Blackfin Prometheus Two’yu Tanıttı

İlk edisyonunun kısa sürede tükenmesinin ardından Blackfin, markanın estetik dilini yeni bir avangard boyuta taşıyan Limited Edition serisinin devamı niteliğindeki Prometheus Two’yu tanıttı. Markanın teknik ustalığını yansıtan ve en saf, en özgün kimliğini ortaya koyan bu model, adeta bir tasarım manifestosu olarak öne çıkıyor. Tek parça titanyum bloktan üstün hassasiyetle işlenen Prometheus Two, olağanüstü incelikte detaylar sunan heykelsi hatlarıyla dikkat çekiyor. 1970’lerin gözlük tasarımlarından ilham alan oversized çift köprü detayı, alüminyum bloktan işlenmiş yeni nesil çerçeve yapısıyla buluşarak modele güçlü bir karakter kazandırıyor. Çerçevenin iç yapısından ortaya çıkan yan spoiler detayı ise tasarıma özgün bir sportif lüks yorumu katıyor. İki tonlu degrade camlar ve ileri Nano-Plating teknolojisiyle Pvd kaplama uygulanmış, elde parlatılmış üst bar detayı estetik etkiyi daha da yükseltiyor. Şeffaf gri asetat sap uçları, iç kısımdaki titanyum çekirdeği görünür kılarak modelin teknik sofistikasyonunu vurguluyor. Yeni edisyonla birlikte, ikonik Prometheus One da mikro detaylarında yapılan zarif güncellemelerle yeniden sınırlı adetle olmak üzere beğenilere sunuluyor.

Nisan 2026

Vision Expo 2026 Yeni Formatıyla Sona Erdi

Vision Expo 2026 fuarı, 14 Mart itibarıyla bu yıl ilk kez birleşik yeni formatıyla Orlando’da tamamlandı. Rx ve Vision Council ortaklığında gerçekleştirilen fuar, aynı zamanda 40. yıldönümü de farklı içeriklerle öne çıkardı. Dört gün boyunca yoğun bir ziyaretçi trafiğine sahne olan fuar alanında katılımcılar, optik sektörünün geleceğini şekillendirecek en yeni ürünleri ve trendleri yakından inceleme fırsatı buldu. Organizasyon, 92 ülkeden ve ABD’nin tüm eyaletlerinden gelen 8.000’in üzerinde sektör profesyonelini bir araya getirerek küresel ölçekte güçlü bir buluşma platformu sundu. Eğitim programlarına katılımın bir önceki yıla göre yüzde 17 artış göstermesi, sektörde profesyonel gelişime yönelik talebin giderek güçlendiğine işaret etti. Vision Council Ceo’su Ashley Mills fuara ilişkin değerlendirmesinde, “Vision Expo 2026, bu etkinliğin ne olabileceğine ve sektör olarak birlikte neler başarabileceğimize dair yeni bir standart ortaya koydu. Bu yıl fuarda, yenilikçi teknolojiler, vizyoner tasarımlar ve tüm optik topluluğunu aynı çatı altında buluşturan etkileşimlerle göz sağlığının geleceğinin gerçek zamanlı olarak şekillendiğini gördük. Orlando’dan güçlü bir ivmeyle ayrıldık ve bu enerjiyi yıl boyunca sektörün her alanına taşımaya kararlıyız” dedi.

Nisan 2026

Göz-Lüks Optik

Göz-Lüks Optik

Gücünü Meslek Sevgisinden Alıyor

“Özellikle yerli üreticilerin uluslararası ziyaretçilerle doğrudan temas kurabilmesi açısından Silmo İstanbul’un çok değerli bir platform olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Erol Bey, Göz-Lüks Optik’in kuruluş hikayesini ve bugün geldiği noktayı okurlarımızla paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Erol Aydoğan. Göz-Lüks Optik’in temeli yaklaşık 40 yıla yaklaşan perakende, üretim ve sivil toplum kuruluşu deneyiminin birikimi üzerine kuruldu. Bu süre zarfında gözlükçülük mesleğinin içinde olmak benim için sadece bir iş değil, aynı zamanda büyük bir gurur kaynağı olmuştur. İnsanların göz sağlığına dokunabilmek, onların yaşam kalitesine katkı sağlayan bir sürecin parçası olmak mesleğimi her zaman daha anlamlı hale getirdi. Meslek hayatım boyunca sevmediğim hiçbir işi yapmadım diyebilirim. Ticari kaygıları çoğu zaman ikinci planda tutarak bu işi önce meslek sevgisiyle yürütmeye çalıştım. Bu nedenle perakendeci kimliğimi her zaman mesleki yolculuğumun en değerli tarafı olarak görüyorum. Bu süreçte sektörün hemen her alanını yakından tanıma fırsatı buldum. Son 10 yılda ise bu tecrübeyi markalaşma ve ihracat odağıyla daha kurumsal bir yapıya taşıdık. Bugün Türkiye’de üretilen ürünleri farklı pazarlara ulaştıran, Fransa, İtalya gibi ülkelerden seçtiğimiz değerli markaların distribütörlüğünü yürüten ve de kendi markasıyla büyümeyi hedefleyen bir yapı olarak yolumuza devam ediyoruz.

Perakendecilikteki güçlü deneyiminiz üretim ve ihracat faaliyetlerin yürütmede ne gibi avantajlar sağladı?
Perakende bu işin temelidir çünkü son tüketiciyi, ürünün kullanım sürecini ve optik mağazaların ihtiyaçlarını doğrudan görme imkanı sağlar. Laboratuvardan çerçeve üretimine kadar uzanan bu deneyim, ithalat ve ihracat süreçlerinde doğru kararlar almamıza katkı sağladı. Kuruluşumuzun en önemli motivasyonlarından biri de perakendeden gelen bu birikimi dış pazarlara taşımaktı. Bugün bu tecrübeyi ticari yapımıza sağlıklı şekilde entegre ettiğimizi düşünüyoruz. Sahada edinilmiş bilgi, hangi ürünün hangi pazarda karşılık bulacağını öngörebilme açısından bize önemli bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle perakendeden gelen bakış açısını yalnızca geçmişimiz olarak değil, bugün yaptığımız tüm planlamaların temel referansı olarak görüyoruz.

