Ermak Sağlık

ERMAK SAĞLIK

Gelişime Açık, Sürekli Yenilikleri Takip Eden…

Gelişime açık, sürekli yenilikleri takip eden ve buna hızlı reaksiyon veren bir anlayış içinde hizmet vermekteyiz. Birçok firma gibi bizim de önceliğimiz, iş ortaklarımıza profesyonel, kaliteli, güvenilir hizmet sunmaktır.

Merhaba Erman bey… Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne giriş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Merhaba, ben Erman Çetin. Ermak firmasının Kurucusu ve Genel Müdürüyüm. İlk olarak 1995 yılında Antalya’da bir firmada çırak olarak başladığım iş hayatım, bügün mesleğim olarak devam etmektedir. Mağazacılık sektöründe çıraklık, satış temsilciliği ve mağaza müdürülüğü yaptıktan sonra 2005 yılında kendi firmamı kurmaya karar verdim. Yurt dışında gerçekleşen bir çok uluslararası fuarları ziyaret ederek, optik sektöründe tedarikçi olma yönünde bilgi edindim ve tüm bu çalışmaların sonunda Ermak Sağlık firmasını hayata geçirdim.

Ermak Sağlık’ın kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Ermak Sağlık’ı rakiplerinden ayıran en önemli özelliği, kurulduğu günden bu güne kadar tüm ekibi ve bayileri ile ortak bir çalışma kültürü olmasıdır. Ar-Ge bölümümüzden teknik servise, satış ekibimizden muhasebe bölümüne kadar tüm departmanların, işlerine olan aidiyet duyguları maksimum seviyededir. Tüm çalışanlarımız meslek profesyoneli olmasına rağmen ve duygusal olarak hiç bir zaman amatör ruhlarını hiç kaybetmediler. Bu da her daim müşterilerimizle samimi ve güvenilir bir ilişkide olmamazı sağlıyor. Gelişime açık, sürekli yenilikleri takip eden ve buna hızlı reaksiyon veren bir anlayış içinde hizmet vermekteyiz. Birçok firma gibi bizim de önceliğimiz, iş ortaklarımıza profesyonel, kaliteli, güvenilir hizmet sunmaktır.

Tedarikçi bir firma olarak bünyenizdeki markalardan ve markalarınızın öne çıkan özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Bruno Mazzini, Atos Lombardini, Polocayenne, Cisse, Bottegaro Paris, La Matta, Kaos, Genesis ve Cocosong bu güne kadar iş ortaklarımızla buluşturduğumuz markalarımızdır. Üst segment olan markamız Bottegaro Paris gümüş ve altın kaplamalı tasarimlarıyla ön plana çıkmaktadır. La Matta, Kaos, Genesis ve Cocosong markalarımız, İtalya’dan  distrübütörlüğünü aldığımız renki ve farklı tasarimlarıyla ön plana çıkmaktadır. Bruno Mazzini, Atos Lombardini, Polocayenne ve Cisse markalarımız orta segmentte olan sağlamlıkları kadar estetik ve tasarimlarıyla ön plana çıkan markalarımızdır.

Bünyenize yeni markalar eklemeyi düşünüyor musunuz?
Bünyemizde bulunan markalarımız haricinde şu anda görüşme içerisinde olduğumuz markalar mevcut fakat hem firmamız hemde birlikte yol aldığımız iş ortaklarımızın çıkarlarını gözeterek doğru yol alma çabası içerisindeyiz. Umut ediyoruz ki önümüzdeki yıllarda, birbirinden bağımsız, farklı ve trend tasarımlara sahip markaları portföyümüze alacağız. Bunun için sürekli araştırıyoruz ve markalar ile iletişimimizi sıcak tutuyoruz.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Şu anda Türkiye’nin her bölgesinde aktif olarak iş ortaklarımızı ziyaret eden çok güçlü bir satış pazarlama ekibimiz var. Gerçekleştirdikleri düzenli ziyaretlerde ihtiyaçlari yerinde tespit edip, marka ve ürünlerimizin sunumlarını gerçekleştirerek satış ve satış sonrası desteklerimizi yerinde sunmaya devam ediyoruz. Ayrıca bunun yanında iş ortaklarımıza www.ermaksaglik.com internet sitemizden B2B sistemi ile sipariş verme imkanı da sunuyoruz.

Markalarınıza ait koleksiyonları hangi etkenlere göre belirliyorsunuz?
Markalarımıza ait koleksiyonları belirlerken öncelikle piyasa koşullarını göz önüne alıyoruz. Sağlamlık ve kullanışlı olması en önemli tercihimiz. Ayrıca talep ve isteklere göre yön verip yurt dışı fuarlarını sık sık ziyaret ederek modayı takip edip güncel ve konforlu gözlükleri iş ortaklarımıza sunmak için çalışıyoruz.

Ermak Sağlık olarak sektördeki bilinirliğinizi arttırmak için hangi tanıtım ve reklam çalışmalarını kullanıyorsunuz?
Sahada bulunan pazarlama ve satış ekibimiz iş ortaklarımızla birebir temas halindeler. Bunun haricinde sosyal medya, dergi ve reklam firmaları aracılığıyla firmamızı ve markalarımızı tanıtım çalışmaları için iş birliği içinde bulunuyoruz. Bunun yanında bölgesel bayi toplantıları yaparak iş ortaklarımızla daha sık bir araya gelmeye çalışıyoruz. Ayrıca www.ermaksaglik.com internet sitemizde modellerimizi güncel tutarak iş ortaklarımızın bizlere ulaşmasını sağlıyoruz.

Ermak Sağlık olarak Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Türkiye optik sektörü özellikle son dönemlerde yaşanan kur dalgalanması ve enflasyon ile beraber gelen fiyat artışlarını maalesef istenilen seviyelerde fiyatlarına yansıtamadı. Bunun sebebi olarak ise pandemi sürecindeki tüm piyasalarda yaşanan daralma, optik sektöründeki mağazaların stoklarını eritmesi ile geçici bir nefes alma mücadelesine dönüşmüştür. Kısa vade de optik sektörünün değişen fiyat mekanizmalarina hakim olması gerekeceğini düşünüyorum. Değişen ticaret düzenine ayak uydurabilen optik mağazalarının daha konforlu bir alanda hizmet vermeye devam edeceğine inanıyorum. Bunun yanı sıra pandemi sürecinde göz rahatsızlıklarını hissedenlerin sayısının oldukça fazla olduğunu gözlemliyorum. Bununda sektörümüze ivme kazandıracağına inanıyorum.

Optik sektörü için önemli olan odalaşma süreci hakkindaki görüşleriniz nelerdir?
Odalaşma süreci yıllardır beklenen, hayali kurulan, yıllar önce ‘imkansiz olmaz’  denilen bir yapıyı özetliyor. Türkiye’de odalaşma süreci henüz bitmedi ve yolun daha başındayız. Sabırlı olmamız gerektiğine ve bu süreçte bazı şeylerin zamanla düzeleceğine inanıyorum. Kurulum aşamasında odalar büyük eleştiriler aldı. Sektörün pandemi sürecinde daralmasıyla beklenti iyice yükseldi. Beklentiler de tam karşılanmaynca eleştirlerin olmasının da normal karşılanması gerektiğini ve yine de sabırlı olunmasını ve daha yolun başında olduğumuzun unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Saygınlığını kaybetmeye başlayan mesleğin tekrar en yüksek seviyelere çıkacağına ve güzel şeyler olacağını temenni ediyorum. Bunun içinde birlikte hareket etmemizin çok önemli olduğuna inanıyorum

Optik ve güneş gözlüklerinde 2022 yaz trendleriyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Optik ve güneş gözlüklerinde öncelik olarak asetat ve renkli gözlük modelleri 2022 yılında tercih edileceklerin arasındadır. Bunun yanında metal detaylı vintage gözlük modelleri de bu yaz ön planda olacaktır.

Geçtiğimiz Kasım ayında katılımcısı olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuar’ı sizin için nasıl geçti? Fuar hakkında genel değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Silmo İstanbul Optik Fuar’ı jeopolitik önemi ve ulaşım kolaylığı ile yerli ve yabancı bir çok firmanın yenilikleri sergileyebildiği en efektif organizasyondur. Bizde bu organizasyonun içinde olmaktan büyük mutluluk ve haz aldık.

On üç yıldır aralıksız optik sektörüne yön veren dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
4 your eyes ekibi olarak kaliteli yayıncılık anlayışı ile gerek ülkemizde gerekse dünyada yaşanan sektörel gelişmeleri bizlere sunan çok kiymetli bir mecrayı yönetiyorsunuz. Sektör adına bu denli kapsayıcı başka bir dergi platformu olmadığını düşünüyorum. Her bir sektör kuruluşuna ulaşıp bizlerinde her bir noktaya temas etmemizi sağlamanız bizler için büyük mutluluk verici. Sektörümüze verdiğiniz değer ve katkılardan dolayı Ermak Sağlık ailesi olarak sizlere teşekkür ederiz.

Haziran 2022

Alba Optics

ALBA OPTICS

Geçmişin GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRDİĞİ YER

Alba, yolun izini süren bir doğa olayıdır, karanlıktan sonraki ışıktır. Performans ve sonuçların yanı sıra yaşam kalitesinden de bahseden yeni bir gözlük türünün zamanının geldiğine inanıyoruz. Amaç birinci bitirmek değil, istediğiniz yere, her koşulda ulaşmaktır!

