Beta Optik

BETA OPTİK

Daima Öncü

“Kuruluşundan beri destek verdiğimiz, belki de birçok meslektaşımız gibi kurucusu olduğunu hissettiğimiz bir organizasyon, Silmo İstanbul. Başarı hikayesini Novax’ınkinden çok farklı görmüyoruz.”

Merhaba Murat Bey… Beta Optik olarak son derece gelişmiş ve büyük bir tesisiniz olduğunu biliyoruz. Üretim sürecinizden ve kapasitenizden bahsedebilir misiniz?
Biz, Beta Optik olarak ülkemize gözlük camı üretiminde FreeForm teknolojisini getiren öncü firmayız. O dönemde, dünyada yeni yeni kullanılmaya başlayan yazılımla gözlük camı üretme yönteminin Türkiye’deki ilk uygulayıcısıyız. Geride bıraktığımız yıllarda teknolojiye her geçen gün daha fazla yatırım yaparak, sektördeki tüm rakiplerimizden daha erken kalkış yapmamızın bize verdiği avantajı daha da büyüttük. Markamızı teknolojiyle birlikte anılır hale getirdik. Bilimin ışığında harcanmış büyük emeklerle donatılmış bu algı, Novax’ı sadece ülkemizde değil tüm dünyada tercih edilen bir gözlük camı markası haline getirdi. Artık, bizim kendimize ait bir üretim kültürümüz var. Kendi standartlarımızı oluşturduk. Tüm bunlar, bir yandan meslektaşlarımızın kalite açısından tüm beklentilerini karşılarken diğer yandan da fiyat bakımından da kabuliyet arz eden bir ürünün, iş ortaklarımızın ticarethanelerine ulaşmasını temin etti. Özellikle son yıllarda daha rahat gözlenebilir hale gelen ama dediğim gibi arkasında çok uzun yıllara dayanan emeklerin olduğu başarımızın özeti bu şekildedir.

Beta Optik bünyesindeki markaların tamamı ülkemizdeki tesisinizde mi üretiliyor? Yurtdışında da üretimini yaptığınız markalar bulunuyor mu? Portekiz’deki fabrikanızın da yüksek kapasitede üretim yapabildiğini biliyoruz. Avrupa’da böyle bir tesise sahip olmanızdaki sebepler ve neden Portekiz?
Bildiğiniz gibi, sektörümüzün marka algısı bakımından dünya lideri Zeiss firmasıyla Türkiye pazarı için bir münhasır üretici/dağıtıcı anlaşması yaptık. Şu anda ülkemiz için neredeyse Zeiss ürün portföyünün tamamına yakınını, İstanbul’daki tesislerimizde Zeiss’in dünya üzerindeki tüm üretim noktalarıyla aynı standartlarda ve kalite seviyesinde ve yine Zeiss prosesleriyle üretmekteyiz. Bu üretimin bütün sertifikalandırılmaları ve periyodik olarak incelenmesi yine Zeiss tarafından yapılmaktadır. Bu gereksinimleri gerçekleyebilmek ve bu standartlara hiçbir özel prosedür uygulamadan rahatlıkla uyabilmek, geçtiğimiz yıllarda üretim sahasında ne kadar doğru şeyler yaptığımızı görebilmek için bize çok büyük bir fırsat olmuştur. Bu vesileyle, zaten yıllardır meslektaşlarımızdan gördüğümüz teveccühün yanına Zeiss gibi bir dünya devinin de teveccühünü eklemek bizim için ayrı bir onur ve gurur vesilesi olmuştur. Zeiss ile yaptığımız bu iş birlikteliğimizin ilerleyen dönemde kapsamının genişleyerek ve daha da güçlenerek devam edeceğine inancımız tamdır. İstanbul’daki üretimimize ek olarak, 2014’te kurduğumuz Portekiz’deki firmamızda 2018 yılında üretim yapmaya başlamıştık. Şu günlerde ise bu üretim tesisimizin kapasitesini artırarak, lojistik merkezlerine daha yakın bir yere taşımaktayız. Sanırım iki ay içerisinde tüm kurulumlarımızı tamamlamış ve artırılmış kapasitemizle üretime başlamış oluruz. Porto’daki üretim ve yönetim binamız Beta Optik’in Avrupa Birliği bölgesinin tamamının merkez üssü olarak planlanmıştır. İstanbul’daki fabrikamızdan Avrupa Birliği ülkelerine ihracat işlemlerinde yaşadığımız sıkıntılar, rakiplerimize karşı bizi tercih noktasında dezavantajlı duruma düşürecek bazı şartlar, bizi Avrupa Birliği sınırları içinde bir ülkede üretim tesisi kurmak durumunda bırakmıştır. Bu yolla, yıllardır ajandamızda bulunan “Her kıtada bir fabrika ve dünya markası olma” projemizin de ikinci ayağını gerçekleştirmiş olduk. Portekiz’deki fabrikamızın altyapısını, kapasitesinin hiçbir ilave zaman ve yatırım ihtiyacı olmadan mevcut halinin 3 katına çıkartılabilecek şekilde hazırladık. Önümüzdeki 2 yıl içerisinde zaten mevcutta olan Avrupa Birliği ihracatımızı, 28 Avrupa Birliği ülkesinin tamamına yayarak daha da büyütmeyi hedefliyoruz. Neden Portekiz sorusunun ise iki cevabı var. İlki, Doğu Avrupa ülkelerini saymazsak, Portekiz Avrupa Birliği sınırları içerisinde olup hali hazırda gelişmekte olan tek ülke ekonomisi. Bu yüzden yatırımcıların cazibe merkezi haline gelmiş bir pazar. İş gücü maliyeti diğer Avrupa ülkelerine göre daha düşük ve her şeyden önemlisi ülke yatırım almaya gönüllü. İkinci olarak ise Portekiz hem Avrupa Birliği’nin bir üyesi, hem de Latin Amerika’ya açılan çok önemli bir kapı. Bu özelliğiyle, Novax gibi dünyanın dört bir yanına ihracat yapan bir firmanın tercih sebebi olması çok doğaldır. Bu sebeple Avrupa’da fabrika kurarken Portekiz’i tercih etmemizin önemli nedenlerinden biri olmuştur.

20 yıldır uluslararası fuarlara katılarak ülkemizi ideal bir şekilde temsil ediyorsunuz. İhracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Toplam kaç ülkeye ihracat yapıyorsunuz?
Ben, şahsen fuarlara çok inanan birisiyim. Sizlerin de takip ettiği gibi kuruluşumuzdan bu yana neredeyse dünyanın tamamındaki optik fuarlarına katılım gösterdik. Senede 14 fuara katıldığımız yıllar oldu. Daha sonra hepsinin faydalarını ölçümleyerek, bu sayıyı altından kalkılabilir düzeye indirdik elbette. İçinde bulunduğumuz yıllarda sayıları 4-5’i geçmeyen, sektörün imza fuarları diyebileceğimiz organizasyonların tamamında Novax standlarını görebilirsiniz. Stand demişken, yıllardır sürdürdüğümüz ve hiç taviz vermediğimiz, fuar standlarımızın konsept, donanım ve tasarımlarının altını çizmeden geçemeyeceğim. 20 senedir, dünyanın neresinde düzenlendiğine bakmaksızın tüm fuarlara aynı konseptle katılım gösterdik. Bunun için çok ciddi bedeller ödedik ama günün sonunda, kalitesiyle gurur duyduğumuz ürünümüzün yanına bir de kuvvetli bir marka algısı eklemeyi başardık. İlk yıllar biraz zordu. Fuarlara katılım göstermemize rağmen istediğimiz adetlerde ihracat yapamıyorduk, ama bu zinciri dördüncü seneden sonra kırdık diyebilirim. Kaliteli bir ürünü makul fiyatla pazara sunduk ve bıkmadan usanmadan markamızı fuarlarda temsil ettik. 20 sene önce başlayan mücadelemizin bugün geldiğimiz noktasında, Novax camlarının ihraç edildiği 58 ülke var. Bu ülkeler arasında Amerika, Kanada, Fransa gibi optik sektöründe yüksek öneme haiz ülkeler olduğu gibi, 2 yıl önce ihracat projesini başlattığımız birçok Ortadoğu ve Afrika ülkesi de var. 2023 yılının ikinci yarısında Portekiz’deki genişletilmiş üretim tesisimizin devreye girmesi ve İstanbul’daki üretim hattımızın kapasitesini iki katına çıkaracağımızı hesaba katarsak, ihracat yaptığımız ülke sayısını bu senenin sonunda 100’ün üzerine çıkarmayı hedefliyoruz.

Türk markalarının çeşitli dünya ülkelerine distribütörlüklerinin olması tüm sektörü güçlendiriyor hem de gururlandırıyor. Novax markası bu konuda sektöre öncülük etti diyebiliriz. Hangi ülkelerde distribütörlüğünüz var?
Yukarıda belirttiğim gibi, şu anda ihracat yaptığımız ülke sayısı 58. Ama bu sayı çok dinamik. Her geçen gün artıyor. İnanın ülke isimlerini saydığımız günler bizim için çok gerilerde kaldı. Burada söylemek istediğim en önemli şey şu; biz eskiden tabiri caizse ülke ülke, kapı kapı dolaşıp müşteri arıyorduk. Şu anda Novax, farklı vesilelerle kendisine ulaşılan ve çalışılmak istenen bir marka haline gelmiştir. Hatta bazı ülkelerde birkaç firmanın Novax distribütörü olabilmek için mücadele ettiklerine şahit oluyoruz. Bazı ülkelerde birkaç opsiyondan birini seçmek durumunda kalıyoruz. İşte bizim kat ettiğimiz mesafe bu. İşte asıl üzerinde konuşmamız gereken şey bu. Elbette, yıllar önce tek Türk firması olarak katıldığımız fuarla, şimdi diğer meslektaşlarımızla katılıyor olmak, sizin de sorunuzda altını çizdiğiniz gibi, onlara öncülük etmiş olmak, bunun başarılabilir bir şey olduğu göstermek suretiyle onları cesaretlendirmiş olmak bizim en büyük gurur kaynağıdır. Dileriz Novax önümüzdeki süreçte, penetrasyonunu daha artırarak, diğer kıtalarda kuracağı yeni üretim tesisleriyle, sadece meslektaşlarımızın değil tüm Türkiye’nin gurur duyacağı bir dünya markası haline gelecektir.

Dünyanın en tanınmış cam markalarından Zeiss ile 2022 yılında iş birliği içerisine girdiniz. Bu iş birliği sürecinizden ve bundan sonraki dönemde Zeiss ile sunacağınız hizmetlerden bahsedebilir misiniz?
Öncelikle meslektaşlarımızdan ve tüm takipçilerimizden, Zeiss ile olan iş ortaklığımızı sıradan bir münhasır üretici ya da distribütörlük anlaşması olarak görmemelerini rica ediyorum. Zira bizim aramızdaki ilişkinin kapsamı çok daha farklı. Burada bir hedef birliği, burada bir ülkü birliği var. Finansal büyüklüklerinden bağımsız olarak, kaliteyi ve başarıyı kendisine şiar edinmiş iki firmanın başarı odaklı ve uzun süreçli bir projesidir bu. Beta Optik, Zeiss’e ait birçok ürünü, Zeiss’in kendisine ait üretim tesisleri dışında, dünyada üreten “ilk” üçüncü parti olmuştur. Bu, Zeiss’in hem bu projeye gösterdiği önemi hem de Beta Optik’in üretim kabiliyetine gösterdiği güveni açıkça ortaya koymaktadır. İleriye matuf, Zeiss tarafındaki ürün sayımızı süratle artırırken, Zeiss markasını ülkemizde hak ettiği yere taşımamıza yardım edecek çok farklı satış ve pazarlama faaliyetini hayata geçireceğiz. Bizim anlık ve sansasyonel başarılar yerine, altı doldurulmuş ve bir emek üzerine inşa edilmiş uzun soluklu ve kalıcı başarıları hassas ve titiz bir şekilde planladığımızı bilen meslektaşlarımız ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaktır.

