Kuvars Optik

KUVARS OPTİK

Cesur & Yenilikçi

Yurt içindeki müşterilerimizle bir araya gelirken, yurt dışından katılımının oldukça fazla olması sebebiyle ihracat anlamında da Silmo İstanbul’un katkılarını yadsıyamayız.

Merhaba Özgür Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, 1994 yılında optik sektöründe kariyerime başladım. Optik sektöründe uzun bir geçmişim bulunmaktadır. Babam Aydın Erakpınar uzun yıllar sektöre emek vermiş olup kendisinin sektöre girişimde de oldukça büyük etkisi olmuştur. İlk olarak İstanbul Fatih’de aile mağazamızda girişimciliğe başlayarak zaman içerisinde sektörün birçok pozisyonunda yer aldım. Kuvars Optik markasını 2017 yılında kurarak sektörel yolculuğuma devam etmekteyim.

Kuvars Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Kuvars Optik’in kuruluşu 2017 yılında gerçekleşti. Kuruluş sürecimiz farklı bir vizyon ve cesaret öyküsüne dayanıyor. Müşterilerimize her zaman en yenisini ve en farklısını sunmak en önemli ilkelerimiz arasında yer alıyordu. Yüksek kalitemizden ve memnuniyet sağlayan hizmet anlayışımızdan ödün vermeden ilk olarak İstanbul Akbatı Avm’de mağazamızı açtık ve Kuvars Optik olarak ilk günden itibaren her geçen yıl kendimize daha fazlasını katarak aynı prensiplerle hikayemizi yazmayı sürdürüyoruz.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Mağazalarımızın konumunu seçerken, markamızın Dna’sı ile lokasyonun tamamen örtüşüp örtüşmediği konusuna titizlikle yaklaşıyoruz. Tabii ki hitap edeceğimiz tüketicilere en ideal şekilde ulaşmanın bizim için birincil öneme sahip olduğunu da vurgulamalıyız.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz? İstanbul’da birçok önemli optik mağaza yer alıyor. Bu durum bir rekabet oluşturuyor mu? Ne gibi önlemler alıyorsunuz?
Rakip firmalar ve mağaza konseptlerinden kendimizi ayrı tutmaktayız. Firmamız bünyesinde sadece üst segment ürünlere yer vermek ile beraber koleksiyonumuzu her zaman farklı ve dinamik tutarak farklılaşıyoruz. Lüks gözlükler ve ürünleri trendler doğrultusunda mağazamızda bulundurmak bizi diğer optik mağazalardan ayrıştırıyor.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazalarımızda dünyaca ünlü gözlük markaları ve lüks segmentteki moda markalarından oluşan koleksiyonları bulundurmaktayız. Müşterilerimize geniş yelpazede yüksek kalite ve konforu sunma amacıyla markalarımızı özenle seçiyoruz. Mağazalarımızda öncelikle kendi distribütörü olduğumuz Equem, Movitra, Face a Face, Projekt Produkt, Velvet Canyon gibi designer markalar ve Fendi, Celine, Bottega Venetta gibi moda markaları tercih ediliyor. Kuvars Optik olarak müşterilerimiz talepleri doğrultusunda halihazırda mağazamızda yer alan markalara yenilerini eklemenin de önemine inanıyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Bu konuda çok fazla talep almaktayız. Bulunduğumuz lokasyonlar ve hedef tüketici kitlemiz gereği designer ürünlerimizle daha fazla ön plandayız. Özellikle Türkiye’de distribütörlüğünü yaptığımız designer markalar, mağazalarımızda tüketiciler tarafından ciddi oranda tercih ediliyor.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış sonrası hizmetlerimizde ürünlerimizin kalitesi ve fiyatlarının satın alma kararını etkileyen en önemli faktör olduğunu düşünmekteyiz. Etkin bir şekilde sağlanan satış sonrası hizmetler müşteri memnuniyetini ve sadakatini sağlamaktadır. Önceliğimiz satışın devamını sağlamak amacıyla satın alınan ürünün taşınmasını, teslimini, montajını, onarımını ve yedek parçanın en hızlı şekilde sağlanmasını gerçekleştirmektir. Müşterilerimizin şikayetleriyle itina ile ilgilendiğimiz için mağazalarımızda satış sonrası hizmetler her zaman en hassas olduğumuz konuların başında gelmektedir.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Mağazalarımızda hazırladığımız koleksiyon için tamamen indirimden ve kampanyadan uzak bir tutum sergilemekteyiz. Bunun yanında tüketicilere yeni koleksiyonumuzu tanıtmak ve trendleri tüketici ile buluşturmak adına etkin bir şekilde sosyal medya kullanıyoruz.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Farklı sektörlerdeki gibi bizim sektörümüz içerisinde de serbest piyasa bulunmaktadır. Fakat Kuvars Optik olarak tüm bu fiyat rekabetinin dışında kalmayı ilke haline getirmiş olup tamamen hızlı ve kaliteli hizmetimiz ile rekabet kurmayı başarıyoruz.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Sektör içerisinde özelikle optik alında eğitimleri ve yenilikleri yakından takip ediyoruz. Ayrıca mağazalarımızda bulunan çalışanlarımız için sık sık eğitimler düzenlemekteyiz.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Yurtdışı fuarlarını yakından takip etmekteyiz. Hey yıl uluslararası fuarları takip etmeye önem veriyoruz. Yurtdışındaki Silmo Paris, Mido ve Opti fuarlarına da düzenli olarak katılmaktayız. Fuarlardaki sektörel gelişmeleri yakından izlemek bizlere kaçınılmaz faydalar sağlamaktadır.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul’un organize edildiği ilk günden itibaren Türkiye’deki optik sektörüne önemli ölçüde değer kattığını görmekteyiz. Yurt içindeki müşterilerimiz ile bir araya gelme imkanıyla birlikte yurt dışından gelen ziyaretçilerin sayısı da  oldukça fazla olma sebebiyle ihracat anlamında da Silmo İstanbul’un sektöre katkısı yüksek olmaktadır.

Dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Derginizi uzun yıllardır takip etmekteyiz. Özellikle optik sektöründeki değişiklikler ve farklılıkların nabzını sayenizde tutuyoruz. Üretici ve mağazaları birleştirerek yeni trendlerin haber kaynağı olma misyonunu uzun yıllardır başarılı bir şekilde yerine getiren bir yayıncılık sergiliyorsunuz. Derginiz ile başarıyı sürdürülebilir kıldığınız için sizleri tebrik ediyoruz.

