Göz Hastalıkları Baş Ağrısına Yol Açabilir

Gözün beyin ile ilişkisini inceleyen nöro-oftalmoloji sayesinde, oluşan baş ağrılarınızın sebebin göz hastalıklarından mı kaynaklandığını öğrenebilirsiniz. Göz hastalıkları nedeniyle oluşan baş ağrısını tedavi eden, göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalına nöro-oftalmoloji denilmektedir. Nöro-oftalmoloji, genellikle beyin, kas, sinir gibi göz çevresinde ve santral sinir sistemindeki hastalıklara eşlik eden görme ve görme alanı bulguları ile ilgilenir. Göz (optik) sinirinden kaynaklanan hastalıklarının teşhis ve tedavisi için düzenli muayene önemlidir.

Oluşan baş ağrıları bazen nörolojik ya da farklı sağlık sorunlarından ortaya çıkabileceği gibi, göz hastalıklarından da oluşabilmektedir. Görme kaybı (ani veya geçici), bulanık görme, görme alanı kaybı, çift görme, göz bebeklerinin büyüklük farkı, renk görme bozukluğu, göz kapak aralığında farklılık, yüzde-gözde kasılma, nöro-oftalmoloji hastalıklarında en sık görülen belirtilerdir. Nöro-oftalmolojik tedavisinde iyi sonuç alınabilmesi için kişinin detaylı tetkik ve muayenelerden geçmesi önemlidir. Yapılan tetkikler görme keskinliği, renk görme muayenesi, görme alanı muayenesi, göz hareketleri ve göz ile ilgili muayeneler olmalıdır.

EYLÜL 2022

Sigarayı Bırakın!

Sigara kullanımı özellikle önemli bir göz sağlığı sorunu olan sarı nokta hastalığının gelişimini ve ilerlemesini tetiklemektedir. Sigaradan uzak durmak göz sağlığı açısından oldukça önemlidir. Birçok hastalığa neden olan sigara kullanımının görme kayıpları ve körlüğe de yol açmaktadır. Sigara kullanımı tüm organlara büyük zararlar verdiğini gibi gözlere de büyük zararlar veriyor. Gözlerimizin sağlığı için asla sigara kullanmamalıyız. Özellikle sarı nokta hastalarının sigara içmemeleri yada içilen ortamlarda bulunmaması gerekmektedir.

Sarı nokta hastalığı önemli bir göz sağlığı sorunudur. Sarı nokta, gözün arka kısmında retinada bulunan, keskin ve renkli görmeyi sağlayan bir bölgedir. Bu bölgede hasar geliştiğinde, körlüğe kadar giden sıkıntılı bir hastalık yaşanabilir. Bu hastalığın belirtileri; görme kalitesinde bozulma, okuma zorluğu, cisimleri ve çizgileri kırık veya dalgalı görme, renkleri soluk ve gri görme, yüzleri tanımakta güçlük, ışığa hassasiyet, siyah noktalar, gece görüşünde azalma ve bakılan cismin ortasında bulanık bir alan veya karanlık leke görme olarak sıralanabilir. Sarı nokta hastalığında ve bu belirtilerin ortaya çıkmasında sigara kullanımı çok büyük bir etkendir. Sigarayı bırakmak, hastalık riskini azaltıyor ve tedaviye olumlu katkılar yapıyor. İlaçsız göz anjiyosu yöntemi, sarı nokta hastalığının teşhis ve tedavisini belirlemekte çok olumlu ve yararlı sonuçlar içeriyor.

Eylül 2022

Kuru Göz Hastalarına Müjde!

Tedavi edilmediğinde göz enfeksiyonları, kornea yaraları ve hatta görme kaybına neden olan göz kuruluğunun basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerekiyor. Dünya çapında kuru göz teşhisi konulmuş, bu probleme sahip 300 milyondan fazla insan olduğu biliniyor. Kuru göz olarak adlandırılan bu hastalara, gözlerde yanma, batma, içinde kum varmış hissi, gözlerde kızarıklık ve daha bir çok olumsuz his yaşatır. Günümüz tıbbının geldiği bu noktada bile ne yazık ki yapılacak tek şey göz kuruluğu ile yaşamayı öğrenmek gibi gelse de bu konuda yüz güldürücü gelişmeler mümkün, eğer kuru göz rahatsızlığının sebebi Meibomian Bezi Disfonksiyonu ise… Peki Meibomian Bezi Disfonksiyonu nedir? Kuru göz nasıl tedavi edilir? Göz Doktoru Yalçın İşcan açıkladı… Kuru gözün temel nedeninin çoğu hastada Meibomian Bezi Disfonksiyonu yani kısaca MGD olduğu bilinmektedir. Bu durum maalesef çoğu hastada kronik ve ilerleyici seyir gösterebilir.

