Kuru Göze Çare: Işık Maskesi

Kuru göz hastalıkları artık kısa süreli yoğunlaştırılmış ışık atışları uygulanıp sonrasında 10-15 dakida süren ışık maskereri ile tedavi edilebiliyor.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pek çok insanı etkileyen kuru göz hastalıklarının tedavisinde, suni gözyaşı gibi klasik yöntemlerin dışında yeni bir yöntem devreye girdi. Göz Hastalıkları uzmanı Op. Dr. Umut Altuner, bu yeni yöntem IPL (intens pulse light) tedavisi ile ışığın ısı ve antioksidan etkisinden yararlanıldığını belirtti. 15 dakika boyunca göze Işık Maskesi yapıldığını ve gözün kendi gözyaşı üretim sisteminin daha düzgün çalışmasının sağlandığını bildiren Altuner şunları söyledi: “Bazı göz, kapak ve immünolojik hastalıklar, gözyaşının yapısını bozarak, kuru göz hastalığının oluşmasına sebep oluyor. Ayrıca kapalı ofis ortamları ve ekrana uzun süre bakmak, gözyaşının buharlaşmasını artırarak, gözyaşının bozulmasına katkı yapıyor. Kurugöz hastalığı gözde yanma, batma, ışık hassasiyeti, yorgunluk hissi, ekranlı araç kullanımında konforsuzluk gibi rahatsız edici birçok şikâyet ile kendisini gösterebiliyor.”

Gözyaşı Üretimi Düzeliyor
Hastalığın şiddeti ve sebebine göre tedavi seçeneklerinin değişebildiğini söyleyen Op. Dr. Altuner yeni tedavi hakkında “IPL ve maske tedavisi ise kronik blefarit hastalarında ve bunun sebep olduğu kurugöz hastalarının tedavisinde kullanılan yeni bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor. Bu tedavide ışığın ısı etkisi ve antioksidan etkisinden faydalanılıyor. Isı etkisi ile yağ bezlerinin kanalları açılıp, akışkanlığı artırılırken gözyaşının en önemli tabakası olan yağlı tabaka tekrar oluşturulmuş oluyor. Böylelikle gözün kendi Gözyaşı Üretim sisteminin daha düzgün çalışması sağlanıyor. Göz çevresine ve kapaklara, ardışık 5 noktaya kısa süreli yoğunlaştırılmış ışık atışları uygulanıyor. Bu sırada göz özel gözlükler ile korunuyor. Sonrasında 10-15 dakika süren ışık maskeleri ile tedaviye devam ediliyor” dedi.

Temmuz 2023

Sinüzitin Kör Yapabilir

Sinüs boşluklarının çevresinde, göz ve beyin yer alıyor. Dolayısıyla sinüs  enfeksiyonu çevreye yayıldığında yüz kemiklerinde osteit denilen iltihaplanmalara, göze yayıldığında körlüğe kadar giden durumlar olabiliyor.

Burun çevresindeki kemiklerin içinde yer alan kemik boşluklarına sinüs adı verilir. Bu boşlukların iltihaplanmasına da sinüzit adı verilir. Burunun hemen yan taraflarındaki üst çene kemiğinin içinde bulunan ve sinüslerin en büyüğü olan sinüs maksiller sinüstür. Sinüslerin burun içine açılan bu küçük deliklerinin, herhangi bir sebep sonucu tıkanması ile sinüslerde enfeksiyon ve buna bağlı hastalık bulguları ortaya çıkar. Bu tıkanmanın nedeni; basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun uzaması olabileceği gibi burun alerjileri, burun içindeki kemik veya kıkırdak eğrilikleri, hatta burun içindeki et büyümeleri olabilir. Sinüsler, her kişide farklı boyutlarda olduklarından sesin tipinin oluşmasında görevleri olduğu gibi içleri hava ile dolu olduğundan kafanın ağırlığının da azaltılmasında da görevlidirler. Asıl önemli görevleri ise solunan havanın ısıtılıp nemlendirilmesi ve her gün belli oranda salgı yaparak havanın içindeki partikül ve zararlı organizmaların temizlenerek dışarı atılmasıdır.
Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Özcan Acuner, sinüzit konusunda uyarılarda bulunarak özellikle soğukta kalınmaması, saçların ıslak kalmamasının başlıca korunma yollarından biri olduğunu belirtti. Sinüzitin ilk ve en sık komplikasyonunun, iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklardan olduğuna dikkat çeken Dr. Acuner, alınacak tedbirlerle hastalıktan korunmanın mümkün olabileceğini belirtti.
Sinüzit Belirtileri
Sinüzit belirtileri hakkında uyarılarda bulunan Dr. Acuner, sözlerine şöyle devam etti: “Sinüzit genel olarak akut ve kronik (müzmin) olarak ikiye ayrılır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit anlamına gelir. Uygun tedavi edildiğinde tamamen iyileşir. Ancak kronik sinüzit sinüslerde sürekli bir iltihap anlamına gelir ve tedavisi zordur. Akut ve kronik sinüzitin belirtileri birbirinden farklıdır. Akut sinüzitte hastayı en çok rahatsız eden şikayetlerden biri ağrıdır. Bu hangi sinüsün iltihaplandığına göre baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresinde ağrı şeklinde olur. Genellikle öne doğru eğilmekle ağrı artar. Yüzde, sinüse uyan bölgeye basmak veya vurmakla bu ağrı artar. Sinüzitin en yaygın belirtileri:

