olarak mağazamızdaki değişiklikleri ve kampanyaları müşterilerimize ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden duyuruyoruz ve buna önem veriyoruz. Facebook ve Instagram sayfalarımız aracılığıyla düzenlediğimiz kampanyaları ve mağaza içi yenilikleri paylaşıyor, yeni gelen gözlükler hakkında bilgilendirme paylaşımları yaparak müşterilerimizle etkileşimde bulunuyoruz. Böylece hızlı, etkili ve güncel bir iletişim sağlayarak müşteri memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz.

Cadde mağazaları mı yoksa Avm içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Aslında cadde mağazacılığı ve Avm mağazacılığı da mağazamıza tam anlamı uymuyor. İlk önceliğimiz klasikleşmiş optik mağaza kültüründen sıyrılarak mağazamıza benzersiz bir karakter katmak ve enerjisini yüksek tutabileceğimiz bir ortam hazırlamaktı. Bulunduğumuz konum Bursa’nın en işlek ana hatlarından birisi yani yaya trafiğinin az olduğu fakat araç trafiğinin yoğun olduğu bir konum. Bizim bu konumu tercih sebebimiz olası vakit kaybımızı önleyerek koruduğumuz enerjimizi, mağazamıza alışveriş yapmaya gelen dostlarımıza ve müşterilerimize harcayarak en iyi hizmeti sunmaktı. Yaya trafiğinin yoğun olmasındansa mağazamızı şehir içine adapte ederek görünürlüğü artırmayı tercih ettik. Bunlar klasikleşmiş mağazacılık anlayışına ters olsa da araç ile gelen müşterilerimize sunduğumuz geniş otopark imkanımız mevcut ve toplu ulaşım ile gelmek isteyen müşterilerimiz için de şehrimizde bulunan metro hattına yürüme mesafesindeyiz. Böylelikle müşterilerimize kolay erişim sağlama ve mağazamızı şehir yaşamının içine entegre etme avantajına sahip olduk.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Lagom Optik olarak perakende sektöründe fiyat rekabetinin önemli olduğunun farkındayız, ancak önceliğimiz her zaman iyi ve kusursuz hizmet sunmak. Müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak, kaliteli ürünler ve uzmanlıkla desteklenen bir alışveriş deneyimi sağlamak bizim için önceliklidir.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Lagom Optik olarak kendi gelişimimizi bireysel olarak yönetiyoruz. Optik sektöründeki değişiklikleri ve yenilikleri takip etmek, mağazamızı tercih edenlere en iyi hizmeti sunabilmek adına sektördeki gelişmeleri anlamak için çeşitli online kaynakları ve sektör bilgilerini aktif olarak kullanıyoruz. Çeşitli online eğitimler ve sektörel etkinliklere katılarak kendimizi sürekli olarak güncelliyor ve geliştiriyoruz. Ayrıca optik cam firmalarından yetkili arkadaşlarımızın belirli periyotlarda mağazamıza uğramalarını ve cam teknolojileri hakkında sunum yapmalarını istemekteyiz. Böylelikle edindiğimiz bilgileri taze tutuyor ve yeni teknolojik bilgiler ediniyoruz. Mağazamızı daha rekabetçi kılabilmek ve en iyi optik deneyimi sunabilmek adına bilgi ve yeteneklerimizi artırmaya odaklanıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Lagom Optik olarak Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın 10. yılında yaşanan gelişmeleri ve büyümeyi çok olumlu görüyoruz. Fuarın her geçen yıl daha büyük bir hizmet alanı ve katılımcı sayısıyla büyümesi, sektördeki yenilikleri takip etme ve iş birlikleri kurma fırsatlarını artırmaktadır. Fuar, sektördeki dinamizmi ve yenilikleri bir araya getirerek bize ilham veriyor ve müşterilere daha iyi bir hizmet sunma yolunda bize rehberlik ediyor.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 youreyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Derginizin dijital platforma geçişi, okuyucularınıza daha hızlı ve etkileşimli bir deneyim sunma potansiyeli taşıyor. 4 your eyes’in güçlü varlığının ve başarılarınızın devamını diliyoruz.

Mart 2024

Optic844

OPTIC 844

Giderek Güçleniyor

“Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor.”

Merhaba Volkan Bey. Öncelikle biraz kendinizden ve sektöre giriş hikayenizden bahseder misiniz?
Merhabalar. Üniversite hayatımı tamamladıktan ve sayısız önemli deneyim kazandıktan sonra, 2005 yılında eğitim ve satış koordinatörlüğünü yaptığım inşaat firmasının düzenlemiş olduğu WTA İstanbul Tenis Cup turnuvasına sponsor arama çalışmaları sırasında dönemin optik fuarını ziyaret ettim. Burada edindiğim kontaklar ve saha çalışmasının ardından dönemin önemli markalarından Tag Heuer’in Türkiye distribütörü olan Optimist Optik ile anlaşarak firmayı organizasyona sponsor olarak aldık. Organizasyon öncesi ve sırasında hem Optimist Optik hem de firmanın ajans işlerini yürüten Gökhan Şahinler ve Banu Baran ile mesai yapma şansım oldu. Organizasyonun ardından Optimist Optik’te Eğitim ve Pazarlama koordinatörü olarak sektöre giriş yapmış oldum. Uzun süredir keyifle içerisinde olduğum ve çok önemli firmalarda çalışma şansı bulduğum ve bu uzun yolun sonunda kendi firmamı kurduğum optik sektörüne girmem konusunda yönlendirmeleri için kendilerine çok teşekkür ederim.

Woodys ve Randolph gibi önemli markaların Türkiye distribütörlüğünü yürütüyorsunuz. Markalar ile ilgili okurlarımıza neler aktarabilirsiniz?
Randolph aslında uzun yıllardır göz önünde olan sinema, TV ekranlarında sıkça gördüğümüz ama Avrupa pazarında dahi olmamasından ötürü, daha az bilinen çok özel güneş gözlüklerine sahip markamızdır. 51. yılını dolduran firma son 41 yıldır Amerikan ordusunun tek tedarikçisi konumdadır. Bu durumun sebebi güneş gözlüğü camlarının ekstra özellikleri ve askeri dayanım standartlarına uygun özel metal kaplamalarıdır. Randolph güneş gözlükleri koleksiyonunun önemli bir kısmı mineral camlı ürünlerden oluşmaktadır. Mineral camların abbe değeri ve kontrast konusundaki avantajlarına ek olarak camların tamamında mavi ışık blokajı bulunuyor. Camlar darbelere karşı ekstra dayanaklı olmakla beraber her biri yandan ve arkadan gelen yansımaları önleyen özel bir kaplamaya sahiptir. Tüm güneş gözlükleri altın, gümüş, krom gibi metallerle özel olarak kaplanmakta ve Amerika’da üretilmektedir. Pek çok Hollywood yıldızının da günlük hayattaki tercihidir. Woodys ise bu yıl 10. yılını kutluyor ve her sene üzerine ekleyerek koleksiyonunu ve felsefesini geliştirmeye devam ediyor. Özel laminasyon teknolojileri ile benzersiz renkler ile harmanlanan, doğal bileşenlerden elde edilmiş asetatların 2 hafta buyunca fırınlanması ile benzersiz bir yapıda olan gözlükler optik konfor ve kullanım rahatlığı açısından son kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtmalarına yardımcı oluyor. Optik gereksinimler konusunda standart üstü bir yapıya sahip olan çerçeveler oldukça geniş bir model seçeneği ile optik müesseslerin müşterilerine konfor, kalite, tarz ve farklı olma duygusunu yaşatmayı amaçlıyor. Optik çerçeveler ile aynı özelliklere sahip güneş gözlükleri sap içlerindeki ‘Özel kişiler için tasarlandı’ sloganıyla uyumlu olacak şekilde farkını ortaya koyuyor.

Optic 844 markalarına yenilerini eklemeyi ya da kendi markalarını oluşturmayı düşünüyor mu?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz için öncelik temsilcisi olduğumuz iki markayı doğru şekilde konumlandırıp sektörün maksimumda faydalandığı ürünler haline getirmek. Bunun dışında sektördeki yeni marka ve teknolojileri yakından takip ediyoruz. Firmamız aslında ikili bir yapının parçası ve Optic 844 bir pazarlama firması. Dolayısıyla ülkemizde başarılı olacağını düşündüğümüz markaların farklı oluşumlar ile bünyemizde pazara sunulması da gelecek vizyonumuz içerisinde yer alıyor.

