Klima Gözlerinizi Kurutuyorsa Dikkat Edin!

Bulunduğunuz ortamda klimaya maruz kaldığınızda gözleriniz kuruyup kızarıyorsa bunlara dikkat edin.

Yazın sıcak havalarda vücut sağlığına dikkat edilmesi kadar, göz sağlığına da dikkat edilmelidir. Yaz aylarında havanın kuruması, klima kullanımı, havuzlardaki klor gibi etkenler göz sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor.

Konjonktivit (halk dilinde kırmızı göz, göz nezlesi) yaz aylarında daha sık görülen göz sorunudur. Bunun dışında ayrıca yazın güneş ışınları daha etkili olduğu için katarakt ve sarı nokta hastalığının da meydana gelmesi kolaylaşır. Ayrıca güneş ışınları dış ortama açık her dokuda olduğu gibi göz çevresinde ve gözde deri kanserlerine sebep olabilir.  Konjonktivit, gözdeki kan damarlarının belirgin hale gelmesiyle beraber gözlerde kanlanma ve kızarıklıklar şeklinde kendini gösterebilir. Hastalık tek gözde veya her iki gözde birden oluşabilmektedir. Konjonktivitlerin, mikrobik, alerjik olmak üzere çok çeşidi vardır. Belirtileri arasında; kızarıklık, sulanma, kaşıntı, batma ve gece boyunca çapaklanma meydana getiren ve sabah gözlerin açılmasına engel olacak akıntı. Bulaşıcılığı oldukça yüksek olan bu hastalık mutlaka zamanında tedavi edilmelidir. Yoksa kronikleşebilir ve gözbebeğinde kalıcı lekelere neden olabilir.

Klima ve kaloriferli ortamlarda uzun süre bulunmak göz kuruluğuna neden olabilir. Çalışma ortamının kuru olması, kalorifer veya klima kullanımı, sigara kullanımı veya sigara içilen ortamlarda bulunulması, bilgisayar kullanırken uzun süreyle ekrana bakmak gibi faktörler de kuru göz şikayetlerini artırır. Yazın göz sağlığını korumak için havuzların hijyenine, havuzda yüzücü gözlüğü kullanmaya, doktorun önerdiği güneş gözlüğü kullanımına, kontakt lenslerin hijyenine, kontakt lenslerle deniz ya da havuza girmemeye, açık havada yapılan sporlarda göze gelebilecek darbelere ve uzun süre güneşe maruz kalmaktan kaçınmaya dikkat edilmelidir. Ayrıca alerjik göz hastalıklarına sahip olanlar güneş, tozlu ortamlar ve polenlerden uzak durmalılar. Göz enfeksiyonlarına karşı da, kirli ellerle gözlere dokunulmamalı ve eller bol bol yıkanmalıdır.

Ağustos 2023

Miyastenia Gravis Gözleri Etkiliyor

Göz kapağında düşme, çift görme, çiğneme ve yutma zorluğu miyastenia gravis hastalığının habercisi olabilir.

Tehlikeli ve ciddi kas güçsüzlüğü anlamına gelen ve sinirlerden kaslara ileti geçişini engelleyen ve nadir görülen miyastenia gravis hastalığının görülme sıklığı ülkeden ülkeye farklı olmakla birlikte ortalama 100.000 kişide 20 kadardır. Ülkemizde prevalans çalışması olmasa da görülme sıklığının Türkiye’de de benzer olduğu düşünülmektedir. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Nöroloji Derneği Nöromüsküler Hastalıklar Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. İhsan Şükrü Şengün, miyastenia gravis hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Prof. Dr. İhsan Şükrü Şengün “Tüm istemli çizgili kaslar beyinden gelen ve periferik sinirlerle kaslara taşınan elektriksel uyarılar ile taşınır. Beyinden kastaki sinir ucuna kadar gelen uyarı, sinir ucundan sinir-kas kavşağı denilen aralığa asetilkolin denen uyarıcı maddenin salgılanmasına neden olur. Bu salgılanan asetilkolin daha sonra sinir-kas kavşağındaki kas membranı üzerinde bulunan asetilkolin reseptörlerine bağlanarak bu kanalların açılmasına ve kas hücresi içine sodyum iyonlarının girişine neden olur. Kas hücresine sodyum iyonlarının girmesi de kas hücresinin kasılma için gereken elektrik potansiyelinin üretilmesine yol açar. İmmün sistemin normalden farklı çalıştığı kişilerde immün sistem bu asetilkolin reseptörlerini kapatan, değiştiren ya da yok eden antikorlar salgılar. O zaman da kasın kasılması için gerekli olan elektrik potansiyelinin üretilmesinde sorun olur” dedi.

Göz kapağında düşme ve çift görme sık yaşanıyor
Hastaların büyük bölümünde hastalığın bu iki yakınma ile başladığını ve zamanla diğer kaslara ait yakınmaların ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Şengün “Bazı hastalarda diğer kaslar etkilenmez ve sadece gözle ilgili yakınmalar kalır. Bu durumda hastalık oküler miyasteni adını alır. Hastaların bir bölümünde ise çiğneme, yutma, konuşma ve solunum gibi bulber kaslara ait fonksiyonlar etkilenir. Bu hastalarda özellikle akşam yemeğinde çiğneme güçlüğü, yutma zorluğu, yutarken gıdaların nefes borusuna kaçması yaşanabilir. Uzun süreli konuşma sırasında konuşmanın bozulması ve kelimeleri yuvarlama gibi bulgulara ek olarak, yorulmakla ortaya çıkan nefes almada güçlük yakınmaları görülür. Bu yakınmalar bir hastada tek tek olabileceği gibi hepsinin bir kombinasyonu şeklinde de karşımıza çıkabilir. O zaman da bulber miyasteniden söz ederiz. Miyastenia gravis eğer kol ve bacak kaslarını etkilerse bedensel çalışma ile ortaya çıkan genel kas güçsüzlüğü yakınması ortaya çıkar. Miyatenia gravisin bu tipi ise jeneralize miyasteni olarak adlandırılır. Miyastenia gravis bir kişide yalnız oküler, yalnız bulber ya da jeneralize miyasteni şeklinde olabilse de genellikle bu klinik görünümlerin bir kombinasyonu şeklinde karşımıza çıkar” şeklinde açıkladı.

