Kalıcı Makyajın Zararları Nelerdir?

Zamandan tasarruf etmek isteyen ve yoğun iş temposunda çalışan kadınların tercih ettiği kalıcı makyaj, kalıcı sağlık sorunlarına da sebep olabiliyor. Anestezi yöntemiyle uygulanan bu işlem, cilt problemlerinin yanı sıra kan yoluyla bulaşan ciddi hastalıklara da kapı aralayabiliyor.

Günümüzde başta dudaklar ve göze uygulanan işlemler olmak üzere kalıcı makyaj sıkça tercih ediliyor. Kadınları her gün makyaj yapma, gün sonunda makyajını çıkarma telaşından kurtaran kalıcı makyajın zararları da mevcut. Birçok kadının tercih ettiği kalıcı makyaj, deri altına renkli dövme mürekkebinin enjekte edilmesiyle yapılan bir tür makyaj tekniğidir. Kalıcı makyaj uygulamasında mikro iğneler kullanılarak daha pürüzsüz ve ince çizgilerin çizilmesi amaçlanır. Kaşlarda mikroblading denen uygulama yapılırken gözlerde ve dudaklarda özel eğitimler alan uzmanlarca renklendirme denilen mikropigmentasyon uygulamaları yapılır. Doğru ürünler kullanılarak steril ortamlarda, uzman kişiler tarafından yapılan kalıcı makyaj uygulaması herhangi bir zarara yol açmasa da bazen sıkıntılı durumlar da ortaya çıkabiliyor. İşte kalıcı makyajın zararları…

Ciltte Komplikasyonlar Oluşabilir: Kalıcı makyaj, hassas ciltlerde; çatlama, soyulma, kabarma ve lokal enfeksiyon gibi komplikasyonlara neden olabiliyor.

Sildirme Durumunda İzler Oluşabilir: Hastanın memnuniyetsizliği gibi durumlarda da kalıcı makyajın sildirilmesi sonucu izler de meydana gelebiliyor.

Sterilize Edilmemiş Aletler Hastalık Bulaştırabilir: Sterilize edilmemiş kalıcı makyaj aletlerinin kullanımı hastaya HIV ve hepatit gibi ciddi hastalıklar bulaştırabiliyor.

Mart 2023

Çocuklarda Görme Bozukluğu Tümörün Habercisi Olabilir

Beyindeki dokuların anormal şekilde büyümesinden kaynaklanan beyin tümörleri, çocuklarda baş ağrısı, sabah kusmaları ve görme bozuklukları ile kendini gösterebiliyor.

Beyin tümörleri; kafatası içindeki beyin dokusu, beyincik, damarlar, beyin zarları gibi yapıları oluşturan hücrelerin normal yapılarının bozularak, kontrolsüz olarak büyümesiyle gelişiyor. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kol ve bacaklarda güçsüzlük beyin tümörünün belirtisi olabiliyor. Bunların yanı sıra beyin tümörlerinde konuşma bozuklukları, işitme kaybı ve psikolojik dengesizlikler yaşanabiliyor. Çocukluk çağı kanserleri arasında ikinci sırada yer alan bu tümörler tedavi edilmediği takdirde çocuklarda kalıcı hasarlara ve hayati tehlikeye neden olabiliyor.

Erken teşhis çok önemli

Beyin tümörleri nadir gibi gözükse de, çocukluk çağının lösemiden sonra en sık görülen tümörleridir. Neden oluştuğu tam olarak bilinmeyen beyin tümörlerinin; çevre kirliliği, genetik faktörler, dengesiz beslenme gibi sebeplerle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çocuklarda görülen beyin tümörlerinin belirtileri erişkinlerden farklılık göstermektedir. Erişkinlerde daha çok şiddetli baş ağrısı şeklinde belirti veren beyin tümörleri çocuklarda ise daha çok görme ve gelişme bozukluğu ile ortaya çıkmaktadır.

Geçici görme kaybı, baş ağrısı ve işitme kaybına dikkat!

Beynin % 60-65’i görme yolları ve görme ile ilgili yüksek merkezlere ayrılmıştır. Bir cismin görülebilmesi, görüntünün önce gözde daha sonra beynin arka kısımlarındaki görme merkezinde algılanması ile mümkündür. Bu görme yollarında bir sorun olduğu zaman belirtiler ani veya ilerleyen görme kaybı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Göz hareketlerini ilgilendiren hastalıklarda ise başlıca belirti çift görmedir ve sorun göz kaslarını, sinirlerini veya beyindeki kontrol merkezlerini ilgilendirebilmektedir. Geçici görme kaybı veya çift görme, hayal görme, göz kapağında düşüklük, göz bebeklerinin büyüklüklerinde farklılık gibi şikayetler beyin tümörü habercisi olabilmektedir.

