Kadınlarda Görme Kaybı Daha Fazla

Ciddi görme sorunları sadece kadınlara özgü olmasa da kadınların görme kaybı yaşama olasılığı erkeklere göre %12 daha fazladır.

Kadınlarla erkeklerin sadece üreme yolları ve ilişkili organları değil, her iki cinste ortak organları da birbirinden yapısal farklılık gösteriyor. Kadınların görme sorunlarına katkıda bulunan birçok biyolojik faktör vardır. Kadınla erkeğin göz yapısı arasındaki farklılıklar gözyaşı bezlerinde, göz yüzeyinde, lenste ve retinada (gözün sinir tabakası) izleniyor. Östrojen, progesteron, androjen gibi cinsiyet hormonlarına bağlı olarak yaş, adet dönemi, hamilelik, menopoz ve andropoz görmeyi etkiliyor.

Hormon Değişiklikleri ve Görme

Östrojen: Ergenlikten başlayarak üreme ve cinsel gelişimde önemli bir rol oynar.

Progesteron: Adet döngülerinin düzenlenmesine yardımcı olur ve vücudu hamileliğe hazırlar.

Androjenler: Bunlar doğurganlığı, kemik kütlesini, cinsel dürtüyü ve kırmızı kan hücresi üretimini etkileyen bir grup cinsiyet hormonudur. Androjenler kadınlarda yalnızca küçük miktarlarda bulunurken, erkeklerde daha büyük miktarlarda bulunurlar.

Hamilelikte Görme Değişiklikleri

Hormonlar gözlerde ciddi değişikliklere neden olabilir. Özellikle hamilelik ve menopoz döneminde kadınlarda görme etkilenir. Bir kadın hamile kaldığında plasenta tarafından üretilen gebelik hormonları devreye girer. Bu hormonlar, gözlerde ve göz çevresinde değişikliklere neden olabilir. Genellikle bebek doğduktan sonra veya anne emzirmeyi bıraktıktan sonra bu değişiklikler düzelir. Gebelikte gözlerde ve göz çevresinde görülen değişiklikler şunlardır: 

Göz kapakları: Birçok hamile kadın, göz kapakları çevresinde melazma veya kloazma adı verilen pigmentasyon artışı (renk koyulaşması) yaşar.

Kornea (gözün şeffaf tabakası): Hamilelik sırasında korneanın kalınlığı, eğriliği ve hassasiyeti değişebilir. Bu değişim, kırma kusuruna yol açarak bulanık görmeye neden olabilir. Kontakt lens kullanan kadınlarda hamilelik sırasında kontakt lenslere karşı geçici bir toleranssızlık gelişebilir.

Gözyaşı üretimi: Hamilelik sırasındaki hormonlar gözyaşı filmini ve bezlerini etkileyerek göz kuruluğuna yol açabilir.

Göz içi basıncı: Göz içindeki basınç hamilelik sırasında azalır. Düşük GİB, kornea ödemine yol açarak görmenin azalmasına neden olabilir.

Lens: Hamilelik ve emzirme döneminde kadınların doğal lenslerinin yakın mesafeyi odaklama yeteneği zayıflayabilir.

Hamile kalmadan önce diyabet hastası olan kadınların diyabetik retinopatiye (şeker hastalığının göze vurması) yakalanma riski daha yüksektir. Gebelik sırasında (gestasyonel) diyabet gelişen kadınlarda ise diyabetik retinopati riski daha düşüktür.

Menopozda Görme Değişiklikleri

  • Menopoz sonrası gözlerle ilgili yaşanan en önemli değişikliklerden biri göz kuruluğudur. Menopoz boyunca göz kuruluğu çok yaygın ve hormon desteğinin kaybından kaynaklanıyor. Göz yaşı üretimi prolaktin ve cinsiyet hormonlarınca kontrol ediliyor. Menopozdan sonra gözlerde yanma, batma, kızarma gibi şikayetlere yol açan kuruluk, hormon destek tedavisi ile düzeliyor.
  • Bazı araştırmalar menopozun glokom (göz tansiyonu hastalığı) riskini de artırabileceğini göstermektedir.
  • Menopozdan sonra kadınlarda katarakt gelişim riski aynı yaştaki erkeklere göre daha fazla. Menopoz sonrası östrojen kullanımı, katarakt riskini azaltıyor. Menopoz öncesi dönemde ise östrojen, lensin iyonik yapısını ve su dengesini korumasını sağlıyor.
  • Kadınların otoimmün hastalık geliştirme olasılığı erkeklere göre iki kat daha fazladır. Romatoid artrit, lupus, Grave’s hastalığı ve multipl skleroz gibi otoimmün hastalıklar gözlerde üveit, sklerit, katarakt, göz siniri hasarı ve iltihaplanması gibi çeşitli problemler doğurur.

