Göz İçi Merceklerde Yeni Dönem

Bugün en güncel tedavi akıllı merceklerdir. Trifokal ya da edof dediğimiz özellikli merceklerle yakını görmek mümkün.

Genellikle 40’lı yaşların başında başlayan ve presbiyopi dönemi olarak adlandırılan bu dönemde yakın gözlüklerin kullanılmaya başlandığını söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, “Bugün en güncel tedavi akıllı merceklerdir. Trifokal ya da edof dediğimiz özellikli merceklerle yakını görmek mümkün” dedi. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, 40-45 yaşından sonra yakın gözlüklerin kullanılmaya başlandığını söyleyerek en güncel tedavinin akıllı mercekler olduğunu belirtti. Bu mercekler sayesinde hastanın yakını görebildiğini ve katarakt ameliyatı olmasına gerek kalmadığını söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven, bu özel yapıdaki lensler sayesinde göze dışarıdan bakıldığında parlamanın da ortadan kalktığını ifade etti.

Pandemiyle birlikte çoğu kişinin evde çalışmaya başladığını belirten Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, “Eğitimleri evden almaya başladık. Bu da tabletlere ve bilgisayarlara bağımlılığımızı artırdı. Maalesef hepimizin yaşamak zorunda olduğu ergenlik, menopoz ve andropoz gibi bir dönem var. Biz buna presbiyopi dönemi diyoruz. Maalesef 40-45 yaşından sonra yakın gözlüklerini kullanmak zorunda kalıyoruz. Akıllı mercek kullanması gereken kişilerin yakın gözlüğünü daha az kullanarak veya kullanmadan hayatlarına devam etme şansı olabilir” dedi.

Merceğin Dışarıdan Fark Edilmesi Mümkün Olmuyor
Merceğin dışardan fark edilmesi mümkün olmadığını söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven şöyle konuştu: “Biz buna özel bir yapıda trifokal ya da edof dediğimiz özellikli mercekler adını veriyoruz. Bu merceklerle yakını görebilmek mümkün. Daha önce bu merceklerde hastalarımızın çok şikayetçi olduğu bir konu vardı.  Katarakt ameliyatları sonrasında bu mercekleri taktığımızda, hastalar bu merceklerin dışarıdan fark edilmesinden şikayet ediyordu. Yeni teknolojilerde yapılan yeni merceklerde artık bu durum ortadan kaldırıldı ve merceğin dışarıdan fark edilmesi neredeyse mümkün olmuyor. Ameliyat yaklaşık 5-10 dakika sürüyor. Hastalarımızın ameliyattan sonra yatmalarına gerek kalmıyor ve hemen sosyal hayatlarına dönebiliyorlar.”

Katarakt Ameliyatıyla Aynı Özelliklere Sahip
Bu yöntem katarakt çağında olan, kataraktı olan hastalara uygulanabildiği gibi kataraktı olmayan ya da az olan 40-45 yaşın üzerindeki hastalara da yapılıyor. Doç. Dr. Coşkunseven, “Daha önce başka çeşitli yöntemlere başvurulurken şu anda en güncel olan ve dünyada en çok kabul edilmiş yöntem trifokal ve edof dediğimiz özelliklere sahip olan lenslerin kullanılması. Bu ameliyat aslında bir katarakt ameliyatıyla aynı özelliklere sahip ve bu ameliyatı geçiren hastalar bir daha da katarakt ameliyatı geçirmelerine gerek kalmıyor. Hastaların en çok şikayetlerinden biri dışarıdan başka insanları onlara baktığında kedi gözü gibi bu gözlerin parlamasıydı. Gece, bir restoranda oturduklarında çevrelerindeki diğer insanların bir ameliyat olduğunu fark etmeleri onları rahatsız ediyordu. Gece ışık dağılmaları etkisi çok azaldı. Burada en önemli konu doğru hastaya doğru merceği seçmek. Bunu araştırabilen özel yöntemler ve cihazlar var. Bu cihazlarla hangi hastaya hangi merceği seçeceğimize karar veriyoruz. Hasta daha önce lazer tedavisi geçirmiş mi, korneasında herhangi başka bir problem var mı, bunlar değerlendiriliyor. Bunların ışığında özelliğine göre doğru mercek seçilerek hastalara yardımcı olunuyor” dedi.