Ekim 2022

Arma Optik

ARMA OPTİK

Renk ve Teknoloji

İş ortaklıkları ve yeni pazarlara açılma fırsatı sunan Silmo İstanbul, yeni markamızı ve koleksiyonumuzu hem Türkiye hem de yurt dışına tanıtmak açısından çok önemli bir platform oldu.

Merhaba Hikmet Bey… Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne giriş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Merhaba, 1983 yılından itibaren optik sektörünün hemen hemen her bölümünde görev aldım. Toptancılık ve perakendecilik yapmanın yanı sıra, sektörel danışman ve üniversitede Öğretim Görevlisi olarak da çalıştım. Denizli’de açtığımız optik mağazası ile başlayan bu serüven İstanbul’da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde okurken de devam etti. Okulum bitince de yine optik sektörüne hizmet etmeye devam ettim.

Arma Optik’in kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Arma Optik, toptan ve perakendede yılların oluşturduğu tecrübenin bir sonucudur. Arma markası, tasarımdan ürettiğimiz ürünlere kadar kendimizi sürekli geliştirmenin ve sektöre geniş ve özgün bir bakış açısıyla bakmamızın adeta bir ödülü oldu. Özellikle renkli kontakt lenste edindiğimiz tecrübe ile oluşturduğumuz Arma markasının en büyük hedefi alanında dünyanın sayılı markaları arasındaki yerini almaktır.

Arma Lens’in oluşum süreci ve koleksiyonlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Son altı yıldır Türkiye distribütörlüğünü yaptığımız on farklı kontakt lens markası ile pazarda seçkin bir yer oluşturmayı başardık. Bu markaların en çok satan renkleri ve tasarımları bize renkli kontakt lens pazarında müşteri taleplerini doğru bir şekilde yorumlama olanağını tanıdı. Biz de bu olanağı değerlendirip harika ve yüksek kalitede bir Arma Renkli Lens koleksiyonu oluşturduk. Arma Renkli Lens koleksiyonumuzun üretimini Güney Kore’nin en iyi kontakt lens fabrikasında gerçekleştirdik.

Bünyenize yeni markalar eklemeyi düşünüyor musunuz?
Öncelikli olarak bünyemize yeni markalar eklemek yerine kendi tescilli markalarımıza ait yeni ve çarpıcı koleksiyonlar oluşturmayı ve bu koleksiyonlarımız ile dünya kontakt lens pazarında büyümeyi amaçlıyoruz.

Markalarınıza ait koleksiyonları hangi etkenlere göre belirliyorsunuz?
Perakende bağımız sayesinde tüketici isteklerini çok yakından öğrenebiliyoruz. Kontakt lens pazarını hem dijital platformlardan hem de gerçek dünyadan çok yakın takip ediyor, yeni eğilimleri anında değerlendiriyoruz. Trendleri ve en yeni moda unsurlarını uzun yıllara dayanan bilgi birikimimizle harmanlayarak tüketiciler için cazip ve ciddi oranda talep gören koleksiyonlar ortaya koyuyoruz.

Marka bilinirliliğinizi sağlamlaştırmak adına ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Tanıtımlarınız için ne gibi araçlardan faydalanıyorsunuz?
Marka bilinirliliğimizi güçlendirmek adına en büyük silahımız Instagram ve web sayfamızdır. Bu iletişim ağlarının yanı sıra, diğer sosyal medya uygulamalarında da aktif olarak bulunuyoruz. Arma Optik olarak beş yıl üst üste ‘Dijital Dünyanın En İyi Optik & Lens Firması’ ödülünü almamız da dijital çağ ile yakın bir bağlantı kurmamızın bir ürünü olarak görülebilir. Ancak yine de markamızın güçlenmesi ve bilinmesinde esas etkenin müşterilerimizin memnuniyeti olduğunu belirtmek isteriz. Memnun müşteri tavsiyesinden daha güçlü bir reklam olmadığına tecrübelerimize dayanarak yürekten inanıyoruz.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Türkiye’nin hemen hemen her şehrinde kontakt lenslerimizi satabilecek seçkin optik mağazaların araştırmasına büyük önem veriyoruz. Şehirlerimizde araştırmalarımız sonucu tespit ettiğimiz bu seçkin optik mağazaları ile güçlü iletişim ve satış ağımız sayesinde bayilik anlaşmaları imzalıyoruz. Kontakt lens pazarının değerine önem veren ve bu pazarda büyüyerek ürün çeşitliliklerini artırmak isteyen tüm optik mağazaları potansiyel bayilerimiz olarak görüyor, dağıtım ağı geliştirme çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz.

Bir optik mağazası Arma Optik markalarını neden tercih etmeli?
Kontakt lenslerimizi bayimiz olan seçkin optik mağazaları ile son kullanıcıya ulaştırıyoruz. Kontakt lenslerimiz üstün kaliteye ve geniş renk seçeneklerine sahip. Biz de Arma Optik olarak sosyal medya desteği ve tüm Türkiye’de tek fiyat uygulaması ile bayilerimizin hem karlı hem sorunsuz satışlar yapmalarını sağlıyoruz. Bayilerimizin mevcut müşteri portföyüne, kontakt lenslerimizi satın almak isteyen, satın alma gücü yüksek yeni ve kaliteli bir müşteri profili ekliyoruz.

Arma Optik olarak Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Arma Optik olarak dünyadaki tüm sektörler gibi optik sektörünün de dijital dünyaya uyum sağlamak zorunda olduğuna inanıyoruz. Pandemi sürecinde oluşan online alışveriş alışkanlığı optik sektörünün geleceğindeki yerini almak zorunda. Şu an kanunlarla kısıtlı olan bu mecranın önündeki engellerin önümüzdeki yıllarda kalkacağını düşünüyorum.

2022 trendleriyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Hızla gelişen ve değişen kontakt lens teknolojileri sayesinde 2022 yılında da trendler doğal olarak gelişim ve değişim gösterdi. Renkli kontakt lenste gerçek göz renginde görünen renkler, gözü biraz daha belirgin ve iri gösteren tasarımlar daha çok tercih ediliyor.