Optik sektörüne ne gibi farklılıklar ve yenilikler sunmayı hedefliyorsunuz?
Sektörümüzün potansiyelinin büyüklüğüne inanıyor ve gidilecek yolun çok uzun olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da bu düşünceye uygun çalışmalar yapmak istiyorum. Öncelikte bayilerimiz ve talep eden tüm sektör paydaşlarının da faydalanabileceği Prooptic eğitim alanımız ile sektörün gelişime katkıda bulunmayı amaçlıyorum. Sadece kendi markalarımızın özellikleri değil sektörün ihtiyaçlarına uygun 5 ana modülden oluşan bir eğitim programı hazırladım. Burada sektörün her alanda ihtiyacı olan yeni bilgileri paylaşabilmek ve işlerimizin sağlıklı büyümesini engelleyen bilgi kirliğini bir nebze de olsa temizlemek amacındayız. Kendini tanımayan insan kendini geliştiremez. Sattığı ürünleri tanımayan satıcıda kendini geliştiremez. Bu sebeple ürün bilgisine ve bu bilgilerin son kullanıcılara aktarılmasını sağlamaya çok önem veriyoruz ve bu hep önceliğimiz olacak. Sadece ürün satan değil sattırmayı da destekleyen, dedikodu değil bilgi üreten bir firma olmak önceliğimiz. Ayrıca sektörün ihtiyaçlarına uygun olarak bölgesel veya yapısal olarak uyum gösteren firmalara özel olarak farklı markaları da Türkiye pazarına sunmayı hedefliyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz, ürünle beraber eğitim ve bilgi akışını kesintisiz sürdürebilmek adına maksimum yıl sonuna kadar bu süreci tek başıma yönetmek durumdayım. Daha sonra bölgelerinde yerleşik ve aynı vizyona uygun çalışma arkadaşları ile ekibi genişleteceğiz. Efektif ziyaretler ve bu ziyaretlerin sıklığının önemine inanıyorum. Bayi ağımızı oluşturma aşamasının ardından yeni ekip arkadaşlarımızın sık ve efektif ziyaret gerçekleştireceği, benimde eğitimler ve bilgi paylaşımı konusunda daha çok mesai harcayacağım bir yapıyı oluşturmaya çalışacağız.

Sektördeki tecrübeniz ışığında Türkiye optik sektörünün bugünkü durumunu, gelişimi ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Sektörün son 19 yıldır büyümesine şahit olmuş ve öncesini de değerli büyüklerimizden sıkça dinlemiş biri olarak büyümenin hız kesmeden devam edeceğini düşünüyorum. Hatta potansiyelin yeterince iyi kullanılmadığını ve büyüme hızı ile atıl potansiyelin kullanmasının beraber gerçekleşeceği proje ve ekonomik oluşumlar ile çok daha iyi noktalara gelineceği fikrine sahibim. Tüketicilerin gözlük kullanmak ile ilgili bilinçlendirilmeleri, daha iyi gözlüklere ve camlara sahip olarak ekstra faydalara kavuşabileceklerini öğrenmeleri, ihtiyaçlarının doğru analiz edilerek birden fazla gözlük kullanmalarının hayatlarını olumlu yönde değiştireceği konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kendi adımıza bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Doğru bilinçlendirilmiş tüketicilerin sektörel hacme katkılarının önemli örnekleri var. Bu örneklerin çoğalmasının sektöre bir eşik atlatacağına inanıyorum.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Çok uzun yıllardır uluslararası fuarları takip ediyorum. Katılamadığım fuarların bile yeniliklerini ve gelişmelerini takip ediyorum. Bence bu fuarlar sektörümüzün ülkemizde nasıl gelişebileceği ile ilgili önemli bir kaynak. Ayrıca eksik olduğumuz alanların tespiti ve yurtdışında gözlük kullanma alışkanlıkları ile trendleri takip etmek konusunda olmasa olmaz bir durum. Ayrıca sektörün ürün çeşitliliğini görmekte küçük bir marka havuzuna takılıp kalmamak gerektiği konusunda bir ışık tutuyor.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Sektör ile tanışmam bir optik fuarı ziyareti ile olmuştu. Daha sonraki her fuarda katılımcı olma şansım oldu. Bu yıl da kendi firmam ve standımla keyifle Silmo İstanbul’u yaşadım. Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor. Potansiyelin tam değerlendirmediği bir ortamda rekabet ediyor olmanın dezavantajlarını ortadan kaldıran birleştirici bir organizasyon. Benim fuarla ilgili önceliğim hep ilişki, bilgi ve fikir geliştirmek temelli olmuştur. Bu yaklaşımla Silmo İstanbul’da geçirilen her anın, sonrasında iş gelişimine olumlu yansıyacak gelişmeleri barındırdığına inanıyorum. Ekonomik konjonktüre göre yıllık sonuçlar değişiklik gösterebilir ama sektörün bir arada olmasının hazzı değişmez. Artık eski alanlarına sığmayan fuar umarım ileriki yıllarda sektörün bir araya getirici unsuru olarak büyümeye devam eder. Ki bu yıl gerçekleştirilen ödül töreni de gelinen noktanın göstergesi olacak şekildeydi.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Yayıncılık pek çok alanda dijitalleşti. Sektör ile ilgili paylaşımları daha fazla insana ulaştırmak konusunda tarafsız yayıncılık ilkesini dijital ortama taşıyan 4 your eyes dergisini tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Mart 2024

Ündemir Optik

ÜNDERMİR OPTİK

ic! berlin ile eşanlamlı

Bu yıl onuncu kez gerçekleştirilen Silmo İstanbul, çok profesyonel, yenilikçi ve çağa ayak uyduran bir büyüme gösterdi. Bir parçası olmaktan çok mutluyuz.

Merhaba Gülçin Hanım & Ayşenur Hanım… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba. Ben Gülçin Ündemir, İstanbul Üniversitesi İktisat fakültesi mezunuyum ve sektörle ilk tanışmam Almanya’da yüksek öğrenimim sırasında ic! berlin’in iş ilanına başvurmam ile gerçekleşti. Öğrenimim sırasında yarı zamanlı olarak firmada işe girdim ve Türkiye’ye dönme kararı verdiğimde de şirket bana iş teklifinde bulundu. 2014 senesinde 6 aylık bir hazırlık sürecinden sonra Alman firmanın Türkiye ofisini açtık ve 2020 senesine kadar Türkiye’de yabancı sermayeli bir limited şirketi olarak satış ağımızı kurup ic! berlin markasını Türk Optisyenlere ve nihai tüketiciye tanıttık. Ülkenin zorlu ekonomik ve politik atmosferine rağmen giderek artan bir satış eğrisi, ürünümüze ve bizlere güvenen sevgili müşterilerimizin desteği ile başarı sağladık.
Firmanızı hangi amaç ve hedeflerle kurmaya karar verdiniz?
Kız kardeşim Ayşenur Ündemir ile beraber kendi firmamız Ündemir Optik‘i 2021 senesinde kurduk ve markanın distribütörü olarak faaliyetlerimize kaldığımız yerden devam ettik. Bizim açımızdan çok büyük bir değişiklik olmadı çünkü zaten Alman firmanın Türkiye temsilcileri olarak halihazırda son derece bağımsız bir ofistik. Bütün sorumluluk üzerimizdeydi ve yönetim bize aitti. Bu yüzden geçiş döneminde bazı resmi düzenleme ve başvurular harici bir değişiklik olmadı. Firmayı kurmaya Almanya’nın önerisi üzerine hızlıca karar verdik çünkü bugün itibarıyla 12 senedir marka ile ilişkimiz ve artan satış grafiğimiz bizi motive etmeye yeterliydi. Markayı ülkemizde tanıtmak ve başarı sağlamak için çok emek ve çaba harcadık ve amacımıza ulaştık. Üstelik artık distribütör olduğumuz için yeni markaları da bünyemize katma özgürlüğüne sahiptik. Fakat markaya olan inancımız sayesinde geçiş döneminde de maksimum eforu tek markaya harcamanın daha doğru olacağına karar verdik. Üç senenin ardından, yeni markalar ile anlaşma yaptık ve vizyonumuza ve çalışma presniplerimize uyan yeni, üst segment Avrupa markaları ile ürün portföyümüzü genişletmek için hazırız.

Hepimizin bildiği gibi ic! berlin markasının uzun zamandır Türkiye distribütörsünüz. Marka ile ilgili detaylı bilgi verir misiniz?
Almanya merkezli olarak 1996 senesinde kurulan ic! berlin markası, okuyucuların da bilebileceği gibi vidasız sap sisteminin mucidi bir markadır. Gözlüklerini esnek, vidasız, darbeye dayanıklı, paslanmaz Alman çeliği ve dayanıklı doğal kauçuk ve karbon gibi diğer materyallerden Berlin’de el yapımı üretiyor. Bir yaşam tarzı markası ve hatta yaşam tarzı markalarının arasında öncü nitelikte. İsmini veren Berlin şehrini tüm Dna’sında taşıyor. Lafın gelişi verilmiş bir marka ismi değil. Berlin’de 3 sene yaşamış ve senenin belli zamanlarını orada geçiren biri olarak markanın Berlin şehrinin tasarım dili ile nasıl bir paralellik gösterdiğine ben şahidim. Berlin sürekli evrilen, dönüşen, çok katmanlı bir Avrupa metropolü ve şehri çekici kılan bütün bu niteliklerini ic! berlin markasında görebiliyoruz. Markanın gelişim ve dönüşümünü izlemek benim için hep çok keyifli oldu. Çünkü hep daha iyiye ve ileriye dönük bir büyüme gerçekleştirdi. Almanların kültürlerinde de olan sağlamlıktan ve teknolojiden ödün vermeyişi, fonksiyon ve kaliteyi hep ön planda tutan tasarım anlayışı ve trendleri takip ederken kendi çizgisinden vazgeçmeyişi benim bakış açıma göre markanın takdire değer bir stratejidir.

ic! berlin’in 2024 yılı koleksiyonunu Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda tanıttınız. Geri dönüşler nasıldı?
Geri dönüşler son derece olumluydu. Koleksiyon hep daha iyiye gidiyor ve bu satışlarımıza birebir yansıyor. Çok satan bazı modellerimize alternatif yeni modeller eklendi. Marka ve firma ile olan yakın ilişkim ve onların çatısı altında uzun süre çalışmış olmanın avantajlarından biri; Üretim Müdüründen tasarımcılarına kadar diyalog içerisinde olmam. Bu sayede kendi pazarımın ihtiyaçları konusunda geri bildirimlerim dikkate alınıyor. Sadece bizim pazarımızda başarılı bulunan bazı yeni modeller koleksiyona eklendi ve bunun sonuçları da fuarda aldığımız güzel tepkiler oldu.

