Masahiromaruyama

GELENEKSEL İŞÇİLİK VE NİTELİKLİ TASARIM

El işçiliği ve geleneksel üretime önem vererek yaptığı asimetrik tasarımlarla göze çarpan Masahiromaruyama, 10. yılını sınırlı sayıda ürettiği yeni bir gözlük modeliyle kutluyor.

Masahiromaruyama, 2011 yılında Masahiro Maruyama tarafından kurulan bir gözlük markasıdır. Kurucunun adı ve soyadındaki boşluk Maruyama tarafından marka ismini adeta bir kod gibi, cansız bir maddeye dönüştürmek amacıyla kaldırılmıştır. Konseptini ‘bitmemiş sanat’ olarak adlandıran marka, klasik çerçeve tasarımlarını simetrik ve mükemmel bir şekilde tamamlarken Masahiro’nun asimetrik çerçeve tasarımları hala devam eden bir sürecin olduğuna işaret ediyor. Bu şekilde de markadaki özel tasarım gözlükler ‘tamamlanmamış’ bir konseptle çağrışımcı ve sıra dışı bir stili yansıtıyor. Tıpkı bir sanat eseri gibi Masahiromaruyama’nın ürettiği çerçeveler de sadece günlük kullanım ya da salt moda için üretilen dikkat çekici ürünler değil, aynı zamanda kendi gayesi için var olan özel ve sofistike çalışmalardır.

Marka sahibi Masahiro, gençlik çağlarından beri gözlük kullandığını ancak kendi yüzünün şeklini beğenmediğini belirtmiştir. Bu nedenle yüzüne daha çok yakışan bir hale getirmek için gözlüklerine kendisi şekil veriyordu. Elde ettiği sonuç mükemmel ya da tamamen bitmiş olmasa da, her şeye rağmen kullanmak istediği gözlüğü ortaya koyduğunu düşünüyordu. Bu deneyim yıllar sonra Masahiro’nun estetik anlayışını gözlük tasarlayarak ifade etmesini sağladı.

Markanın yüzün tam ortasına yerleşen gözlükleri, takan kişilerin kişiliklerini güçlendiriyor. Tasarımları hakkında ‘Kusurluluk’ kelimesini vurgulayan Masahiromaruyama, felsefesini bu şekilde oluşturuyor. Aslında Masahiro seri üretim sektöründe bulunmayan ve kişisel zevklerine uygun tasarımlar yaparak eşsiz ve farklı dizaynlara imza atıyor. Tasarımların asimetrik çerçeveleri birkaç metre uzaktan bakıldığında fark edilmiyorlar. Mütevazı modeller olmalarına rağmen tüketicilerine alışılmamış bir görsellik sunan Masahiro, gözlüklerini kullanan kişilerin mutlu olmasını istediğini söyleyerek yaratımı için gerekli olan motivasyonu buradan sağladığını belirtiyor.

Masahiromaruyama’nın bütün gözlük çerçeveleri Japonya’daki Fukui şehrinde üretilmektedir. Tarihi açıdan bakıldığında, Fukui şehri gözlük imalatı konusunda bir asırdan fazla süre içerisinde güçlenerek gelişim göstermiştir. Markanın çerçeveleri ise Sabae şehrinde uzun zamandır faaliyet gösteren köklü bir fabrikada üretilmektedir. Alanında uzman olan yetenekli zanaatkarların çalışmalarıyla, hassas asimetrik tasarımlar ve ince detaylar Maruyama’nın gözlük modellerinde hayat bulmaktadır. Bu yüzden böylesine özenli el işçiliğinin karşısında bilgisayar desteğiyle üretilen ürünler rekabet fırsatı bulamamaktadır.

Masahiromaruyama titanyum gözlük çerçeveleri yapmak için kalıp çıkarma, presleme, sert lehim, cilalama, yüzey bitirme işlemi gibi bazı adımları titizlikle takip etmektedir ve ancak bu adımlardan sonra gözlüğe ait bütün parçaları birleştirmektedir. Marka, saf titanyum hafif olmasına rağmen mükemmel bir dayanıklılık gösterdiği için yüksek kalitede ve nitelikli bir işçilik elde edebilmek ve markanın hassas tasarımlı çerçevelerini işleyip cilalamak için gelişmiş bir teknik kullanmaktadır. Masahiromaruyama markasına ait plastik çerçeveli gözlük modelleri ise Mazzucchelli asetatı kullanılarak üretilmektedir.

Masahiromaruyama markası kurulduğu günden bu yana her sonbahar döneminde güneş gözlüğü koleksiyonu çıkarmıştır. 2011 yılında Dessin adlı ilk koleksiyonla başlayan bu serüvene, Collage, Cut, 2side, Straight, Broken, Erase, Twist, Doodle ve Monocle adlı koleksiyonlarla devam etmişlerdir. Ayrıca Masahiro, 2018 ilkbaharından beri mevcut koleksiyonlarını yeniden yorumlamak amacıyla yeni tasarımlar eklemektedir. Meydan okuyan tasarımları ve asimetrik stiliyle benzersiz bir marka olarak kabul edilen Masahiromaruyama, tasarım gözlük dalında 2020 Silmo d’Or ödülüne layık görülmüştür.

MASAHIROMARUYAMA 10. YILINI KUTLUYOR

Markanın 10. yıldönümünü yalnızca 115 adet ürettiği MM-0034 adlı gözlük modeliyle kutluyor. Masahiro’nun ‘tamamlanmamış sanat – güzelliği tamamlanmayanda bulmak’ konseptini bütünüyle yansıttığı sıra dışı gözlükte, sağ gözlük sapı metaforik olarak üretim süreci bitmemiş kalıplara, elle çizilmiş uyumlu ve asimetrik çizgilere ve hiç görülmemiş bir tarzda markanın yenilikçi yönüne vurgu yapmaktadır. Sol gözlük sapı ise ön çerçevenin alt yarısından başlayıp geriye doğru uzanarak sözde ‘kuralları’ yıkmaktadır. Ayrıca Masahiromaruyama’nın 10. yıldönümü için sınırlı sayıda ürettiği bu gözlük sadece karşıdan bakıldığında değil; sağ, sol ve arka perspektiflerden de farklı görünümler sergilemektedir. Masahiro’nun ‘eski’ düzeni yıkarak kendi sanatsal yaklaşımıyla yeniden inşa ettiği bu model; marka için de yeni bir renk uyumu olan berrak kömür rengi çerçevesi, altın rengi metal sapları ve hafif açık mavi boyalı camlarıyla kullanıcılara yeni bir bakış sunarak gözlük severlerin zevklerine hitap etmektedir.

Ocak 2022

Özkan Optik

Özkan OPTİK

Gelişim ve Büyüme Odaklı

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nda yerli ve yabancı katılımcıların, daha nitelikli ürünleri ile yer almaları, geçmişten günümüze Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın fazlasıyla geliştiğini bizlere göstermiş oluyor.

Merhaba Özkan Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba. Ben Özkan Çalışkan. Aslen Malatya’lı olup 1980 yılı Ankara doğumluyum. Lise öğrenimim sırasında okul harici zamanlarımı değerlendirmek amacıyla ve ilgim doğrultusunda optik sektörüne yöneldim. Farklı firmalarda günden güne deneyimlerimi artırarak devam ettim. Çalışmış olduğum firmalarda yöneticilik, insan kaynakları ve birçok farklı pozisyonda çalıştım. Bunun yanı sıra kendimi geliştirmek için hemen hemen her seminer ve eğitim programlarına katıldım. Edindiğim tecrübelerle beraber 2016 yılında Özkan Optik Çayyolu mağazamı kurmaya karar verdim.

Özkan Optik kurulma aşamasından söz eder misiniz?
2016 yılında Ankara Çayyolu semtinde Özkan Optik olarak faaliyet göstermeye başladım. 5 yıl cadde mağazası olarak devam ettiğim bu sürecin sonunda, her zaman gelişime ve büyümeye odaklı olduğum için 2021 yılı Şubat ayında Armada Avm’de ikinci şubemi açtım. Fakat pandemi dolayısı ile bir süre kapalı kalmak durumunda oldu. Şimdilerde her iki mağazamda da pandemi kurallarına uygun özenli bir şekilde hizmet vermekteyiz.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Öncelikle müşteri ihtiyaçları doğrultusundaki ürün yelpazemizle birlikte günümüz şartlarında toplu taşıma ile ulaşım ve otopark bulunan konumları seçmeye özen gösteriyorum.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Mağazalarımızda çeşitli fiyat aralıklarında ürün bulunmaktadır. Bulunduğumuz lokasyonlara göre bu fiyat gruplandırmaları farklılık göstermektedir.