İlk günden itibaren katılımcısı olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın on yıllık sürecini nasıl değerlendirirsiniz?
Benim için 4 your eyes ve Silmo İstanbul ayrılmaz parçalar. Hepsinin altında sizin çok uzun yıllara varan emekleriniz var. Çok doğru yapılmış işler var. Destek var, dayanışma var, çok kaliteli insan ilişkileri yönetimi var. Silmo fuarcılıkta bir dünya markası. Belki de Silmo ismi, sizin sektör tecrübenizi tamamlayan bir argüman oldu. Kuruluşundan beri destek verdiğimiz, belki de birçok meslektaşımız gibi kurucusu olduğunu hissettiğimiz bir organizasyon, Silmo İstanbul. Ne ara doğdu? Ne ara konuştu? Ne ara yürüdü? Anlayamadık doğrusu. Ama anladığımız bir şey var ki, eğer doğru işler yapıyor ve sektörünüzle alakalı dünyayı iyi takip ediyorsanız, bunların ışığında yürüyor ve çalışıyorsanız ortaya çok güzel sonuçlar çıkıyor. O yüzden sizin başarı hikayenizi de Novax’ınkinden çok farklı görmüyoruz biz. Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık. Novax’ın büyümesinde göz ardı edilemeyecek bir desteği vardır, Silmo İstanbul’un. Bu açıdan da Silmo İstanbul’a teşekkürü bir borç biliriz.

Dergimize verdiğiniz bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, “4 your eyes’ın” dijital yayına evrilmesiyle ilgili görüşünüzü öğrenebilir miyiz?
Dijital 4 your eyes’a gelince; neredeyse her şeyin dijital platformlara evrildiği günümüzde, çok iyi bir karar olmuş. Hem ulaşımı daha kolay hem de incelemesi. Dijital versiyonunu incelerken, basılı dergi zamanında okumadığım birçok kısmı okuduğumu fark ettim. 4 your eyes’a bundan sonraki yayın hayatında başarılar dileriz.

Mayıs 2023

You Mawo

YOU MAWO

Teknoloji Öncüsü

“Son teknoloji ile asla tatmin olmuyoruz. Bizi gelişmeye ve
daha da optimize olmaya iten motivasyon budur.”

You Mawo, gözlük sektöründe 3D baskının öncülerinden biri. Güney Almanya merkezli olarak 2016 yılında kurulan marka, hazırladığı koleksiyonlarıyla sadece kullanıcıları tarafından sevilmiyor, gözlükçüler tarafından da büyük saygı görüyor. ‘Made in Germany’ etiketini gururla taşıyan You Mawo’nun Kurucu Ortağı Sebastian Zenetti ile markanın kuruluşu, kullandığı teknolojiler ve üretim süreçleri hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Sebastian. You Mawo’yu kurmaya nasıl karar verdiniz? Temel motivasyonunuz neydi?
Başlangıçta, halihazırda piyasada bulunan tüm iyi markalarla rekabet edecek başka bir gözlük markası çıkarmayı planlamamıştık. Arkadaş çevremde, sadece hobi olarak birçok yeni teknoloji keşfediyorduk. Seyahatlerimizde, insanların farklı kültürlerde yaşamalarından dolayı son derece çeşitlilik göstermelerine rağmen sadece kitlesel pazar ürünlerini tükettiklerini fark ettik. Bu bizim ilham kaynağımız oldu. Birkaç yıl sonra, tüketiciler ve gözlükçüler için gerçek değer yaratacak benzersiz ve sürdürülebilir bir konsept sunmak amacıyla yeni teknolojileri kullanabileceğimiz You Mawo’yu kurmaya karar verdik. Bu bizim, ekibimiz, müşterilerimiz ve ortaklarımız için inişli çıkışlı olan inanılmaz bir yolculuğun başlamasını sağladı.

Markanız tamamen 3D baskılı gözlükler üretiyor. Bunun nedeni nedir? 3D baskının en önemli faydaları nelerdir?
Sadece 3D baskı odaklı olduğumuzu söyleyemem. 3D baskı veya ekli üretim (additive manufacturing) sadece bir araçtır. Şu anda Powder Bed Fusion (Toz Yatağı Füzyonu) adı verilen bir 3D baskı teknolojisi kullanıyoruz çünkü, bunun sürdürülebilir bir şekilde hafif, dayanıklı ve özelleştirilmiş ürünler oluşturmada mevcut olan en iyi teknoloji olduğunu düşünüyoruz. Daha fazla veya farklı avantajlara sahip başka bir teknoloji ortaya çıkarsa, onu kullanacağız. Genellikle bir teknoloji şirketi olarak görülüyoruz, ancak bizim için teknoloji sadece amaca ulaşmak için bir araç. Bizim asıl odak noktamız kullanıcılarımızdır.

Ekli üretim teknolojisi tam olarak nedir ve neden tercih ediyorsunuz?
Ekli üretim çoğu çağdaş üretim teknolojisinin aksine, malzemelerin birbiri üzerine eklendiği bir üretim teknolojisi olarak anlaşılmalıdır. Bu yaklaşım kaynak ve enerji açısından çok daha verimlidir. Elbette birçok farklı türde ekli üretim teknolojisi de bulunmaktadır. Biz, az önce de belirttiğim gibi çok ince bir poliamid tozunun lazer kullanılarak eritilmesini ve ardından katmanlar halinde uygulanmasını içeren Toz Yatağı Füzyon teknolojisini kullanıyoruz. Bizim sistemimiz için yüz adet aynı gözlük mü yoksa yüz adet tamamen benzersiz gözlük mü yaptığınızın hiçbir önemi yok. Bu da talep üzerine üretime ve özel parçalar yapmaya odaklanmanızı sağlıyor. Ayrıca kalan tozun çoğunu geri dönüştürebiliyoruz, bu da geleneksel üretim süreçlerinden çok daha az atık ürettiğimiz anlamına geliyor.

3D baskılı gözlüklerin temel özellikleri nelerdir?
Geleneksel asetat gözlüklerden yüzde otuz daha hafif ve asetat üretiminin bıraktığı karbon ayak izinin sadece üçte biri ile hem daha dayanıklı hem daha çevre dostu. Bu yöntem ile gözlük yapmak sürdürülebilirlik için ideal bir yol.

Gözlük tasarımlarınız daha temel bir tasarıma sahip prototip çerçevelere dayanıyor. Bu tam olarak ne anlama geliyor?
Tasarım süreci, tahmin edeceğiniz gibi kalem ve kağıtla başlar. İki tasarımcımız temel tasarımı oluşturuyor ve bu tasarım daha sonra kendi özel yazılımımızı kullanarak parametrelendirilmiş bir 3D tasarıma dönüştürülüyor. Daha sonra bu tasarımı hedef pazarımızın taramalarına yerleştirerek deneyebiliyor ve ardından optimize edebiliyoruz. Bundan sonra, ilk birkaç modeli gerçekten bastığımız prototiplemeye başlıyoruz. Tasarımcılarımızın deneyimi ve yazılımımızı kullanarak yaptığımız optimizasyon sayesinde, bu adımdaki sonuç genellikle nihai ürüne çok yakındır. Sonunda, yazılım departmanımız bir kez daha üzerinden geçiyor ve hedef pazarımız için verilerimize dayanarak ortalama bir yüz şekli hesaplıyor ve bunu daha sonra tasarımın ince ayarını yapmak için kullanıyoruz.

Tüm bu aşamalardan sonra gözlükleriniz daha da özelleştirilebiliyor mu?
Çoğu zaman gözlükler standart formlarında zaten yüze oldukça iyi oturacaktır. Müşterinin yüz şekli ortalamanın biraz dışındaysa veya müşteri gerçekten mükemmel boyutta bir gözlük istiyorsa, gözlükçü bir iPad kullanarak müşterinin yüzünü tarayabilir. Bu sayede tasarımı müşterinin yüzüne tam olarak uyacak şekilde ayarlayabiliyoruz.

Üretimi Almanya’da sürdürmek sizin için neden önemli?
You Mawo’yu 2016 yılında Konstanz’da kurduk ve merkezimiz hala orada. Genel olarak bakıldığında Almanya’nın katı talepleri olduğunu iddia edebilirsiniz, ancak bunu gerçekten bir engel olarak görmüyoruz. Aksine, daha yüksek standartları zorlamak ve sağlam bir kalite standardı oluşturmak için bir fırsat olarak görüyoruz.

Almanya’da üretim yapmanın size rekabet avantajı sağladığını söyleyebilir miyiz?
‘Made in Germany’ uluslararası pek çok pazarda insanlar için çok şey ifade ediyor. Made in Germany etiketini taşımaktan keyif alıyoruz ve bu etiketin itibarını şekillendirmede aktif olarak rol aldığımız için gurur duyuyoruz.

İhtiyaca dayalı, yerel bir üretim konseptiniz var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Geleneksel üretim teknolojileri neredeyse her zaman seri üretim için tasarlanmıştır. Gözlüklerin üç ila on iki ay veya daha uzun bir teslim süresiyle çok sayıda üretilmesi gerekiyor. Optik sektöründe yüzde otuz aşırı üretim söz konusu; üretilen her üç gözlükten biri asla satılmıyor. Bizim için üretim döngülerimizde bireysel modellerin sayısı önemli değil. Talep üzerine üretim yapabiliyor, yeni trendlere hızla tepki verebiliyoruz. Hatta bölgesel ihtiyaçlara ve özelliklere bu sayede rahatlıkla uyum sağlayabiliyoruz. Bu da aşırı üretim riskinden kaçınmamızı sağlarken fiyatlandırma konusunda bize yardımcı oluyor.

Yerel üretim konseptinizi daha da genişletmeyi ve merkezi olmayan üretimi hedefliyorsunuz. Sebeplerini öğrenebilir miyiz?
Gözlük pazarı, merkezi üretimle moda endüstrisi gibi organize edilmiştir. Burada üretimin Almanya’da, İtalya’da ya da Çin’de olması hiç önemli değil. Ürün tek bir yerde üretiliyor veya monte ediliyor ve daha sonra merkezi bir yere gönderiliyor. Oradan da dünyanın her yerindeki gözlükçülere dağıtılıyor. Biz ise bunu değiştiriyoruz. Pazar yeterince büyük olur olmaz yerel bir üretim merkezi kuracağız ve o pazarda, o pazar için üretim yapacağız. Bu, kalite standartlarımızı garantilerken tedarik zincirlerini kısa tutmamızı sağlayacak. Bu sebeple ürün geliştirmenin yanı sıra veri egemenliğini de Almanya’da tutuyoruz. Sonuç olarak, burada sahip olduğumuz katı veri koruma kurallarını da uygulamış oluyoruz. Her şey buradan vergilendiriliyor ve izleniyor.

Halihazırda %100 karbon nötr durumdasınız. Sürdürülebilirliği daha da artırmayı düşünüyor musunuz?
Evet, elbette düşünüyoruz. Her işletme sürdürülebilirliği kendi Dna’sının derinliklerine yerleştirmeli ve bu konuda her zaman daha iyi olmanın yollarını düşünmelidir. Örneğin 2021’den beri biz de “plastik pozitif” olduk. Plastik kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmakla kalmıyor, aynı zamanda okyanuslardan daha fazla miktarda plastik çıkarıyoruz. Bu da bizi sadece karbon nötr değil, karbon negatif yapıyor. Temel olarak, son teknoloji ile asla tatmin olmuyoruz. Bizi gelişmeye ve daha da optimize olmaya iten motivasyon budur.

Piyasaya sunduğunuz koleksiyonlarınızın genel özelliklerinden bahsedebilir misiniz? Yeni seriniz tasarım açısından diğerleri ile ortak noktalara sahip mi
You Mawo olarak çeşitlilik gösteren kullanıcı tiplerine ve tarzlara yönelik sunduğumuz dört temel koleksiyonumuz var. Bold Koleksiyonu daha cesur ve kalın çizgileri seven karakterler için hazırlandı. Fineline Koleksiyonu ise çok yönlü bir seri. Poliamidden yapılan ön yüzler, camlar olmadan yaklaşık bir kağıt parçası ağırlığındadır; bunun için kendi patentli menteşemizi geliştirdik. Design Lab yeni ve yaratıcı fikirler için geliştirdiğimiz bir havuz gibidir ve genç nesil için Young Mawo Koleksiyonumuz var. Yeni sunduğumuz güneş gözlüğü koleksiyonumuz ise bu dört temel serinin tasarımsal izlerini taşıyor olsa da kendine özgü bir ruha sahip ve kesinlikle pazardaki iddiamızı yansıtıyor.

Yıllar içinde koleksiyonlarınızdan çıkardığınız modeller oldu mu?
Kural olarak, koleksiyonları kompakt tutmak için tasarımların aşamalı olarak kaldırılmasına izin veriyoruz. Bununla birlikte tüm verileri saklıyoruz. Bu sayede bir müşteri beş yıl sonra geri gelirse, modelini sorunsuz bir şekilde yeniden üretebiliriz. Aynı renkler konusunda ise herhangi bir garanti veremesek de bu çok kötü bir şey değil. Sadece en sevdiğiniz modeli yeni bir tonda alacağınız anlamına geliyor.