Silmo İstanbul Optik Fuarı sizin için nasıl geçti? Fuar hakkında genel değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı her geçen yıl katlanarak yükselen başarı ivmesi sayesinde sayısı oldukça yüksek olan markaların ve bu markalara ait koleksiyonların sergilendiği önemli ve efektif bir organizasyon olmaya devam ediyor. İş ortaklıkları ve yeni pazarlara açılma fırsatı sunan Silmo İstanbul, yeni markamızı ve koleksiyonumuzu hem Türkiye hem de yurt dışına tanıtmak açısından çok önemli bir platform oldu. Sektörel yenilikleri ve teknolojileri Silmo İstanbul’da bir arada görebildiğimiz için ve meslektaşlarımızla buluşma şansı yakaladığımız için memnuniyet duyuyoruz.

On beş yıldır aralıksız optik sektörüne yön veren dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Sektörün en dinamik haber kaynağısınız. En güncel gelişmeleri, küresel optik pazarına ait haberleri, trendleri, teknolojileri yurt içi ve yurt dışındaki meslektaşlarımıza ulaştırdığınız için teşekkürlerimizi sunmak isteriz. Büyük bir emek ve titizlikle hazırlandığı her sayısında belli olan derginizin ekibini içtenlikle tebrik ederiz.

Ekim 2022

En Sık Görülen 5 Retina Hastalığı

Gözün iç arka yüzeyini örten, ince, ışığa hassas tabaka olan retinayı etkileyen bazı hastalıklar, ciddi görme kaybı ile sonuçlanabilir. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Hasanreisoğlu, en sık görülen retina hastalıkları, bu hastalıkları teşhis ve tedavi yöntemlerini N-Life için anlattı.

Retina; gözün iç arka yüzeyini örten ince, ışığa hassas tabakadır. Göze ulaşan ışık, kornea ve mercek tarafından kırınıma uğrayarak retina üzerine odaklanır. Retinada oluşan bu görüntü elektrik sinyallerine çevrilerek, görme siniri aracılığı ile beyine ulaşır.

Retina dokumuzu etkileyerek hastalık oluşturan belli bazı durumlar şunlardır:

Diyabetik retinopati (Diyabete bağlı retina hasarı)
Diyabet, vücutta insülin hormonunun üretiminin yetersizliği ya da insülin etkisinin yetersizliği nedeniyle gelişen birçok organı etkileyebilen bir metabolik hastalıktır. Diyabet (şeker) hastalığının en olumsuz etkilerinden biri, görmeyi sağlayan hücrelerin yer aldığı ağ tabakanın, yani “retinanın” hasarıdır. Şeker hastalarında küçük kan damarların uzun süren kan şekeri yüksekliğine bağlı olarak hasar görmesi sonucunda gelişen bu duruma diyabetik retinopatiadı verilmektedir. Şeker hastalığına bağlı retina hasarında, küçük damarların hasarına bağlı olarak erken aşamada retina tabakası içinde minik kanamalar ve bu damarlardan sızıntılar görülür. Hasarın ilerlemesiyle birlikte değişiklikler sadece ağ tabaka içinde sınırlı kalmaz. Anormal damarlar gelişmeye ve retina tabakasının dışına, göz küresinin içine doğru uzanmaya başlar. Bu anormal, yeni oluşan damarlar normal damar yapısına göre daha kırılgan olup kan sızıntılarına ve göz içi boşluğuna kanamaya neden olabilir. Hastalık bu aşamada gerektiği gibi tedavi edilmezse, bu anormal damarlar ve gelişen bağ dokusu retina dokusunu da beraberlerinde göz içine doğru çekerek retina tabakasını durduğu göz iç duvarından ayırabilir ve retina dekolmanı adı verilen duruma yol açabilir. Diyabetik retinopatinin ileri aşamasında görülebilen bu durum, artık geri dönüşü çok zor olan ciddi görme kaybı ile sonuçlanabilir. Diyabetik retinopati, göz hekimi tarafından göz bebeğini büyüten damlalar damlatılarak yapılan göz dibi muayenesinde saptanır.Takibinde ve tedavi kararında retinanın ve damar yapılarının durumunu hassas bir şekilde gösteren ileri görüntüleme cihazları ile yapılan testler kullanılmaktadır. Diyabetik retinopati gelişiminden korunmakta en önemli basamak kan şekerinin kontrol altında olması ve istenilen düzeylerde seyretmesidir.

Göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanır
Diyabetik retinopati gelişmesi durumunda ise keskin görmemizi sağlayan makula (sarı nokta) bölgesinde görmeyi tehdit edecek derecede sıvı birikmesi durumunda damarlardan sızıntıyı azaltmak için veya anormal damarlar geliştiğinde bu damarların gerilemesini sağlamak amacıyla göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanır. Ağ tabakada beslenmeyen alanlar oluştuğunda anormal yeni damar oluşumunu engellemek ve oluşan anormal yeni damarlardan kanamayı, sızıntıyı azaltmak için lazer tedavileri uygulanır. Retina hasarının geç evrelerinde, göz boşluğuna zaman içerisinde geri çekilmeyen kanamalar oluşabilir, bağ dokusu gelişip retina üzerinde çekintiler yapabilir ve retina dekolmanı gelişebilir. Bu durumlarda vitrektomi ameliyatı uygulanabilmektedir.

Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (Sarı nokta hastalığı)
Makula (sarı nokta); retinanın merkezi görme ve renkli görmeden sorumlu küçük bir bölümüdür. En belirgin şikâyet, merkez görmede bulanıklaşma veya bozulmadır. Okumada, yakın çalışmada ve araç kullanmada zorluk fark edilebilir.  Makula dejenerasyonu olan bir kişi, sayfada bulanık harfler, satırların karışması, merkez görmede siyah veya boş alan tarifleyebilir. Bu durum bireyin günlük faaliyetlerini yapmasını engellemektedir. Kuru ve yaş (eksudatif) olmak üzere iki tipi vardır. Hastaların büyük bir çoğunluğu kuru tip olarak görülmektedir. Genelde, önce kuru tip sarı nokta hastalığı yavaş ve ağrısız ilerleyen şekilde görülürken, yaş tip sarı nokta hastalığı kuru tipin görüldüğü bireylerde, daha ileri safhalarda görülmektedir. Kuru tip sarı nokta hastalığı, retinal pigment epiteli tabakasının altında metabolit birikimlerinden (druzen) kaynaklanırken; yaş tip sarı nokta hastalığı, retina altı bölgede yeni anormal damarların (koroidal neovaskuler membran) oluşumu ve bu damarlardan sızıntı ve kanama gelişmesinden kaynaklanır. Kuru tip sarı nokta hastalığında görme kaybı çoğunlukla yıllar içerisinde yavaş olarak gelişmesine rağmen, yaş tipte ani ve ciddi görme kaybı gelişmektedir. Makula dejenerasyonunun tanısında genellikle damlalı göz dibi muayenesi yeterlidir. Yardımcı ileri görüntüleme tetkikleri sarı nokta hastalığının yaş ve kuru tiplerini ayırt etmek için kullanılabilirler. Hastaların takibinde kullanılan Amsler Grid (ızgara) testi, merkezi görmede bozulmayı ya da kör nokta oluşumunu değerlendirmektedir. Hasta bir gözünü kapatarak açık olan gözüyle 30-40 cm mesafedeki yatay dikey çizgilerden oluşan bir resimli test kağıdının ortasında yer alan noktaya odaklanarak bakar. Çizgilerde silinme, kırılma, eğrilme gibi durumlar olması durumunda göz hekimi başvurusu önerilir.

