Gloryfy

GLORYFY

Güvenlik ve Konfor Bir Arada

“Kırılmayan gözlükler üretmenin sektörün önemli bir açığını kapadığını düşünüyorum. Şimdi tek yapmamız gereken, hızla büyüyen markamızı uluslararası alanda çok daha iyi bir konuma getirmektir.”

Avusturyalı gözlük markası Gloryfy, son on yılda fonksiyonel spor gözlük segmentinde yeni olmasına rağmen önemli oyunculardan biri haline geldi. Gloryfy, Unbreakable (Kırılmayan) marka sloganına sadık kalarak tasarladığı ve ürettiği gözlük koleksiyonlarıyla farklı spor dallarındaki sporcular ve spor tutkunları arasında sağlam bir takipçi kitlesi kazandı. Gloryfy sadece sportif performans gözlükleri konusunda uzmanlaşmakla kalmayıp, aynı zamanda etkileyiciliği ile dikkat çeken Lifestyle ve Optics koleksiyonuna da sahiptir. Güneş gözlükleriyle yoluna başlayan Gloryfy optik modellere de ağırlık vermeye başladı.  İşlevsellik, dayanıklılık ve konfor kavramlarından ödün vermeden yüksek kalitede gözlükler oluşturmaya odaklanmış olan Gloryfy’ın Kurucusu Christoph Egger ile markası, inovatif çalışmaları ve koleksiyonlarıyla ilgili detayların konuşulduğu röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Chirstoph… Spor segmentinde epey bir süredir dikkat çeken markalardan biri konumundasınız. İlk gözlüklerinizi ne zaman beğenilere sundunuz?
Gloryfy olarak bulunduğumuz noktada Avusturya’nın kökleri sağlam ve spor üzerine odaklanmış yaşam stili markalarından biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle Almanya ve İsviçre başta olmak üzere hızlı bir büyüme gösteriyoruz. İlk gözlük koleksiyonumuzu da 2011 yılında beğenilere sunmuştuk.

Gözlük endüstrisinin bir parçası olmak hakkında neler söylemek istersiniz
Optik sektörü gerçekten de rekabetin yoğun olduğu bir pazara sahip ve büyük işletmelerin kurallarına göre yönetilen bir ortamı var. Bu durumun endüstride içerisindeki inovasyon gerçekleştirmeye yönelik tutkuyu ve azmi azalttığına inanıyorum. Ayrıca yine bu durumun yeni markaların tutunmasını ve kök salmasını zorlaştırdığını düşünüyorum.

Buna rağmen gözlük alanında oldukça yeni bir marka olarak giderek güçleniyorsunuz…
Evet, optik sektörüne sağlam bir giriş yapabilmemiz Unbreakable teknolojimiz sayesinde oldu. Kırılmayan gözlükler üretmenin sektörün önemli bir açığını kapadığını düşünüyorum. Şimdi tek yapmamız gereken, hızla büyüyen markamızı uluslararası alanda çok daha iyi bir konuma getirmektir.

Gözlük markası kurmaya nasıl karar verdiniz?
Bir önceki kurduğum şirkette ilk olarak plastik üretimini keşfetmiştim. Kırılmayan gözlükler geliştirmeye de yakın bir arkadaşımın gözünü ciddi şekilde yaraladığı bir spor kazası geçirmesiyle karar verdim.

Gloryfy markasını kurarken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Kırılmayan gözlüklerimizi geliştirmek ve seri üretime geçmek büyük bir zorluktu. Tercih ettiğimiz malzeme ve bu malzemenin üretim süreci, gözlük dünyasında daha önce belirttiğim gibi tamamen keşfedilmemiş bir alandı ve biz böyle bir teknolojiye sahip olan tek markayız. Bu sebeple karşımıza çıkan sorunlar için diğer insanların görüşlerinden yararlanamadan kendi çözümlerimizi geliştirmemiz gerekti. Ancak fikrinize ve ürününüze inanmak, her ne kadar basmakalıp bir düşünce gibi görünse de, bizim için de başarının yegane anahtarı oldu. Gözlüklerimizin son tüketiciye fark edilir oranda katma değer sağladığını ve dolayısıyla perakendeciler için oldukça cazip olduklarını biliyoruz.

