Çocuklar için Ortokeratoloji

Ortokeratoloji çocuklarda miyopinin (uzağı net görememe) ilerlemesini yavaşlatma tedavisi olarak da uygulanıyor.

Ortokeratoloji tedavisinde lenslerin kornea merkezini düzleştirmesi, ışığın göze girerken kırılma şeklini değiştirmesi ve retina tabakasına ulaşması hedefleniyor. Tedavinin başarılı bir şekilde sürdürülebilmesi için lenslerin düzenli olarak kullanılması gerektiğini vurgulayan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Çoğu ortokeratoloji lensi korneayı düzleştirmek için gece boyunca takılır, ardından gün içinde çıkarılır. Bu gece lensleri, korneayı yeniden şekillendirmeye yetecek kadar sağlam olmasıyla birlikte gözün sağlıklı kalması için oksijenin geçmesine izin veren sert, gaz geçirgen lenslerdir. Gece lens takma bırakılırsa, gözler belli bir zaman sonra eski şekline döner ve görme kusuru daha hızlı ilerleyebilir. Llensler düzenli olarak kullanılması, yavaşlatma süreci için çok önemlidir” dedi.

 Lens kullanımında hijyen önemli
Bu lenslerin kullanımındaki riskler diğer kontak lens kullanımlarıyla benzer durumdadır. Ancak Ortokeratoloji  tedavisi uygulanan genellikle çocuk oldukları için hijyen konusunda erişkinler kadar dikkatli olmayabilir. Dolayısıyla bu durumda ailelerin dikkati çok daha fazla önem kazanıyor.

Aktif spor yapan genç miyopi hastaları iyi sonuç alıyor
Çeşitli spor dallarında uğraşanlar bilirler ki spor yaparken gözlük kullanmak sorun olabiliyor. Spor yaparken yapılan hareketler gözlüğün yüzde durmasını zorlaştırır, kayıp düşmesine neden olabiliyor. Bu sebeple Ortokeratoloji tedavisi spor yapan gençler için de önerilen bir tedavi şeklidir. Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz bu tedavi sayesinde spor yapan gençlerin performanslarının daha yüksek olduğunu ve daha önce yaşadıkları isteksizliğin ortadan kalktığını söyledi.

Bununla birlikte bazı göz yapılarının ortokeratoloji tedavisi için uygun olmadığını söyleyen Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Kurala aykırı astigmat, kalıcı astigmat, geniş pupil (göz bebeği), düşük kapak, çok düz kornea, patolojik kuru göz sendromu yaşayan bireyler için bu tedavi yöntemi ne yazık ki uygun bulunmuyor” şeklinde konuştu.

Mayıs 2023

Göz Rahatsızlıkları 5 Ciddi Hastalığın Habercisi Olabilir

Gözler ruhun aynasıdır derler. Peki gözlerinizin farkında olmadığınız birçok hastalığın habercisi olduğunu biliyor muydunuz?

Eğer gözlerinizde yanma, kızarıklık veya sararma gibi problemlerle karşılaşırsınız, sorunun gözlerinizden kaynaklandığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bazı hastalıkların ilk sinyallerini gözlerde tespit edebileceğinizi savunuyor.

Doktor Rachel Ward, gözlerinizde ortaya çıkan bazı belirtilerin 5 ciddi rahatsızlığın habercisi olabileceğini söylüyor:

Beyaz ya da sarı şişkinlik
Eğer göz kapaklarınızda veya burun çevrenizde beyaz veya sarı şişkinlikler varsa yüksek kolesterolünüz olabilir. Eğer bu tür belirtiler taşıyorsanız kolesterolünüzü kontrol etmeyi isteyebilirsiniz.

Sarı gözler
Eğer gözlerinin beyaz kısmı sarılaşıyorsa kanınızda yüksek oranda bilirubin olabilir. Sarılık hastalığının belirtisi olabilen sarı gözler, aynı zamanda ciğer enfeksiyonu, safrakesesi taşı veya kanser habercisi de olabilir.

Açık renkteki göz damarları
Göz kapağınızı altını aşağı çektiğinizde kırmızı ya da pembe bir damar görüntüsüyle karşılaşmalısınız. Eğer kan değerleriniz düşükse anemi rahatsızlığı yaşıyor olabilirsiniz. Erkeklere kıyasla kadınlarda daha çok görülen kansızlık, demir eksikliğinden kaynaklanıyor.

Görüş bozukluğu
Eğer görüş açınızda bazı noktaların eksik olduğunu görüyorsanız, felç riski taşıyor olabilirsiniz. Beyninizde görüşle ilgili olan kısım, felç olduğunuz esnada etkilenecektir.

Pörtlek göz
Gözlerin dışarı fırlamış gibi görünmesi fazla çalışan tiroidin habercisi olabilir. Aşırı faaliyet gösteren tiroid bezlerine sahip her 3 insandan biri 1’i göz problemleri yaşıyor.

Mayıs 2023

Bahar Geldi, Göz Alerjileri Arttı

Mevsim değişimleriyle birlikte hava koşullarına bağlı olarak gözlerde kuruluk ve alerji şikayetleri artmaya başladı.

Baharın gelmesiyle yüzünü gösteren alerjik durumların hafife alınmaması gerekiyor; çünkü göz alerjileri mevsimsel veya geçici olabildiği gibi zamanında tedavi edilmezse körlük riskini de beraberinde getirebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi’nden Doç. Dr. Abdullah Özkaya, göz alerjileri ve tedavileri hakkında önerilerde bulundu.