İki göz arasındaki büyüklük farkı beyin tümörünün en önemli belirtisi

Her şeyi iki tane görmek, gözlerin düzgün pozisyonda olmadığını ifade etmektedir. Genellikle beyin tarafından gözlerin kontrol edilmesinde bir probleme bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Çocuklarda sonradan bir gözün içine veya dışına dönmesi beyinde gözlerin kontrolünün kaybolduğunu göstermektedir. Bu durum göz görmediği için ve beyne hangi doğrultuya baktığını anlatamadığı için gelişebilir veya beyin kontrol sistemlerinin kendisi tümör nedeniyle bozulmuş olabilmektedir. “Pupilla” adı verilen göz bebekleri yuvarlak veya iki gözde eşit büyüklüktedir. Pupilla büyüklüğü göz içine giren ışık miktarını ayarlar ve beyin tarafından kontrol edilir. Çünkü bu beyinle normal veya bozuk sinir bağlantılarının sonucunu gözlemenin en kolay şeklidir. O nedenle düzensiz bir pupilla veya iki göz arasında büyüklük farkı olduğunda mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.

Tedavi şekli hastanın yaşına göre değişiklik göstermektedir

Cerrahi yolla çıkarılarak iyileştirilebilen tümörler olduğu gibi, bazen kemoterapi veya radyoterapi kombinasyonları da gerekebilmektedir. Çeşitli tedavi seçenekleri tümörün doğasının yanında çoklukla çocuğun yaşı ve işlevsel durumu göz önüne alınarak belirlenmektedir. Genel bir kural olarak radyoterapi erişkin beyin tümörü tedavisinde çok önemlidir. Bununla birlikte radyasyon tedavilerinin gelişmekte olan beyin üzerine kötü etkileri olabilmektedir. Bu nedenle küçük çocuklarda sıklıkla ilk seçenek olarak kemoterapiye başvurulmaktadır.

Mart 2023

Gözlüğe Rağmen İyi Göremiyorsanız Dikkat !

Keratokonuslu hastalarda miyopi ve düzensiz astigmatizma gelişir. Bu nedenle hastalar uzağı da, yakını da çok net göremezler. Göz dereceleri sürekli yükselir ve bu yüzden sık gözlük değişimi gerekir.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Eyüp Özcan konu hakkında bilgiler verdi. Keratokonus toplumda her 2000 kişinin 1’inde görülen korneanın ilerleyici incelme ve dikleşmesiyle birlikte seyreden hastalığıdır. Bu hastalık varlığında gözlük numaralarında hızla artış ve gözlüğe rağmen iyi görememe şikayetleri mevcuttur. Keratokonus sıklıkla ergenlik yaşlarında ortaya çıkmakta ve çocukluk çağlarında başlayabildiği de bilinmektedir. Hastalığın bildiğimiz en sık sebebi alerjik göz hastalıklarına bağlı göz ovuşturulmasıdır. Doğru alerji tedavisi yapılmazsa ve göz ovuşturulursa kornea mekanik olarak güçsüzleşmekte ve bir takım enzimlerin de aktivasyonuyla keratokonus hastalığı baş göstermektedir. Özellikle ülkemiz gibi güneş ışınlarını dik şekilde alan ülkelerde alerjik göz hastalıkları daha sık görülmekte ve keratokonus görülme sıklığı da artmaktadır. Ergenlik çağlarında alerjik göz hastalığı bulunanlarda herhangi bir kırma kusuru bulunmasa dahi kornea topografisi ismi verilen tetkik yapılmalıdır.

Keratokonus Belirtileri

  • Görüşte bulanıklık (Miyop ve astigmatta zamanla artışa bağlı),
  • Çarpık, eğik görme,
  • Gözde kamaşma,
  • Gözde ışığa karşı hassasiyet, parlamaya,
  • Görüntü çoğalması
  • Gözde kızarıklık, kaşıntı ve şişlik
  • Gece görüşünde bozukluk
  • Daha öncesinde kullanılan kontakt lensin göze tam olarak yerleştirilememesi
  • Gözlük numaralarında (özellikle miyop ve astigmatta sık sık artış

Bu hastalarda genellikle miyop ve astigmat kırma kusuru bulunmaktadır. Gözlük numaralarında hızla değişiklik izlenen hastalarda keratokonus varlığı yine tetkik edilerek araştırılmalıdır. Hastalığın erken evrelerinde gözlük ile görme iyiyken, orta ve geç evrelerde gözlük yetersiz kalmaktadır. Bu durumda keratokonus için özel üretilmiş sert gaz geçirgen kontakt lenslerden faydalanılabilir ancak kullanımının pek de konforlu olmadığını bilmek gerekir. İleri olgularda ise kornea içi halka uygulaması ve fakik göz içi lensi yerleştirilmesi ile görme keskinliğinde artış sağlanabilir. Hastalığın erken tanısı ile görme seviyelerinde kayıp yaşanmadan korneal çapraz bağlama ”crosslinking” operasyonu ile yüksek bir başarı oranında hastalığın ilerlemesi durdurulabilir ve ömür boyu iyi bir görüş seviyesi korunabilir. Geç tanı almış ve çapraz bağlama uygulaması yapılamayacak kadar incelmiş kornealı hastalarda ise ne yazık ki son çare kornea naklidir. Op. Dr. Eyüp Özcan,”Keratokonus tüm dünyada üzerinde çok sayıda tedavinin geliştirilmeye çalışıldığı, sosyo-ekonomik olarak ciddi yük oluşturan bir hastalıktır. Erken tanısı ve çapraz bağlama tedavisiyle önüne geçilebilir bir problemdir. 18 yaş altında her hasta kornea topografisi ile değerlendirilmeli ve ilerleyici keratokonus varlığında korneal çaprazma bağlama tedavisi uygulanmalıdır” dedi.

