İşbir Optik

İŞBİR OPTİK

Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır.

İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz.

Mustafa Bey, İşbir Optik’e Genel Müdür olalı iki sene oldu. Bu dönemde neler yaptınız, şirkette neler değişti?
Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Son iki sene, ne yazık ki, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid-19 pandemisinin gölgesinde geçti. Bu süreçte önceliğimiz çalışanlarımızın ve iş ortaklarımız olan optikçilerimizin sağlıklı şekilde işlerine devam etmesini sağlamaktı. Kısacası çalışanlarımızın ve optikçilerimizin maddi manevi yanında olmaya çalıştık. Pandeminin ilk başladığı günlerde maske, eldiven ve şeffaf kask dağıtmaktan tutun da tam kapanma dönemlerinde çeşitli vasıta ve yöntemlerle ödeme kolaylıkları sağlamaya, yurtiçi ve yurtdışındaki tedarikçi ve hizmet sağlayıcılarımızdan kaynaklı aksaklıklara rağmen üretim ve dağıtımı hiç aksatmadan sektöre hizmet vermeye kadar elimizden gelen azami gayreti gösterdik. Tabii sadece bunlarla kalmadık, pandeminin getirdiği tüm zorluklarına rağmen, tam da o ilk günlerde, Tora markasını İşbir’e entegre ettik. Tora müşterilerinin üretim, sipariş, servis ve faturalama konularında hiçbir sıkıntı yaşamadan işlerine devam edebilmesini sağlamamız, İşbir ve Tora şubelerini ve ürün gamlarını birleştirmemiz, Tora’dan gelen çalışanlarımızın adaptasyonunu sağlamamız gerekiyordu.

Tüm bunları kesintisiz ve sıkıntısız şekilde gerçekleştirdiğimize inanıyorum. Son olarak, VisionArt ve Tora gibi güçlü ulusal markalarımız, Nikon gibi tüketici bilinirliği çok yüksek olan uluslararası markamızın yanına yine bilinirliği çok yüksek bir uluslararası marka olan Kodak’ı entegre ettik. Bu vesileyle Kodak’tan biraz bahsetmek isterim; Kodak, marka gücünü ulaşılabilir fiyatlarla birleştiren, yenilikçi ve dinamik bir marka. Nihai tüketicilerin içinde bulunduğumuz pandemi gibi sıkıntılı dönemlerde güvenilir markalara yöneldiği bir gerçek. Kodak’ın önümüzdeki yıllarda Türkiye optik piyasasında önemli bir oyuncu olacağına inancımız tam.

Göreve gelmenizle birlikte Yeni İşbir Optik’ten bahsediliyor. Bunu açabilir misiniz?
Tabii, bir şirketin en önemli bileşeni ne binaları, ne üretim tesisleri ne de ürünlerdir, hepsinden önce çalışanları gelir. Son iki yıldır İşbir Optik’te tecrübe ve uzmanlığı, dinamizm ve gençlik ile harmanlıyoruz. Yönetici ekibimize bir yandan uzman ve tecrübeli arkadaşlarımızı katarken diğer yandan mevcut çalışanlarımıza kendilerini geliştirmeleri için fırsatlar sunuyor, özellikle genç ve dinamik arkadaşlarımıza daha fazla yetki ve sorumluluklar vererek onların gelişimine katkı sunuyoruz. Tüm bunlar sahaya, iş ortaklarımıza da pozitif yansıyor. Müşterisini iş ortağı olarak gören, kazan kazan zihniyetini benimsemiş, işimizin nihayetinde tüketicilerin daha iyi görme ihtiyaçlarını en doğru çözümlerle buluşturmak olduğunu benimsemiş, sağlığı ön plana alan bir ekibimiz var.

Diğer taraftan, en son teknoloji ile donatılmış üretim tesislerimizi her geçen yıl büyütüyor ve yeni teknolojilere adapte ediyoruz. Burada da vizyonumuz sadece Türkiye’ye değil çevre coğrafyalara da hizmet verecek bir üretim merkezi olmak. Son olarak, dünyadaki gelişmeleri takip ederek en yenilikçi ürünleri sunmaya, tüm görme ihtiyaçlarına cevap verebilecek en geniş ürün gamını bulundurmaya özen gösteriyoruz. Bu çabamızın en önemli delillerinden biri, 7 farklı anti-refle kaplama çeşidimizin bulunmasıdır.

Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Son yıllarda sektör hızla gelişiyor ve değişiyor. Optisyen ve Gözlükçüler Odaları ve Birliğinin kurulması bunun en önemli göstergelerinden biri. Sektörü temsil edecek, sorunların çözümlerinin ana platformunu oluşturacak Odaları ve Birliği çok değerli buluyoruz. Toptancı ve perakendeciler olarak ele ele verip, halk sağlığına daha iyi nasıl hizmet ederiz ve bu suretle sektörümüzü nasıl büyütürüz, bunların üzerine projeler geliştirmemiz gerekir. Özellikle eğitimde ve trafikte göz sağlığının önemini vurgulamak, bunu bir norm haline getirerek düzenli ve mecburi göz muayenelerini yaygınlaştırmak gibi projeler için çalışmalıyız diye düşünüyoruz. Sektörümüzün bu bağlamda geliştirebileceği projeler çok ve önü açık. Sektörümüzdeki tüm bileşenlerin büyümesi ve tüketicilerin göz sağlığı hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesi için atılabilecek birçok adım var.

EssilorLuxottica grubunun Grand Vision’ı satın almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
EssilorLuxottica adına konuşmak için yetkili değilim ancak İşbir Optik adına şunları söyleyebilirim; İşbir Optik 40 yıla yakın geçmişi, uzun yıllardır birlikte çalışan kadrosu, duruşu ve prensipleri ile daima iş ortaklarının yanında olmuştur. İşbir Optik müşterileri arasında ayrım yapmaksızın sektörü büyütmeye gayret etmiş, tüketicilerin daha çok ve çeşitli ürünlere ve hizmetlere ulaşabilmelerine odaklanmış ve daima “işimizi hakkıyla daha iyi nasıl yaparız”ı ilke edinmiş bir şirkettir. Kısacası “bugüne kadar yaptıklarımız, bundan sonra yapacaklarımızın teminatıdır”. Tüm optikçiler bizim vazgeçilmez iş ortaklarımızdır, bu şekilde de kalmaya devam edecektir. İşbir Optik 250 kişilik kadrosu, en son teknoloji üretim tesisleri ile Türkiye’nin gurur duyacağı değerlerinden biridir. Bunları daha da ileri götürmek ve ülkemize, çalışanlarımıza, iş ortaklarımıza ve nihai tüketicilere kattığımız değeri daha da arttırmak doğal hedefimizdir.

EssilorLuxottica grubunun Rekabet Kurumu tarafından incelemeye alınması konusunda da düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Rekabet Kurumu kendisine gelen başvurular üzerine gerekli incelemeleri yapmakla sorumlu olan ve tüm sektörlerde rekabetin etkin olarak sağlanması için görev yürüten bir kurumdur. Bu kapsamda bir inceleme başlatmış bulunmaktadır. Şu aşamada EssilorLuxottica aleyhine isnat edilen herhangi bir iddia mevcut değildir. Burada İşbir Optik olarak bize düşen görev, Rekabet Kurumu’nun istediği bilgi ve belgeleri zamanında temin ederek, işbirliği içerisinde olacak şekilde sürece katkıda bulunmaktır. Bu konuda da üstümüze düşen görevi layıkıyla yapmaya gayret ediyoruz. Tekrar ifade etmek isterim ki, İşbir Optik sadece hizmet ve ürünlerini geliştirmeye odaklanmış, her gün “bir sonraki adım ne” anlayışıyla daha iyisini yapmayı hedeflemiş bir firmadır. Sonuç olarak ilk ve tek hedefi Türkiye optik sektörüne en iyi hizmeti vermektir.

İşbir Optik olarak yıllardır katılımcı firma olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuarı yaklaşmakta, 2021 fuarından beklentileriniz nelerdir?
Silmo İstanbul 2019 bizim için çok verimli geçmişti. Ne yazık ki krizlerde ilk etkilenen sektörlerden biri fuarcılık oluyor ve malum pandemi sebebiyle 2020 yılında fuar düzenlenemedi. İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz. Fuarların sektörlerin gelişmesi için çok önemli olduğunu düşünüyoruz, o sebeple de bu sene Silmo İstanbul fuarına Nikon ve Kodak markalarımıza vurgu yaptığımız iki stand ile katılacağız.

Son olarak, “4YourEyes” optik magazin dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Aynen fuarlar gibi sıkıntılı dönemlerde en kötü etkilenen sektörlerden biri de dergicilik ve özellikle de sektörel dergiciliktir. Bu zorlu pandemi günlerinde kesintisiz olarak sektöre haber ve hizmet vermeye devam eden “4 your eyes” dergisi ve çalışanlarını gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Kasım 2021

L’amy

L’AMY

Lükse Olan Bağlılık

Ünlü Fransız gözlük firması L’amy hem tarihine hem de titiz prensiplerine uygun çalışmalarını artık lüks segmente ağırlık vererek L’amy Luxe markası altında sürdürmeye kararlı görünüyor.

Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip Fransa’nın Jura bölgesinde yer alan L’amy, geriye dönüp bakıldığında 200 yıldan fazla bir süredir gözlük sektörüne yön vermektedir. 1980’li yıllarda L’amy moda markalarını bünyesi altına alarak gözlük üretimine geçen ilk firmalardan biriydi.

Günümüzdeyse bu Fransız firması, L’amy Luxe adı altında faaliyet göstermektedir ve lisanslı markalara sahip olma konusunda da beklenenin ötesinde bir ilerleme kaydetmiştir. Firmanın şu anki odak noktası ise özel niteliklere sahip lüks ürünlere yepyeni bir yaklaşımla bakmaktır. L’amy’nin CEO’su Dominique Alba ile şirketin yeni ufuklar keşfetmek adına ulaşmak istediği hedeflerden ve sektörel gelişimlerden bahsettiği röportajı sizlere sunuyoruz.

Merhaba Dominique, L’amy gözlük sektöründeki en iddialı firmalardan biri. İki asırlık köklü bir mirasa sahip olan L’amy’nin kuruluşu neye dayanmaktadır
L’amy her zaman için teknolojinin ve yeniliğin öncülüğünde hareket etmiştir. L’amy’nin tarihçesi ise 1960’lardan başlayarak pazarlama ve tasarımı birbiriyle harmanlayan mühendislik çalışmalarına ve teknolojik girişimlere dayanmaktadır.

Şirketinizin kuruluşu Fransa’nın yüksek kalitede gözlük geliştirme ve üretme kaynağı olarak görülen Jura bölgesine uzanıyor. Bu bölgenin tarihsel açıdan L’amy’e katkısı nedir?
Jura bölgesinde kurulmuş olmak, sektörün en yenilikçi ve aynı zamanda en yüksek kalitede ürün sağlayan firması olmamızda büyük önem taşıyor. Şirketimizin bünyesinde ‘yaşayan miras’ ünvanını alan Henry Jullien ve aynı zamanda piyasadaki en yenilikçi koleksiyonla birden fazla ödül kazanan McLaren da var. Bu durum optik mağazalara lüks segmentte en çok ihtiyaç duyulan kusursuz işçilik ve sınırsız yeniliklere sahip gözlükleri sunmamızı sağlıyor.

L’amy’nin titiz işçiliğine ve yüksek kalitesine dayanan üretimdeki tarihçesine bakarsak, firmanın dönüm noktası olarak nelerden bahsedebilirsiniz?
Aslına bakarsak L’amy çok uzun ve hareketli bir geçmişe sahip. Öncelikle, üretim açısından kilometre taşlarımızdan biri olarak 1883 yılında kurulan modern anlamdaki ilk fabrikamızdan bahsetmeliyim. Bir diğer kilometre taşı olarak ise 1986’da kurduğumuz son model galvanik uygulamalı fabrikamızı gösterebiliriz. Üretim faaliyetlerindeki yeteneklerimiz adeta genlerimize işlemiştir diyebilirim.

1980’lerden itibaren lisanslı markalarla çalışmada uzmanlaşan L’amy’nin portföyünde hangi büyük şirketler yer aldı?
L’amy’nin en uzun süre ortaklık kurduğu ve bu ortaklık sayesinde büyük başarılara imza attığı lisanslı markamız Lacoste’den öncelikle bahsetmek isterim. Ancak başka firmalarla da çok fazla işbirliği yaptığımızı söyleyebilirim. Aslında artık gözlük lisansımız olmayan markaları listelemek benim için çok daha kolay olurdu.