  • Burun tıkanıklığı,
  • Burun akıntısı,
  • Koku duyusunda azalma,
  • Geniz akıntısı,
  • Ateş,
  • Çene ve dişlerde ağrı,
  • Ağız kokusu,
  • Burun kanaması,
  • Yüzde şişme
  • Göz altlarında morarma

Yüzde şişlik ve göz altlarında morarma daha çok çocuklarda görülen bir bulgudur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen ataklar halinde oluşabilen akut dönemler yaşayabilirler.
Körlüğe Kadar Gidebilen Tehlike
İltihabın göz çukuru içine yayılmasının körlüğe neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Acuner, “Sinüzitin ilk ve en sık komplikasyonu, iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklarıdır. Böyle bir durumda ağrı göz içinde hissedilir. Gözde dışa doğru şişme ve göz etrafında morarma bulguları olabilir. Daha nadir komplikasyonlar; iltihabın beyin zarına veya beyin içine yayılarak abse oluşması, iltihabın sinüs içinde abseleşmesi ve kemik iltihabı sayılabilir. Bu tür durumlar oluştuğunda tedavi daha ciddi yapılmalıdır ve ilaç tedavisiyle birlikte ameliyat gerektirir. Hastaların sinüzit olmamak veya olunursa kolay tedavi edilebilmek için dikkat edebilecekleri birkaç şey vardır. Bunun için soğukta kalmamak, saçların ıslak kalmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanında dahi kalınmaması, alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer irritan maddelerden uzak kalınması gibi önlemler alınabilir. Üst solunum yollarının nezle veya grip gibi virütik enfeksiyonların da uzun sürmesi durumunda daha ciddi tedavilere baş vurmakta hastalığın uzayıp bir sinüs enfeksiyonuna dönmesini engelleyebilir” dedi.

Haziran 2023

Kortizonlu Damlalar Katarakta Zemin Hazırlayabilir

Özellikle yaşla birlikte ortaya çıktığı düşünülen kataraktın oluşumuna zemin hazırlayan nedenlerden biri de kortizon içerikli damlaların kontrolsüz kullanımı.

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, özellikle romatizmal hastalığı olan veya alerji nedeniyle sistemik kortizon kullanan kişilerin katarakta dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, bu hastalarda erken yaşlarda kataraktın gelişebileceği riskine karşı uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, “Normalde şeffaf olan doğal göz merceğinin şeffaflığını yitirerek opak-beyazımsı bir görünüm almasına katarakt denir. Lens bulanıklaşıp opaklaştığında, retinaya ulaşan görüntü bulanıklaşır ve görme etkilenir. Katarakt tedavi edilebilir görme kaybının en önemli sebeplerinden biridir. Katarakta bağlı şikayetler yavaş gelişir ve ağrısızdır. Sıklıkla ilk olarak rutin göz muayenesi sırasında teşhis edilir. Kataraktın en sık bulguları ağrısız bulanık görme, ışıktan rahatsızlık ve renklerin soluk ya da sarı görülmesidir. Yaşa bağlı kataraktların çoğunda hastalığın ilerlemesi yıllar sürebilir. Kişilerde kataraktın nasıl bir hızla ilerleyeceğini önceden kestirmek mümkün değildir” açıklamasında bulundu.
Hastaların Yüzde 90’ı 60 Yaşın Üzerinde
Hastalığın genç ve şeker hastalarında hızlı ilerleyebileceğine dikkati çeken Doç. Dr.Esra Ayhan Tuzcu, normal şartlarda hastalığın yavaş ilerlediğini söyledi. Keskin görmede azalma, renkleri daha cansız görme gibi sorunlar yaşayan katarakt hastalarının, dünyayı soluk ve bulanık gördüğünü aktardı. Doç. Dr. Tuzcu, bilgilendirmelerine şu ifadelerle devam etti: “Gençlerde ve şeker hastalarında kataraktın ilerleme süreci kısa sürebilir. Şeker hastalığında kataraktın ilerlemesi kan şekeri ile bağlantılıdır. Kan şekeri düzensiz hastalarda daha hızlı katarakt gelişimi olmaktadır. Gençlerde kataraktın en sık nedeni göze alınan travmalardır. Travma sonrası katarakt genelde hızlı bir şekilde ilerler. Katarakt genellikle bir yaşlılık hastalığıdır. Hastaların yüzde 90’ı 60 yaşın üzerindedir.  Ancak katarakt her yaş grubunda görülebilir. Örneğin yeni doğan bebeklerde doğuştan katarakt adı verilen bir katarakt türü görülebildiği gibi çocuklarda, gençlerde ve orta yaşlılarda da katarakta rastlanabilir. 50 yaşın altındaki kişilerde görülen kataraktlarda altta yatan bir sebep aranmalıdır. Bu tür kataraktlar kalıtsal olabileceği gibi şeker hastalığı gibi metabolik bozukluklar, travma, geçirilmiş göz ameliyatı ya da göz içi enjeksiyonu, radyasyona maruz kalma, korumasız olarak uzun süre güneş ışığı altında bulunma veya kortizon ve benzeri ilaç kullanımı ile ilişkili olabilir.”
İlaçla Tedavi Yok, Çözüm Cerrahi Yöntemler
Kataraktı iyileştiren veya önleyen hiçbir ilaç veya diyet yoktur. D vitamini kullanımını kataraktı engellememektedir. Ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu olması açısından güneş gözlüğü kullanmak kataraktın gelişimini yavaşlatabilir. Katarakt tedavisinin tek yöntemi cerrahi müdahaledir. Kornea, retina ya da optik sinir problemi olmayan hastalarda yüzde 95’in üzerinde katarakt cerrahisi ile görme artışı sağlanır. Katarakt belirtileri hastayı rahatsız etmediği durumlarda ve görme düzeyleri makul seviyelerdeyken müdahale gerekmeyebilir veya bir süre beklenebilir. Katarakt cerrahisi günübirlik cerrahi girişimi olup hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu olabilmekte ve kısa sürede günlük aktivitelerine dönebilmektedirler. Hastalar ameliyattan sonra azalan dozlarda 1 ay boyunca damlalar kullanır. Ameliyat sonrasında 1 hafta boyunca göze su değdirmemeli, ameliyatlı göze bastırarak ovalamamalı ve o gözün üstüne yatılmamalı. Ameliyat sonrasında 1 ay boyunca havuz ve denize girilmemeli. Hastaya rutinde kullandığımız monofokal denen tek odaklı mercek kullandığımızda ameliyattan sonra yakın görme için gözlüğe ihtiyaç duyar.

