Doğru Bilenen Yanlış Bilgiler

Göz sağlığı insanların yaşam kalitesi açısından son derece önemli. Bu sebeple; gözde oluşan arpacık sarımsakla geçer, katarakt damla ile tedavi edilebilir, şikayeti yoksa çocuklarda rutin göz kontrolüne gerek yoktur gibi gerek eş dosttan gerekse sosyal medyadan edindiğimiz bu tür hatalı bilgiler göz sağlığımızı tehdit ediyor.

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, göz sağlığı hakkında toplumda doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. Toplumdaki hatalı inanışların göz hastalıklarının erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesini önleyebildiğine dikkat çekerek, “Hastalıkların tedavisinde gecikilmesi, ilerleyen dönemlerde kalıcı görme kaybı gibi ciddi göz problemlerinin yaşanmasına neden olabiliyor. Örneğin, ülkemizde sık görülen ve halk arasında ‘kırmızı göz’ hastalığı olarak bilinen konjonktivit zamanında tedavi edilmezse görme kusurlarına, dahası görme kaybına yol açabiliyor. Ayrıca göz tembelliği gibi erken tanı ve tedaviyle tamamen ortadan kalkabilecek bazı hastalıklarda geç kalındığında çocuklar tedavi şansını kaybediyor. Ülkemizde oldukça yaygın görülen miyopi de düzenli olarak takip edilmezse ilerleyebiliyor” dedi.

Gözlük Taktıkça Göz Numarası İlerler: Yanlış !

Toplumda gözlük taktıkça göz numarasının ilerleyeceğine yönelik yaygın bir kanı var. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, gözlüğün sadece iyi görmemizi sağlayan bir aparat olduğuna işaret ederek, ”Dolayısıyla gözlük takmak numaraları ilerletmeyeceği gibi durdurmayacaktır da. Görsel sistemin tam ve eksiksiz çalışması için özellikle çocukluk döneminde gözlük kullanımı önem taşıyor. Zira gözlük, göz tembelliği gibi kalıcı durumların tedavisinin bir parçasını oluşturuyor” diyor.

Kırmızı Göz Suni Gözyaşı Tedavisiyle Geçer: Yanlış!

Türkiye’de en sık görülen göz hastalıklarından biri olan ve halk arasında ‘kırmızı göz’ olarak bilinen konjonktivit sorununda sadece suni gözyaşı veya başkasına fayda sağlamış bir damla kullanmak ciddi sorunlara neden olabiliyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, bu hastalığın zamanında tedavi edilmediğinde görme kusurları ve görme kaybının gelişebileceği uyarısında bulunarak, “Konjonktivit göz kapağının içini kaplayan zarın iltihabı olup en sık kaynak viral ve bakteriler oluyor. Bu tablonun mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi ve tedavisinin etkene uygun olarak gerçekleşmesi büyük önem taşıyor. Aksi halde konjonktivit görme kaybı oluşturabilecek lekelere neden olabiliyor” bilgisini veriyor.

Göz Numarasını Durdurmak Mümkün Değil: Yanlış!

Göz numarasının ilerlemesindeki en önemli etkenler genetik ve çevresel faktörler oluyor. Bilimsel çalışmalar ışığında; yakın çalışmanın sınırlandırılması, ortalama 20 dakikada bir 20 saniye uzağa bakarak gözlerin dinlendirilmesi ve günde en az 2 saat dışarda açık havada yapılan aktiviteler öneriliyor. Ayrıca 18 yaşına kadar göz bebeğini büyüten damlalar, özellikli camlar ile gece kullanılan ve korneayı şekillendiren lensler sayesinde göz numarasının ilerlemesini durdurmak mümkün olabiliyor.

Belirti Yoksa Çocuklara Göz Kontrolü Yaptırmayın: Yanlış!

Katarakt ve göz tümörleri gibi ciddi sorunların erken teşhis ve tedavisi hem görsel açıdan hem de hayati olarak önem taşıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Ayrıca tek gözde yaşandığı için göz tembelliği ve şaşılık gibi durumlar ebeveynler tarafından fark edilmeyebiliyor. Bu tür hastalıklarda özellikle zamanla yarışıldığı için çocuklarda göz muayenesinin doğumdan sonraki ilk 2 aydan başlayarak düzenli aralıklarla yapılması çok önemlidir” diyor.

Katarakt Damla Yöntemiyle Tedavi Edilebilir: Yanlış!

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, kataraktın bilinen tek tedavi yönteminin ameliyat olduğunu belirterek, şöyle devam etti “Yaşlanmış ve saydamlığını yitirmiş göz içi merceği cerrahi yöntemle çıkarılmalı ve yerine yapay mercek takılmalıdır. Ancak tabi ki sağlıklı beslenilmesi, düzenli kan şekeri takibi yapılması, UV blokajı olan güneş gözlükleri kullanılması gibi yöntemlerle oksidatif stresi azaltarak kataraktın ilerleme süreci yavaşlatılabiliyor.”

Katarakt Sadece Yaşlılarda Görülür: Yanlış!

Katarak çoğunlukla ileri yaştaki kişilerde gelişse de çocukluk ve bebeklik döneminde de oluşabiliyor. Doğumsal katarakt çeşitli sendromlara eşlik edebildiği gibi anne karnında geçirilen enfeksiyonlar ve ilaç kullanımından da kaynaklanabiliyor. Çocukluk döneminde ise yine kortizon gibi ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabiliyor veya diğer hastalıklara eşlik edebiliyor.

Göz Tansiyonu Sıklıkla Göz Ağrısı Yapar: Yanlış!