Marka felsefenizi nasıl tanımlarsınız?
‘Hızlı moda’ neslinin tek kullanımlık zihniyetine hizmet etmek yerine, sahiplerine uzun süre büyük keyif veren ve zamansızlık özelliğine sahip ürünler oluşturmayı amaçlıyoruz. Kullanıcıların doğrudan deneyimledikleri şık, kaliteli ve yüksek teknoloji gözlükleri Made in Austria etiketi altında üretiyoruz.

Gloryfy gözlüklerini kırılmaz hale nasıl getiriyorsunuz?
Gözlüklerimizi kırılmaya veya bir araç kazasında hava yastıklarına karşı tamamen korumalı hale getiren unsur, yenilikçi ve patentli özel plastik NBFX malzemesinden üretiliyor olmalarıdır. Bu sayede olası bir kazada göz yaralanması riski neredeyse sıfırdır, çünkü aşırı darbe altında bile çerçevelerimiz parçalanmaz veya bileşenlerine ayrılmaz.

Aynı durum camlarınız için de geçerli mi?
Kesinlikle. Dahası camlarımız benzersiz bir netlik de sunmaktadır. Malzemenin kalıplara dökülmesi çok yavaş ve neredeyse basınçsız olduğu için camlarımızda yüksek bir optik kalite söz konusu. Polikarbonat veya yüksek basınç altında enjekte edilen diğer enjeksiyon kalıplama malzemelerinin aksine, sürecimiz malzeme üzerine baskı uygulamaz ve böylece bozulma olmaksızın tam netlik sağlar. Malzemeye özgü diğer özelliklerle birlikte Contour Lens Teknolojimizin temeli de bu şekilde oluşmuştur.

Gözlükleriniz için kullandığınız diğer teknolojik özellikler nelerdir?
NBFX ile ürettiğimiz gözlüklerimizin üstün kullanım rahatlığı sunan bir diğer özelliği de çok düşük ağırlıklara sahip olmasıdır. Ortaya çıkan hafif gözlükler kullanıcılara konfor sunmamızı kolaylaştırmıştır. Ayrıca çerçevelerimizin saplarını kullanıcının anatomik kafa şekline göre soğuk durumda iken ayarlanmasını mümkün kılan tescilli Inclinox Teknolojimiz de optik pazarında fark yaratmamıza olanak sağlamaktadır.

Çerçeveyi ısıtmadan ayarlanmasını sağlayan bu teknolojiniz tam olarak nasıl işliyor?
Esnek NBFX plastiğin ve stabilize edici metal bir ek parça ile birleştirilmesi, kullanıcının gereksinimlerine göre soğukken ayarlanmasını saniyeler içinde sağlıyor. Bu sayede gözlük fiziksel aktivite sırasında yüze tam otururken, dinlenme sırasında daha esnek bir hale gelerek kullanıcısına gerçek konforu vadediyor. Lifestyle ve Optics koleksiyonlarımızdaki gözlüklerimiz için de Inclinox teknolojimizden yararlandık.

Yakın zaman içerisinde yeni inovatif çalışmalarınızı sunacaksınız. Biraz da bu çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Eylül ayından itibaren tüm gözlüklerimiz, çoğu virüs ve bakterilerden kalıcı olarak %99.9 oranında arınmış olacak. Bunu başarmak için kaplamamıza neredeyse tüm bakterileri ve çok çeşitli virüsleri öldüren bir bileşen ekliyoruz. Dolayısıyla yeni kaplamamız, gözlükçülerimiz ve kullanıcılar için ekstra güvenlik sağlayacak. Bu inovatif çalışmamız genel olarak 12 saat ya da daha uzun süre kullanılan bir gözlüğün daha hijyenik hale gelmesine olanak tanıyor. Ayrıca çalışmamızın konjunktivit ya da diğer mikrobik göz hastalıklarının önlenmesine de yardımcı olacağına inanıyoruz.

Optik gözlükleriniz de güneş gözlükleriniz ile aynı seviyede işlevselliği garantiliyor mu?
Optik çerçevelerimizin de güneş gözlüklerimiz kadar işlevsel olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Tüm gözlüklerimiz kırılmayan çerçeve ve camlara sahip olmanın yanında, en yüksek cam kalitesine, kişiye özgü ayarlanabilen saplara ve anti bakteriyal kaplamalara sahiptir.

