Loewe

BİR KRALİYET MARKASI

Bir zamanlar İspanya Kraliyet Ailesi’ne hizmet eden Loewe, deri işçiliği ve sanatının ilkelerine bağlı kalarak 175. yılında da sektörünün en iddialı markalarından biri olmayı sürdürüyor.

Loewe markasının kökleri bir grup deri ustasının, tütün kutuları ve çeşitli aksesuarlar üreterek faaliyetlerini devam ettirdikleri 1846 yılına kadar dayanıyor. Temellerinin atılması bu zanaatkarlara dayanan Loewe, 1872 yılında markaya da adını verecek olan Alman deri işlemeciliği ustası Enrique Roessberg Loewe’nin Madrid’e taşınmasının ardından resmi olarak kurulmuştur. Deri işçiliğinde gösterilen hassasiyet ürünlere yansıdığında, marka modaya uygun ve kaliteli çanta seçenekleri arayan üst kesimdeki kadınlar tarafından oldukça beğenilmiştir. Ürettiği çantalar kadar diğer ürünleriyle de takdir edilen Loewe, 1905 yılında İspanya Kralı XIII Alfonso tarafından hükümdar ve maiyetinin baş tedarikçisi unvanına layık görülmüştür. Bunun yanı sıra, Loewe’nin Príncipe de Madrid sokağında bulunan mağazalarını, Kral Alfonso’nun eşi Kraliçe Victoria Eugenie de 20. yüzyılın başlarında sık sık ziyaret ederek markanın kraliyet bünyesindeki popülerliğini ispatlamasını sağlamıştır. Günümüzdeyse, İspanya’nın mevcut kralının annesi Kraliçe Sophia’da Loewe markalı çantalar kullanarak bu markanın İspanyol toplumundaki hiyerarşi düzeninde ne kadar köklü bir yerinin olduğunu gözler önüne sermiştir.

Kuruluşunun ardından geçen zamanla Loewe’nin tarihiyle de ilişkili olarak 1975 yılı, General Fransisco Franco’nun ölümüyle birlikte başlayan İspanya’nın diktatörlükten demokratikleşmeye geçme dönemi önemli bir yere sahiptir. O dönemde ülkenin en iyi lüks moda markalarından biri olan Loewe, İspanyol kadınının yeni yaşam tarzına zarif bir şekilde uyan ‘Amazona’ adlı modern ve spor tasarımlı çantasıyla, demokrasideki bu şiddetli yükselişte yerini almıştır. Günlük hayatta kolaylığı amaçlayan Amazona, kullanıcılarını gündüzden geceye taşımayı amaçlayan; yumuşaklığı, sadeliği ve kullanışlılığı stil ve işlevsellikle birleştiren ilk çanta modelidir. Amazona’nın bu omuz çantası, tasarımcıların zaman içinde yaptıkları değişikliklere rağmen 40 yıldan fazla bir süredir en çok tercih edilen modellerden biri olarak markadaki konumunu korumaya devam etmektedir.

Kuruluşundan itibaren geçen yüzyılda Loewe, kendi bünyelerinde hazır giyim sektörüne geçmeden önce deri cüzdan ve el çantaları üretimine ağırlık vermişti. Amazona ve Flamenco gibi başarılı modellerine rağmen Loewe, İspanya’daki diktatörlük sonrasındaki dönemde hala kendi kimliğini arıyordu. Takip eden dönemlerde Narcisco Rodriguez, José Enrique Oña Selfa ve Stuart Vevers gibi birçok tasarımcıyla çalıştıktan sonra ünlü marka 2014 yılında, genç bir bakış açısıyla Loewe’yi geliştirmeyi misyon edinen Jonathan Anderson ile çalışmaya başlamıştır. Jonathan Anderson’ın öncülüğünde Loewe,  zanaat ve gelenek mirasını taşıyarak günümüzde kültürel bir güç haline gelmeyi başarmıştır. Kuruluşundan beri markanın temelini oluşturan kusursuz uygulama ve sanatsal dokunuşlarla Loewe, Anderson’un modern tasarım algısıyla da birleşerek günümüz moda dünyasının hızına ayak uydurarak ilerleyen önemli bir yaşam stili markası haline gelmiştir.

2018 yılında Thélios isimli markayla ortaklaşa bir çalışmanın sonucunda Loewe, Kreatif Direktör Jonathan Anderson’un da imzasıyla kadınlar ve erkekler için özel olarak tasarladığı ilk güneş gözlüğü koleksiyonunu piyasaya sürdü. Loewe Eyewear güneş gözlüğü serisinde özellikle 3 stil göze çarpıyor. Markanın bir miras olarak gördüğü deri işlemeciliğinden emareler taşıyan Puzzle modeli adeta Loewe’nin genlerini barındırıyor. Ürünün tasarımında asetat ve metali usta bir şekilde kullanan Anderson, Tyra isimli model için yarattığı kompozisyonda İbiza Adası’ndan esinlenmiştir. Son olarak Jinx adı verilen model dikdörtgen formuyla metal ve derinin beraber kullanımını çarpıcı bir şekilde vurgulayarak koleksiyonu tamamlıyor.

175. YILINDA LOEWE…

Geçtiğimiz yıl İspanya Hükümeti tarafından güzel sanatlar alanında Merit Altın Madalyası’na layık görülen Loewe, bu sene 175. yıldönümünü Kreatif Direktör J.W Anderson’un önderliğinde 18 Mart’ta çıkardığı Paula’s Ibiza isimli 2021 İlkbahar/Yaz kreasyonuyla kutluyor. Fotoğraf çekimleri Gray Sorrenti tarafından Kaliforniya ve Meksika’nın çöllerinde gerçekleştirilen koleksiyonun kampanyası, doğanın cömert yanlarından ilham alınarak tasarlanan seriyi çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza adını verdiği koleksiyonda kadınlar için tasarlanan güneş gözlükleri de sofistike görünümleriyle göz dolduruyor. Materyal olarak asetatın tercih edildiği cesur modeller, kedigözü ve maske formları ile yüksek estetik algısı yaratırken işlevsellikleriyle nihai tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza koleksiyonunda kare formdan, geometrik ve oversize formlara kadar geniş bir tasarım skalası beğenilere sunuluyor. Loewe’nin 175. yıldönümü onuruna hazırladığı bu özel koleksiyondaki güneş gözlükleri, siyahtan Havana tonlarına ve neon renklere kadar moda severlere birçok renk seçeneğiyle sunuluyor.

Kaynak: lyfstyl.ca

Kasım 2021

L’amy

L’AMY

Lükse Olan Bağlılık

Ünlü Fransız gözlük firması L’amy hem tarihine hem de titiz prensiplerine uygun çalışmalarını artık lüks segmente ağırlık vererek L’amy Luxe markası altında sürdürmeye kararlı görünüyor.

Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip Fransa’nın Jura bölgesinde yer alan L’amy, geriye dönüp bakıldığında 200 yıldan fazla bir süredir gözlük sektörüne yön vermektedir. 1980’li yıllarda L’amy moda markalarını bünyesi altına alarak gözlük üretimine geçen ilk firmalardan biriydi.

Günümüzdeyse bu Fransız firması, L’amy Luxe adı altında faaliyet göstermektedir ve lisanslı markalara sahip olma konusunda da beklenenin ötesinde bir ilerleme kaydetmiştir. Firmanın şu anki odak noktası ise özel niteliklere sahip lüks ürünlere yepyeni bir yaklaşımla bakmaktır. L’amy’nin CEO’su Dominique Alba ile şirketin yeni ufuklar keşfetmek adına ulaşmak istediği hedeflerden ve sektörel gelişimlerden bahsettiği röportajı sizlere sunuyoruz.

Merhaba Dominique, L’amy gözlük sektöründeki en iddialı firmalardan biri. İki asırlık köklü bir mirasa sahip olan L’amy’nin kuruluşu neye dayanmaktadır
L’amy her zaman için teknolojinin ve yeniliğin öncülüğünde hareket etmiştir. L’amy’nin tarihçesi ise 1960’lardan başlayarak pazarlama ve tasarımı birbiriyle harmanlayan mühendislik çalışmalarına ve teknolojik girişimlere dayanmaktadır.

Şirketinizin kuruluşu Fransa’nın yüksek kalitede gözlük geliştirme ve üretme kaynağı olarak görülen Jura bölgesine uzanıyor. Bu bölgenin tarihsel açıdan L’amy’e katkısı nedir?
Jura bölgesinde kurulmuş olmak, sektörün en yenilikçi ve aynı zamanda en yüksek kalitede ürün sağlayan firması olmamızda büyük önem taşıyor. Şirketimizin bünyesinde ‘yaşayan miras’ ünvanını alan Henry Jullien ve aynı zamanda piyasadaki en yenilikçi koleksiyonla birden fazla ödül kazanan McLaren da var. Bu durum optik mağazalara lüks segmentte en çok ihtiyaç duyulan kusursuz işçilik ve sınırsız yeniliklere sahip gözlükleri sunmamızı sağlıyor.

L’amy’nin titiz işçiliğine ve yüksek kalitesine dayanan üretimdeki tarihçesine bakarsak, firmanın dönüm noktası olarak nelerden bahsedebilirsiniz?
Aslına bakarsak L’amy çok uzun ve hareketli bir geçmişe sahip. Öncelikle, üretim açısından kilometre taşlarımızdan biri olarak 1883 yılında kurulan modern anlamdaki ilk fabrikamızdan bahsetmeliyim. Bir diğer kilometre taşı olarak ise 1986’da kurduğumuz son model galvanik uygulamalı fabrikamızı gösterebiliriz. Üretim faaliyetlerindeki yeteneklerimiz adeta genlerimize işlemiştir diyebilirim.

1980’lerden itibaren lisanslı markalarla çalışmada uzmanlaşan L’amy’nin portföyünde hangi büyük şirketler yer aldı?
L’amy’nin en uzun süre ortaklık kurduğu ve bu ortaklık sayesinde büyük başarılara imza attığı lisanslı markamız Lacoste’den öncelikle bahsetmek isterim. Ancak başka firmalarla da çok fazla işbirliği yaptığımızı söyleyebilirim. Aslında artık gözlük lisansımız olmayan markaları listelemek benim için çok daha kolay olurdu.

Lisans anlaşmaları yapmayı bıraktığınızdan beri sektördeki diğer firmalar bu alanda güçlendiler mi?
Sektördeki diğer firmaların güçlü konuma gelmesinde bizim lisans anlaşmaları yapmayı bırakmamızın bir payı olduğu doğru. Ancak uzun süreden beri marka konumlanmalarının hızla değişen piyasa koşullarına göre şekillendiğini düşünüyorum.

