Bal Optik

bal OPTİK

Optik Tutkusuna Eklenen Güçlü Vizyon…

“Silmo İstanbul’un bizlere en büyük katkısı, sadece ürün çeşitliliği sunmakla kalmayıp; yeni teknolojileri, üretim trendlerini ve tasarım anlayışlarını yerinde inceleme imkanı sağlamasıdır. Bir vitrin değil, okul olarak görüyorum.”

Merhaba Havvanur Hanım. Okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtarak, sektörel yolculuğunuzun nasıl başladığından söz eder misiniz?
Merhaba, ben Havvanur Çoban. Yirmi altı yaşımdayım. Aslen Ankaralı olsam da doğma büyüme Boluluyum. Lise son senemde annemin yönlendirmesi ile mesleki yolculuğum da başlamış oldu. Samimi olduğum bir ağabeyim bir optik mağazası açmıştı ve onun yanında çalışmaya başladım. O dönemde mesleğe ve optik mağazacılığa dair ilk deneyimlerim, insanların görme konforunu artırmaya yönelik bilgiler, optik dünyasına ait her detay ve müşterilerle kurulan sıcak iletişim beni fazlasıyla etkiledi. Zamanla optik perakendeciliğin sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda empati ve güven gerektiren bir meslek olduğunu keşfettim.

Bal Optik’in kuruluş aşamasını paylaşır mısınız? Sizi mağazanızı açmaya teşvik eden unsurlar nelerdi?
Bal Optik’in kuruluşu benim için sadece bir iş girişiminin başlangıcı değil, aynı zamanda bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi. Bu mesleği seçmemde üç önemli unsur etkili oldu. İlki, her zaman yanımda olan ve beni destekleyen annemdir. Onun sevgisi ve güveni bana daima cesaret vermiştir. İkincisi, çok sevdiğim bir ağabeyimin de bu mesleği yapıyor olması ve onun sayesinde mesleğin ne kadar özel ve insana dokunan yanları olduğunu çok erken yaşlarımdan fark etmemdir. Son ama belki de en önemli unsur ise çocukluğumdan beri kendi işimi yapma hayaline sahip olmamdır. Kendi emeğimle, kendi değerlerimle bir iş kurma fikri daima beni motive etmiştir. Bal Optik’i kurarken hedefim sadece bir mağaza açmak değildi; insanların göz sağlığına değer veren, onları anlayan, güven veren bir adres olmak istedim. Kılıçarslan Mahallesi gibi sıcak ve samimi bir yerde bu hayali gerçekleştirmiş olmak da benim için ayrı bir mutluluktur. Burada her müşteri aynı zamanda bir komşu, bir tanıdıktır. Bu bağ bizi özel kılıyor ve işimi her gün ilk günkü heyecanla yapmamı sağlıyor.

Bölgedeki tek optik mağazasınız. Rakipsiz olmak sektörel gelişiminize, kalite standartlarınıza veya ürün çeşitliliğinize nasıl yansıyor?
Kılıçarslan Mahallesi gelişmiş ama sıcak mahalle kültürünün hala yaşatıldığı, insanlar arasında güven ve samimiyetin ön planda olduğu bir yerleşkedir. Burada esnaflık sadece satış yapmak anlamına gelmez. Mahallelinin bir parçası olmak, onların ihtiyaçlarına duyarlılıkla yaklaşmak anlamına da gelir. Biz de bu anlayışla bölgedeki tek optik mağaza olarak yalnızca bir işletme değil, aynı zamanda bir ihtiyaç noktasıyız. Rakipsiz olmak, elbette beraberinde büyük bir sorumluluk getiriyor. Ancak rekabet eksikliği bizde bir rahatlık yaratmıyor aksine daha yüksek bir iç motivasyonla sürekli gelişim isteği uyandırıyor. Bu sebeple Bal Optik için belirlediğimiz kalite standartlarımızı, ürün çeşitliliğimizi ve hizmet yaklaşımımızı hep güncel tutuyor, yenilikleri yakından takip ediyoruz. Gelecekte bölgemize başka optik mağazaları da açılabilir; bu bizi asla endişelendirmez, aksine sektörün hareketlenmesi bizce olumlu bir gelişme olur. Biz rekabeti tehdit değil, gelişim fırsatı olarak görürüz. Çünkü bizim mağazacılık anlayışımız; samimiyet, şeffaflık, bilgi paylaşımı ve çözüm odaklı hizmet üzerine kuruludur. Bu değerler değişmediği sürece, hangi ortamda olursak olalım, müşterilerimizin ilk tercihi olmaya devam edeceğimize inanıyoruz.

Beşinci yılını tamamlamış bir optik perakendeci olarak yakın gelecek hedef ve planlarınız nelerdir?
Beşinci yılımızı geride bırakmak hem gurur verici hem de sorumluluklarımızı artıran bir dönüm noktası oldu. Bu süreçte edindiğimiz deneyimlerle birlikte artık sadece günlük operasyonlarımızı değil, geleceğe yönelik stratejik adımları da planlıyoruz. Yakın gelecekte öncelikli hedefim, Bal Optik’i daha fazla kişiye ulaştırmaktır. Bunun için dijital varlığımızı güçlendirmeyi planlıyorum. Online randevu, ürün tanıtımları ve bilgilendirici içeriklerle sosyal medya ve internet üzerinden de danışmanlık sunmayı hedefliyorum. Ayrıca yeni koleksiyonlarla ürün çeşitliliğimizi artırmak, özellikle gençlere yönelik tasarımlara daha fazla yer vermek istiyorum. Beni en çok heyecanlandıran bir diğer hedefim, kendi tasarım gözlük markamı hayata geçirmektir. ‘Honey’ (Bal) adını taşıyacak bu özel koleksiyonla hem stil hem kalite açısından fark yaratmayı amaçlıyorum. Bu markayla, sadece mağazamda değil; ilerleyen dönemde farklı şehirlerde ve online platformlarda da müşterilerle buluşmayı planlıyorum. Uzun vadede mağazamızı farklı lokasyonlarda şubeleştirmek gibi bir hayalim de var. Ama bu süreçte en önemli önceliğim; kurduğumuz samimiyeti, güveni ve kalite anlayışını korumaktır. Özümüzden ödün vermeden büyümeyi istiyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini merkezde tutarak ilerlemeye devam edeceğiz.

Farklı özelliklerde ve fiyat skalasında ürün segmentleri bulundurmak sizce ne kadar önemli? Satışlarınıza etkisini nasıl değerlendirirsiniz?
Farklı özelliklerde ve fiyat aralıklarında ürün segmentleri sunmak bizim için olmazsa olmaz bir misyondur. Çünkü her müşterinin ihtiyacı, beklentisi ve bütçesi farklıdır. Bir öğrenciyle bir emeklinin ya da bir kurumsal çalışanla bir ev hanımının aynı ürünü tercih etmesini bekleyemeyiz. Bu yüzden mağazamızda hem ekonomik hem de premium segmentte geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Bu yaklaşım hem müşteri memnuniyetini artırıyor hem de satışlarımıza doğrudan olumlu yansıyor. Müşteri kendine uygun bir ürünü bulduğunda, mağazamızdan memnun ayrılıyor ve bu da sadakati güçlendiriyor. Aynı zamanda ‘sadece yüksek fiyatlı ürün satıyor’ ya da ‘sadece uygun fiyatlı ürün sunuyor’ gibi tek yönlü bir algının da önüne geçmiş oluyoruz. Bizim için her bütçeye hitap edebilmek ama her üründe kalite ve güveni standart tutmak öncelikli bir değerdir. Bal Optik’te fiyat aralığı değişebilir ama müşteri deneyimi ve hizmet kalitesi asla değişmez.

Bal Optik’te en çok rağbet gören optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri?
Aslında mağazamızdaki markalar konusu biraz benim zevklerim ve öngörülerime göre şekilleniyor. Çünkü mağazama aldığım optik/güneş fark etmez, her gözlüğü önce kendim deniyor, test ediyorum ve müşterime bu koşulla önerilerde bulunuyorum. Dönem dönem değişiyor ama mağazamı açtığımdan beri hiç bırakmadığım, satmayı da çok sevdiğim üç güneş markam; Rachel Paris, Bruno Mazzini ve U.S.P.A. vazgeçilmezlerimdir. Bunların arasına 2 yıl önce tanıştığım Goodlook markası dahil oldu. Bu 4 markaya beğenim sebebiyle modelleri de zevkle ve özenle seçiyorum. Sevdiğim, beğendiğim markalar ve ürünlerle satış yapmayı çok sevdiğimden, müşterilerimden de dikkat çekici bu modellere ilgi ve rağbet görüyorum. Optik gözlükte ise ürünlerini özellikle beğendiğim De Valentini, U.S.P.A, Gigi Milano, Hermod, Goodlook ve Tommy Miller satışlarda öne çıkıyor.

Müşteri memnuniyetini artırmak için sunduğunuz satış esnası ve sonrası hizmetlerden bahseder misiniz?
Müşteri memnuniyeti bizim için sadece bir hedef değil, aynı zamanda işimizin temel taşıdır. Satış esnasında müşterilerimize ihtiyaçlarını en iyi şekilde anlayarak hem sağlık hem de stil açısından onlara en uygun ürünleri sunmaya özen gösteriyoruz. Gözlük seçiminden cam kalitesine kadar her aşamada detaylı bilgilendirme yaparak karar sürecine aktif olarak katılmalarını sağlıyoruz. Satış sonrası ise müşterilerimizi asla yalnız bırakmıyoruz. Ürün uyumu kontrolleri, ücretsiz ayar ve bakım hizmetlerimiz, cam ve çerçeve garantileri ile her zaman yanlarında oluyoruz. Ayrıca kontakt lens kullanıcılarına düzenli takip hatırlatmaları ve ilk defa kullananlar için özel bilgilendirme hizmetimiz de var. Bizim için önemli olan bir kez ürün satmak değil, uzun süreli bir güven ilişkisi kurmaktır.

Genç bir girişimcisiniz. Türkiye optik endüstrisini nasıl değerlendirirsiniz? Sizce gelişimi için neler yapılmalı?
Türkiye optik sektörü son yıllarda önemli bir gelişim sürecine girdi. Tüketici bilinci arttıkça kaliteli ürün ve hizmet beklentisi de yükseldi. Bu durum sektörü hem daha profesyonel hem de daha müşteri odaklı hale getirdi. Aynı zamanda teknolojik yenilikler, kişiselleştirilmiş çözümler ve dijitalleşme, optik alanında yeni fırsatlar yaratıyor. Ancak sektör olarak hala atmamız gereken adımlar var. Özellikle mesleki eğitimlerin güçlendirilmesi, standartların netleşmesi ve yerli üretimin teşvik edilmesini önemli buluyorum. Ayrıca optik mağazalarının sadece satış noktası değil, göz sağlığı konusunda danışmanlık veren merkezler olarak konumlandırılması gerektiğine inanıyorum. Gelişim için birlikte hareket etmenin ve bilgi paylaşımını artırmanın, vizyonumuzu daha ileriye taşımak için şart olduğunu düşünüyorum.

On birinci kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarını ziyaret ettiniz mi? Fuarın endüstriye kattığı değerleri nasıl yorumlarsınız?
Evet, geçtiğimiz Kasım’da gerçekleşen 11. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı ziyaret ettim. Her yıl olduğu gibi bu yıl da fuar, sektör profesyonellerini bir araya getiren, bilgi paylaşımını ve yenilikleri görme fırsatı sunan çok değerli bir organizasyondu. Gerek yerli gerek yabancı markaların katılımıyla optik dünyasının nabzını tutmak mümkün oldu. Silmo İstanbul’un bizlere en büyük katkısının, sadece ürün çeşitliliği sunmakla kalmayıp; yeni teknolojileri, üretim trendlerini ve tasarım anlayışlarını yerinde inceleme imkanı sağlaması olduğuna inanıyorum. Biz perakendeciler için bu fuarlar hem tedarik anlamında hem de vizyon geliştirme açısından çok kıymetlidir. Ayrıca, bu yıl Silmo İstanbul sayesinde kendi markam ‘Honey’ için ilham verici detaylar da yakaladım. Tasarım trendlerini, materyal tercihlerini ve kullanıcı beklentilerini daha yakından görmek, markamı şekillendirme sürecimde bana büyük katkı sağladı. Kısacası Silmo İstanbul gibi fuarları sektörün gelişimi için bir vitrin değil, bir okul olarak görüyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Ben çok teşekkür ederim, böyle bir röportajla hem kendimi hem de mesleğimi anlatma fırsatı bulduğum için gerçekten mutluyum. 4 your eyes dergisini uzun zamandır takip ediyorum; sektöre kattığı değeri, vizyoner yaklaşımını ve biz perakendecilere sağladığı ilhamı gerçek anlamda kıymetli buluyorum. Her sayfasında mesleğimize dair yeni bir bakış açısı kazanıyoruz. Sektörün nabzını tutan, yenilikleri aktaran ve bizim gibi yerel mağazalara da ses olma fırsatı tanıyan böyle bir yayının parçası olmaktan gurur duydum. Emek veren tüm ekibe teşekkür ederim, nice güzel içeriklerde yeniden buluşmayı dilerim.

Ağustos 2025

Paloceras

Paloceras

Yükselen Yıldız

Gözlük modasında işlevden çok yaratıcı estetiği öne çıkaran bağımsız Paloceras, tasarım ve üretim tekniklerindeki çarpıcı inovasyonlarıyla tüm dikkatleri üzerine çekmeye başladı.

