Kuru Göz Hastalarına Müjde!

Tedavi edilmediğinde göz enfeksiyonları, kornea yaraları ve hatta görme kaybına neden olan göz kuruluğunun basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerekiyor. Dünya çapında kuru göz teşhisi konulmuş, bu probleme sahip 300 milyondan fazla insan olduğu biliniyor. Kuru göz olarak adlandırılan bu hastalara, gözlerde yanma, batma, içinde kum varmış hissi, gözlerde kızarıklık ve daha bir çok olumsuz his yaşatır. Günümüz tıbbının geldiği bu noktada bile ne yazık ki yapılacak tek şey göz kuruluğu ile yaşamayı öğrenmek gibi gelse de bu konuda yüz güldürücü gelişmeler mümkün, eğer kuru göz rahatsızlığının sebebi Meibomian Bezi Disfonksiyonu ise… Peki Meibomian Bezi Disfonksiyonu nedir? Kuru göz nasıl tedavi edilir? Göz Doktoru Yalçın İşcan açıkladı… Kuru gözün temel nedeninin çoğu hastada Meibomian Bezi Disfonksiyonu yani kısaca MGD olduğu bilinmektedir. Bu durum maalesef çoğu hastada kronik ve ilerleyici seyir gösterebilir.

Meibomian Bezi Disfonksiyonu (MGD) nedir?
Göz kapaklarındaki gözyaşı filminin koruyucu yağlı tabakasını oluşturan meibomius bezlerinin işlevinde bir bozulma veya bir tıkanma durumudur. Bu bezler zaman içinde tıkanabilir ve sağlıklı gözyaşı için gereken yağları artık üretemez hale gelir. Bu tıkanma, gözyaşlarının hızla buharlaşmasına ve gözün tahrişine neden olur. Eğer tedavi edilmezse de kronikleşir. Kuru göz hastalığına tek sebep olmasa da en önemli sebeplerinden biri MGD’dir. Artık önlenebilir bir sebep olduğundan bu aşamada ‘MGD mi, değil mi’ konusu önem kazanmaktadır.

Kuru göz hastalığının sebebinin MGD olduğu nasıl anlaşılır?
Kuru göz hastalığına neyin sebep olduğunu bilmek, hastaya en iyi tedavi seçeneğinin uygulanması adına biz göz hekimleri için en önemli adımdır. Tedavide izlenecek yol şu şekilde olmaktadır; öncelikle özel bir görüntüleme cihazıyla gözyaşı filmi ve bezi görüntülemesi yapılır. Hastada MGD olup olmadığı belirlenir. Göz yaşı kuruluğu MGD’ye bağlıysa bu hasta için sevindirici bir haberdir. Hasta için artık lipiflow  tedavisiyle MGD’den ve dolayısıyla göz yaşı damlalarına bağımlılıktan kurtulur.

LipiFlow tedavisi nasıldır?
Lipiflow tedavisi göz kapağı içinde alt ve üst kapakta dikey olarak yer alan gözyaşının yağlı kısmını salgılayan kirpik dibi (meibom) bezlerinin tıkanıklıklarını gidermeyi amaçlar. Kuru gözün nedenini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavidir. Meibom bezlerindeki tıkanıklıkları gidermek için göz kapaklarının içlerine masajla uygulanan patentli bir ısı algoritması tedavisi yapılır. Bu cihaz FDA tarafından onay almış olup, güvenilir bir yöntem sunmaktadır. Lipiflow tedavisi hastanın semptomlarını değil altta yatan nedene yönelik bir tedavi yöntemidir. Hastalar birkaç hafta içinde kuru göz şikayetlerinin azaldığını ve rahatladıklarını hissederler. Bu teknoloji ile MGD’nin temel nedenini doğrudan tedavi etmek mümkün olmaktadır. Bu tedavi sayesinde tıkanan bezler açılır ve mebomian bezler normal işlevine döner. Tedavi sonrası hastalar çok büyük ihtimalle göz yaşı damlalarına veda ederek, konforlu bir hayata merhaba der.

EYLÜL 2022

Zera Optik

ZERA OPTİK

Özenli ve Kaliteli Hizmet

Silmo İstanbul tedarikçi ve perakendeciyi buluşturan çok önemli bir organizasyon. Bizde her yıl katılım sağlıyor ve çok faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Merhaba Gamze Hanım. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
1986 Ankara doğumluyum. Aslen Ordu’luyum. Zera Optik’i üniversitede yollarımızın kesiştiği çok değer verdiğim Kübra ile birlikte kurduk. İkimizde geçmiş yıllarda çeşitli optik mağazalarında çalışarak deneyim kazanmıştık. Üniversitede optisyenlik okurken bir yandan da Kübra’nın kanser teşhisiyle sarsıldık. Omuz omuza vererek hem okulu bitirdik hem de kanseri yendik. Tedavi sırasında Kübra ile birçok hayal kurduk. Zera o hayallerin başında geliyordu. Okulumuzun bitmesine az bir zaman kala Zera Optik’in kurulması için adımlar atmaya başladık. Konum bizim için çok önemliydi. Araştırmalar görüşmeler derken mağazayı tuttuk. Büyük bir mağaza olduğu için tadilat yaklaşık 3 ay kadar sürdü ve arkasından sevdiklerimizle birlikte Zera’yı açtık.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Ankara’nın son dönemlerde gözde ve gelecek vadeden bir bölgesi olmasından dolayı burayı tercih ettik. Aynı zamanda müşteri portföyünde kaliteli olması da önemli bir etken oldu. Ayrıca bulunduğumuz konumda müşterilerimizin park sorunu yaşamamaları bizim için önemliydi. Zera ailesi olarak bu bölgede ciddi bir pazar payı alacağımızı düşünüyoruz.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Mağazamızda ürün yelpazemiz hem çeşit olarak hem marka olarak oldukça geniş. Trendleri takip ediyor, modelleri güncel tutuyoruz. Her yaşa ve her tarza uygun modelleri mağazamızda bulunduruyoruz.

Ankara’da birçok önemli optik mağaza yer alıyor. Bu durum bir rekabet oluşturuyor mu? Ne gibi önlemler alıyorsunuz?
Elbette rekabet oluşturuyor. Rekabet hayatın bir parçası ve bizleri çok heyecanlandırıyor. Biz, enerjimiz, hizmet kalitemiz ve kendimize olan güvenimizle bölgenin önde gelen optik mağazalarından biri olmak için sonuna kadar bu rekabetin içerisinde olacağız. Henüz çok yeni olan bu markamızı zaman içerisinde şubeleştirerek herkesin hafızalarına kazımayı hedefliyoruz.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Mağazanızda Designer markalara da yer veriyor musunuz?
Aslında olabildiğince farklı ürün gruplarına yönlendirmeye çalışıyoruz. Ancak ağırlıklı olarak Tom Ford, Persol, Prada ve Ray Ban tercih ediliyor. Optik grubunda ise Silhouette, Mykita ve Lindberg daha çok tercih ediliyor. Designer markalar oldukça fazla ilgi görüyor. Modeller çok başarılı olduğu için talepte aynı oranda fazla oluyor.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış yapınca işimiz tabi ki bitmiyor. Asıl satış sonrası daha da önemli. Müşteri takibini çok önemsiyor ve memnuniyetlerini sorguluyoruz. Tekrar ihtiyaç ve eksiklik halinde müşterilerimizin evlerine kadar servis yapabiliyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Müşteri takibi dediğimiz gibi bizim için çok önemlidir. Datalarımızdan kendilerine ulaşıp gerek kampanyalardan gerekse yeni ürün gruplarından kendilerini haberdar ediyoruz. Bu bilgilendirmeyi müşterilerimizle birebir iletişime geçerek ve sosyal medya ile sağlıyoruz.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Günümüzde AVM kültürü çok gelişmiş, oldukça fazla ayak oluyor. Ancak biz ilk etapta cadde mağazası tercih ettik. Sadece bir mağaza değil konforlu ve huzurlu bir yaşam alanı oluşturmak istedik. Bundan dolayı cadde bizim için daha uygun oldu. İleride şubeleşme yolunda AVM düşüncemiz de var.

