BLACKFIN / İlk Kapsül Serisi

İtalyan Yapımı etiketini gururla taşıyan Blackfin titanyum ve titanyumdan daha fazlasını temsil ederken, ilk kez hazırladığı ‘Highlighter’ kapsül serisini sunuyor…

Blackfin geleneksel bir İtalyan tasarımcı gözlük markası olarak dünya optik pazarındaki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırıyor. Prestijli ve dikkat çekici bir alan olan titanyum çerçevelere odaklandığı için bağımsız gözlük endüstrisinde saygı duyulan bir marka konumuna sahip. Blackfin için titanyum sadece rastgele bir materyal değil, markanın tüm değerler sisteminin ana parçası konumunda. Blackfin, enerjisini yalnızca optik ve güneş gözlüklerinin tasarımı ve kalitesi için ideal olan titanyum materyaline odaklamakla kalmadı, aynı zamanda şirket ahlakını da bunun üzerine inşa etti. Bu sebeple Blackfin günümüzde titanyumu ve titanyumdan daha fazlasını temsil ediyor. Marka, doğa sevgisi, İtalyan tasarımı ve el yapımı çerçevelerle de anılıyor. 

Blackfin, 1971’den beri Dolomit Dağları’nın eteğinde yer alan ve her mevsim cenneti andıran Agordo kasabasında varlığını sürdürüyor. Adından söz ettirmeyi başaran her marka gibi Blackfin’in kuruluş öyküsü de güçlü girişimcilik ruhuna ve zorluklarla mücadeleye dayanıyor. 1960’larda gözlük devi Luxottica da dahil olmak üzere birçok küçük işletmenin açılması ve hızla büyümesi sonucu Agordo, İtalyan gözlük üretiminin merkezi haline geldi. Bugünkü Blackfin Ceo’su Nicola Del Din’in annesi Maria Pramaor, kuruluşundan itibaren Luxottica ile çalışıyordu. Bir süre sonra Maria Pramaor kendi gözlük işletmesini açmaya karar verdi. Pramaor isimli şirketinde Luxottica ve diğer markalar için gözlük üretmeye başladı. Ancak ödemelerde sıkıntı yaşamaya başlayınca şirketin durumu kötüye giderek krize sürüklendi. Bu dönemde Maria Pramaor oğlu Nicola ile yaptığı işbirliğiyle yeni bir marka yaratarak kendi çerçevelerini üretme kararı aldı. Bu kararla birlikte gözlük sektöründeki yerini alacak olan İtalyan markası Blackfin doğmuş oldu. Blackfin’in başarısı Ceo Nicola Del Din liderliğinde, özgünlük, bağlar ve tutku ile donatılmış sadık bir ekibe sahip olmasına dayanıyor.

Blackfin için yüzde yüz ‘İtalyan Yapımı’ etiketi bir gurur işaretidir. Marka son yıllarda özenli ve titiz geleneksel el işçiliği ile hazırladığı koleksiyonlarını beğenilere sunarken, çıtayı yükselterek ‘Yeni İtalyan Yapımı’ da denilen “Neo Made In Italy” etiketini benimsedi. Blackfin için konu sadece materyal ve gözlükler hiçbir zaman olmadı. Marka kuruluşundan itibaren bütünsel bir yaklaşımı temsil etti. Merkezinin bulunduğu yerden koleksiyonlarına, fotoğraf çekimlerinden kampanyalarına kadar geleneksel İtalyan gözlük üretimini yenilikçi bakış açısıyla birleştirdi. 

Blackfin’in yaptığı her şey kuruluş ilkelerinden ve benzersiz tarihinden ilham almayı sürdürüyor. Bu durum da, bağımsız bir şirket olan Blackfin’in çoğunlukla popüler bir logonun sergilenmesinden öteye geçemeyen ana akım gözlük markalarından ne kadar farklı bir ligde olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Blackfin kullandığı yüksek teknolojisi ve zarif tasarımlarıyla bizleri şaşırtmaya ve heyecanlandırmaya devam ediyor.

Blackfin’in ilk kapsül serisi huzurlarınızda…

İtalyan marka Highlighter ismini verdiği üç güneş gözlüğünden oluşan ilk kapsül koleksiyonunu beğenilere sunuyor.

90’ların güçlü pop kültürü havasından ilham alan üç yeni güneş gözlüğü stili, fütürist bir vizyonla dönüşümden geçiyor. Kare çizgiler 90’ların gözlüklerinin aşırı orantılarını, neon rengi ise 80’lerin aşırılıklarını güçlü bir şekilde hatırlatıyor. Kedi gözü formuna ve klasik bir pilot modellere neredeyse hiç benzemeyen çarpıcı modeller, markanın ikonik tasarım konseptine sofistike yorumlar katmasıyla ortaya çıkmış. Blackfin çerçevelerinin ön kısmına net neon çizgilerle zenginleştirilmiş keskin köşeler ekleyerek yeni tasarımlarını daha da göz alıcı hale getirmiş.

Blackfin kendisiyle ile özdeşleşen materyal titanyumun farklı kalınlıklarını yeni güneş gözlüklerinde işleyerek, son derece göze çarpan şık görünümler elde etmeyi başarmış. Çerçevelerde kullanılan tek bir 3 mm blok sayesinde, üst çerçevedeki renk çizgisi hafifçe içe doğru giderek çerçevelere daha fazla derinlik kazandırmış. Kendi içinde gelecekten gelen bir zaman kapsülünü andıran, şirketin yeni sürdürülebilir genel merkezi olan Black Shelter’da tasarlanan ve oluşturulan Highlighter kapsül serisi yaza damgasını vurmaya hazırlanıyor.

Markanın ilk kapsül koleksiyonu olan Highlighter’daki üç güneş gözlüğü stilinin tamamı, kırmızı, fuşya, mavi, sarı ve yeşil olmak üzere beş koyu renkte mevcut neon şerit ile tamamen siyah renk seçenekleriyle görücüye çıkıyor. Blackfin bir kez daha titanyumla çalışırken gerekli olan renk kombinasyonuları ve titiz işçiliği sayesinde birçok yönden olağanüstü bir duruş sergileyen bu çarpıcı ilk kapsül koleksiyonunu beğenilerinize sunuyor.

Kaynak: Spectr

Güçlü ve Sportif

New York merkezli Nine West, ayakkabı segmentiyle başladığı ticari hayatına, trendlerle uyumlu optik ve güneş gözlüklerini de eklediği geniş ürün yelpazesiyle devam ediyor.

Nine West’e dair…

Nine West, White Plains, New York merkezli çevrimiçi bir Amerikan moda perakendecisi olarak ticari hayatına başladı. 1983 yılında resmen kurulan şirket ve 2018 yılına gelindiğinde fiziksel mağazalarını kapatmıştır. Günümüzde ürünlerini diğer perakendecilerde de satmaya devam etmektedir. Nine West, ismini New York City’deki 9 West 57th Street’teki Solow Building’de kurulmasından alıyor. Nine West, 1983 yılında Connecticut, Stamford’da ilk özel perakende mağazasını açtı. 1986’da ise ilk ulusal reklam kampanyasını başlattı. Nine West ilk olarak 1994 yılında bir Hong Kong lokasyonunun açılmasıyla uluslararası olarak genişledi. O zamandan beri elli yedi ülkede ve sekiz yüzden fazla global lokasyonda bulunan bir marka haline geldi.

Başlangıçta bir ayakkabı markası olarak kurulan Nine West, yıllar içerisinde çanta, optik ve güneş gözlüğü, kıyafet, mücevher, kemer, saat, soğuk hava aksesuarları, şapka, eşarp, şal gibi ürün segmentlerini piyasalardaki yerini aldı. 1995 yılında el çantalarının piyasaya sürülmesinden sonra, Nine West elbiseler, takım elbiseler ve çocuk ayakkabılarına doğru ürün yelpazesini genişletti. Yaptığı küresel lisans anlaşmaları ile gözlük, güneş gözlüğü, kıyafet, kemer, şapka, soğuk hava aksesuarları, eşarp ve atkılar da sunmaya devam ediyor. Mart 1995’te ise, Easy Spirit markasını içeren United States Shoe Corporation’ın ayakkabı bölümünü satın aldı.