 

Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
ic! berlin markasını  teknolojik tasarım markası olarak tanımlıyoruz. Hafif, fonksiyonel, dayanıklı, kullanıcı dostu bir ürün. Son derece geniş olan koleksiyon kendi içerisinde çok iyi bir dağılıma sahip. Böylece premium segmentte, farklı stillere sahip olabilecek bir tüketici kitlesine hitap ediyor. Core Collection diye adlandırılan zamansız ve klasik tasarıma sahip bir ürün grubu, daha yenilikçi ve sıra dışı tasarımların oluşturduğu, modanın nabzını daha çok tutan bir ürün grubu; ünlü tasarımcılarla ve markalarla ortaklıklarımıza yer veren Mercedes Benz ve AMG ile işbirliklerimizin yer aldığı ürün grubu; farklı malzeme ve inovasyonlara yer verdiğimiz mühendislik harikası tasarımlarımızın bulunduğu ürün grubu ki örneğin karbondan üretilen yeni lansmanı yapılan patentli  carboflex koleksiyonumuz bu gruba ait. Tüm bu farklı ürün grupları tek  bir ortak noktada yani üstün kalite ve Berlinli olmak ile birleşiyor. Markamız öncelikle “İyi tasarım nedir? sorusunun cevabını bilen, bilmese de öğrenmeye hevesli ve açık son tüketiciye ve doğal olarak meraklı, işini seven, gelişime açık optik mağazalarına hitap ediyor. Kendimizi geliştirmeye ve sektörün vizyonunun genişlemesine katkı sağlamaya istekliyiz. Bu konuda idealist bir tavır sergilediğimizi düşünüyorum ve böyle olmasından memnunuz.
Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılıyoruz. Bu katılımlarımız yeni potansiyel müşterilerimizle ilk teması kurmamızda etkili oluyor. Türkiye’nin çoğu bölgesinde mağaza ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Markamızı belli bir süredir severek satan müşterilerimizi fabrika gezisine götürüp, ürünün hikayesini daha yakından tanımalarına olanak sunuyoruz ve bu genelde çok etkili olarak satışlara olumlu yansıyor. Bu bir yaşam tarzı ürünü olduğu için ürünü satan kişinin çok iyi tanıması ve dahası sevmesi gerekiyor. Bu sebepten aşırı yayılmacı bir satış politikamız yok. Bugüne kadar bu politikamızdan bir zarar görmedik. Markanın hikayesini anlatmak personeli eğitmek en sevdiğimiz ve en çok üzerinde durduğumuz şey. Buna açık olan, ortak bir strateji benimsemekte bizimle hemfikir olan, bizimle çalışmaya işbirliği gözüyle bakan Türkiye’nin her yerindeki optisyenlere keyifle hizmet vermeye ve destek olmaya açık ve ılımlıyız.
Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Elbette ediyoruz, Avrupa’daki tüm fuarlara katılım gösteriyoruz. Sektörün nabzını tutmak için gerekli ve keyifli buluyoruz bunu. Çünkü dünyaca ünlü bu büyük fuarlar küresel trendleri takip etmek ve iş fırsatları oluşturmak için çok önemliler diye düşünüyorum.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Bu yıl onuncu kez gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı çok profesyonel, yenilikçi ve çağa ayak uyduran bir büyüme gösterdi. Kendi başına çıktığı yola Parisli ortaklarıyla devam eden Silmo İstanbul gücünü sektör profesyonellerine tam anlamıyla kanıtlamayı başardı. Severek ve gurur duyarak bu büyüme ve gelişme hikayesini izliyoruz.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin çağa ayak uyması sevindirici ve bu bize de ilham veriyor. Dergideki haberler, röportajlar hep güncel ve büyük emek harcanarak hazırlanmış oluyor. Sektöre sağladığınız özverili emek için çok teşekkür ediyoruz.

Şubat 2024

As Optik Marmaris

AS OPTİK MARMARİS

Görsel Konfor & Estetik

Silmo İstanbul sektördeki gelişmeleri değerlendirmek ve iş birlikleri kurmak açısından önemli bir etkinliktir. Sektördeki profesyonellerle bir araya gelme imkanı tanımaktadır.

Merhaba Serhat Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, ben Serhat Yelmen 1984 İzmit doğumluyum. Marmaris’te yaşıyorum. As Optik Marmaris mağazasının kurucusuyum. Optisyenlik programı mezunu bir işletmeciyim ve gözlükçülük sektöründe 22 yıldır tutkuyla çalışıyorum. Bu alana ilgim çıraklıkla başladığım 2002 yılına dayanıyor. Çıraklık dönemimde gözlük dünyasına dair temel becerileri kazanma fırsatı buldum. Bu süreçte sektörün zenginliği ve gözlüklerin insanların yaşam kalitesine nasıl katkıda bulunduğu konusundaki bilinci edindim. Gözlükçülük, benim için sadece bir meslek değil, aynı zamanda insanların görsel konforunu ve estetik anlayışını geliştirdiğim bir alan haline geldi.
As Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
As Optik, 2011 yılında, gözlükçülük sektöründeki zengin deneyimlerim ve çıraklık dönemimden kazandığım temel becerilerle hayata geçti. Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, her müşterinin özel ihtiyaçlarına odaklanan bir anlayışla yola çıktım. Uzun bir dönem sektörü içeriden tanıma şansı buldum. 2011’de kendi mağazamı açarak, gözlük kullanıcılarının hem estetik hem de fonksiyonel ihtiyaçlarına uygun çözümler sunmayı hedefledim. As Optik’in temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri müşteri emniyetidir. Müşterilerine sadece gözlük satmak değil aynı zamanda görme sağlıklarına yönelik kaliteli çözümler sunmak amacıyla yola çıktım. Bu temel prensiplerle As Optik kişiselleştirilmiş gözlük deneyimleri sunan bir marka olarak büyümeye ve müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmaya devam ediyor.
Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Gözlük markalarını seçerken birincil odak noktamız kalitedir. Dayanıklılık, görsel görüntü ve güneş gözlüklerinde UV koruması gibi teknik özellikleri dikkate alırız. Ayrıca, tasarım ve modaya uygunluk da müşterilerimizin beklentilerine cevap vermede önemli bir faktördür. Markalarımızın sağladığı satış sonrası destek ve garanti politikaları da müşteri memnuniyetini güvence altına almak adına değerlendirdiğimiz unsurlar arasında yer alır.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Designer markalara olan talep her geçen gün artmaktadır. Müşterilerimiz, öne çıkan tasarımları, kaliteli malzemeleri ve prestijli bir imajı sevdikleri için bu markalara ilgi göstermektedirler. Bu talebe cevap vermek adına, mağazamızda çeşitli designer markalarının koleksiyonlarına geniş bir yer ayırıyoruz ve müşterilerimizin modaya uygun ve kaliteli ürünlere kolayca ulaşmalarını sağlıyoruz.
Müşterilerinize satış sonrası verdiğiniz hizmetler nelerdir? Bu hizmetler sizce gelecek satışlarınızı ne yönde etkiliyor?
Müşteri memnuniyetini sürdürmek için satış sonrası hizmetlere özel bir önem veriyoruz. Garanti süreçleri, onarım imkanları ve danışmanlık hizmetleri müşterilerimizin gözlük deneyimini sorunsuz hale getirmek adına kapsamlı bir destek sunmamıza olanak tanır. Bu hizmetlerin kalitesi, müşteri sadakatini artırarak gelecek satışlarımızı olumlu etkiler.
Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Mağazamızda gerçekleşen değişiklikleri ve düzenlenen kampanyaları müşterilerimize aktarmak için çeşitli kanalları kullanıyoruz. E posta bültenleri, sosyal medya platformları ve mağaza içi bilgilendirme materyalleri müşterilerimizi yeniliklerden haberdar etmede etkili araçlardır. Bu sayede müşterilerimizle güçlü bir iletişim kurarak onların beklentilerine daha iyi yanıt veriyoruz.
Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Sektördeki rakip firmaların fiyat stratejilerini müşteriye sundukları hizmetleri dikkatlice analiz ediyoruz. Bu, benzer ürün ve hizmetleri sunan diğer markaların fiyatlandırma stratejilerini anlamamıza ve rekabet avantajlarını belirlememize yardımcı oluyor. Perakende sektöründe fiyat rekabeti önemlidir, ancak bizim için en önemli olan müşterilere sağladığımız değerdir. Kaliteli ürünler, güvenilir hizmet ve uygun fiyatlar birleştiğinde müşterilerimiz memnun kalır. Bu dengeyi sağlayarak hem rekabetçi kalır hem de müşteri sadakatini güçlendiririz. Temennimiz pazardaki tüm meslektaşlarımızın adil ve rekabetçi fiyatlandırmayı sağlayıp sektörümüzü hak ettiği seviyeye taşımasıdır.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Personelimizin bilgi düzeyini ve becerilerini sürekli olarak güncel tutmak adına sektör içi eğitimlere ve satış bilgilendirmelerine önem veriyoruz. Bu eğitimler, yeni koleksiyonları etkili bir şekilde tanıtmak, teknik sorulara doğru yanıtlar vermek ve müşteri memnuniyetini artırmak için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmak açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca müşteri ilişkileri ve iletişim konularında düzenli eğitim programları düzenleyerek personelimizin profesyonelliklerini sürdürmelerini sağlıyoruz.
Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Gözlük kullanımının artırılması birçok paydaşın işbirliği içinde çalışmasını gerektirir ve toplum genelinde sağlıklı bir göz alışkanlığı oluşturmak için çeşitli stratejilerin bir araya getirilmesini gerektirir. Sağlık kuruluşları, optik firmaları ve devlet kurumları okullarda, online ve diğer görsel platformlarda bilinçlendirme kampanyaları yapabilir. Perakende mağazalar belirli dönemlerde ve özel günlerde gözlük alımına yönelik indirim ve kampanyalar düzenleyebilir. Sağlık profesyonelleriyle işbirliği yapılarak göz sağlığı uzmanları düzenli göz muayeneleri yaparak ihtiyaç duyulan gözlük kullanımını belirleyebilir. Optik markaları, moda endüstrisi ve pazarlama ekipleri gözlük kullanımını modaya uygun hale getirerek genç yaş grupları arasında popüler hale getirecek tasarımlar yaparak bu konuda öncü olabilir. Sivil toplum kuruluşları, sağlık kuruluşları ve devlet destekli programlar aile ve toplum bilincini artırmaya yönelik eğitim programları düzenleyerek gözlük kullanımının genel bir aile alışkanlığı haline gelmesine katkı sağlayarak bu konuda etkin olabilir.
Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Uluslararası optik fuarları ve sektörel gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu fuarlar sektördeki yenilikleri, yeni teknolojileri ve modayı görmek için önemli birer platformdur. Bu bilgileri işimize entegre ederek, müşterilerimize her zaman en güncel ve trend ürünleri sunmayı hedefliyoruz.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, sektördeki gelişmeleri değerlendirmek ve iş birlikleri kurmak açısından önemli bir etkinliktir. Fuar, sektördeki diğer profesyonellerle bir araya gelme ve iş birliği fırsatları yaratma imkanı tanır. Bu tür fuarlar sektördeki gelişmeleri ve müşteri taleplerini anlamak adına bize önemli bir perspektif sunar. Bu sebeptendir ki 10.su düzenlenen Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın her yıl bir önceki yıldan güzel geçmesini temenni ediyorum.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital yayıncılık sektördeki gelişmeleri takip etmek ve müşterilere yönelik özel içerikler sunmak için harika bir araçtır. 4 your eyes’in dijital yayıncılıkla okuyucu kitlesini çoğalttığını ve geniş erişim imkanları avantajları beraberinde getirerek sektörde de daha etkili olduğunu düşünüyorum.