Bu durumda lisanslı marka sahibi olmak artık size cazip gelmiyor diyebilir miyiz?
Lisanlı markaların sahibi olmak artık ne L’amy için ne de optisyenler için bir rekabet ortamı oluşturmadığından bunu bir sorun olarak görmüyoruz. Günümüzde, nihai tüketiciler de artık markalar ve ürünler hatta piyasalar hakkında sahip oldukları bilgiler sayesinde farkındalık kazandı.

Genel anlamda pazarın değiştiğini ve eski konseptlerin önceki kadar rağbet görmediğini mi düşünüyorsunuz?
Tam olarak öyle olduğunu söyleyemem. Konseptlerin ne kadar eski olduğuna bakılmaksızın hala başarıya götüren etkenlerden olduğunu düşünüyorum. Bu noktada önemli olan şey nihai tüketici tarafından değişen konseptin nasıl algılandığıdır.

Aslına bakarsanız sektörün değişimden geçtiğinizi söyleyebiliriz. Peki sizce son on senede en büyük etkiyi hangi değişiklikler sağladı?
Üç büyük değişimden söz edebiliriz. İlk önce perakendeci ve tüketiciyi kontrol etmeyi amaçlayan büyük gözlük firmaları birleşti. Ardından, üreticiden tüketiciye kadar olan bütün değer zincirini kontrol etmek adına şirketlerin kendi bünyelerinde ürettikleri gözlük bölümlerinin oluşmasıyla lüks moda döneminin sonuna geldik. Son olarak da, 3 boyutlu yazıcılar, sanal ortamda ürünlerin denenmesi, bağlantı aparatları ve akıllı camlar gibi yeni teknolojilerin ortaya çıktığını görüyoruz.

Sözünü ettiğiniz bu teknolojik gelişmelerin sektöre etkisi nedir?
Pazarda gerçekleşen bu yapısal değişiklikler aslında daha tam olarak bütünü değiştirmiş değil. Ancak bu değişiklikler yavaş yavaş ve sürekli oldukları için bir noktada bütünü de etkileyecektir. Bu durumdan ilk etkilenenler her ne kadar gözlük firmaları olacak olsa da, en büyük etkiyi tüketicilere yeni teklifler ve düzgün stratejilerle yaklaşmak zorunda kalan optik mağazaları hissedecektir.

100. yılını kutlayan ve geleneksel tüketimin öncüsü Henry Jullien’i 2017’de devraldınız. Bu satın almanın ardında yatan motivasyon kaynağınız neydi?
Henry Jullien dünyada çapında detay ve kaliteye önem veren öncü gözlük üreticilerindendir. Artık bu seviyede onların yaptığı sadece el işçiliği olarak değil sanat olarak değerlendirilmelidir. Henry Jullien’de vakit değerlidir. El işçiliğiyle yaptıkları gözlük çerçevelerinin üretiminde yaklaşık 279 aşama kullandıklarını göz önünde bulundurursak; zamanın da etkisiyle, bu sanatsal tarzla, ürünlerin dayanıklılığını garanti etmişlerdir. Henry Jullien geniş bir tüketici topluluğunda güçlü bir yankı uyandıran bir markadır. Bu durum Henry Jullien’i toplumun büyük bir kısmının da bağlı olduğu temel değer algılarına uyan modern bir şirket haline getiriyor. Geçen yüz yılın ardından modaya bu kadar uyumlu olarak ilerlemesi adeta bir mucize olarak kabul edilebilir.

Bu satın alma stratejik açıdan bir değişiklik yapmanıza sebep oldu mu?
Evet oldu. Lüks tüketim pazarına odaklanmaya karar vermemizin üç nedeni var. Birincisi, lüks tüketim segmentinin son 30 yılın en yüksek büyüme oranına sahip olması. İkincisi, bu segmentin, mevcut pandemi krizi de dahil olmak üzere, son iki yüzyılda gerçekleşen krizlere en dayanıklı olan alan olması. Üçüncü olarak ise, başka alanların aksine son on yılda optik mağazaları tarafından iyi bir şekilde hizmet sağlanamadığı için için gözlük sektörü açısından piyasaların yüksek bir potansiyele sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Nasıl oluyor da lüks tüketim diğer fiyat kategorilerine kıyasla krizden daha az etkileniyor?
İki yüzyıldır ve net bir şekilde 1929 krizinden beri bu duruma tanıklık ediyoruz. Lüks tüketim segmenti, diğerlerine kıyasla bu krizden çok daha az etkilendi ve her krizden sonra hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Dünyadaki nüfusun da %20’lik bir kısmına denk gelen en zengin, en eğitimli ve en bilgili kesimi ilgilendirdiği için de bu zamana kadar en dayanıklı segment oldu.

2019 yılında teknik açıdan gelişmiş, yenilikçi ve lisanslı bir marka olan McLaren’ı piyasaya sürdünüz. Daha fazla lisanslı markayla çalıştığınız önceki dönemlere kıyasla bu dönemin arasında ne gibi farklar var?
İnovasyon,  inovasyon ve inavasyon. McLaren markasının koleksiyonları sadece teknolojik içeriği bakımından değil aynı zamanda büyüleyici tasarımıyla da gerçekten eşsiz bir çalışma. Şimdi Henry Jullien ve McLaren geriye kalan tek lisanslı markalarımız olduğu için portföyümüzü modernize ettik ve lüks segmente odaklandık. Bu gelişmeyle beraber de adımızı L’amy Luxe olarak değiştirdik. 

Kaynak: Spectr

Kasım 2021

Ata Optik

ATA OPTİK

11 Senelik Tecrübe

Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz.

Merhaba Kader Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, 1979 Tekirdağ Malkara doğumluyum. Gelişim Üniversitesi Optisyenlik Bölümü mezunuyum. Sektöre ilk adımımı 2004 yılında attım. Yakın bir arkadaşımın mağazasında kısa bir süre bulunup, bu süre zarfında mağazacılık ve işin mutfağı olan atölye kısmında birikimlere sahip olmaya başlayınca, 2004 yılında Tekirdağ Muratlı’da ‘Gözlüx’ adıyla ilk mağazamı açtım.

Mağaza lokasyonunun satışlarınızı etkilediğini düşünüyor musunuz?
Lokasyonların satışların üzerinde ki etkisine kesinlikle inanıyorum. Müşterilerimiz için ulaşılabilir bir lokasyonda olmak ve bunun yanı sıra, mağazanın olduğu lokasyanlarda araçlarını rahatça park edebilecekleri otopark alanlarının olması büyük bir avantaj. Ayrıca vermiş olduğumuz ve hedeflediğimiz hizmet kalitesi açısında da bulunduğumuz lokasyonda ki nihai tüketici ile aynı vizyon doğrultusunda buluşabilmek de çok önemli olduğunu düşünüyorum. 

Ata Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
2004 yılında ilk mağazamı açtıktan sonra ki 11 senelik süre zarfında edinmiş olduğum tecrübe ve birikimler neticesinde, bulunduğumuz bölgede yapmış olduğumuz işin üst segmentte sunulmadığını gördüm. Yıllar içerisinde kendime edindiğim misyon ve sahip olduğum vizyon doğrultusunda 2015 yılında Tekirdağ Süleymapaşa’da üst segment ve tüm dünya markalarının da satışını gerçekleştirdiğimiz mağazamızı Ata Optik adıyla açtık.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Şu an Ata Optik adıyla 3 ve ilk göz ağrımız olan Gözlüx mağazamızla birlikte 4 mağazaya sahibiz. Günümüz şartlarını da göz önünde bulunduracak olursak, doğru ekip ve en doğru hizmet kalitesini yakalayacağımızı düşündüğümüz en doğru zaman da mutlaka yeni şubelerle kaliteli hizmetimizi vermek adına girişimlerimiz olacaktır.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Müşterileriniz tarafından seçilen bu markaların tercih nedenleri ne olabilir?
Hemen her dünya markası ve optik sektörü içerisinde alanında en iyi markalarla çalışmaya özen gösteriyoruz. Sektör içerisinde ki dinamiklerin değişimlerini müşterilerimiz de en az bizler kadar iyi ve yakından takip ediyorlar. Bu doğrultu da sağlık ve modayı içerisinde barındıran en farklı ve özel tasarımları müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz.

Son yıllarda designer markalar rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Müşterilerimizin sosyal medyayı yakından takip ettiklerini ve farklı tasarımlara sahip gözlüklerin artık hayatımızın en önemli parçası olduğunu düşünürsek, bu doğrultuda sosyal medya üzerinden gördükleri popüler modeller ve markaları mağazamızda da görmek istiyorlar. Biz de onları en yeni en güncel modellerle buluşturmaya çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Mağaza olarak misyonumuz %100 müşteri memnuniyeti ve bu yüzden sadece satış odaklı değiliz. İşimizin sağlık boyutunu da düşünecek olursak müşterilerimizin memnuniyeti için olumlu veya olumsuz bütün geri dönüşleri en iyi şekilde karşılayarak tüm güler yüzümüzle her an aynı ilgi ve alakayı gösteriyoruz. 

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Tabi ki cadde mağazacılığı… Butik hizmet vermek amacıyla kurulan bir işletme olduğumuzdan dolayı, yeri geldiğinde mağazamızın önünde ki özel oturma alanımızda ev ortamı rahatlığını hissettirip müşterilerimize ikramlarda bulunmak, yeri geldiğinde arabalarına kadar eşlik edebilmek gerektiğine inanıyoruz. Bu hizmeti ve samimiyeti AVM içerisinde gerçekleştirme şansımız yok. Bu sebeple vizyonumuzun cadde mağazacılığı ile örtüştüğüne inanıyoruz.

Ata Optik olarak optik sektöründeki değişimlerin bir parçası olan yabancı perakende zincirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yabancı yatırımcıların ülkemizde ki optik sektörünü olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum. Dünyaca ünlü cam ve çerçeve markalarını tekelinde bulundurup, yerli meslektaşlarımızı tamamen sektörün dışına doğru itmeye çalıştıklarına inanıyorum.

Sektöre yıllardır hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının arttırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde gözlük kullanımının henüz istenilen düzeyde olduğunu görmüyorum. Maalesef ki bir çok kesimin halen daha gözlük bilincinin oluşmadığını görüyorum. Bundan dolayı öncelikle biz mağazacıların ve beraberinde sağlık bakanlığının ve oda yöneticilerinin kamuoyunu gözlük kullanımı hakkında bilinçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Perakendeciler arasında yaşanan fiyat rekabetinin, sektörde nelere zarar verdiğini düşünüyorsunuz? Bu rekabet için yaptığınız özel bir çalışma var mı?
Perakendecilerin uygulamış olduğu farklı yöntem ve fiyat politikalarının sektörümüze ağır bir darbe vurduğunu savunanlardanım. Bunun sebebi global markaların bir çoğunu hemen her mağazanın satıyor olması ve farklı fiyat politikası neticesinde, nihai tüketici nezdinde büyük bir güven sorunu oluşturduğuna inanıyorum. Bu durumdan mağazalarımız ve sektörümüzün de etkilenmemesi adına daha butik ve özel markalarla çalışmaya dikkat ediyoruz.