Hastalık Tekrarlanmıyor
On beş – yirmi yıl önce lazer tedavisi olup, şimdi bu ameliyatı olmak için gelenlerin de olduğunu söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven, “Tabii ki çok özel yöntemlerle bu gözün korneasında ne gibi bir değişiklik olduğunun önce değerlendirilmesi lazım. Bu değerlendirildikten sonra bu özellikli lenslerden hangisini seçeceğimize karar veriyoruz ve hastalarımıza bu şekilde yardımcı oluyoruz. Bu mercek sayesinde hastanın daha sonradan bir kataraktla karşılaşması da mümkün olmuyor çünkü tümüyle katarakt yapan merceği değiştirmiş oluyoruz. Bu ameliyat ömürlük bir ameliyattır” dedi.

Nisan 2023

Matsuda

MATSUDA

Moda Sanatla Buluşuyor

Matsuda’yı gözlük dünyasına on iki yıl önce yeniden kazandıran Ceo James Kisgen ile markanın geçmişi, güncel faaliyetleri ve gelecek hedefleri hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Japon tasarımcı Mitsuhiro Matsuda tarafından kurulan moda markası, 1990’lı yıllarda faaliyetlerine son verdiğinde, başta markanın takipçileri olmak üzere moda çevreleri büyük hayal kırıklığı yaşamıştı. Yıllar içerisinde değişen trendler ve değişen müşteri taleplerine rağmen Matsuda’ya duyulan özlem azalmamıştı. Özellikle markanın Japonya’da usta el işçiliği ile titizlikle üretilen optik ve güneş gözlüklerinin çoğu koleksiyonerler tarafından yüksek talep görmeye devam etti. Matsuda’nın sönmeyen bu ışığının yeniden moda severlerle buluşması ve markanın kendisi için yeni bir sayfa açması ise 2011 yılına denk geliyor. Başarılı iş insanı James Kisgen, Mitsuhiro Matsuda’nın efsanevi markasına yeni bir soluk getirerek, Matsuda’yı moda dünyasıyla 2011 yılında yeniden buluşturdu. Matsuda’nın Ceo’su James Kisgen ile markanın geçmişi, güncel faaliyetleri ve gelecek hedefleri hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

James, bu röportajı yapma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler. Şu anda nerede, neler üzerinde çalışıyorsunuz?
Sizinle bu röportajı yapmak benim için zevk. Asıl ben teşekkür ederim. Ailemi büyüdüğüm yer olan Atlanta, Georgia’ya taşıdım. Kısa bir süre önce burada bir tasarım stüdyosu açtık ve yeni stüdyoda ekip oluşturmak için çalışıyorum. Geçtiğimiz yıl Los Angeles’ta ve Avrupa’da daha büyük ofislere taşınmıştık ve şimdi de büyümek için daha fazla alan sağlamak amacıyla Japonya ofisimizi daha büyük bir binaya taşıyoruz. Çok sayıda projemiz var ve her şeyin üstesinden geldiğimizden emin olmak için çok yoğun çalıyoruz. Tüm bu süreçten son derece memnunum.

Matsuda’yı yeniden lanse etmenizin üzerinden on yıldan fazla zaman geçti. Markanın Dna’sına sadık kalmayı gerçekten başardınız. Başarınızı neye bağlıyorsunuz?
Bu süreç bizim için her zaman kolay olmadı ve her zaman doğru olanı yapamadık. Ancak başarılarımızı ve başarısızlıklarımızı sahiplendik. Her zaman markayı tüm ihtişamıyla geri getirme vizyonumuza odaklandık. Bunu gerçekleştirmek için çalışan, tanıdığım en zeki ve en yaratıcı insanlardan oluşan ekibimle gurur duyuyorum. Onlar olmadan başardıklarımızın hiçbiri mümkün olmazdı.