Alba Optik olarak hikayemiz, orijinal bir kalıp arayışıyla başlamıştır. 1980’li yıllarda İtalya’da tasarlanıp üretilmiş özel bir tasarıma sahip bir çerçeve bulup, bu tarzı yeni teknolojiler kullanarak tekrar hayata geçirmek istedik. Bu şekilde piyasaya sürdüğümüz ilk modelimiz Delta oldu. İtalya’da üretim yapmak Alba Optik için her zaman bir öncelik ve temel bir değer olmuştur. Alba Optik olarak mirasımızla ve ülkemizin hem bisiklet hem de gözlük endüstrileriyle olan derin bağıyla gurur duyuyoruz. Yüksek standartlarda çalışma koşulları yaratmaya çalışmakla beraber, üretim ortaklarımızı seçerken, çevreye verdiğimiz hasarı en aza indirme hedefimizi paylaşan firmalar olmalarına dikkat ediyoruz. Sürdürülebilir ürünler ve toplumsal projeler bu değerlerin en önemli kaynağıdır. Alba Optik, performanslarını geliştirmek ve hayallerini gerçekleştirmek için çabalayan profesyonel bir ekibe sahiptir. Alba Optik, tüm çalışanları ve işbirlikçileri tutkuyla bağlı oldukları bisiklet kültürüne, açık hava ve doğa sporlarına ve dünyanın her yerindeki sporculara derin bir saygı duymaktadır. Bu nedenle şık ve trend görünmekle beraber mümkün olan en yüksek performans standartlarını da karşılayan tasarım ürünler ve koleksiyonlar sunuyoruz. Performans ve sonuçların yanı sıra yaşam kalitesine değinen yeni bir gözlük türünün zamanının geldiğine inanıyoruz. Amaç yarışı birinci bitirmek değil, istediğiniz yere, her koşulda ulaşmaktır! İtalyan üretici Alba Optics, geçmişin ikonlarından ilham alarak tasarlanan yüksek teknolojili gözlüklerde, bir uzman olarak kendini konumlandırmayı başarmıştır. Kurucu ortağı Piergiorgio Catalano, 2022 konseptini ve yeni koleksiyonunu bizlere anlatıyor.

Alba Optik, kaliteli tasarım ve yüksek performansın birbiriyle buluştuğu ürünler üzerine uzmanlaşmıştır. Koleksiyonla ilgili çalışmalarınızı ve bisiklet gibi spesifik sporlara olan ilginizi anlatır mısınız?
Yaptığımız işte çok fazla nostalji var; geleceği şekillendirmek için geçmişe bakmak gerekiyor. Tasarım söz konusu olduğunda “zamansız” veya “ikonik” sözcükleri gereğinden fazla kullanılıyor olabiliriz ancak ortağım Luca ve benim için ürünlerimiz, anılar ve fikirlerin buluşmasına hizmet ediyor. Biz İtalyanız, bu yüzden biraz romantik olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu romantizm, tasarımlarımıza bakıldığında her modelin bir ruhu olduğunun göstergesidir. Tüm bunlara sahip olmamıza rağmen eski bir çerçeveyi alıp yeniden tasarlamak ve yeni teknolojiyle üretmek göründüğü kadar kolay değildir. Kalite ve tasarımlarımızda ki detayları bizim en hassas noktamız. Bu sebeple mükemmel bir üretim için Kuzey İtalya’daki fabrikamızla süreli yakın temas halinde çalışıyoruz. Yeni bir tasarım geliştirmek için tüm ekip aylarca araştırıyoruz, çalışıyoruz ve denemeler yapıyoruz. Tasarlanan ürünleri satışa sunmadan önce çok sayıda prototip hazırlıyor ve  kullanıcı testleri, sporcu ve perakendeci geri bildirimlerinden oluşan uzun bir süreçten geçiyoruz. Kullandığımız malzemeler yeni teknolojilere ait olsa bile, güneş gözlüklerimizin el yapımı olduğundan dolayı üretim aşamamız oldukça zor. Bu bir şikayet değil bizim tercihimiz ve bunula gurur duyuyoruz.

Her şey ne zaman ve nerede başladı?
Araştırmamıza tam 5 yıl önce; 2017 yılının sonlarına doğru başladık. Alba Optics’i kurduğumuzda hem Luca’nın hem de benim diğer sektörlerde tam zamanlı işlerimiz vardı. Aslında bu işe kendimiz için en doğru sporcu gözlüklerini ararken başladık diyebilirim. İstediğimiz gibi bir gözlük bulabilmek için neredeyse Kuzey İtalya’daki tüm zanaatkârın kapısını çaldık. Tüm bu araştırmalar bizi Alba Optics’in sahibi yaptı. Kısa bir sürede de Delta modeli doğdu ve üstün bir başarı ile piyasaya sürüldü. Yani doğru gözlüğü ararken çok kısa bir süre önceki işlerimizden ayrıldık, beraber bir şirket kurduk  ve yeni koleksiyonlar yapmaya odaklandık.

Kurucu ortak olarak, sizi bu işe yönlendiren bisiklet ve açık hava aktivitelerine yönelik kişisel bir tutkunuz var mı?
Profesyonel bir bisikletçi değilim. Teknik olarak “ara sıra bisikletçi” diyebileceğiniz kişilerden biriyim ancak ruhum bu spora gönülden bağlı diyebiliriz. Çalışma hayatım hafta içi çok aktif olduğundan dolayı sadece ve hafta sonları bisiklet sürebiliyorum. Kuzey İtalya’da etrafımız inanılmaz bisiklet yolları ile çevrili. Ligurya’dan İsviçre sınırına kadar burası adeta bir bisikletçi cenneti. Kamp yapmak ise benim başka bir hobim. Ailemle birlikte haftasonları açık havada harika vakit geçirmek, beraber bisiklet sürmek ve kamp aktiviteleri yapmak tatil için harika bir yol.

Alba Optik’in tüm ürünleri yeni teknolojiyle İtalya’da üretiliyor. Bize bunun hakkında daha fazla neler söyleyebilirsiniz?
Her sporcu gözlük seçerken birkaç temel faktörü dikkate alır: Rahatlık, dayanıklılık, verimlilik ve koruma. Bu niteliklerin çoğu üründe kullandığınız malzemelere bağlıdır. Bizde tüm bu niteliklere sahip çerçeveler için hafif, dayanıklı ve esneklik sağlayan Tr90 malzemesini kullanıyoruz. Ürünlerimizde kullandığımız Tr90, farklı iklimler, uzun sürüşler, hızlı sürüşler, antrenman, yarış ve ekstrem koşullarda kazalar da dahil olmak üzere günlük kullanıma karşı dayanıklı ve inanılmaz derecede işlevsel ürünler geliştirmemize izin verdi. Camlarımız için VZUM™ isimli yüksek çözünürlüklü güneş gözlüğü camları geliştirdik. Dayanıklı ultra hafif polikarbonat kullanmaktaki amacımız, UV ve mavi ışık koruması sunarak ve yüzeysel hasarı azaltıp, görüş iyileştirmeyi garanti etmektir. Sporcularımızla yakın bir şekilde çalışarak, ürünlerimizin tam anlamıyla tüm arazi koşullarını kapsadığından emin olmak için her sezon cam koleksiyonumuzu kontrol ediyor ve yeniliyoruz. Alba Optic’sin tüm güneş gözlükleri; sıcak, kuru ve çöl benzeri hava koşullarında çam ağaçlarıyla kaplı bir ormanda veya ayak bileği çamurun derinliklerinde olan bir dağ bisikletçisinde için eşit performans göstermelidir. Bu durum, bizim her sezon sevinçle kucakladığımız heyecan verici ve ödüllendirici bir meydan okumadır.

2022 koleksiyonun da yapılan yenilikler ve gelişimler hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu yıl, üç yeni temel ürün piyasaya sürülecek: Sabit şakak uçları ve yeni çerçeve renklerine sahip ikonik modelimizin değişik bir versiyonu olan Solo 02. Kadın kullanıcılarımız için gündelik kullanıma uygun bir gözlük modeli olan Anwma Lei ve  son olarak hızdan ilham alan, heyecan verici yeni bir çerçeve olan Mantra. Ayrıca, çok çeşitli ortamlarda yarışan sporcularımızın geri bildirimlerinden faydalanarak, fotokromatik niteliklere sahip, yeni renkli aynalı camları da  piyasaya sürüyoruz. Günün sonunda, trendlerden çok topluluğumuzun ihtiyaçlarına bağlı kalıyoruz.

Markanız şu anda Avrupa dışına  başka bölgelerde de satılıyor mu ? Lütfen dağıtımı ağınız hakkında bize biraz bilgi verin.
Alba Optics’in ürünlerini Avrupa dışında bir çok bölgede bulabilirisiniz. Bu hızlı büyümede en hızlı tanıtım aracının yani ürünü kullanan kişilerin payını unutmayalım. Avrupa, ABD, Kanada, Ekvador, Asya, Avustralya, Suudi Arabistan, BAE, Panama ve Katar’a kadar dağıtım ağımızı genişlettik. Ürünlerimiz aynı zamanda bisiklet mağazalarında da satılıyor. Bu tip mağazalarda kullanıcıların birbiri üzerinde ki etkileşimi çok yüksektir. Bu da ürünlerimizin reklamını kullanıcılarımızın birbirilerine yapmasını sağlıyor. Aynı tutkuyu paylaşan, yolların keyfini çıkaranlar, yerel etkinlikler ve festivallere katılan sporcuların memnuniyeti bizim en önemli tanıtımımızdır.

Mido fuarına katılacak mısınız ve oradaki planlarınız neler?
Mido’da yer almak Alba Optics için çok heyecanlı ve gurur vericiydi. Mido fuarında Alba Optic’s bünyesinde ki ürünlerin bisiklet kültürüne, açık hava sporlarına ve doğaya sporlarına katkısını gösterdik. Koleksiyonumuzu sergilerken son dört yılda Alba Optic’si inşa ederken kurduğumuz tüm dostlarımızın ve iş birlikçilerimizin ne kadar doğru seçimler olduğunu anladık.

2022 yılı için sosyal aktiviteleriniz gibi diğer projelerinizi de yorumlayabilir misiniz?
Dünyanın geri kalanı gibi, hala 2020 takvimimize yetişmeye çalışıyoruz! Bu yılki hedeflerimizden biri bir dizi uluslararası sosyal geziye ev sahipliği yapmak. Sonunda insanları bir araya getirmek harika olacak. Ayrıca, ANVMA Routes kampanyamızın bir parçası olarak, gezegenin en ıssız manzaralarından bazılarına sponsorlu yolculuklar planlama sürecindeyiz. Marka hizmetlerimiz şu şekildedir: Alba yeni hayat demektir. Sporcuların uyandığı ve bir hedefe ulaşmak için çok çalışmaya başladığı zamanlar artık geride kaldı. Alba, yolun izini süren bir doğa olayıdır, karanlıktan sonraki ışıktır. Performans ve sonuçların yanı sıra yaşam kalitesinden de bahseden yeni bir gözlük türünün zamanının geldiğine inanıyoruz. Amaç birinci bitirmek değil, istediğiniz yere, her koşulda ulaşmaktır.