Lisans anlaşmaları yapmayı bıraktığınızdan beri sektördeki diğer firmalar bu alanda güçlendiler mi?
Sektördeki diğer firmaların güçlü konuma gelmesinde bizim lisans anlaşmaları yapmayı bırakmamızın bir payı olduğu doğru. Ancak uzun süreden beri marka konumlanmalarının hızla değişen piyasa koşullarına göre şekillendiğini düşünüyorum.

Bu durumda lisanslı marka sahibi olmak artık size cazip gelmiyor diyebilir miyiz?
Lisanlı markaların sahibi olmak artık ne L’amy için ne de optisyenler için bir rekabet ortamı oluşturmadığından bunu bir sorun olarak görmüyoruz. Günümüzde, nihai tüketiciler de artık markalar ve ürünler hatta piyasalar hakkında sahip oldukları bilgiler sayesinde farkındalık kazandı.

Genel anlamda pazarın değiştiğini ve eski konseptlerin önceki kadar rağbet görmediğini mi düşünüyorsunuz?
Tam olarak öyle olduğunu söyleyemem. Konseptlerin ne kadar eski olduğuna bakılmaksızın hala başarıya götüren etkenlerden olduğunu düşünüyorum. Bu noktada önemli olan şey nihai tüketici tarafından değişen konseptin nasıl algılandığıdır.

Aslına bakarsanız sektörün değişimden geçtiğinizi söyleyebiliriz. Peki sizce son on senede en büyük etkiyi hangi değişiklikler sağladı?
Üç büyük değişimden söz edebiliriz. İlk önce perakendeci ve tüketiciyi kontrol etmeyi amaçlayan büyük gözlük firmaları birleşti. Ardından, üreticiden tüketiciye kadar olan bütün değer zincirini kontrol etmek adına şirketlerin kendi bünyelerinde ürettikleri gözlük bölümlerinin oluşmasıyla lüks moda döneminin sonuna geldik. Son olarak da, 3 boyutlu yazıcılar, sanal ortamda ürünlerin denenmesi, bağlantı aparatları ve akıllı camlar gibi yeni teknolojilerin ortaya çıktığını görüyoruz.

Sözünü ettiğiniz bu teknolojik gelişmelerin sektöre etkisi nedir?
Pazarda gerçekleşen bu yapısal değişiklikler aslında daha tam olarak bütünü değiştirmiş değil. Ancak bu değişiklikler yavaş yavaş ve sürekli oldukları için bir noktada bütünü de etkileyecektir. Bu durumdan ilk etkilenenler her ne kadar gözlük firmaları olacak olsa da, en büyük etkiyi tüketicilere yeni teklifler ve düzgün stratejilerle yaklaşmak zorunda kalan optik mağazaları hissedecektir.

100. yılını kutlayan ve geleneksel tüketimin öncüsü Henry Jullien’i 2017’de devraldınız. Bu satın almanın ardında yatan motivasyon kaynağınız neydi?
Henry Jullien dünyada çapında detay ve kaliteye önem veren öncü gözlük üreticilerindendir. Artık bu seviyede onların yaptığı sadece el işçiliği olarak değil sanat olarak değerlendirilmelidir. Henry Jullien’de vakit değerlidir. El işçiliğiyle yaptıkları gözlük çerçevelerinin üretiminde yaklaşık 279 aşama kullandıklarını göz önünde bulundurursak; zamanın da etkisiyle, bu sanatsal tarzla, ürünlerin dayanıklılığını garanti etmişlerdir. Henry Jullien geniş bir tüketici topluluğunda güçlü bir yankı uyandıran bir markadır. Bu durum Henry Jullien’i toplumun büyük bir kısmının da bağlı olduğu temel değer algılarına uyan modern bir şirket haline getiriyor. Geçen yüz yılın ardından modaya bu kadar uyumlu olarak ilerlemesi adeta bir mucize olarak kabul edilebilir.

Bu satın alma stratejik açıdan bir değişiklik yapmanıza sebep oldu mu?
Evet oldu. Lüks tüketim pazarına odaklanmaya karar vermemizin üç nedeni var. Birincisi, lüks tüketim segmentinin son 30 yılın en yüksek büyüme oranına sahip olması. İkincisi, bu segmentin, mevcut pandemi krizi de dahil olmak üzere, son iki yüzyılda gerçekleşen krizlere en dayanıklı olan alan olması. Üçüncü olarak ise, başka alanların aksine son on yılda optik mağazaları tarafından iyi bir şekilde hizmet sağlanamadığı için için gözlük sektörü açısından piyasaların yüksek bir potansiyele sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Nasıl oluyor da lüks tüketim diğer fiyat kategorilerine kıyasla krizden daha az etkileniyor?
İki yüzyıldır ve net bir şekilde 1929 krizinden beri bu duruma tanıklık ediyoruz. Lüks tüketim segmenti, diğerlerine kıyasla bu krizden çok daha az etkilendi ve her krizden sonra hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Dünyadaki nüfusun da %20’lik bir kısmına denk gelen en zengin, en eğitimli ve en bilgili kesimi ilgilendirdiği için de bu zamana kadar en dayanıklı segment oldu.

2019 yılında teknik açıdan gelişmiş, yenilikçi ve lisanslı bir marka olan McLaren’ı piyasaya sürdünüz. Daha fazla lisanslı markayla çalıştığınız önceki dönemlere kıyasla bu dönemin arasında ne gibi farklar var?
İnovasyon,  inovasyon ve inavasyon. McLaren markasının koleksiyonları sadece teknolojik içeriği bakımından değil aynı zamanda büyüleyici tasarımıyla da gerçekten eşsiz bir çalışma. Şimdi Henry Jullien ve McLaren geriye kalan tek lisanslı markalarımız olduğu için portföyümüzü modernize ettik ve lüks segmente odaklandık. Bu gelişmeyle beraber de adımızı L’amy Luxe olarak değiştirdik. 

Kaynak: Spectr

Kasım 2021

Ata Optik

ATA OPTİK

11 Senelik Tecrübe

Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz.

Merhaba Kader Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, 1979 Tekirdağ Malkara doğumluyum. Gelişim Üniversitesi Optisyenlik Bölümü mezunuyum. Sektöre ilk adımımı 2004 yılında attım. Yakın bir arkadaşımın mağazasında kısa bir süre bulunup, bu süre zarfında mağazacılık ve işin mutfağı olan atölye kısmında birikimlere sahip olmaya başlayınca, 2004 yılında Tekirdağ Muratlı’da ‘Gözlüx’ adıyla ilk mağazamı açtım.

Mağaza lokasyonunun satışlarınızı etkilediğini düşünüyor musunuz?
Lokasyonların satışların üzerinde ki etkisine kesinlikle inanıyorum. Müşterilerimiz için ulaşılabilir bir lokasyonda olmak ve bunun yanı sıra, mağazanın olduğu lokasyanlarda araçlarını rahatça park edebilecekleri otopark alanlarının olması büyük bir avantaj. Ayrıca vermiş olduğumuz ve hedeflediğimiz hizmet kalitesi açısında da bulunduğumuz lokasyonda ki nihai tüketici ile aynı vizyon doğrultusunda buluşabilmek de çok önemli olduğunu düşünüyorum. 

Ata Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
2004 yılında ilk mağazamı açtıktan sonra ki 11 senelik süre zarfında edinmiş olduğum tecrübe ve birikimler neticesinde, bulunduğumuz bölgede yapmış olduğumuz işin üst segmentte sunulmadığını gördüm. Yıllar içerisinde kendime edindiğim misyon ve sahip olduğum vizyon doğrultusunda 2015 yılında Tekirdağ Süleymapaşa’da üst segment ve tüm dünya markalarının da satışını gerçekleştirdiğimiz mağazamızı Ata Optik adıyla açtık.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Şu an Ata Optik adıyla 3 ve ilk göz ağrımız olan Gözlüx mağazamızla birlikte 4 mağazaya sahibiz. Günümüz şartlarını da göz önünde bulunduracak olursak, doğru ekip ve en doğru hizmet kalitesini yakalayacağımızı düşündüğümüz en doğru zaman da mutlaka yeni şubelerle kaliteli hizmetimizi vermek adına girişimlerimiz olacaktır.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Müşterileriniz tarafından seçilen bu markaların tercih nedenleri ne olabilir?
Hemen her dünya markası ve optik sektörü içerisinde alanında en iyi markalarla çalışmaya özen gösteriyoruz. Sektör içerisinde ki dinamiklerin değişimlerini müşterilerimiz de en az bizler kadar iyi ve yakından takip ediyorlar. Bu doğrultu da sağlık ve modayı içerisinde barındıran en farklı ve özel tasarımları müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz.

Son yıllarda designer markalar rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Müşterilerimizin sosyal medyayı yakından takip ettiklerini ve farklı tasarımlara sahip gözlüklerin artık hayatımızın en önemli parçası olduğunu düşünürsek, bu doğrultuda sosyal medya üzerinden gördükleri popüler modeller ve markaları mağazamızda da görmek istiyorlar. Biz de onları en yeni en güncel modellerle buluşturmaya çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Mağaza olarak misyonumuz %100 müşteri memnuniyeti ve bu yüzden sadece satış odaklı değiliz. İşimizin sağlık boyutunu da düşünecek olursak müşterilerimizin memnuniyeti için olumlu veya olumsuz bütün geri dönüşleri en iyi şekilde karşılayarak tüm güler yüzümüzle her an aynı ilgi ve alakayı gösteriyoruz. 

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Tabi ki cadde mağazacılığı… Butik hizmet vermek amacıyla kurulan bir işletme olduğumuzdan dolayı, yeri geldiğinde mağazamızın önünde ki özel oturma alanımızda ev ortamı rahatlığını hissettirip müşterilerimize ikramlarda bulunmak, yeri geldiğinde arabalarına kadar eşlik edebilmek gerektiğine inanıyoruz. Bu hizmeti ve samimiyeti AVM içerisinde gerçekleştirme şansımız yok. Bu sebeple vizyonumuzun cadde mağazacılığı ile örtüştüğüne inanıyoruz.

Ata Optik olarak optik sektöründeki değişimlerin bir parçası olan yabancı perakende zincirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yabancı yatırımcıların ülkemizde ki optik sektörünü olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum. Dünyaca ünlü cam ve çerçeve markalarını tekelinde bulundurup, yerli meslektaşlarımızı tamamen sektörün dışına doğru itmeye çalıştıklarına inanıyorum.

Sektöre yıllardır hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının arttırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde gözlük kullanımının henüz istenilen düzeyde olduğunu görmüyorum. Maalesef ki bir çok kesimin halen daha gözlük bilincinin oluşmadığını görüyorum. Bundan dolayı öncelikle biz mağazacıların ve beraberinde sağlık bakanlığının ve oda yöneticilerinin kamuoyunu gözlük kullanımı hakkında bilinçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Perakendeciler arasında yaşanan fiyat rekabetinin, sektörde nelere zarar verdiğini düşünüyorsunuz? Bu rekabet için yaptığınız özel bir çalışma var mı?
Perakendecilerin uygulamış olduğu farklı yöntem ve fiyat politikalarının sektörümüze ağır bir darbe vurduğunu savunanlardanım. Bunun sebebi global markaların bir çoğunu hemen her mağazanın satıyor olması ve farklı fiyat politikası neticesinde, nihai tüketici nezdinde büyük bir güven sorunu oluşturduğuna inanıyorum. Bu durumdan mağazalarımız ve sektörümüzün de etkilenmemesi adına daha butik ve özel markalarla çalışmaya dikkat ediyoruz.

Gözlük severler için 2021 trendleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu yıl özellikle optik çerçevelerde renkli kreasyonların ve şeffaf renklerin ön planda olduğunu görüyorum. Güneş gözlüklerinde yine asetat ve büyük çerçevelerin vitrinlerin en güçlü koleksiyonları olacağını düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Sektörümüzün ve kişisel gelişimim açısından, yurt dışı fuarları ve üretim merkezi ziyaretlerin de bulunma şansına sahip oldum. Bu ziyaretlerimde sektörümüze ve insan sağlığına verilen değeri daha yakından görmüş oldum. buralarda edindiğim deneyim ve tecrübeleri, müşterilerimize aktarmakta ayrıca büyük bir keyif veriyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz. Özellikle yerli üreticilerin hem sayısının hemde kalitesinin yükselmesine sebep olmuştur. Bununla birlikte yeni koleksiyonları yakından takip etmemiz konusunda bize büyük katkılar sağlıyor. Ayrıca farklı şehirlerden meslektaşlarımızla da tanışıp, fayda sağlayacak sektörel diyaloglar gerçekleştirmek bizlere ayrıca mutluluk veriyor.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Gerek işin moda, gerekse sağlık boyutunda bir çok bilgiyi içerisinde barındıran, sektörümüz hakkında ki en yeni, en güncel bilgileri bizlere aktaran dopdolu bir dergi. Mağazalarımızda bulundurmaktan keyif aldığımız 4 your eyes dergisinin bu sayısında yer almaktan mutluluk duyuyor ve bizlere yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz.

