Tüm Hastalar Görmeye Başladı

İsveçli bilim insanları görme kaybına neden olan “kornea sivrileşmesi” rahatsızlığına alternatif bir tedavi bulduklarını açıkladı.

Kornea sivrileşmesi için deneysel tedavi! İsveçli bilim insanları, görme kaybına yol açan kornea sivrileşmesi hastalığının tedavisi için devrim niteliğinde bir yöntem geliştirdiklerini açıkladı. Normalde kornea implantı ile çare aranan hastalık, hayvanlardan elde edilen bir protein sayesinde tedavi edilebilecek. Araştırma ekibi kornea sivrileşmesini yani tıbbi adıyla Keratokonusu domuz derisinden üretilen maddeyle tedavi ettiklerini açıkladılar. Yeni sistemle domuz derisinden alınan kolajen, özel bir jel haline getiriliyor. Bu jel kullanılarak 3 boyutlu yazıcılarla üretilen implant, hastaların gözüne yerleştiriliyor. Bu sayede incelen korneanın yırtılması önleniyor. Bilim insanları geliştirilen özel maddenin bağışıklık sistemini tetiklemediğini vurguluyor.

Tüm Hastalar Yeniden Görmeye Başladı
Araştırmacılar “Normal tedavide bağışçıdan alınan kornea kullanılıyor ancak her zaman vücudun reddetme riski vardı. Artık gıda endüstrisinin normalde çöpe attığı bir maddeyi kullanarak tedaviyi mümkün kılıyoruz. Böylelikle tedavi sayesinde tüm hastalar yeniden görebiliyorlar” diye konuştu. Uygulama yapılırken implantı kullanan tüm hastaların yeniden görmeye seviyeleri ve iyileşmeleri aynı hızda olamayabiliyor. Tedavi bazı hastalarda daha başarılı ve hızlı sonuç verirken bazılarının tedavisi daha yavaş ilerleyebiliyor. Ancak tedavi gören tüm hastalar zaman içinde eskisinden çok daha iyi görmeye başlıyor. Sık görülen kornea incelmesi, genelde ergenlik yaşlarında başlıyor. Gözün saydam tabakası olan korneanın sivrileşmesiyle oluşan hastalık görme kaybına yol açabiliyor. İsveç’te geliştirilen tedavinin 3-4 yıl içinde tüm dünyada geniş çapta uygulanmaya başlanması bekleniyor.

Temmuz 2023

Sashee Schuster

ŞEFFAF ATÖLYE

Kurucusu ve Tasarımcısı ile aynı adı taşıyan bağımsız Alman gözlük markası Sashee Schuster, yeni kampanyasını 1968 kuşağına ithaf ediyor.

Kusursuz ve özel bir yüzeye sahip gözlük tasarımı söz konusu olduğunda, Alman markası Sashee Schuster dikkatleri üzerine çekiyor. Kendisiyle aynı adı taşıyan gözlük tasarımcısı tarafından kurulan bağımsız marka, gerçek doğal malzemelerle enjekte edilmiş el yapımı asetat çerçeveler üretiyor. Tanınabilir bir görünüme sahip muhteşem çerçevelerin anahtarı, Sashee Schuster’in öncülüğünü yaptığı bir laminasyon tekniğinde yatıyor. Bu teknik, vintage ihtişamından ilham alan bir biçim diliyle vurgulanan çerçevelere doğa unsurlarının dahil edilmesine olanak tanıyor. Merkezi Bavyera’nın Kinsau kasabasında bulunan Sashee Schuster, bağımsız markalardan oluşan Funkeyewear kolektifinin bir parçasıdır. Sashee Schuster ile markasına ait bilinmeyenler ve yeni İlkbahar/Yaz kampanyası hakkında yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Sashee, gözlük dünyasına girişiniz nasıl oldu? Kendi gözlüklerinizi tasarlamaya nasıl başladınız?
Gözlük tasarımcısı ve şuanki eşim Dieter Funk ile bir ‘kör randevu’ aracılığıyla tanıştıktan sonra gözlüklerle olan yolculuğum başlamış oldu. O tanışmadan bu yana Dieter ile gözlükler için tam bir takım olduk. Bu dünyaya girişim ile birlikte babamın anısına ilk gözlük koleksiyonum olan ‘Daddycated’ı çıkardım. Babam 1925’te doğdu ve birçok yönden zamanının çok ötesinde olduğunu sık sık hissederdim. Ne yazık ki onu oldukça erken yaşta kaybettim. Geçmişi düşündüğümde, ikimizi ormanda mantar ararken görüyorum. Isar nehri kıyısında kumdan kaleler yaptığımızı, Bibisee gölünde yıkandığımızı ve kendi yöresinin geleneksel meyveli keklerini yediğimizi hatırlıyorum. Yani bir sürü harika baba-kız anlarına sahibiz. Bu anları ilk koleksiyonumda ilham kaynağı olarak kullandım.

O halde babanızın stil anlayışınıza önemli katkıları olduğunu söyleyebiliriz…
Görsel bir bakış açısıyla, ailemin 1930’lardan 1950’lere kadar olan eski fotoğrafları bugün hala beni heyecanlandırıyor. Şık kıyafetleri ve gözlüklerin şekillerini baz aldığımızda tek kelimeyle stil sahibi olduklarını söyleyebilirim. Bu vintage fotoğraflardan yola çıkarak kendi tasarım eskizlerimi oluşturmaya başladım. Bunun da ötesinde, klasik çerçeve malzemesi pamuk asetat ve onun fantastik özellikleri beni büyüledi. Denemeye olan sevgimden ve doğal malzemeleri harika renklerini sonsuza kadar koruyarak bütünleştirme fikrinden yola çıkarak ‘Colours of Nature’ koleksiyonunu hazırladım.