 

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Müşterileriniz tarafından seçilen bu markaların tercih nedenleri ne olabilir?
Güneş gözlüğü olarak en çok Fendi, Cristian Dior ve Serengeti tercih ediliyor. Optik gözlük olarak Lindberg, Lunor, Tom Ford, Flair tercih ediliyor. Bu markaların tercih edilmesi marka bilinirliği ve ürünlerinin kalitesinden kaynaklı oluyor.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Sosyal medyanın da etkisi ile yeni tasarımcıların ürünleri rağbet görmektedir. Bizde mağazalarımızda ve web sitemizde bu ürünleri bulundurmakta ve talepleri karşılamaktayız.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Her üründe olduğu gibi optik sektöründe satın alınan ürünlerde de belirli bir garanti süresi bulunmaktadır. Bu süre 2 yıl olarak belirlenmiştir. Fakat bizim satış politikamız gereği bu süre aşıldığında da her zaman müşteri memnuniyeti odaklı olmaktadır. Mağazalarımız ve web sitemizden alınan bütün ürünlerimiz için tamir ve bakımları süresiz olarak yapılmaktadır.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Her iki lokasyon için de farklı tercih sebeplerim var. Cadde mağazası benim gözümde hızlı pratik bir alışveriş sunmaktadır. AVM mağazası ise daha fazla vakit ayırılan bir alışveriştir.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Genellikle müşterimize, telefonla arayarak veya sms yoluyla ulaşıyoruz. Onun dışında mağazalarımızdaki görselleri sürekli güncelleyerek ve sosyal medyadan paylaşımlarla bilgilendirme yapıyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Optik sektörü ihtiyaca dayalı bir kurum olduğu için Anadolu veya farklı bir yerleşim yerinde olmasının bence avantaj ve dezavantajları yoktur.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Farklı alanlardaki gibi optik alanında da serbest bir piyasa bulunmaktadır. Fiyat rekabetinin gerekli olduğunu fakat ürünü değersizleştirecek boyutlarda olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Vizyonumuz gereği sürekli gelişime açık olduğumuz için sektör içi yapılan eğitimleri yakından takip ediyoruz. Mağazalarımızda da belirli aralıklarla bu gelişmeler doğrultusunda eğitimler düzenliyoruz.

Sektöre yıllardır hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının arttırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde maalesef gözlük kullanım oranı çok düşük halkımızın bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Okul çağında görme bozukluğu olan çocukların derslerinin zayıf olduğu görme bozukluğu düzeltildikten sonra çocukların derslerinde iyileşme sağladığı bilimsel bir gerçektir. Bu sebeple gözlük kullanımının artması için öncelikli olarak okul çağındaki çocukların, velilerin bilinçlendirilmesi ve çocukların muayenelerinin yapılması gerekmektedir.

Güneş gözlüğü kullanımı içinde öncelikle Uv ışıklarının sadece yazın değil kış aylarında da olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Güneş gözlüğünü dışarıya çıktığımız her zaman takmamız gerekmektedir. Ancak gözlerimizi koruyacağız diye Uv koruması olmayan ve sokaklarda satılan güneş gözlüğü tercih edilmemelidir.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
2022 yılı trendlerinde kemik gözlükler yine ön planda olup, zincir aksesuarlar ve net karakteristik modeller bizi karşılıyor.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Optik fuarları her zaman ilgimi çekmektedir. Ürün çeşitliliği ve bununla birlikte yeni ürünleri tanımak anlamında geliştirici bir hizmet olarak buluyorum. Yurtdışında gerçekleştirilen Silmo ve Mido uluslararası fuarlarına düzenli olarak katılıyorum.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul’un birçok fuarına katıldım. Bu yıl ki yerli ve yabancı katılımcıların, daha nitelikli ürünleri ile fuarda bulunmaları, geçmişten günümüze Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın fazlasıyla geliştiğini bizlere göstermiş oluyor.

Dergimiz “4 your eyes” ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?
Sektör hakkındaki gelişmeleri ve haberleri bize aktarması yönünden beğenerek takip ettiğimiz bir dergidir. Bu sayısında Özkan Optik’e yer verdiği için çok teşekkür ediyoruz.

Aralık 2021

Efor Optik

EFOR OPTİK

Yüz Kişilik Bir Aile

Hem yerli hemde yabancı birçok firmaya aynı anda ulaşabilmenin, bünyemizde ki tüm markaları ve yenilikleri sergileyebilmenin en efektif yolu Silmo İstanbul Optik Fuarından geçiyor.

Merhaba Fatih Bey, öncelikle hoş geldiniz. Okurlarımıza kendinizden bahsedip, sektöre giriş hikayenizden söz edebilir misiniz?
Merhaba hoşbulduk, ben Fatih Orhan. 1977 İstanbul doğumluyum. Gözlük sektörüne 1999 yılında Hekim Optik’te satış personeli olarak başladım. Yaklaşık dokuz yıl aynı firmada sahada aktif olarak görev aldım. 2008 yılında, üretim yapan bir optik firmasında iki yıl satış direktörlüğü yaptıktan sonra edindiğimiz saha tecrübeleri, bilgi ve birikimlerle, küçük bir atölyede Efor Optik’in temellerini atıp, üretim yapabilme hayalimize yönelik adımlar attık. Üretime başladığımız günden bu yana sektörün ihtiyaçlarını iyi analiz edip, iş modelimizi ihitiyaçlara göre geliştirdik. Üretim kapasitemiz her geçen sene daha da artarak emin adımlarla büyümeye devam ediyoruz. 2021 yılında yaklaşık yüz çalışma arkadaşımızla beraber Türkiye ve dünya için üretmeye, çalışmaya devam ediyoruz.

Efor Optik’i kurmaya nasıl karar verdiniz ve hedefleriniz nelerdi?
Sahada görev aldığımız yıllarda, sektörde çok az sayıda üretici vardı. Biz o yıllarda bu boşluğun farkına vardık ve sektörün ihtiyaçlarını tespit edip, aynı zamanda sektöre yeni bir soluk getirmek amacıyla Efor Optik’i kurmaya karar verdik. İlk olarak Qzen markasıyla başladığımız yolculuğumuza bir çok marka eklemeyi başardık. Mücadeleden kaçmayıp, zorlukların üstesinden gelerek, adımlarımızı sağlam atmaya gayret gösterdik. Her geçen yıl üstüne koyarak, hedeflerimizi büyüterek yüz kişilik bir aile olmayı başardık. Her zaman müşterilerimize kaliteli ürünleri ulaştırmayı kendimize borç bildik.

Geçtiğimiz yıl Efor Optik’te köklü bir değişim oldu ve ortağınızdan ayrılarak tüm yönetimi ve idareyi siz üstlendiniz. Bu süreç sizi zorladı mı ve Efor Optik ne gibi yenilikler içerisinde?
Pandemi sürecinin başlarında ortağımdan gelen talep üzerine yollarımızı ayırma kararı aldık. Bu zorlu sürecin ardından, mevcut kadromuzun bilgi birikim ve tecrübeleriyle, büyüme hedefimizden uzaklaşmadan yolumuza devam ettik. Yatırımlarımızın hızını kesmeden, yeni anlaşmalara imza atarak, yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz. İnşallah 2022 yılında mevcut markalarımızın, tasarımlarını geliştirerek yurtiçi ve yurtdışı müşterilerimizin beğenisine sunacağız.

Silmo İstanbul fuarında yeni markalarınızın lansmanını gerçekleştirdiniz. Bize bünyenizde yer alan markalar ve bu markaların özelliklerini paylaşabilir misiniz?
Köklü markalarımızın yanında, bu yıl Warner Bros. ile lisans anlaşmasına imza atarak Harry Potter, Batman, Superman, Tom & Jerry, Matrix gibi markaların kullanım haklarını satın aldık. Çocuklara ve yetişkinlere hitap edecek yeni koleksiyonlarımızla 2022 yılında sektöre yenilik getirmeyi planlıyoruz. Çocuklarımızın sevdiği karakterleri gözlükle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu doğrultuda ürün yelpazemizi ve marka koleksiyonumuzu genişletmeyi sürdürüyoruz. Qzen, Cobbelti gibi lokomotif markalarımızın yanında bu sene Regina’nın da çok ses getireceğine inanıyoruz. Kadınlara özel taşlı, süslü, aparatlı şık tasarımları, TR90 gövdeyi metal sap ile kombine ederek, zenginleştirip müşterilerimizin beğenisine sunduk. Hem mağazalardan hemde nihai tüketiciden aldığımız olumlu tepkiler bizi oldukça motive etti. Erkekler için tasarladığımız Winner’s Club markamızın koleksiyononu daha fazla geliştirip,  yeni tasarımlarla gözlük severleri buluşturmayı planlıyoruz.

İhracat yaptığınız ülkelerin sayısı her geçene sene daha da fazlalaşıyor. Bu kararlı büyümenin sırrını ve tercih edilmenizin sebeplerini bizimle paylaşabilir misiniz?
Biz yola her zaman müşteri memnuniyetini esas alarak çıktık. Ürünlerimizin kalitesi, dayanıklılığı ve hafifliği bizi ön plana çıkardı. Sahip olduğumuz üretim kapasitesiyle, yurtdışında ki müşterilerimizin ihtiyaçlarına anında cevap verebilmekteyiz. Son on yıldır yurtdışında ki tüm uluslararası optik fuarlarına katılıyoruz. Bu fuarlarda hem çalıştığımız firmalarla, hemde potensiyel alıcılarla birebir iletişim kurabiliyoruz. 2022 senesinde mevcut iş planımıza sadık kalarak, bünyemizde bulunan markaların, koleksiyonlarında ki optik ve güneş gözlüklerini yenilikçi tasarım anlayışımızla genişleterek ihracat hedeflerimizi büyütmeye devam ediyoruz. İhracat ekibimizle beraber her noktaya temas etmek için yoğun gayret içerisinde olmaya devam edeceğiz.

Satış oranın hızla artması üretim kapasitesinde size zorluk yaşatıyor mu? Sahada aktif satış yapan personelimiz ve ihracat ekiplerimizle satışlarımızı artırmayı başardık. 2020 yılında üretim kısmında sistem değişikliğine giderek artan satışlar doğrultusunda yıllık bir milyon adedi aşan üretim kapasitemizi gerekli istihdam ve yatırımları yaparak %25 oranında arttırdık. Her geçen gün üstüne koyarak markalarımızın dünyanın her yerinde olması için tüm gücümüzle üretmeye, çalışmaya devam ediyoruz. Yerli üretim yapmanın gururunu yaşıyoruz. Efor Optik olarak 2021 yılını Bizim için hedeflerimiz üstünde bir oranla geride bıraktık. Türkiye yerli üretimde hem kalitesi hemde sağladığı uygun fiyat politikası ile oldukça cazip hale gelmiştir. Yapılan bazı eksikler ve yanlışlar var ancak zaman içerisinde bu yanlışların yok olacağına ve işini doğru yapanların  daha da büyüyerek hem ülke ekonomisine hemde sektörün gelişimine devam edeceklerine inanıyorum.