Böylesine tarihi bir markanın geçmişi ile geleceğini uzlaştırmak zor mu?
Matsuda’nın tarihini yaşatabilmek için daima çok iyi iş çıkarmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Bu köklü markayla ilgili en sevdiğim şeylerden biri, elli yılı aşkın tarihi boyunca Mitsuhiro Matsuda’nın vizyonuna sadık kalırken “güncel” ve “anın içinde” hissettirmesi. Sorunuza cevap vermek gerekirse, bu durum biraz zorlayıcı olsa da bizi harekete geçiren de bu zorluklardır.

Mitsuhiro ile paylaştığınız benzerliklerden biri de Fransa’ya olan sevginiz. Mitsuhiro 80’li yıllarda giyim serisine ilham bulmak için Paris’e seyahat etmiş. Siz de genç yaşta Fransa’ya hayran oldunuz. Fransa sizin için ne ifade ediyor?
İlham veren Fransa… Dünyanın en güzel, en büyüleyici ülkelerinden biri. Bence Fransız kültüründe hayata ve tarihe karşı duyulan büyük bir takdir var. Gençken Fransa’ya taşındığımda keşfedecek çok şey vardı. Fransa büyüdüğüm yerden çok farklıydı. Aynı zamanda “eski dünya” ve “yeni dünya “nın aynı anda var olduğunu görmeyi de seviyorum. Matsuda için bu vizyondan yararlanmaya çalışıyorum.

Orijinal materyalleri, Mitsuhiro’nun eskizlerini veya Matsuda’nın eski ürünlerini günümüzde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son on yılda oluşturduğumuz; orijinal eskizler, giysiler, gözlükler, aksesuarlar ve koleksiyon albümlerinden oluşan inanılmaz bir arşivimiz var. Bunları ilham almak için sürekli kullanıyoruz. Bildiğiniz gibi, Heritage Koleksiyonumuzda arşivden çıkardığımız ve sınırlı sayıda yeniden piyasaya sürdüğümüz ürünleri beğenilere sunmuştuk.

Matsuda markasının size en çok ilham veren yönleri nelerdir?
Matsuda her zaman sanatçıları ve sanatı onurlandırmıştır. Ürün tasarımından her bir çerçeveyi üreten zanaatkarlara ve kampanyaların oluşturulma biçimine kadar sanatçılar yaptığımız işte önemli bir rol oynuyor. Sanatçıların çalışmalarını her zaman sevecek ve saygı ile onurlandıracağız.

Cartier’de satış müdürü olarak çalıştınız ve lüks segment hakkında zengin bir bilgiye sahipsiniz. Son on yılda lüks alanında tanık olduğunuz en büyük değişiklikler nelerdir?
Lüks markalar bugün başarılı hikaye anlatıcıları olmak zorunda. Halihazırda tüketicilerin ilgisini çeken şey bu. Elbette ürünün kalitesi ve tasarımı hala en önemli unsurlar, ancak artık tüketiciler markalarla bağlantı kurmak ve kendilerini onların bir parçası gibi hissetmek istiyor. Günümüzde çok sayıda harika lüks markanın olması ilham verici ama biz sadece vizyonumuza sadık kalmayı tercih ediyoruz.

Geçmişteki en büyük akımlardan biri, tasarımda giderek daha az ayrıntıya yönelmekti. Matsuda’nın bu kadar fresh hissettirmesinin nedeni çok sayıda filigran, metal işçiliği ve “eski dünya detaylarına” sahip olması…
Bence tüketiciler sürekli ortaya çıkan her yerde bulunan yeni markaların tekdüzeliğinden bıktı. Bence minimalizmi hala takdir edip saygı duyabilir ve Matsuda gibi markalara benzersiz bir kişilik kazandıran ilginç ayrıntılarla eşleştirebilirsiniz. Yine de biz vizyonumuzu trendlerin mevcut durumuna uyacak şekilde değiştirmedik. Sadece bizim kim olduğumuza ve yapmaktan keyif aldığımız şeye odaklanıyoruz.