Yükselen gözlük markası Paloceras, kurulduğu 2022 yılı itibarıyla sessiz ama kararlı adımlarla global moda haritasında kendine yer edinmeye başlıyor. Geçtiğimiz ay Paloceras adına New York lansmanı önemli bir dönüm noktası oldu. Markanın büyük dikkat çeken ve çok beğenilen Pebble koleksiyonuna eklenen iki yeni formu, tüm ürün yelpazesindeki çarpıcı yeni renkleri ve kombinasyonları bir araya getiren görkemli lansman, markanın global gözlük modasındaki yerini sağlamlaştırdı. Paloceras’ın Ortak Kurucuları Mika Matikainen (Kreatif Direktör) ve Alexis Perron-Corriveau (Tasarım Direktörü) ile markanın kuruluşu, özgün tasarım yaklaşımı arkasındaki inovasyon arayışı ve yenilikleri hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Paloceras’tan önce ne üzerinde çalışıyordunuz?
Alexis: Montreal’de büyüdüm ve kariyerime marangozlukla başladım. Özel mobilyalar ve mimari parçalar tasarlıyordum. Bu deneyim beni, Montreal’de üniversitede ürün tasarımı okumaya yöneltti. Yerel olarak çalıştıktan sonra Kanada’nın dışına bakma ihtiyacı hissettim ve İsviçre’nin Lozan kentindeki ECAL’de Design for Luxury & Craftsmanship (Lüks ve Zanaatkarlık için Tasarım) Yüksek Lisans programına başvurdum. Mika ile orada tanıştık. İkimiz de bu programı tamamladık ve Paloceras böylece şekillenmeye başladı.

Mika: Benim geçmişim ise dijital tasarım üzerinedir. Finlandiya’da bir reklam ajansında sanat yönetmeni olarak, ardından teknoloji firmalarında çoğunlukla dijital ürün tasarımı alanında çalıştım. Yıllarca dijital ortamlarda çalıştıktan sonra daha fiziksel bir şey yapma isteği duydum. Covid karantinası sırasında Londra’da yaşarken tasarımcı bir arkadaşla yürüyüşe çıktığımızda olası gelecekten konuşurken ECAL’den bahsettik. Başvurdum, kabul edildim ve bu karar her şeyi değiştirdi. Alexis’le orada tanıştık. Ben dijitalden gelip dokunsallık arıyordum, o ise zanaattan gelip dijitale ilgi duyuyordu. Yeteneklerimiz birbirini tamamlıyordu ve birlikte bir şeyler denemenin mantıklı olacağını hissettik. Programın sonuna doğru Alexis tezinde güneş gözlüklerini araştırmaya başladı. Prototiplemelere giriştik ve sonunda gözlük tasarlamaya karar verdik. Bu alanın ne kadar karmaşık olduğunu o zaman henüz bilmiyorduk.

Paloceras ismini nasıl buldunuz ve marka nasıl oluştu?
Mika: Birlikte bir şey yapmaya karar verdikten sonra bir isme ihtiyacımız vardı. O sırada hala İsviçre’de yaşıyordum. Bir gün parkta yürürken kelebekler gördüm ve Latince kelebek demek olan Rhopalocera’yı düşündüm. “Rho” kısmını attım, sonuna bir “s” ekledim ve uygunlukları kontrol ettim. Şaşırtıcı şekilde domain’ler, sosyal medya hesapları da dahil olmak üzere hiçbir yerde kullanılmamıştı. Hemen Alexis’i aradım.

Alexis: Lozan’da küçük bir Afrika kafesinde buluştuk ve karar verdik. İsmi oracıkta tescilledik. Henüz Pebble koleksiyonunu bile düşünmemiştik.

Pebble koleksiyonu moda çevrelerinde hızla ilgi gördü. Bu ilgiyi ön görmüş müydünüz?
Mika: Gözlüğü, işlevsel bir nesne olarak değil, duygusal ve estetik bir etki aracı olarak ele almak istedik. Bu kategori genellikle kendine teknik ya da optik bir pencereden bakıyor. Biz ise modanın perspektifinden bakarsak ne olur, onu görmek istedik. Ben her zaman tasarım, teknoloji ve iş dünyasının kesişim noktasıyla ilgilendim. Sadece bir alanda kalmak bana yeterli gelmezdi. Gözlükte yeni bir şey tasarlamaktan fazlası vardı; daha geniş bir yaratıcı ekosistem inşa etmek gerekiyordu. Şimdi Londra’daki atölyemizde sanatçılarla birlikte özel tasarımlar yapıyoruz. Bu işbirlikleri, Paloceras çatısı altında farklı yaratıcı vizyonların da yer bulmasını sağlıyor. Böylece marka sadece bir ürün değil, aynı zamanda bir platform oluyor.

Alexis: Pebble koleksiyonu başta yaratıcı bir deneydi ama insanlarla bağ kurma amacı da hep vardı. Yüksek lisans tezim güneş gözlükleri ve onların kültürel anlamları üzerindeydi. Gözlük dünyasında pek çok “bekçi” olduğunu fark ettim. Bağımsız marka sayısı az ve bu sektöre adım atmak ise zorlu görünüyordu. Bu zorluk bizi daha da motive etti.

Yepyeni bir asetat estetiği geliştirdiniz. Süreçten ve üretimini nerede yaptığınızdan söz eder misiniz?
Alexis: Uzun bir süreçti. Çoğu tasarımın birbirine benzediği bu kategoride, tanıdık gelmeyen bir şey yapmak istedik. Gözlük tasarımını baştan icat ettiğimizi iddia etmiyoruz ama Paloceras’a özgü, hemen tanınan formlar yaratmak istedik. Asetatla denemeler yaptık, fizik yazılımları ve dijital araçlarla alışılmadık formlar araştırdık. Böylece şişirilmiş (inflated) form fikrine ulaştık. İtalya ve Fransa’daki üreticilere ulaştık ama bu formları üretmeye uygun teknoloji mevcut değildi. Gerçek uzmanlık Shenzhen’deydi, bu yüzden kaynağa yani Çin’e gittik. Shenzhen’de aradığımız teknik kapasiteye sahip küçük, yetenekli bir ekip bulduk. Onların kullandığı kalıplama tekniği, enjeksiyon kalıplamaya benziyor ama asetat için özel olarak uyarlanmış. O dönemde bu teknik Avrupa’da mevcut değildi, hala da pek yaygın değil. Bahsettiğim kalıplama süreci, geleneksel asetat üretiminden farklı makineler ve beceriler gerektiriyor. Tasarım niyeti ile teknik uygulamanın bu birleşimi, sınırları zorlamamıza olanak sağladı. Shenzhen’deki ekibi birçok kez ziyaret ettim. Üretimi yerinde görmek, çalışma koşullarını anlamak ve bizim standartlarımızla uyumlu olduklarından emin olmak bizim için çok önemliydi. Oradaki işbirliğimiz konusunda şeffafız çünkü gerçekten mükemmel bir iş çıkarıyorlar.

New York lansmanınızla Pebble serinize eklenen VX Aviator ve DX Diamond’ı tanıttınız. Özelliklerinden bahseder misiniz?
Mika: Pebble koleksiyonu bir kare ve bir yuvarlak formla başlamıştı. Elbette bu yeterli olmayacaktı. Biz aviator ve cat-eye gibi popüler formları kendi dilimizle yeniden yorumlamak istedik. Renk bu yılki evrimimizde çok büyük rol oynadı. Siyah ve kaplumbağa kabuğu gibi klasiklerin ötesinde, kendi deneyimlerimize dayalı çift laminasyonlar ve yoğun tonlar sunmak istedik. Bazılarını Mazzucchelli’nin özel laminatlarıyla, bazılarını ise farklı manyetik renkleri karıştırarak kendimiz geliştirdik. Bu yenilikler Pebble koleksiyonu için büyük bir sıçrama oldu.

Alexis: Heykel yapmakla takılabilir bir şey yapmak arasında hassas bir denge var. Bu gerilim bizi besliyor. VX Aviator cesur ve tanınabilir formuyla öne çıkıyor. DX Diamond ise daha açılı, daha sert bir karaktere sahip. Cat-eye’a gönderme yapıyor ama daha nötr. Tasarımlar herkes için olsun istiyoruz, bu yüzden tamamen feminen bir siluetten kaçındık. Bu yeni formlar, insanların bizden beklediği çeşitliliğe, yeni form arayışına ve renklere de cevap veriyor.

Portekiz ve Finlandiya arasında çalışıyorsunuz. Bu ikili sistem sizin için nasıl işliyor?
Mika: Şu anda ekibimizin çoğu Finlandiya’da. Alexis ise hala prototiplemenin büyük kısmının yapıldığı ve tasarım stüdyomuzun yer aldığı Lizbon’da. Aldığımız verimden ve tempomuzdan memnunuz.

Alexis: Markanın ilk evi Portekiz’di. İlk yıl her şey dijital olarak Lizbon’da geliştirildi. Mika ailevi nedenlerle Finlandiya’ya döndüğünde yeni bir düzen kurduk ve ikimiz için de işleyen ve işe yarayan bir ritim bulduk.

Paloceras için sıradaki hedefiniz nedir? Yeni sürprizler beklemeli miyiz?
Mika: İlk optik koleksiyonumuzu tanıtmaya hazırlanıyoruz.

Alexis: Geliştirme süreci zaten başladı. Koleksiyonu önümüzdeki Eylül ayında Silmo Paris fuarında sunmayı planlıyoruz. Perakende ortaklarımız için optik koleksiyonun çok önemli olduğunun bilincindeyiz. Bu yeni optik modellerimizi günlük kullanım için tasarlarken, güneş gözlüklerimizdeki yaratıcı yaklaşımımızı korumaya kararlıyız.

Kaynak: Eyestylist

Temmuz 2025

Akn Optik Group

AKN OPTİK GROUP

Kalite ve Müşteri Odaklı Duruş…

“Son iki yıldır katılımcısı olduğumuz Silmo İstanbul’da hem mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi pekiştirme hem de yeni işbirlikleri kurma fırsatı yakaladık.”

Merhaba İlyas Bey, kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektördeki yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba, ben İlyas Akın, Akn Optik Group’in kurucu ortağıyım. Optik sektöründeki uzun yıllara dayanan deneyimim ile kalite ve yenilikçilik odaklı çalışmalar yürütüyorum. Sektöre olan tutkum ve sürekli gelişim arzusu, beni bu yolculukta motive eden en önemli unsurlar oldu. Sektördeki yolculuğum, müşteri memnuniyetini ve teknolojiyi ön planda tutarak, sağlam ve sürdürülebilir iş ilişkileri kurmak üzerine şekillendi. Bu süreçte birçok önemli projeye imza atarak, Akn Optik Group’un bugün geldiği noktaya erişmesinde etkin bir rol oynadık. Gelecekte de sektördeki gelişmeleri yakından takip ederek, markamızı daha ileri taşımak için çalışmaya devam edeceğiz.

Akn Optik Group ’un kuruluş aşamasını, gelişimini ve sektörel vizyonunu bizimle paylaşır mısınız?
Akn Optik Group olarak optik sektöründe kalite, güven ve yenilikçiliği ön planda tutan bir anlayışa sahibiz. Kuruluşumuzun temelinde hem yerel hem de global ölçekte değişen tüketici ihtiyaçlarına cevap verebilecek; ileri teknolojiyle donatılmış, müşteri odaklı bir marka yaratma hedefi yatıyordu. İlk günden bu yana, sadece ürün satışı değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve görsel konfor sunma vizyonuyla hareket ettik. Göz sağlığına katkı sağlayacak, estetik ve işlevselliği bir arada sunan çözümler üretmeye odaklandık. Gelişim sürecimizde Ar-Ge yatırımlarına büyük önem verdik ve kalite standartlarımızı sürekli olarak yükselttik. Bugün hem yerli hem de uluslararası pazarda adımızı duyurmuş olmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörel vizyonumuz ise; teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, sürdürülebilirliği önceleyen ve müşteri memnuniyetini merkeze alan bir anlayışla büyümektir. Akn Optik Group olarak geleceği şekillendiren bir marka olmayı, dijitalleşmenin getirdiği fırsatları optik sektörüne entegre etmeyi ve insan odaklı çözümlerle fark yaratmayı amaçlıyoruz.

Pirloon ve Arcwang, sektörde kalite ve yenilikçilikle öne çıkıyor. Markalarınızın özelliklerini ve birbirlerinden ayrıştıkları noktaları paylaşır mısınız?
Pirloon ve Arcwang da kendi içinde farklı ihtiyaçlara ve kullanıcı profillerine hitap eden, özgün tasarım anlayışı ve yüksek üretim standartlarıyla öne çıkıyor. Her iki markamız da kalite ve yenilikçilik ile özdeşleşmiştir. Pirloon, zarafet ve incelik üzerine kurulmuş bir marka olarak; çoğunlukla minimal çizgilerdeki sofistike ve zamansız tasarım diliyle öne çıkıyor. Üretiminde hafifliği ve dayanıklılığı aynı anda garantileyen malzemeler kullanıyor. Pirloon ile özellikle şehirli, sade ama şıklığından ödün vermeyen kullanıcıları hedefliyoruz. Arcwang ise daha cesur, avangart ve özgün bir tasarım çizgisinde ilerliyor. Modern ve dinamik siluetler, kontrast detaylar ve trend belirleyici tasarım kodları taşıyor. Genç ve dinamik bir kullanıcı kitlesine hitap ederken, tasarım anlamında yeniliğe açık ve özgün çizgilerle öne çıkıyor. İkisi de kalite, konfor ve estetik açısından aynı titizlikle üretiliyor. Kullanıcının tarzına göre farklı bir deneyim sunmalarını amaçlıyoruz.