Göz tansiyonu son derece sinsi seyirli olan bir hastalık. Bazen göz arkasından gelen bir ağrıyla kendini belli edebilirken, sıklıkla hiçbir ağrıya yol açmıyor. Kapalı açı glokomlar ise daha ağır seyirli olup ani göz tansiyonu yüksekliği nedeniyle ciddi ağrılara sebep olabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaşından sonra yıllık takiplerle göz tansiyonunun mutlaka değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

Göz Hastalıkları Bitkisel Yöntemlerle Tedavi Edilebilir: Yanlış!

Gözde oluşan arpacık gibi herhangi bir lezyona sarımsak ve limon sürmek sonuç veremeyeceği gibi farklı enfeksiyonlara da yol açabileceği için son derece tehlikeli olabiliyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Ilık pansuman ve kirpik hijyeni ön planda tutularak, hekimin önerdiği ilaçlarla süreci yönetmek en etkili tedavi yöntemidir” diyor.

Sonbahar ve Kış Aylarında Güneş Gözlüğü Kullanmaya Gerek Yoktur: Yanlış!

Güneşin zararlı ultraviyole ışınları bulutlu havalarda da yeryüzüne ulaşıyor ve gölgelerden yansıyorlar. Ayrıca zararlı ışınların yanı sıra rüzgar göz kuruluğuna yol açabiliyor. Bu nedenle göz sağlığınız için güneş gözlüklerini sadece yaz aylarında değil, her mevsimde kullanmanız büyük öneme sahip.

Haziran 2024

Göz Siniri Felcine Dikkat

Aniden ve ağrısız görme kaybı yaşıyorsanız ‘göz siniri felci’ geçiriyor olabilirsiniz ve bunun en büyük sebebi ise yüksek tansiyon ve şeker hastalığı. Az su içilmesi ve hareketsiz yaşamda göz siniri felcine neden olabilen en büyük etkenlerden olabiliyor.

Gözdeki optik sinirlerin bir bölümüne giden kan dolaşımının aksaması veya tıkanması sebebiyle ani ve ağrısız görme kaybı yaşanabilir. Buna ‘göz siniri felci’ deniyor. Yüksek tansiyon ve şeker hastaları dikkatli olmalıdır.

50-55 Riskli Yaşlar: Bu hastalığın altında yatan önemli risk faktörleri bulunuyor. Yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon, kan yağlarının yüksek olması, gün içinde az su içilmesi, az hareket edilmesi, bazı genetik yatkınlıkların bulunması bu hastalığa sebep olmaktadır. Genelde 50-55 yaş grubunda görülse de daha erken yaşlarda da bu hastalığın görülmesi mümkün olmaktadır.

Tedavisi Tam Olarak Yok: Gözde sinir felcinin göz sinirinin kanlanmasını sağlayan çok özel bir damar yumağının küçük pıhtılarla tıkanmasıyla ortaya çıktığını ve günümüzde tam olarak tedavisinin bulunmuyor.

Görme Kayıpları Oluşuyor: Göz siniri felci geçiren hastalarda, görme keskinliği ve renkli görme yetisinin azaldığına ve görme alanında kayıplar meydana geliyor ve tedavide kortizon içeren ilaçların bazı hastalarda faydalı olabiliyor. Tüm hastaların iyileşme şansı olmamasından dolayı koruyucu hekimlik ön planda ve çok önemli oluyor.

Hareketsiz Yaşam Etkiliyor: Metabolik değerlerimizin iyi olmasının bu hastalığa yakalanmamak adına önemli. Kan şekeri, tansiyon ve kan yağlarının yüksek olması ile günlük hareketin az olması en önemli risk faktörleri. Bu hastalığın bir gözde ortaya çıkması, diğer gözde de bu hastalığın görülme ihtimalini üçte bir oranında arttıran bir risk unsuru oluşturuyor.

Nasıl Korunacağız?

Bir gözünde bu hastalığa yakalanan hastalar belirtilen risk faktörlerine dikkat ederek dengeli beslenmeli, insülin direncini artıran gıdalardan uzak durmalı, bol sıvı tüketmeli, gün içinde hareket etmeli, yürüyüş yapmalı. Bu şekilde diğer gözün de aynı hastalığa yakalanma ihtimalini en aza indirmiş oluyor.

Haziran 2024

Z Kuşağında Körlük Salgını Tehlikesi

Uzmanlar yeni nesiller eskisi kadar dışarı çıkmadığı için Z kuşağında artan “Körlük salgını” riskine karşı uyarıda bulundu. Buna göre sürekli teknolojik cihazların ekranlarına bakmak ve gün ışığından uzak kalmak körlük dalgasını tetikleyebilir.

Göz doktorları, Z kuşağı çocuklarının yaşlandıkça tüm sağlık sistemlerini tehdit edebilecek bir körlük salgınına maruz kalabileceği konusunda uyardı. Ekran başında kalma süresinin artması, Z kuşağının gelişim çağında hayati önem taşıyan “doğal ışığı kaçırdığı” anlamına geliyor. Bu da onların görüş yeteneği üzerinde uzun vadede yıkıcı bir etki yaratma potansiyeline sahip. Araştırmanın yapıldığı İngiltere’de son 30 yılda yüzde 46’lık artan vakalar ile dünya genelinde artan miyop vakaları görülüyor. Ancak göz cerrahlarının durumun daha da kötüleşeceği konusunda uyarmasıyla rakamlar “salgın seviyelerine” ulaştı.

Çocuklar Yeterli Dopamin Alamıyor Uzmanlar ergenlikte kapalı mekanlarda bilgisayar başında kalan çocukların yeterli dopamin alamadıklarını ve bunun da gözlerine zarar verdiğini söylüyor. Bu salgını tetikleyebilecek bir diğer faktör, yüzden birkaç santim uzakta tutulan telefonlara ve tabletlere bakarak harcanan zamanın miktarıdır. Bu da miyop veya uzağı görememeye neden olabiliyor.Uzmanlar Çin’in bazı bölgelerinde miyopluk oranının yüzde 30’dan yüzde 95’e ve üzerine çıktığını gözlemledi. Araştırmalar, gençlerde kötü miyop vakalarının, “Makula dejenerasyonuna” yakalanma olasılığını yüzde 41 artırdığını ileri sürüyor. Bir türü yaşa bağlı olan makula dejenerasyonu, körlüğün önde gelen nedenidir. Uzmanlar tabletlerin ve televizyonların sıklıkla “Bebek bakıcısı” olarak kullanıldığını söyleyerek ebeveynleri, çocuklarının ekran başında geçirdiği süreyi sınırlamaları konusunda uyardı.