Geçtiğimiz on yıl içinde Matsuda ile öğrendiğiniz en önemli ders neydi?
Her zaman tasarım ve gözlüğün sınırlarını daha da zorlamamızı sağlayacak yeni üretim süreçleri arıyoruz. Tüm bu yeni teknolojilerin nasıl geliştiğini ve daha erişilebilir hale geldiğini görmeyi seviyorum. Bununla birlikte, zanaatkarlar şirketimizin ayrılmaz bir parçası ve yakın zamanda da ustalarımızı makineler için terk etmeyeceğiz…

Markayı yeniden canlandırma çabanızın en önemli yönlerinden biri orijinal Matsuda ekibini bir araya getirmekti. Bugünkü durum nasıl?
Orijinal ekip üyelerinin birçoğu hala bizimle birlikte ve şirkette bu kadar çok deneyim ve geçmişe sahip çalışanlarımız olduğu için şanslı hissediyorum.

Mitsuhiro Matsuda için moda ve sanat birbirinden ayrılamazdı. Sizce bu yaklaşım bugün hala geçerli mi?
Bu bakış açısının ve eğilimin yüzde yüz devam ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü moda sanattır ve sanat ise kendini ifade etmek için mükemmel bir araçtır.

Kampanyalar Matsuda mirasının son derece güçlü bir yanıydı. Siz bu geleneği çok iyi bir şekilde sürdürdünüz. Bir marka olarak modern kalmayı nasıl başarıyorsunuz?
Biz sadece sınırları zorlamayı ve kampanyalarımızda güzel görüntüler yaratmayı seviyoruz. Kampanyalarımız hiç ticari değil. Onlara asla ticari bir bakış açısıyla yaklaşmıyoruz, daha ziyade bir sanat projesi olarak yaklaşıyoruz. Bu noktada daha çok ilgimizi çeken şeyler yaratmaya odaklanıyoruz. Bence sevdiğimiz şeylere sadık kalarak insanların bağ kurabileceği ve bir hikaye anlatmaya yardımcı olacak görüntüler ortaya koyabiliyoruz.

Matsuda’yı devralmanızın üzerinden on yıl geçti, bu süre zarfında gözlük alanında gözlemleyebildiğiniz en anlamlı trend nedir?
Açıkçası nereden başlayacağımı bilemiyorum. Sektörün sürekli değiştiğini hissediyorum. Benim için en önemli değişim, bağımsız markaların yükselişi ve bu markaların bugün ortaya koydukları inanılmaz yaratıcılık seviyesi. Son on yılda hem perakende ortakları hem de tüketiciler bağımsız markalara yeniden hayran oldu.

Mitsuhiro’nun ve markanın vizyonu hakkında uzun uzun konuştuk. Peki siz kişisel olarak bugün hayatınızda nereden ilham alıyorsunuz?
Kulağa ne kadar klişe gelse de her yerden ilham aldığımı söylemek istiyorum. Seyahat, sanat, moda ve müzik en büyük ilham kaynaklarım. Eğlenerek ve keyif alarak ilginç şeyler ortaya koymayı seviyorum.

Kaynak: Favrspecs

Nisan 2023

En İyi Avusturya Markaları II

EN İYİ AVUSTURYA MARKALARI II

LİMİTLERİN ÖTESİNDE

Küresel çapta diğer gözlük markalarından farklılık gösteren ve sınırları zorlayan en iyi Avusturya markalarına daha yakından göz atmaya devam ediyoruz.