Haziran 2023

Spor Yaparken Takılan Koruyucu Gözlükler

Koruyucu gözlükler spor yapan kişilerin gözlerini korumak ve performanslarını artırmak için tasarlanmış özel bir gözlük türüdür. Göz koruma, kontrast artırma, parlama önleme, rahatlık ve net görüş sağlama gibi faydaları vardır.

Yakın zaman öncesine kadar koruyucu gözlükler sadece sporcular tarafından kullanılıyordu. Bugün ise sporcu gözlükleri ister profesyonel ister amatör sporcular tarafından olsun, turnuvalarda, elinde top, veya raket tutan hemen hemen herkeste görülebilir. Ülkemizde her yıl pek çok göz yaralanması izleniyor. Bu yaralanmaların bir bölümü spor kazalarında meydana geliyor. Spor kazaları top çarpması şeklinde gerçekleşebildiği gibi; yakın temas içeren futbol, basketbol gibi sporlarda göze parmak, dirsek çarpması şeklinde de gerçekleşebiliyor. Yüzme sırasında bile çarpışmalara bağlı göz yaralanmaları meydana gelebiliyor.
Spor yaparken kullanılan koruyucu gözlükler sayesinde, gözlerinizi dış etkenlerden koruyarak ve performansınızı da artırabilirsiniz. Korucu gözlüklerin faydaları arasında göz koruma, kontrast arttırma, parlama önleme, rahatlık ve net görüş sağlama yer almaktadır. Spor gözlükleri, gözlerinizi güneş ışınlarından, rüzgardan, tozdan ve diğer zararlı maddelerden korur. Aynı zamanda kontrastı artırarak daha net ve keskin bir görüntü sunar. Bu, sporcuların hedeflerini daha iyi görmelerine ve daha doğru bir şekilde hareket etmelerine yardımcı olur. Spor gözlükleri, parlama önleyici kaplamalarla donatılmıştır. Bu durum ise sporcuların parlak güneş ışığı altında hareket ederken bile mümkün olduğunca net bir görüşe sahip olmasını sağlar. Hafif ve esnek malzemelerden yapılmış spor gözlükleri sporcuların uzun süre kullanmalarına olanak tanır. Sporcuların performansını artırmak için tasarlandıklarından yüksek konfor ve daha net görüş imkanı sunarlar.
Özellikle açık hava sporları yaparken güneşin zararlı UV ışınlarına maruz kalmamak için spor gözlükleri yaygın kullanıma sahiptir. Ayrıca bazı sporlar için özel tasarlanmış gözlükler de bulunur. Örneğin yüzme, dalış ve kayak gibi sporlar için su geçirmez ve buharlanmayı önleyen gözlükler tercih edilirken, bisiklet, koşu ve tenis gibi sporlar için ise hafif ve esnek çerçeveli gözlükler tercih edilir.
Basketbol, bisiklet, ralli, golf, motor sporları, koşma, tenis ve kış sporlarında gözlük kullanımı öneriliyor. Spor yaparken kullanılan gözlükler, çeşitli amaçlarla kullanılıyor:

  • Açık hava sporlarında güneşten korunma ve konfor
  • Topu daha net görebilme
  • Göz yaralanmalarından korunma

Koruyucu spor gözlüklerinde, gözlük camı olarak “polikarbonat cam” kullanılıyor. Polikarbonat cam çarpmaya dirençli bir malzemedir, ayrıca çizilmeye karşı kaplama ve ultraviyole filtresi içeriyor. Çerçeve stili spor tipine göre değişiklik gösteriyor ama çerçeve malzemesi olarak normalden daha dayanıklı malzemeler seçiliyor.

Haziran 2023

Şiş Gözlerle Uyanıyorsanız Dikkat!

Uyku anında vücutta en fazla göz kapaklarında ödem birikimi oluşabilir. Uyandığımızda ise gözlerimizde şişlik hissedebiliriz. Günün ilerleyen saatlerinde azalan bu şişlik gibi şikayetler gizli kalp hastalığının belirtisi olabilir

Gözlerimizdeki çoğu belirti vücudumuzdaki diğer hastalıklar hakkında bizlere işaretler vermektedir. Diyabet, hipertansiyon, kalp rahatsızlıkları gibi hastalıkların teşhisinde geç kalınması hastalığın ilerlemesine neden olduğundan dolayı zamanın müdahale edilmese gözlerimizde kalıcı tahribatlar oluşturabilir. Bu durum görmenin azalmasına ve hatta kalıcı görme kayıpları ile sonuçlanabilmektedir. Diyabetten hipertansiyona, damar değişikliklerinden pıhtı atımına kadar birçok hastalığın önüne geçmek için erken teşhisin önemini unutmamamız gerekiyor.