Kadınlar Göz Sağlığını Nasıl Koruyabilir?

  1. Rutin göz muayenesi olun! 18-60 yaş arası kadınların yılda bir göz muayenesinden geçmesi gerekmektedir.
  2. Göz doktorunuzu aile geçmişiniz hakkında bilgilendirin! Kalıtım ve aile geçmişi görmede büyük rol oynar. Göz doktorunuza ailenizde görülen hastalıkları bildirin. Böylece doktorunuz bu hastalıklardan korunma yöntemleri hakkında sizi bilgilendirebilir ve erken tanı için detaylı muayene ve tetkikler yapabilir.
  3. Sigara içmeyin! Sigara içenler katarakt, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı ve iltihabi durumlar açısından risk altındadır. Sigara içiyorsanız bırakmaya çalışın.
  4. Dışarıda güneş gözlüğü takın! Güneş gözlüğü takmak gözlerinizi zararlı UV ışınlarından korur. UVA ve UVB ışınlarını tam olarak engelleyen kaliteli bir güneş gözlüğü taktığınızdan emin olun.
  5. Dengeli beslenin! Diyetinize meyve, sebze ve antioksidanlar eklemek; belirli göz rahatsızlıklarının başlamasını geciktirmeye veya önlemeye yardımcı olabilir. Proteininizi yağsız et, balık, fındık ve yumurtadan alın. Bolca su için. Ayrıca A vitamini (ve beta-karoten), C vitamini, E vitamini ve çinko, gözleriniz için faydalıdır.
  6. Orta derecede egzersizi rutininize ekleyin! Fiziksel sağlığınızı korumak için her hafta 150 dakika (2,5 saat) orta düzeyde aktivite yapılması önerilir. Bu süre, hafta boyunca küçük etkinliklere bölünebilir.

Haziran 2024

Güneş Gözlüğünüzün Camı Hangi Renk Olmalı?

Bazı güneş gözlüğü renk tonları, etraftaki renkleri daha canlı görmenizi sağlar. Bazıları ise renkleri farklı algılamanıza yol açar ve görmeyi bozabilir. Her cam renginin olumlu ve olumsuz yönlerini bilirseniz, doğru güneş gözlüğünü seçebilirsiniz.

Güneş gözlüğünün asıl amacı güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından gözlerimizi korumaktır. UV koruması cam renginden daha önemlidir. O nedenle camların rengi ne olursa olsun güneş gözlüğünün üzerindeki etikette %100 UV koruması yazdığından emin olun.

Yeşil: Yeşil renkli cam, mavi ışığın bir kısmını filtreler. Bu sayede parlak güneş ışığında göz kamaşmasını engeller. Yeşil renk tonu; günlük kullanım ve golf-tenis gibi sporlarda kullanım için uygundur.
Gri: Bu nötr renk, özellikle su üzerindeki parlamayı azaltır. Gri renkli camlar hem bulutlu hem de güneşli günlerde kullanışlıdır. Denizle ilgili aktiviteler ve araba kullanmak için uygundur.
Mavi veya mor: Mavi veya mor renkli güneş gözlüğü camları çarpıcı bir renk algısı sağlar. Ayrıca nesnelerin etrafındaki hatları daha net görmenize yardımcı olur. Kar gibi yansıtıcı yüzeylere karşı koruma sağlar. Mavi camlı güneş gözlükleri sisli ve puslu havalarda da işe yarar.
Kırmızı veya pembe: Kırmızı ve pembe renkli güneş gözlükleri mavi ışığın bir kısmını filtreler, böylece araba kullanırken görüntüyü iyileştirir. Ayrıca alan derinliğini artırır ve ayrıntıları belirginleştirir. Bu nedenle kırmızı veya pembe camlı güneş gözlükleri kayak gibi birçok spor aktivitesi sırasında kullanıma uygundur.
Sarı, turuncu veya altın: Sarı, turuncu ve altın gibi açık renkli camlara sahip güneş gözlükleri, orta ila düşük seviyeli ışık şartlarında mükemmeldir. Hem dış hem de iç mekan güneş gözlüklerinde kullanılır. Nesnelerin görünürlüğünü artırır, çevrenin daha parlak görünmesini sağlar ve mavi ışığı filtreler.
Amber veya Kahverengi: Bulutlu günlerin biraz daha parlak görünmesine yardımcı olur. Uzaktaki küçük nesneleri görmeniz gereken aktiviteler sırasında kullanılabilir. Yeşil manzaralar ve mavi gökyüzüne karşı kontrastı artırır.