Gerçekten Alerjik mi?
Oldukça yaygın bir şikayet olan göz alerjisi, ya da tıbbi adıyla alerjik konjonktivit, gözlerin onları tahriş eden bir şeye, yani bir alerjene verdikleri tepkidir. Göz alerjileri, vücudun bağışıklık sistemi duyarlı hale geldiğinde ve çevrede çoğu insanda genellikle sorun yaratmayan bir şeye aşırı tepki gösterdiğinde gelişir. Diğer konjonktivit türlerinin aksine, göz alerjileri kişiden kişiye yayılmaz. Göz alerjileri, başka göz hastalıklarıyla aynı semptomları paylaştığı için doğru tanının konulması önemlidir. Örneğin göz alerjisi ile göz enfeksiyonu, benzer semptomlara sahip, ancak farklı tıbbi nedenlere dayanan farklı durumlardır. Gözlerin kızardığı, tahriş olduğu durumlarda göz üzerinde herhangi bir yabancı madde görünmüyorsa bu durum bir alerjiden kaynaklanıyor olabilir. Göz doktorları, yani oftalmologlar sorunun hangisi olduğunu anlamak ve enfeksiyon ile alerji arasındaki farkı ayırt etmek için bir özel lambalı göz mikroskobundan faydalanarak göz yüzeyindeki şişmiş damarları saptamaya çalışırlar.

Buz kompresi uygulayın
Göz alerjisinin mart ve nisan aylarında başlayarak ağaç ve bitki polenlerinin havaya karışması sonucu; gözlerde kızarıklık, sulanma, yanma, nadiren batma, kaşıntı gibi bulgularla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Abdullah Özkaya, “Alerji döneminde göz kapağı şişliği görülmesi durumunda, buzun temiz bir havluya sarılıp sabahları göze uygulanması, göz kızarıklığını ve göz kapağındaki ödemi azaltır” dedi.

Evinizde su bazlı boya kullanın
Çiçeklerin tozlanması bu aylarda arttığı için evdeki mevcut çiçeklerden rahatsız olduğunu hissedenlerin mümkünse çiçeklerini balkonlarına çıkarmaları ya da teması azaltmak için odayı havalandırmaları gerektiğini ifade eden Özkaya, “Alerji sadece çiçeklerde olmuyor, mantarlar gibi rutubetli ortamlarda üreyen başka maddelerden de kaynaklanabiliyor. Ev duvarları sentetik boyalı ise duvarlar bir süre sonra hava almamaya başlıyor. Eğer ev rutubetliyse ve boyada kabarmalar, renk değişiklikleri varsa içerideki havayı da etkileyerek alerjiyi artırıyor. Alerjik kişilerin ev boyalarının hava alabilen, su bazlı boyalar kullanmasını öneriyorum” dedi.

Lens kullananlara öneri
Kontakt lens kullanan insanların bahar aylarında alerjiye daha yatkın olduğunu belirten Doç. Dr. Abdullah Özkaya, “Lens kullananlar içinde farklı çözümler var. Örneğin, sabah lensi takmadan önce ve akşam lens çıkarıldıktan sonra damla uygulayarak alerjik dönemleri rahat geçirmelerini sağlamak mümkün” ifadesini kullandı.

Körlük riski olabilir
Alerjik konjonktivitin göz kapaklarının içini ve gözün beyaz kısmını saran, konjunktiva adlı zarın alerjiye bağlı olarak gelişen mikrobik olmayan iltihap olarak tanımlandığını söyleyen Doç. Dr. Abdullah Özkaya, çocuklar üzerindeki etkisinden şöyle bahsetti, “Çocuklarda çok sık olarak bildiğimiz klasik alerjik konjonktivit görülmekle beraber, vernal alerjik konjonktivit dediğimiz özel bir alerji tipi 5-6 yaşından itibaren görülebilir. Bu durum, daha yoğun takip ve daha sıkı tedavi gerektirir. Çünkü tedavi ilerlediğinde görme kaybına kadar ilerleyebiliyor. Çocuklardaki göz alerjilerinin dikkatle ele alınması gerekiyor. Kızarıklık ve sulanmanın yoğun olduğu semptomlarda, standart alerji ilaçlarının yanında tedavinin 5 ila 10’uncu gününde kortizonlu ilaçlar da ekliyoruz. Hastalarımızın hızla rahatlaması için yaptığımız kortizon ilaçlarının doktor kontrolünde kullanılması gerekiyor.”

Mutlaka göz doktoruna danışın
Doğru teşhis için mutlaka bir göz doktoruna danışılması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Abdullah Özkaya, “Göz alerjisi tedavisinin kişiye özel planlanması ve takip edilmesi gerekiyor. Bu nedenle, daha önce kullandığınız evdeki mevcut göz damlaları iyi geliyor diye tekrar bu mevsimde doktora danışmadan kullanmamak gerekiyor. Alerjik reaksiyona sahip kişilerin göz doktoruna başvurması önem taşıyor. Hastalar geldiğinde muayene edip, teşhis koyup uygun ilaçlarla tedavi edip bu mevsimi daha rahat ve kontrollü geçirmelerini sağlıyoruz” dedi.

Mayıs 2023

Arpacık Nasıl Geçer?

Arpacık, göz kapağı çevresinde ortaya çıkan, iltihaplı ve ağrılı bir şişliktir. Peki, arpacık nasıl geçer? Arpacık belirtileri nelerdir?

Arpacıklar, göz kapağındaki yağ bezlerinin ya da kirpik kökünün enfeksiyonu sonucu gelişir. Enfeksiyona genellikle stafilokok bakterileri neden olur. Bu enfeksiyon; temiz olmayan ellerin göz bölgesine götürülmesi, kontakt lens ya da kozmetik ürünlerin kullanımında hijyene dikkat edilmemesi sonucu gelişebilir. Sık görülen bir göz enfeksiyonudur ve her yaşta görülebilir. Arpacık, kişinin hayatı boyunca birkaç defa tekrarlayabilir.