Son yıllarda ki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat konusu çok değişkenlik gösterebiliyor. İnternet fiyatları ile rekabet çok zor. Bizler doğru ürün doğru fiyatlandırma politikası ile belirli ıskonto oranları uygulayıp müşteri portföyümüzü genişletmeyi hedefliyoruz.

Ülkemizde gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir?
Ülkemizde gözlük kullanımı her geçen gün artıyor. Fakat bu konuda toplumun daha bilinçli olması gerekiyor. Tabi burada Gözlükçü Odalarına da iş düşüyor. Bilinç arttıracak yayınların ve programların sürekliliği gerekiyor. Bunun için hep birlikteliğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tabii bu konuda ki duyarlılık sadece biz sektör çalışanları için geçerli değil. Bireylerin ve ebeveynlerin de daha duyarlı ve dikkatli olmaları gerekiyor. Özellikle ülkemizde 18 yaş altı kullanım oranı diğer ülkelere göre oldukça geride; bu konuda ebeveynlere çok fazla iş düşüyor. Okullarda göz muayeneleri yapıldığı taktirde eğitimciler aracılığıyla doğru yönlendirmelerle gözlük kullanımının artırılması sağlanabilir.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi?
Sektör içi yapılan eğitimler çokta yeterli değil aslında. Sattığımız ürünler ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olabiliriz. Bunla alakalı tedarikçi firmaların daha sık eğitim ve organizasyonlar düzenlemeleri gerektiğine inanıyoruz.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Yeni trendleri, sektörel gelişmeleri ve en yeni teknolojileri çok yakından takip ediyoruz. Silmo Paris’e katılmakta hedeflerimiz arasında.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul tedarikçi ve perakendeciyi buluşturan çok önemli bir organizasyon. Bizde her yıl katılım sağlıyor ve çok faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili neler söylemek istersiniz?
‘4 your eyes!’ optik sektörünün bilinç kaynağı olduğunu düşünüyoruz. Sektör ve sektör çalışanları adına çok faydalı bir dergi. Her sayfasını zevkle takip ettiğimiz bu dergiye röportaj vermekten dolayı çok mutluyuz. Zera Optik olarak ‘4 your eyes’ ailesine çok teşekkür ederiz.

Eylül 2022

Optifabrik Gözlük Fabrikası

OPTİ FABRİK GÖZLÜK

Silmo İstanbul Bize Işık Tuttu

Silmo İstanbul yıl boyunca ürettiğimiz güncel modelleri müşterilerimize sunduğumuz önemli bir etkinlik. Ziyaretçilerden  aldığımız yorumlardan o sezon hem yurtiçi satış hem ihracatımızın nasıl olacağına dair bize ışık tutuyor.

Merhaba Olcay Bey… Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne giriş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Merhaba, 1984 İstanbul doğumluyum. Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra birçok kurumsal firmada üretim alanında yönetici olarak çalıştım. Artık kendi işimi yapmam konusunda kendimi yeterli gördüğüm zaman, Türkiye’de üretimi az ancak talebi fazla olan ürünlerin fizibilitesi sonucunda, doğru ortaklık yapısı içinde sektöre giriş yaptım.

Optifabrik Gözlük Fabrikasının kuruluş aşamasından, gelişiminden ve sektörel vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Optifabrik, sektördeki kalitesini ve başarısını hep bir adım öne taşıyarak Türkiye ve uluslararası piyasada yer almayı ilk günden itibaren hedefleyen ve sektörde adını başarı ile duyuran bir kuruluştur. Üretim ve tasarımlarında daima yenilik amacı ile faaliyet gösteren Optifabrik Gözlük Sanayi ve Ticaret A.Ş, günümüzde bu başarısını ürün kalitesiyle doğru orantılı olarak devam ettirmektedir. Üretime başladığımızda ‘Üretim adeti değil üretim kalitesi’ anlayışımız sayesinde, kapasitemizin artışı esnasında standartlarımızı korumayı başardık. Müşterilerimizin memnun olması, fabrikamızdaki tüm ekip arkadaşlarımızın motivasyonunu arttırmaktadır.

Üretici bir firma olarak bünyenizdeki markalardan ve markalarınızın öne çıkan özelliklerinden bahsedebilir misiniz?
Güneş Gözlüğü ve Optik Çerçeveler kategorisinde geniş kreasyona sahip markamız Toms Teddy, kurum gözlükleri alanında ise Gianluca Vera. Bu iki markamızın da ortak özelliği tamamı ile kendi üretimimiz olmasıdır. Türkiye’de 1500’den fazla optik mağaza bayimiz, 20’den fazla ülkeye ihracatımız var. Toms Teddy, klasik çizgileri kaybetmeyen modellerinin yanı sıra güncel ve fashion modellerle de önemli bir ivme kazandı. Son dönemde firmamız bünyesine katılan Kappa markasının da modelleri hazırlanmakta, çok kısa zaman içerisinde müşterilerimizin beğenisine sunulacak.

Bünyenize yeni markalar eklemeyi düşünüyor musunuz?
Firma olarak genel yapımız, bir markamız olgunlaşmadan başka bir marka oluşturmuyor, enerjimizi bölmüyoruz. Toms Teddy markası hem güneş hem optik modelleri ile yeterli çeşitliliğe sahip oldu. Bunun akabinde Kappa markasını bünyemize katarak ilerlemeye karar verdik. Kreasyonun yeterliliği müşterilerimizi memnun ettiğinde, diğer bir markaya tabi ki geçebiliriz.

Satış ve dağıtım ağınızın işleyişi nasıldır? Bu ağları geliştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Türkiye’de 10 kişilik satış-pazarlama ekibimiz optik mağazaları ziyaret etmektedir. Tüm bölgelerde her mağazayı ziyaret etmek istemekteyiz tabi ki ancak bu durum bizim gibi sezonun önemli olduğu moda-sağlık sektörlerinde, zamanı yakalamak açısında zor olabiliyor. Bu durumu, optik mağazalara özel B2B Sistemi ile çözeceğimizi düşünerek ciddi bir alt yapı yatırımı yaptık. Çünkü optik mağazaların zamanı değerli, onlar için en kolay en hızlı ürün tedariği gerçekleştirmenin cevabı Optifabrik B2B Online. Kayıt yaptırmak için tüm optikçiler www.optifabrik.com web sitemizi ziyaret edebilir. Yurtdışı müşterilerimiz ise bizlere yurtiçi/yurtdışı fuarlardan ve internet üzerinden iletişim numaralarımızı bularak ulaşmaktadır. Son zamanlarda Türkiye’nin orta doğu, avrupa ve balkan ülkelerindeki etkisi Silmo İstanbul Fuarının ziyaretçi sayısını arttırmıştır. Bu durum bizim gibi üretici firmaların yurtdışı pazarında söz sahibi olmasına etken olmuştur. Kendilerine de bu vesile ile teşekkür ederiz.