1999’da Nine West, Jones Apparel Group tarafından satın alındı. 2006’da Nine West, Vivienne Westwood, Thakoon ve Sophia Kokosalaki ile sınırlı sayıda olmak üzere “kapsül koleksiyonları” üzerinde iş birliğine yaptı. Nine West’in Kreatif Direktörlüğünü 2006’dan itibaren ünlü tasarımcı Fred Allard üstlendi. Marka bu koleksiyonlarla elde ettiği başarının ardından 2009’da New Balance ile bir ayakkabı koleksiyonu geliştirmek için ortaklık kurdu. 7 Temmuz 2015’te, Nine West’in Kanadalı distribütörü ve perakendecisi Sherson Group, Kanada lokasyonları için iflas koruması için başvuruda bulundu. Nisan 2018’de, Nine West’in ABD’deki işletmesinin iflas başvurusunda bulunduğu ve tüm mağazalarını kapattığı açıklandı. O dönem Nine West’in temelli kapatılacağı konuşuluyordu ancak Nine West markası Authentic Brands Group tarafından satın alınarak günümzde çevrimiçi mağazalarıyla ticari faaliyetlerini sürdürüyor.

Ayakkabı ile kat edilen yollar…

1980’lerin sonunda, Fisher ve Camuto’nun şirketi, kadın ayakkabısı işinin hem toptan hem de perakende pazarlarında yer alıyordu. 31 Aralık 1991’de, Fisher Camuto Corporation, Fisher Camuto Retail Corporation ve Espressioni Inc yeni bir şirket oluşturmak üzere birleşti ve kısa süre sonra Nine West Group Inc olarak yeniden adlandırıldı. Halka açılmaya hazırlanan Fisher ve Camuto, Jervin Inc.’i 1992 yılında Nine West Group ile birleştirdi. Bu işlem tamamlandıktan sonra Nine West, Şubat 1993’ün başlarında halka açık bir şirket haline geldi ve hisse senetlerini New York Stock Exchange üzerinden halka arz etti. 

Nine West, iki yüz otuz altı perakende ve outlet mağazasının yanı sıra iki binden fazla departmanıyla, markalı ve özel etiketli ayakkabılar tasarlıyor ve pazarlıyordu. Şirketin ulusal olarak tanınan beş markasından en başarılısı olan Nine West markası, 1989’da elli Dolar ila altmış beş Dolar fiyat aralığında rekabet etmek için baştan tasarlanıp yeniden konumlandırıldı. Şirketin daha makul fiyatlı Calico markası, tipik olarak kırk ila elli Dolar arasında satılan en geleneksel tarzda ayakkabıları temsil ediyordu. Nine West’in yalnızca bağımsız perakendeciler tarafından satılan Westies markası ise kırk Doların altındaki pazar segmentinde rekabet ederken, şirketin tasarımcı markası olan Enzo Angiolini, altmış beş ila seksen Dolar arasında değişen deri ayakkabılar üretiyordu. Şirketin beşinci markası 9 & Co., daha genç müşterilere hitap etmek üzere yaratıldı ve elli Doların altındaki genç ayakkabı serileri aynı isimdeki perakende mağazalarında satılıyordu.

Nine West, işinin toptan satış tarafında, J.C. Penney Company, Sears, Roebuck & Co., Thom McAn Shoe Company ve Kinney Shoes dahil olmak üzere bir dizi büyük, ulusal olarak tanınan müşteriye özel markalı ayakkabıların dağıtımını gerçekleştirdi. Özel markalı ayakkabıların tasarım, üretim ve satış operasyonları Nine West’in Jervin bölümü tarafından denetleniyordu. Şirketin markalı ayakkabıları, The May Department Stores Company, R.H. Macy & Co., Federated Department Stores, Nordstrom ve Dillard Department Stores dahil olmak üzere ülkenin en büyük mağazalarından birkaçına dağıtıldı.

Nine West’in başarısı büyük ölçüde Brezilya üretim tesislerini kullanması sayesinde gerçekleşti. Bu fabrikalar başlangıçta Fisher ve Camuto için günde iki yüz çift ayakkabı üretirken, üretim seviyesi hızla arttı ve 1993’te günde yüz otuz bin çift ayakkabıya ulaştı. Bu süre zarfında Brezilya’daki endüstri düşük maliyetle çalışan fabrikalar sayesinde otuz dokuz binden çalışma gücüne ulaştı. Ayrıca Nine West, ayakkabılarını ürettirdiği kırk fabrika ve yirmi beş bağımsız Brezilyalı ayakkabı üreticisiyle yapılan üretim anlaşmaları sayesinde, sekiz haftalık süreçler içinde tasarımlarını sunmasıyla birlikte tamamlanmış ürünleri teslim almayı başardı ve bu durum, şirkete ABD ayakkabı endüstrisinde en iyiler arasında yer alan bir tedarikçi ağı sağladı. 

Bu yerleşik tedarik ağıyla güçlenen Nine West, spor ayakkabılardan daha ağır, daha sağlam ayakkabılara doğru bir moda trendinden yararlandı; bu trend, 1993’ün sonlarında ve 1994’ün başlarında genç tüketiciler tarafından geniş çapta benimsendi. Reebok International, Nike ve L.A. Gear gibi ayakkabı üreticilerinin satış rakamları sürpriz bir şekilde düştü. Ancak, Nine West ve bir açık hava giyim ve ayakkabı markası daha olan Timberland gibi bazı diğer şirketler, karlarında bir artış yaşadı. Nine West’in başlangıçta hisse başına on sekiz Dolara satılan hisse fiyatı, şirketin 1993 mali yılının dördüncü çeyreğinde otuz dört Doların üzerine çıktı.

Nine West planladığı gibi 1993 yılında on dört milyar Dolarlık bir işi temsil eden bir pazar segmenti olan ABD ayakkabı endüstrisinde daha büyük bir perakende gücü olmaya odaklandı. Bu amaçla, 1994 yılında, tüketicinin şık ayakkabılara olan ilgisinin artmasıyla şirket, yirmi adet Enzo Angiolini mağazası daha açmayı planladı. 1997 yılına gelindiğinde, üç yüz yirmi beşten fazla perakende mağazası ve beş bin beş yüzden fazla vitrine kadın ayakkabısı tedarik eden yerleşik toptan satış işiyle Nine West, ABD perakende ve toptan satış pazarından daha büyük bir pay almayı bekliyordu.

Düşüşler ve yükselişler…

Ancak 1990’ların ortalarına gelindiğinde, ABD ayakkabı endüstrisi için beklentiler çok dolu olumlu değildi. Ülke çapında perakende satış mağazalarının hızla çoğalmasıyla birlikte ayakkabı ürünlerinin bolluğu, satış tahminlerini yüzde iki veya üçe kadar düşürdü. Ayakkabı üreticileri için sorunu daha da karmaşık hale getirmek, perakendeciler ve büyük mağazalar arasında kendi özel markalı ürünlerini geliştirme konusunda yeni bir uygulamaydı. Bu eğilime karşı koymak için Nine West, Kasım 1994’te, özellikle Union Square, San Francisco’da olmak üzere lüks kentsel alanlarda bir dizi yeni butikler açmaya başladı. 

Mart 1995’te Nine West nihayet US Shoe’u altı yüz milyon Dolara satın aldı. Anlaşma şirketin büyüklüğünü ikiye katladı ve Nine West’i ülkenin üçüncü büyük ayakkabı üreticisi haline getirdi. Ancak bu büyümeden daha önemlisi, Amalfi, Evan-Picone ve Bandolino gibi U.S. Shoe’un büyük markalarının satın alınmasıydı. 1995’in sonunda Nine West, büyük mağazalarda satılan tüm kadın ayakkabılarının yüzde otuz beşine ve özel ayakkabı pazarının ise yüzde on yedisine sahip hale geldi. 1996’da şirket, Calvin Klein ile Nine West’in 20 CK Ayakkabı butiğinin işletme sorumluluğunu üstleneceği bir lisans anlaşması yaptı ve 1997’nin başlarında Herb Ritts’in fotoğraflarını içeren iddialı bir reklam kampanyası başlatıldı. Satın alınan aksesuar işi, yalnızca iki yıl sonra kırk beş milyon Dolara ulaşan satışlarla beklenenden çok daha iyi gidiyordu.

Ancak bu büyüme Mayıs 1997’de, SEC’in Nine West’in muhasebe uygulamalarına, özellikle de satışları raporlama biçimine ilişkin bir soruşturma başlatma niyetini açıkladığı zaman aniden durdu. Şirketin bu gelişmeyi hissedarlarına bildirme konusundaki ilk isteksizliği, yalnızca bir basın açıklaması kaçınılmaz hale geldiğinde ve şirketin hissesi yüzde on sekiz düştüğünde işleri daha da kötüleştirdi. Aralık ayına kadar stok yılın en yüksek seviyesinden yüzde kırk beşe düştü ve 1998’de şirket üretimi beş milyondan üç milyon birime düşürmek zorunda kaldı. Bu da iki fabrikanın ve yüz perakende mağazanın kapanmasına ve yaklaşık bin çalışanın işten çıkarılmasına neden oldu. 1999’un başlarında, bir dizi bağımsız Nine West mağaza sahibinin, büyük mağazalarla haksız fiyatlandırma uygulamalarına girdiğini iddia ederek şirkete karşı bir güvensizlik davası açmasıyla daha fazla sorun yaşandı.

