Efor Optik

EFOR OPTİK

Yüz Kişilik Bir Aile

Hem yerli hemde yabancı birçok firmaya aynı anda ulaşabilmenin, bünyemizde ki tüm markaları ve yenilikleri sergileyebilmenin en efektif yolu Silmo İstanbul Optik Fuarından geçiyor.

Merhaba Fatih Bey, öncelikle hoş geldiniz. Okurlarımıza kendinizden bahsedip, sektöre giriş hikayenizden söz edebilir misiniz?
Merhaba hoşbulduk, ben Fatih Orhan. 1977 İstanbul doğumluyum. Gözlük sektörüne 1999 yılında Hekim Optik’te satış personeli olarak başladım. Yaklaşık dokuz yıl aynı firmada sahada aktif olarak görev aldım. 2008 yılında, üretim yapan bir optik firmasında iki yıl satış direktörlüğü yaptıktan sonra edindiğimiz saha tecrübeleri, bilgi ve birikimlerle, küçük bir atölyede Efor Optik’in temellerini atıp, üretim yapabilme hayalimize yönelik adımlar attık. Üretime başladığımız günden bu yana sektörün ihtiyaçlarını iyi analiz edip, iş modelimizi ihitiyaçlara göre geliştirdik. Üretim kapasitemiz her geçen sene daha da artarak emin adımlarla büyümeye devam ediyoruz. 2021 yılında yaklaşık yüz çalışma arkadaşımızla beraber Türkiye ve dünya için üretmeye, çalışmaya devam ediyoruz.

Efor Optik’i kurmaya nasıl karar verdiniz ve hedefleriniz nelerdi?
Sahada görev aldığımız yıllarda, sektörde çok az sayıda üretici vardı. Biz o yıllarda bu boşluğun farkına vardık ve sektörün ihtiyaçlarını tespit edip, aynı zamanda sektöre yeni bir soluk getirmek amacıyla Efor Optik’i kurmaya karar verdik. İlk olarak Qzen markasıyla başladığımız yolculuğumuza bir çok marka eklemeyi başardık. Mücadeleden kaçmayıp, zorlukların üstesinden gelerek, adımlarımızı sağlam atmaya gayret gösterdik. Her geçen yıl üstüne koyarak, hedeflerimizi büyüterek yüz kişilik bir aile olmayı başardık. Her zaman müşterilerimize kaliteli ürünleri ulaştırmayı kendimize borç bildik.

Geçtiğimiz yıl Efor Optik’te köklü bir değişim oldu ve ortağınızdan ayrılarak tüm yönetimi ve idareyi siz üstlendiniz. Bu süreç sizi zorladı mı ve Efor Optik ne gibi yenilikler içerisinde?
Pandemi sürecinin başlarında ortağımdan gelen talep üzerine yollarımızı ayırma kararı aldık. Bu zorlu sürecin ardından, mevcut kadromuzun bilgi birikim ve tecrübeleriyle, büyüme hedefimizden uzaklaşmadan yolumuza devam ettik. Yatırımlarımızın hızını kesmeden, yeni anlaşmalara imza atarak, yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz. İnşallah 2022 yılında mevcut markalarımızın, tasarımlarını geliştirerek yurtiçi ve yurtdışı müşterilerimizin beğenisine sunacağız.

Silmo İstanbul fuarında yeni markalarınızın lansmanını gerçekleştirdiniz. Bize bünyenizde yer alan markalar ve bu markaların özelliklerini paylaşabilir misiniz?
Köklü markalarımızın yanında, bu yıl Warner Bros. ile lisans anlaşmasına imza atarak Harry Potter, Batman, Superman, Tom & Jerry, Matrix gibi markaların kullanım haklarını satın aldık. Çocuklara ve yetişkinlere hitap edecek yeni koleksiyonlarımızla 2022 yılında sektöre yenilik getirmeyi planlıyoruz. Çocuklarımızın sevdiği karakterleri gözlükle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu doğrultuda ürün yelpazemizi ve marka koleksiyonumuzu genişletmeyi sürdürüyoruz. Qzen, Cobbelti gibi lokomotif markalarımızın yanında bu sene Regina’nın da çok ses getireceğine inanıyoruz. Kadınlara özel taşlı, süslü, aparatlı şık tasarımları, TR90 gövdeyi metal sap ile kombine ederek, zenginleştirip müşterilerimizin beğenisine sunduk. Hem mağazalardan hemde nihai tüketiciden aldığımız olumlu tepkiler bizi oldukça motive etti. Erkekler için tasarladığımız Winner’s Club markamızın koleksiyononu daha fazla geliştirip,  yeni tasarımlarla gözlük severleri buluşturmayı planlıyoruz.

İhracat yaptığınız ülkelerin sayısı her geçene sene daha da fazlalaşıyor. Bu kararlı büyümenin sırrını ve tercih edilmenizin sebeplerini bizimle paylaşabilir misiniz?
Biz yola her zaman müşteri memnuniyetini esas alarak çıktık. Ürünlerimizin kalitesi, dayanıklılığı ve hafifliği bizi ön plana çıkardı. Sahip olduğumuz üretim kapasitesiyle, yurtdışında ki müşterilerimizin ihtiyaçlarına anında cevap verebilmekteyiz. Son on yıldır yurtdışında ki tüm uluslararası optik fuarlarına katılıyoruz. Bu fuarlarda hem çalıştığımız firmalarla, hemde potensiyel alıcılarla birebir iletişim kurabiliyoruz. 2022 senesinde mevcut iş planımıza sadık kalarak, bünyemizde bulunan markaların, koleksiyonlarında ki optik ve güneş gözlüklerini yenilikçi tasarım anlayışımızla genişleterek ihracat hedeflerimizi büyütmeye devam ediyoruz. İhracat ekibimizle beraber her noktaya temas etmek için yoğun gayret içerisinde olmaya devam edeceğiz.

Satış oranın hızla artması üretim kapasitesinde size zorluk yaşatıyor mu? Sahada aktif satış yapan personelimiz ve ihracat ekiplerimizle satışlarımızı artırmayı başardık. 2020 yılında üretim kısmında sistem değişikliğine giderek artan satışlar doğrultusunda yıllık bir milyon adedi aşan üretim kapasitemizi gerekli istihdam ve yatırımları yaparak %25 oranında arttırdık. Her geçen gün üstüne koyarak markalarımızın dünyanın her yerinde olması için tüm gücümüzle üretmeye, çalışmaya devam ediyoruz. Yerli üretim yapmanın gururunu yaşıyoruz. Efor Optik olarak 2021 yılını Bizim için hedeflerimiz üstünde bir oranla geride bıraktık. Türkiye yerli üretimde hem kalitesi hemde sağladığı uygun fiyat politikası ile oldukça cazip hale gelmiştir. Yapılan bazı eksikler ve yanlışlar var ancak zaman içerisinde bu yanlışların yok olacağına ve işini doğru yapanların  daha da büyüyerek hem ülke ekonomisine hemde sektörün gelişimine devam edeceklerine inanıyorum.

Markalarınızın tanıtımını yaparken hangi iletişim aracını daha efektif buluyorsunuz? Kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Sahada olan satış ekiplerimiz müşterilerimizle birebir temas halindeler. Bunun haricinde sosyal medya ve dergi reklamları ile müşterilerimizi yeniliklerimizden haberdar ediyoruz. Geçtiğimiz aylarda köklü bir GSM firması ile yaptığımız anlaşma ile her bir bireye ulaşarak kampanyalarımızdan bahsettik. İnternet sitemizi her zaman güncel tutup bizlere ulaşmalarını, yeniliklerimizi takip etmelerini kolaylaştırmaya gayret gösteriyoruz.

Online satış sistemi ile ilgili düşünceleriniz ve varsa yaptığınız yatırımlar nelerdir?
Online satış sitemizi geliştirerek daha aktif hale getirdik. Talep eden müşterilerimizi kampanyalarımızla destekliyoruz. Pandemi sürecinde insanlar daha çok online alışverişi tercih etmeye başladığından dolayı bizlerde bu konuda gerekli altyapımızı oluşturarak müşterilerimizin ürünlerimize daha hızlı ulaşabilmelerini sağladık.

Pandemi sizin firmanızda ki üretim, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinde neleri değiştirdi? Bu değişimin sürekliliği hakkındaki fikirleriniz nelerdir?
Pandemi süreci tüm dünya ve ülkemiz için zorlu geçiyor. Yurtdışı fuarlarının iptal olması, yurtdışı müşterileriyle ziyaretlerin kısıtlı olması ile birlikte, mevcut distribütörlerimizle e-mail ve sms yoluyla iletişime geçerek kısmen telafi etmeye çalıştık. Yurtiçi müşterilerimizin yanında olduğumuzu hissetmelerini sağlayarak, iyi gün dostu olmadığımızı göstererek elimizi taşın altına koyarak iyi niyet göstergesi olarak ödeme güçlüğü yaşayan müşterilerimizde durumlarını telafi etme yoluna gittik. Bu süreci el birliğiyle telafi etmeye çalıştık. Bu sürecin etkisini azaltıp dünya gözlük fuarlarının açılacağını düşünerek tekrardan müşterilerimizle yüz yüze temas edip kucaklamayı umut ediyoruz.

2022 yılından beklentileriniz, hedefleriniz nelerdir? Optik sektöründe ne gibi yenilikler ve değişiklikler olabilir?
Küresel salgının biran önce son bulup insanların feraha kavuşmalarını diliyorum. Yeni trendleri yakından takip edip, müşterilerimizin ihtiyaçlarını her zaman olduğu gibi en iyi şekilde karşılamak istiyoruz. Sürekli kendimizi yenileyerek en kaliteli ve en güncel ürünleri insanlara sunabilmek için yenilikleri takip ediyoruz.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Silmo Optik Fuarı hakkındaki genel düşünce ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı jeopolitik önemi ve ulaşım kolaylığı ile yerli yabancı birçok firmaya aynı anda ulaşabilmenin ve yenilikleri sergileyebilmenin en efektif yoludur. Silmo İstanbul Optik Fuarı, yeni lisans anlaşmamızın lansmanını gerçekleştirmek için bize iyi bir fırsat oldu. Sizlere, sektöre bu buluşma imkânını sağladığınız için de teşekkür ederiz. Bu yıl furda bizi ziyaret eden tüm firmalara teşekkür ederiz. Başarılarımızın devamını diliyoruz.

Optik sektörünün lokomotifi kabul edilen dergimiz “4 your eyes” ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Optik sektöründe ciddi okur kitlesine ulaşan derginizi biz de reklamlarımızla desteklemeye çalışıyoruz. Çalışmalarınızı takip edip, sektörle ilgili bilgilere rahatça ulaşabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Her bir mağazaya ulaşıp, bizlerinde her noktaya temas edebilmemizi  sağlamanız da mutluluk verici. En güncel haberleri paylaştığınız içinde sizlere teşekkür ederiz.

Aralık 2021

Haffmans & Neumeister

HAFFMANS & NEUMEISTER

Paslanmaz Çeliğin En İyisi

Kendi sınırlarımızı ve kullandığımız malzemelerin sınırlarını zorlamaya odaklanmaya devam edeceğiz.

Haffmans & Neumeister, markanın kuruluşundan bu güne gözlük sektöründe heyecan yaratmaya devam ediyor. Yenilikçi modelleri ve paslanmaz çelikten üretilen çerçeveleri ile Haffmans & Neumeister tüm koleksiyonunu güncelledi.