Gözlükler sadece aksesuar değil, kişisel ifade ve kimlik aracı olarak da önem kazanıyor. Markalarınız bu anlamda müşterilerin kişisel hikayelerine nasıl dokunuyor?
Gözlük, aslında kişinin kendini dünyaya ifade ettiği en özel araçlardan biridir. Biz Akn Optik Group olarak, sadece fonksiyonel bir ürün sunmanın ötesinde, müşterilerimizin kendi tarzlarını ve kimliklerini özgün şekilde yansıtabilecekleri tasarımlar yaratmayı önemsiyoruz. Her bireyin farklı bir hikayesi, zevki ve beklentisi var; bu yüzden Pirlon ve Arcwang markalarımızda çeşitlilik ve kişiselleştirilebilirlik bizim için kritik önemdedir. Müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiyi, sadece ‘satış’ olarak değil, onların günlük yaşamlarına, tarzlarına ve duygusal dünyalarına dokunan bir bağ olarak görüyoruz. Örneğin, özel koleksiyonlarımızda müşterilerimizin isteklerine göre uyarlanabilen modellerimiz, onların benzersiz kişiliklerini dışa vurmasına imkan tanıyor. Böylece gözlüklerimiz sadece bir aksesuar olmaktan çıkıp onların hayat hikayelerine eşlik eden parçalara dönüşüyor. Bu yaklaşım, bizim için marka kimliğimizin temel taşlarından biridir. Müşterilerimizin ‘ben buyum’ demelerine aracılık etmek, koleksiyon stratejimizin ve temsil ettiğimiz markaların en önemli önceliğidir.

İhracat faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Hangi pazarlarda aktifsiniz ve yurt dışı hedefleriniz nelerdir?
Akn Optik Group olarak sadece iç pazarda değil, uluslararası alanda da güçlü bir varlık göstermeye büyük önem veriyoruz. İhracat faaliyetlerimiz, markalarımızın global ölçekte de değer gördüğünün bir göstergesidir. Şu anda başta Yunanistan olmak üzere Mısır, Sudan ve bazı Afrika ülkelerinde faaliyet gösteriyoruz. Bu pazarlarda hem ürün kalitemiz hem de müşteri ilişkilerine verdiğimiz önem sayesinde kısa sürede güçlü bir konum elde ettik. Yırt dışında mevcut pazarlarda büyümeyi sürdürmek ve yeni coğrafyalarda kalıcı iş ortaklıkları kurarak markamızı daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyoruz. Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar gibi stratejik bölgelerdeki fırsatları yakından takip ediyoruz. İhracatı, yalnızca bir ticari faaliyet olarak değil, global marka olma vizyonumuzun temel taşlarından biri olarak görüyoruz. Kalite, güven ve sürdürülebilir işbirlikleri odağında ilerlemeye devam ediyor, uluslararası pazarlarda kalıcı ve güçlü bir oyuncu olma hedefimize adım adım yaklaşıyoruz.

Kısa sürede 450 bayiye ulaşmak oldukça etkileyici. Bu başarının arkasındaki temel stratejiler nelerdir?
Akn Optik Group olarak kısa sürede 450 bayiye ulaşmamız tesadüf değil; planlı, sürdürülebilir ve vizyoner bir büyüme stratejisinin sonucudur. Bu başarının temelinde güvenilir ve şeffaf iş ortaklıkları yatmaktadır. Ürün kalitesi ve marka gücümüz de büyüme sürecinde önemli rol oynamaktadır. Sahip olduğumuz Pirloon ve Arcwang markalarının sektörde hızla kabul görmesi, bayilerimizin satış performansını doğrudan artırmaktadır. Ayrıca güçlü lojistik ve stok yönetimi altyapımız, zamanında teslimat ve doğru stok planlaması sayesinde bayilerimizin operasyonel verimliliğini yükseltmektedir. Bayilerimize sunduğumuz pazarlama ve satış desteği ise, onların pazardaki görünürlüklerini artırarak rekabet güçlerini pekiştirmektedir. Son olarak, büyüme stratejimizi, farklı bölgelerde dengeli ve sürdürülebilir bir ağ oluşturacak şekilde planlıyoruz. Tüm bu unsurlar birleştiğinde sürdürülebilir ve sağlam temellere dayanan bir büyüme modeli ortaya çıkıyor. Bizim için bayi sayısından çok, her bir bayimizin memnuniyeti ve başarısı esas olup, gelecekte bu ağı daha da güçlendirmeyi ve bayilerimize katma değer sağlayan çözümlerle yol arkadaşlığımızı büyütmeyi hedefliyoruz.

İş ortaklarıyla birlikte büyümeyi hedefleyen bir firma olarak bayilerinize satış sırası ve sonrası sunduğunuz desteklerinizden bahseder misiniz?
Akn Optik Group olarak bayilerimizi sadece iş ortaklarımız değil, aynı zamanda büyüme yolundaki en önemli paydaşlarımız olarak görüyoruz. Biz müşteri memnuniyetini sadece satış anına değil satış sonrasına da taşıyan bütüncül ve kesintisiz bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu anlayışla onlara kapsamlı ve entegre bir destek sunuyoruz. Ürün tarafında, bayilerimizin ihtiyaçlarına hızlı ve doğru şekilde yanıt verebilmek için geniş ve sürekli güncellenen ürün portföyümüzle destek sağlıyoruz. Stok yönetimi ve teslimat süreçlerimizi optimize ederek, bayilerimizin operasyonel verimliliğini artırıyoruz. Satış süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla mağaza içinde kullanılan stand, ayna, poster, kutu ambalajları gibi satış destek enstrümanlarımızı sürekli güncel tutuyoruz. Böylece bayilerimizin müşterilere daha etkili sunum yapabilmelerine ve satışlarını artırmalarına katkı sağlıyoruz. Tanıtım alanında ise kampanya ve promosyonlarla bayilerimizin yerel pazarlarda görünürlüğünü artırıyoruz. Sosyal medyada uzman ekibimizle özel içerikler üretirken hem ulusal hem yerel basında reklam faaliyetlerimizi de sürdürüyoruz. Satış sonrası hizmet politikamızın temelinde de erişilebilirlik, hızlı ve etkin çözümler ile çözüm odaklılık yer alıyor. Ürünle ilgili her türlü teknik destek, bakım, değişim veya iade süreçlerini mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırmaya özen gösteriyoruz. Ayrıca bayilerimize yönelik destek ekiplerimizle süreci anlık olarak takip ediyor, satış sonrası yaşanabilecek olası sorunların önüne geçmek için proaktif ve kalıcı çözümler geliştiriyoruz. ‘Satıştan sonra da yanınızdayız’ anlayışını her adımda uygulamaya koyuyoruz. Bu anlayış, markamızın müşteri odaklı duruşunun ve kaliteye olan bağlılığının en somut göstergesidir.

Önümüzdeki dönemde ürün gamınızda ya da marka yapılanmanızda yeni projeler ya da yatırımlar olacak mı?
Evet, Akn Optik Group olarak yenilikçi ve dinamik yapımızı her zaman koruyoruz. Yakın zamanda lansmanını yapmayı planladığımız, üst segment bir markamızın hazırlıkları büyük bir heyecanla devam ediyor. Bu yeni marka, sektörde çıtayı yükseltecek tasarım ve teknoloji standartlarıyla kullanıcılarla buluşacak. Bunun yanı sıra mevcut markalarımız için de yeni koleksiyon çalışmaları hiç durmadan sürüyor. Her sezon tüketici beklentilerini ve trendleri yakından takip ederek ürün yelpazemizi zenginleştirmeye devam ediyoruz. Böylece hem farklı segmentlerde hem de çeşitli kullanıcı ihtiyaçlarında güçlü alternatifler sunmayı hedefliyoruz. Özetle hem marka yapılanmamızı hem de ürün gamımızı sürekli geliştirmek adına önemli yatırımlar yapmaya devam ediyoruz.

Ekip çalışmasına ve sürekli iyileştirmeye önem veren bir anlayışa sahipsiniz. Bu kültürü şirket içinde nasıl sağlıyorsunuz?
Akn Optik Group olarak başarının temelinde güçlü bir ekip çalışması ve sürekli iyileştirme kültürünün yattığına inanıyoruz. Bu yaklaşımı şirketimizin her kademesine yaymak için öncelikle açık iletişim kanalları oluşturuyoruz. Çalışanlarımızın fikirlerini özgürce paylaşabilecekleri, önerilerde bulunabilecekleri bir ortam yaratmak bizim için çok önemlidir. Düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz iç toplantılar, geri bildirim oturumları ve eğitim programlarıyla ekiplerin gelişimini destekliyoruz. Ayrıca bireysel ve takım performansını izleyip, sonuçları şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz; bu da motivasyonu artırıyor ve gelişim alanlarının belirlenmesini kolaylaştırıyor. Sürekli iyileştirme prensibini günlük iş akışlarımızın ayrılmaz bir parçası haline getirdik. Her süreçte verimliliği artırmak, kaliteyi yükseltmek ve inovasyonu teşvik etmek amacıyla küçük de olsa her öneriyi titizlikle değerlendiriyor, deneyip sonuçlarını yakından takip ediyoruz. Bu sayede hem çalışanlarımız hem de şirketimiz kendini sürekli ileriye taşıyor. Böylece, sadece bugünün değil, yarının da başarılarını inşa eden; yeniliğe açık, dayanışma içinde ve sürekli gelişimi benimsemiş bir Akn Optik Group kültürü oluşturuyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Akn Optik Group olarak son iki yıldır katıldığımız Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda, hem mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi pekiştirme hem de yeni iş birlikleri kurma fırsatı yakaladık. Fuarda ürünlerimizi ve yenilikçi çözümlerimizi tanıtırken, aynı zamanda sektördeki en güncel trendleri ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etme imkanı bulduk. Silmo İstanbul, sadece bir ticaret fuarı olmanın ötesinde; sektör profesyonellerinin bir araya gelerek deneyimlerini paylaştığı, bilgi alışverişinde bulunduğu ve geleceğe dair stratejiler geliştirdiği önemli bir buluşma noktası haline gelmiştir. Bu tür etkinlikler, sektör içindeki sinerjiyi artırmakta; inovasyonu teşvik ederek optik endüstrisinin global ölçekteki rekabet gücünü desteklemektedir. Günümüzde optik sektörünün gelişimi için bu tür fuarların sağladığı etkileşim alanları her zamankinden daha değerlidir. Silmo İstanbul gibi organizasyonlar, sektör paydaşlarını ortak bir vizyonda buluşturarak sadece bugünü değil, yarının optik dünyasını da şekillendirmeye katkı sunuyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Öncelikle bu röportaj fırsatı için teşekkür ederiz. 4 your eyes dergisini, optik sektörüne yönelik kaliteli, güncel ve yön gösterici içerikler sunan, sektör paydaşlarını bir araya getiren değerli bir yayın olarak görüyoruz. Derginizin vizyoner yaklaşımı ve sektöre kattığı değer, firmaların sektörel etkileşimlerini güçlendirmelerine ve kendilerini doğru şekilde ifade edebilmelerine olanak sağlıyor. Bu kapsamda 4 your eyes ile iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyor, yayın hayatınızda başarılarınızın artarak devam etmesini diliyoruz.

Temmuz 2025

Kübra Karaca Optik

KÜBRA KARACA OPTİK

İzmir’e Yeni Soluk

Silmo İstanbul Optik Fuarının sektörümüzdeki büyümeye, dönüşüme katkısını ve yeni iş bağlantıları kurmadaki güçlü etkisini destekliyoruz.

Merhaba Fatma Hanım. Okurlarımız için kendinizi tanıtarak, optik sektörüyle nasıl buluştuğunuzu paylaşır mısınız?
Merhaba, aslen 1964 Trabzon doğumluyum. Optik sektöründe yeniyim ancak sağlık sektöründe oldukça eskiyim. 35 yıl devlete hizmet etmiş emekli bir hemşireyim. Emekli olduktan sonra İzmir’e yerleştim. Kızım da uzun yıllardır eczacı ve eczanesini Çiğli‘ye taşımaya karar verdiğinde yanındaki dükkanın boş olduğunu söyledi. Aslında sektörle oğlumun üniversite tercihlerinin olduğu 2014 senesinde tanışmıştım kendisi de optisyenlik okudu. Sektöre ondan aşinaydım da diyebilirim bu sebeple neden olmasın diyerek, kızımdan da alacağım komşuluk desteğinin işime yarayacağını düşünüp emekli olmama rağmen üretkenliğime devam edebileceğime inandım. Bu vesileyle mağazayı açmaya karar verdim. Mesul Müdürümüz ve optisyenimiz Nermin Akman’ın da desteğiyle çok keyifli işler çıkarıyoruz.

