Hoffmann Natural x Press Eyewear

Hoffmann Natural x Press Eyewear

Ortak Tutkudan Doğan Güçlü İşbirliği

Doğal bufalo boynuzuna ortak tutkuyla başlayan Hoffmann Natural ve Press Eyewear işbirliği, sektörel birlikteliklerin gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

Almanya’nın Eifel bölgesinden premium marka Hoffmann Natural Eyewear, 1978 yılından bu yana bufalo boynuzunun öncüsü olarak bu doğal ve sürdürülebilir malzemenin farklı ve üstün yönlerini benzersiz koleksiyonlarıyla gözler önüne seriyor. Hoffmann’da cesur formlara, modern renk paletlerine, çağdaş ve özgün tasarımlara dönüşebilen bu doğal malzeme, gerçek gücünü markanın gözlük tutkusundan ve üstün işçilik hassasiyetinden alıyor. Hoffmann atölyesi 2024 yılından itibaren artık yalnızca kendi koleksiyonlarını üretmekle kalmıyor; Robert Marc NYC ve Morgenthal Frederics gibi ikonik markalardaki 20 yılı aşkın deneyimiyle Amerikan gözlük tasarımına yön veren Jeff Press ile de giderek güçlenen bir işbirliği yapıyor. Gözlüklere ve özellikle doğal bufalo boynuzuna ortak tutkunun okyanus aşan bir işbirliğine nasıl dönüştüğü hakkında Hoffmann Natural Eyewear Sahibi Wolfgang Thelen ve Press Eyewear Kurucusu ve Kreatif Direktörü Jeff Press ile gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

Merhaba Wolfgang ve Jeff. İlk olarak ne zaman ve nerede tanıştığınızdan bahseder misiniz?
Wolfgang: Merhaba, Jeff ile tanışmamız 2002 yılına kadar uzanıyor. Köklü lüks gözlük markası Morgenthal Frederics’ın Kurucusu Richard Morgenthal ile birlikte Eifel’deki atölyemize ziyarete gelmişlerdi. 2002 yılı benim için hem kızımın doğum yılı oluşu hem de aynı zamanda Jeff ile ikimizi de heyecanlandıran ilk kreatif proje ortaklıklarımızın başlangıç yılı olması bakımından önemli bir dönemdir.

Jeff: Evet, 2002 yılı benim için de önemli bir dönüm noktasıdır. Almanya’daki bu geleneksel gözlük yapım atölyesine ilk gelişimdi ve uzun süredir sektörde olsam da ilham dolu, yeni dostlukların kurulduğu bu ziyaret sonrası yepyeni bir dönemin başlayacağının heyecanını hissetmiştim.

Jeff, gözlük sektöründe uzun süredir yer alıyorsunuz. 2024’te kendi markanız Press Eyewear’i kurdunuz. Sizi bu adıma yönlendiren neydi?
Jeff: Bu adımı atmak için artık doğru zamanın geldiğini hissettim. Bir buçuk yaşından itibaren gözlük kullanması gereken biriydim ancak 23 yaşına kadar bu mesleğin içerisinde olacağımı hiç düşünmemiştim. 1998 yılında optik endüstrinin ikonik ismi Robert Marc’ın mağazasında satışçı olarak başlayan yolculuğum beni kendi markama kadar getirdi ve gözlük tarihini özellikle de 90’ları hep etkileyici bulmuşumdur. Ben de markamı bu döneme çağdaş ve çok boyutlu bir bakış açısıyla yaklaşmak için geniş bir fırsat olarak gördüm. Çıkış noktam; otomotiv tasarımı, mücevher tasarımı, müzik ve moda ikonları gibi çok farklı ilham kaynaklarından beslenen bir gözlük markası yaratmak oldu ancak her şeyin merkezinde malzeme durmalıydı. Tüm tasarımlarımızda malzeme yıldız olmalıydı çünkü ancak bu sayede her parça kendine özgü, organik bir akışa sahip olabilirdi.

Press Eyewear New York merkezli. Sizce markanız özünde şehrin tipik ruhunu ve enerjisini taşıyor mu?
Jeff: New York öyle dinamik bir yer ki, farklı stillerin karışımı her zaman açık bir kapı bırakıyor. Ben uzun süredir New York’ta çalışıyorum ve tasarlamak, ilham almak için bu şehri her zaman yeni ve canlı bir fırsat olarak gördüm. Dünyadaki birçok yerden ilham alan ama doğduğu şehirden de izler taşıyan bir marka yaratmak istedim. New York’un çok kültürlü yapısı beni her zaman cezbetti; bu yüzden tüm müşteri profillerine hitap eden, farklı beklentileri karşılayabilen ürünler tasarlamayı seviyorum.

Press Eyewear’in doğal boynuz serileri için ortak çalışıyorsunuz. İşbirliğinizin nasıl geliştiğinden bahseder misiniz?
Jeff: Benim için gözlük tasarımı en iyi malzemeler ve en üst el işçiliğiyle başlar. Boynuz gibi doğal ve seçkin bir malzemeyle çalışabilmek istiyordum ve bu alandaki eşsiz, çevre dostu ve vizyoner üretim sürecini Hoffmann’da buldum. Wolfgang ve ekibinin hammadde ve üretim desteğiyle Morgenthal Frederics için ABD’nin ilk bufalo boynuzundan gözlük koleksiyonunu 2006’da tasarlamamdan bu yana yani 20 yıldır bir aradayız. Açıkçası Press Eyewear’ın boynuz serileri için başkasıyla çalışmak aklımın ucundan bile geçmedi.

Wolfgang: Bizim için de anlamlı bir işbirliğidir. Jeff’in vizyonu doğal gözlük literatürümüzde yeni bir boyut açtı. Bufalo boynuzu işindeki uzmanlığımızı Jeff’in yaratıcı yaklaşımı ile birleştirmek her seferinde gerçekten heyecan verici bir sinerji yaratıyor.

Wolfgang, siz boynuz çerçevelerde bir öncüsünüz. Bu doğal malzemeyi sizin için özel kılan nedir?
Wolfgang: Aslında bufalo boynuzu gözlük üretiminde kullanılan en eski malzemelerden biridir.  Hafif, dayanıklı, estetik, hipoalerjenik ve sürdürülebilir oluşu gibi özellikleri bizi her zaman cezbetti. Ton çeşitliliği inanılmaz; farklı doğal boynuz tonlarını ve bitki bazlı renklendirilmiş boynuz plakalarını birleştirerek ilk 24 yılımızda 500’ü aşkın farklı gölgeye ulaştık. His ve dokunuş da dahil olmak üzere diğer malzemelerle karşılaştırmak bizim için zor.

Jeff, siz de bufalo boynuzuna tutkun bir tasarımcınız. Peki bu doğal malzeme sizin için ne ifade ediyor?
Jeff: Başından beri, doğal bufalo boynuzunun güzelliği beni büyülemiştir. Bu malzemeyle her çerçeve kendi karakterini barındırıyor ve yüzle birleşerek gözlüğün en üst formu haline geliyor. Press’te birlikte çalıştığım tasarımcı arkadaşım Riya Mehta bana hep “boynuzla tasarım geliştirmek senin mutluluk alanın” der. Ben de insanların gözlüklerinden, hayatlarındaki diğer değerli objelerle olan aynı heyecanı duymalarını istiyorum.

Wolfgang, şimdi Press’in tüm serilerini DACH bölgesinde siz pazarlıyorsunuz. Bu ortaklığınızın süreceğini de gösteriyor diyebilir miyiz?
Wolfgang: Başından beri Press’in doğal boynuz dünyamıza yeni bir boyut, bambaşka bir derinlik kazandıracağına inanıyorduk. Bu sebeple hiç tereddüt yaşamadık ve evet aramızda 20 yıla uzanan bu dostluk ve işbirliğinin güçlenerek süreceğinin garantisini verebiliriz.

Kaynak: Spectr

Kasım 2025

Galaxy Optik

GALAXY OPTİK

Kurumsal Duruşuyla Güven Kazanıyor

“Gelişen ve değişen optik dünyasına hızla ve efektif bir şekilde ayak uyduran Silmo İstanbul; Türkiye ve bölge pazarların nabzını tutuyor.”

Röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım. Kendinizden bahsederek, optik sektörüyle tanışma hikayenizi paylaşır mısınız?
Fatih Aslan: İlk olarak saat ve optik mağazasında 1996 yılında başlayan serüvenimiz, 2010 yılında kardeşimin de katılımıyla bizi bugünlere getirdi. Tabii ki bu süreç kolay olmadı. Zamanla sektörel bazlı ve ekonomik problemlerle karşılaştık ancak hedeflerimizden şaşmadan, emin adımlarla ve doğru zamanlarda yatırım yaparak daha ileriye gitmek adına kararlar aldık ve uyguladık. Sektörde uzun seneler boyunca işin mutfağı olan atölyede, sonrasında ise satış ve tedarik kısmında yer aldım. Sektördeki eksik yönlerimizi geliştirerek, bugünkü kurumsallığın aslında altyapısını hazırlamış oldum. Kardeşimin 2006 yılında kurumsal mağazacılık sektörünün altyapısında yer almasını sağlayarak yetiştirdim ve askerliğini tamamlamasıyla onu 2010 yılında yanıma aldım.

Yusuf Aslan: Ağabeyimin de belirttiği gibi 2006 yılında onun yönlendirmesiyle 4 yıllık bir deneyimden sonra askerlik görevimi tamamladım. Aydın’ın Söke ilçesinde Ceylan Optik’in Kurucusu ağabeyimle 2010 yılında çalışmaya başladım. Bizde iş dağılımı iki bölümden oluşmaktadır. Ben şu anki mağazalarımızda işletmeci olarak görev yapmaktayım. Mağazalara ürün dağılımı, müşteri sonrası iletişim, departmanlar ve altyapıyla ilgili sorumluluk bana aittir.

Aydın, Söke’de 2008 yılında açtığınız ilk çarşı mağazanızla Galaxy Optik’in temelleri atıldı diyebilir miyiz? İlk mağazanın açılış süreci nasıldı?
Kesinlikle. Ceylan Optik’i açarken de sunacağımız hizmetlerle ilgili aynı vizyonu taşıyordum. Her zaman kurumsallıktan yana oldum; çünkü kurumsallık, müşterimize verdiğimiz önemi ve saygıyı gösterir. Sonuçta uzun yıllardır bu sektörde hizmet veriyoruz. Bu sebeple hiçbir zaman plansız, düzensiz, şeffaflık ve güven sunmayan bir çalışma sistemini benimsemedik. İşimizi ciddiyetle ve titizlikle yürütmek hem kendimize hem de müşterimize duyduğumuz saygının bir yansımasıdır.

Yusuf Bey’in dahil olmasıyla birlikte iş yapınız nasıl şekillendi? İki kardeş olarak çalışmanın avantajları ve zorlukları neler?
Tabii ki güçlenerek yolumuza devam ettik. Ben sektörde fuarları ve yatırımlarımızı takip ederken, kardeşim ise bizim için çok önemli olan ikili ilişkiler ve müşteri diyaloğu kısmında yer alarak bizi bugünlere taşıdı. Her bir adımı ortak akıl ve karşılıklı güvenle atarak markamızı sağlam temeller üzerine inşa ettik.

Ceylan Optik adıyla başlayan bu yolculuk, Kasım 2024’te Galaxy Optik AVM mağazası ile devam etti. Bu değişimin arka planını anlatır mısınız?
Öncelikle ilk günden bu yana doğru adımlarla ve hedeflediğimiz yüksek kalite ve güven odaklı yaklaşımdan şaşmadan ilerledik. Kasım 2024 Galaxy Optik adıyla AVM mağazası açtığımız tarih olmasının yanı sıra, içinde yer aldığımız AVM’nin hizmete açıldığı tarihtir. Haliyle henüz hizmete açılan bir AVM’deki ilk mağazalardan biri olacak olmamız bir risk demekti. Bu sebeple, bölgede yaşayan kitlenin profili, AVM’nin müşteri potansiyeli, bölgedeki optik mağazalar ve markaları tespit ve analiz ettik. Daha sonra Aydın içindeki çalışmalara baktık ve sektörde hedeflenen kitlenin eksik yönlerine göre şekillendik. Deneyim ve bilgi birimimiz ile bu riskin fırsata dönüşebileceğine karar verdik ve o günden beri güçlenerek hizmet vermeye devam ediyoruz.

Yeni AVM mağazanızın hedef kitlesi, konsepti ve iç tasarımı hakkında bilgi verir misiniz?
Galaxy Optik ile amacımız şehrimiz Aydın’da en üst segmentteki markalara yer vereceğimiz butik bir mağaza oluşturmaktı. Üst grup ürün ve markaların, görsel estetiği yüksek bir ortamda müşterilerimizle buluşmasını istedik. Butik mağazacılık konseptiyle hedef kitlemizdeki müşterilerin dünya markalarına kolayca ve güvenle erişmesini sağlamaktayız. Mağazamızın tasarımını da müşterilerimizin hızla meraklarını cezbedebilecek bir estetik anlayışla titizlikle şekillendirdik. Müşterilerimizin olumlu geri bildirimlerini alarak onlara yüksek kalitede hizmet sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Mağazalarınızda sadece üst segment ürünler mi yer alıyor? Satışını en çok yaptığınız optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri?
Açıkçası evet çoğunlukla üst segment ürünlere yer vermeyi tercih ediyoruz. Marka bazında seçici davranarak, güncel ve trend modellere yer vererek yolumuza devam ediyoruz. Birçok üst segment markaya mağazalarımızda kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Bizim için öncelik her zaman sağlık ve moda dengesini doğru kurmak oldu. Müşterilerimize hem şıklığı hem de göz sağlığını bir arada sunmayı hedefliyoruz.