Bahsettiğiniz bu özellikler optik modeller için sizce neden önemli?
Kırılmayan gözlükler üretmemizin en büyük avantajına güvenlik penceresinden bakmalıyız. Tabii ki sportif faaliyetleri yoğun olan kullanıcılar da burada önemli rol oynuyor. Ancak gözlük kullanıcılarının günlük yaşamlarındaki güvenliklerini unutmamak gerekir diye düşünüyorum. Örneğin Almanya’da her gün 1.000’de fazla kişisel yaralanmalı trafik kazası yaşanıyor. Hava yastığının çıkması durumunda kırılan gözlükler muazzam bir yaralanma riski oluşturuyor. İşte bu nedenle optik ve güneş gözlüklerimizin kırılmaz olması bu riski önemli ölçüde azaltmaktadır. Ayrıca gözlüklerini sırt çantalarına, ceket ceplerine ya da meraklı çocukların eline bırakan sayısız kullanıcı var. Günlük hayat, gözlükler ve dolayısıyla kullanıcıları için tehlikelerle dolu.

Markanızın geleceğini düşündüğünüzde optik gözlükler sizin için ne kadar önemli bir yere sahip?
Optik çerçevelerimiz sınırsız bir potansiyele sahip olduğundan bizim için son derece önemliler. Her ne kadar koleksiyonlarımıza güneş gözlüklerinden sonra eklemeye başlasak da, aklımızda yapmayı planladığımız çok şey var. Bu planlarımızı hayata geçirmeyi ve dünyanın beğenisine sunmayı dört gözle bekliyoruz.

Geleneksel optik mağazalar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Dijital dönüşüm ve gelişen online perakendecilik çağında, Gloryfy olarak müşterilerimizi gözlüklerimizi satın alırken yerel optik mağazalara danışmaya teşvik ediyoruz. Çünkü optik mağazaların en iyi müşteri deneyimini sunduğuna yönelik bir inancımız var. Hiçbir dizüstü bilgisayar, tablet veya akıllı telefon, kişisel bir diyalogda eğitimli bir uzman satış elemanının yetkin ve dostça tavsiyelerinin yerini alamaz. Bu sebeple gözlüklerimizi online olarak satın almak isteyen son tüketiciye ‘bayide deneyin’ isimli bir hizmet sunuyoruz. Uzman bayilerimizle yaptığımız bu işbirliği sonucunda müşterilerimize en kaliteli ve en iyi hizmeti sunduğumuzdan şüphe duymuyoruz.

Kaynak: Spectr

Ağustos 2021

Raen Eyewear

raen eyewear

Hem Kaliforniyalı Hem Yenilikçi

Kaliforniya merkezli bağımsız gözlük markası Raen, bulunduğu geniş bölgenin kültürünü ilham aldığı modern klasik tasarımlarla birleştirerek el yapımı koleksiyonlarında incelikle sunuyor.

Kaliforniya sahillerinin sörfle geçen yaşam tarzını, klasikleşmiş ve zamansız estetik tasarım ögeleriyle buluşturan Amerika Birleşik Devletleri merkezli Raen Eyewear, son yıllarda küresel çapta da bilinir bir marka konumuna hızla geliyor. Raen ürünlerinin portföyünü keşfeden optisyenlerin sayısı gün geçtikçe çoğalırken, Raen kendine özgü tasarımlarını beğenilere sunmaya devam ediyor. Markanın Kurucu Ortağı ve Tasarım Direktörü Jordan Percy ile Raen Eyewear ve çıkardıkları yeni optik koleksiyonları üzerine yapılan röportajı sunuyoruz.

Markanız için Raen ismini seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Raen’den önce marka oluşturma ve marka geliştirme üzerine çeşitli kesimlerden müşterilerimizle çalıştığımız bir işimiz vardı. Kendimize ait bir marka oluşturmaya karar verdiğimizde, biraz gizemli ve şifreli bir ismi olsun istedik. Tek hece olması, kısa ve hafızalarda kolay kalıyor olması da bizi karar sürecinde etkiledi. Ayrıca Kaliforniya’da kullanılan ve su ile bağlantısı olan bir sözcükten de esinlendik. Raen ismini böylece sıfırdan biz oluşturduk.