Türkiye distribütörlüğünü yürüttüğünüz markaları okurlarımız için biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Şu anda Nemezis Paris, Renaissance Lunette, Mango ve Pull & Bear markalarını Türkiye pazarına ulaştırıyoruz. Distribütörlüğünü üstlendiğimiz markaları seçerken kendi ülkelerinde belirli bir bilinirliğe ulaşmış ve koleksiyon kimliği oluşmuş markalar olmasına dikkat ediyoruz. Gözlük sektöründe markalaşmanın uzun vadeli ve maliyetli bir süreç olduğunu biliyoruz. Bu nedenle hem distribütörlük yaptığımız markaların hem de kendi markamızın optik mağazalar aracılığıyla doğru şekilde konumlanmasını önemsiyoruz. Reklamdan çok sahada birebir iletişim ve ziyaretlerle büyümeyi tercih ediyoruz. izim yaklaşımımız hızlı sonuç almaktan çok kalıcı bir yer edinmek üzerine kurulu olduğu için markalarımızı mağazalarla kurduğumuz doğrudan iletişim üzerinden adım adım büyütmeye çalışıyoruz. Bu süreçte optik mağazaların geri bildirimlerini dikkatle takip ederek koleksiyon yönetimimizi de sürekli geliştirmeye özen gösteriyoruz.

Türkiye’de üretim yapan optik çerçeve üreticileri ile yürüttüğünüz işbirliklerinden bahseder misiniz?
Firmamızın temel faaliyet alanlarından biri Türkiye’de üretilen optik çerçeveleri Balkanlar ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı ülkelere ulaştırmaktır. Özellikle yerli üretimin uluslararası pazarlarda daha fazla yer bulması bizim için önemli bir motivasyon kaynağıdır. Bu doğrultuda üretici firmalarla sürdürülebilir işbirlikleri geliştirerek hem markalarımızın hem de ülkemizde üretilen ürünlerin bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz. Bu süreç emek ve sabır gerektiriyor ancak kararlılıkla ilerliyoruz. Türkiye’de üretilen ürünlerin kalite açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz ve bunu farklı pazarlarda daha görünür hale getirmek için çalışıyoruz. Uzun vadede hem üreticilerimizin hem de ülkemizin optik sektöründeki konumuna katkı sağlayacak bir yapı oluşturmayı önemsiyoruz.

Kuzey Afrika ve Balkan ülkelerine yönelik ihracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’de üretim yapan birçok firma için Kuzey Afrika ve Balkan ülkeleri ihracata açılan ilk ve önemli pazarlardan biridir. Bu bölgeler hem rekabet hem erişilebilirlik açısından markaların gelişmesine katkı sağlar. Biz de bu pazarlarda edindiğimiz deneyimi daha geniş coğrafyalara taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte Avrupa ve farklı bölgelerde de daha aktif olmayı planlıyoruz. İhracatın kademeli ilerleyen bir süreç olduğuna inanıyoruz ve bu nedenle her pazarı kendi dinamikleri içinde değerlendirerek adım adım ilerlemeyi tercih ediyoruz. Bugüne kadar ulaştığımız ülkelerde kurduğumuz ilişkileri güçlendirerek hem markamızın hem de Türkiye’de üretilen ürünlerin bilinirliğini artırmaya devam etmeyi amaçlıyoruz.

Bayi seçiminde hangi kriter ve değerleri göz önünde bulunduruyorsunuz?
Bayi seçiminde önceliğimiz her zaman doğru iletişim kurabileceğimiz iş ortaklarıyla çalışmak oluyor. Ticari planlama kadar güven ilişkisi de bizim için çok önemlidir. Referans ve karşılıklı niyet uyumu sağlanmadan uzun vadeli işbirlikleri kurmanın sağlıklı olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bayi ağımızı oluştururken sürdürülebilir ve karşılıklı güvene dayalı ilişkiler kurmaya özen gösteriyoruz. Bizim yaklaşımımızda ticaret yalnızca ürün satışı değil aynı zamanda birlikte yol yürümek anlamına geliyor. Bu nedenle çalıştığımız firmalarla uzun vadeli, karşılıklı gelişime açık ve sağlıklı bir iletişim zemini oluşturmayı her zaman öncelikli görüyoruz.

Sektörde yüksek standartlardaki satış sonrası hizmetlerinizle biliniyorsunuz. Bu süreçte nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Türkiye’de optik sektörünün güçlü yönlerinden biri satış sonrası hizmet kalitesidir. Yerli üretimin tercih edilmesinde bu yaklaşımın önemli bir payı olduğunu düşünüyoruz. Biz de firmamız bünyesinde satış sonrası süreçleri yakından takip ederek hem iş ortaklarımızın hem de son kullanıcıların memnuniyetini ön planda tutuyoruz. Karşılıklı memnuniyetin sürdürülebilir iş ilişkilerinin temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Özellikle ihracat yaptığımız pazarlarda da bu yaklaşımı aynı titizlikle sürdürmeye çalışıyoruz. Çünkü satış sonrası hizmet kalitesinin markaya duyulan güveni doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünüyoruz.

Göz-Lüks Optik’in sektördeki yeniliklere hızlı uyum sağlayan yapısını nasıl oluşturuyorsunuz?
Sektörde ayakta kalabilmek için yenilikleri yakından takip etmek zorundayız. Uluslararası fuarları düzenli olarak ziyaret ediyor, katılımcı oluyor ve gelişmeleri yerinde inceliyoruz. Bunun yanında üretim teknikleri ve koleksiyon yapıları konusunda da sürekli öğrenmeye devam ediyoruz. Değişimin sektörümüz için bir zorunluluk olduğunu düşünüyor ve bu doğrultuda hareket ediyoruz. Dünyadaki gelişmeleri yerinde takip etmek hem ürün yaklaşımımızı hem de pazar stratejimizi daha sağlıklı şekillendirmemize katkı sağlıyor. Bu nedenle öğrenmeye açık kalmayı ve sektördeki dönüşümü yakından izlemeyi çalışma kültürümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz.