Ekim 2021

Safira Gözlük

SAFİRA OPTİK

Üretimde Kalite

Silmo İstanbul’un gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra tüm katılımcılarının daha istekli olacaklarını düşünüyorum.

Merhaba Fatih Bey… Öncelikle hoş geldiniz. Okurlarımıza kendinizden bahsedip, sektöre giriş hikayenizden söz edebilir misiniz?
Teşekkür ederim, hoş bulduk. Adım Fatih Akdemir, 1982 İstanbul doğumluyum. 1999 yılından beri çeşitli uluslararası kurumsal firmalarda hızlı tüketim sektörlerinde saha ve pazarlama üzerine görev aldım. Optik sektörüne adımımı ilk olarak 2010 yılında yerli üretim yapan gözlük firmasında satış personeli olarak işe başlayarak attım ve sektörü çok sevdim. 2017 yılında optisyenlik bölümünü bitirdikten sonra üretim yapmaya karar verdim. Hazır kurulu bir düzeni olan Antalya’da faaliyet gösteren Safira A.Ş firmasını ortaklarımla birlikte devraldım. Yeniliklerimizle, optikçilerimize kaliteli ve hesaplı ürünler sunarak hizmet etmeye devam etmek istiyoruz.

2016 yılında firmanızı kurmaya nasıl karar verdiniz, sektöre atılırken temel amaç ve hedefleriniz nelerdi?
Amacımız, üretim sürecinde tüketicilerin beklentilerini karşılamak, konforlarını artırmak ve göz sağlığına hizmet edebilmek için kaliteli, güvenilir ve sağlıklı çerçeve üretimi yapmaktır. Bu amacıma uygun bir şekilde üretim tesisimizde TR-90-Grilamid ham maddesinden plastik ürünler üretiyoruz. Model ve renklerimizle yenilikçi olmaya gayret ve özen gösteriyoruz.

Safira Gözlük bünyesinde hangi markalar yer alıyor ve bu markaların özelliklerini paylaşabilir misiniz?
Safirex, Safirex Kids ve Clubmaster aktif markalarımız arasında yer almaktadırlar. Safirex marka ürünlerimiz optik grubunda oldukça ‘hafif ve dayanıklı’ oluşları ile ön plana çıkıyor. Safirex Kids markamız çocuklar için üretilmiş olup modellerimiz ergonomik yapıları ve renk uyumları ile ebeveynlerin istek ve arzularını karşıladığı gibi çocukların da istediği renk ve kaliteye ulaşarak sevilen ve hayran duyulan ürünlerimiz olmasını sağladılar. Clubmaster markamızın koleksiyonları ise renkli cam seçenekleri ve modelleri ile beğeni kazanmaya devam ediyor.

Koleksiyonlarınızın satışları konusunda nasıl bir hizmet anlayışı içerisindesiniz?
Bir imalat firması olarak koleksiyonlarımızın en iyi şekilde hazırlanıp piyasaya en kaliteli ve en kusursuz şekilde sunmak önceliklerimiz arasındadır. Gözlük modellerimizde kendi tasarımlarımızı, müşteri memnuniyeti açısından yeniliklerle dolu ve renkli modeller olarak sunmak bizim için önem taşımaktadır. Sağlam kadro, saha pazarlama ekibi ve ofis içerisinde bulunan çalışma arkadaşlarımız ile gününde ziyaret, gününde ürün teslimi ve anında yedek parça desteği ile hizmet vermeye özen gösteriyoruz.

Dağıtım ağınızı geliştirmek ve daha hızlı hale getirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Dağıtım ağımızı internet sayfamız ve instagram gibi sosyal medya ile destekliyoruz. Optik mağazalar, markalarımız ve ürünlerimizle alakalı https://www.safiragozluk.com.tr/ isimli internet sayfamızda daha kapsamlı inceleme yapabilirler. İçerik olarak optik mağazaların bayi başvurusu ile modellerimize daha hızlı ve güvenli bir şekilde de bakıp modellerimize rahatça sahip olabilmeleri için imkan sunmaktayız. İstedikleri anda da ulaşabileceklerini düşündüğümüz internet sayfamıza göz atarak güncel modellerimize her geçen gün yeni modeller eklediğimizi de takip edebilirler.

Ürünlerinize yönelik kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Birebir saha ekibimizin ziyareti ve sosyal medya mecralarını tercih ediyoruz. Yaptığımız kampanya ve yeniliklerden müşterilerimizin doğrudan haberdar olmasına önem veriyoruz. Bu konuda aldığımız geribildirimlerden de memnunuz.

Covid-19 sürecinin başladığı 2020 yılından bugüne Safira Gözlük olarak nasıl bir yönetim ve satış stratejisi uyguladınız?
Dünya olarak zorlu bir Covid-19 dönemi geçiriyoruz, bu zorlu günleri herkesi anlamaya ve yardımcı olmaya çalışarak geçiriyoruz. Şunu söylemeliyim ki; Safira Gözlük A.Ş 2020 yılında da her şeye rağmen dik duruşu ve yeni yatırımları ile bir önceki yıla göre büyümesini sürdürdü ve bizler de bu durumun mutluluğunu yaşıyoruz.

Pandemiyle birlikte üretim faaliyetleriniz de aksamalar yaşadınız mı, bu konu ile ilgili ne gibi tedbirler aldınız?
Safira Gözlük A.Ş olarak pandeminin yoğun olduğu dönemde ve herkesin yaşadığı bu zorlu süreçte biz de imalat firması olarak bir süre üretimimize ara verdik. Öncelik insan sağlığı dediğimiz o dönemde üretime ara verme kararımızın daha sağlıklı olacağını düşündük ve bu sürece yavaş yavaş adapte olmaya çalıştık. Toplu taşıma araçlarını kullanan çalışma arkadaşlarımıza uzun süre izin verdik. Daha sonra bireysel araçları ve servis kullanan çalışma arkadaşlarımıza toplu olarak Covid-19 testi yaptırdık ve ne mutlu ki; sorunsuz bir şekilde bugüne kadar bir aksama yaşamadan gelmeyi başardık.

Zorlu 2020 sonrası firmanız adına 2021’in devamına yönelik beklentileriniz nelerdir?
2021 yılında dengelerin değişeceğine ve ülke olarak ihracata yönelik önümüzün açılacağına inanıyorum. Çin ülkesi ciddi kapasite kaybına uğradı ve bu süreçte taleplere cevap veremedi, verememeye de devam ediyor. Bu durumun tüm sektörlerde bize kazanç sağlayacağını zaman içinde göreceğimizi düşünüyorum.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Silmo Optik Fuarı hakkındaki genel düşünce ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Fuarların bizim dünyaya açılan ‘yüzümüz’ olduklarını düşünüyorum ve geçen yıl yapılmamaları iyi olmadı. 2021 yılında muhakkak bir formül geliştirilmeli ve fuarların tekrar aktif hale gelmesi sağlanmalıdır. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı sektöre sundukları hizmet açısından çok başarılı buluyorum. Diğer katılımcı arkadaşlarımız gibi bizim de bu organizasyon sayesinde, misyonumuza uygun şekilde bizleri daha ileriye taşıyabilme adına pozitif bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra katılımcıların daha istekli olacaklarını düşünüyorum. Ve bizde her zamanki gibi Safira Gözlük A.Ş olarak büyük bir memnuniyetle yerimizi almaya devam edeceğiz.

Optik sektörünün lokomotifi kabul edilen dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin gerçekten ciddi bir okur kitlesine ulaştığını düşünüyorum. Gerek ziyaretine gittiğimiz müşterilerimizin ofislerinde gerekse diğer üretici arkadaşların masa üstlerinde muhakkak derginize rastlıyorum. Çalışmalarınızın başarılı bir seviyede olduğunu benim kadar herkesin de bildiğini düşünüyorum. Sayenizde sektörde olan biteni diğer arkadaşlarımızın faaliyetlerini doğru bilgilerle anında ve sağlıklı bir şekilde öğrenmiş oluyoruz.

Ekim 2021

Etnia Barcelona

ETNIA BARCELONA

Akdeniz’in İhtişamı

Bu yıla damgasını vuran Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayeyle bir kez daha adından söz ettiren Etnia Barcelona, Covid-19 sürecine rağmen çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Babasının sahip olduğu fabrikada on yedi yaşında çalışma hayatına başlayan David Pellicer, zamanla bütün işleri devralarak 2003 yılında dünyaca ünlü Etnia Barcelona isimli İtalyan gözlük markasını kurdu. Markanın kurulduğu dönemlerde üreticiler için renk çeşitliliği günümüzdeki kadar önem arz etmediği için gözlük koleksiyonları çoğunlukla siyah ya da kahverengi ağırlıklı tonlardan oluşuyordu. Etnia Barcelona bugün, muhteşem işçiliklerini vurgulayan güzel renklere sahip tasarımlarıyla kendinden oldukça söz ettiren bir güneş gözlüğü ve optik gözlük markası olarak sektördeki yerini sağlamlaştırıyor. 2005 yılına gelindiğinde Pellicer, Etnia Barcelona’yı dünya çapındaki tüm büyük ticari fuarlarda lanse ederek tasarım ve yapımda itibar kazanmıştır.

Etnia Bacelona, gelip geçici moda ve trendlerin belirlediği sınırların ötesinde kendisini ifade etmek isteyen herkes için tasarlanmış geniş bir renk, koleksiyon ve model yelpazesine sahip bağımsız bir gözlük markasıdır. Etnia hazırladığı koleksiyonlarda kaliteye, renk çeşitliliğine ve tasarıma bu denli önem verdiği için kısa sürede seçici gözlük severlerin tercihi haline geldi.

Etnia’nın gözlük modellerini üretirken kullandığı asetat; toz haline getirilmiş pamuk ve asetonun bir macun oluşturmak için karıştırılmasıyla üretiliyor. Çeşitli presleme işlemleriyle renk eklendikten sonra kürlendikten sonra kesilip ve lamine edilen asetat, daha sonra kalıplara dökülür ve bu bileşim blok halinde preslenerek 12 hafta boyunca dinlendirilir. Bu sürenin sonunda kalıplardan çıkarılan bloklar istenilen ölçüye göre kesilir. Bu asetat levhalardan elde edilen plastik çerçeveler Etnia Barcelona’nın gözlüklerinin ön cephesini ve sap kısımlarını oluşturur.

Etnia Barcelona, öncelikli olarak tasarımına, kaliteye olan adanmışlığına, müşterileri memnun etme isteğine ek olarak sürekli olarak markayı iyileştirme gayesiyle inşa edilmiştir. Markanın bu yaklaşımı her bir gözlük modelindeki teknik detaylara ve kaliteli tasarıma yansımaktadır. Etnia Barcelona 1930’lu ve 1960’lı yıllar arasında ünlülerin uğrak yeri olan Katalonya bölgesindeki Empordà’nın eklektik atmosferine ve ihtişamına duyduğu saygıya gönderme yapan Vintage adlı koleksiyonunu beğenilere sunuyor. Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayenin kaynağı Costa Brava’daki huzurlu Akdeniz kıyılarında bulunan ikonik ve tarihi lüks otel La Gavina olarak biliniyor. Etnia Barcelona’nın Kreatif Direktörü Edu Pitarch’ın, koleksiyon hakkındaki düşüncelerinden ve serinin arka planında yatan tarihsel esinlenmelerden bahsettiği, ayrıca markanın Covid-19 sürecinde izlediği prosedürleri açıkladığı röportajı sizlere sunuyoruz.

Hollywood’un altın çağında Empordà sahillerinin yaşam tarzından ilham alan Vintage isimli bir koleksiyon çıkardınız. Size ilham veren bu ambiyanstan, karakterlerden ve mekanlardan biraz bahsedebilir misiniz?
Costa Brava, Empordà’da buluşan birçok Hollywood yıldızı ve yerli halk için bir geçiş noktasıydı. Bu durum Empordà’ya, Costa Brava’daki cennet gibi bir manzara sayesinde sofistike olduğu kadar geleneksel bir hava da katmıştır. Aynı zamanda bu meşhur sahil düzinelerce film setine de ev sahipliği yapmıştır.

Koleksiyonunuzun ilham kaynağı olan La Gavina oteli ve orada konaklayanlarla ilgili olarak bu stili ve yaşam tarzını anımsatacak kişiler hakkında biraz daha fazla bilgi verir misiniz?
Liz Taylor, Kirk Douglas, John Wayne ve Ava Gardner gibi ünlü isimler film çekimleri sırasında bu otelde konaklıyorlardı. Bu sayede eksantrik yaşam tarzlarıyla çekilen sahneleri izlemek için setlere akın eden yerli halkın da monotonluğunu kırmış oldular. Bu büyülü ortama Dali veya Chagall gibi yerel sanatçılar ve folklorik flemenko dansçıları da dahil oluyordu. Sonuç olarak La Gavina otelinin bulunduğu yer, sofistike insanların zaman geçirmeleri için kırsal ve vahşi bir atmosfer de dahil olmak üzere gerekli olan her şeye sahip bir yerdi.