Meibomian Bezi Disfonksiyonu (MGD) nedir?
Göz kapaklarındaki gözyaşı filminin koruyucu yağlı tabakasını oluşturan meibomius bezlerinin işlevinde bir bozulma veya bir tıkanma durumudur. Bu bezler zaman içinde tıkanabilir ve sağlıklı gözyaşı için gereken yağları artık üretemez hale gelir. Bu tıkanma, gözyaşlarının hızla buharlaşmasına ve gözün tahrişine neden olur. Eğer tedavi edilmezse de kronikleşir. Kuru göz hastalığına tek sebep olmasa da en önemli sebeplerinden biri MGD’dir. Artık önlenebilir bir sebep olduğundan bu aşamada ‘MGD mi, değil mi’ konusu önem kazanmaktadır.

Kuru göz hastalığının sebebinin MGD olduğu nasıl anlaşılır?
Kuru göz hastalığına neyin sebep olduğunu bilmek, hastaya en iyi tedavi seçeneğinin uygulanması adına biz göz hekimleri için en önemli adımdır. Tedavide izlenecek yol şu şekilde olmaktadır; öncelikle özel bir görüntüleme cihazıyla gözyaşı filmi ve bezi görüntülemesi yapılır. Hastada MGD olup olmadığı belirlenir. Göz yaşı kuruluğu MGD’ye bağlıysa bu hasta için sevindirici bir haberdir. Hasta için artık lipiflow  tedavisiyle MGD’den ve dolayısıyla göz yaşı damlalarına bağımlılıktan kurtulur.

LipiFlow tedavisi nasıldır?
Lipiflow tedavisi göz kapağı içinde alt ve üst kapakta dikey olarak yer alan gözyaşının yağlı kısmını salgılayan kirpik dibi (meibom) bezlerinin tıkanıklıklarını gidermeyi amaçlar. Kuru gözün nedenini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavidir. Meibom bezlerindeki tıkanıklıkları gidermek için göz kapaklarının içlerine masajla uygulanan patentli bir ısı algoritması tedavisi yapılır. Bu cihaz FDA tarafından onay almış olup, güvenilir bir yöntem sunmaktadır. Lipiflow tedavisi hastanın semptomlarını değil altta yatan nedene yönelik bir tedavi yöntemidir. Hastalar birkaç hafta içinde kuru göz şikayetlerinin azaldığını ve rahatladıklarını hissederler. Bu teknoloji ile MGD’nin temel nedenini doğrudan tedavi etmek mümkün olmaktadır. Bu tedavi sayesinde tıkanan bezler açılır ve mebomian bezler normal işlevine döner. Tedavi sonrası hastalar çok büyük ihtimalle göz yaşı damlalarına veda ederek, konforlu bir hayata merhaba der.

EYLÜL 2022

Sarkık Göz Kapağı Yorgunluk Sebebi

Yüzün en dikkat çekici yeri olan gözler yaşlanmanın başladığı bölgelerin başındadır. Göz çevresindeki sorunlar kişiyi yorgun gösterir, Bu durum göz sağlığı açısından da önemsenmelidir. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr.Ümit Beden konu ile ilgili bilgiler verdi. Göz kapağı düşüklüğü; çeşitli nedenlere bağlı olarak doğuştan var olan veya sonradan gelişen, göz kapağının gözün renkli kısmını bir milimetreden daha fazla bir uzunlukta örtecek şekilde düşük olması şeklinde görülen bir sağlık sorunudur. Gözlerden yalnızca bir tanesinde veya her iki gözde birden görülmesi söz konusu olabilen göz kapağı düşüklüğü başlı başına bir sorun olabileceği gibi altta yatan farklı bir sağlık sorununa bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Gerek görme kabiliyetinde sorunlara neden olması, gerekse estetik anlamda istenmeyen bir görüntüye sebebiyet vermesi nedeniyle göz kapağı düşüklüğü tedavi edilmelidir.

Gerek genetik yapı, gerekse çevresel faktörler nedeni ile yıllar içerisinde göz çevresinde bazı istenmeyen değişiklikler gelişebilir. Genellikle yaşın ilerlemesi ile göz torbalanmaları, kapak düşüklükleri, cilt sarkmaları, göz kapağı derisinde torbalanma olmadan sadece sarkma ve gevşeme oluşabilir. Bu değişiklikler kişiyi kozmetik olarak rahatsız edebilir ve yorgun-yaşlı görünmesine neden olabilir. Bu gibi durumlarda genellikle yüzeysel uygulamalar yeterli olmamakta ve cerrahi tedavi (bllefaroplasti – göz kapağı estetiği) gerekli olmaktadır. Bu girişimlerde, alt ve üst göz kapaklarından fazla cilt ve yağ dokusunun çıkarılması hedeflenir. Ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması, bazen de sadece yerlerinin değiştirilip bırakılması gerekli olabilir. Bu amaçla önce tam bir göz muayenesi ve cerrahi planlama gereklidir.