Yeniden güçlü…

Jones Apparel Group, bu zor zamanların ortasında, şirket için önemli bir teklifte bulundu ve Mart 1999’da sekiz yüz seksen beş milyon Dolar değerinde bir satın alma açıklandı. Önerilen anlaşma bazı Jones Apparel yatırımcıları için pek uygun olmasa bile, Nine West’in devam eden yasal zorluklarının ışığında, birleşme Haziran ayında gerçekleşti ve Nine West, tamamına sahip olunan bir yan kuruluş oldu. Konsolidasyonun ardından, ayakkabı üreticisi üç fabrikayı kapatmak ve bin dokuz yüz işçiyi işten çıkarmak ve iş gücünün yüzde yirmi birini kaybetmek zorunda kaldı. Jones, Mart 2000’de Nine West sahipleriyle bir uzlaşma anlaşmasına girdikten sonra, şirket bir kez daha dengesini kazandı ve analistler, satışların önümüzdeki dönemde 4.18 milyar Dolara kadar yükselmesiyle yıllık karın yüzde 20 kadar arttığının müjdesini verdi.

Nine West Eyewear

Jones Group Nine West markası altında oftalmik gözlük çerçeveleri ve güneş gözlüklerinin tasarlanması, üretilmesi, pazarlanması ve küresel dağıtımı için Marchon Eyewear ile dünya çapında özel bir lisans anlaşmasını 2011 yılının Eylül ayı başlarında imzaladı. 

Nine West temel trendleri, giyilebilir ve ulaşılabilir ayakkabı, giyim ve aksesuar koleksiyonlarına dönüştürerek zamansız, feminen bir stili yaratıyor. Markanın gözlük koleksiyonları, en yeni Nine West ayakkabı ve aksesuar koleksiyonlarından tasarım öğelerini bir araya getiriyor ve onları yüksek moda trendleriyle yeniden yorumluyor. Nine West imzası taşıyan yüksek kaliteli gözlükler, ikonik silüetleri çağdaş renklendirmelerde cesur, modern tasarım detaylarıyla birleştiriyor.

Miyopilerin uyku kalitesi düşüyor!

Avustralyalı bilim insanları, uzağı görememe durumu olarak da bilenen miyopiden muzdarip kişilerin, normal görüşe sahip olanlara kıyasla daha fazla uyku bozukluğu yaşadığını ortaya koydu.

Avustralya’daki Flinders Üniversitesi’nden yapılan yeni araştırma, miyopisi olan kişilerin normal görüşe sahip kişilere göre daha kötü uyku kalitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, miyop insanların beyninde uykunun düzeninden sorumlu melatonin hormonun daha az salgılandığını ve biyolojik saatlerinde gecikme yaşandığını açıkladı. Bilim insanları normal görüşe sahip kişilerle karşılaştırıldığında, uzağı göremeyen kişilerin daha gecikmiş sirkadiyen ritimlere sahip olduğunu ve beyinlerinde geceleri uykuyu düzenlemekten sorumlu bir hormon olan melatonin üretiminin daha düşük olduğunu söyledi.

Düzenli uyku görme sağlığı için gerekli 

Yapay ışığın ortaya çıkması ve mavi ışık yayan elektronik cihazların okuma ve eğlence için kullanılması nedeniyle sirkadiyen ritimlerde ve uykudaki bozulmalar, çeşitli alanlarda tanınmış bir sağlık sorunu haline geldi, ancak bunun göz sağlığı üzerindeki etkisi kapsamlı bir şekilde çalışılmadı. Bulgularımız, optimum uyku ve sirkadiyen ritimlerin yalnızca genel sağlık için değil, aynı zamanda iyi görme için de gerekli olduğuna dair önemli kanıtlar sağlıyor.

Melatonin seviyesinde azalma ve Sirkadiyen ritminde bozukluk

Melatonin, vücudun uyku-uyanma döngüsünü ve sirkadiyen ritimlerini sürdürmek için beynin epifiz bezi tarafından salgılanan bir hormona deniliyor. İnsanlarda, güneş ışığının ortadan kaybolmasının ardından gece 2 ve 4 saatleri arasında melatonin üretimi zirveye çıkıyor. Dr. Chakraborty, katılımcılardan alınan tükürük ve idrar örnekleri aracılığıyla melatonin seviyelerinin ölçüldüğünü ve miyopi olan genç yetişkinlerin normal görenlere kıyasla sirkadiyen ritimleri önemli ölçüde geciktirdiğini ve melatonin seviyesinin azaldığını söyledi. Bununla birlikte, miyopi, çocuklar ve genç yetişkinler arasında en yaygın yaşanılan görme bozukluğu olarak öne çıkıyor. Ancak, onları ilerleyen yıllarda retina yırtığı, glokom ve katarakt gibi çeşitli kör edici hastalıklara yatkın hale getiriyor.

Yeterli uyku; öğrenme, hafıza, sürekli dikkat, okuldaki akademik performans ve erken gelişim sırasında çocukların genel refahı için kritiktir. Pek çok dijital cihaz mavi ışık yayar, bu da melatonin üretimini baskılayabilir ve geceleri sirkadiyen ritimlerde gecikmeye neden olarak gecikmiş ve zayıf uykuya neden olabilir. Çocuklarda dijital cihazlara maruz kalmanın sınırlandırılması, özellikle geceleri, iyi bir uyku ve sağlıklı görme sağlamak için önemlidir.

Gözleriniz sürekli yaşarıyor mu?

Pek çoğumuzun rüzgarda ya da bilgisayar karşısında gözleri yaşarır. Gözlerimizin neden yaşardığını ve hangi durumlarda göz doktoruna başvurmamız gerektiğini Göz Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Banu Coşar anlattı.

Gözyaşı, kaşlarımızın alt dış kısmında yer alan gözyaşı bezi tarafından salgılanır. Salgılanan gözyaşı, gözlerimizi kırptıkça göz yüzeyine yayılır. Göz yüzeyini ıslatan gözyaşının bir bölümü buharlaşır, bir bölümü ise göz pınarının alt ve üstündeki deliklerden buruna akar. Ağlayınca burnumuzun akma nedeni  budur. Gözyaşı, göz yüzeyinin kurumasını önleyerek net görmemizi sağlar. 3 tip gözyaşı vardır:

  1. Bazal gözyaşı: Göz yüzeyinde kayganlık sağlayan, besleyici, koruyucu, kir ve atıkları uzaklaştırıcı devamlı salınan gözyaşıdır.
  2. Refleks gözyaşı: Zararlı ve rahatsız edici maddeleri (duman, soğan, yabancı cisim, vb) gözden uzaklaştırmak üzere bol miktarda salınan gözyaşıdır.
  3. Duygusal gözyaşı: Neşe, üzüntü, korku ve diğer duygusal durumlara bağlı gözyaşıdır.

Rüzgarda gözlerimizin yaşarması normaldir

Rüzgar göz yüzeyini kurutur. Buna bağlı olarak gözlerimizden refleks gözyaşı salınır. Bunu önlemenin yolu geniş bir gözlük takarak gözlerimizi rüzgardan korumaktır. Az göz kırpmamıza yol açan bilgisayara/cep telefonuna bakmak gibi durumlar da göz yüzeyinin iyi ıslanmamasına ve kurumasına yol açar. Bu kuruluğu telafi etmek üzere gözlerimizden refleks yaş salınır. Yani gözlerimizin yaşarması aslında kuruluğa bir tepki olabilir.

Göz yaşarmasının yaygın bir nedeni gözyaşı kanal tıkanıklığıdır.

Gözyaşını buruna akıtan kanallarda tıkanıklık olduğunda, gözyaşı yanağa doğru akar. Bebeklerde de gözyaşı kanalı tıkanıklığı izlenebilir. Bebeklerde ve yetişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının tedavisi farklıdır. Bebeklerde kanalı açmak için 1 yaşına dek masaj tedavisi, 1 yaş dolduğu halde kanal tıkanıklığı devam ediyorsa sondalama tedavisi yapılır. Yetişkinlerde ise kanal tıkanıklığının tedavisi ameliyattır. Ameliyat açık (burun kökünde cilt kesisi ile) veya kapalı (endoskopik -cilt kesisi olmadan-) yöntemle yapılabilir.