Hastalar nöroloji hekimine başvurmalı
Prof. Dr. Şengün “Miyastenia gravis bir sinir-kas kavşağı hastalığı olduğu için göz kapağında düşüklük, çift görme, yutma ve konuşma bozukluğu, bedensel faaliyetler sırasında ortaya çıkan güçsüzlük gibi yakınmaları olan hastaların bir nöroloji hakimine başvurmaları gerekir. Miyasteni tanısı koymadaki en temel unsur hastadaki klinik yakınmalardır. Buradaki can alıcı nokta ise sözü edilen yakınmaların yorulmakla ortaya çıkması ve dinlenmekle azalması ya da geçmesidir. İşinde yoğun bilgisayar kullanan kişilerde sürekli ekrana baktıkları için göz kapağında düşme ve çift görme sık görülür. Buna karşın öğretmenler gibi ders anlatmak için sürekli konuşmak zorunda kalan kişilerde ise öğleden sonra konuşmada bozulma daha sık görülür. Bu yakınmalarda bir nöroloğa başvuran hastada miyastenia gravis hastalığından kuşkulanıldığında kesin tanı için yorma testleri yanı sıra buz testi kolayca uygulanabilecek yöntemlerdir” dedi.

Etkili tedaviler var
Prof. Dr. İhsan Şükrü Şengün miyastenia gravis hastalığının tedavisi ile ilgili olarak “Öncelikle sinir-kas kavşağına salgılanan asetikolin adı verilen kimyasalın parçalanmasını engelleyen tedavi başlanır. Asıl tedavisi ise aşırı çalışan immün sistemin baskılanmasına yönelik verilecek olan bağışıklığı baskılayıcı tedavilerdir. Ancak hastaların tümü bu tedavilere tam yanıt vermeyebilir ve bazen araya giren enfeksiyonlar hastanın gidişatını bozabilir. Bağışıklık baskılayıcı tedavilere yanıt vermeyen hastalar için artık günümüzde oldukça etkili yeni tedavilerimiz de kolayca uygulayabileceğimiz yöntemlerdir” dedi.

Bazı tedavi, takviye ve maddelerin miyastenia gravisi kötüleştireceğinin altını çizen Prof. Dr. Şengün, özellikle son yıllarda estetik ve kilo verme alanlarında kullanımı oldukça yaygınlaşan botulinum toksin (botoks) uygulamasının miyastenia gravis hastalarında ölümcül sonuçlarının olabileceğini, bunun yanı sıra kas gevşeticiler ve takviye olarak alınan magnezyum ile bazı antibiyotiklerin miyastenik kötüleşmeye neden olabildiğini, bu nedenle hastaların doktorlarına danışmadan bir tedavi almamaları gerektiğini belirtti. Miyastenia gravisin yeni tanı yöntemleri ve tedaviler sayesinde artık rahat yönetilen bir hastalık olduğunu açıklayan Prof. Dr. İhsan Şükrü Şengün “Günümüzde sosyal medya aracılığı ile hastalıklar hakkındaki farkındalığın artması birçok hastada daha erken tanı konması ve tedaviye başlanmasını sağlamaktadır. Özellikle miyastenia gravis solunum fonksiyonunu bozabildiği için eskiden oldukça korkulan bir hastalık iken artık günümüzdeki tanı yöntemleri ve yeni tedaviler sayesinde daha rahat yönetilen bir hastalık halini almıştır” dedi.

Bu uyarılara dikkat
Miyastenia gravis bazı özellikleri ile diğer hastalıklardan farklıdır diyen Prof. Dr. İhsan Şükrü Şengün, özellikle sıcağın, miyastenik yakınmaların kötüleşmesine neden olduğunu açıkladı. Bu nedenle miyastenia gravisli hastaların hamam ya da sauna gibi çok sıcak ortamlara girmesinin sakıncalı olduğunu belirten Prof. Dr. Şengün “Ek olarak özellikle kadın hastaları etkileyen bir diğer konu ise adet dönemleridir. Adet dönemlerinde de miyastenik yakınmalar kötüleşebilir. Bu durumun hastalar tarafından bilinmesi, yakınmalardaki kötüleşmenin gerçek bir klinik kötüleşme ya da miyastenik kriz olmadığının anlaşılması açısından önemlidir. Bir başka konu da her tür enfeksiyonun miyastenik yakınmaları kötüleştirdiğidir. Bu nedenle enfeksiyonlardan olabildiğince kaçınmak, mevsim dönüşlerinde yaygın görülen enfeksiyonlar için aşılanmak önemlidir” dedi.

Ağustos 2023

Gözlerdeki 7 Yaz Riskine Dikkat!

Yaz, sıcağı bir yana pek çoğumuzu mutlu eder. Ama gözlerimizi de tehdit eder. Deniz, havuz, güneş ve yaz ile birlikte artan alerjik durumlar, göz sağlığımızı olumsuz olarak etkiler.