Marka oluşturma demişken bize Raen’in kuruluşundan ve arka plandaki önemli isimlerinden bahsedebilir misiniz?
Raen’i Justin Heit, Jeremy Heit ve ben 2009 yılında lanse ettik. Üçümüz birlikte tasarım konusundaki yaratıcı deneyimlerimiz ile sıfırdan marka oluşturma ve geliştirme kabiliyetlerimizi birleştirdik. Bazı müşterilerimiz için daha önceki yıllarda birkaç gözlük tasarımı yapmıştık ve bu da kendi markamızı konumlandırırken bize ilham kaynağı oldu.

Raen Eyewear’ı kurduğunuz dönemde pazara nasıl stiller sunmayı hedeflemiştiniz?
Kaliforniya merkezli markalar genellikle sörf ve yaşam stili üzerine olduklarından sundukları stiller de genellikle sportif ürünler üzerinedir. Bu sportif çerçevelerin çoğu ustalıktan ve gerçek kaliteden uzaktır. Biz bu piyasaya bir değişim getirmek istedik. Bağımsız bir gözlük markası olarak Raen hassasiyetle el hüneri ile yapılmış, kolay ulaşılabilir ve premium kalitede materyaller kullandığı gözlüklere odaklanmıştır. Her birinde Kaliforniyalı ruhtan vazgeçmeyen bir yandan da ‘modern klasik’ tasarım anlayışındaki gözlükleri hedefledik ve öyle de devam ediyoruz.

Bahsettiğiniz ruh, Raen’i tipik olduğu kadar orijinal da bir Kaliforniyalı yapmıyor mu?
Raen şimdilerde küresel bir gözlük markasına dönüşse de evimiz olan Kaliforniya’nın koleksiyonlarımıza etkisini yadsıyamayız. Bu konunun kim olup olmadığımızla yakından alakalı olduğunu düşünüyorum. Bizi Kaliforniya, Sörf, El Yapımı, Bağımsız ve Moda sözcükleriyle tanımlayabiliriz. Biz rahat, ilham veren, pozitif, maceraperest ve belli noktalarda da sofistike bir markayız. Kaliforniya hem coğrafi hem de kültürel olarak çok geniş bir eyalet. Bu sebeple bizi sadece ‘Kaliforniyalı’ bir marka olarak etiketlemek yanlış olur.

Bildiğimiz kadarıyla gözlük tasarımı konusunda teknik bir eğitiminiz yok. Raen gibi büyüyen bir markanın Tasarım Direktörü olmak konusunda neler söylemek istersiniz?
Gözlük dünyasının içine bir anda çekildim. Her zaman bir gözlük düşkünlüğüm vardı. Özellikle güneş gözlükleri biriktirdim ancak gözlük tasarımı ya da endüstriyel tasarım süreçleriyle ilgili herhangi teknik bir eğitim almadım. Önce gözlerin en önemlisi de yaratıcı zihinlerin eğitilebileceğine inanan bir Grafik Tasarımcıyım aslında. Grafik Tasarım konusundaki deneyim ve bilgilerimi tasarım odaklı herhangi bir ürün veya kategoriye adapte edebileceğime inanıyordum ve Raen’de de özellikle başlardaki çok sıkı bir çalışma ve gözlem sürecimle en önemlisi de gözlüklere olan tutkumla bunu başardığıma inanıyorum.

Gözlük tasarımlarının doğası gereği sınırları var diyebiliriz. Size tasarımın en çok heyecan veren yanı nedir?
İşte tam olarak da o sınırlılık hali heyecan veriyor! Sonuçta bu milimetrelerle oynanan bir oyun. Öyle bir ürün serisi hazırlamanız gerekiyor ki çok farklı yüz tiplerine uyum sağlayabilmenin yanında farklı şekillere, ölçülere vb. sahip olmalı. Gözlük tasarımı büyük bir geometrik bulmaca gibi.

Peki Raen ve optik gözlükler arasındaki bağ nasıl kuruldu?
Biz güneş gözlüğü markası olarak başlasak da zaman içerisinde evrimleşerek tam bir gözlük şirketine dönüştük. Şu anda optik gözlüklerimiz de güneş gözlüklerimizle eşit koleksiyon sayısına ve satış payına sahip. Gözlükler konusunda çok fazla büyüme potansiyelimiz olduğunun farkındayız bu sebeple optik gözlüklere de eşit ağırlığı veriyoruz.