Merhaba Philipp, Daniel ve Tjarko. Haffmans & Neumeister, birkaç yıl içinde kendisini birinci sınıf bir marka olarak konumlandırmayı başardı. Şimdi ise koleksiyonlarınızı yeniden tasarlıyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Philipp: Amaç koleksiyonları modernize etmek. Bir tasarımcı olarak ilgi alanınızda çalışırken, inceliklerin aşırı farkında olursunuz. Sonuç olarak, her şeyi bu ayrıntılı nüanslar ve parametreler içinde sınıflandırma eğilimindesinizdir. Ancak bu çok pratik olmayabilir. Bu nedenle koleksiyonumuzu yeniden yapılandırmaya karar verdik.

Farkı koleksiyonlarınız arasında çok az ayırt edici özellik olduğunu mu düşündünüz?
Daniel: Konu gözlük olduğunda milimetrenin çok küçük parçalarıyla çalışıyoruz ve bu parçalar genellikle çıplak gözle görülemiyor. Tasarımcının bakış açısıyla, bu ürünleri birbirinden ayırmak önemliydi. Hala önemli ancak genel tüketici için durum aynı değil.

Üretimine son verdiğiniz koleksiyonlar var mı?
Daniel: Evet, yeniden yapılanma, kısa zaman önce koleksiyonumuza dahil ettiğimiz ULX ve Italic’i artık üretmeyeceğiz.

Bu iki koleksiyondaki stillere ne olacak?
Daniel: Her bir modelin özelliklerine bağlı kalmaya her zaman özen gösterdik fakat ULX ve İtalik modellerinden esinlenerek diğer üç koleksiyonumuza küçük dokunuşlar ekledik.

Yeni sezona hangi koleksiyonlarla başlıyorsunuz?
Tjarko: Yeni koleksiyonlarımız; Ultralight, Ultralight Plus ve Bold’dan oluşacak.

Bu koleksiyonlar neye göre birbirinden ayrılıyor?
Tjarko: Koleksiyonlar, malzeme karışımlarıyla birbirinden ayrılıyor ve her biri kendi fiyat kategorisine sahip. Tüm metal çerçeveler Ultralight’a ait. Ultralight Plus modellerimiz, asetat katkılı Ultralight’tır. Üçüncü seri ise daha güçlü ve daha cesur metallerin yanı sıra asetat kombinasyonlu çerçevelerden oluşan Bold koleksiyonumuz.

Hangi koleksiyonlarınız özellikle markanızın DNA’sını temsil ediyor?
Philipp: Ultralight koleksiyonu, markamızı oluşturan tüm tasarım felsefelerinin somutlaşmış halidir. Paslanmaz çelik çerçeve, kaba olsa da sabırla, detaylara özen gösterilerek üretilmiş bir mücevher.

Hangi tasarım özelliği markanız için vazgeçilmezdir?
Daniel: Ultralight serisi ile tanıttığımız, tüm koleksiyonlarımızı birbirine bağlayan, basit ve estetik modüler bir çözüm olan perçin menteşemiz. İnovasyon bizim için çok önemli ama aynı zamanda teknolojinin anlaşılması ve üzerinde çalışılması kolay olması da önemli. Bu koleksiyonla kendimizi yeniden keşfettik. Bu, bizi günümüzde gerçekten temsil eden yeni bir tasarım.

Ultralight koleksiyonunu farklı kılan başka ne var?
Philipp: Ultralight koleksiyonu, sadece saf metal çerçeve tasarımı olan bir parçadan oluşmakta. Ekstra parçalara sahip değil. Saf ve basit, rafine formlara, azaltılmış silüetlere ve minimum ağırlığa odaklandık.

Bunun Ultralight Plus koleksiyonundan farkı nedir?
Philipp: Ultralight Plus ister şakak uçları ister cam ekleri olsun, örneğin Windsor Ring stili gibi asetatla süslenmiş modellerden oluşur. İnce asetat ekstraları koleksiyonun artılarıdır.

Bolt koleksiyonunuz yeni. Burada hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?
Philipp: Bold ağırlıklı olarak bir asetat koleksiyonudur. Ancak tüm koleksiyonlarımızda paslanmaz çelik çerçeveler taban olarak kullanılmaktadır. Bu, çerçeveye ne kadar eklenti yapıldığı ile ilgili bir soru. Cappuccino, cortado, flat white ve latte’nin hepsi sütlü kahvelerdir, ancak onları tanımlayan kahvenin süte oranıdır. Bu, koleksiyonlarımızı şu anda nasıl kararlaştırıldığına benzer bir durum: paslanmaz çeliğin asetata oranı. “Bold”, espressodan daha sütlüdür.

Ayrıca stilist ve iç mimar Marcus Paul ile bir ortak çalışma yürütüyorsunuz. Bu koleksiyon hakkında özel olan nedir?
Tjarko: Marcus Paul ile işbirliğimiz moda odaklıdır ve soyulmuş ince metalimizin özellikle kalın bir asetatla yan yana gelmesiyle karakterize edilir.

Peki bu modellerin Bold koleksiyonundaki modellerden farkı nedir?
Tjarko: Yenilenen Bold koleksiyonumuz, “iğne şeridi” olarak bilinen Marcus Paul montaj sistemini içeriyor olsa da, Marcus Paul modelleri gözle görülür şekilde abartılı. Sadece metal ile asetat arasındaki dinamik kontrast değil, aynı zamanda asetat şekillerinin kendileri de belirgin ve hacimlidir.

Yeni koleksiyon politikanız, markalaşma veya satış açısından da değişiklikler getirecek mi?
Philipp: Koleksiyonlarımızı yeniden yapılandırmamız, markalaşmamızdan çok küratörlükle ilgili. Bununla birlikte, koleksiyon yapımız ve markamız ilk piyasaya sürüldüğümüzden bu yana oldukça gelişti.

Daniel: Sektöre döndüğümüzde, önceki markalarımıza ait birçok konsept ve estetik vardı. Son üç yılda çok geliştik ve ilerledik. Markamız da gelişti ve eskiden kim olduğumuzu geride bırakıp, günümüzdeki kimliğimizi yeniden keşfettiğimiz ilgili önemli bir noktaya geldik.

Bu gelişimin önümüzdeki sezonlarda sizi nereye götüreceğine dair planlarınız var mı?
Philipp: Kendi sınırlarımızı ve kullandığımız malzemelerin sınırlarını zorlamaya odaklanmaya devam edeceğiz.

Kulağa heyecan verici geliyor. Teşekkürler.

Kaynak: Spectr

Aralık 2021

İrem Optik

İREM OPTİK

Aşkla Gerçekleştirdiğim Hayalim

Silmo İstanbul Optik fuarının sektörümüzün gelişiminde gerçekten çok büyük önemi var. Biz optikçiler için Silmo İstanbul’a ziyaretçi olarak katılmak, farkı binlerce markayı aynı anda inceleme fırsatı veriyor.

Merhaba İrem Hanım. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhabalar, ben İrem Ertuğrul 1999 yılında Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde doğdum. 2016 yılında sağlık meslek lisesinden hemşire olarak mezun oldum. Daha sonra 2017 yılında Medipol Üniversitesi Optisyenlik bölümünü tam burslu olarak kazandım. 2019 yılında Medipol Üniversitesini derece ile bitirdim. Okul devam ederken çalışmaya başlayarak sektöre ilk adımı atmış oldum. En büyük şansım ilk işyerimdeki işletme sahiplerim ve çalışma arkadaşlarımdı onlara olan minnettarlığım ömrümün sonuna kadar devam edecek. Onların işe başlar başlamaz vermiş oldukları sorumluluklar ve tam desteği ile çok kısa bir zamanda işi öğrendim. 2021 yılı temmuz ayında ilk mağazamı Balıkesir’in Edremit ilçesinde açtım. Optisyenlik bölümünü kazandığım ilk günden beri mesleğimi en iyi şekilde yapmak için sürekli araştırıyor, sektörü daha iyi yerlere getirenlerden biri olabilmek için daima memnuniyet odaklı çalışarak istek ve azimli hizmet veriyorum.

İrem Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
İrem Optik daha çok yeni kurulan bir mağaza. Üniversiteden mezun olduktan sonra staj yaptığım yerde 2 yıl çalıştım mesleğime başladığım ilk günden beri işime hep bilgi odaklı yatırım yaptım. Mağazamda en önem verdiğim noktalardan biri gözlüğün kalitesi ve kullanıcının memnuniyetidir. Mesleğime duyduğum aşk ve hayallerim ile İrem Optik’i açma yoluna girdim mağazam, sunduğu hizmetten ve konfordan tutunda dekorasyonda ki yeniliklere kadar butik bir işletme mantığı ile açılmıştır.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Öncelikle sirkülasyon yoğun ve müşterilerimizin kolayca ulaşabileceği farklı araçlarla da gelebilecekleri lokasyonlarda belirliyoruz. Mağazamız bir cadde mağazasıdır. Azerbaycan Bulvarı üzerinde bulunmaktadır. Mağazamızda dünya  markalarının yanında butik ürünlere de yer veriyoruz. Hem Covid-19 gibi zorlu bir süreci geçiriyor olmamıza hem de yeni bir mağaza olmasına rağmen müşterilerimizin görüşleri bizi memnun ediyor.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Kesinlikle bulunduruyoruz ürün yelpazemizi geniş tutmaya özen gösteriyoruz. Günümüz şartlarında herkesin zevkine tarzına ve maddi gücüne hitap etmeyi hedefliyoruz. Doğru ürüne doğru müşteriye buluşturabilmek adına ürün ve marka çeşitliliğine özen gösteriyoruz, hangi marka ya da model mağazamızda kaç adet satılmıştır diye kullanmış olduğumuz optik programdan bakıyoruz.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet geliyor. Yeni tasarımcıların ürünlerini bizde elimizden geldiğince bulundurmaya çalışıyoruz. Özellikle sosyal medyadan üzerinden tanımı yapılan ve günümüz modasında dikkat çeken ürünleri mağazamızda yer vermeye çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış sonrası hizmetlerimiz tamamen müşteri memnuniyeti üzerine dayalıdır. Satış işlemi tamamlandıktan sonra, satın alınan ürünün teslimi, montajı, kullanım kurallarının ayrıntılı bir şeklide gösterilmesi, ürün arızalandığında bakım onarım ve yedek parça sağlanması ve müşteri şikayetleri ile ilgilenilmesi gibi faaliyetlerimiz hizmetlerle müşterilerimizin memnuniyetini sağlamaya çalışıyoruz. Tüketicilerin satın aldıkları ürünlerle ilgili beklentileri gereksinimlerini giderecek ürün özelliklerinin yanı sıra, ürün ile ilgili herhangi bir eksiklik durumunda gerekli olacak hizmetlerimizi kapsamaktadır.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bizim önceliğimiz cadde mağazaları olarak yer almak bir şehrin ritmini yakalamak için genelde caddelerde var olmak gerektiğini düşünüyoruz mağaza lokasyonumuzu seçerken en dikkat ettiğimiz bir diğer husus ise günümüzde şehirlerimizin en büyük problemlerinden biri insanların araçlarını bırakabileceği uygun bir yerin olmasıdır ancak İrem Optik lokasyon olarak araç trafiğinin çokça olduğu ve park sorunun yaşanmadığı kendi müşterilerimizin araçlarına ait 2 adet otoparkın bulunduğu bir lokasyonda bulunmaktadır.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Dönem olarak teknolojinin hayatımızda en çok var olduğu dönemde yaşıyoruz bu sebeple genel olarak sosyal medya üzerinden bilgilendirme yapıyoruz tabi ek olarak da sms ve mail yoluyla bildirimlerimizi sağlıyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
İlk olarak dükkan kiralarının biraz daha uygun olması çevreye daha hakim olmak ve bu potansiyelin müşteri (arkadaşlık çerçevesi içinde) avantaja çevirmek Anadolu’da optikçiliği bir öğretmen öğrenci çerçevesinde müşterilere bire bir anlatarak müşteriyi her açıdan anlatmak, en önemlisi de Anadolu insanımıza hizmet vermek, onların sıcaklığını hissetmek samimiyetlerini sezmek de insana büyük mutluluk veriyor.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat rekabeti ticarette sürekli var olan bir durum. Biz bu durumu hem fiyatlarımızla hem de satış öncesi ve sonrası hizmetlerimiz ile lehimize çevirmeye çalışıyoruz.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
İrem Optik olarak öğrenmeye ve öğrendiklerimizi müşterilerimize yansıtmayı çok önemsiyoruz. Devamlı olarak gerek seminerlere gerekse sosyal medyadan yapılan toplantılara, eğitimlere katılmaya çalışıyoruz. Tabi ki İrem Optik’in de haftalık olarak toplantıları oluyor. Bu toplantılarda mağaza içi çalışanlarımızla birlikte belirlediğimiz konular hakkında istişare ediyoruz.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
Bu yıl özellikle çerçeve ile cam arasında boşluk olan gözlükler çok modern olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında kedi göz formundaki çekik gözlükler yine bu yıl oldukça tercih edilen modeller arasında yer alıyor. Son olarak renkli ve çift köprülü çerçeveler bu yıl neredeyse birçok markada ister metal ister asetat çerçevede görülmektedir.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet ediyoruz. Uluslararası bir fuar olması sebebiyle dünyadaki ve ülkemizdeki bütün optik sektörünün bilgi birikimlerinden faydalanma imkanı sunuyor. Ayrıca bütün firmaların bir arada olması sebebiyle o yılın bütün trendlerini bir arada görmemizi ve planlamayı ona göre yapmamızı sağlıyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Fuara ziyaretçi olarak birçok kez geldik. Öncelikle şunu söyleyebilirim Silmo İstanbul Optik fuarının sektörümüzün gelişiminde gerçekten çok büyük önemi var. Biz optikçiler için Silmo İstanbul’a ziyaretçi olarak katılmak, farkı binlerce markayı aynı anda inceleme fırsatı veriyor.  Ayrıca gelecek sezon trendlerini görebilmek açısından da oldukça faydalı oluyor.