Kübra Karaca Optik’in açılış sürecini paylaşır mısınız? Mağazanızın ismini nasıl seçtiniz?
İzmir’de özel hastane sayısı diğer büyük illerimize göre nispeten az diyebilirim, hal böyle olunca açılacak olan yeni hastanenin potansiyeli olabileceğini düşündüm. Geçen yıl Nisan ayında dükkanı kiraladık. Ancak gerek dekorasyon işleri gerekse ruhsat işlemleri derken açmamız Kasım 2024’ü buldu. Aslında yaklaşık altı aydır faaliyette olan çiçeği burnunda bir işletmeyiz diyebilirim. Marka ismini seçerken kızımın ismini kullanmayı tercih ettim. Bunun asıl sebebi uzun yıllardır eczanesi olduğu için çevredeki halka güler yüzle hizmet eden ve onların güvenini kazanmış bir isim olmasıydı. Mağazamızı tanıtırken kolaylık sağlayacağını düşündüğümden kızımın adını verdim.

Logonuzdan dekorasyonunuza kadar mağaza konseptiniz birbiriyle uyum içinde. Bu uyumu kurgularken nasıl bir yol izlediniz?
Mağazamız alanında deneyimli iç mimar ve mobilya dekorasyon firmaları tarafından özel olarak tasarlandı. Dekorasyonda özellikle insanlara sıcak ve samimi bir ortam hissi yaratmak için turuncu rengini tercih ettik. Aynı zamanda gerek tasarımda gerekse de aydınlatmada oval çizgiler kullanarak yine bu samimiyeti hissettirmeye çalıştık. Markamızda kullandığımız rengi ve logoyu tabelamızdan tutun da alışveriş poşetlerimizde, mendillerimizde, gözlük temizleme solüsyonlarımızın üzerinde ve kartvizitimizde de bir bütün halinde sunmaya çalıştık. Logo seçiminde çok titiz davrandık hem şık hem de gözlüğü çağrıştıracak bir tasarım olsun istedik.

Mağazanızda her segmentten ürüne yer veriyor musunuz? Satışını en çok yaptığınız optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri?
Müşteri memnuniyeti ve devamlılığını en üst düzeyde tutmak adına ürünlerimizi seçerken tüm model ve markalarda detaylı incelemeler yaparak seçimlerimizi özenle oluşturuyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına ve zevklerine hitap etmek temel amacımız olduğundan, mağazamızın ürün portföyü konusunda çeşitlilik odaklıyız. Dünyanın önde gelen optik ve güneş gözlüğü markalarının hemen hemen hepsiyle çalışıyoruz. Hastane yanı olduğumuz için optik çerçevelerimizin sayısı daha fazla olmakla birlikte İzmir’in güneşli ve yazlık havasına ayak uydurabilmek için güneş gözlükleri için de tabii ki geniş bir alan ayırdık. Çoğunlukla Luxottica Group bünyesindeki marka ve ürünleriyle çalışıyoruz. Aynı zamanda Lacoste, Calvin Klein, Furla, Guess, Vycoz, Silhouette, Dutz gibi çeşitli markaları da bünyemizde bulunduruyoruz.

Kübra Karaca Optik’i Çiğli’deki diğer optik mağazalardan ayrıştıran özellikleri nelerdir?
Optik mağazamız dizayn ve tasarımıyla bölgemize yeni bir soluk getirdi. Özenle seçtiğimiz dekorumuz, trend markalardan optik ve güneş gözlüğü seçimlerimiz, sıcak ve güler yüzlü yaklaşımımız çevremizden olumlu yönde tepkiler gördü. Satış esnasında ve sonrasında açıklayıcı anlatımımız ve samimi bir şekilde sunmuş olduğumuz bilgiler yeni bir mağaza olmamıza rağmen müşterilerimizin güvenini kazanmamızı kolaylaştırdı.

Müşteri memnuniyetinde öncelikleriniz nelerdir? Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?
Müşterilerimiz için hediyeler, indirimler ve avantajlar sunarak, müşterilerimizin memnuniyetini artırıyoruz. Özel günlerde yaptığımız kampanyalar, yeni ürün lansmanları ve sezon indirimleri gibi etkinliklerimiz ilgi görüyor. Bu etkinliklerde hediye çeki, indirim kuponu gibi fırsatlarla müşteri memnuniyetimizi en üst seviye tutmayı hedefliyoruz. Ürünlerimizde herhangi bir sorun yaşandığında, yedek parça desteği sunmakla beraber, mağazamızdan alınmamış olsa dahi her türlü gözlüğün onarım ve bakım hizmetini de sunuyoruz.

Sizce bu yaz optik çerçeve ve güneş gözlüklerinde hangi şekil, materyal ve renkler ön planda olacak?
Bu konuda kendimden ziyade, uzun yıllara varan sektör deneyime sahip optisyenimiz Nermin Hanım’ın görüşlerini paylaşmayı daha değerli buluyorum. Kendisi 2025 yaz sezonunu gözlük modasında, geometrik formlar, büyük çerçeveler, renkli camlar ve retro etkiler görüleceğinin; trend renklerin kesinlikle pembe, turuncu, mavi ve yeşil gibi cesur ve popüler renkler olacağının altını çiziyor. Artık ülkemizde de gözlükler kişisel ifadeyi yansıtan, modern yaşamın hızına ayak uydurabilen stil sahibi aksesuarlar olarak kabul görmeye başlandı. Özellikle güneşli günleri yaşadığımız şu günlerde canlı renklerin enerjisinin mutlu olmamıza iyi yönde etki göstereceğine inanıyoruz.

Sektörel yenilikler, trendler ve son teknolojiler hakkında verilen satış ve eğitim programları sizce yeterli mi, gelişmesi için neler yapılmalı?
Gerek yurtiçi gerek yurt dışı düzenlenen fuarlarda belirli oturumlarda eğitim sunmaya çalışan firmaları gözlemliyoruz. Ancak fuarlarda yeni ürünlerle tanışma fırsatını yakalamak için harcadığımız kısıtlı zaman diliminde verilen bu sunumların yetersiz kaldığını düşünüyoruz. Bazı markaların özellikle optik cam teknolojileri ile alakalı eğitim kampları ya da seminer günleri gibi etkinlikler düzenleyerek bizlerin müşterilerimize daha sağlıklı ve daha bilimsel açıdan bilgiler vermemizi sağlamaları gerektiğine inanıyoruz.

Yurtdışındaki fuarları ziyaret ediyor musunuz? Bu fuarları takip etmek sizce ne derece önemli?
Nermin hanımın bu konuda tecrübesi var ancak röportajımızın başında çiçeği burnunda bir işletme olduğumuzdan bahsetmiştik. Umuyoruz ki ilk yılımızda 2025 Silmo Paris Fuarına Kübra Karaca Optik olarak katılım gösterebiliriz. Yurtdışındaki fuarlara katılmanın, bakış açımızı genişletmenin yanında sektörün gidişatından ilk haberdar olanlardan olmak için de önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu fuarların yurtdışındaki meslektaşlarımızla fikir alışverişinde bulunmak için de yararlı olduğuna inanıyoruz. Gelişen yeni teknolojilerin ülkemizde de kullanımına alan açmaları açısında da değerli olduklarını düşünüyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın gelişimi ve sektöre kattığı değerleri nasıl yorumlarsınız?
Öncelikle Silmo İstanbul Optik Fuarının mağazamızın kuruluş aşamasında oldukça önemli bir yere sahip olduğunu belirtmek istiyoruz. Silmo İstanbul sayesinde mağazamızı açma sürecinde birçok ürünü yerinde inceleme fırsatımız oldu. Özellikle atölyemizde kullandığımız cihazların ve araçların teminini Silmo İstanbul’dan yaptık. Tüm ürünlerin aynı anda bütün özelliklerini kıyaslama ve inceleme fırsatını sunması sektörel yolumuzu çizmemize büyük katkı sağladı. Üstelik sadece Silmo İstanbul Optik Fuarı’na giriş kartımızı online çıkarmamız ile fuarın çekilişlerinde işletmemiz de bir hediye kazandı. Motivasyon ve şevkimizi artıran hediyelerin düşünülmüş olmasını değerli buluyor ve mağazamız adına teşekkür ediyoruz. Bunun ötesinde Silmo İstanbul Optik Fuarının sektörümüzün büyümesi ve gelişmesi adına çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyoruz. Fuar, birçok marka ve alanında profesyonel kişileri bir araya getirerek son trend ve teknolojiyi bizlere sunuyor. Yeni ürün keşifleri, yeni teknolojiler ve bilgi paylaşımları gibi ortamlar sağlıyor. Silmo İstanbul Optik Fuarının sektörümüzdeki büyümeye, dönüşüme katkısını ve yeni iş bağlantıları kurmadaki güçlü etkisini destekliyoruz.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenmek isteriz?
Günümüz teknoloji dünyasında dijital yayıncılığın çok daha fazla kitleye hitap ederek kolay erişim imkanı sunduğunu düşünüyoruz. Yenilikçi içeriklerini geliştirebilir, teknolojileri genişleterek bu anlamdaki deneyimleri daha fazla zenginleştirebilir ve farklı deneyimler bizlere sunabilir. Bizlere sağladığınız bu röportaj imkanı için teşekkür ediyoruz ve tüm ekibinize başarılar diliyoruz.

Temmuz 2025

Yeni İnci Optik

YENİ İNCİ OPTİK

Mirasın İzinde

Silmo İstanbul Optik Fuarı sektör profesyonelleriyle buluşma, sergilenen her türlü yenilikten ilham alma ve işbirliği fırsatları yakalama imkanı sağlıyor.

Merhaba Hikmet Bey. Okurlarımız için kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörüyle nasıl tanıştığınızı paylaşır mısınız?
Merhabalar ben Hikmet İnci, 1983 İstanbul doğumluyum. Eskişehir Üniversitesi’nde İşletme Bölümünü tamamladım. Optik sektörü ile bu işin duayenlerinden olan babam Hasan İnci sayesinde çok ufak yaşlarda tanıştım. Bu sebeple rahatlıkla mesleğin içine doğdum diyebilirim. Optisyenlik eğitimimi de Muğla Üniversitesi’nde aldım.

İnci Optik 40 yılın üzerinde köklü bir mağaza. Kurucu Hasan İnci’nin sektöre yaklaşımı ve perakendecilik anlayışı nasıldı? Bu mirası günümüze ne şekilde aktarıyorsunuz?
Babam Hasan İnci’nin sektöre olan yaklaşımı müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet üzerine kuruluydu. Hem müşteri memnuniyeti hem de kaliteli hizmet sadece optik perakendeciler için değil, aslında tüm perakendeciler için değerli kavramlardır. Ancak bunların gerçek anlamda hayata geçirilmesinin önemini ve değerini, babam sayesinde öğrendim. Sadece satış yapmak asla ilk odağı olmamıştır. Onun için müşterilerini en şekilde memnun edebilmenin yolu; onların moda, aksesuar ve stil kazanabilecekleri bir ürüne ulaşmalarını sağlamaktan geçiyordu. Bu da müşterilerinin ihtiyaçlarını anlamayı ve onlarla güçlü, samimi bir iletişim kurmayı gerektiriyordu. Benim için en önemli mirası bu yaklaşımıdır diyebilirim.

Optik sektörünün kalbi Sirkeci’de kurulan İnci Optik şubeleşmeye ne zaman, nasıl başladı? Şubelerinizin lokasyonlarından ve özelliklerinden söz eder misiniz?
Benim açımdan Sirkeci çocukluğumun, gençliğimin geçtiği tarihi dokusu ve kokusu olan özel bir bölgedir. Aynı zamanda müşteri profili açısından biraz zor bir bölge diyebilirim. Mağazanın başına geçtikten sonra farklı lokasyonlarda da mağaza açmak her zaman hedefim olmuştu. Sirkeci’deki gibi cadde mağazası olmasını isteyerek, kapalı mekanlardan daha çok, insan sirkülasyonunun daha yoğun olduğu lokasyonları bu sebeple uzun süre takip ettim. 2023 yılına geldiğimizde, uzun yıllar beraber çalıştığım iş arkadaşım Haluk Etüs ile birlikte Beşiktaş çarşısı içinde ikinci mağazamızı açtık ve aynı hizmet anlayışıyla faaliyet göstermekteyiz.

İnci Optik’in müşterilerine yaklaşımı nasıldır? Satış esnası ve sonrasında diğer optik mağazalardan nasıl ayrışıyorsunuz?
Müşterilere olan yaklaşımımız bir gözlükten daha çok farklılaşabilecekleri bir ürün aldıklarını hissettirmemizdir. Mağazamızdan içeri giren her müşteri henüz daha satışa başlamadan kaliteli ve benzerlerinden farklı, iyi bir hizmet alacaklarını fark ederler. Bunu ürün sunumlarımızın şekli veya mağaza düzenimiz kadar bizlerin onlara yaklaşımımızdan rahatlıkla anlayabilirler. Satış esnasında farklı ve butik ürün çeşitliliğimiz sayesinde müşterilerimizin en doğru seçimi yapmalarına yardımcı oluruz. İhtiyaçlarına ve zevklerine göre tercihler sunmak, memnun ayrılmalarını sağlamak ve satış sonrasında dahi karşılaşabilecekleri sorunlar olduğunda maksimum düzeyde destek sağladığımızı bildirmek temel çalışma yöntemimizdir.