Eşiniz Dieter ile Funkeyewear koleksiyonlarını geliştirmede birlikte çalıştığınızı biliyoruz. Biraz da Bavyera kırsalındaki üretim atölyenizden bahsedebilir misiniz?
Doksanlardaki ve 2000’lerin başındaki asi yıllarımız boyunca Münih’in kalbinde birlikte yaşadık. Ancak 2000 yılında, kendi üretim tesisimizle gözlük tasarımına tavizsiz bir şekilde köklü bir dönüş yapma arzusu duyduk. Böylece küçük bir kasaba olan Kinsau’daki yeni merkezimize taşınmak daha iyisini gerçekleştirebilmek adına bizim için büyük bir değişiklik oldu. Sonunda tüm gözlüklerimizi hazırlamak ve yaratıcı fikirlerimizi oluşturabilmek için yeterli alana sahip olduk. Ayrıca atölyemizde en iyi gözlük üreticileri ve teknisyenleriyle çalışıyoruz.

Ayrıca merkezinizde halka açık bir ‘şeffaf atölye’ işletiyorsunuz. Üretime tanıklık etmek için uğrayan çok sayıda optisyen var mı?
Kesinlikle. Üstelik sadece şeffaf atölyemiz değil, Berlin Mitte’deki Funk Optik Mağazası da kendi gözlüklerini üretiyor. Burada, Kinsau’da, rehber eşliğinde organize edilen turlar eşliğinde üretim sürecinin gerçekten ne kadar ayrıntılı olduğunu öğrenen çok sayıda insan var.

Kendinize ait üretim atölyesine sahip olmanın başlıca avantajları nelerdir?
Öncelikle yeni tasarımları oldukça hızlı bir şekilde test etme olanağı demeliyim. Ayrıca dış üreticilerden tam bağımsızlık durumu da bizim için büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü sonuçlandırma ve sevkiyatta öncelik vermek istediğimiz model türleri üzerinde tam kontrole sahibiz.

Özellikle kadın kullanıcılara yönelik kendi adınızı taşıyan markanız Sashee Schuster’i geliştirdiniz. Markayı ne zaman ve nasıl kurdunuz?
Sashee Schuster markası neredeyse on beş yıldır koleksiyonlarını sunuyorve. Eşim Dieter’in verdiği motivasyon ve destek sayesinde kendime ait bir marka geliştirme ihtiyacı duymam, Sashee Schuster’in kuruluşunun ardındaki itici güçtür. Markamı kurduğumda çok şanslıydım. Çünkü yanımda güçlü bir ekibin bilgi birikimi ve güvencesi vardı.

Kendi tasarımlarınızı Dieter Funk gözlüklerinden ayıran özellikler nelerdir?
Tasarımların netliği ve sadeliği diyebilirim. Bu aslında Dieter ile ortak bir noktamız. Ama yine de benim koleksiyonum oldukça feminen iken Dieter’inki oldukça maskülen. Bu yüzden iyi bir uyum sergilediğimizi söyleyebilirim.

İkiniz de kendi markalarınız üzerinde bağımsız olarak mı çalışıyorsunuz yoksa her iki marka için de el ele gerçekleşen bir tür marka inşası var mı?
Her marka kendi fotoğraf çekimlerini, lookbook’larını ve kampanyalarını hazırlıyor. Doğal olarak, markalarımızın dış sunumunda bazı örtüşmeler var. Ancak bu kasıtlı olmaktan çok tesadüfi bir durum. Ayrıca her iki markamızın da aynı imalatta üretilmiş olması olumsuz bir şey değil. Ama yine de sorunuza cevap vermek gerekirse, her koleksiyon kendi başına ayakta duruyor.

En çok hangi malzemelerle çalışmaktan hoşlanıyorsunuz ve neden?
Eğer dürüst olmak gerekirse, asetat en iyi dostumuz. Ama işin içine titanyum da girince daha da mutlu oluyoruz. Asetat muhteşem bir hammadde. Cila makinesinde birkaç aşamalı cila ve son bir manuel cila ile elde edilen tüm yüzey hissi çok güzel. Asetat ayrıca gözlük çerçevelerinde muazzam bir uzun ömürlülük sunuyor. Bunun nedeni, cilalama ile yüzeydeki her çiziği hemen giderebilmenizdir. Bu sayede bir şeyleri yamalayabilir, onarabilir, yeniden işleyebilir ve nihai ürünü yükseltebilirsiniz. Gerçekten de bunları yapmaya olanak tanıyan başka bir malzeme bilmiyorum.

Merkezinizde gizli bir vintage asetat arşiviniz olduğu doğru mu?
Evet, Dieter 1980’lerden 2000’lere uzanan bir retrospektifle sekiz tondan fazla ağırlığa sahip geniş vintage asetat kaynağına oldukça düşkün. Bu kaynaktan düzenli olarak küçük parti koleksiyonlar oluşturmaya devam ediyoruz.

Koleksiyonlarınızda tipik imza stiliniz olarak tanımlanabilecek tasarımlar var mı?
Ortak bir payda olarak, belki de şakaklardaki gereksiz hilelerden kaçınmamızı söyleyebilirim. Sapları basit ve anatomik olarak dengeli, en önemlisi de mükemmel giyilebilirlik hedefine yönelik olarak seviyoruz. Bu da gösterişli logolara ihtiyacınız olmadığı anlamına geliyor. Kendi koleksiyonumda, muhtemelen asetattan özel laminasyon ve finisaj tekniğimi kullanıyorum. Bu sayede ortaya türünün tek örneği olan gözlükler çıkıyor.