La Gavina’dan aldığınız bu ilhamla ‘vintage’ konseptini nasıl yansıtmak istediniz? Size göre bu ruh halini ve yaşam stilini en çok hangi formlar ve tasarımlar doğru yansıtıyor?
Daha önce ilk Vintage koleksiyonumuzda sunduğumuz klasik tarzımızı geliştirdik. Şimdiki koleksiyonumuzda ise metal formlar ve düz camlara daha çok odaklandık. Tasarımlarımızda kolej stilinden de esinlenerek, vurgulamak istediğimiz renkleri sap detaylarında birleştiriyoruz. Aynı zamanda yeni koleksiyonda bir dizi vintage cam ve 70’lerin stilini yansıtan asetat materyaller kullandık. Bu sayede yeni koleksiyonumuzda hafifçe boyanmış metalik pin detaylarını da revize ederek, zarif formlarla ve renklerle temsil edilen sade ve ihtişamlı bir görünüm elde ettik.

Bu serideki optik çerçevelerin stilini oluşturan en belirgin özellikler ve detaylar nelerdir?
Etnik sembollerle süslenmiş metal saplar, balıksırtı desenli asetat bloklu uç kısımlar ve yaratıcı bir dokunuşla klasik bir stil oluşturan altın gümüş ve pembe altın renkli modeller tasarladık. Daha önce hiçbir marka vintage stiline bizim kadar renkli ve elegant bir perspektifle yaklaşmamıştı.

Peki koleksiyondaki güneş gözlüklerine bu yaklaşımı nasıl yansıttınız? Size göre koleksiyonu farklı kılan iki ya da üç güneş gözlüğü modelini örnek verebilir misiniz?
Quinn ve Kirk adlı iki modelimiz bizim için güzel referanslar oluşturuyor. Gözlüklerimizde kullandığımız 2.5 bazlı camlar eski tasarımlara da öykünerek modellerimize modern ve tarz sahibi bir görünüş veriyor. Vintage koleksiyonunda kalınlıklarına göre farklılık gösteren üç seri sunuyoruz. Aynı zamanda el işçiliğinin son derece belirgin olduğu camların metalik ruhunu yansıtan transparan asetat detaylar da gözlük modellerimizde öne çıkıyor.

Gözlük sektöründe 2021 sezonu için hangi trendler göze çarpıyor ve sizin koleksiyonunuz bu trendlere uyum sağlıyor mu?
2021 sezonunda altıgen, diktörtgen ve panto formundaki gözlük tasarımları trend modeller arasında yer alıyor. Aslına bakacak olursak bu sene trendlerin birbirinden ayrıştığını görüyoruz. Piyasada göze çarpan birçok trend var ancak kullanıcılar tarafından tercih edilen modeller karışık kültürel katmanları tasarımlarda zenginleştirerek ve birbirinin ötesine geçirerek yeni örnekler oluşturan gözlüklerdir.

Dünya çapında büyük etkilere neden olan Covid-19 virüsü ve devam eden pandemi sürecindeki duraklamalarla geçen bir yılın ardından Etnia Barcelona çalışma sürecini normal bir şekilde mi yürütüyor?
Birinci önceliğimizi her ne olursa olsun beşeri sermayeyi korumak olarak belirledik. Değer zincirimizin başında çalışma arkadaşlarımız geldiğinden, onlar her zaman için önceliğimiz olmuştur. İkincil önceliğimiz olarak ise Etnia Barcelona olarak müşterilerimize koşulsuz şartsız destek olmamızdan bahsedebilirim. Bizi biz yapan şey onlar olduğu için tüm desteğimizi müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Pandemi sürecinde markamız için birincil önem olarak; eksik, gecikmiş ve erken ödemeler adına daha fazla esneklik sağlamak amacıyla finansman planlarımızı genişlettik. Şirket olarak çarklarımızın dönmesini sağlayarak bu süreci atlatmayı mümkün olduğunca kolaylaştırıyoruz.

Tüm bunların dışında Etnia Barcelona Vakfı olarak da Covid-19 sonrası bir proje için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışma kapsamında, birçok optik mağazaya bulundukları bölgelerde yaşayan zor durumdaki ailelere yardımcı olabilmeleri için yüz elli bin gözlük dağıtıyor olacağız. Zorluklar karşısında bir araya gelmeye istekli ve insanların birbirlerine her zamankinden fazla yardım ettiği bir toplum oluşumuna destek vermek için çalışıyoruz.

Pandeminin başlamasından şu güne kadar çalışmalarınızda hız kesmediniz. Önümüzdeki süreç de Etnia Barcelona için bu şekilde mi ilerleyecek?
2020 yılını ve 2021’in sonuna kadar olan süreci, Etnia Barcelona tarihindeki en çok koleksiyonun piyasaya sürüldüğü bir süreç olarak öngörmüştük. Çalışmalarımızı yavaşlatmak yerine yaratıcılık ve markamızın gücüyle alakalı olarak atılımlar gerçekleştirdik. Sahip olduğumuz sonsuz yaratıcılık döngüsüyle gözlük sektörünün gözlerini kamaştırmaya hazırız. Etnia Barcelona, DNA’sına işlenmiş genetik özellikleri sayesinde birçok alanda deneyim kazanan ve kendini geliştirebilen bir markadır. Şu ana kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de bu kararlılığımızı sürdürmek ve sektördeki en güçlü bağımsız marka olduğumuzu kanıtlamak için çalışmaya devam etmeyi planlıyoruz.

Kaynak: 2020 Europe

Ekim 2021

Cihat Optik

CİHAT OPTİK

Felsefemiz Dürüstlük…

Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Merhaba Cihat Bey. Öncelikle hoş geldiniz. Kendinizi okurlarımıza tanıtıp optik sektörüne giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, Ben Cihat Anlı. 1983 Sivas doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Sivas’ta tamamladım. Daha sonra Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldum. Sektöre 25 yıl önce Sivas’ın o dönem iyi mağazalarından birinde, okul devam ederken yarı zamanlı olarak çalışarak girmiş bulundum. Ve 18 yıl kendi mağazamı açana kadar aynı mağazada hizmet vermeye devam ettim.

Cihat Optik’in kurulma aşamasından ve temel felsefesinden söz eder misiniz?
2014 yılında Sivas’ın en yoğun caddelerinden birisinde 35 m2 olan ilk mağazamızı açtık. 5 yıl orada hizmet verdikten sonra daha geniş bir kitleye daha iyi hizmet verebilmek için şuan ki 160 m2 olan mağazamıza taşındık ve 2 yıldır bu mağazamızda hizmet veriyoruz. Sektöre ilk girdiğim günden beri en temel hedefim müşteri memnuniyeti oldu ancak yıllar içinde bu memnuniyetin en çok dürüstlükle sağlandığını gördüm ve felsefimizi dürüstlük temeline oturttuk.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Hayır başka şubemiz yok. Tek mağazamız ile hizmet veriyoruz. Şube açmayı şimdilik düşünmüyoruz. Sivas nüfusu bakımından küçük bir şehir, mağazamızda şehrin en ulaşılır noktasında bu yüzden çok gerekli bulmuyorum. Sektörümüzde ikili ilişkilerin ve sağlığın öneminin farkında olduğum için market zihniyetinin yanlış olduğunu düşünüyorum tabii ki şubeleşmek istihdam sağlamak güzel fakat gerçekten iyi bir kadro oluştuğunda ve şehir farklı yönlere büyüdüğünde açmayı düşünebilirim.

 

Mağazanızda satışa sunacağınız markaları ve ürünleri seçerken size yön veren etkenler nelerdir?
Mağazamızda satışa sunduğumuz ürünlerde öncelikle dikkat ettiğimiz ürünün kalitesi ve bununla birlikte marka bilinirliğini göz önüne alıyoruz. Ayrıca müşteri portföyümüz ve lokasyonumuz gereği üst segment ürünlere ağırlık veriyoruz. Üst segmentten kastımız sadece fiyat değil, ürünün kalitesi, tarzı ve en önemlisi garanti sürecinde bu firmaların hızlı ve çözüm odaklı olması. Malum her şey ürünü satmakla kalmıyor, ürün satışı sonrası destek müşteriler için önemli bir etken.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Son zamanlarda özellikle sosyal medya ve TV dizilerinin de etkisi ile bu yönde yoğun talepler alıyoruz. Bizde elimizden geldiği kadar yine kalite odaklı olarak bu tarz ürünleri mağazamızda bulunduruyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?Daha önce de bahsettiğimiz gibi her şey ürünü satmakla bitmiyor. Asıl önemli olan satış sonrası verilen hizmetler. Yani ürün ile ilgili yaşanan sıkıntılarda satış aşamasındaki kadar güler yüzlü, samimi ve çözüm odaklı olmak. Ben kesinlikle satış sonrası hizmetin müşteri memnuniyetinin en temel halkası olduğuna inanıyorum ve şehrimizin en büyüklerinden biri olmamızdaki en temel etkenin bu olduğuna eminim.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bulunduğumuz şehrin bir Anadolu şehri olması sebebi ile benim tercihim kesinlikle cadde mağazacılığı yönünde. Bunun en büyük sebebi, bizim gibi küçük şehirlerde insanların cadde mağazalarındaki samimiyeti önemsediklerini düşünüyorum abartmak istemem ama birlikte yaşlandığımız o kadar çok müşterimiz var ki bebeklikten başlayıp şuan üniversite okuyan bir çok küçük müşterimde buna dahil.

Cihat Optik’e gelen yeni ürünlerden ya da yeni kampanyalardan müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Tabi ki şuan en etkin iletişim aracı olan sosyal medyamız üzerinden haberdar ediyoruz. Müşterilerimize kolayca ve en hızlı ulaşabileceğimiz mecranın bu olduğunu düşünüyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Anadolu şehrinde ya da küçük nüfuslu şehirlerde hizmet vermenin en büyük avantajı müşteri portföyümüzün ne istediğini biliyor olmamız. Çünkü bizim müşterilerimiz büyük şehirlerdeki müşteri profilinden ziyade daima aynı mağazalardan alışveriş yapan kişiler. Şunu söyleyebilirim ki yıllardır gözlük seçimlerini beraber yaptığımız veya da tamamen bize bırakan samimi müşterilerimiz var. Anadolu da mağaza işletmenin dezavantajlarına gelecek olursak en büyük sitemim ön plandaki markaların gözlüklerinin elimize geç ulaşması. Ben tamamen önceliğin büyük şehirlere verildiğini düşünenlerdenim.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nedir? Bu rekabetten olumlu etkilenmek adına ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Bu sektöre girdiğim ilk yıllarda fiyat rekabeti olduğuna inanırdım ancak ilerleyen yıllarda gördüm ki insanların büyük bir kısmının fiyat değil ilgi, alaka ve dürüstlüğe önem verdiğini gördüm. Fiyat konusunda rekabet etmeyi kendi adıma bıraktım.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Ben 25 yıldır bu işi yapıyorum ama hala çok eksiğim olduğunu okudukça daha iyi anlıyorum. Bizim mesleğimiz, bilgi ve tecrübe isteyen bir meslek kesinlikle satış ve bilgilendirme eğitimlerinin yeterli düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Elimden geldiği kadarıyla çalışanlarımın eğitimlere katılmalarına önem gösteriyor ve bildiklerimi paylaşmaya özen gösteriyorum.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
Ben artık gözlük modasının sınır tanımadığını düşünüyorum. Rengarenk gözlüklerin ön plana çıkacağını ve her şey de olduğu gibi gözlük trendinin eskiye dönmeye devam edeceğini düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet çok sıkı bir takip olmasa da gerek sizin derginiz gerekse sosyal medyadaki sektörel sayfalar sayesinde yeni trendleri ve teknolojik gelişmeleri takip ediyorum.

18-21 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Ben 13 yaşımda bu sektöre girdim. Yaşım nedeniyle olsa gerek çok hevesli ve heyecanla bu işe başladım. Abartmak istemiyorum ve bunu sizinle röportaj yaptığım için söylemiyorum ama gerçekten derginizin yeri bende farklı çocukluk yıllarım aklıma geliyor. Bir şeyler öğrenmek için elime alacağım tek sektörle ilgili yazıları bulduğum dergiydi.

Eylül 2021

Origin Optik

ORIGIN OPTİK

Emsalsiz ve Benzersiz

Dünya trendlerini ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek, birlikte yol aldığımız mağazaların bir nevi marka danışmanı gibi davranmaya çalışıyor ve onları uzun vadeli iş ortakları olarak görüyoruz.