Müşteri memnuniyeti konusunda öncelikleriniz nelerdir? Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz?
Mağazalarımıza ulaşarak bizden ürün seçmeye gelen her müşterimize istinasız ürünün detaylı tanıtımı ve kullanıma dair bilgileri açıklama konusunda optimum titizlik göstermekteyiz. Müşterilerimizin ürün seçerken bilinçli alışveriş yapmaları bizim için çok önemlidir. Sunacağımız seçenekler sadece onların ihtiyaçları ve zevklerine göre şekillenmelidir ilkesi ile hareket ediyoruz. Satış sonrası süreçte de sürdürülebilirlik sağlamak amacıyla büyük firmalarıyla çalışıyoruz. Müşterilerimizin satış sonrasında herhangi bir sorunla karşılaşması durumunu hiç istemediğimiz için öyle bir durumda hızlı çözümler üretmekteyiz. Çünkü müşteri velinimettir ilkesi en temel değerimizdir.

Sunduğunuz hizmetlerde sizi diğer optik mağazalardan ayıran en güçlü yönleriniz nelerdir?
Belirttiğim gibi 2008 yılında temellerini attığımızda kurumsallığı ön planda tuttuk ve ilk günden bu yana bu anlayışla yol aldık. İlk yıllarımızdan bugüne, dedelerden torunlarına kadar çok geniş bir yaş grubundaki müşterilerimize hizmet verdiğimizi görmek, bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Doğru iletişim ve doğru ürünlerle her yaştan müşterilerimize güven verdiğimizi görmek, işimizi tüm güncel zorluklara rağmen aynı motivasyonla yapmamızın kaynağıdır. Sürdürülebilir bir iş yapısı ve müşteri memnuniyeti odaklı anlayışımız sayesinde; her jenerasyona hitap edebilen, kalıcı güven hissi verebilen ve müşteri sadakatini kazanmış olarak büyümeye devam ediyoruz.

Son yıllarda değişen müşteri beklentilerine karşı hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Evet, müşteri algısı dijital çağda değişim gösterdi. Alacakları gözlükleri artık sadece optik mağazalarda görüp karar vermiyorlar. Özellikle dijital kanalları daha aktif kullanan genç jenerasyonun markalar hakkındaki bilgileri ve talepleri farklılaşmaya ve bilinçlenmeye başladı. Öte yandan sosyal medya hiç olmadığı kadar güçlü bir tanıtım aracına dönüştü. Bu sebeple Galaxy Optik olarak sosyal medya aracılığıyla öncelikli hedef kitlemizi belirliyor; tanıtım ve reklam çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu doğrultuda müşterilerimizle aynı dili konuşarak, onların beklentilerine uygun adımlar atıyor ve birlikte ilerliyoruz.

Silmo İstanbul Optik Fuarının optik endüstrisine katkıları hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Yurtdışında yıllardır düzenlenen küresel optik sektöründe öncü role sahip fuarlara ve mesleğimle ilgili tüm etkinliklere katılan biri olarak, yenilikler ve teknolojik gelişmeleri öğrenmek ve bunları çalışma arkadaşlarımla istişare edip işimize yansıtmak benim için çok önemlidir. Bu sebeple Silmo İstanbul Optik Fuarını da her yıl ziyaret etmek büyük bir heyecan anlamına geliyor. Çünkü Silmo İstanbul her yıl sunduğu yenilikler ve farklı bakış açılarıyla bizleri şaşırtmayı başarıyor. Gelişen ve değişen optik dünyasına hızla ve efektif bir şekilde ayak uyduran Silmo İstanbul; Türkiye ve bölge pazarların nabzını tutuyor. Silmo İstanbul’un optik sektörünün geleceğine yön vermek adına büyük önem taşıdığına inanıyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz?
Derginiz 4 your eyes’ın uzun yıllardır neredeyse okumadığımız sayısı yok diyebiliriz. Özenle seçilmiş güçlü içeriğinizde biz optik profesyonellerinin ihtiyacı olan her türlü bilgi, haber, yenilik, trendler ve teknolojileri işliyorsunuz. Markaların öz geçmişi, firmaların detayları ve yenilikçi adımlarıyla ilgili bilgiler sunarak aslında tüm optik profesyonellerine fırsat penceresi açıyorsunuz. Tüm ekibinizin başarılarının devamını dileriz.

Kasım 2025

Prm Group

PRM GROUP

Freesbee Kalitesini Türkiye’ye Ulaştırıyor

“Silmo İstanbul’daki eğitim oturumları ve network imkanları
sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.”

Merhaba Tankut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizden ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden bahseder misiniz?
Perakende ve distribütörlükte 30 yıla yaklaşan birikime sahibim. Kariyerimin ilk yıllarında denim ve moda kategorilerinde satış, pazarlama ve satış kanalı yönetimi rollerinde çalıştım; bu deneyim bana ürünün sadece tasarımıyla değil aynı zamanda doğru kanal, doğru fiyat ve doğru servis üçlemesiyle değer kazandığını öğretti. 2010’dan beri PRM Mağazacılık A.Ş. / PRM Group’ta yönetici olarak odağımı gözlük kategorisine kaydırdım. Optik sektörü disiplin, güven ve servis kalitesi gerektiriyor; bugün hem distribütörlük hem de perakende/e-ticaret deneyimini bir araya getirerek markalarımıza uzun vadeli bir büyüme zemini sunuyoruz. Eğitim odaklı saha yaklaşımı, veriyle karar alma ve sürdürülebilir stok yönetimi kişisel olarak önem verdiğim alanlardır.

PRM Group, optik sektöründe 15 yıldır faaliyet gösteriyor. Şirketinizin kuruluş hikayesini ve bugünkü konumunu kısaca anlatır mısınız?
PRM Group, 2010 yılında uluslararası markaları yerel dinamiklerle buluşturan, servis kalitesi yüksek bir distribütör vizyonuyla kuruldu. İlk günden itibaren tek seferlik satıştan ziyade, sahada süreklilik ve mağaza verimliliğini önceleyen bir iş modeli benimsedik. Bugün optik kanal odaklı dağıtım ağımız; bağımsız optisyenler, zincir mağazalar ve bölgesel toptancı iş ortaklarından oluşuyor. B2B tarafında sipariş–stok–lojistik döngüsünü veriyle optimize ederken, B2C’de markalarımızın hikayesini dijitalde derinleştiriyoruz. Kısacası PRM, ürünü getirip raflara koyan değil, rafı yaşayan ve satışa çeviren bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor.

Freesbee markası Kaliforniya yaşam tarzından ilham alan genç ve dinamik bir marka. Markanın Dna’sı ve genel özelliklerini paylaşır mısınız?
Freesbee, Kaliforniya’nın rahat ama iddialı stil kodlarını optik kanalın beklentileriyle buluşturan bir güneş gözlüğü markasıdır. Tasarım Dna’sı; gün ışığı, sahil/gün batımı tonları ve şehirli kullanım pratikliği etrafında şekillenir. Ürün mimarisinde üç temel sütunumuz var. İlki vitrin ve deneyim gücü yüksek, renk değiştirme özelliği ile fark yaratan Chameleon koleksiyonudur. Zamansız formlar ve nötr/yarı saydam gövde seçenekleriyle geniş bir kitleye hitap eden diğer temel koleksiyon ise California Classics’dir. Üçüncü konsept de markanın mevsim trendlerine odaklanarak fresh stilleri sınırlı edisyon sunduğu Seasonal Edits koleksiyonudur. PRM olarak bu koleksiyonları günlük kullanım ile trend görünüm arasındaki dengeyi koruyarak, ulaşılabilir fiyat yaklaşımıyla sunuyoruz.

Chameleon serisi, Freesbee’nin yenilikçi ve teknolojik yaklaşımını ideal bir şekilde öne çıkarıyor. Koleksiyonun farkını biraz detaylandırır mısınız?
Chameleon koleksiyonu, güneşle birlikte yaşayan tasarımlar fikrinden doğmuştur. Koleksiyondaki gözlükler UV/gün ışığı etkisiyle ton değiştiren gövde/cam kaplamaları sayesinde kapalı alandan açık alanlara geçişlerde adeta kullanıcıyla birlikte hareket etmektedir. Bu özellikleri ile optik perakendecilerin küçük bir UV ışığıyla yaptıkları hızlı demo veya vitrindeki estetik, güçlü duruşları müşteriler tarafından anında fark edilir olmalarını garantiliyor. Ayrıca bu sayede mağazalar sosyal medya hesaplarında paylaşılabilir anlar üretebiliyor. Sonuçta Chameleon dikkat çekici kaplama teknolojisinin sunduğu avantajlarla sadece estetik güzellik sunmuyor. Aynı zamanda mağazalar için müşteri çekmede aktif rolü olan değerli bir araçtır.

Renk değiştiren Chameleon modelleri satış noktalarında nasıl bir müşteri etkileşimi sağlıyor? Optisyenler bu deneyimi nasıl aktarıyor?
Kurgumuz üç adımlıdır. İlk adım vitrinde “Change with the Sun / Gün ışığıyla değişen stil” mesajı ve demo ünitesi ile dikkat çekmedir. Ardından UV ışığıyla önce/sonra gösterimi ile müşteri elindeki gözlüğün renk değişimini bizzat deneyimler. Üçüncü adımda ise optisyen, günlük şehir hayatı, sahil, etkinlikler vb. kullanım senaryolarını ve fiyat/kalite dengesini vurgular. Ekiplerimize kısa demo diyalogları, itiraz karşılama cümleleri ve POS görselleri sağlıyoruz. Bu sayede ürün, teknik anlatımdan ziyade “hissettirilen” bir deneyime dönüşüyor.

Freesbee’nin koleksiyonlarını belirlerken özellikle nelere dikkat ettiniz?
Freesbee’nin koleksiyon mimarisini hem satış rotasyonu hem de marka hikayesi açısından kurguladık. California Classics koleksiyonuyla, yüksek satış dönüşü sağlayan ve kolay stok yenilenmesine uygun temel formlar; mat/parlak yüzeyler ve nötr paletle geniş bir kitle hedefledik. Sınırlı üretim Seasonal Edits koleksiyonu ile sezon renkleri ve grafik dokular sayesinde vitrinlere tazelik sunmayı amaçladık. Detaylı bahsettiğim Chameleon ise hikayesi olan, deneyim ve vitrin etkisi yüksek seri olarak güçlü bir etki yaratıyor. Bu üçlü yapı, mağazanın aynı anda hem güvenli satış hem de “konuşan vitrin” ihtiyacını karşılıyor.

Freesbee’nin fiyat stratejisi “Ulaşılabilir Kalite” üzerine kurulu. Bu yaklaşım optik mağazalar ve son kullanıcı için nasıl bir avantaj sağlıyor?
Son kullanıcı tarafında hızlı karar verilebilen bir fiyat bandında; trend görünüm, kalite ve konfor dengesini sunuyoruz. Optik mağaza açısından ise yüksek dönüşüm, geniş hedef kitle ve stok riski düşük koleksiyon mimarisi en önemli avantajlardır. Bu avantajlar Chameleon’ın deneyim gücüyle birleşince, hediye veya ikinci gözlük alışlarında ek sepet etkisi oluşuyor. Bu strateji, mağaza başına sezon içi stok çevrim hızını artırırken, müşteri memnuniyetini de yukarı taşıyor.

Türkiye genelindeki satış ağınızdan bahseder misiniz? Freesbee bugün hangi bölgelere hizmet ulaştırıyor?
Freesbee, Türkiye genelinde bağımsız optisyenler, satın alma grupları ve seçili zincirlerle Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu’ya yayılan geniş bir satış ağına sahiptir. Bölgesel toptancı iş ortaklarımızla servis ve yeniden ikmal sürelerini kısaltıyor; mağaza içi görsel uygulama ve eğitim desteğini standart hale getiriyoruz.

PRM Group uzman saha ekipleri ve optisyen eğitim programlarıyla da farkını ortaya kokuyor. Mağazalara sunduğunuz eğitimlerle ilgili bilgi verir misiniz?
Eğitimlerimizi üç başlıkta topluyoruz. Ürün & Teknik başlığında UV/renk değişimi mantığı, malzeme/konfor, bakım ve satış sonrası konularına odaklanıyoruz. Mağazacılık başlığında; vitrin mesajları, demo istasyonu yerleşimi, raf yönetimi ve görsel bütünlük eğitimleri sağlıyoruz. Satış Diyalogları kategorisinde ise kısa demo senaryoları, itiraz karşılama, paket teklif ve çapraz satış konularında eğitim sunuyoruz. Bu eğitimleri saha koçlukları ve mikro-modüllerle destekliyor; ölçüm için mağaza bazında demo sayısı, POP uygulama oranı ve Chameleon satış payı gibi KPI’lar takip ediyoruz.