Şubat 2023

2.2 Milyar Kişi Görme Sıkıntısı Yaşıyor

Miyop giderek dünyada artmaya devam ediyor. Bunun sebebi de günümüzde dijital ekranların çok fazla kullanılması.

Dünyada en çok rastlanan görme azlığının sebebi refraktif kusur yani miyop, hipermetrop ve astigmattır. Miyopta bunlar arasında en sık rastlanan bozukluktur. Dünya’da 2.2 milyar kişi şuan görme sıkıntısı yaşıyor. Ne yazık ki miyop giderek dünyada artmaya devam ediyor. Bunun sebebi de günümüzde dijital ekranların çok fazla kullanılması. Miyop gelişmesinde başka bir faktör de ailede miyop öyküsünün bulunmasıdır. Genellikle anne ve babada miyop olduğu zaman çocuklarda da bu ihtimal çok yüksek oluyor. Ekrana yakın çalışan insanlarda miyoba daha çok rastlandığına vurgu yapan Doç. Dr. Aylin Kılıç, “Yüksek dereceli miyoplar sadece uzağı görme kusuruyla kalmayıp gözlerinde birçok risk taşıyorlar. Bu riskler arasında retina hastalıkları olabiliyor. Retina dekolmanı, retinada yeni damarlar gelişmesi ya da katarakt, glokom gibi birçok hastalık miyoplarla birlikte daha yüksek oranda görülebiliyor. Son dönemlerde refraktif kusurların coğrafyaya göre değişik bir yayılım gösterdiği açıklandı. Yapılan başka bir çalışmada sosyoekonomik faktörlerin ve dışarıda çok fazla vakit geçirmeyenlerin miyobun gelişmesinde çok önemli olduğunu gösterdi. Örneğin; çocuklar güneş ışığı altında ne kadar oynuyorlarsa miyop gelişme ihtimali de o kadar düşük oluyor. Ultraviyole ışınları vücudun dopamin salgılamasını sağladığı için gözün aksiyel uzunluğunun azalmasına sebep oluyor. Miyoplarda gözün uzunluğu ön ve arka çapı yüksektir, bu yükseklik dopamin sayesinde durdurulabilir” şeklinde konuştu. 

Şubat 2023

Göz Kanseri Belirtilerine Dikkat!

Göz çevresinde yer alan dokularda, göz içinde, göz kapağında veya retinada oluşan kötü huylu tümörler “göz kanseri” olarak nitelendiriliyor.

Daha çok göze rengini veren ve gözü besleyen hücrelerde rastlanan göz kanseri, çevre dokularda da meydana gelebiliyor. Melanom, göz içi lenfoması, çocuklarda görülen retinablastom, hemanjiyoma göz kapağı melanomu, gözyaşı bezi tümörü, göz kanseri çeşitleridir.

Göz kanserinin en önemli belirtileri:

  • Bulanık görme
  • Görme kaybı,
  • Işığa karşı aşırı hassasiyet hissetme,
  • Gözlerde meydana gelen kızarıklık,
  • Gözlerde şişme,
  • Göz kapaklarında hassasiyet,
  • Gözün etrafında iltihaplanma,
  • Gözün renkli kısmında meydana gelen koyu renklenmeler.

Göz kanserine yol açan sebepler:

  • Çok yüksek oranda radyasyona maruz kalma
  • Sigara ve alkol tüketimi,
  • Genetik miras ve yatkınlık,
  • Ultraviyole ışınları sebebiyle göz çevresindeki hücrelerin zarar görmesi de göz kanserinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. 

Eğer hastalık ilk aşamada ise genel olarak tercih edilen yöntem lazer tedavisidir. Lazer tedavisinin yeterli gelmeyeceği durumlarda hastaya daha çok proton tedavisi uygulanır. İlerlemiş vakalarda ise radyoterapi ve kemoterapi tedavisi uygulanabilir.

Şubat 2023

Çoçukluk Çağı Körlük Nedenleri

İnsanın en temel duyularından biri olan görme, bir çocuk dünyaya geldikten 3 ya da 4 ay sonra gelişmeye başlar. Bu sebeple bebeklerin doğumdan hemen sonraki dönemde göz muayenelerinin yapılması ve doğumsal bir göz hastalığı olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Dünyada 38 milyona yakın insanın görme engelli olarak yaşadığını söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Hakan Özdemir, çocukluk çağında meydana gelen körlüğün başlıca nedeninin doğumsal katarakt, prematüre retinopatisi ve doğumsal göz tansiyonu (glokom) olduğunu söyledi. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hakan Özdemir, “Körlük nedenleri, bebeklerde görülen doğumsal nedenler ve erişkinlerde görülen edinsel nedenler olarak ayrılıyor. Doğumsal nedenlerin erken teşhisleri ve mümkünse erken tedavileri büyük önem taşımaktadır. Doğumsal katarakt, prematüre retinopatisi, ve doğumsal göz tansiyonu (glokom) en önemli çocukluk çağı körlük nedenleridir” dedi.