ROLF SPECTACLES DEĞİŞİMİN BİR PARÇASI

Rolf Spectacles 2007 yılında sürdürülebilirlik ve doğal malzemelere odaklandığı güçlü bir vizyon ile kuruldu. Marka, tasarımlarında titiz kalite kontrol ve işçilikle desteklenen iddiasız ama zarif kentsel görünümlere yer vermeyi tercih etmektedir. Çerçevelerinde taş, ahşap ve doğal boynuz gibi işlenmesi zor malzemeleri kullanan Rolf Spectacles’ın diğer ayırt edici özelliklerinden biri de patentli vidasız menteşe sistemine sahip olmasıdır. Avusturyalı markanın Kurucuları Marija Mary Iljazovic ve Roland Wolf, en başından itibaren markalarının kimliğini bölgesel kaynaklı doğal malzemelerin kullanımı üzerine inşa etmiştir. Bu yol gösterici ilke, ilk taş kaplı ahşap gözlük çerçevesi olan ‘Woodstone’ gibi aynı derecede benzersiz ürünlere sahip yenilikçi bir marka geliştirmelerini sağladı. Markanın zamansız, zarif tasarımları, malzeme seçimleri ve işçiliği, ilk çıkışından bu yana önce Avrupa daha sonra da dünya gözlük sahnesinde büyük bir sıçrama gerçekleştirmesini sağladı. Avusturyalı marka kuruluşundan günümüze; ahşap, taş, doğal boynuz ve hatta 3D baskılı ekolojik malzemeleri ustaca kullanması sayesinde birden fazla Silmo d’Or Ödülü’nün yanı sıra, Avrupa Ürün Tasarım Ödülü, Red Dot Tasarım Ödülü ve Muse Tasarım Ödülü’nü de evine götürdü. Rolf Spectacles için kökenler, rasyonellik ve gelecek kavramları marka Dna’sı ve değerlerinin daima temelini oluşturmuştur.

Marka için kökenleri ve bulunduğu bölge ile bağlantıda olmak büyük önem taşımaktadır. Avusturyalı bir marka olarak kuruldukları bölge kendilerini şekillendirmede büyük rol oynamıştır. Marka bu sebeple bölgesel olarak üretim yapmaktadır ve bölgedeki bağlantılarını güçlendirmeyi hiçbir zaman göz ardı etmemektedir. Yerel tedarikçilerle aile yakınlığında bir ilişki geliştirmektedir. Patentli menteşelerini ve lens takma sistemlerini geliştirerek, üretmesi; katma değerli ürünler oluşturmada yeni teknolojileri hedeflemesi ise markanın rasyonelliğe olan tutkusunu ideal bir şekilde gözler önüne sermektedir. Gelecek için daima hazırlıklı olmayı amaç edinen Rolf Spectacles, değişimin bir parçası olmanın ve sürdürülebilir bir zihniyetle daima daha iyi ürünler ortaya koymanın mümkün olduğunu geliştirdiği sistemler ve kullandığı en yeni teknolojilerle hazırladığı koleksiyonları aracılığı ile sunmaya devam etmektedir.

ROBERT LA ROCHE İLE CESUR TASARIMLAR

Avusturyalı Robert La Roche, 1973 yılında parlak renkler ve cesur tasarımlar döneminde kuruldu ve o zamandan beri baş döndürmeye devam ediyor. Viyana merkezli markanın gözlükleri, Yoko Ono, Meryl Streep ve Arnold Schwarzenegger gibi dünyaca ünlü isimler tarafından kırmızı halılarda boy göstermiştir. Uluslararası trendleri belirleyen markalardan biri olan Robert La Roche, 1999-2014 yılları arasında verdiği aranın ardından cesur tasarımlarını 21. yüzyıla taşımak amacıyla yeniden piyasaya sürüldü. Avusturyalı marka hayranlarını çok memnun eden bu dönüş ile göz alıcı koleksiyonlarını yeniden beğenilere sunmaya başladı.

Robert La Roche’nin tüm çerçeveleri İtalya ve Japonya’daki zanaatkarlar tarafından piya-sadaki en iyi malzemeler kullanılarak el işçiliğiyle üretildiğinden ömür boyu süren kaliteyi vadetmektedirler. Bununla birlikte, Robert La Roche’yi gerçekten özel kılan ise çarpıcı şekil ve stil seçeneklerine sahip olmasıdır. Cesur tasarımlardan sıra dışı şekillere kadar uzanan çeşitliliği ile çerçevelerinin çoğu kendi başlarına adeta bir koleksiyon gibidir. Robert La Roche 70’li yılların başında kurulmuş köklü bir marka olduğundan basit vintage yeniden yapım çerçevelerle dolup taşan pazara, kendine özgü tarihi tasarım değerlerini, sanat ve günümüz teknolojileri ile birleştirdiği benzersiz gözlük koleksiyonlarını ideal bir alternatif olarak sunmaktadır.