Göze yabancı cisim kaçması veya göz alerjileri de yaşarmaya neden olabilir.

Göze toz gibi yabancı cisimlerin kaçması durumunda, gözde yaşarma ile birlikte acı oluşur. Böyle bir durumda gözünüze bolca suni gözyaşı damlatmanız ve göz doktoruna başvurmanız uygun olur. Acıyla birlikte izlenen göz yaşarmasının bir diğer nedeni ise gözün kornea (şeffaf) tabakasında çizik/yara varlığı olabilir. Böyle bir durumda da mutlaka göz doktorunuza başvurmalısınız. Göz alerjileri de gözde kaşıntı, batma ve sulanmaya yol açabilir. Göz alerjisi tedavisi, antialerjik damla ve pomadlarla yapılır.

Yıldızı Doğayla Parlayan 3 Marka

Cevre dostu yaklasimlar ve sürdürülebilirlik konular son yillarda giderek önem kazandikça, eko sisteme katk1 yapan markalar çogalmaya basladi.
Bazi markalar var ki, kullandıkları materyalleri ve tüm üretim süreclerini en düsük sekilde karbon ayak izi birakabilmek amaciyla özenle seçiyor, sadece projeleri ile dogavi korumakla kalmayip markalarinin konumlandirmalarin da cevre ve doga üzerinden insa ediyor. Optik sektörüne doga dost olarak hizmet vererek son yillarda iyi bir çıkıs yakalayan bu markalardan üçünü sunuyoruz.

Movitra

MovItra

Yenilikçi ve Milanolu

İtalyan yapımı etiketiyle özgün, zamansız tasarımlarını ileri teknoloji ürünü patentli sistemleriyle birleştiren Movitra, performanstan da ödün vermiyor.

Filippo Pagliacci, Giuseppe Pizzuto ve Diego Ponzetto tarafından Milano merkez alınarak 2014 yılında kurulan Movitra, söz konusu gözlük tasarımı olduğunda kurulduğu ilk günden itibaren estetik ve işlevsellik arasındaki hassas dengeyi korumaktan vazgeçmiyor. Küresel optik sektöründe oldukça hızlı bir büyüme gösteren Movitra’nın bu başarısında özel olarak geliştirip patentlerini aldıkları inovatif mekanizmaları çok önemli bir rol oynuyor. Markanın yenilikçi yeni tasarımları ve inovasyonları hakkında Giuseppe Pizzuto ile yapılan röportajı sunuyoruz.

Movitra olarak yeni koleksiyonunuzda neler sizlere ilham kaynağı oldu?
Yeni koleksiyonumuza ilham veren ikonlar, İtalyan tasarımının büyük ustaları ve genel olarak onların eserleridir. Tasarım tarihi, özellikle de İtalya’nın tasarım tarihi, tasarımcı bir nesne için yeni bir form düşündüğü için değil, yeni bir işlev veya bir nesnenin işlevini yerine getirmesi için yeni bir yol yarattıkları için ikonik bir rezonansa sahip olan başyapıtlarla doludur. Bialetti moka, Vespa, Castiglioni’nin lambaları, Alessi’nin en yeni ev eşyaları ve Fabio Novembre’nin sandalyeleri gibi ikonik nesnelerin, kavramlarının ardındaki deha ve içinden doğdukları kültürel arka plan dışında birbirleriyle hiçbir ortak noktası yoktur. DNA’mızda, Rönesans’tan bu yana ve belki de daha da öncesinden beri kültürel mirasımızda bulunan şeylerin sert somutluğunu yumuşatabilecek bir yaratıcılık yatmaktadır. İtalyan tasarımının en ikonik nesneleri birbirlerinden ilham almazlar, görsel olarak farklı dilleri konuşurlar, ancak her biri kendi tarzında mükemmeldir. Biz onlardan ilham almıyoruz, biz onların bir parçasıyız, bu tasarım hareketinin bir parçasıyız.

Bu yıl inovasyon ve yenilikçi malzeme kullanımı yoluyla işlevsellik, birçok gözlük tasarımcısı için birincil hedef olmaya devam etmektedir. Bu Movitra için de geçerli mi?
Movitra işlevsel bir ihtiyaçtan doğdu. İşlevsellik bizim DNA’mızda var. Tasarımdan malzeme seçimine kadar yaptığımız tüm seçimler öncelikle işlevsellik ve performansa yöneliktir. Gerisi bir sonuçtur. Bir ürün işlevsel değilse, elbette “bakması güzel” olabilir, ancak iyi bir tasarım ürünü değildir. Bir ürün değildir. Bir ürün, bir gözlük, kullanılabilir, işlevsel olmalıdır. Bunu yıllarca süren araştırma ve geliştirme çalışmalarımız sonucunda derinlemesine anladık ve gözlüklerimizin vazgeçilmez özelliği yaptık.

Movitra olarak materyal seçimlerinizde asetatı mı metali mi tercih ediyorsunuz, neden?
Bu sorunun cevabı da performansta yatmaktadır. Movitra’nın DNA’sında metal var. Çünkü metal, patentli rotasyon sistemimizin ideal çalışması için en iyi performans malzemesidir. Aslında, asetat camlarımız bile onlara stabilite ve sağlamlık kazandıran, kalıcı performans sağlayan metal bir çekirdeğe sahiptir. Yeni koleksiyonlarımız aslında metale çok daha fazla odaklanıyor, çünkü her zaman işlevselliğe ve performansa dikkat etmek istiyoruz. Bir sonraki adımımız, bir kez daha çok yüksek performansa sahip tamamen yenilikçi bir sistem sunan bir asetat koleksiyonunu piyasaya sürmek olacak.

Kısa süre önce metal/titanyum iki çerçeveden oluşan yeni bir sınırlı sayıda üretim duyurusu yaptınız. Bu ikisi de dahil olmak üzere tüm çerçeveleriniz rotasyon sistemine sahip mi? Rotasyonun faydalarını açıklayabilir misiniz?
Tüm çerçevelerimiz kendi patentli rotasyon sistemimize sahiptir. Bu sistem olmadan gözlük üretmiyoruz, bu bizim en temel özelliğimiz. Patentli rotasyon sistemimizin avantajı, camların korunması ve gözlüklerin son derece düz ve cep boyutunda yapılabilmesidir. Ayrıca sistemimizin kapanmayı kolaylaştırdığını gördük, bu nedenle jest teması da merkezi hale geliyor ve geçmişe kıyasla tamamen bozuluyor. Üzerinde çok çalıştığımız bir diğer temel konu da duygusallık. Mekanizmanın tıklaması ya da entegre esnek menteşeye sahip çubuğumuzun kapanma tıklaması benzersiz bir duyusal deneyim yaratmak üzere tasarlandı. Gerçek şu ki tam olarak neyden bahsettiğimi anlamanın en iyi yolu çerçevelerimizi denemekten geçiyor.

Kaynak: 20/20 Europe

Eylül 2022

Yıldızı Doğayla Parlayan 3 Marka

EKOLOJİYE GÜÇLÜ KATKI

Çevre dostu yaklaşımlar ve sürdürülebilirlik konuları son yıllarda giderek önem kazandıkça, eko sisteme katkı yapan markalar çoğalmaya başladı.

Bazı markalar var ki, kullandıkları materyalleri ve tüm üretim süreçlerini en düşük şekilde karbon ayak izi bırakabilmek amacıyla özenle seçiyor, sadece projeleri ile doğayı korumakla kalmayıp markalarının konumlandırmalarını da çevre ve doğa üzerinden inşa ediyor. Optik sektörüne doğa dostu olarak hizmet vererek son yıllarda iyi bir çıkış yakalayan bu markalardan üçünü sunuyoruz.