Via And Optik Grup bünyesinde faaliyet göstermek firmanıza ne gibi katkılar sağlıyor?
Via And Optik bizim için yalnızca bir grup yapısı değil aynı zamanda perakendeden gelen tecrübemizin başlangıç noktasıdır. Uzun yıllara dayanan saha deneyimi bugün attığımız adımların temelini oluşturuyor. Güçlü bir ekip yapısıyla ilerlemek bu süreçte en önemli avantajlarımızdan biri oldu. Bu birlikteliğin sağladığı sinerji hem ticari hem kurumsal gelişimimize katkı sağlıyor. Perakende tecrübesinden gelen bakış açısı sayesinde sektörü daha yakından okuyabiliyor ve kararlarımızı daha sağlam bir zeminde şekillendirebiliyoruz. Bu yapının sağladığı kurumsal hafızanın gelecekteki adımlarımız açısından da önemli bir rehber olduğunu düşünüyorum.

Göz-Lüks Optik’in kısa ve orta vadeli hedefleri nelerdir? Yeni pazarlar veya yeni markalar gündeminizde mi?
Gelişmekte olan bir firma olarak yeni pazarlar ve yeni ürün grupları her zaman gündemimizde yer alıyor. Mevcut ihracat ağımızı genişletmek ve markamızı daha fazla ülkede görünür kılmak öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. Bunun yanında sektörden öğrenmeye devam ederek daha sağlam adımlarla ilerlemeyi önemsiyoruz. Özellikle Türkiye’de üretilen ürünlerin daha fazla pazarda yer alması için çalışmalarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki süreçte hem mevcut işbirliklerimizi güçlendirmek hem de yeni pazarlara açılarak markamızın uluslararası görünürlüğünü artırmak istiyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul’un Türkiye optik sektörünün uluslararası görünürlüğü açısından önemli bir rol üstlendiğini düşünüyorum. Üretici firmalarımızın detaylara verdikleri önemin markalaşma sürecinde belirleyici olduğuna inanıyorum. Bu tür organizasyonlar hem sektör içi iletişimi güçlendiriyor hem de Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya tanıtma fırsatı sunuyor. Özellikle yerli üreticilerin uluslararası ziyaretçilerle doğrudan temas kurabilmesi açısından fuarın çok değerli bir platform olduğunu düşünüyorum. Bu tür organizasyonların sektörümüzün gelişimi ve dünyaya açılması açısından önemli katkılar sağlamaya devam edeceğine inanıyorum.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Derginiz 4 your eyes’ın, sektördeki gelişmeleri düzenli ve nitelikli bir yayıncılık anlayışıyla takip edilebilir hale getirmesi hem üretici hem optik mağazalar açısından önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemde hem basılı hem dijital yayıncılığı birlikte sürdürmenizin sektöre önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Yeni ürünleri ve gelişmeleri okurlarıyla buluşturması açısından değerli bir görev üstleniyor. Bu vesileyle emeği geçen tüm ekibi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Nisan 2026

Kador

Kador

İtalyan Zanaatının Seçkin Temsilcisi

Dünyaca ünlü tasarımcı Enzo Sopracolle devraldığı Kador mirasını, doğup büyüdüğü Cadore bölgesine saygı duruşundaki yeni Over the Hill koleksiyonuyla kutluyor.

Antonio Frescura tarafından 1962 yılında kurulan Kador Eyewear, 60 yılı aşkın süredir İtalyan zanaatkarlığının rafine bir ifadesi olarak varlığını sürdürüyor. İtalya’nın ilk gözlük üretim merkezi Cadore’da konumlanan marka, köklü teknikleri çağdaş bir tasarım diliyle buluşturarak gelenek ile yenilik arasında dengeli bir çizgi kuruyor. Marka bu yaklaşımı sayesinde, miras ile modernliği güçlü ve tutarlı bir bütünlük içinde yansıtan gözlükler ortaya koyuyor. Kador’un kalite anlayışı, doğal kökenli seçkin İtalyan hammaddelerinin özenle seçilmesiyle başlıyor ve üretimin her aşamasında gösterilen titiz işçilikle şekilleniyor. Her Kador çerçevesi; dayanıklılık, hassasiyet ve malzemeye duyulan derin saygının somut bir yansıması niteliğini taşıyor. Hayatını tasarıma adamış Enzo Sopracolle şirketin yönetimini devraldığında, yalnızca bir markayı değil, Cadore’de on yıllar içinde şekillenmiş güçlü bir mirası da üstlenmiş oldu. Bugün ise oğlu Mattia ile birlikte bu saygın mirası ortak bir yaratıcı vizyon doğrultusunda yeniden yorumlamayı sürdürüyor. Enzo Sopracolle ile Kador’un gelişimi, oğlu Mattia ile birlikte şekillendirdiği yaratıcı yaklaşım ve markanın yeni koleksiyonu Over the Hill’in üzerine gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

Köklü Kador mirasını devraldığınızda, neleri korumak neleri değiştirmek istediniz?
Kador; sanat, yenilik, renk ve kaliteyle şekillenmiş güçlü bir mirasa sahip ve bu özgünlüğü korumak bizim için son derece önemliydi. Aynı zamanda oğlum Mattia ile birlikte bu mirası daha net tanımlanmış ve daha tanınabilir bir markaya dönüştürmek istedik. Ben koleksiyonları yeniden yapılandırmaya ve şirketin başkaları için de üretim yapan konumdan çıkarıp, kendi markasını ön plana koyan bir yapıya dönüşmesine odaklandım. Mattia ise teknoloji ve organizasyon tarafında şirketin gelişimine liderlik ederek yeni sistemler kurdu, üretim süreçlerini yöneterek, tesislerimizi genişletti. Zamanla ekip önemli ölçüde büyüdü ve bu dönüşümün bir yansıması haline geldi. Bugün Kador, ortak değerler ve vizyon üzerine kurulu, geleneği çağdaş bir kimlikle buluşturan bir aile projesidir diyebilirim.

Büyük markalarla çalıştıktan sonra Kador gibi küçük ve bağımsız bir yapıyı devralmaya sizi ne motive etti?
Gözlük tasarımı her zaman hayatımın merkezinde yer aldı ve kariyerim boyunca estetik, fonksiyon ve kimliği bir araya getiren ürünler yaratmaya odaklandım. Büyük uluslararası markalarla çalıştıktan sonra daha kişisel ve anlamlı bir şey inşa etme ihtiyacı hissettim. Doğup büyüdüğüm Cadore ile olan bağım bu kararda belirleyici oldu; çünkü burası hem köklerimi hem de İtalyan gözlükçülüğünün tarihsel merkezini temsil ediyor. Bu bölgede bir girişim projesine başlamak hem bu geleneğe katkı sunmak hem de geleceğini şekillendirmek anlamına geliyor. Aynı zamanda bu yolculuğu oğlum Mattia ile paylaşmak, deneyim ile yeni bakış açılarını bir araya getirmek açısından büyük değer taşıyor. Kador’u devralmak yalnızca profesyonel bir hedefi değil, aynı zamanda aile, işbirliği ve kökler üzerine kurulu son derece kişisel bir hayal anlamına geliyor.