 Gizli Kalp Hastalığının Habercisi Olabilir
Gözlerdeki sabah şişkinliğini kalp hastalığın bir belirtisi olabilir. Uyku anımızda başımız kalp hizasına gelmektedir. Uyku anında vücutta en fazla göz kapaklarında ödem birikimi oluşabilir. Uyandığımızda ise gözlerimizde şişlik hissedebiliriz. Günün ilerleyen saatlerinde azalan bu şişlik gibi şikayetler gizli kalp hastalığının uyarıları olabilir.

 Diyabet Göz Muayenesi Sırasında Teşhis Edilebilir
Gözlerde önemli ve kalıcı hasara neden olabilen diyabet göz dibi muayenesi ile erken teşhis edilebiliyor. Diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak meydana gelen küçük damar tıkanıkları, çift görme gibi şikayetlere de neden olabiliyor. Kalp hastalıklarının en temel nedeni damar sertliği gelişimidir. Bu damar sertliği vücudumuzdaki bütün damarlarda gerçekleşebilir. Göz damarlarında gelişen sertlik veya göz damarlarında pıhtı oluşumu geçici görme bozukluklarına neden olabilmektedir. Kalp ritminde bozukluklar da göz damarlarına pıhtı atılması gibi sonuçlar doğurabilmektedir. Geçici görme kaybı yaşayan kişilerin kalp ve damar hastalıkları ile kalp ritim bozukluğu riski sebebiyle kontrolden geçmeleri önerilmektedir. Özellikle doğuştan gelen kolesterol yüksekliklerinde gözde iris etrafında beyazımsı halka oluşumu görülebilir. Bu gruptaki kişilerin kalp krizi riski açısından kolesterol düzeylerini takip ettirerek kalp sağlığı açısından uzman doktor takibinde olması önem taşır.

Haziran 2023

Çocuklar için Ortokeratoloji

Ortokeratoloji çocuklarda miyopinin (uzağı net görememe) ilerlemesini yavaşlatma tedavisi olarak da uygulanıyor.

Ortokeratoloji tedavisinde lenslerin kornea merkezini düzleştirmesi, ışığın göze girerken kırılma şeklini değiştirmesi ve retina tabakasına ulaşması hedefleniyor. Tedavinin başarılı bir şekilde sürdürülebilmesi için lenslerin düzenli olarak kullanılması gerektiğini vurgulayan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Çoğu ortokeratoloji lensi korneayı düzleştirmek için gece boyunca takılır, ardından gün içinde çıkarılır. Bu gece lensleri, korneayı yeniden şekillendirmeye yetecek kadar sağlam olmasıyla birlikte gözün sağlıklı kalması için oksijenin geçmesine izin veren sert, gaz geçirgen lenslerdir. Gece lens takma bırakılırsa, gözler belli bir zaman sonra eski şekline döner ve görme kusuru daha hızlı ilerleyebilir. Llensler düzenli olarak kullanılması, yavaşlatma süreci için çok önemlidir” dedi.

 Lens kullanımında hijyen önemli
Bu lenslerin kullanımındaki riskler diğer kontak lens kullanımlarıyla benzer durumdadır. Ancak Ortokeratoloji  tedavisi uygulanan genellikle çocuk oldukları için hijyen konusunda erişkinler kadar dikkatli olmayabilir. Dolayısıyla bu durumda ailelerin dikkati çok daha fazla önem kazanıyor.

Aktif spor yapan genç miyopi hastaları iyi sonuç alıyor
Çeşitli spor dallarında uğraşanlar bilirler ki spor yaparken gözlük kullanmak sorun olabiliyor. Spor yaparken yapılan hareketler gözlüğün yüzde durmasını zorlaştırır, kayıp düşmesine neden olabiliyor. Bu sebeple Ortokeratoloji tedavisi spor yapan gençler için de önerilen bir tedavi şeklidir. Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz bu tedavi sayesinde spor yapan gençlerin performanslarının daha yüksek olduğunu ve daha önce yaşadıkları isteksizliğin ortadan kalktığını söyledi.

Bununla birlikte bazı göz yapılarının ortokeratoloji tedavisi için uygun olmadığını söyleyen Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Kurala aykırı astigmat, kalıcı astigmat, geniş pupil (göz bebeği), düşük kapak, çok düz kornea, patolojik kuru göz sendromu yaşayan bireyler için bu tedavi yöntemi ne yazık ki uygun bulunmuyor” şeklinde konuştu.

Mayıs 2023

Göz Rahatsızlıkları 5 Ciddi Hastalığın Habercisi Olabilir

Gözler ruhun aynasıdır derler. Peki gözlerinizin farkında olmadığınız birçok hastalığın habercisi olduğunu biliyor muydunuz?

Eğer gözlerinizde yanma, kızarıklık veya sararma gibi problemlerle karşılaşırsınız, sorunun gözlerinizden kaynaklandığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bazı hastalıkların ilk sinyallerini gözlerde tespit edebileceğinizi savunuyor.

Doktor Rachel Ward, gözlerinizde ortaya çıkan bazı belirtilerin 5 ciddi rahatsızlığın habercisi olabileceğini söylüyor:

Beyaz ya da sarı şişkinlik
Eğer göz kapaklarınızda veya burun çevrenizde beyaz veya sarı şişkinlikler varsa yüksek kolesterolünüz olabilir. Eğer bu tür belirtiler taşıyorsanız kolesterolünüzü kontrol etmeyi isteyebilirsiniz.