Optifabrik olarak sektördeki bilinirliğinizi artırmak için hangi tanıtım ve reklam çalışmalarına başvuruyorsunuz?
Sosyal platformlarda olmanın yanı sıra, internet sitelerimizi ve kataloglarımızı sürekli güncel tutuyoruz. Bizim markalarımızın en önemli satış alanı optik mağazalardır. Ürünlerimizin, optik mağazalarda daha kolay ve hızlı satışının gerçekleşmesi için verdiğimiz reklamlardan güzel geri dönüşler alıyoruz.

Covid-19 pandemisi Optifabrik’i nasıl etkiledi? 2022 yılı için hedefleriniz nelerdir?
Fabrikamızda hem metal hem de enjeksiyon gözlük üretimi mevcut. Aylık ortalama üretim kapasitemiz 80.000 adet/ay. Pandemi dönemindeki kapanmalar esnasında maalesef %25 oranında düşüş gerçekleşti. Sağlığımızı tehdit eden bu durumu umarım bir daha hiç yaşamayalım. Her zaman dinamik yapıya sahip bir firma olduk, firmamızın kurulduğu ilk günden itibaren büyümektedir. 2023 ilk çeyrek itibari ile fabrikamızı inşaatı devam eden yeni yerimize taşımak istemekteyiz.

Optifabrik Optik olarak Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
İthalat miktarları yüksek olan optik sektöründe, yerli üreticilerin artması bizleri memnun etmektedir. Bu durum hem ülke ekonomisine katkı sağlarken hem de optik mağazalarda ürün tedariğini, satış sonrası iade/değişim süreçlerini kolaylaştırmıştır. Yerli üretimin artması, üretim çeşitliliği ve kalitenin yükselmesine, yurtdışı pazarlarında optik sektöründe Türk firmaların yer almasını olanak sağlamıştır. Firmamız metal ve kemik gözlük üretiminin yanı sıra, lazer modellerin üretimine başlamış, asetat üretimi ile alakalı da planlamaları tamamlamıştır. Mevcuttaki fabrikamızın alanını arttırmak için 4000 metre kare inşaatına başladığımız yeni yerimizde üretim proseslerini de bu şekilde düzenlemiş olacağız.

Sizi diğer tedarikçi firmalardan ayıran temel özellikleriniz nelerdir?
Metal güneş, metal optik, grillamid güneş, grillamid optik veya lazer ürünler olmak üzere birçok çeşitte üretimimiz var. Markalarımıza sürekli yeni modeller ekleniyor, kendimizi hızlı güncelleyen bir firmayız. Taşlı veya metal süslü modellerimizin yanı sıra fashion modellerimiz de mevcut. Dinamik kadromuz ve takım çalışmasını seven çalışma arkadaşlarımız var. İşimizi severek yapıyoruz.

Optik ve güneş gözlüklerinde 2022 yaz trendleriyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu yaz güneş modellerinde geometrik modeller, geçmiş yıllardaki yuvarlak model tercihini kırdı. Optik modellerde ise uzun süreli rahat kullanım arayanlar grillamid hammadde olan modelleri tercih etmeye devam ediyor.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkında genel değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Son yıllarda Türk firmalarının bölgede söz sahibi olması optik sektöründe de gelişimi sağladı. Silmo İstanbul Optik Fuarı yıl boyunca çalışarak ürettiğimiz güncel modelleri müşterilerimize sunduğumuz önemli bir fuar. Hem Türk hem de yabancı katılımcıların olması, aldığımız yorumlardan o sezon hem yurtiçi satış hem ihracatımızın nasıl olacağına dair bize ışık tutuyor.

On üç yıldır aralıksız optik sektörüne yön veren ‘4 your eyes’ ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Sektör ile alakalı en güncel bilgileri aldığımız yer. Merakla derginin yeni çıkacağı sayıyı her ay bekliyoruz. Bizim firmamıza da derginizde yer verdiğiniz için sizlere ve firmamıza ilgi gösteren tüm optik dünyasına teşekkür ederiz. Optifabrik ailesi olarak herkese sevgilerimizle.

Eylül 2022

BLACKFIN / İlk Kapsül Serisi

İtalyan Yapımı etiketini gururla taşıyan Blackfin titanyum ve titanyumdan daha fazlasını temsil ederken, ilk kez hazırladığı ‘Highlighter’ kapsül serisini sunuyor…

Blackfin geleneksel bir İtalyan tasarımcı gözlük markası olarak dünya optik pazarındaki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırıyor. Prestijli ve dikkat çekici bir alan olan titanyum çerçevelere odaklandığı için bağımsız gözlük endüstrisinde saygı duyulan bir marka konumuna sahip. Blackfin için titanyum sadece rastgele bir materyal değil, markanın tüm değerler sisteminin ana parçası konumunda. Blackfin, enerjisini yalnızca optik ve güneş gözlüklerinin tasarımı ve kalitesi için ideal olan titanyum materyaline odaklamakla kalmadı, aynı zamanda şirket ahlakını da bunun üzerine inşa etti. Bu sebeple Blackfin günümüzde titanyumu ve titanyumdan daha fazlasını temsil ediyor. Marka, doğa sevgisi, İtalyan tasarımı ve el yapımı çerçevelerle de anılıyor. 

Blackfin, 1971’den beri Dolomit Dağları’nın eteğinde yer alan ve her mevsim cenneti andıran Agordo kasabasında varlığını sürdürüyor. Adından söz ettirmeyi başaran her marka gibi Blackfin’in kuruluş öyküsü de güçlü girişimcilik ruhuna ve zorluklarla mücadeleye dayanıyor. 1960’larda gözlük devi Luxottica da dahil olmak üzere birçok küçük işletmenin açılması ve hızla büyümesi sonucu Agordo, İtalyan gözlük üretiminin merkezi haline geldi. Bugünkü Blackfin Ceo’su Nicola Del Din’in annesi Maria Pramaor, kuruluşundan itibaren Luxottica ile çalışıyordu. Bir süre sonra Maria Pramaor kendi gözlük işletmesini açmaya karar verdi. Pramaor isimli şirketinde Luxottica ve diğer markalar için gözlük üretmeye başladı. Ancak ödemelerde sıkıntı yaşamaya başlayınca şirketin durumu kötüye giderek krize sürüklendi. Bu dönemde Maria Pramaor oğlu Nicola ile yaptığı işbirliğiyle yeni bir marka yaratarak kendi çerçevelerini üretme kararı aldı. Bu kararla birlikte gözlük sektöründeki yerini alacak olan İtalyan markası Blackfin doğmuş oldu. Blackfin’in başarısı Ceo Nicola Del Din liderliğinde, özgünlük, bağlar ve tutku ile donatılmış sadık bir ekibe sahip olmasına dayanıyor.