Raen gözlük tasarımlarına hangi müşteri kitlesi daha çok rağbet gösteriyor?Müşterilerimizin çoğunluğu yaşamlarında biraz Kaliforniya’nın güneş ışıklarını görmek istiyorlar. Hedef kitlemiz genç kariyer sahibi insanlardan, yaratıcılık içeren işlerle uğraşanlardan ve öğrencilerden oluşuyor. Tüm bu insanlar vintage stiller yerine üzerinde uzmanlaştığımız modernize edilmiş klasikleri istiyor.

Özellikle çalışmayı tercih ettiğiniz materyaller hangileridir?
Biz asetat ile çalışmayı çok seviyoruz. Asetattan üretilmiş bir gözlüğü elime aldığımdaki kucaklayıcı sıcaklık hissini seviyorum. Enjekte edilmiş plastikler ve metaller bana soğuk geliyor. Bu sebeple başlangıç günlerimizden itibaren sektördeki yerimizi asetat konusunda uzmanlaşarak konumlandırmak istedik. Raen olarak asetatdan kalıcı olarak vazgeçeceğimizi hiç zannetmiyorum.

Peki diğer materyaller ile de çalışıyor musunuz?
Diğer materyallere de yer vermeye yakın zamanda başladık. Çünkü yerinde sayan, gelişmeyen bir marka olmak DNA’mıza aykırı. Henüz birkaç yıl öncesinde ilk metal çerçevelerimizi beğenilere sunduk. Şimdi de ilk titanyumdan üretilmiş optik gözlük koleksiyonumuzu piyasaya sunduk. Dikkatli ve ufak adımlarla evrimleşmeye devam ediyoruz.

Neden bu dikkatli yaklaşım içerisindesiniz?
Doğru olanı yapmak istiyoruz. Yeni materyallerle çalışacaksak onların test aşamalarını, piyasalardan nasıl reaksiyonlar aldıklarını sezon sezon titizlikle inceleyip karar vermeyi tercih ediyoruz. Avrupa pazarına Sonbahar sezonda sunduğumuz Titanyum koleksiyonumuza harika satış sonuçlarıyla çok olumlu dönüşler aldık ve şimdi bu koleksiyondan yola çıkarak ürün yelpazemizi genişletmek bize büyük heyecan verecek.

Raen gözlükleri tamamen el yapımı. Bugünün gözlük üretim şartlarında el yapımı epey azaldı. Görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Sektörde daha fazla makineleşmenin olduğu doğrudur ve gözlük üretimi titiz bir ustalıkla yapılmayı gerektirir. Örneğin günümüzde başlangıç ön yüzey kesimleri ve saplar CNC adı verilen yazılım yüklü bilgisayarlarla yapılırken, geçmişte bu kesim jig diye adlandırılan aletle yapılabiliyordu. Fakat bir gözlük elde cilalanma, elde form verme ve kalıba sokulma ve asetat kısımları takılabilecek şekilde elle düzleştirerek iyi yapılmış bir gözlük halini alır. Hatta 3 boyutlu bir sanat çalışmasına dönüşebilir.

Titanyum koleksiyonunuz optisyenler ve müşterileriniz tarafından sabırsızlıkla bekleniyordu. Koleksiyon ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Yeni Titanyum koleksiyonumuzla ilgili olarak gerçekten çok heyecanlıyız. Demin de belirttiğim gibi koleksiyonumuzu ilk olarak 2020 Sonbahar/Kış sezonu için Avrupa piyasasına sürdük. Koleksiyonumuzu 2021 İlkbahar/Yaz sezonu için ise evimize yani Amerika Birleşik Devletleri’ne getirdik. Bu sezonki serimizi Sonbahar serimize yeni stiller ekleyerek genişlettik. Aynı zamanda güneş gözlüğü koleksiyonumuzu da 2021 İlkbahar/Yaz sezonu için genişlettik.