Markalarınızın tanıtımını yaparken hangi iletişim aracını daha efektif buluyorsunuz? Kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Sahada olan satış ekiplerimiz müşterilerimizle birebir temas halindeler. Bunun haricinde sosyal medya ve dergi reklamları ile müşterilerimizi yeniliklerimizden haberdar ediyoruz. Geçtiğimiz aylarda köklü bir GSM firması ile yaptığımız anlaşma ile her bir bireye ulaşarak kampanyalarımızdan bahsettik. İnternet sitemizi her zaman güncel tutup bizlere ulaşmalarını, yeniliklerimizi takip etmelerini kolaylaştırmaya gayret gösteriyoruz.

Online satış sistemi ile ilgili düşünceleriniz ve varsa yaptığınız yatırımlar nelerdir?
Online satış sitemizi geliştirerek daha aktif hale getirdik. Talep eden müşterilerimizi kampanyalarımızla destekliyoruz. Pandemi sürecinde insanlar daha çok online alışverişi tercih etmeye başladığından dolayı bizlerde bu konuda gerekli altyapımızı oluşturarak müşterilerimizin ürünlerimize daha hızlı ulaşabilmelerini sağladık.

Pandemi sizin firmanızda ki üretim, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinde neleri değiştirdi? Bu değişimin sürekliliği hakkındaki fikirleriniz nelerdir?
Pandemi süreci tüm dünya ve ülkemiz için zorlu geçiyor. Yurtdışı fuarlarının iptal olması, yurtdışı müşterileriyle ziyaretlerin kısıtlı olması ile birlikte, mevcut distribütörlerimizle e-mail ve sms yoluyla iletişime geçerek kısmen telafi etmeye çalıştık. Yurtiçi müşterilerimizin yanında olduğumuzu hissetmelerini sağlayarak, iyi gün dostu olmadığımızı göstererek elimizi taşın altına koyarak iyi niyet göstergesi olarak ödeme güçlüğü yaşayan müşterilerimizde durumlarını telafi etme yoluna gittik. Bu süreci el birliğiyle telafi etmeye çalıştık. Bu sürecin etkisini azaltıp dünya gözlük fuarlarının açılacağını düşünerek tekrardan müşterilerimizle yüz yüze temas edip kucaklamayı umut ediyoruz.

2022 yılından beklentileriniz, hedefleriniz nelerdir? Optik sektöründe ne gibi yenilikler ve değişiklikler olabilir?
Küresel salgının biran önce son bulup insanların feraha kavuşmalarını diliyorum. Yeni trendleri yakından takip edip, müşterilerimizin ihtiyaçlarını her zaman olduğu gibi en iyi şekilde karşılamak istiyoruz. Sürekli kendimizi yenileyerek en kaliteli ve en güncel ürünleri insanlara sunabilmek için yenilikleri takip ediyoruz.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Silmo Optik Fuarı hakkındaki genel düşünce ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı jeopolitik önemi ve ulaşım kolaylığı ile yerli yabancı birçok firmaya aynı anda ulaşabilmenin ve yenilikleri sergileyebilmenin en efektif yoludur. Silmo İstanbul Optik Fuarı, yeni lisans anlaşmamızın lansmanını gerçekleştirmek için bize iyi bir fırsat oldu. Sizlere, sektöre bu buluşma imkânını sağladığınız için de teşekkür ederiz. Bu yıl furda bizi ziyaret eden tüm firmalara teşekkür ederiz. Başarılarımızın devamını diliyoruz.

Optik sektörünün lokomotifi kabul edilen dergimiz “4 your eyes” ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Optik sektöründe ciddi okur kitlesine ulaşan derginizi biz de reklamlarımızla desteklemeye çalışıyoruz. Çalışmalarınızı takip edip, sektörle ilgili bilgilere rahatça ulaşabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Her bir mağazaya ulaşıp, bizlerinde her noktaya temas edebilmemizi  sağlamanız da mutluluk verici. En güncel haberleri paylaştığınız içinde sizlere teşekkür ederiz.

Aralık 2021

Kuboraum

İTALYAN İŞÇİLİĞİ VE ALMAN TASARIMI

Sektörde çok yeni bir marka olan Kuboraum alışılmışın dışında olan sanat algısıyla piyasalardaki yerini alarak sanata ve sanatçıya verdiği önemi koleksiyonlarına yansıtarak hızla gelişiyor.

Tasarımlarını Berlin, Almanya’da gerçekleştiren ve ürünlerini el işçiliğiyle İtalya’da imal eden Kuboraum, 2012 yılında Doğu ve Batı Berlin sınırı arasında daha önce postane olarak kullanılan bir mekanın odalarında kuruldu. Bir galeriye dönüştürülen ofis, hiç vakit kaybetmeden yeni projelerin hayata geçirilmesi için bir üs haline getirildi. Başlangıcından bu yana uğradığı dönüşümler sayesinde stüdyo, günümüzde showroom ve merkez mağaza olarak kullanılıyor. Kuboraum ve stüdyosu, tasarımdan marka kimliğine, görsellikten iletişime, montajdan iç mimari projelerine kadar sanatçı, heykeltıraş ve tasarımcı Livio Graziottin ve antropolojist aynı zamanda da marka yöneticisi olan Sergio Eusebi tarafından geliştirilmiştir.

2009 yılında ortak bir arkadaşlarının sergi açılışında tanışan Livio Graziottin ve Sergio Eusebi,  2011 yılında ilk koleksiyonlarına dahil olan beş güneş gözlüğü modelini global gözlük sektörünün dominant estetik algısına kontrast bir şekilde tüketicilerin hizmetine sunmuştur. Kuboraum markasının tasarladığı gözlükler adeta kullanıcıların yüzüne göre tasarlanmış kişiliği ve karakteri öne çıkaran maskeler gibi görünüyor. Aynı zamanda bu maskeler birer sığınak, koruma ve bir vurgulama olarak da görülmelidir. Almancada da küçük oda anlamına gelen Kuboraum markası kendisini, içerisine sığındığımız, özelimizi ve sahip olduğumuz bütün kimlikleri yaşayarak dünyaya baktığımız iki mercek olarak tanımlıyor. Kuboraum gözlükleri hareketsiz ve cansız nesneler değil, bir maskenin gücünü barındıran ürünler olarak kişilik algısını değiştiriyor. Kuboraum gözlüklerini taşıyan kişiler benliklerini serbest bırakan bir mücadeleye girmeyi kabul ederek var oluyorlar. Kuboraum’un logosu kendi gücü ve duruşu olan bir ‘maske’ olduğu için marka, bu maskenin kendisinin değil, aslında kullanıcılarının kişiliğini ve ana hatlarını ön plana çıkardığını düşünüyor. Kuboraum gerçekleştirdiği piyasa araştırmaları ve trendlere yönelik yaptığı AR-GE çalışmalarına göre, bireyselliğin ve estetiğin endüstriyel mantığın değişime girerek bağımsızlık kazanması ile yeni bir sürece girdiğine inanıyor. Kendine has kodlarıyla ve kendi değerleri ile gözlükleri yeniden yorumlayarak ürünlere daha önce görülmemiş bir bakış açısı kazandırmak firmanın öne çıkan özelliklerinden biri olarak görülebilir. Kuboraum,  toplumun parçası haline gelmiş insanlarla güçlü bir ilişki kurma arayışında olan sağlam estetik, kültürel ve kavramsal prensipleri gözeten ahlaki bir proje olarak görülmelidir.

Kuboraum’un kimlik konseptine yakınlığı, aslında hepimizin sahip olduğu, nasıl göründüğümüz ve başkalarına kendimizi nasıl gösterdiğimiz durumunun yarattığı ikili ve endişeli ruh haline vurgu yaptığı bir tecrübe alanıdır. Kuboraum ürettiği gözlükler için kullandığı bu maske metaforunun bahsedilen gerilimli duruma bir çözüm getirebileceğini ve gözlük seçme işinin, kişi aynaya bakarken kendisini farklı algılamasıyla ilgili bir durum olduğunu düşünüyor. Kuboraum, kitleselleşmeyle kültür ve çeşitliliğin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir toplumda, olaylara farklı açıdan bakmak zorunda kalmanın herkesin öğrenmesi gereken bir bakış açısı olduğunu düşünüyor.

KUBORAUM’UN ARDINDAKİ SANAT…

Optik sektöründe adını duyurmayı başarmış bir tasarım markası olan Kuboraum, önemli sanatçılarla etkileşimde bulunarak çağdaş sanat dünyasıyla ve müziğin her dalıyla iç içe geçerek, sanatın ve sanatçıların aracılığıyla yaşamı çözümlemeyi amaçlayan bütünsel bir markadır. 2018 yılında Kuboraum, yeni sanatçılara kendilerine ait bir alan ve görünürlük sunmak adına kaynaklarını kullanarak üretim yapmak için sanatsal faaliyetlerde bulunma imkanı veren bir çalışma ortamı olan ‘Artist in Residence’nin açılışını yapmıştır. 2019 yılında Berlin Galeri Haftası’nda (Berlin Gallery Week) şirketin sağladığı bir yerde ikamet ederek çalışan sanatçıların kaldıkları süre boyunca yaptıkları çalışmaların gösterildiği bir sergi düzenlendi. Eş zamanlı olarak köklü bir marka için çalışan iki sanatçının da eserleri Kuboraum’un genel merkezindeki vitrinlerde sergilendi. Bu proje 2012 yılında İtalyan sanat geleneğinin Berlin’deki yaratıcı ortamda hayata geçirilmesiyle başladı. Bu sebeple, Kuboraum’un bünyesinde imal edilen her gözlük onu yapan sanatçılardan bir parça ve Venedik’in el işçiliği tarihinden izler barındırıyor. Kuboraum’un sıra dışılık, özgünlük içeren tasarım anlayışıyla hazırladığı, sınırların ötesine geçmeyi başaran optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları küresel optik sektöründe adından söz ettirmeye devam ediyor.