AĞAÇ DOSTU ECO EYEWEAR

Eco Eyewear kurulduğu günden itibaren çevre dostu yaklaşımıyla adını optik endüstrisinde duyurmayı başaran markalar arasında yer alıyor. Çerçevelerinde, ambalajlarında ve vitrinlerinde sürdürülebilir materyaller kullanarak herkesin her seferinde bir çerçeve satın alarak fark yaratabileceğine inanan bir marka olan Eco Eyewear, büyük değişikler için birçok küçük değişikliğin bir araya gelmesi gerektiğini bilerek ekolojik farkındalığı yaymayı misyon edinmiştir. Marka bu amaçla One Frame, One Tree (Bir Çerçeve Bir Ağaç) kampanyasını adeta kalıcı hale getirmiş, her satın alınan çerçeveye bir ağaç ekerek doğanın savunucusu yeni nesil gözlük markaları arasında yükselen bir grafiğe sahip olmuştur. Bu önemli proje kapsamında sivil toplum kuruluşu Trees For The Future (Gelecek İçin Ağaçlar) ile ortaklaşa çalışan Eco Eyewear, Forest Garden (Orman Bahçesi) yaklaşımı denen bir metotla ortaklaşa olarak on dokuz binin üzerinde orman bahçesi oluşturmuştur. Orman bahçeleri sadece karbon tutup biyo çeşitliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda gıda ve gelir de sağlıyor. İnsanların çevrelerine verdikleri değer ve önem çoğaldığında yaşam standartlarında da inanılmaz gelişmeler yaşayabilecekleri vizyonuna sıkı sıkı bağlı olan Eco Eyewear; One Frame, One Tree kampanyası ile bugüne kadar 2.9 milyondan fazla ağaç dikmiştir. Marka bu yıl ise ağaç dikme projesini kapsayan One Frame, One Tree kampanyasını geliştirerek One Frame, Two Trees (Bir Çerçeve, İki Ağaç) başlığı altında güncelledi. Böylece Eco Eyewear imzası taşıyan çerçevelerden bir adet satın alan herkes, iki ağacın ekilmesini sağlamış olacak. Çevre dostu hedeflerini giderek daha yüksek çıtalara taşıyan Eco Eyewear kazandığı tasarım ödülleriyle de dikkatleri üzerine çekiyor.

DENİZ DOSTU SEA2SEE EYEWEAR

Okyanus ve denizlerden toplanan plastik atıklarla sürdürülebilir ve çevre dostu gözlükler üretmesiyle tanınan Sea2See Eyewear, kuruluşundan beş yıl sonra bu yılın ilk aylarında prestijli B Corp sertifikasına layık görülerek sektörde önemli bir başarıya imza attı. Sadece sosyal ve çevresel performans standartlarını karşılayan markalara verilen dünyaca ünlü sertifika, her üç yılda bir sertifika sahibi markanın yeniden doğrulama sürecinden geçmesini şart koşuyor. Titiz ve katı bir süreç ile veriliyor. Bu süreçte sertifikayı almaya aday olan markaların başarılı iş uygulamaları, hesap verebilirliği, sosyal ve çevresel proaktifliğinin seviyesi son derece önem taşıyor. Üstelik Sea2See Eyewear geçtiğimiz Haziran ayında sıfır karbon ayak izi bıraktığını gösteren bir önemli sertifikanın daha sahibi oldu. Marka çevre dostu ve sürdürülebilirlik misyonunda önemli bir kilometre taşı olan karbon negatif statüsünü resmi olarak kazandı. Yaşam döngüsü analizi ve sürdürülebilir dönüşüm stratejileri uzmanları tarafından yapılan derinlemesine analizin bir sonucu olarak, Sea2See karbon ayak izini iki kat ortadan kaldırarak, emisyonları önemli ölçüde azaltmak ve nihayetinde karbon ayak izini tamamen ortadan kaldırmak için sürdürülebilir eylemde bulunma sürecini kanıtlamış oldu.

YEŞİL DOSTU TBD EYEWEAR

Fabio Attanasio ve Andrea Viganò tarafından kurulan İtalyan TDB Eyewear, 2020 yılından itibaren tamamen ‘yeşil’ üretim olarak adlandırdığı sürece geçerek ekolojik sorumluluk üstlenen markalar arasındaki yerini aldı. TBD Eyewear çevre dostu koleksiyonlarını yalnızca Earth Bio, Eco Green, Blue Ocean, Eco Black, Eco Transparent, Eco Havana ve Eco Dark Tortoise gibi birçok renkte biyo asetat kullanarak hazırlıyor. Marka aynı zamanda çerçevelerinin sunumunu zarif, sürdürülebilir ambalajlarıyla beğenilere sunuyor. Marka tüm optik ve güneş gözlüklerini Green Box (Yeşil Kutu) adını verdiği FSC garantili geri dönüştürülmüş kartondan yapılmış paketlerle servis ediyor. Çerçeveleri koruyan bu sert gözlük kılıflarının dışı geri dönüştürülmüş pamuklu kumaştan yapılırken ikonik TBD yeşili ile renklendiriliyor ve kılıfın içi çevre dostu PET plastik ile astarlanıyor. Markanın bu şık gözlük kılıflarının içine yerleştirilen mikrofiber gözlük temizleme bezleri de tamamen geri dönüştürülmüş plastikten elde ediliyor. TBD Eyewear, sürdürülebilir malzemelere gerçek değerini vererek ve İtalyan işçiliğini desteklerken çevresel etkiyi en aza indirerek moda endüstrisinde ekolojik ve etik bir değişime inanmaktadır. Tüm bunlar, markayı her zaman farklı kılan ikonik tasarım zevkini koruyarak gerçekleştirilmektedir.

Ağustos 2022

Sarkık Göz Kapağı Yorgunluk Sebebi

Yüzün en dikkat çekici yeri olan gözler yaşlanmanın başladığı bölgelerin başındadır. Göz çevresindeki sorunlar kişiyi yorgun gösterir, Bu durum göz sağlığı açısından da önemsenmelidir. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr.Ümit Beden konu ile ilgili bilgiler verdi. Göz kapağı düşüklüğü; çeşitli nedenlere bağlı olarak doğuştan var olan veya sonradan gelişen, göz kapağının gözün renkli kısmını bir milimetreden daha fazla bir uzunlukta örtecek şekilde düşük olması şeklinde görülen bir sağlık sorunudur. Gözlerden yalnızca bir tanesinde veya her iki gözde birden görülmesi söz konusu olabilen göz kapağı düşüklüğü başlı başına bir sorun olabileceği gibi altta yatan farklı bir sağlık sorununa bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Gerek görme kabiliyetinde sorunlara neden olması, gerekse estetik anlamda istenmeyen bir görüntüye sebebiyet vermesi nedeniyle göz kapağı düşüklüğü tedavi edilmelidir.

Gerek genetik yapı, gerekse çevresel faktörler nedeni ile yıllar içerisinde göz çevresinde bazı istenmeyen değişiklikler gelişebilir. Genellikle yaşın ilerlemesi ile göz torbalanmaları, kapak düşüklükleri, cilt sarkmaları, göz kapağı derisinde torbalanma olmadan sadece sarkma ve gevşeme oluşabilir. Bu değişiklikler kişiyi kozmetik olarak rahatsız edebilir ve yorgun-yaşlı görünmesine neden olabilir. Bu gibi durumlarda genellikle yüzeysel uygulamalar yeterli olmamakta ve cerrahi tedavi (bllefaroplasti – göz kapağı estetiği) gerekli olmaktadır. Bu girişimlerde, alt ve üst göz kapaklarından fazla cilt ve yağ dokusunun çıkarılması hedeflenir. Ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması, bazen de sadece yerlerinin değiştirilip bırakılması gerekli olabilir. Bu amaçla önce tam bir göz muayenesi ve cerrahi planlama gereklidir.

Düzgün planlanarak yapılmış bir cerrahi işlem hastaya daha genç bir görünüm kazandırır. Fakat bunu gerçekleştirirken göz sağlığını bozacak veya tehlikeye atacak planlamalardan kaçınmak gereklidir. Bu nedenle cerrahi öncesi detaylı bir göz muayenesinin ne kadar değerli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Göz kapağı düşüklüğü belirtileri nelerdir?
Göz kapağı düşüklüğünün en temel belirtisi, üst göz kapaklarından bir tanesinin veya her ikisinin sarkık olmasıdır. Bu sarkıklık çok dikkatli ve yakından bakıldığında fark edilebilecek şekilde hafif düzeyde olabileceği gibi çok belirgin bir düşüklük şeklinde de olabilmektedir. Göz kapağı düşüklüğünün tek gözü etkilemesi, sorunun dışarıdan fark edilebilmesini kolaylaştırır. Göz kapağında düşüklük problemi olan kişilerde görülen diğer belirtiler ise şu şekildedir:

  • Kişinin daha iyi görebilmek amacıyla başını geriye eğmeye, çenesini kaldırmaya veya kaşlarını kaldırarak göz kapaklarını yukarıya çekmeye çalışması
  • Görmeyi kolaylaştırmak amacıyla yapılan yukarıdaki davranışlara bağlı olarak gelişen boyun, bel ve omurga ağrıları
  • Yüzde yorgun ve donuk bir ifade
  • Gözde kuruluk veya aşırı yaşarma

Tek gözde görülen göz kapağı düşüklüğünün çok ileri boyutta olması, görüşü önemli ölçüde azaltacağından göz tembelliği sorununa neden olabilir. Özellikle hastalığın doğuştan var olması veya çocukluk döneminde ortaya çıkması göz tembelliğinin ortaya çıkma olasılığını büyük ölçüde artırır. Bunun yanı sıra iyi bir görüş elde etmek için yapılan kaşları kaldırma, gözleri açma gibi davranışlar uzun vadede ciltte kırışıklıkların oluşumuna da yol açabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı hastalığın bu gibi sorunlara yol açmadan önce erken evrede tedavi edilmesi oldukça önemlidir.