Düzgün planlanarak yapılmış bir cerrahi işlem hastaya daha genç bir görünüm kazandırır. Fakat bunu gerçekleştirirken göz sağlığını bozacak veya tehlikeye atacak planlamalardan kaçınmak gereklidir. Bu nedenle cerrahi öncesi detaylı bir göz muayenesinin ne kadar değerli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Göz kapağı düşüklüğü belirtileri nelerdir?
Göz kapağı düşüklüğünün en temel belirtisi, üst göz kapaklarından bir tanesinin veya her ikisinin sarkık olmasıdır. Bu sarkıklık çok dikkatli ve yakından bakıldığında fark edilebilecek şekilde hafif düzeyde olabileceği gibi çok belirgin bir düşüklük şeklinde de olabilmektedir. Göz kapağı düşüklüğünün tek gözü etkilemesi, sorunun dışarıdan fark edilebilmesini kolaylaştırır. Göz kapağında düşüklük problemi olan kişilerde görülen diğer belirtiler ise şu şekildedir:

  • Kişinin daha iyi görebilmek amacıyla başını geriye eğmeye, çenesini kaldırmaya veya kaşlarını kaldırarak göz kapaklarını yukarıya çekmeye çalışması
  • Görmeyi kolaylaştırmak amacıyla yapılan yukarıdaki davranışlara bağlı olarak gelişen boyun, bel ve omurga ağrıları
  • Yüzde yorgun ve donuk bir ifade
  • Gözde kuruluk veya aşırı yaşarma

Tek gözde görülen göz kapağı düşüklüğünün çok ileri boyutta olması, görüşü önemli ölçüde azaltacağından göz tembelliği sorununa neden olabilir. Özellikle hastalığın doğuştan var olması veya çocukluk döneminde ortaya çıkması göz tembelliğinin ortaya çıkma olasılığını büyük ölçüde artırır. Bunun yanı sıra iyi bir görüş elde etmek için yapılan kaşları kaldırma, gözleri açma gibi davranışlar uzun vadede ciltte kırışıklıkların oluşumuna da yol açabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı hastalığın bu gibi sorunlara yol açmadan önce erken evrede tedavi edilmesi oldukça önemlidir.

Göz kapağı düşüklüğü neden olur?
Göz kapağı düşüklüğü bazı hastalarda doğuştan var olan bir bozukluk olarak görülmektedir. Bu duruma genellikle göz kapağını tutan kasın anne karnında yeterince güçlenememesi neden olur. Çoğu zaman bebek gözlerini açmaya çalıştığında bir gözü diğerinden daha kısıksa hastalığın farkına varılır. Fakat hastalığın kesin olarak tespiti için uzman bir hekim tarafından bebeğin göz kapağı kıvrımlarına bakılarak yapılacak olan fiziksel muayene gereklidir. Sonradan gelişen göz kapağı düşüklüğü olgularında ise neden çoğunlukla göz kapağını tutan kasların zayıflaması veya hasar görmesidir. Bazı durumlarda gözün darbe alması, yaralanması veya göz tümörlerinin varlığı gibi nedenler de buna sebep olabilir. Tüm bunların haricinde yaşlılığın getirdiği bazı göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan birtakım yöntemler ile günümüzde bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkilerine bağlı olarak da pitozis hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Göz kapağı düşüklüğü teşhisi nasıl konulur?
Göz kapağı düşüklüğü gözle görülebilir bir sağlık sorunu olduğundan doğumsal olması durumunda sorunun fark edilmesinin ardından, sonradan gelişimli olması durumunda ise gözdeki değişimin fark edilmesinin ardından direkt olarak sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır. Kliniklere gelen hastaların öncelikli olarak detaylı şekilde fiziksel muayeneleri yapılır ve tıbbi geçmişleri öğrenilir. Göz kapağı düşüklüğü hastada sürekli olarak devam etmeyip aralıklı olarak sarkıyorsa bunun ne sıklıkla gerçekleştiği ve ne kadar sürdüğü gibi konular hastalığa neden olan sorunun belirlenmesi açısından önemlidir ve mutlaka bildirilmelidir. Gözdeki olası sorunların tespit edilebilmesi amacıyla biomikroskopi olarak da adlandırılan yarık lamba muayenesi yapılabilir. Tensilon (edrophonium) testi olarak bilinen tensilon adlı ilacın damar yolu ile enjekte edilmesinin ardından kas gücünün incelenmesini sağlayan tanı testi, göz kapağı düşüklüğü ve nedenlerinin tam olarak belirlenmesi amacıyla kullanılabilir. Bu test, genellikle göz kapağı düşüklüğünün Myastenia Gravis adlı göz hastalığına bağlı olup olmadığının araştırılmasında kullanılmaktadır. Hekiminiz, muayene esnasında yaptığı inceleme ve tanı testlerinin yanı sıra farklı hastalık olasılıklarını değerlendirebilmek amacıyla birtakım kan ve görüntüleme testleri isteyebilir. Tüm bu değerlendirmelerin sonucunda göz kapağı düşüklüğü ve bu soruna neden olan faktörler teşhis edilerek tedavi süreci başlatılır.