Mayıs 2024

Düşük Göz Kapağı Makyajı Nasıl Yapılır?

Göz makyajı yaparken göz yapısına dikkat etmek gerekiyor. Doğru ürünleri ve makyaj tekniklerini kullanarak hayalinizdeki makyajı yapabilirsiniz. İşte düşük göz kapağı olanların dikkat etmesi gerekenler…

Hoşunuza giden bir göz makyajını kendinize uygulamak istiyorsunuz ama bir türlü aynı görüntüyü yakalayamıyorsunuz. Düşük göz yapısına sahip olanlar, doğru teknikleri uygulamadığında sürdükleri far görünmeyebilir veya gözleri olduğundan daha küçük görünebilir. İşte düşük göz yapısına sahip olanların dikkat etmesi gerekenler…

BAZ İLE BAŞLAYIN
Göz makyajınıza başlamadan önce mutlaka far bazı uygulayın. Far bazı, sürdüğünüz ürünlerin uzun süre göz kapağında bulaşmadan sabit durmasını sağlar.

FAR NASIL SÜRMELİ?
Farları doğru fırçalarla ve tekniklerle uygulamak çok önemli. Koyu renkleri, katlanma yerine sürmeyin, bu göz çukurunu daha derin gösterir. Gölge yapmak istediğiniz farı, katlanma yerinin biraz daha üstüne uygulayın, bu gözlerinizi olduğundan daha açık gösterecektir. Sedefli veya simli farlar yerine mat dokuları ve açık renkleri tercih edin. En koyu tonları ise göz kapaklarınızın uç kısımlarına uygulayın. Far uygularken kaşlarınızı kaldırmayın. Göz pınarlarını açık renk far uygulayarak gözlerinizin daha canlı ve genç görünmesini sağlayabilirsiniz.

EYELINER
Göz kalemini veya eyeliner’ı uygularken tam karşıya bakın ve gözünüzü açık tutun, bu sayede gözlerinizi kapattığınızda eyeliner’ınız görünecektir. Kalemi ince bir şekilde uygulamaya çalışın, aksi takdirde göz kapağınıza bulaşma olabilir.

AÇIK RENK KALEM
Kirpik diplerine açık renk tonlara sahip kalem uygulayarak gözlerinizi olduğundan daha büyük gösterebilirsiniz. Göz içine koyu renk kalem uygulamaktan kaçının, koyu renkler gözlerinizi daha da küçük gösterecektir.

KİRPİKLER
Kirpik kıvırıcı kullandıktan sonra maskaranızı uygulayın ama ortadaki kirpiklere daha yoğun sürün. Alt kirpikleri pas geçebilirsiniz.

Mayıs 2024

Gözde Sarılık ile İlgili Her Şey

Göz sararması, gözün “sklera” olarak tabir edilen beyaz kısmının, sağlıklı bir görünümden çıkarak sararması durumudur. Gözlerde sarılık, ciddi alınmasını gereken bir rahatsızlıktır; öyle ki genellikle altta yatan bir sağlık sorununa işaret eder.