Markanıza ait koleksiyonları öncelikle moda butiklerinde mi yoksa optik mağazalarda mı görmeyi tercih edersiniz?
Sörf ve yaşam stili mağazalarında da yer alarak başladık. Fakat geçtiğimiz 5 ila 6 yıl boyunca diğer gözlük markalarıyla yarışabilecek kadar büyüdük. Örneğin optik gözlüklerimiz optik mağazalarda ciddi şekilde yer edinmeye başladı. Bu durum güneş gözlüklerimiz için de geçerli. Özetle moda butikleri kanalı bizim öncelikle odaklandığımız noktalar değil.

Son olarak optik mağazalara neden özellikle ağırlık verdiğinizden söz edebilir misiniz?
Ağırlıklı şekilde bağımsız optik mağazalara ağırlık veriyoruz çünkü biz bağımsız optisyenleri büyük optik zincirlerden ayırabilecek alternatif bir markayız. Doğal olarak optik mağazalar optik gözlüklerin ve güneş gözlüklerinin belirli noktalar ve ürünlerimizi piyasaya sunabilmek bizim için önceliklidir.

Kaynak: Spectr

Mayıs 2021

Hoffmann Natural Eyewear

HOFFMAN NATURAL eyewear

Her Zaman En İyisi Boynuz

Boynuzdan ürettiği gözlükleriyle dünya çapında fark yaratan Almanya merkezli Hoffmann, Covid-19 pandemisi sürecini ve bu süreçte değişen trendleri değerlendiriyor.

Hoffmann Natural Eyewear Ceo’su ve tasarımcısı Jutta Kahlbetzer, Covid-19 pandemisi sürecinde tüketicilerde sürdürülebilir ürünlere yönelik farkındalığın arttığını ve bu ürünlere olan eğilimin yükseldiğini belirtiyor. Bu sayımızda, Jutta Kahlbetzer ile pandemi süreci, pandeminin optik sektörüne etkisi, çevre dostu trendlerin artışı ve gözlüklerinde kullandıkları doğal materyal boynuzun avantajları üzerine yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Jutta Kahlbetzer… Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs sürecini kişisel olarak nasıl deneyimliyorsunuz?
Covid-19 pandemisi ilk başladığı zamanlar bana çok gerçeküstü bir durum gibi geldi. Tam olarak gerçekliğini zihnimde şekillendiremedim. Dünyanın dört bir köşesindeki arkadaşlarımdan ve iş ortaklarımdan aldığım haberler sonrası koronavirüsün birden bire ne kadar gerçek olduğunu anlamak zorunda kaldım. Sonraki ilk aşamada da bir başlangıç şoku yaşadım: Ne yapacaktık? Şirketimize, çalışanlarımıza, müşterilerimize hatta tüm gezegene ne olacaktı diye endişeler duymaya başladım. Tüm insanların da düşündüğünü sandığım gibi herkesin sağlığına kavuşmasını umut etmeye başladım. Gerçekten de çok tehlikeli ve dünyayı olumsuz bir şekilde etkileyen kötü bir olay olduğunu hala tam olarak kabul etmek istemiyorum ancak bir yandan da herkes gibi korku ve endişeler taşıyorum.

Kısıtlamalardan ve karantinalardan işleriniz ne yönde etkilendi?
Ne mutlu ki, Hoffmann Natural Eyewear olarak kendi imalatımız olan ve dünya çapında pek çok bölgede beğeniyle karşılanan sürdürülebilir gözlük koleksiyonlarımız bulunuyor. Fakat koronavirüs salgını düşündüğümüzden çok daha fazla bir şekilde dünyadaki pek çok ülkeyi olumsuz etkisi altına aldı. Almanya ile kıyasladığımızda karantina ve kısıtlama süreçleri çok daha uzun olan ve süreci çok daha zorlu geçiren ülkeler var. Ama Almanya olarak aldığımız tedbirler sayesinde süreci diğer ülkelere nazaran biraz daha olumlu geçirmemiz sonucunda sınırlı sayıda da olsa dünya geneline teslimatlarımızı yapabildik. Bizden çok daha uzak pazarlara erişebildiğimizi söyleyebilirim.