Deniz, kum, güneş… Bu üçlü yaz demek ve tabii aynı zamanda tatil de demek. Sorunsuz bir yaz geçirmek istiyorsanız özellikle göz sağlığınıza çok dikkat etmelisiniz çünkü yaz aylarında gözlerinizi pek çok tehlike bekler. Yaz aylarında dış etkenler bazı göz hastalıklarının oluşmasına bazılarının da şiddetinin artmasına neden olurlar. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş, “Yazın güneş ışınlarından deniz, havuz ve kumsala, bahçeden yeşil alanlara dek bazı yaz riskleri de çocukları gözlüyor. Alerjik reaksiyonlar, güneşten etkilenme, göze sinek, kum ve toz kaçması, yeterince temizlenmemiş veya kimyasaldan zengin havuz suyuna maruz kalmak derken birçok yaz tehlikesi çocukların gözlerinde önemli sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle çocuklarda yazın göz sağlığı açısından bazı kurallara dikkat edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde bazı basit hatalar ileride kalıcı göz hasarına neden olabiliyor” diyor. Prof. Dr. Özgül Altıntaş, yazın çocukların gözlerini tehdit eden etkenleri ve korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yaz alerjenleri
Yazın havada daha fazla bulunan toz ve polenler alerjiyi tetikleyerek çocukların gözlerinde genellikle kanlanma, kaşıntı ve sulanmaya neden olur. Gözde alerji, bir maddeye / yiyeceğe / polene /ev akarına vb. şeye karşı vücudun bağışıklık sisteminin duyarlı olması nedeniyle gelişen aşırı tepkidir. Gözlerde kaşıntı, kanlanma, sulanma olur. Işığa karşı hassasiyet gelişir. Göz kapakları şişebilir. Alerji oluşmamasını sağlamanın en iyi yolu, alerjiye yol açan etkeni tespit ederek ondan mümkünse olabildiğince kaçınmaktır. Her alerjenden uzak kalmak mümkün değil. Dış mekanlarda havada uçan polen ve tozdan korunabilmek için geniş siperlikli şapka, güneş gözlüğü kullanılmalı. Soğuk kompres uygulayarak çocuk rahatlatılabilir ve oluşan ödemi ve kaşıntı ihtiyacını azaltabilirsiniz. Alerjinin şiddetine göre tedavinin şekli ve süresi göz hekimi tarafından belirlenir. Aksi halde çocuğun hayat konforu düşer. Gözlerini ovalama ve kaşıma gözlerde daha da artan kaşıntı ihtiyacına neden olur. Artan el-göz teması göz enfeksiyonlarının oluşumunda ve çoğalmasında önemli bir sebeptir. Bu sebeple gözlerimizi ovalamaktan kaçınmalıyız ve sık sık elimizi yıkamalıyız.

Göze ‘bir şey’ kaçması!
Dış mekanlarda daha fazla zaman geçirilen yaz aylarında çocukların gözüne kum, toz, sinek veya ot gibi yabancı cisimler girebilir. Bazen kendi kirpikleri de gözlerine kaçabilir. Bu durumlarda da çocukların gözlerinde kanlanma, sulanma, ışığa hassasiyet ve artan ovuşturma ihtiyacı olur. Plaj ve kırsal alanlarda bu risk artmaktadır. Gözlerine yabancı cisim kaçtığında yabancı cismi görebiliyorsak bir gözyaşı damlası damlatarak gözlerini yıkayabiliriz ve cismi sıvı ile yüzdürerek dışarı çıkmasını sağlayabiliriz. Bu durumda evde kalan eski damlalar kullanılmamalıdır. Ama göremiyorsak ve çocuğun şikayetleri devam ediyorsa yabancı cisim kapakların iç kısmına kaçmış veya göz yüzeyine saplanmış olabilir. Mutlaka bir göz doktoruna görünmemiz şart. Zira göz kapağı hareket ettikçe yabancı cisim saydam tabakayı (korneamızı) çizerek enfeksiyon kapmasına neden olabilir ve kalıcı hasara yol açabilir. Göz hekimi yabancı cismi gerekirse mikroskop altında çıkarmalı ve gerekli tedaviyi düzenlemelidir. Göze kaçan bir cisim değil bir kimyasal madde ise yapılacak en doğru şey varsa gözyaşı yoksa temiz bir su ile gözü yıkamak ve en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmaktır.

Güneş ışınları
Uzun süre ultraviyole ışığa maruz kalmak çocuklarda ileride katarakt ve retina hastalıkları ile sonuçlanabilir. Bu nedenle güneşin yeryüzüne dik olarak ulaştığı saatlerde, özellikle 10:00 ile 16:00 arasında olabildiğince ışınlarından uzak kalınmalıdır. İlk bebeklik döneminde ağaç gölgelerinde geniş siperlikli şapka kullanımı ve pusetlerin tentesinin sağladığı koruma yeterli olacaktır. Çocuğunuzun güneşe gerek çıplak gözle, gerekse güneş gözlüğüyle doğrudan bakması da göz sağlığı açısından çok büyük risk. Bu nedenle böyle bir davranışta bulunduğunda nedenini açıklayarak bunun doğru bir hareket olmadığını anlamasını sağlayın.

Albenili ama kalitesiz güneş gözlüğü
Çocukların renkleri ya da çizgi film kahramanlarıyla süslü olması nedeniyle cazibesine kapılarak takmak istedikleri güneş gözlükleri eğer UV korumasına sahip değilse çok ciddi, kalıcı göz hasarına yol açabiliyor. 2 yaştan itibaren UV koruması yüzde 100 olan Solar sınıfı 2 ve 3 düzeyinde olan gözlükler kullanılmaya başlanabilir. Sertifikasını mutlaka görün. Güneş gözlüğünün çerçevesi esnek materyalden, camı kolay kırılmayan polikarbonat materyalden ve çatlamayan özellikte olan camlardan olmalı. Kolay kırılmayan materyalden olsa kesinlikle kırılmayacağı anlamına gelmez. Hareketli ortamlarda, diğer çocuklarla kalabalıkta oynadığı zamanlarda çıkartılması uygun olacaktır. Büyümekte olan çocuğun yüz şekline de uygun olmalı, hafif olmalı, buruna baskı yapmamalı, sapı uzun olup kulağını da rahatsız etmemelidir.