Sarı gözler
Eğer gözlerinin beyaz kısmı sarılaşıyorsa kanınızda yüksek oranda bilirubin olabilir. Sarılık hastalığının belirtisi olabilen sarı gözler, aynı zamanda ciğer enfeksiyonu, safrakesesi taşı veya kanser habercisi de olabilir.

Açık renkteki göz damarları
Göz kapağınızı altını aşağı çektiğinizde kırmızı ya da pembe bir damar görüntüsüyle karşılaşmalısınız. Eğer kan değerleriniz düşükse anemi rahatsızlığı yaşıyor olabilirsiniz. Erkeklere kıyasla kadınlarda daha çok görülen kansızlık, demir eksikliğinden kaynaklanıyor.

Görüş bozukluğu
Eğer görüş açınızda bazı noktaların eksik olduğunu görüyorsanız, felç riski taşıyor olabilirsiniz. Beyninizde görüşle ilgili olan kısım, felç olduğunuz esnada etkilenecektir.

Pörtlek göz
Gözlerin dışarı fırlamış gibi görünmesi fazla çalışan tiroidin habercisi olabilir. Aşırı faaliyet gösteren tiroid bezlerine sahip her 3 insandan biri 1’i göz problemleri yaşıyor.

Mayıs 2023

Bahar Geldi, Göz Alerjileri Arttı

Mevsim değişimleriyle birlikte hava koşullarına bağlı olarak gözlerde kuruluk ve alerji şikayetleri artmaya başladı.

Baharın gelmesiyle yüzünü gösteren alerjik durumların hafife alınmaması gerekiyor; çünkü göz alerjileri mevsimsel veya geçici olabildiği gibi zamanında tedavi edilmezse körlük riskini de beraberinde getirebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi’nden Doç. Dr. Abdullah Özkaya, göz alerjileri ve tedavileri hakkında önerilerde bulundu.

Gerçekten Alerjik mi?
Oldukça yaygın bir şikayet olan göz alerjisi, ya da tıbbi adıyla alerjik konjonktivit, gözlerin onları tahriş eden bir şeye, yani bir alerjene verdikleri tepkidir. Göz alerjileri, vücudun bağışıklık sistemi duyarlı hale geldiğinde ve çevrede çoğu insanda genellikle sorun yaratmayan bir şeye aşırı tepki gösterdiğinde gelişir. Diğer konjonktivit türlerinin aksine, göz alerjileri kişiden kişiye yayılmaz. Göz alerjileri, başka göz hastalıklarıyla aynı semptomları paylaştığı için doğru tanının konulması önemlidir. Örneğin göz alerjisi ile göz enfeksiyonu, benzer semptomlara sahip, ancak farklı tıbbi nedenlere dayanan farklı durumlardır. Gözlerin kızardığı, tahriş olduğu durumlarda göz üzerinde herhangi bir yabancı madde görünmüyorsa bu durum bir alerjiden kaynaklanıyor olabilir. Göz doktorları, yani oftalmologlar sorunun hangisi olduğunu anlamak ve enfeksiyon ile alerji arasındaki farkı ayırt etmek için bir özel lambalı göz mikroskobundan faydalanarak göz yüzeyindeki şişmiş damarları saptamaya çalışırlar.

Buz kompresi uygulayın
Göz alerjisinin mart ve nisan aylarında başlayarak ağaç ve bitki polenlerinin havaya karışması sonucu; gözlerde kızarıklık, sulanma, yanma, nadiren batma, kaşıntı gibi bulgularla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Abdullah Özkaya, “Alerji döneminde göz kapağı şişliği görülmesi durumunda, buzun temiz bir havluya sarılıp sabahları göze uygulanması, göz kızarıklığını ve göz kapağındaki ödemi azaltır” dedi.

Evinizde su bazlı boya kullanın
Çiçeklerin tozlanması bu aylarda arttığı için evdeki mevcut çiçeklerden rahatsız olduğunu hissedenlerin mümkünse çiçeklerini balkonlarına çıkarmaları ya da teması azaltmak için odayı havalandırmaları gerektiğini ifade eden Özkaya, “Alerji sadece çiçeklerde olmuyor, mantarlar gibi rutubetli ortamlarda üreyen başka maddelerden de kaynaklanabiliyor. Ev duvarları sentetik boyalı ise duvarlar bir süre sonra hava almamaya başlıyor. Eğer ev rutubetliyse ve boyada kabarmalar, renk değişiklikleri varsa içerideki havayı da etkileyerek alerjiyi artırıyor. Alerjik kişilerin ev boyalarının hava alabilen, su bazlı boyalar kullanmasını öneriyorum” dedi.

Lens kullananlara öneri
Kontakt lens kullanan insanların bahar aylarında alerjiye daha yatkın olduğunu belirten Doç. Dr. Abdullah Özkaya, “Lens kullananlar içinde farklı çözümler var. Örneğin, sabah lensi takmadan önce ve akşam lens çıkarıldıktan sonra damla uygulayarak alerjik dönemleri rahat geçirmelerini sağlamak mümkün” ifadesini kullandı.

