Rolf Spectacles

Rolf Spectacles

Çevre Dostluğunun Ötesinde

Premium gözlük markası Rolf, her şeyden önce tutarlılığıyla bilinen bir marka için oldukça cesur bir adım atarak marka kimliğini yeniden keşfetti.

Rolf Spectacles, inovasyon, sürdürülebilirlik ve işçiliğe olan bağlılığıyla gözlük sektöründe öne çıkmaktadır. Tirol Alplerinin kalbinde kurulan Rolf Spectacles, kuruluşundan bu yana gözlüklerde doğal malzemelerin kullanılmasına öncülük ediyor. Marka, yalnızca hafif ve rahat olmakla kalmayıp aynı zamanda doğal dünyanın güzelliğini ve esnekliğini de yansıtan el yapımı çerçeveler hazırlamasıyla tanınıyor. Premium gözlük markası Rolf marka kimliğini her şeyden önce tutarlılığı ve sürdürülebilirliği ile bilinen bir marka için oldukça cesur bir adım atarak yeniden keşfetti. Pazarlama Müdürü ve Kurucu Ortak Christian Wolf yeniden markalaşma ve #planetrolf projesi hakkında yapılan röportajını sunuyoruz.

Merhaba Christian, son birkaç yıl Rolf için nasıl geçti? Ne gibi yenilikler yaptınız?

Son birkaç yıl her marka için zorlu geçti, ancak zor zamanlarda yeniden düşünmeniz gerekir ve biz de öyle yaptık. Bölgesel üretimimiz sayesinde, her zaman teslimat yapabilme gibi büyük bir avantaja sahip olduk ve bu da bu yılları çok başarılı kıldı. Substance koleksiyonu ile portföyümüzü genişlettik ve çok sayıda müşteriye ulaşmayı başardık. Ürün kalitesi, tasarımı, yeniliği, sürdürülebilirliği ve fiyatıyla göz dolduruyor. Fabrikamızda 15 yıldır üretim yaptığımız ve tedarikçilerden büyük ölçüde bağımsız olduğumuz için bu alanda değişiklik yapmamız gerekmedi.

Yeniden markalaşma projenizi başlattınız. Siz de yeni veya farklı olan unsurlar nelerdir?

Rolf 2009 yılında piyasaya sürüldü. On yılı aşkın bir sürenin ardından gençliğimizi korumak, yeni bir heyecan yaratmak ve odağımızı keskinleştirmek için kendimizi yenileme ihtiyacı hissettik. Bunun anahtarı markamızın derinlemesine incelenmesiydi. Bu “yeniden başlatma” temel değerlerimizin tanımlanmasına yol açtı ve şimdi bize yeniden yaratıcılık için daha fazla alan sağlıyor.

Yeni bir logo, yeni bir kurumsal kimlik ve sadeleştirilmiş bir web sitesini başarıyla hayata geçirdik. Sonuçtan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Her gün yeni marka kimliğimizle çalışmaktan keyif alıyoruz.

Yeniden markalaşma süreci nasıl gelişti, kurumsal kültürünüz bu süreçte ne kadar rol oynadı?

Yeniden markalaşma sürecinin tamamı, dışarıdan profesyonellerin yardımıyla uyguladığımız geniş kapsamlı ve iyi düşünülmüş bir karardı. Böyle bir süreç için yeni bakış açılarına ve uzmanlığa ihtiyaç duyarsınız. Innsbruck’tan Rabensteiner ajansını seçtik. Deneyimleri, yaratıcılıkları ve sabırları tam da aradığımız şeydi. Ulrike Hirtzberger ile birlikte konumlandırma, rekabet analizi ve diğer kilit unsurları içeren kapsamlı bir marka stratejisi geliştirdik. Daha sonra bu temel üzerinde detaylar üzerinde çalıştık. Sonuçta ortaya yeni bir logodan çok daha fazlası olan değerlerimizi ve vizyonumuzu tam olarak yansıtan bir marka kimliği çıktı: #planetrolf – ‘Rolf. Doğal olarak el yapımı’. Tasarım yaklaşımımız yüksek teknolojiyi geleneksel işçilikle birleştiriyor ve estetik ile işlevselliğe olan tutkumuzun altını çiziyor. Yeniden markalaşma süreci bu unsurları daha da ön plana çıkarmak için bir fırsat oldu. Teknoloji, işçilik, doğa ve tasarım sevgisi yeni marka kimliğimizde ifade ettiğimiz Dna’mızın temel unsurlarıdır.

Yeniden markalaşmanın bir parçası olarak vurgulamak istediğiniz belirli tasarımlar veya tasarım öğeleri var mı?

Rolf, netlik ve sadelikle karakterize edilen zamansız tasarıma odaklanıyor. Tasarımımız uyumlu bir tasarım dili ile karakterize edilir. İyi tasarımın içten başladığına, kafadan geçtiğine ve kalbe dokunduğuna inanıyoruz. Estetik ve teknoloji eşit derecede önemlidir. Rolf karmaşıklığı sadeliğe dönüştürür.

Tasarımda abartısızlık kendini nasıl gösterir?

Ürünlerimizin işlevselliğinde ve güzelliğinde. Rolf’ta bir gözlüğü göz alıcı logosundan değil, dengeli şekli ve ince, işlevsel zarafetinden tanırsınız. Gözlüklerimiz, işlevsel tasarımın da güzel olabileceğini kanıtlıyor. Her çerçeve yenilikçi bilgi birikimi ve doğal sadelik içeriyor. Bu unsurlara daha fazla yer vermek ve Rolf markasını ürünlerimiz için bir çerçeve olarak güçlendirmek yeniden markalaşmamızın temelini oluşturdu.

Yeniden markalaşma, koleksiyonların uyarlanmasını veya genişletilmesini de içeriyor mu?

Kesinlikle evet. Mevcut koleksiyonlarımızı korumanın yanı sıra sürekli olarak yeni ürünler ve koleksiyonlar sunacağız. Son olarak Fusion koleksiyonumuzu sunduk. Bu koleksiyon teknik uzmanlığımızı doğal malzemelerle birleştiriyor ki bizim için gerçek bir dönüm noktasıdır. Bu amaçla, makinelerimizin modernizasyonuna yatırım yaptık. Bu yatırım, yüksek teknolojiye, yeniliğe ve bağımsızlığa olan bağlılığımızın altını çiziyor.

Peki #planetrolf ne anlama geliyor?

Yenilik, statükoyu sürekli sorgulama ve yenilenebilir hammaddelerden yüksek kaliteli ve dayanıklı gözlük üretme taahhüdümüz. Açık ve şeffaf bir şekilde iletişim kuruyor ve neyi sürdürülebilir ve dürüst ürünler olarak gördüklerine karar vermeyi ortaklarımıza ve müşterilerimize bırakıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız, harici organik veya eko-etiketlere değil, kendi standartlarımıza ve inançlarımıza dayanmaktadır. Ürünlerimizle özdeşleşebilen herkes #planetrolf’te buluşuyor.

Kaynak: Spectr

Haziran 2024

City Optik

CITY OPTİK
Samimi Alışveriş

Silmo İstanbul Optik Fuarı, optik sektörünün son 10 yılının bir panoraması niteliğinde. Sektörün gelişmesindeki katkısı tartışılmaz. Silmo İstanbul’un gelişimi, her yıl artan katılımcı sayısı ve katılımcıların ziyaretçiler için hazırladığı yeniliklerle her yıl daha fazla göze çarpıyor.

Merhaba Faruk Bey. Kendinizi biraz tanıtarak optik sektörüne nasıl girdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba öncelikle bu değerli röportaj için 4 your eyes ekibine teşekkür ediyorum. Ben Faruk Tepe, 1980 İstanbul doğumluyum. 2007 yılı öncesinde eczane – optikte çalışırken optik sektörünü tanıma olanağı buldum. Bu sektörün bir parçası olmayı hedefledim ve daha sonra kendi işimi kurma kararı aldım. İlk City Optik mağazasını bu şekilde açmış oldum.

City Optik ile olan yolculuğunuzdan ve şubelerinizden bahsedebilir misiniz?
Yaklaşık 20 yıl önce Esenyurt’taki ilk mağazamızı açarak optik sektörüne tam anlamıyla giriş yaptım. Sektör ve yapılan iş konusunda çok fazla bilgi sahibi olmadığım o ilk günlerden; kendimi geliştirerek bugünlere gelmiş bulunmaktayım. Bu geçen süre zarfında büyümek ve şubeleşmek hep arzu ettiğim bir hedefti. Şu an İstanbul’da 6, Tekirdağ’da 1 adet olmak üzere toplam 7 mağaza ile sektöre ve müşterilerimize hizmet vermekteyiz.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz? Mağazanızda bulunan cafe-bar ile müşterilerinizi keyifle ağırladığınızı biliyoruz. Bir de bu fikirden söz edelim.
Mağazalarımızın konumunu bölgedeki insan nüfusuna, semtin alışveriş yoğunluğuna uygunluğuna göre belirliyoruz. Cafe–bar ikram projesini açılıştan bugüne zevkle yönetiyoruz. Müşterilerimize evimize gelen misafir gibi hizmet verip alışveriş deneyimleri sırasında daha kaliteli ve samimi vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Bu da tüm mağazalarımızdaki müşterilerimizin ilgisini çekmiş, müşterilerimize kaliteli ve sıcak alışveriş deneyimi sunmamızı sağlayan bu duruşumuzla ön plana çıkmamızı sağlamıştır.