Covid-19 pandemisi süreci sizce hangi yeni trendlerin doğmasına sebep oldu?
İçinde bulunduğumuz yüzyılda Covid-19 gibi bir salgını daha önce hiç deneyimlemesek de, bunun gibi olumsuz sonuçları büyük olan krizler, insanların dünyayı algılama biçimlerini ve farkındalıklarını bir şekilde keskinleştiriyor. Optik endüstrisini baz aldığımızda gün geçtikçe insanların daha fazlası hangi ürüne ne kadar ihtiyaç duyduğunu sorgular oldu. Sürdürülebilir yani çevre dostu ürünleri mi yoksa yüksek kalitedeki ürünleri mi tercih etmeleri konusunda da kafalarında yeni soruların şekillenmeye başladığını düşünüyorum. Genel anlamda yaşamımızdaki durumları ve olayları değerlendirirken nelere öncelik vereceğimiz konusunda yeni bakış açılarının geliştiğine inanıyorum.

Bu krizin şu anki olumsuz etkisi dışında, optik endüstrisinde neleri değiştireceğine inanıyorsunuz?
Endüstrimizin de belirli konularla ilgili olarak farkındalığının çoğalacağına inanıyorum. Daha çok şeyin sorgulanacağını düşünüyorum. Her ne kadar Covid-19 pandemisi dijital dönüşümün güçlü bir şekilde gerçekleşmesine katkı sağlasa da; optik endüstrimiz iş ortaklarımız ve optisyenlerle daha yakın kişisel iletişimlere girilmesine ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca bir çok durumda tüketicilerin daha üst seviye hatta belki de sürdürülebilir materyallerden üretilmiş ürünler tercih etmeye niyetlendiklerini gözlemliyorum.

Doğal bir materyal olan boynuz konusunda uzman bir marka olarak, sizce bu süreçte çevreye daha az zarar veren ürünlere talep gerçekten arttı mı?
Aslına bakarsanız son yıllarda zaten sürdürülebilir ve doğal materyallerden üretilmiş ürünlere yönelik pozitif bir trend geliştiğini söyleyebiliriz. Ancak Covid-19 pandemisiyle oluşan ‘yeni’ bilinçlenmenin etkisiyle bu trendin daha da yoğunlaştığını fark ediyorum. Markaların kendileri de bu trendi güçlendirdikleri gibi tüketicilerin talepleri de markaları bu trende daha çok teşvik ediyor. Bununla birlikte başta Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde onlarca moda markasının varlığına rağmen tüketicilerin çevre dostu ürünlere çok daha yoğun bir eğilim gösterdiğini söyleyebiliriz.

Peki boynuzun hangi özellikleri onu sürdürülebilir materyal yapıyor?
Boynuz zaten tamamen doğal bir hammaddedir. Hoffmann Natural Eyewear olarak Asya’da yaşayan su bufalolarının boynuzlarını kullanıyoruz. Boynuzun sürdürülebilir oluşunun bir önemli göstergesi, boynuzu ancak su bufaloları doğal ömürlerini tamamladıktan sonra yani doğal yollarla ölümlerinden sonra kullanmamızdır. Zaten su bufaloları ne kadar uzun yaşarsa, ömrü ne kadar uzarsa; boynuzlarının doğal yapısı da o derecede güzelleşiyor. Boynuzlarımız Hindistan’da su bufalolarının yaşadığı alanda kesiliyor, bu durum da Hindistan’da bir iş kolu oluşumunu desteklemiş oluyor. İçi boş olan işlenmemiş boynuzlar Hindistan’dan Almanya’daki üretim binamıza ulaşım esnasında da kolaylık olmasına sebep oluyor. Tamamen saf bir doğal hammadde olan boynuzu işlemek de bize düşüyor.

İmalat sürecinizden arta kalan üretim fazlalıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üretimden kalan artık malzeme tarımda, fidanlıklar gibi botanik alanlarda, bağcılıkta ve bahçelerde gübre olarak kullanılabiliyor. Bunu az önce sorduğunuz sorunuzun da devamı niteliğinde bir yanıt olarak da sayabilirsiniz. Üretim atıklarından oluşan bu doğal gübre sayesinde kendi yetiştirdiğiniz tarım ürünlerinizi veya çiçeklerinizi dahi gübreleyerek bu ürünlerinizden güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca üretimini yaptığımız gözlükler için kullanmayı tercih etmediğimiz küçük boynuz uçları, özellikle Hindistan’da yoğun olarak kullanılan bir çeşit müzik aracının düğmeleri olarak da dönüştürülebiliyor. Görüyorsunuz ki doğal bufalo boynuzundan elde edilen materyallerin tümü boşa harcanmadan, en önemlisi de asla doğaya zarar vermeden yeniden kullanılabiliyor. Buna ek olarak su bufalolarının pirinç tarlaları için vazgeçilmez rol oynadıklarını ve onlara kültürel olarak Hinduizm ve Budizm inanışlarınca büyük saygı gösterildiğini belirtmek isterim.