Hoş geldiniz Sayın Zeki Doğan ve Sayın Mert Korkmaz. Kendinizi tanıtarak sektöre ne zaman ve nasıl giriş yaptığınızdan okurlarımıza bahseder misiniz?
ZD: Merhabalar, sektöre başlangıcım 2009 yılında olmuştur. Ortağım Mert ile çocukluk arkadaşı olarak hemen hemen aynı dönemlerde ve aynı firmalarda çalışarak sektördeki maceramız başlamış ve devam etmiştir. Sektördeki serüvenim, ilk olarak İşbir Optik Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak başlayıp, yine aynı firmada, Ankara merkezde çeşitli yöneticilik pozisyonlarında görev almam ile devam etmiştir. Daha sonrasında ise 2012 yılı itibari ile Beta Optik’de Türkiye Satış Müdürü olarak başlayan ve devam eden 7-8 yıllık bir serüveni noktalayıp, aslında sektörde kulvar değiştirerek, çerçeve alanında kendi şirketimizi kurmaya karar verdim ve Origin Optik’i hikayesi bu şekilde başladı.

MK: Merhabalar, ben de İşbir Optik firmasında 2010 yılı itibari ile ortağım Zeki gibi Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak göreve başlayıp, yıllar içerisinde Ege bölge müdürlüğü görevini üstlendim. Daha sonrasında 2016 yılı itibari ile Beta Optik firmasında Ege bölge müdürü olarak başlayan yolculuğumu, 2020 yılında sonlandırdım. Yıllar içerisinde edindiğimiz tecrübe ile aynı sektörün farklı kulvarında, hayalimizin peşinden koşmaya karar vererek Origin Optik’i kurduk.

Uzun yıllar edindiğiniz deneyimler doğrultusunda kendi firmanızı kurmak adına sizi harekete geçiren unsur neydi?
Yıllarca birçok farklı pozisyonda çalışmanın getirdiği bilgi birikimi ve piyasa dinamiklerini yakından tanıyor olmamız  bize sektördeki ihtiyaçları, talepleri ve en önemlisi eksiklikleri iyi gözlemleyebilme şansı sundu. Son dönemlerde büyük grupların agresif ve çoğulcu yaklaşımları kadar kendi alanında benzersiz tasarımlara imza atan yeni çerçeve üreticilerinin de yükselişte olduğunu fark edince bu konuda araştırmalara başladık. Süreç bize şunu gösterdi ki; butik hizmet veren konsept mağazalar, hikayesi olan tasarımcılar markalar ve modeller ile hizmet veriyorlar. Bizim firmamızı kurarken bizi heveslendiren en önemli unsur, bu tarz markalar ile sektöre hizmet verme isteği oldu.

Pandemi sürecinde kurulan bir firma olmanıza rağmen sektörde oldukça başarılı oldunuz. Bu süreçte nasıl bir strateji uyguladınız?
Çok teşekkür ederiz bu değerlendirmeniz için. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, daha henüz kendimizi çok yolun başında görmekteyiz. Tüm dünyada oldukça sancılı geçen pandemi sürecinde, yeni bir şirket kurmuş olmamızı ilk zamanlar şansızlık olarak değerlendiriyorduk. Yaşanılan süreçte en zor anlarda neler yapılması gerektiği ile alakalı oldukça tecrübe edindik diyebiliriz. Bu durumu avantaja çevirmenin keyfini yaşıyoruz diyebiliriz. Kulvarları ve yönetimleri birbirinden iki farklı marka ile çalışıyoruz. Her iki markamızın da birbirileri ile asla kesişmeyen ayrı çizgileri ve hikayeleri var. Butik bir anlayışla kurduğumuz firmamızda, bizimle aynı felsefede olan markaların temsilciğini yapmak en büyük avantajımız. Yatay büyüme diye tabir edilen stratejiden ziyade biz dikey büyüme diye bilinen, karşılıklı büyümeyi sağlayacak, daha uzun vadeli ilişkilere önem veren, bir bütün halinde hareket etmeye çalışıyoruz. Bizim de bir çok firma gibi en önceliğimiz bayilerimize profesyonel, kaliteli, güvenilir hizmet ve geriye dönük servis vermektir. Ancak tam da burada bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik, amatör ruhumuzdaki samimiyeti ve aile hissini kaybetmeden verdiğimiz hizmet anlayışıdır.

Origin Optik’in temel değerleri ve misyonundan bahsedebilir misiniz?
Bir önceki sorunuzda temel stratejimizden bahsetmiştik. Aslında bizim temel değerler olarak gördüklerimiz, temel stratejimizin de ana hatlarını oluşturmaktadır. Değerleri üzerine inşa edilen her yapının çok çalışarak başarılı olacağına inananlardanız. Kendimize edindiğimiz misyon; özellikle hizmet verdiğimiz Türkiye pazarındaki en önemli butik marka distribütörlerinden birisi olmak ve kendisini bu alanda ispatlamaya çalışan bir çok perakende mağazasının ilk aklına gelebilecek ürünlerin istribütörlüğünü üstlenmektir. Aslında firmamızın isim hikayesi de buradan gelmektedir. Origin kelimesi kök olarak emsalsiz ve benzersiz anlamında kullanılmaktadır. Firma olarak sloganımız da “Frames with impressive story.” (etkileyici hikayesi olan çerçeveler) Çünkü bizim misyonumuzdaki en temel nokta, müşterilerimize sunduğumuz her ürünün arkasında mutlaka iyi bir hikayesi olmasıdır.

Şu anda Origin Optik bünyesinde Lunor’un Türkiye distribütörlüğünü yapmaktasınız. Markanın konsepti ve hitap ettiği müşteri portföyü hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lunor tüm dünyada literatüre geçecek kadar oldukça kıymetli ve değerli bir marka olmasına rağmen maalesef Türkiye’de bazı bölgelerde zayıf. Bunun sebebi daha öncesinde uzun yıllar exclusive (özel) olarak, sadece bir zincir mağazalar bünyesinde satışı gerçekleştirilen bir marka konumundaydı. Origin Optik aracılığı ile artık toptan olarak Türkiye’de bir çok sahaya sunulmuştur. Lunor marka ismi “lunette d’or” Fransızca altın gözlük anlamına gelen kelimeden türemiştir. İlk olarak el yapımı altın gözlükler üreterek serüvenine başlamış ve  el yapımı gözlükler üretmeye devam etmiştir. Lunor yıllık koleksiyon hazırlayan bir firma değildir. Trend ve moda akımları ile ilgilenmeyen, tam tersi klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu ürünler üretmektedir. Lunor markasını entellektüel ve aristokrat kesime hitap edebilecek, klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu bir marka olarak özetleyebiliriz. Gözlükler artık altın değil ama aynı bir el yapımı altın gözlük üretirmiş gibi 200 farklı proses uygulayarak ve hiçbir seri üretim parçası kullanmadan (her parça o model için özel üretim olarak tasarlanıyor)  tamamen el yapımı gözlük üretilmektedir.

Lunor ve Tidou dışında hangi gözlük markalarıyla işbirliği yapıyorsunuz? Önümüzdeki süreçlerde başka markalarla da anlaşmayı düşünüyor musunuz?
Geçtiğimiz yıl Bausch Lomb güneş gözlükleri ile alakalı konsept bir projemiz olmuştu. Önümüzdeki yıl için bu projenin devamı ile alakalı görüşmelerimiz devam etmektedir. Ayrıca portföyümüze bir güneş gözlüğü markası daha ilave etmek istiyoruz. Bu konuda aceleci değiliz. Bizim için portföyümüzdeki marka sayısı değil, markaların birbiri ile çakışmaması ve aynı bir puzzle’ın parçaları gibi birbirini tamamlaması önem arz etmektedir. Umut ediyoruz ki, önümüzdeki yıllarda birbirinden bağımsız ve zevkli gözlüklerden oluşan markalarımız portföyümüzde yer alsın. Bunun için çalışıyor ve tüm dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyoruz.

Origin Optik olarak 2022 hedefleriniz nelerdir?
2022 için bir çok hedefimiz var. Bunlardan en önemlisi geçtiğimiz iki yıl boyunca Pandemi sebebi ile ulaşamadığımız bölgelere markalarımız tanıtmak. Markalarımızı alabilecek ve tüketici ile buluşturacak birçok mağazaya halen ulaşamadık. 2022 yılı sonu itibari ile tüm Türkiye’ye ulaşarak bayilik ağımızı genişletmek istiyoruz. Her ilde mutlaka bir noktamız olması konusunu oldukça önemsiyoruz. Çünkü yapı ve felsefemiz gereği aynı lokasyonda çoklu bayilik ağı değil, dağıtılmış ve aralıklı olarak Türkiye’nin her bölgesine ulaşmayı başarmış bir firma pozisyonunda olmayı tercih ediyoruz. 2022 yılının ikinci yarısı itibari ile özellikle bayilerimizi oldukça memnun edeceğini düşündüğümüz sürpriz uygulama ve çalışmalarımızı devreye alacağımızı da sizin aracılığınız ile paylaşmak isteriz.

Yurtdışı fuarlarını takip ediyor musunuz? Uluslararası fuarların pandemi nedeniyle yapılamaması ya da dijital platformda gerçekleştirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Pandemi döneminde fuarlar gerçekleşmediği için bizde ne katılımcı ne de ziyaretçi olarak fuarlarda bulunamadık. Fuarlar bizim gibi distribütör firmaların bir nevi hayat ve can bulduğu alanlardır. Dijital ortamlarda birçok konu işlenebilir ama mevzu bahis bizim yaptığımız iş kolu ise mutlaka ürüne dokunabilmek, onu hissetmek büyük önem arz ediyor. Umut ediyoruz ki, artık bundan sonraki süreçte fuarlar yapılabilir ve bizlerde keyifle, yeni dünya markalarını hem daha hızlı, hem de daha yakından tanıma fırsatı buluruz. Dijital ortamların bu anlamda belli bir noktaya kadar bunu karşılayabileceğini bizzat tecrübe ederek gördük maalesef, fiziki olarak yapılan organizasyonların yerini kesinlikle tamamlayamıyor diye düşünüyoruz.

Bayileriniz için satış esnasında ve satış sonrasında sağladığınız desteklerden biraz bahsedebilir misiniz?
Bizler tüm satış organizasyonumuzu, markalarımızın perakende mağazalara sağlayacağı, katma değeri düşünerek hazırlıyoruz. Bu anlamda satış esnasında öncelikle şunu iddialı olarak belirtebiliriz ki, her bir modelin, serinin veya teknik ayrıntının özellik – avantaj – fayda denklemini mümkün olan tüm ayrıntıları ile anlatarak ürün sunumlarımızı gerçekleştiriyoruz. Önemli olan bizim ürünü bayiye satmamız değildir. Buradaki en önemli süreç, bayilerin ürünleri tanıyarak, nasıl ve hangi detaylara değinerek sunacağıdır. Bir çok cam firmasının yaptığı gibi bizde ürünlerimizi tanıtıcı sunumlar hazırlıyoruz. Hatta yakında her iki markamız için mağazalarda yaptığımız sunumu, yazılı olarak hazırlanmış prospektüs benzeri bir çalışma hazırlıyoruz. Bununda sonrasında mağazadaki satış hızını ölçmemiz ve verimliliği arttırabilecek çözümler sunmamız, Origin olarak en fark yaratan desteğimiz olarak özetleyebiliriz. Ayrıca vitrinlerde ve mağaza içinde ilgi çekebilecek şekilde yer almayı önemsiyoruz. Bu anlamda hem görsel çalışmalarımız, hem de vitrin POP materyallerine ve uygulamalarına ciddi bütçe ayırmaktayız. Satış sonrası hizmetlerimizde ise, öncelikli hedefimiz tabii ki çok daha az sorun ile karşılaşacağımız markaları portföyümüzde bulundurmaktır. Sonrasında arızalı ürünlerdeki termin sürelerini kısaltmak için farklı çözümler geliştiriyor ve en fazla 1 hafta içinde çözüm üretebiliyoruz diyebilirim.

Türkiye optik sektörünün yakın geleceği hakkındaki değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?
Türkiye optik sektörü özellikle son dönemlerde yaşanan kur dalgalanması ve enflasyon ile beraber gelen fiyat artışlarını maalesef istenilen seviyelerde fiyatlarına yansıtamadı. Bunun sebebi olarak ise pandemi sürecindeki tüm piyasalarda yaşanan daralma, optik sektöründeki mağazaların stoklarını eritmesi ile geçici bir nefes alma mücadelesine dönüşmüştür. Kısa vadeli olarak sektörün, değişen fiyat mekanizmalarına hakim olması gerekecektir diye düşünüyoruz. Satış fiyatları ile maliyet denklemini tam yönetemeyen mağazaların sıkıntı yaşayabileceği yüksek ihtimal dahilinde olacaktır. Yakın gelecekte hem toptan, hem de perakende ayağında bazı dengelerin ve pazar paylarının değişebileceğini ve değişen ticaret düzenine ayak uyduranların daha konforlu bir alanda servis hizmet vereceği kanaatindeyiz.