Sashee Schuster’in yeni kampanyası tamamen 1968 kuşağı hakkında. İlhamınızı nereden aldınız?
Ablam Renate 1968 kuşağından bir kadındı. Evcilleştirilemez, vahşi, özgür, kışkırtıcı… Büyüleyici bir kuşaktı. Bana Afganistan’dan, oradaki kadınların üniversite kampüslerinde mini etekleriyle özgürce ve rahatsız edilmeden hareket edebildiklerinden bahsetti. Birçok guru ve özgür düşünürle tanıştığı Hindistan’ı. Doğru, kırklı ve ellili yıllarda doğan 1968 kuşağından bahsediyoruz. O zamanın hippi kuşağı şimdi 70-80 yaşlarında. Torunlarının muhtemelen şehirde evleri ve hayat sigortaları var. Bazı durumlarda eminim asla yaşamayı düşünmedikleri tipik – o zamanlar çok havasız olduğu için reddedilen – yaşam tarzlarını benimsediler. 68’lilerden bir şeyler öğrenebiliriz. İlk mega etkinlik olan Woodstock’u sezgisel ve konseptsiz bir şekilde, ama cesaret ve büyük bir müzik tutkusuyla onlar başlattı. Sık sık kafa yapıları ile eleştirilseler de savaş yerine sevginin ne anlama geldiğini, muhafazakar iplerin nasıl koparılacağını ve dünyayı renkli gözlerle nasıl görebileceğimizi örneklediler. Ondan sonraki tüm diğer nesilleri etkilediler. Büyükannelerinize farklı gözlerle bakın. Onlar ateşli, bağımsız, meydan okuyan, hayalleri olan ve saçlarında çiçekler olan kadınlardı. Ruhen ve kalben hala öyleler. Bu sebeple yeni koleksiyonumun kampanyasında “Hippi büyükannelerinizi kucaklayın, onların ruhunu kucaklayın, ileriye taşıyın ve saklayın” demek istedim.

Kampanyanız eğer 68 kuşağının kadınları hala bu kadar vahşi, özgür ve kışkırtıcı olsalardı bugün nasıl görünürler sorusunu yanıtlıyor diyebilir miyiz?
Bu soru, o kuşağı temsil ettiğine inandığım yapay zeka ile diyalog halinde görüntüler üretmek için bana ilham kaynağı oldu. Böylece onlara gerçek hayattaki nesiller boyunca kullanıcının güzelliğini vurgulayan gözlük modellerini taktım. Yılların deneyimiyle rafine edilen asetatla laminasyon tekniği, Funk’ın gözlük üretiminde en güzel sanat eserlerini yaratmayı mümkün kılıyor. Çiçekler, tohumlar, tüyler, ipek ve çok daha fazlası ile benzersiz parçalar oluşturduk ve gözlük imalathanesinde biriken kesikler atılmıyor, küpe veya kolye haline getiriliyor. Hammaddeden bitmiş gözlüğe, hepsi tek bir atölyeden sunuluyor.

Kaynak: Favrspecs

Temmuz 2023

Ray-Ban “Genuine Since” ile Özgün Hissettiriyor

Siz de Hayatı Kutlayın

Ray-Ban logosunu tamamlayan Genuine Since 1937 ifadesi, gerçek benliğinize bürünüp, kendinize has hissettiğiniz anlara gönderme yapan Genuine Since kampanyasına ilham oluyor. Sezona ilham veren kampanya, Galataport İstanbul’da düzenlenen özel bir davetle Ray-Ban tutkunlarına tanıtıldı.


Ray-Ban logosunu tamamlayan Genuine Since 1937 ifadesi, gerçek özünüzü keşfettiğiniz ilk ana gönderme yapan Genuine Since kampanyasına ilham oluyor. Dikkat çekici bir değişim ile daha cesur hale bürünen Ray-Ban “Genuine Since” kampanyası Galataport İstanbul’da düzenlenen özel bir davetle tanıtıldı. Kampanya kapsamında Eda Gürkaynak ve Umut Eker’in özgün hissettiği ilk anlardan ilham alarak çektikleri videolar ise davetlilerle birlikte ilk kez etkinlikte izlendi. En cesur, en özgün ve en zamansız anlardan ilham alan video içerikler misafirlerden de tam not aldı. Dünyanın orijinal trend belirleyicisi Ray-Ban’in sezonun en özgün kampanyası “Genuine Since” etkinliğine Eda Gürkaynak ve Umut Eker’in yanı sıra Birkan Sokullu, Didem Soydan, Fırat Çelik, Engin Hepileri, Uğur Kurul, Belgin Şimşek de katıldı. Etkinlikte Ray-Ban’in ilk özgün olduğu an, yani 1937’de lansmanı yapılan Aviator modelinden başlayarak çığır açan içbükey cam tasarımına sahip en yeni koleksiyonu Reverse misafirlerin beğenisine sunuldu.

İkonik Silüetleri Mega Trendine Uyarlıyor
Dikkat çekici bir değişim ile daha cesur hale bürünen Ray-Ban, en ikonik siluetlerinden bazılarını Mega trendine uyarlıyor. Özgünlüğün simgesi olan ikonik Clubmaster, dikkat çekici kaş hattı ve retro stiliyle 80’lere damgasını vurmuştu. Clubmaster, öz güvenli duruşu sayesinde yıllarca ünlü düşünürler ve vizyonerlerin favori modeli oldu. Diğer yandan 1952’den beri ikonik tarzın simgesi haline Wayfarer yıllar içerisinde her şeye meydan okuyan ruhu ile ünlendi. 60’ların rock devriminden 80’lerin sanat sahnesine ve 90’ların hip hop kültürünün zirvesine kadar hep ön planda olan Wayfarer bugün de o zamanlar olduğu gibi alışılmışın dışına çıkmayı başarıyor. Dikkat çekici siluete bürünen bu iki modelin Mega versiyonları, zamansız çekiciliğinden ödün vermeden, cesur bir bakış açısıyla sınırları zorluyor. Kalın asetat çerçevelere eşlik eden geniş saplar ikonik geçmişi havalı ve cesur bir şekilde yorumluyor.