Kaynak: rawlooks.com

Aralık 2021

Haffmans & Neumeister

HAFFMANS & NEUMEISTER

Paslanmaz Çeliğin En İyisi

Kendi sınırlarımızı ve kullandığımız malzemelerin sınırlarını zorlamaya odaklanmaya devam edeceğiz.

Haffmans & Neumeister, markanın kuruluşundan bu güne gözlük sektöründe heyecan yaratmaya devam ediyor. Yenilikçi modelleri ve paslanmaz çelikten üretilen çerçeveleri ile Haffmans & Neumeister tüm koleksiyonunu güncelledi.

Merhaba Philipp, Daniel ve Tjarko. Haffmans & Neumeister, birkaç yıl içinde kendisini birinci sınıf bir marka olarak konumlandırmayı başardı. Şimdi ise koleksiyonlarınızı yeniden tasarlıyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Philipp: Amaç koleksiyonları modernize etmek. Bir tasarımcı olarak ilgi alanınızda çalışırken, inceliklerin aşırı farkında olursunuz. Sonuç olarak, her şeyi bu ayrıntılı nüanslar ve parametreler içinde sınıflandırma eğilimindesinizdir. Ancak bu çok pratik olmayabilir. Bu nedenle koleksiyonumuzu yeniden yapılandırmaya karar verdik.

Farkı koleksiyonlarınız arasında çok az ayırt edici özellik olduğunu mu düşündünüz?
Daniel: Konu gözlük olduğunda milimetrenin çok küçük parçalarıyla çalışıyoruz ve bu parçalar genellikle çıplak gözle görülemiyor. Tasarımcının bakış açısıyla, bu ürünleri birbirinden ayırmak önemliydi. Hala önemli ancak genel tüketici için durum aynı değil.

Üretimine son verdiğiniz koleksiyonlar var mı?
Daniel: Evet, yeniden yapılanma, kısa zaman önce koleksiyonumuza dahil ettiğimiz ULX ve Italic’i artık üretmeyeceğiz.

Bu iki koleksiyondaki stillere ne olacak?
Daniel: Her bir modelin özelliklerine bağlı kalmaya her zaman özen gösterdik fakat ULX ve İtalik modellerinden esinlenerek diğer üç koleksiyonumuza küçük dokunuşlar ekledik.

Yeni sezona hangi koleksiyonlarla başlıyorsunuz?
Tjarko: Yeni koleksiyonlarımız; Ultralight, Ultralight Plus ve Bold’dan oluşacak.

Bu koleksiyonlar neye göre birbirinden ayrılıyor?
Tjarko: Koleksiyonlar, malzeme karışımlarıyla birbirinden ayrılıyor ve her biri kendi fiyat kategorisine sahip. Tüm metal çerçeveler Ultralight’a ait. Ultralight Plus modellerimiz, asetat katkılı Ultralight’tır. Üçüncü seri ise daha güçlü ve daha cesur metallerin yanı sıra asetat kombinasyonlu çerçevelerden oluşan Bold koleksiyonumuz.

Hangi koleksiyonlarınız özellikle markanızın DNA’sını temsil ediyor?
Philipp: Ultralight koleksiyonu, markamızı oluşturan tüm tasarım felsefelerinin somutlaşmış halidir. Paslanmaz çelik çerçeve, kaba olsa da sabırla, detaylara özen gösterilerek üretilmiş bir mücevher.

Hangi tasarım özelliği markanız için vazgeçilmezdir?
Daniel: Ultralight serisi ile tanıttığımız, tüm koleksiyonlarımızı birbirine bağlayan, basit ve estetik modüler bir çözüm olan perçin menteşemiz. İnovasyon bizim için çok önemli ama aynı zamanda teknolojinin anlaşılması ve üzerinde çalışılması kolay olması da önemli. Bu koleksiyonla kendimizi yeniden keşfettik. Bu, bizi günümüzde gerçekten temsil eden yeni bir tasarım.

Ultralight koleksiyonunu farklı kılan başka ne var?
Philipp: Ultralight koleksiyonu, sadece saf metal çerçeve tasarımı olan bir parçadan oluşmakta. Ekstra parçalara sahip değil. Saf ve basit, rafine formlara, azaltılmış silüetlere ve minimum ağırlığa odaklandık.

Bunun Ultralight Plus koleksiyonundan farkı nedir?
Philipp: Ultralight Plus ister şakak uçları ister cam ekleri olsun, örneğin Windsor Ring stili gibi asetatla süslenmiş modellerden oluşur. İnce asetat ekstraları koleksiyonun artılarıdır.

Bolt koleksiyonunuz yeni. Burada hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?
Philipp: Bold ağırlıklı olarak bir asetat koleksiyonudur. Ancak tüm koleksiyonlarımızda paslanmaz çelik çerçeveler taban olarak kullanılmaktadır. Bu, çerçeveye ne kadar eklenti yapıldığı ile ilgili bir soru. Cappuccino, cortado, flat white ve latte’nin hepsi sütlü kahvelerdir, ancak onları tanımlayan kahvenin süte oranıdır. Bu, koleksiyonlarımızı şu anda nasıl kararlaştırıldığına benzer bir durum: paslanmaz çeliğin asetata oranı. “Bold”, espressodan daha sütlüdür.

Ayrıca stilist ve iç mimar Marcus Paul ile bir ortak çalışma yürütüyorsunuz. Bu koleksiyon hakkında özel olan nedir?
Tjarko: Marcus Paul ile işbirliğimiz moda odaklıdır ve soyulmuş ince metalimizin özellikle kalın bir asetatla yan yana gelmesiyle karakterize edilir.

Peki bu modellerin Bold koleksiyonundaki modellerden farkı nedir?
Tjarko: Yenilenen Bold koleksiyonumuz, “iğne şeridi” olarak bilinen Marcus Paul montaj sistemini içeriyor olsa da, Marcus Paul modelleri gözle görülür şekilde abartılı. Sadece metal ile asetat arasındaki dinamik kontrast değil, aynı zamanda asetat şekillerinin kendileri de belirgin ve hacimlidir.

Yeni koleksiyon politikanız, markalaşma veya satış açısından da değişiklikler getirecek mi?
Philipp: Koleksiyonlarımızı yeniden yapılandırmamız, markalaşmamızdan çok küratörlükle ilgili. Bununla birlikte, koleksiyon yapımız ve markamız ilk piyasaya sürüldüğümüzden bu yana oldukça gelişti.

Daniel: Sektöre döndüğümüzde, önceki markalarımıza ait birçok konsept ve estetik vardı. Son üç yılda çok geliştik ve ilerledik. Markamız da gelişti ve eskiden kim olduğumuzu geride bırakıp, günümüzdeki kimliğimizi yeniden keşfettiğimiz ilgili önemli bir noktaya geldik.

Bu gelişimin önümüzdeki sezonlarda sizi nereye götüreceğine dair planlarınız var mı?
Philipp: Kendi sınırlarımızı ve kullandığımız malzemelerin sınırlarını zorlamaya odaklanmaya devam edeceğiz.

Kulağa heyecan verici geliyor. Teşekkürler.

Kaynak: Spectr

Aralık 2021

İrem Optik

İREM OPTİK

Aşkla Gerçekleştirdiğim Hayalim

Silmo İstanbul Optik fuarının sektörümüzün gelişiminde gerçekten çok büyük önemi var. Biz optikçiler için Silmo İstanbul’a ziyaretçi olarak katılmak, farkı binlerce markayı aynı anda inceleme fırsatı veriyor.

Merhaba İrem Hanım. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhabalar, ben İrem Ertuğrul 1999 yılında Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde doğdum. 2016 yılında sağlık meslek lisesinden hemşire olarak mezun oldum. Daha sonra 2017 yılında Medipol Üniversitesi Optisyenlik bölümünü tam burslu olarak kazandım. 2019 yılında Medipol Üniversitesini derece ile bitirdim. Okul devam ederken çalışmaya başlayarak sektöre ilk adımı atmış oldum. En büyük şansım ilk işyerimdeki işletme sahiplerim ve çalışma arkadaşlarımdı onlara olan minnettarlığım ömrümün sonuna kadar devam edecek. Onların işe başlar başlamaz vermiş oldukları sorumluluklar ve tam desteği ile çok kısa bir zamanda işi öğrendim. 2021 yılı temmuz ayında ilk mağazamı Balıkesir’in Edremit ilçesinde açtım. Optisyenlik bölümünü kazandığım ilk günden beri mesleğimi en iyi şekilde yapmak için sürekli araştırıyor, sektörü daha iyi yerlere getirenlerden biri olabilmek için daima memnuniyet odaklı çalışarak istek ve azimli hizmet veriyorum.