Göz sararması temelde sarılık hastalığının bir belirtisi olarak kabul edilir. Kandaki hemoglobinin parçalanarak dönüştüğü bilirubin adlı maddenin vücut tarafından temizlenememesi sonucunda sarılık meydana gelir. Bilirubin ciltte birikerek cildin sarı renkte görünmesine sebebiyet verir; bu durum zaman içinde gözleri de etkilemeye başlar. Bununla beraber, sarılığı tetikleyen ve karaciğer, safra kesesi ve pankreasta var olan bir sorun, gözlerin sararmasına neden olabilir. Bilindiği gibi karaciğer, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması noktasında önemli bir göreve sahiptir. Karaciğer aşağıdaki sorunların biri veya birkaçı sebebiyle hasar gördüğü durumda sarılık ve bununla ilişkili olarak da gözlerde sararma ortaya çıkabilir. Siroz, sıtma, aşırı alkol tüketimine bağlı karaciğer fonksiyonunda bozulma, karaciğer kanseri, karaciğer yağlanması, karaciğer enfeksiyonu, hepatit B ve C (Hepatit A, D ve E sarılığa nadiren neden olur), karaciğerde demir fazlalığı (hemokromatoz), karaciğerde bakır birikmesine sebep olan Wilson hastalığı, nadir bir kan hastalığı olan porfiria (porfiri).

Safra kesesinde gelişebilecek herhangi bir problem de gözlerde sararma görülme olasılığını tetikler. Yaygın olarak safra taşı, kist, tümör ve iltihap sebebiyle safra kanallarının tıkanması ile vücutta sarılık gelişir ve bu durum da göz akının rengini değiştirir. Benzer şekilde, safra kesesi ile bağlantılı olan pankreas kanalının iltihaplanması veya tıkanması durumunda, safra düzgün bir şekilde boşaltılamayabilir. Bu da sarılığın ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşmasını sağlar. Buna ek olarak pankreas kanseri de aynı etkilerin görülmesine neden olur. Sarılığa, doğrudan bağlantılı olarak da göz sararmasına neden olan faktörlerden bir diğeri de kan hastalıklarıdır. Kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasını engelleyen aşağıdaki sorunlardan bir veya birkaçı göz akının renginin değişmesinden sorumlu olabilir. Orak hücre anemisi, kullanılan ilaca bağlı olarak gelişen immün hemolitik anemi, kan naklinden kaynaklanan uyumsuzluk reaksiyonu. Bunlara ek olarak vitamin eksikliği (özellikle B-12), kırmızı kan hücresi üretimindeki değişiklikler ve yetersiz beslenme de göz sararmasının nedeni olabilir. Ayrıca penisilin (amoksisilin / klavulanat), asetaminofen, doğum kontrol hapları, antidepresan ilaçlarının bir kısmı ve steroidler de gözdeki sarılığın kaynağı olarak kabul edilir. Bunların haricinde, bilinenin aksine, A vitamini (beta karoten) bakımından zengin olan havuç, kabak ve kavun gibi yiyecekleri aşırı miktarda tüketmek cilt renginde değişikliğe sebep olsa da göz sararmasına neden olmaz. Aynı şekilde, tek başına, alkol almak da sararmanın ana nedeni olamaz. Fakat alkol uzun vadede karaciğere zarar vererek bu sorunu tetikleyebilir.

Göz sararması karın ağrısı, ateş ve titreme, idrarda koyulaşma, ciltte kaşıntı, burun kanaması, sürekli bitkin ve halsiz hissetme görünür bir sebep olmadan kilo verme gibi durumların görülmesi halinde zaman kaybetmeden doktora başvurmayı gerektiren bir sorun haline gelir. Bu gibi belirtilerin var olması halinde bir doktorla görüşmek için kesinlikle beklememek gerekir. Göz sararması tedavisi, sorunun altında yatan sebep incelenerek gerçekleştirilir. Kişi karaciğerle ilişkili ciddi olmayan düzeyde bir sorun sebebi ile sarılık geçiriyor ise, doktor hastalığa ilişkin semptomları azaltmak adına ilaç reçete ederek tedaviyi bu yolla sağlar. Aynı şekilde, viral hepatit ve karaciğer içi yaralanma var ise, antiviral ilaçlar ile karaciğer enfeksiyonu kurutularak sarılık kaynağı ortadan kaldırılır. İlaçla tedavinin yetersiz kalacağı karaciğer sorunlarında ise cerrahi yöntem kullanılarak safra kesesi, safra kanalının bir kısmı ve pankreasın bir bölümü çıkarılır. Karaciğerin tamamen hasarlandığı ve sağlıklı karaciğer dokusunun kalmadığı daha ciddi vakalarda ise, göz sararması da dahil olmak üzere pek çok belirtiyi ortadan kaldırmak için karaciğer nakli gerçekleştirilebilir. Bu, sarılığa ilişkin sorunun son aşamada olduğu durumda gerçekleştirilen bir operasyondur. Bununla beraber, pankreastaki bir problemden dolayı bu rahatsızlık ile karşı karşıya kalınmış ise rehidrasyon veya hidroksiüre gibi ilaçlar doktor tarafından önerilebilir. Göz sararmasının kaynağı safra kesesindeki bir anomali ise; özellikle sarfa kanallarında tıkanma, iltihap ve safra kesesi taşı söz konusuysa kesenin vücuttan cerrahi yöntemle çıkarılması düşünülebilir.

