Hazır Kahve Tüketiminin Görme Kaybıyla Bağlantısı Olabilir

Hazır kahve tüketimi, ileri yaşlarda görme kaybına neden olabilen bir göz hastalığı olan yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini artırabilir.

Çinli bilim insanları tarafından yürütülen yeni bir araştırma, hazır kahve tercih eden bireylerin bu hastalığa yakalanma olasılığının diğer kahve türlerini tüketenlere göre yedi kat daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, makula dejenerasyonu hastalığında göz retinasının merkezi kısmı olan makula zamanla hasar görüyor. Bu durum ise okuma, araç kullanma ve yüzleri tanıma gibi günlük işlevleri olumsuz etkiliyor.

Çalışmanın başyazarı göz doktoru Dr. Qi Jia, “Hazır kahve, yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini artırabilir ve tüketimini azaltmak, bu riski önlemeye yardımcı olabilir” uyarısında bulundu. Dr. Jia, özellikle makula dejenerasyonu riski taşıyan bireylerin hazır kahveden uzak durması gerektiğini vurguladı.

Kimler Risk Altında?

Uzmanlar, ailesinde makula dejenerasyonu öyküsü olanlar, sigara içenler, fazla kilolu bireyler ve yüksek tansiyon hastalarının daha yüksek risk altında olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca mavi veya yeşil göz rengine sahip kişilerde de güneş ışığına karşı düşük pigmentasyon nedeniyle makula dejenerasyonu gelişme olasılığı daha yüksek.

Hazır kahvenin üretim sürecinde ortaya çıkan akrilamid isimli kimyasalın, kan dolaşımına karışarak retinaya zarar verebileceği düşünülüyor. Bu kimyasalın, makula dejenerasyonu gelişiminde etkili olabileceği belirtiliyor.

Çalışma, İngiltere Biyobankası ve Finlandiya’daki FinnGen konsorsiyumundan alınan genetik verilerle destekleniyor. Araştırmada doğrudan katılımcıların kahve tercihlerine değil, bireylerin genetik yapılarının hangi tür kahveyi tercih etmeye yatkın olduğuna bakıldı. Katılımcılar, genetik eğilimlerine göre hazır, çekilmiş ya da kafeinsiz kahve tüketicileri olarak gruplandırıldı. Elde edilen sonuçlara göre, hazır kahve içme eğilimi olan bireylerde “kuru tip” makula dejenerasyonuna yakalanma riski %692, “yaş tip” AMD riskiyse %159 oranında artmış durumda. Kafeinsiz kahve tercih edenlerde kuru tip makula dejenerasyonu riskinde %80 artış gözlendi; ancak bu istatistik anlamlı bulunmadı.

Ağustos 2025

Glokom ve Kötü Uyku Arasındaki İlişki

İyi bir gece uykusu bir lüks değil; sağlıklı bir yaşamın temelidir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, uyku kalitesi ile kronik göz hastalıkları arasındaki ilişkiye ışık tutmuştur. Özellikle glokom ile çeşitli uyku bozuklukları arasında önemli bağlantılar olduğu görülmektedir.

Glokom, genellikle “sessiz hırsız” olarak tanımlanır; çünkü hastalık ilerleyene kadar belirti vermez. Ancak yeni veriler, glokomun yalnızca görme kaybı ile değil, aynı zamanda bireylerin genel yaşam kalitesi, günlük işlevsellikleri ve hatta ruh sağlıkları ile derin ilişkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Görme alanı kaybı ilerledikçe bireylerin gece araç kullanma, merdiven inip çıkma, okuma veya yüz tanıma gibi temel yaşam becerilerinde zorluk yaşadığı saptanmıştır. Bu işlev kaybı, bireylerde artan düzeyde stres, kaygı ve sosyal izolasyona neden olabilir. Uyku bozukluklarının eşlik etmesi ise bu döngüyü daha da ağırlaştırır. Glokom hastalarında yapılan anket bazlı çalışmalarda, uyku kalitesinin düşük olduğu bireylerde depresif belirtiler ve günlük yaşam aktivitelerinde zorluk yaşama oranları daha yüksek bulunmuştur. Uyku sırasında melatonin salınımındaki bozulmaların sadece biyolojik saat üzerinde değil, ruh hali üzerinde de etkili olabileceği düşünülmektedir. Glokom sadece bir göz hastalığı değil; sistemik etkileri olan, multidisipliner yaklaşım gerektiren bir durumdur. Bu nedenle, glokom tanısı konulan bireylerde sadece göz içi basıncı kontrolü değil, yaşam tarzı alışkanlıkları, uyku kalitesi, uyku apnesi riski ve ruh sağlığı da bütüncül bir şekilde değerlendirilmelidir.