Deniz ve havuza gözlüksüz girmek
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özgül Altıntaş “Havuz kloru ve deniz tuzu gözlerde kızarıklık ya da tahrişler yapabiliyor. Bu nedenle denize ve havuza girerken çocukların yüzücü gözlükleri takması göz sağlığı açısından önemli. Yine de göze su kaçıyor ya da çocuğunuza yüzücü gözlüğü taktırmak mümkün olmuyorsa sudan çıkınca yüzünü ve gözlerini temiz su ile yıkamak gerekir” diyor.

Spor /oyun esnasında göze darbe
Yaz aylarında büyük çocuklarda açık havada yapılan spor çeşitleri de oldukça fazla. Bu sporlar sırasında gözlerine top, dirsek, el-tırnak çarpması gerçekleşebildiğinden her zaman dikkatli olmak gerekir. Bu şekildeki doğrudan travmalar gözün ciddi şekilde yaralanmasına, kornea çizilmelerine, retina yırtıklarına, göz içi kanamalarına ve ödemine neden olabilir. Önemsenmeyen bir darbe, o an fark edilmese de ilerleyen zamanda körlüğe yol açabilir. Yapılan spora göre önlemler alınmalıdır. Yüzücüler konjonktivitten korunmak için yüzücü gözlüğü kullanmalı ve havuzdan çıkınca gözlerini yıkamalıdır. Teniste ise hem UV koruyuculuğu olan hem de darbelere dayanıklı gözlük kullanılmalıdır. Yakın temas halinde yapılan sporlarda koruyucu darbelere dayanıklı bir spor gözlüğü takmak bu riskleri azaltmak açısından faydalıdır. Yalnız bu gözlükler kesinlikle kırılmaz değildir. Çok yakın sporlarda kullanılmaması daha uygun olacaktır.

 Klima
Yazın güneşli veya klimalı ortamlarda gözyaşı normalden fazla buharlaşarak gözde kuruma, batma ve yanmaya hatta göz yüzeyinin zarar görmesine yol açabildiğinden en basit önlem; gözlerimizi daha sık kırparak daha sık nemlendirmek. Klimalı ortamda havayı nemlendirici cihaz da kullanabilirsiniz. Bunlara rağmen sorun devam ederse göz hekimine danışarak suni gözyaşı damlası kullanabilirsiniz ancak yeterli gelmezse daha yoğun bir tedavi gerekebilir.

Temmuz 2023

Daima Genç Göz Çevresi

Göz çevresi çok çabuk yıpranmaya müsait olduğundan kadınların korkulu rüyasıdır. Yüzün en dikkat çekici bölgesi olduğu için de hiç kimse göz altı morlukları, torbaları ve şişmiş göz kapaklarıyla gezmek istemez.

Sadece aynaya bakarak da anlayabileceğiniz gibi, gözlerinizin etrafındaki deri yüzünüzün geri kalanındaki deriden daha ince ve kırılgandır. Kırılganlığı nedeniyle bu cilt kuruluğa karşı daha hassastır ve yaşlanma belirtilerini çok kolay bir şekilde belli eder. Gözleri kısmak gibi basit yüz hareketleri ince çizgilerin ve kırışıklıkların oluşmasına neden olabilir. Ayrıca sıvılar bu yumuşak dokuda kolayca toplanır ve bu da şişkinlik ve koyu halkalara neden olur. Temel olarak, gözlerinizin etrafındaki cilt yumuşaktır ve temiz ve parlak görünmesini sağlamak için biraz ekstra sevgiye ve bakıma ihtiyacı vardır.
Yaygın göz sorunları nelerdir?