İrem Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
İrem Optik daha çok yeni kurulan bir mağaza. Üniversiteden mezun olduktan sonra staj yaptığım yerde 2 yıl çalıştım mesleğime başladığım ilk günden beri işime hep bilgi odaklı yatırım yaptım. Mağazamda en önem verdiğim noktalardan biri gözlüğün kalitesi ve kullanıcının memnuniyetidir. Mesleğime duyduğum aşk ve hayallerim ile İrem Optik’i açma yoluna girdim mağazam, sunduğu hizmetten ve konfordan tutunda dekorasyonda ki yeniliklere kadar butik bir işletme mantığı ile açılmıştır.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Öncelikle sirkülasyon yoğun ve müşterilerimizin kolayca ulaşabileceği farklı araçlarla da gelebilecekleri lokasyonlarda belirliyoruz. Mağazamız bir cadde mağazasıdır. Azerbaycan Bulvarı üzerinde bulunmaktadır. Mağazamızda dünya  markalarının yanında butik ürünlere de yer veriyoruz. Hem Covid-19 gibi zorlu bir süreci geçiriyor olmamıza hem de yeni bir mağaza olmasına rağmen müşterilerimizin görüşleri bizi memnun ediyor.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Kesinlikle bulunduruyoruz ürün yelpazemizi geniş tutmaya özen gösteriyoruz. Günümüz şartlarında herkesin zevkine tarzına ve maddi gücüne hitap etmeyi hedefliyoruz. Doğru ürüne doğru müşteriye buluşturabilmek adına ürün ve marka çeşitliliğine özen gösteriyoruz, hangi marka ya da model mağazamızda kaç adet satılmıştır diye kullanmış olduğumuz optik programdan bakıyoruz.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet geliyor. Yeni tasarımcıların ürünlerini bizde elimizden geldiğince bulundurmaya çalışıyoruz. Özellikle sosyal medyadan üzerinden tanımı yapılan ve günümüz modasında dikkat çeken ürünleri mağazamızda yer vermeye çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış sonrası hizmetlerimiz tamamen müşteri memnuniyeti üzerine dayalıdır. Satış işlemi tamamlandıktan sonra, satın alınan ürünün teslimi, montajı, kullanım kurallarının ayrıntılı bir şeklide gösterilmesi, ürün arızalandığında bakım onarım ve yedek parça sağlanması ve müşteri şikayetleri ile ilgilenilmesi gibi faaliyetlerimiz hizmetlerle müşterilerimizin memnuniyetini sağlamaya çalışıyoruz. Tüketicilerin satın aldıkları ürünlerle ilgili beklentileri gereksinimlerini giderecek ürün özelliklerinin yanı sıra, ürün ile ilgili herhangi bir eksiklik durumunda gerekli olacak hizmetlerimizi kapsamaktadır.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bizim önceliğimiz cadde mağazaları olarak yer almak bir şehrin ritmini yakalamak için genelde caddelerde var olmak gerektiğini düşünüyoruz mağaza lokasyonumuzu seçerken en dikkat ettiğimiz bir diğer husus ise günümüzde şehirlerimizin en büyük problemlerinden biri insanların araçlarını bırakabileceği uygun bir yerin olmasıdır ancak İrem Optik lokasyon olarak araç trafiğinin çokça olduğu ve park sorunun yaşanmadığı kendi müşterilerimizin araçlarına ait 2 adet otoparkın bulunduğu bir lokasyonda bulunmaktadır.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Dönem olarak teknolojinin hayatımızda en çok var olduğu dönemde yaşıyoruz bu sebeple genel olarak sosyal medya üzerinden bilgilendirme yapıyoruz tabi ek olarak da sms ve mail yoluyla bildirimlerimizi sağlıyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
İlk olarak dükkan kiralarının biraz daha uygun olması çevreye daha hakim olmak ve bu potansiyelin müşteri (arkadaşlık çerçevesi içinde) avantaja çevirmek Anadolu’da optikçiliği bir öğretmen öğrenci çerçevesinde müşterilere bire bir anlatarak müşteriyi her açıdan anlatmak, en önemlisi de Anadolu insanımıza hizmet vermek, onların sıcaklığını hissetmek samimiyetlerini sezmek de insana büyük mutluluk veriyor.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat rekabeti ticarette sürekli var olan bir durum. Biz bu durumu hem fiyatlarımızla hem de satış öncesi ve sonrası hizmetlerimiz ile lehimize çevirmeye çalışıyoruz.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
İrem Optik olarak öğrenmeye ve öğrendiklerimizi müşterilerimize yansıtmayı çok önemsiyoruz. Devamlı olarak gerek seminerlere gerekse sosyal medyadan yapılan toplantılara, eğitimlere katılmaya çalışıyoruz. Tabi ki İrem Optik’in de haftalık olarak toplantıları oluyor. Bu toplantılarda mağaza içi çalışanlarımızla birlikte belirlediğimiz konular hakkında istişare ediyoruz.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
Bu yıl özellikle çerçeve ile cam arasında boşluk olan gözlükler çok modern olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında kedi göz formundaki çekik gözlükler yine bu yıl oldukça tercih edilen modeller arasında yer alıyor. Son olarak renkli ve çift köprülü çerçeveler bu yıl neredeyse birçok markada ister metal ister asetat çerçevede görülmektedir.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet ediyoruz. Uluslararası bir fuar olması sebebiyle dünyadaki ve ülkemizdeki bütün optik sektörünün bilgi birikimlerinden faydalanma imkanı sunuyor. Ayrıca bütün firmaların bir arada olması sebebiyle o yılın bütün trendlerini bir arada görmemizi ve planlamayı ona göre yapmamızı sağlıyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Fuara ziyaretçi olarak birçok kez geldik. Öncelikle şunu söyleyebilirim Silmo İstanbul Optik fuarının sektörümüzün gelişiminde gerçekten çok büyük önemi var. Biz optikçiler için Silmo İstanbul’a ziyaretçi olarak katılmak, farkı binlerce markayı aynı anda inceleme fırsatı veriyor.  Ayrıca gelecek sezon trendlerini görebilmek açısından da oldukça faydalı oluyor.

Dergimiz “4 your eyes” ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?
Derginizin tarzını beğeniyorum. İşyerimizde de derginize yer verip yeni sayılarını takip ediyoruz. Sektördeki iş arkadaşların hikayelerini okumak benim için çok değerli “4 your eyes” sektörümüzün nabzını, hızını, trendlerini takip ediyor ve bizleri de yeniliklerden haberdar ediyor. Mesleğimize olan katkınız ve emeğiniz için teşekkür ediyoruz.

Kasım 2021

İşbir Optik

İŞBİR OPTİK

Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır.

İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz.

Mustafa Bey, İşbir Optik’e Genel Müdür olalı iki sene oldu. Bu dönemde neler yaptınız, şirkette neler değişti?
Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Son iki sene, ne yazık ki, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid-19 pandemisinin gölgesinde geçti. Bu süreçte önceliğimiz çalışanlarımızın ve iş ortaklarımız olan optikçilerimizin sağlıklı şekilde işlerine devam etmesini sağlamaktı. Kısacası çalışanlarımızın ve optikçilerimizin maddi manevi yanında olmaya çalıştık. Pandeminin ilk başladığı günlerde maske, eldiven ve şeffaf kask dağıtmaktan tutun da tam kapanma dönemlerinde çeşitli vasıta ve yöntemlerle ödeme kolaylıkları sağlamaya, yurtiçi ve yurtdışındaki tedarikçi ve hizmet sağlayıcılarımızdan kaynaklı aksaklıklara rağmen üretim ve dağıtımı hiç aksatmadan sektöre hizmet vermeye kadar elimizden gelen azami gayreti gösterdik. Tabii sadece bunlarla kalmadık, pandeminin getirdiği tüm zorluklarına rağmen, tam da o ilk günlerde, Tora markasını İşbir’e entegre ettik. Tora müşterilerinin üretim, sipariş, servis ve faturalama konularında hiçbir sıkıntı yaşamadan işlerine devam edebilmesini sağlamamız, İşbir ve Tora şubelerini ve ürün gamlarını birleştirmemiz, Tora’dan gelen çalışanlarımızın adaptasyonunu sağlamamız gerekiyordu.

Tüm bunları kesintisiz ve sıkıntısız şekilde gerçekleştirdiğimize inanıyorum. Son olarak, VisionArt ve Tora gibi güçlü ulusal markalarımız, Nikon gibi tüketici bilinirliği çok yüksek olan uluslararası markamızın yanına yine bilinirliği çok yüksek bir uluslararası marka olan Kodak’ı entegre ettik. Bu vesileyle Kodak’tan biraz bahsetmek isterim; Kodak, marka gücünü ulaşılabilir fiyatlarla birleştiren, yenilikçi ve dinamik bir marka. Nihai tüketicilerin içinde bulunduğumuz pandemi gibi sıkıntılı dönemlerde güvenilir markalara yöneldiği bir gerçek. Kodak’ın önümüzdeki yıllarda Türkiye optik piyasasında önemli bir oyuncu olacağına inancımız tam.

Göreve gelmenizle birlikte Yeni İşbir Optik’ten bahsediliyor. Bunu açabilir misiniz?
Tabii, bir şirketin en önemli bileşeni ne binaları, ne üretim tesisleri ne de ürünlerdir, hepsinden önce çalışanları gelir. Son iki yıldır İşbir Optik’te tecrübe ve uzmanlığı, dinamizm ve gençlik ile harmanlıyoruz. Yönetici ekibimize bir yandan uzman ve tecrübeli arkadaşlarımızı katarken diğer yandan mevcut çalışanlarımıza kendilerini geliştirmeleri için fırsatlar sunuyor, özellikle genç ve dinamik arkadaşlarımıza daha fazla yetki ve sorumluluklar vererek onların gelişimine katkı sunuyoruz. Tüm bunlar sahaya, iş ortaklarımıza da pozitif yansıyor. Müşterisini iş ortağı olarak gören, kazan kazan zihniyetini benimsemiş, işimizin nihayetinde tüketicilerin daha iyi görme ihtiyaçlarını en doğru çözümlerle buluşturmak olduğunu benimsemiş, sağlığı ön plana alan bir ekibimiz var.