Arpacık Türleri Nelerdir?
Arpacık türleri; iç ve dış arpacık olmak üzere ikiye ayrılır. İnternal olanlar kapağın üst kısmında, eksternal olanlar da kirpik dibinde oluşmaktadır. İç arpacıklardan çok daha yaygın olarak görülen dış arpacıklar, genellikle kirpik folikülünde, bazen de bir yağ bezinde başlar. İç arpacıkların çoğu ise göz kapağı dokusundaki bir yağ (meibomian) bezinde başlar. Büyüdükçe gözü zorlayan bu tür, dış arpacıklardan daha acı verici olma eğilimindedirler.

Arpacık Belirtileri Nelerdir?
Arpacık, çok karakteristik belirtileri olan bir enfeksiyondur. Göz kapağı üzerinde kırmızı, sivilceye benzer, ağrılı bir şişlik ile kendini gösterir. Göz çevresinde ve göz kapağında ağrı, şişkinlik ve gözde sulanmaya neden olur. Çıkan yumrunun merkezinde iltihaba benzer beyaz bir nokta bulunabilir ve tüm göz kapağının şişmesine de neden olabilir. Arpacık çoğunlukla tek gözü etkiler. Ancak tek gözde aynı zamanda birden fazla arpacık çıkması da mümkündür. Arpacık, göz enfeksiyonları arasında en sık rastlananlardan biridir. Bazen belirtileri benzerlik gösteren ancak arpacık kadar yoğun ağrı yapmayan diğer enfeksiyonlarla karıştırılabilir. Göz kapağında kızarıklık ve yumru olarak görülen şalazyon bunlardan biridir. Şalazyon genellikle ağrı yapmayan bir yumru olarak ortaya çıkar. Bastırıldığında serttir. Kirpik diplerindeki yağ bezlerinin tıkanması sonucu oluşur ve arpacıktan farklı olarak çoğunlukla göz kapağının iç kısmında gelişir. Şalazyon ve arpacık farklı sebeplere bağlı olarak ortaya çıkmalarına rağmen genellikle benzer şekilde tedavi edilir. Diğer sık karşılaşılan göz enfeksiyonları ise blefarit ve konjonktivittir. Şayet gözde kızarıklık varsa, ancak içi iltihap dolu bir şişkinlik söz konusu değilse ve sulanma görülüyorsa blefarit ya da konjonktivitten şüphelenmek gerekir. Blefarit kirpik diplerinde görülen bir rahatsızlıktır. Konjonkitivit ise bakteriyel ya da viral olabilen bir göz enfeksiyonudur.

Arpacık Nasıl Tedavi Edilir?
Arpacık sık karşılaşılan bir enfeksiyondur ve çoğu zaman kendiliğinden kaybolur. Arpacığın çıkacağı hissedildiğinde ya da bölgedeki şişkinliğin farkına varıldığında ılık ve nemli bir bez ile bölgeye kompres yapmak iyileşme sürecini hızlandırıp bölgedeki hassasiyeti ve ağrıyı azaltabilir. Bu kompresin, arpacık varlığını sürdürdüğü müddetçe, günde birkaç kez 5-10 dakika uygulanması yeterlidir. Ağrıyı dindirmek için ağrı kesiciler de kullanılabilir. Ancak arpacıkta 48 saat içinde bir iyileşme görülmezse, kızarıklık ve şişkinlik göz kapağının tamamına ve yanak bölgesine doğru yayılırsa ya da görmede bozukluk gelişirse bir doktora görünmekte fayda vardır. Bu gibi durumlarda antibiyotik tedavisi yapılabilir ya da arpacığın içindeki iltihabın boşaltılması için cerrahi müdahalede bulunulabilir. Arpacık çıktığında elleri göze götürmekten kaçınmak ve kontakt lens kullanmaya ara vermek gereklidir. Çıkan yumru bir sivilce gibi görünebilir ancak kolay iyileşeceğini düşünerek sıkılmaya çalışılmamalıdır. Çünkü enfeksiyonun dağılmasına sebep olabilir.

Arpacığın daha hızlı iyileşmesi ve enfeksiyonun dağılmasını önlemek için aşağıdaki yöntemler uygulanabilir:

  • Ellerinizi yıkadıktan sonra temiz bir havlu ya da bezi ılık suya bastırıp arpacığın üzerinde 5-10 dakika süre ile kompres yapın.
  • Sonrasında parmağınızı arpacığın üzerinde gezdirerek tıkanmış olan kanalın açılması için hafifçe masaj yapın.
  • Arpacık çıktığında ellerinizi, yüzünüzü ve göz bölgenizi temiz tutun. Gözlerdeki çapakları temizleyin.
  • Ilık kompresi her defasında temizlenen bir bez ile gün içinde birkaç defa tekrarlayın.

Arpacık ne kadar sürede geçer?
Arpacık kendi kendine geçse bile şalazyon şeklinde kalma ihtimali fazla olmaktadır. Arpacık kendi kendini sınırlamakla birlikte tedavi edilmediğinde kistleşme riski artış gösterir. Arpacığın ortalama enfeksiyon hali yaklaşık bir hafta sürer. Tedavi ile bir haftada enfeksiyon bulguları düzelir. Arpacık için ne kadar erken tedaviye başlanırsa, ortaya çıktığı yerde iz kalmadan iyileşme şansı artar ve şalazyon olma riski azalır.