Mayıs 2024

Gözlerde Virüs Salgını

Son birkaç yıldır birçok salgın ile baş etmeye çalışırken, şimdi de gözlerde virüs salgını ortaya çıktı. Adenovirüsler çok hızlı bulaşıyor, haftalarca sürüyor. Solunum yolu hastalıklarına yol açmasıyla bilinen adenovirüsler, gözde de ciddi enfeksiyonlara sebep oluyor. Türk Oftalmoloji Derneği Oküler Enfeksiyon Birimi Başkanı Prof. Dr. Ulviye Yiğit, son haftalarda adenovirüse bağlı konjonktivit (göz iltihabı) vakalarında salgın düzeyinde ciddi bir artış yaşandığını belirtti. Bazen haftalarca süren ve görme kayıplarına dahi yol açabilen adenovirüs enfeksiyonu çok hızlı bulaşıyor ve özellikle aile içi bireylerde hızla yayılıyor. Halk arasında kırmızı göz hastalığı olarak da bilinen konjonktivit vakalarının sayısında son haftalarda yüksek bir artış olduğuna işaret eden Prof. Dr. Yiğit, pandemi önlemlerinin gevşetilmesiyle beraber yeniden salgınlara dönüşen virüs enfeksiyonlarının gözleri de olumsuz etkilediğini söyledi. Yiğit, özellikle yakın temas, hijyene dikkat etmemek ve el göz teması ile hastalığın aile bireyleri arasında hızla yayılabildiğini, en çok da anaokulu gibi küçük yaş grubunda temasın engellenmesinin daha zor olması nedeniyle riskin daha yüksek olduğunu belirtti.

YAYILIMI ÇOK HIZLI, GÖRME KAYBINDA DAHİ YOL AÇABİLİYOR
Yayılımı çok hızlı olduğu için hastalığın özellikle aile içerisinde ya da çok yakın temaslı kişiler arasında bulaşıcılığının son derece yüksek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yiğit “Sadece konjonktivit tablosunu daha sık görüyoruz. Konjonktivit ile birlikte kulak önünde adenopati yani lenf bezi büyümesi de eşlik ediyor. Bu hastalarımızın tedavisine hemen başlıyoruz ve çok sıkı takip etmemiz gerekiyor. Çünkü eğer kornea dediğimiz gözün şeffaf tabakasının altında opasiteler (bulanıklık) oluşursa, bunların tedavisi çok ayrı bir önem arz ediyor. Görme kaybına dahi yol açabiliyor. Adenoviral konjonktivit’lerde belirtiler genellikle temaslı olma durumundan birkaç gün sonrasında başlıyor. Tek taraflı başlasa da yüzde 50 kadar vakada bir hafta içinde diğer gözde de tutulum görülebiliyor. Gözde kızarıklık, çapaklanma, sekresyon (salgı artışı) ve kulak önü lenf bezinin büyümesi şeklinde başlıyor. Ardından bir hafta ya da birkaç gün içerisinde diğer gözde de semptomlar görülebiliyor” dedi.

BELİRTİLER HAFTALARCA SÜREBİLİYOR
Kirpiklerde ciddi akıntı nedeniyle sabah gözlerin açılamaması, gözde belirgin kanlanma gibi rahatsız edici belirtilerle seyreden adenovirüs enfeksiyonlarının etkili bir tedavi yöntemi olmadığını, ancak semptomları geriletmeye yönelik tedaviler uygulanabildiğini anlatan Prof. Dr. Yiğit sözlerini şöyle sürdürdü : “Viral enfeksiyonları artık Kovid’den de ülkece öğrendik. Viral durumların, enfeksiyonların net bir tedavisi yoktur. Ancak semptomları düzeltmeye yönelik tedavi uygulayabilirsiniz. Biz de hastalarımızı bu şekilde takip ediyoruz. Adenovirüsün gözdeki semptomları 1 ila 3 hafta sürebilir. Son derece ızdıraplı olabilir. Özellikle ışığa hassasiyet çok rahatsız eder hastaları. Çok fazla batma, yanma, ağrı hissi olabilir. Her iki subepitelyal opasite dediğimiz şeffaf tabakanın alt tabakalarında oluşan bulanıklık varsa, görme kaybı da eklenince hastalarımızın stresi bir kat daha artar ve onların tedavisi daha özellikli bir önem arz eder.”