Dergimiz “4 your eyes” ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?
Derginizin tarzını beğeniyorum. İşyerimizde de derginize yer verip yeni sayılarını takip ediyoruz. Sektördeki iş arkadaşların hikayelerini okumak benim için çok değerli “4 your eyes” sektörümüzün nabzını, hızını, trendlerini takip ediyor ve bizleri de yeniliklerden haberdar ediyor. Mesleğimize olan katkınız ve emeğiniz için teşekkür ediyoruz.

Kasım 2021

İşbir Optik

İŞBİR OPTİK

Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır.

İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz.

Mustafa Bey, İşbir Optik’e Genel Müdür olalı iki sene oldu. Bu dönemde neler yaptınız, şirkette neler değişti?
Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Son iki sene, ne yazık ki, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid-19 pandemisinin gölgesinde geçti. Bu süreçte önceliğimiz çalışanlarımızın ve iş ortaklarımız olan optikçilerimizin sağlıklı şekilde işlerine devam etmesini sağlamaktı. Kısacası çalışanlarımızın ve optikçilerimizin maddi manevi yanında olmaya çalıştık. Pandeminin ilk başladığı günlerde maske, eldiven ve şeffaf kask dağıtmaktan tutun da tam kapanma dönemlerinde çeşitli vasıta ve yöntemlerle ödeme kolaylıkları sağlamaya, yurtiçi ve yurtdışındaki tedarikçi ve hizmet sağlayıcılarımızdan kaynaklı aksaklıklara rağmen üretim ve dağıtımı hiç aksatmadan sektöre hizmet vermeye kadar elimizden gelen azami gayreti gösterdik. Tabii sadece bunlarla kalmadık, pandeminin getirdiği tüm zorluklarına rağmen, tam da o ilk günlerde, Tora markasını İşbir’e entegre ettik. Tora müşterilerinin üretim, sipariş, servis ve faturalama konularında hiçbir sıkıntı yaşamadan işlerine devam edebilmesini sağlamamız, İşbir ve Tora şubelerini ve ürün gamlarını birleştirmemiz, Tora’dan gelen çalışanlarımızın adaptasyonunu sağlamamız gerekiyordu.

Tüm bunları kesintisiz ve sıkıntısız şekilde gerçekleştirdiğimize inanıyorum. Son olarak, VisionArt ve Tora gibi güçlü ulusal markalarımız, Nikon gibi tüketici bilinirliği çok yüksek olan uluslararası markamızın yanına yine bilinirliği çok yüksek bir uluslararası marka olan Kodak’ı entegre ettik. Bu vesileyle Kodak’tan biraz bahsetmek isterim; Kodak, marka gücünü ulaşılabilir fiyatlarla birleştiren, yenilikçi ve dinamik bir marka. Nihai tüketicilerin içinde bulunduğumuz pandemi gibi sıkıntılı dönemlerde güvenilir markalara yöneldiği bir gerçek. Kodak’ın önümüzdeki yıllarda Türkiye optik piyasasında önemli bir oyuncu olacağına inancımız tam.

Göreve gelmenizle birlikte Yeni İşbir Optik’ten bahsediliyor. Bunu açabilir misiniz?
Tabii, bir şirketin en önemli bileşeni ne binaları, ne üretim tesisleri ne de ürünlerdir, hepsinden önce çalışanları gelir. Son iki yıldır İşbir Optik’te tecrübe ve uzmanlığı, dinamizm ve gençlik ile harmanlıyoruz. Yönetici ekibimize bir yandan uzman ve tecrübeli arkadaşlarımızı katarken diğer yandan mevcut çalışanlarımıza kendilerini geliştirmeleri için fırsatlar sunuyor, özellikle genç ve dinamik arkadaşlarımıza daha fazla yetki ve sorumluluklar vererek onların gelişimine katkı sunuyoruz. Tüm bunlar sahaya, iş ortaklarımıza da pozitif yansıyor. Müşterisini iş ortağı olarak gören, kazan kazan zihniyetini benimsemiş, işimizin nihayetinde tüketicilerin daha iyi görme ihtiyaçlarını en doğru çözümlerle buluşturmak olduğunu benimsemiş, sağlığı ön plana alan bir ekibimiz var.

Diğer taraftan, en son teknoloji ile donatılmış üretim tesislerimizi her geçen yıl büyütüyor ve yeni teknolojilere adapte ediyoruz. Burada da vizyonumuz sadece Türkiye’ye değil çevre coğrafyalara da hizmet verecek bir üretim merkezi olmak. Son olarak, dünyadaki gelişmeleri takip ederek en yenilikçi ürünleri sunmaya, tüm görme ihtiyaçlarına cevap verebilecek en geniş ürün gamını bulundurmaya özen gösteriyoruz. Bu çabamızın en önemli delillerinden biri, 7 farklı anti-refle kaplama çeşidimizin bulunmasıdır.

Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Son yıllarda sektör hızla gelişiyor ve değişiyor. Optisyen ve Gözlükçüler Odaları ve Birliğinin kurulması bunun en önemli göstergelerinden biri. Sektörü temsil edecek, sorunların çözümlerinin ana platformunu oluşturacak Odaları ve Birliği çok değerli buluyoruz. Toptancı ve perakendeciler olarak ele ele verip, halk sağlığına daha iyi nasıl hizmet ederiz ve bu suretle sektörümüzü nasıl büyütürüz, bunların üzerine projeler geliştirmemiz gerekir. Özellikle eğitimde ve trafikte göz sağlığının önemini vurgulamak, bunu bir norm haline getirerek düzenli ve mecburi göz muayenelerini yaygınlaştırmak gibi projeler için çalışmalıyız diye düşünüyoruz. Sektörümüzün bu bağlamda geliştirebileceği projeler çok ve önü açık. Sektörümüzdeki tüm bileşenlerin büyümesi ve tüketicilerin göz sağlığı hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesi için atılabilecek birçok adım var.

EssilorLuxottica grubunun Grand Vision’ı satın almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
EssilorLuxottica adına konuşmak için yetkili değilim ancak İşbir Optik adına şunları söyleyebilirim; İşbir Optik 40 yıla yakın geçmişi, uzun yıllardır birlikte çalışan kadrosu, duruşu ve prensipleri ile daima iş ortaklarının yanında olmuştur. İşbir Optik müşterileri arasında ayrım yapmaksızın sektörü büyütmeye gayret etmiş, tüketicilerin daha çok ve çeşitli ürünlere ve hizmetlere ulaşabilmelerine odaklanmış ve daima “işimizi hakkıyla daha iyi nasıl yaparız”ı ilke edinmiş bir şirkettir. Kısacası “bugüne kadar yaptıklarımız, bundan sonra yapacaklarımızın teminatıdır”. Tüm optikçiler bizim vazgeçilmez iş ortaklarımızdır, bu şekilde de kalmaya devam edecektir. İşbir Optik 250 kişilik kadrosu, en son teknoloji üretim tesisleri ile Türkiye’nin gurur duyacağı değerlerinden biridir. Bunları daha da ileri götürmek ve ülkemize, çalışanlarımıza, iş ortaklarımıza ve nihai tüketicilere kattığımız değeri daha da arttırmak doğal hedefimizdir.

EssilorLuxottica grubunun Rekabet Kurumu tarafından incelemeye alınması konusunda da düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Rekabet Kurumu kendisine gelen başvurular üzerine gerekli incelemeleri yapmakla sorumlu olan ve tüm sektörlerde rekabetin etkin olarak sağlanması için görev yürüten bir kurumdur. Bu kapsamda bir inceleme başlatmış bulunmaktadır. Şu aşamada EssilorLuxottica aleyhine isnat edilen herhangi bir iddia mevcut değildir. Burada İşbir Optik olarak bize düşen görev, Rekabet Kurumu’nun istediği bilgi ve belgeleri zamanında temin ederek, işbirliği içerisinde olacak şekilde sürece katkıda bulunmaktır. Bu konuda da üstümüze düşen görevi layıkıyla yapmaya gayret ediyoruz. Tekrar ifade etmek isterim ki, İşbir Optik sadece hizmet ve ürünlerini geliştirmeye odaklanmış, her gün “bir sonraki adım ne” anlayışıyla daha iyisini yapmayı hedeflemiş bir firmadır. Sonuç olarak ilk ve tek hedefi Türkiye optik sektörüne en iyi hizmeti vermektir.

İşbir Optik olarak yıllardır katılımcı firma olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuarı yaklaşmakta, 2021 fuarından beklentileriniz nelerdir?
Silmo İstanbul 2019 bizim için çok verimli geçmişti. Ne yazık ki krizlerde ilk etkilenen sektörlerden biri fuarcılık oluyor ve malum pandemi sebebiyle 2020 yılında fuar düzenlenemedi. İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz. Fuarların sektörlerin gelişmesi için çok önemli olduğunu düşünüyoruz, o sebeple de bu sene Silmo İstanbul fuarına Nikon ve Kodak markalarımıza vurgu yaptığımız iki stand ile katılacağız.

Son olarak, “4YourEyes” optik magazin dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Aynen fuarlar gibi sıkıntılı dönemlerde en kötü etkilenen sektörlerden biri de dergicilik ve özellikle de sektörel dergiciliktir. Bu zorlu pandemi günlerinde kesintisiz olarak sektöre haber ve hizmet vermeye devam eden “4 your eyes” dergisi ve çalışanlarını gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Kasım 2021

L’amy

L’AMY

Lükse Olan Bağlılık

Ünlü Fransız gözlük firması L’amy hem tarihine hem de titiz prensiplerine uygun çalışmalarını artık lüks segmente ağırlık vererek L’amy Luxe markası altında sürdürmeye kararlı görünüyor.

Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip Fransa’nın Jura bölgesinde yer alan L’amy, geriye dönüp bakıldığında 200 yıldan fazla bir süredir gözlük sektörüne yön vermektedir. 1980’li yıllarda L’amy moda markalarını bünyesi altına alarak gözlük üretimine geçen ilk firmalardan biriydi.

Günümüzdeyse bu Fransız firması, L’amy Luxe adı altında faaliyet göstermektedir ve lisanslı markalara sahip olma konusunda da beklenenin ötesinde bir ilerleme kaydetmiştir. Firmanın şu anki odak noktası ise özel niteliklere sahip lüks ürünlere yepyeni bir yaklaşımla bakmaktır. L’amy’nin CEO’su Dominique Alba ile şirketin yeni ufuklar keşfetmek adına ulaşmak istediği hedeflerden ve sektörel gelişimlerden bahsettiği röportajı sizlere sunuyoruz.

Merhaba Dominique, L’amy gözlük sektöründeki en iddialı firmalardan biri. İki asırlık köklü bir mirasa sahip olan L’amy’nin kuruluşu neye dayanmaktadır
L’amy her zaman için teknolojinin ve yeniliğin öncülüğünde hareket etmiştir. L’amy’nin tarihçesi ise 1960’lardan başlayarak pazarlama ve tasarımı birbiriyle harmanlayan mühendislik çalışmalarına ve teknolojik girişimlere dayanmaktadır.

Şirketinizin kuruluşu Fransa’nın yüksek kalitede gözlük geliştirme ve üretme kaynağı olarak görülen Jura bölgesine uzanıyor. Bu bölgenin tarihsel açıdan L’amy’e katkısı nedir?
Jura bölgesinde kurulmuş olmak, sektörün en yenilikçi ve aynı zamanda en yüksek kalitede ürün sağlayan firması olmamızda büyük önem taşıyor. Şirketimizin bünyesinde ‘yaşayan miras’ ünvanını alan Henry Jullien ve aynı zamanda piyasadaki en yenilikçi koleksiyonla birden fazla ödül kazanan McLaren da var. Bu durum optik mağazalara lüks segmentte en çok ihtiyaç duyulan kusursuz işçilik ve sınırsız yeniliklere sahip gözlükleri sunmamızı sağlıyor.

L’amy’nin titiz işçiliğine ve yüksek kalitesine dayanan üretimdeki tarihçesine bakarsak, firmanın dönüm noktası olarak nelerden bahsedebilirsiniz?
Aslına bakarsak L’amy çok uzun ve hareketli bir geçmişe sahip. Öncelikle, üretim açısından kilometre taşlarımızdan biri olarak 1883 yılında kurulan modern anlamdaki ilk fabrikamızdan bahsetmeliyim. Bir diğer kilometre taşı olarak ise 1986’da kurduğumuz son model galvanik uygulamalı fabrikamızı gösterebiliriz. Üretim faaliyetlerindeki yeteneklerimiz adeta genlerimize işlemiştir diyebilirim.

1980’lerden itibaren lisanslı markalarla çalışmada uzmanlaşan L’amy’nin portföyünde hangi büyük şirketler yer aldı?
L’amy’nin en uzun süre ortaklık kurduğu ve bu ortaklık sayesinde büyük başarılara imza attığı lisanslı markamız Lacoste’den öncelikle bahsetmek isterim. Ancak başka firmalarla da çok fazla işbirliği yaptığımızı söyleyebilirim. Aslında artık gözlük lisansımız olmayan markaları listelemek benim için çok daha kolay olurdu.

Lisans anlaşmaları yapmayı bıraktığınızdan beri sektördeki diğer firmalar bu alanda güçlendiler mi?
Sektördeki diğer firmaların güçlü konuma gelmesinde bizim lisans anlaşmaları yapmayı bırakmamızın bir payı olduğu doğru. Ancak uzun süreden beri marka konumlanmalarının hızla değişen piyasa koşullarına göre şekillendiğini düşünüyorum.

Bu durumda lisanslı marka sahibi olmak artık size cazip gelmiyor diyebilir miyiz?
Lisanlı markaların sahibi olmak artık ne L’amy için ne de optisyenler için bir rekabet ortamı oluşturmadığından bunu bir sorun olarak görmüyoruz. Günümüzde, nihai tüketiciler de artık markalar ve ürünler hatta piyasalar hakkında sahip oldukları bilgiler sayesinde farkındalık kazandı.

Genel anlamda pazarın değiştiğini ve eski konseptlerin önceki kadar rağbet görmediğini mi düşünüyorsunuz?
Tam olarak öyle olduğunu söyleyemem. Konseptlerin ne kadar eski olduğuna bakılmaksızın hala başarıya götüren etkenlerden olduğunu düşünüyorum. Bu noktada önemli olan şey nihai tüketici tarafından değişen konseptin nasıl algılandığıdır.

Aslına bakarsanız sektörün değişimden geçtiğinizi söyleyebiliriz. Peki sizce son on senede en büyük etkiyi hangi değişiklikler sağladı?
Üç büyük değişimden söz edebiliriz. İlk önce perakendeci ve tüketiciyi kontrol etmeyi amaçlayan büyük gözlük firmaları birleşti. Ardından, üreticiden tüketiciye kadar olan bütün değer zincirini kontrol etmek adına şirketlerin kendi bünyelerinde ürettikleri gözlük bölümlerinin oluşmasıyla lüks moda döneminin sonuna geldik. Son olarak da, 3 boyutlu yazıcılar, sanal ortamda ürünlerin denenmesi, bağlantı aparatları ve akıllı camlar gibi yeni teknolojilerin ortaya çıktığını görüyoruz.

Sözünü ettiğiniz bu teknolojik gelişmelerin sektöre etkisi nedir?
Pazarda gerçekleşen bu yapısal değişiklikler aslında daha tam olarak bütünü değiştirmiş değil. Ancak bu değişiklikler yavaş yavaş ve sürekli oldukları için bir noktada bütünü de etkileyecektir. Bu durumdan ilk etkilenenler her ne kadar gözlük firmaları olacak olsa da, en büyük etkiyi tüketicilere yeni teklifler ve düzgün stratejilerle yaklaşmak zorunda kalan optik mağazaları hissedecektir.

100. yılını kutlayan ve geleneksel tüketimin öncüsü Henry Jullien’i 2017’de devraldınız. Bu satın almanın ardında yatan motivasyon kaynağınız neydi?
Henry Jullien dünyada çapında detay ve kaliteye önem veren öncü gözlük üreticilerindendir. Artık bu seviyede onların yaptığı sadece el işçiliği olarak değil sanat olarak değerlendirilmelidir. Henry Jullien’de vakit değerlidir. El işçiliğiyle yaptıkları gözlük çerçevelerinin üretiminde yaklaşık 279 aşama kullandıklarını göz önünde bulundurursak; zamanın da etkisiyle, bu sanatsal tarzla, ürünlerin dayanıklılığını garanti etmişlerdir. Henry Jullien geniş bir tüketici topluluğunda güçlü bir yankı uyandıran bir markadır. Bu durum Henry Jullien’i toplumun büyük bir kısmının da bağlı olduğu temel değer algılarına uyan modern bir şirket haline getiriyor. Geçen yüz yılın ardından modaya bu kadar uyumlu olarak ilerlemesi adeta bir mucize olarak kabul edilebilir.

Bu satın alma stratejik açıdan bir değişiklik yapmanıza sebep oldu mu?
Evet oldu. Lüks tüketim pazarına odaklanmaya karar vermemizin üç nedeni var. Birincisi, lüks tüketim segmentinin son 30 yılın en yüksek büyüme oranına sahip olması. İkincisi, bu segmentin, mevcut pandemi krizi de dahil olmak üzere, son iki yüzyılda gerçekleşen krizlere en dayanıklı olan alan olması. Üçüncü olarak ise, başka alanların aksine son on yılda optik mağazaları tarafından iyi bir şekilde hizmet sağlanamadığı için için gözlük sektörü açısından piyasaların yüksek bir potansiyele sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Nasıl oluyor da lüks tüketim diğer fiyat kategorilerine kıyasla krizden daha az etkileniyor?
İki yüzyıldır ve net bir şekilde 1929 krizinden beri bu duruma tanıklık ediyoruz. Lüks tüketim segmenti, diğerlerine kıyasla bu krizden çok daha az etkilendi ve her krizden sonra hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Dünyadaki nüfusun da %20’lik bir kısmına denk gelen en zengin, en eğitimli ve en bilgili kesimi ilgilendirdiği için de bu zamana kadar en dayanıklı segment oldu.

2019 yılında teknik açıdan gelişmiş, yenilikçi ve lisanslı bir marka olan McLaren’ı piyasaya sürdünüz. Daha fazla lisanslı markayla çalıştığınız önceki dönemlere kıyasla bu dönemin arasında ne gibi farklar var?
İnovasyon,  inovasyon ve inavasyon. McLaren markasının koleksiyonları sadece teknolojik içeriği bakımından değil aynı zamanda büyüleyici tasarımıyla da gerçekten eşsiz bir çalışma. Şimdi Henry Jullien ve McLaren geriye kalan tek lisanslı markalarımız olduğu için portföyümüzü modernize ettik ve lüks segmente odaklandık. Bu gelişmeyle beraber de adımızı L’amy Luxe olarak değiştirdik. 

Kaynak: Spectr

Kasım 2021

Ata Optik

ATA OPTİK

11 Senelik Tecrübe

Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz.

Merhaba Kader Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, 1979 Tekirdağ Malkara doğumluyum. Gelişim Üniversitesi Optisyenlik Bölümü mezunuyum. Sektöre ilk adımımı 2004 yılında attım. Yakın bir arkadaşımın mağazasında kısa bir süre bulunup, bu süre zarfında mağazacılık ve işin mutfağı olan atölye kısmında birikimlere sahip olmaya başlayınca, 2004 yılında Tekirdağ Muratlı’da ‘Gözlüx’ adıyla ilk mağazamı açtım.

Mağaza lokasyonunun satışlarınızı etkilediğini düşünüyor musunuz?
Lokasyonların satışların üzerinde ki etkisine kesinlikle inanıyorum. Müşterilerimiz için ulaşılabilir bir lokasyonda olmak ve bunun yanı sıra, mağazanın olduğu lokasyanlarda araçlarını rahatça park edebilecekleri otopark alanlarının olması büyük bir avantaj. Ayrıca vermiş olduğumuz ve hedeflediğimiz hizmet kalitesi açısında da bulunduğumuz lokasyonda ki nihai tüketici ile aynı vizyon doğrultusunda buluşabilmek de çok önemli olduğunu düşünüyorum. 