Kaynak: 2020 Europe

Haziran 2022

Danshari

MİNİMALİZM DEHAYLA BULUŞUYOR

Ünlü tasarımcı Alain Mikli’nin İtalyan marka için tasarladığı yepyeni koleksiyonu Dansharian ile kültürler arası bir yolculuğa hazır olun…

Japon Yapımı etiketiyle Giuseppe La Boria tarafından İtalya merkezli olarak 2020’nin başlarında optik endüstrisine adımını atan Danshari, asetat ve Japon titanyumundan hazırladığı son derece hafif, esnek ve zarif tasarımlı gözlük koleksiyonlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Zen felsefesinin minimalist çizgisinden ilham alan marka, temel değerlerini Japon kültürüne duyduğu içten bağlılığı ve tutkusuyla şekillendiriyor.

DANSHARIAN VİTRİNLERİNİZİ SÜSLEYECEK

Danshari gözlük gurusu olarak nitelendirilebilecek Ermenistan kökenli Fransız tasarımcı Alain Miklitarian ile işbirliği yaparak Dansharian ismini verdiği yepyeni bir koleksiyona imza attı. Minimalizm sanatını bir dehayla birleştiren bu özel ve ayrıcalıklı koleksiyon lanse edilmesiyle birlikte beğenileri üzerine topladı.

Koleksiyonun isminin sonuna getirilen –ian eki, Ermenistan’da –oğlu anlamına geliyor. Böylece Alain Miklitarian’ın ana vatanı olan Ermenistan’dan ilham alarak hazırladığı koleksiyon “Danshari’nin oğlu” olarak Alain Mikli’nin köklerine atıfta bulunuyor. Yaklaşık on yıldır hiçbir koleksiyon tasarlamayan ünlü tasarımcı, Dansharian ile birlikte içinde biriktirdiği tüm duygu ve düşünceleri ifade etmek isteğini ve gözlük tasarımına yönelik tutkusunu yeniden keşfettiğini belirtiyor. Ermenistan’a doğru özel bir yolculuğu temsil eden koleksiyon Danshari markasının minimalizmi ve Japon teknolojisi ile tasarımcının kendi tarzını zarif bir şekilde birleştiriyor. Koleksiyon altısı optik çerçeve biri de güneş gözlüğü olmak üzere toplam yedi modelden oluşuyor. Koleksiyondaki iki optik çerçeve ve güneş gözlüğü iki renkte ve sadece iki yüz yirmi iki parçadan oluşan sınırlı üretim modeller olarak karşımıza çıkıyor.

MODELLERİN İSİMLERİ DE ÖZEL…

Alain Miklitarian, Dansharian koleksiyonundaki modellerin isimlerini Ermenistan’daki özel yerleşim yerlerinden seçerek herkesi yolculuğuna adeta davet ediyor. Gosh, on ikinci yüzyıldan kalma manastıra sahip korunaklı bir köy. Garni, Roma dönemi termal banyoları, tapınağı, yeşil boğazları ve bazalt kanyonu olan küçük bir kasaba. Areni, Ermeni şarabının tadını çıkarabileceğiniz bir yerken; Tachir eski bir kraliyet şehri. Bizleri zamanın başlangıcına götüren manzaralarıyla Goris, kaplıcalarıyla Arzni ve son olarak ise her yıl buharlaşan muhteşem gölü ile Sevan… Ünlü tasarımcı koleksiyonuyla ilgili verdiği bir röportajda “Dansharian’ı gördüğünüzde umarım güzel ana vatanım Ermenistan’ı ziyaret etme isteği duyarsınız” diyerek davetinin altını çiziyor.

MODELLERİN FORMLARI VE SAPLARINA DAİR…

Dansharian’daki modellerin şekilleri Alain Miklitarian’ın cesur ve geniş vizyonu ile günümüz trendlerinin ötesine olan bakışını ideal bir şekilde yansıtıyor. Çerçeveler yontulmuş hacimler ve köşelerle ön plana çıkan çerçeveler sade, minimalist ve sofistike. Çerçeve sapları ise ünlü tasarımcının dehasının ve Japon teknolojisinin bir ürünü olarak koleksiyonu taçlandırıyor. Danshari saplar için dünya prömiyerini yeni yaptığı patentli FTS’yi (Düz Sap Sistemi) kullanıyor. Karmaşık çift laminasyon işlemiyle yaratılan bu özel saplar, ışığı gizli ve zarif bir şekilde yakalamak için asetatı renkli titanyumla birleştiriyor. Şakak kısımları belirli bir kalınlık ve uzunluk kombinasyonu sayesinde, üst üste binmede herhangi bir gerilim veya bükülme olmaksızın mükemmel bir şekilde kapanıyor.

RENK SEÇİMLERİ…

Dansharian’ın renk seçimleri de Ermenistan doğası, iklimi ve kültüründen geliyor. Lavanta, altın, paslı kırmızı, neon yeşili, siyah, beyaz ve şampanya tonları ülkenin dünyanın geri kalanıyla birleşimini renkler aracıyla gerçekleştiriyor. Renkli Ermeni kültürünü ve yaşam sevincini yansıtan Dansharian renkleri, sadelikleri ile günlük kullanımlar için ideal birer aday oluyor. Çerçevelerin saplarını ve ön yüzlerini süsleyen siyah beyaz dalgalar saflığı mükemmel bir şekilde temsil ediyor.

DANSHARIAN KAMPANYASI

Danshari yeni koleksiyonu için iki konsepten oluşan ilgi çekici bir kampanya hazırladı. Bu konseptlerden ilkinde markanın Kurucusu Giuseppe La Boria ve Alain Miklitarian aynı karede görülüyor. La Boria fotoğrafın solunda başının arkasına taktığı gözlüklü haliyle poz verirken, sol tarafta Alain Mikli’nin yüzünü gözlüksüz bir şekilde görüyoruz. Kampanya için hazırlanan diğer konseptte ise teoride imkansızmış gibi görünen bir şekilde yerleştirilmiş basit kırmızı bir yumurta doğanın dengesini temsil ediyor. Ermenistan’da bir Paskalya geleneği olan kırmızı yumurta iyi şans, refah ve mükemmelliğin sembolü ve aynı zamanda kırmızı renk neşe ve güzellikle anılıyor.

Kaynak: Wmido

Haziran 2022

Tevrat Optik

Tevrat OPTİK

Samimi Hizmet

“Silmo İstanbul sektörel gelişmeleri ve yeni çıkan ürünleri yakından inceleme fırsatı sunuyor. Yıllar içerisinde daha da etkili olan bir organizasyon.”

Merhaba Tevrat Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhabalar 1984 Ordu doğumluyum. 2013 yılında Eşim Tuçe hanım ile evlendik. Altı yaşında Poyraz adında bir oğlumuz ve beş aylık Yaz adında bir kızımız var. Mesleğe 2004 yılında çıraklık ile başladım. Beş yıl kadar çıraklık kalfalık ve ustalık yaptıktan sonra 2009 yılında askerlik görevim için ayrıldım. 2011 yılında geri döndüm ve sekiz ay kadar çalıştığım işyerini devralarak 2012 yılında Tevrat Optik isimli mağazamı açtım.

Tevrat Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Tevrat Optik ilk olarak 2012 yılında Ordu’nun en işlek, trafiğe kapalı alışveriş caddesi olan Fidangör Caddesi’nde yirmi beş metrekare bir mağaza olarak açıldı. Beş yıl bu mağazada hizmet verdikten sonra hemen yan tarafta yetmiş beş metrekarelik bir mağazaya geçtik. Beş yılın ardından 2022 yılı başlarında yan mağaza ile birleştirerek yüz yetmiş metrekare showroom alanı olmak üzere toplamda iki yüz yirmi metrekare olarak hizmet vermekteyiz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Müşterileriniz tarafından seçilen bu markaların tercih nedenleri ne olabilir?
Son zamanlarda en çok satılan optik markalarımız Silhuette, Vycoz, Tommy Hilfiger çocuklarda ise Ficher Price markasıdır. Tabii ki öncelikle hafif, ergonomik, yüze uyumlu tasarımlar olması ve ürünlerin kullanışlı olması müşterilerimizin seçim sebebi oluyor.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet biz Tevrat Optik olarak desinger markaları yakından takip ediyoruz. Hatta Ordu’da markalaştırdığımız birçok butik ürün mevcut.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Tercihim tabii ki cadde mağazası. Daha samimi daha sıcak bir ortam yarattığını düşünüyorum. Avm’nin kapalı ortamından daha ferah gelmiştir bana her zaman.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Sosyal medya mecralarımızı aktif olarak kullanıyoruz. Bunun dışında kampanya ve duyurularımızı sms ile yerel radyo ve TV kanalları ile yapıyoruz. Aynı zamanda yerel takipçileri yüksek olan Instagram haber sayfaları başlıca bilgilendirme araçlarımız arasında yer alıyor.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Büyük şehirlerde tabii ki insan hareketi çok fazla olduğu için daha çok sayıda son tüketiciye ulaşmak mümkün ancak Anadolu’da mesleğimize daha çok saygı duyulduğunu düşünüyorum. Bütün müşterilerle aile gibi olmanız mümkün. Çocukları ile buluşmak için çocuklarını beklemesi için gönderen aileler var ki bence en güzel yanı da bu. Daha samimi daha içten daha ve daha sıcak dostluklar kurulabiliyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Sektör içi eğitimlerin daha sık olması kendimizi güncellemek ve bilgilendirmek için yeterli görmüyorum ancak son zamanlarda bu konu ile ilgili cam firmaları biraz daha caba sarf etmektedir. Bizde mümkün olduğu kadar fırsat buldukça organizasyonlara ekip olarak katılıp bilgilerimizi tazeliyor ve yeniliyoruz.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Uzun yıllar sektörde hizmet veren biri olarak Silmo İstanbul’u severek takip ediyorum. Fuar sektörel gelişmeleri, yeni çıkan ürünleri yakından inceleme fırsatı sunuyor. Yıllar içerisinde daha da etkili olan bir organizasyon.

Dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili neler söylemek istersiniz?
En son yenilikler, trendler, marka hikayeleri gibi bir çok sektörel konuda bilgi edinmememizi sağlayan bir dergi. Başarılarınızın devamını diler, ekibinize teşekkür ederiz.

Mayıs 2022

Tgs Optik

TGS OPTİK

Sektörün Yeni Rengi

Silmo İstanbul’un yeri bizim için hep ayrı olacak; ilk kez katılımcı olduğumuz fuarımızdı.  Katılım yüksekti ve ziyaretçilerimizden tam not aldık.

Merhaba Tolga Çokuslu… Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne nasıl girdiğinizi paylaşabilir misiniz?
Merhaba… TGS Optik firması Kurucu Ortağı ve Genel Müdürüyüm. Terakki Vakfı Okullarından ve Özyeğin Üniversitesi Makine Mühendisliğinden mezunum. İşletme alanında yüksek lisans yaptım. Öğrenim hayatımı sürdürürken, bir yandan da bayisi olduğumuz markanın sanayi alanında boya, vernik ve tiner satışını gerçekleştiren aile şirketimizde çalışırdım. Rutin müşteri ziyaretlerine eşlik eder, imalat yapan her türlü fabrikada tüm imalat süreçlerini inceler ve boyama konusunda ürüne özel çözümler geliştirirdik. Optik sektörüyle de tanışmam rutin iş ziyaretleri zamanımda gelişti. Optik sektöründe de üreticiler aracılığıyla yurtdışında geliştirilen yeni ürünlere karşı İzmir’deki fabrikaya yerli alternatif vernik ve boya geliştirmeleri yaptırır, hem de danışmanlık verirdik.

Kuruluş sürecinizden bahsedebilir misiniz? Pandemi dönemi yeni kurulmuş bir firma olarak sizi olumsuz yönde etkiledi mi?
Gözlüğe dair her şeyi öğrendiğim ve her zaman ustam olarak kalacak sektöre otuz yılını vermiş ortağım Suat Bey ile Türkiye’nin en iyi gözlük imalatını yapan fabrikayı kurma kararı aldık. Elimizde vernik ve ustamın işçiliği vardı, ailelerimiz de arkamızdaydı. Hepimiz farklı alanlarda en yüksek tecrübeye sahiptik ve 2020 yılının Şubat ayında firmamızı kurduk. Bir ay geçmeden pandemi başladı. Firmamızın işleri olumsuz etkilenmedi ve üretime hiç ara vermedik. İstanbul’daki diğer üreticiler bizimle hevesle çalışmak istiyordu. Sokağa çıkma yasaklarında bile izin alarak çalışmaya devam ettik. Çok memnunduk, o dönem bizimle yola çıkan hiç kimseyi mağdur etmemiş, işsiz bırakmamıştık. Bütün ekip ailece çalışarak sadece bir buçuk senede yüz elli metrekare olan işletmemizi dokuz yüz elli metrekareye sığamaz hale getirdik.

TGS Optik’in temel değerlerinden ve sektörel vizyonundan söz edebilir misiniz?
Üretim uzmanlığı ile göz sağlığından ödün vermeden her tarza uygun, konforlu optik ve güneş gözlüğü ürünlerini ulusal ve uluslararası pazara sunmak en temel misyonumuzdur. Şirketimiz ‘ulaşılabilir kalite ve estetik’ anlayışını benimsemiştir. Amacımız siyah ürünlere boğulmuş vitrinlere renk getirmek, modern ve enerjik tasarımların takipçisi renkli kitlenin beğenisine sunmaktadır.

TGS Optik olarak büyümenizi hızlandırmak amacıyla ne gibi bir yönetim stratejisini tercih ediyorsunuz?
Stratejimiz; en üst seviye teknolojik sistemler kullanarak, uluslararası optik sektöründeki gelişmeleri yakından takip ederek ve alanında yetkin ekibimizle titiz Ar-Ge çalışmaları yürüterek, tasarım ve üretimdeki güçlü konumumuzu daha iyiye taşımak için sürekli gelişmektedir. TGS Optik sektörde bir yıl geçmeden renkleri ve modelleriyle taklit edilen değil takdir edilen üretici konumuna gelmiştir.

Tedarikçi bir firma olarak bünyenizdeki markalardan ve markalarınızın öne çıkan özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Bünyemizde tescili alınmış dört markamız bulunuyor. Hepsinin ayrı ayrı hikayeleri var ve ürünleri hazır. Üçü şimdilik ortaya çıkmak için gün sayıyor. Renklerimizi ön plana çıkartmayı planladığımız markamız Goodlook’u ekibimle birlikte oluştururken, üst ürün grubu kullanıcısını nasıl etkileyeceğimizi çok tartıştık. Goodlook, birden fazla optik veya güneş gözlüğü olan müşterinin vitrindeki bir gözlükte modelinden önce rengi ya da deseniyle dikkat çeksin ve o müşteride satın alma arzusunu oluştursun istedik. Goodlook markamızı yenilikçi ve enerjik buluyoruz. Siyah rengin aksine yüksek oranda renkli ürün satışımız olduğundan sektöre renk getirdiğimizi düşünüyorum.

Yakın dönemde TGS Optik çatısı altına yeni markalar almayı düşünüyor musunuz?
Firmamızı öncelikle kaliteli ürünlere imza atmak için kurduk. Sektörde kimseye değil sadece kendimize ait olan bir duruş sergilemek istiyoruz. Kendimize ait olmayan bir marka, özgünlüğümüzü kısıtlayıp bizi kendi kalıplarına sokacak ve yaratıcılığımıza da ket vuracaktır.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Şu anda İstanbul’da satış ve pazarlama yapan bir ekibimiz mevcut. Anadolu’daki yapılanmamız için de arkadaşlar hazır. Tüm satış ekibi arkadaşlarımızı özellikle sektör dışından seçtik. Sektörde hali hazırda çalışan satış personeli istihdam etseydik, müşteri o satışçıyı görünce aynı ürünleri bekleyecekti. Sektörde tanınmayan satış personeli arkadaşlarımız sayesinde müşterilerin bilincinde yeni bir marka imajını çizmeyi başardık. Silmo İstanbul 2021’de tanıtımını yaptığımız B2B sitemize üye kayıtları almaya başladık. Her gün yeni üye kayıtları alıyoruz ve sitemize sürekli ürün yüklemelerimizi yapıyoruz. Ürünlerimizin tanıtımını B2B sitemizde yaparak maliyetlerimizi düşürüp, fiyatlarımıza yansıtmak istiyoruz.

TGS Optik olarak Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Türkiye’deki firmalar, Çin’de elektrik dağıtımı ve fabrika üretiminde zorunlu kesintiler nedeniyle yarı zamanlı çalışması ve talepleri tam anlamıyla karşılayamamasından ötürü; Avrupa’dan, Asya’dan ve Orta Doğu’dan yüksek satın alma talebi yaşamaktadır. Bu talep doğrultusunda, sektörün daha da büyüyeceğine inanıyoruz. Gelecekte daha çok firmanın aramızda olacağına inanıyoruz.

Oldukça yeni bir firma olarak sizi diğer tedarikçi firmalardan ayıran temel özellikleriniz nelerdir?
Kabiliyetlerimiz ve kadromuz sayesinde, özel siparişlere hızlı yanıt verebiliyor kısa sürede ürün üretip talepleri karşılıyoruz. Yurtiçinde de firmalara özgün ürünler teklif edebiliyor, tercih sebebi oluyoruz. Vernikteki ustalığımız sayesinde farklı renk-desen alternatifleri sergiliyor tanıtımı satışa çeviriyoruz.

Geçtiğimiz Kasım ayında katılımcısı olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuarı sizin için nasıl geçti? Fuar hakkında genel değerlendirmeleriniz nelerdir?Silmo İstanbul 2021’in yeri bizim için hep ayrı olacak; ilk kez katılımcı olduğumuz fuarımızdı. Pandemi döneminde belirsiz süreliğine hiçbir etkinlik yapılamadığından ilk etkinliğimize heyecanla çok çalıştık. Sektördeki diğer firmalar da nasıl bir duruş sergileyeceğimizi merak ediyordu. Sağ olsun hepsi tek tek ziyaret ettiler ve yaptıklarımızı çok beğendiler. Silmo İstanbul 2021 katılımın yüksek olduğu ve bizim için ziyaretçilerimizden tam not aldığımız bir fuardı.

On beş yıldır aralıksız optik sektörüne yön veren dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Sektörde küçük – büyük hangi işletmeye misafirliğe gidersem istisnasız her sehpada derginizi görüyorum. Çalışmalarınızı önemli buluyor, tüm ekibinizi kutluyorum.

Mayıs 2022

Lindberg

LINDBERG

Ustalığa Saygı

Zamansız tasarımları, özenli işçiliği, yüksek kaliteli malzemeler ve dayanıklılığı bir araya getiren Lindberg, küresel optik sektöründeki güçlü konumunu koruyor.

Ödüllü Danimarkalı lüks gözlük markası Lindberg, otuz beş yılı aşkın süredir yenilikçi titanyum çerçevelere öncülük ediyor. Lindberg’in tasarımcısı ve Ceo’su Henrik Lindberg ile markanın felsefesi, detaylara yenilikçi bir dikkatle zamansız tasarımlar oluşturma yaklaşımı ve sektörel konulara yorumları hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Çalışmalarınız sırasında sizi motive eden unsurlar nelerdir?
Bir mimar olarak benim zihniyetim problem çözmek, her şeyi alt üst ederek sürekli benzersiz çözümler üretmek üzerine kurulu. Tasarlanan öğenin amacı tarafından yönlendirildiğiniz modern işlevselcilik hareketi beni motive ediyor. Bu merak ve mükemmellik arayışı ruh halimi ve benim iç enerjimi alevlendiriyor.