Blackfin için yüzde yüz ‘İtalyan Yapımı’ etiketi bir gurur işaretidir. Marka son yıllarda özenli ve titiz geleneksel el işçiliği ile hazırladığı koleksiyonlarını beğenilere sunarken, çıtayı yükselterek ‘Yeni İtalyan Yapımı’ da denilen “Neo Made In Italy” etiketini benimsedi. Blackfin için konu sadece materyal ve gözlükler hiçbir zaman olmadı. Marka kuruluşundan itibaren bütünsel bir yaklaşımı temsil etti. Merkezinin bulunduğu yerden koleksiyonlarına, fotoğraf çekimlerinden kampanyalarına kadar geleneksel İtalyan gözlük üretimini yenilikçi bakış açısıyla birleştirdi. 

Blackfin’in yaptığı her şey kuruluş ilkelerinden ve benzersiz tarihinden ilham almayı sürdürüyor. Bu durum da, bağımsız bir şirket olan Blackfin’in çoğunlukla popüler bir logonun sergilenmesinden öteye geçemeyen ana akım gözlük markalarından ne kadar farklı bir ligde olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Blackfin kullandığı yüksek teknolojisi ve zarif tasarımlarıyla bizleri şaşırtmaya ve heyecanlandırmaya devam ediyor.

Blackfin’in ilk kapsül serisi huzurlarınızda…

İtalyan marka Highlighter ismini verdiği üç güneş gözlüğünden oluşan ilk kapsül koleksiyonunu beğenilere sunuyor.

90’ların güçlü pop kültürü havasından ilham alan üç yeni güneş gözlüğü stili, fütürist bir vizyonla dönüşümden geçiyor. Kare çizgiler 90’ların gözlüklerinin aşırı orantılarını, neon rengi ise 80’lerin aşırılıklarını güçlü bir şekilde hatırlatıyor. Kedi gözü formuna ve klasik bir pilot modellere neredeyse hiç benzemeyen çarpıcı modeller, markanın ikonik tasarım konseptine sofistike yorumlar katmasıyla ortaya çıkmış. Blackfin çerçevelerinin ön kısmına net neon çizgilerle zenginleştirilmiş keskin köşeler ekleyerek yeni tasarımlarını daha da göz alıcı hale getirmiş.

Blackfin kendisiyle ile özdeşleşen materyal titanyumun farklı kalınlıklarını yeni güneş gözlüklerinde işleyerek, son derece göze çarpan şık görünümler elde etmeyi başarmış. Çerçevelerde kullanılan tek bir 3 mm blok sayesinde, üst çerçevedeki renk çizgisi hafifçe içe doğru giderek çerçevelere daha fazla derinlik kazandırmış. Kendi içinde gelecekten gelen bir zaman kapsülünü andıran, şirketin yeni sürdürülebilir genel merkezi olan Black Shelter’da tasarlanan ve oluşturulan Highlighter kapsül serisi yaza damgasını vurmaya hazırlanıyor.

Markanın ilk kapsül koleksiyonu olan Highlighter’daki üç güneş gözlüğü stilinin tamamı, kırmızı, fuşya, mavi, sarı ve yeşil olmak üzere beş koyu renkte mevcut neon şerit ile tamamen siyah renk seçenekleriyle görücüye çıkıyor. Blackfin bir kez daha titanyumla çalışırken gerekli olan renk kombinasyonuları ve titiz işçiliği sayesinde birçok yönden olağanüstü bir duruş sergileyen bu çarpıcı ilk kapsül koleksiyonunu beğenilerinize sunuyor.

Kaynak: Spectr

Güçlü ve Sportif

New York merkezli Nine West, ayakkabı segmentiyle başladığı ticari hayatına, trendlerle uyumlu optik ve güneş gözlüklerini de eklediği geniş ürün yelpazesiyle devam ediyor.

Nine West’e dair…

Nine West, White Plains, New York merkezli çevrimiçi bir Amerikan moda perakendecisi olarak ticari hayatına başladı. 1983 yılında resmen kurulan şirket ve 2018 yılına gelindiğinde fiziksel mağazalarını kapatmıştır. Günümüzde ürünlerini diğer perakendecilerde de satmaya devam etmektedir. Nine West, ismini New York City’deki 9 West 57th Street’teki Solow Building’de kurulmasından alıyor. Nine West, 1983 yılında Connecticut, Stamford’da ilk özel perakende mağazasını açtı. 1986’da ise ilk ulusal reklam kampanyasını başlattı. Nine West ilk olarak 1994 yılında bir Hong Kong lokasyonunun açılmasıyla uluslararası olarak genişledi. O zamandan beri elli yedi ülkede ve sekiz yüzden fazla global lokasyonda bulunan bir marka haline geldi.

Başlangıçta bir ayakkabı markası olarak kurulan Nine West, yıllar içerisinde çanta, optik ve güneş gözlüğü, kıyafet, mücevher, kemer, saat, soğuk hava aksesuarları, şapka, eşarp, şal gibi ürün segmentlerini piyasalardaki yerini aldı. 1995 yılında el çantalarının piyasaya sürülmesinden sonra, Nine West elbiseler, takım elbiseler ve çocuk ayakkabılarına doğru ürün yelpazesini genişletti. Yaptığı küresel lisans anlaşmaları ile gözlük, güneş gözlüğü, kıyafet, kemer, şapka, soğuk hava aksesuarları, eşarp ve atkılar da sunmaya devam ediyor. Mart 1995’te ise, Easy Spirit markasını içeren United States Shoe Corporation’ın ayakkabı bölümünü satın aldı.

1999’da Nine West, Jones Apparel Group tarafından satın alındı. 2006’da Nine West, Vivienne Westwood, Thakoon ve Sophia Kokosalaki ile sınırlı sayıda olmak üzere “kapsül koleksiyonları” üzerinde iş birliğine yaptı. Nine West’in Kreatif Direktörlüğünü 2006’dan itibaren ünlü tasarımcı Fred Allard üstlendi. Marka bu koleksiyonlarla elde ettiği başarının ardından 2009’da New Balance ile bir ayakkabı koleksiyonu geliştirmek için ortaklık kurdu. 7 Temmuz 2015’te, Nine West’in Kanadalı distribütörü ve perakendecisi Sherson Group, Kanada lokasyonları için iflas koruması için başvuruda bulundu. Nisan 2018’de, Nine West’in ABD’deki işletmesinin iflas başvurusunda bulunduğu ve tüm mağazalarını kapattığı açıklandı. O dönem Nine West’in temelli kapatılacağı konuşuluyordu ancak Nine West markası Authentic Brands Group tarafından satın alınarak günümzde çevrimiçi mağazalarıyla ticari faaliyetlerini sürdürüyor.

Ayakkabı ile kat edilen yollar…

1980’lerin sonunda, Fisher ve Camuto’nun şirketi, kadın ayakkabısı işinin hem toptan hem de perakende pazarlarında yer alıyordu. 31 Aralık 1991’de, Fisher Camuto Corporation, Fisher Camuto Retail Corporation ve Espressioni Inc yeni bir şirket oluşturmak üzere birleşti ve kısa süre sonra Nine West Group Inc olarak yeniden adlandırıldı. Halka açılmaya hazırlanan Fisher ve Camuto, Jervin Inc.’i 1992 yılında Nine West Group ile birleştirdi. Bu işlem tamamlandıktan sonra Nine West, Şubat 1993’ün başlarında halka açık bir şirket haline geldi ve hisse senetlerini New York Stock Exchange üzerinden halka arz etti. 