Şişkinlik
Göz şişkinliği, göz kapaklarında veya gözlerin altında sıvı birikmesinden kaynaklanır. Şişliği azaltmaya yardımcı olduğu gösterilen bir bileşen kafeindir. Göz kremlerinde veya serumlarda kafein olması, istenmeyen göz torbalarının azaltmanıza yardımcı olabilir. Evde deneyebileceğiniz hızlı ve geçici bir numara da soğuk kaşık yöntemidir. Bir kaşığı soğuyana kadar dondurucuya koyun, ardından göz kapaklarınızın üzerine ve/veya gözlerinizin altına koyun. Soğuk kaşık, ekstra sıvı içeren damarları küçülterek şişkinliğin azalmasına neden olur. Bu yöntem uykusuz kaldığınız gecenin sabahında uygulanabilir. Yaşlanmaya bağlı göz kırışıklıklarına hiçbir etkisi yoktur.
Koyu halkalar
Koyu halkalar son derece yaygındır ve yaşlanma, güneş hasarı, uyku eksikliği, genler vb. gibi birçok şeyden kaynaklanır. Birçok insan, onları daha yaşlı veya yorgun gösterdiği için koyu halkalarını en aza indirmeye, gidermeye veya gizlemeye çalışır. Koyu halkaların görünümünü azaltmaya yardımcı olabilecek maddeler C vitamini, niasinamid ve hidrokinondur. Doğal ve geçici yöntem ise yeşil çay poşetlerini gözlerinizin altına yerleştirmek olacaktır. İki yeşil çay poşetini demleyin, soğumaya bırakın ve ardından fazla sıvıyı sıkın. Torbaları 15 dakika boyunca gözünüzün altına yerleştirin ve koyu halkalarınızın o kadar da koyu olmadığını fark edebilirsiniz! Yeşil çay poşetlerinin kafein ve serinliği, koyu halkalara neden olan damarları küçültmek için çalışır ve şişkinliğe de yardımcı olur!
İnce çizgiler ve kırışıklıklar
Yüzünüzde ilk beliren ince çizgiler ve kırışıklıklar muhtemelen göz çevrenizde olacaktır. O kısımda yer alan kırışıklıklar o kadar narindir ki gülümsemeyle birlikte hemen ortaya çıkar. Ayrıca yaşlandıkça cildiniz daha az kolajen üretir ve bu da cildinizin sıkılığını ve elastikiyetini kaybetmeye başlar. Cildiniz daha az kolajen ürettiğinde, ince çizgilerin ve kırışıklıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Görünümlerini azaltmaya yardımcı olacak birkaç bileşen C vitamini, peptitler, seramidler, hyalüronik asit ve retinoldür. Botoks ayrıca cildi strese sokan ve ince çizgiler oluşturan kas kasılmalarının gücünü azalttığı için kırışıklık görünümünün azalmasına ve ince çizgi ve kırışıklık oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
Botoks
Gözle ilgili asıl endişeniz ince çizgiler ve kırışıklıklarsa ve cilt bakım ürünlerinin geçici düzeltmelerine güvenmekten bıktıysanız, botoks kırışıklık önleyici enjeksiyonları düşünün. Bu enjeksiyonlar kasları gevşetmek için kullanılır, bu da hem ince çizgilerin oluşmasını önlemeye hem de halihazırda sahip olduğunuz çizgilerin görünümünü iyileştirmeye yardımcı olur. Bu ofis içi tedavi 15 dakikadan az sürer ve sonuçlar iki ila yedi gün içinde fark edilir hale gelir.
Dolgu maddeleri
Yine göz çevresindeki ince çizgiler ve kırışıklıklar için daha uzun süreli bir çözüm arıyorsanız, aradığınız cevap dolgu maddeleri olabilir. Dolgu maddeleri, yerleştirildikleri yere hacim kazandıran maddeler içerir. Yaşlandıkça hacmimizi kaybederiz, işte o zaman cildimizin eskisi kadar dolgun olmadığını fark etmeye başlarız ve ince çizgiler ve kırışıklıklar oluşmaya başlar. Ortak bir tedavi alanı göz altıdır ve kaybolan hacmi yenilemek için dolgu maddeleri kullanılır. (Göz altlarınız şişmeye meyilliyse, daha fazla şişebileceğinden göz altı dolgusunun sizin için önerilmediğini lütfen unutmayın.)
CO2 soğuk peeling
Gözlerinizin altındaki alanı sıkılaştırmaya yardımcı olan bir diğer tedavi seçeneği de CO2 Lazer tedavisidir. CO2 cihazı cildinizi gençleştirmek, ince çizgileri azaltmak ve gözlerinizin daha genç görünmesini sağlayacak güneş hasarını hedeflemek için kullanılır. Ayrıca cilt dokusunu iyileştirir ve cilt tonunu dengeler. Lazerler cilt dokusunun sadece yüzeysel tabakasını hedefler ve hasarlı kısmı onarır, herhangi bir kesi olmadan daha genç ve sağlıklı görünen bir cilt ortaya çıkar.

Temmuz 2023

Tüm Hastalar Görmeye Başladı

İsveçli bilim insanları görme kaybına neden olan “kornea sivrileşmesi” rahatsızlığına alternatif bir tedavi bulduklarını açıkladı.

Kornea sivrileşmesi için deneysel tedavi! İsveçli bilim insanları, görme kaybına yol açan kornea sivrileşmesi hastalığının tedavisi için devrim niteliğinde bir yöntem geliştirdiklerini açıkladı. Normalde kornea implantı ile çare aranan hastalık, hayvanlardan elde edilen bir protein sayesinde tedavi edilebilecek. Araştırma ekibi kornea sivrileşmesini yani tıbbi adıyla Keratokonusu domuz derisinden üretilen maddeyle tedavi ettiklerini açıkladılar. Yeni sistemle domuz derisinden alınan kolajen, özel bir jel haline getiriliyor. Bu jel kullanılarak 3 boyutlu yazıcılarla üretilen implant, hastaların gözüne yerleştiriliyor. Bu sayede incelen korneanın yırtılması önleniyor. Bilim insanları geliştirilen özel maddenin bağışıklık sistemini tetiklemediğini vurguluyor.

Tüm Hastalar Yeniden Görmeye Başladı
Araştırmacılar “Normal tedavide bağışçıdan alınan kornea kullanılıyor ancak her zaman vücudun reddetme riski vardı. Artık gıda endüstrisinin normalde çöpe attığı bir maddeyi kullanarak tedaviyi mümkün kılıyoruz. Böylelikle tedavi sayesinde tüm hastalar yeniden görebiliyorlar” diye konuştu. Uygulama yapılırken implantı kullanan tüm hastaların yeniden görmeye seviyeleri ve iyileşmeleri aynı hızda olamayabiliyor. Tedavi bazı hastalarda daha başarılı ve hızlı sonuç verirken bazılarının tedavisi daha yavaş ilerleyebiliyor. Ancak tedavi gören tüm hastalar zaman içinde eskisinden çok daha iyi görmeye başlıyor. Sık görülen kornea incelmesi, genelde ergenlik yaşlarında başlıyor. Gözün saydam tabakası olan korneanın sivrileşmesiyle oluşan hastalık görme kaybına yol açabiliyor. İsveç’te geliştirilen tedavinin 3-4 yıl içinde tüm dünyada geniş çapta uygulanmaya başlanması bekleniyor.

Temmuz 2023

Kuru Göze Çare: Işık Maskesi

Kuru göz hastalıkları artık kısa süreli yoğunlaştırılmış ışık atışları uygulanıp sonrasında 10-15 dakida süren ışık maskereri ile tedavi edilebiliyor.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pek çok insanı etkileyen kuru göz hastalıklarının tedavisinde, suni gözyaşı gibi klasik yöntemlerin dışında yeni bir yöntem devreye girdi. Göz Hastalıkları uzmanı Op. Dr. Umut Altuner, bu yeni yöntem IPL (intens pulse light) tedavisi ile ışığın ısı ve antioksidan etkisinden yararlanıldığını belirtti. 15 dakika boyunca göze Işık Maskesi yapıldığını ve gözün kendi gözyaşı üretim sisteminin daha düzgün çalışmasının sağlandığını bildiren Altuner şunları söyledi: “Bazı göz, kapak ve immünolojik hastalıklar, gözyaşının yapısını bozarak, kuru göz hastalığının oluşmasına sebep oluyor. Ayrıca kapalı ofis ortamları ve ekrana uzun süre bakmak, gözyaşının buharlaşmasını artırarak, gözyaşının bozulmasına katkı yapıyor. Kurugöz hastalığı gözde yanma, batma, ışık hassasiyeti, yorgunluk hissi, ekranlı araç kullanımında konforsuzluk gibi rahatsız edici birçok şikâyet ile kendisini gösterebiliyor.”

