Göz Ağrınızın Sebepleri

Gözlerde ve çevresindeki ağrı çoğu zaman basit göz yorgunluğuna bağlı ortaya çıkabilirken, bazen de ciddi sorunların belirtisi olabiliyor.

Göz ağrısı, çoğu insanda ara sıra gözlenen fakat nadiren ciddi bir tıbbi durumdan kaynaklanan ağrı çeşididir. Göz ağrısı, ağrıyı gözün neresinde hissettiğinize bağlı olarak ikiye ayrılır. Gözün yüzeyinde görülen ağrılara oküler, içinde ya da daha derinlerde hissedilen ağrılara orbital ağrı denir. Göz ağrısına; kızarıklık, kanlanma, kaşıntı, yanma, batma ve şişlik eşlik ediyorsa mutlaka bir göz doktoruna başvurmak gerekiyor. Uzman hekimler tarafından yapılan detaylı bir göz ve görme muayenesiyle sorunun belirlenmesi, olası kalıcı hasarları önlemek adına oldukça önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Esat Teker göz ağrısı ile ilgili bilgi verdi.

Sinüzit veya baş ağrısı gözlere yansıyabilir

İnsanların büyük bir bölümünde zaman zaman gözde ağrı şikayetleri olabilmektedir. Gözlerdeki travma, iltihaplanma ve enfeksiyon gibi nedenlerle ağrı ortaya çıkabilmektedir. Ağrı tek gözde olabileceği gibi, her iki gözde de olabilmektedir. Göz ağrısının tam olarak yerini tayin etmek hasta açısından zordur. Dolayısıyla ağrının yeri ve sebebinin belirlenmesi açısından doktor muayenesi şarttır. Ağrının varlığı ve görülen ek belirtiler hastalığın doğru tanısında yardımcı olmaktadır. Ağrı bazen kendiliğinden geçebilmekte bazen de tedavi gerekebilmektedir. Gözlerdeki ağrı genelde sinüzit veya baş ağrısının göze yansıması şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Bu durumda hastalar Nöroloji ve Kulak Burun Boğaz bölümlerine yönlendirilmektedir.

Bazı sorunlar göz ağrısının nedeni olabilir

Birden çok göz hastalığı gözde ağrı ile kendini belli etmektedir. Gözde başlayan ağrının nedeni bazı sorun ve hastalıklar olabilmektedir.

Gözde yabancı cisim: Göze kaçan yabancı cisimler; ani başlayan ağrı, batma, yanma ve sulanma şikayetlerinin yanında görmede bulanıklık ile kızarıklığa neden olabilmektedir. Bu durumlarda mutlaka göz doktoruna gidilmeli ve yabancı cisim göz doktoru tarafından çıkarılmalıdır. Cisim kendi kendine çıkarılmaya çalışıldığında göze daha fazla hasar verme riski bulundurmaktadır.

Konjonktivit: Gözün beyaz yapısının üzerindeki dokunun iltihabıdır. Mikrobik, alerjik ve otoimmünite gibi mikrobik olmayan etkenlere de bağlı olabilmektedir. Konjonktivadaki damarların genişlemesi, gözde kızarıklık ile kendini göstermektedir. Bu durumda hastalarda gözde ağrıya ek olarak batma, yanma, sulanma, gözlere kum atılmış gibi bir his, çapaklanma, kaşıntı gibi şikayetler olabilmektedir. Konjonktivit damla tedavileri ile genellikle düzelmektedir.

Korneal abrazyon: Korneada çizilmeye veya sıyrılmaya bağlı ortaya çıkan bir durumdur. Travma sonrası ciddi ağrı batma yanma sulanma, ışıktan rahatsız olma görme bulanıklığı şeklinde kendini gösterir. Olası delinme kontrolü açısından mutlaka zaman kaybedilmeden doktor muayenesi gereklidir.

Keratit: Kornea tabakasının mikrobik veya mikrobik olmayan nedenlere bağlı iltihaplanmasıdır. Özellikle hijyenik kullanılmayan yumuşak kontakt lensler sonrası ortaya çıkan keratitler acilen tedavi gerektirmektedir. Aksi takdirde 24 saat içerisinde gözde delinmeyle sonuçlanabilecek enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Dolayısıyla lenslerin günlük takılıp çıkarılması, hijyene çok dikkat edilmesi ve havuz ya da denize girilirken lensin çıkarılması çok önemlidir.