Nine West, iki yüz otuz altı perakende ve outlet mağazasının yanı sıra iki binden fazla departmanıyla, markalı ve özel etiketli ayakkabılar tasarlıyor ve pazarlıyordu. Şirketin ulusal olarak tanınan beş markasından en başarılısı olan Nine West markası, 1989’da elli Dolar ila altmış beş Dolar fiyat aralığında rekabet etmek için baştan tasarlanıp yeniden konumlandırıldı. Şirketin daha makul fiyatlı Calico markası, tipik olarak kırk ila elli Dolar arasında satılan en geleneksel tarzda ayakkabıları temsil ediyordu. Nine West’in yalnızca bağımsız perakendeciler tarafından satılan Westies markası ise kırk Doların altındaki pazar segmentinde rekabet ederken, şirketin tasarımcı markası olan Enzo Angiolini, altmış beş ila seksen Dolar arasında değişen deri ayakkabılar üretiyordu. Şirketin beşinci markası 9 & Co., daha genç müşterilere hitap etmek üzere yaratıldı ve elli Doların altındaki genç ayakkabı serileri aynı isimdeki perakende mağazalarında satılıyordu.

Nine West, işinin toptan satış tarafında, J.C. Penney Company, Sears, Roebuck & Co., Thom McAn Shoe Company ve Kinney Shoes dahil olmak üzere bir dizi büyük, ulusal olarak tanınan müşteriye özel markalı ayakkabıların dağıtımını gerçekleştirdi. Özel markalı ayakkabıların tasarım, üretim ve satış operasyonları Nine West’in Jervin bölümü tarafından denetleniyordu. Şirketin markalı ayakkabıları, The May Department Stores Company, R.H. Macy & Co., Federated Department Stores, Nordstrom ve Dillard Department Stores dahil olmak üzere ülkenin en büyük mağazalarından birkaçına dağıtıldı.

Nine West’in başarısı büyük ölçüde Brezilya üretim tesislerini kullanması sayesinde gerçekleşti. Bu fabrikalar başlangıçta Fisher ve Camuto için günde iki yüz çift ayakkabı üretirken, üretim seviyesi hızla arttı ve 1993’te günde yüz otuz bin çift ayakkabıya ulaştı. Bu süre zarfında Brezilya’daki endüstri düşük maliyetle çalışan fabrikalar sayesinde otuz dokuz binden çalışma gücüne ulaştı. Ayrıca Nine West, ayakkabılarını ürettirdiği kırk fabrika ve yirmi beş bağımsız Brezilyalı ayakkabı üreticisiyle yapılan üretim anlaşmaları sayesinde, sekiz haftalık süreçler içinde tasarımlarını sunmasıyla birlikte tamamlanmış ürünleri teslim almayı başardı ve bu durum, şirkete ABD ayakkabı endüstrisinde en iyiler arasında yer alan bir tedarikçi ağı sağladı. 

Bu yerleşik tedarik ağıyla güçlenen Nine West, spor ayakkabılardan daha ağır, daha sağlam ayakkabılara doğru bir moda trendinden yararlandı; bu trend, 1993’ün sonlarında ve 1994’ün başlarında genç tüketiciler tarafından geniş çapta benimsendi. Reebok International, Nike ve L.A. Gear gibi ayakkabı üreticilerinin satış rakamları sürpriz bir şekilde düştü. Ancak, Nine West ve bir açık hava giyim ve ayakkabı markası daha olan Timberland gibi bazı diğer şirketler, karlarında bir artış yaşadı. Nine West’in başlangıçta hisse başına on sekiz Dolara satılan hisse fiyatı, şirketin 1993 mali yılının dördüncü çeyreğinde otuz dört Doların üzerine çıktı.

Nine West planladığı gibi 1993 yılında on dört milyar Dolarlık bir işi temsil eden bir pazar segmenti olan ABD ayakkabı endüstrisinde daha büyük bir perakende gücü olmaya odaklandı. Bu amaçla, 1994 yılında, tüketicinin şık ayakkabılara olan ilgisinin artmasıyla şirket, yirmi adet Enzo Angiolini mağazası daha açmayı planladı. 1997 yılına gelindiğinde, üç yüz yirmi beşten fazla perakende mağazası ve beş bin beş yüzden fazla vitrine kadın ayakkabısı tedarik eden yerleşik toptan satış işiyle Nine West, ABD perakende ve toptan satış pazarından daha büyük bir pay almayı bekliyordu.

Düşüşler ve yükselişler…

Ancak 1990’ların ortalarına gelindiğinde, ABD ayakkabı endüstrisi için beklentiler çok dolu olumlu değildi. Ülke çapında perakende satış mağazalarının hızla çoğalmasıyla birlikte ayakkabı ürünlerinin bolluğu, satış tahminlerini yüzde iki veya üçe kadar düşürdü. Ayakkabı üreticileri için sorunu daha da karmaşık hale getirmek, perakendeciler ve büyük mağazalar arasında kendi özel markalı ürünlerini geliştirme konusunda yeni bir uygulamaydı. Bu eğilime karşı koymak için Nine West, Kasım 1994’te, özellikle Union Square, San Francisco’da olmak üzere lüks kentsel alanlarda bir dizi yeni butikler açmaya başladı. 

Mart 1995’te Nine West nihayet US Shoe’u altı yüz milyon Dolara satın aldı. Anlaşma şirketin büyüklüğünü ikiye katladı ve Nine West’i ülkenin üçüncü büyük ayakkabı üreticisi haline getirdi. Ancak bu büyümeden daha önemlisi, Amalfi, Evan-Picone ve Bandolino gibi U.S. Shoe’un büyük markalarının satın alınmasıydı. 1995’in sonunda Nine West, büyük mağazalarda satılan tüm kadın ayakkabılarının yüzde otuz beşine ve özel ayakkabı pazarının ise yüzde on yedisine sahip hale geldi. 1996’da şirket, Calvin Klein ile Nine West’in 20 CK Ayakkabı butiğinin işletme sorumluluğunu üstleneceği bir lisans anlaşması yaptı ve 1997’nin başlarında Herb Ritts’in fotoğraflarını içeren iddialı bir reklam kampanyası başlatıldı. Satın alınan aksesuar işi, yalnızca iki yıl sonra kırk beş milyon Dolara ulaşan satışlarla beklenenden çok daha iyi gidiyordu.

Ancak bu büyüme Mayıs 1997’de, SEC’in Nine West’in muhasebe uygulamalarına, özellikle de satışları raporlama biçimine ilişkin bir soruşturma başlatma niyetini açıkladığı zaman aniden durdu. Şirketin bu gelişmeyi hissedarlarına bildirme konusundaki ilk isteksizliği, yalnızca bir basın açıklaması kaçınılmaz hale geldiğinde ve şirketin hissesi yüzde on sekiz düştüğünde işleri daha da kötüleştirdi. Aralık ayına kadar stok yılın en yüksek seviyesinden yüzde kırk beşe düştü ve 1998’de şirket üretimi beş milyondan üç milyon birime düşürmek zorunda kaldı. Bu da iki fabrikanın ve yüz perakende mağazanın kapanmasına ve yaklaşık bin çalışanın işten çıkarılmasına neden oldu. 1999’un başlarında, bir dizi bağımsız Nine West mağaza sahibinin, büyük mağazalarla haksız fiyatlandırma uygulamalarına girdiğini iddia ederek şirkete karşı bir güvensizlik davası açmasıyla daha fazla sorun yaşandı.