Arpacık bulaşıcı mıdır?
Bu rahatsızlık hakkında en çok merak edilen konular içerisinde bulaşıcı olup olmadığı gelmektedir. Ancak arpacık hastalığının herhangi bir şekilde bulaşıcı olmadığını söylemek mümkündür. Çünkü kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyon şeklidir. Yani sadece bulunduğu bölge itibariyle kendini ciddi anlamda büyütür. Bunun dışında vücudun başka bölgesine bulaşmaz ya da herhangi bir kişiye de farklı yollardan bulaşmaz. Arpacık rahatsızlığı herhangi bir yolla bir başkasına geçmez. Yani temas veya hava yolu ile beraber birçok farklı yöntem ele alınsa bile, hiçbir şekilde başkasına bulaşan bir rahatsızlık değildir.

Arpacık tedavi edilmezse ne olur?
Arpacık tedavi edilmezse şalazyon olma ihtimali artar. Çok nadir de olsa arpacığın sıkılmaya çalışılması ve göze yanlış müdahalelerin yapılması göz kapağında aşırı derecede yüze yayılan şişliklerin ortaya çıkmasına (preseptal selülit) sebep olabilir. Bu özellikle çocuklarda çok risklidir. Çünkü çocukların yüz bölgesindeki enfeksiyonlar beyne yayılım gösterebilir. Bu sebeple göz kapaklarındaki iltihaplar çok dikkate alınmalıdır.

Arpacık riskini artıran faktörler
Yetersiz kapak hijyeni: Özellikle çocukların ellerini yüzlerini yıkamaması ve kirpik diplerinin iyi steril edilmemesi
Bilefarit gibi hastalıkların varlığı: Bilefarit gibi arpacığa sebep başka kapak hastalıklarının varlığı
Kontakt lens hijyeni: Kontakt lens kullananların lenslerini iyice dezenfekte etmeden veya önce ellerini yıkamadan takıp çıkarması
Makyajı silmeden uyumak: Göz makyajının temizlenmeden gece boyunca gözde bırakılması
Cilt rahatsızlıkları: Yüz kızarıklığı ile karakterize bir cilt hastalığı olan rosacea’ya sahip olmak

Arpacık çıkmaması için neler yapılabilir?

  • Ellerin sabun ve ılık suyla yıkanıp hijyeni sağlanmalı. Özellikle çocuklar uyumadan önce kirpik dipleri bebe şampuanı ile yıkanmalıdır.
  • Eller gözlerden uzak tutulmalı, göz ovalanmamalıdır.
  • Kozmetik ürünlere özen gösterilmeli, eski kozmetik ürünler atılarak göz enfeksiyonu riski azaltılmalı.
  • Kozmetik ürünler başkalarıyla paylaşılmamalı, gece boyunca makyajlı bir şekilde yatılmamalıdır. Çünkü makyaj ürünleri gözyaşı bezlerinin tıkanmasına neden olur.
  • Alerji yapan kozmetik ürünler tercih edilmemeli.
  • Kontakt lenslerin temiz olduğundan emin olunmalıdır. Kontakt lens kullananlar lenslere dokunmadan önce ellerini iyice yıkamalı ve dezenfekte etmek için doktorun tavsiyelerine uyması gerekmektedir.
  • Daha önce gözde arpacık çıktıysa, düzenli olarak sıcak kompres yapılarak tekrar çıkmasını önlemeye yardımcı olabiliriz.
  • Blefarit rahatsızlığı olanlar gözlerinin bakımı için doktorlarının talimatlarını uygulamalı,  düzenli olarak kirpik dibi kepeklenmelerinin temizlenmesi alışkanlık haline getirilmelidir.
    Prof. Dr. Murat Hasanreisoğlu

Mayıs 2023

 

Göz İçi Merceklerde Yeni Dönem

Bugün en güncel tedavi akıllı merceklerdir. Trifokal ya da edof dediğimiz özellikli merceklerle yakını görmek mümkün.

Genellikle 40’lı yaşların başında başlayan ve presbiyopi dönemi olarak adlandırılan bu dönemde yakın gözlüklerin kullanılmaya başlandığını söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, “Bugün en güncel tedavi akıllı merceklerdir. Trifokal ya da edof dediğimiz özellikli merceklerle yakını görmek mümkün” dedi. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, 40-45 yaşından sonra yakın gözlüklerin kullanılmaya başlandığını söyleyerek en güncel tedavinin akıllı mercekler olduğunu belirtti. Bu mercekler sayesinde hastanın yakını görebildiğini ve katarakt ameliyatı olmasına gerek kalmadığını söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven, bu özel yapıdaki lensler sayesinde göze dışarıdan bakıldığında parlamanın da ortadan kalktığını ifade etti.

Pandemiyle birlikte çoğu kişinin evde çalışmaya başladığını belirten Doç. Dr. Efekan Coşkunseven, “Eğitimleri evden almaya başladık. Bu da tabletlere ve bilgisayarlara bağımlılığımızı artırdı. Maalesef hepimizin yaşamak zorunda olduğu ergenlik, menopoz ve andropoz gibi bir dönem var. Biz buna presbiyopi dönemi diyoruz. Maalesef 40-45 yaşından sonra yakın gözlüklerini kullanmak zorunda kalıyoruz. Akıllı mercek kullanması gereken kişilerin yakın gözlüğünü daha az kullanarak veya kullanmadan hayatlarına devam etme şansı olabilir” dedi.