Kaynak: Favrspecs

Mayıs 2023

Akademi Optik

AKADEMİ OPTİK

Kaliteli Hizmet

“Silmo İstanbul’un devamlılığın sektörümüze büyük katkılar
sağlayacağına inanıyorum.”

Merhaba Ramazan Bey, Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba ben Ramazan Şahin. Akademi Lens Optik Balmumcu şubesi kurucu ortaklarından biriyim. Optik sektörüne yaklaşık on iki-on üç sene önce, optisyenlik bölümünü okuyarak başladım. Yıllarca kurumsal ve şahıs optik mağazalarında çalıştıktan sonra, ortaklarımızla birlikte kendi mağazamızı açma fikrini gerçekleştirdik.

Mağazanızı açmaya nasıl karar verdiniz? Kurulma aşamanızdan söz edebilir misiniz?
Üç optisyen arkadaşımla beraber kendi profesyonel bakış açımızı yansıtabileceğimiz, tamamen yüzde yüz müşteri memnuniyeti odaklı, insanların günümüzde özlemini çektiği esnaflık anlayışını koruyarak, son teknoloji odak ölçüm ve cam kesme makineleri ile en kaliteli hizmeti vermek üzere Balmumcu’daki Akademi Lens Optik’i açma kararı aldık. Uzun yıllar farklı firmalarda çalıştıktan sonra, kendi tecrübelerimizi değerlendirmek ve farklı bakış açımız ile hizmet anlayışımızı kendi mağazamızda değerli müşterilerime sunmak istediğimizden dolayı böyle bir karar aldık. Mağazamız, alanında birbirinden başarılı iç mimar ve mobilya dekorasyon firmaları tarafından özel olarak tasarlandı.

Mağazanızı hangi vizyon ve hedeflerle açtığınızdan bahsedebilir misiniz?
Dünyanın en önde gelen optik ve güneş gözlüğü markaları ile çalışma isteğimizi gerçekleştirerek, birbirinden değerli butik ürün portföyü oluşturduk. Ülkemizde kaybolmaya yüz tutan o samimi ve esnaflık anlayışını koruma hedefimiz ile müşterilerimizi kendi ailemizin birer üyesi olarak kabul ediyoruz.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Evet, hemen hemen her segmentte ürünlere yer vermeye gayret ediyoruz. Birçok kişinin bütçesine uygun ürün portföyümüz mevcut. Ağırlıklı olarak orta ve üst grup ürünler diye adlandırdığımız dünyanın en kaliteli seçkin markaları ile birlikte günlük olarak kullanılabilen geniş ürün yelpazemiz bulunmaktadır. Popülerliği yüksek olan ve insanların çok tercih ettiği titanyum markaları ürün gruplarında geniş stoğumuz ile İstanbul’da en iddialı optik mağazalardan birisiyiz diyebilirim.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
En çok satış yaptığımız optik markaları; Lindberg, Mykita, Silhouette, Lunor, Tom Ford, Markus T ve diğer dünyaca ünlü moda markalarıdır. Güneş gözlüğü markalarında ise Tom Ford, Prada, Versace, Dolce&Gabbana, Killian, Rayban en çok satışını yaptığımız markaların başında geliyor.

Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Optik gözlüklerinde ergonomik tasarımı ile insanları en çok memnun edecek ürünleri seçmeye gayret ediyoruz. Güneş gözlüklerinde ise moda markaları arasında en trend ürünleri stoğumuzda bulundurarak güncel kalmaya çalışıyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet insanların tercihlerinin yıllar geçtikçe değiştiğini tecrübe ediyoruz. Designer markalar oldukça popüler. İnsanların klasik modellerden sıkılıp yeni ve farklı tasarım olan gözlüklere yönelmesini anlayıp kendilerine birçok tasarım marka ve modellerimiz ile hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz. Günümüzde her anlamda yenilenen bilgi çağında, değişime ayak uyduramayan maalesef bir adım geride kalıyor.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış yapmak herkesin başarılı olduğu bir konudur. Fakat ülkemizde hangi sektör olursa olsun satış sonrası hizmetlerde maalesef başarı oranı düşüktür. Kendi müşteri kitlesini koruyarak elinde tutmak isteyen işletmeler, müşterilerine satıştan daha çok satış sonrası hizmete önem vermesi gerekiyor. Bizim empati yaparak en hassas olduğumuz konu budur. Müşterilerimiz mağazamızdan kesinlikle mutsuz ayrılmamalı. Yok diye bir şeyin olmadığını kabul edip, tüm müşterilerimizi hangi konu olursa olsun mutlu etmek ilk hedefimizdir.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Mağazamızda düzenli bir şekilde özel günlerde kampanyalar oluşturuyoruz. Aynı zamanda gelenekselleşen ‘Yaza Merhaba’ sloganıyla her sene Mayıs ayında kokteyl ve müzik resitali sunuyoruz. Bu kampanya ve etkinliklerimizi kullanmış olduğumuz bilgisayar programı ve sosyal medya aracılığıyla değerli müşterilerimizi bilgilendiriyoruz.

Bir optik mağazanın vitrin düzeni ve iç tasarımını sizce satışlarda nasıl bir rol oynuyor? Siz bu unsurları hazırlarken nelere dikkat ettiniz?
Herkesin atladığı durum olan kolay bakış açısı ve insanların en çok vakit geçirebilecekleri iç tasarımı oluşturmak için kendinize şu soruyu sormanız gerekir: Ben olsaydım mağazaya girdiğimde ilk gözüme çarpan yer neresi olurdu? Mağaza içerisinde ilk dikkatimi çekecek can alıcı reyon neresi olabilir? Eski anlayışın devam ettiği mağazalara önerim de şu olmalı, görsel hafızası güçlü milletlerden biriyiz. Genel olarak izlemeye odaklanmış bir toplum olduğumuzdan dolayı vitrinlerimizde kalabalık stok tutmak yerine sade, az ama etkileyici modellerle birlikte dijital olan görsel çalışmalardan faydalanabiliriz.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat olarak pahalılık anlayışından uzak duruyoruz. Ürünlerin kaliteli servislerimizin karşılığı olabilecek optimum fiyatlarda olması gerektiği anlayışındayız. Bir ürün ne çok uygun olmalı ne de çok pahalı olmalı. Dikkat ederseniz pazaryerlerinden bir telefon satın alacağınız zaman bile çok aşırı fiyat farkları yok. Fiyatları piyasa fiyatların ortalamasında tutup, kendi servis kalitemiz ve etkili hizmetlerimiz ile tercih edilmekten yanayız. Herkes bir ödeme yapar fakat konumumuzdan dolayı etkili olduğunu düşündüğüm bir fikir de şu; eğer kaliteli bir ürün almak isterseniz, en iyi hizmet ile birlikte almak istersiniz. İşte bizim ülke genelinde en iddialı olduğumuz durum da kaliteli hizmetimizdir.

Sektöre hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Dünya genelinde yaygın olan optometrinin ülkemizde de faaliyet göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Maalesef çoğu göz hastanesi sektörümüzü ticari olarak değerlendirdiğinden, orta-alt kesim insanların güveni kırılıyor ve muayene sürelerini uzatıyor. Ülke ekonomisi ile de bağlantılı olarak, genelde yılda bir gözlük değiştiren insanların bu durumu biraz daha uzamak zorunda kalıyor. Sosyal hizmet güvencelerinin artırılarak insanları daha sık göz kontrol muayenesine ve alışverişe sevk etmek gerekir diye düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Tabii ki, en güncel ürünler ve bilgiden mahrum kalmamak adına dijital cihazlar ve teknoloji gibi bizlerin de güncel kalması için sektörümüzle ilgili gelişmeleri sürekli olarak optik fuarlara katılım sağlayarak takip ediyorum.

17-20 Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Yine harika bir fuar geçirdik. Müthiş bir katılım oranı olduğunu fark ettik. İnsan Silmo İstanbul’a katıldığında zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor ve dolayısı ile her gün ziyaret etme gereği duyuyor. Silmo İstanbul’un devamlılığın sektörümüze büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum.

2023 yılı itibarıyla dijital ortamda yayınlanmaya başlayan 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
İnsanlar dijital dünyaya ayak uydurmuş durumda. Dijital ortamlar yaş farkı olmaksızın hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu sebeple daha hızlı erişmek adına dijital ortamda bulunmanızı destekliyor ve başarılarınızın devamını diliyorum.

Mayıs 2023

Kılıç Optik

KILIÇ OPTİK

Güven ve Kaliteli Hizmet

Bu yıl Silmo İstanbul’da farklı tasarımlara ve çizgilere sahip butik markaların standlarını ziyaret etme fırsatı bulduk. Yeni markalarla anlaşma sağlayıp bünyemize kattık.

Merhaba Zeki Bey. Öncelikle sizleri biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba… Ben Zeki Kılıç, 1955 Sivas doğumluyum. Evli ve üç çocuk babasıyım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun olduktan sonra Sağlık Bakanlığının açtığı kurs ile gözlükçülük diplomasını aldım. Baba mesleği olan kuyumculuğun yanı sıra 1980 yılında Kılıç Optik isimli mağazamı açarak optik sektörüne giriş yaptım.

Kılıç Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz? 42 yıllık köklü bir mağaza olduğunuzu biliyoruz. Kaç kuşaktır sektöre hizmet vermektesiniz?
Kılıç Optik’i 1980 yılında açtık ve müessesemiz hep yeniliklerle öne çıkmıştır. 1982 yılında Türkiye’ye gelen 10 şablonlu Weco otomatik makineden birisini Sivas’a getirerek başlayan hizmet ve kalite anlayışımız ilk şablonsuz makine, ilk matkaplı makine ve en son 2022 yılında Essilor Mr. Blue Sport Edition ile devam ederken, görüntüleme, odak alma cihazlarında Fotocentron ile başlayan öncülüğümüz Armani-T, İmotion Center ve son olarak Türkiye’ye 2022 yılında giriş yapan sadece iki cihazdan birisi olan Hoya Visureal Master ile devam etmektedir. Çerçeve ve cam konusunda da aynı şekilde kalite ve yeniliği ön planda tutan anlayışla hizmet vermekteyiz. Birinci kuşak olarak Sivas mağazamız iki şube ile devam ederken, ikinci kuşak olarak küçük oğlum 1993 yılından beri Balıkesir Bandırma da kurduğumuz Selçuk Optik ile sektöre hizmet vermektedir.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek ve beklenen talepten fazlasını karşılayabilmek için mağazamızda her gruptan ürün bulundurmaya özen gösteriyoruz. Yediden yetmişe her yaşa ve her zevke uygun güneş ve optik ürünler sunabilmek için ürün yelpazemizi her geçen gün yenilenen özgün model ve markalarla genişletiyoruz.

Sivas’ta birçok önemli optik mağaza yer alıyor. Bu durum bir rekabet oluşturuyor mu? Ne gibi önlemler alıyorsunuz?
Tam aksine diğer optik mağazalarının bulunması kalitemizi ve farkımızı daha iyi ortaya koyabilmemizi sağlıyor. Rekabeti çok etik bulmuyoruz. Meslekteki kırk ikinci yılımıza rekabet ederek değil müşterilerimize verdiğimiz karşılıklı güven ve kaliteli hizmetimizle ulaştık. Maalesef rekabet uğruna dürüstlük ve kaliteden ödün veren firmalar sektörümüze her geçen gün zarar veriyorlar. Bu durum sektörümüzün hak ettiği saygınlığı yitirmesine sebep oluyor.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Müşterilerimize en doğru ürünü sunabilmek için birçok markayı bünyemizde bulunduruyoruz. Optik gözlükler de Burberry, Guess, Flair, Tom Ford, Lacoste, Alexander Wintsch, Motivum, Silhouette… Güneş gözlüklerin de ise Prada, Oliver Peoples, Miu Miu, Persol, Versace, Franco Vital, 40 Million, Ermenegildo Zegna, Swarovski en çok talep gören ve müşterilerimiz tarafından beğenilen markalarımız arasında yer alıyorlar.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Designer markaları sürekli olarak yakından takip ediyoruz. Gözlük ihtiyaç olduğu kadar aksesuar özelliğiyle de talep gördüğü için ikisini bir arada sunmak adına kalitesi ve tasarımıyla kendini ispatlamış dünya çapında designer markaların yanı sıra, daha özgün modeller sunan butik markaların ürünlerine de mağazamızda yer veriyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Biz Kılıç Optik ailesi olarak satış sonrası hizmetler konusunda mükemmelliği hedefliyoruz. Misyonumuz gereğince satış sonrası hizmetlerimiz ile müşterilerimizin vazgeçilmezi olmak için her zaman çalışıyoruz.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Cadde mağazalarında müşteri portföyümüzün çeşitliliğini ve yoğunluğunu daha iyi gözlemleyebiliyoruz. Bu açıdan cadde mağazalarının daha orijinal bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyoruz. Müşterilerimiz tarafından kolay ulaşılabilir bir lokasyonda olmak her zaman önceliğimiz olmuştur.