Yeniden güçlü…

Jones Apparel Group, bu zor zamanların ortasında, şirket için önemli bir teklifte bulundu ve Mart 1999’da sekiz yüz seksen beş milyon Dolar değerinde bir satın alma açıklandı. Önerilen anlaşma bazı Jones Apparel yatırımcıları için pek uygun olmasa bile, Nine West’in devam eden yasal zorluklarının ışığında, birleşme Haziran ayında gerçekleşti ve Nine West, tamamına sahip olunan bir yan kuruluş oldu. Konsolidasyonun ardından, ayakkabı üreticisi üç fabrikayı kapatmak ve bin dokuz yüz işçiyi işten çıkarmak ve iş gücünün yüzde yirmi birini kaybetmek zorunda kaldı. Jones, Mart 2000’de Nine West sahipleriyle bir uzlaşma anlaşmasına girdikten sonra, şirket bir kez daha dengesini kazandı ve analistler, satışların önümüzdeki dönemde 4.18 milyar Dolara kadar yükselmesiyle yıllık karın yüzde 20 kadar arttığının müjdesini verdi.

Nine West Eyewear

Jones Group Nine West markası altında oftalmik gözlük çerçeveleri ve güneş gözlüklerinin tasarlanması, üretilmesi, pazarlanması ve küresel dağıtımı için Marchon Eyewear ile dünya çapında özel bir lisans anlaşmasını 2011 yılının Eylül ayı başlarında imzaladı. 

Nine West temel trendleri, giyilebilir ve ulaşılabilir ayakkabı, giyim ve aksesuar koleksiyonlarına dönüştürerek zamansız, feminen bir stili yaratıyor. Markanın gözlük koleksiyonları, en yeni Nine West ayakkabı ve aksesuar koleksiyonlarından tasarım öğelerini bir araya getiriyor ve onları yüksek moda trendleriyle yeniden yorumluyor. Nine West imzası taşıyan yüksek kaliteli gözlükler, ikonik silüetleri çağdaş renklendirmelerde cesur, modern tasarım detaylarıyla birleştiriyor.

Miyopilerin uyku kalitesi düşüyor!

Avustralyalı bilim insanları, uzağı görememe durumu olarak da bilenen miyopiden muzdarip kişilerin, normal görüşe sahip olanlara kıyasla daha fazla uyku bozukluğu yaşadığını ortaya koydu.

Avustralya’daki Flinders Üniversitesi’nden yapılan yeni araştırma, miyopisi olan kişilerin normal görüşe sahip kişilere göre daha kötü uyku kalitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, miyop insanların beyninde uykunun düzeninden sorumlu melatonin hormonun daha az salgılandığını ve biyolojik saatlerinde gecikme yaşandığını açıkladı. Bilim insanları normal görüşe sahip kişilerle karşılaştırıldığında, uzağı göremeyen kişilerin daha gecikmiş sirkadiyen ritimlere sahip olduğunu ve beyinlerinde geceleri uykuyu düzenlemekten sorumlu bir hormon olan melatonin üretiminin daha düşük olduğunu söyledi.

Düzenli uyku görme sağlığı için gerekli 

Yapay ışığın ortaya çıkması ve mavi ışık yayan elektronik cihazların okuma ve eğlence için kullanılması nedeniyle sirkadiyen ritimlerde ve uykudaki bozulmalar, çeşitli alanlarda tanınmış bir sağlık sorunu haline geldi, ancak bunun göz sağlığı üzerindeki etkisi kapsamlı bir şekilde çalışılmadı. Bulgularımız, optimum uyku ve sirkadiyen ritimlerin yalnızca genel sağlık için değil, aynı zamanda iyi görme için de gerekli olduğuna dair önemli kanıtlar sağlıyor.

Melatonin seviyesinde azalma ve Sirkadiyen ritminde bozukluk

Melatonin, vücudun uyku-uyanma döngüsünü ve sirkadiyen ritimlerini sürdürmek için beynin epifiz bezi tarafından salgılanan bir hormona deniliyor. İnsanlarda, güneş ışığının ortadan kaybolmasının ardından gece 2 ve 4 saatleri arasında melatonin üretimi zirveye çıkıyor. Dr. Chakraborty, katılımcılardan alınan tükürük ve idrar örnekleri aracılığıyla melatonin seviyelerinin ölçüldüğünü ve miyopi olan genç yetişkinlerin normal görenlere kıyasla sirkadiyen ritimleri önemli ölçüde geciktirdiğini ve melatonin seviyesinin azaldığını söyledi. Bununla birlikte, miyopi, çocuklar ve genç yetişkinler arasında en yaygın yaşanılan görme bozukluğu olarak öne çıkıyor. Ancak, onları ilerleyen yıllarda retina yırtığı, glokom ve katarakt gibi çeşitli kör edici hastalıklara yatkın hale getiriyor.

Yeterli uyku; öğrenme, hafıza, sürekli dikkat, okuldaki akademik performans ve erken gelişim sırasında çocukların genel refahı için kritiktir. Pek çok dijital cihaz mavi ışık yayar, bu da melatonin üretimini baskılayabilir ve geceleri sirkadiyen ritimlerde gecikmeye neden olarak gecikmiş ve zayıf uykuya neden olabilir. Çocuklarda dijital cihazlara maruz kalmanın sınırlandırılması, özellikle geceleri, iyi bir uyku ve sağlıklı görme sağlamak için önemlidir.

Gözleriniz sürekli yaşarıyor mu?

Pek çoğumuzun rüzgarda ya da bilgisayar karşısında gözleri yaşarır. Gözlerimizin neden yaşardığını ve hangi durumlarda göz doktoruna başvurmamız gerektiğini Göz Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Banu Coşar anlattı.

Gözyaşı, kaşlarımızın alt dış kısmında yer alan gözyaşı bezi tarafından salgılanır. Salgılanan gözyaşı, gözlerimizi kırptıkça göz yüzeyine yayılır. Göz yüzeyini ıslatan gözyaşının bir bölümü buharlaşır, bir bölümü ise göz pınarının alt ve üstündeki deliklerden buruna akar. Ağlayınca burnumuzun akma nedeni  budur. Gözyaşı, göz yüzeyinin kurumasını önleyerek net görmemizi sağlar. 3 tip gözyaşı vardır:

  1. Bazal gözyaşı: Göz yüzeyinde kayganlık sağlayan, besleyici, koruyucu, kir ve atıkları uzaklaştırıcı devamlı salınan gözyaşıdır.
  2. Refleks gözyaşı: Zararlı ve rahatsız edici maddeleri (duman, soğan, yabancı cisim, vb) gözden uzaklaştırmak üzere bol miktarda salınan gözyaşıdır.
  3. Duygusal gözyaşı: Neşe, üzüntü, korku ve diğer duygusal durumlara bağlı gözyaşıdır.