Ata Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
2004 yılında ilk mağazamı açtıktan sonra ki 11 senelik süre zarfında edinmiş olduğum tecrübe ve birikimler neticesinde, bulunduğumuz bölgede yapmış olduğumuz işin üst segmentte sunulmadığını gördüm. Yıllar içerisinde kendime edindiğim misyon ve sahip olduğum vizyon doğrultusunda 2015 yılında Tekirdağ Süleymapaşa’da üst segment ve tüm dünya markalarının da satışını gerçekleştirdiğimiz mağazamızı Ata Optik adıyla açtık.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Şu an Ata Optik adıyla 3 ve ilk göz ağrımız olan Gözlüx mağazamızla birlikte 4 mağazaya sahibiz. Günümüz şartlarını da göz önünde bulunduracak olursak, doğru ekip ve en doğru hizmet kalitesini yakalayacağımızı düşündüğümüz en doğru zaman da mutlaka yeni şubelerle kaliteli hizmetimizi vermek adına girişimlerimiz olacaktır.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Müşterileriniz tarafından seçilen bu markaların tercih nedenleri ne olabilir?
Hemen her dünya markası ve optik sektörü içerisinde alanında en iyi markalarla çalışmaya özen gösteriyoruz. Sektör içerisinde ki dinamiklerin değişimlerini müşterilerimiz de en az bizler kadar iyi ve yakından takip ediyorlar. Bu doğrultu da sağlık ve modayı içerisinde barındıran en farklı ve özel tasarımları müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz.

Son yıllarda designer markalar rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Müşterilerimizin sosyal medyayı yakından takip ettiklerini ve farklı tasarımlara sahip gözlüklerin artık hayatımızın en önemli parçası olduğunu düşünürsek, bu doğrultuda sosyal medya üzerinden gördükleri popüler modeller ve markaları mağazamızda da görmek istiyorlar. Biz de onları en yeni en güncel modellerle buluşturmaya çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Mağaza olarak misyonumuz %100 müşteri memnuniyeti ve bu yüzden sadece satış odaklı değiliz. İşimizin sağlık boyutunu da düşünecek olursak müşterilerimizin memnuniyeti için olumlu veya olumsuz bütün geri dönüşleri en iyi şekilde karşılayarak tüm güler yüzümüzle her an aynı ilgi ve alakayı gösteriyoruz. 

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Tabi ki cadde mağazacılığı… Butik hizmet vermek amacıyla kurulan bir işletme olduğumuzdan dolayı, yeri geldiğinde mağazamızın önünde ki özel oturma alanımızda ev ortamı rahatlığını hissettirip müşterilerimize ikramlarda bulunmak, yeri geldiğinde arabalarına kadar eşlik edebilmek gerektiğine inanıyoruz. Bu hizmeti ve samimiyeti AVM içerisinde gerçekleştirme şansımız yok. Bu sebeple vizyonumuzun cadde mağazacılığı ile örtüştüğüne inanıyoruz.

Ata Optik olarak optik sektöründeki değişimlerin bir parçası olan yabancı perakende zincirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yabancı yatırımcıların ülkemizde ki optik sektörünü olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum. Dünyaca ünlü cam ve çerçeve markalarını tekelinde bulundurup, yerli meslektaşlarımızı tamamen sektörün dışına doğru itmeye çalıştıklarına inanıyorum.

Sektöre yıllardır hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının arttırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde gözlük kullanımının henüz istenilen düzeyde olduğunu görmüyorum. Maalesef ki bir çok kesimin halen daha gözlük bilincinin oluşmadığını görüyorum. Bundan dolayı öncelikle biz mağazacıların ve beraberinde sağlık bakanlığının ve oda yöneticilerinin kamuoyunu gözlük kullanımı hakkında bilinçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Perakendeciler arasında yaşanan fiyat rekabetinin, sektörde nelere zarar verdiğini düşünüyorsunuz? Bu rekabet için yaptığınız özel bir çalışma var mı?
Perakendecilerin uygulamış olduğu farklı yöntem ve fiyat politikalarının sektörümüze ağır bir darbe vurduğunu savunanlardanım. Bunun sebebi global markaların bir çoğunu hemen her mağazanın satıyor olması ve farklı fiyat politikası neticesinde, nihai tüketici nezdinde büyük bir güven sorunu oluşturduğuna inanıyorum. Bu durumdan mağazalarımız ve sektörümüzün de etkilenmemesi adına daha butik ve özel markalarla çalışmaya dikkat ediyoruz.

Gözlük severler için 2021 trendleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu yıl özellikle optik çerçevelerde renkli kreasyonların ve şeffaf renklerin ön planda olduğunu görüyorum. Güneş gözlüklerinde yine asetat ve büyük çerçevelerin vitrinlerin en güçlü koleksiyonları olacağını düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Sektörümüzün ve kişisel gelişimim açısından, yurt dışı fuarları ve üretim merkezi ziyaretlerin de bulunma şansına sahip oldum. Bu ziyaretlerimde sektörümüze ve insan sağlığına verilen değeri daha yakından görmüş oldum. buralarda edindiğim deneyim ve tecrübeleri, müşterilerimize aktarmakta ayrıca büyük bir keyif veriyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz. Özellikle yerli üreticilerin hem sayısının hemde kalitesinin yükselmesine sebep olmuştur. Bununla birlikte yeni koleksiyonları yakından takip etmemiz konusunda bize büyük katkılar sağlıyor. Ayrıca farklı şehirlerden meslektaşlarımızla da tanışıp, fayda sağlayacak sektörel diyaloglar gerçekleştirmek bizlere ayrıca mutluluk veriyor.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Gerek işin moda, gerekse sağlık boyutunda bir çok bilgiyi içerisinde barındıran, sektörümüz hakkında ki en yeni, en güncel bilgileri bizlere aktaran dopdolu bir dergi. Mağazalarımızda bulundurmaktan keyif aldığımız 4 your eyes dergisinin bu sayısında yer almaktan mutluluk duyuyor ve bizlere yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz.

Ekim 2021

Safira Gözlük

SAFİRA OPTİK

Üretimde Kalite

Silmo İstanbul’un gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra tüm katılımcılarının daha istekli olacaklarını düşünüyorum.

Merhaba Fatih Bey… Öncelikle hoş geldiniz. Okurlarımıza kendinizden bahsedip, sektöre giriş hikayenizden söz edebilir misiniz?
Teşekkür ederim, hoş bulduk. Adım Fatih Akdemir, 1982 İstanbul doğumluyum. 1999 yılından beri çeşitli uluslararası kurumsal firmalarda hızlı tüketim sektörlerinde saha ve pazarlama üzerine görev aldım. Optik sektörüne adımımı ilk olarak 2010 yılında yerli üretim yapan gözlük firmasında satış personeli olarak işe başlayarak attım ve sektörü çok sevdim. 2017 yılında optisyenlik bölümünü bitirdikten sonra üretim yapmaya karar verdim. Hazır kurulu bir düzeni olan Antalya’da faaliyet gösteren Safira A.Ş firmasını ortaklarımla birlikte devraldım. Yeniliklerimizle, optikçilerimize kaliteli ve hesaplı ürünler sunarak hizmet etmeye devam etmek istiyoruz.

2016 yılında firmanızı kurmaya nasıl karar verdiniz, sektöre atılırken temel amaç ve hedefleriniz nelerdi?
Amacımız, üretim sürecinde tüketicilerin beklentilerini karşılamak, konforlarını artırmak ve göz sağlığına hizmet edebilmek için kaliteli, güvenilir ve sağlıklı çerçeve üretimi yapmaktır. Bu amacıma uygun bir şekilde üretim tesisimizde TR-90-Grilamid ham maddesinden plastik ürünler üretiyoruz. Model ve renklerimizle yenilikçi olmaya gayret ve özen gösteriyoruz.

Safira Gözlük bünyesinde hangi markalar yer alıyor ve bu markaların özelliklerini paylaşabilir misiniz?
Safirex, Safirex Kids ve Clubmaster aktif markalarımız arasında yer almaktadırlar. Safirex marka ürünlerimiz optik grubunda oldukça ‘hafif ve dayanıklı’ oluşları ile ön plana çıkıyor. Safirex Kids markamız çocuklar için üretilmiş olup modellerimiz ergonomik yapıları ve renk uyumları ile ebeveynlerin istek ve arzularını karşıladığı gibi çocukların da istediği renk ve kaliteye ulaşarak sevilen ve hayran duyulan ürünlerimiz olmasını sağladılar. Clubmaster markamızın koleksiyonları ise renkli cam seçenekleri ve modelleri ile beğeni kazanmaya devam ediyor.

Koleksiyonlarınızın satışları konusunda nasıl bir hizmet anlayışı içerisindesiniz?
Bir imalat firması olarak koleksiyonlarımızın en iyi şekilde hazırlanıp piyasaya en kaliteli ve en kusursuz şekilde sunmak önceliklerimiz arasındadır. Gözlük modellerimizde kendi tasarımlarımızı, müşteri memnuniyeti açısından yeniliklerle dolu ve renkli modeller olarak sunmak bizim için önem taşımaktadır. Sağlam kadro, saha pazarlama ekibi ve ofis içerisinde bulunan çalışma arkadaşlarımız ile gününde ziyaret, gününde ürün teslimi ve anında yedek parça desteği ile hizmet vermeye özen gösteriyoruz.

Dağıtım ağınızı geliştirmek ve daha hızlı hale getirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Dağıtım ağımızı internet sayfamız ve instagram gibi sosyal medya ile destekliyoruz. Optik mağazalar, markalarımız ve ürünlerimizle alakalı https://www.safiragozluk.com.tr/ isimli internet sayfamızda daha kapsamlı inceleme yapabilirler. İçerik olarak optik mağazaların bayi başvurusu ile modellerimize daha hızlı ve güvenli bir şekilde de bakıp modellerimize rahatça sahip olabilmeleri için imkan sunmaktayız. İstedikleri anda da ulaşabileceklerini düşündüğümüz internet sayfamıza göz atarak güncel modellerimize her geçen gün yeni modeller eklediğimizi de takip edebilirler.

Ürünlerinize yönelik kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Birebir saha ekibimizin ziyareti ve sosyal medya mecralarını tercih ediyoruz. Yaptığımız kampanya ve yeniliklerden müşterilerimizin doğrudan haberdar olmasına önem veriyoruz. Bu konuda aldığımız geribildirimlerden de memnunuz.

Covid-19 sürecinin başladığı 2020 yılından bugüne Safira Gözlük olarak nasıl bir yönetim ve satış stratejisi uyguladınız?
Dünya olarak zorlu bir Covid-19 dönemi geçiriyoruz, bu zorlu günleri herkesi anlamaya ve yardımcı olmaya çalışarak geçiriyoruz. Şunu söylemeliyim ki; Safira Gözlük A.Ş 2020 yılında da her şeye rağmen dik duruşu ve yeni yatırımları ile bir önceki yıla göre büyümesini sürdürdü ve bizler de bu durumun mutluluğunu yaşıyoruz.

Pandemiyle birlikte üretim faaliyetleriniz de aksamalar yaşadınız mı, bu konu ile ilgili ne gibi tedbirler aldınız?
Safira Gözlük A.Ş olarak pandeminin yoğun olduğu dönemde ve herkesin yaşadığı bu zorlu süreçte biz de imalat firması olarak bir süre üretimimize ara verdik. Öncelik insan sağlığı dediğimiz o dönemde üretime ara verme kararımızın daha sağlıklı olacağını düşündük ve bu sürece yavaş yavaş adapte olmaya çalıştık. Toplu taşıma araçlarını kullanan çalışma arkadaşlarımıza uzun süre izin verdik. Daha sonra bireysel araçları ve servis kullanan çalışma arkadaşlarımıza toplu olarak Covid-19 testi yaptırdık ve ne mutlu ki; sorunsuz bir şekilde bugüne kadar bir aksama yaşamadan gelmeyi başardık.