Gözlük severler için 2021 trendleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu yıl özellikle optik çerçevelerde renkli kreasyonların ve şeffaf renklerin ön planda olduğunu görüyorum. Güneş gözlüklerinde yine asetat ve büyük çerçevelerin vitrinlerin en güçlü koleksiyonları olacağını düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Sektörümüzün ve kişisel gelişimim açısından, yurt dışı fuarları ve üretim merkezi ziyaretlerin de bulunma şansına sahip oldum. Bu ziyaretlerimde sektörümüze ve insan sağlığına verilen değeri daha yakından görmüş oldum. buralarda edindiğim deneyim ve tecrübeleri, müşterilerimize aktarmakta ayrıca büyük bir keyif veriyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz. Özellikle yerli üreticilerin hem sayısının hemde kalitesinin yükselmesine sebep olmuştur. Bununla birlikte yeni koleksiyonları yakından takip etmemiz konusunda bize büyük katkılar sağlıyor. Ayrıca farklı şehirlerden meslektaşlarımızla da tanışıp, fayda sağlayacak sektörel diyaloglar gerçekleştirmek bizlere ayrıca mutluluk veriyor.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Gerek işin moda, gerekse sağlık boyutunda bir çok bilgiyi içerisinde barındıran, sektörümüz hakkında ki en yeni, en güncel bilgileri bizlere aktaran dopdolu bir dergi. Mağazalarımızda bulundurmaktan keyif aldığımız 4 your eyes dergisinin bu sayısında yer almaktan mutluluk duyuyor ve bizlere yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz.

Ekim 2021

Safira Gözlük

SAFİRA OPTİK

Üretimde Kalite

Silmo İstanbul’un gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra tüm katılımcılarının daha istekli olacaklarını düşünüyorum.

Merhaba Fatih Bey… Öncelikle hoş geldiniz. Okurlarımıza kendinizden bahsedip, sektöre giriş hikayenizden söz edebilir misiniz?
Teşekkür ederim, hoş bulduk. Adım Fatih Akdemir, 1982 İstanbul doğumluyum. 1999 yılından beri çeşitli uluslararası kurumsal firmalarda hızlı tüketim sektörlerinde saha ve pazarlama üzerine görev aldım. Optik sektörüne adımımı ilk olarak 2010 yılında yerli üretim yapan gözlük firmasında satış personeli olarak işe başlayarak attım ve sektörü çok sevdim. 2017 yılında optisyenlik bölümünü bitirdikten sonra üretim yapmaya karar verdim. Hazır kurulu bir düzeni olan Antalya’da faaliyet gösteren Safira A.Ş firmasını ortaklarımla birlikte devraldım. Yeniliklerimizle, optikçilerimize kaliteli ve hesaplı ürünler sunarak hizmet etmeye devam etmek istiyoruz.

2016 yılında firmanızı kurmaya nasıl karar verdiniz, sektöre atılırken temel amaç ve hedefleriniz nelerdi?
Amacımız, üretim sürecinde tüketicilerin beklentilerini karşılamak, konforlarını artırmak ve göz sağlığına hizmet edebilmek için kaliteli, güvenilir ve sağlıklı çerçeve üretimi yapmaktır. Bu amacıma uygun bir şekilde üretim tesisimizde TR-90-Grilamid ham maddesinden plastik ürünler üretiyoruz. Model ve renklerimizle yenilikçi olmaya gayret ve özen gösteriyoruz.

Safira Gözlük bünyesinde hangi markalar yer alıyor ve bu markaların özelliklerini paylaşabilir misiniz?
Safirex, Safirex Kids ve Clubmaster aktif markalarımız arasında yer almaktadırlar. Safirex marka ürünlerimiz optik grubunda oldukça ‘hafif ve dayanıklı’ oluşları ile ön plana çıkıyor. Safirex Kids markamız çocuklar için üretilmiş olup modellerimiz ergonomik yapıları ve renk uyumları ile ebeveynlerin istek ve arzularını karşıladığı gibi çocukların da istediği renk ve kaliteye ulaşarak sevilen ve hayran duyulan ürünlerimiz olmasını sağladılar. Clubmaster markamızın koleksiyonları ise renkli cam seçenekleri ve modelleri ile beğeni kazanmaya devam ediyor.

Koleksiyonlarınızın satışları konusunda nasıl bir hizmet anlayışı içerisindesiniz?
Bir imalat firması olarak koleksiyonlarımızın en iyi şekilde hazırlanıp piyasaya en kaliteli ve en kusursuz şekilde sunmak önceliklerimiz arasındadır. Gözlük modellerimizde kendi tasarımlarımızı, müşteri memnuniyeti açısından yeniliklerle dolu ve renkli modeller olarak sunmak bizim için önem taşımaktadır. Sağlam kadro, saha pazarlama ekibi ve ofis içerisinde bulunan çalışma arkadaşlarımız ile gününde ziyaret, gününde ürün teslimi ve anında yedek parça desteği ile hizmet vermeye özen gösteriyoruz.

Dağıtım ağınızı geliştirmek ve daha hızlı hale getirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Dağıtım ağımızı internet sayfamız ve instagram gibi sosyal medya ile destekliyoruz. Optik mağazalar, markalarımız ve ürünlerimizle alakalı https://www.safiragozluk.com.tr/ isimli internet sayfamızda daha kapsamlı inceleme yapabilirler. İçerik olarak optik mağazaların bayi başvurusu ile modellerimize daha hızlı ve güvenli bir şekilde de bakıp modellerimize rahatça sahip olabilmeleri için imkan sunmaktayız. İstedikleri anda da ulaşabileceklerini düşündüğümüz internet sayfamıza göz atarak güncel modellerimize her geçen gün yeni modeller eklediğimizi de takip edebilirler.

Ürünlerinize yönelik kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Birebir saha ekibimizin ziyareti ve sosyal medya mecralarını tercih ediyoruz. Yaptığımız kampanya ve yeniliklerden müşterilerimizin doğrudan haberdar olmasına önem veriyoruz. Bu konuda aldığımız geribildirimlerden de memnunuz.

Covid-19 sürecinin başladığı 2020 yılından bugüne Safira Gözlük olarak nasıl bir yönetim ve satış stratejisi uyguladınız?
Dünya olarak zorlu bir Covid-19 dönemi geçiriyoruz, bu zorlu günleri herkesi anlamaya ve yardımcı olmaya çalışarak geçiriyoruz. Şunu söylemeliyim ki; Safira Gözlük A.Ş 2020 yılında da her şeye rağmen dik duruşu ve yeni yatırımları ile bir önceki yıla göre büyümesini sürdürdü ve bizler de bu durumun mutluluğunu yaşıyoruz.

Pandemiyle birlikte üretim faaliyetleriniz de aksamalar yaşadınız mı, bu konu ile ilgili ne gibi tedbirler aldınız?
Safira Gözlük A.Ş olarak pandeminin yoğun olduğu dönemde ve herkesin yaşadığı bu zorlu süreçte biz de imalat firması olarak bir süre üretimimize ara verdik. Öncelik insan sağlığı dediğimiz o dönemde üretime ara verme kararımızın daha sağlıklı olacağını düşündük ve bu sürece yavaş yavaş adapte olmaya çalıştık. Toplu taşıma araçlarını kullanan çalışma arkadaşlarımıza uzun süre izin verdik. Daha sonra bireysel araçları ve servis kullanan çalışma arkadaşlarımıza toplu olarak Covid-19 testi yaptırdık ve ne mutlu ki; sorunsuz bir şekilde bugüne kadar bir aksama yaşamadan gelmeyi başardık.

Zorlu 2020 sonrası firmanız adına 2021’in devamına yönelik beklentileriniz nelerdir?
2021 yılında dengelerin değişeceğine ve ülke olarak ihracata yönelik önümüzün açılacağına inanıyorum. Çin ülkesi ciddi kapasite kaybına uğradı ve bu süreçte taleplere cevap veremedi, verememeye de devam ediyor. Bu durumun tüm sektörlerde bize kazanç sağlayacağını zaman içinde göreceğimizi düşünüyorum.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Silmo Optik Fuarı hakkındaki genel düşünce ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Fuarların bizim dünyaya açılan ‘yüzümüz’ olduklarını düşünüyorum ve geçen yıl yapılmamaları iyi olmadı. 2021 yılında muhakkak bir formül geliştirilmeli ve fuarların tekrar aktif hale gelmesi sağlanmalıdır. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı sektöre sundukları hizmet açısından çok başarılı buluyorum. Diğer katılımcı arkadaşlarımız gibi bizim de bu organizasyon sayesinde, misyonumuza uygun şekilde bizleri daha ileriye taşıyabilme adına pozitif bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra katılımcıların daha istekli olacaklarını düşünüyorum. Ve bizde her zamanki gibi Safira Gözlük A.Ş olarak büyük bir memnuniyetle yerimizi almaya devam edeceğiz.

Optik sektörünün lokomotifi kabul edilen dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin gerçekten ciddi bir okur kitlesine ulaştığını düşünüyorum. Gerek ziyaretine gittiğimiz müşterilerimizin ofislerinde gerekse diğer üretici arkadaşların masa üstlerinde muhakkak derginize rastlıyorum. Çalışmalarınızın başarılı bir seviyede olduğunu benim kadar herkesin de bildiğini düşünüyorum. Sayenizde sektörde olan biteni diğer arkadaşlarımızın faaliyetlerini doğru bilgilerle anında ve sağlıklı bir şekilde öğrenmiş oluyoruz.

Ekim 2021

En Trend Japon Markaları

USTALIK VE MÜKEMMELLİK

Japonya merkezli gözlük markaları gerek trendlere yön veren tasarım çizgileri gerekse de mükemmelliğe oynayan üretim teknikleriyle dünyaya örnek oluyor.