Çalışanlarınızı seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Usta-çırak ilişkileri bu köklü mağazada halen yaşıyor mu?
Usta-çırak ilişkisi her zaman çoğu iş için değerlidir. Özellikle bizim işimizin olmazsa olmazlarından olduğunu belirtmem gerekir. Yanımızda yetişen, staj yapan birçok arkadaşımız oldu. Açıkçası ben çalışanlarıma patron gibi yaklaşmaktan daha çok arkadaşça, saygı çerçevesinde yaklaşmayı tercih ediyorum. Aynısını da onlardan bekliyorum. Öğrenebilmeleri için destek olurken, birbirimize karşı yardım ve dayanışma içinde hareket etmemizi önemsiyorum. Bu sebeple çalışan seçimlerimi bu ilkelerime uygun; yetişmeye, öğrenmeye istekli ve rahat iletişim kurabileceğim kişilerden yapıyorum.

İnci Optik’te en çok satışı yapılan gözlük ve cam markaları hangileridir?
İnci Optik’te en çok satışı yapılan gözlük markaları arasında EssilorLuxottica Group markalarının ürünleri öne çıkıyor. Ray-Ban, Vogue, Prada, Versace gibi markalar müşteriler tarafından sıkça tercih ediliyor. Cam tercihlerinde ise Hoya ve Essilor hem kalite hem de müşteri memnuniyeti açısından ön plana çıkıyor. Özellikle bu cam markalarının, kişiye özel çözümler sunan teknolojileri, müşterilerimizin ihtiyaçlarına en uygun seçenekleri sunmamıza yardımcı oluyor.

Marka çeşitliliği, segmentleri ve farklı fiyat skalaları sizce ne derece önemli? Şubelerinizde bu dengeyi koruyor musunuz?
Marka çeşitliliği anlamında merkez veya şube ayrımı yapmıyoruz; tüm şubelerimizde aynı ürün ve hizmet kalitesini sunmaya özen gösteriyoruz. Adetsel anlamda küçük farklılıklar olabiliyor ancak her müşterinin tarzına ve bütçesine hitap edebilecek geniş bir ürün yelpazesiyle hizmet veriyoruz. Bu dengeyi koruyarak her şubemizde müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmayı hedefliyoruz.

Sizce 2025 İlkbahar/Yaz sezonunda optik ve güneş gözlüklerinde hangi şekiller, renkler ve materyaller ön planda olacak?
Yeni 2025 yaz sezonu için beklentim kalın çerçeveler ve renkli camların güneş gözlüğü modellerinde ön planda olacağı yönündedir. Optik gözlüklerde ise daha minimal hatlara sahip, oval ve hafif yapılı modellerin öne çıkacağını düşünüyorum. Aynı zamanda soft tonlar ve pastel renkler de bu sezonun favorileri arasında yer alacak gibi görünüyor. Hem tarz hem konfor sunan materyallerin tercih edilmesi de dikkat çekecek bir diğer unsur olacaktır.

Deneyimli bir perakendeci olarak optik sektörünün bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Bu soruya samimi cevap vermek gerekirse ülkemizdeki enflasyonist ortamın düzelmesi ve fiyatların istikrara kavuşması bizler için fazlasıyla önemli bir durum haline geldi. Şüphesiz bu problem tüm ülkemiz için tüm sektörler için geçerli ancak sattığımız ürünlerin büyük bir çoğunluğu ithal ürün olduğu için fiyat dengesini sağlamakta ve karlılığı korumakta zorlanıyoruz. Güncel ekonomik ortam; optik sektörünün, işimizin önünde büyük bir engel oluşturuyor.

Sektör içi eğitim programları ve firmaların bilgilendirmeleri sizce yeterli mi? Gelişim ve bilinçlenme için önerileriniz nelerdir?
Sektör içi eğitim programlarının halen yeterli düzeyde olmadığına inanıyorum. Bizler için daha fazla toplantı ve organizasyonlar yapılmalı; yenilikler, gelişmeler hakkındaki tüm bilgiler bizlere daha etkin bir şekilde ulaştırılmalı diye düşünüyorum. Önceki yıllarda, Essilor ve Zeiss firmalarının seminerlerine katılım sağlamıştım. Bu gibi seminerlerin firmalar tarafından düzenli ve sık sık yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu gibi programların sadece bizim için değil, sektöre yeni başlayanlar için de çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre katkılarıyla ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, sektörümüz açısından son derece önemli bir konumda yer alıyor. Tüm yeniliklerin ve gelişmelerin bir araya geldiği, biz optik mağaza sahiplerinin bu gelişmeleri birebir deneyimleyebildiği bir ortam sunuyor. Fuar bizlere aynı zamanda diğer sektör profesyonelleriyle buluşma, sergilenen markalar, koleksiyonları ve sektöre dair son teknolojiler ve trendlerden ilham alma yanında işbirliği fırsatları yakalama imkanı da sağlıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenmek isteriz?
Derginizde bize yer verdiğiniz için teşekkür ederim. 4 your eyes dergisinin sektöre katkı sağlayan kaliteli ve güncel içerikleriyle gerçekten çok kıymetli bir yayın olduğunu düşünüyorum. Sektörle ilgili gelişmeleri, yenilikleri ve farklı bakış açılarını derginiz sayesinde takip edebiliyoruz. Aynı zamanda meslektaşlarımızla bağ kurmamıza ve ilham almamıza da vesile oluyorsunuz. İyi ki varsınız, başarılarınızın devamını dilerim.

Haziran 2025

Optikim Optik

OPTİKİM OPTİK

Deneyimin Gücü

Silmo İstanbul’daki yabancı firmaların artışı özellikle biz katılımcılar açısından fuarın sektörümüze çok önemli bir katkı sunduğunu göstermektedir.

Merhaba İsmail Bey. Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektördeki yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba. Yozgat/Sorgun doğumluyum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat Bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Optik sektöründeki yolculuğum üniversite son sınıftayken yarı zamanlı olarak çalışmam ile başladı. O dönemden günümüze sektörde 35 yılımı tamamladım. Birçok deneyim sonrası şimdi de sektörün farklı bir tarafında çalışmalarımızı ve faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Firmanızın kuruluş aşamasını, gelişimini ve sektörel vizyonunu bizimle paylaşır mısınız?
Yirmi yıl iki farklı firmada çalıştıktan sonra 2009 yılında kendi firmamızı kurduk ve 3 yıl ithalat yaparak sektörde faaliyet gösterdikten sonra 2014 yılında Ankara’da üretime başladık. 2022 yılına kadar yurt içinde ve yurt dışındaki toptancı müşterilerimize üretim yaptık. 2023 yılı Ocak ayı başından itibaren üreticilerimize yönelik tedarikçi olarak faaliyet göstermekteyiz. Bu yıl Ocak ayı itibarıyla şirket unvanımızı Optikim Optik Kimya ve Plastik Ürünler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti olarak değiştirdik. Metal menteşeler gibi çok spesifik girdiler hariç; bir üreticinin ihtiyaç duyacağı temel üretim girdileri olan vernik, boyalar, hammadde, yıkama kimyasalları, vibrasyon taşları gibi üretim malzemelerinin ithalatını yapıp, üreticilerimize sunuyoruz.

2014 yılında üretime başladınız, ardından 2022’de üretimi sonlandırıp sarf malzeme ithalatına yöneldiniz. Üretim sürecinden gelen tecrübeleriniz, bugünkü iş modelinize nasıl bir katkı sağlıyor?
Üretimde kullandığımız kimyasallar ile ilgili tedarikçi firma ile 2018 yılında yaşadığımız sorunlar bizi farklı bir arayışa yönlendirdi. O zamana kadar sektöre tedarik yapan firmaların asıl işleri farklı sektörlere yönelik işlerdi ve bizim sektörümüze yönelik bilgi ve deneyimleri yoktu. Bu durumu büyük bir eksiklik olarak gördük. Gözlük üretimine yönelik hammadde, vernik, boya, yıkama kimyasalları, vibrasyon taşları ve kimyasallarını farklı farklı firmalardan alıp, tam ve doğru olmayan teknik destek ile zaman kaybı, verimsiz üretim ve kaynak israfı gibi durumlar yaşanıyordu. Bizim gözlük üretimini biliyor olmamız ve ithal ettiğimiz tüm ürünlerin üreticilerinin sektörümüz ile ilgili deneyimlerinin olması bize çok şey katmaktadır. Tedarik faaliyetine başladıktan 4 ay sonra distribütörü olduğumuz Vernici Caldart firmasından ve yıkama kimyasalları konusunda uzman SCT-İsviçre firmasından uzmanları davet ederek müşterilerimize ve müşterimiz olmayan üretici firmalara eğitim toplantısı düzenledik. Bu bilgilendirme ve eğitimlerin kritik önemde olduğunu düşünmekteyiz. Deneyimlerimiz başta olmak üzere gerektiğinde Vernici Caldart ve SCT-İsviçre’den aldığımız teknik destekler ile müşterilerimizin karşılaştığı herhangi bir soruna mutlak çözüm üretebiliyoruz.

Şu anda hangi sarf malzemeleri ve hammaddeleri ithal ediyorsunuz? En çok talep gören ürünleriniz hangileri?
Distrübütörü olduğumuz Vernici Caldart firması aynı zamanda dünya devi EssilorLuxottica Group’un da vernik tedarikçisidir. EssilorLuxottica’nın dünyanın çeşitli ülkelerinde üretimde kullandığı vernik, boya gibi kimyasalların üreticisi Vernici Caldart; kaliteli üretim yapan özellikle ihracat hedefleyen müşterilerimizin en çok tercih ettiği ürünleri sunmaktadır. Hammadde ve yıkama kimyasalları konusunda da müşterilerimize birinci sınıf kalite ürünler sunmaktayız. Gerek fiyat gerekse ödeme vadeleri konusunda sunduğumuz avantajlar, müşterilerimizin her ürünümüze yoğun ilgi göstermesini teşvik ediyor.

Gözlük üreticileri için sunduğunuz orijinal vernik ve hammaddelerin farkı ve avantajları nelerdir?
Gerek optik çerçeveler gerekse güneş gözlükleri sonuçta cilt ile temas eden ürünlerdir. Dolayısıyla verniğin sağlamlık ve parlaklığının yanında cilt sağlığına yönelik faktörleri göz önünde bulundurmalı, uluslararası kalite ve test gerekliliklerini karşılamalıdır. Piyasada kimin ürettiği belli olmayan, gerekli güvenlik belgeleri olmayan, gerekli testleri ve kontrolleri geçip geçmediği kuşkulu, merdiven altı üretimi diyebileceğimiz vernikler de vardır. Bu tür vernikler kaliteli ve sağlıklı üretim için engeldir. Bu sebeple ithalatını yaptığımız ürünler bu gerekliliklerin tümünü karşılamaktadır. Özellikle ihracat yapan müşterilerimiz, teste girmiş gözlüklerinde bugüne kadar hiçbir sorunla karşılaşmamışlardır. Hammadde konusunda ise vernik müşterilerimize maliyet ve ödeme konusunda avantaj sağlayacak fiyatlarla birinci sınıf kalite hammadde tedarik etmekteyiz.

Türkiye distribütörü olduğunuz Vernici Caldart hakkında bilgi verebilir misiniz? Ürünlerinin sektördeki yeri ve tercih edilme sebepleri nelerdir?
Vernici Caldart Srl 1976 yılında İtalyada Belluno şehrinde aile şirketi olarak kurulmuş, bugün 27.000 m2 alanda iki farklı şehirde, iki fabrikada üretim yapan, gözlük sektörüne yönelik en çok ürün üreten, EssilorLuxottica başta olmak üzere dünyanın en büyük üreticilerine vernik, boya ve astar gibi kimyasalları üreten büyük bir şirkettir. Büyük gözlük üreticileri ile çalışmanın sağladığı avantajlar ile sektörün kalite beklentilerine uygun, daha kaliteli gözlük sektörü için en geniş ürün gamına sahip kimyasallar üretmekte ve biz de müşterilerimize sunmaktayız. Parlak ve mat verniklerimiz gerek parlaklık ve matlık dokularıyla gerekse sağlamlık bakımından çok tercih edilmektedir.

PA12 hammaddesinin enjeksiyon gözlük üretiminde kullanım avantajları nelerdir?
PA12 enjeksiyon gözlük üretiminde kullanılan en ideal polyamid türevidir. Sektörümüzde daha çok TR90 adıyla bilinir. Hafifliği, esnekliği kullanıcılarda büyük bir rahatlık sağlamaktadır ve kırılmaya karşı dayanıklılığı ile de bilinir. Enjeksiyon sonrası boyama, vernik uygulaması vb. işlemlerin kolay uygulanabilmesi de önemli avantajlarındandır.

Üreticilere sunduğunuz ücretsiz danışmanlık hizmetinin kapsamı nedir? Hangi konularda destek veriyorsunuz?
Artık üretici olmasak da üretimin her aşamasındaki tecrübelerimizi üreticilerimizle hiçbir karşılık beklemeksizin paylaşmaya önem veriyoruz. Doğru bilinen fakat verimsizliğe sebep olan üretim süreçleri hakkında üreticilere yardımcı oluyoruz. Sektöre yeni girecek firmalara makine ve teçhizat alımı konusunda uygun maliyet alternatifleri konusunda önerilerde bulunuyoruz.