 

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Sektöre cadde mağazaları ile başladığımız için her zaman esnaf mantığı ile iş yapmak bana daha sıcak gelmiştir. Bu sebeple eskiden olsa bu soruya doğrudan cadde mağazası olarak cevap verirdim. Fakat AVM mağazalarına yönelmemiz tamamen müşteri isteği ile olmuştur. Mağazanın 7 gün hizmet veriyor olması müşterilerimize ulaşmamızı kolaylaştırıyor. AVM’de daha uzun saat diliminde daha fazla müşteriye hizmet verdiğimizi düşünüyorum. Yine de cadde mağazalarımızla City Optik markasını büyütmeye devam etmeyi düşünüyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazalarımızda en ekonomik üründen en pahalı ürüne kadar tüm çeşitliliği bulundurmaktayız. Her segmentten ürüne yer vermek müşteri çeşitliliğine sebep oluyor. Bu satıcı açısından büyük konfor ve kolaylık anlamına geliyor. Müşterilerimiz her fiyat ve markadaki ürünü reyonlarda bulabildiği için bütçe ve tarzına en uygun ürünün hizmetini alabiliyor. Çok satan kategorimizde tabii ki birkaç yıldır başta Prada olmak üzere Burberry, Tom Ford, Rayban, Silhouette, Lindberg gibi ürünler tercih edilmektedir.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet eskiden butik ürün ve ticari ürün ayrımı vardı. Şu an tamamen sosyal medya etkisi ve gözlüğün bir stil tamamlama ürünü olarak kullanılması bu ayrımı ortadan kaldırdı. Bu sebeple artık müşterilerimizden de bu yönde talepler geliyor.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış sonrasında müşteri memnuniyeti anketi yapıyoruz, müşterilerimizin hizmet kalitesini ölçümlemek satış kalitemizi artırıyor. Tüm ürünlerle ilgilendiğimiz teknik servis bölümü bizim için önemli bir unsur. Arızalı ürünlere tek elden kısa sürede çözüm bulup müşterilerimizin bekleme süresini azaltmaya ise özellikle dikkat ediyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Genellikle müşterimiz mağazaya geldiğinde sözlü olarak bilgi vermeyi tercih ediyoruz. Mağaza içi broşür ve poster gibi aydınlatıcı reklam metinleri de dahil olmak üzere dış cephe vitrinlerdeki görseller ile kampanyaların duyurusunu yapıyoruz.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Mağaza ziyaretlerimizde yönetici kadromuzla sürekli eğitim veriyoruz. Yeniliklerden ve değişen teknolojiden sürekli faydalanmak adına çalışanlarımızın dijital ortamda eğitim programlarını planlıyoruz. Eğitici olan hiçbir bilginin sınırının olduğunu düşünmüyorum. Tüm sektör çalışanları ne kadar bilgi sahibi olursa o kadar verim alınacağına inanıyorum.

Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Sektöre ilk girdiğim güne oranla kullanıcı sayısının oldukça yükseldiğine inanıyorum. Bu durumun hastaların görme ihtiyacının giderilmesi ve göz kliniğine ulaşma süresi ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Burada kurumlara düşen görev olarak kampanya vb. unsurlarla hastalara muayene indirimleri verilmesinin ve hastalara gereken her türlü desteğin sağlanmasının gerektiğini düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Tüm yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılıyorum. Bu durum mağazalarımızdaki çalışanları bilgilendirme ve ürün koleksiyonu yenileme açısından büyük fayda sağlıyor. Sektör profesyonellerinin tamamımın da mümkün olan en yoğun şekilde bu fuarları takip etmesi gerektiğine inanıyorum. Trendlerle eş zamanlı hareket etmek ve en yeni teknolojiler hakkında bilgi sahibi olabilmek için fuarların ideal platformlar olduğunu düşünüyorum.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, optik sektörünün son 10 yılının bir panoraması niteliğinde. Sektörün gelişmesindeki katkısı tartışılmaz. Son 10 yılda büyür ve gelişirken, sektörün büyüyüşünü ve canlanmasını da bizlere ideal bir şekilde yansıttığı için Silmo İstanbul’u tebrik ediyorum. Her yıl artan katılımcı sayısı dikkatleri çekerken, katılımcı firmaların biz ziyaretçiler için hazırladığı yenilikler de her yıl daha fazla göze çarpıyor. Bu anlamda Silmo İstanbul’un diğer sektörlerin fuarlarıyla kıyaslandığında amacına ulaşmayı başardığına inanıyorum.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
İki yıl öncesine kadar her ay mağazamıza ulaşan yeni sayıdan hem çalışanlarımız hem müşterilerimiz çok memnun kalıyordu. Ancak yeni dijital çağa ayak uydurarak yenilikçi, güncel ve sağlam duruşundan ödün vermeden online olmasıyla artık her yerden her an rahatça erişebiliyoruz. Teşekkür ederiz.

 Mayıs 2024

Armati Gözlük

Sektörel Tutku

Geçen yıl yeni salonlarında ve birçok yenilikleri ile gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı, her geçen yıl daha geniş kitlelere ulaşacağının, daha verimli olacağının ve daha fazla coşku yaşatacağının habercisi oldu…

Merhaba Suat Bey & Cem Bey… Öncelikle biraz kendinizden ve sektöre giriş hikayenizden bahseder misiniz?

Suat Şen: Merhabalar, 1963 Trabzon doğumluyum. 1980 yılından beri optik sektöründe faaliyet gösteriyorum. 2019 yılından beri meslektaşım ve dostum Cem Üner’le ortak olduğumuz Armati gözlük şirketini yönetiyoruz.

Cem Üner: Sektöre gönül veren herkese benden de merhabalar. Ben Cem Üner 1971 İstanbul’da doğdum. Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliğini bitirdikten sonra baba mesleği olan optik sektöründe meslek hayatıma başladım. Sektörde 38 yılını dolduran Ozan Optik markası çatısı altında perakende sektöründe çalıştım. On yıllık bir aradan sonra 2019 yılından itibaren 30 yıllık dostum, ortağım olan Suat Bey ile beraber Armati Gözlük firmasıyla optik sektörünün toptancı ağındayız.

Önemli markaların Türkiye distribütörlüğünü yürütüyorsunuz. Markalarınız ile ilgili okurlarımıza neler aktarabilirsiniz?

Kore menşeili Vycoz, Frank Custom ve Dr. Gram markalarının Türkiye distribütörüyüz. Vycoz temel değerlerden ve pratiklikten ilham alarak bağımsız bir şekilde işlevsel gözlükler üretmektedir. Frank Custom zamansız tasarımlara ve teknik mükemmelliğe odaklanan bir gözlük markasıdır. Uygun fiyata konfor, çeşitlilik ve kaliteyi vurgulayan aerodinamik malzemelerden gözlükler oluşturur. Dr. Gram ise son derece hafif, beta-titanyum gözlük çerçeveleriyle ön plana çıkmaktadır. Ürünleri sadece 3 gram ağırlığındadır ve kolay montaj sağlayan benzersiz bir kumaş dokuma menteşe yapısına sahiptir. Ayrıca house brand’imiz olan Jeemm markamızı da tüm gözlük sevenlere sunmaktayız. Optik mağazalarında işletmecilere katma değeri yüksek ve karlı ürünlerle rekabetten uzak bir avantaj sunmak tüm hedefimizdir. Rekabette ve karlılıkta güçlü teknolojik ürün yelpazemizi hızlı ve dinamik ekibimiz aracılığıyla müşterilerimizle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.

Biraz da kendi markanız olan Jeemm’den bahsedelim. Temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?

Gönül verdiğimiz optik sektörünün toptan kısmına dahil olduğumuz 2019 yılından itibaren en büyük hedeflerimizden birisi üst düzey kalitedeki bir optik markası oluşturmaktı. Bu markada amacımız, ürün yelpazesi ve fiyat performansını doğru oranda yakalayabilmekti. İşte bu noktada amacımıza uygun olacak şekilde Jeemm markası doğdu. Yüksek Kore teknolojisi ile oluşturduğumuz Jeemm markamızla hedefimizin ilk adımlarını attığımıza inanıyoruz. Jeemm markasını oluştururken optik mağazalarından gelen öneri ve istekler bizim için çok değerliydi. Bu sayede sektördeki eksik ve aranılan boşlukları doldurduğumuzu düşünüyoruz.

Armati Gözlük olarak bünyenize katmayı düşündüğünüz yeni markalar var mı?

Armati Gözlük olarak büyümeye, gelişmeye ve daha geniş kitlelere ulaşmaya yönelik hedefimiz elbette bulunmaktadır. Tecrübeli bir ekiple kurulmuş olsa da firmamız oldukça yeni bir oluşumdur. Tabii ki henüz beşinci yılımızda olsak da çok önemli noktalara gelerek, büyüme grafiğimizde başarılar elde ettiğimiz de bir gerçek. Biz bu başarımızı gelişime, yeniliklere açık olan çağdaş, trendlerle uyumlu geniş bakış açımıza bağlıyoruz. Özellikle Türkiye ve Avrupa’da gerçekleştirilen sektör adına çok değerli uluslararası fuarlara katılımcı ve ziyaretçi olarak katılmayı tercih etmemiz de bakış açımızı net bir şekilde yansıtmaktadır. Sektörün nabzını ve dinamiklerini bu fuarlar aracılığıyla devamlı olarak takip ediyor, Armati Gözlük’ü sektörde en çok aranan firma konumuna getirmek için markalarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?

Bizler Armati Gözlük’ü meslek ahlakına, etik değerlere bağlı ve bu değerleri korumaya yönelik bir noktada konumlandırmayı tercih ediyoruz. Sadece ticaret yapıyor olmak Armati Gözlük’ün felsefesine aykırıdır diyebilirim. Bu sebeple iş yaptığımız her unsurla ve elbette satış noktalarıyla da etik ve doğru stratejiler kurarak çalışmayı önemsiyoruz. Ticaretimizde her iki tarafında çıkarlarını gözeten kazan-kazan sitemini benimsediğimizi söyleyebiliriz. Tahmin edebileceğiniz gibi kısa vadeli iş ilişkileri yerine beraberce uzun süreli çalışabileceğimiz optik mağazaları seçmeye özen gösteriyoruz.

Sektördeki tecrübeniz ışığında Türkiye optik sektörünün bugünkü durumunu, gelişimi ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye çok aktif ve genç bir pazar olup büyüme trendinde olan bir ülkedir. Pazardaki yeni oyuncular ve sektöre yön verecek olanlar için ülkemiz parlayan yıldızdır diyebilirim. Ancak Armati Gözlük olarak tüm ticari faaliyetlerimizde ön planda tuttuğumuz mesleki ahlak bağlamında sektörün biraz daha gelişmesi gerektiğini söylemek durumundayım. Bizlerin, sizin gibi yayıncıların ve şüphesiz ki derneklerin aracılığıyla daha çok emek vererek ve örnek olarak pazarın daha etik bir şekilde büyümesine katkı sağlamamız gerektiğini düşünüyoruz.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Tüm uluslararası fuarlara katılım sağlıyoruz. Bu büyük organizasyonlar sektörümüzün nabzını tutmak için çok değerli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Uluslararası optik fuarları için yeni teknolojiler ve trend markaların buluşma arenası diyebiliriz. Daha önce de belirttiğimiz gibi Armati Gözlük olarak bu fuarlara katılmayı çok önemsiyor ve her katılımda sanki ilk kez katılıyor gibi bir coşkuyu deneyimliyoruz. Benzer duyguları yaşayan meslektaşlarımızın kolaylıkla anlayabileceği üzere mesleğimize ve sektörümüze yönelik bu tutkuyla çalışmalarımızı sürdürmekten heyecan duyuyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?