Glokom ve Uyku Düzeni: Nörolojik Bir Bağlantı
Uyku sırasında vücudumuz dinlenirken beynimiz aktif olarak çalışır; sinir hücreleri arasında yeni bağlantılar kurulur, hafıza pekiştirilir ve sinir sistemi dengelenir. Ancak uyku kalitesindeki bozulmalar, bu dengeyi zedeleyerek bazı nörodejeneratif hastalıkların ilerlemesini tetikleyebilir. Glokom da bunlardan biridir. ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi (NHANES) verilerine dayanan büyük ölçekli bir çalışmada, glokom hastalarında uyku süresi ve kalitesi ile optik sinir hasarı ve görme alanı kaybı arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Fundus fotoğrafçılığı ve otomatik görme alanı testleriyle değerlendirilen katılımcılarda, aşağıdaki bulgular öne çıkmıştır:

  • Gecede 10 saatten fazla uyuyan bireylerde, glokom görülme olasılığı 7 saat uyuyanlara kıyasla 3 kat daha yüksektir.
  • 9 dakikadan kısa sürede ya da 30 dakikadan uzun sürede uykuya dalan bireylerde, glokom riski iki kat artmıştır.
  • Gecede 3 saatten az veya 10 saatten fazla uyuyanlarda, görme kaybı yaşama riski, ideal uyku süresi olan 7 saatlik gruba göre üç kat daha fazladır.
  • Gündüz uykululuk nedeniyle bir şeyleri hatırlamada zorluk çektiğini söyleyen kişilerin, gün içinde uykulu olmadığını ve hafıza sorunları yaşamadığını söyleyen kişilere göre görme alanı kaybı yaşama olasılığının iki kat daha fazla olduğu görülmüştür.
  • Gün içinde uykulu oldukları için hobileriyle ilgili çalışmalarda zorluk çektiklerini söyleyen kişilerin, hobileriyle ilgili çalışmalarında sorun yaşamadıklarını ve gündüzleri uykulu olmadıklarını söyleyen kişilere göre görme kaybı yaşama olasılıkları daha fazladır.

Bu veriler, uyku süresi ve kalitesinin yalnızca genel sağlık değil, aynı zamanda göz sağlığı açısından da kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir.

Obstrüktif Uyku Apnesi ve Glokom
Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS), hava yolunun uyku sırasında tekrarlayan şekilde tıkanmasıyla karakterize edilen ciddi bir hastalıktır. OSAS, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve inme gibi sistemik sorunların yanı sıra glokomla da ilişkilidir. Araştırmalar, uyku apnesi olan bireylerde glokom gelişme riskinin 10 kat artabileceğini göstermiştir. Son yıllarda geliştirilen kontakt lens sensörleri (CLS) ile göz içi basıncı (GİB) 24 saat boyunca, özellikle gece boyunca kesintisiz şekilde izlenebilmektedir. Bu teknolojiler, glokom ile uyku apnesi arasındaki bağlantının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.

Uyku Pozisyonları ve Göz İçi Basıncı
Yapılan çalışmalar, yatay pozisyonda göz içi basıncının oturur pozisyona göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu fark, glokom hastalarında daha belirgindir. Özellikle yüz üstü veya yan yatma gibi bazı uyku pozisyonları, bir gözdeki GİB’yi artırarak asimetrik optik sinir hasarına neden olabilir. Bu durumun nedenine dair kesin mekanizma tam olarak bilinmemekle birlikte, episkleral venöz basınçta artış ve koroidal kan akımındaki değişiklikler gibi faktörlerin rol oynayabileceği düşünülmektedir.

Korunma ve Erken Tanı: Düzenli Göz Muayenesi Şart
Glokom, genellikle sessiz seyreden ve geç dönemde semptom veren bir hastalıktır. Bu nedenle 40 yaşından itibaren düzenli göz muayeneleri, erken tanı açısından büyük önem taşır. Risk faktörleri taşıyan bireylerde – örneğin uyku bozuklukları, OSAS tanısı olanlarda daha sık aralıklarla kontrol önerilir.

Sonuç ve Öneriler

  • Uyku süresi ve kalitesi, glokom gelişimi ve ilerlemesiyle yakından ilişkilidir.
  • Uyku apnesi gibi sistemik hastalıkların kontrol altına alınması, glokom riskini azaltabilir.
  • Uyku pozisyonlarının, özellikle uzun süreli yüzüstü yatışın, GİB üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Uyku bozukluğu yaşayan bireylerde glokom açısından tarama yapılması önerilebilir.