Diğer taraftan, en son teknoloji ile donatılmış üretim tesislerimizi her geçen yıl büyütüyor ve yeni teknolojilere adapte ediyoruz. Burada da vizyonumuz sadece Türkiye’ye değil çevre coğrafyalara da hizmet verecek bir üretim merkezi olmak. Son olarak, dünyadaki gelişmeleri takip ederek en yenilikçi ürünleri sunmaya, tüm görme ihtiyaçlarına cevap verebilecek en geniş ürün gamını bulundurmaya özen gösteriyoruz. Bu çabamızın en önemli delillerinden biri, 7 farklı anti-refle kaplama çeşidimizin bulunmasıdır.

Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Son yıllarda sektör hızla gelişiyor ve değişiyor. Optisyen ve Gözlükçüler Odaları ve Birliğinin kurulması bunun en önemli göstergelerinden biri. Sektörü temsil edecek, sorunların çözümlerinin ana platformunu oluşturacak Odaları ve Birliği çok değerli buluyoruz. Toptancı ve perakendeciler olarak ele ele verip, halk sağlığına daha iyi nasıl hizmet ederiz ve bu suretle sektörümüzü nasıl büyütürüz, bunların üzerine projeler geliştirmemiz gerekir. Özellikle eğitimde ve trafikte göz sağlığının önemini vurgulamak, bunu bir norm haline getirerek düzenli ve mecburi göz muayenelerini yaygınlaştırmak gibi projeler için çalışmalıyız diye düşünüyoruz. Sektörümüzün bu bağlamda geliştirebileceği projeler çok ve önü açık. Sektörümüzdeki tüm bileşenlerin büyümesi ve tüketicilerin göz sağlığı hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesi için atılabilecek birçok adım var.

EssilorLuxottica grubunun Grand Vision’ı satın almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
EssilorLuxottica adına konuşmak için yetkili değilim ancak İşbir Optik adına şunları söyleyebilirim; İşbir Optik 40 yıla yakın geçmişi, uzun yıllardır birlikte çalışan kadrosu, duruşu ve prensipleri ile daima iş ortaklarının yanında olmuştur. İşbir Optik müşterileri arasında ayrım yapmaksızın sektörü büyütmeye gayret etmiş, tüketicilerin daha çok ve çeşitli ürünlere ve hizmetlere ulaşabilmelerine odaklanmış ve daima “işimizi hakkıyla daha iyi nasıl yaparız”ı ilke edinmiş bir şirkettir. Kısacası “bugüne kadar yaptıklarımız, bundan sonra yapacaklarımızın teminatıdır”. Tüm optikçiler bizim vazgeçilmez iş ortaklarımızdır, bu şekilde de kalmaya devam edecektir. İşbir Optik 250 kişilik kadrosu, en son teknoloji üretim tesisleri ile Türkiye’nin gurur duyacağı değerlerinden biridir. Bunları daha da ileri götürmek ve ülkemize, çalışanlarımıza, iş ortaklarımıza ve nihai tüketicilere kattığımız değeri daha da arttırmak doğal hedefimizdir.

EssilorLuxottica grubunun Rekabet Kurumu tarafından incelemeye alınması konusunda da düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Rekabet Kurumu kendisine gelen başvurular üzerine gerekli incelemeleri yapmakla sorumlu olan ve tüm sektörlerde rekabetin etkin olarak sağlanması için görev yürüten bir kurumdur. Bu kapsamda bir inceleme başlatmış bulunmaktadır. Şu aşamada EssilorLuxottica aleyhine isnat edilen herhangi bir iddia mevcut değildir. Burada İşbir Optik olarak bize düşen görev, Rekabet Kurumu’nun istediği bilgi ve belgeleri zamanında temin ederek, işbirliği içerisinde olacak şekilde sürece katkıda bulunmaktır. Bu konuda da üstümüze düşen görevi layıkıyla yapmaya gayret ediyoruz. Tekrar ifade etmek isterim ki, İşbir Optik sadece hizmet ve ürünlerini geliştirmeye odaklanmış, her gün “bir sonraki adım ne” anlayışıyla daha iyisini yapmayı hedeflemiş bir firmadır. Sonuç olarak ilk ve tek hedefi Türkiye optik sektörüne en iyi hizmeti vermektir.

İşbir Optik olarak yıllardır katılımcı firma olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuarı yaklaşmakta, 2021 fuarından beklentileriniz nelerdir?
Silmo İstanbul 2019 bizim için çok verimli geçmişti. Ne yazık ki krizlerde ilk etkilenen sektörlerden biri fuarcılık oluyor ve malum pandemi sebebiyle 2020 yılında fuar düzenlenemedi. İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz. Fuarların sektörlerin gelişmesi için çok önemli olduğunu düşünüyoruz, o sebeple de bu sene Silmo İstanbul fuarına Nikon ve Kodak markalarımıza vurgu yaptığımız iki stand ile katılacağız.

Son olarak, “4YourEyes” optik magazin dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Aynen fuarlar gibi sıkıntılı dönemlerde en kötü etkilenen sektörlerden biri de dergicilik ve özellikle de sektörel dergiciliktir. Bu zorlu pandemi günlerinde kesintisiz olarak sektöre haber ve hizmet vermeye devam eden “4 your eyes” dergisi ve çalışanlarını gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Kasım 2021

Loewe

BİR KRALİYET MARKASI

Bir zamanlar İspanya Kraliyet Ailesi’ne hizmet eden Loewe, deri işçiliği ve sanatının ilkelerine bağlı kalarak 175. yılında da sektörünün en iddialı markalarından biri olmayı sürdürüyor.

Loewe markasının kökleri bir grup deri ustasının, tütün kutuları ve çeşitli aksesuarlar üreterek faaliyetlerini devam ettirdikleri 1846 yılına kadar dayanıyor. Temellerinin atılması bu zanaatkarlara dayanan Loewe, 1872 yılında markaya da adını verecek olan Alman deri işlemeciliği ustası Enrique Roessberg Loewe’nin Madrid’e taşınmasının ardından resmi olarak kurulmuştur. Deri işçiliğinde gösterilen hassasiyet ürünlere yansıdığında, marka modaya uygun ve kaliteli çanta seçenekleri arayan üst kesimdeki kadınlar tarafından oldukça beğenilmiştir. Ürettiği çantalar kadar diğer ürünleriyle de takdir edilen Loewe, 1905 yılında İspanya Kralı XIII Alfonso tarafından hükümdar ve maiyetinin baş tedarikçisi unvanına layık görülmüştür. Bunun yanı sıra, Loewe’nin Príncipe de Madrid sokağında bulunan mağazalarını, Kral Alfonso’nun eşi Kraliçe Victoria Eugenie de 20. yüzyılın başlarında sık sık ziyaret ederek markanın kraliyet bünyesindeki popülerliğini ispatlamasını sağlamıştır. Günümüzdeyse, İspanya’nın mevcut kralının annesi Kraliçe Sophia’da Loewe markalı çantalar kullanarak bu markanın İspanyol toplumundaki hiyerarşi düzeninde ne kadar köklü bir yerinin olduğunu gözler önüne sermiştir.

Kuruluşunun ardından geçen zamanla Loewe’nin tarihiyle de ilişkili olarak 1975 yılı, General Fransisco Franco’nun ölümüyle birlikte başlayan İspanya’nın diktatörlükten demokratikleşmeye geçme dönemi önemli bir yere sahiptir. O dönemde ülkenin en iyi lüks moda markalarından biri olan Loewe, İspanyol kadınının yeni yaşam tarzına zarif bir şekilde uyan ‘Amazona’ adlı modern ve spor tasarımlı çantasıyla, demokrasideki bu şiddetli yükselişte yerini almıştır. Günlük hayatta kolaylığı amaçlayan Amazona, kullanıcılarını gündüzden geceye taşımayı amaçlayan; yumuşaklığı, sadeliği ve kullanışlılığı stil ve işlevsellikle birleştiren ilk çanta modelidir. Amazona’nın bu omuz çantası, tasarımcıların zaman içinde yaptıkları değişikliklere rağmen 40 yıldan fazla bir süredir en çok tercih edilen modellerden biri olarak markadaki konumunu korumaya devam etmektedir.

Kuruluşundan itibaren geçen yüzyılda Loewe, kendi bünyelerinde hazır giyim sektörüne geçmeden önce deri cüzdan ve el çantaları üretimine ağırlık vermişti. Amazona ve Flamenco gibi başarılı modellerine rağmen Loewe, İspanya’daki diktatörlük sonrasındaki dönemde hala kendi kimliğini arıyordu. Takip eden dönemlerde Narcisco Rodriguez, José Enrique Oña Selfa ve Stuart Vevers gibi birçok tasarımcıyla çalıştıktan sonra ünlü marka 2014 yılında, genç bir bakış açısıyla Loewe’yi geliştirmeyi misyon edinen Jonathan Anderson ile çalışmaya başlamıştır. Jonathan Anderson’ın öncülüğünde Loewe,  zanaat ve gelenek mirasını taşıyarak günümüzde kültürel bir güç haline gelmeyi başarmıştır. Kuruluşundan beri markanın temelini oluşturan kusursuz uygulama ve sanatsal dokunuşlarla Loewe, Anderson’un modern tasarım algısıyla da birleşerek günümüz moda dünyasının hızına ayak uydurarak ilerleyen önemli bir yaşam stili markası haline gelmiştir.