Silmo İstanbul Optik Fuarının 10. yılı bizim gibi herkes için hem verimli hem de coşkuyla geçti. Gerek fuarın yeni yeri gerekse de Çırağan Sarayı’ndaki ödül gecesi muhteşemdi. Silmo Award İstanbul Ödülleri’nin ilk kez verildiği bu görkemli 10. yıldönümü kutlamasında sektöre yön veren meslektaşlarımızla bir arada olmak unutulmazdı. Geçen yıl yeni salonlarında ve birçok yenilikleri ile gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı, her geçen yıl daha geniş kitlelere ulaşacağının, daha verimli olacağının ve daha fazla coşku yaşatacağının habercisi oldu. Silmo İstanbul Optik Fuarı ekibini bizleri bu değerli organizasyonda meslektaşlarımızla buluşturduğu, iş fırsatları sunduğu için bir kez daha tebrik etmek isteriz.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

Öncelikle derginiz 4 your eyes’ta bize yer verdiğiniz için biz teşekkür ederiz. Dijital yayıncılık gelecek demek. Gelecek demek 4 your eyes demek. Dijital dergi sayesinde daha geniş kitlelere ulaşıyor olmanız yanında daha çevreci olan online yayıncılık ile gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir dünya bırakıyorsunuz.

Mayıs 2024

Oliver Peoples & Roger Federer

Güçlü Uyum

Oliver Peoples and Roger Federer ilk ortak gözlük koleksiyonlarını beğenilere sundu. Serideki tasarımlar, efsanevi tenisçiyi onurlandıran özel detaylarıyla öne çıkıyor.

Batı Hollywood’un kalbinde, Sunset Bulvarı’nda doğan bir miras markası olarak Oliver Peoples, 1987 yılında ilk butiğinin açılmasıyla kuruldu.  Los Angeles’ın eşsiz kültürü; moda, film, sanat, müzik unsurları markanın ürünlerine ve havasına ilham vermeye devam ediyor. Oliver Peoples en başından beri üstün ürün tutkusuna, Kaliforniya’da kök salmış kendine özgü bir kültüre ve hizmet titizliğine sahipti. Bu temel değerler markanın kalbinde yer almayı sürdürürken bugün de varlığını koruyor. Otantik ve tutarlı bir ses aracılığıyla Oliver Peoples hiçbir zaman bir logoya güvenmedi, bunun yerine yaklaşımını takdir eden, saygı duyan ve benzer düşünen tüketicilerle ilişkiler geliştirdi. Roger Federer spor tarihinin en sevilen ve en çok ödül alan tenisçilerinden biri olarak, 237 hafta üst üste olmak üzere 310 hafta boyunca Association of Tennis Professionals (ATP) tarafından teklerde dünya 1 numarası olarak gösterilmiş ve yıl sonunu beş kez 1 numara olarak tamamlamış efsanevi bir sporcudur. En çok Wimbledon şampiyonluğu elde eden erkek tenisçi rekorunu 8 kez ile kırarken, şanlı kariyerinde 20 Grand Slam şampiyonluğu bulunmaktadır. Roger Federer ayrıca kendi adını taşıyan vakfı aracılığıyla son 20 yılda Afrika’da ve kendi ülkesi İsviçre’de 2.5 milyondan fazla çocuk için eğitim fırsatı sunmuştur. Oliver Peoples ve Roger Federer ilk gözlük koleksiyonları için bir araya gelerek, bu özel seriyi 2024 İlkbahar sezonuyla birlikte beğenilere sundular. Roger Federer ve Oliver Peoples markaları altında dört koleksiyondan oluşacak olan bu işbirliği, dördü güneş gözlüğü ve ikisi shield (kalkan) çerçeve olmak üzere altı yeni stil ile başlıyor. Efsanevi Roger Federer’in Oliver Peoples markasıyla birlikte tasarladığı bu eşsiz gözlük koleksiyonu hakkında kendisiyle yapılan röportajı sunuyoruz.

Oliver Peoples sizin için ne ifade ediyor ve sizi Oliver Peoples ile gözlük koleksiyonu için işbirliğine götüren hikayeniz nasıl başladı?
İlk Oliver Peoples çerçevemi satın almamın üzerinden yirmi yılı aşkın bir süre geçti ve böylesine köklü ve zarif bir markayla işbirliği yapmak için bir araya gelmenin çok özel olduğunu düşünüyorum. Oliver Peoples ile çalışmak istedim çünkü ürünlerinin bütünlüğünü takdir ediyorum ve RF markamı onlarla genişletmek benim için olması gereken doğal akışın bir parçasıydı. Ayrıca, performans gözlük markasının ne olmasını istediğimiz konusunda da aramızda güçlü bir uyum vardı; son derece işlevsel ama aynı zamanda lüks gözlükler üreteceğimizden emindim ve öyle de oldu.

Koleksiyonu tasarlarken küçük detaylar sizin için ne kadar önemliydi? Kişisel favori detayınızdan söz edebilir misiniz?
Detayların büyük bir hayranıyım. Çerçevenin her açısını ve işlevini özel kılmak için çok yakından odaklandık; hafif tasarım, yüksek optik kaliteli camlar ve tenis raketinden esinlenen özel bir corewire, sap uçları ve Wimbledon’daki kariyer galibiyetlerimin sayısına uygun olarak 8 numaranın kullanılması gibi özel detaylar ekledik.  Birini seçmem gerekirse, kişisel favorim eski tenis raketlerinden esinlenen özel corewire desenidir. Bu özel, ince gönderme doğrudan spor kariyerime yöneliktir.

Koleksiyonda yer alan her gözlüğü rahatlık ve konfor için tasarlandınız. İster yokuş yukarı bisiklet sürerken ister bir tenis maçının ortasında olsun, her gözlüğün performans boyunca tutarlı bir şekilde yüze oturmasını nasıl sağladığınızdan bahseder misiniz?
Geliştirme ekibiyle çalışırken uyum benim için büyük bir odak noktasıydı. İster spor ister günlük yaşam olsun, güneş gözlüklerimizin özellikle herhangi bir aktivitede yüzde kaymadığından emin olmak istedim. Sonuç olarak burun yastıkları ve sap uçlarında kaymayı önlemeye yardımcı olan kauçuk kavrama detayları ortaya çıktı. Tasarımların hafif olması da çerçevenin yüzde dengede durmasına yardımcı oluyor.

Koleksiyonda sizi ve mirasınızı onurlandıran pek çok özel ayrıntı var. Özellikle number 8’e, özel corewire desenini ve sekizgen RF metal logo parçasını dahil etmeye nasıl karar verdiniz?
Bu unsurlar koleksiyondaki her çerçevede yer alan çok hoş gizli detaylar. Daha önce de belirttiğim gibi 8 sayısı, Wimbledon’daki kariyer şampiyonluklarıma ve 8.8.81 olan doğum günüme bir göndermedir. Corewire diye adlandırdığımız özel tel deseni ve sekizgen sap uçları tenise ince bir göndermedir; corewire için vintage tellerden esinlendik ve sap uçları tenis raketinin uç parçası gibi sekizgendir.

Koleksiyonda kullandığınız camların özellikleri hakkında neler eklemek istersiniz?
RF x Oliver Peoples koleksiyonu, denizden ormana ve şehre kadar açık hava ortamlarının tonlarını güçlendirmek için Renk Geliştirme teknolojisini içeren görsel netliği yeniden tanımlayan camlar sunuyor. Polarize camlar parlamayı zahmetsizce keserken, aynalı yüzeyleri kullanıcıya gizem ve şıklık katıyor.

Koleksiyonun en tanınmış parçalarından biri Mr. Federer çerçevesi. Modeli bu kadar tanınır kılan nedir ve bu ismi seçme sebebiniz nedir?
Mr. Federer’in şekli 2023 Met Gala’da taktığım Oliver Peoples güneş gözlüğünden esinlenildi. Bu zamansız kare cam şeklinin her zaman hayranı olmuşumdur, ancak işbirliğimiz için bu görünümü daha sportif bir şekilde birleştirmek istedim. Bunun sonucunda zamansız, sofistike bir stil ortaya çıktı. Ancak yine de yüksek optik kaliteli camlar, kauçuk kavrama özellikleri ve özel detaylar dahil olmak üzere koleksiyondaki diğer çerçevelerle aynı performans ayrıntılarına sahiptir.

Mayıs 2024

Kuzguncuk Optik

KUZGUNCUK OPTİK
Butik Şıklık

“Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın yıllar geçtikçe kendini daha çok geliştiriyor olması bizleri çok mutlu ediyor.”