Reverse Serisine Devrimsel Cam
Ray-Ban on yıllardır keşfedilmemişin peşinde gitme cesaretini bir kez daha gösteriyor. Ray-Ban, bu daimi meraktan aldığı güç ile yeni Reverse koleksiyonunda gözlük tasarımlarını adeta kendi ekseni etrafında döndürüyor. Gelişmiş mühendislik eseri olarak ortaya çıkan bu lensler, yenilikçi teknolojisi sayesinde geleneksel dışbükey şekilden içbükey şekle evriliyor. Sonuncunda da hem refraktif, astigmatik ve prizmatik kapasitesini hem de çözünürlük gücünü optimize eden ezber bozan imza bir tasarım ortaya çıkıyor. Ergonomik çerçeve tasarımları ile geliştirilen Ray-Ban Reverse Aviator, Wayfarer, Caravan ve Boyfriend modelleri elmacık kemiklerini ortaya çıkartarak her yüz şekline uyum sağlıyor ve havalı bir duruş sağlıyor. Doğayı düşünerek tasarlanan koleksiyonda; %41 biyo bazlı karbon içeriğine sahip biyo bazlı camlar, %67 biyo bazlı karbon içeriğine sahip biyo bazlı asetat çerçeveler ve %100 geri dönüştürülmüş kutu, kart ve temizleme bezi dahil olmak üzere bir dizi alternatif malzeme kullanılıyor.

Temmuz 2023

Ray-Ban Reverse Koleksiyonunu Sunar

Amerikan pilotlarının 1930’ların başında yüksekteki ışık yansımalarının engellemesi amacıyla Aviator modeliyle doğan Ray-Ban, tıpkı geride bıraktığı on yıllarda gösterdiği gibi günümüzde de keşfedilmemişin peşinde gitme cesaretini bir kez daha gösteriyor. Ray-Ban’in klasikleşen dört güneş gözlüğü modeli olağanüstü içbükey lens tasarımına adını veren “Reverse Lens” teknolojisiyle karşımıza çıkıyor. Daha önce hiç karşılaşılmayan yenilikçi lens teknolojisine sahip Ray-Ban Reverse koleksiyonunun kampanya yüzü ise ünlü süper model Vittoria Ceretti oldu. Gelişmiş mühendislik eseri olarak ortaya çıkan lensler, yenilikçi teknolojisi sayesinde geleneksel dışbükey şekilden içbükey şekle evriliyor. Yüksek performanslı parlama önleyici kaplama ile tamamlanan uyumlu lens tasarımı, insan gözünün en çok hassasiyet gösterdiği dalga boylarındaki yansımaları yüzde yetmişe varan oranda azaltacak şekilde tasarlandı. Bu yeniliğin öncüsü niteliğindeki dört ikonik stil, avangart bir yaklaşımla klasik tasarım tanımını adeta ters yüz ediyor. İlk olarak 1937’de ABD’de görev yapan pilotlar için tasarlanan zamansız klasik model Aviator tarzıyla her döneme uyum sağlıyor. Yeni koleksiyonda ise rahatlık ve ikonik tarzı bir araya getiren metal çerçeveli Aviator’ın ikonik hatları Reverse içbükey lensler ile yenilenerek karşımıza çıkıyor. Altın ve gümüş metal çerçeve seçeneklerine ek olarak pembe altın, antrasit ve siyah metal seçenekleri de bulunuyor. Altmışların Rock devriminden 90’ların Hip-Hop kültürüne kadar sayısız kültürel akıma dahil olan orijinal Wayfarer, markanın ikonik ruhunun en net ifade biçimlerinden biri. Reverse tasarımı ile birlikte sahnelere dönen model, klasik renklere ek olarak koyu mavi, kırmızı ve grafit tonlarıyla sunuluyor. 1957’den bu yana oldukça popüler olan Caravan da yeni Reverse lensleri ile geliyor. Altın ve gümüş klasik renklerine ek olarak pembe altın, antrasit ve siyah tonları da mevcut. Geniş hatlara sahip Boyfriend ise göz alıcı içbükey lenslerle yenileniyor. Klasik renklerine ek transparan renk seçenekleri ile birlikte tasarlanan model Ray-Ban tutkunlarının günlük stilini üst düzeye taşımak için tasarlandı.

Temmuz 2023

Optist Optik Ürünler

Optist Optik Ürünler

İşlevsel Tasarımlar

“Silmo İstanbul’un yerli markaların yakın pazarlara ihracatına katkı sağlamasının yanında, geniş satış ekibi olmayan bizim gibi firmaların markalarını/ürünlerini tanıtması ve network kurabilmesi anlamında da çok faydalı bir organizasyon olduğunu düşünüyoruz.”

Merhaba Cenk Bey, öncelikli olarak bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Uzun yıllardır bu sektörde çalışıyorsunuz. Sektöre giriş hikayenizden bahsedebilir misiniz? Optist Optik Ürünleri kurmaya nasıl karar verdiniz?
Üniversiteden mezun olduktan kısa bir süre sonra profesyonel iş hayatıma Luxottica İstanbul satış ekibinde başladım. Burada dokuz yıl çalıştıktan sonra kurumsal hayatın mizacıma çok uygun olmadığını anlayıp kendi işimi kurmaya karar verdim. Yıllar içerisinde edindiğim deneyimle 2011 yılının Kasım ayında Optist ismiyle kendi firmamı kurarak, sektördeki yolculuğumu sürdürmekteyim.