Markanızı en çok hangi özelliklerinden dolayı seviyorsunuz?
Tasarımımızı ve zamansız tasarımın işçilik, yüksek kaliteli malzemeler ve dayanıklılıkta yattığına dayanan ve her zaman birinci önceliğimiz olan Dna’mızı seviyorum. Bu unsurları entegre etmek için teknik yenilikleri zorlamak gerekiyor. Bir diğer temel nokta, kişiye özel gözlüklerin önemidir. On yıllardır ailemiz optometrist olmuştur ve birlikte kullanıcının en üst düzeyde uyuma ve benzersiz bir görünüme sahip olmasını sağlayan bir yapı sistemine olan ihtiyacı karşılamaktayız.

Lindberg’i benzersiz yapan nedir?
Titanyumu gözlükte kullanan ilk üreticiydik ve malzemenin kendisini kaynak yapmadan kullandık. En başından beri, titanyum çerçevelerimizi kimsenin üretemeyeceğini fark ettik. Bu sebeple üretimimizi kendimiz yapmak zorundaydık. Bu üstün yapı sistemi, kitlesel pazar dünyasında daha önce hiç görülmemişti ve hala görülmedi.

Lindberg’in 35 yılı aşkın mirasını nasıl büyütmeyi düşünüyorsunuz?
Dna’mıza sadık kalarak ve teknoloji ile yüksek kaliteli malzemelerin sınırlarını sürekli olarak zorlamaya yönelik saf arzumuzla benzersiz tasarımlar yaratıp markamızın orijinal olduğunu kanıtladık. Bu sorunuzun cevabının çalışanlarımı motive etmeyi sürdürmek olduğunu söyleyebilirim. Gözlük endüstrisi tarihinde hiç yapılmamış teknik çözümlerle en yeni koleksiyonlarımızı dünyaya sunmak için sabırsızlanıyoruz.

Koleksiyonlarınızın tamamının tasarımını ve üretimini siz yapıyorsunuz. Bu sizin için neden bu kadar önemli?
Her şeyi kendi bünyemizde yaparak olağanüstü hünerli olduğumuza ve daha da önemlisi risk alma yaklaşımına sahip olduğumuza inanıyorum. Kararlarımızı ve yönümüzü hızla değiştirmekten korkmuyoruz. Tasarım ve üretimlerimizi başından sonuna kadar son derece iyi yapmalıyız. En iyi sonuçları elde edebilmenin tek yolu ise bunu kendimizin yapmasıdır.

Gözlük sektörü son yıllarda giderek daha doygun bir hale geldi. Siz diğerleri arasından markanızın sesini ayrıştırmak için neler yapıyorsunuz?
Kitlesel üretilen veya kalitesiz gözlüklerin sektöre akınını görüyoruz ve bunlar tüketici için hiç uygun değiller. Bence bu kadar çok insanın kendilerine uymayan gözlük kullandığını görmek utanç verici; gözlük çok önemli bir aksesuardır. Bir insanla tanıştığınızda ilk dikkatinizi çeken özellik gözlerdir. Yalnızca kişiselleştirme konseptimiz veya yüksek kaliteli malzeme kullanımımız nedeniyle değil, özellikle işçiliğe saygımız nedeniyle öne çıktığımıza inanıyoruz. Ayrıca kitlesel pazarın bir adım önünde olmamız gerekiyor. Bunu yapmak için ortaklarımızın eğitimine oldukça fazla yatırım yapıyoruz.

Deneyimli biri olarak sektöre yeni girenlere neler tavsiye edersiniz?
Kendimizi devamlı olarak geliştirmemiz gerekiyor. Her gün en az yüzde 1 oranında gelişmeliyiz. Konfor alanında kalarak başarılı olamayız. Zihni başka yönlerde düşünmek için eğiterek sınırları zorlamanız gerekir.

Kaynak: Vogue Man

Mayıs 2022

Munic

30 YILA ÖZEL ‘SIGNATURE’

Trendleri şekillendiren otantik tasarımlarıyla otuzuncu yılını kutlayan Munic, Signature serisiyle doğanın dört elementini onurlandırıyor.

Munic Eyewear, merkezi Münih’te bulunan bir Alman gözlük markasıdır. 1991 yılında tasarımcı ve Ceo Marcus Riess tarafından kuruldu ve şu anda Ari ve Marcus Riess çifti tarafından yönetiliyor. Seri üretimin yoğun olduğu bu günlerde, insanlar el yapımı hissi veren ve özel bir özenle üretilmiş ürünlere özlem duyuyorlar. İşte Munic net çizgileri, uyumlu renkleri ve stil belirleyici değerleriyle bu özlemi gidermeyi misyon edinmiştir. Markanın modaya uygun ve otantik gözlük koleksiyonlarında her ayrıntıya sevgiyle ve titizlikle yaklaşılmaktadır ve marka zevklerine göre karar veren stil sahibi insanlar için tasarımlar oluşturmaktadır.

Munic, uzun süreli keyif vadeden en iyi kalitede sürdürülebilir tasarımlarını el yapımı olarak Almanya, Avusturya ve Japonya’da imal etmektedir. Moda sürekli değiştiğinden, Munic her trendi körü körüne takip etme zorunluluğu hissetmiyor. Munic’e göre sanat sadece eğilimleri hissetmek değil, o eğilimleri yaratmaktır da. Bu sebeple Munic trendleri takip etmek yerine trendleri yaratıp şekillendiriyor. Munic minimalize edilmiş, gösterişsiz ama asla sıkıcı olmayan bir tasarım çizgisiyle ayrıntılardan ödün vermeden koleksiyonlar hazırlıyor.

Munic, iki benzersiz tasarım konseptiyle ön plana çıkıyor. TwinStyle bir tasarımı iki çerçevede iki farklı malzemeyle buluşturuyor. Böylece tasarım, boyut ve uyum açısından aynı ancak stil ve ifade açısından farklı iki ayrı silüet sunuyor. Munic’in TwinStyle konseptinin büyük rağbet görmesinin ardından küçük tasarım farklılıkları, renk nüansları, boyut ve malzeme farklılıklarını içeren Twin Evolution ile de dikkatleri üzerine çekiyor.

30. YILDÖNÜMÜNE ÖZEL ‘SIGNATURE’

Munic otuzuncu yıldönümünü kutlamak amacıyla sign (işaret) ve nature (doğa) kavramlarını birleştirerek Signature (İmza) ismini verdiği koleksiyonunu beğenilere sunuyor. Koleksiyon Munic’in eşsiz tasarım anlayışını, markanın doğaya ve sürdürülebilir ürünlere olan hassasiyetiyle harmanlıyor. Signature koleksiyonundaki tasarımlar için su, hava, ateş ve toprak elementlerinden esinlenilmiştir.

Şıklık, en üst düzeyde işçilik, üstün kalite ve detaylardaki özeni bir araya getiren yıldönümü koleksiyonu ‘Üstümde hava, altımda toprak, içimde ateş ve etrafımda su’ konseptiyle görücüye çıkıyor. Koleksiyonun ilk tasarım serisi su elementi ile karakterize ediliyor. Akıcı şekiller, net bir tasarım dili ve uyumlu renklerle ön plana çıkan su serisinde ince dalga deseni ve saplardaki işlemeler dikkat çekiyor.

Munic’in Signature koleksiyonunun bir sonraki serileri, toprak ve hava elementleri konseptleriyle birkaç ay içerisinde art arda piyasaya sürülecek. Markanın yıldönümü koleksiyonunun son tasarım serisi olan ateş ise 2022 Sonbahar/Kış sezonuyla birlikte beğenilere sunulacak.

Kaynak: Spectr

Mayıs 2022

Bornova Optik

BORNOVA OPTİK

Kalite & Memnuniyet

Geçtiğimiz yıl gerçekleşen Silmo İstanbul, yurtdışındaki örneklerini aratmadan, tedarikçi ve perakendeciyi bir araya getirerek sektöre dair görüş alışverişi yapmamızı sağladı.

Merhaba Bülent Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba 1975 yılında İstanbul’da doğdum. Aslen Kastamonuluyum. Sevgili eşim, yol arkadaşım Nuray Gedik’le Ece ve Ege isminde iki çocuğumuz var. Mesleğe ilk adımım 1987 yılında İzmir Kemeraltı çarşısında, Baş Optik vitrininde ‘çırak aranıyor’ yazını görüp, kapısından içeriye girmemle oldu. Zaman geçti, mağazalar, tabelalar, insanlar değişti. Bizler değiştik. Yolumuz değişmedi. Otuz beş yıldır yürüyoruz.

Bornova Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
Kendi adıma ilk mağazamı 1995 yılında Bornova’da bir arkadaşımla birlikte Billur Optik adıyla açtım. Bu, sektördeki ilk bireysel adımlarımızdı. Zamanın değişen şartlarıyla birlikte daha geniş bir kitleye hitap edebilmek adına Bornova Optik, yine evimiz Bornova’da doğdu.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Lokasyon belirlerken potansiyel ve verimlilik analizi gibi standart ticari kriterlerin yanında birinci önceliğimiz ulaşılabilirlik. Müşterilerimizin bize ulaşmak için fazladan çaba sarf etmelerini, park sorunu yaşamalarını istemiyoruz. Yine o bölgedeki optik yoğunluğu da önemli. Bölgenin bir optik mağazasına daha ihtiyacı olup olmadığı ve mağazamızı açacağımız noktada nasıl bir fark yaratabileceğimiz sorularının cevabı da bizim için belirleyici oluyor.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Her mağazada her gruptan ürün bulundurmak ve aynı anda herkese hitap edelim demek pek gerçekçi bir yaklaşım değil. Bu konuda yine konum ön plana çıkıyor. Mağazalarımızdaki ürün dağılımı bizim hangi bölgedeki, hangi mağazamızı, hangi grupta konumlandırdığımıza bağlı. A, B ve C segment olarak gruplandırdığımız mağazalarımız var ve marka dağılımımız, ilgili birimimiz tarafından bu segmentleri göz önünde bulundurarak yapılıyor. Periyodik olarak satış raporları ve mağaza müdürlerimizden geri dönüş alarak da ürünlerimizde rotasyon yapıyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
A segment mağazalarımızda, güneş gözlüğünde birinciliği Gucci ve
Tom Ford paylaşıyor. B ve C kategorisindeki mağazalarımızda Lacoste, Oliver Arje, Rayban ve Police markaları ön planda. Osse ve Mustang markaları da yüksek adetlere ulaşıyor. Optik çerçevelerde mağaza segmenti fark etmeksizin en çok sattığımız marka Vycoz. Onu Furla ve Sillhouette takip ediyor. Her insan finansal gücü oranında standartlarını yükseltmek ister.