Cadore bölgesi ile eş anlamlı olan Made in Italy kavramı, Kador için ne ifade ediyor?
Kador için Made in Italy, nesiller boyunca gelişmiş ve rafine olmuş gözlük zanaatının merkezi olan Cadore ile ayrılmaz bir bütündür. Bu kavram; özellikle asetat başta olmak üzere malzemeye saygıyı, teknik ustalık ve zanaatkarlığın birleşimini ifade eder. Bu üretim ekosistemi içinde tasarımcılar, ustalar ve tedarikçiler arasında yakın bir işbirliği sağlanarak kalite ve tutarlılık garanti altına alınır. Sadece İtalyan iş ortaklarıyla çalışmak, bu kimliği daha da güçlendirirken estetik bütünlüğü de koruyor. Cadore yalnızca bir üretim noktası değil, sürekli gelişen kültürel ve endüstriyel bir yapı olduğundan, bu geleneğin bir parçası olmak; onun değerlerini korurken geleceğine katkıda bulunmak anlamına da geliyor.

Kador’da zanaatkar ruhu kaybetmeden yeni teknolojileri nasıl entegre ediyorsunuz?
Yaklaşımımız, gerçek zanaatkarlığı tanımlayan manuel süreçleri belirleyip korumak üzerine kuruludur. Bu süreçler kimliğimizin temelini oluşturuyor. Bununla birlikte, hassasiyeti, verimliliği ve güvenliği artıran alanlarda ileri teknolojileri devreye alıyoruz. Teknolojiyi, insan emeğinin yerine geçmek için değil, onu desteklemek ve geliştirmek için kullanıyoruz. Pek çok durumda yeni teknolojiler, aksi takdirde mümkün olmayacak detay ve yenilikleri hayata geçirmemizi sağlıyor. Bu denge sayesinde hem zanaatkar köklerimize bağlı kalıyor hem de modern bir marka olarak gelişmeye devam ediyoruz.

Yeni Over the Hill koleksiyonunuzun hikayesini ve özelliklerini paylaşır mısınız?
Over the Hill, gözlük sektöründeki kişisel ve profesyonel yolculuğumun bir özeti niteliğinde diyebilirim. İlk adımlarımdan başlayarak uluslararası markalarla yaptığım işbirliklerine uzanan 40 yılı aşkın deneyimimi yansıtıyor. Aynı zamanda vizyonumu şekillendiren Cadore bölgesine bir saygı duruşudur. Koleksiyon, bir yanda yıllar içinde biriken deneyimi, diğer yanda ise bulunduğum yerin kimliğini bir araya getiriyor. Her model, hikayeme, yerel zanaatkarlığa ve tasarımın sürekli evrimine referans veren anlamlı detaylar içeriyor. Over the Hill koleksiyonu için geçmişten beslenen ancak güncel bir bakışla yorumlanan olgun bir ifade diyebilirim.

Deneyimlerinizi güncel bakışla yorumlamanız koleksiyondaki tasarımlara nasıl yansıdı?
Normalde tasarım sürecimde yaratıcılık; pazar ihtiyaçları, araştırma ve stratejik kriterlerle şekillenir. Ancak Over the Hill koleksiyonunda bilinçli olarak bu sınırları kaldırdım ve daha özgür, daha sezgisel bir yaklaşım benimsedim. Bu sayede sadece bu koleksiyona özgü, başka yerde tekrarlanamayacak detaylar geliştirme imkanı buldum. Bu unsurlar yalnızca estetik değil, aynı zamanda fonksiyonel özellikler de taşıyor ve hiç biri pazar odaklı değil, bağımsız bir araştırma sürecinin sonucu olarak ortaya çıktı. Bu nedenle koleksiyondaki her çerçeve, deneyim ve yaratıcı özgürlükle şekillenmiş kendine özgü bir kimlik sunuyor.

Kador’un bağımsız bir marka olarak bugün halen güçlü ve rekabetçi kalmasını sağlayan nedir?
Gücümüz; kalite, tasarım ve zanaatkarlık gibi temel değerlerimize sadık kalmamızdan geliyor. Bu tutarlılık zaman içinde güven ve bilinirlik yaratıyor. Aynı zamanda şirketin gelişimi için planlı ve yapısal yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. Koleksiyonlarımız, farklı yaş gruplarına ve zevklere hitap ederken güçlü bir kimliği de koruyor. Yenilik ile zanaatkar kaliteyi bir araya getirerek, farkını deneyimle ortaya koyan ürünler sunuyoruz. Bu denge, giderek daha karmaşık hale gelen küresel pazarda Kador’un rekabet gücünü sürdürülebilir hale getiriyor.

Kador için yakın dönem planlarınız ve hedeflerinizden bahseder misiniz?
Önceliğimiz; üretim, malzeme ve insan kaynağına yatırım yaparak şirketi güçlendirmek ve tüm süreçlerimizi geliştirme üzerine kurulu diyebilirim. Marka bilinirliğini artırmayı ve gelir büyümesini desteklemeyi hedefleyen planlı bir strateji uyguluyoruz. Bu kapsamda Avrupa’daki varlığımızı güçlendirirken, yüksek potansiyel gördüğümüz Amerika pazarında büyümeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda koleksiyonlarımızı geliştirirken zanaatkar kimliğimizi korumaya devam edeceğiz. Cadore ile bağımızı sürdürmek de bizim için önemli; bu nedenle yerel projeleri desteklemeyi ve bölgeyle olan ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Amacımız, yenilik, gelişim ve sorumluluk dengesiyle uzun vadeli ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamaktır.