Körlük riski olabilir
Alerjik konjonktivitin göz kapaklarının içini ve gözün beyaz kısmını saran, konjunktiva adlı zarın alerjiye bağlı olarak gelişen mikrobik olmayan iltihap olarak tanımlandığını söyleyen Doç. Dr. Abdullah Özkaya, çocuklar üzerindeki etkisinden şöyle bahsetti, “Çocuklarda çok sık olarak bildiğimiz klasik alerjik konjonktivit görülmekle beraber, vernal alerjik konjonktivit dediğimiz özel bir alerji tipi 5-6 yaşından itibaren görülebilir. Bu durum, daha yoğun takip ve daha sıkı tedavi gerektirir. Çünkü tedavi ilerlediğinde görme kaybına kadar ilerleyebiliyor. Çocuklardaki göz alerjilerinin dikkatle ele alınması gerekiyor. Kızarıklık ve sulanmanın yoğun olduğu semptomlarda, standart alerji ilaçlarının yanında tedavinin 5 ila 10’uncu gününde kortizonlu ilaçlar da ekliyoruz. Hastalarımızın hızla rahatlaması için yaptığımız kortizon ilaçlarının doktor kontrolünde kullanılması gerekiyor.”

Mutlaka göz doktoruna danışın
Doğru teşhis için mutlaka bir göz doktoruna danışılması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Abdullah Özkaya, “Göz alerjisi tedavisinin kişiye özel planlanması ve takip edilmesi gerekiyor. Bu nedenle, daha önce kullandığınız evdeki mevcut göz damlaları iyi geliyor diye tekrar bu mevsimde doktora danışmadan kullanmamak gerekiyor. Alerjik reaksiyona sahip kişilerin göz doktoruna başvurması önem taşıyor. Hastalar geldiğinde muayene edip, teşhis koyup uygun ilaçlarla tedavi edip bu mevsimi daha rahat ve kontrollü geçirmelerini sağlıyoruz” dedi.

Mayıs 2023

Arpacık Nasıl Geçer?

Arpacık, göz kapağı çevresinde ortaya çıkan, iltihaplı ve ağrılı bir şişliktir. Peki, arpacık nasıl geçer? Arpacık belirtileri nelerdir?

Arpacıklar, göz kapağındaki yağ bezlerinin ya da kirpik kökünün enfeksiyonu sonucu gelişir. Enfeksiyona genellikle stafilokok bakterileri neden olur. Bu enfeksiyon; temiz olmayan ellerin göz bölgesine götürülmesi, kontakt lens ya da kozmetik ürünlerin kullanımında hijyene dikkat edilmemesi sonucu gelişebilir. Sık görülen bir göz enfeksiyonudur ve her yaşta görülebilir. Arpacık, kişinin hayatı boyunca birkaç defa tekrarlayabilir.

Arpacık Türleri Nelerdir?
Arpacık türleri; iç ve dış arpacık olmak üzere ikiye ayrılır. İnternal olanlar kapağın üst kısmında, eksternal olanlar da kirpik dibinde oluşmaktadır. İç arpacıklardan çok daha yaygın olarak görülen dış arpacıklar, genellikle kirpik folikülünde, bazen de bir yağ bezinde başlar. İç arpacıkların çoğu ise göz kapağı dokusundaki bir yağ (meibomian) bezinde başlar. Büyüdükçe gözü zorlayan bu tür, dış arpacıklardan daha acı verici olma eğilimindedirler.

Arpacık Belirtileri Nelerdir?
Arpacık, çok karakteristik belirtileri olan bir enfeksiyondur. Göz kapağı üzerinde kırmızı, sivilceye benzer, ağrılı bir şişlik ile kendini gösterir. Göz çevresinde ve göz kapağında ağrı, şişkinlik ve gözde sulanmaya neden olur. Çıkan yumrunun merkezinde iltihaba benzer beyaz bir nokta bulunabilir ve tüm göz kapağının şişmesine de neden olabilir. Arpacık çoğunlukla tek gözü etkiler. Ancak tek gözde aynı zamanda birden fazla arpacık çıkması da mümkündür. Arpacık, göz enfeksiyonları arasında en sık rastlananlardan biridir. Bazen belirtileri benzerlik gösteren ancak arpacık kadar yoğun ağrı yapmayan diğer enfeksiyonlarla karıştırılabilir. Göz kapağında kızarıklık ve yumru olarak görülen şalazyon bunlardan biridir. Şalazyon genellikle ağrı yapmayan bir yumru olarak ortaya çıkar. Bastırıldığında serttir. Kirpik diplerindeki yağ bezlerinin tıkanması sonucu oluşur ve arpacıktan farklı olarak çoğunlukla göz kapağının iç kısmında gelişir. Şalazyon ve arpacık farklı sebeplere bağlı olarak ortaya çıkmalarına rağmen genellikle benzer şekilde tedavi edilir. Diğer sık karşılaşılan göz enfeksiyonları ise blefarit ve konjonktivittir. Şayet gözde kızarıklık varsa, ancak içi iltihap dolu bir şişkinlik söz konusu değilse ve sulanma görülüyorsa blefarit ya da konjonktivitten şüphelenmek gerekir. Blefarit kirpik diplerinde görülen bir rahatsızlıktır. Konjonkitivit ise bakteriyel ya da viral olabilen bir göz enfeksiyonudur.