Rüzgarda gözlerimizin yaşarması normaldir

Rüzgar göz yüzeyini kurutur. Buna bağlı olarak gözlerimizden refleks gözyaşı salınır. Bunu önlemenin yolu geniş bir gözlük takarak gözlerimizi rüzgardan korumaktır. Az göz kırpmamıza yol açan bilgisayara/cep telefonuna bakmak gibi durumlar da göz yüzeyinin iyi ıslanmamasına ve kurumasına yol açar. Bu kuruluğu telafi etmek üzere gözlerimizden refleks yaş salınır. Yani gözlerimizin yaşarması aslında kuruluğa bir tepki olabilir.

Göz yaşarmasının yaygın bir nedeni gözyaşı kanal tıkanıklığıdır.

Gözyaşını buruna akıtan kanallarda tıkanıklık olduğunda, gözyaşı yanağa doğru akar. Bebeklerde de gözyaşı kanalı tıkanıklığı izlenebilir. Bebeklerde ve yetişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının tedavisi farklıdır. Bebeklerde kanalı açmak için 1 yaşına dek masaj tedavisi, 1 yaş dolduğu halde kanal tıkanıklığı devam ediyorsa sondalama tedavisi yapılır. Yetişkinlerde ise kanal tıkanıklığının tedavisi ameliyattır. Ameliyat açık (burun kökünde cilt kesisi ile) veya kapalı (endoskopik -cilt kesisi olmadan-) yöntemle yapılabilir.

Göze yabancı cisim kaçması veya göz alerjileri de yaşarmaya neden olabilir.

Göze toz gibi yabancı cisimlerin kaçması durumunda, gözde yaşarma ile birlikte acı oluşur. Böyle bir durumda gözünüze bolca suni gözyaşı damlatmanız ve göz doktoruna başvurmanız uygun olur. Acıyla birlikte izlenen göz yaşarmasının bir diğer nedeni ise gözün kornea (şeffaf) tabakasında çizik/yara varlığı olabilir. Böyle bir durumda da mutlaka göz doktorunuza başvurmalısınız. Göz alerjileri de gözde kaşıntı, batma ve sulanmaya yol açabilir. Göz alerjisi tedavisi, antialerjik damla ve pomadlarla yapılır.

Yıldızı Doğayla Parlayan 3 Marka

Cevre dostu yaklasimlar ve sürdürülebilirlik konular son yillarda giderek önem kazandikça, eko sisteme katk1 yapan markalar çogalmaya basladi.
Bazi markalar var ki, kullandıkları materyalleri ve tüm üretim süreclerini en düsük sekilde karbon ayak izi birakabilmek amaciyla özenle seçiyor, sadece projeleri ile dogavi korumakla kalmayip markalarinin konumlandirmalarin da cevre ve doga üzerinden insa ediyor. Optik sektörüne doga dost olarak hizmet vererek son yillarda iyi bir çıkıs yakalayan bu markalardan üçünü sunuyoruz.

Movitra

MovItra

Yenilikçi ve Milanolu

İtalyan yapımı etiketiyle özgün, zamansız tasarımlarını ileri teknoloji ürünü patentli sistemleriyle birleştiren Movitra, performanstan da ödün vermiyor.

Filippo Pagliacci, Giuseppe Pizzuto ve Diego Ponzetto tarafından Milano merkez alınarak 2014 yılında kurulan Movitra, söz konusu gözlük tasarımı olduğunda kurulduğu ilk günden itibaren estetik ve işlevsellik arasındaki hassas dengeyi korumaktan vazgeçmiyor. Küresel optik sektöründe oldukça hızlı bir büyüme gösteren Movitra’nın bu başarısında özel olarak geliştirip patentlerini aldıkları inovatif mekanizmaları çok önemli bir rol oynuyor. Markanın yenilikçi yeni tasarımları ve inovasyonları hakkında Giuseppe Pizzuto ile yapılan röportajı sunuyoruz.

Movitra olarak yeni koleksiyonunuzda neler sizlere ilham kaynağı oldu?
Yeni koleksiyonumuza ilham veren ikonlar, İtalyan tasarımının büyük ustaları ve genel olarak onların eserleridir. Tasarım tarihi, özellikle de İtalya’nın tasarım tarihi, tasarımcı bir nesne için yeni bir form düşündüğü için değil, yeni bir işlev veya bir nesnenin işlevini yerine getirmesi için yeni bir yol yarattıkları için ikonik bir rezonansa sahip olan başyapıtlarla doludur. Bialetti moka, Vespa, Castiglioni’nin lambaları, Alessi’nin en yeni ev eşyaları ve Fabio Novembre’nin sandalyeleri gibi ikonik nesnelerin, kavramlarının ardındaki deha ve içinden doğdukları kültürel arka plan dışında birbirleriyle hiçbir ortak noktası yoktur. DNA’mızda, Rönesans’tan bu yana ve belki de daha da öncesinden beri kültürel mirasımızda bulunan şeylerin sert somutluğunu yumuşatabilecek bir yaratıcılık yatmaktadır. İtalyan tasarımının en ikonik nesneleri birbirlerinden ilham almazlar, görsel olarak farklı dilleri konuşurlar, ancak her biri kendi tarzında mükemmeldir. Biz onlardan ilham almıyoruz, biz onların bir parçasıyız, bu tasarım hareketinin bir parçasıyız.

Bu yıl inovasyon ve yenilikçi malzeme kullanımı yoluyla işlevsellik, birçok gözlük tasarımcısı için birincil hedef olmaya devam etmektedir. Bu Movitra için de geçerli mi?
Movitra işlevsel bir ihtiyaçtan doğdu. İşlevsellik bizim DNA’mızda var. Tasarımdan malzeme seçimine kadar yaptığımız tüm seçimler öncelikle işlevsellik ve performansa yöneliktir. Gerisi bir sonuçtur. Bir ürün işlevsel değilse, elbette “bakması güzel” olabilir, ancak iyi bir tasarım ürünü değildir. Bir ürün değildir. Bir ürün, bir gözlük, kullanılabilir, işlevsel olmalıdır. Bunu yıllarca süren araştırma ve geliştirme çalışmalarımız sonucunda derinlemesine anladık ve gözlüklerimizin vazgeçilmez özelliği yaptık.

Movitra olarak materyal seçimlerinizde asetatı mı metali mi tercih ediyorsunuz, neden?
Bu sorunun cevabı da performansta yatmaktadır. Movitra’nın DNA’sında metal var. Çünkü metal, patentli rotasyon sistemimizin ideal çalışması için en iyi performans malzemesidir. Aslında, asetat camlarımız bile onlara stabilite ve sağlamlık kazandıran, kalıcı performans sağlayan metal bir çekirdeğe sahiptir. Yeni koleksiyonlarımız aslında metale çok daha fazla odaklanıyor, çünkü her zaman işlevselliğe ve performansa dikkat etmek istiyoruz. Bir sonraki adımımız, bir kez daha çok yüksek performansa sahip tamamen yenilikçi bir sistem sunan bir asetat koleksiyonunu piyasaya sürmek olacak.