Zorlu 2020 sonrası firmanız adına 2021’in devamına yönelik beklentileriniz nelerdir?
2021 yılında dengelerin değişeceğine ve ülke olarak ihracata yönelik önümüzün açılacağına inanıyorum. Çin ülkesi ciddi kapasite kaybına uğradı ve bu süreçte taleplere cevap veremedi, verememeye de devam ediyor. Bu durumun tüm sektörlerde bize kazanç sağlayacağını zaman içinde göreceğimizi düşünüyorum.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Silmo Optik Fuarı hakkındaki genel düşünce ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Fuarların bizim dünyaya açılan ‘yüzümüz’ olduklarını düşünüyorum ve geçen yıl yapılmamaları iyi olmadı. 2021 yılında muhakkak bir formül geliştirilmeli ve fuarların tekrar aktif hale gelmesi sağlanmalıdır. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı sektöre sundukları hizmet açısından çok başarılı buluyorum. Diğer katılımcı arkadaşlarımız gibi bizim de bu organizasyon sayesinde, misyonumuza uygun şekilde bizleri daha ileriye taşıyabilme adına pozitif bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra katılımcıların daha istekli olacaklarını düşünüyorum. Ve bizde her zamanki gibi Safira Gözlük A.Ş olarak büyük bir memnuniyetle yerimizi almaya devam edeceğiz.

Optik sektörünün lokomotifi kabul edilen dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin gerçekten ciddi bir okur kitlesine ulaştığını düşünüyorum. Gerek ziyaretine gittiğimiz müşterilerimizin ofislerinde gerekse diğer üretici arkadaşların masa üstlerinde muhakkak derginize rastlıyorum. Çalışmalarınızın başarılı bir seviyede olduğunu benim kadar herkesin de bildiğini düşünüyorum. Sayenizde sektörde olan biteni diğer arkadaşlarımızın faaliyetlerini doğru bilgilerle anında ve sağlıklı bir şekilde öğrenmiş oluyoruz.

Ekim 2021

Etnia Barcelona

ETNIA BARCELONA

Akdeniz’in İhtişamı

Bu yıla damgasını vuran Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayeyle bir kez daha adından söz ettiren Etnia Barcelona, Covid-19 sürecine rağmen çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Babasının sahip olduğu fabrikada on yedi yaşında çalışma hayatına başlayan David Pellicer, zamanla bütün işleri devralarak 2003 yılında dünyaca ünlü Etnia Barcelona isimli İtalyan gözlük markasını kurdu. Markanın kurulduğu dönemlerde üreticiler için renk çeşitliliği günümüzdeki kadar önem arz etmediği için gözlük koleksiyonları çoğunlukla siyah ya da kahverengi ağırlıklı tonlardan oluşuyordu. Etnia Barcelona bugün, muhteşem işçiliklerini vurgulayan güzel renklere sahip tasarımlarıyla kendinden oldukça söz ettiren bir güneş gözlüğü ve optik gözlük markası olarak sektördeki yerini sağlamlaştırıyor. 2005 yılına gelindiğinde Pellicer, Etnia Barcelona’yı dünya çapındaki tüm büyük ticari fuarlarda lanse ederek tasarım ve yapımda itibar kazanmıştır.

Etnia Bacelona, gelip geçici moda ve trendlerin belirlediği sınırların ötesinde kendisini ifade etmek isteyen herkes için tasarlanmış geniş bir renk, koleksiyon ve model yelpazesine sahip bağımsız bir gözlük markasıdır. Etnia hazırladığı koleksiyonlarda kaliteye, renk çeşitliliğine ve tasarıma bu denli önem verdiği için kısa sürede seçici gözlük severlerin tercihi haline geldi.

Etnia’nın gözlük modellerini üretirken kullandığı asetat; toz haline getirilmiş pamuk ve asetonun bir macun oluşturmak için karıştırılmasıyla üretiliyor. Çeşitli presleme işlemleriyle renk eklendikten sonra kürlendikten sonra kesilip ve lamine edilen asetat, daha sonra kalıplara dökülür ve bu bileşim blok halinde preslenerek 12 hafta boyunca dinlendirilir. Bu sürenin sonunda kalıplardan çıkarılan bloklar istenilen ölçüye göre kesilir. Bu asetat levhalardan elde edilen plastik çerçeveler Etnia Barcelona’nın gözlüklerinin ön cephesini ve sap kısımlarını oluşturur.

Etnia Barcelona, öncelikli olarak tasarımına, kaliteye olan adanmışlığına, müşterileri memnun etme isteğine ek olarak sürekli olarak markayı iyileştirme gayesiyle inşa edilmiştir. Markanın bu yaklaşımı her bir gözlük modelindeki teknik detaylara ve kaliteli tasarıma yansımaktadır. Etnia Barcelona 1930’lu ve 1960’lı yıllar arasında ünlülerin uğrak yeri olan Katalonya bölgesindeki Empordà’nın eklektik atmosferine ve ihtişamına duyduğu saygıya gönderme yapan Vintage adlı koleksiyonunu beğenilere sunuyor. Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayenin kaynağı Costa Brava’daki huzurlu Akdeniz kıyılarında bulunan ikonik ve tarihi lüks otel La Gavina olarak biliniyor. Etnia Barcelona’nın Kreatif Direktörü Edu Pitarch’ın, koleksiyon hakkındaki düşüncelerinden ve serinin arka planında yatan tarihsel esinlenmelerden bahsettiği, ayrıca markanın Covid-19 sürecinde izlediği prosedürleri açıkladığı röportajı sizlere sunuyoruz.

Hollywood’un altın çağında Empordà sahillerinin yaşam tarzından ilham alan Vintage isimli bir koleksiyon çıkardınız. Size ilham veren bu ambiyanstan, karakterlerden ve mekanlardan biraz bahsedebilir misiniz?
Costa Brava, Empordà’da buluşan birçok Hollywood yıldızı ve yerli halk için bir geçiş noktasıydı. Bu durum Empordà’ya, Costa Brava’daki cennet gibi bir manzara sayesinde sofistike olduğu kadar geleneksel bir hava da katmıştır. Aynı zamanda bu meşhur sahil düzinelerce film setine de ev sahipliği yapmıştır.

Koleksiyonunuzun ilham kaynağı olan La Gavina oteli ve orada konaklayanlarla ilgili olarak bu stili ve yaşam tarzını anımsatacak kişiler hakkında biraz daha fazla bilgi verir misiniz?
Liz Taylor, Kirk Douglas, John Wayne ve Ava Gardner gibi ünlü isimler film çekimleri sırasında bu otelde konaklıyorlardı. Bu sayede eksantrik yaşam tarzlarıyla çekilen sahneleri izlemek için setlere akın eden yerli halkın da monotonluğunu kırmış oldular. Bu büyülü ortama Dali veya Chagall gibi yerel sanatçılar ve folklorik flemenko dansçıları da dahil oluyordu. Sonuç olarak La Gavina otelinin bulunduğu yer, sofistike insanların zaman geçirmeleri için kırsal ve vahşi bir atmosfer de dahil olmak üzere gerekli olan her şeye sahip bir yerdi.

La Gavina’dan aldığınız bu ilhamla ‘vintage’ konseptini nasıl yansıtmak istediniz? Size göre bu ruh halini ve yaşam stilini en çok hangi formlar ve tasarımlar doğru yansıtıyor?
Daha önce ilk Vintage koleksiyonumuzda sunduğumuz klasik tarzımızı geliştirdik. Şimdiki koleksiyonumuzda ise metal formlar ve düz camlara daha çok odaklandık. Tasarımlarımızda kolej stilinden de esinlenerek, vurgulamak istediğimiz renkleri sap detaylarında birleştiriyoruz. Aynı zamanda yeni koleksiyonda bir dizi vintage cam ve 70’lerin stilini yansıtan asetat materyaller kullandık. Bu sayede yeni koleksiyonumuzda hafifçe boyanmış metalik pin detaylarını da revize ederek, zarif formlarla ve renklerle temsil edilen sade ve ihtişamlı bir görünüm elde ettik.

Bu serideki optik çerçevelerin stilini oluşturan en belirgin özellikler ve detaylar nelerdir?
Etnik sembollerle süslenmiş metal saplar, balıksırtı desenli asetat bloklu uç kısımlar ve yaratıcı bir dokunuşla klasik bir stil oluşturan altın gümüş ve pembe altın renkli modeller tasarladık. Daha önce hiçbir marka vintage stiline bizim kadar renkli ve elegant bir perspektifle yaklaşmamıştı.

Peki koleksiyondaki güneş gözlüklerine bu yaklaşımı nasıl yansıttınız? Size göre koleksiyonu farklı kılan iki ya da üç güneş gözlüğü modelini örnek verebilir misiniz?
Quinn ve Kirk adlı iki modelimiz bizim için güzel referanslar oluşturuyor. Gözlüklerimizde kullandığımız 2.5 bazlı camlar eski tasarımlara da öykünerek modellerimize modern ve tarz sahibi bir görünüş veriyor. Vintage koleksiyonunda kalınlıklarına göre farklılık gösteren üç seri sunuyoruz. Aynı zamanda el işçiliğinin son derece belirgin olduğu camların metalik ruhunu yansıtan transparan asetat detaylar da gözlük modellerimizde öne çıkıyor.

Gözlük sektöründe 2021 sezonu için hangi trendler göze çarpıyor ve sizin koleksiyonunuz bu trendlere uyum sağlıyor mu?
2021 sezonunda altıgen, diktörtgen ve panto formundaki gözlük tasarımları trend modeller arasında yer alıyor. Aslına bakacak olursak bu sene trendlerin birbirinden ayrıştığını görüyoruz. Piyasada göze çarpan birçok trend var ancak kullanıcılar tarafından tercih edilen modeller karışık kültürel katmanları tasarımlarda zenginleştirerek ve birbirinin ötesine geçirerek yeni örnekler oluşturan gözlüklerdir.

Dünya çapında büyük etkilere neden olan Covid-19 virüsü ve devam eden pandemi sürecindeki duraklamalarla geçen bir yılın ardından Etnia Barcelona çalışma sürecini normal bir şekilde mi yürütüyor?
Birinci önceliğimizi her ne olursa olsun beşeri sermayeyi korumak olarak belirledik. Değer zincirimizin başında çalışma arkadaşlarımız geldiğinden, onlar her zaman için önceliğimiz olmuştur. İkincil önceliğimiz olarak ise Etnia Barcelona olarak müşterilerimize koşulsuz şartsız destek olmamızdan bahsedebilirim. Bizi biz yapan şey onlar olduğu için tüm desteğimizi müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Pandemi sürecinde markamız için birincil önem olarak; eksik, gecikmiş ve erken ödemeler adına daha fazla esneklik sağlamak amacıyla finansman planlarımızı genişlettik. Şirket olarak çarklarımızın dönmesini sağlayarak bu süreci atlatmayı mümkün olduğunca kolaylaştırıyoruz.

Tüm bunların dışında Etnia Barcelona Vakfı olarak da Covid-19 sonrası bir proje için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışma kapsamında, birçok optik mağazaya bulundukları bölgelerde yaşayan zor durumdaki ailelere yardımcı olabilmeleri için yüz elli bin gözlük dağıtıyor olacağız. Zorluklar karşısında bir araya gelmeye istekli ve insanların birbirlerine her zamankinden fazla yardım ettiği bir toplum oluşumuna destek vermek için çalışıyoruz.

Pandeminin başlamasından şu güne kadar çalışmalarınızda hız kesmediniz. Önümüzdeki süreç de Etnia Barcelona için bu şekilde mi ilerleyecek?
2020 yılını ve 2021’in sonuna kadar olan süreci, Etnia Barcelona tarihindeki en çok koleksiyonun piyasaya sürüldüğü bir süreç olarak öngörmüştük. Çalışmalarımızı yavaşlatmak yerine yaratıcılık ve markamızın gücüyle alakalı olarak atılımlar gerçekleştirdik. Sahip olduğumuz sonsuz yaratıcılık döngüsüyle gözlük sektörünün gözlerini kamaştırmaya hazırız. Etnia Barcelona, DNA’sına işlenmiş genetik özellikleri sayesinde birçok alanda deneyim kazanan ve kendini geliştirebilen bir markadır. Şu ana kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de bu kararlılığımızı sürdürmek ve sektördeki en güçlü bağımsız marka olduğumuzu kanıtlamak için çalışmaya devam etmeyi planlıyoruz.