Dijital kanallar ve sosyal medya, özellikle genç kitleye ulaşmada kritik. Freesbee için bu alanda nasıl bir iletişim stratejisi izliyorsunuz?
Ana eksenimiz video ve deneyimdir. Renk değişiminin “önce/sonra” etkisini Reels/TikTok formatında anlatıyoruz. Kullanıcı içeriklerini (UGC) teşvik eden meydan okumalar, lokasyon bazlı reklam setleri ve mikro-influencer iş birlikleriyle erişimi büyütüyoruz. E-ticaret tarafında koleksiyon sayfalarında kısa demo videoları, sade ürün kopyeleri ve “hangi ortamda nasıl görünür?” gibi görsel varyasyonlarla karar süresini kısaltıyoruz.

Önümüzdeki dönemde global ölçekte ya da yeni işbirlikleri konusunda hedefleriniz nelerdir?
Kısa–orta vadede Avrupa’da seçili pazarlarda optik kanal yayılımını artırmak ve Chameleon’ın vitrin deneyimini standardize eden kompakt demo ünitesini yaygınlaştırmak istiyoruz. Ürün tarafında, California Classics’i yeni yüzey işlemleri ve sürdürülebilir malzeme opsiyonlarıyla zenginleştirirken, Seasonal Edits’i limitli kapsül konseptiyle koleksiyonerlere dönük hale getirmeyi planlıyoruz. Ölçülebilir hedeflerimiz arasında yıllık satış adetlerini kademeli biçimde ölçeklemek ve yeni ortaklıklarla omnichannel müşteri deneyimini güçlendirmek var.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı; tedarikçi, marka ve optisyenleri aynı çatı altında buluşturan, sadece Türkiye için değil çevre bölgeler için de stratejik bir vitrindir. Yeni koleksiyonları ilk elden görme, teknik yenilikleri deneyimleme ve sahadan gerçek geri bildirim alma fırsatı sunuyor. Bizim açımızdan Silmo İstanbul, Chameleon gibi “deneyim odaklı” serilerin yerinde demo ile anlatılabildiği, işbirliklerini hızlandıran bir platformdur. Ayrıca eğitim oturumları ve network imkanları sektörde hizmet kalitesini yukarı taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Ben teşekkür ederim. 4 your eyes’ın sektöre güncel, pratik ve dengeli içerik sunduğunu düşünüyorum. Özellikle perakende tarafındaki vaka/paylaşım yazıları ve ürün trend sayfaları optisyenler için yol gösterici. Derginin sosyal medyadaki dijital uzantısıyla birlikte, yeni koleksiyonların “deneyimlenebilir” şekilde anlatılmasına alan açmanızı da çok değerli buluyorum. Chameleon gibi hikaye bazlı seriler için bu tür mecralar fark yaratıyor.

Ekim 2025

You Mawo

You Mawo

Kişiye Özgü 3D Baskı Gözlük Uzmanı

Sektörde 10. yılına yaklaşan You Mawo, sadece kişiye özel gözlükleri herkesçe erişilebilir kılmakla yetinmeyip yüz taramasından uyum analizine ve üretime kadar tüm kullanıcı yolculuğunu kusursuzlaştırmaya odaklanıyor.

Almanya merkezli olarak 2016’da kurulan gözlük markası You Mawo, kişiye özel 3D baskı gözlük üretiminde öncü bir yenilikçi olarak öne çıkıyor. Yüksek kaliteli poliamid tozu ve seçici lazer sinterleme (SLS) teknolojisiyle üretilen gözlükler, baştan sona şirketin geliştirdiği özgün bir süreçle tasarlanıyor. Her aşaması optimize edilen bu üretim modeli, kullanıcının yüz verilerine dayalı olarak kusursuz bir uyum sağlayan tamamen kişiselleştirilmiş gözlüklere hayat veriyor. You Mawo’nun Kurucu Ortağı, aynı zamanda Tasarım ve Ürün Geliştirme Direktörü olan Daniel Miko ile markanın yolculuğunu ve bugün geldiği nokta hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Daniel. You Mawo’yu hangi amaç ve vizyonla kurdunuz, kat ettiğiniz yolu nasıl değerlendiriyorsunuz?
You Mawo’nun çıkış noktası “Her insan yüzü şekil, boyut ve oran bakımından benzersizdir” şeklinde çok yalın ama güçlü bir gözlemimize dayanıyordu. Buna rağmen gözlük endüstrisi onlarca yıldır standart ölçüler ve katı tasarım süreçleriyle çalışıyordu. Biz bunu değiştirmek istedik. İlk günden beri hedefimiz, yalnızca sorumlu şekilde üretilen değil, aynı zamanda gerçek anlamda kişiye özel gözlükler hazırlamaktı. Rehber ilkemiz de hep “Yüzler, milyarlarca farklı şekil ve boyuttadır. Gözlükler de öyle olmalı” oldu. Bugün 2025’ten dönüp baktığımızda bu vizyona her zamankinden daha sadık olduğumuzu görüyorum. Özellikle 3D tarama ve eklemeli üretimdeki gelişmeler sayesinde bu fikri sadece teoride değil, pratikte de hayata geçirmeyi başardık. Bu da bizi gerçekten gururlandırıyor.

Bugüne kadar tasarım açısından en değerli bulduğunuz adımlar, yenilikler veya ürünler hangileri oldu?
Çalışmalarımızın birkaç yönü bizi özellikle gururlandırıyor. Tasarım açısından bakıldığında kapsül koleksiyonlarımız ve Youniverse serisinde ürettiğimiz tasarımlar bize estetik ve teknik sınırları zorlama olanağı sundu. Bu projeler bizim için yeni malzemeleri denediğimiz, alışılmışın dışında formları keşfettiğimiz ve gözlüğü yeniden kurguladığımız birer deney alanı oldu. Kişiselleştirme tarafında ise sistemimizi sürekli geliştirmeye odaklandık. Amacımız yalnızca kişiye özel gözlükleri erişilebilir kılmak değil, yüz taramasından uyum analizine ve üretime kadar tüm kullanıcı yolculuğunu kusursuzlaştırmak olmuştur. Mevcut düzeni sorgulamak, You Mawo kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Bunu yenilikçiliğin en önemli şartı olarak görüyoruz.

Özellikle akıllı gözlüklere ilginin oldukça arttığı 2025 yılını, 3D baskı gözlüklerin ulaştığı nokta ve potansiyeli açısından değerlendirir misiniz?
Kesinlikle çok yol katettik ve bugün 3D baskı gözlüklerde ulaşılan sofistike seviye gerçekten etkileyicidir. Malzeme kalitesi, hassasiyet ve kişiselleştirme açısından geldiğimiz nokta çok ileri diyebilirim. Ancak yine de yolun başındayız. Eklemeli üretim, tasarım özgürlüğü ve kişiselleştirme konusunda benzersiz bir esneklik sağlıyor ve özellikle teknoloji entegrasyonunda henüz keşfedilmemiş büyük bir potansiyel görüyoruz. Akıllı gözlükler yeniden gündemde ve biz bu alanda kişiye özel uyum ile akıllı işlevleri birleştirmede eşsiz fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Üretim yaklaşımımız sayesinde yalnızca “akıllı” değil, aynı zamanda konforlu, şık ve tamamen kullanıcıya uyumlu çözümler geliştirebiliyoruz. Ayrıca seri üretim akıllı gözlüklerde eksik kalan en önemli unsurun bu konfor olduğunu da eklemek isterim.

Son yıllarda 3D baskı gözlüklerin prestijli bir tasarım ürünü olarak daha fazla kabul gördüğünü düşünüyor musunuz?
Kesinlikle. Eklemeli üretimin lüks gözlük dünyasına getirdiği olanaklar giderek daha çok takdir ediliyor. Bir dönem niş ya da deneysel görülen bu yaklaşım artık birçok tasarım ve hatta lüks marka tarafından ileriye dönük ciddi bir üretim yöntemi olarak benimseniyor. Algının değiştiğini gözlemliyoruz. 3D baskı çerçeveler artık yalnızca teknik yenilikle ilişkilendirilmiyor. Tasarım değerleri, sürdürülebilir üretim süreçleri ve kullanıcıya gerçek anlamda kişisel bir ürün sunabilme kapasiteleriyle öne çıkıyorlar.

You Mawo olarak gelişen yapay zeka teknolojilerini kullanıyor musunuz? Yapay zeka size nasıl katkı sağlıyor?
Evet, yapay zeka birçok alanda giderek daha değerli bir araç haline geldi. Özellikle tasarım sürecindeki potansiyeli bizi oldukça heyecanlandırıyor. Bizim için yapay zeka, yaratıcı düşüncenin yerine geçen bir unsur değil, adeta bir fikir ortağıdır. Fikirlerimizi sorgulamamıza, beklenmedik formlar keşfetmemize ve tasarım dilimize yeni dinamikler katmamıza olanak tanıyor. Tasarımın ötesinde uyum optimizasyonu, müşteri etkileşimi ve öngörüye dayalı kişiselleştirme gibi alanlarda da potansiyelini görüyoruz. Böylece insanların henüz fark etmedikleri ihtiyaçlarını bile daha iyi anlayabilir hale geliyoruz. Henüz erken aşamadayız ama sağladığı olanakları gerçekten heyecan verici buluyoruz.

Tasarım yaklaşımınız sürekli değişiklik gösteriyor mu? 2025 koleksiyonlarınızda ilham kaynağınız neydi?
Aslında 2025’te köklerimize dönmeye odaklandık. You Mawo olarak kim olduğumuzu ve tasarım dilimizi neyin tanımladığını yeniden sorguladık. Bu derin düşünme süreci bize kimliğimiz ve bizi benzersiz kılan unsurlar hakkında çok daha net bir bakış açısı kazandırdı. Bu yolculuk, bizim için hem ilham verici hem de çok değerli oldu.

Kaynak: Eyestylist

Ekim 2025

Everest Optik

Everest OPTİK

Kaliteden Ödün Vermeyerek Zirveyi Hedefliyor

“Silmo İstanbul kapsamındaki eğitim oturumları ve atölye çalışmaları
sektör profesyonellerinin bilgi birikimlerinin artışında kritik önem taşıyor.”

Merhaba Mehmet Bey sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Optik sektörüne girişiniz nasıl oldu?
Merhaba, ben Mehmet Akif Doğanay. 1984 yılında İstanbul’da doğdum. Henüz 1997 yılında, erken denecek bir yaşta Sirkeci’de bulunan Dural Optik’te, ustam ve aynı zamanda dayım olan Alaaddin Karabulun’un yanında çalışmaya başladım. Optik sektöründe farklı alanlarda çalışarak sektöre dair geniş bir perspektif kazandım. Saat ve gözlük üretiminden eczane optik hizmetlerine, Sirkeci esnaf kültüründen AVM mağazacılığına kadar sektörün her yönünü deneyimledim. Perakende sektörüne yabancı sermaye girmeden önceki “Fenni Gözlükçülük” anlayışını da daha sonra sektöre giren kurumsal yabancı firmaların işleyişini de yakından gözlemleme fırsatım oldu. Bu deneyimlerim bana, sektörün eksik yönlerini görme ve bu eksiklere yönelik yenilikçi çözümler üretme fırsatı sundu. Bu amaçla sektörümüze değer katacak işler yapmayı bir vazife olarak benimsedim.

Everest Optik’i 2023 yılında kurdunuz. Mağazanızı açmaya nasıl karar verdiniz, temel motivasyonunuz ne oldu?
Bizim sektörde çıraklık ve kalfalık yapan herkesin nihai hedefi, bir mağaza açarak kendi işinin patronu olmaktır. Ancak globalleşen dünyada “az olsun, benim olsun” zihniyetinin artık geçerliliğini yitirdiğini fark ettim. Büyümeyenlerin küçülmek zorunda kaldığını ve küçük işletmelerin tek başına büyük firmalarla rekabet edemediğini gözlemledim. Aynı durum saat piyasası için de geçerliydi. Bu nedenle Doğanay Grup olarak saat sektöründe başarıyla uyguladığımız franchise modelini gözlük sektörüne de taşıdık. Saat sektöründeki deneyimlerimizi geliştirerek gözlük sektöründe yeni bir yapılanma başlattık. Ya büyümeli ya da erimeliydik, biz büyümeyi seçtik.