Haziran 2024

Kadınlarda Görme Kaybı Daha Fazla

Ciddi görme sorunları sadece kadınlara özgü olmasa da kadınların görme kaybı yaşama olasılığı erkeklere göre %12 daha fazladır.

Kadınlarla erkeklerin sadece üreme yolları ve ilişkili organları değil, her iki cinste ortak organları da birbirinden yapısal farklılık gösteriyor. Kadınların görme sorunlarına katkıda bulunan birçok biyolojik faktör vardır. Kadınla erkeğin göz yapısı arasındaki farklılıklar gözyaşı bezlerinde, göz yüzeyinde, lenste ve retinada (gözün sinir tabakası) izleniyor. Östrojen, progesteron, androjen gibi cinsiyet hormonlarına bağlı olarak yaş, adet dönemi, hamilelik, menopoz ve andropoz görmeyi etkiliyor.

Hormon Değişiklikleri ve Görme

Östrojen: Ergenlikten başlayarak üreme ve cinsel gelişimde önemli bir rol oynar.

Progesteron: Adet döngülerinin düzenlenmesine yardımcı olur ve vücudu hamileliğe hazırlar.

Androjenler: Bunlar doğurganlığı, kemik kütlesini, cinsel dürtüyü ve kırmızı kan hücresi üretimini etkileyen bir grup cinsiyet hormonudur. Androjenler kadınlarda yalnızca küçük miktarlarda bulunurken, erkeklerde daha büyük miktarlarda bulunurlar.

Hamilelikte Görme Değişiklikleri

Hormonlar gözlerde ciddi değişikliklere neden olabilir. Özellikle hamilelik ve menopoz döneminde kadınlarda görme etkilenir. Bir kadın hamile kaldığında plasenta tarafından üretilen gebelik hormonları devreye girer. Bu hormonlar, gözlerde ve göz çevresinde değişikliklere neden olabilir. Genellikle bebek doğduktan sonra veya anne emzirmeyi bıraktıktan sonra bu değişiklikler düzelir. Gebelikte gözlerde ve göz çevresinde görülen değişiklikler şunlardır: 

Göz kapakları: Birçok hamile kadın, göz kapakları çevresinde melazma veya kloazma adı verilen pigmentasyon artışı (renk koyulaşması) yaşar.

Kornea (gözün şeffaf tabakası): Hamilelik sırasında korneanın kalınlığı, eğriliği ve hassasiyeti değişebilir. Bu değişim, kırma kusuruna yol açarak bulanık görmeye neden olabilir. Kontakt lens kullanan kadınlarda hamilelik sırasında kontakt lenslere karşı geçici bir toleranssızlık gelişebilir.

Gözyaşı üretimi: Hamilelik sırasındaki hormonlar gözyaşı filmini ve bezlerini etkileyerek göz kuruluğuna yol açabilir.

Göz içi basıncı: Göz içindeki basınç hamilelik sırasında azalır. Düşük GİB, kornea ödemine yol açarak görmenin azalmasına neden olabilir.

Lens: Hamilelik ve emzirme döneminde kadınların doğal lenslerinin yakın mesafeyi odaklama yeteneği zayıflayabilir.

Hamile kalmadan önce diyabet hastası olan kadınların diyabetik retinopatiye (şeker hastalığının göze vurması) yakalanma riski daha yüksektir. Gebelik sırasında (gestasyonel) diyabet gelişen kadınlarda ise diyabetik retinopati riski daha düşüktür.

Menopozda Görme Değişiklikleri

  • Menopoz sonrası gözlerle ilgili yaşanan en önemli değişikliklerden biri göz kuruluğudur. Menopoz boyunca göz kuruluğu çok yaygın ve hormon desteğinin kaybından kaynaklanıyor. Göz yaşı üretimi prolaktin ve cinsiyet hormonlarınca kontrol ediliyor. Menopozdan sonra gözlerde yanma, batma, kızarma gibi şikayetlere yol açan kuruluk, hormon destek tedavisi ile düzeliyor.
  • Bazı araştırmalar menopozun glokom (göz tansiyonu hastalığı) riskini de artırabileceğini göstermektedir.
  • Menopozdan sonra kadınlarda katarakt gelişim riski aynı yaştaki erkeklere göre daha fazla. Menopoz sonrası östrojen kullanımı, katarakt riskini azaltıyor. Menopoz öncesi dönemde ise östrojen, lensin iyonik yapısını ve su dengesini korumasını sağlıyor.
  • Kadınların otoimmün hastalık geliştirme olasılığı erkeklere göre iki kat daha fazladır. Romatoid artrit, lupus, Grave’s hastalığı ve multipl skleroz gibi otoimmün hastalıklar gözlerde üveit, sklerit, katarakt, göz siniri hasarı ve iltihaplanması gibi çeşitli problemler doğurur.

Kadınlar Göz Sağlığını Nasıl Koruyabilir?