Kaynak: 2020 Europe

Ekim 2021

Cihat Optik

CİHAT OPTİK

Felsefemiz Dürüstlük…

Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Merhaba Cihat Bey. Öncelikle hoş geldiniz. Kendinizi okurlarımıza tanıtıp optik sektörüne giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, Ben Cihat Anlı. 1983 Sivas doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Sivas’ta tamamladım. Daha sonra Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldum. Sektöre 25 yıl önce Sivas’ın o dönem iyi mağazalarından birinde, okul devam ederken yarı zamanlı olarak çalışarak girmiş bulundum. Ve 18 yıl kendi mağazamı açana kadar aynı mağazada hizmet vermeye devam ettim.

Cihat Optik’in kurulma aşamasından ve temel felsefesinden söz eder misiniz?
2014 yılında Sivas’ın en yoğun caddelerinden birisinde 35 m2 olan ilk mağazamızı açtık. 5 yıl orada hizmet verdikten sonra daha geniş bir kitleye daha iyi hizmet verebilmek için şuan ki 160 m2 olan mağazamıza taşındık ve 2 yıldır bu mağazamızda hizmet veriyoruz. Sektöre ilk girdiğim günden beri en temel hedefim müşteri memnuniyeti oldu ancak yıllar içinde bu memnuniyetin en çok dürüstlükle sağlandığını gördüm ve felsefimizi dürüstlük temeline oturttuk.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Hayır başka şubemiz yok. Tek mağazamız ile hizmet veriyoruz. Şube açmayı şimdilik düşünmüyoruz. Sivas nüfusu bakımından küçük bir şehir, mağazamızda şehrin en ulaşılır noktasında bu yüzden çok gerekli bulmuyorum. Sektörümüzde ikili ilişkilerin ve sağlığın öneminin farkında olduğum için market zihniyetinin yanlış olduğunu düşünüyorum tabii ki şubeleşmek istihdam sağlamak güzel fakat gerçekten iyi bir kadro oluştuğunda ve şehir farklı yönlere büyüdüğünde açmayı düşünebilirim.

 

Mağazanızda satışa sunacağınız markaları ve ürünleri seçerken size yön veren etkenler nelerdir?
Mağazamızda satışa sunduğumuz ürünlerde öncelikle dikkat ettiğimiz ürünün kalitesi ve bununla birlikte marka bilinirliğini göz önüne alıyoruz. Ayrıca müşteri portföyümüz ve lokasyonumuz gereği üst segment ürünlere ağırlık veriyoruz. Üst segmentten kastımız sadece fiyat değil, ürünün kalitesi, tarzı ve en önemlisi garanti sürecinde bu firmaların hızlı ve çözüm odaklı olması. Malum her şey ürünü satmakla kalmıyor, ürün satışı sonrası destek müşteriler için önemli bir etken.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Son zamanlarda özellikle sosyal medya ve TV dizilerinin de etkisi ile bu yönde yoğun talepler alıyoruz. Bizde elimizden geldiği kadar yine kalite odaklı olarak bu tarz ürünleri mağazamızda bulunduruyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?Daha önce de bahsettiğimiz gibi her şey ürünü satmakla bitmiyor. Asıl önemli olan satış sonrası verilen hizmetler. Yani ürün ile ilgili yaşanan sıkıntılarda satış aşamasındaki kadar güler yüzlü, samimi ve çözüm odaklı olmak. Ben kesinlikle satış sonrası hizmetin müşteri memnuniyetinin en temel halkası olduğuna inanıyorum ve şehrimizin en büyüklerinden biri olmamızdaki en temel etkenin bu olduğuna eminim.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bulunduğumuz şehrin bir Anadolu şehri olması sebebi ile benim tercihim kesinlikle cadde mağazacılığı yönünde. Bunun en büyük sebebi, bizim gibi küçük şehirlerde insanların cadde mağazalarındaki samimiyeti önemsediklerini düşünüyorum abartmak istemem ama birlikte yaşlandığımız o kadar çok müşterimiz var ki bebeklikten başlayıp şuan üniversite okuyan bir çok küçük müşterimde buna dahil.

Cihat Optik’e gelen yeni ürünlerden ya da yeni kampanyalardan müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Tabi ki şuan en etkin iletişim aracı olan sosyal medyamız üzerinden haberdar ediyoruz. Müşterilerimize kolayca ve en hızlı ulaşabileceğimiz mecranın bu olduğunu düşünüyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Anadolu şehrinde ya da küçük nüfuslu şehirlerde hizmet vermenin en büyük avantajı müşteri portföyümüzün ne istediğini biliyor olmamız. Çünkü bizim müşterilerimiz büyük şehirlerdeki müşteri profilinden ziyade daima aynı mağazalardan alışveriş yapan kişiler. Şunu söyleyebilirim ki yıllardır gözlük seçimlerini beraber yaptığımız veya da tamamen bize bırakan samimi müşterilerimiz var. Anadolu da mağaza işletmenin dezavantajlarına gelecek olursak en büyük sitemim ön plandaki markaların gözlüklerinin elimize geç ulaşması. Ben tamamen önceliğin büyük şehirlere verildiğini düşünenlerdenim.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nedir? Bu rekabetten olumlu etkilenmek adına ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Bu sektöre girdiğim ilk yıllarda fiyat rekabeti olduğuna inanırdım ancak ilerleyen yıllarda gördüm ki insanların büyük bir kısmının fiyat değil ilgi, alaka ve dürüstlüğe önem verdiğini gördüm. Fiyat konusunda rekabet etmeyi kendi adıma bıraktım.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Ben 25 yıldır bu işi yapıyorum ama hala çok eksiğim olduğunu okudukça daha iyi anlıyorum. Bizim mesleğimiz, bilgi ve tecrübe isteyen bir meslek kesinlikle satış ve bilgilendirme eğitimlerinin yeterli düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Elimden geldiği kadarıyla çalışanlarımın eğitimlere katılmalarına önem gösteriyor ve bildiklerimi paylaşmaya özen gösteriyorum.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
Ben artık gözlük modasının sınır tanımadığını düşünüyorum. Rengarenk gözlüklerin ön plana çıkacağını ve her şey de olduğu gibi gözlük trendinin eskiye dönmeye devam edeceğini düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet çok sıkı bir takip olmasa da gerek sizin derginiz gerekse sosyal medyadaki sektörel sayfalar sayesinde yeni trendleri ve teknolojik gelişmeleri takip ediyorum.

18-21 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Ben 13 yaşımda bu sektöre girdim. Yaşım nedeniyle olsa gerek çok hevesli ve heyecanla bu işe başladım. Abartmak istemiyorum ve bunu sizinle röportaj yaptığım için söylemiyorum ama gerçekten derginizin yeri bende farklı çocukluk yıllarım aklıma geliyor. Bir şeyler öğrenmek için elime alacağım tek sektörle ilgili yazıları bulduğum dergiydi.

Eylül 2021

Origin Optik

ORIGIN OPTİK

Emsalsiz ve Benzersiz

Dünya trendlerini ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek, birlikte yol aldığımız mağazaların bir nevi marka danışmanı gibi davranmaya çalışıyor ve onları uzun vadeli iş ortakları olarak görüyoruz.

Hoş geldiniz Sayın Zeki Doğan ve Sayın Mert Korkmaz. Kendinizi tanıtarak sektöre ne zaman ve nasıl giriş yaptığınızdan okurlarımıza bahseder misiniz?
ZD: Merhabalar, sektöre başlangıcım 2009 yılında olmuştur. Ortağım Mert ile çocukluk arkadaşı olarak hemen hemen aynı dönemlerde ve aynı firmalarda çalışarak sektördeki maceramız başlamış ve devam etmiştir. Sektördeki serüvenim, ilk olarak İşbir Optik Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak başlayıp, yine aynı firmada, Ankara merkezde çeşitli yöneticilik pozisyonlarında görev almam ile devam etmiştir. Daha sonrasında ise 2012 yılı itibari ile Beta Optik’de Türkiye Satış Müdürü olarak başlayan ve devam eden 7-8 yıllık bir serüveni noktalayıp, aslında sektörde kulvar değiştirerek, çerçeve alanında kendi şirketimizi kurmaya karar verdim ve Origin Optik’i hikayesi bu şekilde başladı.

MK: Merhabalar, ben de İşbir Optik firmasında 2010 yılı itibari ile ortağım Zeki gibi Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak göreve başlayıp, yıllar içerisinde Ege bölge müdürlüğü görevini üstlendim. Daha sonrasında 2016 yılı itibari ile Beta Optik firmasında Ege bölge müdürü olarak başlayan yolculuğumu, 2020 yılında sonlandırdım. Yıllar içerisinde edindiğimiz tecrübe ile aynı sektörün farklı kulvarında, hayalimizin peşinden koşmaya karar vererek Origin Optik’i kurduk.

Uzun yıllar edindiğiniz deneyimler doğrultusunda kendi firmanızı kurmak adına sizi harekete geçiren unsur neydi?
Yıllarca birçok farklı pozisyonda çalışmanın getirdiği bilgi birikimi ve piyasa dinamiklerini yakından tanıyor olmamız  bize sektördeki ihtiyaçları, talepleri ve en önemlisi eksiklikleri iyi gözlemleyebilme şansı sundu. Son dönemlerde büyük grupların agresif ve çoğulcu yaklaşımları kadar kendi alanında benzersiz tasarımlara imza atan yeni çerçeve üreticilerinin de yükselişte olduğunu fark edince bu konuda araştırmalara başladık. Süreç bize şunu gösterdi ki; butik hizmet veren konsept mağazalar, hikayesi olan tasarımcılar markalar ve modeller ile hizmet veriyorlar. Bizim firmamızı kurarken bizi heveslendiren en önemli unsur, bu tarz markalar ile sektöre hizmet verme isteği oldu.

Pandemi sürecinde kurulan bir firma olmanıza rağmen sektörde oldukça başarılı oldunuz. Bu süreçte nasıl bir strateji uyguladınız?
Çok teşekkür ederiz bu değerlendirmeniz için. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, daha henüz kendimizi çok yolun başında görmekteyiz. Tüm dünyada oldukça sancılı geçen pandemi sürecinde, yeni bir şirket kurmuş olmamızı ilk zamanlar şansızlık olarak değerlendiriyorduk. Yaşanılan süreçte en zor anlarda neler yapılması gerektiği ile alakalı oldukça tecrübe edindik diyebiliriz. Bu durumu avantaja çevirmenin keyfini yaşıyoruz diyebiliriz. Kulvarları ve yönetimleri birbirinden iki farklı marka ile çalışıyoruz. Her iki markamızın da birbirileri ile asla kesişmeyen ayrı çizgileri ve hikayeleri var. Butik bir anlayışla kurduğumuz firmamızda, bizimle aynı felsefede olan markaların temsilciğini yapmak en büyük avantajımız. Yatay büyüme diye tabir edilen stratejiden ziyade biz dikey büyüme diye bilinen, karşılıklı büyümeyi sağlayacak, daha uzun vadeli ilişkilere önem veren, bir bütün halinde hareket etmeye çalışıyoruz. Bizim de bir çok firma gibi en önceliğimiz bayilerimize profesyonel, kaliteli, güvenilir hizmet ve geriye dönük servis vermektir. Ancak tam da burada bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik, amatör ruhumuzdaki samimiyeti ve aile hissini kaybetmeden verdiğimiz hizmet anlayışıdır.