Japonya özellikle Fukui bölgesi olmak üzere yüzyıllar öncesinden günümüze, gözlük tasarımı ve üretimi konusunda ön sıralarda yer alan ülkelerden biri olmuştur. Dünyanın en önde gelen gözlük markaları bile söz konusu gözlük üretimi olduğunda ‘Made in Japan’ etiketine güvenmektedirler. Çok hafif ve anti-alerjik olan titanyumdan yapılan ilk optik gözlükler yine Japonya imza taşımaktadır. Japon gözlük endüstrisi dünyanın en yüksek kalitedeki, en stilistik ve ustalık isteyen ürünlerini sunan markalara ev sahipliği yapmaktadır. Trendlere yön veren ödüllü ve öncü Japon gözlük markalarına daha yakından bakmak ister misiniz?

MASUNAGA ÖNCÜLÜĞÜNÜ DAİMA KORUYOR

Masunaga sahip olduğu miras ve itibarla, Japonya merkezli gözlük markaları arasında dünya optik sektörüne yön veren markaların öncüsü kabul edilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Masunaga ile özdeşleşen ustalık ve mükemmeliyetin markanın köklü tarihine dayanmasıdır. Gozaemon Masunaga tarafından 1905 yılında kurulan marka, Osaka ve Tokyo gibi Japonya şehirlerindeki gözlük ustalarının Fukui bölgesinde atölyeler açmalarını teşvik etmiştir. Bu nedenle Fukui, günümüzde Japonya’nın en önde gelen gözlük atölye ve fabrikalarına ev sahipliği yapmaktadır. Japonya gözlük üretiminin merkezi haline gelen bu bölge, titiz ve el hüneri üretim süreçlerinde en iyi materyalleri tercih eden Masunaga’nın sektörel çıtayı her geçen gün daha da yükseltmesine olanak sunmaktadır. Masugana’ya ait optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları detaylarına gösterilen özenden taviz vermeyen, eşsiz kalitede oluşlarıyla küresel optik sektöründe kendine yer edinmiştir. Markanın koleksiyonlarında elle parlatılmış asetat, saf titanyum, dayanıklı menteşeler ve özel perçinler göze çarpan özellikler arasındadır.

EYEVAN ZAMANIN RUHUNU YAKALIYOR

Kökleri 1972 yılına dayanan Eyevan, Japon gözlük sanatını ideal bir şekilde yansıtan koleksiyonlarını beğenilere sunduğunda tüm optik dünyasının yakın ilgisiyle karşılaşan bir marka olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek seviyedeki kalitede olan materyalleriyle zamanın ruhunu yakaladığı tasarımlarını üreten marka ilk büyük çıkışını 1985 yılında Madonna ve Prenses Diana gibi ünlülerce tercih edildiği zaman yapmıştır. Geleneksel Japon ustalığını yansıtan gözlük koleksiyonları için modern üretim tekniklerini denemeyi de ihmal etmeyen Eyevan, dünya çapındaki kullanıcılarına zamansız şıklığı ve çabasız zarafeti sunmaya devam etmektedir. Eyevan modaya ve trendlere yön veren optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının reklam kampanyaları ve reklam kataloglarıyla da kalitesinden söz ettirip, küresel optik dünyasının ilgisini çekmeyi başarmaktadır.

MATSUDA’DA USTALIK SANATLA BULUŞUYOR

Matsuda gibi bir gözlük markası için sanat ve moda büyük resmin önemli parçalarını oluşturmaktadırlar. 1967 yılında Mitsuhiro Matsuda tarafından Tokyo’da kurulan marka, hep bir adım önde oluşuyla küresel optik endüstrisine ilham kaynağı olan markalar arasında yer almaktadır. Dünyanın ilk gözlük tasarımcıları arasında isim yapan Mitsuhiro Matsuda ile birlikte marka, koleksiyonları için mimarı ve moda tasarım çizgilerini harmanlanmaktadır. Tasarım zarafetinin ön planda olduğu Matsuda, tam bir moda markası olarak mükemmellik seviyesindeki optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarını sunmaya devam etmektedir. Markanın DNA’sına kazınmış olan ve zamana yenik düşmeyen ustalığı, kalitesi ve üst düzey üretim uzmanlığı, günümüzde diğer gözlük markalarına da ilham olmaktadır. Matsuda imzalı lüks gözlük koleksiyonları, markanın Fukui bölgesinde üretim atölyelerinde 250 aşamadan geçerek titizlikle hazırlanmaktadır. Buna ek olarak Matsuda’nın sanatı ve modayı merkeze alan tasarımcıları, markanın ürünlerinde Sterling gümüşünü ve on sekiz karat altını da materyal olarak tercih etmektedirler.

FACTORY 900 ÖDÜLLERE DOYMUYOR

Factory 900, Japonya’nın en elit gözlük markalarına ev sahipliği yapan Fukui bölgesinin Sabae kasabısında 1937 yılında kurulmuştur. Factory 900 adı aslında kurulan fabrikaya hükümet tarafından verilmiş numarayı temsil etmektedir. Markanın güçlü tarihi, inovatif üretim tekniklerini geliştirmesi ve ilerletmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Factory 900’ün plastikten yararlanarak gözlük üretimi yapması da bu yenilikçi tekniklerinin bir ürünüdür. ‘Gözlüğün Geleceği’ mottosuyla hareket eden marka, benzersiz formlar ve avangard tasarım yaklaşımıyla dünya çapında çok sayıda ödülün sahibi olmuştur. Art arda üç Japon Gözlük Ödülü, iki Silmo d’Or Ödülü kazanan marka, geçtiğimiz yıl 3D olarak şekillendirilmiş RF-064 modeliyle dünya çapında gıpta ile bakılan iF Tasarım Ödülü’nü de evine götürdü.

Kaynak: Spectr

Ekim 2021

Etnia Barcelona

ETNIA BARCELONA

Akdeniz’in İhtişamı

Bu yıla damgasını vuran Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayeyle bir kez daha adından söz ettiren Etnia Barcelona, Covid-19 sürecine rağmen çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Babasının sahip olduğu fabrikada on yedi yaşında çalışma hayatına başlayan David Pellicer, zamanla bütün işleri devralarak 2003 yılında dünyaca ünlü Etnia Barcelona isimli İtalyan gözlük markasını kurdu. Markanın kurulduğu dönemlerde üreticiler için renk çeşitliliği günümüzdeki kadar önem arz etmediği için gözlük koleksiyonları çoğunlukla siyah ya da kahverengi ağırlıklı tonlardan oluşuyordu. Etnia Barcelona bugün, muhteşem işçiliklerini vurgulayan güzel renklere sahip tasarımlarıyla kendinden oldukça söz ettiren bir güneş gözlüğü ve optik gözlük markası olarak sektördeki yerini sağlamlaştırıyor. 2005 yılına gelindiğinde Pellicer, Etnia Barcelona’yı dünya çapındaki tüm büyük ticari fuarlarda lanse ederek tasarım ve yapımda itibar kazanmıştır.

Etnia Bacelona, gelip geçici moda ve trendlerin belirlediği sınırların ötesinde kendisini ifade etmek isteyen herkes için tasarlanmış geniş bir renk, koleksiyon ve model yelpazesine sahip bağımsız bir gözlük markasıdır. Etnia hazırladığı koleksiyonlarda kaliteye, renk çeşitliliğine ve tasarıma bu denli önem verdiği için kısa sürede seçici gözlük severlerin tercihi haline geldi.

Etnia’nın gözlük modellerini üretirken kullandığı asetat; toz haline getirilmiş pamuk ve asetonun bir macun oluşturmak için karıştırılmasıyla üretiliyor. Çeşitli presleme işlemleriyle renk eklendikten sonra kürlendikten sonra kesilip ve lamine edilen asetat, daha sonra kalıplara dökülür ve bu bileşim blok halinde preslenerek 12 hafta boyunca dinlendirilir. Bu sürenin sonunda kalıplardan çıkarılan bloklar istenilen ölçüye göre kesilir. Bu asetat levhalardan elde edilen plastik çerçeveler Etnia Barcelona’nın gözlüklerinin ön cephesini ve sap kısımlarını oluşturur.

Etnia Barcelona, öncelikli olarak tasarımına, kaliteye olan adanmışlığına, müşterileri memnun etme isteğine ek olarak sürekli olarak markayı iyileştirme gayesiyle inşa edilmiştir. Markanın bu yaklaşımı her bir gözlük modelindeki teknik detaylara ve kaliteli tasarıma yansımaktadır. Etnia Barcelona 1930’lu ve 1960’lı yıllar arasında ünlülerin uğrak yeri olan Katalonya bölgesindeki Empordà’nın eklektik atmosferine ve ihtişamına duyduğu saygıya gönderme yapan Vintage adlı koleksiyonunu beğenilere sunuyor. Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayenin kaynağı Costa Brava’daki huzurlu Akdeniz kıyılarında bulunan ikonik ve tarihi lüks otel La Gavina olarak biliniyor. Etnia Barcelona’nın Kreatif Direktörü Edu Pitarch’ın, koleksiyon hakkındaki düşüncelerinden ve serinin arka planında yatan tarihsel esinlenmelerden bahsettiği, ayrıca markanın Covid-19 sürecinde izlediği prosedürleri açıkladığı röportajı sizlere sunuyoruz.

Hollywood’un altın çağında Empordà sahillerinin yaşam tarzından ilham alan Vintage isimli bir koleksiyon çıkardınız. Size ilham veren bu ambiyanstan, karakterlerden ve mekanlardan biraz bahsedebilir misiniz?
Costa Brava, Empordà’da buluşan birçok Hollywood yıldızı ve yerli halk için bir geçiş noktasıydı. Bu durum Empordà’ya, Costa Brava’daki cennet gibi bir manzara sayesinde sofistike olduğu kadar geleneksel bir hava da katmıştır. Aynı zamanda bu meşhur sahil düzinelerce film setine de ev sahipliği yapmıştır.

Koleksiyonunuzun ilham kaynağı olan La Gavina oteli ve orada konaklayanlarla ilgili olarak bu stili ve yaşam tarzını anımsatacak kişiler hakkında biraz daha fazla bilgi verir misiniz?
Liz Taylor, Kirk Douglas, John Wayne ve Ava Gardner gibi ünlü isimler film çekimleri sırasında bu otelde konaklıyorlardı. Bu sayede eksantrik yaşam tarzlarıyla çekilen sahneleri izlemek için setlere akın eden yerli halkın da monotonluğunu kırmış oldular. Bu büyülü ortama Dali veya Chagall gibi yerel sanatçılar ve folklorik flemenko dansçıları da dahil oluyordu. Sonuç olarak La Gavina otelinin bulunduğu yer, sofistike insanların zaman geçirmeleri için kırsal ve vahşi bir atmosfer de dahil olmak üzere gerekli olan her şeye sahip bir yerdi.