Glokom: Göz tansiyonu hastalığı kriz durumlarında ciddi ağrı (göz patlayacak şekilde), bulantı, kusma ve baş ağrısı ile kendini gösterir. Acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Aksi takdirde gözde geri dönüşü olmayan hasarlar bırakabilir.

Üveit: Üveit gözün ön, orta, arka veya tüm üveal tabakasının birlikte tutulabildiği bir durumdur. Hastalarda gözde ağrı, ışık hassasiyeti, görme kaybı ve gözlerde kızarıklıkla kendini gösterir. Travma, enfeksiyon veya bağışıklık sistemi bozukluklarına bağlı ortaya çıkabilmektedir. Erken tanı ve tedavi kalıcı olabilecek hasarları önlemek açısından çok önemlidir.

Optik nevrit: Göz ile beyin arasındaki iletişimi sağlayan görme sinirinin çeşitli nedenlere bağlı iltihaplanmasıdır. Hastalarda ağrı, özellikle göz hareketiyle artan ağrı, görme bulanıklığı, görme alanında kayıplar ile kendini gösterebilir. Acil tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

Blefarit veya hordeolum: Kirpik diplerine açılan yağ kanallarının tıkanması sonrası kapaklarda şişlik, hassasiyet ve ağrı ile kendini gösteren bir durumdur. Halk arasında arpacık veya it dirseği olarak bilinmektedir. Genellikle birkaç gün içerisinde şişlik alanındaki iltihabın boşalması sonucu rahatlama yaşanır. Boşalma olmadığı durumlarda masaj yapılarak boşaltılması sonrasında cerrahi gerekliliği azaltmak açısından önemlidir.

Sellülit: Preseptal veya orbital sellülit şeklinde 2 gruba ayrılır. Baş ağrısı, gözde ağrı özellikle göz hareketlerinde ağrı, gözde şişlik, kızarıklık, görme kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkıp, selülitin ilerlemesi sonucu nörolojik semptomlarla da kendini gösterebilir. Acil muayene ve uygun tedavinin başlanması hayatidir.

Sklerit veya episklerit: Gözün beyaz kısmının derin dokularının iltihaplanmasıdır. Mikrobik veya mikrobik olamayan nedenlere bağlı ortaya çıkabilmektedir. Mutlaka doktor muayenesi sonrası tedavi edilmesi gerekmektedir.

Kuru göz: Göz kuruluğu, gözün yüzeyini tutan tüm hastalıklara eşlik edebilmektedir. Bazen hafif seyirli olabilmekte, bazen ciddi seviyede olmakta; hastalarda gözde ağrı, yanma, batma, ışık hassasiyeti, görmede bulanıklık ile kendini göstermektedir.

Mart 2023

 

Araba Kullanırken Zorlanıyorsanız Kataraktınız Olabilir

Uzak veya yakını görmede azalma, araba kullanırken zorlanma, gözlük numaralarında sık değişiklik, katarakt belirtileri arasında yer alıyor.

Uzak veya yakın görmede azalma, renkleri soluk ve sararmış görme, araba kullanırken zorlanma, ışık hassasiyeti ve ışıkların etrafında halka görme, bir gözde çift görme, gözlük veya kontakt lens numaralarında sık sık değişmeler, hatta bazen okuma gözlüğü kullanan hastaların birden bire yakın gözlük ihtiyacının azalması veya gözlüksüz yakını görmeye başlamaları kataraktın geliştiğinin göstergesidir. Katarakt geri dönüşümsüz bir rahatsızlık olarak tanımlanırken, tek tedavi yöntemi olarak cerrahi uygulamalar ön plana çıkıyor. Gözün renkli tabakasının hemen arkasında doğal bir kristalin lens (mercek) bulunmaktadır. Bu lens şeffaftır ve göze gelen ışınları retina sinir tabakasına düşürerek net görüntü oluşmasını sağlar. Farklı nedenlerden dolayı bu lensin opaklaşması ve bulanıklaşması bulanık ve az görmeye yol açmaktadır. Bu duruma katarakt adı verilmektedir. Gözlük numarası sık değişiyorsa dikkat! Yaşa bağlı gelişen katarakt çoğunlukla aşamalı bir şekilde ilerlemektedir. Dolayısıyla, hasta ilk dönemlerde görmede bir değişiklik hissetmeyebilir. Altmış beş yaş civarında katarakt prevelansı %5 iken, 75 yaşında %50’ye yükselir. Fakat, katarakt sadece yaşa bağlı gelişen bir hastalık değildir. Diyabet, hipertansiyon, obezite, güneş ışığına maruz kalmak, radyasyon, uzun süre kortizonlu ilaç kullanımı, göz travmaları, üveit veya daha önce göz ameliyatı geçirmiş olmak kataraktın daha erken bir yaşta görülmesine yol açar. Bunun dışında bebeklerde de konjenital kataraktlar görülebilir. Bazı metabolik hastalıklar, akraba evliliği, anne karnında geçirilen bazı hastalıklar ve enfeksiyonlar, gebelikte ilaç kullanımı gibi nedenler buna yol açabilir. Tek tedavi yöntemi cerrahi Katarakt teşhisi göz uzmanı tarafından biyomikroskopik muayene ile konulur. Kataraktın tek tedavi yöntemi ameliyattır ve katarakt ameliyatı oftalmolojinin en sık uygulanan girişimidir.