2018 yılında Thélios isimli markayla ortaklaşa bir çalışmanın sonucunda Loewe, Kreatif Direktör Jonathan Anderson’un da imzasıyla kadınlar ve erkekler için özel olarak tasarladığı ilk güneş gözlüğü koleksiyonunu piyasaya sürdü. Loewe Eyewear güneş gözlüğü serisinde özellikle 3 stil göze çarpıyor. Markanın bir miras olarak gördüğü deri işlemeciliğinden emareler taşıyan Puzzle modeli adeta Loewe’nin genlerini barındırıyor. Ürünün tasarımında asetat ve metali usta bir şekilde kullanan Anderson, Tyra isimli model için yarattığı kompozisyonda İbiza Adası’ndan esinlenmiştir. Son olarak Jinx adı verilen model dikdörtgen formuyla metal ve derinin beraber kullanımını çarpıcı bir şekilde vurgulayarak koleksiyonu tamamlıyor.

175. YILINDA LOEWE…

Geçtiğimiz yıl İspanya Hükümeti tarafından güzel sanatlar alanında Merit Altın Madalyası’na layık görülen Loewe, bu sene 175. yıldönümünü Kreatif Direktör J.W Anderson’un önderliğinde 18 Mart’ta çıkardığı Paula’s Ibiza isimli 2021 İlkbahar/Yaz kreasyonuyla kutluyor. Fotoğraf çekimleri Gray Sorrenti tarafından Kaliforniya ve Meksika’nın çöllerinde gerçekleştirilen koleksiyonun kampanyası, doğanın cömert yanlarından ilham alınarak tasarlanan seriyi çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza adını verdiği koleksiyonda kadınlar için tasarlanan güneş gözlükleri de sofistike görünümleriyle göz dolduruyor. Materyal olarak asetatın tercih edildiği cesur modeller, kedigözü ve maske formları ile yüksek estetik algısı yaratırken işlevsellikleriyle nihai tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza koleksiyonunda kare formdan, geometrik ve oversize formlara kadar geniş bir tasarım skalası beğenilere sunuluyor. Loewe’nin 175. yıldönümü onuruna hazırladığı bu özel koleksiyondaki güneş gözlükleri, siyahtan Havana tonlarına ve neon renklere kadar moda severlere birçok renk seçeneğiyle sunuluyor.

Kaynak: lyfstyl.ca

Kasım 2021

L’amy

L’AMY

Lükse Olan Bağlılık

Ünlü Fransız gözlük firması L’amy hem tarihine hem de titiz prensiplerine uygun çalışmalarını artık lüks segmente ağırlık vererek L’amy Luxe markası altında sürdürmeye kararlı görünüyor.

Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip Fransa’nın Jura bölgesinde yer alan L’amy, geriye dönüp bakıldığında 200 yıldan fazla bir süredir gözlük sektörüne yön vermektedir. 1980’li yıllarda L’amy moda markalarını bünyesi altına alarak gözlük üretimine geçen ilk firmalardan biriydi.

Günümüzdeyse bu Fransız firması, L’amy Luxe adı altında faaliyet göstermektedir ve lisanslı markalara sahip olma konusunda da beklenenin ötesinde bir ilerleme kaydetmiştir. Firmanın şu anki odak noktası ise özel niteliklere sahip lüks ürünlere yepyeni bir yaklaşımla bakmaktır. L’amy’nin CEO’su Dominique Alba ile şirketin yeni ufuklar keşfetmek adına ulaşmak istediği hedeflerden ve sektörel gelişimlerden bahsettiği röportajı sizlere sunuyoruz.

Merhaba Dominique, L’amy gözlük sektöründeki en iddialı firmalardan biri. İki asırlık köklü bir mirasa sahip olan L’amy’nin kuruluşu neye dayanmaktadır
L’amy her zaman için teknolojinin ve yeniliğin öncülüğünde hareket etmiştir. L’amy’nin tarihçesi ise 1960’lardan başlayarak pazarlama ve tasarımı birbiriyle harmanlayan mühendislik çalışmalarına ve teknolojik girişimlere dayanmaktadır.

Şirketinizin kuruluşu Fransa’nın yüksek kalitede gözlük geliştirme ve üretme kaynağı olarak görülen Jura bölgesine uzanıyor. Bu bölgenin tarihsel açıdan L’amy’e katkısı nedir?
Jura bölgesinde kurulmuş olmak, sektörün en yenilikçi ve aynı zamanda en yüksek kalitede ürün sağlayan firması olmamızda büyük önem taşıyor. Şirketimizin bünyesinde ‘yaşayan miras’ ünvanını alan Henry Jullien ve aynı zamanda piyasadaki en yenilikçi koleksiyonla birden fazla ödül kazanan McLaren da var. Bu durum optik mağazalara lüks segmentte en çok ihtiyaç duyulan kusursuz işçilik ve sınırsız yeniliklere sahip gözlükleri sunmamızı sağlıyor.

L’amy’nin titiz işçiliğine ve yüksek kalitesine dayanan üretimdeki tarihçesine bakarsak, firmanın dönüm noktası olarak nelerden bahsedebilirsiniz?
Aslına bakarsak L’amy çok uzun ve hareketli bir geçmişe sahip. Öncelikle, üretim açısından kilometre taşlarımızdan biri olarak 1883 yılında kurulan modern anlamdaki ilk fabrikamızdan bahsetmeliyim. Bir diğer kilometre taşı olarak ise 1986’da kurduğumuz son model galvanik uygulamalı fabrikamızı gösterebiliriz. Üretim faaliyetlerindeki yeteneklerimiz adeta genlerimize işlemiştir diyebilirim.

1980’lerden itibaren lisanslı markalarla çalışmada uzmanlaşan L’amy’nin portföyünde hangi büyük şirketler yer aldı?
L’amy’nin en uzun süre ortaklık kurduğu ve bu ortaklık sayesinde büyük başarılara imza attığı lisanslı markamız Lacoste’den öncelikle bahsetmek isterim. Ancak başka firmalarla da çok fazla işbirliği yaptığımızı söyleyebilirim. Aslında artık gözlük lisansımız olmayan markaları listelemek benim için çok daha kolay olurdu.

Lisans anlaşmaları yapmayı bıraktığınızdan beri sektördeki diğer firmalar bu alanda güçlendiler mi?
Sektördeki diğer firmaların güçlü konuma gelmesinde bizim lisans anlaşmaları yapmayı bırakmamızın bir payı olduğu doğru. Ancak uzun süreden beri marka konumlanmalarının hızla değişen piyasa koşullarına göre şekillendiğini düşünüyorum.

Bu durumda lisanslı marka sahibi olmak artık size cazip gelmiyor diyebilir miyiz?
Lisanlı markaların sahibi olmak artık ne L’amy için ne de optisyenler için bir rekabet ortamı oluşturmadığından bunu bir sorun olarak görmüyoruz. Günümüzde, nihai tüketiciler de artık markalar ve ürünler hatta piyasalar hakkında sahip oldukları bilgiler sayesinde farkındalık kazandı.

Genel anlamda pazarın değiştiğini ve eski konseptlerin önceki kadar rağbet görmediğini mi düşünüyorsunuz?
Tam olarak öyle olduğunu söyleyemem. Konseptlerin ne kadar eski olduğuna bakılmaksızın hala başarıya götüren etkenlerden olduğunu düşünüyorum. Bu noktada önemli olan şey nihai tüketici tarafından değişen konseptin nasıl algılandığıdır.

Aslına bakarsanız sektörün değişimden geçtiğinizi söyleyebiliriz. Peki sizce son on senede en büyük etkiyi hangi değişiklikler sağladı?
Üç büyük değişimden söz edebiliriz. İlk önce perakendeci ve tüketiciyi kontrol etmeyi amaçlayan büyük gözlük firmaları birleşti. Ardından, üreticiden tüketiciye kadar olan bütün değer zincirini kontrol etmek adına şirketlerin kendi bünyelerinde ürettikleri gözlük bölümlerinin oluşmasıyla lüks moda döneminin sonuna geldik. Son olarak da, 3 boyutlu yazıcılar, sanal ortamda ürünlerin denenmesi, bağlantı aparatları ve akıllı camlar gibi yeni teknolojilerin ortaya çıktığını görüyoruz.

Sözünü ettiğiniz bu teknolojik gelişmelerin sektöre etkisi nedir?
Pazarda gerçekleşen bu yapısal değişiklikler aslında daha tam olarak bütünü değiştirmiş değil. Ancak bu değişiklikler yavaş yavaş ve sürekli oldukları için bir noktada bütünü de etkileyecektir. Bu durumdan ilk etkilenenler her ne kadar gözlük firmaları olacak olsa da, en büyük etkiyi tüketicilere yeni teklifler ve düzgün stratejilerle yaklaşmak zorunda kalan optik mağazaları hissedecektir.

100. yılını kutlayan ve geleneksel tüketimin öncüsü Henry Jullien’i 2017’de devraldınız. Bu satın almanın ardında yatan motivasyon kaynağınız neydi?
Henry Jullien dünyada çapında detay ve kaliteye önem veren öncü gözlük üreticilerindendir. Artık bu seviyede onların yaptığı sadece el işçiliği olarak değil sanat olarak değerlendirilmelidir. Henry Jullien’de vakit değerlidir. El işçiliğiyle yaptıkları gözlük çerçevelerinin üretiminde yaklaşık 279 aşama kullandıklarını göz önünde bulundurursak; zamanın da etkisiyle, bu sanatsal tarzla, ürünlerin dayanıklılığını garanti etmişlerdir. Henry Jullien geniş bir tüketici topluluğunda güçlü bir yankı uyandıran bir markadır. Bu durum Henry Jullien’i toplumun büyük bir kısmının da bağlı olduğu temel değer algılarına uyan modern bir şirket haline getiriyor. Geçen yüz yılın ardından modaya bu kadar uyumlu olarak ilerlemesi adeta bir mucize olarak kabul edilebilir.