Everest Optik olarak bu hızlı büyümenizin sırrı nedir? Şubelerinizin lokasyon seçimlerinde öncelikli kriterleriniz nelerdir?
Everest Optik olarak kısa bir süre içinde 8 şubeye ulaşmamızın arkasında güçlü bir ekip, müşteri odaklı bir hizmet anlayışı ve stratejik bir büyüme planı yatıyor. Hızlı büyümemizin sırrı, sektördeki deneyimimizle birlikte yenilikçi bir bakış açısını birleştirerek hareket etmemizdir. Bizim için önemli olan sadece daha fazla şube açmak değil, her açtığımız şubede aynı kaliteyi, güveni ve müşteri memnuniyetini sağlamaktır. Bu nedenle şubelerimizin lokasyonlarını belirlerken üst düzeyde titizlik ve hassasiyet gösteriyoruz. Öncelikle bölgedeki potansiyel müşteri kitlesini detaylı bir şekilde analiz ediyoruz. Mevcut rakiplerin durumunu değerlendiriyoruz ve farklılaşabileceğimiz noktaları belirliyoruz. Şubelerimizin müşteriler için rahatça ulaşılabilir olmasına özen gösterdiğimiz için merkezi noktaları tercih ediyoruz. Yerel ihtiyaçlara odaklanarak bölgenin demografik yapısına ve gözlük sektöründeki talebe uygun çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Everest Optik isminin ve marka kimliğinin oluşum sürecini okurlarımızla paylaşır mısınız?
Everest Optik ismi ve marka kimliği, hedeflerimizi ve vizyonumuzu en iyi şekilde yansıtacak şekilde özenle seçildi. “Everest” optik sektöründe ulaşmak istediğimiz zirveyi temsil ediyor. Bu isim, yalnızca bir marka değil, aynı zamanda mükemmeliyet, yenilik ve güven anlayışımızın bir simgesi olarak doğdu. Everest Optik, gözlük sektöründe hem kalite hem de yenilikçi bir yaklaşımın sembolü olarak konumlandı. Markamız, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası düzeyde de tanınan ve güvenilen bir isim olmayı hedefliyor. “Everest” ismi, hem görme deneyiminde netliği ve mükemmeliyeti hem de her zaman daha yükseğe ulaşma arzumuzu kapsıyor. Bizim ile birlikte olanlarla zirvede buluşmayı hedefliyoruz.

Mağazalarınızda her segmetten ürüne yer veriyor musunuz? Müşterilerinizin en çok tercih ettiği ürün ve markalar hangileri?
Mağazalarımızda müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamak için geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Öne çıkan markalar arasında hem yerli hem de uluslararası tanınmış markalar yer alıyor. Kalite, şıklık ve uygun fiyat dengesi sunan ürünlerimiz, her yaştan ve tarza hitap ediyor. En çok tercih edilen ürünlerimiz arasında, hem günlük kullanım için rahatlık sağlayan çerçeveler hem de güneş gözlükleri öne çıkıyor. Bunun yanı sıra, ergonomik tasarımı ve hafifliğiyle dikkat çeken gözlük çerçeveleri de popüler tercihler arasında yer alıyor. Çok çeşitli ürün ve marka portföyümüz sayesinde her müşterimizin memnuniyetini sağlayacak çözümler sunmaya özen gösteriyoruz. Hizmetimizi fabrikasyon bir anlayışla değil, adeta terzi usulü bir yaklaşımla, kişiye özel bir şekilde sunmak için büyük gayret sarf ediyoruz. Bu, müşterilerimizin beklentilerini karşılamanın ötesinde, onlara birebir dokunan ve memnuniyetlerini ön planda tutan bir hizmet anlayışıdır.

Sosyal medyayı etkin kullanıyorsunuz. Dijital dünyadaki güçlü varlığınızın size ve müşterilerinize sağladığı yararlardan bahseder misiniz?
Sosyal medya stratejimiz, sadece ürün tanıtımından ibaret değil; aynı zamanda sektörel bilgilendirme, kampanyalar ve markamızla ilgili yenilikleri paylaşarak müşterilerimizin hayatlarına dokunmayı amaçlıyor. Sosyal medyada profesyonel ekibimizle aktif bir şekilde yer almak, markamızın samimi ve ulaşılabilir bir imaj çizmesine katkıda bulunuyor. Etkileşim odaklı yaklaşımımız ile müşterilerimizin görüş ve önerilerini dikkate alarak çözümler üretebiliyoruz. Sosyal medya sayesinde, Everest Optik ailesinin bir parçası olan herkese dokunmayı, onların göz sağlığına ve görme deneyimine değer katıyoruz. Çok daha geniş bir kitleye ulaşarak mevcut müşterilerimize yenilerini eklerken, kurduğumuz güçlü bağlarla markamızın değerini etkin bir şekilde yansıtma olanağı yakalıyoruz.

Optik mağazalar arasındaki fiyat rekabeti hakkındaki düşünceniz nedir? Sizin bu konuya yaklaşımız nasıl?
Yoğun fiyat rekabeti hepimiz için önemli bir sınav niteliği taşıyor. Ancak, Everest Optik olarak rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil, aynı zamanda kalite, hizmet ve müşteri memnuniyeti gibi faktörlerle de değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Meslektaşlarımızla aramızdaki dengeyi korumak adına, sektörel dayanışma ve işbirliğinin önemine inanıyoruz. Rekabetin, sektörü geliştirici bir unsur olduğu bilinciyle hareket ediyor ve uzun vadede herkesin kazanacağı bir yaklaşımı benimsiyoruz.

Optik sektörünün deneyimli isimlerinden birisiniz. Sektörel değişim ve dönüşümler hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Öncelikle, teknolojik ilerlemeler dönüşümün merkezinde yer aldı. Kişiye özel gözlük tasarımı, dijital ölçüm cihazları ve yüksek kaliteli cam üretimi gibi yenilikler sektöre büyük bir dinamizm kazandırdı. Bu teknolojik ilerlemeler, müşteri memnuniyetini artıran çözümler sunmamıza olanak sağladı. Müşteriler artık yalnızca görme problemlerine çözüm aramakla kalmıyor; aynı zamanda estetik, konfor ve kalite arayışındalar. Bu da sektörü, modaya uygun ve yenilikçi tasarımlar sunmaya yönlendirdi. Uluslararası markaların sektöre girmesi, yerel firmaları daha yenilikçi ve müşteri odaklı olmaya teşvik etti. Online satış kanallarının artması, güneş gözlüğü ürünlerin erişilebilirliğini büyük ölçüde değiştirdi. Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında; mağazalara mesul müdür zorunluluğu, metrekare şartı ve başka iş kollarıyla birleşme yasağı gibi standartların getirilmesi de dönüşümde kritik bir önem taşıdı. Bu standartlar sektöre kalite ve disiplin getirse de yabancı sermayenin girişine izin verilmesi küçük işletmelerin büyük sermaye karşısında yalnız bırakılmasına neden oldu. Tüm bu değişimlere ayak uydurabilmek, müşteri odaklı bir hizmet anlayışını benimseyerek sektöre değer katmayı sürdürebilmek bizler için hem bir sorumluluk hem de bir fırsat oldu.

Sektöre yeni girenler veya kendi işini kurmak isteyenler için vermek istediğiniz tavsiyeler var mı?
Sektöre yeni girecek veya yeni bir atılımla dükkân açmak isteyen kardeşlerimizin, öncelikle kendi durumlarını iyi bir şekilde fizibilite etmeleri gerekir. Eğer tek başlarına bulundukları lokasyonda sürdürülebilir bir rekabet ortamı yaratmaları mümkün değilse, bir oluşumla birlikte hareket etmeleri ve büyük bir yapının parçası olmaları en doğru adım olabilir. Biz, bu konuda her zaman elimizden gelen desteği sağlamaya hazırız. Bizimle iletişime geçen kardeşlerimize rehberlik yapmaktan ve onların doğru adımları atmalarına yardımcı olmaktan mutluluk duyarız. Bu dayanışma ruhuyla, sektörümüzü daha da büyütmek ve güçlendirmek için çalışıyoruz.

Kasım ayında 12.si gerçekleşecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre sağladığı katkıları paylaşır mısınız?
Silmo İstanbul Optik Fuarı optik profesyonellerin bir araya gelerek bilgi paylaşımı yapmasını, iş birlikleri kurmasını ve yeni pazarlara açılmasını sağlıyor. Ayrıca, Silmo İstanbul kapsamındaki eğitim oturumları ve atölye çalışmaları sektör profesyonellerinin bilgi birikimlerinin artışında kritik önem taşıyor. Silmo İstanbul sadece Türkiye için değil, aynı zamanda çevre ülkeler için de önemli bir buluşma noktası haline geldi. Bu da Türkiye’nin optik sektöründe bölgesel bir lider olarak konumlanmasına katkı sağlıyor. Silmo İstanbul hem üreticiler hem de perakendeciler için yeni iş fırsatları yaratırken, sektördeki standartların yükselmesine de öncülük ediyor.

Bu değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes hakkındaki düşünlerinizi öğrenmek isteriz?
Röportaj fırsatını sunduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. 4 your eyes sektörel gelişmeleri ve yenilikleri etkili bir şekilde aktaran çok değerli bir platform ve bilgi paylaşımını artırırken aynı zamanda sektörün gelişimine de katkıda bulunuyor. Farklı perspektifler sunan içerikleriniz sektöre ilgi duyan herkes için büyük bir kaynak niteliği taşıyor. Başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum.

Ekim 2025

Opka Optik

OPKA OPTİK

Kalitesi ve Etik Değerleriyle Güven İnşa Ediyor

“Silmo İstanbul’un yenilikleri takip etmek, işbirliklerini güçlendirmek ve sektöre dair fikir alışverişinde bulunmak adına büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum.”

Merhaba Kadir Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş süreciniz ve bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerden kısaca bahseder misiniz?
Merhaba. Ben Kadir Avşar, 1981 yılında İstanbul’da doğdum. Optik sektörüne 1998 yılında henüz 17 yaşındayken adım attım. O günden bu yana sektörün farklı kademelerinde görev alarak tecrübe kazanma imkanı buldum. 28 yıllık çalışma hayatımda sadece bir kez iş değiştirdim, o da çalıştığım firmanın faaliyetlerini sonlandırması sebebiyle gerçekleşti. Bu uzun yolculuk boyunca sabır, sebat ve istikrar benim için daima vazgeçilmez değerler oldu. Sektörün önde gelen cam markalarında satıştan yönetime uzanan çeşitli sorumluluklar üstlendim. Her görevimi büyük bir titizlik ve bağlılıkla yerine getirmeye çalıştım.

Opka Optik’i kurma kararını nasıl verdiniz? Kuruluş hikayenizi paylaşabilir misiniz?
Uzun yıllara dayanan saha deneyimim ve güçlü marka ilişkilerim sayesinde artık kendi yolumu çizme zamanı geldiğini düşündüm. Sektörde edindiğim bilgi birikimi ve güvene dayalı ilişkileri bir çatı altında toplayarak Opka Optik’i 2024 yılında kurdum. Kuruluş sürecinde hedefim yalnızca ticari bir yapı kurmak değil; etik, kalite odaklı ve sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmaktı.

Henüz geçtiğimiz yıl kurulmasına rağmen Opka Optik ile hızlı bir yükseliş gösteriyorsunuz. Bu başarının temelinde neler var?
Her ne kadar Opka Optik 2024 yılında kurulmuş olsa da aslında bu başarının arkasında uzun yıllara dayanan bir birikim var. Optik sektöründe 28 yıldır aktif olarak çalışan biri olarak hem müşterilerimle hem de iş ortaklarımla kurduğum güvene dayalı ilişkiler bugün geldiğimiz noktada en büyük gücümüz oldu. Ayrıca, işin en başında Optiswiss gibi kaliteli ve güvenilir bir markayla yola çıkmak bizim için büyük bir avantajdı. Ürün kalitesi ve markaya duyduğum güven, bu süreci çok daha sağlam temellere oturtmamızı sağladı. Güvenilirlik, şeffaflık ve kaliteli hizmet anlayışımız sayesinde kısa sürede güçlü bir konum elde ettik ve uzun vadeli işbirliklerine odaklanarak ilerlemeye devam ediyoruz.

Opka Optik için İsviçre merkezli Optiswiss ile işbirliğine sizi yönelten temel unsurlar nelerdir? Distribütörlük süreciniz nasıl başladı?
Kariyerimin belirli bir döneminde Optiswiss ürünlerini sahada aktif olarak satma fırsatım olmuştu. Markaya olan güvenim o yıllara dayanır. Hem ürün kalitesi hem de olumlu müşteri geri bildirimleri beni gerçek anlamda etkilemişti. Kendi işimi kurmaya karar verdiğimde de hiç tereddüt etmeden ilk adımı Optiswiss ile atmak istedim. Çünkü sadece firmamın değil, sektörün de böyle bir kalite ve güvenilirlikteki markaya gerçekten ihtiyaç duyduğunu düşünüyordum. Distribütörlük süreci de zaten bu geçmişe uzanan güven ve karşılıklı anlayışla başladı. Bugün geldiğimiz noktada bu işbirliği bizim için sadece bir ticari ortaklığın ötesine geçerek, ortak bir vizyonun parçası haline geldi diyebilirim.