Anne karnında kötü beslenme, radyasyon, kortizon ve sulfamid gibi ilaçların alınması ile anne karnında rubella enfeksiyonunun, doğumsal katarakta neden olabildiğini aktaran Dr. Özdemir şöyle devam etti: “Doğumsal kataraktın zamanında tedavi edilmemesi; zekâ geriliği, yürüme zorluğu ve nistagmusa (gözlerde titreme)  neden olabilir. Öte yandan prematüre retinopatisi bebeklerde tedavi edilmezse çok hızlı bir şekilde körlükle sonuçlanabilir. Prematüre retinopatisi, 37 haftadan önce 1.500 gramdan az doğmuş ve solunum problemi nedeniyle oksijen verilmiş bebeklerde görülür. Bir diğer körlük nedeni olan doğumsal glokom, çocuklarda sinsi bir körlük nedenidir. Ailelerin çocuklarının göz kürelerindeki büyümeyi yakalamaları büyük önem taşımaktadır. Çünkü doğumsal glokomun dışarıdan görülebilecek en önemli bulgusu, bebeklerin ya da çocukların gözlerindeki genel büyümedir.” 

Körlük Nedenleri Toplumlara Göre Değişiyor
Dünyadaki körlük nedenleri sıralamasının toplumların gelişmişlik derecelerine göre değiştiğini ifade eden Prof. Özdemir, “Az gelişmiş toplumlarda önlenebilir ya da tedavi edilebilir körlükler daha sık gözükürken, gelişmiş toplumlarda önlenmesi ve tedavi edilmesi daha zor olan körlük nedenleri ön plandadır. Az gelişmiş ülkelerdeki başlıca körlük nedenleri, katarakt, trahom, kornea hastalıkları, göz yaralanmaları iken; gelişmiş ülkelerdeki başlıca körlük nedenleri ise diyabetik retinopati ve yaşa bağlı makula dejeneresyonudur” ifadelerini kullandı.

Modern Tıbbın İlerlemesiyle Körlük Nedenleri Azaldı
Göz, çok komplike ve narin bir yapıya sahip olduğu için herhangi bir nedenle oluşan hasarın tamiri günümüz modern tıbbında bile oldukça zor olabilmektedir. Ülkemizdeki körlük nedenleri daha çok gelişmiş toplumların körlük nedeni profillerine uymaktadır. Örneğin katarakt, çok büyük oranda ülkemizde körlük nedeni olmaktan çıkmıştır. Günümüzde katarakt cerrahisi çoğu vakada fakoemülsifikasyon tekniği ile yapılmaktadır. Cerrahi sonrası hastalar hızlı bir şekilde günlük hayatlarına dönebilmektedir. Katarakt cerrahisinde göze yerleştirilen yeni lens teknolojileri de daha iyi görsel sonuçlar sağlamanın yanında hastaların günlük konforlarını da arttırma olanağı sunmuştur. Kornea cerrahisi yine hızlı bir şekilde gelişmektedir. Kornea nakillerinin yanı sıra, korneal halka, limbal kök hücre kullanımı gibi yenilikler kullanılmaktadır. Bu sayede birçok hasta körlükten kurtarılabilmektedir. Retina hastalıklarına bağlı körlükler gelişmiş toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de en önemli körlük nedenleridir. Erişkinlerde önemli ani körlük sebeplerinden biri olan retina dekolmanı ameliyatları da ülkemizde başarılı şekilde gerçekleştirilmektedir. Gelişmiş toplumlardaki en önemli körlük nedenleri olan diyabetik retinopati ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunda intravitreal enjeksiyonlar ve laser tedaviler uygulanmaktadır. Ayrıca günümüzde tedavisi olmayan bazı retina hastalıklarında gen hücre tedavileri, deneysel olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sinsi bir körlük sebebi olan göz tansiyonu hastalığı (glokom) ile ilgili yeni damlalar, yeni implantlar ve yeni cerrahi teknikler körlüğü engelleme açısından umut vaat etmektedir.

Şubat 2023

 

Gözleri Ovuşturma Keratokonusu Tetikliyor

Keratokonustan korunmak için gözünüzü ovalamayın, kaşımayın ve mutlaka her yıl genel göz muayenenizi yaptırın.

Özellikle sıcak, toz ve alerjenlerin yoğun bulunduğu ülkelerde sıkça rastlanan Keratokonus hastalığı korneanın öne doğru sivrileşip incelmesi sonucu ortaya çıkıyor. Kornea naklinin birinci nedeni olarak gösterilen hastalığın Türkiye’de en sık Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz sahillerinde rastlanmaktadır. Hastalığın oluşmasında hem genetik hem de çevresel faktörler rol oynuyor. En önemli çevresel faktörise gözü kaşıyıp ovuşturmak yoluyla korneaya zarar vermektir. Korneanın incelmesi ve öne doğru koni şeklinde genişlemesi ile keratokonus oluşur. Bu durum, ışığın gözün içine doğru şekilde odaklanmamasına yol açar. Sonuç olarak görme bozulur, okuma, araba kullanma gibi günlük aktiviteler zorlaşır.  Hastalığın bazı vakalarda genetik gibi olabilir. 1/10 oranında ebeveynde de bulunmaktadır. Göz alerjisi, gözü şiddetli kaşıma ve Ehlers-Danlos veya Marfan Sendromu gibi bağ doku hastalıkları da ilişkilendirilmiştir. Genellikle 20’li yaşlara gelirken veya 20’li yaşların erken döneminde ortaya çıkar. 10-20 yıl içerisinde görme giderek bozulur. Genellikle iki gözü de etkiler ve farklı seyredebilir.