  1. Rutin göz muayenesi olun! 18-60 yaş arası kadınların yılda bir göz muayenesinden geçmesi gerekmektedir.
  2. Göz doktorunuzu aile geçmişiniz hakkında bilgilendirin! Kalıtım ve aile geçmişi görmede büyük rol oynar. Göz doktorunuza ailenizde görülen hastalıkları bildirin. Böylece doktorunuz bu hastalıklardan korunma yöntemleri hakkında sizi bilgilendirebilir ve erken tanı için detaylı muayene ve tetkikler yapabilir.
  3. Sigara içmeyin! Sigara içenler katarakt, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı ve iltihabi durumlar açısından risk altındadır. Sigara içiyorsanız bırakmaya çalışın.
  4. Dışarıda güneş gözlüğü takın! Güneş gözlüğü takmak gözlerinizi zararlı UV ışınlarından korur. UVA ve UVB ışınlarını tam olarak engelleyen kaliteli bir güneş gözlüğü taktığınızdan emin olun.
  5. Dengeli beslenin! Diyetinize meyve, sebze ve antioksidanlar eklemek; belirli göz rahatsızlıklarının başlamasını geciktirmeye veya önlemeye yardımcı olabilir. Proteininizi yağsız et, balık, fındık ve yumurtadan alın. Bolca su için. Ayrıca A vitamini (ve beta-karoten), C vitamini, E vitamini ve çinko, gözleriniz için faydalıdır.
  6. Orta derecede egzersizi rutininize ekleyin! Fiziksel sağlığınızı korumak için her hafta 150 dakika (2,5 saat) orta düzeyde aktivite yapılması önerilir. Bu süre, hafta boyunca küçük etkinliklere bölünebilir.

Haziran 2024

Koroideremi Nedir?

Koroideremi (CHM), gözün arka kısmında yer alan ve gördüklerimizi optik sinir aracılığıyla beyne gönderilen sinyallere dönüştüren retinayı etkileyen nadir bir genetik göz hastalığıdır.

Koroideremi, erkeklerde orta yaş döneminde körlüğe neden olan nadir bir genetik retina hastalığıdır. Biyokimyasal bozukluğun retinaya özgü hastalığa nasıl yol açtığı ve vücudun geri kalanı üzerinde herhangi bir gizli etkisi olup olmadığı konusunda hala anlamamız gereken çok şey var. Son zamanlarda, CHM hastalarının daha yüksek kan kolesterolü veya yağ seviyeleri riski altında olabileceğine dair öneriler olmuştur ve bu, ayrıntılı çalışmaların bir parçası olarak halen araştırılmaktadır. CHM, yeni gen terapileri geliştirmek için prototip bir retina dejenerasyonu olarak kullanılmış ve bu nedenle hastalıktan etkilenenlerin yanı sıra benzer kalıtsal retina bozuklukları olan hastalar için de büyük umut sağlamıştır. Koroideremi yaklaşık 50.000 kişiden 1’ini etkiler ve X-kromozomu üzerinde bulunan CHM geni adı verilen tek bir gendeki genetik bir kusurdan kaynaklanır. Erkek hastalar hastalığın ağır kör edici formunu gösterir ve ışık algılama hücrelerinin (fotoreseptörler), destek hücrelerinin (retina pigment epiteli) ve bu retina katmanlarına (koroid) kan akışının bir kısmının yok olmasıyla ilerleyen bir retina dejenerasyonuna uğramaktadırlar. Sağlıklı turuncu retina kaybolur ve göze baktığınızda soluk beyaz sklera (gözün sert beyaz tabakası) görülebilir. Kadınlar taşıyıcıdır ve büyük ölçüde etkilenmezler, ancak yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde gece körlüğü gibi hafif görme bozukluğu semptomları geliştirebilirler.

Koroideremi Genetiktir
Koroideremi, CHM genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. Bu durum ailelerde X’e bağlı kalıtım modeliyle aktarılır. Bu kalıtım türünde, hastalık için mutasyona uğramış gen X kromozomu üzerinde bulunur. Dişiler iki X kromozomuna sahiptir ve hastalık genini X kromozomlarından birinde taşıyabilirler. Diğer X kromozomlarında genin sağlıklı bir versiyonu bulunduğundan, taşıyıcı dişiler genellikle X’e bağlı hastalıklardan etkilenmezler. Erkeklerin sadece bir X kromozomu vardır (bir Y kromozomu ile eşleşmiştir) ve bu nedenle X’e bağlı hastalıklara genetik olarak duyarlıdırlar. X’e bağlı hastalıkları olan erkekler Y kromozomlarını oğullarına aktarırlar ve bu nedenle oğullarına asla X’e bağlı bir hastalık aktarmazlar. Kadın taşıyıcıların X’e bağlı hastalık genini taşıyıcı olan kızlarına geçirme şansı yüzde 50 (veya 2’de 1) ve geni daha sonra hastalıktan etkilenecek olan oğullarına geçirme şansı yüzde 50’dir.

CHM Geni Nasıl Çalışır?
CHM geni Rab Escort Protein-1 (REP1) adı verilen bir proteini kodlar. Bu protein, tüm hücrelerimizde diğer küçük proteinlerin (Rab adı verilen) doğru hedeflerine taşınmasına yardımcı olarak çalışır, böylece besinlerin hücrelerden geçmesine ve atık ürünlerin uzaklaştırılmasına izin vermek gibi rollerini üstlenebilirler. Bu küçük proteinler görevlerini yerine getirmek için doğru konumlarına taşınamazsa, hücreler aç kalabilir ve atık ürünler birikerek hasara ve hücre ölümüne neden olabilir. İnsanlar, Rab Escort Protein-2 (REP2) adı verilen ve retina hariç vücudumuzun tüm hücrelerinde Rab’leri taşımak için iyi çalışan ikinci bir REP1 kopyasına sahip oldukları için şanslıdırlar. Fotoreseptörler ve retina pigment epitelinde REP2 yerine REP1 tarafından eşlik edilmeyi tercih eden bir Rab proteinleri alt kümesi bulunur. Bu nedenle, REP1 eksikliği olan kusurlu bir CHM geninin varlığında, uygun şekilde işlev göremeyen bir Rab birikimi olur ve bu, normalde sağlıklı ve zinde olan bir bireyde körlüğe neden olan retinaya özgü bu hastalığa yol açar.