Optiswiss markasının genel nitelikleri ve üretim anlayışından bahseder misiniz? Sizce markayı benzerlerinden ayrıştıran özellikleri nelerdir?
Optiswiss, 1937 yılında İsviçre’de kurulmuş, üretiminin tamamını %100 İsviçre’de gerçekleştiren, yüksek mühendislik ve kalite standartlarına sahip bir markadır. Optiswiss, kalite, sürdürülebilirlik ve inovasyona odaklanan birinci sınıf bağımsız bir İsviçre markasıdır. Tüm üretim süreçleri ISO kalite yönetim sistemlerine uygun şekilde yürütülmekte olup, pek çok aşamada bu standartların da üzerinde hassasiyet ve toleranslarla çalışmaktadır. Optiswiss “Swiss Made” kalite anlayışını sadece bir etiket olarak değil, üretimin her aşamasında benimseyen bir yapıya sahiptir. Basel’de bulunan üretim tesisinde %100 yenilenebilir enerji kullanılmaktadır. Son teknoloji otomasyon ile her gün binlerce cam yüksek hassasiyet ve kalitede üretilmektedir. Markayı benim için özel kılan ise sadece teknik yeterliliği değil, aynı zamanda bu yüksek kalite anlayışının sahaya ve kullanıcıya yansıma şeklidir. Premium segmentte güvenilir bir çözüm ortağı arayanlar için Optiswiss’in gerçek anlamda çok güçlü bir alternatif olduğunu düşünüyorum.

Markanın AR-GE ve inovasyon yatırımlarına büyük önem verdiğini biliyoruz. Bu teknoloji odaklı yaklaşım sahaya nasıl yansıyor?
Optiswiss inovasyonu sadece ürün geliştirme olarak değil, temel vizyonu olarak görüyor. Bu bağlamda AR-GE’ye her yıl ciddi oranlarda bütçe ayırarak, cam ve kaplama teknolojilerinden kişiselleştirilmiş çözümlere kadar birçok alanda sektöre öncülük ediyor. Bu teknoloji odağı sayesinde Optiswiss, sadece kaliteli ürün sunmakla kalmıyor; optik profesyonellerin güvenle önerdiği, kullanıcıların da uzun vadede memnuniyet duyduğu çözümler sunuyor.

Türkiye pazarına özel geliştirmeyi düşündüğünüz ürün ya da hizmet modelleri var mı?
Türkiye pazarı dinamik ve oldukça rekabetçi olduğundan ürün çeşitliliğini genişletme ve lokal ihtiyaçlara uygun çözümler sunma konusuna son derece önem veriyoruz. İlerleyen dönemlerde özellikle tüm indekslerde üretilerek küresel ölçekte fark yaratan Optiswiss SMYLE miyopi kontrol camlarını ve yeni geliştirilmiş progressive tasarımları ön plana çıkarmayı hedefliyoruz.

Opka Optik olarak iş ortaklarınıza sunduğunuz hizmetlerde sizi farklılaştıran özellikler nelerdir?
Sahadan gelen biri olarak, iş ortaklarımızın günlük operasyonlarda karşılaştığı zorlukları ve gerçek ihtiyaçlarını çok iyi anlayabiliyorum. Bu sayede Opka Optik’te sadece ürün değil, aynı zamanda çözüm sunan bir yapı oluşturduk. En hızlı ve en güvenilir hizmetleri hem satış hem de satış sonrası sunmaya odaklanıyoruz. Siparişten teslimata, teknik destekten müşteri iletişimine kadar her aşamada ulaşılabilir ve çözüm odaklı olmaya özen gösteriyoruz. Karar alma süreçlerimizin temeli ise şeffaflık ve karşılıklı güven esaslarına dayanmaktadır. İş ortaklarımızla uzun vadeli, sürdürülebilir ilişkiler kurma hedefinde olduğumuzdan hem onların hem de son tüketicinin memnuniyetini en önemli başarı kriterimiz olarak görüyoruz.

Önümüzdeki döneme dair hedefleriniz neler? Yeni yatırımlar, işbirlikleri ya da ürün grubu genişletme planlarınız var mı?
Kısa vadede, distribütörlüğünü üstlendiğimiz Optiswiss markasının Türkiye genelinde bilinirliğini ve erişimini artırmak öncelikli hedefimizdir. Bu doğrultuda daha geniş bir bayi ağı oluşturmak, saha etkinliğimizi artırmak ve optik profesyonellerine birebir temasla destek vermek istiyoruz. Orta ve uzun vadede ise ürün portföyümüzü yeni ürün gruplarıyla zenginleştirmeyi ve sektörde ihtiyaç duyulan özel çözümleri pazara sunmayı planlıyoruz. Özellikle kişiselleştirilmiş cam çözümleri, yeni nesil kaplama teknolojileri ve özel segment camlar konusunda yeni işbirliklerine açık bir strateji izliyoruz. Bunun yanı sıra, müşteri memnuniyetini artıracak dijital altyapılar, satış sonrası destek sistemleri ve lojistik verimlilik üzerine de yatırım yapmayı planlıyoruz. Hem ürün çeşitliliği hem de hizmet kalitesi anlamında kendimizi sürekli geliştirmeye ve fark yaratmaya kararlıyız.

Otuz yıla yaklaşan deneyimizle genç girişimcilere ve sektöre yeni adım atanlara ne gibi tavsiyeler verirsiniz?
Bu sektör sabır, özveri ve güven ister. İşinizi sevin, dürüst olun ve sözünüzün arkasında durun. Kısa vadeli hedeflerin ötesine geçip, uzun vadeli planlarla ilerlemek çok kıymetlidir. Önereceklerimin en değerlisi “işinizi severek yapın, etik ilkelere sadık kalın ve güven inşa etmekten asla vazgeçmeyin” olacaktır.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın optik sektörümüz için oldukça önemli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Hem ulusal hem de uluslararası oyuncuların bir araya gelmesini sağlaması açısından son derece kıymetli buluyorum. Silmo İstanbul’un yenilikleri takip etmek, işbirliklerini güçlendirmek ve sektöre dair fikir alışverişinde bulunmak adına büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Sektöre değer katan yayınlar arasında ilk sırada yer aldığınızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Gerek içerik kaliteniz gerek güncel ve doğru bilgilendirme anlayışınızın biz optik profesyonelleri için gerçek anlamda çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Emekleriniz için teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Eylül 2025

Lacivert Optik

LACİVERT OPTİK

Markalaşma Hedefiyle Bir Mağazadan Fazlası…

“Uzun süredir ziyaretçilerinden olduğum Silmo İstanbul Optik Fuarının 12. yılında da profesyonel ve muhteşem bir atmosferde gerçekleşeceğini görmek beni şaşırtmayacak.”

Merhaba Ozan Bey. Okurlarımız için kendinizi biraz tanıtarak, sektördeki kariyerinizin nasıl başladığını paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Ozan Calay. 1998 yılı İstanbul doğumluyum. Mesleğe ilk adımımı 2015 yılında lise eğitimimi yarıda bırakıp, bir optik mağazada çalışmaya başlayarak attım. Optik sektörüne olan ilgim çıraklık ve kalfalık yaptığım günlerden itibaren şekillenmeye başladı. 2021 yılına kadar sektörde köklü bir marka haline gelmiş olan bir optik mağazada çalıştım. Bir yandan da yarıda bıraktığım eğitim hayatıma devam ettim. 2021’de askerlik vazifesi sebebiyle işimden ayrıldım ve askerliği tamamladıktan hemen sonra kendi mağazamı açmak için çalışmalara başladım. 2022 yılının Nisan ayında kendi markam Lacivert Optik & Lens ® şirketini kurdum. Aynı yılın Haziran ayında İstanbul’daki ilk mağazamı açtım. O tarihten günümüze 3 yılı aşkın süredir Lacivert Optik & Lens ® çatısı altında mesleğimi icra etmekteyim.

Optik sektöründe genç bir girişimcisiniz. Lacivert Optik hangi motivasyonla doğdu, temel hedefleriniz nelerdir?
Lacivert Optik & Lens ®’i kurarken motivasyonum sektöre layığıyla hizmet etme isteğimin gücünden beslendi. İstanbul’da herkes tarafından ulaşılabilir ve güvenilir bir yerli optik markaya dönüşmek temel hedefimdir. Bu hedefimiz için müşterilerimizin güveni ve memnuniyetini rehber olarak görüp hizmet standartlarımızın sürekli üzerine çıkma gayretindeyiz. Sektörel anlamda büyüme, genişleme ve gelişime açık bir bakış açısına sahip olduğumdan, İstanbul’da herkesin kolayca ulaşabileceği lokasyonlarda mağaza sayımızı artırmayı planlıyorum. Ancak büyümenin, başta yüksek kalite standartlarını koruma amacıyla kontrollü gerçekleşmesi taraftarıyım. Tüm hedeflerimize ulaşmak için %100 müşteri memnuniyetini esas alarak her yeni gün aynı kararlılık ve motivasyonla çalışmaya devam ediyoruz.

Mağazanızda en çok tercih edilen optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri? Bu markaların tercih edilmesinde sizce hangi faktörler etkili?
Mağazamızda bulundurduğumuz markalar genelde gözlük kullanıcıları tarafından kullanıcıların güvenini ve beğenisi kazanmış köklü ve bilinirliği yüksek markalardan oluşmaktadır. En çok tercih edilen markalar genelde her sektörde çok popüler olan genel kullanıcı kitlesinin beğenisini kazanmış dünya markalarıdır. Mağazamızda dünya markalarına yer verdiğimiz gibi bazı butik ve el yapımı markalara da yer verip kullanıcılarımızın beğenisine sunmaktayız.  Son yıllarda butik ve el yapımı markalardaki tasarımlara da kullanıcıların ilgisinin giderek artmakta olduğunu belirtmek isterim. Bu artan ilgi açıkçası bizleri de oldukça memnun etmektedir. Çünkü birbirinden farklı tasarımlara ve yenilikçi ürünlere yönelik talep artışının sektörümüze canlılık ve renk kattığını düşünüyorum. Bundan dolayı kuruluşumuzdan itibaren sürekli olarak kullanıcıların ilgisini ve ihtiyaçlarını karşılayacak tasarım markalarına ve koleksiyonlarına da mağazamızda yer vermekteyiz.

Mağazanızda ürün çeşitliliği sunmanın satışlarınıza ve müşteri memnuniyetine katkıları nelerdir?
Her segmentten ürüne yer vermenin önemine inanıyor ve Lacivert Optik’te bu çeşitliliğe en yüksek seviyede özen gösteriyoruz. Gözlük kullanıcılarımıza geniş ürün çeşitliliği sunmak için mağazamızda farklı özelliklere ve fiyat aralıklarına sahip ürün segmentlerini bir arada bulunduruyoruz. Birbirinden farklı ürün segmentlerini bir arada bulundurmamızın gözlük kullanıcılarına ürün seçme konusunda büyük bir kolaylık sağladığını ve memnuniyetlerini artırdığını görüyoruz.

Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz? Müşteri sadakati kazanmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Satış esnası kadar satış sonrası da hizmet kalitesini yüksek tutmanın şart olduğuna inanıyor ve bu sebeple satış sonrası için ayrı bir hassasiyet gösteriyoruz. Gözlük kullanıcılarının satış sonrası ihtiyaç duyacağı hizmetleri onları yormadan, kolay ve hızlı bir şekilde tamamlamak müşteri sadakatimizi ciddi oranda artırmaktadır. Satış sonrasında doğabilecek tamir, değişim, ayar, bakım ve yedek parça gibi tüm hizmetleri gözlük kullanıcılarımıza memnuniyetle sunuyoruz. Hizmet standartlarımızı satışın her aşamasında yüksek tutmamız sayesinde gözlük kullanıcılarımızın memnuniyetini ve mutluluğunu sağlıyor olmamız, her yeni gün aynı kararlılık ve motivasyonla çalışıyor oluşumuzun da temel kaynağıdır.

Cadde mağazası mı yoksa AVM içinde yer almak mı? Lacivert Optik olarak sizin tercihiniz ne yönde?
Optik mağaza sahipleri olarak gözlük tüketicilerinin nasıl ve neden alışveriş yaptıklarını daha iyi analiz etmemiz gerektiğine inanıyorum. Mağaza lokasyonunun hedeflenen müşteri kitlesine göre seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ulaşılabilirlik, müşteri trafiği gibi birçok etkeni de hesaplamak gerekmektedir. Bu sebeple bazı lokasyonlarda cadde mağazacılığı daha avantajlıyken, bazı lokasyonlarda ise AVM mağazaları daha avantajlı konuma sahip olabilir. Fakat günümüzde genel olarak AVM içi zincir mağazaların geleneksel gözlükçülükten biraz uzaklaştığını gözlemliyorum. Tüm bu bahsettiklerim doğrultusunda Lacivert Optik’i bir cadde mağazası olarak açmayı tercih ettim.

Ürünlerinizle ilgili fiyatlandırma önceliğiniz nedir? Bu anlamda diğer mağazalarla aranızda nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Optik perakendecilikteki yoğun fiyat rekabetine rağmen çalıştığımız markaların belirlemiş olduğu ve tavsiye edilen satış fiyatlarını uygulayarak bir denge kurmaya çalışıyoruz. Ürünlerin değerinin üzerinde ya da değerinin altında satılmasının sektörümüze zarar vereceğini ve fiyat istikrarsızlığı yaratacağını düşünüyorum.

Uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Sektörel gelişmeleri takip etmeden büyüyüp, ilerleyebileceğimizi düşünmüyorum. Bu sebeple uluslararası optik fuarlarının ve oftalmolojik organizasyonların sektörel gelişim için büyük önem taşıdıklarına inanıyorum. Bu kapsamda fuarcılıkta dijital mecraların artmasından da son derece memnunuz. Örneğin İtalya’da yapılan bir gözlük fuarını gerek yapılan paylaşımlar gerek dijital mecralarda açılan canlı yayınlar sayesinde yakından takip etme fırsatı buluyoruz. Aynı şekilde Avrupa ve Asya’da da yapılan oftalmolojik organizasyonlardan da dijital mecralarda paylaşılan makaleler ve görsel sunumlar sayesinde haberdar olup, takip edebiliyoruz.

Önümüzdeki Kasım 12.si gerçekleşecek Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimi ve sektöre katkıları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Uzun süredir ziyaretçilerinden olduğum Silmo İstanbul Optik Fuarının 12. yılında da profesyonel ve muhteşem bir atmosferde gerçekleşeceğini görmek beni şaşırtmayacak. Her yıl olduğu gibi 11. Silmo İstanbul’a da katılım oranı oldukça yüksekti.  Silmo İstanbul Optik Fuarının sektörümüz açısından büyük önem taşıdığını ve her yeni yıl daha da gelişen çok kapsamlı bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Meslektaşlarım ile aynı çatı altında buluşmak; onların da benim gibi Silmo İstanbul’a olan ilgisini ve desteğini görmek beni ayrıca memnun etmektedir. Yerli ve yabancı birçok meslektaşımla bir sonraki Silmo İstanbul Optik Fuarında yeniden buluşmak için sabırsızlanıyorum.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ilgili görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?
Lacivert Optik olarak derginizde yer verdiğiniz için biz teşekkür ederiz. Sektörel tüm haberleri, yenilikleri, trendleri, yeni marka ve tasarımları titizlikle işleyen bir dergi 4 your eyes. Dijital olarak yayınlanmasını dünya genelinde herkesin kolayca erişim sağlaması açısından çok kıymetli buluyorum. Derginizde emeği geçen herkese tek tek teşekkür ediyorum. Sektörümüzü mercek altına alacağınız yeniliklerle dolu nice sayılarınız olsun.

Eylül 2025

Selin Olmsted Studio

Selin Olmsted Studio

Gözlük Tutkusu ile Standartların Ötesine Odaklanıyor

“Silmo İstanbul yerel ve uluslararası markalar ile üreticilere Türkiye, Doğu Avrupa, Orta Doğu, Rusya, Orta Asya ve Kuzey Afrika gibi yeni pazarlarla işbirliği yapma ve genişleme fırsatı sunuyor.”

Selin Olmsted Studio Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk bağımsız gözlük tasarım stüdyosu olarak yeteneği kadar yüksek farkındalığı ve vizyoner kimliğiyle de öne çıkan tasarımcı Selin Olmsted tarafından New York merkezli olarak 2015 yılında kuruldu. Selin Olmsted, stüdyosunun merkezine tasarımın hem estetik olarak etkileyici hem de ticari açıdan uygulanabilir olmasını sağlama çabasını, sürekli öğrenme ve gelişme yaklaşımını, yeni trendlere ve teknolojilere daima hazırlıklı olmayı, iş ortakları ve gözlük zanaatkarlarıyla yakın bağlar kurmayı, bilgisini geleceğin tasarımcı kuşaklarıyla paylaşmayı ve sosyal sorumluluk projeleriyle topluma katkı sunmayı yerleştirmiştir. Ünlü tasarımcı ile gözlüklere bakış açısı, stüdyosu ve tüm yaratıcı çalışmaları hakkında gerçekleştirdiğimiz özel röportajı sunuyoruz.

Merhaba Selin Hanım. Okurlarımız için kendinizi tanıtıp, sektörle buluşma hikayenizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, ben Selin Olmsted. Aslen İstanbulluyum. Kariyerime erkek giyim tasarımcısı olarak başladım ve gözlüğe geçmeden önce on yılı aşkın bir süre bu alanda çalıştım. Yolum, önce serbest ardından tam zamanlı olarak çalıştığım New York’taki Warby Parker’a katıldığımda değişti. Burada, Oliver Peoples’ın Kurucu Ortağı ve sektörün efsane isimlerinden Kenny Schwartz’tan öğrenme ayrıcalığını yaşadım; onun mentorluğu benim için çok değerliydi. Yaklaşık üç yıl kıdemli tasarımcı olarak çalıştıktan sonra, ABD’deki ilk bağımsız gözlük tasarım stüdyosunu kurdum. Bu yıl itibarıyla 10. yılını kutlayan stüdyomuz, global gözlük markalarına tasarım, trend tahmini, ürün geliştirme, ithalat ve üretim hizmetleriyle destek sunuyor.

Selin Olmsted Studio nasıl doğdu? Markanızı hangi temel hedefler ve değerler üzerine inşa ettiniz?
Warby Parker’da çalışırken New York’ta düzenlenen Vision Expo East’e katılma fırsatı buldum. Bu deneyim, bağımsız gözlük markalarının yaratıcılığı ve özgünlüğünü keşfetmemi sağladı. O dönemde Selima Optics’ten Selima Salaun ile de tanıştım ve yaptığımız sohbet bende derin bir iz bıraktı. ABD’de resmi gözlük tasarımı programları ve yerel üretimin eksikliğinden, ben de dahil olmak üzere çoğu tasarımcının farklı yaratıcı ya da optik alanlardan bu sektöre neredeyse tesadüfi girişinden bahsetmiştik. Bağımsız markaların özel tasarım desteğine ihtiyaç duyduğu açıkça ortadaydı. İşte bu farkındalık, ABD’deki ilk bağımsız gözlük tasarım stüdyosu olarak Selin Olmsted Studio’yu kurmam için bana ilham verdi.

Gözlük tasarımı sizin için ne ifade ediyor ve ilham kaynağı olarak yaratıcılığınızı en çok hangi unsurlar etkiliyor?
Gözlük tasarımı benim için sadece bir mesleği değil, amacımı ifade ediyor. Sokakta yürürken gözlük takan birini gördüğümde, şeklin ve rengin ona nasıl uyduğunu, başka hangi kombinasyonların yeni ve güzel bir şey ortaya çıkarabileceğini hayal ediyorum. Tıbbı bir ihtiyaç oldukları doğru ancak çoğu zaman günde 10–12 saat boyunca en görünür yer olan yüzümüzde taşıdığımız bir stil ifadesi anlamına da geliyorlar. Bu da gözlüğün yüze rahat oturması, harika görünmesi ve kullanıcısına özgüven vermesi gibi sorumluluklar yüklerken, yaratıcılık fırsatı da sağlıyor. Tasarımlarımda sporla yaşam tarzını, sporla modayı birleştirmek ya da dandy estetiğini minimal ve modern bakışla yeniden yorumlamak gibi farklı dünyaları tek modelde bir araya getirmeyi seviyorum. Ayrıca, tanıdık gözlük formlarını beklenmedik malzeme, renk veya detaylarla yeniden kurgulamaktan keyif alıyorum. Üretim gelişmeleri de derinden etkiliyor. Kalıp işçiliğinin inceltilmesi, CNC yüzey işleme yenilikleri, çok renkli laminasyon teknikleri, olanakları genişletiyor ve tasarım sürecimizi ileriye taşıyor.

Sizce işlevsellik, yüze uyum, hafiflik gibi faktörler yaratıcı süreci kısıtlıyor mu? Tasarım Dna’nızı nasıl tanımlarsınız?
Tam tersine yaratıcılığın anlamlı ve giyilebilir bir şeye dönüşmesi bu unsurlarla garantilenir. Bizim için tasarım, her açı, her yarıçap ve her yüzeyin özenle çözülmesi demektir. Ön form ile sapın kusursuz şekilde akması ve gözü rahatsız eden geçişlerden kaçınılması gerekir ki, bakan göz bir uyum hissi yaşasın. Çerçevenin her parçası hatta gizli detayları bile titizlikle düşünülmelidir. Gözlükle kişisel ve samimi bir bağ kurarak özel bir anlam kazandırdığından, küçük ve ince detayların kullanıcı tarafından zamanla keşfedilmesi ise apayrı bir keyif veriyor. Bir tasarımı değerlendirirken ekibime sık sık; ürüne emeğimle kazandığım parayı harcar mıydım ya da bir randevuda taksam özgüvenli hisseder miydim sorularını hatırlatırım. Bu sorular bizi dürüst kılıyor. Misyonumuz, duygu uyandıran, özgüven aşılayan ve biraz da büyü taşıyan gözlükler tasarlamaktır. Ayrıca, verilen perakende fiyat noktasında en yüksek algılanan değeri sunmayı önemsiyoruz. Proje izin verdiğinde ise bio- malzemeler, ileri üretim teknikleri ve sürdürülebilir ambalajları araştırıyoruz. Çünkü günümüzde tasarım, estetiğin ötesinde bir sorumluluk da taşıyor.

İtalya, Japonya ve Çin merkezli üreticilerle çalışmanın en büyük avantajları ve zorlukları nelerdir?
İtalyan üreticiler düşük minimum sipariş miktarları, asetatta kusursuz polisaj ve tamburlama, enjeksiyon plastiklerde üstün renk uygulamaları gibi avantajlar sunuyor, ancak Çin’e kıyasla üretim yeniliklerinde daha sınırlılar ve yüksek kalıp maliyetleri olumsuzluk teşkil edebiliyor. Japon üreticiler titanyum işçiliği ve detay hassasiyetinde, asetatta polisaj ve renk çeşitliliğinde öne çıkıyor; ancak uzun teslim süreleri ve tasarım kısıtlamaları dezavantaj oluşturuyor. Çin üreticiler ise hızlı iletişim, yenilikçilik ve taleplerimize yönelik uyum ve esneklikte başarılılar, fakat minimum sipariş miktarlarının İtalya ve Japonya’ya kıyasla daha yüksek olması zorluk yaratabiliyor.

Prestijli markalarla yaptığınız işbirliklerinde kendi tasarım çizginizi korurken her markanın ruhunu da yansıtıyorsunuz. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Yakın gelecek için yeni ortaklık sürprizleri var mı?
Biz her zaman tasarım sürecinin merkezine markanın kimliğini ve müşterisini koyarak başlıyoruz. Bir ön form, sap ya da renk hikayesi geliştirirken kendimize sürekli “Bu müşteri bunu takar mı? İster mi? Satın alır mı?” sorularını soruyoruz. Bazen müşterinin görsellerini oluşturuyor ya da referans alıyoruz, böylece onları net bir şekilde gözümüzde canlandırıp o kişi için tasarlayabiliyoruz. Markanın Dna’sı bizim yol haritamızdır. Kararlarımızı yönlendirir, seçimlerimizi sadeleştirmemize yardımcı olur ve kendi tasarım dilimizi ileriye taşırken markanın karakterine sadık kalmamızı sağlar. Yakın zamanda Raen’in dünyaca ünlü sörfçüler Mikey February ve Coco Ho ile yaptığı işbirliği için heyecan verici 2026 İlkbahar/Yaz güneş gözlüğü modellerini tamamladık. İlk çeyrekte piyasaya çıkacak.

Sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk kavramları malzeme seçimlerinize nasıl yansıyor? Koleksiyonlarınızda hangi malzemeler öne çıkıyor?
Birkaç yıl önce müşterilerimizin bir kısmı standart malzemelerden bio-asetat ve bio-TR90 gibi bio-bazlı nylon’lara geçmeye başladı. Bu durum hem gözlük hem ambalajda sürdürülebilir malzeme seçeneklerine ve üretim tekniklerine dair araştırmalarımızı derinleştirmemizi sağladı. Sonuçlar umut vadediyor. Bu malzemelerin çoğunluğu henüz yüzde 100 yerine yaklaşık yüzde 66 oranında bio-bazlı olsa da devam eden AR-GE çalışmaları oranları istikrarlı bir şekilde iyileştiriyor ve zamanla fosil yakıt bazlı malzemelerin artışını bekliyoruz. Bizde en çok heyecan uyandıran malzeme ise Eastman’in patentli moleküler geri dönüşüm teknolojisiyle geliştirdiği CRT-Acetate da denilen yenilenebilir asetattır. Bu teknoloji, atık plastikleri moleküler geri dönüşüm yoluyla asetat üretimi için bakir hammaddeye dönüştürürken, geleneksel asetat renklerinin tamamına erişim imkanı veriyor. Ambalajda da sürdürülebilirliği destekleyen bio-bazlı/bitki bazlı kaplanmış kumaşlardan yapılan gözlük kılıflarından ilham alıyoruz.