Materyal olarak boynuzun sağladığı diğer avantajlar nelerdir?
Doğal, çevre dostu bir hammadde olmasının yanı sıra başka avantajları olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Öncelikle boynuz son derece düşük bir ağırlığa sahip bir materyaldir. Bunun yanında gözlük kullanıcılarının alerjik bir sorunları var ise boynuz tamamen anti-alerjik özelliktedir. Aynı zamanda çok kolay bir şekilde tamiri yapılabilen bir materyal olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine doğal oluşundan dolayı renkleri eşsizdir. Üstelik asetat ve diğer materyallere hiç benzemez, taklit edilmesi neredeyse imkansızdır. Ayrıca terleme sonucunda boynuzun alt kısmında nem birikmesi oluşmadığından, gözlükseverlere yaz aylarında büyük konfor sunmaktadır.

Bazı çerçevelerinizi sapları da boynuzdan oluşmak kaydıyla %100 boynuzdan üretiyorsunuz. Bu modellerinizi diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir
Boynuz az önce açıkladıklarım da dahil olmak üzere bir çok avantajı beraberinde getiren bir materyaldir. Gözlük kullanıcısına maksimum konfor ve rahatlık vadeder. Boynuzdan imal edilmiş bir gözlük, gözlük kullanıcısının yüzüyle temas ettiği anda kullanıcısının doğal ve iyi hissetmesini sağlar. Bu sebeple boynuzdan yapılan bir gözlük ile %100’ü boynuzdan üretilmiş bir gözlük kıyaslandığında elbette bu doğal ve özel materyalin en yoğun olduğu hali her zaman öncelikli tercihler arasında yer almaktadır. Tüm bunlara ek olarak boynuzun kullanıcıya sunduğu renk yelpazesi %100’ü boynuzdan olan gözlüklerde saplara doğru ilerlediğinden, ortaya ayrı bir bütünlükte ve zarafette gözlükler çıkmaktadır.

Hoffmann Natural Eyewear olarak sürdürülebilirliği başka hangi alanlarda hayata geçiriyorsunuz?
Marka adımızdan da anlaşılacağı gibi doğallık ve çevreye yönelik hassasiyet, kuruluşumuzdan itibaren DNA’ımıza kazınmıştır ve felsefemiz haline gelmiştir. Bu sebeple markamızın ana merkezi de dahil olmak üzere her noktamızda geri dönüştürülebilirliğe fazlasıyla önem vermişizdir. Sürdürülebilirlik bizim için yeni bir anlayış şekli yeni bir yaklaşım değildir. Örnek vermem gerekirse üretim yaptığımız binamızda yıllardır yenilenebilir enerjileri mümkün olan her yerde kullanmayı tercih ediyoruz. Isıtma sistemimizin tamamen jeotermal enerji ile çalıştırılması gibi…

Üretiminizi Almanya’nın doğal güzelliklerle çevrili bir bölgesinde gerçekleştiriyorsunuz. Eifel bölgesinde üretim yapmanın avantajları nelerdir
Birlikte çalıştığınız, birlikte üretim yaptığınız insanların karakterleri yaptığınız işin kalitesine yansıdığı gibi ortaya çıkan sinerjiyi yakalamak da gerçekten büyük önem taşımaktadır. Burada üretim yaptığımız Eifel bölgesindeki çalışma arkadaşlarım, ortaya olağanüstü şeyler çıkarabilecek sabıra sahip kişilerden oluşuyor. İçlerinden bir çoğu birşeyler yaratabildikleri, güzel zaman geçirirken ortaya güzel şeyler çıkarabildikleri ve kendilerini geliştirebilecekleri hobilere sahip. İçinde bulunduğumuz çağda ve büyük şehirlerde bu tip insanlara rastlamanın daha düşük ihtimal olduğuna inanıyorum ve bu yüzden bu bölgede üretim yaptığımız için çok şanslı hissediyorum.

Kaynak: Spectr

Nisan 2021