Slastik markasının patentli teknik özellikleri ve teknolojisinin ürün satışındaki avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Slastik fonksiyonel tasarımı gereği, ürün kullanılmadığı zamanlarda tüketicinin gözlüğü kaybetmeden boynunda taşıyabilmesine imkan sağlıyor. Tüketicinin kullanmak istediğinde gözlüğü tek tık ile takabilmesi de Slastik tasarımlarını tercih etme sebepleri arasında yer alıyor. Bu bizim için satışlarımızda büyük bir avantaj sağlıyor. Biyo-bazlı malzemelerle yani üretimde yenilenebilir malzemelerin kullanılıyor olması da satışlarımızda bizlere avantaj sunuyor. Diğer taraftan önceki yıllarda piyasada yerli ve Çin üretimi imitasyon çok fazla ürün vardı. Bu durum maalesef Slastik’in patentli teknik özelliklerinin kopyalanarak patentinin ihlaline sebep oluyor ve satış anlamında dezavantaj yaratıyordu. Marka sahibinin yıllardır faydalı buluş patent ihlaline karşı Çin’deki çok büyük üreticiler dahil tüm dünyada sürdürdüğü yasal mücadele sayesinde bu durum Slastik’in lehine dönmeye başladı ve sektörde son yıllarda rakipsiz olması gibi yeni bir durum sağladı. Slastik’in teknik özellikleri dünyada bir rakibi olmamasını sağlıyor; ancak bunu sağlayan ürünün faydalı buluş patenti ve bu patent için gereken ve sürekli devam eden Ar-Ge çalışmalarıdır. Ar-Ge çalışmaları sebebiyle ürün maliyetleri diğer gözlüklere göre daha fazla oluyor bu da ürünün fiyat anlamında Türkiye koşullarında geniş bir tüketiciye hitap etmesini zorlaştırıyor. Bir diğer dezavantaj ise Slastik’in ilk yıllarında piyasada olan diğer markanın sadece yakın gözlüğü olması idi. Bu durum da Slastik’in gelişmesi ve yaygınlaşması esnasında Slastik’in de sadece yakın gözlüğü gibi algılanmasına sebep oldu. Oysa ki Slastik’in sadece yakın değil uzak gözlüğü modelleri de bulunuyor. Bu ürünlerin satış grafiği azımsanamayacak seviyede olmasına rağmen bu konuda çoğu optisyen direnç gösteriyor ve bu da bir dezavantaj oluyor.

Slastik markasının üretilirken kullanılan malzemelerin özelliklerinden ve üretimin teknolojisinden söz edebilir misiniz?
Slastik birçok sektörde trend olmaya başlayan sürdürülebilirlik konusuna özel önem veren ve bu konuda proaktif davranarak önceden aksiyona geçen vizyoner firmalardan birisidir. Devamlı geliştirmeye dayalı Ar-Ge çalışmalarını yaparken de yıllardır bu hususu göz önünde bulunduruyor. Önce gözlüklerin üretiminde biyo-bazlı diye tabir ettiğimiz bitkisel bazlı bir malzeme olan Rilsan® Clear G850’yi kullanarak çevre dostu ürünler üretmeye başladı. Bu malzeme ürün için oldukça esnek bir yapıyla yüksek performans sağlamanın yanı sıra, daha düşük karbon ayak izi salınımına olanak sağlıyor. Marka, bir süredir de gözlük kılıfları ve gözlük saklama poşetleri dahil tüm yan malzemelerin üretiminde geri dönüştürülmüş malzemeler kullanmaya çalışarak çevre dostu kimliğini geliştirmeye devam ediyor.

Biraz da Slastik gözlüklerinin yeni tasarımlarımdan bahsedelim. Özel bir teknoloji ve teknik ile üretilen koleksiyonlarında farklı tasarımlar uygulamak zor oluyor mu?
Koleksiyonlar İspanya’da tasarlandığı için biz tasarım sürecine dahil olmasak da marka sahibiyle tasarım anlamında fikir alışverişinde bulunduğumuz dönemler oluyor. Genel olarak farklı tasarımlar uygulamak zor olmasa da marka daha zamansız tasarımlar üzerine yoğunlaşıyor. Koleksiyona yeni modeller eklense bile markanın her yıl yeni koleksiyon yaratmak gibi bir hedefi yok. Onun yerine modellerde renk yelpazesini sürekli geliştirmeyi tercih ediyor.

Slastik markası birkaç yıl önce Türkiye’de bazı üretici firma ve bayilere taklitlerinin yapılıyor ve satılıyor olması sebebiyle dava açmıştı. Bununla ilgili süreçte üstlendiğiniz rolden bahseder misiniz, dava nasıl devam ediyor?
Aslında bu süreçte bizim aldığımız bir rol yok. Daha önce belirttiğim gibi marka sahibi, yıllardır Çin’deki en büyük imitasyon gözlük üreticisi dahil dünyanın birçok ülkesinde Slastik patentlerini ihlal eden üretici ve satıcılara karşı davalar açıyordu. Bilinenin aksine Türkiye’deki ilk davalar da aslında 2014-2015 yıllarında açıldı ve Slastik lehine sonuçlandı. Son yıllarda bu konunun sektörde bilinirliğinin artmasının sebebi, marka sahibinin özellikle patent hakları konusunda uzmanlaşmış yeni bir avukatlık firmasıyla anlaşmasıdır. Bildiğimiz kadarıyla, bu yeni avukatlık firması marka sahibinin vekaletini alır almaz çok hızlı bir şekilde harekete geçerek, imitasyon ürün satıcıları ve üreticilerini araştırdı ve yasalar kapsamında süreçleri başlattı. Dediğim gibi bizim bu süreçte hiçbir dahlimiz yoktu, ancak olabilecek her türlü kanaldan konunun taraflarını bilgilendirmek için elimizden geleni yaptık. Şu an imitasyon ürün satışı yapan bazı optisyenlik müesseselerine dava açıldığını ve davaların devam ettiğini biliyoruz.