Merhaba Süleyman Bey, kendinizden ve optik sektörüyle nasıl buluştuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba, iş hayatıma aile işi olan tekstil sektörüyle başladım. Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik bölümünden mezun olduktan sonra toptan olarak yaptığımız tekstil işini perakende ağını kurarak devam ettirdim. Daha sonrasında bir dostum vesilesiyle optik sektörüne giriş yaptım. İlk mağazamızı İstanbul’un Maltepe ilçesinde hali hazırda bulunan bir optikçiyi devralarak başladım. Çok heyecanlıydım yeni bir sektöre giriş yapmak zordu fakat daha önce esnaflık yaptığım için uyum sürecim çok kısa sürdü. Kuzguncuk semtine eşimle beraber bir pazar günü kahvaltı yapmaya gitmiştik. Kuzguncuk’u ilk gördüğüm zaman beni çok heyecanlandırmıştı. Semtin ismi de beni çok etkilemişti. Kuzguncuk’ta bir mağaza açma isteği o an kafamda belirmişti. Hali hazırda 2 tane mağazam vardı fakat bu semtin ismi beni etkilediği için burada açacağım mağazanın ismini Kuzguncuk Optik olarak belirledim. Kuzguncuk Optik olarak ilk mağazamızı Kuzguncuk’ta, ikinci mağazamızı Bağdat caddesinde, üçüncü mağazamızı ise Çengelköy’de açmış bulunmaktayız.
Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Biz genelde daha butik ürünleri satmaktan keyif alıyoruz. Müşterilerimiz mağazalarımıza girdiğinde renkli, farklı tasarımlı gözlükler görüyorlar ve çoğu yerden farklı bir tarzımız olduğunu söylüyorlar. Bu da bizi bu çok mutlu ediyor. En çok satış yaptığımız markalar optik olarak Oxibis, Dutz, Alexander Wintsch, Vanni, Tom ford, Vycoz. Güneş gözlüğü olarak ise Isabel Marant, Papary, Franco Vital, Killian, Etnia Barcelona, Serengeti, Prada.
Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz?
Her müşteri bizim için önemlidir. Bu sebeple de mağazalarımızda her segmente hitap eden ürünler bulunduruyoruz. Müşterinin aradığını bulmasının ve farklı segmentteki ürünleri görmesinin müşteri memnuniyeti için kritik olduğunu düşünüyorum. Bu memnuniyet bize çok sayıda referanslı müşteri getirdi, tabii bu da satışları pozitif olarak etkiliyor.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazamızda en çok satışı yapılan marka ayrımını yapmak bizim adımıza doğru bir yaklaşım olmayabilir çünkü her marka bizim için gerçekten değerli. Biz mağazamızda marka ayırt etmeksizin kişinin yüzüne yakışan, sağlık ve konfor anlamında da rahat edeceği gözlük modeli hangisi ise o markaya yönlendirmeye çalışmaktayız. Çünkü kişinin bütçe ve isteklerine göre sunduğumuz marka tercihimiz de değişebiliyor. Bu yüzden geniş bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü koleksiyonu sunmaktayız. Tom Ford, Prada, Miu Miu, Giorgio Armani, Emporio Armani, Burberry, Moschino, Dsquared2, David Beckham, Ray-Ban, Garrett Leight California, Yohji Yamamoto, Oliver Peoples, Kaleos, Mooshu, Vanity Effect, Snob Milano, Kyme, Mykita, French Retro, Entourage Of 7, Markus T, For Art’s Sake London, Vycoz, Frank Custom, Hally & Son, UDM Unique Design Milano, Movitra, Bust Out, Projekt Produkt örnek verebileceğimiz markalardan.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızın ismi Lagom İsveççe bir kelime olup “Ne çok az ne çok fazla. Tam kararında” yani kısaca “dengeli” anlamına geliyor. Dengeli yaşama sanatını mağazamızda bulundurduğumuz ürün çeşitliliğimize de yansıtmak bizim için önemli. Her segment ürüne mağazamızda yer veriyoruz. Geniş bir ürün yelpazesi sunarak farklı müşteri ihtiyaçlarına hitap ediyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Bilinen designer markalar her segment tarafından fazlasıyla talep görüyor fakat sabit bir müşteri kitlemiz var ki designer markalar yerine mağazalarımızda bulunan daha butik, daha özgün marka ve modelleri talep ediyor. Bizim de vizyonumuz özgün ve farklı tasarımları müşteri ile buluşturmak olduğu için bu gidişattan çok memnunuz.
Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Bence sektördeki en önemli konu bu. Biz her zaman müşteriyi merkeze koyuyoruz, yaşadıkları probleme onların gözüyle bakıyoruz. Müşterilerimize satış sonrası üründe veya camda oluşan sorunları en hızlı şekilde çözmeyi garanti ediyoruz ve bunu da yapıyoruz. Mesela mağazalarımıza gelemeyen müşterilerin problemlerini çözmek için evlerine giderek hizmet verebiliyoruz. Çözüm odaklı olmak temel ilkelerimizden biridir ve buna göre satış sonrası hizmetlerimizi şekillendiriyoruz.

Üç mağazanız da cadde üstünde yer alıyor. AVM içerisine de mağaza açmayı düşünür müsünüz ve neden?
Şimdiye kadar mağazalarımı insan trafiğinin yoğun olduğu lokasyonlarda açtım. Çünkü insan sirkülasyonunun satışları olumlu etkilediğini düşünüyorum. Aslına bakarsanız cadde üstü mağazacılığı kadar AVM mağazacılığının da bir üyesi olmak isterim. Bu sebeple dördüncü mağazamızı AVM içerisinde açmayı istiyoruz.
Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Sektörümüzde fiyat rekabeti fazlasıyla ön plana çıkıyor. Şehir ve semt fark etmeksizin aradığınız bir gözlüğü optik mağazalarında birbirinden farklı fiyatlar ile bulabiliyorsunuz. Dolar ve Euro kurunun hızlı geçişleri bu fiyat rekabetini çok etkiliyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Evet bence yeterli. Özellikle bu sene ki Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda firmaların yaptığı eğitim çok verimli idi. Tedarikçilerin verdiği eğitimlere tüm çalışma arkadaşlarımızla beraber katılıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızla ayda bir yaptığımız toplantılarda satış politikalarımızı gözden geçiriyoruz.
Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Gözlük kullanımı ve bilincinin geçmiş senelere göre artış gösterdiğini düşünüyorum. Bu durumu müşterilerimizden de gözlemleyebiliyoruz. Gözlük kullanımının bilinçli bir şekilde artırılmasında en büyük görev bence önce göz doktorlarımıza sonrasında ise mağazalarda çalışanlara düşüyor. Bilinçli çalışanlar insanları daha doğru yönlendirebiliyor. Her alanda kamu spotu yapılıyor. Göz de çok kritik bir sağlık konusu belki bu alanda da halkı bilinçlendirmek için kamu spotları hazırlanabilir.
Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet kesinlikle takip ediyorum. En son Şubat ayında Milano’da gerçekleşen Mido fuarına katıldım. Uluslararası optik fuarlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bu fuarlar aracılığıyla en trend modelleri ve farklı, yeni çıkan markaları müşterilerimizle buluşturmak istiyorum.
Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı bu yıl gerçekten de genişleyen hizmet alanı ile geçen yıllara göre çok daha görkemliydi ve bu sayede çok daha fazla firma ürünlerini sergiledi. Yurt dışından gelen misafirlerin geçen yıllara göre daha fazla olduğu kanaatindeyim. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın yıllar geçtikçe kendini geliştiriyor olması bizleri çok mutlu ediyor.
Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Öncelikle 4 your eyes ekibine bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Dijital yayınların önemi gün geçtikçe artıyor. 4 your eyes ekibinin de dijital yayına geçmesiyle daha büyük kitlelere ulaştığını düşünüyorum. Yayınlarınız insanların yeni markalar keşfetmesi ve bu sektöre dair daha fazla bilgi sahibi olabilmesini sağlıyor.

 Nisan 2024

Sarpa Optik

SARPA OPTİK

Dürüst Ticaret

İlk defa katılımcı olduğumuz Silmo İstanbul 10. yılında muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak ve o atmosferi yaşamak çok keyifliydi.

Merhaba Tuncay Bey, biraz kendinizden ve optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba 1982 Muş doğumluyum. Çalışma hayatıma 1999’da sektörün her alanında hizmet veren önemli bir firmada başladım. İki yıl sonrasında henüz 18 yaşındayken kendi firmamı kurdum ve önceden çalıştığım firmaya Solingen markası altında fason üretim yaptırıp ağabeylerim ile birlikte İstanbul’da satış ve pazarlamaya başladık. Daha sonra başka fabrikalara da fason üretim yaptırıp Anadolu’ya uzandık. 2003 yılında daha iyi ve rekabetçi ürünler elde etmek için ithalata başladık. Bugünden geçmişe baktığımda bu mesleğe çekirdekten başlayarak 25 yıldır optik sektöründe olduğum için mutluyum ve işimi halen büyük bir heyecanla yapıyorum. Geçmişte Müsiad ve Tobb gibi bazı sivil toplum kuruluşlarında çalışmalar yaptım. Şu anda da İstanbul Ticaret Odası 73 nolu Gözlükçülük ve Saatçilik Komitesi Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum. Orada da komite üyesi meslektaşlarımla birlikte sektörümüzün birçok sorununun çözülmesine ve sektörümüzün gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Sarpa Optikin temel değerlerinden ve sektörel vizyonundan söz edebilir misiniz?
Sarpa Optik 2001 yılı Eylül ayında gözlük ticaretinin merkezi olan İstanbul Sirkeci’de kuruldu. 11 Eylül saldırılarının gerçekleştiği ve dünya ekonomisinin buhranlı bir döneme girdiği sırada, cesur bir girişimcilik örneği olarak ortaya çıkmış ve optik sektöründeki yerini almıştır. Kurulduğu günden bugüne dürüst ticaret ilkesiyle istikrarlı bir şekilde büyüyerek faaliyetlerini sürdürmektedir. İş ortaklarıyla, güvene dayalı Kazan-Kazan ilkesiyle çalışan Sarpa Optik her zaman iş ortaklarının görüş, talep ve önerilerini önemsemiş bu doğrultuda adımlar atmıştır. Sarpa Optik, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan ÜTS sistemine tam kayıtlı olmakla birlikte yerli ve milli bir şirket olup kendi öz sermayesi ile 2 ayda bir yeni koleksiyonunu istikrarlı bir şekilde piyasaya sunma başarısını ortaya koymaktadır. Sarpa Optik, satış stratejisi ve büyüme hedefleri doğrultusunda başarılı çalışmalarını, azimle ve kararlılıkla devam ettirecektir.

Firma bünyesinde kaç markanız var? Markalarınızın temel özelliklerini, etkileşim gruplarını ve sektördeki konumunu bizlerle paylaşabilir misiniz?
Distribütörü olduğumuz United Colors Of Benetton, Hemme Paris, Geoffrey Beene ve hakları Sarpa Optik’e ait olan Grey Flannel, Flannel, Solingen olarak 6 tane markamızla aktif olarak piyasadayız. United Colors of Benetton, tartışmasız zamanımızın en ikonik markalarından biri. Optik ve güneş gözlüğü koleksiyonu, erkek, kadın ve çocuklara yönelik rakiplerinden ayıran çeşitli renk tonlarıyla harmanlanmış klasik ve modaya uygun gözlükler sunuyor. Kendi kategorisindeki diğer markalarla rakipsiz olan konfor, uyum ve detaylara gösterilen özeni sağlamak için özenle tasarlanmış parlak renk tonlarını ve pastel çerçeveleri karıştırıp eşleştiren, ama asla abartmayan ve kendi kişisel kimlikleriyle ön plana çıkaran tasarımlar sunar. Hemme Paris, tamamen tasarım ve kaliteli malzemelerden yapılan optik ve güneş gözlüğü ürünlerini barındırıyor. Portföyümüzdeki en çarpıcı, hatta zamanın ötesinde tasarımlar bu markada bulunuyor. Geoffrey Beene bünyesinde kaliteli materyallerden üretilen üst grup optik ürünlerini yetişkin erkek ve kadınlara özel barındırıyor. Grey Flannel tüm yaş gruplarına hitap eden üst kalite optik modellerden oluşmaktadır ve ürün gruplarımızın içinde en geniş model yelpazesine sahiptir. Flannel markamızda hem optik hem de güneş gözlüğü modellerimiz mevcut. Bu markamız fiyat olarak Grey Flannel markamızın altına konumlanmış olup bünyesinde çocuk hariç tüm yaş gruplarına hitap eden alternatif modelleri barındırıyor. Ayrıca bu markanın güneş gözlüğü modellerinde kullandığı kaliteli mineral camlar ve klasik erkek modelleri ile marka ön plana çıkıyor. Solingen ise ürün gruplarımızın içinde en ekonomik fiyatlı üst grup kaliteli optik ve güneş gözlüğü modelleri bulunuyor.