Göz kapağı düşüklüğü neden olur?
Göz kapağı düşüklüğü bazı hastalarda doğuştan var olan bir bozukluk olarak görülmektedir. Bu duruma genellikle göz kapağını tutan kasın anne karnında yeterince güçlenememesi neden olur. Çoğu zaman bebek gözlerini açmaya çalıştığında bir gözü diğerinden daha kısıksa hastalığın farkına varılır. Fakat hastalığın kesin olarak tespiti için uzman bir hekim tarafından bebeğin göz kapağı kıvrımlarına bakılarak yapılacak olan fiziksel muayene gereklidir. Sonradan gelişen göz kapağı düşüklüğü olgularında ise neden çoğunlukla göz kapağını tutan kasların zayıflaması veya hasar görmesidir. Bazı durumlarda gözün darbe alması, yaralanması veya göz tümörlerinin varlığı gibi nedenler de buna sebep olabilir. Tüm bunların haricinde yaşlılığın getirdiği bazı göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan birtakım yöntemler ile günümüzde bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkilerine bağlı olarak da pitozis hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Göz kapağı düşüklüğü teşhisi nasıl konulur?
Göz kapağı düşüklüğü gözle görülebilir bir sağlık sorunu olduğundan doğumsal olması durumunda sorunun fark edilmesinin ardından, sonradan gelişimli olması durumunda ise gözdeki değişimin fark edilmesinin ardından direkt olarak sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır. Kliniklere gelen hastaların öncelikli olarak detaylı şekilde fiziksel muayeneleri yapılır ve tıbbi geçmişleri öğrenilir. Göz kapağı düşüklüğü hastada sürekli olarak devam etmeyip aralıklı olarak sarkıyorsa bunun ne sıklıkla gerçekleştiği ve ne kadar sürdüğü gibi konular hastalığa neden olan sorunun belirlenmesi açısından önemlidir ve mutlaka bildirilmelidir. Gözdeki olası sorunların tespit edilebilmesi amacıyla biomikroskopi olarak da adlandırılan yarık lamba muayenesi yapılabilir. Tensilon (edrophonium) testi olarak bilinen tensilon adlı ilacın damar yolu ile enjekte edilmesinin ardından kas gücünün incelenmesini sağlayan tanı testi, göz kapağı düşüklüğü ve nedenlerinin tam olarak belirlenmesi amacıyla kullanılabilir. Bu test, genellikle göz kapağı düşüklüğünün Myastenia Gravis adlı göz hastalığına bağlı olup olmadığının araştırılmasında kullanılmaktadır. Hekiminiz, muayene esnasında yaptığı inceleme ve tanı testlerinin yanı sıra farklı hastalık olasılıklarını değerlendirebilmek amacıyla birtakım kan ve görüntüleme testleri isteyebilir. Tüm bu değerlendirmelerin sonucunda göz kapağı düşüklüğü ve bu soruna neden olan faktörler teşhis edilerek tedavi süreci başlatılır.

Göz kapağı düşüklüğü tedavi yöntemleri nelerdir?
Pitosiz hastalığının tedavisi birkaç yolla mümkündür. Küçük yaştaki hastalarda hastanın yaşı, göz kapağı düşüklüğünün iki gözü de etkileyip etkilemediği, göz kapağının yüksekliği, göz hareketindeki kısıtlılıklar, göz kapağını tutan kasın mevcut gücü gibi faktörler bir arada değerlendirilerek tedavi yöntemi hekim tarafından belirlenir. Hekimler bazı durumlarda görüşün aşırı düzeyde etkilenmediği ve beklemeye müsait olan olgularda hastalığa müdahale etmeyerek zamanla geçmesini beklemeyi tercih edebilir. Ancak böyle durumlarda süreç sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Belirli zaman aralıklarıyla hastanın göz kapağında bir iyileşmenin olup olmadığı kontrol edilir.

Bu süreçte hastanın görüşünün etkilenmemesi ve göz tembelliğinin oluşmaması açısından hastalığa özel gözlüklerin kullanımı önerilebilir ve göz damlasıyla müdahale edilebilir. Bazı durumlarda zayıf olan gözün görüşünün kuvvetlendirilmesi için sağlam göze göz bandı da takılabilmektedir. Yetişkinlerde ise daha farklı bir tedavi süreci izlenerek genellikle göz kapağı düşüklüğü ameliyatı olarak da bilinen cerrahi müdahalelere başvurulur. Doktor hastalığın durumuna göre düşen göz kapağında fazlalık olan dokuyu alabilir veya göz kapağını tutan kasın güçlenmesi için kasa müdahalede bulunabilir. Bununla birlikte hastanın yaşı ve operasyonun kâr-zarar durumu göz önünde bulundurularak yaşı ilerlemiş olan hastalarda cerrahi müdahale yerine gözlük kullanımı da tercih edebilir. Ancak bu geçici bir çözümdür ve göz kapağındaki sarkıklık sorunu çok ileri boyutlarda olan hastalar için etkin bir çözüm sağlamaz. Bu durumda hastalığın tedavi edilmesi için mutlaka cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi müdahale genelde lokal anestezi uygulanarak ayakta yapılır.

Basit bir operasyondur ve çok kısa bir süre içerisinde tamamlanır, olağanüstü bir komplikasyon gelişmediği sürece hasta aynı gün taburcu olur. Unutulmamalıdır ki göz kapakları göz sağlığı açısından fonksiyonel olarak diğer göz dokuları kadar ve hatta bazı anlamlarda daha da önemlidir. Bu nedenle göz kapaklarının şekil ve fonksiyonlarının her hasta için detaylı incelenmesi oldukça önemlidir. Bu fonksiyonlar arasında düzenli göz kırpma refleksi, göz yüzeyinin düzenli ıslatılması, göz yaşı dağılımının sağlanması, korneanın korunması, göz yaşının gözden toplanması, uykuda göz korunması ve tüm bu koruma mekanizmaları ile enfeksiyonların önlenmesi gibi detaylar sayılabilir. Göz estetiği esnasında kapakların fonksiyonlarının iyi korunmasının yanında, hali hazırda bulunan ve göz kapak fonksiyonlarını etkileyen diğer problemler de iyi irdelenmelidir. Kapak gevşekliği veya kapak düşüklüğü gibi problemlerin olduğu olgularda bu gibi problemlerin de aynı seansta giderilmesi gereklidir.

Aksi takdirde, ameliyattan sonra kapaklarda çekinti, pozisyon bozukluğu veya göz sulanması gibi problemler gelişebilir. Aynı şekilde, sadece sağlık amaçlı kapak problemlerinin giderilmesi için uygulanan ameliyatlarda da kapak estetiği için ilave müdahaleler eklenebilir ve bu tür müdahaleler esnasında daha iyi bir kozmetik görüntü de amaçlanabilir. Kısacası göz kapağı ameliyatları esnasında hasta hem göz sağlığı hem de kozmetik açıdan aynı anda ele alınmalıdır.

AĞUSTOS 2022

40Million Optik Store

40 Mıllıon optik

Lüksün Tanımı

Silmo İstanbul fuarı, ilk yılından itibaren optik sektörümüz ve sektörel profesyoneller için çok önemli bir buluşma noktası oldu. 2021 fuarıda sektörümüz açısından çok değerliydi.

Merhaba Arda Bey, öncelikle sizden ve baba mesleği olan optik sektörü ile tanışma hikayenizden bahsedebilir miyiz?
Merhaba, küçük yaşlarımdan itibaren gözlük sektörünün içinde büyüdüm ve optik sektörüne çok büyük bir sevgi besliyorum. Üstelik hem çok önemli bir sağlık unsuru olan hem de çok kıymetli bir aksesuar olan gözlüklere tutkum yıllar içerisinde giderek çoğaldı. Bu nedenle hiç bir zaman farklı bir sektöre yönelmek gibi bir duygum olmadı. Optik sektörünün bir parçası olmak, bu sektöre hizmet etmek ve babamın açtığı yolda sürekli gelişerek ilerlemek benim için önemli.