Doğal olarak kaliteli ürün arayışı birinci kriter. Moda anlayışı, özellikle genç nüfusu yüksek olan ülkemizde trendin yakından takip edilmesi, markaların artan tanıtım seçenekleriyle birleşiyor. Bu da üst grup olarak nitelendirilen markaların gördüğü talebi açıklıyor. Bunun yanında ekonomik şartların da seçimlerde belirleyici bir etken olduğunu düşünüyorum.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Elbette, aslına bakarsanız henüz tüketicilerin talebi gelmeden önce bu tür markalara biz mağazalarımızda yer vermiştik. Her sezon da yer vermeye devam ediyoruz. Alışılagelmiş gözlük modellerinden sıkılan farklı model arayışına giren müşteri sayısı hiç de az değil.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Tüm mağazalarımızda, personelimizin ilk öğrendiği şey sloganımız olan yüzde yüz müşteri memnuniyetidir. Memnuniyet, satıştan çok satış sonrasında ortaya çıkıyor. Düzenli olarak önceden alışveriş yapan müşterilerimizi arayarak ürünleriyle ilgili bir şikayetleri olup olmadığını soruyoruz. Ayrıca Bornova Optik müşterilerinden hiçbir zaman tamir ücreti alınmaz ve arızalı ürünleriyle ilgili prosedür sorunu yaşanmaz. Hassasiyet gösterdiğimiz bir diğer konu da bize teslim edilmiş ürünlerin tamir/yeni sipariş vb. imalat sürecinden müşterilerimiz mağazaya gelmeden önce haberdar edilir.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Günümüzde dünyada alışveriş alışkanlığı, açık alanlara ve markaların kendi mağazalarına doğru ivmelenirken ülkemizde Avm’ler tüm ihtiyaçları bir arada bulundurmasından ve hava koşullarından etkilenmemesi bakımından hala popülaritesini koruyor. Bununla birlikte pandemi şartları ve giriş çıkışın daha pratik olduğu cadde mağazalarını tercih edenlerin sayısı da hiç az değil. Biz bu konuda kararsız kaldığımız için şimdilik on iki olan mağazalarımızın beş tanesi alışveriş merkezlerinde yedisi ise caddelerde bulunuyor.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Büyükşehirlerde yaşayan insanlar modayı biraz daha yakından takip ettikleri için yeni koleksiyonlarla daha hızlı tanıştıklarından popüler markaların güncel modellerine mağazalarımızda ulaşmaları mümkün oluyor. Diğer yandan moda hızlı değişen bir kavram. Dahası her sezon zıt koleksiyonlara geçis yapabildiğinden bir önceki sezonun modelleri stok maliyetimizi artırıyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Bunu daha çok çalıştığımız tedarikçi firmalarla cam, kontakt lens konularında eğitim ve bilgi güncelleme toplantılarıyla yapıyoruz. Bunun yanı sıra, kendi içimizde de yönetim departmanımız tarafından oluşturulan satış eğitimi programımızı periyodik olarak uyguluyoruz.

Ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde özellikle 18 yaş altı gözlük kullanım oranı uzun yıllardır gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. Bunun nedeni bence gözlük bilincinden önce toplumumuzun sağlık bilinciyle ilgili. Gelişme döneminde bir şikayeti olmadığı için ailesi tarafından göz muayenesine götürülmemiş, herhangi bir sağlık taramasından geçmemiş birinin yetişkin olduğunda   yüksek bir diyoptriyle gözlük kullanmaya başladığına neredeyse bütün meslektaşlarım rastlamıştır.

İlgili kurumların mevcut öğrencilerde, özellikle ilkokullarda yapacağı geniş tabanlı görme taramalarının, görme gereçlerine ihtiyacı olan çok sayıda çocuğu tespit edebileceğini düşünüyorum. Ayrıca ilkokula yeni başlayacak çocuklarımız için göz muayenesi kuralı getirilmesi görme sorunu yaşayan evlatlarımızın okul hayatındaki başarılarını da olumlu anlamda etkileyecek belki de hayatlarını değiştirecektir. Bu uygulamalar gözlük kullanım oranlarını doğrudan etkileyecektir. Sağlık Bakanlığı’mızın alacağı aksiyonlar kadar tabii ki ailelere de bu konuda görev düşüyor. Çocuklar görme kusurlarını fark etmeyebileceği için göz kontrolünün mutlaka aileler tarafından da yaptırılması gerekiyor.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet, fırsat buldukça katılıp sektörel gelişmelerle en yeni teknolojileri ve trendi takip etmeye çalışıyorum. Paris ve Milano’daki fuarlarda birkaç kez bulundum.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Özellikle bu yıl yapılan Silmo İstanbul yurtdışındaki örneklerini aratmayan, tedarikçi ve perakendeciyi bir araya getirerek ülke içindeki meslektaşlarımızla sektöre dair görüş alışverişi yapmamızı sağlayan önemli bir organizasyondu. Biz de Gözbir çatısı altında hem katılımcı hem ziyaretçi olarak fuarda bulunma şansı yakaladık. Büyük bir sektör olduğumuz ve bu tür iletişim imkanlarını az yakalayabildiğimiz için değerli bir fuar olduğunu söyleyebilirim.

Dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili neler söylemek istersiniz?
4 your eyes uzun yıllardır Türkiye’de gözlükçülüğü ve farklı illerdeki meslektaşlarımızın görüşlerini takip ettiğimiz değerli bir yayın kuruluşu. Birçok meslektaşımızda olduğu gibi bizim de mağazalarımızda bulunmasından memnuniyet duyuyoruz. İyi ki varsınız.

Nisan 2022

Altra Optik

ALTRA OPTİK

İnovasyon Tutkusu

“Tüm katılımcı ve ziyaretçilere kendilerini geliştirmeleri ve bilgilerini güncellemeleri için imkan sağlayan Silmo İstanbul’un her geçen yıl daha da başarılı olmasını diliyorum.”

Merhaba Aslı Hanım… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, Altra Optik’te devam eden kariyer hikayenizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba… Profesyonel iş yaşantım hizmet sektöründe başladı. Farklı halkla ilişkiler, tanıtım ve organizasyon firmalarında satış ve pazarlama departmanlarında çeşitli pozisyonlarda görev aldım. Optik sektörü ile buluşmam ise 2008 yılında Shamir Optical Industry’nin Türkiye’deki iştiraki olan Altra Optik’de Pazarlama Uzmanı olarak görev yapmaya başlamamla beraber oldu. Sonrasında Pazarlama ve IK Müdürü olarak kariyerime devam ettim. 2019 yılından bu yana ise Altra Optik’in Türkiye Operasyon Müdürü olarak görev yapıyorum. Firmamızdaki üretim, depo, lojistik, satın alma, kalite, IT ve IK süreçlerinden sorumluyum.

Sektörümüzde sizin yaptığınız görevde kadın çalışan olduğunu hatırlamıyorum. Bir kadın gözüyle yaptığınız görevi nasıl görüyorsunuz
Bizim şirketimizde başta Genel Müdürümüz olmak üzere her kademede çalışan kadın çalışma arkadaşlarımız var. Övünerek söyleyebilirim ki şirketimizin %42’si kadın çalışanlardan oluşuyor. Altra Optik olarak hem kadın hem de erkek çalışanlarımızla büyük ve yüksek enerjili bir yapıya sahip olduğumuzu düşünüyorum.  Ben yapmış olduğum görevde cinsiyetin bir önemi olmadığını düşünüyorum ve ekibimle büyük bir uyum içerisinde çalışmaktan mutluluk duyuyorum.

Shamir Optical’in Türkiye iştirakı olarak, Türkiye’deki faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?
Shamir Optical Industry, 1972 yılından bu yana optik cam tasarım, üretim ve pazarlaması alanlarında 23 ülkede faaliyet gösteren; öncü ve lider çok uluslu bir firmadır. Bu sene Shamir Optical olarak 50. yılımızı kutlamanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Altra Optik ise Shamir Optical Industry’nin Türkiye’deki iştirakidir ve 2005 yılından bu yana Shamir’in Avrupa’daki optik laboratuvarlarından birisi olarak faaliyet göstermektedir. İstanbul Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan ve %100 dijital üretim yaptığımız modern optik laboratuvarımızda Shamir’in güçlü AR-GE altyapısı ve yüksek teknoloji ile geliştirdiği ürünlerimizi imal ediyor ve iş ortağımız olan optik mağazalar aracılığı ile gözlük kullanıcılarına ulaştırıyoruz.

Deneyimli ekibimiz ile hızlı, kesintisiz ve kaliteli hizmet sunarak tam memnuniyet ilkesine dayalı çözüm odaklı hizmet sunuyoruz. Hedefimiz gözlük camı kullanıcılarının çeşitli görüş ihtiyaçlarını karşılamak ve görüş kalitelerini artırmak; buna bağlı olarak da hayat kalitelerini en üst seviyeye taşımaktır. İş ortağımız olan optik mağazalara yönelik hedefimiz ise hızlı, kesintisiz ve tam memnuniyet ilkesine dayalı çözüm odaklı hizmet sunmaktır.

Sizi farklılaştıran özellikleriniz ve firmanızın çalışma ilkeleri nelerdir?
Bir optik mağazanın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ürün ve hizmet yelpazesine sahibiz. En önemli amacımız öncelikle optisyenlerin daha sonra da camlarımızı kullanan gözlük kullanıcılarının ‘Kusursuz Müşteri Deneyimi’ yaşamasıdır. Siparişi aldığımız ilk andan başlayarak camın teslimatı ve satış sonrası hizmetlerimiz dahil olmak üzere tüm operasyonun ve müşteri deneyiminin kusursuz şekilde olması ana hedefimiz.