Tam tedavisi yok, hastalık yavaşlatılabilir
Yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastalığını tamamen ortadan kaldıracak etkinliği kanıtlanmış bir tedavi yöntemi yoktur. Tedavi hastalığın gidişatını yavaşlatmak veya durdurmak ve yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir. A, C, E vitaminleri, beta karoten ve çinko; yeşil yapraklı sebzeler ve balık ağırlıklı bir diyet ve sigara kullanımı gibi risk faktörlerinden kaçınmak, ilk aşamadaki önleyici tedavi yöntemlerindendir. Kuru tip sarı nokta hastalığında çeşitli vitamin, mineral takviyeleri ve antioksidan özelliğe sahip olan ilaçlar kullanılmaktadır. Yaş tip sarı nokta hastalığında ise hastalığın seyri daha ağır ve görme kaybı daha hızlıdır. Tedavi edilmediği takdirde semptomlar ağırlaşır, kanamalar görülmeye başlar ve son aşamada ciddi görme kaybına sebep olabilir. Mevcut görme düzeyinin korunması, görme kaybının ilerlemesinin durdurulması için erken evrede tedaviye başlama önemlidir. Günümüzde yaş tip sarı nokta hastalığında sızıntı ve kanamalara neden olup maküla hasarı yapan yeni damar oluşumunu engellemek için çeşitli ilaçların göz içine düzenli enjeksiyonları ile yapılmaktadır.

Retina yırtığı (Retina dekolmanı)
Çoğu durumda, gözün içini dolduran berrak yumurta akı kıvamında olan jöle benzeri vitreusun yapısındaki bozulmalar nedeniyle retina yırtığı kendiliğinden ortaya çıkar, ancak travma veya önceki göz ameliyatı gibi diğer faktörler de retina yırtıklarına neden olabilir. Vitreus normalde retinaya yapışıktır. Ancak yaşla birlikte bu jel retinadan ayrılabilir. Bu duruma arka vitre dekolmanı denir. Çoğunlukla retinada yırtık oluşmadan, herhangi bir sorun olmadan bu ayrılma tamamlanır. Ancak bazen daha yapışkan bir vitreusa ya da yüksek miyop insanlarda olduğu gibi daha ince retinaya sahip kişilerde retinadan ayrılırken çekintilere neden olabilir ve retinada yırtık oluşturabilir. Bu durumda en sık belirtiler uçuşan cisimler görme ve gözde ani ışık çakmalarıdır. Retina yırtıklarına damla damlatılarak yapılan detaylı göz dibi muayenesinde tanı konulmaktadır.

Acil tedavi gerektirir
Retinada yırtık ya da delik oluşması acil tedavi gerektiren bir durum olup saptandığı zaman retinal lazer tedavisi uygulanmalıdır. Aksi takdirde bu retinal yırtık ya da delikten retina altında sıvı sızabilir ve retinanın altındaki tabakadan tamamen ayrılmasına neden olabilir. Bu duruma retina dekolmanı adı verilmektedir. Eğer erken dönemde tedavi edilmezse ciddi görme kaybı ile sonuçlanabilen retina dekolmanlarının tedavisi cerrahi olarak gözün durumuna göre farklı ameliyat teknikleri ile yapılır.

EKİM 2022

Şişedeki Tehlike! Gözünüzden Olmayın…

Tüm vücut yaralanmaları içinde gözler %10’luk oran ile en üst sıralarda yer alıyor. 100 kişiden biri, hayatı boyunca en az bir kez göz kazasına maruz kalıyor. Ancak bilinçlendirme ve korunma ile göz kazalarını %47-65 oranında önlemek mümkün. Gündelik hayatta karşılaşabileceğimiz kazalarda ve göz yaralanmalarında, ilk yardım uygulamalarını bilmek çok önemli. Birkaç basit uygulama ile, görmeyi tehdit edebilecek büyük zararları önlemek mümkün. Birçok kişinin hiç aklına gelmeyecek gazlı içeceklerin ve şişede ki içeceklerin kapaklarını açarken çok dikkat edilmesi gerektiğini biliyor muydunuz?

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Seçkin Meriçeli, gazlı içecek şişelerinin iş kazalarından sonra gelen göz yaralanması nedenleri arasında listeyi zorladığını söyledi. Gazlı içecek kapaklarının kesinlikle çakmak, bıçak, kaşık gibi aletlerle açılmaması gerektiği konusunda uyaran Op. Dr. Seçkin Meriçeli, “Şişe açacağı kullanmadan açmaya çalışmak basınç etkisiyle gözünüze zarar verebilirsiniz. Gazlı içecek kapaklarını açarken dikkat etmek gerekiyor. Şişe kapaklarını çakmak, kaşık gibi aletler ile açmaya çalışmak çok tehlikelidir. Kapağın dikkatsizce açılması şişenin içindeki basıncın etkisiyle fırlayan kapağın göze zarar vermesine neden olmaktadır. Adeta mermi gibi göze gelen gazlı içecek şişe kapağı kalıcı körlüklere neden olmaktadır.

Sıkıştırılmış metal şişe kapaklarına bağlı oluşan göz yaralanmalarının önlenmesinde şişe açacağı kullanılması önemlidir. Vidalı çevir, aç kapakların kullanımının yaygınlaştırılması veya şişe açacağı kullanmalıyız” açıklamasında bulundu.