Göz sağlığı uzmanlarının, uyku hijyeni hakkında hastalarını bilgilendirmesi ve gerekirse uyku uzmanlarıyla iş birliği yapması önemlidir.

Temmuz 2025

Yaz Aylarının Gelmesiyle Güneşin Zararlı Etkileri Artıyor

Yaz ayları, dışarıda geçirilen sürelerin arttığı, güneşe daha fazla maruz kalındığı ve dolayısıyla göz sağlığının risk altına girdiği dönemlerdir. Göz sağlığını korumak hem kısa vadede hem de uzun vadede göz rahatsızlıklarını önlemek için kritik öneme sahiptir.

Op. Dr. Umut Akbaş, yaz aylarında göz sağlığını korumanın en etkili yollarından birinin kaliteli bir güneş gözlüğü kullanmak olduğunu belirtiyor. Güneşin UV ışınları, gözlerde ciddi hasarlara yol açabilir. Bu nedenle UV 400 koruması olan gözlükler tercih edilmelidir. Kalitesiz güneş gözlükleri gözlerinizin daha fazla zarar görmesine neden olabilir. Yaz aylarında artan sıcaklıklar vücudun sıvı ihtiyacını artırır. Göz sağlığı için de yeterli sıvı alımı oldukça önemlidir. Gözlerin yeterince nemli kalabilmesi sıvı tüketimi çok önemlidir. Su tüketimi, göz kuruluğunu önlemeye yardımcı olur ve gözlerin sağlıklı kalmasını sağlar.

Deniz ve Havuz Kullanımı
Yazın deniz ve havuz kullanımı oldukça yaygındır. Ancak bu ortamlardaki tuzlu su ve klor göz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Deniz veya havuza girdikten sonra gözlerinizi temiz su ile yıkayarak olası irritasyonlardan koruyabilirsiniz. Ayrıca, yüzme sırasında gözlerinizi korumak için yüzücü gözlüğü kullanmanız önerilir.

Göz Makyajı ve Gözleri Dinlendirme
Yaz aylarında göz makyajı kullanımı dikkat gerektirir. Terleme nedeniyle makyaj ürünleri gözlere zarar verebilir. Göz makyajını gece yatmadan önce mutlaka temizleyerek göz sağlığınızı koruyabilirsiniz. Uzun süre güneşe maruz kalmak gözlerde yorgunluğa neden olabileceği için gözlerinizi dinlendirmek için sık sık gölge alanlara geçerek ve güneş gözlüğü takmanız gerekmektedir.

Doğru Beslenme
Sağlıklı beslenme, göz sağlığı için de büyük önem taşır. Yaz meyve ve sebzeleri göz sağlığını destekleyen vitaminler açısından zengindir. Yaz aylarında göz sağlığını korumak için basit ama etkili önlemler alabilirsiniz.

Temmuz 2025

Suya Dayanıklı Maskaralara Dikkat

Kalıcılığıyla öne çıkan bazı maskaralar, göz çevresinde göz kuruluğu ve iritasyona neden olabilir. Göz sağlığını korumak isteyenler için ürün seçimi her zamankinden daha önemli hale geliyor.

Makyaj günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, özellikle suya dayanıklı ürünler dayanıklılık ve kalıcılıklarıyla öne çıkıyor. Ancak göz sağlığı uzmanları, bu ürünlerin uzun vadede göz çevresi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor. Suya dayanıklı maskaraların içerdiği bazı maddeler, göz kuruluğuna ve çeşitli rahatsızlıklara neden olabiliyor.

Göz Kuruluğu ve İrritasyon Riski
Suya dayanıklı maskaralar, kirpiklerde uzun süre kalabilmeleri için güçlü ve kurutucu içeriklerle formüle edilir. Ancak bu formülasyonlar, göz yüzeyini nemli tutan doğal gözyaşı tabakasını olumsuz etkileyebilir. Özellikle hassas göz yapısına sahip bireylerde, bu durum; Göz kuruluğu, Yanma ve batma hissi, Kızarıklık, Bulanık görme gibi şikayetlere yol açabilir.

Temizleme Sürecinde Oluşan Zararlar
Suya dayanıklı ürünlerin en büyük dezavantajlarından biri de zorlu temizlik sürecidir. Bu tür maskaralar, göz çevresinden arındırılırken genellikle yoğun ovalama ya da sert temizleyiciler gerektirir. Bu durum; Göz çevresindeki hassas cilt dokusunun tahriş olmasına, Gözyaşı tabakasının bozulmasına ve Zamanla görme kalitesinde düşüşe neden olabilir. Birçok kullanıcı, sosyal medya platformlarında paylaştıkları deneyimlerde, uzun süre devam eden göz kuruluğu şikayetlerinin bu ürünlerden kaynaklanabileceğini yeni fark ettiklerini ifade etmektedir.