Mart 2023

Kalıcı Makyajın Zararları Nelerdir?

Zamandan tasarruf etmek isteyen ve yoğun iş temposunda çalışan kadınların tercih ettiği kalıcı makyaj, kalıcı sağlık sorunlarına da sebep olabiliyor. Anestezi yöntemiyle uygulanan bu işlem, cilt problemlerinin yanı sıra kan yoluyla bulaşan ciddi hastalıklara da kapı aralayabiliyor.

Günümüzde başta dudaklar ve göze uygulanan işlemler olmak üzere kalıcı makyaj sıkça tercih ediliyor. Kadınları her gün makyaj yapma, gün sonunda makyajını çıkarma telaşından kurtaran kalıcı makyajın zararları da mevcut. Birçok kadının tercih ettiği kalıcı makyaj, deri altına renkli dövme mürekkebinin enjekte edilmesiyle yapılan bir tür makyaj tekniğidir. Kalıcı makyaj uygulamasında mikro iğneler kullanılarak daha pürüzsüz ve ince çizgilerin çizilmesi amaçlanır. Kaşlarda mikroblading denen uygulama yapılırken gözlerde ve dudaklarda özel eğitimler alan uzmanlarca renklendirme denilen mikropigmentasyon uygulamaları yapılır. Doğru ürünler kullanılarak steril ortamlarda, uzman kişiler tarafından yapılan kalıcı makyaj uygulaması herhangi bir zarara yol açmasa da bazen sıkıntılı durumlar da ortaya çıkabiliyor. İşte kalıcı makyajın zararları…

Ciltte Komplikasyonlar Oluşabilir: Kalıcı makyaj, hassas ciltlerde; çatlama, soyulma, kabarma ve lokal enfeksiyon gibi komplikasyonlara neden olabiliyor.

Sildirme Durumunda İzler Oluşabilir: Hastanın memnuniyetsizliği gibi durumlarda da kalıcı makyajın sildirilmesi sonucu izler de meydana gelebiliyor.

Sterilize Edilmemiş Aletler Hastalık Bulaştırabilir: Sterilize edilmemiş kalıcı makyaj aletlerinin kullanımı hastaya HIV ve hepatit gibi ciddi hastalıklar bulaştırabiliyor.

Mart 2023

Çocuklarda Görme Bozukluğu Tümörün Habercisi Olabilir

Beyindeki dokuların anormal şekilde büyümesinden kaynaklanan beyin tümörleri, çocuklarda baş ağrısı, sabah kusmaları ve görme bozuklukları ile kendini gösterebiliyor.

Beyin tümörleri; kafatası içindeki beyin dokusu, beyincik, damarlar, beyin zarları gibi yapıları oluşturan hücrelerin normal yapılarının bozularak, kontrolsüz olarak büyümesiyle gelişiyor. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kol ve bacaklarda güçsüzlük beyin tümörünün belirtisi olabiliyor. Bunların yanı sıra beyin tümörlerinde konuşma bozuklukları, işitme kaybı ve psikolojik dengesizlikler yaşanabiliyor. Çocukluk çağı kanserleri arasında ikinci sırada yer alan bu tümörler tedavi edilmediği takdirde çocuklarda kalıcı hasarlara ve hayati tehlikeye neden olabiliyor.