“Doğru müdahale hayati önem taşımaktadır”
Göz yaralanmalarında ilk dakikaların hatta saniyelerin bile büyük önem taşıdığına dikkat çeken Op. Dr. Meriçeli, “Özellikle gözde delinmelere ve gözün dışarı çıkmasına neden olabilecek bu gibi kazalar önemli acil olgularının başında gelmekle birlikte, yanlış yapılan her girişim, geri dönüşsüz sonuçlara neden olabileceği için doğru müdahale hayati önem taşımaktadır. Göz yaralanmalarının meydana geldiği kazalarda ilk olarak gözün steril bir mendille veya petle kapatılması gerekir. Göze asla dokunulmamalı ve eğer göze bir şey battıysa kesinlikle çıkartmaya çalışmamalıdır. Aksi takdirde gözün içindeki materyalin dışarı çekilme riski vardır. Bu nedenle hiç vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” çağrısında bulundu.

Ekim 2022

Göz Bozukluğu Olan Kişilerde Demans Riski

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırmaya göre, göz hastalığı yaşayan kişilerin demans riskinin daha yüksek olduğu tespit edildi. Demans yüzünden ne yazık ki sadece hastaların değil aynı zamanda hasta yakınlarının da yaşamları ciddi bir şekilde etkilenmektedir. Hastalık geliştikçe bireylerde daha fazla hafıza kaybı, kişilik ve davranış değişiklikleri görünür. Nihayetinde kendi ihtiyaçlarını gideremeyecek duruma gelen hastalar tamamen sevdiklerine veya hasta bakıcılarına bağımlı hale gelirler.

İngiltere’de yapılan araştırmada, sarı nokta hastalığı, katarakt ve diyabet kaynaklı göz hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerin demans geliştirme riskinin daha fazla olduğu belirtildi. 55-73 yaşları arasındaki 12 bin 364 yetişkin üzerinde yapılan çalışmada, en riskli grubun diyabet kaynaklı göz rahatsızlığı olan kişiler olduğu bildirildi. Araştırmada, İngiltere’de yaşayan 55-73 yaşları arasındaki 12 bin 364 yetişkinin verileri incelenirken, başta makula dejenerasyonu adı verilen sarı nokta hastalığı, katarakt ve diyabetle ilişkili göz hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerin demans geliştirme riskinin daha fazla olduğu belirtildi. Kataraktı olanlarda yüzde 11, diyabetle ilişkili göz hastalığı olanlarda ise yüzde 61 daha yüksek demans riski olduğunu aktaran araştırmacılar, göz tansiyonunun ise demans ile ilişkili olmadığının altını çizdi.

Yaşlılardaki görme bozukluğu ve bilişsel sonuçlar arasındaki ilişkiyi incelediler. Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıdaki gibiydi:

  • Görme sorunu olan kişilerde görme bozukluklarının kendileri tarafından bildirilmiş olup olmadığına veya nesnel ölçümler kullanılarak teşhis edilip edilmediğine bakılmaksızın, artan bilişsel bozukluk ve demans riski vardı.
  • Görme sorunu olan kişilerde olmayanlara göre bilişsel bozukluk olma olasılığı yüzde 137 daha yüksekti.
  • Başlangıçta görme sorunu olan kişilerde olmayanlara kıyasla bilişsel bozukluk geliştirme riski yüzde 41 ve demans riski yüzde 44 arttı.

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında yayımlanan çalışmada, görme bozukluklarının, 2050 yılına kadar dünya çapında 130 milyondan fazla insanı etkileyeceği bildirildi.

Ekim 2022

Bebeklerde Göz Sulanması

Bebeklerde Göz Sulanması
Bebeklerde Göz Sulanması

Bebeklerde ve çocuklarda gözlerin sulanması ile ortaya çıkan hastalıklar bulunmaktadır. Bu hastalıklar için erken tanı ve tedavi son derece önemli olmaktadır. Bebeklerde göz sulanması neden olur ve nasıl geçer tüm detayları ile derledik. Göz hayati öneme sahip olan organlardan biri olarak belirtilmektedir. Bebeklerde doğumdan itibaren görülen aşırı sulanmanın en sık nedeni, doğuştan gözyaşı kanal tıkanıklığı rahatsızlığıdır. Bebeklerde, çocuklarda gözyaşı kanal tıkanıklığı izlenir ve büyük çoğunluğu ilk sene içerisinde düzelir. Ancak, bu durum sıklıkla düzelir diye göz muayenesini geciktirmemek gereklidir. Bebeklerin yaşamın ilk günlerinde göz muayenesinden geçmesi de bundan dolayı olmaktadır. Göz sulanması, göz ile ilgili birçok hastalığın habercisi olmaktadır. Göz hastalıkları özellikle bebek ve çocuklarda sık rastlanan bir durum olarak belirtilmektedir.

Bebeklerde Göz Sulanması Neden Olur?
Bebeklerde görülen göz sulanmasının en basit nedeni göze yabancı bir cisim kaçması olarak ifade edilmektedir. Bunun dışında göz tansiyonu, göz kapağındaki bozukluklar ve göz yaşı kanalının tıkanık olması sulanmanın nedenleri arasında olmaktadır. Gözün sulanması sonucu ortaya çıkan rahatsızlık durumu kişinin görme yetisini kaybetmesine neden olabilecek kadar ciddi boyutta olabilmektedir.

  • Gözyaşı kanalları tıkalı olabilir; Bebeklerin gözünde sulanma ve çapaklanma olması doğuştan bu gözyaşı kanallarının tıkanıklığının belirtisi olabilir.
  • Başka hastalıklar da akla gelmeli; doğumdan sonraki ilk saat ve günlerde ortaya çıkan kanlanma ile birlikte görülen göz sulanması ve iltihaplanma, doğum yollarından bulaşan bir enfeksiyon veya doğum sırasında kullanılan ajanların kimyasal tahrişine bağlı da olabilir.
  • Gözyaşı kesesine masaj yapın; Bebeklerin büyük çoğunluğunda birkaç ay içinde söz konusu ince zar kendiliğinden açılır. Böylelikle buruna normal boşalma başlar ve sulanma geçer. Öncesinde aile tarafından gözyaşı kese bölgesine yapılan masajla hem biriken akıntının boşaltılması ve temizlenmesi sağlanır hem de mekanik basınç etkisi ile zarın açılması kolaylaştırılır.
  • Göz tansiyonunun habercisi olabilir; doğuştan glokomlu yani göz tansiyonlu bebeklerde, gözlerin büyümesine göz sulanması da eşlik edebilir. Oluşan göz sulanması doğuştan göz tansiyonu olasılığını bu durumda akla getirmelidir.