Sektöre hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde gözlük kullanma kültürü henüz yeni yeni oturmaya başladı. Avrupa’da daha nitelikli camlar daha yaygın ve bilinçli kullanılırken ülkemizde bu durum biraz daha farklı. Her üç çocuktan birinde görme kusuru olduğunu düşünürsek göz muayenelerinin erken yaşta ve daha sık periyotlarla yapılmasının faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu konuda ebeveynlerin daha bilinçli davranması gerekmektedir. Müşterilerimize göz sağlığının önemini ve kullanmama halinde gözünde oluşabilecek problemlerle birlikte hastalıkları detaylı bir şekilde açıklayıp gözlerinin durumuna bağlı olarak hangi nitelikte gözlük ve gözlük camları kullanması gerektiği hakkında bilgi vermek, onları gözlük kullanmaya teşvik edecektir. Bu görevi herkesten önce doktorlarımıza ve biz optik müesseselerine düşmektedir.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Yeterli olduğu söylenemez. Teorik olarak günümüz gelişen teknolojisinde eksik yanlarımızın olduğunu düşünmekteyiz. Çalışanlarımıza online eğitim programlarına katılıp kendilerini geliştirmeleri yönünde destek sağlıyoruz.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Yurtdışında yapılan optik fuarlarını ve gelişmeleri internetten ve sosyal medya üzerinden yakından takip ediyoruz. Çünkü fuarların markaları, koleksiyonları, ürünleri, son teknolojileri ve en yeni trendleri gözlemlememiz açısından büyük önemi olduğunu düşünüyoruz.

17-20 Kasım 2022 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Çok keyifli geçen bir fuar oldu. Bizler de Kılıç Optik olarak Silmo İstanbul Optik Fuarı’na katılım sağladık. Kendi açımızdan dolu dolu geçen bir fuar oldu. Birçok dünya markasını mağazamızda bulundurduğumuz için çok daha farklı tasarımlara ve çizgilere sahip butik markaların standlarını ziyaret etme fırsatı bulduk. Yeni markalarla anlaşma sağlayıp bünyemize kattık. 2023 yılında fuar alanının daha büyük bir alanda yapılacağını duyduk. Bunun çok doğru bir karar olduğunu düşünüyoruz. Silmo İstanbul’a ilgi oldukça fazla olduğu için alanın genişletileceğini duyduğumuz için memnunuz. Önümüzdeki yıllarda fuarın giderek daha da güzel olacağını düşünüyoruz ve sabırsızlıkla yeni modeller ve markaları keşfetmeyi bekliyoruz.

2023 yılı itibariyle dijital ortamda yayımlanmaya başlayan 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizi yıllardır ilgiyle takip ediyoruz ve çok başarılı buluyoruz.  Sektördeki gelişmeleri, gözlük modasını, trendleri sizlerin sayesinde yakında keşfetme fırsatı buluyoruz. Dijital ortama geçmenizin kesinlikle çok doğru bir karar olduğunu düşünüyoruz. Derginizin dijital ortamda yayınlanması günümüz dünyasında dergiyi daha ulaşılabilir kılacaktır. Sektörümüze sunmuş olduğunuz hizmet gerçekten çok kıymetli. Kılıç Optik olarak 4 your eyes ailesine teşekkür eder başarılarınızın devamını dileriz.

Nisan 2023

Göral Gözlük

GÖRAL GÖZLÜK

İdeallerin İzinde

“Silmo İstanbul’un farklı kültürleri, toplumları bir araya getirerek üretici firmalar için de tedarikçi firmalar için de yüksek önem arz ettiğini düşünüyorum.”

Merhaba Nazlı Hanım, bize kendinizden bahseder misiniz? Optik sektöründe çalışmaya ilk olarak Göral Gözlük’le mi başladınız?
Merhaba, ben idealleri olan, bu ideallerini gerçekleştirebilmek adına adım atmayı başarabilen ve maksimum başarıyı elde edebilmek için efor düzeyini her zaman en yüksekte tutmayı hedefleyen kadınlardan biriyim. Öncelikle küçük yaşlarımdan beri gözlüğe merakım oldukça fazlaydı. Fabrika ve üretim ağına geçmeden önce bu sektörde en iyisi olmanın yollarını arayarak türlü araştırmalara giriştim. Gözlük çerçevesi üretiminde öncü ülkelerden biri olan Çin’e gittim ve bu doğrultuda çeşitli fabrikalara giderek çeşitli araştırmalar yapmak adına iki yıl Çin’de kaldım. En sonunda ise bu merakım ve araştırmalarımı harmanlayarak ülkeme döndüm. Türkiye’deki yerli üretime katkıda bulunmak isteği de sektörde uzmanlaşmak adına cesaretimi daha da kuvvetlendirdi. 2003 yılında başladığımız bu serüven benim ve tüm çalışma arkadaşlarımın yeterli azmi ile harika sonuçlar doğurdu. Günümüz toplumunda kadının konumu, istihdam sağlayabilmesi, kendi ayakları üzerinde durabilmesine her zaman ufak da olsa katkım olsun istedim. Bu bağlamda şirketimizin yüzde seksen oranında kadın çalışan kapasitesi oluşturmasını başardım. İdeallerimin doğrultusunda ilerleyerek Ankara’da gözlük üretimi konusunda en iyi firma olmayı başardık.

Büyük bir tesise geçiş yaptığınızı biliyoruz. Üretim faaliyetlerinizden ve tesisinizin işleyişinden bahsedebilir misiniz?
Hali hazırda metal gözlük çerçevesi imalatı yaptığımız tesisimizden, müşterilerimizden devamlı aldığımız talep üzerine TR-90 üretimi yapabileceğimiz daha büyük bir tesise geçiş yaptık. Üretime başlamamızla birlikte yüksek talep ile ihtiyaç duyulan hemen hemen her çeşit, model gözlüğü hızla üretmeye ve ulaştırmaya devam ediyoruz. Daha büyük bir tesise geçtiğimiz için daha fazla istihdam sağladık. Dolayısıyla çalışma arkadaşı sayımız oldukça arttı ve her biri de etkili çalışma koşullarında muazzam işler yaratıyor.

Firmanıza ait tüm markaların üretimi tesisinizde mi yapılıyor? Kendi markalarınızın dışında ithal ettiğiniz markalar da var mı?
Gözlük sektörü Türkiye ve dünyada trend olmak anlamında üst seviyelerde görüldüğü için ve işimizi tam anlamıyla eksiksiz yapabilmek için her markamıza ayrı özen göstererek çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Firmamız bünyesinde toplam on bir marka mevcuttur.

Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Avva, Tommy John, Nar’s isimli markalar ithal ettiğimiz ve üst segment gözlük olarak nitelendirdiğimiz gruptur. Modern ve genç kesime hitap eden yüzden fazla koleksiyonumuz mevcuttur. Her bir gözlük modelini bizzat ithal ettiğimiz ülkeye giderek, üretim yerini görerek ve en önemlisi her bir modeli bizzat seçerek ülkemize getirtiyorum. Yerli markalarımız Gemmar, Vivera, West Gate Dfarni ve Luciano Gatto. Bu markaların üretimi kendi fabrikamızda gerçekleşmektedir. İlk formu tel olarak Çin ve İtalya’dan ithal edilen fakat sonrasında Ankara’daki fabrikamızda şekillen-dirilip, modaya ve taleplere uygun gözlükler haline getiriliyor. Tesisimizde ürettiğimiz bu markalar her yaşa hitap eden sayısız modelleriyle ve uygun fiyatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir profil oluşturmaktadır.

Markalarınıza ait koleksiyonları belirlerken önceliğiniz nedir? Ürünlerinizi tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
Koleksiyonları oluştururken önceliğim kesinlikle taleplere uygun ve ihtiyacı karşılayacak düzeyde çerçeveler seçmektir. Kendi ekibimle koleksiyon oluştururken herkesin fikrine uygun piyasaya hitap eden nitelikli parçaları bir araya getirmeyi hedefliyorum.

Ürünlerinizi birçok ülkeye ihraç ettiğinizi biliyoruz. Yurtdışı satışlarınızı güçlendirmek için hangi tanıtım faaliyetlerini tercih ediyorsunuz?
Yurtdışı satışlarımızda süreci Dış Ticaret Departmanımızla birlikte yürütüyoruz. Ürünlerin paketlenişinden, teslimatı yapacak firmaya iletilmesinden, ürünün teslim alınmasından ve memnuniyetinden sorumlu olan bu departmanımız; her firmaya 7/24 iletişim desteği sunmaktadır. Bizim işimizin en önemli süreci ürünler teslim alındıktan sonra başlar. Bunun sebebi firma olarak benimsediğimiz mottomuzdur; “En büyük reklam referanstır.”

Her geçen yıl kapasitesini daha da arttıran bir üretici firma olarak, yatırımlarınız için devletten gerekli desteği alabiliyor musunuz? Beklentileriniz nelerdir?
Biz Göral Gözlük olarak hali hazırda aktif müşteri portföyü ve her geçen gün büyüyen üretim ağı olan bir firmayız. Devletten hiçbir destek almıyoruz. Devletimizin üretim için daha da teşvik edici çalışmaları muhakkak olacaktır. Bunların genişletilmesini talep ediyoruz.

Daha önceki röportajımızda Arge ve inovasyona önem verdiğinizden bahsetmiştiniz. Göral Gözlük’ü yeni dönemde bekleyen yenilikler ve hedeflerden bahsedebilir miyiz?
Bizler Arge çalışmalarına konsantre olup daha yaygın talep gören bu projeleri de destekleyip ürünlerimizi daha kaliteli ve daha nitelikli forma bürümeyi hedefliyoruz. Yenilikçi bir yaklaşım muhakkak ki her oluşumu çok daha ileriye götürecektir.

Sektöre yatırım yapan bir firma olarak sektörün gelişimi hakkındaki düşünceleriniz ve beklentileriniz nelerdir?
Pandemi sürecinde bile üretim kapasitesi herhangi bir sekteye uğramayan nadir firmalardan olarak şunu söyleyebilirim ki; sektörün hep çok daha kaliteli ve çok daha yenilikçi modellere ihtiyacı olacaktır. Firma olarak sektöre şekil veren bir yapımız olduğunun farkındayız. Farkındalığımızı hep dahası için çalışarak somut bir hale getirmek bizlerin en temel motivasyon kaynağıdır.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Başlangıcından bugüne ciddi işlere imza atılan bir fuar olduğunu düşünüyorum. Silmo İstanbul’un farklı kültürleri, toplumları bir araya getirerek üretici firmalar için de tedarikçi firmalar için de yüksek önem arz ettiğini düşünüyorum.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginiz 4 your eyes’in sektörde Türkiye ve dünyada güncel haberlerin takibini sağlayabilmek adına başarılı bir yayın olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda dergi okuyucularını yine sektörde tanınan veya tanınmakta olan birçok firmanın gelişimi ve yenilikleri konusunda bilgilendirdiğinin farkındayım. Dergi, gazete gibi unsurların internetin gelişimi habere ulaşma hızımıza göre evrilip dijital yayınlar oluşturması bizleri mutlu eder. Çünkü doğru bilgiye ulaşmak için güvenilir bir profil çizen 4 your eyes’in sıkı bir takipçisiyim. Başarılarınızın devamını dilerim.