Erken teşhis çok önemli

Beyin tümörleri nadir gibi gözükse de, çocukluk çağının lösemiden sonra en sık görülen tümörleridir. Neden oluştuğu tam olarak bilinmeyen beyin tümörlerinin; çevre kirliliği, genetik faktörler, dengesiz beslenme gibi sebeplerle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çocuklarda görülen beyin tümörlerinin belirtileri erişkinlerden farklılık göstermektedir. Erişkinlerde daha çok şiddetli baş ağrısı şeklinde belirti veren beyin tümörleri çocuklarda ise daha çok görme ve gelişme bozukluğu ile ortaya çıkmaktadır.

Geçici görme kaybı, baş ağrısı ve işitme kaybına dikkat!

Beynin % 60-65’i görme yolları ve görme ile ilgili yüksek merkezlere ayrılmıştır. Bir cismin görülebilmesi, görüntünün önce gözde daha sonra beynin arka kısımlarındaki görme merkezinde algılanması ile mümkündür. Bu görme yollarında bir sorun olduğu zaman belirtiler ani veya ilerleyen görme kaybı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Göz hareketlerini ilgilendiren hastalıklarda ise başlıca belirti çift görmedir ve sorun göz kaslarını, sinirlerini veya beyindeki kontrol merkezlerini ilgilendirebilmektedir. Geçici görme kaybı veya çift görme, hayal görme, göz kapağında düşüklük, göz bebeklerinin büyüklüklerinde farklılık gibi şikayetler beyin tümörü habercisi olabilmektedir.

İki göz arasındaki büyüklük farkı beyin tümörünün en önemli belirtisi

Her şeyi iki tane görmek, gözlerin düzgün pozisyonda olmadığını ifade etmektedir. Genellikle beyin tarafından gözlerin kontrol edilmesinde bir probleme bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Çocuklarda sonradan bir gözün içine veya dışına dönmesi beyinde gözlerin kontrolünün kaybolduğunu göstermektedir. Bu durum göz görmediği için ve beyne hangi doğrultuya baktığını anlatamadığı için gelişebilir veya beyin kontrol sistemlerinin kendisi tümör nedeniyle bozulmuş olabilmektedir. “Pupilla” adı verilen göz bebekleri yuvarlak veya iki gözde eşit büyüklüktedir. Pupilla büyüklüğü göz içine giren ışık miktarını ayarlar ve beyin tarafından kontrol edilir. Çünkü bu beyinle normal veya bozuk sinir bağlantılarının sonucunu gözlemenin en kolay şeklidir. O nedenle düzensiz bir pupilla veya iki göz arasında büyüklük farkı olduğunda mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.

Tedavi şekli hastanın yaşına göre değişiklik göstermektedir

Cerrahi yolla çıkarılarak iyileştirilebilen tümörler olduğu gibi, bazen kemoterapi veya radyoterapi kombinasyonları da gerekebilmektedir. Çeşitli tedavi seçenekleri tümörün doğasının yanında çoklukla çocuğun yaşı ve işlevsel durumu göz önüne alınarak belirlenmektedir. Genel bir kural olarak radyoterapi erişkin beyin tümörü tedavisinde çok önemlidir. Bununla birlikte radyasyon tedavilerinin gelişmekte olan beyin üzerine kötü etkileri olabilmektedir. Bu nedenle küçük çocuklarda sıklıkla ilk seçenek olarak kemoterapiye başvurulmaktadır.

Mart 2023

Gözlüğe Rağmen İyi Göremiyorsanız Dikkat !