Kimyasal İçeriklere Dikkat
Sadece ürün tipi değil, içerik listesi de göz sağlığı açısından büyük önem taşır. Bazı maskara ve göz makyajı ürünlerinde bulunan kimyasallar, düşük dozlarda dahi gözyaşı bezlerine zarar verebilir. Özellikle Paraben, Formaldehit, Benzalkonyum klorür risk taşıyan maddelerdir. Bu kimyasallar sadece göz kuruluğuna ve tahrişe neden olmakla kalmaz; hormon dengesi üzerinde de olumsuz etkiler gösterebilir.

Göz sağlığını korumak isteyen bireyler için, Suya dayanıklı yerine, suda çözünebilen ve gözle teması güvenli kabul edilen ürünler tercih edilmelidir. Ürün içerikleri dikkatlice okunmalı, bilinmeyen maddeler hakkında araştırma yapılmalı ya da bir uzmana danışılmalıdır. Makyaj temizliği nazik ürünlerle ve göz yapısına uygun şekilde yapılmalıdır.

Temmuz 2025

Güneş Gözlüğünün Sahtesi Katarakta Sebep Oluyor

Dört gözle beklenen sıcak havalar sonunda geldi. Güneşin keyfini sürerken farkında olmadan gözlerinize zarar vermeyin. Çünkü uzmanlara göre piyasada sıkça karşımıza çıkan sahte güneş gözlükleri, özellikle katarakt ve sarı nokta hastalığı gibi ciddi göz hastalıklarının kapısını aralayabiliyor.

Göz Sağlığı Yaşa Bakmıyor
Yaklaşan yaz ayları ile birlikte daha dik düşmeye başlayan UV ışınları, gözlerde ciddi problemler oluşmasına sebep olabiliyor. Uzun süre UV ışınına maruz kalan bireylerde katarakt riski %60 daha fazla. Üstelik bu risk yalnızca yaşlılar için değil; 20’li ve 30’lu yaşlardaki bireylerinde yüksek risk grubunda olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada güneş gözlükleri, alınabilecek önlemler arasında en pratiği olarak öne çıkıyor. Güneş gözlüğü kullanımı sayesinde, UV ışınları sebebiyle oluşabilecek katarakt, sarı nokta dejenerasyonu, kuşkanadı ve korneanın zarar görmesi gibi olumsuz etkilerin önüne geçmek de mümkün.

Belirtiler Değişebilir
Kataraktın mercekteki yerine göre şikayetler değişebilir. Miyop gözlerde numara hızlıca artabilir veya astigmat gelişebilir. Kataraktı olan bir hasta baktığı yerde gölgeler görür, renkler zor veya soluk olarak algılanır. Kataraktın mercekteki yerine göre, gece veya aydınlık ortamda görme azalması daha belirgindir. Ayrıca katarakt; çift görme, şekilsiz ve bulanık görme, derinlik hissinin kaybı, göz yorgunluğu ve gelişen astigmata bağlı baş ağrısı gibi belirtiler verebilir.

Sahte Güneş Gözlüğü Neden Tehlikeli?

  • Gözbebeği büyür: Gözlük camı koyu olduğu için göz daha az ışık aldığını zanneder ve pupilla (göz bebeği) genişler.
  • Daha fazla UV girişi olur: Bu genişleme, UV ışınlarının daha derinlere ulaşmasına neden olur.
  • Lens ve retina hasar görür: Göz merceği (lens) bu ışınları süzmeye çalışırken zarar görür ve katarakt gelişme riski artar.

Güneş gözlüğü alırken dikkat edilecek kuralların başında antirefle ve ultraviyole engelleyici kaplaması olmalıdır. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olan gözlükleri kullanmak gerekmektedir. İşportadan ucuza alınan gözlükler çoğu zaman bu özellikleri taşımamaktadır. Bu gözlükler göz sağlığına çok zarar vermektedir. Bu sebeple güneş gözlüklerinizi muhakkak gözlük mağazalarından almanız gerekmektedir.

Haziran 2025

Öğrencilerde Kontakt Lens Kullanımı

Genç yaşta kontakt lens kullanımına başlayan öğrencilerde, hijyen kurallarına uyum ve düzenli göz kontrolleri, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek görme bozukluklarının önlenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.