Kaynak: 20/20 Europe

Nisan 2026

Elit Optik

Elit OPTİK

Konya’ya Vizyon ve Değer Katıyor

“Elit Optik Cadde şubemiz, Silmo Award İstanbul Ödüllerinde En İyi Mağaza kategorisinde Türkiye’nin En İyi 2. Mağazası seçildi. Çalışmalarımızı onurlandıran ve mesleki motivasyonumuzu artıran bu kıymetli ödülden gurur duyduk.”

Merhaba Osman Bey. Okurlarımıza kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörüne giriş hikayenizden söz eder misiniz?
Merhaba, ben Osman Baharoğlu. 1983 yılında Konya’da doğdum. Eğitim hayatımı Konya’da tamamladım. 2002 yılında optik sektörüne adım attım ve o günden bu yana mesleğimi büyük bir bağlılıkla sürdürüyorum. Askerlik görevimin ardından 2007 yılında evlendim; eşim öğretmen olarak görev yapıyor. Bir kız ve bir erkek çocuk babasıyım. 2008 yılında ilk mağazamı açarak kendi işimi kurdum. Bugün Konya’da farklı lokasyonlarda altı mağaza ile hizmet veriyoruz. Bu sektöre yönelmemde çocukluk yıllarımdan itibaren güneş gözlüklerine duyduğum ilgi etkili oldu. Zamanla gözlüğün sadece bir ihtiyaç değil, stil ve kimlik ifade eden bir unsur olduğunu fark etmem, bu alana olan bağlılığımı daha da güçlendirdi.

İstanbul ve Ankara’daki deneyimlerinizin, Konya’daki mağazacılık anlayışınıza nasıl bir katkısı oldu?
İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde, özellikle yoğun müşteri trafiğine sahip AVM’lerde edindiğim deneyimler benim için çok kıymetliydi. Bu şehirlerde optik mağazacılığın yalnızca ürün satışı değil, aynı zamanda bir deneyim yönetimi olduğunu gözlemleme fırsatı buldum. Dünya markalarının sunum biçimi, mağaza içi iletişim dili, müşteriyle kurulan bağ ve trend takibi gibi konulara yakından şahit oldum. Özellikle İstanbul’un bir moda merkezi gibi sürekli yenilenen dinamiği, sektöre bakış açımı ciddi anlamda geliştirdi. Tüm bu birikimi Konya’ya taşıyarak, müşterilerime daha çağdaş, daha bilinçli ve daha güçlü bir mağazacılık anlayışı sunmaya çalıştım. Bu yaklaşımın, bulunduğumuz şehirde fark yaratmamızda önemli bir rol oynadığını düşünüyorum.

İlk mağazanızı açtığınız 2008 yılında Konya’daki optik perakendecilik anlayışı nasıldı? Sizin hedefleriniz nelerdi?
2008 yılında optik sektörü genel olarak daha geleneksel bir yapıdaydı. Mağazaların büyük bölümü hastane çevresinde konumlanıyor, hizmet daha çok temel görme ihtiyacına yönelik sunuluyordu. Gözlük, bugünkü kadar moda ile iç içe değerlendirilen bir ürün değildi. Açıkçası biz de başlangıçta bu yapının bir parçasıydık. Ancak bu algının değişmesi gerektiğini düşünüyorduk. Gözlüğün sadece bir sağlık ürünü değil, aynı zamanda kişinin tarzını yansıtan önemli bir aksesuar olduğunu anlatmaya başladık. Marka, kalite ve estetik kavramlarını müşterilerimize doğru şekilde aktararak bu dönüşümün bir parçası olduk. Bu süreçte hem kendimizi geliştirdik hem de müşterimizin bakış açısını dönüştürdük. Bugün geldiğimiz noktada, bu yaklaşımın Konya’daki optik sektörüne farklı bir vizyon kazandırdığını düşünüyorum.

Elit Optik’in 6 şubeye ulaşan büyüme sürecini ve getirdiğiniz yenilikleri nasıl tanımlarsınız?
17 yıl içinde altı mağazaya ulaşmak, bizim için sadece sayısal bir büyüme değil, aynı zamanda güvene dayalı bir gelişim hikayesidir. İlk günden itibaren işimizi ciddiyetle yaptık ve müşterilerimizle güçlü bir bağ kurduk. Konya’da bulunması zor olan, genellikle büyük şehirlerden temin edilen üst segment markaları şehrimize kazandırdık. Yine premium cam firmaları ile anlaşmalar yaptık. Son teknoloji ürünü cam kesme makineleri ile odak ölçüm cihazlarını tercih ettik. Çalışanlarımıza satış ve pazarlama eğitimleri aldırdık. Bu noktada ciddi mali riskler de aldık ancak uzun vadede bunun karşılığını gördük. İnsanların başka şehirlere gitmeden, aynı kalite ve çeşitliliğe kendi şehirlerinde ulaşabilmesi bizim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Elit Optik’in büyüme süreci aslında biraz da Konya’daki optik anlayışının dönüşüm süreciyle paralel ilerledi.

Marka ve ürün portföyünüzü oluştururken nasıl bir strateji izliyorsunuz? Konya’daki müşteri profili nasıl bir eğilim gösteriyor?
Ürün portföyümüzü oluştururken her kesime hitap eden dengeli bir yapı kurmaya özen gösteriyoruz. Bizim için önemli olan, mağazalarımıza gelen her müşterinin kendi tarzına ve bütçesine uygun bir seçenek bulabilmesidir. Bu doğrultuda bugün mağazalarımızda 30’un üzerinde marka yer alıyor. Cartier, Gucci, Saint Laurent, Bottega Veneta, Prada, Miu Miu, Versace ve Dolce&Gabbana gibi dünya markalarını müşterilerimizle buluşturuyoruz. Konya’daki müşteri profili son yıllarda oldukça bilinçlendi. Artık yalnızca fiyat odaklı değil, kalite ve tasarım odaklı tercihler de ön plana çıkıyor. Biz de bu değişime uygun bir ürün çeşitliliği sunarak müşterilerimizin beklentilerine en doğru şekilde karşılık vermeyi hedefliyoruz.