Türkiye optik sektöründeki üretici firmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Üretimde gelişim için sizce neler yapılmalı?
Öncelikle enjeksiyon gözlükte büyük bir arz fazlası var ve bu düşük kapasitede çalışmaya neden olmaktadır. Üreticilerimiz, verimlilik dolayısıyla karlılık konusunda titiz olmalılar. Yurt içi pazarda fiyat rekabeti ile verimsiz çalışmak yerine; marka oluşturmak, markalaşma sürecini doğru yönetmek, ihracata yoğunlaşmak gerekir. Sıradan, basit gözlükler üretmek yerine katma değeri yüksek, kaliteli ve nitelikli gözlükler tasarlayıp üretmek hedef olmalıdır. Ülkemizin konumu gereği sahip olduğumuz lojistik avantajı kullanarak, nitelikli ve katma değeri yüksek gözlük üretimi ile AB ülkeleri için çok iyi bir tedarikçi ülke olabiliriz. Bu konuyu bireysel olarak değil, Gözlük Sanayicileri Derneğinin koordinasyonu ile yetkili kamu kurumlarını da işin içine dahil ederek ele almalı ve atılım yapılmalıdır.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre katkılarıyla ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Silmo İstanbul katıldığımız ve gelecekte de katılmayı düşündüğümüz tek fuardır. Distribütörü olduğumuz firmaların uzmanlarını özellikle son iki yıldır Silmo İstanbul’daki standımızda müşterilerimizle buluşturmak, onların istek ve sorularına birinci elden yanıtlar vermek fuarın önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Ayrıca fuarın İstanbul’da yapılması, şehrin ulaşım, konaklama kolaylıkları ve konumu gereği hem katılımcılar için hem de ziyaretçiler için önemli tercih nedenidir. Silmo İstanbul’daki yabancı firmaların artışı özellikle biz katılımcılar açısından fuarın sektörümüze çok önemli bir katkı sunduğunu göstermektedir. Fuarın zamanlaması ve fuar günleri konusunda katılımcıların görüşünün alınması fuarın etkinliğini daha da arttıracaktır diye düşünüyoruz.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Sektörümüzün tamamı için yeniliklerin, gelişmelerin, moda tredlerinin izlendiği ve haberleştirildiği çok gerekli ve başarılı bir yayın olduğunu düşünüyoruz. Yayınlarınızın ve başarılarınızın devamını diliyoruz. Sektörün farklı bir aktörü, bir tedarikçi olarak bize gösterdiğiniz ilgi için de ayrıca teşekkür ederiz.

Haziran 2025

Design Eyewear Group

Design Eyewear Group

Tasarımda Cesaret

Güçlü kariyerine Face à Face ile başlayan DEG ortak Kreatif Direktörü Claire Ferreira “Gözlük tasarlarken milimetrenin onda biri bile ifadeyi şekillendirmede etkili oluyor. Bir çizginin en küçük kıvrımı bile bambaşka ifadeler ortaya çıkarabiliyor” diyor.

Profesyonel gözlük tasarımcılığına; Pascal Jaulent, Nadine Roth ve Alyson Magee tarafından Fransa merkezli olarak 1995 yılında kurulan Face à Face ile başlayan Claire Ferreira, bağımsız markanın 2015 itibarıyla Design Eyewear Group’a katılmasıyla birlikte günümüzde 15 yılı dolduran kariyerine DEG’nin ortak Kreatif Direktörü olarak devam ediyor. Design Eyewear Group’un en değerli tasarımcılarından biri olarak öne çıkan Claire Ferreira, her bir çerçevenin estetik, yenilik ve özgünlüğü harmanlayan benzersiz bir parçaya nasıl dönüştüğünü ikonik tasarımlarıyla gözler önüne seriyor. Design Eyewear Group’un ortak Kreatif Direktörü Claire Ferreira ile ilham kaynakları, kendine özgü yaratıcı yaklaşımı ve teknik kısıtlamaları fırsata nasıl dönüştürdüğü hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Claire. Gözlük tasarımı yolculuğunuz nasıl başladı ve gelişti?
Tasarım alanına çok erken yöneldim; önce Uygulamalı Sanatlar alanında lise diploması aldım. Sonrasında École Boulle’den Yüksek Teknik Sertifikası, ardından Olivier de Serres’ten Uygulamalı Sanatlar Yüksek Diploması ile mezun oldum. Ardından Londra’daki Royal College of Art’ta ürün tasarımı alanında yüksek lisans yaptım. Böylece tasarıma iki farklı ama tamamlayıcı yaklaşımla bakma fırsatı buldum. Fransa’daki yaklaşımın sosyolojik ve kavramsal; İngiltere’dekinin ise daha sanatsal ve deneysel olduğunu fark ettim. Eğitimimden sonra profesyonel kariyerime Face à Face’te gözlük tasarımcısı olarak başladım ve on beş yıldır bu meslekteyim, markayla birlikte gelişiyorum. Bu süreçte bağımsız bir marka olan Face à Face, Design Eyewear Group’a katıldı. Bugün DEG dokuz marka geliştiriyor ve pazarlıyor; ben de bunlardan üçünün sanat yönetimini ortaklaşa yürütüyorum.

Yeni bir gözlük tasarımı üzerinde çalışırken karşılaştığınız başlıca zorluklar nelerdir?
Dört ana zorluk görüyorum. İlki, ‘zaten görülmüş’ olanlardan uzaklaşıp yenilik yaratma gerekliliği diyebilirim. İkincisi, tasarım hedeflerine ulaşmak için üreticilerin sınırlarını zorlayan teknik zorluklardır. Örneğin Face à Face markasında çok keskin açılarla çalışmayı seviyorum. Oysa teknik açıdan cilalama süreci tam tersine her şeyi yuvarlatmaya odaklanır. Dolayısıyla açılardaki keskinliği korumanın ya da geri kazandırmanın yollarını bulmamız gerekiyor. Üçüncü olarak, pazar zorluğu var. Markamız uluslararası odaklı olduğu için tarzımızın Dna’sını bedenler, renkler vb. unsurlarla birbirinden ayrışan pazarlara uyumlu olacak şekilde yansıtmamız gerekiyor. Son olarak, denge zorluğu var. Her koleksiyonda yeni bir konsept, sürpriz yaratan ve dikkat çeken bir gözlük formu yaratmak istiyoruz. Ancak bu formun dengeli olmasına, karikatürize değil, şık ve konforlu olmasına da özen gösteriyoruz.

Bu zorluklarla yüzleşmek tasarım sürecinizi nasıl etkiliyor?
Kesinlikle olumlu yönde etkiliyor çünkü bahsettiğim tüm bu kısıtlayıcı unsurlar, aynı zamanda yaratıcılık için fırsatlara dönüşüyor. Hatırlıyorum, yüksek lisans yaparken tamamen özgür tasarım yapmamız istendiğinde, bazen yaratıcılık tıkanabiliyordu çünkü çok fazla olasılık vardı. Kısıtlamalar, içinde çok çeşitli kişiliklerin ifade edilebileceği bir alan sunuyor. Gözlük tasarlarken, çizgi roman çizerken olduğu gibi, milimetrenin onda biri bile ifadeyi şekillendirmede etkili oluyor. Bir çizginin en küçük kıvrımı bile sert, dostça ya da cesur bir ifadeyi ortaya çıkarabiliyor.

Yeni bir koleksiyon tasarlarken ilham kaynaklarınız neler?
Ekip olarak iham kaynaklarımızın çok çeşitlilik gösterdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Paris’in kalbindeki showroom’umuz sayesinde galerilerden, müzelerden ya da sadece sokakta yürürken fikirler bulabiliyoruz. Çağdaş sanat ve modayı yakından takip ediyoruz. Moda Haftası gösterileri, Jardin des Tuileries’deki ‘Première Classe’ aksesuar fuarı ve Milan Tasarım Haftası bizim için vazgeçilmez etkinliklerdir. Ama ilham burada bitmiyor. İşimizi tutkuyla yaptığımız için optik dünyasının derinliklerine daldığımızda, fikirler her an ortaya çıkabiliyor.

Tasarlamış olmaktan en çok gurur duyduğunuz model hangisi ve bu modelin öne çıkan özellikleri neler?
Face à Face’in Sotsas modeliyle özel bir gurur duyuyorum çünkü efsanevi İtalyan tasarımcı Ettore Sottsass’ın çalışmalarından esinlendik. Bu modelde gözlük ve heykeli birleştirmek istedik, Sottsass’ın canlı renklerinden ve oyunbaz ifadesinden yararlandık. Modelin sap tasarımı, Sottsass’ın bir kanepe için kullandığı silindirik kol dayanağı prensibini yeniden yorumluyor. Bir silindirik şekli menteşeye bağlamak ve sap yapısına entegre etmek teknik açıdan büyük bir zorluktu. Estetik olarak da markanın ikonik modellerinden biri oldu. Hem şaşırtıcı hem de şık bir model; daha sonra konsepti daha rafine bir optik versiyona, Kyoto modeline uyarladık.

Herkese uygun bir gözlük tasarlamak mümkün mü sizce?
Bazı markalar evrensel beğeniye hitap eden gözlükler yaratmayı hedefliyor. Bir tasarımcı markasıyız ve kaçınılmaz olarak daha cesur seçimlerle risk alıyoruz; bu da ya gerçek bir sevgi ya da güçlü bir antipati uyandırabiliyor. Ancak daha geniş bir kitleye hitap edebilecek yenilikçi estetikler üzerinde çalışıyoruz. Bunun için ‘evrensel şablon’ diyebileceğimiz bir yaklaşımla, çoğu insana uyum sağlayabilecek oranlar ve çizgiler tasarlıyoruz.

Sizce ticari başarıdan öte, tasarımda başarıyı ne tanımlar?
Farklı bir alandan örnek verecek olursak, Eames sandalyelerini düşünebiliriz. Başarıları, nesneyi mükemmel bir şekilde kavramalarına dayanıyor. Bu durum da ikonik bir form ve ayırt edici bir estetik ortaya çıkarıyor. Başka bir deyişle benzerlerinden ayrışan estetik formla sağlanıp, işlevselliğin gücüyle birleşmeli de diyebiliriz.

Yeni bir gözlük seçerken neyin yakıştığını anlamak oldukça zordur. Bu konuda tavsiyeniz var mı?
Bir çerçevenin yakışıp yakışmadığını belirlemek için birçok unsur var ve bunların bazıları fazlasıyla kişiye özgüdür. Çerçeve yüz şeklinize uymalıdır. Verebileceğim en iyi tavsiyelerden biri, göz bebeğinin yatay olarak camın ortasına denk gelmesine dikkat edilmesi olabilir. Büyük bir yüzünüz varsa ve küçük gözlük istiyorsanız, yuvarlak formları öneririm. Kare ya da dikdörtgen çerçeveler ise yüz boyutuyla orantılı olmalıdır. İnce bir yüzünüz varsa, daha fazla özgürlük var. Büyük gözlükleri tercih ettiğinizde anında daha trend bir stile sahip oluyorsunuz. Her durumda, acele karar verilmemeli çünkü gözlüğün bir kostüm değil, bir ifade aracı olması gerektiğini düşünüyorum.

Design Eyewear Group, Danimarka, İngiltere ve Fransa’da çalışıyor. Her ülkenin tasarım hassasiyetlerinde belirgin farklar var mı?
Klişelere düşmeden söylemek gerekirse, gerçekten bölgesel hassasiyetler gözlemliyoruz. Üç tasarım ekibimizde de bu farklılıklar var. Danimarka’da işlev formu belirliyor; minimal, radikal bir tasarım felsefesi var. ‘Az çoktur’ yaklaşımı takip ediyoruz. Fransa’da yaklaşım daha Latin, daha cesur ve özgür. Konsepte ve hikaye anlatımına güçlü bir vurgu var. İngiltere’de ise nihai kullanıcının tarzı daha ön planda tutuluyor. Yeni formlar sokak modasından ilham alıyor

Ürün yelpazenizi oluştururken global müşteri profili size nasıl yön veriyor?
Amerika’da tüketiciler genelde klasik, dikdörtgen ya da kelebek formları tercih ediyor; daha risksiz, konvansiyonel ürünleri seçiyorlar. İspanyol, İtalyan ve Fransız müşteriler ise genelde daha uzun, daha kare ve daha renkli çerçeveler arıyor. Bu yüzden tüm modellerimiz iki form ve altı renkte sunuluyor. Bu çeşitli seçenekler, her tercihe birkaç alternatifle hitap etmemizi sağlıyor.

Kaynak: Parisee

Haziran 2025

Atölye Gözlük

ATÖLYE GÖZLÜK

Sadece gözlük değil, marka deneyimi de sunuyor…

Silmo İstanbul gibi büyük organizasyonlar sayesinde hem yeni işbirlikleri kuruluyor hem de fuarın sunduğu tüm yenilikler aracılığıyla sektör kendini adeta güncelliyor.

Merhaba Kaan Bey & Esen Bey. Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektöre giriş hikayenizi paylaşır mısınız?
Kaan Parlakçakıl: Merhaba, 1979 yılında İstanbul’da doğdum. Öğrenim hayatımı İstanbul üniversitesinde tamamladıktan sonra tekstil sektöründe çalışmaya başladım. Gözlük sektörü ile tanışmam Merve Optik çatısı altında toptan satış ve pazarlama departmanında 2007 yılında çalışmaya başlamam ile gerçekleşti. Sonrasında da ortağım Esen Demir ile birlikte Atölye Gözlük’ü kurduk.

Esen Demir: 1982 yılı İstanbul doğumluyum. Eğitim hayatımı 1998 yılında bitirdikten sonra sektörde amcam Arif Demir yönlendirmesiyle çeşitli markalar ile birlikte çalıştıktan sonra 2008 yılında ilk mağazamı açtım. Mağazalar 4 şube olduktan sonra devredip, 2014 yılında ortağım Kaan Parlakçakıl beraber Atölye Gözlük firmasını kurduk.