Merceğin Dışarıdan Fark Edilmesi Mümkün Olmuyor
Merceğin dışardan fark edilmesi mümkün olmadığını söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven şöyle konuştu: “Biz buna özel bir yapıda trifokal ya da edof dediğimiz özellikli mercekler adını veriyoruz. Bu merceklerle yakını görebilmek mümkün. Daha önce bu merceklerde hastalarımızın çok şikayetçi olduğu bir konu vardı.  Katarakt ameliyatları sonrasında bu mercekleri taktığımızda, hastalar bu merceklerin dışarıdan fark edilmesinden şikayet ediyordu. Yeni teknolojilerde yapılan yeni merceklerde artık bu durum ortadan kaldırıldı ve merceğin dışarıdan fark edilmesi neredeyse mümkün olmuyor. Ameliyat yaklaşık 5-10 dakika sürüyor. Hastalarımızın ameliyattan sonra yatmalarına gerek kalmıyor ve hemen sosyal hayatlarına dönebiliyorlar.”

Katarakt Ameliyatıyla Aynı Özelliklere Sahip
Bu yöntem katarakt çağında olan, kataraktı olan hastalara uygulanabildiği gibi kataraktı olmayan ya da az olan 40-45 yaşın üzerindeki hastalara da yapılıyor. Doç. Dr. Coşkunseven, “Daha önce başka çeşitli yöntemlere başvurulurken şu anda en güncel olan ve dünyada en çok kabul edilmiş yöntem trifokal ve edof dediğimiz özelliklere sahip olan lenslerin kullanılması. Bu ameliyat aslında bir katarakt ameliyatıyla aynı özelliklere sahip ve bu ameliyatı geçiren hastalar bir daha da katarakt ameliyatı geçirmelerine gerek kalmıyor. Hastaların en çok şikayetlerinden biri dışarıdan başka insanları onlara baktığında kedi gözü gibi bu gözlerin parlamasıydı. Gece, bir restoranda oturduklarında çevrelerindeki diğer insanların bir ameliyat olduğunu fark etmeleri onları rahatsız ediyordu. Gece ışık dağılmaları etkisi çok azaldı. Burada en önemli konu doğru hastaya doğru merceği seçmek. Bunu araştırabilen özel yöntemler ve cihazlar var. Bu cihazlarla hangi hastaya hangi merceği seçeceğimize karar veriyoruz. Hasta daha önce lazer tedavisi geçirmiş mi, korneasında herhangi başka bir problem var mı, bunlar değerlendiriliyor. Bunların ışığında özelliğine göre doğru mercek seçilerek hastalara yardımcı olunuyor” dedi.

Hastalık Tekrarlanmıyor
On beş – yirmi yıl önce lazer tedavisi olup, şimdi bu ameliyatı olmak için gelenlerin de olduğunu söyleyen Doç. Dr. Coşkunseven, “Tabii ki çok özel yöntemlerle bu gözün korneasında ne gibi bir değişiklik olduğunun önce değerlendirilmesi lazım. Bu değerlendirildikten sonra bu özellikli lenslerden hangisini seçeceğimize karar veriyoruz ve hastalarımıza bu şekilde yardımcı oluyoruz. Bu mercek sayesinde hastanın daha sonradan bir kataraktla karşılaşması da mümkün olmuyor çünkü tümüyle katarakt yapan merceği değiştirmiş oluyoruz. Bu ameliyat ömürlük bir ameliyattır” dedi.

Nisan 2023

Mavi Göz Aslında Bir Yanılgı

Nadir oluşu ve güzel görünmesi nedeniyle mavi, yeşil ve diğer tonlardaki göz renklerini kahverengi gözlere göre daha çok beğeniriz. Ancak aslında hepimizin göz rengi kahverengi.

Göz Rengi Nasıl Oluşur?

Bir kişinin göz rengi, gözün merkezindeki (gözbebeği) küçük kara deliği çevreleyen ve göze ne kadar ışığın girebileceğini kontrol etmeye yardımcı olan iris adı verilen bir yapının pigmentasyonundan kaynaklanır. İrisin rengi, çok açık maviden koyu kahverengiye kadar değişir. Çoğu zaman göz rengi mavi, yeşil/ela veya kahverengi olarak sınıflandırılır. Kahverengi dünya çapında en sık görülen göz rengidir. Göz rengi, bir kişinin genlerindeki varyasyonlarla belirlenir. Bu genlerin çoğu da, melanin adı verilen bir pigmentin üretimi, taşınması veya depolanmasıyla ilgilidir. Kişinin göz rengini, irisin ön katmanlarındaki melanin miktarı ve kalitesi belirler. Kahverengi gözlü insanların irisinde çok miktarda melanin bulunurken, mavi gözlü insanlarda bu pigment çok daha azdır. Herkesin gözünün irisinde melanin vardır. Kişinin sahip olduğu göz rengini de bu melanin miktarı belirler. Melanin, cilt, ten, saç ve göz rengini belirleyen kimyasaldır. Melanin koyu kahverengi renktedir ve konsantrasyonu arttıkça rengi daha da koyulaşır. Bunun nedeni, konsantrasyonuna bağlı olarak melaninin ışığı emme kabiliyetinin artmasıdır.

Göz Rengimizin Arka Planındaki Fizik

Bir kişinin kahverengi gözleri varsa, irisinin hem alt hem de üst katmanlarında bol miktarda melanin bulunması muhtemeldir. Ancak mavi gözlü insanların irislerinin üst tabakasında ise çok az melanin vardır veya hiç yoktur. Bu kişilerin göz rengini mavi olarak algılamamızın nedeni, denizi veya gökyüzünü mavi algılamamız ile aynıdır. Yeşil veya ela gözlü kişilerde irisin katmanlarından biri veya her ikisi açık kahverengi pigment içerir. Açık kahverengi pigment, mavi ışıkla etkileşir ve göz yeşil veya benekli görünebilir. Birçok insanın iris renginde farklılıklar vardır, genellikle bir renk göz bebeğine yakın ve diğeri kenardadır. Bu varyasyon, irisin farklı kısımlarında farklı miktarlarda pigment bulunduğunda meydana gelir.