Origin Optik’in temel değerleri ve misyonundan bahsedebilir misiniz?
Bir önceki sorunuzda temel stratejimizden bahsetmiştik. Aslında bizim temel değerler olarak gördüklerimiz, temel stratejimizin de ana hatlarını oluşturmaktadır. Değerleri üzerine inşa edilen her yapının çok çalışarak başarılı olacağına inananlardanız. Kendimize edindiğimiz misyon; özellikle hizmet verdiğimiz Türkiye pazarındaki en önemli butik marka distribütörlerinden birisi olmak ve kendisini bu alanda ispatlamaya çalışan bir çok perakende mağazasının ilk aklına gelebilecek ürünlerin istribütörlüğünü üstlenmektir. Aslında firmamızın isim hikayesi de buradan gelmektedir. Origin kelimesi kök olarak emsalsiz ve benzersiz anlamında kullanılmaktadır. Firma olarak sloganımız da “Frames with impressive story.” (etkileyici hikayesi olan çerçeveler) Çünkü bizim misyonumuzdaki en temel nokta, müşterilerimize sunduğumuz her ürünün arkasında mutlaka iyi bir hikayesi olmasıdır.

Şu anda Origin Optik bünyesinde Lunor’un Türkiye distribütörlüğünü yapmaktasınız. Markanın konsepti ve hitap ettiği müşteri portföyü hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lunor tüm dünyada literatüre geçecek kadar oldukça kıymetli ve değerli bir marka olmasına rağmen maalesef Türkiye’de bazı bölgelerde zayıf. Bunun sebebi daha öncesinde uzun yıllar exclusive (özel) olarak, sadece bir zincir mağazalar bünyesinde satışı gerçekleştirilen bir marka konumundaydı. Origin Optik aracılığı ile artık toptan olarak Türkiye’de bir çok sahaya sunulmuştur. Lunor marka ismi “lunette d’or” Fransızca altın gözlük anlamına gelen kelimeden türemiştir. İlk olarak el yapımı altın gözlükler üreterek serüvenine başlamış ve  el yapımı gözlükler üretmeye devam etmiştir. Lunor yıllık koleksiyon hazırlayan bir firma değildir. Trend ve moda akımları ile ilgilenmeyen, tam tersi klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu ürünler üretmektedir. Lunor markasını entellektüel ve aristokrat kesime hitap edebilecek, klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu bir marka olarak özetleyebiliriz. Gözlükler artık altın değil ama aynı bir el yapımı altın gözlük üretirmiş gibi 200 farklı proses uygulayarak ve hiçbir seri üretim parçası kullanmadan (her parça o model için özel üretim olarak tasarlanıyor)  tamamen el yapımı gözlük üretilmektedir.

Lunor ve Tidou dışında hangi gözlük markalarıyla işbirliği yapıyorsunuz? Önümüzdeki süreçlerde başka markalarla da anlaşmayı düşünüyor musunuz?
Geçtiğimiz yıl Bausch Lomb güneş gözlükleri ile alakalı konsept bir projemiz olmuştu. Önümüzdeki yıl için bu projenin devamı ile alakalı görüşmelerimiz devam etmektedir. Ayrıca portföyümüze bir güneş gözlüğü markası daha ilave etmek istiyoruz. Bu konuda aceleci değiliz. Bizim için portföyümüzdeki marka sayısı değil, markaların birbiri ile çakışmaması ve aynı bir puzzle’ın parçaları gibi birbirini tamamlaması önem arz etmektedir. Umut ediyoruz ki, önümüzdeki yıllarda birbirinden bağımsız ve zevkli gözlüklerden oluşan markalarımız portföyümüzde yer alsın. Bunun için çalışıyor ve tüm dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyoruz.

Origin Optik olarak 2022 hedefleriniz nelerdir?
2022 için bir çok hedefimiz var. Bunlardan en önemlisi geçtiğimiz iki yıl boyunca Pandemi sebebi ile ulaşamadığımız bölgelere markalarımız tanıtmak. Markalarımızı alabilecek ve tüketici ile buluşturacak birçok mağazaya halen ulaşamadık. 2022 yılı sonu itibari ile tüm Türkiye’ye ulaşarak bayilik ağımızı genişletmek istiyoruz. Her ilde mutlaka bir noktamız olması konusunu oldukça önemsiyoruz. Çünkü yapı ve felsefemiz gereği aynı lokasyonda çoklu bayilik ağı değil, dağıtılmış ve aralıklı olarak Türkiye’nin her bölgesine ulaşmayı başarmış bir firma pozisyonunda olmayı tercih ediyoruz. 2022 yılının ikinci yarısı itibari ile özellikle bayilerimizi oldukça memnun edeceğini düşündüğümüz sürpriz uygulama ve çalışmalarımızı devreye alacağımızı da sizin aracılığınız ile paylaşmak isteriz.

Yurtdışı fuarlarını takip ediyor musunuz? Uluslararası fuarların pandemi nedeniyle yapılamaması ya da dijital platformda gerçekleştirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Pandemi döneminde fuarlar gerçekleşmediği için bizde ne katılımcı ne de ziyaretçi olarak fuarlarda bulunamadık. Fuarlar bizim gibi distribütör firmaların bir nevi hayat ve can bulduğu alanlardır. Dijital ortamlarda birçok konu işlenebilir ama mevzu bahis bizim yaptığımız iş kolu ise mutlaka ürüne dokunabilmek, onu hissetmek büyük önem arz ediyor. Umut ediyoruz ki, artık bundan sonraki süreçte fuarlar yapılabilir ve bizlerde keyifle, yeni dünya markalarını hem daha hızlı, hem de daha yakından tanıma fırsatı buluruz. Dijital ortamların bu anlamda belli bir noktaya kadar bunu karşılayabileceğini bizzat tecrübe ederek gördük maalesef, fiziki olarak yapılan organizasyonların yerini kesinlikle tamamlayamıyor diye düşünüyoruz.

Bayileriniz için satış esnasında ve satış sonrasında sağladığınız desteklerden biraz bahsedebilir misiniz?
Bizler tüm satış organizasyonumuzu, markalarımızın perakende mağazalara sağlayacağı, katma değeri düşünerek hazırlıyoruz. Bu anlamda satış esnasında öncelikle şunu iddialı olarak belirtebiliriz ki, her bir modelin, serinin veya teknik ayrıntının özellik – avantaj – fayda denklemini mümkün olan tüm ayrıntıları ile anlatarak ürün sunumlarımızı gerçekleştiriyoruz. Önemli olan bizim ürünü bayiye satmamız değildir. Buradaki en önemli süreç, bayilerin ürünleri tanıyarak, nasıl ve hangi detaylara değinerek sunacağıdır. Bir çok cam firmasının yaptığı gibi bizde ürünlerimizi tanıtıcı sunumlar hazırlıyoruz. Hatta yakında her iki markamız için mağazalarda yaptığımız sunumu, yazılı olarak hazırlanmış prospektüs benzeri bir çalışma hazırlıyoruz. Bununda sonrasında mağazadaki satış hızını ölçmemiz ve verimliliği arttırabilecek çözümler sunmamız, Origin olarak en fark yaratan desteğimiz olarak özetleyebiliriz. Ayrıca vitrinlerde ve mağaza içinde ilgi çekebilecek şekilde yer almayı önemsiyoruz. Bu anlamda hem görsel çalışmalarımız, hem de vitrin POP materyallerine ve uygulamalarına ciddi bütçe ayırmaktayız. Satış sonrası hizmetlerimizde ise, öncelikli hedefimiz tabii ki çok daha az sorun ile karşılaşacağımız markaları portföyümüzde bulundurmaktır. Sonrasında arızalı ürünlerdeki termin sürelerini kısaltmak için farklı çözümler geliştiriyor ve en fazla 1 hafta içinde çözüm üretebiliyoruz diyebilirim.

Türkiye optik sektörünün yakın geleceği hakkındaki değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?
Türkiye optik sektörü özellikle son dönemlerde yaşanan kur dalgalanması ve enflasyon ile beraber gelen fiyat artışlarını maalesef istenilen seviyelerde fiyatlarına yansıtamadı. Bunun sebebi olarak ise pandemi sürecindeki tüm piyasalarda yaşanan daralma, optik sektöründeki mağazaların stoklarını eritmesi ile geçici bir nefes alma mücadelesine dönüşmüştür. Kısa vadeli olarak sektörün, değişen fiyat mekanizmalarına hakim olması gerekecektir diye düşünüyoruz. Satış fiyatları ile maliyet denklemini tam yönetemeyen mağazaların sıkıntı yaşayabileceği yüksek ihtimal dahilinde olacaktır. Yakın gelecekte hem toptan, hem de perakende ayağında bazı dengelerin ve pazar paylarının değişebileceğini ve değişen ticaret düzenine ayak uyduranların daha konforlu bir alanda servis hizmet vereceği kanaatindeyiz.

Satış ağınızdan ve ağınızı geliştirme planlarınızdan bahsedebilir misiniz?
Hedef odaklı bir satış operasyonu yönetmeye çalışıyoruz. Aslında daha önceki sektörel tecrübemiz, bu anlamda bize sahayı daha yakından tanıma fırsatı sundu. Bunu en iyi şekilde kullanarak, daha önce tanışmadığımız birçok perakende mağazası ile alakalı bilgi ve birikimimiz mevcuttur. Zaman ile yarışıyoruz diyebiliriz. Şu ana kadar bayilik sistemine dahil ettiğimiz müşterilerimizin büyük çoğunluğu, aslında temsilciliğini yaptığımız markalara istinaden, kendi hedef listemizde yer alan mağaza ve işletmelerdi.  Kısa vade de satış ekibimize dahil edeceğimiz yeni arkadaşlarımız ile de daha hızlı ve etkin bir şekilde, yurdun her köşesine dokunmayı amaçlıyoruz.

2013 yılından beri gerçekleştirilen ve dünya çapında birçok firmanın buluşmasını sağlayan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?
Sektör ile ilk tanıştığım zamanlarda maalesef fuar yapılmıyordu. Tabii bir sektörün fuarının olmayışının ne kadar o sektöre zarar verdiğine şahit olduk. Fuar organizasyonunun ne denli önemli olduğunu çok iyi biliyor ve önemsiyoruz. Tüm sektör paydaşlarının aynı çatı altında buluşmaları, sektöre müthiş bir katma değer sağlamaktadır. Bu anlamda da dünyaca ünlü Silmo organizasyonunu Türkiye’ye getiriyor olmanızdan dolayı teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.

Optik magazin dergisi ‘4 your eyes’ hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Derginin sektöre ne gibi yararları olduğunu düşünüyorsunuz?
Öncelikle tüm 4 your eyes ekibine, bizim gibi yeni girişimcilerin, sektöre seslerini duyurmasına yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Tüm sektörün yakından takip ettiğini düşündüğümüz, en güncel dünyadaki gelişmeleri aktarmanız, firmaların kendilerini ifade etmek ve tanıtmak için kullandığı, perakende ayağında ise, kendini geliştirme derdinde olan tüm meslektaşların zevkle okuduğu bir mecrayı yönetiyorsunuz. Sektör adına bu denli kapsayıcı başka bir dergi platformu olmadığını da düşünürsek, şu an sektöre sunduğunuz servis ve hizmet oldukça takdire layıktır. Başarılarınızın devamını dileriz.

Eylül 2021