GLORYFY İLE KIRILMAZ GÖZLÜKLER

Gloryfy’ın Kurucusu Christoph Egger, bir spor kazası sırasında bir meslektaşının gözünden yaralanmasının ardından tahrip edilemeyen ve kırılmaz gözlükler oluşturmak amacıyla markasını beğenilere sundu. Kurulduğu dönemden bu yana Gloryfy’ın ilk tahrip edilemez tasarımı olan performans gözlüğü adeta evrim geçirerek çok çeşitli ve estetik açıdan farklı konseptlerle daha geniş bir pazara yayılmayı başardı. Avusturyalı Gloryfy günümüzde kırılmaz gözlükler dendiğinde dünya çapında tanınan bir marka haline geldi. Markanın Kurucusunun “Gloryfy Kahramanları” olarak adlandırdığı sanatçılar ve sporcularla yapılan işbirlikleri de markanın sektördeki başarılı konumuma kısa sürede ulaşmasında büyük katkıda bulundu. Markanın ilk güneş gözlüğü modelleri Rich:Art, Dust ve Lilo Krebernik gibi sanatçılarla veya kayak gözlüğü tasarımları snowboard efsanesi Michi Albin ile 2010 yılında geliştirilmiştir. Üretimini Avusturya’da yerel olarak gerçekleştiren Gloryfy’ın tahrip edilemeyen ve kırılmaz gözlükleri, ultra esnek çerçeve ve camlara sahip olmanın yanı sıra, kullanılan malzemeler ve işçilik sayesinde ultra güçlü ve hafif oluşlarıyla da dikkat çekmektedir. Bükülebilir olan Gloryfy tasarımları üzerlerine oturulduğunda bile kırılmazlar. Patentli tescilli malzeme NBFX sayesinde, en tahrip edici koşullar da bile orijinal şekillerine geri dönmektedirler. Avusturyalı marka sürdürülebilirlik girişiminin bir parçası olarak ürünlerine ömür boyu garanti vermenin yanı sıra, üretim sürecinde ise yüzde seksen üçü geri dönüştürülebilir malzemeler kullanmayı tercih etmektedir.

SPECT EYEWEAR İLE FORM VE İŞLEV BİR ARADA

Avusturya merkezli olarak 2016 yılında kurulan Spect Eyewear, güneş gözlükleri, spor gözlükleri ve optik çerçeveleriyle form ve işlevi birleştirmeye odaklanıyor. Merkezi Graz’da bulunan marka, fiziksel olarak aktif yaşam tarzına sahip bireylerin ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanan tasarımlar geliştiriyor. Bu da markanın Ultem, TR90, Edelstahl ve Naylon gibi işlevsel malzemeler kullanmaya özen göstermesinin yanı sıra, Ultra Flex, Wing, Magnetron ve Flow teknolojileri gibi bir dizi yeniliği bir araya getirmesini sağlıyor. Sonuç ise neredeyse yok edilemez, takması rahat ve ister dağ bisikleti sürüyor ister rafting yapıyor olun, kayış gerektirmeden yerinde duracak gözlüklerin üretilmesi oluyor. Hem kullanışlılığa hem de stile derinden bağlı olan Spect Eyewear henüz oldukça yeni bir marka olmasına rağmen Red Bull ile resmi bir ortaklık kurarak Red Bull x Spect Eyewear koleksiyonunu optik dünyasına kazandırdı ve marka konumunu güçlendirdi.