Kosmos ve Myrtle isimli modelleriniz göz kamaştırıyor. Genel özelliklerini ve sizi heyecanlandıran detaylarını paylaşır mısınız?
Kosmos ve Myrtle’ı, New York merkezli bağımsız moda gözlük markası Carla Colour için tasarladık. Kosmos, heykelsi ve fütüristik bir “bat-eye” olarak cesur, eğlenceli ve alışılmışın ötesinde bir çerçevedir. Evrende yapılan bir yolculuk hissini uyandırmak için tasarlandı; görme ve görülme biçiminizi dönüştüren bir parça. Myrtle ise Gena Rowlands’ın 1977 yapımı kült film Opening Night’ın unutulmaz karakterinden ilham alıyor. Altın metal detaylara sahip, büyük boy geometrik bir aviator; saf dramayı ve varlığı kucaklıyor. Her ikisi de İtalyan eko-asetattan üretildi ve %100 UVA/UVB koruması sunan bio-nylon camlarla tamamlandı. Modelleri dünyanın ilk sürdürülebilir kaktüs derisi kumaşından yapılmış kılıf ve yüzde 100 geri dönüştürülmüş temizleme beziyle sunuyoruz.

Küresel gözlük trendleri üzerine kapsamlı ve güçlü çalışmalar sunuyorsunuz. Eyewear Trend Raporlarınızı nasıl hazırladığınızı ve 2026 trendlerinde öne çıkanları paylaşır mısınız?
Hazırlama süreci tüm yılı kapsıyor. İlhamı, moda defileleri, kültürel hareketler, sanat, tasarım, komşu endüstriler ve malzeme yenilikleri gibi pek çok kaynaktan toplayarak, bunları gözlük merceğinden süzüyoruz. Ayrıca perakende verilerini yakından takip ediyor, sektördeki iş ortaklarımızla görüşerek piyasada nelerin hareket ettiğini anlamaya çalışıyoruz. Amacımız, tüm bunları yalnızca ilham veren değil, aynı zamanda markalar için stratejik bir öngörü aracı işlevi gören net temalara dönüştürmektir. 2026 yılı için de birkaç yol gösterici tema belirledik. Cesur mimari formlar ve adeta giyilebilir sanat gibi hissedilen çerçeve yapıları üzerine odaklanan Sculptural; nostaljiye, zanaatkarlığa ve el işinin kusurlu güzelliğine yönelen Sentimental; tavır, cesaret ve bireysellik taşıyarak gündelik başkaldırıyı yakalayan Punk Quotidien, minimalizme, hafifliğe ve ileri düzey konfora odaklanan Ultralight ve gözlükleri alışılmışın çok ötesine taşıyan, beklenmedik oranlarla, görsel oyunlarla ve tekinsizlik hissine odaklanan Surrealism. Bu temaların tümü bir araya geldiğinde yeni yılla sektörün daha ifade dolu, teknik olarak daha yenilikçi ve kullanıcıyla daha fazla duygusal bağ kuran gözlüklere yöneleceğini görüyoruz.

Geçtiğimiz yılki Silmo İstanbul Akademik gibi birçok etkinlikte uzmanlığınızı paylaşmaktasınız. Sektörel eğitimlerdeki artışın optik dünyasına öncelikli yararları sizce nelerdir?
Sektörel eğitim, şu anda optik dünyası için en önemli gelişmelerden biridir. Gözlükler uzun süre öncelikli olarak tıbbi bir cihaz olarak değerlendirildi; moda aksesuarı ya da stil ürünü olarak görülmedi. Tüm sektörel eğitimlerin yükselişi bu boşluğu kapatmaya yardımcı oluyor. Optik mağaza sahipleri ve optisyenler için trendleri, ürün ve malzeme yeniliklerini, müşteri davranışlarını daha derinlemesine anlamanın önüne açıyor. Bilgi artışı, daha zekice kararlar almayı destekler. Ayrıca üreticiler ve tasarımcılarla daha güçlü bağlar kurmalarını sağlar. Optik öğrencileri ve genç tasarımcılar ise gözlük tasarımında gerçek bir kariyer şansı olduğunu görür. Eğitimler, sektörün yaratıcı ve teknik yönlerini tanıtır, sektörel aktörlerle bağlantı kurmalarına yardımcı olur ve yeni bakış açıları getirmeleri için ilham verir. Benim için Silmo İstanbul Akademik gibi platformlarda konuşmacı olmak yalnızca bilgi paylaşmak değil, aynı zamanda bir kıvılcım yakmak anlamına geliyor. Çünkü eğitim arttığında ve bağlantılar kurulduğunda tüm sektör birlikte ilerler.

Silmo İstanbul Optik Fuarı 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında 12. kez gerçekleşecek. Fuarın gelişimini ve endüstriye katkılarını nasıl yorumlarsınız?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, özellikle bölgedeki optik endüstrisi için en önemli platformlardan biri haline geldi. Yıllar içinde hem ölçek hem de etki açısından büyüyerek yalnızca Türk optik profesyonelleri değil, giderek artan uluslararası bir kitleyi de kendine çekiyor. Bu gelişim de bağımsız markaların, distribütörlerin, büyük üreticilerin, optisyenlerin ve tasarımcıların buluşup fikir alışverişinde bulunabileceği değerli bir buluşma noktası yaratıyor. Silmo İstanbul ayrıca, yerel ve uluslararası markalar ile üreticilere Türkiye, Doğu Avrupa, Orta Doğu, Rusya, Orta Asya ve Kuzey Afrika gibi yeni pazarlarda işbirliği yapma ve genişleme fırsatı sunuyor.

Değerli röportajınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Ben teşekkür ederim. 4 your eyes, Türkiye’de ve komşu ülkelerde optik sektörü için bilgilendiren, ilham veren ve profesyonelleri birleştiren bir platform yaratarak önemli bir rol üstleniyor. İş dünyasına yönelik içgörüleri yaratıcı yönelimlerle birleştirerek, sektörün nereye gittiğine dair kapsamlı bir bakış sunmanızı, aynı zamanda bağımsız markaların ve büyük moda evlerinin yeni sezon koleksiyonlarını tanıtmanızı gerçekten değerli buluyorum. Gerçek anlamda katkı sağlayan bir yayın ve parçası olmaktan onur duydum.

Eylül 2025

Rodenstock

Rodenstock

Rodenstock Çerçeveleriyle Yeni Hafiflik Çağını Başlatıyor…

Rodenstock için ultra hafiflik, markanın yeniden konumlanma süreciyle artık yalnızca işlevsel bir özellik değil, estetik vizyonunun da belirleyici unsuru haline geldi.

Alman mühendisliğinin gözlük tasarımındaki zirve temsilcilerinden biri olan Rodenstock, 145 yılı aşkın köklü geçmişiyle yalnızca bir marka değil, aynı zamanda bir teknik ustalık mirası taşıyor. Münih merkezli bu öncü üretici, gözlük endüstrisinde çığır açan teknolojilere imza atarken, yüksek hassasiyetle geliştirilen camları ve çerçeve tasarımlarıyla da fark yaratıyor. Optik mükemmeliyet ve konforu bir arada sunma hedefinde olan Rodenstock’un tasarım anlayışının temelinde; fonksiyon, estetik ve inovasyonun kusursuz bileşimi yer alıyor. Medikal optik alanında edindiği uzmanlık, markayı çerçeve tasarımında da sıra dışı bir konuma taşıdı. Rodenstock Eyewear ürünleri yalnızca teknik donanımıyla değil, aynı zamanda zamansız formlara dayalı yalın ve güçlü estetik diliyle de dikkat çekiyor. Her biri ileri mühendislik çözümleriyle destekleniyor. Koleksiyonlar, Alman tasarım geleneklerinin sadeliğini korurken, çağdaş minimalizmin sınırlarını zorlayan detaylarla tamamlanıyor.

Rodenstock’un Dna’sında yer alan hafiflik, markanın yeniden konumlanma süreciyle birlikte artık yalnızca işlevsel bir özellik değil, estetik vizyonunun da belirleyici unsuru haline geliyor. Rodenstock’un ‘Biçim Hafifliği Takip Eder’ (Form Follows Lightness) ilkesi; titanyumun farklı alaşımlarından esnek yay sistemlerine, vidasız bağlantılardan yarı saydam renk geçişlerine kadar tüm detaylar ile gözlüğün yüzle bütünleşmesini ve kişiliği gölgelemeden tamamlamasını hedefliyor. Her bir Rodenstock Eyewear koleksiyonu ‘tasarım yalındır ama sıradan değildir’ mottosunu yeniden yorumluyor. Özellikle Loop koleksiyonunun dinamik çizgileri genç kullanıcıyı yakalarken, Orbit’in çerçevesiz tasarımı Bauhaus felsefesine göz kırpıyor; InfiniTec ise görünür mühendislik detaylarıyla dikkat çekiyor. Sadelikten gelen şıklığı ileri teknolojiyle buluşturan Rodenstock’un tasarım dünyasına bakışı ve yeni ürünlerinde teknik ile stili nasıl harmanladığına dair Tasarım ve Mühendislik Direktörü Benjamin Heirich ile gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

Merhaba Benjamin, Rodenstock şu sıralar yeniden konumlanıyor. Bu stratejinin arkasında ne var?
Yeniden konumlanma süreciyle birlikte Rodenstock markasını baştan tanımladık. Net bir tasarım dili, yapılandırılmış bir koleksiyon çerçevesi ve uzun vadeli bir strateji belirledik. Tasarım sürecimizin merkezinde yer alan ‘Biçim Hafifliği Takip Eder’ (Form Follows Lightness) ilkesi, ürün geliştirme anlayışımıza da yön veriyor. Hedefimiz, ultra hafif gözlükler tasarlamaktır. Bu amaç doğrultusunda minimal estetik anlayışını teknik yeniliklerle birleştiriyor ve maksimum hafifliği yakalamaya çalışıyoruz.

Rodenstock teknoloji ve veri odaklı inovasyona önem veriyor. Bu yaklaşım Alman premium markalarına özgü bir özellik mi?
Kesinlikle öyle. Alman premium markaları dünya çapında hassasiyet ve kaliteyle özdeşleşmiş durumdadır. Alman mühendisliği yaklaşımı, bizim ürün geliştirme zihniyetimizin temelini oluşturuyor. Çalışmalarımız verimlilik, mükemmeliyet ve mühendislik ustalığı üzerine kuruludur. Bu anlayış, çerçevelerimizin her bir detayında kendini gösteriyor. Geniş kapsamlı veri tabanımız sayesinde teknik parametreleri analiz edebiliyor ve tasarımlarımızda en ideal uyumu ve maksimum konforu sağlayabiliyoruz.

Rodenstock olarak sıklıkla vurguladığınız yeni ‘Hafiflik Çağı” kavramı pratiğe nasıl yansıyor?
Bu kavram, son derece hafif gözlükler geliştirmek anlamına geliyor; çünkü daha az ağırlık, daha fazla konfor ile eş anlamlıdır. Tüm odağımız fiziksel ve estetik hafiflik kavramı üzerindedir. Yeni teknolojiler ve malzemeler sayesinde, malzeme seçimi, yapı ve tasarım arasında mükemmel denge kuran ultra hafif modeller geliştiriyoruz. En temel vaadimiz, kullanıcılara maksimum konfor sunmaktır. Çünkü kullanıcılar için önemli olan, gözlüklerinin yüzlerinde neredeyse yokmuş gibi hissedilmesidir.

Hafiflik kavramının çerçeve tasarımlarınızı nasıl etkilediğinden bahsedebilir misiniz?
Hafiflik, tasarım yaklaşımımızın her yönünü şekillendiriyor. Zamansız bir estetik yaratmak amacıyla sade formlar, net hatlar ve indirgenmiş şekiller kullanıyoruz. Aynı zamanda, sağlamlıktan ödün vermeden malzeme kullanımını optimize ediyoruz. Titanyum ve RXP® gibi ultra hafif malzemelerle çalışarak çerçeve ağırlığını ciddi ölçüde azaltıyoruz. Saydam ve yarı saydam renkler de hem görsel hem de hissiyat olarak hafifliği pekiştiriyor. Vidasız menteşe sistemleri ve esnek bölge teknolojileri gibi yenilikçi detaylar da konforu artırıyor. Sonuç olarak minimalist çerçeveler yüzle bütünleşiyor ve kullanıcının karakterini ön plana çıkarıyor.

Koleksiyonlarınızın tasarım sürecinde estetik faktörleri nasıl ele alıyorsunuz?
Tasarım rehberimiz ‘Yalın Estetik’ (Pure Aesthetics) yaklaşımıdır. Özellikle Bauhaus akımı estetiğinden ve minimalizmden ilham alıyoruz. Bu yaklaşımımız tasarımlarımızdaki zamansız, sadeleştirilmiş görsel dili tanımlıyor. Çerçevelerimizde fonksiyon ve hafiflik bir araya geliyor. Modern ve uzun ömürlü tasarım anlayışı, Rodenstock ürünlerinin temel karakterini oluşturuyor. Tüm bu niteliklerle geliştirdiğimiz koleksiyonlar ile ultra hafifliği, görünmez hissiyatı, yüksek Alman mühendisliğine dayalı kaliteyi ve ileri seviye ergonomiyi kullanıcılara sunuyoruz.