Nisan 2023

Matsuda

MATSUDA

Moda Sanatla Buluşuyor

Matsuda’yı gözlük dünyasına on iki yıl önce yeniden kazandıran Ceo James Kisgen ile markanın geçmişi, güncel faaliyetleri ve gelecek hedefleri hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Japon tasarımcı Mitsuhiro Matsuda tarafından kurulan moda markası, 1990’lı yıllarda faaliyetlerine son verdiğinde, başta markanın takipçileri olmak üzere moda çevreleri büyük hayal kırıklığı yaşamıştı. Yıllar içerisinde değişen trendler ve değişen müşteri taleplerine rağmen Matsuda’ya duyulan özlem azalmamıştı. Özellikle markanın Japonya’da usta el işçiliği ile titizlikle üretilen optik ve güneş gözlüklerinin çoğu koleksiyonerler tarafından yüksek talep görmeye devam etti. Matsuda’nın sönmeyen bu ışığının yeniden moda severlerle buluşması ve markanın kendisi için yeni bir sayfa açması ise 2011 yılına denk geliyor. Başarılı iş insanı James Kisgen, Mitsuhiro Matsuda’nın efsanevi markasına yeni bir soluk getirerek, Matsuda’yı moda dünyasıyla 2011 yılında yeniden buluşturdu. Matsuda’nın Ceo’su James Kisgen ile markanın geçmişi, güncel faaliyetleri ve gelecek hedefleri hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

James, bu röportajı yapma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler. Şu anda nerede, neler üzerinde çalışıyorsunuz?
Sizinle bu röportajı yapmak benim için zevk. Asıl ben teşekkür ederim. Ailemi büyüdüğüm yer olan Atlanta, Georgia’ya taşıdım. Kısa bir süre önce burada bir tasarım stüdyosu açtık ve yeni stüdyoda ekip oluşturmak için çalışıyorum. Geçtiğimiz yıl Los Angeles’ta ve Avrupa’da daha büyük ofislere taşınmıştık ve şimdi de büyümek için daha fazla alan sağlamak amacıyla Japonya ofisimizi daha büyük bir binaya taşıyoruz. Çok sayıda projemiz var ve her şeyin üstesinden geldiğimizden emin olmak için çok yoğun çalıyoruz. Tüm bu süreçten son derece memnunum.

Matsuda’yı yeniden lanse etmenizin üzerinden on yıldan fazla zaman geçti. Markanın Dna’sına sadık kalmayı gerçekten başardınız. Başarınızı neye bağlıyorsunuz?
Bu süreç bizim için her zaman kolay olmadı ve her zaman doğru olanı yapamadık. Ancak başarılarımızı ve başarısızlıklarımızı sahiplendik. Her zaman markayı tüm ihtişamıyla geri getirme vizyonumuza odaklandık. Bunu gerçekleştirmek için çalışan, tanıdığım en zeki ve en yaratıcı insanlardan oluşan ekibimle gurur duyuyorum. Onlar olmadan başardıklarımızın hiçbiri mümkün olmazdı.

Böylesine tarihi bir markanın geçmişi ile geleceğini uzlaştırmak zor mu?
Matsuda’nın tarihini yaşatabilmek için daima çok iyi iş çıkarmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Bu köklü markayla ilgili en sevdiğim şeylerden biri, elli yılı aşkın tarihi boyunca Mitsuhiro Matsuda’nın vizyonuna sadık kalırken “güncel” ve “anın içinde” hissettirmesi. Sorunuza cevap vermek gerekirse, bu durum biraz zorlayıcı olsa da bizi harekete geçiren de bu zorluklardır.

Mitsuhiro ile paylaştığınız benzerliklerden biri de Fransa’ya olan sevginiz. Mitsuhiro 80’li yıllarda giyim serisine ilham bulmak için Paris’e seyahat etmiş. Siz de genç yaşta Fransa’ya hayran oldunuz. Fransa sizin için ne ifade ediyor?
İlham veren Fransa… Dünyanın en güzel, en büyüleyici ülkelerinden biri. Bence Fransız kültüründe hayata ve tarihe karşı duyulan büyük bir takdir var. Gençken Fransa’ya taşındığımda keşfedecek çok şey vardı. Fransa büyüdüğüm yerden çok farklıydı. Aynı zamanda “eski dünya” ve “yeni dünya “nın aynı anda var olduğunu görmeyi de seviyorum. Matsuda için bu vizyondan yararlanmaya çalışıyorum.

Orijinal materyalleri, Mitsuhiro’nun eskizlerini veya Matsuda’nın eski ürünlerini günümüzde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son on yılda oluşturduğumuz; orijinal eskizler, giysiler, gözlükler, aksesuarlar ve koleksiyon albümlerinden oluşan inanılmaz bir arşivimiz var. Bunları ilham almak için sürekli kullanıyoruz. Bildiğiniz gibi, Heritage Koleksiyonumuzda arşivden çıkardığımız ve sınırlı sayıda yeniden piyasaya sürdüğümüz ürünleri beğenilere sunmuştuk.

Matsuda markasının size en çok ilham veren yönleri nelerdir?
Matsuda her zaman sanatçıları ve sanatı onurlandırmıştır. Ürün tasarımından her bir çerçeveyi üreten zanaatkarlara ve kampanyaların oluşturulma biçimine kadar sanatçılar yaptığımız işte önemli bir rol oynuyor. Sanatçıların çalışmalarını her zaman sevecek ve saygı ile onurlandıracağız.

Cartier’de satış müdürü olarak çalıştınız ve lüks segment hakkında zengin bir bilgiye sahipsiniz. Son on yılda lüks alanında tanık olduğunuz en büyük değişiklikler nelerdir?
Lüks markalar bugün başarılı hikaye anlatıcıları olmak zorunda. Halihazırda tüketicilerin ilgisini çeken şey bu. Elbette ürünün kalitesi ve tasarımı hala en önemli unsurlar, ancak artık tüketiciler markalarla bağlantı kurmak ve kendilerini onların bir parçası gibi hissetmek istiyor. Günümüzde çok sayıda harika lüks markanın olması ilham verici ama biz sadece vizyonumuza sadık kalmayı tercih ediyoruz.

Geçmişteki en büyük akımlardan biri, tasarımda giderek daha az ayrıntıya yönelmekti. Matsuda’nın bu kadar fresh hissettirmesinin nedeni çok sayıda filigran, metal işçiliği ve “eski dünya detaylarına” sahip olması…
Bence tüketiciler sürekli ortaya çıkan her yerde bulunan yeni markaların tekdüzeliğinden bıktı. Bence minimalizmi hala takdir edip saygı duyabilir ve Matsuda gibi markalara benzersiz bir kişilik kazandıran ilginç ayrıntılarla eşleştirebilirsiniz. Yine de biz vizyonumuzu trendlerin mevcut durumuna uyacak şekilde değiştirmedik. Sadece bizim kim olduğumuza ve yapmaktan keyif aldığımız şeye odaklanıyoruz.

Geçtiğimiz on yıl içinde Matsuda ile öğrendiğiniz en önemli ders neydi?
Her zaman tasarım ve gözlüğün sınırlarını daha da zorlamamızı sağlayacak yeni üretim süreçleri arıyoruz. Tüm bu yeni teknolojilerin nasıl geliştiğini ve daha erişilebilir hale geldiğini görmeyi seviyorum. Bununla birlikte, zanaatkarlar şirketimizin ayrılmaz bir parçası ve yakın zamanda da ustalarımızı makineler için terk etmeyeceğiz…

Markayı yeniden canlandırma çabanızın en önemli yönlerinden biri orijinal Matsuda ekibini bir araya getirmekti. Bugünkü durum nasıl?
Orijinal ekip üyelerinin birçoğu hala bizimle birlikte ve şirkette bu kadar çok deneyim ve geçmişe sahip çalışanlarımız olduğu için şanslı hissediyorum.

Mitsuhiro Matsuda için moda ve sanat birbirinden ayrılamazdı. Sizce bu yaklaşım bugün hala geçerli mi?
Bu bakış açısının ve eğilimin yüzde yüz devam ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü moda sanattır ve sanat ise kendini ifade etmek için mükemmel bir araçtır.

Kampanyalar Matsuda mirasının son derece güçlü bir yanıydı. Siz bu geleneği çok iyi bir şekilde sürdürdünüz. Bir marka olarak modern kalmayı nasıl başarıyorsunuz?
Biz sadece sınırları zorlamayı ve kampanyalarımızda güzel görüntüler yaratmayı seviyoruz. Kampanyalarımız hiç ticari değil. Onlara asla ticari bir bakış açısıyla yaklaşmıyoruz, daha ziyade bir sanat projesi olarak yaklaşıyoruz. Bu noktada daha çok ilgimizi çeken şeyler yaratmaya odaklanıyoruz. Bence sevdiğimiz şeylere sadık kalarak insanların bağ kurabileceği ve bir hikaye anlatmaya yardımcı olacak görüntüler ortaya koyabiliyoruz.

Matsuda’yı devralmanızın üzerinden on yıl geçti, bu süre zarfında gözlük alanında gözlemleyebildiğiniz en anlamlı trend nedir?
Açıkçası nereden başlayacağımı bilemiyorum. Sektörün sürekli değiştiğini hissediyorum. Benim için en önemli değişim, bağımsız markaların yükselişi ve bu markaların bugün ortaya koydukları inanılmaz yaratıcılık seviyesi. Son on yılda hem perakende ortakları hem de tüketiciler bağımsız markalara yeniden hayran oldu.

Mitsuhiro’nun ve markanın vizyonu hakkında uzun uzun konuştuk. Peki siz kişisel olarak bugün hayatınızda nereden ilham alıyorsunuz?
Kulağa ne kadar klişe gelse de her yerden ilham aldığımı söylemek istiyorum. Seyahat, sanat, moda ve müzik en büyük ilham kaynaklarım. Eğlenerek ve keyif alarak ilginç şeyler ortaya koymayı seviyorum.

Kaynak: Favrspecs

Nisan 2023

Rainbow Optik

RAINBOW OPTİK

Köklü Mirasın İzinde

Silmo İstanbul sayesinde Türkiye’yi karış karış dolaşmak yerine, aradığımız, aramadığımız, bildiğimiz veya bilmediğimiz tüm ürünlere kolaylıkla erişim sağlayabiliyoruz.

Merhaba Yağmur Hanım… Optik sektöründeki yolculuğunuzun nasıl başladığından söz edebilir misiniz?
Öncelikle röportajımıza başlamadan önce tüm meslektaşlarımı saygı ve sevgiyle selamlıyor, keyifli okumalar diliyorum… Bu sektör bana baba yadigarı. 1995 yılında kurmuş olduğumuz yerli kontakt lens üretim firmamız olan Tech Lens ile sektöre giriş yaptık. Babam ve annemin ortak olması sebebiyle, çocukluğumun tamamını firmamızda dolayısıyla sektörde geçti. Bu durum haliyle eğitim-öğretim hayatımı da etkiledi, yönelimim ve tercihim optisyenlik bölümü oldu. Üniversitem bitmeden sektöre giriş yaptım. Uzun bir süre dışarıda çalıştıktan sonra 2019 yılında Rainbow Optik olarak Altunizade’de ilk mağazamızı açtık. Burada bugün dördüncü senemizi bitirmek üzereyiz. 

Mağazanızı açmaya nasıl karar verdiniz? Kuruluş vizyonunuzdan ve üstlendiğiniz misyondan bahsedebilir misiniz?
Çocukluğum dahil eğitim hayatım süresince de bir mağaza açma hedefim vardı. Fakat bunu hakkıyla yapabilmek için sektörü daha iyi tanımam ve öğrenmem gerekiyordu. Yani bu hedefin gerçekleşebilmesi doğru zamanın gelmesi gerekiyordu. Misyonum verdiğim her hizmette insan sağlığını ön planda tutarak, mağazamızı tercih eden hastalarımızın ihtiyaçlarına yönelik pozisyon alarak, sonuç odaklı olmak ve üst düzey memnuniyet sağlamaktır. Vizyonumuz daima; edindiğimiz yeri büyüterek korumak ve daha ileriye taşıyıp bana kaldığı gibi benim evladıma da aynı şeffaflık ve dürüstlük ile devredebilmektir.

Bu mirası daha ileriye taşımak amacıyla neler yapıyorsunuz?
Sektörde yer almamın baş unsuru babam Hızır Yılmaz’dır. Hayatım boyunca hiçbir zaman çok sevdiğim, çok hayran olduğum bir sanatçı, oyuncu vs. olmadı. Fakat kendimi bildiğim günden itibaren bir tek idolüm vardı o da babamdı. Her zaman onun gibi olabilmek istedim. Çünkü babam gibi olabilirsem sadece sektöre değil tüm dünyaya katkım ve faydam olacağına inanıyorum. Bu sebepten kaynaklı babamın bana bırakmış olduğu miras olarak adlandırdığımız bilgi birikimi taşımak tahmin edilenden daha zor. Çünkü günümüzdeki miras evlatlara maddi olarak bırakılıyor ve bunu kullanırken zorluk çekilmiyor. Ama benim mirasım çok güçlü bir maneviyattan geliyor. Bu yolda önce aileme daha sonra toplumumuza ve akabinde sektörümüze faydalı olabilmek için ekstra özen göstermem gerekiyor. Bu özen neticesinde asla olduğumuz yerde saymıyoruz daima yenilikçi olmaya gayret ediyoruz.