Gözyaşı Üretimi Düzeliyor
Hastalığın şiddeti ve sebebine göre tedavi seçeneklerinin değişebildiğini söyleyen Op. Dr. Altuner yeni tedavi hakkında “IPL ve maske tedavisi ise kronik blefarit hastalarında ve bunun sebep olduğu kurugöz hastalarının tedavisinde kullanılan yeni bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor. Bu tedavide ışığın ısı etkisi ve antioksidan etkisinden faydalanılıyor. Isı etkisi ile yağ bezlerinin kanalları açılıp, akışkanlığı artırılırken gözyaşının en önemli tabakası olan yağlı tabaka tekrar oluşturulmuş oluyor. Böylelikle gözün kendi Gözyaşı Üretim sisteminin daha düzgün çalışması sağlanıyor. Göz çevresine ve kapaklara, ardışık 5 noktaya kısa süreli yoğunlaştırılmış ışık atışları uygulanıyor. Bu sırada göz özel gözlükler ile korunuyor. Sonrasında 10-15 dakika süren ışık maskeleri ile tedaviye devam ediliyor” dedi.

Temmuz 2023

Sinüzitin Kör Yapabilir

Sinüs boşluklarının çevresinde, göz ve beyin yer alıyor. Dolayısıyla sinüs  enfeksiyonu çevreye yayıldığında yüz kemiklerinde osteit denilen iltihaplanmalara, göze yayıldığında körlüğe kadar giden durumlar olabiliyor.

Burun çevresindeki kemiklerin içinde yer alan kemik boşluklarına sinüs adı verilir. Bu boşlukların iltihaplanmasına da sinüzit adı verilir. Burunun hemen yan taraflarındaki üst çene kemiğinin içinde bulunan ve sinüslerin en büyüğü olan sinüs maksiller sinüstür. Sinüslerin burun içine açılan bu küçük deliklerinin, herhangi bir sebep sonucu tıkanması ile sinüslerde enfeksiyon ve buna bağlı hastalık bulguları ortaya çıkar. Bu tıkanmanın nedeni; basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun uzaması olabileceği gibi burun alerjileri, burun içindeki kemik veya kıkırdak eğrilikleri, hatta burun içindeki et büyümeleri olabilir. Sinüsler, her kişide farklı boyutlarda olduklarından sesin tipinin oluşmasında görevleri olduğu gibi içleri hava ile dolu olduğundan kafanın ağırlığının da azaltılmasında da görevlidirler. Asıl önemli görevleri ise solunan havanın ısıtılıp nemlendirilmesi ve her gün belli oranda salgı yaparak havanın içindeki partikül ve zararlı organizmaların temizlenerek dışarı atılmasıdır.
Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Özcan Acuner, sinüzit konusunda uyarılarda bulunarak özellikle soğukta kalınmaması, saçların ıslak kalmamasının başlıca korunma yollarından biri olduğunu belirtti. Sinüzitin ilk ve en sık komplikasyonunun, iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklardan olduğuna dikkat çeken Dr. Acuner, alınacak tedbirlerle hastalıktan korunmanın mümkün olabileceğini belirtti.
Sinüzit Belirtileri
Sinüzit belirtileri hakkında uyarılarda bulunan Dr. Acuner, sözlerine şöyle devam etti: “Sinüzit genel olarak akut ve kronik (müzmin) olarak ikiye ayrılır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit anlamına gelir. Uygun tedavi edildiğinde tamamen iyileşir. Ancak kronik sinüzit sinüslerde sürekli bir iltihap anlamına gelir ve tedavisi zordur. Akut ve kronik sinüzitin belirtileri birbirinden farklıdır. Akut sinüzitte hastayı en çok rahatsız eden şikayetlerden biri ağrıdır. Bu hangi sinüsün iltihaplandığına göre baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresinde ağrı şeklinde olur. Genellikle öne doğru eğilmekle ağrı artar. Yüzde, sinüse uyan bölgeye basmak veya vurmakla bu ağrı artar. Sinüzitin en yaygın belirtileri:

  • Burun tıkanıklığı,
  • Burun akıntısı,
  • Koku duyusunda azalma,
  • Geniz akıntısı,
  • Ateş,
  • Çene ve dişlerde ağrı,
  • Ağız kokusu,
  • Burun kanaması,
  • Yüzde şişme
  • Göz altlarında morarma

Yüzde şişlik ve göz altlarında morarma daha çok çocuklarda görülen bir bulgudur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen ataklar halinde oluşabilen akut dönemler yaşayabilirler.
Körlüğe Kadar Gidebilen Tehlike
İltihabın göz çukuru içine yayılmasının körlüğe neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Acuner, “Sinüzitin ilk ve en sık komplikasyonu, iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklarıdır. Böyle bir durumda ağrı göz içinde hissedilir. Gözde dışa doğru şişme ve göz etrafında morarma bulguları olabilir. Daha nadir komplikasyonlar; iltihabın beyin zarına veya beyin içine yayılarak abse oluşması, iltihabın sinüs içinde abseleşmesi ve kemik iltihabı sayılabilir. Bu tür durumlar oluştuğunda tedavi daha ciddi yapılmalıdır ve ilaç tedavisiyle birlikte ameliyat gerektirir. Hastaların sinüzit olmamak veya olunursa kolay tedavi edilebilmek için dikkat edebilecekleri birkaç şey vardır. Bunun için soğukta kalmamak, saçların ıslak kalmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanında dahi kalınmaması, alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer irritan maddelerden uzak kalınması gibi önlemler alınabilir. Üst solunum yollarının nezle veya grip gibi virütik enfeksiyonların da uzun sürmesi durumunda daha ciddi tedavilere baş vurmakta hastalığın uzayıp bir sinüs enfeksiyonuna dönmesini engelleyebilir” dedi.