İlk belirti bulanık görme
Hastalığın erken dönem belirtileri arasında görmede bulanıklık, çizgilerin bükük ve dalgalı gözükmesi, ışığa hassasiyet ve parlama, gözde kızarıklık ve ödem oluşabilir. Hastalık ilerledikçe bulanıklık artar, uzak görmenin iyice bozulması ve astigmatın oldukça ilerlemesi, kontak lensleri artık kullanmada zorluk ve tam uyum göstermemesi ortaya çıkar. Keratokonusun erken fazdan ileri faza geçmesi yıllar alsa da bazı olgularda hızlı ilerleme gösterebilir. Bu olgularda korneada ödem ve iz oluşumu korneanın saydamlığını etkiler ve bu da görsel şikayetlerde daha hızlı ilerleme nedenidir. Rutin göz muayenesi hastalığın erken teşhisi ve tedavisi için çok önemlidir.

Ocak 2023

Göz Hastalıkları Baş Ağrısına Yol Açabilir

Günümüzde en yaygın şikayetlerden biri olan baş ağrısı, vücuttaki çeşitli sistemle ilgili bir uyarı anlamı taşıyabiliyor. Özellikle göz hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları konusunda vakit kaybetmeden almak gerekiyor.

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Murat Ayan, ‘nöro-oftalmoloji’nin gözün beyin ile ilişkisini inceleyen göz hastalıkları uzmanlık alt dalı olduğunu belirterek, oluşan baş ağrılarında bazı durumlarda sebebin göz hastalıklarından kaynaklanabileceğini söyledi. Nörolojik baş ağrıları; gerilim kaynaklı ve hipertansiyona bağlı baş ağrıları,  migren, çok nadiren de beyinde tümör veya diğer vasküler hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Sinüzit de baş ağrısının en önemli sebeplerinden biridir. Sinüzit özellikle çocuk yaşta göz arkasında hissedildiği için göz hastalıkları ile karıştırılabilmektedir. Bu durumda mutlaka bir uzman hekime danışılmasında fayda vardır.

Göz hastalıkları nedeniyle oluşan baş ağrısını tedavi eden, göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalına nöro-oftalmoloji denildiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Murat Ayan, “Nöro-oftalmoloji, genellikle beyin, kas, sinir gibi göz çevresinde ve santral sinir sistemindeki hastalıklara eşlik eden görme xve görme alanı bulguları ile ilgilenir. Göz (optik) sinirinden kaynaklanan hastalıklarının teşhis ve tedavisi için düzenli muayene önemlidir. Oluşan baş ağrıları bazen nörolojik ya da farklı sağlık sorunlarından ortaya çıkabileceği gibi, göz hastalıklarından da oluşabilmektedir” dedi.

Nöro-oftalmolojinin belirtileri

Nöro-oftalmolojinin belirtilerine değinen Opr. Dr. Murat Ayan, “Görme kaybı (ani veya geçici), bulanık görme, görme alanı kaybı, çift görme, göz bebeklerinin büyüklük farkı, renk görme bozukluğu, göz kapak aralığında farklılık, yüzde-gözde kasılma, nörooftalmoloji hastalıklarında en sık görülen belirtilerdir. Nöro-oftalmolojik tedavisinde iyi sonuç alınabilmesi için kişinin detaylı tetkik ve muayenelerden geçmesi önemlidir. Yapılan tetkikler görme keskinliği, renk görme muayenesi, görme alanı muayenesi, göz hareketleri ve göz ile ilgili muayenelerdir” diyerek sözlerine son verdi.

Ocak 2023

Sigaranın Gözler Üzerindeki Yıkıcı Etkileri

Söz konusu sigara olduğunda sağlığımız üzerindeki yıkıcı etkileri uzun bir liste oluşturuyor. Sigara, sarı nokta hastalığından bebeklerde şaşılığa kadar birçok göz hastalığına sebebiyet veriyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay; sigaranın gözlere verdiği zarara dikkat çekti, önemli uyarılarda bulundu.

Sigara kullanımı, geri dönüşü olmayan birçok göz hastalığına yakalama riskini önemli ölçüde artırır ve sağlık için kalıcı görme kaybına veya körlüğe neden olabilecek kadar kötü bir alışkanlıktır. Sigara dumanında, aromatik polisiklik hidrokarbonlar, katran, zifir, karbon monoksit, formaldehit ve ağır metaller da dahil olmak üzere 5.000 kadar aktif toksik bileşik bulunur. Sigara içmek doğrudan görme kaybının, kataraktın ve maküler dejenerasyonun önde gelen iki sebebiyle doğrudan bağlantılıdır.

Sigara gözlere zarar verir mi?