Bebeklerde görülen göz sulanması alerjik hastalıklardan da kaynaklı olabilmektedir. Kimyasal bir madde ile etkileşimde bulunulması da gözlerde sulanma olmasına neden olmaktadır. Göz tansiyonu ve göz çizilmesi gibi durumlar da gözlerde sulanmanın nedenleri arasında gösterilmektedir. Göz sulanması sebeplerine bakıldığında vakit kaybetmeden doktora gidilmesi tavsiye edilmektedir. Bebek ve çocuklarda gözyaşı kanalının tıkanık olma durumu sık rastlanan bir göz sulanması nedeni olmaktadır. Bebeklerin her iki gözünde de çapaklanma ve sulanma var ise göz kanallarının tıkanık olabileceği düşünülmektedir. Gözyaşı gözü koruyan bir salgı olmaktadır. Gözyaşı tıkanıklığı yaşayan kişilerde gözlerde kızarıklık, akıntı, yanma, net görmeme, çapak, batma hissi gibi çeşitli rahatsızlıklar olmaktadır.

Nasıl Geçer?
Bu hastalığın tedavi edilmesi aşamasında uygun masaj, kese temizliği, antibiyotik damlalar ve kapak hijyeni gibi birtakım teknikler kullanılmaktadır. Gözlerde ortaya çıkan kanal tıkanıklığı doktor tarafından tavsiye edilen durumlar uygulandığı halde açılmıyorsa cerrahi müdahale yaşı bu hastalık için 1 ve 1,5 yaş arası olmaktadır. Oldukça kısa süren bu müdahale genellikle 1,5 yaşına doğru yapılmaktadır. Çocuklarda bebeklikten itibaren ortaya çıkan gözlerde sulanma durumu göz sağlığını tehdit eden önemli hastalıkların belirleyicisi olmaktadır. sonrasında doktor uygulanacak tedavi yöntemlerine karar vermektedir.

EKİM 2022

Lool Eyewear

LOOL EYEWEAR

İspanyol Minimalizmi

Etnia Barcelona’ya 2021’in Haziran ayında katılan Lool Eyewear, işlevselliği ve hafifliği patentli Cromalyt® malzemesiyle ürettiği koleksiyonlarında buluşturuyor.

Lool Eyewear optik sektöründe oldukça yeni markalar arasında yer almasına rağmen kaplamalar ve yenilikçi ürün detayları ile birinci sınıf kalitede koleksiyonlar sunuyor. Bunun sebebi olarak İspanyol markanın zamanın eskitemediği minimalizmi yansıtan ‘Less is more’ (Az olan çoktur) ilkesini takip etmesi gösteriliyor. Etnia Eyewear Culture Group’a 2021 yılının ortalarında katılan Lool hakkında markanın sahibi David Soliva ile yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba David… Lool Eyewear’ın kuruluş aşamanızdan bahsedebilir misiniz?
Lool Eyewear’ı İspanya’nın kalbi Barselona’da 2016 yılında optik sektörüne tanıttık. Aslında Lool, optik sektöründen arkadaşlarla yaptığımız bir toplantı sırasında tesadüfen doğdu. Çerçeve bileşenlerinin montajı ve demontajı söz konusu olduğunda mevcut bazı koleksiyonlardaki sorunları tartışıyorduk. Camların montajı, özel aletlere duyulan ihtiyaç gibi sorunlar. Zaman geçtikçe ve gözlükler aşındıkça, sapların açılıp kapanmasındaki gerginliği veya etkinliği nasıl kaybettiklerini konuşuyorduk ki bence bu kalite ve fiyattaki ürünlerde asla olmaması gereken bir şeydi.

Bu sorunları belirledikten sonra nasıl bir çözüm yoluna gittiniz?
Bir endüstriyel tasarımcı ile birlikte tüm bu sorunları nasıl çözebileceğimizi araştırmaya başladık. Araştırmalarımız sayesinde, basitlik ve işlevselliğe dayalı tüm iş modelimize ilham olan hub adı verilen patentli bir menteşe sistemi tasarladık.

Lool Eyewear’ın felsefesinden söz edebilir misiniz?
Ünlü Alman endüstriyel tasarımcı Dieter Rams’ın da dediği gibi ‘Less, but better’ (Daha az, ama daha iyi) mottosu ile fonksiyonelliği ön planda tutan bir yaklaşıma sahibiz. Bu önermeden hareketle, güzel, zamansız tasarımlar ve zaman içinde kalıcı malzemeler arayışımızı sürdürüyoruz. Her zaman mümkün olduğunca az hammadde kullanıyoruz. Müşterilerimize en yüksek kalite, üstün hizmet ve uygun fiyat konusunda açıkça verdiğimiz bir sözü unutmuyoruz.

Markanızın ismi oldukça sıra dışı. Lool’un logosu da dikkatleri çekiyor. Hikayesinden bahsedebilir misiniz?
Felsefemizle aynı mantığı izleyerek, ismimizin ve logomuzun da sadeliği temsil etmesi gerektiğini düşündük. İki unsurla sonuçta bir gözlüğü sembolize eden bir logo ve bir isim oluşturduk. Eğer birisi bir gözlüğü minimal hale indirgeyerek çizmek zorunda kalsaydı, bu iki öğeye yani bir çubuk ve bir daireye indirgenirdi. Bu dürtüden yola çıkarak, temel ve sade olanı arayarak Lool’a ulaştık.

Lool Eyewear’ın belirgin bir tasarım dili var mı?
Ürün tasarımına yaklaşımımızda özellikle Avrupa’nın büyük ve köklü tasarım ekollerini ilham kaynağımız olarak görüyoruz. İşlevselliğin formun bir adım ilerisinde olduğuna inanıyoruz ve konseptlerimizin özünü minimalist tasarım anlayışını benimseyerek ifade etmeye özen gösteriyoruz.

Oldukça hafif gözlükler üretmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Cromalyt® malzememiz ve beta titanyumdan oluşan yeni yapıda dört grama ulaşmak kolay olmadı. Ekip çalışmamız ile gücü ve dayanıklılığı artırırken yapıyı ve ağırlığı hafifletmemizi sağlayan malzemelerin araştırılmasını titizlikle gerçekleştiriyoruz.