Perakende sektörüne girişiniz ve 40Million Optik Store’nin hikayesini bir de sizden dinlemek isteriz.
Ticari faaliyetlerimize perakende sektöründe devam etme kararı aldıktan sonra yaptığımız işe bakış açımız halihazırda distributorlüğünü üstlendiğimiz markaları, nihai tüketiciye daha doğru bir anlatımla sergileyerek sunmak üzerine kurulmuştur. Yüksek kalite anlayışla hizmet etme koşuluyla açtığımız perakende mağazalarımızda nihai tüketicinin ihtiyaçlarına en ideal şekilde cevap verebilmek birincil önceliğimiz olmuştur. Açıkçası 40Million Optik olarak tek ve yegane amacımızın Türkiye’de eşi benzeri olmayan marka ve modelleri kendi vizyonumuzla harmanlayıp nihai tüketicilere sunmak olduğunu mutlaka belirtmek isterim.

Türkiye’de birkaç ilde mağazalarınız var. Mağazalarınızın yerini ve konseptini belirlerken nelerden ilham aldınız?
Mağazalarımızın yerlerini ve konseptlerini belirlemek için gerçekten çok büyük titizlik ve özen gösteriyoruz. Çünkü 40Million Optik Store’lerin sadece Türkiye değil dünya standartlarını yansıtan, trend ve moda unsurları bir bütün olarak içerisinde bulabileceğiniz şık lokasyonlar olmaları her zaman en önemli amaçlarımızdan olmuştur. Mağaza konseptlerimizi belirlerken tamamen portfoyümüzdeki markaların konseptlerini baz alıyoruz. Lüksten ve hizmetten asla kaçınmayarak, müşterilerimizin alışveriş tutarlarına bakmaksızın, mükemmele yakın hizmeti almalarını sağlamaya çalışıyoruz.

Şubeleşmeye devam edecek misiniz?
Evet. 40Million Optik olarak gelişmek, en lüks ve en gözde marka ve modelleri olabildiğince çok nihai tüketiciye ulaştırmak bizim için büyük bir öneme sahip. Bu sebeple yaptığımız planlamalara göre 2025 yılına kadar toplam on şube daha açarak lokasyon sayımızı ciddi oranda çoğaltacağız.

40Million Optik mağazaları oldukça popüler lokasyonlarda yer alıyor. Size yakın olan zincir mağazalardan farklılıklarınız nelerdir?
40Million Optiklerin lokasyon olarak yakınımızda olan zincir mağazalardan farkı tamamen hizmet, ürün segmentasyonu ve farklılık kavramlarıyla açıklanabilir. Yakınımızda bulunan zincir mağazalardan farklı markalar sergileyerek ve müşterilerimize üstün bir hizmet sunarak ayrışıyoruz. Ürün çeşitliliğine ve müşterilerimizin alışveriş konforuna özellikle özen gösterdiğimizden 40Million Optiklerin tercih edilen olmaya devam edeceğinden eminim.

Konumları itibarı ile mağazalarınızda üst segment markalara yer veriyorsunuz. Müşterilerin taleplerinden mi ilham alıyorsunuz yoksa siz mi müşterilerinize ilham oluyorsunuz?
Distribütörlüğünü üstlendiğimiz markalar itibari ile segmentimiz tamamen lüks segment üzerine kurulu. Lüksü ve trendleri nihai tüketiciyle vizyonumuzla harmanlayarak buluşturmak daha önce de söylediğim gibi yegane amacımız. Bu ürünlere sahip olmak isteyen müşterilerimize hizmet vermek bizi mutlu ediyor.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Ürün segmentleri açısından bakıldığında lüks segmentin yerinin çok önemli olduğuna inanıyorum ve benim analizime göre Türkiye’de de lükse talep asla son bulmaz. Çünkü ekonomi daralsa bile müşterilerimiz alışveriş yaparken kaliteden, çabasız zarafet ve asaletten ödün vermek istemiyor.

Farklı il ve ilçelerde bulunan 40Million Optik mağazalarına ürün alımı yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?
40Million Optik Store’leri olarak elbette mağazalarımızın bulunduğu lokasyonların konumlarından ve koşullarından kaynaklanan farklılıklarından dolayı ürün alımlarımızı yaparken özel çalışmalar yapmaktayız. Bu sebeple 40Million Optik bünyesinde bulunan her mağazanın kendi özel raporlaması ve satın alması var. Her şubemizde raporlama ve analizler üzerinden gitmekteyiz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Yüksek kalite, konfor ve müşterilerimize sunduğumuz ayrıcalıklı hizmet anlayışımızın bir sonucu ve devamı olarak elbette satış sırasında olduğu kadar satış sonrası hizmetlerimize de büyük titizlik gösteriyor ve kalitemizden ödün vermiyoruz. Teknik servis desteğimiz ve garanti kolaylığımız ise satış sonrası ayrıcalıklı hizmetlerimiz arasında öne çıkan özelliklerimiz arasında yer alıyor.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili sosyal medyayı efektif kullanıyor musunuz?
Genç, çağdaş ve dinamik bir ticari anlayışa sahip olduğumuzdan içinde bulunduğumuz dijital çağa uyum sağlamak ve dijital kanallarla bilinirliğimizi artırmak bizim için çok önemli. Bu sebeple sosyal medyamızı her zaman aktif bir şekilde kullanıyor ve yenilik ve değişikliklerimizi sosyal medya hesaplarımızdan müşterilerimizle paylaşıyoruz.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bulunduğumuz şehre göre lokasyonlarımızın farklılık göstermesini mantıklı buluyorum. Çünkü cadde mağazalarının kendi içerisinde avantajları olduğu kadar, Avm mağazalarının da avantajları var. Bu sebeple mağaza lokasyonları şehirlere göre rahatlıkla değişkenlik gösterebilir. 40Million Optik olarak bizim için müşterilerimize en kaliteli hizmeti vereceğimiz yeri özenle seçmek her zaman önemli olmuştur.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat rekabeti her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de var. Fakat bu rekabeti, çekişmekten öte ticari anlamda kullanabildiğimiz an bütün perakendeciler olarak kar edeceğimiz andır.

Sektöre hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Gözlük kullanımı artırılması hakkındaki birincil görevin kesinlikle Sağlık Bakanlığı’na düştüğüne inanıyorum. İnsanlarımızın bilinçlendirilmesi gerekli. Bunun için bakanlığın çalışmalarına ve planlamalarına daha çağdaş ve ihtiyaçları karşılayan düzenlemeler getirmesi gerekiyor.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Optik sektöründeki gelişmeleri, en yeni trendleri ve moda akımlarını yakından takip etmeye gerçekten çok önem verdiğimizden dolayı, yurtdışında organize edilen tüm fuarlara aktif olarak katılmaya özen gösteriyoruz.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul organize edilmeye başladığı yıldan itibaren optik sektörümüz ve sektörel profesyoneller için çok önemli bir buluşma noktası oldu. 2021 fuarı da yine ülkemiz ve sektörümüz açısından çok değerliydi. Yerli firmalarımız ve yabancı firmaların daha yoğun katılımı ile bu yılki fuar daha da değerli bir pozisyona ulaştı.

Dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Çok değerli ve önemli bir iş yapıyorsunuz. Yayınlarınızı merakla takip ediyoruz. Sektörün vazgeçilmez bir parçası olan “4 your eyes” en yeni ve güncel haberleri içeren önemli bir dergi. Tüm ekibe teşekkürlerimi sunarım.

Ağustos 2022

Adellens Optik

ADELLENS OPTİK

Üretim Tutkusu

Silmo İstanbul bizim için dostlarla buluşma noktası ve her yıl daha da üstüne koyarak ilerliyor. Özellikle hem katılımcı hem ziyaretçi anlamında yerli ve yabancı olarak ciddi bir artış var.

Merhaba Cem Bey, okurlarımıza kendinizi kısaca tanıttıktan sonra sektördeki üretim faaliyetlerinize ne zaman ve nasıl başladığınızdan bahsedebilir misiniz?
Ben ve ortağım Muammer Çalışkan bu sektöre, 1999 yılında Emin Optik’te başladık Muammer Bey üretim tarafında, ben ise saha tarafında 2005 yılına kadar Emin Optik çatısı altında çeşitli görevlerde devam ettik. Daha sonra firmanın el değiştirmesi ile birlikte 2006 yılında ilk üretim maceramıza başladık. 2006 yılında Girişim Optik isimli üretim firmamızı faaliyete geçirdik. Üretime başladıktan çok kısa bir süre sonra Girişim Optik’e ithalatçı/toptancı bir firma ortak oldu. Sahaya daha da hakim olunca 2012 yılına kadar hızlı bir büyüme sağladık. Ama 2012 yılında bize ortak olan ithalatçı/toptancı firmasındaki ortaklar kendi başlarına devam etmek isteyince biz de firmamızı devredip İran – Tahran’a gittik.