Elit Optik’in her şubesinde hizmet kalitesini aynı seviyede tutmak için nasıl bir yapı kurdunuz?
Büyümenin en zor taraflarından biri, standartları koruyabilmektir. Biz bu noktada sistemli ilerlemeyi tercih ettik. Tüm mağazalarımızda Siber Optik ve Barkod sistemi ile stok ve satış takibi yapıyoruz. Deneyimli ve işine bağlı ekiplerle çalışmaya özen gösteriyoruz. Çalışan memnuniyetini ön planda tutuyoruz çünkü mutlu bir ekip, doğrudan müşteri memnuniyetine yansır. Bunun yanında ekip içinde bir aidiyet duygusu oluşturmak bizim için çok önemlidir. Mağazalarımızda sadece çalışan değil, aynı zamanda bir aile yapısı kurmaya çalışıyoruz. Müşterilerimizi de kapsayan bu yaklaşımımız, hizmet kalitemizin tüm şubelerde aynı seviyede olmasını sağlıyor.

Teknolojik yatırımlarınız mağazacılık anlayışınızda nasıl bir rol oynuyor?
Optik sektöründe teknoloji, hizmet kalitesinin en önemli tamamlayıcı unsurlarından biridir. Kaliteden asla ödün vermediğimizden, mağazalarımızda en üst düzey teknolojilerin ürünü cam kesim makineleri ve odak ölçüm cihazları kullanıyoruz. Bu cihazların bakımını düzenli olarak yaptırarak performanslarını sürekli yüksek tutuyoruz. Doğru ölçüm ve doğru uygulama, müşteri memnuniyetinin temelini oluşturuyor. Bu nedenle teknolojiye yaptığımız yatırımı bir maliyet değil, hizmet kalitesinin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz.

Konyaspor’daki yöneticilik deneyiminiz ve sivil toplum çalışmalarınız iş hayatınızı nasıl etkiledi?
Şehrime katkı sağlayacak, fayda üretecek oluşumların içinde yer almak benim için her zaman önemli olmuştur. Küçük yaştan beri futbola özel bir ilgim var; doğuştan Konyasporluyum diyebilirim. Bu nedenle Konyaspor’da iki dönem Asbaşkanlık yapmak ve bu yapının içinde aktif görev almak benim için hem gurur verici hem de sorumluluğu yüksek bir deneyimdi. Bu süreçte hem güçlü bir çevre edindim hem de insan ilişkileri, güven ve saygınlık gibi kavramların iş hayatındaki karşılığını daha net gördüm. Yaptığınız görevlerde doğru işler ortaya koyduğunuzda, bu durum hem kişisel itibarınıza hem de temsil ettiğiniz markaya olumlu şekilde yansıyor. Göz önünde olmak, doğru yönetildiğinde markanın bilinirliğini ve güvenilirliğini artıran önemli bir avantaj sağlıyor.

Elit Optik’in gelecek planları arasında neler var? Yeni şubeler açmayı hedefliyor musunuz?
Şu an bulunduğumuz ekonomik koşulları ve sektördeki değişimleri dikkatle takip ediyoruz. Kısa vadede yeni bir şube açma planımız bulunmuyor. Ancak uzun vadede hedefimiz, mağaza sayımızı artırarak Elit Optik’i Türkiye genelinde daha yaygın bir marka haline getirmektir. Büyürken sağlam adımlar atmayı ve mevcut kalite standartlarımızı korumayı öncelikli hedef olarak görüyoruz.

Sektöre yeni adım atacak genç optisyenlere ve girişimcilere neler önerirsiniz?
Bu mesleğe adım atan gençlerin öncelikle kendilerini çok iyi yetiştirmeleri gerekiyor. Sadece teorik bilgiyle değil, sahada kazanılan tecrübeyle ilerlemek büyük önem taşıyor. Bu işin çıraklığını yapmadan ustalığına geçmek mümkün değil. Sabırlı olmalarını, işi öğrenmeye açık olmalarını ve mesleklerine saygı duymalarını tavsiye ederim.

Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimi ve sektöre katkıları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın sektörümüz için vazgeçilmez bir buluşma noktası olduğu bir gerçektir. Tüm paydaşların bir araya geldiği, yeniliklerin ve trendlerin yakından takip edildiği çok güçlü bir platform olduğunu düşünüyorum. Üstelik yıllardır ziyaret ettiğimiz, mağazalarımız için alışveriş yaptığımız bu değerli organizasyonda bu yıl bambaşka bir deneyim daha yaşadık. Elit Optik Cadde şubemiz, Silmo Award İstanbul Ödüllerinde En İyi Mağaza kategorisinde Türkiye’nin En İyi ikinci Mağazası seçildi. Çalışmalarımızı onurlandıran ve mesleki motivasyonumuzu artıran bu kıymetli ödülden gurur duyduk. Bu ödülleri sektöre kazandıran Silmo İstanbul ekibine ve Silmo Award İstanbul jürisine bir kez daha teşekkür ederiz.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz?
Optik dünyasındaki gelişmeleri nitelikli içeriklerle aktardığınız için tüm 4 your eyes ekibine teşekkür ederim. Yayınlarınız hem teknik hem de görsel anlamda sektöre önemli katkılar sağlıyor. Sektörü yakından takip edebilmek adına değerli bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.

Nisan 2026

Göz Sağlığını Destekleyen 4 Güçlü Meyve

Dijital ekranların hayatımızın merkezine yerleştiği bir çağda gözlerimiz her zamankinden daha fazla yoruluyor. Ancak antioksidanlar ve vitaminler açısından zengin doğru besinlerle bu yükü hafifletmek ve göz sağlığını desteklemek mümkün.

Dijital ekranlar artık hayatın ayrılmaz bir parçası. Bilgisayarlar, telefonlar ve tabletler karşısında geçirilen uzun saatler, gözler üzerinde her geçen gün artan bir yük oluşturuyor. Kuruluk, yorgunluk, batma hissi ve bulanık görme gibi şikâyetler ise birçok kişi için sıradan hale gelmiş durumda. Bu tablo, göz sağlığının yalnızca dış etkenlerle değil, aynı zamanda yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarıyla da yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle oksidatif stres ve inflamasyon gibi biyolojik süreçler, zaman içinde göz dokularını etkileyebiliyor. Her ne kadar dijital yaşamın temposunu tamamen değiştirmek zor olsa da bu etkileri hafifletmek mümkündür. Antioksidanlar, vitaminler ve bitkisel bileşikler açısından zengin bir beslenme düzeni, göz sağlığını desteklemede önemli bir rol oynar. Üstelik bu destek, günlük hayatta kolayca ulaşılabilen doğal besinlerle sağlanabilir. Özellikle bazı meyveler, içeriklerindeki güçlü besin öğeleri sayesinde görme fonksiyonlarını desteklemeye ve göz yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olabilecek özellikleriyle öne çıkıyor.