Hafiflik sizin için neden bu kadar önemli?
Çünkü müşterilerimizin çerçevelerimizi kullanırken rahatlık, işlevsellik ve hafifliği deneyimleyerek memnun kalmaları bizim için çok önemli, ki benim inancıma göre hafiflik konforun ön koşulu gibidir.

Titiz malzeme araştırmalarınızdan söz ettiniz. Hangi malzeme sizin için öne çıkıyor?
Ağırlıklı olarak çelik, özellikle Sandwik 11r51. Kısa bir süre önce, bize aşırı direnç ve maksimum hafiflik sağlayan devrim niteliğindeki malzememiz Cromalyt® ile yeni bir koleksiyonu beğenilere sunduk.

Cromalyt® malzemesi size hangi olasılıkları sunuyor?
Geliştirdiğimiz Cromalyt® malzemesi hazırlıklarımızda bize sayısız olanaklar tanıyor. Çünkü diğer konstrüksiyonlarla ve karışık malzemelerin yer aldığı kombinasyonlarla çalışmamızı sağlıyor. Diğer malzemelerimizi de uygulamaya devam etmek ve gelecek koleksiyonlarımızda gözler önüne sermek amacındayız.

Lool modellerinin yüksek kaliteli dokusal yapıları dikkat çekiyor. Özel bitim işlemlerinizden söz edebilir misiniz?
Son işlem üzerinde çok çalışıyor ve tüm süreçler için oldukça titiz davranıyoruz. Şu anda PVD ve premium lakeler olmak üzere iki ana kaplama kullanıyoruz. PVD, parçaya hem renk hem de sertlik açısından aşırı bir direnç kazandıran çok teknik bir kaplamadır. Lakeler ise hem en yüksek kalitededir hem de uygulamadan önce gerçekleştirdiğimiz bir işlem sayesinde bileşenlere mükemmel bir yapışma sağlamaktadır.

Lakelerden söz etmişken, Lool için belirgin bir renk dünyası var diyebilir miyiz?
Turuncu, kırmızı, mavi gibi yoğun renkleri kullanmaktan gerçekten çok hoşlanıyoruz. Ancak yine de en iyi renklerimiz henüz gelmedi diyebilirim.

Bu sözünüzü açabilir misiniz?
Etnia Eyewear Culture Group portföyüne Lool’un eklenmesi bizim renklere farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamızı sağladı. Şirket çoğu şirketten farklı bir yöntemle çalışıyor ve bizim sadece renklere odaklanmış uzmanlarımız mevcut. Yavaş yavaş Lool’un kendi renkleri sayesinde segmentinde bir referans haline geldiğini göreceğimize inanıyorum.

Lool Eyewear, Etnia Barcelona’ya ne zaman katıldı?
Markamız 2021 yılının Haziran ayında Etnia Barcelona tarafından satın alındı.

Çerçeve yapısının ötesine baktığımızda, bir gözlük sadece camları kadar iyidir. Bu konudaki yorumunuzu öğrenebilir miyiz?
Kesinlikle katılıyorum. Bu sebeple gözlüklerimizde en iyi görsel kaliteyi ve UV korumasını garanti eden Carl Zeiss güneş gözlüğü camları kullanıyoruz. Ayrıca, iç yansımaları önlemek için iç tarafta yansıma önleyici kaplamalar bulunmaktadır.

Halihazırdaki koleksiyonlarınız nelerdir ve bu koleksiyonlarınızın genel özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Tectonic, Stereotomic ve Deco olmak üzere mevcut üç konseptte koleksiyonlarımız bulunmaktadır. Tectonic en minimalist koleksiyonumuzdur. Güzel ve zamansız tasarımları ve renkleri ile herkes için üretilmiştir. Deco en sofistike ve art deco esintili koleksiyonumuzdur. Stereotomic ise tasarım ve inovasyona olan tutkumuzu göstermek istediğimiz en avangart duruşumuzu temsil ediyor.

Bu değerleri göz önünde bulundurduğumuzda tipik bir Lool kullanıcısını nasıl tanımlarsınız?
Rahat, kaliteli bir ürün arayan ve tasarıma değer veren kullanıcılar bizleri tercih ediyor. Çoğunlukla Etnia Eyewear Culture Group tarafından sunulan üstün hizmet ve güvenirliği kaybetmeden farklılaşma arayan insanlar olarak tanımlayabilirim.

Şimdi Lool olarak büyük bir ailenin parçasısınız. Lool için bir sonraki adım ne olacak?
Lool için bir sonraki adım, işlevsellik, hafiflik ve konfordan ödün vermeden Cromalyt® malzememizi tüm koleksiyonlarımızda daha da geliştirerek kullanmaktır.

Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde temel odağınızın neye yönelik olacağından söz edebilir misiniz?
Önümüzdeki birkaç yıl boyunca optisyenlere odaklanacağız. Yeni koleksiyonlarımız için daha iyi ürünler geliştirmek üzere onlarla birlikte çalışmak istiyoruz. Gözlükçüler tüm projelerimizin merkezinde yer alıyor.

Kaynak: Spectr

Ekim 2022

Göze Çarpan Amerikan Markaları 1

YARATICILIK VE CESARET

Tavır, vizyon ve stilleriyle Amerika Birleşik Devletleri’nden yola çıkıp küresel optik sektöründe yer edinen gözlük markalarından bazılarına yakından bakmaya ne dersiniz?

L.A. EYEWORKS – DEVRİMSEL STİL

Tüm zamanların en etkili Amerikan gözlük markalarından biriyle tanışmaya hazır mısınız? L.a. Eyeworks, Los Angeles’tan başlayarak küresel bir fenomene dönüşme yolunda uzun bir yol kat etti. Marka, Barbara McReynolds ve Gai Gherardi tarafından gözlük endüstrisinin bir devrime hazır olduğu 1979 yılında Los Angeles’taki Melrose Caddesi’nde açılan tek bir mağaza ile hayatına başladı. İki tasarımcı o yıllarda eşit derecede cesur ve cüretkar olan tasarımlarıyla Amerikan optik dünyasına yepyeni bir bakış açısı getirmeyi başardılar.