İşin arka planında da fizik kanunları rol oynar. Bu durum Rayleigh saçılımı ile açıklanır. Güneş’ten gelen beyaz ışık Dünya atmosferinde yol alırken birçok parçacıkla çarpışır. Oluşan saçılmanın miktarı ışığın dalga boyuna bağlı olarak değişir. Dalga boyu kısaldıkça saçılmanın miktarı artar. Bunun sonucunda, kısa dalga boylu mavi ışık, uzun dalga boylu kırmızı ışığa göre daha büyük oranda saçılır. İşte bu olay gökyüzünün ve gözlerinizin neden mavi gözüktüğünü açıklar.

Göz Rengi Çoğu Zaman Sabit Değildir

Bebekler doğduklarında, melaninleri henüz oluşmaya devam ettiği için gözleri genelde mavi renk olarak görülür. Göz renkleri daha sonra melanin miktarı geliştikçe koyulaşabilir. Mavi ve yeşil/ela gözler rengini gelen ve geri yansıyan ışıktan aldığından, aydınlatma koşullarına bağlı olarak farklı renkler olarak da görünebilirler. Bebekler doğduklarında irislerinde genellikle fazla pigment olmaz. Bu yüzden gözleri daha çok mavi gibi görünür. Ancak zaman içinde, genellikler doğumdan birkaç ay sonra gözlerde giderek daha çok pigment birikmeye başlar. Bu nedenle de mavi gözler giderek daha koyu renk alır ya da kahverengiye döner. Çoğu çocuk için göz rengi ilk yıldan sonra sabit hale gelir. Ancak bazı çocuklar için renk birkaç yıl daha değişmeye devam edecektir.

Nisan 2023

Göz Ağrısını Nasıl Önleyebilirsiniz?

Göz ağrısı, gözünüzün yüzeyinde veya daha derin yapılarında oluşabilir. Özellikle herhangi bir derecede görme kaybının eşlik ettiği şiddetli göz ağrısı, ciddi bir tıbbi durumunuz olduğuna dair bir işaret olabilir.

Yüzeyde gözlenen ağrılar, çizilme, yanma veya kaşıntı şeklinde hissedilebilir. Oküler ağrılar genellikle yabancı bir cisim, enfeksiyon veya travmadan kaynaklanan tahriş nedeniyle oluşur. Bu tür göz ağrıları çoğu zaman, göz damlası veya dinlenme ile kolayca tedavi edilir. Gözün derinliklerinde ortaya çıkan göz ağrıları (orbital ağrılar) ise bıçaklama veya zonklama şeklinde hissedilir. Bu tür göz ağrıları, sebebine bağlı olarak daha derinlemesine tedavi gerektirebilir.

Göz ağrısı, görme kaybı ile birlikte gözlenirse acil bir tıbbi sorunun belirtisi olabilir. Göz ağrısı yaşarken görüşünüzü kaybetmeye başlarsanız, göz doktorunuzu hemen aramanız gerekmektedir. Göz ağrısını önlemek gözü korumayla başlar. Göz ağrısını önlemenin yolları şunlardır:

  • Göze gelebilecek bir nesne ile spor ya da egzersiz yaparken, çimleri biçerken veya el aletleriyle çalışırken gözlük gibi bir koruyucu kullanarak, çizik ve yanık gibi birçok göz hasarını engelleyebilirsiniz.
  • Sert kimyasallar, deterjanlar veya temizleme maddeleri gibi güçlü ajanlar kullanırken gözlerinizi korumalısınız. Bu ajanlar yanlışlıkla göz ile temas ederse gözünüzü vakit geçirmeden bol su ile yıkamalısınız.
  • Çocuğunuza gözlerini yaralayabilecek bir oyuncak vermekten kaçınmalısınız. Çocuğunuz büyük olsa da yaylı, ateşli veya sivri oyuncaklar gözlerine zarar verebilir.
  • Lens kullanıyorsanız, günlük rutin temizleme ve bakımını dikkatlice yapmalısınız. Gözlerinizi dinlendirmek için zaman zaman gözlük kullanabilirsiniz. Tavsiye edilenden daha uzun süre kontak lens takmamalısınız.
  • Göz sağlığınız için günde sekiz saat kaliteli uyku uyumaya özen göstermelisiniz.
  • 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca gözlerinizi ekrandan uzaklaştırmalısınız.

Nisan 2023

Kimi Göz Hastalıkları Bunama Riskini Arttırıyor!

Görmesi zayıflayan kişiler okuma güçlüğü nedeniyle daha az okumaya başlıyor. Az okumak, beynin aldığı uyarı miktarını daha da azaltıyor…

Hangi göz hastalıklarının bunama ile ilişkisi nelerdir?

  • Diyabetik retinopati: %61 daha fazla bunama riski yaratır.
  • Yaşa bağlı makula dejenerasyonu: %26 daha fazla bunama riski yaratır.
  • Katarakt: %11 daha fazla bunama riski yaratır.

Katarakt ameliyatı bunama riskini azaltabilir mi?
Jama Internal Medicine dergisinde 2021 yılında yayınlanan bir araştırma, katarakt cerrahisinin yaşlı yetişkinlerde bunama riskini düşürdüğünü buldu. 2022’de yapılan bir araştırma ise, net görüş ve sağlıklı gözlerin potansiyel olarak bunama vakasını önleyebileceğini tahmin ediyor.