La Gavina’dan aldığınız bu ilhamla ‘vintage’ konseptini nasıl yansıtmak istediniz? Size göre bu ruh halini ve yaşam stilini en çok hangi formlar ve tasarımlar doğru yansıtıyor?
Daha önce ilk Vintage koleksiyonumuzda sunduğumuz klasik tarzımızı geliştirdik. Şimdiki koleksiyonumuzda ise metal formlar ve düz camlara daha çok odaklandık. Tasarımlarımızda kolej stilinden de esinlenerek, vurgulamak istediğimiz renkleri sap detaylarında birleştiriyoruz. Aynı zamanda yeni koleksiyonda bir dizi vintage cam ve 70’lerin stilini yansıtan asetat materyaller kullandık. Bu sayede yeni koleksiyonumuzda hafifçe boyanmış metalik pin detaylarını da revize ederek, zarif formlarla ve renklerle temsil edilen sade ve ihtişamlı bir görünüm elde ettik.

Bu serideki optik çerçevelerin stilini oluşturan en belirgin özellikler ve detaylar nelerdir?
Etnik sembollerle süslenmiş metal saplar, balıksırtı desenli asetat bloklu uç kısımlar ve yaratıcı bir dokunuşla klasik bir stil oluşturan altın gümüş ve pembe altın renkli modeller tasarladık. Daha önce hiçbir marka vintage stiline bizim kadar renkli ve elegant bir perspektifle yaklaşmamıştı.

Peki koleksiyondaki güneş gözlüklerine bu yaklaşımı nasıl yansıttınız? Size göre koleksiyonu farklı kılan iki ya da üç güneş gözlüğü modelini örnek verebilir misiniz?
Quinn ve Kirk adlı iki modelimiz bizim için güzel referanslar oluşturuyor. Gözlüklerimizde kullandığımız 2.5 bazlı camlar eski tasarımlara da öykünerek modellerimize modern ve tarz sahibi bir görünüş veriyor. Vintage koleksiyonunda kalınlıklarına göre farklılık gösteren üç seri sunuyoruz. Aynı zamanda el işçiliğinin son derece belirgin olduğu camların metalik ruhunu yansıtan transparan asetat detaylar da gözlük modellerimizde öne çıkıyor.

Gözlük sektöründe 2021 sezonu için hangi trendler göze çarpıyor ve sizin koleksiyonunuz bu trendlere uyum sağlıyor mu?
2021 sezonunda altıgen, diktörtgen ve panto formundaki gözlük tasarımları trend modeller arasında yer alıyor. Aslına bakacak olursak bu sene trendlerin birbirinden ayrıştığını görüyoruz. Piyasada göze çarpan birçok trend var ancak kullanıcılar tarafından tercih edilen modeller karışık kültürel katmanları tasarımlarda zenginleştirerek ve birbirinin ötesine geçirerek yeni örnekler oluşturan gözlüklerdir.

Dünya çapında büyük etkilere neden olan Covid-19 virüsü ve devam eden pandemi sürecindeki duraklamalarla geçen bir yılın ardından Etnia Barcelona çalışma sürecini normal bir şekilde mi yürütüyor?
Birinci önceliğimizi her ne olursa olsun beşeri sermayeyi korumak olarak belirledik. Değer zincirimizin başında çalışma arkadaşlarımız geldiğinden, onlar her zaman için önceliğimiz olmuştur. İkincil önceliğimiz olarak ise Etnia Barcelona olarak müşterilerimize koşulsuz şartsız destek olmamızdan bahsedebilirim. Bizi biz yapan şey onlar olduğu için tüm desteğimizi müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Pandemi sürecinde markamız için birincil önem olarak; eksik, gecikmiş ve erken ödemeler adına daha fazla esneklik sağlamak amacıyla finansman planlarımızı genişlettik. Şirket olarak çarklarımızın dönmesini sağlayarak bu süreci atlatmayı mümkün olduğunca kolaylaştırıyoruz.

Tüm bunların dışında Etnia Barcelona Vakfı olarak da Covid-19 sonrası bir proje için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışma kapsamında, birçok optik mağazaya bulundukları bölgelerde yaşayan zor durumdaki ailelere yardımcı olabilmeleri için yüz elli bin gözlük dağıtıyor olacağız. Zorluklar karşısında bir araya gelmeye istekli ve insanların birbirlerine her zamankinden fazla yardım ettiği bir toplum oluşumuna destek vermek için çalışıyoruz.

Pandeminin başlamasından şu güne kadar çalışmalarınızda hız kesmediniz. Önümüzdeki süreç de Etnia Barcelona için bu şekilde mi ilerleyecek?
2020 yılını ve 2021’in sonuna kadar olan süreci, Etnia Barcelona tarihindeki en çok koleksiyonun piyasaya sürüldüğü bir süreç olarak öngörmüştük. Çalışmalarımızı yavaşlatmak yerine yaratıcılık ve markamızın gücüyle alakalı olarak atılımlar gerçekleştirdik. Sahip olduğumuz sonsuz yaratıcılık döngüsüyle gözlük sektörünün gözlerini kamaştırmaya hazırız. Etnia Barcelona, DNA’sına işlenmiş genetik özellikleri sayesinde birçok alanda deneyim kazanan ve kendini geliştirebilen bir markadır. Şu ana kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de bu kararlılığımızı sürdürmek ve sektördeki en güçlü bağımsız marka olduğumuzu kanıtlamak için çalışmaya devam etmeyi planlıyoruz.

Kaynak: 2020 Europe

Ekim 2021

Cihat Optik

CİHAT OPTİK

Felsefemiz Dürüstlük…

Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Merhaba Cihat Bey. Öncelikle hoş geldiniz. Kendinizi okurlarımıza tanıtıp optik sektörüne giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, Ben Cihat Anlı. 1983 Sivas doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Sivas’ta tamamladım. Daha sonra Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldum. Sektöre 25 yıl önce Sivas’ın o dönem iyi mağazalarından birinde, okul devam ederken yarı zamanlı olarak çalışarak girmiş bulundum. Ve 18 yıl kendi mağazamı açana kadar aynı mağazada hizmet vermeye devam ettim.

Cihat Optik’in kurulma aşamasından ve temel felsefesinden söz eder misiniz?
2014 yılında Sivas’ın en yoğun caddelerinden birisinde 35 m2 olan ilk mağazamızı açtık. 5 yıl orada hizmet verdikten sonra daha geniş bir kitleye daha iyi hizmet verebilmek için şuan ki 160 m2 olan mağazamıza taşındık ve 2 yıldır bu mağazamızda hizmet veriyoruz. Sektöre ilk girdiğim günden beri en temel hedefim müşteri memnuniyeti oldu ancak yıllar içinde bu memnuniyetin en çok dürüstlükle sağlandığını gördüm ve felsefimizi dürüstlük temeline oturttuk.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Hayır başka şubemiz yok. Tek mağazamız ile hizmet veriyoruz. Şube açmayı şimdilik düşünmüyoruz. Sivas nüfusu bakımından küçük bir şehir, mağazamızda şehrin en ulaşılır noktasında bu yüzden çok gerekli bulmuyorum. Sektörümüzde ikili ilişkilerin ve sağlığın öneminin farkında olduğum için market zihniyetinin yanlış olduğunu düşünüyorum tabii ki şubeleşmek istihdam sağlamak güzel fakat gerçekten iyi bir kadro oluştuğunda ve şehir farklı yönlere büyüdüğünde açmayı düşünebilirim.

 

Mağazanızda satışa sunacağınız markaları ve ürünleri seçerken size yön veren etkenler nelerdir?
Mağazamızda satışa sunduğumuz ürünlerde öncelikle dikkat ettiğimiz ürünün kalitesi ve bununla birlikte marka bilinirliğini göz önüne alıyoruz. Ayrıca müşteri portföyümüz ve lokasyonumuz gereği üst segment ürünlere ağırlık veriyoruz. Üst segmentten kastımız sadece fiyat değil, ürünün kalitesi, tarzı ve en önemlisi garanti sürecinde bu firmaların hızlı ve çözüm odaklı olması. Malum her şey ürünü satmakla kalmıyor, ürün satışı sonrası destek müşteriler için önemli bir etken.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Son zamanlarda özellikle sosyal medya ve TV dizilerinin de etkisi ile bu yönde yoğun talepler alıyoruz. Bizde elimizden geldiği kadar yine kalite odaklı olarak bu tarz ürünleri mağazamızda bulunduruyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?Daha önce de bahsettiğimiz gibi her şey ürünü satmakla bitmiyor. Asıl önemli olan satış sonrası verilen hizmetler. Yani ürün ile ilgili yaşanan sıkıntılarda satış aşamasındaki kadar güler yüzlü, samimi ve çözüm odaklı olmak. Ben kesinlikle satış sonrası hizmetin müşteri memnuniyetinin en temel halkası olduğuna inanıyorum ve şehrimizin en büyüklerinden biri olmamızdaki en temel etkenin bu olduğuna eminim.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bulunduğumuz şehrin bir Anadolu şehri olması sebebi ile benim tercihim kesinlikle cadde mağazacılığı yönünde. Bunun en büyük sebebi, bizim gibi küçük şehirlerde insanların cadde mağazalarındaki samimiyeti önemsediklerini düşünüyorum abartmak istemem ama birlikte yaşlandığımız o kadar çok müşterimiz var ki bebeklikten başlayıp şuan üniversite okuyan bir çok küçük müşterimde buna dahil.

Cihat Optik’e gelen yeni ürünlerden ya da yeni kampanyalardan müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Tabi ki şuan en etkin iletişim aracı olan sosyal medyamız üzerinden haberdar ediyoruz. Müşterilerimize kolayca ve en hızlı ulaşabileceğimiz mecranın bu olduğunu düşünüyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Anadolu şehrinde ya da küçük nüfuslu şehirlerde hizmet vermenin en büyük avantajı müşteri portföyümüzün ne istediğini biliyor olmamız. Çünkü bizim müşterilerimiz büyük şehirlerdeki müşteri profilinden ziyade daima aynı mağazalardan alışveriş yapan kişiler. Şunu söyleyebilirim ki yıllardır gözlük seçimlerini beraber yaptığımız veya da tamamen bize bırakan samimi müşterilerimiz var. Anadolu da mağaza işletmenin dezavantajlarına gelecek olursak en büyük sitemim ön plandaki markaların gözlüklerinin elimize geç ulaşması. Ben tamamen önceliğin büyük şehirlere verildiğini düşünenlerdenim.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nedir? Bu rekabetten olumlu etkilenmek adına ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Bu sektöre girdiğim ilk yıllarda fiyat rekabeti olduğuna inanırdım ancak ilerleyen yıllarda gördüm ki insanların büyük bir kısmının fiyat değil ilgi, alaka ve dürüstlüğe önem verdiğini gördüm. Fiyat konusunda rekabet etmeyi kendi adıma bıraktım.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Ben 25 yıldır bu işi yapıyorum ama hala çok eksiğim olduğunu okudukça daha iyi anlıyorum. Bizim mesleğimiz, bilgi ve tecrübe isteyen bir meslek kesinlikle satış ve bilgilendirme eğitimlerinin yeterli düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Elimden geldiği kadarıyla çalışanlarımın eğitimlere katılmalarına önem gösteriyor ve bildiklerimi paylaşmaya özen gösteriyorum.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
Ben artık gözlük modasının sınır tanımadığını düşünüyorum. Rengarenk gözlüklerin ön plana çıkacağını ve her şey de olduğu gibi gözlük trendinin eskiye dönmeye devam edeceğini düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet çok sıkı bir takip olmasa da gerek sizin derginiz gerekse sosyal medyadaki sektörel sayfalar sayesinde yeni trendleri ve teknolojik gelişmeleri takip ediyorum.