Kırk yılı aşkın süredir L.a.Eyeworks, seçici müşterileri için asetat ve metal çerçeveler tasarlayarak optik sektörünü sarsmaya devam ediyor. Tanınabilir ve tavizsiz stillerini kullanıcılarının beğenisine sunuyor. Markanın DNA’sında değişmeyen bir diğer unsur ise fotoğrafçı Greg Gorman tarafından çekilen reklam kampanyalarıdır. 1981’den bu yana iki yüzden fazla ünlü “Yüz, bir sanat eseri gibidir” sloganı altında markanın kampanyalarında boy gösterdi. L.a. Eyeworks insanları bakmayı bırakıp görmeye başlamaya teşvik etme misyonundan gelecek yıllarda da vazgeçmeyeceğini her koleksiyonuyla yeniden vurguluyor.

LEISURE SOCIETY – ÇABASIZ ZARAFET

Leisure Society için her şey hayattaki güzel şeylerle ilgili ve tabii ki buna gözlükler de dahil. Tasarımcı Shane Baum markayı dünyanın bulabileceği en iyi gözlükleri üretmek gibi net bir vizyonla kurdu. Bu inanç ve vizyon, markanın eşit derecede şık ve zamansız tasarımlara odaklanmasını sağlıyor. Leisure Society koleksiyonları, el yapımı yapım teknikleriyle birlikte en son teknoloji kullanılarak hayata geçiriliyor.

Çok az Amerikan gözlük markası gibi Leisure Society de lüks malzemelere vurgu yapıyor. Marka, optik koleksiyonlarındaki titanyum çerçeveler için on iki, on sekiz ve yirmi dört ayar altın kaplama, elmaslar ve bufalo boynuzu kullanıyor. Ayrıca Leisure Society imzası taşıyan güneş gözlükleri kaliteli camlarıyla dikkat çekiyor. Marka, yansıma önleyici UGR12, Diamond Cast ve hidrofobik kaplama ile sunulan polarize CR-39 camları tercih ediyor. Leisure Society’nin lüksü çabasız zarafete dönüştürdüğü tasarımları onu Amerikan markaları arasında ön plana çıkarıyor.

CHROME HEARTS – MÜCEVHER GİBİ

Tavır, stilden ödün vermeyen bağlılıkla buluşuyor. Chrome Hearts 1988 yılında motosiklet tutkunu Richard Stark ve eşi Laurie Lynn Stark tarafından kuruldu. Amerikan yaşam tarzı markası yaygın olarak mücevherleriyle tanınıyor. Chrome Hearts bu benzersiz DNA’yı gözlüklere de aktarıyor. Markanın çerçevelerinde cesur ön kısımlar, ince süslemeli metal bileşenlerle buluşuyor. Göz alıcı ve alışılmışın dışında görünümler vadeden markanın çerçevelerine daha yakından bakıldığında gravürler ve rafine malzeme kombinasyonları gibi hassas detaylar göze çarpıyor. Hayatı tüm hızıyla yaşayanlara odaklanan marka, Amerikan optik dünyasına benzersiz stiller sunuyor.

Kaynak: Favrspecs

Eylül 2022

Göz Hastalıkları Baş Ağrısına Yol Açabilir

Gözün beyin ile ilişkisini inceleyen nöro-oftalmoloji sayesinde, oluşan baş ağrılarınızın sebebin göz hastalıklarından mı kaynaklandığını öğrenebilirsiniz. Göz hastalıkları nedeniyle oluşan baş ağrısını tedavi eden, göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalına nöro-oftalmoloji denilmektedir. Nöro-oftalmoloji, genellikle beyin, kas, sinir gibi göz çevresinde ve santral sinir sistemindeki hastalıklara eşlik eden görme ve görme alanı bulguları ile ilgilenir. Göz (optik) sinirinden kaynaklanan hastalıklarının teşhis ve tedavisi için düzenli muayene önemlidir.

Oluşan baş ağrıları bazen nörolojik ya da farklı sağlık sorunlarından ortaya çıkabileceği gibi, göz hastalıklarından da oluşabilmektedir. Görme kaybı (ani veya geçici), bulanık görme, görme alanı kaybı, çift görme, göz bebeklerinin büyüklük farkı, renk görme bozukluğu, göz kapak aralığında farklılık, yüzde-gözde kasılma, nöro-oftalmoloji hastalıklarında en sık görülen belirtilerdir. Nöro-oftalmolojik tedavisinde iyi sonuç alınabilmesi için kişinin detaylı tetkik ve muayenelerden geçmesi önemlidir. Yapılan tetkikler görme keskinliği, renk görme muayenesi, görme alanı muayenesi, göz hareketleri ve göz ile ilgili muayeneler olmalıdır.

EYLÜL 2022

Sigarayı Bırakın!

Sigara kullanımı özellikle önemli bir göz sağlığı sorunu olan sarı nokta hastalığının gelişimini ve ilerlemesini tetiklemektedir. Sigaradan uzak durmak göz sağlığı açısından oldukça önemlidir. Birçok hastalığa neden olan sigara kullanımının görme kayıpları ve körlüğe de yol açmaktadır. Sigara kullanımı tüm organlara büyük zararlar verdiğini gibi gözlere de büyük zararlar veriyor. Gözlerimizin sağlığı için asla sigara kullanmamalıyız. Özellikle sarı nokta hastalarının sigara içmemeleri yada içilen ortamlarda bulunmaması gerekmektedir.

Sarı nokta hastalığı önemli bir göz sağlığı sorunudur. Sarı nokta, gözün arka kısmında retinada bulunan, keskin ve renkli görmeyi sağlayan bir bölgedir. Bu bölgede hasar geliştiğinde, körlüğe kadar giden sıkıntılı bir hastalık yaşanabilir. Bu hastalığın belirtileri; görme kalitesinde bozulma, okuma zorluğu, cisimleri ve çizgileri kırık veya dalgalı görme, renkleri soluk ve gri görme, yüzleri tanımakta güçlük, ışığa hassasiyet, siyah noktalar, gece görüşünde azalma ve bakılan cismin ortasında bulanık bir alan veya karanlık leke görme olarak sıralanabilir. Sarı nokta hastalığında ve bu belirtilerin ortaya çıkmasında sigara kullanımı çok büyük bir etkendir. Sigarayı bırakmak, hastalık riskini azaltıyor ve tedaviye olumlu katkılar yapıyor. İlaçsız göz anjiyosu yöntemi, sarı nokta hastalığının teşhis ve tedavisini belirlemekte çok olumlu ve yararlı sonuçlar içeriyor.

Eylül 2022