Kısa süre önce metal/titanyum iki çerçeveden oluşan yeni bir sınırlı sayıda üretim duyurusu yaptınız. Bu ikisi de dahil olmak üzere tüm çerçeveleriniz rotasyon sistemine sahip mi? Rotasyonun faydalarını açıklayabilir misiniz?
Tüm çerçevelerimiz kendi patentli rotasyon sistemimize sahiptir. Bu sistem olmadan gözlük üretmiyoruz, bu bizim en temel özelliğimiz. Patentli rotasyon sistemimizin avantajı, camların korunması ve gözlüklerin son derece düz ve cep boyutunda yapılabilmesidir. Ayrıca sistemimizin kapanmayı kolaylaştırdığını gördük, bu nedenle jest teması da merkezi hale geliyor ve geçmişe kıyasla tamamen bozuluyor. Üzerinde çok çalıştığımız bir diğer temel konu da duygusallık. Mekanizmanın tıklaması ya da entegre esnek menteşeye sahip çubuğumuzun kapanma tıklaması benzersiz bir duyusal deneyim yaratmak üzere tasarlandı. Gerçek şu ki tam olarak neyden bahsettiğimi anlamanın en iyi yolu çerçevelerimizi denemekten geçiyor.

Kaynak: 20/20 Europe

Eylül 2022

Yıldızı Doğayla Parlayan 3 Marka

EKOLOJİYE GÜÇLÜ KATKI

Çevre dostu yaklaşımlar ve sürdürülebilirlik konuları son yıllarda giderek önem kazandıkça, eko sisteme katkı yapan markalar çoğalmaya başladı.

Bazı markalar var ki, kullandıkları materyalleri ve tüm üretim süreçlerini en düşük şekilde karbon ayak izi bırakabilmek amacıyla özenle seçiyor, sadece projeleri ile doğayı korumakla kalmayıp markalarının konumlandırmalarını da çevre ve doğa üzerinden inşa ediyor. Optik sektörüne doğa dostu olarak hizmet vererek son yıllarda iyi bir çıkış yakalayan bu markalardan üçünü sunuyoruz.

AĞAÇ DOSTU ECO EYEWEAR

Eco Eyewear kurulduğu günden itibaren çevre dostu yaklaşımıyla adını optik endüstrisinde duyurmayı başaran markalar arasında yer alıyor. Çerçevelerinde, ambalajlarında ve vitrinlerinde sürdürülebilir materyaller kullanarak herkesin her seferinde bir çerçeve satın alarak fark yaratabileceğine inanan bir marka olan Eco Eyewear, büyük değişikler için birçok küçük değişikliğin bir araya gelmesi gerektiğini bilerek ekolojik farkındalığı yaymayı misyon edinmiştir. Marka bu amaçla One Frame, One Tree (Bir Çerçeve Bir Ağaç) kampanyasını adeta kalıcı hale getirmiş, her satın alınan çerçeveye bir ağaç ekerek doğanın savunucusu yeni nesil gözlük markaları arasında yükselen bir grafiğe sahip olmuştur. Bu önemli proje kapsamında sivil toplum kuruluşu Trees For The Future (Gelecek İçin Ağaçlar) ile ortaklaşa çalışan Eco Eyewear, Forest Garden (Orman Bahçesi) yaklaşımı denen bir metotla ortaklaşa olarak on dokuz binin üzerinde orman bahçesi oluşturmuştur. Orman bahçeleri sadece karbon tutup biyo çeşitliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda gıda ve gelir de sağlıyor. İnsanların çevrelerine verdikleri değer ve önem çoğaldığında yaşam standartlarında da inanılmaz gelişmeler yaşayabilecekleri vizyonuna sıkı sıkı bağlı olan Eco Eyewear; One Frame, One Tree kampanyası ile bugüne kadar 2.9 milyondan fazla ağaç dikmiştir. Marka bu yıl ise ağaç dikme projesini kapsayan One Frame, One Tree kampanyasını geliştirerek One Frame, Two Trees (Bir Çerçeve, İki Ağaç) başlığı altında güncelledi. Böylece Eco Eyewear imzası taşıyan çerçevelerden bir adet satın alan herkes, iki ağacın ekilmesini sağlamış olacak. Çevre dostu hedeflerini giderek daha yüksek çıtalara taşıyan Eco Eyewear kazandığı tasarım ödülleriyle de dikkatleri üzerine çekiyor.

DENİZ DOSTU SEA2SEE EYEWEAR

Okyanus ve denizlerden toplanan plastik atıklarla sürdürülebilir ve çevre dostu gözlükler üretmesiyle tanınan Sea2See Eyewear, kuruluşundan beş yıl sonra bu yılın ilk aylarında prestijli B Corp sertifikasına layık görülerek sektörde önemli bir başarıya imza attı. Sadece sosyal ve çevresel performans standartlarını karşılayan markalara verilen dünyaca ünlü sertifika, her üç yılda bir sertifika sahibi markanın yeniden doğrulama sürecinden geçmesini şart koşuyor. Titiz ve katı bir süreç ile veriliyor. Bu süreçte sertifikayı almaya aday olan markaların başarılı iş uygulamaları, hesap verebilirliği, sosyal ve çevresel proaktifliğinin seviyesi son derece önem taşıyor. Üstelik Sea2See Eyewear geçtiğimiz Haziran ayında sıfır karbon ayak izi bıraktığını gösteren bir önemli sertifikanın daha sahibi oldu. Marka çevre dostu ve sürdürülebilirlik misyonunda önemli bir kilometre taşı olan karbon negatif statüsünü resmi olarak kazandı. Yaşam döngüsü analizi ve sürdürülebilir dönüşüm stratejileri uzmanları tarafından yapılan derinlemesine analizin bir sonucu olarak, Sea2See karbon ayak izini iki kat ortadan kaldırarak, emisyonları önemli ölçüde azaltmak ve nihayetinde karbon ayak izini tamamen ortadan kaldırmak için sürdürülebilir eylemde bulunma sürecini kanıtlamış oldu.

YEŞİL DOSTU TBD EYEWEAR

Fabio Attanasio ve Andrea Viganò tarafından kurulan İtalyan TDB Eyewear, 2020 yılından itibaren tamamen ‘yeşil’ üretim olarak adlandırdığı sürece geçerek ekolojik sorumluluk üstlenen markalar arasındaki yerini aldı. TBD Eyewear çevre dostu koleksiyonlarını yalnızca Earth Bio, Eco Green, Blue Ocean, Eco Black, Eco Transparent, Eco Havana ve Eco Dark Tortoise gibi birçok renkte biyo asetat kullanarak hazırlıyor. Marka aynı zamanda çerçevelerinin sunumunu zarif, sürdürülebilir ambalajlarıyla beğenilere sunuyor. Marka tüm optik ve güneş gözlüklerini Green Box (Yeşil Kutu) adını verdiği FSC garantili geri dönüştürülmüş kartondan yapılmış paketlerle servis ediyor. Çerçeveleri koruyan bu sert gözlük kılıflarının dışı geri dönüştürülmüş pamuklu kumaştan yapılırken ikonik TBD yeşili ile renklendiriliyor ve kılıfın içi çevre dostu PET plastik ile astarlanıyor. Markanın bu şık gözlük kılıflarının içine yerleştirilen mikrofiber gözlük temizleme bezleri de tamamen geri dönüştürülmüş plastikten elde ediliyor. TBD Eyewear, sürdürülebilir malzemelere gerçek değerini vererek ve İtalyan işçiliğini desteklerken çevresel etkiyi en aza indirerek moda endüstrisinde ekolojik ve etik bir değişime inanmaktadır. Tüm bunlar, markayı her zaman farklı kılan ikonik tasarım zevkini koruyarak gerçekleştirilmektedir.

Ağustos 2022