Portföyünüze katmayı düşündüğünüz yeni markalar var mı?
Sarpa Optik olarak 2001 yılında Solingen markamızla başladık, 2003 yılında Flannel markamızı, daha sonrada Grey Flannel markamızı portföyümüze ekledik. Daha sonra Geoffrey Beene markamızın distribütörlüğünü aldık. Devamında da Hemme Paris markamızın distribütörlüğünü aldık. 2023 yılında da İngiltere merkezli Mondottica firması ile işbirliğine giderek United Colors Of Benetton markamızın distribütörlüğünü aldık. Hem bizim hem de iş ortaklarımızın, satış, pazarlama ve büyüme stratejisine katkıda bulunacağına inandığımız ve aynı zamanda hikayesi olan, heyecan uyandıran yeni markaları portföyümüze eklemekten geri durmayacağız.

Sarpa Optik olarak büyümenizi hızlandırmak amacıyla ne gibi bir yönetim stratejisini tercih ediyorsunuz?
Öncelikle şunu söylemek isterim şirketimiz kurulduğundan bu yana her yıl istikrarlı bir şekilde büyümektedir. Hatta bağlı bulunduğumuz İstanbul Avcılar Vergi Dairesinde 2019 yılı vergi rekortmenleri listesinde 169. sırada yer aldık. Diğer yıllarda da vergi rekortmenleri listesinde yer aldık. Bu Sarpa Optik’in başarısının ve ülke ekonomisine katkısının bir göstergesidir. Bu başarı için tüm takım arkadaşlarımla birlikte her zaman firmanın gelişimine ve büyümesine azami gayret gösteriyoruz. Şirkette tüm çalışanların rahat ve mutlu çalışması motivasyonlarının yüksek olması şirket başarısı için önemlidir. Ve bunun için gerekli olan her türlü desteği ve katkıyı sağalıyoruz. Sarpa Optik sağlam altyapı ve güçlü sermaye yapısına sahip olan ve şeffaf yönetilen bir aile şirketi olarak yoluna devam edecektir.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Biz Sarpa optik olarak müşterilerimizi iş ortağımız olarak görüyoruz ve tek satış kanalımız iş ortaklarımızdır. Biz ürünlerimizi nihai tüketiciye sadece gözlük mağazaları vasıtasıyla satılmasını önemsiyor, bunun içinde her türlü tedbiri alıyoruz. Tüm Türkiye’ye yayılan pazarlama ağımızla geleneksel pazarlama yöntemini uyguluyoruz. Altı tane pazarlama ekimiz sahada aktif olarak çalışıyor. Her ekip kendi bölgesinde çalışmasını sürdürüyor. Ekiplerimiz 2 ayda bir düzenli olarak turlara çıkar. Zaten öncesinde koleksiyonlarımızı hazırlarken planlamasını ona göre yaparız. Her turda hem distribütörü olduğumuz markaların hem de özenle tasarlayıp, en iyi malzeme seçimi ile kaliteli fabrikalarda fason olarak ürettirdiğimiz kendi markalarımıza ait yeni modelleri iş ortaklarımızın beğenisine sunarız. İş ortaklarımız ile güvene dayalı bir ticari ilişki söz konusu olup, satış sonrası gerek ödeme konusunda gerek servis ve yedek parça konusunda gerekli desteği sağlıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı düzenlendiği yıldan itibaren başarı çıtasını hep yükselterek Türk optik sektörünün buluşma noktası olmuş ve dünyanın en büyük 5 optik fuarı arasına girmeyi başarmıştır. Bu gerçekten büyük bir başarıdır. Bu başarının yakalanmasında emeği geçen tüm Silmo İstanbul ailesini yürekten tebrik ediyorum. 2023 yılında yeni ve daha büyük salonlarda 10. kez gerçekleşmesiyle biz de Sarpa Optik olarak ilk defa Silmo İstanbul Optik Fuarında yerimizi aldık. Bizim için fuar muhteşemdi. İş ortaklarımızla buluşmak, yeni müşteriler ile tanışmak o atmosferi yaşamak çok keyifliydi. Silmo İstanbul Optik Fuarının başarılarının artarak devamını diliyor bir parçası olmaktan mutluluk duyacağımızı da ifade etmek isterim.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyesin dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açıkçası her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bir derginin hatta birden çok derginin olması bilgiyi gerçek kaynağından öğrenmek adına çok önemli. Öncesinde derginin her baskısını takip eder birçok bilgiyi oradan öğrenirdik ancak artık dünya dijitalleşiyor ve hem dünyada hem de ülkemizde birçok dergi dijitalleşti. Dolayısıyla şimdi de 4 your eyes’ın her yayınlandığında keyifle inceliyor birçok bilgiyi ediniyoruz. Yaptığınız bu güzel iş için sizleri tebrik ediyor, en güzel şekilde yapmaya devam edeceğinize inanıyorum. Bu röportajda da bana ve şirketime yer verdiğiniz için şahsım ve şirketim adına çok teşekkür ediyorum.

Nisan 2024

Alexander Wintsch

Retro Cazibesi

Silmo İstanbul’daki varlığımız bize profesyonellerle bağlantı kurmak için değerli fırsatlar sunarken, Türkiye pazarının gelişen trendleri ve tercihleri hakkında içgörü kazanmamızı sağlıyor.

Alexander Wintsch 1958 yılında Barselona’da doğdu. Çocukluğunun büyük bir kısmını annesi Mireya Wintsch’in memleketi olan İsviçre Alpleri’nde geçirdi. Annesi onun hayatında önemli ve temel bir figürdü. Ona disiplinin, çabanın, azmin ve hepsinden önemlisi dağlara ve kayak yapmaya olan tutkusunun önemini öğretti. Babasının yardımıyla Madrid’de ilk gözlük şirketini açtı. Babasından, ilk koleksiyonlarını hazırlamasına yardımcı olan yenilikçi ve girişimci ruhunu miras aldı. Mireya Wintsch uçuş görevlisi olarak çalıştığı ve çeşitli kültürlerle ve ona ilham veren insanlarla tanışmasını sağlayan seyahatlerinin hikayelerini oğluna aktardı. Her seyahatle birlikte, annesinin anılarının onuruna yeni bir koleksiyon doğdu. Bu nedenle, her modele farklı bir heybetli dağın adı verildi. Şimdi de bu özel mirası koruyarak geleceğe taşıyan Alexander Wintsch’in kızından başkası değil. Küresel optik sektörünün önemli oyuncularından biri olan Alexander Wintsch markasının Uluslararası Direktörü ve Kreatif Direktörü Marta Llopis ile markaya dair yaptığımız özel röportajı sunuyoruz.

Tasarımcı olan babanız Alexander Wintsch’in mirasına sahip çıkarak bu köklü markanın Yöneticisi ve Kreatif Direktörü oldunuz. Kariyerinizin nasıl şekillendiğinden bahsedebilir misiniz? Tasarıma ilginiz nasıl başladı?
Madrid’deki IE Üniversitesi’nde İşletme alanında lisans eğitimi aldım. Odak noktam işletme çalışmaları olsa da IE, teknoloji ve inovasyona verdiği önemle tanınıyor. Orada geçirdiğim süre boyunca inovasyon, tasarım ve iş dünyasının kesiştiği noktalara yoğun bir ilgi duymaya başladım. Babam tanıdığım en yaratıcı insandır. Çok sayıda marka için 40 yılı aşkın tasarım deneyimiyle beni gözlük tasarımı dünyasıyla tanıştırdı. Üzerimdeki etkisi çok derin oldu; çok küçük yaşlardan itibaren ona ofisinde eşlik eder, renkli asetatlarla oynar ve yaratıcı sürece ilk elden tanıklık ederdim. Eğitimimi tamamladıktan sonra kendimi tamamen onun işine adadım. Ondan öğrendiğim en değerli derslerden biri, yeni tedarikçiler keşfetmenin ve onlarla işbirliği yapmanın önemi oldu. En iyi malzemeleri temin etmek için sık sık farklı ülkelere seyahat ediyor ve kreasyonlarımızın gerçekten benzersiz olmasını sağlıyoruz. Babamın rehberliğinin ve akıl hocalığının hayatım üzerindeki etkisi çok fazladır. Sadece tasarım tutkusunu benimle paylaşmakla kalmadı, aynı zamanda beni kendi yaratıcılığımı ve sesimi keşfetmeye teşvik etti.

Alexander Wintsch’in tasarım dili hakkında neler söylemek istersiniz? Bu noktada diğer markalardan nasıl ayrışıyor?
Alexander Wintsch’in tasarım dili, zarif ve zamansız tarzıyla öne çıkan, gelenek ve yeniliğin eşsiz bir karışımıdır. Kökleri aile mirasına dayanan Wintsch’in kreasyonları, yeni ve yenilikçi unsurları bir araya getirirken kalıcı zarafeti de yakalıyor. Bu denge hem geleneğe hem de modernliğe değer veren müşterilere hitap eden özgünlük ve mükemmellik ile etkileşime giriyor. Wintsch’in detaylara gösterdiği özen ve aile geleneğini paylaşma konusundaki kararlılığı, her bir parçanın geçmişe bir övgü ve geleceğe bir bakış olmasını sağlayarak seçici müşterilerle kalıcı bir bağ kuruyor.