18-21 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Ben 13 yaşımda bu sektöre girdim. Yaşım nedeniyle olsa gerek çok hevesli ve heyecanla bu işe başladım. Abartmak istemiyorum ve bunu sizinle röportaj yaptığım için söylemiyorum ama gerçekten derginizin yeri bende farklı çocukluk yıllarım aklıma geliyor. Bir şeyler öğrenmek için elime alacağım tek sektörle ilgili yazıları bulduğum dergiydi.

Eylül 2021

Origin Optik

ORIGIN OPTİK

Emsalsiz ve Benzersiz

Dünya trendlerini ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek, birlikte yol aldığımız mağazaların bir nevi marka danışmanı gibi davranmaya çalışıyor ve onları uzun vadeli iş ortakları olarak görüyoruz.

Hoş geldiniz Sayın Zeki Doğan ve Sayın Mert Korkmaz. Kendinizi tanıtarak sektöre ne zaman ve nasıl giriş yaptığınızdan okurlarımıza bahseder misiniz?
ZD: Merhabalar, sektöre başlangıcım 2009 yılında olmuştur. Ortağım Mert ile çocukluk arkadaşı olarak hemen hemen aynı dönemlerde ve aynı firmalarda çalışarak sektördeki maceramız başlamış ve devam etmiştir. Sektördeki serüvenim, ilk olarak İşbir Optik Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak başlayıp, yine aynı firmada, Ankara merkezde çeşitli yöneticilik pozisyonlarında görev almam ile devam etmiştir. Daha sonrasında ise 2012 yılı itibari ile Beta Optik’de Türkiye Satış Müdürü olarak başlayan ve devam eden 7-8 yıllık bir serüveni noktalayıp, aslında sektörde kulvar değiştirerek, çerçeve alanında kendi şirketimizi kurmaya karar verdim ve Origin Optik’i hikayesi bu şekilde başladı.

MK: Merhabalar, ben de İşbir Optik firmasında 2010 yılı itibari ile ortağım Zeki gibi Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak göreve başlayıp, yıllar içerisinde Ege bölge müdürlüğü görevini üstlendim. Daha sonrasında 2016 yılı itibari ile Beta Optik firmasında Ege bölge müdürü olarak başlayan yolculuğumu, 2020 yılında sonlandırdım. Yıllar içerisinde edindiğimiz tecrübe ile aynı sektörün farklı kulvarında, hayalimizin peşinden koşmaya karar vererek Origin Optik’i kurduk.

Uzun yıllar edindiğiniz deneyimler doğrultusunda kendi firmanızı kurmak adına sizi harekete geçiren unsur neydi?
Yıllarca birçok farklı pozisyonda çalışmanın getirdiği bilgi birikimi ve piyasa dinamiklerini yakından tanıyor olmamız  bize sektördeki ihtiyaçları, talepleri ve en önemlisi eksiklikleri iyi gözlemleyebilme şansı sundu. Son dönemlerde büyük grupların agresif ve çoğulcu yaklaşımları kadar kendi alanında benzersiz tasarımlara imza atan yeni çerçeve üreticilerinin de yükselişte olduğunu fark edince bu konuda araştırmalara başladık. Süreç bize şunu gösterdi ki; butik hizmet veren konsept mağazalar, hikayesi olan tasarımcılar markalar ve modeller ile hizmet veriyorlar. Bizim firmamızı kurarken bizi heveslendiren en önemli unsur, bu tarz markalar ile sektöre hizmet verme isteği oldu.

Pandemi sürecinde kurulan bir firma olmanıza rağmen sektörde oldukça başarılı oldunuz. Bu süreçte nasıl bir strateji uyguladınız?
Çok teşekkür ederiz bu değerlendirmeniz için. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, daha henüz kendimizi çok yolun başında görmekteyiz. Tüm dünyada oldukça sancılı geçen pandemi sürecinde, yeni bir şirket kurmuş olmamızı ilk zamanlar şansızlık olarak değerlendiriyorduk. Yaşanılan süreçte en zor anlarda neler yapılması gerektiği ile alakalı oldukça tecrübe edindik diyebiliriz. Bu durumu avantaja çevirmenin keyfini yaşıyoruz diyebiliriz. Kulvarları ve yönetimleri birbirinden iki farklı marka ile çalışıyoruz. Her iki markamızın da birbirileri ile asla kesişmeyen ayrı çizgileri ve hikayeleri var. Butik bir anlayışla kurduğumuz firmamızda, bizimle aynı felsefede olan markaların temsilciğini yapmak en büyük avantajımız. Yatay büyüme diye tabir edilen stratejiden ziyade biz dikey büyüme diye bilinen, karşılıklı büyümeyi sağlayacak, daha uzun vadeli ilişkilere önem veren, bir bütün halinde hareket etmeye çalışıyoruz. Bizim de bir çok firma gibi en önceliğimiz bayilerimize profesyonel, kaliteli, güvenilir hizmet ve geriye dönük servis vermektir. Ancak tam da burada bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik, amatör ruhumuzdaki samimiyeti ve aile hissini kaybetmeden verdiğimiz hizmet anlayışıdır.

Origin Optik’in temel değerleri ve misyonundan bahsedebilir misiniz?
Bir önceki sorunuzda temel stratejimizden bahsetmiştik. Aslında bizim temel değerler olarak gördüklerimiz, temel stratejimizin de ana hatlarını oluşturmaktadır. Değerleri üzerine inşa edilen her yapının çok çalışarak başarılı olacağına inananlardanız. Kendimize edindiğimiz misyon; özellikle hizmet verdiğimiz Türkiye pazarındaki en önemli butik marka distribütörlerinden birisi olmak ve kendisini bu alanda ispatlamaya çalışan bir çok perakende mağazasının ilk aklına gelebilecek ürünlerin istribütörlüğünü üstlenmektir. Aslında firmamızın isim hikayesi de buradan gelmektedir. Origin kelimesi kök olarak emsalsiz ve benzersiz anlamında kullanılmaktadır. Firma olarak sloganımız da “Frames with impressive story.” (etkileyici hikayesi olan çerçeveler) Çünkü bizim misyonumuzdaki en temel nokta, müşterilerimize sunduğumuz her ürünün arkasında mutlaka iyi bir hikayesi olmasıdır.

Şu anda Origin Optik bünyesinde Lunor’un Türkiye distribütörlüğünü yapmaktasınız. Markanın konsepti ve hitap ettiği müşteri portföyü hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lunor tüm dünyada literatüre geçecek kadar oldukça kıymetli ve değerli bir marka olmasına rağmen maalesef Türkiye’de bazı bölgelerde zayıf. Bunun sebebi daha öncesinde uzun yıllar exclusive (özel) olarak, sadece bir zincir mağazalar bünyesinde satışı gerçekleştirilen bir marka konumundaydı. Origin Optik aracılığı ile artık toptan olarak Türkiye’de bir çok sahaya sunulmuştur. Lunor marka ismi “lunette d’or” Fransızca altın gözlük anlamına gelen kelimeden türemiştir. İlk olarak el yapımı altın gözlükler üreterek serüvenine başlamış ve  el yapımı gözlükler üretmeye devam etmiştir. Lunor yıllık koleksiyon hazırlayan bir firma değildir. Trend ve moda akımları ile ilgilenmeyen, tam tersi klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu ürünler üretmektedir. Lunor markasını entellektüel ve aristokrat kesime hitap edebilecek, klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu bir marka olarak özetleyebiliriz. Gözlükler artık altın değil ama aynı bir el yapımı altın gözlük üretirmiş gibi 200 farklı proses uygulayarak ve hiçbir seri üretim parçası kullanmadan (her parça o model için özel üretim olarak tasarlanıyor)  tamamen el yapımı gözlük üretilmektedir.

Lunor ve Tidou dışında hangi gözlük markalarıyla işbirliği yapıyorsunuz? Önümüzdeki süreçlerde başka markalarla da anlaşmayı düşünüyor musunuz?
Geçtiğimiz yıl Bausch Lomb güneş gözlükleri ile alakalı konsept bir projemiz olmuştu. Önümüzdeki yıl için bu projenin devamı ile alakalı görüşmelerimiz devam etmektedir. Ayrıca portföyümüze bir güneş gözlüğü markası daha ilave etmek istiyoruz. Bu konuda aceleci değiliz. Bizim için portföyümüzdeki marka sayısı değil, markaların birbiri ile çakışmaması ve aynı bir puzzle’ın parçaları gibi birbirini tamamlaması önem arz etmektedir. Umut ediyoruz ki, önümüzdeki yıllarda birbirinden bağımsız ve zevkli gözlüklerden oluşan markalarımız portföyümüzde yer alsın. Bunun için çalışıyor ve tüm dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyoruz.

Origin Optik olarak 2022 hedefleriniz nelerdir?
2022 için bir çok hedefimiz var. Bunlardan en önemlisi geçtiğimiz iki yıl boyunca Pandemi sebebi ile ulaşamadığımız bölgelere markalarımız tanıtmak. Markalarımızı alabilecek ve tüketici ile buluşturacak birçok mağazaya halen ulaşamadık. 2022 yılı sonu itibari ile tüm Türkiye’ye ulaşarak bayilik ağımızı genişletmek istiyoruz. Her ilde mutlaka bir noktamız olması konusunu oldukça önemsiyoruz. Çünkü yapı ve felsefemiz gereği aynı lokasyonda çoklu bayilik ağı değil, dağıtılmış ve aralıklı olarak Türkiye’nin her bölgesine ulaşmayı başarmış bir firma pozisyonunda olmayı tercih ediyoruz. 2022 yılının ikinci yarısı itibari ile özellikle bayilerimizi oldukça memnun edeceğini düşündüğümüz sürpriz uygulama ve çalışmalarımızı devreye alacağımızı da sizin aracılığınız ile paylaşmak isteriz.