Bu satın alma stratejik açıdan bir değişiklik yapmanıza sebep oldu mu?
Evet oldu. Lüks tüketim pazarına odaklanmaya karar vermemizin üç nedeni var. Birincisi, lüks tüketim segmentinin son 30 yılın en yüksek büyüme oranına sahip olması. İkincisi, bu segmentin, mevcut pandemi krizi de dahil olmak üzere, son iki yüzyılda gerçekleşen krizlere en dayanıklı olan alan olması. Üçüncü olarak ise, başka alanların aksine son on yılda optik mağazaları tarafından iyi bir şekilde hizmet sağlanamadığı için için gözlük sektörü açısından piyasaların yüksek bir potansiyele sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Nasıl oluyor da lüks tüketim diğer fiyat kategorilerine kıyasla krizden daha az etkileniyor?
İki yüzyıldır ve net bir şekilde 1929 krizinden beri bu duruma tanıklık ediyoruz. Lüks tüketim segmenti, diğerlerine kıyasla bu krizden çok daha az etkilendi ve her krizden sonra hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Dünyadaki nüfusun da %20’lik bir kısmına denk gelen en zengin, en eğitimli ve en bilgili kesimi ilgilendirdiği için de bu zamana kadar en dayanıklı segment oldu.

2019 yılında teknik açıdan gelişmiş, yenilikçi ve lisanslı bir marka olan McLaren’ı piyasaya sürdünüz. Daha fazla lisanslı markayla çalıştığınız önceki dönemlere kıyasla bu dönemin arasında ne gibi farklar var?
İnovasyon,  inovasyon ve inavasyon. McLaren markasının koleksiyonları sadece teknolojik içeriği bakımından değil aynı zamanda büyüleyici tasarımıyla da gerçekten eşsiz bir çalışma. Şimdi Henry Jullien ve McLaren geriye kalan tek lisanslı markalarımız olduğu için portföyümüzü modernize ettik ve lüks segmente odaklandık. Bu gelişmeyle beraber de adımızı L’amy Luxe olarak değiştirdik. 

Kaynak: Spectr

Kasım 2021

Ata Optik

ATA OPTİK

11 Senelik Tecrübe

Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz.

Merhaba Kader Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, 1979 Tekirdağ Malkara doğumluyum. Gelişim Üniversitesi Optisyenlik Bölümü mezunuyum. Sektöre ilk adımımı 2004 yılında attım. Yakın bir arkadaşımın mağazasında kısa bir süre bulunup, bu süre zarfında mağazacılık ve işin mutfağı olan atölye kısmında birikimlere sahip olmaya başlayınca, 2004 yılında Tekirdağ Muratlı’da ‘Gözlüx’ adıyla ilk mağazamı açtım.

Mağaza lokasyonunun satışlarınızı etkilediğini düşünüyor musunuz?
Lokasyonların satışların üzerinde ki etkisine kesinlikle inanıyorum. Müşterilerimiz için ulaşılabilir bir lokasyonda olmak ve bunun yanı sıra, mağazanın olduğu lokasyanlarda araçlarını rahatça park edebilecekleri otopark alanlarının olması büyük bir avantaj. Ayrıca vermiş olduğumuz ve hedeflediğimiz hizmet kalitesi açısında da bulunduğumuz lokasyonda ki nihai tüketici ile aynı vizyon doğrultusunda buluşabilmek de çok önemli olduğunu düşünüyorum. 

Ata Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
2004 yılında ilk mağazamı açtıktan sonra ki 11 senelik süre zarfında edinmiş olduğum tecrübe ve birikimler neticesinde, bulunduğumuz bölgede yapmış olduğumuz işin üst segmentte sunulmadığını gördüm. Yıllar içerisinde kendime edindiğim misyon ve sahip olduğum vizyon doğrultusunda 2015 yılında Tekirdağ Süleymapaşa’da üst segment ve tüm dünya markalarının da satışını gerçekleştirdiğimiz mağazamızı Ata Optik adıyla açtık.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Şu an Ata Optik adıyla 3 ve ilk göz ağrımız olan Gözlüx mağazamızla birlikte 4 mağazaya sahibiz. Günümüz şartlarını da göz önünde bulunduracak olursak, doğru ekip ve en doğru hizmet kalitesini yakalayacağımızı düşündüğümüz en doğru zaman da mutlaka yeni şubelerle kaliteli hizmetimizi vermek adına girişimlerimiz olacaktır.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Müşterileriniz tarafından seçilen bu markaların tercih nedenleri ne olabilir?
Hemen her dünya markası ve optik sektörü içerisinde alanında en iyi markalarla çalışmaya özen gösteriyoruz. Sektör içerisinde ki dinamiklerin değişimlerini müşterilerimiz de en az bizler kadar iyi ve yakından takip ediyorlar. Bu doğrultu da sağlık ve modayı içerisinde barındıran en farklı ve özel tasarımları müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz.

Son yıllarda designer markalar rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Müşterilerimizin sosyal medyayı yakından takip ettiklerini ve farklı tasarımlara sahip gözlüklerin artık hayatımızın en önemli parçası olduğunu düşünürsek, bu doğrultuda sosyal medya üzerinden gördükleri popüler modeller ve markaları mağazamızda da görmek istiyorlar. Biz de onları en yeni en güncel modellerle buluşturmaya çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Mağaza olarak misyonumuz %100 müşteri memnuniyeti ve bu yüzden sadece satış odaklı değiliz. İşimizin sağlık boyutunu da düşünecek olursak müşterilerimizin memnuniyeti için olumlu veya olumsuz bütün geri dönüşleri en iyi şekilde karşılayarak tüm güler yüzümüzle her an aynı ilgi ve alakayı gösteriyoruz. 

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Tabi ki cadde mağazacılığı… Butik hizmet vermek amacıyla kurulan bir işletme olduğumuzdan dolayı, yeri geldiğinde mağazamızın önünde ki özel oturma alanımızda ev ortamı rahatlığını hissettirip müşterilerimize ikramlarda bulunmak, yeri geldiğinde arabalarına kadar eşlik edebilmek gerektiğine inanıyoruz. Bu hizmeti ve samimiyeti AVM içerisinde gerçekleştirme şansımız yok. Bu sebeple vizyonumuzun cadde mağazacılığı ile örtüştüğüne inanıyoruz.

Ata Optik olarak optik sektöründeki değişimlerin bir parçası olan yabancı perakende zincirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yabancı yatırımcıların ülkemizde ki optik sektörünü olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum. Dünyaca ünlü cam ve çerçeve markalarını tekelinde bulundurup, yerli meslektaşlarımızı tamamen sektörün dışına doğru itmeye çalıştıklarına inanıyorum.

Sektöre yıllardır hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının arttırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde gözlük kullanımının henüz istenilen düzeyde olduğunu görmüyorum. Maalesef ki bir çok kesimin halen daha gözlük bilincinin oluşmadığını görüyorum. Bundan dolayı öncelikle biz mağazacıların ve beraberinde sağlık bakanlığının ve oda yöneticilerinin kamuoyunu gözlük kullanımı hakkında bilinçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Perakendeciler arasında yaşanan fiyat rekabetinin, sektörde nelere zarar verdiğini düşünüyorsunuz? Bu rekabet için yaptığınız özel bir çalışma var mı?
Perakendecilerin uygulamış olduğu farklı yöntem ve fiyat politikalarının sektörümüze ağır bir darbe vurduğunu savunanlardanım. Bunun sebebi global markaların bir çoğunu hemen her mağazanın satıyor olması ve farklı fiyat politikası neticesinde, nihai tüketici nezdinde büyük bir güven sorunu oluşturduğuna inanıyorum. Bu durumdan mağazalarımız ve sektörümüzün de etkilenmemesi adına daha butik ve özel markalarla çalışmaya dikkat ediyoruz.

Gözlük severler için 2021 trendleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu yıl özellikle optik çerçevelerde renkli kreasyonların ve şeffaf renklerin ön planda olduğunu görüyorum. Güneş gözlüklerinde yine asetat ve büyük çerçevelerin vitrinlerin en güçlü koleksiyonları olacağını düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Sektörümüzün ve kişisel gelişimim açısından, yurt dışı fuarları ve üretim merkezi ziyaretlerin de bulunma şansına sahip oldum. Bu ziyaretlerimde sektörümüze ve insan sağlığına verilen değeri daha yakından görmüş oldum. buralarda edindiğim deneyim ve tecrübeleri, müşterilerimize aktarmakta ayrıca büyük bir keyif veriyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz. Özellikle yerli üreticilerin hem sayısının hemde kalitesinin yükselmesine sebep olmuştur. Bununla birlikte yeni koleksiyonları yakından takip etmemiz konusunda bize büyük katkılar sağlıyor. Ayrıca farklı şehirlerden meslektaşlarımızla da tanışıp, fayda sağlayacak sektörel diyaloglar gerçekleştirmek bizlere ayrıca mutluluk veriyor.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Gerek işin moda, gerekse sağlık boyutunda bir çok bilgiyi içerisinde barındıran, sektörümüz hakkında ki en yeni, en güncel bilgileri bizlere aktaran dopdolu bir dergi. Mağazalarımızda bulundurmaktan keyif aldığımız 4 your eyes dergisinin bu sayısında yer almaktan mutluluk duyuyor ve bizlere yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz.

Ekim 2021