Koleksiyonlarınız için ilham kaynaklarınız nelerdir? Esinlendiğiniz unsurlar her yeni koleksiyonda farklılık gösteriyor mu?
Markamıza eşlik eden iki ana ilham kaynağı var: aile mirası ve piyasa trendleri. Markamızın temelini oluşturan değer, özellikle büyükannem ve babamın çocukluğundan ilham alan aile mirasımıza dayanıyor. Büyükannem olağanüstü bir kadındı, zamanının ötesindeydi ve son derece cesurdu. Tüm bu unsurlar, tasarladığımız koleksiyonların içinde yer alıyor. Koleksiyonlarımıza İsviçre değerleri ve kültürü aracılığıyla anlam katmaya çalışıyoruz. Bunu başarmak için, en son Davos koleksiyonumuzda görüldüğü gibi, İsviçre’ye her seyahat ettiğimizde ilham arıyoruz. Bir diğer açık ilham kaynağımız ise tasarımcı ekibimizin yeni trendleri, renkleri ve malzemeleri yakalamak için düzenli olarak katıldığı uluslararası ticaret fuarlarıdır. Ayrıca, işbirliği yaptığımız fabrikaları ziyaret etmek de çok önemli. Size sunulan ile gördüğünüz genellikle iki farklı şey olabilir.
Markanın ünlü Icon koleksiyonunun karakteristik yapısından bahsedebilir misiniz? Bu ayrıcalıklı seri yeni modellerle genişleyecek mi?
Icon koleksiyonunun arkasındaki fikir, zaman içinde en çok satan modelleri korumak veya pazar trendlerini takip etmeyen, ancak markamızın bir sembolü olarak hizmet eden benzersiz ve retro modeller ortaya koymaktır. Evet, zaman içinde güçlü bir marka kimliğine sahip yeni özel modellerle kesinlikle genişleteceğiz.
En yeni Davos koleksiyonunuzda öne çıkan çarpıcı detaylar bulunuyor. Davos’un özelliklerinden söz edebilir misiniz?
Davos koleksiyonumuz, İsviçre’den aldığımız ilhamın özünü koruyan kapsül koleksiyonlar sunma konusundaki kararlılığımızın bir kanıtıdır. Bu yıl, Davos ve Arosa olmak üzere iki kapsül koleksiyonu piyasaya sürmekten heyecan duyuyoruz. Adını İsviçre’de kış sporları yarışmalarının oldukça popüler olduğu pitoresk kayak kasabasından alan Davos, benzersiz menteşe detayları ve bambu şakaklarıyla retro bir estetiğe sahip. Detaylara titizlikle özen gösterilerek hazırlanan bu kapsül koleksiyon, slalom, snowboard ve kayakla atlama gibi kış sporlarının heyecan verici dünyasından ilham alıyor. Her bir çerçeve, eko-asetat malzemelerden üretilmiş iğne uçları, karmaşık bir şekilde oyulmuş saplar ve ön kısımdaki ince süslemeler gibi özel dokunuşlara sahiptir. Eylül ayında, tatillerimizi sık sık geçirdiğimiz bir başka büyüleyici İsviçre kayak köyünden esinlenerek Arosa koleksiyonunu piyasaya süreceğiz. Bu özel koleksiyonda, gözlük meraklıları için lüks ve dayanıklı bir seçenek sunan titanyumdan üretilmiş çerçeveler yer alacak.
Alexander Wintsch’te sizin için en özel tasarımlar hangileridir ve neden?
Alexander Wintsch’te bizim için en özel tasarımlar şüphesiz Icon koleksiyonunda yer alıyor. Bunlardan en ikonik olanları AW6145 Sulegg ve AW6144 Grunhorn’dur. Bu iki modelden ilham alan daha fazla seri geliştirmek için sürekli çalışıyoruz. Bununla birlikte, tasarımcımız Alexander’ın kişisel favorisi AW20155 Bernnina kadın modelidir.
Türkiye’de distribütörlüğünüz aracılığıyla temsil ediliyorsunuz. Bu işbirliğinin Alexander Wintsch markasına katkıları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Optiser’in Türkiye’deki tek yetkili distribütörümüz olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Silmo Paris fuarına ilk ziyaretim sırasında meraklı kişiler standımıza yaklaştı. Pazardaki diğer markalardan sıyrılan retro bir marka arıyorlardı ve küçük, gözden uzak bir stantta bile olsa bize ilgi gösterdiler. Onların sayesinde marka sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da büyüdü. Markanın önemli bir yere gelebileceğine dair bana güven aşıladılar. Bugün 15’ten fazla ülkede temsil ediliyoruz ama şüphesiz en iyi temsil Türkiye’de. Gelenek, aile ve moda değerlerimizi paylaşıyorlar. Ayrıca, Türkiye’de pazara özel modelleri var ve her zaman en son trendleri takip ediyorlar.
Türkiye’de gerçekleştirilen Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda temsil edilen markalardan biri olarak fuarı ve fuarın eriştiği coğrafyadaki varlığınızı nasıl değerlendirirsiniz?
Markamız için böylesine önemli bir etkinlik olan Silmo İstanbul Optik Fuarının bir parçası olmaktan onur duyuyoruz. Fuara bizzat katılarak, markamızın temsil edilme ve en yeni koleksiyonlarımızı sergileme konusundaki yetkinliğine şahit oldum. Fuarın yönetim ekibi bu konuda mükemmel bir iş çıkarıyor. Fuardaki varlığımız bize sektör liderleri ve potansiyel müşterilerle bağlantı kurmak için değerli fırsatlar sunarken, aynı zamanda Türkiye pazarının gelişen trendleri ve tercihleri hakkında içgörü kazanmamızı sağlıyor. Türkiye’nin hızla genişleyen bir pazar olduğu göz önüne alındığında, bu fuara katılmak büyüme fırsatlarından yararlanmamıza ve bu bölgedeki marka varlığımızı güçlendirmemize olanak sağlıyor.

Nisan 2024

Dita

 

Lüks marka, zanaatkarlıktan ödün vermediği, gelişmiş cam teknolojisine sahip süper rahat ve yüksek kaliteli Dita Lancier koleksiyonuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Dita 1995’ten bu yana gözlüğü geleneklerinin ötesine geçerek yeniden keşfetti ve cesur karakter çerçevelerinden yenilikçi teknoloji aracılığıyla zamansız şekillerin yeni yorumlarına kadar çeşitli ürünlerle gizli bir lüks yarattı. Tasarım alanında 25 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren ve üretimin en üst seviyelerinde yer alan ortaklarıyla Dita’nın uzmanlığı benzersizdir ve optik inovasyonda gerçek bir lider olarak imrenilen bir itibar kazanmıştır. Özellikle altın ve siyahın çarpıcı tonlarındaki farklı ve cesur tasarımlarıyla tanınan Dita, önde gelen bir gözlük markası olarak adından söz ettiriyor. Marka geçtiğimiz yıl, çağdaş yeteneği ve zahmetsiz şıklığıyla büyüleyen Dita Lancier koleksiyonunu tanıttı. Dita Başkan Yardımcısı Drew Oppermann ile Dita Lancier koleksiyonunu diğerlerinden ayıran benzersiz özellikler hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Drew, Dita’yı bir gözlük markası olarak tanıtmaya gerek yok. Ancak bize bu lüks markanın felsefesi hakkında bilgi verebilir misiniz? Dita ürünlerini öne çıkaran nedir?
Dita’da yaptığımız her şeyde bireyselliğe ve statükoyu yıkmaya inanıyoruz. Dita markası tek bir kategoridir ve ürünlerimizden ödün vermeyiz. Yalnızca, olağanüstü ve benzersiz yetilerini nesilden nesile aktaran usta zanaatkarlara sahip en iyi Japon fabrikalarıyla çalışıyoruz.

Dita Lancier’i lanse etmekteki motivasyonunuz neydi?
Dita Lancier koleksiyonumuzu geçen yıl biri güneş gözlüğü diğeri optik olmak üzere iki yeni konseptle yeniden lanse ettik. Koleksiyonun motivasyonu, aynı zamanda şık, süper rahat, yüksek kaliteli bir ürün isteyen tüketiciye hitap eden gelişmiş güneş gözlüğü cam teknolojisine sahip bir marka başlatmaktı. Ardından, özel üretim yöntemleri ve Japonya’dan en iyi malzemeleri kullanarak inanılmaz derecede hafif, minimalist ve modaya uygun olağanüstü bir optik koleksiyon ekledik.

Dita Lancier koleksiyonunun ürün tasarımı ve kullanımı açısından klasik Dita koleksiyonundan farkı nedir?
Dita koleksiyonu, birçok stilde kendine özgü siyah ve altın kombinasyonları da dahil olmak üzere birçok cesur şekil ve renkle güçlüdür. Dita Lancier koleksiyonu ise olağanüstü rahatlığı, giyilebilir şekilleri ve toprak tonları ile modaya uygun ve hafiftir.

Dita Lancier’de gördüğümüz tasarımlardan bazıları nelerdir?
Dita Lancier koleksiyonunda geniş bir tasarım yelpazesi bulacaksınız. Optik tarafta hem yüksek kaliteli titanyum hem de Japon asetatından klasik, modaya uygun ve retro şekillerin bir kombinasyonuna sahibiz. Güneş gözlüğü koleksiyonumuz, karışık malzemeler ve özel özellikler kullanan çeşitli navigatör, pilot, modifiye yuvarlak ve kare şekiller içeriyor.

Dita Lancier aynı zamanda bir spor ortamında konumlanıyor. En çok hangi sporla ilişkilendiriliyorsunuz?
Dita Lancier güneş gözlüğü koleksiyonu başlı başına bir spor güneş gözlüğü koleksiyonu değil. Dita Lancier aktif bir yaşam tarzı güneş gözlüğü markasıdır. Tescilli güneş camlarımız çeşitli aktiviteler için inanılmaz derecede iyi çalışıyor.

Yüksek kaliteli bir görsel deneyim özellikle önemlidir. Camlarınızı diğerlerinden ayıran nedir?
Güneş gözlüğü camlarımızın özel renk tonu formülleri, son derece yüksek kaliteli AR kaplama ve uygulanabildiği yerlerdeki polarizasyon ile birleştiğinde camlarımızı benzersiz kılıyor. Her 3 camın da netliği ve renk kontrastı rakipsizdir. Farkı deneyimlemek için bir Dita Lancier güneş gözlüğünü denemeniz yeterlidir.

Land (Kara), Sea (Deniz) ve Air (Hava) arasında ayrım yapıyorsunuz. Land aktiviteleri için camların özellikleri nelerdir?
Land camımız tam polarizasyon ve yüksek kontrastın en iyi kombinasyonudur. Dita Lancier Land camı, doğal derinlik algısını tamamen korurken göz kamaştırıcı parlamayı önemli ölçüde azaltarak günlük aktivitelerin gerçeklerini karşılar. Yol ve patika ortamları için kahverengi polarize Land cam kırmızılar, yeşiller ve sarılarla kontrast oluşturur. Tam polarizasyon ve yüksek kontrast, daha fazla netlik sağlayarak canlı renkleri ortaya çıkarır ve karada optimum görünürlük sağlar.