Görme bozukluğu ve demansı olan birine nasıl yardımcı olabiliriz?

  • Evdeki aydınlatmayı parlak ama göz kamaştırmayacak şekilde ayarlayın.
  • Güvenlik için merdiven veya mutfak gibi alanlarda renk kontrastı sağlayın.
  • Alan koridorlarını ve odaları temiz tutun. Düşmeye neden olabilecek engellerden arındırın.
  • Yardım sağlayabilecek araçlara ve teknolojiye yatırım yapın.
  • Büyük basılı kitaplar ve sesli kitaplar sağlayın.
  • Sağlıklı bir diyet ve yaşam tarzı sağlayın.

Daha iyi göz ve beyin sağlığı için neler yapabiliriz?

  • Sigara içmeyin.
  • Haftada toplam en az 150 dakika egzersiz yapın.
  • Sağlıklı beslenerek, kilonuzu koruyun. Obezite göz ve beyin hastalıkları riskini artırır. Yağsız protein, kepekli tahıllar, sebzeler ve meyveler yiyin.
  • Geceleri en az 7-8 saat uyuyun.
  • Stres düzeyinizi azaltacak aktivitelerde bulunun.
  • Göz ve beyin hastalığı riskini artıran tansiyon, yüksek kolesterol ve şeker gibi sorunlar için yıllık kontrol yaptırın.
  • Yeni şeyler öğrenmeye çalışın, zihninizi zinde tutacak faaliyetlerde bulunun.
  • Aile ve arkadaşlardan oluşan güçlü bir sosyal ağın parçası olun.

Nisan 2023

Göz Ağrınızın Sebepleri

Gözlerde ve çevresindeki ağrı çoğu zaman basit göz yorgunluğuna bağlı ortaya çıkabilirken, bazen de ciddi sorunların belirtisi olabiliyor.

Göz ağrısı, çoğu insanda ara sıra gözlenen fakat nadiren ciddi bir tıbbi durumdan kaynaklanan ağrı çeşididir. Göz ağrısı, ağrıyı gözün neresinde hissettiğinize bağlı olarak ikiye ayrılır. Gözün yüzeyinde görülen ağrılara oküler, içinde ya da daha derinlerde hissedilen ağrılara orbital ağrı denir. Göz ağrısına; kızarıklık, kanlanma, kaşıntı, yanma, batma ve şişlik eşlik ediyorsa mutlaka bir göz doktoruna başvurmak gerekiyor. Uzman hekimler tarafından yapılan detaylı bir göz ve görme muayenesiyle sorunun belirlenmesi, olası kalıcı hasarları önlemek adına oldukça önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Esat Teker göz ağrısı ile ilgili bilgi verdi.

Sinüzit veya baş ağrısı gözlere yansıyabilir

İnsanların büyük bir bölümünde zaman zaman gözde ağrı şikayetleri olabilmektedir. Gözlerdeki travma, iltihaplanma ve enfeksiyon gibi nedenlerle ağrı ortaya çıkabilmektedir. Ağrı tek gözde olabileceği gibi, her iki gözde de olabilmektedir. Göz ağrısının tam olarak yerini tayin etmek hasta açısından zordur. Dolayısıyla ağrının yeri ve sebebinin belirlenmesi açısından doktor muayenesi şarttır. Ağrının varlığı ve görülen ek belirtiler hastalığın doğru tanısında yardımcı olmaktadır. Ağrı bazen kendiliğinden geçebilmekte bazen de tedavi gerekebilmektedir. Gözlerdeki ağrı genelde sinüzit veya baş ağrısının göze yansıması şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Bu durumda hastalar Nöroloji ve Kulak Burun Boğaz bölümlerine yönlendirilmektedir.

Bazı sorunlar göz ağrısının nedeni olabilir

Birden çok göz hastalığı gözde ağrı ile kendini belli etmektedir. Gözde başlayan ağrının nedeni bazı sorun ve hastalıklar olabilmektedir.

Gözde yabancı cisim: Göze kaçan yabancı cisimler; ani başlayan ağrı, batma, yanma ve sulanma şikayetlerinin yanında görmede bulanıklık ile kızarıklığa neden olabilmektedir. Bu durumlarda mutlaka göz doktoruna gidilmeli ve yabancı cisim göz doktoru tarafından çıkarılmalıdır. Cisim kendi kendine çıkarılmaya çalışıldığında göze daha fazla hasar verme riski bulundurmaktadır.

Konjonktivit: Gözün beyaz yapısının üzerindeki dokunun iltihabıdır. Mikrobik, alerjik ve otoimmünite gibi mikrobik olmayan etkenlere de bağlı olabilmektedir. Konjonktivadaki damarların genişlemesi, gözde kızarıklık ile kendini göstermektedir. Bu durumda hastalarda gözde ağrıya ek olarak batma, yanma, sulanma, gözlere kum atılmış gibi bir his, çapaklanma, kaşıntı gibi şikayetler olabilmektedir. Konjonktivit damla tedavileri ile genellikle düzelmektedir.

Korneal abrazyon: Korneada çizilmeye veya sıyrılmaya bağlı ortaya çıkan bir durumdur. Travma sonrası ciddi ağrı batma yanma sulanma, ışıktan rahatsız olma görme bulanıklığı şeklinde kendini gösterir. Olası delinme kontrolü açısından mutlaka zaman kaybedilmeden doktor muayenesi gereklidir.

Keratit: Kornea tabakasının mikrobik veya mikrobik olmayan nedenlere bağlı iltihaplanmasıdır. Özellikle hijyenik kullanılmayan yumuşak kontakt lensler sonrası ortaya çıkan keratitler acilen tedavi gerektirmektedir. Aksi takdirde 24 saat içerisinde gözde delinmeyle sonuçlanabilecek enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Dolayısıyla lenslerin günlük takılıp çıkarılması, hijyene çok dikkat edilmesi ve havuz ya da denize girilirken lensin çıkarılması çok önemlidir.