Yaban Mersini: Antioksidan Gücü
Küçük boyutuna rağmen güçlü bir besin profiline sahip olan yaban mersini, özellikle antosiyaninler açısından zengindir. Bu bileşikler, gözde yaşlanma sürecini hızlandıran oksidatif stresle mücadelede rol oynar. Araştırmalar, antosiyaninlerin retina hücrelerini koruyabileceğini ve hücresel hasarı azaltabileceğini göstermektedir. Düzenli tüketildiğinde, yaban mersini göz yorgunluğunu azaltmaya ve uzun vadede göz sağlığını desteklemeye katkı sağlayabilir. Günlük beslenmeye eklemek oldukça kolay: kahvaltılık kaselere, yoğurda veya smoothie’lere eklenebilir.

Portakal: C Vitamini ile Lens Koruması
C vitamini, göz merceğinin yapısını korumada kritik rol oynayan güçlü bir antioksidandır. Zamanla oluşan oksidatif hasar, katarakt gelişiminde etkili faktörlerden biridir. Çalışmalar, yeterli C vitamini alımının katarakt riskini azaltabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle portakal gibi narenciye ürünleri, göz sağlığını destekleyen basit ama etkili bir seçimdir. Günde bir porsiyon narenciye tüketimi, bu açıdan önemli bir katkı sağlayabilir.

Papaya: Kuruluk ve Hassasiyet İçin Destek
Gözlerde kuruluk ve hassasiyet yaşayanlar için papaya dikkat çekici bir seçenektir. İçerdiği A vitamini öncüleri ve karotenoidler, göz yüzeyinin korunmasına yardımcı olur. Aynı zamanda anti-inflamatuar bileşenler içeren papaya, gözde oluşabilecek düşük seviyeli iltihaplanmayı azaltmada destekleyici olabilir. Bu da özellikle yoğun ekran kullanımı sonrası oluşan rahatsızlıkların hafifletilmesine katkı sağlayabilir. Taze olarak tüketilebileceği gibi, meyve salatalarına veya smoothielere de kolayca eklenebilir.

Kivi: Retina İçin Koruyucu Etki
Kivi, yüksek C vitamini içeriğinin yanı sıra lutein ve zeaksantin gibi karotenoidler de içerir. Bu bileşikler, özellikle retina ve maküla sağlığı açısından önemlidir. Beslenme çalışmalarında, bu tür bileşenlerin düzenli alımının görme kalitesini korumaya yardımcı olabileceği belirtilmektedir. Kivi, bu açıdan günlük beslenmede yer verilmesi gereken pratik bir alternatiftir. Ara öğünlerde veya hafif tatlı olarak tercih edilebilir. Göz sağlığı çoğu zaman yalnızca genetik faktörler veya yaşlanma ile ilişkilendirilir. Oysa oksidatif stres, damar sağlığı ve inflamasyon gibi süreçler, doğrudan beslenme ile bağlantılıdır. Antioksidanlardan zengin bir diyet; Hücresel hasarı azaltmaya, Göz dokusunu korumaya, Yaşa bağlı değişimlerin etkisini yavaşlatmaya katkı sağlayabilir Unutmayalım ki beslenme tek başına yeterli değildir. Günlük yaşam stilimiz ve alışkanlıklarımız göz sağlığınızı korumak için önem taşır.

Nisan 2026

Kitap Okurken Göz Dostu Alışkanlıklar

Kitap okurken göz yorgunluğunu azaltmak için doğru ışık, ideal okuma mesafesi ve düzenli molalar şart. Küçük önlemlerle hem keyfinizi hem de göz sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Uzun süreli okuma, yanlış ışık ve hatalı oturma pozisyonu ile birleştiğinde gözlerde yorgunluk, bulanık görme ve baş ağrısına yol açabilir. Bu durum, okuma keyfinin azalmasına ve gün sonunda genel bir halsizlik hissine neden olur. Göz sağlığı uzmanları, kitap okurken doğru aydınlatmanın hem konfor hem de göz sağlığı açısından kritik olduğunu vurguluyor.  Işık kaynağı sol tarafta ve hafif yukarıdan gelmeli; çok parlak ya da çok loş olmamalıdır. Doğrudan göze değil, sayfaya yansıyan yumuşak ışık, göz kaslarının gereksiz zorlanmasını önler. Bu sayede hem odaklanma süresi uzar hem de okuma sürecinden daha fazla keyif alınır. Özellikle akşam saatlerinde, masa lambalarının ışığının sayfanın tamamını eşit şekilde aydınlatmasına dikkat edilmelidir.

Kitap ile göz arasındaki mesafe en az 40 santimetre olmalıdır. Bu mesafe, hem net görmeyi sağlar hem de göz kaslarının yorulmasını önler. Yatar pozisyonda kitap okumak, boyun ve omuz kaslarını zorladığı gibi, gözlerin odaklanmasını da güçleştirir. Bu nedenle en sağlıklı okuma şekli, sırtınızın desteklendiği dik pozisyondur. Her 30 dakikada bir kısa ara vererek uzak bir noktaya bakmak, göz kaslarının gevşemesine yardımcı olur. Ara sırasında derin nefes almak, vücudun genel rahatlamasına da katkı sağlar. Ayrıca yeterli su içmek, gözlerin nem dengesini koruyarak kuruluk hissini azaltır. Sık sık göz kırpmak ise, göz yüzeyinin doğal olarak nemlenmesini sağlar.

Kitap okuma alışkanlığınızı bu küçük ama etkili önlemlerle destekleyerek, hem göz sağlığınızı uzun vadede koruyabilir hem de sayfa sayfa ilerlerken konforunuzu artırabilirsiniz.

Okuma Sırasında Göz Konforu İçin 5 Altın Kural

  • Işık kaynağını sol tarafta ve hafif yukarıda konumlandırın.
  • Kitap ile gözünüz arasında en az 40 cm mesafe bırakın.
  • Her 30 dakikada bir gözlerinizi uzak bir noktaya odaklayın.
  • Bol su tüketerek gözlerinizi nemli tutun.
  • Göz kırpma refleksinizi ihmal etmeyin.