Sea kategorisini diğerlerinden ayıran nedir?
Sea camlarımız plaj, tekne, yelken, balıkçılık gibi tüm su aktiviteleri için parlamayı azaltmada en üst seviyeyi sunar. Dita Lancier Sea camı, açık suda ve çevresinde kontrasttan ödün vermeden yansıyan yüzey parlamasının çoğunu ortadan kaldıran tamamen gömülü polarizasyon teknolojisine sahiptir. Bu gri cam, okyanus ve gökyüzünün mavi arka planına karşı kırmızılar ve cilt tonlarıyla kontrast oluşturur. Maksimum polarizasyona sahiptir.

Peki ya Air kategorisi?
Air camlarımız, tüm ışık koşullarında derinlik algısından ödün vermeden maksimum kontrast için polarize değildir. Bu camlar sadece yürüyüş, kayak ve dağcılık için değil, aynı zamanda polarize cam takamayan pilotlar için de mükemmeldir. Geliştirilmiş kontrast ve derinlik algısı sayesinde golf, hentbol veya tenis gibi topa vurulan tüm sporlar için en iyi seçimdir.

Dita Lancier’de hangi malzemeyi tercih ediyorsunuz? Güneş gözlüğü ile optik gözlük arasında malzeme farkı var mı?
Aslında optik ve güneş gözlüğü arasında malzeme açısından çok fazla ayrım yapmıyoruz. Hem optik hem de güneş koleksiyonlarındaki tüm Dita Lancier metalleri yüksek kaliteli titanyumdur. Her ikisinde de standart asetatlardan daha uzun süre kürlenen Japon asetatları kullanıyoruz. Bu seçimimiz asetatın kırılmadan daha ince olmasını ve deforme olmadan daha aşırı sıcaklıklara dayanmasını sağlıyor. Tek fark, sadece güneş koleksiyonumuzda daha atletik güneş gözlükleri için süper hafif bir naylon malzeme kullanıyor olmamızdır.

Kaynak: Spectr

Mart 2024

Lagom Optik

LAGOM OPTİK
Kararında ve Doğru

Silmo İstanbul’un her geçen yıl daha büyük bir hizmet alanı ve katılımcı sayısıyla büyümesi, sektördeki yenilikleri takip etme ve iş birlikleri kurma fırsatlarını artırmaktadır.

Merhaba Ece Hanım & Melih Bey. Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Ece Derman:
Merhaba, 1987 yılında Bursa’da doğdum. İşletme eğitimimle başladığım kariyerim, 12 yıl boyunca iki farklı global perakende mağazasında görsel yönetici pozisyonlarında çalışmalarım ile devam etti. Eşimin optik sektöründeki deneyiminden ilham alarak hayatımda yeni bir sayfa açmaya karar verdim. Eşim ile birlikte optisyenlik bölümünü okuyarak mezun olduk. 2023 yılının Nisan ayında kendi optik mağazamızı açtık.

Melih Derman: Merhaba, 1987 yılında Bursa’da doğdum.  2010 yılında Bursa’da yerel bir optik mağazasında çalışmaya başlayarak sektördeki ilk deneyimimi edindim. Burada geçirdiğim 13 yıllık süre boyunca gözlük modelleri, cam teknolojileri ve müşteri ihtiyaçları konusunda derinlemesine bilgi sahibi oldum. Bu süreçte sektörümüzdeki gelişmeleri yakından takip ederek, yeni teknolojilere ve trendlere hakim olmaya çalıştım. Yeni açtığımız mağazamızda dostlarımıza ve müşterilerimize hizmet vermekteyiz.

Lagom Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Kuruluş felsefemizde, sağlık ve modanın gözlük sektöründe ayrılamaz bir ikili olduğunu vurgulayarak ticari mağazalardan farklı bir yaklaşım benimsemek istedik. Bizler, mağazamızı ziyaret edenleri sadece müşteri olarak değil, aynı zamanda bizden destek ve yardım almaya gelen kişiler olarak görüyoruz. Görselliğin ön planda olduğu bir sektörde, sağlık ve modayı birleştiren konsept bir mağaza oluşturma hedefimiz doğrultusunda, modern teknolojileri en iyi kaliteyle birleştirerek mağazamızda mükemmel bir hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Bilgisayar destekli dijital odak alma makineleri gibi yenilikçi teknolojileri de kullanarak desteğimizi isteyen kişilerin ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
Mağazamızda en çok satışı yapılan marka ayrımını yapmak bizim adımıza doğru bir yaklaşım olmayabilir çünkü her marka bizim için gerçekten değerli. Biz mağazamızda marka ayırt etmeksizin kişinin yüzüne yakışan, sağlık ve konfor anlamında da rahat edeceği gözlük modeli hangisi ise o markaya yönlendirmeye çalışmaktayız. Çünkü kişinin bütçe ve isteklerine göre sunduğumuz marka tercihimiz de değişebiliyor. Bu yüzden geniş bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü koleksiyonu sunmaktayız. Tom Ford, Prada, Miu Miu, Giorgio Armani, Emporio Armani, Burberry, Moschino, Dsquared2, David Beckham, Ray-Ban, Garrett Leight California, Yohji Yamamoto, Oliver Peoples, Kaleos, Mooshu, Vanity Effect, Snob Milano, Kyme, Mykita, French Retro, Entourage Of 7, Markus T, For Art’s Sake London, Vycoz, Frank Custom, Hally & Son, UDM Unique Design Milano, Movitra, Bust Out, Projekt Produkt örnek verebileceğimiz markalardan.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Sizce farklı ürün segmentlerini bulundurmak satışlarınıza nasıl yansıyor?
Mağazamızın ismi Lagom İsveççe bir kelime olup “Ne çok az ne çok fazla. Tam kararında” yani kısaca “dengeli” anlamına geliyor. Dengeli yaşama sanatını mağazamızda bulundurduğumuz ürün çeşitliliğimize de yansıtmak bizim için önemli. Her segment ürüne mağazamızda yer veriyoruz. Geniş bir ürün yelpazesi sunarak farklı müşteri ihtiyaçlarına hitap ediyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Lagom Optik olarak mağazamızdaki değişiklikleri ve kampanyaları müşterilerimize ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden duyuruyoruz ve buna önem veriyoruz. Facebook ve Instagram sayfalarımız aracılığıyla düzenlediğimiz kampanyaları ve mağaza içi yenilikleri paylaşıyor, yeni gelen gözlükler hakkında bilgilendirme paylaşımları yaparak müşterilerimizle etkileşimde bulunuyoruz. Böylece hızlı, etkili ve güncel bir iletişim sağlayarak müşteri memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz.

Cadde mağazaları mı yoksa Avm içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Aslında cadde mağazacılığı ve Avm mağazacılığı da mağazamıza tam anlamı uymuyor. İlk önceliğimiz klasikleşmiş optik mağaza kültüründen sıyrılarak mağazamıza benzersiz bir karakter katmak ve enerjisini yüksek tutabileceğimiz bir ortam hazırlamaktı. Bulunduğumuz konum Bursa’nın en işlek ana hatlarından birisi yani yaya trafiğinin az olduğu fakat araç trafiğinin yoğun olduğu bir konum. Bizim bu konumu tercih sebebimiz olası vakit kaybımızı önleyerek koruduğumuz enerjimizi, mağazamıza alışveriş yapmaya gelen dostlarımıza ve müşterilerimize harcayarak en iyi hizmeti sunmaktı. Yaya trafiğinin yoğun olmasındansa mağazamızı şehir içine adapte ederek görünürlüğü artırmayı tercih ettik. Bunlar klasikleşmiş mağazacılık anlayışına ters olsa da araç ile gelen müşterilerimize sunduğumuz geniş otopark imkanımız mevcut ve toplu ulaşım ile gelmek isteyen müşterilerimiz için de şehrimizde bulunan metro hattına yürüme mesafesindeyiz. Böylelikle müşterilerimize kolay erişim sağlama ve mağazamızı şehir yaşamının içine entegre etme avantajına sahip olduk.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Lagom Optik olarak perakende sektöründe fiyat rekabetinin önemli olduğunun farkındayız, ancak önceliğimiz her zaman iyi ve kusursuz hizmet sunmak. Müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak, kaliteli ürünler ve uzmanlıkla desteklenen bir alışveriş deneyimi sağlamak bizim için önceliklidir.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Lagom Optik olarak kendi gelişimimizi bireysel olarak yönetiyoruz. Optik sektöründeki değişiklikleri ve yenilikleri takip etmek, mağazamızı tercih edenlere en iyi hizmeti sunabilmek adına sektördeki gelişmeleri anlamak için çeşitli online kaynakları ve sektör bilgilerini aktif olarak kullanıyoruz. Çeşitli online eğitimler ve sektörel etkinliklere katılarak kendimizi sürekli olarak güncelliyor ve geliştiriyoruz. Ayrıca optik cam firmalarından yetkili arkadaşlarımızın belirli periyotlarda mağazamıza uğramalarını ve cam teknolojileri hakkında sunum yapmalarını istemekteyiz. Böylelikle edindiğimiz bilgileri taze tutuyor ve yeni teknolojik bilgiler ediniyoruz. Mağazamızı daha rekabetçi kılabilmek ve en iyi optik deneyimi sunabilmek adına bilgi ve yeteneklerimizi artırmaya odaklanıyoruz.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Lagom Optik olarak Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın 10. yılında yaşanan gelişmeleri ve büyümeyi çok olumlu görüyoruz. Fuarın her geçen yıl daha büyük bir hizmet alanı ve katılımcı sayısıyla büyümesi, sektördeki yenilikleri takip etme ve iş birlikleri kurma fırsatlarını artırmaktadır. Fuar, sektördeki dinamizmi ve yenilikleri bir araya getirerek bize ilham veriyor ve müşterilere daha iyi bir hizmet sunma yolunda bize rehberlik ediyor.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 youreyes’in dijital yayıncılığa geçişi ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Derginizin dijital platforma geçişi, okuyucularınıza daha hızlı ve etkileşimli bir deneyim sunma potansiyeli taşıyor. 4 your eyes’in güçlü varlığının ve başarılarınızın devamını diliyoruz.