Optist Optik Ürünler olarak kendi markanızı yarattığınızı biliyoruz. Blue-Coral ile yolculuğunuz nasıl gidiyor? Tasarımlar için ilham kaynağınız neler? Markanın üretimini Türkiye’de mi yapıyorsunuz?
Kendi markamızı yaratmak uzun zamandır hayalimdi ve sonunda bu yıl üretime geçtik. Ürünlerimiz İtalya’da asetat malzemeden üretiliyor. Markamızın ilk koleksiyonunu yaratırken sektörde açık olduğunu düşündüğümüz orta ve üst segment yakın gözlüğü ürün tipini tercih ettik. Türkçede Mavi Mercan anlamına gelen BlueCoral ismini seçerken ise deniz temasını ön plana aldık. Dört modelle başlangıcını yaptığımız koleksiyonumuzda model isimlerini de deniz temasını göz önünde bulundurarak belirledik. Dört modelle başlamamıza rağmen renk skalasını oldukça geniş tuttuk. Bundan sonra kendi markamıza yatırım yapmaya devam edeceğiz. Ürünlerimizi piyasaya sunma aşamasındayız bundan sonraki adımımız yeni tasarımlarla koleksiyonumuzu çeşitlendirmek olacak.

Uzun yıllardır Silmo İstanbul Optik fuarında yer alan bir firma olarak fuar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Silmo İstanbul’un size ve sektöre katkılarını nasıl yorumlarsınız?
Geniş satış ekibimiz olmadığı için fuarlarda varlığımızı göstermek bizim için oldukça önemli. Satış ekibi kurma maliyeti yerine modern alışveriş trendleri kapsamında online bayi portalımıza yatırım yapmayı ve Silmo İstanbul Optik Fuarında Türkiye çapında optisyenlere ulaşmayı ve markalarımızı tanıtmayı tercih ediyoruz. Bu sayede bayilerimize sunduğumuz satış fiyatlarımızı geriye çekebilmeye çalışıyoruz. Optist Optik Ürünler olarak başlangıcından beri Silmo İstanbul Optik Fuarında yer almaktan çok mutluyuz. Tüm fuar sürecinde sizlerin enerjisinin, daima sorun çözücü ve pozitif yaklaşımının sektör için eşi görülmeyen bir sinerji yarattığını düşünüyoruz. Uluslararası bir fuar olmasının yerli markaların yakın pazarlara ihracatına katkı sağlamasının yanında, Silmo İstanbul’un geniş satış ekibi olmayan bizim gibi firmaların markalarını/ürünlerini tanıtması, sektördeki gelişmeleri takip edebilmesi ve network kurabilmesi anlamında da çok faydalı bir organizasyon olduğunu düşünüyoruz.

Ağustos 2023

Kuru Göze Çare: Işık Maskesi

Kuru göz hastalıkları artık kısa süreli yoğunlaştırılmış ışık atışları uygulanıp sonrasında 10-15 dakida süren ışık maskereri ile tedavi edilebiliyor.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pek çok insanı etkileyen kuru göz hastalıklarının tedavisinde, suni gözyaşı gibi klasik yöntemlerin dışında yeni bir yöntem devreye girdi. Göz Hastalıkları uzmanı Op. Dr. Umut Altuner, bu yeni yöntem IPL (intens pulse light) tedavisi ile ışığın ısı ve antioksidan etkisinden yararlanıldığını belirtti. 15 dakika boyunca göze Işık Maskesi yapıldığını ve gözün kendi gözyaşı üretim sisteminin daha düzgün çalışmasının sağlandığını bildiren Altuner şunları söyledi: “Bazı göz, kapak ve immünolojik hastalıklar, gözyaşının yapısını bozarak, kuru göz hastalığının oluşmasına sebep oluyor. Ayrıca kapalı ofis ortamları ve ekrana uzun süre bakmak, gözyaşının buharlaşmasını artırarak, gözyaşının bozulmasına katkı yapıyor. Kurugöz hastalığı gözde yanma, batma, ışık hassasiyeti, yorgunluk hissi, ekranlı araç kullanımında konforsuzluk gibi rahatsız edici birçok şikâyet ile kendisini gösterebiliyor.”

Gözyaşı Üretimi Düzeliyor
Hastalığın şiddeti ve sebebine göre tedavi seçeneklerinin değişebildiğini söyleyen Op. Dr. Altuner yeni tedavi hakkında “IPL ve maske tedavisi ise kronik blefarit hastalarında ve bunun sebep olduğu kurugöz hastalarının tedavisinde kullanılan yeni bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor. Bu tedavide ışığın ısı etkisi ve antioksidan etkisinden faydalanılıyor. Isı etkisi ile yağ bezlerinin kanalları açılıp, akışkanlığı artırılırken gözyaşının en önemli tabakası olan yağlı tabaka tekrar oluşturulmuş oluyor. Böylelikle gözün kendi Gözyaşı Üretim sisteminin daha düzgün çalışması sağlanıyor. Göz çevresine ve kapaklara, ardışık 5 noktaya kısa süreli yoğunlaştırılmış ışık atışları uygulanıyor. Bu sırada göz özel gözlükler ile korunuyor. Sonrasında 10-15 dakika süren ışık maskeleri ile tedaviye devam ediliyor” dedi.

Temmuz 2023

Akdere Optik

AKDERE OPTİK
İhtiyaçlara Cevap

“Optik endüstrisi profesyonellerinden biri olarak Silmo İstanbul’a katıldığımda yine çok kalabalık, yine çok heyecan dolu bir atmosferde alışveriş yapma şansı yakaladığım için büyük mutluluk duydum.”

Merhaba Davut Bey. Öncelikle kendinizi biraz tanıtarak, optik sektörü ile yolunuzun nasıl kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?
Merhaba ben Davut Akdere. İstanbul’un Başakşehir semtinde yer alan Akdere Optik’in mağaza sahibi ve mesul müdürüyüm. 2015’de Aydın Üniversitesi Optisyenlik bölümünden mezun oldum ve o günden beri sektörde yer almaktayım. Aile büyüklerimin yıllardır sağlık sektöründe hizmet vermekte olmaları sebebiyle, onların yönlendirmesiyle tercihimi bu yönde yaptım.