Koroideremi Semptomları ve Hastalığın İlerlemesi
X’e bağlı bir hastalık olan koroideremi öncelikle erkeklerde görülür. Çocukluk çağında gece körlüğü en sık görülen ilk belirtidir. Hastalık ilerledikçe, çevresel görme kaybı veya “tünel görüşü” ve daha sonra merkezi görme kaybı ortaya çıkar. Hastalığın ilerlemesi bireyin yaşamı boyunca devam eder, ancak görme kaybının hem hızı hem de derecesi aynı aile içinde bile değişebilir. Etkilenen erkek hastalarda, CHM’nin ilk belirtisi gece körlüğüdür ve en yaygın olarak erken çocukluk döneminde beş veya altı yaşından itibaren fark edilir. Hastalık periferik görme alanının kaybı ile ilerlemeye devam eder, bu durum ergenliğin sonlarında ve yirmili yaşların başlarında nispeten hızlı bir şekilde gerçekleşir ve hastaya sadece küçük bir merkezi “tünel” görme alanı bırakır. Azalma hızı azalır ancak retinal dejenerasyon sonraki birkaç on yıl boyunca yavaşça ilerlemeye devam eder, hastalar derinlik algısını, renk algısını ve nihayet ellili ve altmışlı yaşlarında tam körlükle birlikte merkezi görme kaybını kaybeder. Hem hastalığın ilerleme hızı hem de görme kaybının derecesi, aynı aile içinde bile etkilenenler arasında değişkendir. Kadın taşıyıcılar genellikle etkilenmez, ancak bazıları yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde gece körlüğü semptomları yaşar ve görmede düzensiz kayıplar olur. Bunun nedeni, kadınların iki X kromozomuna sahip olmasına rağmen, doğru miktarda gen ürününün (protein) üretilmesini sağlamak için her hücrede bir tanesinin kapatılmasıdır. X-inaktivasyonu veya lyonizasyon olarak adlandırılan bu süreç rastlantısaldır ve sağlıklı X-kromozomu inaktive edilirse, kusurlu CHM genini taşıyan X-kromozomunun söz konusu retina hücresinde normal işlevi engelleyeceği ve yamalı bir dağılımda hastalığa yol açacağı anlamına gelir.

Benzer Semptomlara Sahip Bozukluklar
Aşağıdaki hastalıkların semptomları koroidereminin semptomlarına benzer olabilir. Karşılaştırmalar ayırıcı tanı için faydalı olabilir: X’e bağlı retinitis pigmentosa (RP), koroideremiye benzer semptomları olan en yaygın kalıtsal görme bozukluğudur. X’e bağlı RP, (RP taşıyan veya RP’si olan) bir anneden erkek çocuğa geçer. RP’de retina dejenere olur, görme azalır ve kaybolabilir. Belirtiler arasında gece körlüğü, ilerleyen periferik görme kaybı ve ardından tünel görüşü yer alır. Gece körlüğü genellikle ilk fark edilen semptomdur ve genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkar. Bunu tünel görüşü (çevresel görüş kaybı) takip eder. Semptomların kapsamı ve ilerlemesi değişkendir. Bir göz doktoru göz muayenesi ile RP ve koroideremi arasındaki farkı ayırt edebilir. Koroid ve retinanın dönel atrofisi, gözün koroid ve retinasında dairesel bir dejenerasyon ile karakterizedir. Bu göz bozukluğu kanda ornitin birikiminden kaynaklandığından, teşhis edilmesine yardımcı olmak için bir kan testi kullanılabilir. Genel olarak, bu göz rahatsızlığına sahip hastaların kas zayıflığı gibi başka tıbbi sorunları da vardır. Çok nadiren, RPE65 genindeki tek bir genetik varyant, retina pigment epitelini etkileyen ve koroideremi gibi görünen baskın olarak kalıtılan bir duruma neden olabilir. Temel özellik, kalıtım modelinin X’e bağlı olmamasıdır

Koroideremi Teşhisi Nasıl Konur?
Tanı, genetik göz hastalıkları konusunda uzman bir göz doktoru tarafından konulabilir. Bu uzmanlar hasta öyküsünü, klinik muayeneden elde edilen bulguları ve elektrofizyoloji, fundus otofloresansı ve optik koherens tomografi gibi incelemeleri yorumlayacak uzmanlığa sahip olmalıdır. Ancak sonuçta, kesin bir tanı koymak için CHM genini mutasyonlar açısından taramak için genetik bir test gereklidir. CHM’ye benzer retinal görünüme sahip nadir hasta vakaları olmuştur, ancak genetik testler RPE65 gibi diğer retinal distrofilere neden olduğu bilinen farklı genlerde mutasyonlar göstermiştir. Doğuştan gelen bir metabolizma hatası olan gyrate atrofi adı verilen bir başka genetik durum da CHM ile benzer klinik özellikler gösterir. Kromozom 10’da bulunan ornitin ketoasit aminotransferaz (OAT) genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. Hastalar plazma ornitin seviyelerinde artış gösterir, ancak diyette amino asit argininin azaltılması hastalığın ilerlemesini önler. Bu durum, CHM’nin doğru şekilde teşhis edilebilmesi için bir uzmana görünme ihtiyacını vurgulamaktadır.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Şu anda CHM için bir tedavi veya etkili bir tedavi bulunmamaktadır. Uygulanabilir ve sürdürülebilir bir tedavi bulmak için çok sayıda araştırma devam etmektedir ve geliştirilmekte olan bir dizi umut verici gen tabanlı yaklaşım vardır. İlk olarak, hastalara ağızdan verilen ve CHM genine anormal bir durdurma sinyali ekleyen, nonsense mutasyon olarak adlandırılan belirli bir genetik mutasyonu geçersiz kılma yeteneğine sahip bir ilacın kullanımı söz konusu olabilmektedir. Nonsense mutasyonları CHM’nin %30’undan fazlasını oluşturmaktadır.