Mart 2024

Optic844

OPTIC 844

Giderek Güçleniyor

“Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor.”

Merhaba Volkan Bey. Öncelikle biraz kendinizden ve sektöre giriş hikayenizden bahseder misiniz?
Merhabalar. Üniversite hayatımı tamamladıktan ve sayısız önemli deneyim kazandıktan sonra, 2005 yılında eğitim ve satış koordinatörlüğünü yaptığım inşaat firmasının düzenlemiş olduğu WTA İstanbul Tenis Cup turnuvasına sponsor arama çalışmaları sırasında dönemin optik fuarını ziyaret ettim. Burada edindiğim kontaklar ve saha çalışmasının ardından dönemin önemli markalarından Tag Heuer’in Türkiye distribütörü olan Optimist Optik ile anlaşarak firmayı organizasyona sponsor olarak aldık. Organizasyon öncesi ve sırasında hem Optimist Optik hem de firmanın ajans işlerini yürüten Gökhan Şahinler ve Banu Baran ile mesai yapma şansım oldu. Organizasyonun ardından Optimist Optik’te Eğitim ve Pazarlama koordinatörü olarak sektöre giriş yapmış oldum. Uzun süredir keyifle içerisinde olduğum ve çok önemli firmalarda çalışma şansı bulduğum ve bu uzun yolun sonunda kendi firmamı kurduğum optik sektörüne girmem konusunda yönlendirmeleri için kendilerine çok teşekkür ederim.

Woodys ve Randolph gibi önemli markaların Türkiye distribütörlüğünü yürütüyorsunuz. Markalar ile ilgili okurlarımıza neler aktarabilirsiniz?
Randolph aslında uzun yıllardır göz önünde olan sinema, TV ekranlarında sıkça gördüğümüz ama Avrupa pazarında dahi olmamasından ötürü, daha az bilinen çok özel güneş gözlüklerine sahip markamızdır. 51. yılını dolduran firma son 41 yıldır Amerikan ordusunun tek tedarikçisi konumdadır. Bu durumun sebebi güneş gözlüğü camlarının ekstra özellikleri ve askeri dayanım standartlarına uygun özel metal kaplamalarıdır. Randolph güneş gözlükleri koleksiyonunun önemli bir kısmı mineral camlı ürünlerden oluşmaktadır. Mineral camların abbe değeri ve kontrast konusundaki avantajlarına ek olarak camların tamamında mavi ışık blokajı bulunuyor. Camlar darbelere karşı ekstra dayanaklı olmakla beraber her biri yandan ve arkadan gelen yansımaları önleyen özel bir kaplamaya sahiptir. Tüm güneş gözlükleri altın, gümüş, krom gibi metallerle özel olarak kaplanmakta ve Amerika’da üretilmektedir. Pek çok Hollywood yıldızının da günlük hayattaki tercihidir. Woodys ise bu yıl 10. yılını kutluyor ve her sene üzerine ekleyerek koleksiyonunu ve felsefesini geliştirmeye devam ediyor. Özel laminasyon teknolojileri ile benzersiz renkler ile harmanlanan, doğal bileşenlerden elde edilmiş asetatların 2 hafta buyunca fırınlanması ile benzersiz bir yapıda olan gözlükler optik konfor ve kullanım rahatlığı açısından son kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtmalarına yardımcı oluyor. Optik gereksinimler konusunda standart üstü bir yapıya sahip olan çerçeveler oldukça geniş bir model seçeneği ile optik müesseslerin müşterilerine konfor, kalite, tarz ve farklı olma duygusunu yaşatmayı amaçlıyor. Optik çerçeveler ile aynı özelliklere sahip güneş gözlükleri sap içlerindeki ‘Özel kişiler için tasarlandı’ sloganıyla uyumlu olacak şekilde farkını ortaya koyuyor.

Optic 844 markalarına yenilerini eklemeyi ya da kendi markalarını oluşturmayı düşünüyor mu?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz için öncelik temsilcisi olduğumuz iki markayı doğru şekilde konumlandırıp sektörün maksimumda faydalandığı ürünler haline getirmek. Bunun dışında sektördeki yeni marka ve teknolojileri yakından takip ediyoruz. Firmamız aslında ikili bir yapının parçası ve Optic 844 bir pazarlama firması. Dolayısıyla ülkemizde başarılı olacağını düşündüğümüz markaların farklı oluşumlar ile bünyemizde pazara sunulması da gelecek vizyonumuz içerisinde yer alıyor.

Optik sektörüne ne gibi farklılıklar ve yenilikler sunmayı hedefliyorsunuz?
Sektörümüzün potansiyelinin büyüklüğüne inanıyor ve gidilecek yolun çok uzun olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da bu düşünceye uygun çalışmalar yapmak istiyorum. Öncelikte bayilerimiz ve talep eden tüm sektör paydaşlarının da faydalanabileceği Prooptic eğitim alanımız ile sektörün gelişime katkıda bulunmayı amaçlıyorum. Sadece kendi markalarımızın özellikleri değil sektörün ihtiyaçlarına uygun 5 ana modülden oluşan bir eğitim programı hazırladım. Burada sektörün her alanda ihtiyacı olan yeni bilgileri paylaşabilmek ve işlerimizin sağlıklı büyümesini engelleyen bilgi kirliğini bir nebze de olsa temizlemek amacındayız. Kendini tanımayan insan kendini geliştiremez. Sattığı ürünleri tanımayan satıcıda kendini geliştiremez. Bu sebeple ürün bilgisine ve bu bilgilerin son kullanıcılara aktarılmasını sağlamaya çok önem veriyoruz ve bu hep önceliğimiz olacak. Sadece ürün satan değil sattırmayı da destekleyen, dedikodu değil bilgi üreten bir firma olmak önceliğimiz. Ayrıca sektörün ihtiyaçlarına uygun olarak bölgesel veya yapısal olarak uyum gösteren firmalara özel olarak farklı markaları da Türkiye pazarına sunmayı hedefliyoruz.

Dağıtım ve satış ağınızı genişletmek için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Yeni kurulan bir firma olduğumuz, ürünle beraber eğitim ve bilgi akışını kesintisiz sürdürebilmek adına maksimum yıl sonuna kadar bu süreci tek başıma yönetmek durumdayım. Daha sonra bölgelerinde yerleşik ve aynı vizyona uygun çalışma arkadaşları ile ekibi genişleteceğiz. Efektif ziyaretler ve bu ziyaretlerin sıklığının önemine inanıyorum. Bayi ağımızı oluşturma aşamasının ardından yeni ekip arkadaşlarımızın sık ve efektif ziyaret gerçekleştireceği, benimde eğitimler ve bilgi paylaşımı konusunda daha çok mesai harcayacağım bir yapıyı oluşturmaya çalışacağız.

Sektördeki tecrübeniz ışığında Türkiye optik sektörünün bugünkü durumunu, gelişimi ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Sektörün son 19 yıldır büyümesine şahit olmuş ve öncesini de değerli büyüklerimizden sıkça dinlemiş biri olarak büyümenin hız kesmeden devam edeceğini düşünüyorum. Hatta potansiyelin yeterince iyi kullanılmadığını ve büyüme hızı ile atıl potansiyelin kullanmasının beraber gerçekleşeceği proje ve ekonomik oluşumlar ile çok daha iyi noktalara gelineceği fikrine sahibim. Tüketicilerin gözlük kullanmak ile ilgili bilinçlendirilmeleri, daha iyi gözlüklere ve camlara sahip olarak ekstra faydalara kavuşabileceklerini öğrenmeleri, ihtiyaçlarının doğru analiz edilerek birden fazla gözlük kullanmalarının hayatlarını olumlu yönde değiştireceği konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kendi adımıza bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Doğru bilinçlendirilmiş tüketicilerin sektörel hacme katkılarının önemli örnekleri var. Bu örneklerin çoğalmasının sektöre bir eşik atlatacağına inanıyorum.

Uluslararası fuarları takip ediyor musunuz? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Çok uzun yıllardır uluslararası fuarları takip ediyorum. Katılamadığım fuarların bile yeniliklerini ve gelişmelerini takip ediyorum. Bence bu fuarlar sektörümüzün ülkemizde nasıl gelişebileceği ile ilgili önemli bir kaynak. Ayrıca eksik olduğumuz alanların tespiti ve yurtdışında gözlük kullanma alışkanlıkları ile trendleri takip etmek konusunda olmasa olmaz bir durum. Ayrıca sektörün ürün çeşitliliğini görmekte küçük bir marka havuzuna takılıp kalmamak gerektiği konusunda bir ışık tutuyor.

Yeni ve daha büyük hizmet alanıyla, 10. kez gerçekleşen olan Silmo İstanbul Optik Fuarını katılımcı bir firma olarak başlangıcından bugüne nasıl değerlendirirsiniz?
Sektör ile tanışmam bir optik fuarı ziyareti ile olmuştu. Daha sonraki her fuarda katılımcı olma şansım oldu. Bu yıl da kendi firmam ve standımla keyifle Silmo İstanbul’u yaşadım. Öncelikle paylaşım ve birlikteliğin olması gerekenden noksan olduğunu düşündüğüm optik sektörü için Silmo İstanbul çok önemli bir görevi yerine getiriyor. Potansiyelin tam değerlendirmediği bir ortamda rekabet ediyor olmanın dezavantajlarını ortadan kaldıran birleştirici bir organizasyon. Benim fuarla ilgili önceliğim hep ilişki, bilgi ve fikir geliştirmek temelli olmuştur. Bu yaklaşımla Silmo İstanbul’da geçirilen her anın, sonrasında iş gelişimine olumlu yansıyacak gelişmeleri barındırdığına inanıyorum. Ekonomik konjonktüre göre yıllık sonuçlar değişiklik gösterebilir ama sektörün bir arada olmasının hazzı değişmez. Artık eski alanlarına sığmayan fuar umarım ileriki yıllarda sektörün bir araya getirici unsuru olarak büyümeye devam eder. Ki bu yıl gerçekleştirilen ödül töreni de gelinen noktanın göstergesi olacak şekildeydi.

Bu değerli röportaj için çok teşekkür ederiz. Son olarak, dergimiz 4 your eyes’in dijital yayıncılığa evrilişi ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Yayıncılık pek çok alanda dijitalleşti. Sektör ile ilgili paylaşımları daha fazla insana ulaştırmak konusunda tarafsız yayıncılık ilkesini dijital ortama taşıyan 4 your eyes dergisini tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Mart 2024