 

Şubat 2024

Hug Spectacles

Lükse Yeni Dokunuş

Lüks Alman markası Hug Spectacles, estetiği temel unsurlara indirgeme konusundaki nadir yeteneği sayesinde abartısız şıklığın öncülerinden biri olarak kabul ediliyor.

Alman lüks gözlük markası Hug Spectacles, sürdürülebilir malzeme ve hammadde kullanımına büyük önem verirken, zamansız tasarım konseptlerini uyguluyor. Popüler çizgilerden ve abartıdan uzak minimalist çerçeveleriyle, detaylara gösterilen özeni ve tutkuyu yansıtıyor. Hug’ın Ortak Kurucularından Thomas Hobmaier ile marka hakkında merak edilenlere dair yapılan röportajı sunuyoruz.

Hug, gözlük dünyasında uzun geçmişi olan Frederic Utz ve Jochen Gutbrod ile birlikte sizin tarafınızdan kuruldu. Kendi gözlük şirketinizi kurmak istemenize ne sebep oldu?
Fred ve ben on yıl boyunca Heidelberg’de Steingasse 14’te birlikte bir mağaza işlettik. Mağaza için ne zaman gözlük seçsek, genellikle aynı anda aynı gözlüğü alırdık. Çok benzer bir estetik duyarlılığımız olduğunu fark ettik, her zaman aynı modellere ve renklere hızla karar verdik. Fred yıllardır kendi gözlüklerimizi yapmamız gerektiğini söylüyordu, böylece sonunda her şeyi istediğimiz gibi yapabilecektik. Jochen’i de aramıza aldıktan sonra gereken tüm becerilere sahip olduk. Tasarımcı, marka oluşturucu ve lider ruhlu iş insanı olarak eksiksizdik; üçümüz de estetik, sade ve kaliteli gözlükler üretmek istiyorduk.
Hug’da yaptığınız işi üçünüz nasıl bölüşüyorsunuz? Günlük üstlendiğiniz rol nedir?
Fred esas olarak tasarımla ilgileniyor. Ayrıca sosyal medya varlığımızın görünümü gibi projelerle de ilgileniyor. Jochen ürünlerimizi hayata geçiriyor; tüm bileşenlerin oluşturulması, tedariki ve dağıtımı ile bitmiş ürün depomuza gelene kadar üretimle olan yazışmalarla ilgileniyor. Ayrıca, özellikle teknik detaylar söz konusu olduğunda, gözlük yapımında en büyük uzmanlığa sahip. Ben marka oluşturma ve satışla ilgileniyorum. Tasarımlarımız söz konusu olduğunda, benim zayıf noktam kesinlikle renk seçimidir. Her tasarım bir etkileşimdir ve her zaman her şeyi birlikte sonuçlandırırız. Tasarımdan başlayarak sonuca ulaşana kadar her açıyı ve detayı inceliyor ve ayarlıyoruz. Aynı şekilde, renk seçimi ve doğru gözlük stilini vurgulamak için gümüş veya altın eklentilerin eklenip eklenmeyeceğine karar vermek de işbirliğimize dayalı bir süreçtir. Herkesin kendi öncelikleri vardır ve bunlar bireysel kararlara yansır.

Çerçeveleriniz zamansız bir niteliğe sahip; ilham kaynaklarınız nelerdir?
Bu anlamda ilham almak pek gerekli değil, çünkü hepimiz tam olarak bize uygun olanı uygulamak istiyoruz. Mantıken, bu bir yıl diğerinden farklı görünüyor. Çünkü sürekli gelişiyorsunuz ve başınıza gelen her şeyden etkileniyorsunuz. Bir şeyi büyük bir şekilde bir araya getirmek zorunda kalmadan içinizden çıkmazsa, gerçek olamaz. Buna karşılık, her zaman havalı olduğunu düşündüğünüz şeyleri uygularsanız, bunun otomatik olarak her zaman gelişeceğine ve özgün kalacağına, dolayısıyla bağımsız ve heyecan verici olacağına inanıyoruz.
Robert Johnson’dan Gladys Bentley’e, her çerçeve adını bir blues efsanesinden alıyor. Bize bu blues öncülerinin markayı nasıl etkilediğinden söz eder misiniz?
Fred kendisi de gitar çalıyor ve bu eski blues sound’unu seviyor ve ilk koleksiyonu tasarlarken eski plaklarını çok dinledi. Başlangıçta bunlar farklı modeller için sadece çalışma isimleriydi, ancak Fred’in asetat gitar penasını masaya koyduktan sonra bunun bir perçin için güzel bir şekil olduğunu düşündük. Ayrıca, hepimiz müziği seviyoruz. Müzik hemen bir duyguyu aktarıyor ve blues pek çok farklı müzik tarzının temelini oluşturuyor. Bu yüzden ilk koleksiyonumuzu oluşturmamızla oldukça iyi bir uyum sağladı ve bu blues temeline sahip oluşumuz, başka güzel müzik temaları ve koleksiyonları hazırlayabileceğimiz anlamına geliyor.

Tüm gözlükleriniz Almanya’da üretiliyor. Bu da markanız için ödün vermeyeceğiniz bir diğer özellik mi?
İstediğimiz sonucu elde etmek için üretime yakınlığa ve kaliteye ihtiyacımız var. Benzer bir hassasiyetle çalışabilen ve bu kadar güzel yüzeyler üretebilen başka kimsenin olduğunu düşünmüyoruz.
Gözlük çok spesifik bir ürün ve bir kişiye uygun olan model, bir başkasına uygun olmayabilir. Modellerinizi nasıl tasarlıyorsunuz? Aklınızda bir yüzle mi başlıyorsunuz?
Hayır, her zaman aklımızda uygulamak istediğimiz bir stil var. Bu bize aynı zamanda büyük mü küçük mü, kadınsı mı erkeksi mi yoksa uniseks bir varyant olarak mı çalışacağını da söylüyor. Elbette, çeşitli boyutlarda çok iyi çalışan şekillerimiz var. Aksi takdirde koleksiyon içinde güzel bir denge olmasına dikkat ediyoruz.
Hug için sırada ne var? Şu anda üzerinde çalıştığınız ve hakkında konuşabileceğiniz yeni süreçler ya da fikirler var mı?
Çekmecelerimizin içinde gerçekten uygulamak istediğimiz pek çok fikir ve yeni proje var. Ancak bunu her zamanki kalitemizde tutarlı bir şekilde yapmak doğal olarak zaman alıyor ve bir şey hakkında ancak istediğimiz şekilde gerçekleştirilebileceğinden kesinlikle emin olduğumuzda somut olarak konuşmayı öğrendik.