Mayıs 2024

Güneş Gözlüğünüzün Camı Hangi Renk Olmalı?

Bazı güneş gözlüğü renk tonları, etraftaki renkleri daha canlı görmenizi sağlar. Bazıları ise renkleri farklı algılamanıza yol açar ve görmeyi bozabilir. Her cam renginin olumlu ve olumsuz yönlerini bilirseniz, doğru güneş gözlüğünü seçebilirsiniz.

Güneş gözlüğünün asıl amacı güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından gözlerimizi korumaktır. UV koruması cam renginden daha önemlidir. O nedenle camların rengi ne olursa olsun güneş gözlüğünün üzerindeki etikette %100 UV koruması yazdığından emin olun.

Yeşil: Yeşil renkli cam, mavi ışığın bir kısmını filtreler. Bu sayede parlak güneş ışığında göz kamaşmasını engeller. Yeşil renk tonu; günlük kullanım ve golf-tenis gibi sporlarda kullanım için uygundur.
Gri: Bu nötr renk, özellikle su üzerindeki parlamayı azaltır. Gri renkli camlar hem bulutlu hem de güneşli günlerde kullanışlıdır. Denizle ilgili aktiviteler ve araba kullanmak için uygundur.
Mavi veya mor: Mavi veya mor renkli güneş gözlüğü camları çarpıcı bir renk algısı sağlar. Ayrıca nesnelerin etrafındaki hatları daha net görmenize yardımcı olur. Kar gibi yansıtıcı yüzeylere karşı koruma sağlar. Mavi camlı güneş gözlükleri sisli ve puslu havalarda da işe yarar.
Kırmızı veya pembe: Kırmızı ve pembe renkli güneş gözlükleri mavi ışığın bir kısmını filtreler, böylece araba kullanırken görüntüyü iyileştirir. Ayrıca alan derinliğini artırır ve ayrıntıları belirginleştirir. Bu nedenle kırmızı veya pembe camlı güneş gözlükleri kayak gibi birçok spor aktivitesi sırasında kullanıma uygundur.
Sarı, turuncu veya altın: Sarı, turuncu ve altın gibi açık renkli camlara sahip güneş gözlükleri, orta ila düşük seviyeli ışık şartlarında mükemmeldir. Hem dış hem de iç mekan güneş gözlüklerinde kullanılır. Nesnelerin görünürlüğünü artırır, çevrenin daha parlak görünmesini sağlar ve mavi ışığı filtreler.
Amber veya Kahverengi: Bulutlu günlerin biraz daha parlak görünmesine yardımcı olur. Uzaktaki küçük nesneleri görmeniz gereken aktiviteler sırasında kullanılabilir. Yeşil manzaralar ve mavi gökyüzüne karşı kontrastı artırır.

Mayıs 2024

Düşük Göz Kapağı Makyajı Nasıl Yapılır?

Göz makyajı yaparken göz yapısına dikkat etmek gerekiyor. Doğru ürünleri ve makyaj tekniklerini kullanarak hayalinizdeki makyajı yapabilirsiniz. İşte düşük göz kapağı olanların dikkat etmesi gerekenler…

Hoşunuza giden bir göz makyajını kendinize uygulamak istiyorsunuz ama bir türlü aynı görüntüyü yakalayamıyorsunuz. Düşük göz yapısına sahip olanlar, doğru teknikleri uygulamadığında sürdükleri far görünmeyebilir veya gözleri olduğundan daha küçük görünebilir. İşte düşük göz yapısına sahip olanların dikkat etmesi gerekenler…

BAZ İLE BAŞLAYIN
Göz makyajınıza başlamadan önce mutlaka far bazı uygulayın. Far bazı, sürdüğünüz ürünlerin uzun süre göz kapağında bulaşmadan sabit durmasını sağlar.

FAR NASIL SÜRMELİ?
Farları doğru fırçalarla ve tekniklerle uygulamak çok önemli. Koyu renkleri, katlanma yerine sürmeyin, bu göz çukurunu daha derin gösterir. Gölge yapmak istediğiniz farı, katlanma yerinin biraz daha üstüne uygulayın, bu gözlerinizi olduğundan daha açık gösterecektir. Sedefli veya simli farlar yerine mat dokuları ve açık renkleri tercih edin. En koyu tonları ise göz kapaklarınızın uç kısımlarına uygulayın. Far uygularken kaşlarınızı kaldırmayın. Göz pınarlarını açık renk far uygulayarak gözlerinizin daha canlı ve genç görünmesini sağlayabilirsiniz.

EYELINER
Göz kalemini veya eyeliner’ı uygularken tam karşıya bakın ve gözünüzü açık tutun, bu sayede gözlerinizi kapattığınızda eyeliner’ınız görünecektir. Kalemi ince bir şekilde uygulamaya çalışın, aksi takdirde göz kapağınıza bulaşma olabilir.

AÇIK RENK KALEM
Kirpik diplerine açık renk tonlara sahip kalem uygulayarak gözlerinizi olduğundan daha büyük gösterebilirsiniz. Göz içine koyu renk kalem uygulamaktan kaçının, koyu renkler gözlerinizi daha da küçük gösterecektir.

KİRPİKLER
Kirpik kıvırıcı kullandıktan sonra maskaranızı uygulayın ama ortadaki kirpiklere daha yoğun sürün. Alt kirpikleri pas geçebilirsiniz.

Mayıs 2024

Gözde Sarılık ile İlgili Her Şey

Göz sararması, gözün “sklera” olarak tabir edilen beyaz kısmının, sağlıklı bir görünümden çıkarak sararması durumudur. Gözlerde sarılık, ciddi alınmasını gereken bir rahatsızlıktır; öyle ki genellikle altta yatan bir sağlık sorununa işaret eder.