Sigara içmenin genel sağlık için ne kadar zararlı olduğu bilinen bir gerçek. Dünyada ölümle sonuçlanan hastalıkların meydana gelmesinde sigaranın payı oldukça büyük. Kanser, kalp, damar gibi sağlık sorunlarının birinci faili olan sigara insanın dünyaya açılan penceresi gözler için de büyük tehlike yaratıyor. Özellikle de sol göz merceği ve retina hücrelerini etkileyen sigara, ilerleyen yıllarda görme kayıplarına kadar yol açıyor. Ayrıca katarak ve sarı nokta hastalığına yakalanma riskini de büyük ölçüde arttırıyor. Eğer 50 yaş ve üzerinde hala sigara içen biriyseniz sigaraya bağlı körlük yaşama ihtimaliniz yükseliyor.

Sigara gözleri nasıl etkiliyor?

Sigara içmek veya sigara dumanına maruz kalmak, vücuda toksinlerin alınması demektir. Bu toksinler kan akışının doğal dengesini bozarak kılcal damarlarda tıkanmalara yol açıyor. Kılcal damarlarda yaşanan bu tıkanma, göz sağlığı için gerekli maddelerin kılcal damarlar yoluyla göze ulaşmasına engel oluyor. Bunun yerine zararlı maddeler göze ulaşarak göz sağlığında kalıcı hasarlar bırakıyor.

Sigara ve katarakt arasındaki bağlantı nedir?

Yapılan araştırmalar, sigara içenler ile içmeyenler karşılaştırıldığında katarakt geliştirme riski sigara içenlerde iki katına kadar çıktığını kanıtladı. Bu risk günde birden fazla paket sigara içenler için üç katına kadar çıkabilir. Yine yapılan araştırmalarda, katarakt ile içilen sigara miktarı arasında özel bir ilişki olduğu da kanıtlandı. Ne kadar çok sigara içiliyorsa, katarakt geliştirme şansı o kadar fazla olacaktır. Gözlerin doğal olarak şeffaf lensi zamanla bulanıklaştığında katarakt meydana gelir. Bu yaşa bağlı durum, bulanık görmeye, soluk renklere ve parlaklığa duyarlılığın artmasına neden olur. Uzmanlar sigaranın, mercek hücreleri oksidasyon yoluyla değiştirerek katarakta katkıda bulunduğuna inanmaktadır. Ayrıca sigara içmenin lenste kadmiyum gibi ağır metallerin birikmesine yol açtığına dair kanıtlar da vardır. 

Sigara, sarı nokta hastalığına davetiye çıkarıyor

Yaşa bağlı ortaya çıkan göz hastalıklarının başında sarı nokta hastalığı geliyor. Sarı nokta, gözün arka kısmında retinanın merkezinde bulunan ve renkli görmeyi sağlayan yapıdır. Zarar gördüğünde ise görme kayıplarına yol açar. Hastalığın en büyük belirtisi ise görmede bulanıklıktır. Bunun yanı sıra;

  • Görme kalitesinde bozulma,
  • Okuma zorluğu,
  • Cisimleri seçememe,
  • Yüzleri tanımakta zorlanma,
  • Işığa hassasiyet,
  • Işık çakmaları,
  • Gece görüşünde azalma,
  • Bakarken görülen kahverengi leke de sarı nokta hastalığının yol açtığı semptomlardandır.

Sigara kullanmak, aynı zamanda bir kişinin makula dejenerasyonu gelişme riskini de ciddi düzeyde arttırır. Yapılan araştırmalar, sigara içenlerin hiç sigara içmemiş olanlardan 2 ile 4 kat daha fazla bu göz sorununu geliştirme riski olduğunu kanıtladı. Kataraktta olduğu gibi, ne kadar çok sigara içilirse, maküler dejenerasyon geliştirme riski buna paralel olarak artacaktır. Tüm bunlarla beraber sigara içmeyen ancak sıklıkla çevresel sigara dumanına maruz kalan insanlarda da bu göz hastalığının riskinde artış olacaktır. Maküler dejenerasyon, ince ayrıntıları algılamaya izin veren retinanın merkezi kısmı olan makulanın bozulmasını içerir. Makula yıprandığında, insanlar merkezi görüşlerinde bulanıklık, çarpıtma veya sarı, kör noktalar görür. Sigara, retinaya kan akışını engelleyerek maküler dejenerasyonu destekleyebilir. Sigara tüm bunlarla beraber oksidasyonun makulada ki hücreler üzerindeki zararlı etkilerini de ciddi düzeyde arttırabilir. Pasif içici olarak dumanına maruz kalmak sarı nokta hastalığına davetiye çıkarıyor. Hal böyle olunca görme kaybına en çok neden olan sarı nokta hastalığının görülme sıklığı da giderek artıyor. Üstelik sigara sarı nokta hastalığının tedavisinde kullanılan lazerin de etkinliğini azaltıyor.

 Katarakt riskini arttırıyor

Sigara içmenin gözlere verdiği zararlar saymakla bitmiyor. Bir diğer göz hastalığı olan katarakt da sigaraya maruz kalmakla ortaya çıkıyor. Üstelik katarakta yakalanmak için pasif içici olmak bile yetiyor. Çünkü sigara antioksidan faktörlerin seviyesini azaltarak katarakta yol açıyor. Yapılan klinik araştırmalar gösteriyor ki, sigara lensin saydamlığını sağlayan süperoksit, dismutaz ve glutatyonperoksidaz gibi antioksidanları etkiliyor. Kişi ne kadar çok sigara dumanına maruz kalırsa katarakta yakalanma riski de o kadar artıyor.