Kaynak: Seen Journal

Şubat 2024

Soho Optik

SOHO OPTİK

Teknoloji ve Moda Bir Arada

“Silmo İstanbul gibi fuarların sektördeki gelişmeleri takip etmek ve yeni iş bağlantıları kurmak için çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Barkın Bey. Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörüne giriş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Merhaba, 2002 İstanbul doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Sev Özel Amerikan Koleji’nde, lise eğitimimi Saint Joseph Lisesi’nde tamamladım. Şu anda Özyeğin Üniversitesi’nde Makina ve İnşaat çift ana dal ayrıca Işık Üniversitesi’nde de Optisyenlik okuyorum. Küçük yaşlardan beri kendi işini kurmak isteyen biri olarak sektörleri inceledim. Kontakt lenslerin, lazer ameliyatlarının, göz içi lens ameliyatlarının ve hele hele akıllı lens ile yapılan göz içi ameliyatlarının optik sektöründe talebi ciddi şekilde azalttığını, insanlık tarihinde gözlerimizi en yoğun kullanma döneminde olduğumuzu, teknolojinin ilerlemesi ile teleskopik camların, prizmatik camların, mavi ışık blokajlı bilgisayar karşısında kullanılan camların uygulama alanına çok daha fazla girdiğini ve gireceğini, küresel ısınmadan dolayı da güneş gözlüğü ihtiyaçlarının artmakta olduğunu tespit ettim. Makina Mühendisliği ve Optisyenlik yönümü birleştirerek, bu yeni dönemde çok nitelikli optik uygulamalar yapabileceğimi de hesaba katarak bu sektöre giriş yaptım.
Soho Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Bu sektörün en büyük duayenlerinden Özlem Arafal’dan 1,5 yıl danışmanlık hizmeti aldım. Sonrasında sektörde butik mağazacılık konusunda muazzam deneyime sahip Özlem Öz hanımı kadromuza kattık ve 8 ay kadar da ondan danışmanlık aldık. Mağazamızı açtıktan sonra ise yine önemli isimlerden İskender İrdal’ı ekibimize katma şansımız oldu. Hayatımın en büyük şansı diye gördüğüm bu üçlünün yaratıcılıkları ile zorlukları aşıp, sevgi ve saygıyı en önemli değer olarak benimseyerek hep beraber mutlulukla yolumuza yürüyoruz ve yine birlikte çok daha büyük yollarda ilerleme hedefindeyiz.
Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Koleksiyonumuz, moda markalarının yanı sıra müşterilerimiz tarafından sıkça talep edilen teknoloji ile modayı buluşturan özel markalardan ve son yıllarda oldukça popüler olan designer markalarından oluşmaktadır. Bu doğrultuda optik ve güneş gözlüğünde en çok satışını yaptığımız markalar Lunor, Tavat, Kador, Oliver Peoples, Lool gibi designer markaları ve Serengeti, Etnia Barcelona, Prada, Miu Miu gibi popüler markalardır.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızda farklı segmentlerde her zevke ve her tarza uygun seçenekler sunuyoruz.        Ürünlerimiz sadece gözlük değil birer moda beyanıdır. Farklı ürün segmentlerini bulundurmak sektör içerisinde rekabet gücümüzü artırmamızı, tüketicilere belirli bir kalite garantisi vadetmemizi, sadık müşteri kitlesi oluşturmamızı ve satış hacmimizi artırmamızı sağlamaktadır. Ayrıca marka portföyümüzü her geçen gün genişleterek farklı müşteri gruplarına hitap etmeye çalışıyoruz. Bu bakış açısıyla aynı zamanda ülke ekonomisinin gelişimine de katkı sağlamakta olduğumuzu düşünüyorum.
Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bu sorunun cevabının mağazanın bulunduğu alana yönelik olduğunu düşünüyorum. Mağaza açmayı planladığınız bölgedeki hedef kitlenin alışveriş yapma alışkanlığına göre tercih yapılmalıdır. Biz ilk mağazamızı İstanbul’un en önemli caddelerinden biri olan Bağdat caddesinde açarak yola çıktık. Cadde üzerinde açılan mağazaların yıllardır oluşturmuş oldukları bir müşteri profili bulunmaktadır. Alışveriş merkezlerinde açılan mağazalar ise tüketiciye fiziksel ve sosyal farklılıklar sunmaktadır ve dolayısıyla müşteri profili değişim göstermektedir. Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, hedef kitlemizin yer aldığı lokasyonlardaki AVM’ler içerisinde de şubelerimizi açmayı planlamaktayız.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Piyasalarda ortaya çıkan yoğun fiyat rekabeti baskısı, birbirine giderek benzemekte olan ürünler, ürün ve hizmet farklılaştırmasının giderek zorlaşması ve kar oranlarının azalması nedeniyle artmaktadır. Bu durum bizi pazarlama alanında yeniden yapılanmaya yöneltmiştir. Uzun dönemli müşteri bağlılığı, bu bağlamda müşteri sadakatini gerçekleştirmek ve sürekli kılmak için çeşitli yöntem ve tekniklerini kullanmaya çalışmaktayız. Müşterinin bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını bilen, tahmin eden ve bu ihtiyaçları getirmek için ürün geliştirme, çeşitlendirme gibi yönetim stratejilerini çok hızlı ve herkesten önce uygulamaya koyan firmaların rekabet gücü daima yüksek olacaktır. Bizim en büyük amacımız; sadık müşterilerin sayısını arttırmaktır. Bu da müşterinin verilen hizmetten memnun kalması ve firmanızdan memnun ayrılması ile sağlanır.
Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Türk halkının göz sağlığı ve gözlük kullanımı konusunda yeterli düzeyde bilgisi olmadığını ve bu durumun değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Gözlüğe ulaşmayı engelleyen etmenlerin başında oftalmolog, optisyen ve optisyenlik müessesesi sayısının yetersiz olması ve göz sağlığı hizmetlerinin büyük şehir merkezlerinde toplanmasının geldiğini düşünüyorum. Özellikle kırsal bölgelere hizmet zor ulaşıyor. Bence, optik sektörünün gelişimi nüfus özellikleri, moda, gözlüğe ulaşım kolaylığı ve toplumun göz sağlığına verdiği önem ile doğrudan bağlantılı. Göz doktoru, optisyen ve optisyenlik müessesesi sayısı gelişmiş ülkelere göre daha az ama her geçen yıl bu sayı artıyor. Bu da gelecekte Türkiye’de gözlüğe ulaşımın daha kolay olacağını göstermektedir.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
İki senedir Silmo İstanbul’u ziyaret ediyorum. Bu tür fuarların, sektördeki gelişmeleri takip etmek ve yeni iş bağlantıları kurmak için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Silmo İstanbul Optik Fuarı optik sektörünün gelişimini destekleyen ve bu alandaki tedarikçi, bayi, çalışan her kesimi bir araya getiren uluslararası bir organizasyon. Bu tür etkinliklerin sektörün büyümesi için önemli olduklarına inanıyorum.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
4 your eyes’ın dijital yayıncılığa geçişi çok daha geniş kitlelere erişmesini sağlayacaktır.  Zaman ve mekan olgusu kaybolacağı için çok daha rahat erişilebilir olacaktır. Ekibinizin başarılarının daim olmasını dileriz.

 

Ocak 2024

Cutler and Gross

Abartısız ve Lüks

İkonik tasarımları ile premium gözlük dünyasında 55. yılını kutlayan Cutler and Gross kalıcı mirasını korumaya ve hızla büyümeye devam ediyor.

Cutler and Gross, zamansız lüksü İtalyan işçiliğiyle birleştirerek Cadore, İtalya’da el yapımı yüksek kaliteli çerçeveler üretmektedir. Marka, modayı takip etmesiyle ün kazanmış ve yıllar boyunca birçok ünlü tarafından giyilmiştir. Efsanevi ilk günlerde, Cutler ve Gross ortakları Londra’daki Northampton Enstitüsü’ndeki optometri okulunda birbirleriyle tanışmışlardı. 60’lı yılların başlarıydı ve ikisi birlikte bir gözlük işi kurmak için gerçeğe dönüştürebilecekleri cesur bir planla son derece motiveydiler. Sadece iki yıl sonra, ikili güçlerini birleştirdi ve Londra Knightsbridge’de ilk optik mağazalarını açtı. El yapımı ısmarlama çerçeveler satıyorlardı. Bu optik mağazasından 1982 yılında Paris Moda Haftası sırasında lansmanı yapılan kendi gözlük markaları doğdu.
Bu yıl 55. yaşını kutlayacak olan İngiliz premium gözlük markası Cutler and Gross, olağanüstü işçiliğin bir sembolü olarak dimdik ayakta durmaya devam ediyor. 1971’e kadar uzanan ve ikonik tasarımlardan oluşan zengin arşivini Dolomitler’deki kendi fabrikalarında titizlikle denetlenen İtalyan üretimi ile hazırlayan Cutler and Gross, abartısız lüksün ve özgünlüğün özünü temsil ediyor. Cutler and Gross Satış Direktörü ve Ürün Lideri Jack Dooley ile markanın kalıcı mirası ve başarısının ardındaki itici güçler hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Cutler and Gross 2024 yılında 55. yıldönümünü kutluyor. Markayı karakterize eden olağanüstü işçilik mirası göz önüne alındığında, yaklaşan kutlama sırasında bu geleneği onurlandırmayı planlıyor musunuz?
Elbette. Zanaatkarlık işimizin kalbidir. Yetenekli zanaatkarlarımız olmadan bugün bulunduğumuz yerde olamazdık. Zanaatkarlık hikayesini her fırsatta anlatma konusunda bu yüzden tutkuluyuz. Başlangıç tasarımından prototip oluşturmaya, üretimden son cilaya kadar, bir parça el yapımı gözlük üretmenin pek çok adımı var. Bu süreç baştan sona 9-12 ay sürebilir. Gerçek güzellik de burada yatıyor.
İlginç bir şekilde, üretiminizin kalbi İtalya’da atıyor. Bu durum yüksek standartlarınızı korumanızda nasıl bir rol oynuyor?
Dolomitler’de 70’in üzerinde çalışanımızla kendi fabrikamız ve tasarım stüdyomuz olduğu için İtalyan üretimi Cutler and Gross markasının gerçekten merkezinde yer alıyor. Tasarım ve üretim sürecinin her unsuruyla şirket içinde ilgileniyoruz; çerçeveler baştan sona uzman ustalar ve zanaatkarlar tarafından el işçiliğiyle üretiliyor. Fabrikamızda sadece Cutler and Gross için ürünler üretiyoruz ve tasarım stüdyosu tıpkı bir geminin rotasını yönlendiren köprü gibi fabrikanın en üst katında yer alıyor.