Satış ağınızdan ve ağınızı geliştirme planlarınızdan bahsedebilir misiniz?
Hedef odaklı bir satış operasyonu yönetmeye çalışıyoruz. Aslında daha önceki sektörel tecrübemiz, bu anlamda bize sahayı daha yakından tanıma fırsatı sundu. Bunu en iyi şekilde kullanarak, daha önce tanışmadığımız birçok perakende mağazası ile alakalı bilgi ve birikimimiz mevcuttur. Zaman ile yarışıyoruz diyebiliriz. Şu ana kadar bayilik sistemine dahil ettiğimiz müşterilerimizin büyük çoğunluğu, aslında temsilciliğini yaptığımız markalara istinaden, kendi hedef listemizde yer alan mağaza ve işletmelerdi.  Kısa vade de satış ekibimize dahil edeceğimiz yeni arkadaşlarımız ile de daha hızlı ve etkin bir şekilde, yurdun her köşesine dokunmayı amaçlıyoruz.

2013 yılından beri gerçekleştirilen ve dünya çapında birçok firmanın buluşmasını sağlayan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?
Sektör ile ilk tanıştığım zamanlarda maalesef fuar yapılmıyordu. Tabii bir sektörün fuarının olmayışının ne kadar o sektöre zarar verdiğine şahit olduk. Fuar organizasyonunun ne denli önemli olduğunu çok iyi biliyor ve önemsiyoruz. Tüm sektör paydaşlarının aynı çatı altında buluşmaları, sektöre müthiş bir katma değer sağlamaktadır. Bu anlamda da dünyaca ünlü Silmo organizasyonunu Türkiye’ye getiriyor olmanızdan dolayı teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.

Optik magazin dergisi ‘4 your eyes’ hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Derginin sektöre ne gibi yararları olduğunu düşünüyorsunuz?
Öncelikle tüm 4 your eyes ekibine, bizim gibi yeni girişimcilerin, sektöre seslerini duyurmasına yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Tüm sektörün yakından takip ettiğini düşündüğümüz, en güncel dünyadaki gelişmeleri aktarmanız, firmaların kendilerini ifade etmek ve tanıtmak için kullandığı, perakende ayağında ise, kendini geliştirme derdinde olan tüm meslektaşların zevkle okuduğu bir mecrayı yönetiyorsunuz. Sektör adına bu denli kapsayıcı başka bir dergi platformu olmadığını da düşünürsek, şu an sektöre sunduğunuz servis ve hizmet oldukça takdire layıktır. Başarılarınızın devamını dileriz.

Eylül 2021

Götti

GOTTI

Sınırsız Kombinasyon

Perspective koleksiyonunu yeni eklenen modellerle düşündüğümde beni en çok etkileyen özelliği, koleksiyonun kişiselleştirmeye açık modüler bir konsept ile geliştirmiş olmamızdır.

Götti, stillerinde çarpıcı değişiklikler yapmak isteyen hayranları için gözlük koleksiyonlarıyla birlikte günlük yaşamdaki özgünlüğü somutlaştırıyor. Götti gözlükleri en üst düzey rafine tasarımı, geleneksel işçiliği ve teknik yeniliği bir araya getiriyor. Kendine güvenen stili, kalitesi ve İsviçreli olmanın en açık bir ifadesini yansıtması ile Götti optik sektöründeki sağlam duruşunu koruyor. İsviçre merkezli gözlük markası Götti,  şekil ve renk paleti olarak çok çeşitli kişiselleştirme özellikleri sunan çerçevesiz gözlüklerden oluşturduğu Perspective koleksiyonunu üç yıl önce beğenilere sunmuştu. Bağımsız tasarım markası Götti büyük beğeni toplayan ve cesur çizgileriyle ön plana çıkan Perspective koleksiyonunu eklediği beş yeni versiyon ile genişletti. Götti’nin Kurucusu Sven Götti’ye göre büyük resimden bakıldığında Perspective koleksiyonu sadece uzun soluklu olması umulan bir hayalin gerçekleşmesini değil, aynı zamanda şirketin üretim faaliyetlerini kendine ait tesisinde yapmasını da beraberinde getirdi.

Sayın Sven Götti, Perspective koleksiyonundaki çerçevesiz stillerinizin yeni versiyonlarını ekliyorsunuz. Seride yaptığınız son yenilikler de sizce önümüzdeki trendlerin bir parçası olacak mı?
Son dönemlerde mükemmel ve zamana yenik düşmeyen gözlüklere doğru gittikçe artan bir eğilim olduğunu düşünüyorum. Elbette gözlükler çok farklı şekillerde ve çok farklı yaratım süreçleri içerisinde tasarlanıp, üretilebilir. Ancak birinci sınıf bir gözlük koleksiyonunun olmazsa olmaz bileşenleri bulunmaktadır. Bu bileşenler daima inovasyona açık olmak, sağlıklı üretim ortamını sağlayabilmek ve zamanın ruhuna ayak uydurabilmekten geçmektedir. Biz de Götti olarak tüm bu bileşenler diğer koleksiyonlarımızda olduğu gibi Perspective koleksiyonumuzda da bir araya getirebildiğimizi düşünüyoruz. Bu sebeple koleksiyonumuzu yeni eklediğimiz tasarımların gelecek trendlere yön verebileceğinden eminim.

Perspective koleksiyonunda sizi kişisel olarak memnun eden özellikler hangileridir?
Perspective koleksiyonuna yeni eklenen modellerimizi de düşündüğümde beni en çok etkileyen özelliği, koleksiyonun modüler bir konsept ile geliştirilmiş olmasıdır. Burada söylemek istediğim tüm koleksiyonun yalnızca birkaç temel unsurla inşa edilmiş olmasına rağmen gözlük kullanıcılarına modüler yapısı nedeniyle sınırsız kombinasyonlar sunabiliyor olmasıdır. Koleksiyonu cazibe merkezi haline dönüştüren de kişiselleştirmeye yönelik çeşitli seçeneklerden oluşan modüler kitin geliştirilmesi ve genişletilebilmesidir.

Adlarını saydığınız bu versiyonları birbirinden ayıran özellikler nelerdir
Versiyonları oluşturma sürecimize Rimless dediğimiz sistem ile sade, elegant ve göze çarpmayan klasik bir çerçevesiz modelle başladık. Rimless’e daha sonra camları çevreleyen, hassas ve zarif bir çerçeveye sahip olan Loop’u ekledik. Loop ile birlikte gözlüğün siluetini geliştirmeye daha fazla olanak sağlamış olduk. Bold sistemi ise Loop’un tam tersine güçlü, cesur görünüm sunan çerçeveleri oluşturmaktadır. Space versiyonumuzla ise tasarımsal yaratıcılığımızın sınırlarını zorlamayı seçerek her şeyin neredeyse mümkün olabileceği daha özgür bir noktaya geldik.

O halde çerçevelerinizin bıraktığı tüm etki modüler değişikliklere göre radikal bir şekilde farklılaşıyor…
Gerçekten de öyle. Tasarımlarımız aynı temel formlarını korurken bile klasik bir çerçevesiz gözlük stili oldukça zenginleştirilmiş bir hale dönüştürülebiliyor. Bu sayede tamamen farklı bir görünüme kavuşabilme özelliğine sahip bu optik çerçevelerimiz ile farklı hedef kitlelere de ulaşma şansı yakalayabiliyoruz.

Yenilenen koleksiyonunuzun renk seçeneklerinden söz edebilir misiz
Perpective koleksiyonunda, üç farklı metal renk ve on iki temel renk grubu ile çalışıyoruz. Tabii bu renkleri burun pedleri, sap uçları veya cam birleşim noktaları da dahil olmak üzere tüm bileşenlerde sunuyoruz. Gözlük modellerimize dair her şey kullanıcıların kişisel zevklerine göre özgürce birleştirilebilir. Az önce bahsettiğim sınırsız kombinasyon imkanını da bu durum sağlamaktadır. Çünkü koleksiyondaki her gözlük tasarımına eklenen veya tercih edilen küçük kişisel parçalarla bambaşka görünümler verebiliyoruz.

Koleksiyonunuzun üretim sürecinden de biraz bahsedebilir misiniz
Perspective koleksiyonunun kişiselleştirmeye olanak sağlayan modüler konseptinin üretim aşamasında birden fazla aksaklık ve engelle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Çünkü sap kısımlarını birleştiren menteşe bölümlerini içermek üzere, camlarla çerçeve arasında da yepyeni bir bağlantı gerektiriyordu. Başlangıçta konseptimizi optik endüstrisi içindeki ve dışındaki sayısız üreticiyle paylaştık ve birkaç prototip dahi elde ettik. Ancak bu prototipler içimize sinmedi ve istediğimiz anlamda işe yaramadı. Bu çalışmalarımız sonuç vermeyince, yine de modüler konseptimize tamamen inandığımız için düşüncelerimizi gerçeğe dönüştürmeye son derece odaklanmıştık. Bu sebeple kendi geliştirme departmanımızı kurma kararı aldık. Böylece başarılı bir ürün geliştirme süreci yaşadık ve bir sonraki adımda ise İsviçre içinde üretimi kendimiz gerçekleştirmiş olduk.

Sizin açınızdan, üretiminizi kendinizin yapmasının temel avantajları nelerdir?
Çok sayıda kombinasyon seçeneği sayesinde, koleksiyondaki her gözlük ayrı ayrı üretildi. Ve bu sadece alanında deneyimli çalışanlar sayesinde mümkün oldu. Öte yandan, bir ürünü baştan sona geliştirmenin ve ardından kendi imalatınızı yapmanın sevindirici ve gurur verici bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda sınırlı sayıda bileşenden oluşturduğumuz tüm sistem, bu sistemin üretimi için gerekli olan kaynaklar üzerinde son derece düşük bir etkiye sahip oldu ve bu sebeple doğaya karşı olumlu bir yaklaşımı da temsil etmiş oldu. Üretim faaliyetlerimizi kendimiz gerçekleştirirken aynı anda çalışma koşullarımızı da doğrudan biz kontrol etmiş olduk. Bu açık ve şeffaf yöntem sadece süreci bizim açımızdan eğlenceli hale getirmedi. Aynı zamanda bir ürünün nereden geldiğini, nasıl yapıldığını bilmek isteyen gözlükçülerimiz ve son tüketicilerimiz için de ilgi çekici oldu.

Kendi üretiminizi gerçekleştirmek önemli ölçüde bağımsızlığı da getirir. Covid-19 sürecinde kendi üretiminizi yapıyor olmanın faydasını görebildiniz mi?
Aslına bakarsanız, Almanya ve Japonya’daki üreticilerimizle ilgili olarak herhangi bir aksaklık veya uzun bekleme süreleri ile karşılaşmadık. Ancak Covid-19 pandemisiyle gelen kısıtlamalar ve karantinalar envanter planlamamıza zarar verdi. Bu noktada kendi üretimimizi gerçekleştiriyor olmamız zorlu pandemi süreci içerisinde daha sıkı bir kontrole sahip olmamızı ve her gün müşterilerimize yanıt verebilmemizi sağladı.

Eylül 2021

Toprak Optik

TOPRAK OPTİK

Konsept Bir Mağaza…

Bu konsept dekorasyonun yaratmış olduğu iç ambiyansla başlayıp, bulundurulan markalar ve bu markaların koleksiyonlarındaki uç ürünleri ile devam etmektedir. Ortamda çalan müzikten tutunda, ortamın kokusu, müşteriye yapılan ikramlardaki detaylar, bizi diğer mağazalardan ayıran fiziksel farklılıklardır.

Merhaba Ali Bey, kendinizi kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne nasıl adım attığınızdan bahsedebilir misiniz?
1966 yılında Adana doğumdum. 1978 yılından beri Alanya’da yaşamaktayım. Evliyim, eşim avukatlık mesleğini icra ediyor ve 2 erkek çocuk sahibiyim. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi, Arkeoloji bölümünden mezun olduktan sonra Adana’da bu mesleğe atıldım. Rahmetli eniştem bu mesleğe atılmamda bana öncülük etti. 4 yıl boyunca Adana’da mesleğin çıraklık ve kalfalık dönemini geçirdim. 1992 yılında Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatnamemi alarak 1993 senesinde  Alanya’da mağazamı açtım. O günden bugüne 34 yıldır bu meslekteyim. 28 yıldır da aralıksız olarak ”Toprak Optik” adı altında mesleğimi sürdürmekteyim.