Bebeklerde şaşılık ve körlüğe yol açabilir

Sigara içmek, gözlerde kuruluğa, göz kaslarının bozulmasına, göz tansiyonun yükselmesine ve göz küresinin öne çıkmasına neden olabilir. Tüm bunların yanı sıra hamilelik sırasında içilen sigara, sadece kişiye değil bebeğe de zarar veriyor. Gebelikte sigara içen annelerin bebeklerinde şaşılık görülme riski artıyor. Hatta erken doğuma neden olan sigara, bebeklerde körlüğe dahi sebep olabiliyor. Göz sağlığını korumak içinse sigarayı bırakmak ve pasif olarak da olsa dumanına maruz kalmamak gerekiyor. En önemlisi de gözlerde normalin dışında bir şeyler olduğu hissedilirse mutlaka uzman bir doktora başvurmak gerekiyor.

Sigaraya ilişkin diğer göz sağlığı sorunları nelerdir?

Ayrıca sigara kullanımı aşağıdaki göz problemlerine yol açabilir;

  • Diyabetik retinopati: Bu sorun, diyabetin sık görülen bir komplikasyonudur. Gözdeki retinanın küçük kan damarlarını etkiler. Retinadaki kan damarları parçalanabilir, sızabilir veya tıkanabilir. Bu durum da zamanla görüşü etkileyebilir. Diyabetik retinopatisi olan bazı kişilerde, retina yüzeyinde yeni kan damarları büyüdüğünde göze ciddi hasarlar gelebilir.
  • Kuru göz sendromu: Bu bozukluk, gözler yeterince gözyaşı üretmediğinde ortaya çıkar. Sigara içmek göz kuruluğuna ve tahrişe neden olduğu için bu patolojinin belirtilerini de kötüleştirebilir.
  • Optik sinir hasarı: Sigara kullanmak gözü, beyin ile birbirine bağlayan ve körlüğe yol açabilen bu sinirde ciddi sorunlara neden olabilir.
  • Göz tembelliği: Ambliyopi olarak da bilinen bu sorun, görme yollarında ve gözde herhangi bir hastalık olmadan görmenin ciddi düzeyde engellenmesi ve seyrek olarak iki gözde ortaya çıkan bir görme sorunudur. Sigara kullanımı büyük oranda göz tembelliğine sebebiyet verebilir.
  • Konjonktivit: Gözdeki beyaz kısım (sklera) ile göz kapaklarının iç kısmını kaplayan ve ince bir zar şeklinde olan tabakanın (konjonktiva) enflamasyonuna (iltihabına) konjonktivit denir. Sigara kullanımı doğrudan konjonktivit ile ilişkilidir.

Sigaradan kaynaklanan görme kaybını önlemek için neler yapılmalıdır?

Sigara ile ilişkili görme kaybından kaçınmak isteyen kişiler için hala umut vardır.  Sigarayı bırakmak, göz hastalıklarından kaçınma şansını arttırır. Örneğin, sigarayı bırakan kişilerin 1 yıl sonra makula dejenerasyonu gelişme riski %6-7 oranında azalmaktadır. 5 yıl sonra ise bu risk %5 oranına kadar düşer. Aynı durum katarakt veya diğer göz sorunları için de geçerlidir. Çok yavaş olmasına rağmen sigaranın gözlere verdiği hasarlar zamanla iyileşecektir. Tüm bunlarla beraber aşağıdaki durumlara da dikkat etmek gerekir;

  • Güneşin zararlı UV ışınlarına karşı koruyucu gözlük kullanılmalıdır.
  • Kitap okuma ve televizyon veya bilgisayar gibi gözleri zorlayan bir aktiviteden sonra gözler dinlendirilmelidir.
  • İyi bir görme keskinliğini korumaya yardımcı olan sağlıklı beslenme alışkanlıkları titiz bir şekilde takip edilmelidir.
  • Göz hijyenine her zaman dikkat edilmelidir.
  • Göz bozukluklarının olası semptomlarını tespit etmek için kan basıncı, kolesterol ve glikoz seviyeleri kontrol edilmelidir.

Sigara kullanımının verdiği hasarları saptamak ve uzmanlarımızla tedavi planı oluşturmak için hastanemize bekleriz.

Ocak 2023

Anizokori ve Göz Bebeği Hastalıkları

Aynada gözlerinize dikkatlice bakın. Bir göz bebeğiniz diğerinden belirgin şekilde daha büyük veya daha küçük mü görünüyor? Eğer öyleyse, anizokoriniz olabilir.

Anizokori eşit olmayan göz bebekleriniz olduğu anlamına gelir. Bir göz bebeği normalden daha büyük (irileşmiş) veya bir göz bebeği normalden daha küçük (daralmış) olabilir, bu da farklı boyuta sahip göz bebekleri ile sonuçlanır. Göz bebeği, gözde bulunan irisin ortasında yer alan boşluktur. Göz bebeği, ışığın retina üstüne gelmesini sağlar. Siyah olmasının nedeni ise göz bebeğindeki ışık ışınları, gözdeki dokular aracılığıyla soğurulur ya da ışın saçılmasının göz bebeği içinden geri çıkmamasıdır.