Arpacık Nasıl Tedavi Edilir?
Arpacık sık karşılaşılan bir enfeksiyondur ve çoğu zaman kendiliğinden kaybolur. Arpacığın çıkacağı hissedildiğinde ya da bölgedeki şişkinliğin farkına varıldığında ılık ve nemli bir bez ile bölgeye kompres yapmak iyileşme sürecini hızlandırıp bölgedeki hassasiyeti ve ağrıyı azaltabilir. Bu kompresin, arpacık varlığını sürdürdüğü müddetçe, günde birkaç kez 5-10 dakika uygulanması yeterlidir. Ağrıyı dindirmek için ağrı kesiciler de kullanılabilir. Ancak arpacıkta 48 saat içinde bir iyileşme görülmezse, kızarıklık ve şişkinlik göz kapağının tamamına ve yanak bölgesine doğru yayılırsa ya da görmede bozukluk gelişirse bir doktora görünmekte fayda vardır. Bu gibi durumlarda antibiyotik tedavisi yapılabilir ya da arpacığın içindeki iltihabın boşaltılması için cerrahi müdahalede bulunulabilir. Arpacık çıktığında elleri göze götürmekten kaçınmak ve kontakt lens kullanmaya ara vermek gereklidir. Çıkan yumru bir sivilce gibi görünebilir ancak kolay iyileşeceğini düşünerek sıkılmaya çalışılmamalıdır. Çünkü enfeksiyonun dağılmasına sebep olabilir.

Arpacığın daha hızlı iyileşmesi ve enfeksiyonun dağılmasını önlemek için aşağıdaki yöntemler uygulanabilir:

  • Ellerinizi yıkadıktan sonra temiz bir havlu ya da bezi ılık suya bastırıp arpacığın üzerinde 5-10 dakika süre ile kompres yapın.
  • Sonrasında parmağınızı arpacığın üzerinde gezdirerek tıkanmış olan kanalın açılması için hafifçe masaj yapın.
  • Arpacık çıktığında ellerinizi, yüzünüzü ve göz bölgenizi temiz tutun. Gözlerdeki çapakları temizleyin.
  • Ilık kompresi her defasında temizlenen bir bez ile gün içinde birkaç defa tekrarlayın.

Arpacık ne kadar sürede geçer?
Arpacık kendi kendine geçse bile şalazyon şeklinde kalma ihtimali fazla olmaktadır. Arpacık kendi kendini sınırlamakla birlikte tedavi edilmediğinde kistleşme riski artış gösterir. Arpacığın ortalama enfeksiyon hali yaklaşık bir hafta sürer. Tedavi ile bir haftada enfeksiyon bulguları düzelir. Arpacık için ne kadar erken tedaviye başlanırsa, ortaya çıktığı yerde iz kalmadan iyileşme şansı artar ve şalazyon olma riski azalır.

Arpacık bulaşıcı mıdır?
Bu rahatsızlık hakkında en çok merak edilen konular içerisinde bulaşıcı olup olmadığı gelmektedir. Ancak arpacık hastalığının herhangi bir şekilde bulaşıcı olmadığını söylemek mümkündür. Çünkü kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyon şeklidir. Yani sadece bulunduğu bölge itibariyle kendini ciddi anlamda büyütür. Bunun dışında vücudun başka bölgesine bulaşmaz ya da herhangi bir kişiye de farklı yollardan bulaşmaz. Arpacık rahatsızlığı herhangi bir yolla bir başkasına geçmez. Yani temas veya hava yolu ile beraber birçok farklı yöntem ele alınsa bile, hiçbir şekilde başkasına bulaşan bir rahatsızlık değildir.

Arpacık tedavi edilmezse ne olur?
Arpacık tedavi edilmezse şalazyon olma ihtimali artar. Çok nadir de olsa arpacığın sıkılmaya çalışılması ve göze yanlış müdahalelerin yapılması göz kapağında aşırı derecede yüze yayılan şişliklerin ortaya çıkmasına (preseptal selülit) sebep olabilir. Bu özellikle çocuklarda çok risklidir. Çünkü çocukların yüz bölgesindeki enfeksiyonlar beyne yayılım gösterebilir. Bu sebeple göz kapaklarındaki iltihaplar çok dikkate alınmalıdır.

Arpacık riskini artıran faktörler
Yetersiz kapak hijyeni: Özellikle çocukların ellerini yüzlerini yıkamaması ve kirpik diplerinin iyi steril edilmemesi
Bilefarit gibi hastalıkların varlığı: Bilefarit gibi arpacığa sebep başka kapak hastalıklarının varlığı
Kontakt lens hijyeni: Kontakt lens kullananların lenslerini iyice dezenfekte etmeden veya önce ellerini yıkamadan takıp çıkarması
Makyajı silmeden uyumak: Göz makyajının temizlenmeden gece boyunca gözde bırakılması
Cilt rahatsızlıkları: Yüz kızarıklığı ile karakterize bir cilt hastalığı olan rosacea’ya sahip olmak

Arpacık çıkmaması için neler yapılabilir?

  • Ellerin sabun ve ılık suyla yıkanıp hijyeni sağlanmalı. Özellikle çocuklar uyumadan önce kirpik dipleri bebe şampuanı ile yıkanmalıdır.
  • Eller gözlerden uzak tutulmalı, göz ovalanmamalıdır.
  • Kozmetik ürünlere özen gösterilmeli, eski kozmetik ürünler atılarak göz enfeksiyonu riski azaltılmalı.
  • Kozmetik ürünler başkalarıyla paylaşılmamalı, gece boyunca makyajlı bir şekilde yatılmamalıdır. Çünkü makyaj ürünleri gözyaşı bezlerinin tıkanmasına neden olur.
  • Alerji yapan kozmetik ürünler tercih edilmemeli.
  • Kontakt lenslerin temiz olduğundan emin olunmalıdır. Kontakt lens kullananlar lenslere dokunmadan önce ellerini iyice yıkamalı ve dezenfekte etmek için doktorun tavsiyelerine uyması gerekmektedir.
  • Daha önce gözde arpacık çıktıysa, düzenli olarak sıcak kompres yapılarak tekrar çıkmasını önlemeye yardımcı olabiliriz.
  • Blefarit rahatsızlığı olanlar gözlerinin bakımı için doktorlarının talimatlarını uygulamalı,  düzenli olarak kirpik dibi kepeklenmelerinin temizlenmesi alışkanlık haline getirilmelidir.
    Prof. Dr. Murat Hasanreisoğlu

Mayıs 2023

 

Göz İçi Merceklerde Yeni Dönem

Bugün en güncel tedavi akıllı merceklerdir. Trifokal ya da edof dediğimiz özellikli merceklerle yakını görmek mümkün.