Toprak Optik’i hangi sektörel bakış açısı ve misyonla kurmaya karar verdiniz, kuruluş hikayenizi aktarabilir misiniz?
1993 yılında mağazayı ilk açtığımda hem ülkemizde hem de dünya konjonktüründe ticaretin şekli çok farklı idi. Piyasalarda talep çok iken arz maalesef ki çok düşüktü. Müşteri ürünü talep ediyor ancak ülkemizde talep edilen ürünleri bulmakta zorlanıyorduk. Hangi marka ve ürünü getirirsek getirelim hiç zorlamadan, kolayca ve kısa sürede  elimizde ki ürünleri satabiliyorduk. Bugüne baktığımızda inanılmaz bir ürün çeşitliliği ve bolluğu bulunmaktadır. Bu marka ve ürün çeşitliliği süreç içerisinde rekabetin şeklini de değişmiştir. Aradan yıllar geçip insanların alışveriş alışkanlıklarının değişmesi, AVM kültürünün yaygınlaşması sonucunda farklı bir şey yapmamız gerektiği fikri doğdu. Tamamen müşteri odaklı, teknik bilgi ve estetiğin beraber harmanlandığı, %100  müşteri memnuniyetinin olduğu bir anlayışla mağazayı işletiyoruz.

 

Uzun yıllardır aynı lokasyonda hizmet veriyorsunuz. Lokasyonunuzun genel özelliklerinden ve size sunduğu avantajlardan bahsedebilir misiniz?
Toprak Optik Alanya’nın en merkezi yerinde konumlanmıştır. Bu bize çok büyük bir avantaj sağlamaktadır. 26 yıldır aynı lokasyonda, her geçen sene hizmet kalitesini arttırarak devam eden bir firmayız. Turisttik bir ilçe olan Alanya’da işletmelerin ömürlerinin diğer şehirlere göre kısa olması göz önünde bulundurulursa, bu kadar uzun yıllardır hizmet verebilmemiz başarılı çalışmalar yaptığımızın en iyi göstergesidir. Bana göre cadde mağazacılığı ve AVM mağazacılığı (çok şubeli zincir mağazalar da dahil) farklı kitlelere hitap eden farklı işletmelerdir. Bizleri onlardan ayıran en büyük özellikler, sattığımız ürünlerdeki farklılık ve müşteri ilişkilerinde kurduğumuz birebir diyalog olduğunu düşünmekteyiz.

 

Toprak Optik olarak hangi segmentte ürün ve markaları bulundurmayı tercih ediyorsunuz, sebeplerini de paylaşabilir misiniz?
Alanya turistik bir ilçe olmasına rağmen mağazamızın lokasyonu nedeniyle, hem yerli hem de yabancı müşterilerimize hizmet vermekteyiz. Yabancı müşteriye hizmet vermek, özellikle de Avrupa’lı turistlere, Türkiye’nin çoğu bölgesi için sıra dışı sayılan model ve renklerin bizim tarafımızdan tercih edilmesine sebep olmuştur. Bu nedenle hem renk, hem model, hem de marka yeniliklerini çok yakından takip etmek zorundayız. Mağazamız da A plus, üst segment markaların ürünleri ve çok sıra dışı tasarımlar ve renkli modellerle  müşterilerimize hizmet vermekteyiz. Bizi de farklı kılan bunlar olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca yerli müşterilerimiz üst grup müşteri profilinde olup onların istek ve arzularını karşılamak için farklı ürünleri, üstün hizmet kalitesiyle sunmaktayız.

Covid-19 pandemisiyle birlikte satış grafiğinizi yükseltmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Sosyal medya ve dijital pazarlamanın pandemi nedeniyle, daha da önem kazandığı aşikardır. Bizlerde mağaza olarak bu yöndeki çalışmalarımızı hızlandırıp, kurumsal kimliğimiz çerçevesinde paylaşımlarımızı yapmaktayız. Tabii şunu belirtmeden edemeyeceğim, güneş gözlükleri hem mağazalarımızda, hemde dijital ortamlardan satın alınsa da, optik çerçeve ve reçete camları için müşteriler birebir mağazaya gelip deneyerek alıyorlar.

Bu süreçte şunu gördük ki verdiğimiz üstün kaliteli hizmetten dolayı müşterilerimizin bizlere olan bağlılığı bir tesadüf değildir. Hepimizin malumu olduğu gibi, pandemi ve ülkenin ekonomik koşulları nedeniyle alım gücümüz düşmüştür. Biz mağazada tedarikçilerimiz ile yaptığımız görüşmeler sonucu onların da desteğini alarak üst grup ürünlerin daha ulaşılır olmasını sağlıyoruz. Böylelikle müşterilerimiz kaliteli bir ürünü daha uygun koşullarda satın alma şansına sahip oluyor.

Mağazanızda yaptığınız yenilik ve kampanyalar için hangi mecraları kullanıyorsunuz, sosyal medyadan olumlu dönüşler alıyor musunuz?
Biz yaptığımız yenilik ve kampanyalar için bölgesel yazılı ve görsel basını kullanmakla birlikte, sosyal medya üzerinden de paylaşımlar yapmaktayız. Bölgemizde bulunan diğer mağazalardan daha sıra dışı modellerle sosyal medyadaki paylaşımlarımızla ilgili, olumlu ve onurlandırıcı dönüşler alıyoruz.

Pandemi dönemiyle birlikte satış esnasındaki hizmetlerinizde gerçekleşen değişimlerden bahsedebilir misiniz?
Pandemi süreci bizlere çok şey öğretti. En önemlisi de hayatımızın kıymetini. Bizim pandemi sürecinde en büyük amacımız hiç bir müşterimize virüsü bulaştırmamak ve onlardan gelecek bulaşma tehlikesine karşı her türlü önlemi almaktır. Mağaza olarak covid-19 ile ilgili tüm kuralları harfiyen uygulamaktayız. Burada bunları tek tek söylemeye gerek yok zaten hepimiz 1 yıldır biliyoruz ve uyguluyoruz.

Toprak Optik’i bulunduğu bölgedeki diğer optik mağazalardan ayıran özellikleri nelerdir?
Bizim mağazamız konsept bir mağaza. Bu konsept dekorasyonun yaratmış olduğu iç ambiyansla başlayıp, bulundurulan markalar ve bu markaların koleksiyonlarındaki uç ürünleri ile devam etmektedir.  Ortamda çalan müzikten tutunda, ortamın kokusu, müşteriye yapılan ikramlardaki detaylar, bizi diğer mağazalardan ayıran fiziksel farklılıklardır. Biz müşterilere her yerde bulunan ve satılan ürünlerden çok bizim farklılığımızı ortaya koyan, değişik tarzdaki ürünleri satarak, yaptığımız işe imzamızı attığımızı düşünüyoruz.

Biz önümüze bir reçete geldiği zaman bunu doğru kabul edip satışı gerçekleştirmek yerine hastanın daha önceki şikayetlerini değerlendiririz. Daha önce hangi camı kullandığını, hangi  diyoptrileri kullandığını değerlendirir ve bir sonuca ulaşırız.  Böylelikle hatalı reçeteleri elemine etmiş oluruz. Eğer ciddi farklar varsa tekrar bir muayene olmasını öneririz.

Türkiye optik perakendecilik sektörünün bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Günümüzde sektörün ne durumda olduğunu özetlemek gerekirse piyasalarda talepten çok arzın olduğunu söyleyebilirim. Gözlük kullanıcı sayısıyla mağaza sayısını kıyasladığımızda mağaza sayısının çok fazla olduğunu düşünüyorum. Yeni mezunların yeterince bilgi ve deneyime sahip olmadan mağaza açmaları, yanlış ve eksik bilgiyle yapılan satışlar sektörümüze darbe vurmaktadır. Sektörde fiyat endeksli rekabet diz boyu. Bu da sektörü aşağı doğru çekmektedir. Sağlık alanında hizmet veren böyle bir sektörün müşterilerinin mağaza mağaza dolaşıp, en ucuzu nerde bulurum deyip hatta fiyatı kendisinin belirlemesine kadar varması beni çok üzüyor.

Çok karamsar bir tablo çizmek istemiyorum ama yukarıda saydığım nedenlerden dolayı sektörün geleceği konusunda çok fazla umutlu değilim. Sektörümüz önemli bir sağlık sektörü. Bugün nasıl hak ettiği yerde olmadığını düşünüyorsam gelecekte de hak ettiği yerde olmayacağını düşünüyorum. Optisyenler ve Gözlükçüler Odası bunun için bir fırsat. İyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizim gibi mağazaların en büyük hatası zincir mağazalarla rekabete  girişmektir. Zincir mağazalar ve AVM’ler bu ekonominin bir gerçeği. Herkes stratejisini buna göre belirlemeli. Ayrıca sektörümüz açısından kooperatifleşmeyi çok önemli buluyorum.

Her yıl yükselen yabancı-yerli katılımcı ve ziyaretçi sayısıyla sektörel kalkınmaya platform oluşturan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Fuarlar, temsil ettikleri sektörler açısından çok önemlidir. Fuarlara ziyaretçi olarak katılan firma sahipleri yada çalışanları, dünyadaki yenilikleri, yeni trendleri, teknolojik gelişmeleri takip etme ve onlarla tanışma fırsatı yakalarlar. Bu mesleğin ilerlemesi açısından büyük önem taşır. Optik sektörünün hangi dalında çalıştığına bakmasızın herkesin İstanbul’daki fuara gitmesi önemli. Hatta imkanı olanların yurtdışındaki fuarlara da gitmesini öneririm.

Optik sektörüne dair tüm yenilik ve gelişmeleri takip edebileceğiniz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
Sektörü temsil eden böyle bir yayının olması çok sevindiricidir. Sektörün sesi olması, dünyadaki yenilikleri anlatması açısından bu yayını çok önemsiyorum. Anadolu’nun en ücra köşesindeki meslektaşımıza kadar ulaştırılması ve onun  optik dünyasını takip etmesi bu dergi sayesinde oluyor. Temennim kesintiye uğramadan yayın hayatın sürdürmesidir.

Ağustos 2021

Safir Optik

SAFİR OPTİK

İlkeli ve Dürüst Hizmet Anlayışı

“Silmo İstanbul sektörümüzün yurt dışına açılan kapısı, optik sektörüne dinamik, yenilikçi ve birleştirici bir çizgi getiren etkin bir organizasyonudur.”

Merhaba Hasan Bey… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne nasıl başladığınızdan söz edebilir misiniz?
Merhabalar, ben Hasan Yağcı. 1972 yılında Konya’nın Bozkır ilçesinde doğdum. Sektöre 1987 yılında Sirkeci’de çırak olarak başladım. Kalfa ve ustalık tecrübelerimi de edindikten sonra ilk optik mağazamı 1999 yılında Şirinevler’de açtım. 2007 yılına kadar perakende sektöründe hizmet vermeye devam ettim. Sonrasında ise optik sektörüne yönelik gelişen tecrübe ve bilgilerime dayanarak toptan satış ve üretim faaliyetlerine geçiş kararı verdim.

Safir Optik’i kurma kararını nasıl aldınız, firmanızın kuruluş hikayesini okurlarımızla paylaşabilir misiniz?
Perakende gözlükçülük yaparken daha iyi hizmet verebilmek için; ürün çeşitliliği ve tedarik eksikliğimizi görmemiz, tasarımdan renge, kendi çizgimiz olsun düşüncesiyle 2007 yılında toptan satış ve üretime girme kararı alıp, şu an işletmeciliğini yapmakta olduğum Safir Optik’i kurmaya karar verdim. Bu sayede küçük yaşlarda atıldığım optik sektörünün hemen her alanında hizmet verdikten sonra 15 yıla yakın süredir de hem toptancılık faaliyetlerimizle hem de gerçekleştirdiğimiz üretim faaliyetlerimizle sektörün içinde tarzlarımızla ve duruşumuzla ‘Bizde Varız!’ demekteyiz.

20 yıla yaklaşan firmanızın temel değerlerinden ve sektöre bakış açısından bahsedebilir misiniz?
2007 yılında kurduğumuz firmanın vizyon, misyon, ilke ve değerlerinden ödün vermeden faaliyetlerimize ve çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Safir Optik’in vizyonunu yani sektöre yönelik genel bakışını ve duruşunu açıklamak için optik problemlerin çözümlerinde farklılıklar oluşturup sektörde kalıcı üstünlükler elde etmenin hedefimiz olduğunu öncelikle belirtmeliyim. Böylece müşterilerimize yönelik çözüm odaklı olma felsefemiz doğrultusunda; etkin, ekonomik ve yenilikçi optik teknolojiler kullanarak onlara en ideal çözümleri üretmek ve müşterilerimizle bütünleşerek ulusal arenada söz sahibi firmalar arasında yer alma olarak vizyonumuzu özetleyebilirim. Öncelikli olarak müşterilerimizi ön plana yerleştirmeyi amaçladığımızı ve yöneticiler, çalışanlar ve çözüm ortaklarımızla birlikte hareket ederek müşterilerimizden gelen tüm ihtiyaç ve taleplere en etkin ve en hızlı yanıt verebilmeyi ve müşterilerimizin markalaşmalarını sağlamayı da Safir Optik olarak misyon edindiğimizi belirtmeliyim.