Shamir Optical’in dört ana çalışma ilkesi bize bu amacımıza ulaşmak için rehberlik ediyor: ‘İnovasyon’, ‘En iyi olma hedefi’, ‘Üstün hizmet kalitesi’ son olarak ise değişen kullanıcı ihtiyaçları ve esnek pazar şartlarına tam ve hızlı cevap vermemizi sağlayan ‘Çeviklik’ ilkesinden ödün vermemekteyiz. Shamir’in AR-GE alt yapısından aldığımız sınırsız destek ile pazarımıza yenilikçi ve çığır açan ürünler sunabilmemiz de bizi farklılaştıran en önemli özelliklerimizin başında geliyor.

Shamir; teknolojik ve inovatif açıdan dünyanın lider optik cam üreticisi firmalarından biri. Bu yıl bize tanıtabileceğiniz en yeni inovasyon nedir?
1972 yılında bifokal gözlük camı üreticisi olarak çalışmalarına başlayan Shamir, 1979 yılından bu yana özellikle progressive gözlük camı tasarımlarını geliştirmek üzere yoğun AR-GE yatırımları yapmıştır. Bugün Shamir, kendi bünyesinde 20’den fazla cam tasarımını barındıran, kişiselleştirilmiş gözlük camları tasarlayan, bu tasarımları son kullanıcılar ile buluşturmak için yazılım programları geliştiren sektörünün önde gelen teknoloji firmalarından birisi olmuştur. Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz dönemde cam tasarım teknolojilerinde bizi heyecanlandıran en önemli gelişme; yapay zeka teknolojisiyle tasarlanan ilk ve tek progressive gözlük camı dizaynı olan Shamir Autograph Intelligence™’ı dünyadaki tüm Shamir üretim tesisleriyle aynı anda Türkiye’de de üretime başlamamız olmuştu.

Shamir Autograph Intelligence™, tanıtım ve üretimine başladığımız günden bu yana İngiltere, Portekiz ve İspanya’da ‘En İyi Gözlük Camı’ kategorisinde birincilik ödüllerine layık görüldü. Şu anda ise Shamir’in en güçlü yanı olan inovasyon tutkusunu taçlandıran Shamir Metaform™ teknolojisini tanıtmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Shamir Metaform™, optik dünyası için bir teknolojik devrim ve optik cam üretiminde imkansızı mümkün kılan bir yenilik.

Bu söyledikleriniz çok heyecan verici… Shamir Metaform™ teknolojisini daha detaylı olarak anlatabilir misiniz?
Memnuniyet ve gururla…. Shamir Metaform™ kısaca nanoyapı teknolojisi ile güçlenen süper dayanıklı camlar demek. Metaform™, Shamir tarafından yıllarca süren AR-GE çalışmaları ve araştırmalardan sonra pazara sunulan nanoyapılı bir cam üretim teknolojisi. Detay verecek olursam Metaform™ teknolojisi camları; daha yüksek darbe direncine, geliştirilmiş koruyucu özelliklere ve ışık dalga boyu kontrol yeteneklerine sahip süper dayanıklı camlar hale getirir.

Bu bahsettiğim özellikleri camın içerisine tek bir seferde özel bir üretim tekniğiyle işler. Tüm bu işlemleri ise hassas ve kusursuz bir şekilde camların indekslerine uyumlu olarak yapar. Metaform teknolojisi; şu anda piyasada mevcut olmayan yeni bir cam türünün üretilmesini sağlar. Farklı indeks ve hammadde özelliklerine sahip camları zenginleştirir ve süper dayanıklı hale getirir. 

Biraz daha detay vermeniz gerekirse bahsettiğiniz süper dayanıklı camlar nasıl üretiliyor?
Öncelikle Metaform’un yeni nesil bir üretim tekniği olduğunun altını çizerek başlamalıyım. Bu tekniğin merkezinde; geliştirilen Preform™ kaplamanın camın yüzeyine özel tekniklerle uygulanması süreci yer alıyor. Preform™ kaplama eşsiz bir tasarım sürecinde bir araya getirilmiş bir kaplama yapısı ve optik filmden oluşan yeni nesil bir cam kaplama türüdür. Optik film ise daha ince ve daha hafif bir cam elde etmeyi sağlayan ve darbe direnci özellikleri nedeniyle NASA dahil otomotiv, havacılık ve uzay endüstrileri tarafından kullanılan güçlü bir katmandır. İlk aşamada Preform™ kaplama; 3D termoform işleme tekniğiyle camın geometrik özelliklerine göre şekillendirilir ve daha sonra cam hammaddesine füzyon tekniğiyle işlenir.

Bu sayede anti-refle kaplama dahil olmak üzere bir optik camda olması gereken tüm özelliklere sahip bir cam üretilmiş olur. Peki şimdi aklınızda bu üretim tekniğinin kullanıcılar için ne gibi faydaları olduğu sorusu belirmiş olabilir. Bu teknolojinin heyecan verici ve çığır açan nitelikte olmasını sağlayan da kullanıcılara ve çevreye faydalarıdır. Bu faydalardan bahsetmem gerekirse öncelikle geliştirilmiş konfor ve güvenlik özelliği sunar.

Bu camlar ile iddiamız son tüketicileri süper dayanıklı, süper ince ve süper hafif camlar ile buluşturmak. Metaform camlar, FDA standart gereksiniminden 18 kata kadar daha dayanıklı, standart eksi numaralı camlardan %40’a kadar daha ince ve daha hafiftir. Daha ince camlar üretilebildiği ve cam yüzeyi kusurları en aza indirgenmiş olduğu için estetik açıdan geliştirilmiş ve her cam için aynı yüksek kalite garantisindedir. Tüm bunların yanında Shamir için inovasyon, yalnızca en ileri teknolojiyi geliştirmek ve en yüksek ürün kalitesi ve performansını sunmakla ilgili değildir. Aynı zamanda tutarlı ve yaratıcı bir şekilde ekolojik olmakla da ilgilidir. Metaform™ üretim süreci çevre dostudur.

Metaform cam üretimi minimum su, kimyasal ve enerji tüketimi kullanarak yapılır. Bu sayede mümkün olan en küçük ekolojik ayak izini bırakması ve çevre üzerinde minimum etki oluşturması sağlanır.

Bu son olarak bahsettiğiniz çevre dostu yaklaşım gerçekten çok değerli… Bu konuda başka neler yapılıyor üretim tesisinizde?
Faaliyetlerimizin ana eksenine oturttuğumuz sürdürülebilir büyümenin, sürdürülebilir çevre ve enerji ilkelerini yaşattığımız sürece mümkün olduğunun bilincinde bir firmayız. Doğal kaynakları verimli kullanmayı, sıfır atık kapsamında geri dönüşüm ve geri kazanımı artırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda; sıfır atık belgesine sahip bir firmayız ve üzerimize düşen tüm yükümlülükleri yerine getiriyoruz.

Bunu bir zorunluluk olarak değil gelecek nesiller için firmamız adına bir sorumluluk olarak görüyoruz. Yine sıfır atık projesi kapsamında, belgelendirme başvurusu yapan ve belgeyi alan ilk firmalardan birisi olmanın gururunu yaşıyoruz. Üretim ve hizmet süreçlerimizin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin doğal ortama zarar vermesini önlemek için hava, su, gürültü ve toprak kirliliği konusunda sürekli iyileştirme ilkelerini uygulayarak, mümkün olan her yerde ve her zaman kirliliği kaynakta önlemeyi hedefliyoruz.

Shamir olarak pazara sunacağınız başka yenilikler var mı?
Yukarıda bahsettiğim gibi Shamir Optical olarak bu sene 50. yılımızı kutluyoruz. Shamir’in 50 yıldır süre gelen inovasyon tutkusu ve yenilikçi yaklaşımı ile pazara sunacağımız yenilikler için sabırsızlanıyoruz. AR-GE departmanımızın üzerinde çalıştığı yeni kaplama ve progressive cam tasarımları olduğunu biliyoruz ama şimdilik detaylarını paylaşamıyorum. Hem kısa vadede yani 2022 yılının ikinci yarısında pazara sunacağımız hem de ilerleyen dönemde fark yaratacak yenilikçi ürünlerimiz olacağını söyleyebilirim.

Yakın dönemde Shamir’in Alpine F1® Takımı ile bir iş birliği gerçekleşti, bu konuda neler söylemek istersiniz?
Shamir ve Alpine F1® Takımı benzersiz bir işbirliğine imza attı. Bu işbirliğine ortak olmaktan heyecan ve gurur duyuyoruz. Alpine F1 Takımı’nın optik performans ortağı olarak AR-GE ekibimiz yenilikçi çalışmalara imza atıyor. Bu ortaklık ile amacımız her bir yarış ekibi üyesinin görüş kalitesi ve güvenliğini sağlayarak performanslarını geliştirmek. Bugünlerde F1 yeni yarış sezonu başladı, bizler de Alpine F1® Takımı’nı yakından takip ediyor ve başarılar diliyoruz.

Bu yıl 17-21 Kasım tarihleri arasında dokuzuncusu gerçekleştirilecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul optik sektörünün tamamının bir araya geldiği en önemli ve başarılı fuar olduğu için çok değerli bir organizasyon. Tüm katılımcı ve ziyaretçilere kendilerini geliştirmeleri ve bilgilerini güncellemeleri için imkan sağlayan bu organizasyonun her geçen yıl daha da başarılı olmasını diliyorum.

Optik sektörüne hizmet veren dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
4 your eyes dergisi uzun yıllardır takip ettiğim, kaliteli içeriği ile sektörün nabzını tutan ve gelişimine katkıda bulunan en önemli yayınlardan birisidir. Sizleri tebrik ediyor ve başarılarınızın artarak devamını diliyorum.

Nisan 2021

Einstoffen

EINSTOFFEN

Yolunu Kaybetmiyor

Yaklaşık yüz parçadan oluşan yeni koleksiyonu ile güçlü bir çıkış yapan Einstoffen, özgür ve bağımsız ruhundan ödün vermeden sektördeki yolculuğuna devam ediyor.