Rainbow Optik’in mağaza tasarımı için oldukça titiz davrandığınızı görüyoruz. Bu konsept için ilham kaynağınız neydi ve müşterilerinize yansımaları ne yönde?
İlk izlenimin her zaman çok önemli olduğuna inanıyorum. Mağazamızdan içeriye giren hastanın öncelikle kendini rahat ve huzurlu hissetmesi daha sonrasında kendisine yakışır kaliteyi burada bulabileceğini düşünmesini istedik. Açıkçası mağazamızı açarken sadece optik açalım düşüncesi ile açmadık. Bir farklılık yaratmak, tarzımızı yansıtmak istedik. Teknolojiyi yakından takip ediyor ve mağazamız içerisinde yararlı teknolojiyi fazlasıyla sergileyip kullanıyoruz. Bundan kaynaklı mağazamızın dizayn çalışması, yapılış aşaması burayı açma düşüncemizden daha uzun sürdü, tüm detayları ince ayrıntısına kadar düşünüp başında durduk. İyi ki de böyle yapmışız. Çünkü gelen meslektaşlarımız, mümessillerimiz ve hastalarımızın mağazamıza ilk girişinde söylediği ilk söz dekorumuza övgü oluyor.

Perakendeci olarak yeniler arasındasınız. Bulunduğunuz lokasyondaki köklü mağazalarla rekabet ederken ne gibi bir strateji uyguluyorsunuz?
Hiçbir meslektaşımız ile rekabetimiz söz konusu değildir. Önemli olan meslektaş olarak birbirimizin derdinden en iyi yine bizim anlayacağımız bilincinde olmak, saygı ve sevgi içerisinde işimizi layığıyla sürdürmektir. Stratejilerimizi meslektaşlarımıza uygulamak yerine ‘daha güzel nasıl hizmet verebiliriz?’ ‘Hastalarımızın taleplerini daha iyi nasıl karşılayabiliriz?’ gibi soruların cevaplarını arayarak kendimizi daha ileriye taşımak için uyguluyoruz. Hakkaniyetli bir şekilde, usulsüz yollara başvurmadan, dost olduğumuzun bilincinde olarak tüm meslektaşlarıma bol bereketli kazançlar diliyorum.

Rainbow marka lenslerin satışınızı yapıyorsunuz. Hangisinin satışları yüksek. Gözlük mü, lens mi?
Rainbow marka kontak lenslerimiz tabii ki de bizim ilk göz ağrımız ve mağazamızın isim kaynağıdır. Tecrübelerime dayanarak mağazamıza gelen müşterilere kontakt lens konusunda doğru bilgiyi en iyi şekilde aktarmaya gayret ediyorum. Bu konu hakkında bilinen yanlışları düzeltmekten onur duyuyorum. Gözlük de kontakt lens de bizim evladımız gibi. İkisinin de satışını müşterilerimizin talebine göre sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu soru zor bir soru çünkü bu bir tercih meselesidir. Arz-talep doğrultusunda hastalarımıza en uygun seçeneği sunuyoruz.

Sizce sektörün en önemli sorunu ne ve çözülebilmesi için sizin fikirleriniz nelerdir?
Sektör sorunu denildiği zaman aklıma yalnızca iki konu geliyor. Birincisi aynı lokasyonda bulunan optiklerin ileri düzey rekabetten kaynaklanan anlaşmazlıkları. İkincisi ise lokasyonda bulunan hastanelerde görev yapan doktorların yönlendirme yapması. İki problem de birbiri ile bağlantılı. Ne yazık ki görüyorum ki yanımızdaki bir eczane ile dost iken yanımızda, yöremizde bulunan optik ile kendi meslektaşımız ile düşman gibiyiz. Bu konu beni çok rahatsız ediyor. Oysa ki hepimizin amacı aynı. Hepimiz bu sektör için mesai yapıyoruz. Benim mağaza içerisindeki acil bir ürün veyahut bilgi eksiğimi benim yakınımda bulunan başka bir iş yeri değil optikçi meslektaşım tamamlayabilir diye düşünmeliyiz. Birbirimize her zaman hoşgörülü olmalıyız. Destek olmalıyız. İkinci problem ise benim fazlasıyla mücadele ettiğim ve asla değiştiremediğim kanayan yaramdır. Doktorlar üzerine düşen görevi yapmalı, hasta kendi istediği optik mağazaya gitmeli, memnun kaldığı yerden hizmet almalıdır. Hastalarımızın göz sağlığını emanet ettiği kurumun veya doktorun kişiyi yönlendirmesinde ‘ticari bir kaygı’ söz konusudur. Hasta sağlığı ve bütçesine uygun en doğru kararı kendisi vermeli kesinlikle yönlendirilmemelidir.

Uluslararası fuarları yakından takip ediyor musunuz?
Türkiye dahil olmak üzere yurtdışında gerçekleştirilen tüm fuarlara her sene katılım sağlıyoruz. Fuarların sektörler için çok verimli olduğunu düşünüyor ve bundan fazlasıyla yararlanıyoruz. Öncelikle fuarlarda sergilenen ürünleri, markaları görüp ufkumuzu genişletmek iş hayatımızda bize çok fazla bilgi birikim sağlıyor.  Yurt içi ve yurt dışında bulunan meslektaşlarımız ile tanışmak, onlarla sohbet etmek, bilmediklerimizi veyahut yanlış bilgilerimizi tazelemek her zaman için bize iş hayatımızda fayda sağlamaktadır. Bu yüzden mümkün olduğunca hiçbir optik fuarını kaçırmıyor, gerekli zamanı yaratıp katılım sağlıyoruz.

Geçtiğimiz Kasım ayında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı ile duygu ve düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul bizim için bir gurur kaynağıdır. Her sene gerçekleşen ve dünyanın çeşitli ülkelerinden bir sürü katılımcı ağırlayan bu fuar, sektör için tüm emek verenler olarak başarılı olduğumuzun yegane örneğidir. Bunun akabinde sektör olarak yani tüm dostlar olarak hepimizin bir olması bir arada olması, senede dört gün de olsa birlik olmamız muazzam bir olay. Silmo İstanbul’a hem katılımcı hem ziyaretçi olarak her sene katılan biri olarak bize yol gösteren bizi evimizde gibi hissettiren bir organizasyon olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Silmo İstanbul sayesinde Türkiye’yi karış karış dolaşmak yerine, aradığımız, aramadığımız, bildiğimiz veya bilmediğimiz tüm ürünlere kolaylıkla erişim sağlayabiliyoruz. Fuar üzerimizdeki yükü hafifletirken, ilişkilerin güçlenmesine vesile oluyor. Tüm meslektaşlarıma Silmo İstanbul’u mutlaka ziyaret etmelerini öneriyorum, onları da aramızda görmeyi temenni ediyorum.

Sektörel yeniliğe bir kez daha imza atan 4 your eyes optik magazin dergisinin Dijital Yayına geçişini bir mağazacı olarak nasıl değerlendirirsiniz?
Öncelikle devir teknoloji devri olduğu için bu geçişi fazlasıyla destekliyorum. 4 your eyes dergisi olarak alanınızda tek olmanız, her zaman aynı istikrar ile doğru bir şekilde ilerlediğiniz yola dijitali de dahil etmenizin başarınıza daha fazlasını katacağına inanıyorum. Başarılarınızın devamını diliyor sizinle bu röportajı yapmaktan gurur duyuyorum. Varlığımız ve birliğimiz daim olsun. Sizleri ve tüm okuyucularınızı sevgiyle selamlıyor, başarılarımızın birlik içerisinde daim olmasını diliyorum.

Mart 2023

Türkeli Tekstil

türkeli tekstil

Müşteri odaklı

“Silmo İstanbul’un müşteri yelpazemizi genişletmek ve daha geniş kitlelere ulaşmak için ideal bir ortam ve fırsat sunduğunu düşünüyoruz.”

Merhaba Şahin Bey… Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak optik sektörü ile kişisel olarak yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba… Ben Yavuz Şahin Türkeli. Öncelikle bu röportaj için 4 your eyes ailesine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Türkeli Tekstil 2016 yılında kurulan İzmir merkezli bir firmadır. Kuruluşumuzdan itibaren yapmış olduğumuz ürün araştırmalarımız neticesinde, optik sektöründe gözlük kılıf ve çantalarına yönelik bir boşluk olduğunu tespit ettik ve Türkeli Tekstil olarak ürün çeşitliliğimiz arasından bir kolu optik sektörüne yönlendirmeye karar verdik. Başlangıcımızdan itibaren gerek tasarım çeşitliliğimizi gerekse de ürün skalamızı çoğaltarak yurtiçi ve yurt dışında hizmet vermeye devam ediyoruz.

Sektörde yeni olmanıza rağmen sahip olduğunuz vizyon ile kalıcı olmayı başardınız. Türkeli Tekstil’i kurmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Yenilikçi olmak, yeni bir girişim için harekete geçmek bünyesinde bazı riskler taşımaktadır. Ancak biz Türkeli Tekstil’i kurduğumuz ilk günden itibaren tüm riskleri göz önüne alarak müşterilerimizin talep ve beklentilerine en iyi şekilde cevap vermeye odaklandık. Müşteri odaklı bir vizyon geliştirdik ve bu sayede de yeni olduğumuz optik sektöründe kalıcı bir yer edinmeyi başardığımızı düşünüyorum. Türkeli Tekstil olarak müşteri dönüşlerini kendimize rehber edinerek firmamızı ileriye taşımaya özenle devam edeceğiz.

Şirket faaliyetleriniz, hizmet alanlarınız ve ürünleriniz hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Türkeli Tekstil olarak optik sektörünün bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Yurt içi ve yurt dışı için tüm ebatlarda deri ve kumaştan mamul gözlük çantası ve koruyucu kılıflar üretiyoruz. Üretimlerimizin yüksek kalitedeki materyallerle, titizlikle yapılması bizim için büyük önem taşıyor. Optik sektörü haricinde Türkeli Tekstil olarak aynı zamanda yine tüm ebatlarda makyaj çantası imalatı ve toptan satışını da gerçekleştirmekteyiz.

Gözlük kılıf ve çanta tasarımının diğer aksesuar kılıflarından ayıran farkları nelerdir? Tasarımların onaylanma sürecini paylaşabilir misiniz?
Türkeli Tekstil olarak ürünlerimizin tasarımlarının estetik olarak şık ve çarpıcı olmasına elbette önem veriyoruz. Lüks gözlük kılıf ve çantalarımızı hazırlarken öncelikle müşterilerimizin taleplerinden ve en yeni trendlerden ilham alıyoruz. Ancak sadece estetik zarafet ve şıklık bizim için kesinlikle yeterli değil. Bu sebeple firmamızda üretilen her kılıf ve gözlük çantası içine konulan materyalin zarar görmesini engelleyecek şekilde özel olarak tasarlanmaktadır. Ürünün işlevi olan koruyuculuğunu optimum düzeyde sağlamak öncelikli hedefimizdir.

Ürünlerinizin üretimini yaptığınız tesisiniz ve kapasitesi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkeli Tekstil olarak üretim, depolama, kalite kontrol ve yönetim binalarımızın içerisinde yer aldığı iki yüz elli metrekarelik bir alanda faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. İşletmemiz günde yaklaşık iki bin beş yüz parça gözlük kılıfı ve çantası üretimini titizlikle gerçekleştirmektedir.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yeni kurulmuş bir firma olarak işletmemizi ve ürünlerimizi geniş kitlelere duyurmak konusunda oldukça özenliyiz. Bu amaçla piyasada firmamızı ve ürünlerimizi tanıtan donanımlı personelimizin çalışmaları, dijital platformlardaki reklamlarımız ve benim bizzat gerçekleştirdiğim müşteri ziyaretlerim aracılığıyla hem dağıtım hem satış ağımızı geliştirmekteyiz. Aynı zamanda son iki yıldır katılımcısı olduğumuz Silmo İstanbul Optik Fuarı’ndaki varlığımız sayesinde de müşteri potansiyelimizi ve piyasadaki yerimizi her geçen gün bir üst seviyeye taşımaktayız.