Göz kapağı düşüklüğü tedavi yöntemleri nelerdir?
Pitosiz hastalığının tedavisi birkaç yolla mümkündür. Küçük yaştaki hastalarda hastanın yaşı, göz kapağı düşüklüğünün iki gözü de etkileyip etkilemediği, göz kapağının yüksekliği, göz hareketindeki kısıtlılıklar, göz kapağını tutan kasın mevcut gücü gibi faktörler bir arada değerlendirilerek tedavi yöntemi hekim tarafından belirlenir. Hekimler bazı durumlarda görüşün aşırı düzeyde etkilenmediği ve beklemeye müsait olan olgularda hastalığa müdahale etmeyerek zamanla geçmesini beklemeyi tercih edebilir. Ancak böyle durumlarda süreç sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Belirli zaman aralıklarıyla hastanın göz kapağında bir iyileşmenin olup olmadığı kontrol edilir.

Bu süreçte hastanın görüşünün etkilenmemesi ve göz tembelliğinin oluşmaması açısından hastalığa özel gözlüklerin kullanımı önerilebilir ve göz damlasıyla müdahale edilebilir. Bazı durumlarda zayıf olan gözün görüşünün kuvvetlendirilmesi için sağlam göze göz bandı da takılabilmektedir. Yetişkinlerde ise daha farklı bir tedavi süreci izlenerek genellikle göz kapağı düşüklüğü ameliyatı olarak da bilinen cerrahi müdahalelere başvurulur. Doktor hastalığın durumuna göre düşen göz kapağında fazlalık olan dokuyu alabilir veya göz kapağını tutan kasın güçlenmesi için kasa müdahalede bulunabilir. Bununla birlikte hastanın yaşı ve operasyonun kâr-zarar durumu göz önünde bulundurularak yaşı ilerlemiş olan hastalarda cerrahi müdahale yerine gözlük kullanımı da tercih edebilir. Ancak bu geçici bir çözümdür ve göz kapağındaki sarkıklık sorunu çok ileri boyutlarda olan hastalar için etkin bir çözüm sağlamaz. Bu durumda hastalığın tedavi edilmesi için mutlaka cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi müdahale genelde lokal anestezi uygulanarak ayakta yapılır.

Basit bir operasyondur ve çok kısa bir süre içerisinde tamamlanır, olağanüstü bir komplikasyon gelişmediği sürece hasta aynı gün taburcu olur. Unutulmamalıdır ki göz kapakları göz sağlığı açısından fonksiyonel olarak diğer göz dokuları kadar ve hatta bazı anlamlarda daha da önemlidir. Bu nedenle göz kapaklarının şekil ve fonksiyonlarının her hasta için detaylı incelenmesi oldukça önemlidir. Bu fonksiyonlar arasında düzenli göz kırpma refleksi, göz yüzeyinin düzenli ıslatılması, göz yaşı dağılımının sağlanması, korneanın korunması, göz yaşının gözden toplanması, uykuda göz korunması ve tüm bu koruma mekanizmaları ile enfeksiyonların önlenmesi gibi detaylar sayılabilir. Göz estetiği esnasında kapakların fonksiyonlarının iyi korunmasının yanında, hali hazırda bulunan ve göz kapak fonksiyonlarını etkileyen diğer problemler de iyi irdelenmelidir. Kapak gevşekliği veya kapak düşüklüğü gibi problemlerin olduğu olgularda bu gibi problemlerin de aynı seansta giderilmesi gereklidir.

Aksi takdirde, ameliyattan sonra kapaklarda çekinti, pozisyon bozukluğu veya göz sulanması gibi problemler gelişebilir. Aynı şekilde, sadece sağlık amaçlı kapak problemlerinin giderilmesi için uygulanan ameliyatlarda da kapak estetiği için ilave müdahaleler eklenebilir ve bu tür müdahaleler esnasında daha iyi bir kozmetik görüntü de amaçlanabilir. Kısacası göz kapağı ameliyatları esnasında hasta hem göz sağlığı hem de kozmetik açıdan aynı anda ele alınmalıdır.

AĞUSTOS 2022