Adellens Optik’i 2012 yılında İran’da kurdunuz. Sektöre ilk İran’da giriş yapmanızın sebepleri nelerdir? Türkiye pazarına ne zaman nasıl geçiş yaptınız?
İran’daki maceramız biraz da tesadüf üzerine hikayesini katlayarak geliştirdiğimiz bir yatırımımız. Şu andaki ortaklarımızla 2012 yılında tanıştık. İki kardeş elli metrekare içinde sadece üretim yapan ufak bir laboratuvardı. Tanışma, ortak olma, yatırım yapma ve tam donanımlı bir fabrika haline dönüşme sürecimiz yaklaşık on ay gibi kısa süre içinde gerçekleşti. Yaklaşık on yıldır İran pazarında ve RX lideri olarak hizmet etmeye devam ediyoruz. Adellens – İran doksan kişilik bir ekibe sahip. 2016 yılında yani dört yılı bittikten sonra her şey yerine oturunca ülkemize tekrar yatırım yaptık. Çünkü ülkemizde üretim yapma hayalimiz hiç bitmedi bizde.  Yani aslında ilk 2006 yılından 2012 yılına kadar Türkiye’de başladık daha sonra yaklaşık olarak dört yıllık bir aradan sonra ülkemizde 2016 yılında tekrar üretim faaliyetine başladık.

Optik sektöründe Türkiye ve İran arasındaki gelişim süreçleri, bayi sistemleri ve tüketici taleplerindeki farlılıklar hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
İran pazarı, Türkiye pazarı ile optikçi sayısı bakımından eşdeğer ama İran’da hem optisyenlik hem de Optimetrislik mevcut. Oradaki sistem daha çok bayilik üzerinden yürüyor.  Ayrıca oradaki Optex markamızın haricinde Indo markasının cam üretimini de yapıyoruz. Gelen siparişlerin yüzde doksanı kullanıcı bilgileri ve çerçeve bilgisi ile gelir, bu oran Türkiye’de maalesef çok düşük.

Birazda markalarınızdan bahsedelim. Cortex, Cyber Eye ve Oppo markalarının kurulum ve gelişim sürecini anlatır mısınız?
Cortex markamız ana markamız ve kuruluşumuzdan beri kullandığımız bir markamızdır. İçeriğinde tek odaklı, Bifocal ve Progressive ürün gruplarımız mevcuttur. Sürekli kendimizi ve yatırımımızı güncelleme durumunda olduğumuz için 2019 yılında yeni yazılımla birlikte bünyemize Oppo markamızı kattık. Oppo’nun içinde de Tek odaklı ve Progressive mevcut. 2020 yılında ise en son aldığımız yazılım ile birlikte ürün gamımıza en son üyemiz Cyber Eye Progressive ürünümüzü kattık.

Teknolojik değişimleri ve gelişimleri takip eden bir firmasınız. Ürünlerinizin teknolojisinden, varsa yeni gelişmelerinizden ve yatırımlarınızdan bahseder misiniz?
Bizde yatırım hiç bitmiyor ve bitmez de. Kendimizi sürekli yenilemenin en son teknolojiye sahip olmanın peşindeyiz. O yüzden pandemiyi yoğun yaşadığımız yılda ikinci anti-refle makinamızı alarak hem kapasitemizi hem de kaplama çeşitliliğimizi artırdık.  Bu yıl da piyasaların tüm dalgalanmasına rağmen yeni bir yatırım daha yaptık. Türkiye’de bir ilk olacak tam otomatik hattı satın aldık. Bu yatırımla da kapasitemizi hem yüzde yetmiş artırıp hem de daha hızlı bir sevkiyata geçmiş olacağız. Bir aksilik olmazsa Ocak 2023 ile birlikte yeni üretim bandımız devreye girmiş olacak.

Marka bilinirliliğinizi sağlamlaştırmak adına ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Tanıtımlarınız için ne gibi araçlardan faydalanıyorsunuz?
Adellens Optik olarak markamızın bilinirliliğini kuvvetlendirmeye ayrı bir özen ve titizlik gösteriyoruz. Bu amaçla marka bilinirliğimizi artırmak adına görsel ve dijital basında tanıtımlar yapıyor, online eğitimler veriyor ve bölgesel bazda seminerler düzenliyoruz.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Türkiye’de Sirkeci, Kadıköy, Bursa, Adapazarı, İzmir, Antalya, Ankara, Samsun ve Kayseri olmak üzere toplam dokuz şube ve Neşe Optik, Emperyal Optik ve Optiland Optik olmak üzere üç ana bayi ile ülkemizin her köşesine hizmet ediyoruz. Bunların dışında yaklaşık olarak sekiz ülkeye ihracat yapıyoruz. Ayrıca Bulgaristan’daki şirketimizden de yaklaşık altı yıldan beri hem Bulgaristan pazarına hem Balkan ülkelerine hizmet ediyoruz.

Bir optik mağaza Adellens Optik markalarını neden tercih etmeli?
Kalite, güven, hız, satış sonrası hizmet, problemleri anında çözmek sanırım en temel sebepler bunlar ve tabii ki en önemli unsurlardan bir tanesi de Adellens ailesindeki bölge müdürlerimiz ve onların yanında çalışan ekibimizin varlığı.  Çünkü gerçekten de tüm ekip üyelerimiz kendi bölgelerinde markalaşmış isimler artık. Tüm bu saydığım özellikler bu muhteşem ekiple birleşince zaten tercih sebebi olmamızı daha da kolaylaştırıyor.

Türkiye optik sektörünün son durumu hakkında görüşleriniz nelerdir? Bir üretici firma olarak sektöre önerileriniz nelerdir?
Ülkemizde daha yeni oluşan odalaşma konusunda daha hızlı ve yaptırım tespit ve tedavi edici bir sistem kurulmasını önemli buluyorum. İlkokul başlangıç seviyesinde çocuklarımızı mutlaka muayene zorunluluğu getirilmesi için gerekli çalışmaların yapılmalı ve vatandaşı etkileyen reklamlar ile bu konunun önemini benimsetmeliyiz. Sektörümüzde rekabet maalesef fiyat üzerinden yapılmaya devam etmekte olup bunun tersine kalite, servis, teknoloji ve personel eğitimi üzerine odaklanarak farklılık yaratmak gerekmekte. Markaya düşkünlük vermek yerine kendimizin bir marka olduğunun farkına varılmasını sağlayarak daha verimli ve etkili çalışabiliriz. Ülkemizde numaralı gözlük ve güneş gözlüğü kullanımı coğrafyaya, bulunduğu illere göre değişkenlikler göstermekte. Asıl önemli olan reçete sayımız nasıl fazla bir duruma gelebilir, yüksek indirimler yerine zaten az gelen reçeteye fiyat ve kaliteye endeksli bir servis verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Adellens Optik olarak optisyenlik eğitimine büyük önem veriyorsunuz. Bu konuda ne gibi çalışmalara destek veriyorsunuz?
Okullarda eğitim, zaman zaman okullara cam desteği, fabrikamızda eğitim desteği gibi yani aslında Optisyen adaylarına ve Optisyenlere mümkün olduğunca sürekli yeni gelişmeleri ve yeni bilgileri aktarmaya çalışıyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı sizin için nasıl geçti? Fuar hakkında genel değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Silmo İstanbul Optik fuarı  bizim için dostlarla buluşma noktası. Fuarlar sağ olsun optikçi dostlarımızın teveccühleri sayesinde gayet kalabalık ve güzel geçiyor. Özellikle gelenek haline getirdiğimiz üçüncü günün akşamındaki yemek programımızla da bu güzel buluşmayı pekiştiriyoruz. Silmo İstanbul Optik Fuarı her yıl daha da üstüne koyarak ilerliyor. Özellikle hem katılımcı hem ziyaretçi anlamında yerli ve yabancı olarak ciddi bir artış var. Bizde böyle güzel bir şehrin fuarının daha da uluslararası hale gelmesi için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bu organizasyon ve bu şehir bunu gerçekten hak ediyor.

On beş yıldır aralıksız optik sektörüne yön veren dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Moda ve sağlık konusunda sektörümüze güncel bilgileri aktaran gerçekten dopdolu bir dergi. Bizlere de bu dergide kendimizi tanıtma şansı verdiğiniz için tüm ekibinize ayrıca teşekkür ederiz.

Ağustos 2022