Nisan 2026

Hastaların Yarısı Glokom Olduklarını Bilmiyor

Dünyada 70 milyona yakın glokom hastası var ve bunların yarısı hastalığından habersiz. Özellikle kırklı yaşlardan sonra ortaya çıkan ve sinsice ilerleyerek hiçbir belirti vermeyen Glokom, körlük nedenleri arasında da ikinci sırada yer alıyor. Hastaların yüzde 10’u tedaviye başladığında maalesef geç kalınmış oluyor ve kalıcı görme kaybı gelişiyor.

Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, gözde sinsice ilerleyen glokom hastalığına karşı vatandaşları uyardı. Türkiye’de bu hastalıktan etkilenen yaklaşık 2.5 milyon kişi olduğu tahmin ettiklerini belirten Güngör, “Bu hastaların yarısı glokom olduklarını bilmiyor. Ülkemizde bu hastalıktan etkilenen milyonlarca kişi olmasına rağmen, yalnızca yaklaşık 300 bin hasta düzenli tedavi alıyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada 70 milyonun üzerinde insanın glokomdan etkileniyor, glokom vakalarının yaklaşık 6.5 – 7 milyonu körlükle sonuçlanabiliyor. Dünyada glokomlu hasta sayısının 2040 yılında 110 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Glokom dünyada katarakttan sonra körlüğün en yaygın ikinci nedeni. Hastalık doğuştan itibaren her yaşta görülebiliyor, ama genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkıyor. Göz sinirinde oluşan harabiyetin geri dönüşü olmadığı için, glokom nedeniyle kaybedilen görmenin geri dönmesi de mümkün olamıyor, hastalık kalıcı görme kayıpları ve körlükle sonuçlanabiliyor” diyor.

Geç Kalınırsa Körlükle Sonuçlanabilir
Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Hastalığın erken dönemlerde teşhis edilebilmesi ve görmenin korunabilmesi için de göz muayenelerinin düzenli yapılması ve göz tansiyonunun belli aralıklarla ölçümü önemli. Tanı erken konulabilirse gidişat durdurulabilir. Glokom süreğen bir hastalık olduğu için tedavisinde hastaların yaşam boyu izlenmesi önem kazanıyor. Tedavide amaç, görme fonksiyonlarının korunabilmesi. Öncelikli tercihimiz genellikle ilaç tedavisi. Göz siniri üzerinde belirli aralıklarla cihazlarla yaptığımız muayenelerde hasar saptarsak, çeşitli damlalarla göz tansiyonunu düşürmemiz ve görme alanındaki ilerleyici kaybı durdurmamız gerekiyor. İlaçlarla olumlu sonuç alamazsak, lazer uygulamaları ve ameliyat seçeneklerine geçmek gerekebiliyor. Lazer ve cerrahi işlemler hastalığın evresine göre farklı tekniklerle uygulanabiliyor. Tedavide geç kalınırsa ya da tedavi yetersiz olursa glokom hastalığı körlükle sonuçlanabiliyor” şeklinde uyarıyor.

Nisan 2026

David Beckham Stil Kodlarını Belirliyor

Eyewear by David Beckham, 2026 İlkbahar/Yaz koleksiyonu yeni tasarım vurgularıyla dikkat çekiyor. Koleksiyonun öne çıkan modellerinden biri olan DB 1237, yumuşatılmış hatlara sahip formuyla öne çıkıyor. Dengeli oranları ve rafine çerçeve yapısıyla model, markanın karakteristik stilini daha sade ve akıcı bir dil üzerinden yorumluyor. Yuvarlatılmış kenar detayları, tasarıma modern ve zamansız bir ifade kazandırırken, günlük kullanımda çok yönlü bir stil alternatifi sunuyor. Metal çerçeve grubunda da yeni eklemeleri tercih eden marka; hem güneş hem optik kategorilerinde hafif yapı ve dengeli form anlayışına odaklanıyor. Bu yaklaşım sayesinde marka, estetik çizgisini korurken daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Koleksiyonda ayrıca titanyum materyallerle geliştirilen yeni modeller de yer alıyor. DB 1226/G/S modelindeki premium titanyum kullanımı ve ileri üretim teknikleriyle markanın kalite vurgusu bir üst seviyeye taşınıyor. Seçili modellerde sunulan fotokromik cam seçenekleri ise işlevselliği artıran önemli detaylar arasında bulunuyor. Markanın imza unsurları olan Talisman detayı ve DB monogramı, koleksiyon genelinde tasarımlara karakter kazandırmaya devam ediyor. Eyewear by David Beckham, bu yeni sezon koleksiyonuyla hem güçlü stil kodlarını koruyor hem de tasarım dilini daha rafine ve çağdaş bir noktaya taşıyor.

Nisan 2026

Vava Minimal Tasarımın Gücünü Yansıtıyor

Günümüz tasarım anlayışında sadelik, en güçlü ifade biçimlerinden biri haline geliyor. Vava, sadeleşmeyi merkeze alan tasarım yaklaşımıyla çağdaş estetik anlayışına güçlü bir yorum getiriyor. Marka, gereksiz detayları ortadan kaldırarak tasarımın özüne odaklanıyor. Markanın bu yaklaşımı sayesinde modern yaşamın hızına uyum sağlayan rafine bir stil dili ortaya çıkıyor. Vava koleksiyonlarda öne çıkan net çizgiler ve dengeli formlar, tasarımlara güçlü bir ifade kazandırıyor. İleri teknoloji materyallerle desteklenen Vava modelleri, estetik ile işlevselliği bir arada sunuyor. Markanın her bir tasarımı, zamansız bir duruş sergileyerek uzun süreli kullanım sunuyor. Minimal çizgiler, karmaşadan uzak ama etkili bir stil yaratıyor. Bu anlayış, gözlüğü oldukça yalın ancak bir o kadar da güçlü bir ifade aracına dönüştürüyor. Vava koleksiyonları, stilinde netlik ve sadelik arayan kullanıcılar için öne çıkıyor. Markanın tasarım yaklaşımı, detaydan çok bütünlüğe odaklanıyor. Vava’nın gözlüklere bu bütüncül bakışı, koleksiyonunun her parçasında hissediliyor. Türkiye’de PB Gözlük distribütörlüğü ile sunulan seçkin Vava koleksiyonları, modern minimalizmi benimseyenlerle buluşuyor.

Nisan 2026