Mağazanızı açmaya nasıl karar verdiniz? Mağazanızı hangi vizyon ve hedeflerle açtığınızdan bahsedebilir misiniz?
Bir optik mağaza açma niyetindeydik ve bu sırada Kayaşehir’de bölgenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek optik mağazasının olmadığını keşfettik. Bu nedenle pandemiden sonra daha önce yatırımını yaptığımız dükkanımızı bölgenin ihtiyaçlarına ve taleplerine göre hizmet edebilmek amacıyla açtık. Kaliteli ürün, kaliteli hizmet, dürüstlük ve samimiyet bizi biz yapan unsurlar. Müşterilerimiz bizim misafirlerimizdir, dolayısıyla misafire nasıl hürmet edilmesi gerekiyorsa mağazamıza gelen müşterilere o hürmeti gösteriyoruz. Müşteri memnuniyetini en büyük kazancımız olarak görüyoruz.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz? Satışını yapacağınız optik ve güneş gözlüğü markalarını neleri göz önüne alarak seçiyorsunuz?
Hemen hemen her tarz ve her segmentten ürün bulunduruyoruz. Mağazamıza uğrayan herkesi memnun edebilmek adına halihazırda oldukça geniş bir koleksiyonu bulunduruyoruz. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki farklı ve marka ürünler ne kadar çoksa satışlar da o doğrultuda yüksek oluyor. Her geçen gün yeni bir dünya markası ile anlaşma yapmaktayız. Optik ve güneş gözlüklerinde seçimlerimizi müşterilerimizin taleplerini göz önünde bulundurarak yapmaya gayret gösteriyoruz. Çünkü moda ve trendler her ne kadar önemli unsurlar olsalar da, müşterilerimizin neye ihtiyaç duyduğu veya neyi talep ettiği bizim için öncelikli sırada geliyor.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir?
En çok satışı olan optik markalarımız arasında Mykita, Silhoutte, Chopard, Bvlgari, Vycoz, Furla, Lacoste ve Salvore Ferragamo yer alıyor. Güneş gözlüğü olarak da Serengeti, Mykita, Bvlgari, Chopard, Gucci, Balenciaga, Bottega Veneta, Tom Ford, Prada, Miu Miu, Versace,  Salvatore Ferragamo, Lanvin ve diğer dünya markalarının satışlarını yapıyoruz.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Bizim bölgemizde yabancı müşterilerimiz oldukça fazla ve yabancı müşterilerimiz desinger markalara çok fazla rağbet göstermiyor. Fakat designer markalara talepleri olan müşterilerimde yok değil. O yüzden designer markaların ürünlerini de yakından takıp ediyor ve çok fazla sayıda olmamakla beraber mağazamızda bulundurmaya gayret ediyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış sonrası hizmet bizim için satış kadar önemli bir konudur. Satış yaparken her müşterimize satış sonrası için bilgilendirme yapıyor en küçüklüğünden en büyüğüne kadar bütün problemleri önemsiyor ve yardımcı oluyoruz.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Kampanyalarımızı sosyal medya hesaplarımız ve mağaza içine astığımız broşürlerle müşterilerimizin bilgisine sunmaktayız. Bu yöntemler müşterilerimizin mağazamızdaki yeniliklerden ve kampanyalardan haberdar olmaları için yeterli oluyor.

Bir optik mağazanın vitrin düzeni ve iç tasarımını sizce satışlarda nasıl bir rol oynuyor? Siz bu unsurları hazırlarken nelere dikkat ettiniz?
Vitrin bir mağazanın özetidir, içerisi hakkında bilgi vermelidir. Sezona, özel günlere göre ve belli aralıklarla revize edilmelidir. Biz de bu doğrultuda vitrinimizin dekorasyonuna büyük önem veriyoruz.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Ürünlerin satış fiyatlarını hemen hemen bütün firmalar bizlerle paylaşıyor. Buna dikkat ederek satış yapmak gerektiğini düşünüyorum. Akdere Optik olarak bu konuya çok hassas yaklaşıyoruz. Şöyle de bir konu var ki müşterilerden duyduğumuz ve internette gördüğümüz fiyatlar maalesef bizleri üzmekte. Bunun önüne geçmek içinde firmaların bu konuda yaptırım uygulamalarını dilerim.

Sektöre hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının artırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Her geçen gün gözlük bilincinin çoğaldığını gözlemliyorum. Eskiden sadece bizler anlatırken, artık bilinçli ne istediğini bilen kullanıcıların olduğunu görmek çok umut verici. Biz optisyenler olarak cam özelliklerini sıkılmadan anlatmamız gerekiyor amaca göre cam ve gözlük önerimi yapmalıyız.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet, yakından takip ediyor ve ilgileniyoruz. Sektörel gelişmeleri, teknolojik inovasyonları, trendleri, dünya markalarına ait en yeni koleksiyonları ve tüm yenilikleri bu fuarlar aracılığıyla görüyor ve mesleğimiz için heyecanlanıyoruz.

17-20 Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Optik endüstrisi profesyonellerinden biri olarak Silmo İstanbul’a katıldığımda yine çok kalabalık, yine çok heyecan dolu bir atmosferde alışveriş yapma şansı yakaladığım için büyük mutluluk duydum. Perakendecileri, diğer profesyonellerle buluşturan bu harika etkinliğin onuncu yıldönümünü kutlayacağı 2023 edisyonunu sabırsızlıkla bekliyoruz.

2023 yılı itibarıyla dijital ortamda yayınlanmaya başlayan 4 your eyes ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Çağa ayak uydurma adına çok güzel ve mantıklı bir karar olduğunu düşünüyorum. Artık 4 your eyes’ın her sayısı bir tık mesafe uzağımızda. Dijital yayına geçişinizden sonra dergiyi çok daha detaylı okuduğumu fark ediyorum. Röportaj için teşekkür eder, başarınızın katlanarak çoğalmasını dilerim.