Dikkat çekici bir benzetme yaptınız.  Cutler and Gross bu stratejiyi nasıl geliştirdi?
Her zaman çok yüksek standartlara sahiptik, ancak 2018’de üst düzey bir Japon fabrikasına yaptığımız bir gezi, ürünlerimizi daha da yüksek bir seviyeye taşımak için son işlemlerde yapabileceğimiz bazı farklılıklara gözlerimizi açtı. İtalya’da halihazırda sahip olduğumuz çalışanların beceri düzeyini ve mükemmellik standartlarını zorlamak için ne kadar istekli olduklarını gördük. Böylece, yönetim kurulu olarak 2023 yılına kadar Avrupa’daki en yüksek kalitede asetat çerçeveleri üretme hedefini belirledik. Yavaş ve istikrarlı bir ilerleme kaydettik, ancak Kreatif Direktörümüz Alessandro Marcer ve İtalya’daki Genel Müdürümüz Enrico Deppi’nin yardımıyla kaliteyi daha önce görülmemiş seviyelere taşıdık.
Aynı zamanda güncel ve modern kalırken bir miras markası olmayı da başardınız…
Başarımızın anahtarı, Dna’mıza ve mirasımıza duyduğumuz saygının yanı sıra, daha önce gelenlerin güzelliğini geliştirmek ve üzerine inşa etmek için duyduğumuz yaratıcı ihtiyaçtır. Kendi gözlük tasarımlarımızın etkileyici 55 yılının şekillerinden ve silüetlerinden büyük ölçüde ilham alıyor ve etkileniyoruz. Şu anda İtalya Cadore’deki tasarım stüdyomuzda bulunan ve 1971 yılına kadar uzanan kapsamlı arşivimizde 5.000’den fazla Cutler and Gross stili bulunmaktadır.

Dna’dan bahsetmişken, bize Cutler and Gross’u gerçekten çok iyi tanımlayan “Abartısız Lüks” terimi hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?
Abartısız lüks 50 yılı aşkın süredir yaptıklarımızı anlatan yeni moda ifadesi. Brunello Cucinelli veya Loro Piana’nın kaliteli bir takım elbisesi gibi, çerçevelerimiz de gösterişli amblemler veya dış markalarla süslenmiyor. İç kısmında altın varaklı tek bir logomuz var. Gösteriş yapmaya ihtiyacımız yok ve müşterilerimiz de nadiren buna ihtiyaç duyuyor. Kullandığımız malzemeler ve bunları üretme şeklimiz, güzel bir şekilde oturan bir çerçeve yaratmaya ve dokunsal kalite hissi uyandırmaya yöneliktir.
Markanın Dna’sının değişmeden kalmasını sağlamak için size rehberlik eden kapsayıcı ilkeleriniz var mı?
Beş yıl içinde yaklaşık %300 büyüdük. Bu başarı, değer verdiğimiz birkaç temel değerle bağlantılı. Tasarım anlayışımız, kurucularımız Tony Gross ve Graham Cutler’ın mirasına derinlemesine dayanıyor. Her yeni model, gerçek bir Cutler and Gross çerçevesinin özünü temsil ettiğinden emin olmak için titiz bir onay sürecinden geçer. Gerçek perçinli menteşeler ve elle işlenmiş çerçeveler gibi geleneksel teknikleri kullanmaktan gözlüklerimizin müzik, film ve sanat dünyasına damgasını vurduğu gerçek anlardan ilham almaya kadar, otantiklik savunduğumuz bir diğer temel ilkedir. Yüzeysel trendlerden kaçınıyoruz. Markamızın bir diğer belkemiği de Tony Gross ve Graham Cutler ile birlikte çalışarak onlarca yıldır yolculuğumuzun bir parçası olan adanmış insanlardır. Onlar bütünlüğümüzü pekiştiriyor.

Geleceğe baktığımızda, Cutler and Gross mirasına sadık kalırken büyümeye ve yeniliklere devam etmeyi nasıl planlıyor?
Hem perakende hem de toptan satışı içeren agresif bir büyüme stratejimiz var. Bu büyüme stratejisinin en önemli unsurlarından biri, ürün tekliflerimizi titanyum, perakendeye özel boynuz ve diğer alternatif uyumlar gibi daha lüks teklifleri içerecek şekilde genişletmektir.
Peki ya perakende ve dağıtım?
Sadece kendi butiklerimizde ve premium mağazalarımızda satış yaparak seçici dağıtım modelimizi sürdürmek ve geliştirmek istiyoruz. Dünyanın önemli şehirlerinde yeni amiral gemisi mağazalar açmak için her zaman fırsatlar arıyoruz. Ayrıca mevcut tüm perakende mağazalarımızın tamamen yenilenmesini planlıyoruz. Kilit bir bileşen, kökenlerimize ve kişiselleştirilebilir camlara dayanan ısmarlama teklifimizin geliştirilmesi olacaktır.
Yeni işbirlikleri yapmayı hedefliyor musunuz?
Lüks İngiliz mücevher üreticisi The Great Frog ile gümüş ve altın gözlük dünyasına girmemizi sağlayan beş yıllık bir lisans anlaşması imzaladık. Önümüzdeki iki yıl içinde birkaç işbirliği daha olacak. İşbirlikleri her zaman Dna’mızın bir parçası olmuştur, diğer tasarım öncüsü markalarla ortak çalışmalar yaratıcılığa önemli katkılar sunuyor.

 

Kaynak: Favrspecs

Ocak 2024

PRM Mağazacılık

PRM MAĞAZACILIK

Genç ve Dinamik

Silmo İstanbul bu on yıllık gelişim sürecinde Türkiye optik sektörünün lokomotifi konumuna geldi ve bu gelişimden sektörün içerisinde olan bir şirket olarak oldukça mutlu ve gururluyuz.

Merhaba Tankut Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile kişisel olarak yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, 1970 Antakya doğumluyum. İlk, orta okul ve liseyi Özel Işık Lisesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği fakültesinde yüksek öğrenimime başladım. Üniversite öğreniminin iş hayatı için gerekli ancak yeterli olmayacağını bilerek yetiştirilmiş olduğum için iş hayatında deneyim kazanmak amacı ile üniversite öğrenimimin ilk yılında iş hayatına atıldım. Kimya mühendisliği kariyerimi tamamladıktan sonra iş hayatımda oldukça katkı sağladığına inandığım Ekonomi eğitimimi de tamamlayarak ikinci üniversiteyi bitirdim. Sektöre farklı bir bakış açısı getirme zamanının geldiğini hissettiğim bir zamanda yollarımız ortağım ile kesişti. Ortağım da Marmara Üniversitesi güzel sanatlar mezunu ve yıllarca çeşitli markalarda tasarım üzerine üst düzey yöneticilik pozisyonlarında çalışmıştır. Ortak bir vizyonla ve artık bir misyonu yüklenmeye hazır olduğumuza dair inançla yola çıktık.

Yeni bir firma olmanıza rağmen sahip olduğunuz vizyon ile başarılı bir grafik çiziyorsunuz. Prm Mağazacılık’ı kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Türkiye pazarına farklı markları kazandırmak amacı ile Prm Mağazacılık Hizmetleri Ticaret A.Ş’yi 2010 yılında kurduk. Şirketimizi kurarken Öncelikli amacımız yurtdışından getirmiş olduğumuz markalarımızın yurtiçi pazardaki belirli boşlukları doldurabilmesini sağlarken, markaları doğru yerde ve doğru stratejiler ile konumlamaktı. Bu yolda birçok yeni marka ve ürünlerle de tanıştık ve onları Türkiye pazarına getirmek için deneyimli ekibimiz ve tüketicilerden oluşan odak grupları ile vermiş olduğumuz çabalar sonucu Türkiye pazarına kazandırmış olduğumuz birçok giyim ve aksesuar markalarının yanında optik sektörü ile tanışmamıza sebep olan gözlük markamız ise Meller oldu.

Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Meller İspanya Barselona’da 2010 yılında kurulmuş oldukça genç ve dinamik bir marka. Meller markamız 2018 yılı itibari ile Türkiye pazarındaki yerini bulmaya başladı ve bugün itibari ile oldukça bilinir ve aranan bir marka olduğunu söyleyebiliriz. Sosyal medyayı en etkili kullanan moda markalarından başında gelmektedir. Yeni kuşakların tercih ettiği, günün modasını çok hızlı takip eden ve hızlı dinamik bir markadır. Meller hem kaliteli hem uygun fiyatlı ürünleri geniş model ve renk yelpazesiyle tüketiciye sunmaktadır. Diğer markamız olan Freesbee ise Meller’in başarısından sonra getirmiş olduğumuz ikinci optik gözlük markamız olup Amerika Kaliforniya markasıdır. Freesbee de aynı hedeflerle, yüzde 100 asetat olarak üretilen yüksek kaliteli ve ulaşılabilir fiyatlardadır. Sektöre 2022 yılında girmesine rağmen oldukça beğeni toplayan ve ilgi gösterilen bir marka olmuştur. Amerika ile olan özel anlaşmamız ile Türkiye’yi bölgesel bir tedarik merkezi haline getirme kararı almış olup özellikle yakın coğrafyamızda bulunan Avrupa, Arap ülkeleri ve Rusya gibi yurtdışı alt distribütörlükleri de Türkiye üzerinden yürütme anlaşması yaptık.

Markalarınıza ait koleksiyonları belirlerken önceliğiniz nedir? Ürünlerinizi tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
Koleksiyon seçimleri için öncelikle yurtdışı fuarları takip ediyoruz ve sezonun trendlerini kendi vizyon ve gustomuzla birleştirerek, kendi pazarımıza uygun olarak seçimler yapıyoruz. Tabii koleksiyon ve model seçkilerimize mevcut müşteri ilgisi ve talepleri de yön veriyor. Sezonda en az dört koleksiyon ve renk varyantları ile takviyeleri yapıyoruz. Freesbee ve Meller oldukça geniş ürün ve koleksiyon yapısına sahip olduklarından tüketiciler ile en güncel modelleri buluşturma konusunda oldukça titiz bir çalışma yapan tasarım ekibimiz bulunuyor. Tasarım ekibimiz ilgili sezonda trendleri yakından takip etmenin yanı sıra, müşteri beğeni ve davranışlarını da detaylı analiz ederek model ve renk seçimlerini bu doğrultuda yapıyorlar.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Dağıtım ve satış ağımızı genişletirken oldukça özenli ve önceden üzerinde çalışmış olduğumuz bir strateji üzerinde ilerliyoruz. Yol haritamız marka henüz ülkeye girmeden belirlenmiş oluyor. Markaların her yerde ve hemen her köşede bulunmasından ziyade doğru satış noktalarında ve doğru bir şekilde tüketicileri ile buluşturulmasına oldukça özen gösteriyoruz. Bu konuda biraz alışılmışın dışına çıkarak önce markalara ait beğenileri ve tüketicileri oluşturuyoruz. Sonra da markaların dinamiklerine uygun satış noktaları ile uzun soluklu olarak işbirlikleri kurup geliştiriyoruz. Amacımız ürün satmaktan ziyade uzun süreli ve kazanan bir iş modelinin tedarik ve tanıtım tarafında olmaktır. Büyük şehirler hariç her şehirde sadece bir adet satış noktası ile çalışıyoruz. Markaların talebini oluşturmak öncelikli hedefimiz. Bu doğrultuda sosyal medya kanallarını oldukça aktif olarak kullandığımızı söyleyebilirim.

Sektöre yatırım yapan bir firma olarak sektörün gelişimi hakkındaki düşünceleriniz ve beklentileriniz nelerdir?
Açıkçası Türkiye optik sektörünün yurtdışına kıyasla henüz gelişmekte olduğunu ve daha ilerleyecek yolu olduğunu düşünmekteyiz. Hala eski yöntemlerde takılı kalan hantal perakendecilerin gelişim süreçlerine ve mevcut yeni sistem perakendeye adapte olabilmeleri için daha fazla gayret içerisinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Artık sosyal medya yönetimi ve iletişimi yoluyla nihai müşterileri ile etkileşim halinde olamayan firmaların ve markaların çok daha zorlanacağını düşünüyoruz. Tüketicisine verecek bir mesajı olmayan ve her an ulaşılabilir durumda olmayan firmaların ve markaların önümüzdeki beş ila on yıllık süreçte ayakta kalabilmelerinin geçtiğimiz beş – on yıla kıyasla çok daha zor olacağını öngörüyoruz. Ayrıca sektörün daha yenilikçi ve daha dinamik, vizyonu olan genç yöneticilere ve çalışan iş gücüne ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte devletin özellikle ihracat ve dijital dönüşüm konularında firmalara olan destek ve teşviklerinin Türkiye optik ve perakende pazarının serbest olarak büyümesine katkısını artıracağını, böylece sektörün pazardaki yerinin de daha önemli bir konuma gelebileceğini düşünüyoruz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Fuarların sektörel büyümede çok önemli bir yapı taşı olduğunu ve buna göre doğru fuarları takip etmek gerektiğini düşünüyoruz. Tabii ki biz de tüm önemli fuarları ziyaretçi ve katılımcı olarak takip ediyoruz ve bunların dönüşlerini aldığımızı düşünüyorum. Silmo Paris bu konuda yurtdışı fuarlarda sancağı en önde taşıyor, bizlerin vizyonunu açtığı için düzenli olarak büyük beğeni ile takip etmekteyiz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’u ilk gerçekleştiği yıldan beri ziyaretçi olarak yakın takip ettikten sonra araya giren pandemi sonrası biz bu sene ilk defa katılımcı olarak katıldık. Açıkçası Silmo İstanbul’a katılmadan önce fuarın ne derece etkili bir platform olduğunu tam olarak anlayamamıştık. Silmo İstanbul’da ziyaretçiler fuara duymuş oldukları güveni ve beğeniyi aynen bizlere ve markalarımıza da yansıttılar ve oldukça olumlu dönüşler aldık. Özellikle yurtdışı müşterilerinin oldukça yoğun talebi karşısında gelen talepler bizleri çok memnun etti. Freesbee için komşu birçok ülke ile distribütörlük görüşmelerine başladık ve bazıları ile bu süreci sonuçlandırdık. Silmo İstanbul bu on yıllık gelişim sürecinde Türkiye optik sektörünün lokomotifi konumuna geldi ve bu gelişimden sektörün içerisinde olan bir şirket olarak oldukça mutlu ve gururluyuz.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açıkçası basılı yayınların dijitale kayması sürecinde 4 your eyes dergisinin sektörel boşluğu çok iyi bir şekilde doldurduğunu düşünüyoruz. Her ay yayınlanacak yeni bölümü merak içerisinde bekler durumdayız. Titiz ve özenli çalışma yürüten sizlere sonsuz teşekkürler.

Ocak 2024

Mykita

Eşsiz ve Sofistike

Yeni malzemeleri ve teknolojileri seçmek, yeni yapıları bulmak ve üretimini kendi yöntemleri ve kimliğiyle benzersiz bir şekilde yapmak Mykita’nın Dna’sını tanımlıyor.

Dünya’nın en iyi bağımsız gözlük markaları arasında ön sıralarda yer alan Berlin merkezli Mykita, Dna’sından ödün vermeden hazırladığı eşsiz ve sofistike koleksiyonlarını beğenilere sunmaya devam ediyor. Tasarımdan üretime kadar her koleksiyonunu kendi mutfağında hazırlayan Mykita, 20. yıldönümünü Silmo d’OR 2023 Responsible Company ödülüyle taçlandırdı. Mykita Ceo’su ve Kreatif Direktörü Moritz Krueger ile bu anlamlı ödül ve çok daha fazlası hakkında 23-26 Kasım 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda yaptığımız röportajı sunuyoruz.

Merhaba Moritz Krueger, Mykita 20 yaşında ve dünyanın en iyi bağımsız markaları arasında yer alıyor. Markanızı kurarken sizi en çok ne motive etti? O dönemki hayal ve hedeflerinizi gerçekleştirdiniz diyebilir miyiz?
Her şeyden önce dünyanın en iyi bağımsız markalarından biri olduğumuzu düşünmenizi bir iltifat olarak kabul ediyorum. Çok teşekkür ederiz. Ayrıca uzun süredir gelişimimizi takip ettiğinizi de biliyorum ki bu gerçekten harika. Sanırım kuruluş için motivasyonumuz, kendi markamızı yaratmak ve kendi kararlarımızı almak, gözlük dünyasında alışılmadık bir yol bulmak gibi özerkliğimizi ortaya çıkarmak için saf bir istekten doğdu. Hayal ve hedeflerimizi gerçekleştirdik mi sorusuna gelince, bence her zaman bir şekilde hayal kurmaya ve gelişmeye devam etmelisiniz. Yani bu sonu olmayan, bitmeyen bir şeydir. Ancak şu anki konumumuza büyük bir strateji ve bir sonraki adım gibi ileriye dönük düşünerek gelmedik. Bu yüzden Mykita’nın gelişiminin organik bir yolculuk olduğunu söyleyebilirim. Hayallerimiz gerçekleştiğinde, dünya çapında pek çok harika insan ve bizimle aynı tutkuyu paylaşan müşteriyle çalışma şansına sahip olduk.