“BULAŞMA SÜRESİ UZUN, TEMASTAN KAÇINMAK ÖNEMLİ”
Hastalığın bulaşma süresi de uzun olabilir. Birkaç günden birkaç haftaya kadar uzayabilir. Yani bulaştırıcılık zamanı çok uzun olduğu için temastan kaçınmak, bu anlamda çok önemlidir. Semptomlar ortaya çıktıktan sonra hastalığın alevli halinden itibaren de bazen bir iki haftaya kadar uzayan bulaştırıcılık süreleri görülebiliyor. Gözleri adenovirüs enfeksiyonundan korumanın en önemli yolunu, el göz temasını azaltmaktır.

“YAYILIM AÇISINDAN ÇOCUK YAŞ GRUBU DAHA RİSKLİ”
Çocuk yaş grubunun daha risklidir. Anaokullarında bir tane çocukta varsa, öğretmenlerimiz ya da velilerimiz ne kadar çaba sarf ederse etsin, onları izole etmeniz mümkün olmuyor maalesef. O yüzden o yaş grubunda çok daha hızlı yayılabiliyor.

KASIM 2022

Miyopilerin uyku kalitesi düşüyor!

Avustralyalı bilim insanları, uzağı görememe durumu olarak da bilenen miyopiden muzdarip kişilerin, normal görüşe sahip olanlara kıyasla daha fazla uyku bozukluğu yaşadığını ortaya koydu.

Avustralya’daki Flinders Üniversitesi’nden yapılan yeni araştırma, miyopisi olan kişilerin normal görüşe sahip kişilere göre daha kötü uyku kalitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, miyop insanların beyninde uykunun düzeninden sorumlu melatonin hormonun daha az salgılandığını ve biyolojik saatlerinde gecikme yaşandığını açıkladı. Bilim insanları normal görüşe sahip kişilerle karşılaştırıldığında, uzağı göremeyen kişilerin daha gecikmiş sirkadiyen ritimlere sahip olduğunu ve beyinlerinde geceleri uykuyu düzenlemekten sorumlu bir hormon olan melatonin üretiminin daha düşük olduğunu söyledi.

Düzenli uyku görme sağlığı için gerekli 

Yapay ışığın ortaya çıkması ve mavi ışık yayan elektronik cihazların okuma ve eğlence için kullanılması nedeniyle sirkadiyen ritimlerde ve uykudaki bozulmalar, çeşitli alanlarda tanınmış bir sağlık sorunu haline geldi, ancak bunun göz sağlığı üzerindeki etkisi kapsamlı bir şekilde çalışılmadı. Bulgularımız, optimum uyku ve sirkadiyen ritimlerin yalnızca genel sağlık için değil, aynı zamanda iyi görme için de gerekli olduğuna dair önemli kanıtlar sağlıyor.

Melatonin seviyesinde azalma ve Sirkadiyen ritminde bozukluk

Melatonin, vücudun uyku-uyanma döngüsünü ve sirkadiyen ritimlerini sürdürmek için beynin epifiz bezi tarafından salgılanan bir hormona deniliyor. İnsanlarda, güneş ışığının ortadan kaybolmasının ardından gece 2 ve 4 saatleri arasında melatonin üretimi zirveye çıkıyor. Dr. Chakraborty, katılımcılardan alınan tükürük ve idrar örnekleri aracılığıyla melatonin seviyelerinin ölçüldüğünü ve miyopi olan genç yetişkinlerin normal görenlere kıyasla sirkadiyen ritimleri önemli ölçüde geciktirdiğini ve melatonin seviyesinin azaldığını söyledi. Bununla birlikte, miyopi, çocuklar ve genç yetişkinler arasında en yaygın yaşanılan görme bozukluğu olarak öne çıkıyor. Ancak, onları ilerleyen yıllarda retina yırtığı, glokom ve katarakt gibi çeşitli kör edici hastalıklara yatkın hale getiriyor.