Haziran 2023

Kortizonlu Damlalar Katarakta Zemin Hazırlayabilir

Özellikle yaşla birlikte ortaya çıktığı düşünülen kataraktın oluşumuna zemin hazırlayan nedenlerden biri de kortizon içerikli damlaların kontrolsüz kullanımı.

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, özellikle romatizmal hastalığı olan veya alerji nedeniyle sistemik kortizon kullanan kişilerin katarakta dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, bu hastalarda erken yaşlarda kataraktın gelişebileceği riskine karşı uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, “Normalde şeffaf olan doğal göz merceğinin şeffaflığını yitirerek opak-beyazımsı bir görünüm almasına katarakt denir. Lens bulanıklaşıp opaklaştığında, retinaya ulaşan görüntü bulanıklaşır ve görme etkilenir. Katarakt tedavi edilebilir görme kaybının en önemli sebeplerinden biridir. Katarakta bağlı şikayetler yavaş gelişir ve ağrısızdır. Sıklıkla ilk olarak rutin göz muayenesi sırasında teşhis edilir. Kataraktın en sık bulguları ağrısız bulanık görme, ışıktan rahatsızlık ve renklerin soluk ya da sarı görülmesidir. Yaşa bağlı kataraktların çoğunda hastalığın ilerlemesi yıllar sürebilir. Kişilerde kataraktın nasıl bir hızla ilerleyeceğini önceden kestirmek mümkün değildir” açıklamasında bulundu.
Hastaların Yüzde 90’ı 60 Yaşın Üzerinde
Hastalığın genç ve şeker hastalarında hızlı ilerleyebileceğine dikkati çeken Doç. Dr.Esra Ayhan Tuzcu, normal şartlarda hastalığın yavaş ilerlediğini söyledi. Keskin görmede azalma, renkleri daha cansız görme gibi sorunlar yaşayan katarakt hastalarının, dünyayı soluk ve bulanık gördüğünü aktardı. Doç. Dr. Tuzcu, bilgilendirmelerine şu ifadelerle devam etti: “Gençlerde ve şeker hastalarında kataraktın ilerleme süreci kısa sürebilir. Şeker hastalığında kataraktın ilerlemesi kan şekeri ile bağlantılıdır. Kan şekeri düzensiz hastalarda daha hızlı katarakt gelişimi olmaktadır. Gençlerde kataraktın en sık nedeni göze alınan travmalardır. Travma sonrası katarakt genelde hızlı bir şekilde ilerler. Katarakt genellikle bir yaşlılık hastalığıdır. Hastaların yüzde 90’ı 60 yaşın üzerindedir.  Ancak katarakt her yaş grubunda görülebilir. Örneğin yeni doğan bebeklerde doğuştan katarakt adı verilen bir katarakt türü görülebildiği gibi çocuklarda, gençlerde ve orta yaşlılarda da katarakta rastlanabilir. 50 yaşın altındaki kişilerde görülen kataraktlarda altta yatan bir sebep aranmalıdır. Bu tür kataraktlar kalıtsal olabileceği gibi şeker hastalığı gibi metabolik bozukluklar, travma, geçirilmiş göz ameliyatı ya da göz içi enjeksiyonu, radyasyona maruz kalma, korumasız olarak uzun süre güneş ışığı altında bulunma veya kortizon ve benzeri ilaç kullanımı ile ilişkili olabilir.”
İlaçla Tedavi Yok, Çözüm Cerrahi Yöntemler
Kataraktı iyileştiren veya önleyen hiçbir ilaç veya diyet yoktur. D vitamini kullanımını kataraktı engellememektedir. Ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu olması açısından güneş gözlüğü kullanmak kataraktın gelişimini yavaşlatabilir. Katarakt tedavisinin tek yöntemi cerrahi müdahaledir. Kornea, retina ya da optik sinir problemi olmayan hastalarda yüzde 95’in üzerinde katarakt cerrahisi ile görme artışı sağlanır. Katarakt belirtileri hastayı rahatsız etmediği durumlarda ve görme düzeyleri makul seviyelerdeyken müdahale gerekmeyebilir veya bir süre beklenebilir. Katarakt cerrahisi günübirlik cerrahi girişimi olup hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu olabilmekte ve kısa sürede günlük aktivitelerine dönebilmektedirler. Hastalar ameliyattan sonra azalan dozlarda 1 ay boyunca damlalar kullanır. Ameliyat sonrasında 1 hafta boyunca göze su değdirmemeli, ameliyatlı göze bastırarak ovalamamalı ve o gözün üstüne yatılmamalı. Ameliyat sonrasında 1 ay boyunca havuz ve denize girilmemeli. Hastaya rutinde kullandığımız monofokal denen tek odaklı mercek kullandığımızda ameliyattan sonra yakın görme için gözlüğe ihtiyaç duyar.

Haziran 2023

Spor Yaparken Takılan Koruyucu Gözlükler

Koruyucu gözlükler spor yapan kişilerin gözlerini korumak ve performanslarını artırmak için tasarlanmış özel bir gözlük türüdür. Göz koruma, kontrast artırma, parlama önleme, rahatlık ve net görüş sağlama gibi faydaları vardır.