Mykita’nın Dna’sını tanımlamanızı istersek neler söylerdiniz?
Evet, biz bir bakıma vahşi bir çocuğuz diyebilirim. Yani birilerini kabul etmek yerine kendi yolumuzu bulmak istiyoruz. Bu yüzden bence şirketin temeli gerçekten de kendi üretimimizi yapıyor olmamıza dayanıyor ve üretimimizi kendimizin yapıyor olması her zaman daha da gelişmek için bize belki de en büyük ilham kaynağı oldu. Ben kendi üretimimizi yaptığımız yere mutfağımız diyorum. Yani yeni teknolojiler, yeni malzemeler seçmek, yeni yapılar bulmak ve sürekli olarak gerçek anlamda yenilik yapmaya çalışmak ve işleri kendi yöntemimizle ve kendi kimliğimizle benzersiz bir şekilde yapmak; Mykita’nın Dna’sını açıklıyor. Bence her şeyin tek bir çatı altında bütünleşmesi çok nadir bir durum. Fikirden tasarıma ve üretime kadar, bence gerçekten çok ama çok entegre bir şekilde çalışıyoruz.
Dünyaca ünlü bir gözlük tasarımcısı olarak ilham kaynaklarınız sürekli değişkenlik gösteriyor mu? Sizi tasarıma en çok ne teşvik ediyor?
Bence ilham kaynaklarımızın değişkenlik gösteriyor oluşunu yine ilk olarak mutfağımızda neler olduğunu anlamak ve malzemelerimizi sürekli yenilediğimizden ve gözlük için kullanabileceğimiz daha fazla şey bulduğumuzdan emin olmaya çalışmamız ile açıklayabiliriz. Ayrıca birincil ilham kaynağı diye bir şey söz konusu değil. Çünkü evet, benim ilham aldığım kaynaklarım var, ama biliyorsunuz, benimle birlikte çalışan harika bir ekibim ve tasarım ekibim var. Hepimizin bireysel yeteneklerimiz var. Gözlüklerimizi tasarlarken bir yandan dünyaya bakmaya çalışırken, her pazarda neye ihtiyaç duyulduğunu görmeye de çalışıyoruz. Ama tabii ki daha çok kavramsal bir bakış açısıyla bazı daha şaşırtıcı olan yeni estetik türlere ulaşmaya çalışıyoruz, ancak bunların malzemelerle çalışmakla ve bizim için de üretimde yeni seçenekler belirlemeye çalışmakla alakası var. Yani aslında her şey bir ekip çalışması ile gerçekleşiyor.

Biraz da Mykita’nın en yeni koleksiyonundan ve modellerin öne çıkan özelliklerinden bahsedelim…
Açıkçası Covid’in iki yılı önemliydi. Biz bu dönemde kendimize odaklanmaya çalıştık ve organizasyonun temelini yeniden inşa etmek üzerinde durduk. Böylece tekrar yeni ürünler çıkararak, işbirlikleri gerçekleştirdik. Bu sebeple son koleksiyonumuzu Mykita olarak sahip olduklarımızı kutlamak amacıyla hazırladık. Yani ilk koleksiyonumuzdan geçen on yıllarla birlikte sunduğumuz diğer koleksiyonlarımıza bakarak, yeni ifade yolları ve estetik bulmaya çalışmadan kod yazılımı ve Dna’mızla gerçek bir tutarlılık gösteren bir koleksiyon oluşturduk.
20. yıl dönümüzü Silmo d’OR 2023 Responsible Company ödülü ile taçlandırdınız. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz ve sürdürülebilirlik projeleriniz 2024’te hız kazanacak mı?
Evet, kesinlikle. Silmo’nun sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk için ödül verdiğini duyduğumuzda çok heyecanlandık. Çünkü biliyorsunuz bu konular Mykita için başlangıcımızdan itibaren çok önemli olmuştur. Bizim ürünlerimizi kendimiz üretiyor, malzemelerimizi kendimiz tedarik ediyoruz. Bu sürekli bir yolculuk ve sürekli olarak bir şeyleri optimize etmeye ve geliştirmeye çalışıyoruz. Bu sebeple Paris’te bu ödüle layık görülmek bizim için inanılmazdı. Çünkü bu ödül Mykita’nın bir ürününe verilmedi, çok daha bütünsel bir yaklaşımla tüm çalışanlarımıza ve tüm ortaklarımıza verildi. 

Mykita koleksiyonlarında favoriniz olan güneş gözlüğü ve optik gözlükler hangileridir ve neden?
Bu soruyu yanıtlamak benim için çok zor, çünkü tek bir favorim olmadığını söyleyebilirim. Tek bir favorim olamaz çünkü bizim için portföylerimiz biraz da küçük bir aile gibidir. Pek çok farklı model var ve şu anda gerçekten sevdiğim ya da çok ama çok havalı bulduğum model, Berlin merkezli bir firmayla ile yaptığımız işbirliğinin ürünü. Bence gerçekten de arzu edilen bir model. Tasarımında çok güçlü bir duruşu var ve malzemesiyle dikkat çekiyor. Malzemesi bizim bir inovasyonumuzdur ve ilk olarak 2009 yılında pazara sunduk. Bu yüzden ürün, bu malzemeyi nasıl geliştirdiğimizi, süreçlerimizin nasıl geliştiğini gerçekten açıklamak için ideal bir örnek görevi görüyor. Berlin’deki ortağımızla bu ürün ile yeni bir estetiğe ulaştık. Yani bu ürün için aynı zamanda gerçek bir Berlin kutlaması gibi diyebiliriz.
Yeni yılla birlikte Mykita’dan sürpriz işbirlikleri, koleksiyonlar ya da açılışlar beklemeli miyiz?
Çok açıkça bizden sürpriz gelişmeler göreceğinizi söylemeliyim. Ama maalesef henüz detay veremiyorum. Ancak bizimle ilgili bir işbirliği ya da açılış olmasa da büyük bir haber verebilirim. Yeni bir binaya taşınıyoruz. Berlin’de yeni bir Mykita House bulduğumuz için gerçekten çok şanslıyız. Yeni bina şehrin merkezinde ve gelecek yıl Temmuz ayında taşınacağız. Yeni bina şu anda bulunduğumuz yerden yürüyerek sadece 10 dakika uzaklıkta. Gerçekten harika bir lokasyon olduğunu düşünüyoruz ve geleceğimiz için doğru bir adım attığımıza inanıyoruz. Bu taşınma bizim için gerçekten çok önemli çünkü house yani ev her zaman Mykita’nın manifestosu olmuştur.

Türkiye’de distribütörlüğünüz aracılığıyla temsil ediliyorsunuz. Bu işbirliğinizi ve Mykita’nın Türkiye pazarındaki konumunu nasıl değerlendirirsiniz?
Öncelikle, Türkiye’de bu harika ekibe sahip olduğumuz için çok minnettarız ve çok şanslıyız. İşbirliğimize 2008’de başladık, toptancı olarak müşterilerimiz oldular. Üç yıl sonra da distribütörümüz oldular. O zamandan beri gerçekten çok yakın çalışıyoruz, bir aile gibi bir aradayız. İşbirliğimizin her geçen yılı birbirimizi daha iyi dinlemeye, birbirimize yardım etmeye ve destek olmaya çalışıyoruz. Tüm ekibin buraya getirdiği tutkuyu ve bağlılığı gerçekten hissedebiliyorum. Bu benim için çok özel bir şey ve markaların Silmo İstanbul’daki bağımsız, büyük sunumla ne kadar güzel temsil edildiğini görmek ayrıca heyecan veriyor. İstanbul’a gelişimle birlikte yaklaşık 10 ya da 12 müşteriyi mağazalarında ziyaret ettik. Güzel bir sunum yaptık ve tüm mağazalar, müşteriler çok mutlu ve çok heyecanlıydı. Herkes gelecek hakkında konuşuyordu ki bunu çok önemli buluyorum. Onlar da nasıl daha iyi ortaklar olabileceğimizi ve birlikte büyüyebileceğimizi anlamak istiyorlar. Bence her şeyin bir şekilde daha da konsolide olduğu gözlük dünyasında, kendi benzersizliği ve estetiği olan güçlü bağımsız markalara sahip olmak çok önemli. Nihai müşterilere gerçekten en ideal şekilde hizmet sunmak için en iyi gözlükçülerle birlikte çalışmak da son derece önemli diye düşünüyorum.
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda sizi ilk kez aramızda görmekten çok mutluyuz. Son olarak 10. yaşını kutlayan Silmo İstanbul ile ilgili değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?
Biz de burada olmaktan çok mutluyuz. Fuarın ikinci günü İstanbul’a iner inmez Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirdiğiniz o görkemli geceye katıldık. Gerçekten tarih kokan o güzel binada harika bir konseptle mükemmel bir gece yaşadık. Bu sebeple biz de 10. Yıl dönümüzü kutluyoruz. Üstelik ilk kez katıldığım Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda da gerçekten harika bir organizasyona ev sahipliği yaptığınızı görüyoruz. Ekibinizle fuara ilk başladığınız yıllarda bu başarı sizin için belki çok net değildi ama sizler hayal etmeye ve inanmaya devam ettiniz. Üstelik coğrafi konumunuzla Avrupa’yı Orta Doğu ve Uzak Doğu ile birleştirmeniz de gerçekten harika. Silmo İstanbul’un 10. yılında artan ziyaretçisi ve katılımcısıyla büyük bir başarıya imza attığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Silmo İstanbul büyümeye ve ilgi toplamaya devam ediyor. Sizleri tebrik ediyoruz.

Aralık 2023