Atölye Gözlük’ün kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Atölye Gözlük, bağımsız ve niş gözlük markalarına odaklanan Türkiye’nin öncü distribütörlerinden biridir. Kuruluşumuzdan bu yana, global gözlük dünyasının en özel markalarını seçerek Türkiye pazarına sunmaktayız. Koleksiyonlarımızda kalite, tasarım ve el işçiliğini ön planda tutan markalara yer vererek alışılmışın dışında bir vizyon ortaya koyuyoruz. Amacımız yalnızca ürün sunmak değil, markaların kimliklerini doğru bir şekilde temsil edecek satış stratejileri ve işbirlikleri geliştirerek, sektörde fark yaratmaktır. Seçici dağıtım yapımız, butik iş ortaklarımızla kurduğumuz sürdürülebilir ilişkiler ve müşteri deneyimini önceleyen yaklaşımımızla büyümeye devam ediyoruz.

Moscot, Linda Farrow ve Jacquemeus gibi birçok dünyaca ünlü markanın Türkiye distribütörlüğünü yapıyorsunuz. Bize markalarınızdan ve özelliklerinden bahseder misiniz?
Portföyümüzde Gentle Monster, Moscot, Eyevan 7285, Ahlem, Peter and May, Jacques Marie Mage, Chrome Hearts, Garrett Leight, Vanity Effect gibi dünya çapında tanınmış markalar bulunuyor. Tüm bu markaların ortak noktası; yüksek kalite anlayışları, güçlü marka hikayeleri ve özgün tasarım yaklaşımlarıdır. Her biri, farklı hikayeleri ve çarpıcı tasarımları ile ülkemiz tüketicisinin gözünde ayrışan, dikkat çeken markalardır. Bu markalar yalnızca birer gözlük markası değil, aynı zamanda birer yaşam tarzı temsilcisidirler. Markalarımız, titizlikle üretilmiş detaylara sahip ürünleriyle, gözlük sektöründe işçiliğe ve estetik bütünlüğe verdiği önemle öne çıkar.

Markalarınızı Türkiye pazarında konumlandırırken nasıl bir pazarlama stratejisi izliyorsunuz?
Her markanın kimliğine ve hedef kitle profiline uygun, özgün ve etkili pazarlama stratejileri geliştiriyoruz. Markaların uzun vadeli başarısını destekleyecek doğru iletişim dili ve görünürlüğü oluşturmayı önceliklendiriyoruz. Seçici bir dağıtım yapısı benimsiyor, markaları yalnızca kendi Dna’larıyla uyumlu, değerlerini paylaşan ve hedef kitlesine hitap eden noktalarda konumlandırıyoruz. Bu sayede her marka, kendi hikayesini en doğru şekilde anlatabileceği, kendini ifade edebileceği ve güçlü bir bağ kurabileceği bir ortama sahip oluyor.

Tanıtım için hangi iletişim araçlarını daha efektif buluyorsunuz? Kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Sosyal medya, basın işbirlikleri, butik etkinlikler ve lansmanlar bizim için markaların görünürlüğünü artıran, markaların hedef kitleyle bağ kurmasını kolaylaştıran önemli tanıtım araçları arasında yer alıyor. Her markamız için özel olarak kurguladığımız yaratıcı etkinlik ve projelerle hem sektör profesyonellerine hem de son tüketiciye doğrudan ulaşarak marka hikayesini doğru kanallarda aktarıyoruz. Bununla birlikte, iş ortaklarımıza düzenli olarak güncel bilgi, global trendler ve içerikler sunarak hem markalarımızdaki tüm yeniliklerden haberdar olmalarını sağlıyor hem de satış noktalarındaki iletişim gücünü artırmayı hedefliyoruz.

Optik mağazalarla olan işbirliklerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Sunduğunuz özel avantajlar ve destekler nelerdir?
Satış noktalarımızı büyük bir titizlikle seçiyor, onlara markalarımızın kimliğine uygun deneyimler sunmaları için eğitim ve pazarlama desteği sağlıyoruz. Bu noktalarla sürekli iletişim halinde olup, karşılıklı değer yaratacak uzun soluklu iş birlikleri kurmaya önem veriyoruz. Aynı zamanda iş ortaklarımızı markalarımızın yeni koleksiyonları hakkında düzenli olarak bilgilendiriyor, mağaza içi sunum ve görsel düzenlemelerinde destek oluyoruz. Her markanın doğru şekilde konumlandırılması ve müşteriyle buluştuğu alanlarda en etkili şekilde temsil edilmesi adına elimizden gelen tüm katkıyı sağlıyoruz.

Atölye Gözlük’ün gelecek hedefleri arasında yeni markalar veya farklı iş modelleri var mı?
Evet, kesinlikle. Seçici bir büyüme anlayışına sahibiz. Bu sebeple, portföyümüzü zenginleştirecek, mevcut yapımızla çelişmeyen yeni markalarla işbirliği yapmak istiyoruz. Aynı zamanda, temsil ettiğimiz markaların çeşitliliğini artırarak müşterilerimize her zaman yenilik sunmayı ve onları farklı bakış açılarıyla buluşturmayı hedefliyoruz.  Bunun yanı sıra, kendi yatırımımız olan “Vanity Effect” markasını da özgün bir anlayışla geliştirerek hem tasarım hem de pazarlama anlamında sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz. Türk imzası taşıyan bu markayı uluslararası pazarda konumlandırmanın ve ülkemize ait bir değeri sektöre kazandırmanın bizim için ayrıcalıklı bir motivasyon kaynağı olduğunu da belirtelim.

Türkiye optik sektörünün mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Sizce sektörel yönelimler ne yönde olacak?
Sektörün global ölçekte daha yaratıcı, tasarım odaklı ve kullanıcı deneyimini merkeze alan bir yöne evrildiğini gözlemliyoruz. Türkiye’de de bu alanda ciddi bir potansiyel ve giderek güçlenen bir farkındalık var. Tüketici artık sadece bir gözlük satın almakla yetinmiyor; markanın hikayesine, sunduğu deneyime, tasarım yaklaşımına ve stil anlayışına da değer veriyor. Bu noktada bağımsız ve niş markaların kendini ifade edebileceği, özgün koleksiyonlar ve güçlü marka hikayeleriyle öne çıkabileceği geniş bir gelişim alanı bulunuyor. Sektörün geleceğinde bu markaların etkisinin daha da artacağına inanıyoruz.

Kasım ayında 11.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre katkılarıyla ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, geçen süre içerisinde sektörün en önemli buluşma noktalarından biri haline geldi. Yerli ve yabancı katılımcıların artması, Türkiye’nin bölgede önemli bir merkez haline gelme potansiyelini ortaya koyuyor. Silmo İstanbul gibi büyük organizasyonlar sayesinde hem yeni işbirlikleri kuruluyor hem de fuarın sunduğu tüm yenilikler sayesinde sektör adeta kendini güncelliyor. Atölye Gözlük olarak Silmo İstanbul’un optik sektörü için vazgeçilmez bir ağ olduğunu düşünüyoruz.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Derginiz 4 your eyes, sektördeki gelişmeleri takip etmek için de firmamıza dair gelişmeleri paylaşmak için de çok değerli ve güvenilir bir kaynak olarak öne çıkıyor. Hem bilgilendirici hem de ilham verici içerikleriyle biz sektör profesyonellerine katkı sağlıyor. Yayıncılık serüveninizin başarıyla devam etmesini dileriz.

Mayıs 2025

BB Optik

B&B OPTİK

GÖZ SAĞLIĞINA ÖNCELİK VEREN CESUR GİRİŞİM…

Silmo İstanbul, Türkiye optik sektörünün global olarak bilinirliğine büyük katkı sunarken, iş bağlantıları kurmamızı kolaylaştırmaktadır.

Merhaba Burak Bey. Okurlarımız için kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörüyle nasıl tanıştığınızı paylaşır mısınız?
Optik sektörü ile tanışmam babam sayesinde oldu. Bakırköy’ün ilk gözlükçüsü olan Öztürk Optik 1968 yılında babam tarafından hizmet vermeye başladı. Gözlük sektörüne, okul tatillerinde babamın yanına giderek başladım. Küçük yaşlarda başladığım baba mesleğini 2021 yılında kendi mağazamı açarak sürdürmeye karar verdim.

Oldukça uzun süredir sektördensiniz. B&B Optik’i açmaya nasıl karar verdiniz? Şubeleşmek hedefleriniz arasında mı?
Mağazamı açma konusunda çevremden oldukça fazla destek ve olumlu yorumlar aldım. Bu meslek için doğduğumu, bu işin tam bana göre olduğunu söylüyorlardı. Açıkçası bu durumu kendim de benimsedim ve sektördeki ilk girişimci adımımı B&B Optik’i açarak attım. Mağazayı açmadan önceki ilk hedeflerimin başında şubeleşmek geliyordu. Halen de aynı düşüncedeyim ve ilerleyen zamanda bu hedefimi de gerçekleştireceğime inanıyorum. Bildiğiniz gibi 2020 yılında pandemi hayatımıza girdi. Her anlamda sıkıntılı olan bu dönemde çok geçmeden, 1 yıl içerisinde, mağaza açma kararı verdim. Pandemi ile birlikte bozulan ekonomi ortamında çok riskli bir işe kalkıştığımı biliyordum. Ancak bu riski azmim ve isteğimle birlikte fırsata çevirmek istedim ve başardım. ‘Hayat Her Zaman Cesurları Sever’ felsefesine yürekten inanmaktayım.

Güncel trendlerin etkisiyle Türkiye’de designer markalara yönelimin giderek arttığını görüyoruz. Mağazanızda özellikle hangi markalara rağbet var?
Mağazamızın genelinde, üst segment ürün grubu ve lüks markalar ağırlıklı olarak yer almaktadır. Dünyada markalaşmanın her geçen gün hızla artmasıyla birlikte, gözlük sektörü de bu sürecin önemli bir parçası haline gelmiştir. Artık tüketici alışkanlıkları ve beklentileri de bu yönde şekilleniyor. Biz de bu doğrultuda mağazamızda, global anlamda kendini ispatlamış, dünya modasına yön veren markaları müşterilerimizle buluşturmaya özen gösteriyoruz. Koleksiyonumuzda Cartier, Balmain, Dita gibi dünya çapında bilinirliği ve prestiji yüksek markalara yer vererek, müşterilerimize hem kaliteyi hem de modayı bir arada sunmayı hedefliyoruz.

B&B Optik bir cadde mağazası. Cadde mağazacılığını AVM yerine tercih etmenizin sebeplerinden söz eder misiniz?
AVM yerine cadde mağazacılığını tercih etmemizin en önemli sebebi, özgür bir çalışma ortamına sahip olma isteğimizdir. Bizim için müşteri ilişkileri yalnızca satış ve ticaret odaklı değil, aynı zamanda samimi ve sürdürülebilir bağlar üzerine kurulu olmalıdır. Cadde üzerinde esnaf olarak varlık göstermek, çevremizdeki insanlarla daha doğal ve yakın bir ilişki kurmamıza olanak tanıyor. Müşterilerimizle birebir iletişim halinde olmak, onların ihtiyaçlarını daha iyi anlamamızı ve onlara en doğru şekilde hizmet sunmamızı sağlıyor. Bu sebeple, cadde mağazacılığı bizim için sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda müşterilerimizle güçlü bir bağ kurduğumuz bir alan haline geliyor.

Optik mağazalar arasındaki rekabet her geçen gün artıyor. B&B Optik ürünleri için fiyatlandırma yaklaşımınızdan söz eder misiniz?
Evet maalesef bizim sektörümüzde rekabet var ve bu rekabet her geçen gün artıyor. İnternet satış fiyatları ile rekabetin giderek daha zorlaştığını da eklemek zorundayım. Ancak yaptığımız iş sadece bir moda aksesuarı satışı değil, sağlığın en hassas noktalarından biri olan göz sağlığını kapsıyor. Dolayısıyla müşterilerimiz sadece dünyaca ünlü markaların güneş gözlüklerini satın almaya gelmiyor, bilakis göz sağlıkları için gerekli optik desteğe ve bilgilendirmelere ihtiyaç duyuyorlar ve biz B&B Optik olarak bu sebeple müşterilerimizin, göz sağlıklarına en azami ölçüde önem ve öncelik vermekteyiz. Onlarla en doğru yaklaşım ile diyaloglar kurarak ihtiyaçlarını karşılamak başlıca hedeflerimiz arasındadır. Bu sebeple B&B Optik olarak doğru ürün, doğru fiyatlandırma yöntemimizden ödün vermeden devam etmekteyiz.

Müşteri memnuniyetinde öncelikleriniz nelerdir? Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?
B&B Optik için ‘Sizin güveniniz bizim mutluluğumuz’ sözü sadece bir slogandan çok daha fazlasıdır. Bizim ilk önceliğimiz hastalarımızın bize olan güven duygusudur. B&B Optik olarak işimizin ürünü satmakla bitmediğinin bilincindeyiz. Satış sonrasında olası durumlara karşı her zaman alternatif olarak bir B planımız bulunmaktadır. Hastalarımıza ve tüm müşterilerimize satış sırası veya sonrası en doğru en olası çözümleri sunmayı misyon edinmiş durumdayız.