Temmuz 2023

Jennifer Lawrence

Jennifer Lawrence

Alaia

Sosyete dergilerinde ve sosyal medyada sokak stili tercihleri yüzünden olumsuz eleştiriler alan dünyaca ünlü Hollywood oyuncusu Jennifer Lawrence, serin bir New York öğleden sonrasında menajeriyle görüşme yapmak üzere ünlü bir restorana doğru yürürken görüntülenmiş. Ünlü oyuncu, trençkot ve jeans seçerek sportif rahat bir stil seçmiş. Güneş gözlüğü is havalı bir Alaia.

Temmuz 2023

Bella Hadid

Bella Hadid

Oakley

Magazin basının sürekli takip ettiği güzeller güzeli top model Bella Hadid, bu kez günlük sokak stiliyle yürüyüş yaparken karşımıza çıkıyor. Bella Hadid yaz sıcaklarına uyumlu beyaz spor pantolonun üzerine bel dekoltesi olan uzun kollu bir tişört giymiş. Modele örgülü saçları ve Oakley güneş gözlüğü çok yakışmış.

Temmuz 2023

Sinüzitin Kör Yapabilir

Sinüs boşluklarının çevresinde, göz ve beyin yer alıyor. Dolayısıyla sinüs  enfeksiyonu çevreye yayıldığında yüz kemiklerinde osteit denilen iltihaplanmalara, göze yayıldığında körlüğe kadar giden durumlar olabiliyor.

Burun çevresindeki kemiklerin içinde yer alan kemik boşluklarına sinüs adı verilir. Bu boşlukların iltihaplanmasına da sinüzit adı verilir. Burunun hemen yan taraflarındaki üst çene kemiğinin içinde bulunan ve sinüslerin en büyüğü olan sinüs maksiller sinüstür. Sinüslerin burun içine açılan bu küçük deliklerinin, herhangi bir sebep sonucu tıkanması ile sinüslerde enfeksiyon ve buna bağlı hastalık bulguları ortaya çıkar. Bu tıkanmanın nedeni; basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun uzaması olabileceği gibi burun alerjileri, burun içindeki kemik veya kıkırdak eğrilikleri, hatta burun içindeki et büyümeleri olabilir. Sinüsler, her kişide farklı boyutlarda olduklarından sesin tipinin oluşmasında görevleri olduğu gibi içleri hava ile dolu olduğundan kafanın ağırlığının da azaltılmasında da görevlidirler. Asıl önemli görevleri ise solunan havanın ısıtılıp nemlendirilmesi ve her gün belli oranda salgı yaparak havanın içindeki partikül ve zararlı organizmaların temizlenerek dışarı atılmasıdır.
Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Özcan Acuner, sinüzit konusunda uyarılarda bulunarak özellikle soğukta kalınmaması, saçların ıslak kalmamasının başlıca korunma yollarından biri olduğunu belirtti. Sinüzitin ilk ve en sık komplikasyonunun, iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklardan olduğuna dikkat çeken Dr. Acuner, alınacak tedbirlerle hastalıktan korunmanın mümkün olabileceğini belirtti.
Sinüzit Belirtileri
Sinüzit belirtileri hakkında uyarılarda bulunan Dr. Acuner, sözlerine şöyle devam etti: “Sinüzit genel olarak akut ve kronik (müzmin) olarak ikiye ayrılır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit anlamına gelir. Uygun tedavi edildiğinde tamamen iyileşir. Ancak kronik sinüzit sinüslerde sürekli bir iltihap anlamına gelir ve tedavisi zordur. Akut ve kronik sinüzitin belirtileri birbirinden farklıdır. Akut sinüzitte hastayı en çok rahatsız eden şikayetlerden biri ağrıdır. Bu hangi sinüsün iltihaplandığına göre baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresinde ağrı şeklinde olur. Genellikle öne doğru eğilmekle ağrı artar. Yüzde, sinüse uyan bölgeye basmak veya vurmakla bu ağrı artar. Sinüzitin en yaygın belirtileri:

  • Burun tıkanıklığı,
  • Burun akıntısı,
  • Koku duyusunda azalma,
  • Geniz akıntısı,
  • Ateş,
  • Çene ve dişlerde ağrı,
  • Ağız kokusu,
  • Burun kanaması,
  • Yüzde şişme
  • Göz altlarında morarma

Yüzde şişlik ve göz altlarında morarma daha çok çocuklarda görülen bir bulgudur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen ataklar halinde oluşabilen akut dönemler yaşayabilirler.
Körlüğe Kadar Gidebilen Tehlike
İltihabın göz çukuru içine yayılmasının körlüğe neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Acuner, “Sinüzitin ilk ve en sık komplikasyonu, iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklarıdır. Böyle bir durumda ağrı göz içinde hissedilir. Gözde dışa doğru şişme ve göz etrafında morarma bulguları olabilir. Daha nadir komplikasyonlar; iltihabın beyin zarına veya beyin içine yayılarak abse oluşması, iltihabın sinüs içinde abseleşmesi ve kemik iltihabı sayılabilir. Bu tür durumlar oluştuğunda tedavi daha ciddi yapılmalıdır ve ilaç tedavisiyle birlikte ameliyat gerektirir. Hastaların sinüzit olmamak veya olunursa kolay tedavi edilebilmek için dikkat edebilecekleri birkaç şey vardır. Bunun için soğukta kalmamak, saçların ıslak kalmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanında dahi kalınmaması, alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer irritan maddelerden uzak kalınması gibi önlemler alınabilir. Üst solunum yollarının nezle veya grip gibi virütik enfeksiyonların da uzun sürmesi durumunda daha ciddi tedavilere baş vurmakta hastalığın uzayıp bir sinüs enfeksiyonuna dönmesini engelleyebilir” dedi.

Haziran 2023