Anizokori ve Büyüklükleri Eşit Olmayan Göz Bebeklerinin Tedavisi Nasıldır?

Anizokori, iki göz bebeğinden bir tanesinin diğerinden daha büyük ya da daha küçük olmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Pupil, gözün ortasındaki yere verilen addır. Gözün içerisine gelen ışıkların ölçüsünü ayarlamak için büyür ya da küçülür. Normalde göz bebeklerinin büyüklükleri eşittir. Eşitsizlik olması durumuna ise anisocoria (anizokori) denir. Anizokori çeşitleri ise şu şekildedir:

  1. Fizyolojik Anizokori:Bu anizokori çeşitlerinden en yaygın olarak görülenidir. Kendiliğinden yani doğal olarak göz bebeklerinin birbirinden farklı boyutlarda olmasıdır. Bunun hakkında; toplumun -%30 kadar oranında görüldüğü, bazı kişilerde geçici olabilirken bazılarında kalıcı olduğu, göz bebeklerinin arasındaki fark yaklaşık 11 mm olarak bilindiği fizyolojik a. özellikleri olarak sıralanabilir.
  2. Mekanik Anizokori:Bu çeşidin meydana gelmesi için önceden mutlaka göze bir zarar gelmiş olması gerekir. Göz aldığı hasarlar sonucunda bu çeşidi ortaya çıkarabilir. Mekanik anizokoriye yol açan nedenler; gözde olan travmalar ve göz enfeksiyonları olarak bilinir. Bu durum çoğunlukla kalıcıdır. Altındaki sebepler göz yapısını zarara uğratır ve iyileştikten sonra bile hasar kalabilir.
  3. Patolojik Anizokori:Bu hastalığın meydana gelmesi için tıbbi bir sebep olması gerekebilir. Bazı tıbbi sebepler; göz sinirlerini etkilemiş olan hastalık, irise etki eden bir hastalık, göz enfeksiyonları olarak sıralanabilir. Patolojik anizokoriye neden olan nedenin tedavi altına alınması ile göz bebeğinin büyüklüğü farkı genellikle düzeltilebilir.

Anizokori Nedenleri Nelerdir?

Anizokori hastalığına neden olan pek çok neden bulunmaktadır. Bu nedenler şu şekilde sıralanabilir:

  1. Okümülatör Sinir Felci:Bu sinir üçüncü kraniyal sinirdir. Bu sinir felcine sebep olan nedenler ise beyin kanaması, migren, beyin anevrizması, kafa travması olarak bilinir. Bu felcin belirtileri çift görme, pitozis, göz etrafındaki kasların anormal olması, odaklanma problemi olarak sıralanabilir.
  2. Horner Sendromu:Bu sendrom, sempatik sinir sisteminin hasarı sonucu ortaya çıkar. Miyozis (bir göz bebeğinin daralarak anizokoriye neden olması), anhidroz (etkilenen göz çevresinde terleme kaybı) ve pitozis (göz kapağı sarkması) ile karakterize olmuş bir sendromdur. Bir diğer belirtisi ise göz bebekleri arasında olan boyut farkıdır. Horner sendromuna tipik olarak inme, tümör veya omurilik yaralanması gibi altta yatan bir tıbbi sorun neden olur. Ancak bazı durumlarda hiçbir neden bulunamaz. Horner sendromu için spesifik bir tedavi yoktur, ancak tanımlanmış bir tıbbi problemle ilişkiliyse, bu durumun tedavisi, anizokoriyi de içeren Horner semptomlarını çözümleyebilir.
  3. Tonik Pupil:Göz bebeklerinin ışıklı olduğu ortamda olması gerekenden daha büyük olması ve kasılma eyleminin fazla zaman aldığı bir durum olarak bilinir. Bu hastalığın çoğu 20-40 yaş arası kadınlarda meydana gelir. Göz bebeklerinin biri büyük biri küçük olmasına neden olduğu bilinir. Bu da anizokori nedenlerinden biridir.
  4. İlaçlar:İlaçların bazıları ortaya çıkardıkları etkiler nedeniyle göz bebekleri arasında fark ortaya çıkarabilir. Antikolinerjik, pilokarpin, sempatomimetik göz bebeğinin hasara uğramasına neden olan ilaçlardan bazılarıdır. Uzun süre ve çok kullanıldığı zaman bu tür rahatsızlıkları ortaya çıkarabilir.
  5. Diğer Nedenler:Epilepsi, kafa sarsıntısı, beyinde oluşan tümörler, glokom, göz içindeki tümörler, beyin kanaması, göz travması ve enfeksiyonları (üveit, irit…) olarak sıralanabilir.

Göz Bebeği Hastalıkları ve Belirtileri Nelerdir?

Bir göz bebeği hastalığı olan anizokori, göz bebeği arasındaki boyut farkıdır. Bu hastalığın nedenlerinin yanında ortaya çıkardığı bazı belirtiler de olabilir. Bu ortaya çıkarmış olduğu belirtiler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Her şeyi çift görme
  2. Ateş yükselmesi
  3. Mide bulantısı
  4. Sürekli kusma
  5. Göz kapaklarında düşüklük
  6. Baş ağrısı
  7. Görme kaybı
  8. Baş dönmesi hissetme
  9. Bulanık görme olarak sıralanabilir.

Ocak 2023