Keratokonuslu hastalarda miyopi ve düzensiz astigmatizma gelişir. Bu nedenle hastalar uzağı da, yakını da çok net göremezler. Göz dereceleri sürekli yükselir ve bu yüzden sık gözlük değişimi gerekir.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Eyüp Özcan konu hakkında bilgiler verdi. Keratokonus toplumda her 2000 kişinin 1’inde görülen korneanın ilerleyici incelme ve dikleşmesiyle birlikte seyreden hastalığıdır. Bu hastalık varlığında gözlük numaralarında hızla artış ve gözlüğe rağmen iyi görememe şikayetleri mevcuttur. Keratokonus sıklıkla ergenlik yaşlarında ortaya çıkmakta ve çocukluk çağlarında başlayabildiği de bilinmektedir. Hastalığın bildiğimiz en sık sebebi alerjik göz hastalıklarına bağlı göz ovuşturulmasıdır. Doğru alerji tedavisi yapılmazsa ve göz ovuşturulursa kornea mekanik olarak güçsüzleşmekte ve bir takım enzimlerin de aktivasyonuyla keratokonus hastalığı baş göstermektedir. Özellikle ülkemiz gibi güneş ışınlarını dik şekilde alan ülkelerde alerjik göz hastalıkları daha sık görülmekte ve keratokonus görülme sıklığı da artmaktadır. Ergenlik çağlarında alerjik göz hastalığı bulunanlarda herhangi bir kırma kusuru bulunmasa dahi kornea topografisi ismi verilen tetkik yapılmalıdır.

Keratokonus Belirtileri

  • Görüşte bulanıklık (Miyop ve astigmatta zamanla artışa bağlı),
  • Çarpık, eğik görme,
  • Gözde kamaşma,
  • Gözde ışığa karşı hassasiyet, parlamaya,
  • Görüntü çoğalması
  • Gözde kızarıklık, kaşıntı ve şişlik
  • Gece görüşünde bozukluk
  • Daha öncesinde kullanılan kontakt lensin göze tam olarak yerleştirilememesi
  • Gözlük numaralarında (özellikle miyop ve astigmatta sık sık artış

Bu hastalarda genellikle miyop ve astigmat kırma kusuru bulunmaktadır. Gözlük numaralarında hızla değişiklik izlenen hastalarda keratokonus varlığı yine tetkik edilerek araştırılmalıdır. Hastalığın erken evrelerinde gözlük ile görme iyiyken, orta ve geç evrelerde gözlük yetersiz kalmaktadır. Bu durumda keratokonus için özel üretilmiş sert gaz geçirgen kontakt lenslerden faydalanılabilir ancak kullanımının pek de konforlu olmadığını bilmek gerekir. İleri olgularda ise kornea içi halka uygulaması ve fakik göz içi lensi yerleştirilmesi ile görme keskinliğinde artış sağlanabilir. Hastalığın erken tanısı ile görme seviyelerinde kayıp yaşanmadan korneal çapraz bağlama ”crosslinking” operasyonu ile yüksek bir başarı oranında hastalığın ilerlemesi durdurulabilir ve ömür boyu iyi bir görüş seviyesi korunabilir. Geç tanı almış ve çapraz bağlama uygulaması yapılamayacak kadar incelmiş kornealı hastalarda ise ne yazık ki son çare kornea naklidir. Op. Dr. Eyüp Özcan,”Keratokonus tüm dünyada üzerinde çok sayıda tedavinin geliştirilmeye çalışıldığı, sosyo-ekonomik olarak ciddi yük oluşturan bir hastalıktır. Erken tanısı ve çapraz bağlama tedavisiyle önüne geçilebilir bir problemdir. 18 yaş altında her hasta kornea topografisi ile değerlendirilmeli ve ilerleyici keratokonus varlığında korneal çaprazma bağlama tedavisi uygulanmalıdır” dedi.

Şubat 2023

2.2 Milyar Kişi Görme Sıkıntısı Yaşıyor

Miyop giderek dünyada artmaya devam ediyor. Bunun sebebi de günümüzde dijital ekranların çok fazla kullanılması.

Dünyada en çok rastlanan görme azlığının sebebi refraktif kusur yani miyop, hipermetrop ve astigmattır. Miyopta bunlar arasında en sık rastlanan bozukluktur. Dünya’da 2.2 milyar kişi şuan görme sıkıntısı yaşıyor. Ne yazık ki miyop giderek dünyada artmaya devam ediyor. Bunun sebebi de günümüzde dijital ekranların çok fazla kullanılması. Miyop gelişmesinde başka bir faktör de ailede miyop öyküsünün bulunmasıdır. Genellikle anne ve babada miyop olduğu zaman çocuklarda da bu ihtimal çok yüksek oluyor. Ekrana yakın çalışan insanlarda miyoba daha çok rastlandığına vurgu yapan Doç. Dr. Aylin Kılıç, “Yüksek dereceli miyoplar sadece uzağı görme kusuruyla kalmayıp gözlerinde birçok risk taşıyorlar. Bu riskler arasında retina hastalıkları olabiliyor. Retina dekolmanı, retinada yeni damarlar gelişmesi ya da katarakt, glokom gibi birçok hastalık miyoplarla birlikte daha yüksek oranda görülebiliyor. Son dönemlerde refraktif kusurların coğrafyaya göre değişik bir yayılım gösterdiği açıklandı. Yapılan başka bir çalışmada sosyoekonomik faktörlerin ve dışarıda çok fazla vakit geçirmeyenlerin miyobun gelişmesinde çok önemli olduğunu gösterdi. Örneğin; çocuklar güneş ışığı altında ne kadar oynuyorlarsa miyop gelişme ihtimali de o kadar düşük oluyor. Ultraviyole ışınları vücudun dopamin salgılamasını sağladığı için gözün aksiyel uzunluğunun azalmasına sebep oluyor. Miyoplarda gözün uzunluğu ön ve arka çapı yüksektir, bu yükseklik dopamin sayesinde durdurulabilir” şeklinde konuştu. 