Sektördeki güncel gelişmeler, trendler ve yenilikçi teknolojiler hakkında verilen eğitim ve satış bilgilendirmeleri yeterli mi, yorumlarınız nelerdir?
Dünyanın hızla gelişmesiyle beraber, bütün sektörlerde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bu gelişime paralel olarak önemli değişimler ve yenilikler yaşanmaktadır. Teknoloji, tasarım ve üretim anlamında sektörümüz her geçen gün ileriye giderken, ne yazık ki satış bilgilendirmeleri konusunda aynı gelişimi gözlemlediğimi söyleyemem. Evet, birçok eğitim programı, sunum ve bilgilendirme toplantıları yapılıyor; sektör çalışanlarına yeni bilgiler aktarılmaya çalışılıyor. Ancak sektörümüz içerisinde görev alan arkadaşlarımız, bu edindikleri bilgileri hastalarımıza veya müşterilerimize aktarma noktasında ne yazık ki yeterince etkili olamıyor veya doğru iletişim tekniklerini kullanarak sunmakta eksiklikler yaşayabiliyorlar. Bu da doğal olarak hizmet kalitesine yansıyor.

Üretici ve toptancı firmaların düzenlediği bayi toplantılarını nasıl değerlendirirsiniz? İş gelişimi ve motivasyona ne ölçüde katkı sağlıyorlar?
Üretici ve toptancı firmaların düzenlediği bayi toplantılarını oldukça faydalı buluyorum. Bu tür organizasyonlar, sektörün gelişimine katkı sağladığı gibi, biz bayiler için de büyük bir avantaj sunuyor. Özellikle bir sonraki sezonun ürünlerinin tanıtıldığı bu toplantılar, yeni koleksiyonlar ve trendler hakkında ürün yelpazemizi nasıl şekillendireceğimiz ve müşterilerimize hangi modelleri sunacağımız konusunda daha efektif kararlar almamıza yardımcı oluyor. Hem iş planlamamızı yapmamızı kolaylaştıran hem de motivasyonumuzu artıran bu tür etkinliklerin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

Uluslararası fuarları ziyaret ediyor musunuz? Bu fuarları takip etmek sizce ne derece önemli?
Yurt dışındaki fuarları takip etmekteyiz. Bu fuarlar özellikle optik gözlüklerdeki yenilikler, teknolojik değişiklikler ve mesleğimize getirdiği kolaylıklar açısından önemli yer tutmaktadır. Özellikle güneş gözlüklerindeki gerek moda markalarının son koleksiyonları gerekse trend haline gelen ürünler hakkında daha detaylı bilgiler edinmemiz, vizyonumuza önemli katkılar sağlamaktadır.

Geçtiğimiz Kasım 11. kez gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimi ve sektöre kattığı değerlerle ilgili neler paylaşmak istersiniz?
B&B Optik ailesi olarak her yıl olduğu gibi 11. Silmo İstanbul Optik Fuarını ziyaret ettik. Organize edilmeye başladığı ilk yıllardan itibaren sektörümüz için çok değerli bir ortam sunduğuna inanmışımdır. Üstelik Covid-19 gibi ciddi bir pandemi döneminden sonra bile Silmo İstanbul Optik Fuarının her yıl üstüne koyarak geliştiğini gözlemlemekten mutluluk duyuyorum. Silmo İstanbul’un gelişimi ile birlikte sektörümüze sunduğu destekler ve katkılar da giderek çoğalmaktadır. Silmo İstanbul’un güçlenmesi ve sunduğu atmosferin giderek daha kaliteli hale gelmesi, paralel olarak, sektörümüzün gelişimine de son derece olumlu şekilde yansımaktadır. Silmo İstanbul, Türkiye optik sektörünün global olarak bilinirliğine büyük katkı sunarken, iş bağlantıları kurmamızı kolaylaştırmaktadır.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenmek isteriz?
Derginizi her ay düzenli olarak takip etmekteyiz. Sektöre sunduğunuz değerli içerikleri ve güncel bilgileri çok değerli buluyoruz. B&B Optik olarak, 4 your eyes dergisinde bizlere yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederiz. Sektörün nabzını tutan, bizlere rehberlik eden çalışmalarınızın ve başarılarınızın daim olmasını dileriz.

Mayıs 2025

Caroline Abram

Caroline Abram

Moda Ve Tasarımla Şekillenen Bir Yolculuk…

Kadınlara zarif ve neşeli stiller sunan Caroline Abram, gözlüğü görünümün ayrılmaz parçası haline getiren özgün çizgisiyle gönülleri fethediyor.

Caroline Abram hukuk ve ekonomi eğitimi aldıktan sonra, kariyerini moda ve tasarım alanında sürdürmeye karar verdi. Balmain, Celine ve Chloé gibi saygın moda evlerinde çalışarak moda dünyasında adım attıktan sonra gözlük tasarımına yöneldi. 2008 yılında kendi adını taşıyan gözlük markasını kurarak uzun yıllar kullanılabilecek, kaliteli ve modaya yön veren çerçeveler tasarlamaya odaklandı. Moda geçmişi ve gözlüklere duyduğu tutkuyla Caroline Abram, klasik zarafeti modern bir dokunuşla buluşturan özgün bir stil yarattı. Fransız tasarımcı Caroline Abram’ın zamansız ve sofistike çizgileriyle öne çıkan koleksiyonları, onun tasarıma bakışını ve ilham kaynaklarını birebir yansıtıyor. Dünyaca ünlü Fransız tasarımcı ile gözlük dünyasıyla nasıl tanıştığını, tasarıma olan tutkusunu ve koleksiyonlarını besleyen ilham kaynaklarını paylaştığı röportajı sunuyoruz.

Gözlük dünyasında doğup, büyüdünüz. Ailenizin izinden gitmek sizin için kaçınılmaz mıydı?
Pek öyle denemez doğrusu. Hatta ilk gençlik yıllarımda gözlükler bana pek bir şey ifade etmiyordu. Benim asıl tutkum çizimdi. Ama annem mutlaka bir diplomam olmasını istiyordu ve ben matematik, fizik ve teknik çizimde çok iyiydim. Bu yüzden diplomamı aldıktan sonra başka bir alana yöneleceğimi düşünüyordum. Sonra her şey doğal bir akışla gelişti. Annemin optik mağazasında çalışmaya başladım. Akşamları da seramik atölyelerine gidiyordum. Bu işin ne kadar zaman alıcı olduğunu biliyordum ve ömrüm boyunca yapmak isteyeceğimden henüz emin değildim.

Tasarım alanına yönelmenizi sağlayan şey neydi?
Bir şeyler yaratma ihtiyacındaydım. Aslında her şey tesadüfen gelişti. 18 yaşındayken bir yıl boyunca Senegal’de babamın yanında kaldım ve orada birine aşık oldum. Paris’te sıkışıp kalmamak için bir yol bulmam gerekiyordu. O dönem Senegal’de el işi boncuklar satan harika dükkanlar vardı. Gümüş boncuklar, Mauritius boncukları, ahşap boncuklar… Bu güzel boncuklarla annemin mağazasında satılacak zincirler yapma fikri geldi aklıma. Sevgilimi görmek için sahile gittiğimde, o çalışırken ben boncuk dizip zincirler hazırlıyordum. Paris’e döndüğümde, zincirleri mağazada sergiledim. Kendi gözlük markamı kurana kadar geçen sürede, koleksiyonları insanlar sevdiği ve hoşuma gittiği için hazırlıyordum, sanki sadece eğleniyordum. Ama zamanla, tam açıklayamadığım bir tutkuya sahip olduğumu fark ettim. Çizmeyi, boyamayı, renklerle çalışmayı çok seviyordum. Bu yüzden kendimi tasarım dünyasında bulmam son derece doğal oldu.

İlk gözlük koleksiyonunuzla birlikte büyük beğeni toplamayı başardınız. Bu koleksiyon için nasıl hazırlanmıştınız?
Başta koleksiyonuma hazır okuma gözlükleri ekleyip zincirlerle kombinlemeyi planlıyordum. Zincirlerim oldukça feminen bir havadaydı ve sadece kelebek formundaki modellerle uyumlu bir koleksiyon hazırlamıştım. Böyle bir pazar olduğunu biliyordum. Ama aslında tasarımlarımı ‘kadın gözlüğü’ olarak görüyordum. Hemen fark ettim ki çerçeveler kaş hizasında konumlandığında yüzü yukarı doğru kaldırıyor, adeta bir lifting etkisi yaratıyordu. Bu yüzden yüz hatlarını yukarı çeken, neşeli ve feminen gözlükler tasarlamaya karar verdim. Gençlerin bile bu tarzı hemen benimsediğini gördüm ve doğru bir yolda olduğumu anladım.

Kadınlara hitap etmek sizin için neden önemliydi? Caroline Abram gözlüklerini nasıl kadınlar takıyor?
Çünkü gözlüklerim benim dünyamın sembolü. Benim için gözlük ‘takı, makyaj ve mini bir yüz gerdirme’ anlamına geliyor. Kadınların genellikle biraz ‘hüzünlü’ gözlükler taktığını düşünüyordum. Onların allık ya da eyeliner sürer gibi gözlük takabilmesini istedim. Şık ama abartısız, güzel ama tuhaf görünmeyen bir tarz yakalamalarına destek olmak istedim. Farklı yönleriyle, görünümüyle ya da sadece kadınlığıyla oynamaktan keyif alan her kadın Caroline Abram takabilir. Yapı ile çok çalışıyorum. Gözlüklerim genellikle oldukça zariftirler. Görünmez değiller ama farklı yüzlere kolayca uyum sağlıyorlar. Gözlüğün kişiyle bütünleşmesini ve nedenini bile tam anlayamadan kadını daha güzel göstermesine odaklanıyorum. Tıpkı makyaj gibi… Makyajın ‘fazla’ durmasını sevmem. Gözlükte de aynı kural geçerli. Gözlüğü değil, gözlüğün ardındaki kadını görebilmelisiniz. Benim amacım tam da bu.

Kadınları yüceltme arzunuz neden bu kadar güçlü?
Bu tamamen bir tutku. Kişiliğimin bir parçası. Küçüklüğümden beri hep uyumu, bütünlüğü arardım. Hiçbir zaman bir trendi sadece moda olduğu için takip etmedim. Elbette hepimiz gibi günlük hayatta gördüğümüz imgelerden ben de bilinçsizce etkilenmişimdir ama tarzım hep bana aitti. Hem Stan Smith giyerim hem şık bir elbise; dar da severim bol da… Kısacası kadın olmanın tadını çıkarırım. Bu sebepledir ki 60’lı yıllara hep hayranlık duydum. Kadınlar adeta birer bebek gibiydi; saçlar özenli, elbiseler canlı renklerde… Hayat dolu.

Peki koleksiyonlarınızı tasarlarken ilhamınızı nereden alıyorsunuz?
İlhamım her zaman malzemeden ya da formdan gelir. Mesela nylon… Bu malzemeyi gördüğümde ona özel bir koleksiyon tasarlamak isterim. Renk paletimle malzemeyi ‘ısıtırım’, saplara yumuşak dalga formlu kıvrımlar vererek tasarıma feminenlik katarım, hafifliğini korumak için titanyum da eklerim. Genellikle malzemeyi yüceltecek şekilde çalışırım. Avustralya’daki bir konuşmamda ilk buluşma temalı bir örnek verdim. Makyaj yaparsınız, en güzel elbisenizi giyersiniz, çantanızı ve ayakkabınızı özenle seçersiniz. Ama masaya oturduğunuzda karşınızdaki adam bütün akşam sadece gözlüklerinizi görür! Herkes çok gülmüştü ama çok doğruydu. İşte bu bana ilham veriyor. Gözlüğümü takan bir kadının aynaya baktığında kendini beğendiğini gördüğüm her an, işte bu benim gerçek amacım dediğim an. Benim yapmak istediğim bu.

Çocuklara yönelik koleksiyon hazırlamaya nasıl karar verdiniz? Size bu ilhamı veren unsurlar neydi?
Kadınların gözlüklerimle kendilerini daha iyi hissetmesini sağlamayı umut ettiğim gibi bu durum çocuklar için de geçerli. Genellikle gözlük takma fikri çocukların moralini bozar, çünkü çoğu okulda alay konusu olurlar. Bu klasikleşmiş bir klişedir. Yetişkin koleksiyonuma oldukça yakın bir çocuk gözlüğü serisini tam da bu sebeple tasarladım. Amaç, çocukluk özelliklerini koruyarak yüzleri güzelleştirmekti. Bir keresinde Caroline Abram gözlüğü alan küçük bir kız çocuğu ile tanıştım, mutluluktan uçuyordu çünkü okula gittiğinde herkes gözlüğünü çok beğenmiş ve tıpkı onun gibi göz doktoruna gitmek istemişti. Sanki ona topuklu ayakkabı satmışım gibi mutluydu. İşte yaratmak istediğim etki tam olarak bu. Gözlük takan küçük kızlarla alay edilmemeli, çünkü zaten çok güzeller.

Dünyaca ünlü bir tasarım markasının sahibi olarak sıradaki hedefiniz nedir?
Büyüme fikri herkesi heyecanlandırır ama benim bir sonraki adım için özel bir planım yok, bu durumdan da memnunum. Yıllarca konfor alanımın dışında çalıştım; işi öğrenmek, her adımı dikkatle atmak gerekiyordu. Artık tek isteğim, insanların seveceği şeyler üretmeye devam etmek. Markayla bağ kuran insanlara karşı bir sorumluluğum var. İnsani ve ailevi tarafımı korumak istiyorum. Daha da büyümek gibi bir amacım yok.

Kaynak: Pret a Voir & Lunettes Originales

Mayıs 2025