Göz sararması temelde sarılık hastalığının bir belirtisi olarak kabul edilir. Kandaki hemoglobinin parçalanarak dönüştüğü bilirubin adlı maddenin vücut tarafından temizlenememesi sonucunda sarılık meydana gelir. Bilirubin ciltte birikerek cildin sarı renkte görünmesine sebebiyet verir; bu durum zaman içinde gözleri de etkilemeye başlar. Bununla beraber, sarılığı tetikleyen ve karaciğer, safra kesesi ve pankreasta var olan bir sorun, gözlerin sararmasına neden olabilir. Bilindiği gibi karaciğer, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması noktasında önemli bir göreve sahiptir. Karaciğer aşağıdaki sorunların biri veya birkaçı sebebiyle hasar gördüğü durumda sarılık ve bununla ilişkili olarak da gözlerde sararma ortaya çıkabilir. Siroz, sıtma, aşırı alkol tüketimine bağlı karaciğer fonksiyonunda bozulma, karaciğer kanseri, karaciğer yağlanması, karaciğer enfeksiyonu, hepatit B ve C (Hepatit A, D ve E sarılığa nadiren neden olur), karaciğerde demir fazlalığı (hemokromatoz), karaciğerde bakır birikmesine sebep olan Wilson hastalığı, nadir bir kan hastalığı olan porfiria (porfiri).

Safra kesesinde gelişebilecek herhangi bir problem de gözlerde sararma görülme olasılığını tetikler. Yaygın olarak safra taşı, kist, tümör ve iltihap sebebiyle safra kanallarının tıkanması ile vücutta sarılık gelişir ve bu durum da göz akının rengini değiştirir. Benzer şekilde, safra kesesi ile bağlantılı olan pankreas kanalının iltihaplanması veya tıkanması durumunda, safra düzgün bir şekilde boşaltılamayabilir. Bu da sarılığın ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşmasını sağlar. Buna ek olarak pankreas kanseri de aynı etkilerin görülmesine neden olur. Sarılığa, doğrudan bağlantılı olarak da göz sararmasına neden olan faktörlerden bir diğeri de kan hastalıklarıdır. Kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasını engelleyen aşağıdaki sorunlardan bir veya birkaçı göz akının renginin değişmesinden sorumlu olabilir. Orak hücre anemisi, kullanılan ilaca bağlı olarak gelişen immün hemolitik anemi, kan naklinden kaynaklanan uyumsuzluk reaksiyonu. Bunlara ek olarak vitamin eksikliği (özellikle B-12), kırmızı kan hücresi üretimindeki değişiklikler ve yetersiz beslenme de göz sararmasının nedeni olabilir. Ayrıca penisilin (amoksisilin / klavulanat), asetaminofen, doğum kontrol hapları, antidepresan ilaçlarının bir kısmı ve steroidler de gözdeki sarılığın kaynağı olarak kabul edilir. Bunların haricinde, bilinenin aksine, A vitamini (beta karoten) bakımından zengin olan havuç, kabak ve kavun gibi yiyecekleri aşırı miktarda tüketmek cilt renginde değişikliğe sebep olsa da göz sararmasına neden olmaz. Aynı şekilde, tek başına, alkol almak da sararmanın ana nedeni olamaz. Fakat alkol uzun vadede karaciğere zarar vererek bu sorunu tetikleyebilir.

Göz sararması karın ağrısı, ateş ve titreme, idrarda koyulaşma, ciltte kaşıntı, burun kanaması, sürekli bitkin ve halsiz hissetme görünür bir sebep olmadan kilo verme gibi durumların görülmesi halinde zaman kaybetmeden doktora başvurmayı gerektiren bir sorun haline gelir. Bu gibi belirtilerin var olması halinde bir doktorla görüşmek için kesinlikle beklememek gerekir. Göz sararması tedavisi, sorunun altında yatan sebep incelenerek gerçekleştirilir. Kişi karaciğerle ilişkili ciddi olmayan düzeyde bir sorun sebebi ile sarılık geçiriyor ise, doktor hastalığa ilişkin semptomları azaltmak adına ilaç reçete ederek tedaviyi bu yolla sağlar. Aynı şekilde, viral hepatit ve karaciğer içi yaralanma var ise, antiviral ilaçlar ile karaciğer enfeksiyonu kurutularak sarılık kaynağı ortadan kaldırılır. İlaçla tedavinin yetersiz kalacağı karaciğer sorunlarında ise cerrahi yöntem kullanılarak safra kesesi, safra kanalının bir kısmı ve pankreasın bir bölümü çıkarılır. Karaciğerin tamamen hasarlandığı ve sağlıklı karaciğer dokusunun kalmadığı daha ciddi vakalarda ise, göz sararması da dahil olmak üzere pek çok belirtiyi ortadan kaldırmak için karaciğer nakli gerçekleştirilebilir. Bu, sarılığa ilişkin sorunun son aşamada olduğu durumda gerçekleştirilen bir operasyondur. Bununla beraber, pankreastaki bir problemden dolayı bu rahatsızlık ile karşı karşıya kalınmış ise rehidrasyon veya hidroksiüre gibi ilaçlar doktor tarafından önerilebilir. Göz sararmasının kaynağı safra kesesindeki bir anomali ise; özellikle sarfa kanallarında tıkanma, iltihap ve safra kesesi taşı söz konusuysa kesenin vücuttan cerrahi yöntemle çıkarılması düşünülebilir.

Mayıs 2024

Gözdeki kaşıntının sebebi Demodeks

Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kirpik dökülmesi gibi şikayetlerin altından demodeks isimli parazitlerin çıkabileceğini biliyor musunuz?