Yurtdışı fuarlarını takip ediyor musunuz? Uluslararası fuarların pandemi nedeniyle yapılamaması ya da dijital platformda gerçekleştirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Pandemi döneminde fuarlar gerçekleşmediği için bizde ne katılımcı ne de ziyaretçi olarak fuarlarda bulunamadık. Fuarlar bizim gibi distribütör firmaların bir nevi hayat ve can bulduğu alanlardır. Dijital ortamlarda birçok konu işlenebilir ama mevzu bahis bizim yaptığımız iş kolu ise mutlaka ürüne dokunabilmek, onu hissetmek büyük önem arz ediyor. Umut ediyoruz ki, artık bundan sonraki süreçte fuarlar yapılabilir ve bizlerde keyifle, yeni dünya markalarını hem daha hızlı, hem de daha yakından tanıma fırsatı buluruz. Dijital ortamların bu anlamda belli bir noktaya kadar bunu karşılayabileceğini bizzat tecrübe ederek gördük maalesef, fiziki olarak yapılan organizasyonların yerini kesinlikle tamamlayamıyor diye düşünüyoruz.

Bayileriniz için satış esnasında ve satış sonrasında sağladığınız desteklerden biraz bahsedebilir misiniz?
Bizler tüm satış organizasyonumuzu, markalarımızın perakende mağazalara sağlayacağı, katma değeri düşünerek hazırlıyoruz. Bu anlamda satış esnasında öncelikle şunu iddialı olarak belirtebiliriz ki, her bir modelin, serinin veya teknik ayrıntının özellik – avantaj – fayda denklemini mümkün olan tüm ayrıntıları ile anlatarak ürün sunumlarımızı gerçekleştiriyoruz. Önemli olan bizim ürünü bayiye satmamız değildir. Buradaki en önemli süreç, bayilerin ürünleri tanıyarak, nasıl ve hangi detaylara değinerek sunacağıdır. Bir çok cam firmasının yaptığı gibi bizde ürünlerimizi tanıtıcı sunumlar hazırlıyoruz. Hatta yakında her iki markamız için mağazalarda yaptığımız sunumu, yazılı olarak hazırlanmış prospektüs benzeri bir çalışma hazırlıyoruz. Bununda sonrasında mağazadaki satış hızını ölçmemiz ve verimliliği arttırabilecek çözümler sunmamız, Origin olarak en fark yaratan desteğimiz olarak özetleyebiliriz. Ayrıca vitrinlerde ve mağaza içinde ilgi çekebilecek şekilde yer almayı önemsiyoruz. Bu anlamda hem görsel çalışmalarımız, hem de vitrin POP materyallerine ve uygulamalarına ciddi bütçe ayırmaktayız. Satış sonrası hizmetlerimizde ise, öncelikli hedefimiz tabii ki çok daha az sorun ile karşılaşacağımız markaları portföyümüzde bulundurmaktır. Sonrasında arızalı ürünlerdeki termin sürelerini kısaltmak için farklı çözümler geliştiriyor ve en fazla 1 hafta içinde çözüm üretebiliyoruz diyebilirim.

Türkiye optik sektörünün yakın geleceği hakkındaki değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?
Türkiye optik sektörü özellikle son dönemlerde yaşanan kur dalgalanması ve enflasyon ile beraber gelen fiyat artışlarını maalesef istenilen seviyelerde fiyatlarına yansıtamadı. Bunun sebebi olarak ise pandemi sürecindeki tüm piyasalarda yaşanan daralma, optik sektöründeki mağazaların stoklarını eritmesi ile geçici bir nefes alma mücadelesine dönüşmüştür. Kısa vadeli olarak sektörün, değişen fiyat mekanizmalarına hakim olması gerekecektir diye düşünüyoruz. Satış fiyatları ile maliyet denklemini tam yönetemeyen mağazaların sıkıntı yaşayabileceği yüksek ihtimal dahilinde olacaktır. Yakın gelecekte hem toptan, hem de perakende ayağında bazı dengelerin ve pazar paylarının değişebileceğini ve değişen ticaret düzenine ayak uyduranların daha konforlu bir alanda servis hizmet vereceği kanaatindeyiz.

Satış ağınızdan ve ağınızı geliştirme planlarınızdan bahsedebilir misiniz?
Hedef odaklı bir satış operasyonu yönetmeye çalışıyoruz. Aslında daha önceki sektörel tecrübemiz, bu anlamda bize sahayı daha yakından tanıma fırsatı sundu. Bunu en iyi şekilde kullanarak, daha önce tanışmadığımız birçok perakende mağazası ile alakalı bilgi ve birikimimiz mevcuttur. Zaman ile yarışıyoruz diyebiliriz. Şu ana kadar bayilik sistemine dahil ettiğimiz müşterilerimizin büyük çoğunluğu, aslında temsilciliğini yaptığımız markalara istinaden, kendi hedef listemizde yer alan mağaza ve işletmelerdi.  Kısa vade de satış ekibimize dahil edeceğimiz yeni arkadaşlarımız ile de daha hızlı ve etkin bir şekilde, yurdun her köşesine dokunmayı amaçlıyoruz.

2013 yılından beri gerçekleştirilen ve dünya çapında birçok firmanın buluşmasını sağlayan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?
Sektör ile ilk tanıştığım zamanlarda maalesef fuar yapılmıyordu. Tabii bir sektörün fuarının olmayışının ne kadar o sektöre zarar verdiğine şahit olduk. Fuar organizasyonunun ne denli önemli olduğunu çok iyi biliyor ve önemsiyoruz. Tüm sektör paydaşlarının aynı çatı altında buluşmaları, sektöre müthiş bir katma değer sağlamaktadır. Bu anlamda da dünyaca ünlü Silmo organizasyonunu Türkiye’ye getiriyor olmanızdan dolayı teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.

Optik magazin dergisi ‘4 your eyes’ hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Derginin sektöre ne gibi yararları olduğunu düşünüyorsunuz?
Öncelikle tüm 4 your eyes ekibine, bizim gibi yeni girişimcilerin, sektöre seslerini duyurmasına yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Tüm sektörün yakından takip ettiğini düşündüğümüz, en güncel dünyadaki gelişmeleri aktarmanız, firmaların kendilerini ifade etmek ve tanıtmak için kullandığı, perakende ayağında ise, kendini geliştirme derdinde olan tüm meslektaşların zevkle okuduğu bir mecrayı yönetiyorsunuz. Sektör adına bu denli kapsayıcı başka bir dergi platformu olmadığını da düşünürsek, şu an sektöre sunduğunuz servis ve hizmet oldukça takdire layıktır. Başarılarınızın devamını dileriz.

Eylül 2021

Jacquemus

YARATICILIKTAKİ SAMİMİYET

“Moda haricinde de yapılacak şeyler olduğunu söylemekte bir sakınca görmüyorum çünkü insan bu hayatta birden fazla şey olabilir.” – Simon Porte Jacquemus

Kendi markası Jacquemus’a da adını veren Fransa’nın Mellmorte kasabasında yetişmiş 31 yaşındaki ünlü tasarımcı Simon Porte Jacquemus, sevdiği şeyleri özetlerken Instagram profilindeki açıklamayı baz alarak aslında markasının başarısının ardındaki samimi, alçakgönüllü ve çocuksu saflığı ortaya koyuyor.

Business of Fashion adlı moda dünyasının nabzını tutan online dergiye göre ‘gelecek vadeden’ bir tasarımcıdan ‘moda endüstrisini en fazla etkileyen tasarımcı’ unvanına layık görülen Jacquemus, kendi kendini yetiştirmiş bir tasarımcı olarak başarıya giden yolda neredeyse tek başına ilerlemiştir. Kıyafet tasarlamaya duyduğu arzu 7 yaşındayken evdeki perdelerden annesine yaptığı bir etekle ortaya çıkarken Simon’un küçüklüğünden beri yaptığı gözlemler de bugünlere Fransız kadınlarına ve onların gizemli yaşam tarzına duyduğu saygı olarak yansımaktadır.

Büyüdüğü kente olan sevgisine rağmen Simon, ünlü bir tasarımcı olması adına Paris’in kendisine bütün kapıları açmaya yardımcı olacağına inanıyordu. Bu nedenle Paris’e taşınıp Esmod Moda Tasarım Okulu’nda öğrenim görmeye başlasa da annesinin ani ölümü nedeniyle eğitimini tamamlayamamıştır. Bu olaydan sonra hayata bakış açısı değişen ve eğitimine devam etmek için gerekli olan motivasyonunu kaybeden Simon, 2009 yılında kendi markasını kurarak hazırlamaya başladığı koleksiyonunu annesine adamıştır.

Simon Porte Jacquemus her ne kadar azimli bir kişiliğe sahip olsa da, hala uygulama açısından acemi bir tasarımcı olmayı seçtiği için için harekete geçmek adına terzilik yapan bir kız arkadaşına eskizlerini dikmede ricada bulunarak çalışmaya başladı. Tasarımcının yapmacıksız ve sadeliğin de açıkça belli olduğu ilk koleksiyonları teğellemeden yoksun, birkaç dikişten oluşan ve bir çocuğun elinden çıkmış gibi göründüğü için yetersiz duruyordu/kalıyordu. Romantik betimlemeleri bir kenara bırakıldığında bu durumun nedeni Simon’un yeterli ödeneğe sahip olmamasıydı. Daha sonrasında ise Jacquemus’un tasarımları dünyaca ünlü başka bir moda markası olan Comme des Garçon’un beyinlerinden biri olan Adrian Joffe tarafından keşfedildi. Simon’un kendi ricasından sonra ve Adrian Joffe’un onayıyla CDG mağazasıyla çalışmaya başlayan Simon, buradan elde ettiği gelir sayesinde boş zamanlarında yaptığı tasarımları diktirebilmesini sağlayacak gerekli ödeneğe sahip oldu.

MARKALAŞMA YOLUNDA…

2012 yılında ise Paris Moda Haftası’na katılan Simon Jacquemus, 2014’te genç tasarımcılar için verilen LVMH ödülünü kazanarak markasını geliştirmek için 150 bin Euro ödenek alarak ilerleme fırsatı buldu. Bundan bir sene sonra online mağazasını açan Simon küçük bir ekiple çalışmayı tercih ettiği için markasındaki tek tasarımcı olmayı sürdürdü. Simon göz alıcı tasarımlarına ek olarak, organizasyonlarında tercih ettiği eski bir havuz, bir kumarhanenin bodrum katı ya da memleketi olan Mellmorte’taki buğday veya lavanta tarlaları gibi arka planları da mekansal açıdan defilelerin bir parçası haline getirerek unutulmaz deneyimlere imza atmaktadır.