İsviçre merkezli bağımsız gözlük markası Einstoffen 2008 yılında Ramon Büsser, Raphael Büsser, Christian Gisela ve Philippe Rieder tarafından kurulmasından bu yana küresel çapta adından söz ettirmeye devam ediyor. Marka 2022 yılına yaklaşık yüz üründen oluşan yeni koleksiyonu ‘Stranded, Never Lost’ (Yolunu Asla Kaybetmeyen) ile büyük bir giriş yaptı. İsviçreli markanın Kurucu Ortaklarından Phlippe Rieder ile Einstoffen’ın sektördeki duruşu ve yeni koleksiyonu ile ilgili yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Philippe… Okurlarımıza Einstoffen’in kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz?
Güneydoğu Asya’da sırt çantasıyla seyahat ediyorduk. Bangkok’ta keşfettiğimiz havalı tişörtleri İsviçre’de satmaya karar verdik. Şirketimizi kurduk. Ramon ve Raphael pragmatik bakış açılarını ve lojistik alanındaki deneyimlerini kattı. Web tasarımcısı olan Christian ve ticari işlerde adeta kutsanmış olan ben bir araya gelerek işlerimizi büyütmeye başladık. Şirketimizi kurduktan dört yıl sonra da ilk gözlük koleksiyonumuzu büyük bir heyecanla piyasaya sunduk.

Saatler, tekstil ürünleri ve gözlükler üretiyorsunuz. Bu ürünlerin ortak noktaları nelerdir?
Tüm ürünlerimizi ortak noktada buluşturan en önemli özellik olarak kurulduğumuz günden bu yana hepsini hala dördümüzün tasarladığını söylemem gerekir. Kendimize özgü imza niteliğinde bir tarzımız var. Her kategoride tüm tasarımlarımızın gizli ayrıntılarına özen göstererek ve hepsine hikayeler yazarak üretim yapıyoruz. Bir diğer önemli nokta ise sürdürülebilir malzemelere olan tutkumuzun tüm ürünlerimiz için geçerli olmasıdır.

Tüm ürün portföyünüze bakıldığında gözlüklerinizin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?
Einstoffen sadece bir gözlük markası olmasa da gözlükler bizim ana ürünümüzdür. Gözlük koleksiyonlarımızı şimdiye kadar asetat, titanyum ve ahşap olarak sınıflandırmayı tercih ediyorduk ve uzun bir süre asetat ve titanyum kategorilerimizi genişletmeye odaklandık. Şimdiyse yine bu malzemeleri ve birbirleriyle karışımlarını kullanarak koleksiyonlar hazırlamaya ağırlık veriyoruz. Sürdürülebilirlik ve çevre dostu yaklaşımlar konusunda da diğer ürünlerimizde olduğu gibi gözlük koleksiyonlarımızda da ödün vermiyoruz. Elbette bir yandan da tekstil ürünlerimiz ve saatler de temel müşteri tabanımızı çekmeye ve markamızın kimliğinde de önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Bu ürünlerimiz aynı zamanda yeni trendleri ölçmemizde bize yardımcı oluyor. Kuruluşumuzdan bu yana hangi ürünümüzü tasarlarsak tasarlayalım özgür ve bağımsız hareket ediyor olmak en temel motivasyonumuz oldu.

Einstoffen gençlik ve yaşam tarzı odaklı bir marka. Siz markanızı nasıl konumlandırıyorsunuz ve ürünleriniz kimleri hedefliyor?
Çevreye özen gösteren, sosyal sorumluluk bilinci yüksek ama aynı zamanda eğlenceli, hayattan zevk alan ve en önemlisi de ne olursa olsun iyimser bakış açısından vazgeçmeyen bir marka olduğumuzu söyleyebilirim. Bu özellikler bizim marka Dna’mızı oluşturuyor. Ama dürüst olmak gerekirse hedef kitlemizi belirgin bir şekilde tanımlamamayı tercih ediyoruz. Bir dönem bunu denedik ancak bize kullanıcılarımızı bölümlere ayırıyormuşuz gibi geldi ve vazgeçtik. Her kullanıcımız bizim için tektir ve kendine özgüdür.

Yeni koleksiyonunuza Stranded, Never Lost (Yolunu Asla Kaybetmeyen) ismini verme nedeninizden bahsedebilir misiniz?
Bu ismi seçmemizin en önemli nedeni markamızın temel değerlerinden aldığımız ilhamdır. Einstoffen olarak aksiliklerin, tökezlemelerin, mücadele zorunluluğunun ve bazen yolda kalmanın her şirketin hatta her hayat hikayesinin bir parçası olduğunun farkındayız. Bu gibi olumsuz durumlar neredeyse kaçınılmazdır. Ancak bizleri biz yapanın bu problemlerle nasıl başa çıktığımız olduğunu düşünüyoruz. Hayat bir çırpıda akıp giderken en olasılık dışı görünen anlarda dahi sizi hedefinize götüren yeni yollar bulunabileceğine inanıyoruz. Bizce yeni fırsatlar ve fikirler genellikle kriz veya yenilgi zamanlarında ortaya çıkar. İçinde bulunduğumuz dönemde böyle bir itici güce ihtiyacımız olduğunu düşündük ve bu sebeple koleksiyonumuza bu ismi uygun gördük.

Einstoffen olarak geleceğe nasıl bir bakış açısıyla yaklaştığınızdan söz eder misiniz?
Belirsiz zamanlar yaşıyoruz ve bu sebeple temel düzeyde bile olsa içimizdeki iyimserliği korumayı ve pozitif enerjiyi yaymayı özellikle önemli buluyoruz. Kendinize ait bir balonun içine kıvrılarak bir krizi aşamazsınız ve bu sebeple bazı konularda risk almak gerektiğini düşünüyoruz. Covid-19 pandemisinin başladığı 2020 yılı başlarından itibaren optisyenlere yönelik sunduğumuz destek girişimimizden bu yana bu bakış açısıyla hareket etmeyi tercih ediyoruz. Neredeyse yüz yeni ürün oluşturduğumuz yeni koleksiyonumuz Stranded, Never Lost’u da geleceğe yönelik sarsılmaz inancımızla beğenilere sunuyoruz.

İyimser bakış açınızı yeni koleksiyona nasıl yansıttınız? Koleksiyonunuzun öne çıkan özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Havana’nın yenilikçi tonları ve deneysel renk geçişlerimiz sayesinde yeni koleksiyonumuzdaki renkler kullanıcılara canlılık ve mutluluk vadediyor. Koleksiyonumuza genel olarak baktığınızda model başına eskisinden çok daha fazla renk seçeneği sunduğumuzu görebilirsiniz. Şekiller de daha maceracı hale geldi. Kalın asetat, eğimli kenarlar ve cüretkar titanyum yapılarla deneyler yapıyoruz. Dahası, çerçevelerimizden daha yüksek bir denge düzeyi ve daha zarif bir görünüm elde etmek için çerçevelerin saplarını ahşap ve metalin birleşimiyle mükemmelleştirdik.

Modellerinize meslek isimleri vermek Dna’nızın bir parçası haline geldi. Yeni koleksiyonunuzda da aynı konseptle mi çalıştınız?
Evet modellerimize meslek isimleri vermek gerçekten de bizim için geleneksel hale gelmeye başladı. Bir konsept olarak başlattığımız bu durum sayesinde Schwarzfahrer (Kaçak Yolcu) ve Ganove (Sahtekar) gibi daha sıra dışı ve ilginç model isimlerine de imza attığımızı söyleyebilirim. Yeni koleksiyonumuz Stranded, Never Lost için de aynı konsepti sürdürmeyi tercih ettik ve oldukça yaratıcı model isimleri bulduk. Modellerimizi daha akılda kalıcı ve dikkat çekici yaptığına inandığımız yeni koleksiyonumuzdaki isimler arasında First Lady (Devlet Başkanı Eşi), Kopfgeldjäger (Avcı), Professor (Profesör), Smutje (Gemi Aşçısı), Hafner (Fırıncı), Hutmacher (Şapkacı), Imker (Arıcı) ve Honigdieb (Bal Hırsızı) yer alıyor. Bu alışılmadık isimler sayesinde her modelimizin bir hikayesi olduğunu vurgulamış oluyoruz.

Bildiğimiz kadarıyla Imker (Arıcı) ve Honigdieb (Bal Hırsızı) koleksiyondaki favori modellerinizden. Bu modellerin hikayesini paylaşabilir misiniz?
Yıllık marka albümümüzün fotoğraf çekimleri için İran’a gittiğimizde geleneksel arıcılık ile uğraşan bir beyefendi ile tanışma fırsatı yakaladık. Bu arıcının hikayesi bizim için gerçekten de tam bir ilham kaynağı oldu. Avrupa ve özellikle İsviçre’deki yabani bal arılarının ortadan kaybolmasıyla ilgili farkındalığımızı artırmış olduk. Bu amaçla şimdi bu iki özel modelimizin ve Einstoffen olarak aynı konseptte hazırladığımız tişörtlerimiz, saatlerimiz ve kapüşonlularımızın satışlarından elde ettiğimiz gelirin yüzde onunu İsviçre’de serbest yaşayan bal arılarını yeniden çoğaltmak için hizmet eden arı koruma organizasyonu Free The Bees’e (Arıları Özgürleştir) bağışlıyoruz.

Arıların doğadaki durumu ile optik endüstrisinin veya belki de Einstoffen’in hikayesinin arasında herhangi bir paralellik görüyor musunuz?
Optik endüstrisi ve moda tıpkı arıcılık gibi bütünsel bir düzeyde düşünce değişikliğine ihtiyaç duyuyor. Bu durumu arılarla benzeştirmek gerekirse, düşüncenin merkezinde arılardan maksimum seviye bal elde etmek değil arıların hayatta kalmalarını ve doğalarını korumayı yerleştirmeliyiz. Arıcılık ve bağımsız gözlük kültürü arasında sürdürülebilirlik açısından gerçekten paralellikler gördüğümüzü söyleyebilirim. Yeni koleksiyonumuz Stranded, Never Lost (Asla Yolunu Kaybetmeyen) arıların ve Einstoffen’in hikayesinin ardındaki prangasız felsefeyi ideal bir şekilde yansıtıyor. Özetle optik endüstrisi, özgür ve bağımsız olduğunda daha fazla çiçek açacak, böylece küçük oyuncular bile harika şeyler başarabilecek.

Kaynak: Spectr

Nisan 2022