Genellikle 40’lı yaşların başında başlayan ve presbiyopi dönemi olarak adlandırılan bu dönemde yakın gözlüklerin kullanılmaya başlandığını söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, “Bugün en güncel tedavi akıllı merceklerdir. Trifokal ya da edof dediğimiz özellikli merceklerle yakını görmek mümkün” dedi. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, 40-45 yaşından sonra yakın gözlüklerin kullanılmaya başlandığını söyleyerek en güncel tedavinin akıllı mercekler olduğunu belirtti. Bu mercekler sayesinde hastanın yakını görebildiğini ve katarakt ameliyatı olmasına gerek kalmadığını söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven, bu özel yapıdaki lensler sayesinde göze dışarıdan bakıldığında parlamanın da ortadan kalktığını ifade etti.

Pandemiyle birlikte çoğu kişinin evde çalışmaya başladığını belirten Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, “Eğitimleri evden almaya başladık. Bu da tabletlere ve bilgisayarlara bağımlılığımızı artırdı. Maalesef hepimizin yaşamak zorunda olduğu ergenlik, menopoz ve andropoz gibi bir dönem var. Biz buna presbiyopi dönemi diyoruz. Maalesef 40-45 yaşından sonra yakın gözlüklerini kullanmak zorunda kalıyoruz. Akıllı mercek kullanması gereken kişilerin yakın gözlüğünü daha az kullanarak veya kullanmadan hayatlarına devam etme şansı olabilir” dedi.

Merceğin Dışarıdan Fark Edilmesi Mümkün Olmuyor
Merceğin dışardan fark edilmesi mümkün olmadığını söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven şöyle konuştu: “Biz buna özel bir yapıda trifokal ya da edof dediğimiz özellikli mercekler adını veriyoruz. Bu merceklerle yakını görebilmek mümkün. Daha önce bu merceklerde hastalarımızın çok şikayetçi olduğu bir konu vardı.  Katarakt ameliyatları sonrasında bu mercekleri taktığımızda, hastalar bu merceklerin dışarıdan fark edilmesinden şikayet ediyordu. Yeni teknolojilerde yapılan yeni merceklerde artık bu durum ortadan kaldırıldı ve merceğin dışarıdan fark edilmesi neredeyse mümkün olmuyor. Ameliyat yaklaşık 5-10 dakika sürüyor. Hastalarımızın ameliyattan sonra yatmalarına gerek kalmıyor ve hemen sosyal hayatlarına dönebiliyorlar.”

Katarakt Ameliyatıyla Aynı Özelliklere Sahip
Bu yöntem katarakt çağında olan, kataraktı olan hastalara uygulanabildiği gibi kataraktı olmayan ya da az olan 40-45 yaşın üzerindeki hastalara da yapılıyor. Doç. Dr. Coşkunseven, “Daha önce başka çeşitli yöntemlere başvurulurken şu anda en güncel olan ve dünyada en çok kabul edilmiş yöntem trifokal ve edof dediğimiz özelliklere sahip olan lenslerin kullanılması. Bu ameliyat aslında bir katarakt ameliyatıyla aynı özelliklere sahip ve bu ameliyatı geçiren hastalar bir daha da katarakt ameliyatı geçirmelerine gerek kalmıyor. Hastaların en çok şikayetlerinden biri dışarıdan başka insanları onlara baktığında kedi gözü gibi bu gözlerin parlamasıydı. Gece, bir restoranda oturduklarında çevrelerindeki diğer insanların bir ameliyat olduğunu fark etmeleri onları rahatsız ediyordu. Gece ışık dağılmaları etkisi çok azaldı. Burada en önemli konu doğru hastaya doğru merceği seçmek. Bunu araştırabilen özel yöntemler ve cihazlar var. Bu cihazlarla hangi hastaya hangi merceği seçeceğimize karar veriyoruz. Hasta daha önce lazer tedavisi geçirmiş mi, korneasında herhangi başka bir problem var mı, bunlar değerlendiriliyor. Bunların ışığında özelliğine göre doğru mercek seçilerek hastalara yardımcı olunuyor” dedi.

Hastalık Tekrarlanmıyor
On beş – yirmi yıl önce lazer tedavisi olup, şimdi bu ameliyatı olmak için gelenlerin de olduğunu söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven, “Tabii ki çok özel yöntemlerle bu gözün korneasında ne gibi bir değişiklik olduğunun önce değerlendirilmesi lazım. Bu değerlendirildikten sonra bu özellikli lenslerden hangisini seçeceğimize karar veriyoruz ve hastalarımıza bu şekilde yardımcı oluyoruz. Bu mercek sayesinde hastanın daha sonradan bir kataraktla karşılaşması da mümkün olmuyor çünkü tümüyle katarakt yapan merceği değiştirmiş oluyoruz. Bu ameliyat ömürlük bir ameliyattır” dedi.

Nisan 2023