Yeterli uyku; öğrenme, hafıza, sürekli dikkat, okuldaki akademik performans ve erken gelişim sırasında çocukların genel refahı için kritiktir. Pek çok dijital cihaz mavi ışık yayar, bu da melatonin üretimini baskılayabilir ve geceleri sirkadiyen ritimlerde gecikmeye neden olarak gecikmiş ve zayıf uykuya neden olabilir. Çocuklarda dijital cihazlara maruz kalmanın sınırlandırılması, özellikle geceleri, iyi bir uyku ve sağlıklı görme sağlamak için önemlidir.

Gözleriniz sürekli yaşarıyor mu?

Pek çoğumuzun rüzgarda ya da bilgisayar karşısında gözleri yaşarır. Gözlerimizin neden yaşardığını ve hangi durumlarda göz doktoruna başvurmamız gerektiğini Göz Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Banu Coşar anlattı.

Gözyaşı, kaşlarımızın alt dış kısmında yer alan gözyaşı bezi tarafından salgılanır. Salgılanan gözyaşı, gözlerimizi kırptıkça göz yüzeyine yayılır. Göz yüzeyini ıslatan gözyaşının bir bölümü buharlaşır, bir bölümü ise göz pınarının alt ve üstündeki deliklerden buruna akar. Ağlayınca burnumuzun akma nedeni  budur. Gözyaşı, göz yüzeyinin kurumasını önleyerek net görmemizi sağlar. 3 tip gözyaşı vardır:

  1. Bazal gözyaşı: Göz yüzeyinde kayganlık sağlayan, besleyici, koruyucu, kir ve atıkları uzaklaştırıcı devamlı salınan gözyaşıdır.
  2. Refleks gözyaşı: Zararlı ve rahatsız edici maddeleri (duman, soğan, yabancı cisim, vb) gözden uzaklaştırmak üzere bol miktarda salınan gözyaşıdır.
  3. Duygusal gözyaşı: Neşe, üzüntü, korku ve diğer duygusal durumlara bağlı gözyaşıdır.

Rüzgarda gözlerimizin yaşarması normaldir

Rüzgar göz yüzeyini kurutur. Buna bağlı olarak gözlerimizden refleks gözyaşı salınır. Bunu önlemenin yolu geniş bir gözlük takarak gözlerimizi rüzgardan korumaktır. Az göz kırpmamıza yol açan bilgisayara/cep telefonuna bakmak gibi durumlar da göz yüzeyinin iyi ıslanmamasına ve kurumasına yol açar. Bu kuruluğu telafi etmek üzere gözlerimizden refleks yaş salınır. Yani gözlerimizin yaşarması aslında kuruluğa bir tepki olabilir.

Göz yaşarmasının yaygın bir nedeni gözyaşı kanal tıkanıklığıdır.

Gözyaşını buruna akıtan kanallarda tıkanıklık olduğunda, gözyaşı yanağa doğru akar. Bebeklerde de gözyaşı kanalı tıkanıklığı izlenebilir. Bebeklerde ve yetişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının tedavisi farklıdır. Bebeklerde kanalı açmak için 1 yaşına dek masaj tedavisi, 1 yaş dolduğu halde kanal tıkanıklığı devam ediyorsa sondalama tedavisi yapılır. Yetişkinlerde ise kanal tıkanıklığının tedavisi ameliyattır. Ameliyat açık (burun kökünde cilt kesisi ile) veya kapalı (endoskopik -cilt kesisi olmadan-) yöntemle yapılabilir.

Göze yabancı cisim kaçması veya göz alerjileri de yaşarmaya neden olabilir.

Göze toz gibi yabancı cisimlerin kaçması durumunda, gözde yaşarma ile birlikte acı oluşur. Böyle bir durumda gözünüze bolca suni gözyaşı damlatmanız ve göz doktoruna başvurmanız uygun olur. Acıyla birlikte izlenen göz yaşarmasının bir diğer nedeni ise gözün kornea (şeffaf) tabakasında çizik/yara varlığı olabilir. Böyle bir durumda da mutlaka göz doktorunuza başvurmalısınız. Göz alerjileri de gözde kaşıntı, batma ve sulanmaya yol açabilir. Göz alerjisi tedavisi, antialerjik damla ve pomadlarla yapılır.