Kaynak: Favrspecs

Nisan 2023

Moncler Dokunuşu…

Milano merkezli lüks modaevi Moncler kayak gözlükleri konusunda uzman bir marka olarak çarpıcı ürünlerini beğenilere sunmaya devam ediyor. İtalyan marka bu göz alıcı güneş gözlüğü modeli için kendine özgü kayak gözlüğü tasarımlarından ilham almış. Markanın bu şık kayak gözlüğü yorumu, oversize formu, sıra dışı çerçevesi ve sarı renkli camlarıyla her mevsim gardırobunuzu süslemeye hazır.

Nisan 2023

Versace Şıklığı

Dünyaca ünlü lüks İtalyan modaevi Versace tasarım söz konusu olduğunda her seferinde sınırların ötesine geçmeyi başarıyor. Gözlük tasarımlarında da iddiasını koruyan Versace, zarif ve asil çizgilere sahip bu güneş gözlüğü modeli ile moda tutkunlarını mutlu etmeye hazırlanıyor. Oversize modelin ön kısmında çerçeve olarak sadece kaş hizası boyunca uzanan düz, altın ve siyah renkteki şerit kullanılmış.

Nisan 2023

Nina Mur’un Katmanları

İspanya yapımı etiketini en yüksek kalitedeki materyaller, ileri teknoloji ve ince işçilikle birleştirerek dünyanın beğenisine sunan Madrid merkezli gözlük markası Nina Mur, tasarım Dna’sı ile uyumlu bir güneş gözlüğü ile karşımıza çıkıyor. Ahşap gözlükleriyle isim yapan Nina Mur, bu modelinde farklı bir materyal tercih etse de ön profilde markaya özgü olan katman katman olan görünümü sunmuş.

Nisan 2023

Balmain Rengiyle Göz Alıyor

Pierre Balmain tarafından Fransa merkezli olarak 1945 yılında kurulan lüks modaevi, 2023 İlkbahar/Yaz sezonu için hazırladığı bu göz alıcı güneş gözlüğü ile dikkatleri üzerine çekiyor. İncelikli detaylara sahip maske formunda tasarlanan bu şık tasarım hem rengi hem de kusursuz işçiliği ile gözlük tutkunları için vazgeçilmezler arasında olmaya aday. Model kalın saplarındaki Balmain logosu ile tamamlanmış.

Nisan 2023

Bottega Veneta ile Yeşilin Gücü

Milanolu lüks modaevleri arasında ön sıralarda yer alan dünyaca ünlü Bottega Veneta, renkli güneş gözlüğü trendine bir alternatif olarak tasarladığı bu ince çizgilere sahip modeliyle sezona hızlı bir giriş yapıyor. İtalyan marka, geometrik formu yorumladığı bu alımlı modelinin kaş hizası kısmına eklediği kısa, düz şeritle modeli bir üst seviyeye taşımış. Modelin çerçeve rengi olarak ise canlı bir yeşil seçilmiş.

Nisan 2023

Karl Lagerfeld’in Mirası

Yirminci yüzyıl modasının öncü isimlerinden Alman tasarımcı ve fotoğraf sanatçısı Karl Otto Lagerfeld’in kurduğu köklü modaevi, şöhretine yakışan gözlük koleksiyonlarıyla da ilgi görmeye devam ediyor. Markanın bu modeli, transparan kırmızı renkli çerçevesiyle uyumlu camları ile harika bir bütünlük oluşturmuş. Dikdörtgen profiliyle ve saplardaki beyaz logo ile göz alan güneş gözlüğünü mutlaka denemelisiniz.

Nisan 2023

The Attico’nun Gece Mavisi

Lüks İtalyan moda markası The Attico birbirinden şık gözlük koleksiyonlarıyla dünya çapında beğeni toplamaya devam ediyor. Ünlü ve ikonik isimler tarafından da büyük rağbet gören markanın dikdörtgen profile sahip kalın çizgilerdeki bu havalı güneş gözlüğü tasarımı, gece mavisi tonlarındaki çerçeve rengi ve saplarındaki The Attico logosu ile gözlük tutkunlarına ideal bir alternatif olarak sunuluyor.

Nisan 2023