Şubat 2023

Göz Kanseri Belirtilerine Dikkat!

Göz çevresinde yer alan dokularda, göz içinde, göz kapağında veya retinada oluşan kötü huylu tümörler “göz kanseri” olarak nitelendiriliyor.

Daha çok göze rengini veren ve gözü besleyen hücrelerde rastlanan göz kanseri, çevre dokularda da meydana gelebiliyor. Melanom, göz içi lenfoması, çocuklarda görülen retinablastom, hemanjiyoma göz kapağı melanomu, gözyaşı bezi tümörü, göz kanseri çeşitleridir.

Göz kanserinin en önemli belirtileri:

  • Bulanık görme
  • Görme kaybı,
  • Işığa karşı aşırı hassasiyet hissetme,
  • Gözlerde meydana gelen kızarıklık,
  • Gözlerde şişme,
  • Göz kapaklarında hassasiyet,
  • Gözün etrafında iltihaplanma,
  • Gözün renkli kısmında meydana gelen koyu renklenmeler.

Göz kanserine yol açan sebepler:

  • Çok yüksek oranda radyasyona maruz kalma
  • Sigara ve alkol tüketimi,
  • Genetik miras ve yatkınlık,
  • Ultraviyole ışınları sebebiyle göz çevresindeki hücrelerin zarar görmesi de göz kanserinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. 

Eğer hastalık ilk aşamada ise genel olarak tercih edilen yöntem lazer tedavisidir. Lazer tedavisinin yeterli gelmeyeceği durumlarda hastaya daha çok proton tedavisi uygulanır. İlerlemiş vakalarda ise radyoterapi ve kemoterapi tedavisi uygulanabilir.

Şubat 2023

Çoçukluk Çağı Körlük Nedenleri

İnsanın en temel duyularından biri olan görme, bir çocuk dünyaya geldikten 3 ya da 4 ay sonra gelişmeye başlar. Bu sebeple bebeklerin doğumdan hemen sonraki dönemde göz muayenelerinin yapılması ve doğumsal bir göz hastalığı olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Dünyada 38 milyona yakın insanın görme engelli olarak yaşadığını söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Hakan Özdemir, çocukluk çağında meydana gelen körlüğün başlıca nedeninin doğumsal katarakt, prematüre retinopatisi ve doğumsal göz tansiyonu (glokom) olduğunu söyledi. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hakan Özdemir, “Körlük nedenleri, bebeklerde görülen doğumsal nedenler ve erişkinlerde görülen edinsel nedenler olarak ayrılıyor. Doğumsal nedenlerin erken teşhisleri ve mümkünse erken tedavileri büyük önem taşımaktadır. Doğumsal katarakt, prematüre retinopatisi, ve doğumsal göz tansiyonu (glokom) en önemli çocukluk çağı körlük nedenleridir” dedi.