Simon’un yarattğı ve günümüzde hızla büyümekte olan Jacquemus adlı markanın temellerini oluşturan üç ana unsur; asimetri, geometri ve kalıplar üzerinde yaptığı deneylerdi. Jacquemus’un tasarımları Bella Hadid, Rihanna, Beyoncé, Emilly Ratajkowski, Kylie Jenner, Kim Kardashian, Zhanna Damas gibi günümüzün ünlü kişilikleri ve sosyal medya fenomenlerince tercih edilmektedir.

Kıyafet tasarımında elde ettiği başarılardan sonra Jacquemus, markanın aksesuar yönüne de ağırlık vererek büyümeye devam etmiştir. Yıllardır piyasa üzerinde hakimiyet kuran köklü firmaların yanı sıra, gözlük sektöründe de estetik olduğu kadar işlevsellikleriyle de ön plana çıkan birbirinden özgün gözlüklere imza atmaktadır.

Pandemi sebebiyle 2020 yılında, 2021 İlkbahar/Yaz kreasyonu için offline defile düzenleyen ilk tasarımcılardan biri olmasına karşın, karantina sürecinin de uzaması nedeniyle bu planını ertelemek zorunda kaldı. Kendisini sadece kıyafet tasarlayarak kısıtlamak istemediğini belirten Simon hala kendi kurallarını koyarak ve kalbinin sesini dinleyerek çalışma hayatına devam ediyor.

Jacquemus’un kadın giyimindeki cesur ve modernist tasarımları ile birleşen dahiyane aksesuarları, rakip tanımayan kampanyaları ve 1.2 milyondan fazla takipçiye sahip olduğu Instagram hesabı, ciddi anlamda gelecek vadeden bir giyim ve aksesuar markası olacağının işaretlerini veriyor.

Kaynak: wfc.tv

Eylül 2021

Götti

GOTTI

Sınırsız Kombinasyon

Perspective koleksiyonunu yeni eklenen modellerle düşündüğümde beni en çok etkileyen özelliği, koleksiyonun kişiselleştirmeye açık modüler bir konsept ile geliştirmiş olmamızdır.

Götti, stillerinde çarpıcı değişiklikler yapmak isteyen hayranları için gözlük koleksiyonlarıyla birlikte günlük yaşamdaki özgünlüğü somutlaştırıyor. Götti gözlükleri en üst düzey rafine tasarımı, geleneksel işçiliği ve teknik yeniliği bir araya getiriyor. Kendine güvenen stili, kalitesi ve İsviçreli olmanın en açık bir ifadesini yansıtması ile Götti optik sektöründeki sağlam duruşunu koruyor. İsviçre merkezli gözlük markası Götti,  şekil ve renk paleti olarak çok çeşitli kişiselleştirme özellikleri sunan çerçevesiz gözlüklerden oluşturduğu Perspective koleksiyonunu üç yıl önce beğenilere sunmuştu. Bağımsız tasarım markası Götti büyük beğeni toplayan ve cesur çizgileriyle ön plana çıkan Perspective koleksiyonunu eklediği beş yeni versiyon ile genişletti. Götti’nin Kurucusu Sven Götti’ye göre büyük resimden bakıldığında Perspective koleksiyonu sadece uzun soluklu olması umulan bir hayalin gerçekleşmesini değil, aynı zamanda şirketin üretim faaliyetlerini kendine ait tesisinde yapmasını da beraberinde getirdi.

Sayın Sven Götti, Perspective koleksiyonundaki çerçevesiz stillerinizin yeni versiyonlarını ekliyorsunuz. Seride yaptığınız son yenilikler de sizce önümüzdeki trendlerin bir parçası olacak mı?
Son dönemlerde mükemmel ve zamana yenik düşmeyen gözlüklere doğru gittikçe artan bir eğilim olduğunu düşünüyorum. Elbette gözlükler çok farklı şekillerde ve çok farklı yaratım süreçleri içerisinde tasarlanıp, üretilebilir. Ancak birinci sınıf bir gözlük koleksiyonunun olmazsa olmaz bileşenleri bulunmaktadır. Bu bileşenler daima inovasyona açık olmak, sağlıklı üretim ortamını sağlayabilmek ve zamanın ruhuna ayak uydurabilmekten geçmektedir. Biz de Götti olarak tüm bu bileşenler diğer koleksiyonlarımızda olduğu gibi Perspective koleksiyonumuzda da bir araya getirebildiğimizi düşünüyoruz. Bu sebeple koleksiyonumuzu yeni eklediğimiz tasarımların gelecek trendlere yön verebileceğinden eminim.

Perspective koleksiyonunda sizi kişisel olarak memnun eden özellikler hangileridir?
Perspective koleksiyonuna yeni eklenen modellerimizi de düşündüğümde beni en çok etkileyen özelliği, koleksiyonun modüler bir konsept ile geliştirilmiş olmasıdır. Burada söylemek istediğim tüm koleksiyonun yalnızca birkaç temel unsurla inşa edilmiş olmasına rağmen gözlük kullanıcılarına modüler yapısı nedeniyle sınırsız kombinasyonlar sunabiliyor olmasıdır. Koleksiyonu cazibe merkezi haline dönüştüren de kişiselleştirmeye yönelik çeşitli seçeneklerden oluşan modüler kitin geliştirilmesi ve genişletilebilmesidir.

Adlarını saydığınız bu versiyonları birbirinden ayıran özellikler nelerdir
Versiyonları oluşturma sürecimize Rimless dediğimiz sistem ile sade, elegant ve göze çarpmayan klasik bir çerçevesiz modelle başladık. Rimless’e daha sonra camları çevreleyen, hassas ve zarif bir çerçeveye sahip olan Loop’u ekledik. Loop ile birlikte gözlüğün siluetini geliştirmeye daha fazla olanak sağlamış olduk. Bold sistemi ise Loop’un tam tersine güçlü, cesur görünüm sunan çerçeveleri oluşturmaktadır. Space versiyonumuzla ise tasarımsal yaratıcılığımızın sınırlarını zorlamayı seçerek her şeyin neredeyse mümkün olabileceği daha özgür bir noktaya geldik.

O halde çerçevelerinizin bıraktığı tüm etki modüler değişikliklere göre radikal bir şekilde farklılaşıyor…
Gerçekten de öyle. Tasarımlarımız aynı temel formlarını korurken bile klasik bir çerçevesiz gözlük stili oldukça zenginleştirilmiş bir hale dönüştürülebiliyor. Bu sayede tamamen farklı bir görünüme kavuşabilme özelliğine sahip bu optik çerçevelerimiz ile farklı hedef kitlelere de ulaşma şansı yakalayabiliyoruz.

Yenilenen koleksiyonunuzun renk seçeneklerinden söz edebilir misiz
Perpective koleksiyonunda, üç farklı metal renk ve on iki temel renk grubu ile çalışıyoruz. Tabii bu renkleri burun pedleri, sap uçları veya cam birleşim noktaları da dahil olmak üzere tüm bileşenlerde sunuyoruz. Gözlük modellerimize dair her şey kullanıcıların kişisel zevklerine göre özgürce birleştirilebilir. Az önce bahsettiğim sınırsız kombinasyon imkanını da bu durum sağlamaktadır. Çünkü koleksiyondaki her gözlük tasarımına eklenen veya tercih edilen küçük kişisel parçalarla bambaşka görünümler verebiliyoruz.

Koleksiyonunuzun üretim sürecinden de biraz bahsedebilir misiniz
Perspective koleksiyonunun kişiselleştirmeye olanak sağlayan modüler konseptinin üretim aşamasında birden fazla aksaklık ve engelle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Çünkü sap kısımlarını birleştiren menteşe bölümlerini içermek üzere, camlarla çerçeve arasında da yepyeni bir bağlantı gerektiriyordu. Başlangıçta konseptimizi optik endüstrisi içindeki ve dışındaki sayısız üreticiyle paylaştık ve birkaç prototip dahi elde ettik. Ancak bu prototipler içimize sinmedi ve istediğimiz anlamda işe yaramadı. Bu çalışmalarımız sonuç vermeyince, yine de modüler konseptimize tamamen inandığımız için düşüncelerimizi gerçeğe dönüştürmeye son derece odaklanmıştık. Bu sebeple kendi geliştirme departmanımızı kurma kararı aldık. Böylece başarılı bir ürün geliştirme süreci yaşadık ve bir sonraki adımda ise İsviçre içinde üretimi kendimiz gerçekleştirmiş olduk.

Sizin açınızdan, üretiminizi kendinizin yapmasının temel avantajları nelerdir?
Çok sayıda kombinasyon seçeneği sayesinde, koleksiyondaki her gözlük ayrı ayrı üretildi. Ve bu sadece alanında deneyimli çalışanlar sayesinde mümkün oldu. Öte yandan, bir ürünü baştan sona geliştirmenin ve ardından kendi imalatınızı yapmanın sevindirici ve gurur verici bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda sınırlı sayıda bileşenden oluşturduğumuz tüm sistem, bu sistemin üretimi için gerekli olan kaynaklar üzerinde son derece düşük bir etkiye sahip oldu ve bu sebeple doğaya karşı olumlu bir yaklaşımı da temsil etmiş oldu. Üretim faaliyetlerimizi kendimiz gerçekleştirirken aynı anda çalışma koşullarımızı da doğrudan biz kontrol etmiş olduk. Bu açık ve şeffaf yöntem sadece süreci bizim açımızdan eğlenceli hale getirmedi. Aynı zamanda bir ürünün nereden geldiğini, nasıl yapıldığını bilmek isteyen gözlükçülerimiz ve son tüketicilerimiz için de ilgi çekici oldu.

Kendi üretiminizi gerçekleştirmek önemli ölçüde bağımsızlığı da getirir. Covid-19 sürecinde kendi üretiminizi yapıyor olmanın faydasını görebildiniz mi?
Aslına bakarsanız, Almanya ve Japonya’daki üreticilerimizle ilgili olarak herhangi bir aksaklık veya uzun bekleme süreleri ile karşılaşmadık. Ancak Covid-19 pandemisiyle gelen kısıtlamalar ve karantinalar envanter planlamamıza zarar verdi. Bu noktada kendi üretimimizi gerçekleştiriyor olmamız zorlu pandemi süreci içerisinde daha sıkı bir kontrole sahip olmamızı ve her gün müşterilerimize yanıt verebilmemizi sağladı.

Eylül 2021