Glokom: Göz tansiyonu hastalığı kriz durumlarında ciddi ağrı (göz patlayacak şekilde), bulantı, kusma ve baş ağrısı ile kendini gösterir. Acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Aksi takdirde gözde geri dönüşü olmayan hasarlar bırakabilir.

Üveit: Üveit gözün ön, orta, arka veya tüm üveal tabakasının birlikte tutulabildiği bir durumdur. Hastalarda gözde ağrı, ışık hassasiyeti, görme kaybı ve gözlerde kızarıklıkla kendini gösterir. Travma, enfeksiyon veya bağışıklık sistemi bozukluklarına bağlı ortaya çıkabilmektedir. Erken tanı ve tedavi kalıcı olabilecek hasarları önlemek açısından çok önemlidir.

Optik nevrit: Göz ile beyin arasındaki iletişimi sağlayan görme sinirinin çeşitli nedenlere bağlı iltihaplanmasıdır. Hastalarda ağrı, özellikle göz hareketiyle artan ağrı, görme bulanıklığı, görme alanında kayıplar ile kendini gösterebilir. Acil tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

Blefarit veya hordeolum: Kirpik diplerine açılan yağ kanallarının tıkanması sonrası kapaklarda şişlik, hassasiyet ve ağrı ile kendini gösteren bir durumdur. Halk arasında arpacık veya it dirseği olarak bilinmektedir. Genellikle birkaç gün içerisinde şişlik alanındaki iltihabın boşalması sonucu rahatlama yaşanır. Boşalma olmadığı durumlarda masaj yapılarak boşaltılması sonrasında cerrahi gerekliliği azaltmak açısından önemlidir.

Sellülit: Preseptal veya orbital sellülit şeklinde 2 gruba ayrılır. Baş ağrısı, gözde ağrı özellikle göz hareketlerinde ağrı, gözde şişlik, kızarıklık, görme kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkıp, selülitin ilerlemesi sonucu nörolojik semptomlarla da kendini gösterebilir. Acil muayene ve uygun tedavinin başlanması hayatidir.

Sklerit veya episklerit: Gözün beyaz kısmının derin dokularının iltihaplanmasıdır. Mikrobik veya mikrobik olamayan nedenlere bağlı ortaya çıkabilmektedir. Mutlaka doktor muayenesi sonrası tedavi edilmesi gerekmektedir.

Kuru göz: Göz kuruluğu, gözün yüzeyini tutan tüm hastalıklara eşlik edebilmektedir. Bazen hafif seyirli olabilmekte, bazen ciddi seviyede olmakta; hastalarda gözde ağrı, yanma, batma, ışık hassasiyeti, görmede bulanıklık ile kendini göstermektedir.

Mart 2023

 

Araba Kullanırken Zorlanıyorsanız Kataraktınız Olabilir

Uzak veya yakını görmede azalma, araba kullanırken zorlanma, gözlük numaralarında sık değişiklik, katarakt belirtileri arasında yer alıyor.

Uzak veya yakın görmede azalma, renkleri soluk ve sararmış görme, araba kullanırken zorlanma, ışık hassasiyeti ve ışıkların etrafında halka görme, bir gözde çift görme, gözlük veya kontakt lens numaralarında sık sık değişmeler, hatta bazen okuma gözlüğü kullanan hastaların birden bire yakın gözlük ihtiyacının azalması veya gözlüksüz yakını görmeye başlamaları kataraktın geliştiğinin göstergesidir. Katarakt geri dönüşümsüz bir rahatsızlık olarak tanımlanırken, tek tedavi yöntemi olarak cerrahi uygulamalar ön plana çıkıyor. Gözün renkli tabakasının hemen arkasında doğal bir kristalin lens (mercek) bulunmaktadır. Bu lens şeffaftır ve göze gelen ışınları retina sinir tabakasına düşürerek net görüntü oluşmasını sağlar. Farklı nedenlerden dolayı bu lensin opaklaşması ve bulanıklaşması bulanık ve az görmeye yol açmaktadır. Bu duruma katarakt adı verilmektedir. Gözlük numarası sık değişiyorsa dikkat! Yaşa bağlı gelişen katarakt çoğunlukla aşamalı bir şekilde ilerlemektedir. Dolayısıyla, hasta ilk dönemlerde görmede bir değişiklik hissetmeyebilir. Altmış beş yaş civarında katarakt prevelansı %5 iken, 75 yaşında %50’ye yükselir. Fakat, katarakt sadece yaşa bağlı gelişen bir hastalık değildir. Diyabet, hipertansiyon, obezite, güneş ışığına maruz kalmak, radyasyon, uzun süre kortizonlu ilaç kullanımı, göz travmaları, üveit veya daha önce göz ameliyatı geçirmiş olmak kataraktın daha erken bir yaşta görülmesine yol açar. Bunun dışında bebeklerde de konjenital kataraktlar görülebilir. Bazı metabolik hastalıklar, akraba evliliği, anne karnında geçirilen bazı hastalıklar ve enfeksiyonlar, gebelikte ilaç kullanımı gibi nedenler buna yol açabilir. Tek tedavi yöntemi cerrahi Katarakt teşhisi göz uzmanı tarafından biyomikroskopik muayene ile konulur. Kataraktın tek tedavi yöntemi ameliyattır ve katarakt ameliyatı oftalmolojinin en sık uygulanan girişimidir.

Mart 2023