Son 2 yıldır yurtdışına da ürün sattığınızı biliyoruz. Yurtdışındaki müşterileriniz için farklı ürünler tasarlıyor musunuz?
Evet, Türkeli Tekstil olarak son iki yıldır yurtiçinin yanı sıra yurt dışı ile de çalışmaya başladık. Yurt dışındaki ilk müşterimiz Yunanistan’daki bir optik firmasıydı. Hala adı geçen müşterimiz ile ihracatımız düzenli bir şekilde devam etmektedir. Bunun yanında katıldığımız fuarlarda ve dijital ortamda bizi tanıyıp çalışmaya karar veren farklı ülkelerdeki firma ve müşterilerimizle devam etmekteyiz. Daha önce de belirttiğim gibi ürünlerimizde ve sunduğumuz hizmetlerde müşterilerimizin istek ve beklentilerine büyük önem vermekteyiz. Bu sebeple yurt dışındaki müşterilerimize onların kendilerine özgü talepleri doğrultusunda hizmet veriyoruz. Tasarımcıları-mızın bu taleplere göre hazırlamış olduğu farklı modellerle onlara geniş seçenekler sunuyoruz.

Farklı sektörler için de ürün kutusu ya da çantası üretiyor musunuz?
Evet optik sektörünün dışındaki farklı sektörler için de ürünler hazırlamaktayız. Bunlar arasında kırtasiye, kozmetik ve kuyumculuk sektörlerini sayabilirim. Bu sektörlerdeki müşteri taleplerine göre promosyon çantaları üretiyoruz. Müşterilerimizden son olarak gelen talepler doğrultusunda laptop ve tablet kılıfları da üretmeye başladık. İçine konan ürünleri ideal bir şekilde koruyan, estetik olarak şık ve dikkat çekici kılıflar ve çantalar üretmeye devam edeceğiz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Uluslararası fuarları yakından takip etmenin sektörel yenilikleri, en yeni trendleri keşfedebilmek, bir üretici firma olarak ufkunuzu genişletmek ve belki de en önemlisi iş fırsatları yakalamak açısından çok büyük önem taşıdığına inanıyorum. Bu sebeple Türkeli Tekstil olarak 2023 yılında bu fuarlarda yerimizi alabilmek adına girişimlerde bulunmaya kararlıyız.

İki yıldır katılımcıları arasında yer aldığınız Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki değerlendirmeleriniz ve fuarın firmanıza katkıları nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın sektörde yeni sayılabilecek ve gözlük kılıfları ile çantalarının üretimi yapan bir firma olarak bize müşteri yelpazemizi genişletmek ve daha geniş kitlelere ulaşmak için ideal bir ortam ve fırsat sunduğunu düşünüyoruz. Her geçen yıl bir önceki yıldan daha ileriye gitmeyi başaran ve etki alanını genişleten Silmo İstanbul’un katılımcılardan biri olduğumuz için Türkeli Ailesi olarak mutluluk duyuyoruz.

Dergimize röportaj verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Son olarak, 4 your eyes ve dijital yayıncılığa evrilmesiyle ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Optik sektörüne tüm içeriği ile gerçek anlamda yön veren bir dergi 4 your eyes. Dijital platforma geçişiyle birlikte daha fazla okuyucuya ulaşacağına ve böylelikle etki alanını genişleteceğine inanıyorum. Sektör için verdiğiniz tüm bu emek ve röportaj için teşekkürlerimi sunuyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.

Mart 2023

Gigi Studios

Gıgı Studıos

Gelenek Yeniden Keşfediliyor

Canlı, genç ve modaya uygun tasarımları ile yeteneğini gözlük dünyasına kanıtlayan Gigi Studios, gelenekler ile yenilikçi yaklaşımı harmanlıyor.

Gigi Studios, benzersiz, el yapımı gözlükler tasarlayan ve üreten küresel bağımsız bir markadır. İspanya’nın yaşam tarzı başkenti Barselona’dan gelen marka, sürekli olarak sanattan ve yeni trendlerden ilham almaktadır. Sürekli yenilik arayışı, malzemelerin vizyoner kullanımı ve gözlük tasarımında yılların deneyimi, Gigi Studios’un koleksiyonlarının belirleyici unsurlarıdır.

Gigi Studios’un tarihi bir aile hikayesidir; bu nedenle uzun bir geleneğe dayanır. Patricia Ramo’nun büyükbabası 1962 yılında Barselona’nın kalbinde yer alan Poble Sec’de ilk gözlük fabrikalarından birini kurdu. Babası Luis Ramo, otuz beş yıl boyunca aile şirketinde çalıştı. Babası gibi Patricia Ramo da bu aile mirasını bugüne kadar devam ettirdi. Patricia Ramo, köklerine uzanan tüm bilgi birikimini bir araya getirdi ve işletmelerinin kapsamlı dönüşümüne öncülük etti. Bu süreçte Luis Ramos kızının yanında oldu ve fikirlerini destekledi. Yıllar içinde, özgün ve tutarlı imajıyla Gigi Studios, gözlük evrenindeki yerini sağlamlaştırdı. Gigi Studios’un gözlük çerçeveleri, İtalyan ve Japon üretimi doğal asetat gibi asil malzemelerden üretiliyor. Malzemelerdeki pamuk içeriği rahatlık, esneklik ve dayanıklılık sağlıyor. Buna ek olarak asetat renkler, yapılar ve şekiller için sayısız olasılık sunuyor. İspanyol markaya ait bu özellikler markanın Dna’sını tamamen özgün kılmaktadır. Gigi Studios seri üretim yerine geleneğe odaklanır. Gigi Studios tasarımcılarının özgün tasarımları, nihai ürünü yapan ustalara rehberlik eden birer referans niteliği taşımaktadırlar. Ekip üretimin tüm aşamalarını denetlerken, Gigi Studios’un her bir çerçevesi yüzden fazla üretim aşaması gerektirmektedir. Markanın her bir özel alanda en iyi profesyonellerle çalışması, çerçevelerin ana amaçları olan konfor, işlevsellik ve dayanıklılığı yerine getirmesini sağlıyor. Aile şirketi şu anda kırk beşten fazla ülkede optisyenlere ve bağımsız perakendecilere hizmet veriyor.

Gigi Studios, başka hiçbir gözlük markasının sahip olmadığı canlı, genç ve modaya uygun tasarımları ile yeteneğini tüm dünyaya kanıtlamıştır. Marka, ileriye dönük güneş gözlüğü tasarımları ve şık optik çerçeve şekilleriyle sınırları zorlarken gücünü aile şirketini yöneten Patricia Ramo’dan yani optik işiyle uğraşan üçüncü nesilden alıyor. Gözlük tasarımı ve modayı birleştiren Gigi Studios’un Ceo’su Patricia Roma ile markaya ait koleksiyonlar ve gözlüklerin özellikleri hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Patricia, Gigi Studios gözlük dünyasının gelecek vaat eden genç moda markalarından biri. Sektöre nasıl başladığını bir de senden duymak isteriz?
Her şey büyükbabamın 1960’larda Barselona’da bir gözlük fabrikası kurmasıyla başladı. Sonra babam Luis Ramo onun mirasını devam ettirdi. İyi yapılmış ürünlere olan tutkumu ondan miras aldım. Babamın şirketinde çalışmaya başladığımda henüz yirmi bir yaşındaydım ve kısa sürede bu dünyaya bağlandım.

Aile değerlerinizin markanıza nasıl yansıdığından bahsedebilir misin?
En başından beri amaç, sürekli gelişime bağlı küresel bir marka yaratmaktı. Yıllar içinde optik sektöründen profesyoneller Gigi Studios’a katılmak istedi. Bugün ekibimizde yaratıcı, genç ve uluslararası bir ortamda en yüksek standartlarda çalışan yüzden fazla kişi bulunuyor.

Gigi Studios’u diğer markalardan ayıran temel özelliği nedir?
Sektörün, detaylara çok önem veren ve en önemlisi modayı temel alan yeni bir tasarımcı markasına ihtiyacı olduğunu hissettim. Bu amaçla Gigi Studios’u bugünlere getirdim. İnanıyorum ki geldiğimiz noktada bu ihtiyacı fazlasıyla karşılıyoruz.

Marka adınızı Gigi Studio olarak değiştirme sebebiniz neydi?
“Gigi” ben çocukken aile üyelerim tarafından bana takılan bir isim. “Studios” ise 2019’da gerçekleştirdiğimiz yeniden markalaşma sürecimizden geliyor. Markanın adını “Gigi Studios” olarak değiştirme fikrini çok sevdik çünkü markaya sanatsal ve sanat stüdyosu karakteri kattığını hissettik. Aynı zamanda daha uluslararası bir etki bırakacağını düşündük.

Studio olma karakterinden bahsettiniz. Markanızın arkasındaki felsefeyi nasıl tanımlarsınız?
Eklektik, avangart, geleneksel ve yenilikçi. Tasarım ve yaratıcılığı zanaatkarlıkla birleştiren, merkezi Barselona’da bulunan bağımsız bir şirketiz. İnsanların benzersiz kimliğini destekleyen özgür, çoğulcu bir moda görüşüne sahibiz.

Kendinizi aynı anda hem geleneksel hem de yenilikçi olarak tanımlamak bir çelişki gibi görünüyor. Sizce hangi yönünüz ağır basıyor?
Her ikisi de! Ben her zaman gözlükle iç içe olmuş bir ailenin üçüncü nesliyim. Bu miras benim için çok önemli. Zanaatkarlık bizim özümüz ve bence modernliğimiz de burada yatıyor. Zanaatın her dönemde geçerli olacağını düşünüyorum.

Barselona gözlük için gerçek bir eritme potası gibi görünüyor. Neden bu kadar çok gözlük markası Barselona’dan çıkıyor?
Barselona onlarca yıldır tasarım açısından bir referans olmuştur. Bugün pek çok moda markasına ve sanatçıya ev sahipliği yapıyor. Aynı şeyin gözlük alanında da yaşanmasını şaşırtıcı bulmuyorum. Bu ortam benim için sürekli bir ilham kaynağı ve etrafımızda bağımsız markaların olmasından gerçekten memnunum. Ancak temel ilham dünyanın dört bir yanından ve birçok farklı disiplinden geliyor; moda ve sokak trendleri, sanatsal akımlar ve geçmiş on yıllar da dahil olmak üzere.

Gigi Studios çerçevelerinin tasarımını nasıl ifade edersin?
Tasarımımızı en çok karakterize eden şeyin benzersiz metal koleksiyonumuz olduğunu söyleyebilirim. Herkesin asetata odaklandığı bir dönemde metal üzerine çalışan ilk markalardan biriydik. Böylece piyasaya hem paslanmaz çelik hem de beta-titanyumdan oluşan modaya uygun ve özel bir koleksiyon sunduk. Bugünlerde çok iyi bir metal koleksiyonumuz var ancak asetatta gerçekleştirdiğimiz tasarımlar çok farklı bir yaklaşıma sahip. Bunun nedeni özel konstrüksiyonlarda açılar ve hacimlerle çalışma şeklimizdir.

Güneş gözlüğü koleksiyonunuz hakkında neler söylemek istersin?
Şu anda piyasadaki en ilginç güneş gözlüğü koleksiyonlarından birine sahip olduğumuza inanıyorum. Geniş bir tüketici kitlesi için arzu edilen, fresh ve modaya uygun bir koleksiyonumuz var.

Peki ya optik koleksiyon?
Güneş gözlüğü tasarımlarımızda optik stillerimize kıyasla biraz daha abartılıyız. Ancak her zaman temel kavramların tutarlılığını ve karşıtlığını koruyoruz. Ayrıca, her zaman benzersiz moda vizyonumuzu ifade etmeye çalışıyoruz.

Şu anda Vanguard, Icons, Men, XS ve Lab olmak üzere beş koleksiyonunuz bulunuyor. Bu koleksiyonlardaki karakteristik özelliklerden bahsedebilir misin?
Vanguard bizim en sembolik koleksiyonumuz. Modanın, modernliğin ve sofistikeliğin en üst ifadesi olarak tanımlıyoruz. Kadınlar için optik ve güneş tasarımlarını içeriyor. Men ise erkekler için çağdaş tasarımlar sunan koleksiyonumuz. Daha büyük boyutlarda optik ve güneş modelleri sunuyor. Icons koleksiyonu zamansız şekiller ve ikonik tasarımlarla karakterize edilebilir. Optik ve güneş tasarımları da içeren cinsiyetsiz bir koleksiyondur. Lab koleksiyonumuz teknoloji ve modadan ilham alıyor. Yeni malzemeler ve teknolojik ilerlemelerle yapılan deneylerden ortaya çıkmıştır. Tasarımların inceliği ve aşırı hafifliği koleksiyonu tanımlıyor. Bazı tasarımlar cinsiyetsiz, bazıları ise daha feminen olarak adlandırılabilir. Son olarak, XS* koleksiyonu Dna’mızı alıyor ve bunu ince yüzler için hazırlanmış tasarımlara dönüştürüyor.