Anne karnında kötü beslenme, radyasyon, kortizon ve sulfamid gibi ilaçların alınması ile anne karnında rubella enfeksiyonunun, doğumsal katarakta neden olabildiğini aktaran Dr. Özdemir şöyle devam etti: “Doğumsal kataraktın zamanında tedavi edilmemesi; zekâ geriliği, yürüme zorluğu ve nistagmusa (gözlerde titreme)  neden olabilir. Öte yandan prematüre retinopatisi bebeklerde tedavi edilmezse çok hızlı bir şekilde körlükle sonuçlanabilir. Prematüre retinopatisi, 37 haftadan önce 1.500 gramdan az doğmuş ve solunum problemi nedeniyle oksijen verilmiş bebeklerde görülür. Bir diğer körlük nedeni olan doğumsal glokom, çocuklarda sinsi bir körlük nedenidir. Ailelerin çocuklarının göz kürelerindeki büyümeyi yakalamaları büyük önem taşımaktadır. Çünkü doğumsal glokomun dışarıdan görülebilecek en önemli bulgusu, bebeklerin ya da çocukların gözlerindeki genel büyümedir.” 

Körlük Nedenleri Toplumlara Göre Değişiyor
Dünyadaki körlük nedenleri sıralamasının toplumların gelişmişlik derecelerine göre değiştiğini ifade eden Prof. Özdemir, “Az gelişmiş toplumlarda önlenebilir ya da tedavi edilebilir körlükler daha sık gözükürken, gelişmiş toplumlarda önlenmesi ve tedavi edilmesi daha zor olan körlük nedenleri ön plandadır. Az gelişmiş ülkelerdeki başlıca körlük nedenleri, katarakt, trahom, kornea hastalıkları, göz yaralanmaları iken; gelişmiş ülkelerdeki başlıca körlük nedenleri ise diyabetik retinopati ve yaşa bağlı makula dejeneresyonudur” ifadelerini kullandı.

Modern Tıbbın İlerlemesiyle Körlük Nedenleri Azaldı
Göz, çok komplike ve narin bir yapıya sahip olduğu için herhangi bir nedenle oluşan hasarın tamiri günümüz modern tıbbında bile oldukça zor olabilmektedir. Ülkemizdeki körlük nedenleri daha çok gelişmiş toplumların körlük nedeni profillerine uymaktadır. Örneğin katarakt, çok büyük oranda ülkemizde körlük nedeni olmaktan çıkmıştır. Günümüzde katarakt cerrahisi çoğu vakada fakoemülsifikasyon tekniği ile yapılmaktadır. Cerrahi sonrası hastalar hızlı bir şekilde günlük hayatlarına dönebilmektedir. Katarakt cerrahisinde göze yerleştirilen yeni lens teknolojileri de daha iyi görsel sonuçlar sağlamanın yanında hastaların günlük konforlarını da arttırma olanağı sunmuştur. Kornea cerrahisi yine hızlı bir şekilde gelişmektedir. Kornea nakillerinin yanı sıra, korneal halka, limbal kök hücre kullanımı gibi yenilikler kullanılmaktadır. Bu sayede birçok hasta körlükten kurtarılabilmektedir. Retina hastalıklarına bağlı körlükler gelişmiş toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de en önemli körlük nedenleridir. Erişkinlerde önemli ani körlük sebeplerinden biri olan retina dekolmanı ameliyatları da ülkemizde başarılı şekilde gerçekleştirilmektedir. Gelişmiş toplumlardaki en önemli körlük nedenleri olan diyabetik retinopati ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunda intravitreal enjeksiyonlar ve laser tedaviler uygulanmaktadır. Ayrıca günümüzde tedavisi olmayan bazı retina hastalıklarında gen hücre tedavileri, deneysel olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sinsi bir körlük sebebi olan göz tansiyonu hastalığı (glokom) ile ilgili yeni damlalar, yeni implantlar ve yeni cerrahi teknikler körlüğü engelleme açısından umut vaat etmektedir.

Şubat 2023

 

Gözleri Ovuşturma Keratokonusu Tetikliyor

Keratokonustan korunmak için gözünüzü ovalamayın, kaşımayın ve mutlaka her yıl genel göz muayenenizi yaptırın.