Kullanılan malzemeler genel ağırlık açısından oldukça belirleyici. Özellikle hangi malzemeleri tercih ediyorsunuz?
Stabilite ile konfor arasında ideal dengeyi kurmak için genellikle malzeme kombinasyonları kullanıyoruz. Kendi prototipleme atölyemizde malzemeleri sürekli test ediyor, daha da hafif sonuçlar elde etmek için süreçleri geliştiriyoruz. Bu sayede optimum hafifliği hedefleyen bir tasarım süreci yürütebiliyoruz. Bu yaklaşımda özellikle titanyum ve RXP® öne çıkan temel malzemelerimiz arasında yer alıyor. Burun pedlerinde ise sadece tıbbi sınıf silikon kullanıyoruz. Tıbbi sınıf silikon cilt dostu olmasıyla öne çıkıyor ve farklı form seçenekleri sayesinde kullanıcılara ideal kullanım konforu sağlıyor.

Hangi türdeki titanyum Rodenstock çerçevelerinin hangi bölümlerinde kullanılıyor?
Her parçaya özel olarak seçtiğimiz titanyum alaşımları sayesinde ideal dengeyi sağlıyoruz. Örneğin; saf titanyumu sağlamlığı ve dayanıklılığı nedeniyle ön yüz, köprü ve uç parçalarda tercih ediyoruz. Beta titanyumu yüksek esneklik sunduğu için sap kısımlarda ve çerçevesiz modellerde kullanıyoruz. Nanometre titanyumu ise özellikle yaylı bağlantı (flex zone) gibi hassas ve işlevsel alanlarda sıklıkla tercih ediyoruz.

RXP® malzemesini benzersiz kılan nedir ve Rodenstock RXP’i nasıl kullanıyor?
RXP®, İsviçre’de üretilen yüksek teknoloji ürünü bir polimerdir. Olağanüstü hafifliği ve yüksek dayanıklılığıyla dikkat çekmektedir. Bu sebeple RXP® malzemesi ince çerçevelerin üretimi için idealdir. Ayrıca RXP® malzemesi cilt dostu ve kolay şekil alabilen bir yapıya olduğundan çerçevelerimizin günlük kullanımda son derece konforlu hale gelmesine olanak sağlıyor.

Özellikle Loop, Orbit ve InfiniTec koleksiyonlarınız yoğun ilgi görüyor. Bu serileri birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
Her koleksiyonun kendine özgü bir tasarım dili ve teknik inovasyonu var. Ancak tüm Rodenstock çerçeveleri yüksek konfor sunar ve bireysel olarak ayarlanabilir. Loop koleksiyonu, ileri teknolojiyi vurgulayan, saf titanyumdan yapılmış, sağlam ve hafif saplarıyla öne çıkar. Loop özel bir menteşe sistemine sahiptir. Özellikle modern tasarım diline ilgi duyan genç kullanıcılar için caziptir. Orbit koleksiyonu, vidasız yapısıyla bakım gerektirmeyen bir sistem sunuyor. Bauhaus felsefesi ve dairesel geometri ilhamıyla tasarlandı. RXP® ve titanyum gibi ultra hafif malzemeler içeriyor. Bu serideki çerçevesiz model, 2025 Alman Tasarım Ödülü’nü kazandı. InfiniTec koleksiyonu ise teknolojiyi görünür kılmayı amaçlıyor. Açıkta kalan yaylı menteşe hem işlevsel hem de estetik bir unsur olarak tasarlandı. Bu yay parçası nanometre titanyumdan üretiliyor ve üstün hassasiyet sunuyor.

Son olarak Rodenstock Eyewear ile hangi kullanıcı kitlesine hitap ettiğinizi öğrenebilir miyiz?
Yeniden konumlanma stratejimizle birlikte hedef kitlemizi daha da netleştirdik. Önceliğimiz; kaliteye, uzun ömürlü kullanım avantajına ve teknik hassasiyete değer veren, 35 yaş ve üzerindeki erkek kullanıcılardır. Konfor onlar için büyük önem taşıyor. Stil anlayışları ise sade, zamansız ve işlevsel tasarımları tercih eden bir çizgide şekilleniyor.

Kaynak: Spectr

Ağustos 2025

Biz Grup Optik

BİZ GRUP OPTİK

Sürreal Esintiler ve Sofistike Kreasyonların İzinde….

“Silmo İstanbul Optik Fuarının Coco&Dali markamızın Türkiye optik pazarına doğru tanıtımında son derece olumlu katkı sağlandığını belirtmek isterim.”

Merhaba Tahsin Bey. Okurlarımız için kendinizden ve sektörel kariyerinizin nasıl başladığından bahseder misiniz?
Merhaba, ben Tahsin Mavili. Yüksek biyomedikal mühendisiyim. Başkent Üniversitesi’nden mezun oldum. 45 yıllık gözlükçü bir ailenin en büyük ferdiyim. İki kardeşim var, onlar gözlükçülüğe devam ediyor. Çocukluk yıllarımdan beri işin içinde olmam nedeniyle sektörün dışında kaldığım bir dönem olmadı diyebilirim. Diğer yandan, mesleğimin bir gereği olarak medikal sektörde de girişimim bulunmaktadır. Fizik tedavi, rehabilitasyon ve spor hekimliği alanında profesyonel tedavi alet ekipmanları ve sarf malzemelerin ithalatı ile yurtiçi satışını ve teknik servis hizmetlerini gerçekleştirmekteyiz. Yeni bilgiler öğrenmeye ve farklı ticaret alanları geliştirmeye duyduğum ilgi sayesinde, yaklaşık 10 yıl boyunca enerji (petrol ve doğalgaz) sektöründe ülkemizin en deneyimli isimleriyle birlikte çalıştım. Bu süreçte, Türkiye’ye katkı sağlayan iş anlaşmalarının hayata geçirilmesinde aktif görev aldım.

Biz Grup Optik ne zaman ve nasıl doğdu? Firmanızı kurarken temel hedefleriniz ve motivasyonunuz neydi?
Ülkemizdeki perakende gözlük sektörüne arz edilen mevcut optik çerçeve ve güneş gözlüğü kreasyonlarından ayrı olarak, kendine özgü bir stile sahip olan, sofistike ve modern çizgileri bünyesinde barındıran ve bu bakış açısının kreasyondaki tüm modellere yansıdığı, tamamen özel bir optik çerçeve ve güneş gözlüğü kreasyonu elde etmek maksadıyla 2023 yılı ortalarında Coco&Dali markamızın Türkiye’deki temsiliyetini aldık. Bu şevk ile 2023 yılında firmamızı kurarak girişimlerimize başladık. Bizim en temel motivasyonumuz, toplum genelinde kabul gören konservatif çizgilerden mümkün mertebede kaçınmaksızın, keyifli, sürreal esintiler ve modern dokunuşları harmanlayan; stilde özgün bir kreasyon yaratarak, son kullanıcının zevk alarak kullandığı ürünleri sunmaktır.

Coco&Dali markasının Dna’sından, tasarım çizgilerinden, materyal seçimlerinden ve etkileşim gruplarından söz eder misiniz?
Coco&Dali markamızın Dna’sında dahi İspanyol sanatçı Salvador Dali ile Fransız modacı Coco Chanel’in sıra dışı çarpıcılıktaki efsanevi sanat eserlerinin o büyülü etkileri barınmaktadır. Materyallerimiz, dünyadaki en kaliteli biyobozunur, cilde zarar vermeyen, anti-alerjik malzemelerden üretilmektedir. Ürünlerimiz fabrikasyon değildir; tamamen el işçiliğiyle üretilmektedir. Çerçevelerimiz asetat ve metaldir. Güneş gözlüklerimiz UV 400 korumalı, anti-refle kaplamalı, sektörün iyi bildiği yüksek görüş refahını sağlayan camlara sahiptir.

Coco&Dali’yi Türkiye’de hangi kanallar aracılığıyla satışa sunmayı tercih ediyorsunuz?
Satış yönteminin gelenekselliği koruyarak yüz yüze yapıldığında daha etkin ve samimi olduğuna inanıyoruz. Biz Grup Optik olarak bu sistemimizden vazgeçmemek konusunda ısrarcıyız. Yenilikçi satış kanallarının satış oranı üzerindeki etkilerinin bilincindeyiz. Ancak satışını yaptığımız ürünler optik çerçeve ve güneş gözlüğü olduğu için müşterilerimizle her zaman yüz yüze görüşerek anlaşmalara varmamızın; güven ve çözüm odaklı oluşumuzun kolaylıkla fark edilmesini sağladığına inanıyoruz. İşbirliklerimizin, yüz yüze iletişim vasıtasıyla samimiyete dayalı ve şeffaf olmasından memnuniyet duyuyoruz. Tam da bu sebeple, web sitemiz tamamen ürünlerimizin göstermek üzere tasarlanmış olup, web sitemiz üzerinden herhangi bir satış pazarlama yapılmamaktadır.

İşbirliği yaptığınız optik mağazaları nasıl belirliyor ve onlara hangi hizmetlerle destek oluyorsunuz?
Uzun yıllardır sektörün içerisinde olduğumuzdan dolayı, optik mağazaları ile görüşürken ve iş yapılacak mağazayı belirlemede, bilimsel yöntemlerle müşteriye ulaşma ve müşteriyi seçme dinamiklerini kullanmıyoruz. Diğer taraftan, yaşadığımız şu bilgi çağında, müşteriyi değerlendirmek ve onlara ulaşmak eskiye nazaran daha kolay gerçekleşiyor. Müşterilerimize, ürün seçimlerini yaparken son derece dürüst olarak tavsiyelerimizi vermekteyiz. Bununla beraber, her mağaza için ayrı olarak, lokasyonları ve hitap ettikleri müşteri kitlesini anlayarak, en doğru seçimleri yapmaları konusunda samimiyetimizden ödün vermeden, ilkeli şekilde yardımcı olmaktayız. Teslim tarihi ile ilgili bir öncelikleri var ise bu taleplerine harfiyen uyarak müşteriyi memnun etmekteyiz. Satış sonrası hizmetimiz ise ürünün fabrikasyon hatası barındırması koşuluyla; parça değiştirmeden, tamamen yeni ürünü teslim etmektir. Burada istediğimiz tek şey ise son kullanıcıdan tatmin olduklarına dair bir geri bildirim almaktır.

Medikal estetik ve fiziksel tedavi alanlarında sunduğunuz hizmetler hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?
Rehabilitasyon, fizik tedavi ve spor hekimliği alanında profesyonellerin kullandıkları tıbbi alet, ekipman ve sarf malzemelerini tedarik etmekteyiz. Medikal estetik alanında yeni girişim planlamaktayız. Bu girişimimiz, estetik alanında profesyonellere yönelik sarf malzemeler ve aletler ile ekipmanlar tedarik etmek olacaktır.

Biz Grup Optik’ten yeni marka sürprizleri beklemeli miyiz? Firmanız için yakın gelecek planlarınız neler?
Biz Grup Optik olarak, Coco&Dali markasının enerjisine olan inancımız yüksektir. Markanın motivasyonu ve sağlıklı ilerleyişi bizim için çok önemlidir. Bu nedenle farklı markaları bünyemize katarken dikkate alacağımız en önemli husus bu olacaktır. Yeni sürprizlerimizin hazırlıkları içerisinde olduğumuzu rahatlıkla belirtebilirim. Sürprizlerimizi, titiz hazırlık sürecimizin tamamlanmasını öngördüğümüz 2027 yılında değerli optik profesyonellerinin beğenilerine memnuniyetle sunacağız.

Sektörün deneyimli bir ismi olarak Türkiye optik pazarının bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Ülkemizdeki optik pazarı, diğer tüm sektörlerde olduğu gibi maalesef global ekonomik krizlerden bir nebze nasibini almaktadır. Ancak, doğal yöneliş ile her yıl adeta bir nehrin yolunu bularak ilerlemesi gibi Türkiye optik pazarı da kendi yolunu bulmakta ve yenilenerek canlılığını sürdürmektedir.

Biz Grup Optik 11.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarında markasını ilk kez sergiledi. Deneyiminizi ve fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarının Coco&Dali markamızın Türkiye optik pazarına doğru tanıtımında son derece olumlu katkı sağlandığını belirtmek isterim. Katılımcısı olarak yer almamızın çok sayıda optik profesyonele aynı atmosferde ve yüz yüze ulaşma fırsatını vermesi sebebiyle değerli ve önemli organizasyon olduğunu düşünüyorum. Biz Grup Optik olarak Silmo İstanbul’a katılımcı olmamızın markamızın ülkemizdeki tanıtımında ve bilinirliğinin artmasında etkili olacağına inancımız tamdı ve organizasyon kalitesi ve yapısıyla bu beklentimizi karşıladı. Silmo İstanbul’un önümüzdeki yıllarda da tüm sektör oyuncularının takibinde ve ilgi odağında olmaya devam edeceği inancındayım.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Biz Grup Optik ailesi adına ben de teşekkür ederim. 4 your eyes dergisinin, hazırladığı kapsamlı ve güncel içeriklerle tüm sektör profesyonellerine değerli bilgiler verip, vizyon sunmasının yanı sıra; dijital yayıncılığa geçişiyle birlikte, gözlük kullanıcılarına ve modayı takip eden kitleye de tam anlamıyla istediğini vermesini değerli buluyorum. Emeği geçen tüm ekibinize başarılarının devamını diliyorum.

Ağustos 2025