Bu temel vizyon ve misyona bağlı kalarak kişiler arası güvenin temelini oluşturan dürüstlük ilkesinden yola çıkarak, öncelikle müşterilerimizle olan bakış açımıza ve onlarla olan alışverişlerimize dürüstlük ilkesini yerleştirmiş durumdayız. Safir Optik için hizmette dürüstlük çok büyük bir değerdir ve firma olarak dürüstlüğün bizim geleceğimiz olduğuna inanmaktayız. Diğer bir temel değerimiz, ortak akıl kullanmanın doğruluğunu bilmemizden kaynaklanan tüm önerilere açık olma ilkesidir. Ayrıca müşterilerimizin ve çalışanlarımızın duygu ve düşüncelerine ulaşabilmek için açık iletişim kurmak yani her alanda şeffaf olmak da Safir Optik olarak asla ödün vermeyeceğimiz, DNA’mıza yerleşmiş temel değerler arasında önemli bir yer tutmaktadır.

Safir Optik çatısı altında üretimini gerçekleştirdiğiniz markalarınız hangileridir ve bu markaların genel özellikleri nelerdir?
Safir Optik’i 2007 yılında kurduğumuz günden bugüne yıllar içerisinde edindiğimiz tüm sektörel tecrübemizle, optik sektöründeki belirleyici rolümüz ve piyasaya kazandırdığımız yeni markalarımızla profesyonel çizgimizden vazgeçmeden hizmet vermeye devam etmekteyiz. Safir Optik olarak güneş gözlüğü ve optik gözlüğü pazarında bünyemizde kendi markalarımız olarak Tudor, Carat, Blue Black ve İmpala yer almaktadır. Tudor markamızda genellikle hem erkek hem kadınlara yönelik konfor vadeden ve tasarımsal açıdan daha klasik modellerden oluşan koleksiyonlarımızın üretimi sağlamaktayız. Blue Black markamızın koleksiyonlarında stil sahibi kullanıcılara hitap edebilen daha tarz ve trend ürünlerimize yer vermekteyiz. Carat markamızda ise lüks görünümleri seven gözlük kullanıcılarına daha çok hitap eden abiye ve şık tasarımları olan gözlüklerimizden koleksiyonlar hazırlamaktayız. İmpala markamızda ise güncel, günlük kullanıma uygun tüm kullanıcıların rahatlıkla ulaşabileceği ekonomik gözlüklerin üretimini gerçekleştirmekteyiz.

İmalat tesisinizin faaliyetlerinden ve üretim kapasitesinden bahsedebilir misiniz?
Üretim tesisimizde metal gözlük imalatı gerçekleştirmekteyiz. İstanbul’da yer alan 800 metre karelik kapalı alanı bulunan üretim tesisimizde, 35 personel ile aylık 20.000 adet gözlük imal etmekteyiz. Günümüzde sosyal medyanın etkisi ile insanların gözlük modeli tercihleri hızlı şekilde değişim göstermekte, bizler de bu model takiplerini yaparak optik mağazaların taleplerini karşılamaktayız. Safir Optik olarak tecrübeli ekibimiz, yenilikçi bakış açımız ve trendleri takip eden vizyonumuz ile her geçen gün büyümeye ve gelişmeye devam etmekteyiz. Bu bağlamda 2021 yılı içerisinde üretim alanımızı arttırarak plastik gözlük imalatına başlamayı planladığımızı söyleyebilirim.

Firma bünyenizde sadece distribütörlüğünü yürüttüğünüz optik ve güneş gözlüğü markaları bulunuyor mu? Zorlu geçen 2020 yılına rağmen firmanıza marka ekleme planlarınız var mı?
Firma bünyemizde distribütörlüğünü yürüttüğümüz markalar bulunmamaktadır. Ancak az önce de belirttiğim gibi gelişim ve büyümeden yana bir firma olduğumuz için marka portföyümüzü genişleterek yeni marka ekleme planımızın olduğunu belirtebilirim. Bu konudaki çalışmalarımızın başladığı haberini de buradan duyurabilirim. İspanya’daki tanınan bir markanın Türkiye distribütörlüğü için onlardan gelen talep üzerine görüşmelerimiz devam etmektedir. Türkiye’nin Avrupa ülkelerine göre artan yüksek nüfus ve gözlük kullanım oranından dolayı yabancı firmaların Türkiye’deki gözlük pazarı ilgilerini çekmektedir.  Biz de bu artan ilgiyi fırsata çevirerek ülkemiz adına katma değer eklemeye devam edeceğiz.  Aynı zamanda Covid-19 pandemisi gibi olumsuz şartlar oluşturan bir kriz ortamına rağmen yeni personel alımları yapmayı ve pazarlama ağımızı genişletmeyi planlıyoruz.

Safir Optik olarak sektörde tedariğini sağladığınız farklı ürünler bulunuyor mu? Okurlarımızı bilgilendirebilir misiniz?
Sektörde optik ve güneş gözlükleri haricinde gözlük kılıfı, güneş gözlüğü camı ve renkli kontakt lens tedariği sağlamaktayız. Optik sektörünün bütün kalemlerini talepler noktasında yurtiçi kaynaklar yeterli olduğunda ülkemizden, yetersiz olduğu durumlarda da yurt dışından ithalatını sağlayarak her zaman ilk sıraya yerleştirdiğimiz müşterilerimizin talep ve ihtiyaçlarını karşılamaktayız.

Safir Optik’in tedarik ağından ve bu ağın işleyişinden bahsedebilir misiniz
Ülkemizin 7 bölgesine hizmet veren pazarlama ağımız mevcuttur. Perakende optik mağazalarının talepleri bizler için çok önemlidir. Onların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tedarik ağımızı sürekli canlı ve arttırabilir halde tutmaya çalışıyoruz. Her ne kadar dijital dünyada web sitemiz aracılığı ile de yer almış olsak da sektörümüzün insan odaklı olduğunun farkındayız. Bu sebeple yüz yüze iletişimin ve alışverişin öneminin yadsınamaz olduğuna inanıyoruz. Bizim için önemli olan müşterilerimizin her şeyi en güzel biçimde görebilmelerini sağlamak ve sürekli müşteri memnuniyeti odaklı olarak hizmet sunmamızdır.

Plasiyerlerimiz ülke genelinde optik mağazalarını ziyaret ederek sürekli yeni talepleri topluyor, üretilen ürünlerimizin fiziki olarak görmelerini ve incelemelerini sağlamaktadırlar. Siparişleri de aldıktan sonra Genel Müdürlüğümüze bu siparişlerin aktarımını online olarak gerçekleştirmektedirler. Daha sonra gelen siparişler, finans ve muhasebe departmanımızdan onay aldığı takdirde, depoya siparişin sevki yapılmaktadır. Depoda siparişler hızlı bir şekilde hazırlanarak, satış faturası kesilip kargo ile Türkiye’nin dört bir yanına ulaşımını sağlıyoruz. Müşterilerimizle kurduğumuz karşılıkla güvene dayanan ilişkiler sayesinde hizmet kalitemizi giderek daha etkin hale getirmekteyiz.

Uzun yıllar sektörel deneyimi olan bir isim olarak firmanız adına pandeminin yol açtığı kriz ortamını nasıl yönettiniz? Pandemi Safir Optik’i nasıl etkiledi
Öncelikle tüm dünyayı ve ülkemizi elbette başta sağlıklarımız olmak üzere ticari, ekonomik ve sosyal yaşamda olumsuz ve kötü yönde etkileyen Covid-19 pandemisinin en kısa zamanda çözüme kavuşmasını dilediğimi belirtmek isterim. Safir Optik olarak ise pandemi başladığından bugüne firma olarak kendimizi yenilenme ve yeniden yapılanmaya adadık. Tabii ki dijitalleşmenin büyük önem kazandığı bu süreç de biz de altyapımızı daha dijital ve daha güncel hale getirmeye odaklandık. İş yapmanın mümkün olamadığı dönemleri yeni sezona yönelik olan planlama ve hazırlık çalışmalarımızla geçirdik. Pandemi sırasındaki kısmi açılmayla birlikte işlerimizdeki yoğunluk da başlamış oldu. Yeniden tüm dünya ve ülkemiz için sağlıklı, güzel günlerin bir an önce gelmesini dilerim.

Pandemi döneminde bayilerinize yönelik sunduğunuz hizmetlerde değişiklikler yaptınız mı?
Pandemi dönemiyle birlikte tabii ki biz de Safir Optik olarak değişmesi gereken zorunlu koşullara uyum sağlamak için hizmetlerimizde farklılıklara gittik. Pandemi sürecinde müşterilerimizin ve çalışanlarımızın sağlık ve güvenliğini sağlamak adına, teması olabildiğince azaltarak alışverişlerimizi internet ortamına taşıdık. Tedariğini sağladığımız yedek parçalara yönelik ihtiyaç ve talepleri de Whatsapp hattımız üzerinden gerçekleştirerek hizmetlerimizin sürekliliğini sağlamaya devam ettik. Bu hizmetler zorlu pandemi şartlarında müşterilerimizin taleplerine daha hızlı cevap verebilmemize olanak tanırken aynı zamanda firmamızın pazarlama maliyetlerinin azalmasını sağlayarak bu zorlu dönemde bize avantaj sağlamıştır.

Covid-19 tedbirleri kapsamında firmanızın çalışma sisteminde değişiklik yapmanız gerekti mi? Aldığınız sağlık önlemlerinden bahsedebilir misiniz
Pandeminin ilk başladığı andan itibaren gereken tüm önlemleri almaya devam ediyoruz. Safir Optik olarak sağlık bizim için her türlü konudan daha önemli ve önde geliyor. Bu sebeple uygulanması gereken tüm hijyen tedbirlerini ilk günden beri gerçekletirmekteyiz. Bununla alakalı ekibimiz ile birlikte toplantılar düzenleyip konu hakkında tüm çalışanlarımıza bilinçlendirme eğitimleri verdik. Tüm saha ve ofis çalışanlarımıza maske ve dezenfektan teminini sağladık. Üretim ve ofis binalarının temizliğine ve hijyenine fazlasıyla dikkat ettik. Tüm girişlere otomatik ateş ölçer ve maske kontrolü yapan elektronik cihazlar yerleştirdik. Uyarıcı yazılar ve işaretler astık. Ofis içerisinde mesafeye uygun oturma planları sağladık.

Safir Optik için yakın gelecek beklentileriniz ne yöndedir, aktarabilir misiniz?Temel vizyon ve değerlerimizi merkeze almayı sürdürerek markalaşma çalışmalarına devam edeceğiz. Yaptığımız ve yapmayı planladığımız tüm çalışmalar neticesinde emin adımlarla ilerleyerek küresel optik pazarına açılmak Safir Optik olarak en önemli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Pandemi sürecinin olumlu sonuçlarıyla daha kısa süre içerisinde karşılaşma durumu gerçekleşebilirse tüm markalarımızla büyüme hızımızı katlayarak sürdürebileceğimize ve dünyanın daha güzel görmesini sağlayabileceğimize inanıyoruz.

Gerçekleştirildiği ilk yıldan bugüne artan yerli-yabancı ziyaretçi ve katılımcı sayılarıyla, ülkemizin sektörel gelişimine katkı sağlayan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Öncelikle Covid-19 pandemisi dolayısıyla 2020 Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın düzenlenememesinin optik sektörümüz için büyük kayıp olduğunu düşünüyorum.  Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşüncelerime gelirsek; Silmo İstanbul sektörümüzün yurt dışına açılan kapısı, optik sektörüne dinamik, yenilikçi ve birleştirici bir çizgi getiren etkin bir organizasyonudur. Uluslararası Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı gerçekleştirdiğiniz için Safir Optik adına tüm zorlu koşullara rağmen başarılarınızın devamını diliyorum.

Sektöre hizmet eden dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
4 your eyes Optik Magazin Dergi’sini uzun yıllardır çok severek takip ediyoruz. Çünkü sektördeki tüm gelişmeleri sunuyorsunuz. Her ay yayınlanan bilgileri her seferinde ayrı heyecanla okumamı sağlıyorsunuz. Bu sektörde çok önemli bir yerde olduğunuzu düşünüyorum. Sektörü güzelleştiriyorsunuz. İyi ki varsınız diyorum ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Ağustos 2021