Gözlerimiz tıpkı cildimiz gibi dıştan değil, içten beslenmeyi hak ediyor. Çünkü siz ne kadar sağlıklı kalırsanız kalın yaşlanma sürecinde karşılaşabileceğiniz önemli bazı göz sorunları da var ve bunlar yaşlılığın doğal neticeleri değil, sizin gözlerinize gösterdiğiniz ilgiyle bağlantılı hastalıklar
Prof. Dr. Göktuğ Demirci, “Demodeks dediğimiz ağız, kuyruk ve 8 bacaktan oluşan bu parazitler çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Bu parazitler taşıdıkları mikroplarla göz ve cildimize zarar veriyorlar. Demodekslerin gözlerde tekrarlayan arpacık, göz iltihabı, kirpik dökülmesi, kontakt lens intoleransı, kuru göz gibi hastalıkların nedenlerinden olduğu düşünülüyor” dedi. Prof. Dr. Göktuğ Demirci, son zamanlarda demodeks görülme sıklığının arttığına dikkati çekti. Prof. Dr. Demirci, latince demodeks ama Türkçe anlamı ‘yağ yiyen kurt’ olarak bilinen demodekslerin cilt ve gözlerde özellikle yağ bezlerinin ve kıl köklerinin olduğu yerlerde yaşadığını belirterek “Son zamanlarda gözlerde kaşıntı, sulanma ve kirpiklerde dökülme şikayetiyle gelen hasta sayısı arttı. İlk başlarda bu şikayetlerin alerjik veya egzama gibi bir cilt hastalığı olduğu düşünülüyordu. Görüntüleme teknolojimizdeki ilerleme sayesinde detaylı incelediğimizde hastaların kirpik diplerinde ve derilerinde saklanan ilginç parazitler keşfedildi. Demodeks dediğimiz 3 kısımdan oluşan bu parazitlerin kıskaç gibi bir ağzı, 8 tane kazıcı ayağı ve bir kuyruğu mevcut. Çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük 200-400 mikron büyüklüğünde olan demodeksler sadece özel mikroskoplar sayesinde görülebiliyor. Bu parazitler kirpik diplerimize yumurtalarını bırakıyor, yağ ve deri parçalarını yiyor. Taşıdıkları mikroplarla göz ve cildimize zarar veriyorlar. Özellikle gül hastalığı yani rozase hastalığında şikayetleri arttıran bir etken olduğu ve gözlerde tekrarlayan arpacık, göz iltihabı, kirpik dökülmesi, kontakt lens intoleransı, kuru göz gibi hastalıkların nedenlerinden olduğu düşünülüyor” diye konuştu.
Çay Ağacı Yağına Dikkat
İlk başta altta yatan neden tespit edilmeli. Bu parazitlerin artmasına neden olan, bağışıklık sistemini düşüren hastalığın tedavi edilmesi bunun yanında parazitlerin sayısının azaltılması, üremelerinin yavaşlatılması ve tekrardan sayılarının artmasını engelleyen önlemler alınması gerekiyor. Sistemik ya da lokal tedaviler uygulanmalıdır. Bunların içinde bu parazite özel olarak göz doktorları ve dermatologlar tarafından reçete edilen antibiyotikler ve özel hazırlanan kremler, lazer tedavileri, kirpik temizleyiciler bulunmaktadır. Özellikle internette demodeks tedavisini araştıranların karşısına çay ağacı yağı çıkmaktadır. İnternet bilgilerine göre aktarlardan alınan çay ağacı yağı yerine içindeki terpinen-4-ol maddesinin oranının belli olduğu orijinal ürünler daha fazla işe yaramaktadır. Aksi takdirde alerjik reaksiyonlar görülebilir. Yine tedavide kirpik hijyeni, kilo kontrolü, hipertansiyon kontrolü parazitin sayısını azaltmada çok yardımcı olmaktadır. Ayrıca makyaj yapanların bu malzemeleri başkalarıyla paylaşmamaları parazitlerin yayılmaması için çok önemli. Tekrarlayan arpacık, göz iltihabı, kirpik dökülmesi, kuru göz gibi semptomları yaşayan hastaların doğru tanı ve tedavi için hekime başvurmaları büyük önem arz etmektedir.

Nisan 2024

Stres Görme Kaybına Neden Olabilir

Stres pek çok hastalık üzerinde kilit rol oynarken göz sağlığını da olumsuz etkiliyor. Genellikle yoğun stres altında olunan dönemlerde meydana gelen santral seröz koryoretinopati yani retinada sıvı birikmesi görme kaybına bile neden olabiliyor.

Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan stres pek çok hastalığın yanında görme sorunlarına da neden olabilmektedir. Yoğun stres altında çalışan, mükemmeliyetçi, A tipi kişiliğe sahip olanlar görme sorunlarına maruz kalabilmektedir. Stres kaynaklı olduğu bilinen santral seröz koryoretinopati kendiliğinden geçebildiği gibi kronikleşip kalıcı hale de gelebilmektedir.
Santral seröz karyoretinopatinin duygusal sıkıntıları veya A tipi kişilikleri olan hastalar arasında daha sık görüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu durum, stres nedeniyle vücudun doğal kortikosteroidler ürettiğiyle açıklanmaktadır. Araştırmalarda A tipi davranış ve stres, psikofarmakolojik ilaç kullanımı, uyku bozuklukları ile bu hastalık arasında bağlantı bulunduğu ortaya konulmakla birlikte; olası risk faktörleri olarak sayılabilmektedir. Kişilik özellikleri ve stres arasındaki bağlantıya, özellikle kortikosteroidler ve katekolamin gibi stres hormonlarının aracılık ettiği ileri sürülmektedir. Hastalığın risk faktörleri arasında ailede buna benzer bir öykünün bulunması, yüksek tansiyona sahip olunması da yer almaktadır. Bazı ilaçların da bu soruna neden olabileceği bilinmekle birlikte, alınan herhangi bir ilaç varsa göz doktorunun bu konuda mutlaka bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Nisan 2024