Ayrıca kapsül koleksiyonlar ve özel konseptler sunmayı da seviyorsunuz. Bu konuda bizi ne gibi sürprizler bekliyor?
En son Mayıs ayında kapsül koleksiyonumuz ve Haziran ayında yeni bir tasarım konseptiyle özel bir Vanguard Koleksiyonu çıkardık. Bunun yanı sıra, birlikte yeni modeller geliştirmek için kişisel olarak sevdiğim ve saygı duyduğum markalarla ortak çalışıyoruz. Bizi takip etmeye devam edin çünkü bu alanda pek çok sürprizimiz olacak.

Kaynak: Favrspecs

Mart 2023

Arıkan Saat ve Optik

Arıkan saat ve OPTİK

Hep Daha İleri

 

Silmo İstanbul ile Türkiye bulunduğu coğrafya için güçlü bir tedarikçi haline gelmiştir. Sektördeki en güncel trendleri görmek, sektöre destek veren yan sektörleri tanımak ve yeni müşteriler bulmak için Silmo İstanbul en doğru adrestir.

Bir çatı altında birkaç şirket ve faaliyetiniz mevcut. Hangi meslek gruplarına hizmet veriyorsunuz ve optik sektörü ile yolunuz ne zaman kesişti?
İlginiz için ben teşekkür ederim. Şirketimiz faaliyetine 1985 yılında Tahtakale’de saat ticareti ile başladı. Uzun yıllar sadece saat sektöründe faaliyet gösterdikten sonra 2005 yılında lisanslı çocuk gözlükleri üretim ve satışı ile gözlük sektörüne giriş yaptık. Ardından dünyaca ünlü spor markası Slazenger ve moda markası Lee Cooper’ın üretim ve satış lisanslarını aldık ve gözlük portföyümüzü kendi markalarımız olan Belmond ve Quantum ile genişlettik. Şu anda dört markamız ile pazarda hatırı sayılır bir büyüklüğe ulaşmış durumdayız. 2013 yılında perakende sektörüne ilk adımımızı attık ardından 2019 yılında Konyalı Saat mağaza zincirini bünyemize katarak istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyoruz.

Hem optik hem de saat sektöründe hizmet vermek çok akılcı bir yaklaşım. İki sektörün farklılıkları ve şirketlerin birbirine katkıları nelerdir?
İki ürün grubu da aksesuar kategorisine girdiği için faaliyetlerimiz her zaman birbirini besledi ve destekledi. İki sektörde faaliyet göstermemiz ayrıca lisans haklarını aldığımız uluslararası markalar nezdinde de daima olumlu bir etki yarattı. Ayrıca yaptığımız marka yatırımları iki ürün grubuna da desteklediği için geri dönüşleri tek kategoriye göre daha fazla oluyor. Benzerlikleri olmakla birlikte iki kategoride ayrı ayrı uzmanlık isteyen, kendine özgü dinamikleri olan detaylı sektörler. Biz de bu nedenle işlerimizi alanlarında uzmanlaşmış farklı ekiplerle yönetiyoruz. Güneş gözlüğü aynı zamanda aksesuar olma niteliğiyle saate benzese de optik gözlükler sağlık ürünü olduğu, uzmanlaşmış optik mağazalarında satıldığı ve regülasyonları farklı olduğu için çok farklı bir ürün grubu.

Biraz da markalardan bahsedelim. Optik sektörüne hangi markalar ile hizmet veriyorsunuz ve bu markaların koleksiyonlarını nasıl oluşturuyorsunuz?
Farklı yaşam tarzlarına, beğenilere ve yaşa hitap eden 4 farklı gözlük markamız bulunmakta, lisans haklarına sahip olduğumuz Lee Cooper ve Slazenger markaları dünyaca tanınan ve 100 yılı aşan geçmişleri olan prestijli markalar. Quantum ve Belmond ise kendi markalarımız. Markalarımızın hepsinin koleksiyonlarını oluştururken ilgili markanın hedef kitlesine, imajına ve rekabete uygun olmasına büyük özen gösteriyoruz. Her biri konusunda uzmanlaşmış tasarım, tedarik ve ürün yönetimi ekibimizle dikkatli ve özenli bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Uzak Doğu’da yer alan, üretim kaliteleri ile ön plana çıkan farklı tedarikçilerimize ürettirip, Türkiye’ye ithalatını gerçekleştiriyoruz.

Türkiye’de üretim yaptırıyor musunuz? Yerli üretimin gelişimi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Şu anda yerli üretim yaptırmıyoruz. Son yıllarda yerli üreticilerimiz kalitelerini ve kapasitelerini oldukça artırdılar, hepsini yakından takip ediyoruz ve gösterdikleri başarıdan dolayı kendilerini tebrik ederim. Önümüzdeki yıllarda ihtiyaçlar dahilinde yerli üreticilerimizle işbirliği yapabiliriz.

Yeni markalar, yeni projeler hatta yeni sektörlerde yatırımlar yapmayı düşünüyor musunuz?
Şu anda mevcut sektörlerimize ve markalarımıza konsantre olmuş durumdayız. Bu sektörlerde hem yurtiçi hem de yurt dışı pazar payımızı artırmaya ve yaptığımız işleri daha da mükemmel yapmaya, iş ortaklarımıza verdiğimiz hizmetin kalitesini artırmaya odaklandık.

Geçen yıl Quantum markasının tanıtımı için şarkıcı Teoman ile yapmış olduğunuz lansman çok ses getirdi. 2023’te de anlaşmanız devam ediyor mu?
Teoman ile Quantum markamız birbirine çok yakıştı. Kendisi Quantum gözlüklerini o kadar çok beğendi ki reklam çekimleri dışında günlük hayatında da markamızın ürünlerini tercih ediyor. Bu iletişim çalışmaları satışlarımıza da ivme kazandırdı. 2023 yılında Teoman ile yaptığımız iletişim çalışmalarımıza devam etme kararı aldık. Keyifli bir iletişim kampanyası ile markamızın bilinirliğini ve bayilerimizin satışını artırmaya yönelik çalışmalara devam edeceğiz.

Son yıllarda rekabet koşulları oldukça zorlaştı. Pazarlama ve satış için hangi iletişim araçlarını daha efektif buluyorsunuz?
Özellikle iletişim alanında yaptığımız atılımlar bu sene oldukça ses getirdi. Biraz önce konuştuğumuz Teoman X Quantum iş birliğimizi bunlardan bir tanesine örnek verebiliriz. 2022 güneş sezonunda dijital, TV ve açık hava reklamları da markalarımız açısından fazlasıyla efektif oldu. Dijital ve sosyal medya iletişimi günümüz koşullarında olmazsa olmaz, yıl boyunca bu mecralarda iletişimimiz devam ediyor. Bayilerimize yönelik yaptığımız ticari pazarlama çalışmalarına da çok değer veriyoruz. Özellikle onların mağazalarında markalarımızı ön plana çıkaracak görsel uygulamalar ve promosyon malzemeleri, markalarımızı anlatıp yeni ürünlerimizi sunduğumuz bayi toplantımız, kooperatiflerin organizasyonlarına ve Silmo İstanbul Optik Fuarı’na katılımımız bayi iletişimimizin gelenekselleşen unsurları oldu.

 Geçtiğimiz yıl içerisinde yapılan İstanbul Ticaret Odası seçimlerinde Gözlükçülük ve Saatçilik Meslek Komite Başkanı seçildiniz. Sizi yürekten tebrik ediyor ve destekliyoruz. Sektörde sorun olarak gördüğünüz ve düzeltilmesi gereken konular nelerdir? Sektörümüzün geleceği için neler yapmak ya da yapmamak lazım?
Bana ve komite üyelerine verdikleri destek için tüm sektör paydaşlarımıza teşekkür ederim. Yerli üretim yapan firmalarımızın da ithalat yapan bizim gibi firmaların da farklı sorunları var, amacımız sektörün tüm sorunlarını ele alıp, tüm paydaşlarla sektörümüzü geliştirmek ve özellikle uluslararası pazarlarda firmalarımızın rekabet gücünü artırmak. İthalat yapan firmaların en büyük sorunu ithalata getirilen ek vergiler, bu vergiler maalesef maliyetlerimizi ciddi şekilde artırıyor. Ek vergiler Avrupa markalarını rekabette çok daha avantajlı hale getiriyor ve vatandaşlarımıza makul fiyatla kaliteli ürün sunmak konusunda bizleri çok zorluyor. Geçtiğimiz günlerde ithalatçı ve yerli üreticilerle ayrı ayrı toplantılar yaparak, ek vergilerin ithalatçıları ve üreticileri memnun edecek bir orana düşürülmesi konusunda ortak karara vardık. Bu ortak kararı dilekçe ile İTO yönetimine, Ticaret Bakanlığı’na sunulmak üzere ilettik. İTO ve Ticaret Bakanlığı’na ilettiğimiz diğer sektör sorunlarından da kısaca bahsetmek istiyorum. Gümrüklerde uygulanan testler; TAREKS, ihracatçıların yedek parçalar için ödediği %10’luk gümrük vergisinin düşürülmesi de öncelikli konularımız. Ayrıca, her yıl en az 30-35 yerli üretici optik firmamızın bireysel olarak katıldığı Silmo ve Mido Fuarlarına, odamız çatısı altında milli iştirak organize edilmesi de üzerinde çalıştığımız diğer bir konu. 

4-6 Şubat arası yapılacak olan Mido Fuarı’na katılacaksınız. Bu sizin ilk yabancı fuar deneyiminiz. Yurtdışında yapılan fuara katılma kararını nasıl verdiniz ve beklentiniz nelerdir?
Öncelikle Mido Fuarı ile başlayacağımız global serüvenimiz için oldukça heyecanlı olduğumuzu belirtmek isterim. Mido Fuarı’na uzun yıllardır trendleri takip etmek ve yeni üreticilerle tanışmak amacıyla ziyaretçi olarak katılıyorduk. Saat işimizde 60 ülkeye ihracat yapıyoruz. Saatte yakaladığımız ihracat başarısı ve deneyimini gözlük sektöründeki iddiamız ile birleştirmenin artık zamanı gelmişti. Bu yıl Mido Fuarı’nda sadece 40’a yakın ülke için lisans haklarını aldığımız Lee Cooper markamızın koleksiyonunu sergileyeceğiz ve odağımız Lee Cooper olacak, amacımız önümüzdeki yıllarda diğer markalarımızı da uluslararası pazarlara açmak. Bu yıl ayrıca Silmo Paris ve her yıl olduğu gibi Silmo İstanbul Optik Fuarı’na da katılmaya devam edeceğiz.

2013 yılından beri gerçekleşen Silmo İstanbul’da katılımcı olarak yer alıyorsunuz. Silmo İstanbul’un ve sektörün 10 yıl içerisindeki gelişimini değerlendirir misiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı ilk yıllarda hem ziyaretçi hem de katılımcı anlamında yerel bir fuarken son yıllarda uluslararası fuar kategorisine ulaştı. Son birkaç yıldır gerek Balkan ülkeleri gerek ise Orta Doğu’dan pek çok ziyaretçi ağırlıyoruz standımızda. Bu da Türkiye’nin bulunduğu coğrafya için güçlü bir tedarikçi haline geldiğinin en somut kanıtı. Ayrıca geçen 10 yılda hem katılımcı firmaların hem de organizatör olarak sizlerin deneyimleri arttı. Silmo İstanbul Optik Fuarı artık kendini kanıtlamış, sektöre çok ciddi ivme kazandıran bir organizasyon. Sektördeki en güncel trendleri görmek, sektöre destek veren yan sektörleri tanımak, yeni müşteriler bulmak için vazgeçilmez bir organizasyon bizim için.

4 Your Eyes Optik Magazin dergisi 2023 itibarı ile “Dijital Yayın” ile devam edecek. Bu köklü yenilik hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Her şeyde olduğu gibi yayıncılık sektörü de çağa uyum sağlıyor. Abonelerin bulundukları her yerden dijital olarak dergiye ulaşmasının çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda kağıt tüketiminin azalması kesinlikle çevreci de bir yaklaşım.  Bu sebeplerle yapılan bu değişikliği Arıkan olarak destekliyoruz. Eskiden olduğu gibi takipte kalmaya, haber ve ilanlarımızla dergide yer almaya devam edeceğiz.

Şubat 2023