Yakın zaman öncesine kadar koruyucu gözlükler sadece sporcular tarafından kullanılıyordu. Bugün ise sporcu gözlükleri ister profesyonel ister amatör sporcular tarafından olsun, turnuvalarda, elinde top, veya raket tutan hemen hemen herkeste görülebilir. Ülkemizde her yıl pek çok göz yaralanması izleniyor. Bu yaralanmaların bir bölümü spor kazalarında meydana geliyor. Spor kazaları top çarpması şeklinde gerçekleşebildiği gibi; yakın temas içeren futbol, basketbol gibi sporlarda göze parmak, dirsek çarpması şeklinde de gerçekleşebiliyor. Yüzme sırasında bile çarpışmalara bağlı göz yaralanmaları meydana gelebiliyor.
Spor yaparken kullanılan koruyucu gözlükler sayesinde, gözlerinizi dış etkenlerden koruyarak ve performansınızı da artırabilirsiniz. Korucu gözlüklerin faydaları arasında göz koruma, kontrast arttırma, parlama önleme, rahatlık ve net görüş sağlama yer almaktadır. Spor gözlükleri, gözlerinizi güneş ışınlarından, rüzgardan, tozdan ve diğer zararlı maddelerden korur. Aynı zamanda kontrastı artırarak daha net ve keskin bir görüntü sunar. Bu, sporcuların hedeflerini daha iyi görmelerine ve daha doğru bir şekilde hareket etmelerine yardımcı olur. Spor gözlükleri, parlama önleyici kaplamalarla donatılmıştır. Bu durum ise sporcuların parlak güneş ışığı altında hareket ederken bile mümkün olduğunca net bir görüşe sahip olmasını sağlar. Hafif ve esnek malzemelerden yapılmış spor gözlükleri sporcuların uzun süre kullanmalarına olanak tanır. Sporcuların performansını artırmak için tasarlandıklarından yüksek konfor ve daha net görüş imkanı sunarlar.
Özellikle açık hava sporları yaparken güneşin zararlı UV ışınlarına maruz kalmamak için spor gözlükleri yaygın kullanıma sahiptir. Ayrıca bazı sporlar için özel tasarlanmış gözlükler de bulunur. Örneğin yüzme, dalış ve kayak gibi sporlar için su geçirmez ve buharlanmayı önleyen gözlükler tercih edilirken, bisiklet, koşu ve tenis gibi sporlar için ise hafif ve esnek çerçeveli gözlükler tercih edilir.
Basketbol, bisiklet, ralli, golf, motor sporları, koşma, tenis ve kış sporlarında gözlük kullanımı öneriliyor. Spor yaparken kullanılan gözlükler, çeşitli amaçlarla kullanılıyor:

  • Açık hava sporlarında güneşten korunma ve konfor
  • Topu daha net görebilme
  • Göz yaralanmalarından korunma

Koruyucu spor gözlüklerinde, gözlük camı olarak “polikarbonat cam” kullanılıyor. Polikarbonat cam çarpmaya dirençli bir malzemedir, ayrıca çizilmeye karşı kaplama ve ultraviyole filtresi içeriyor. Çerçeve stili spor tipine göre değişiklik gösteriyor ama çerçeve malzemesi olarak normalden daha dayanıklı malzemeler seçiliyor.

Haziran 2023

Şiş Gözlerle Uyanıyorsanız Dikkat!

Uyku anında vücutta en fazla göz kapaklarında ödem birikimi oluşabilir. Uyandığımızda ise gözlerimizde şişlik hissedebiliriz. Günün ilerleyen saatlerinde azalan bu şişlik gibi şikayetler gizli kalp hastalığının belirtisi olabilir

Gözlerimizdeki çoğu belirti vücudumuzdaki diğer hastalıklar hakkında bizlere işaretler vermektedir. Diyabet, hipertansiyon, kalp rahatsızlıkları gibi hastalıkların teşhisinde geç kalınması hastalığın ilerlemesine neden olduğundan dolayı zamanın müdahale edilmese gözlerimizde kalıcı tahribatlar oluşturabilir. Bu durum görmenin azalmasına ve hatta kalıcı görme kayıpları ile sonuçlanabilmektedir. Diyabetten hipertansiyona, damar değişikliklerinden pıhtı atımına kadar birçok hastalığın önüne geçmek için erken teşhisin önemini unutmamamız gerekiyor.

 Gizli Kalp Hastalığının Habercisi Olabilir
Gözlerdeki sabah şişkinliğini kalp hastalığın bir belirtisi olabilir. Uyku anımızda başımız kalp hizasına gelmektedir. Uyku anında vücutta en fazla göz kapaklarında ödem birikimi oluşabilir. Uyandığımızda ise gözlerimizde şişlik hissedebiliriz. Günün ilerleyen saatlerinde azalan bu şişlik gibi şikayetler gizli kalp hastalığının uyarıları olabilir.

 Diyabet Göz Muayenesi Sırasında Teşhis Edilebilir
Gözlerde önemli ve kalıcı hasara neden olabilen diyabet göz dibi muayenesi ile erken teşhis edilebiliyor. Diyabet ve hipertansiyona bağlı olarak meydana gelen küçük damar tıkanıkları, çift görme gibi şikayetlere de neden olabiliyor. Kalp hastalıklarının en temel nedeni damar sertliği gelişimidir. Bu damar sertliği vücudumuzdaki bütün damarlarda gerçekleşebilir. Göz damarlarında gelişen sertlik veya göz damarlarında pıhtı oluşumu geçici görme bozukluklarına neden olabilmektedir. Kalp ritminde bozukluklar da göz damarlarına pıhtı atılması gibi sonuçlar doğurabilmektedir. Geçici görme kaybı yaşayan kişilerin kalp ve damar hastalıkları ile kalp ritim bozukluğu riski sebebiyle kontrolden geçmeleri önerilmektedir. Özellikle doğuştan gelen kolesterol yüksekliklerinde gözde iris etrafında beyazımsı halka oluşumu görülebilir. Bu gruptaki kişilerin kalp krizi riski açısından kolesterol düzeylerini takip ettirerek kalp sağlığı açısından uzman doktor takibinde olması önem taşır.

Haziran 2023