Özellikle sıcak, toz ve alerjenlerin yoğun bulunduğu ülkelerde sıkça rastlanan Keratokonus hastalığı korneanın öne doğru sivrileşip incelmesi sonucu ortaya çıkıyor. Kornea naklinin birinci nedeni olarak gösterilen hastalığın Türkiye’de en sık Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz sahillerinde rastlanmaktadır. Hastalığın oluşmasında hem genetik hem de çevresel faktörler rol oynuyor. En önemli çevresel faktörise gözü kaşıyıp ovuşturmak yoluyla korneaya zarar vermektir. Korneanın incelmesi ve öne doğru koni şeklinde genişlemesi ile keratokonus oluşur. Bu durum, ışığın gözün içine doğru şekilde odaklanmamasına yol açar. Sonuç olarak görme bozulur, okuma, araba kullanma gibi günlük aktiviteler zorlaşır.  Hastalığın bazı vakalarda genetik gibi olabilir. 1/10 oranında ebeveynde de bulunmaktadır. Göz alerjisi, gözü şiddetli kaşıma ve Ehlers-Danlos veya Marfan Sendromu gibi bağ doku hastalıkları da ilişkilendirilmiştir. Genellikle 20’li yaşlara gelirken veya 20’li yaşların erken döneminde ortaya çıkar. 10-20 yıl içerisinde görme giderek bozulur. Genellikle iki gözü de etkiler ve farklı seyredebilir.

İlk belirti bulanık görme
Hastalığın erken dönem belirtileri arasında görmede bulanıklık, çizgilerin bükük ve dalgalı gözükmesi, ışığa hassasiyet ve parlama, gözde kızarıklık ve ödem oluşabilir. Hastalık ilerledikçe bulanıklık artar, uzak görmenin iyice bozulması ve astigmatın oldukça ilerlemesi, kontak lensleri artık kullanmada zorluk ve tam uyum göstermemesi ortaya çıkar. Keratokonusun erken fazdan ileri faza geçmesi yıllar alsa da bazı olgularda hızlı ilerleme gösterebilir. Bu olgularda korneada ödem ve iz oluşumu korneanın saydamlığını etkiler ve bu da görsel şikayetlerde daha hızlı ilerleme nedenidir. Rutin göz muayenesi hastalığın erken teşhisi ve tedavisi için çok önemlidir.

Ocak 2023

Göz Hastalıkları Baş Ağrısına Yol Açabilir

Günümüzde en yaygın şikayetlerden biri olan baş ağrısı, vücuttaki çeşitli sistemle ilgili bir uyarı anlamı taşıyabiliyor. Özellikle göz hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları konusunda vakit kaybetmeden almak gerekiyor.

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Murat Ayan, ‘nöro-oftalmoloji’nin gözün beyin ile ilişkisini inceleyen göz hastalıkları uzmanlık alt dalı olduğunu belirterek, oluşan baş ağrılarında bazı durumlarda sebebin göz hastalıklarından kaynaklanabileceğini söyledi. Nörolojik baş ağrıları; gerilim kaynaklı ve hipertansiyona bağlı baş ağrıları,  migren, çok nadiren de beyinde tümör veya diğer vasküler hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Sinüzit de baş ağrısının en önemli sebeplerinden biridir. Sinüzit özellikle çocuk yaşta göz arkasında hissedildiği için göz hastalıkları ile karıştırılabilmektedir. Bu durumda mutlaka bir uzman hekime danışılmasında fayda vardır.

Göz hastalıkları nedeniyle oluşan baş ağrısını tedavi eden, göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalına nöro-oftalmoloji denildiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Murat Ayan, “Nöro-oftalmoloji, genellikle beyin, kas, sinir gibi göz çevresinde ve santral sinir sistemindeki hastalıklara eşlik eden görme xve görme alanı bulguları ile ilgilenir. Göz (optik) sinirinden kaynaklanan hastalıklarının teşhis ve tedavisi için düzenli muayene önemlidir. Oluşan baş ağrıları bazen nörolojik ya da farklı sağlık sorunlarından ortaya çıkabileceği gibi, göz hastalıklarından da oluşabilmektedir” dedi.

Nöro-oftalmolojinin belirtileri

Nöro-oftalmolojinin belirtilerine değinen Opr. Dr. Murat Ayan, “Görme kaybı (ani veya geçici), bulanık görme, görme alanı kaybı, çift görme, göz bebeklerinin büyüklük farkı, renk görme bozukluğu, göz kapak aralığında farklılık, yüzde-gözde kasılma, nörooftalmoloji hastalıklarında en sık görülen belirtilerdir. Nöro-oftalmolojik tedavisinde iyi sonuç alınabilmesi için kişinin detaylı tetkik ve muayenelerden geçmesi önemlidir. Yapılan tetkikler görme keskinliği, renk görme muayenesi, görme alanı muayenesi, göz hareketleri ve göz ile ilgili muayenelerdir” diyerek sözlerine son verdi.

Ocak 2023