Göz sağlığı ve kontakt lenslerin doğru kullanımı, özellikle ergenlik döneminde kontakt lens takmaya başlayan öğrenciler açısından kritik bir öneme sahiptir. Görme kalitesini artırmak ve günlük yaşamda konfor sağlamak amacıyla tercih edilen kontakt lensler, hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde, ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilirler. Bu nedenle kontakt lens kullanımında dikkat edilmesi gereken temel kuralların ihmal edilmemesi gerekmektedir.

Kontakt lens kullanımıyla ilgili gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar, kontakt lenslerin doğru ve düzenli kullanımı durumunda göz sağlığının korunmasına önemli katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Kontakt lens kullanıcılarının yaklaşık %60’ının zaman zaman hijyen kurallarını ihmal ettiğini ve bu durumun göz enfeksiyonu riskini %25 oranında artırdığını göstermektedir. Doğru kullanım alışkanlıklarının kazanılması ve düzenli bakımın ihmal edilmemesi, öğrencilerin hem okul yaşamlarında hem de günlük aktivitelerinde sağlıklı ve net bir görüşe sahip olmalarını sağlamaktadır. Bu bağlamda, kontakt lens kullanan öğrencilerin dikkat etmesi gereken temel ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

Hijyen Kurallarına Özen Gösterin
Özellikle okul gibi kalabalık ve mikroorganizma açısından zengin ortamlarda, öğrencilerin kontakt lenslerini takmadan önce ellerini mutlaka sabunla yıkamaları ve temiz bir havluyla kurulamaları gerekmektedir.

Uzun Süreli Kullanımdan Kaçının
Kontakt lenslerin önerilen süreden daha uzun süre takılması göz kuruluğuna ve enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Bu sebeple öğrencilerin gün içerisinde belirli aralıklarla kontakt lenslerini çıkararak gözlük kullanmaları tavsiye edilmektedir.

Lenslerin Bakımını İhmal Etmeyin
Kontakt lenslerin her kullanım sonrası uygun kontakt lens solüsyonları ile temizlenmesi ve özel kutularında muhafaza edilmesi, göz sağlığı açısından vazgeçilmezdir.

Göz Sağlığı Kontrollerini Aksatmayın
Kontakt lens kullanan öğrenciler için düzenli göz muayeneleri; göz numaralarının güncel tutulması ve olası sağlık sorunlarının erken tespiti açısından büyük önem taşımaktadır. Büyüme çağındaki bireylerde göz yapısı hızla değişebildiği için yılda en az bir kez göz doktoruna başvurulması önerilmektedir.

Haziran 2025

Göz Kapağı Neden Seyirir?

Günlük hayatın temposu içinde birçok kişinin başına gelen göz kapağı seyirmesi, genellikle zararsız bir durum olarak değerlendirilse de bazı durumlarda vücudun verdiği önemli bir sinyal olabilir.

Kimi zaman göz kapağımızın, kimi zaman bacağımızın üzerinde küçücük bir alanın bazen çok hafif kasıldığını hissederiz. Hatta böyle durumlarda genellikle yanımızdaki kişiye “gözüm seğiriyor, bak pıt pıt atıyor görüyor musun?” diyerek bu hareketi onaylatırız. Bu türden gözle görülür, küçük kasılmalar fasikülasyon olarak adlandırılır. Fasikülasyon, deri altındaki fasikül adı verilen kas liflerinin rastgele kasılıp gevşemesi sonucu beliren, o sırada derinin söz konusu bölgesinin hafifçe hareket etmesine neden olan hareketlerdir.

Kas liflerinin istemsiz hareketi, omurilikteki alt motor sinir hücrelerinden birinin ani iritasyonu sonucunda oluşur. Bu sinir hücreleri belli bir kas bölümünü bütün olarak kontrol ettiklerinden tüm lifler tek seferde kasılır. Fasikülasyonlar herhangi bir tehlike oluşturmadığından, bu konuda yapılmış ayrıntılı bir bilimsel çalışma yok. Ancak uzmanlar yetersiz uyku, magnezyum eksikliği, çok yoğun egzersiz ve fazla kafein tüketiminin bu tip kasılmaları tetikleyebileceğini öne sürüyor.

Göz Seyirmesi Ne Zaman Tehlike İşareti?
Uzmanlar, göz kapağı seyirmesinin çoğunlukla zararsız olduğunu vurgularken, aşağıdaki durumlarda mutlaka bir göz doktoruna başvurulması gerektiğini belirtiyor.

  • Seyirme birkaç haftadan uzun sürüyorsa,
  • Göz kapağı tamamen kapanıyor ya da açılmakta zorlanıyorsa,
  • Seyirme yüzün başka bölgelerine de yayılıyorsa.

Mayıs 2025

Göz Ovalamak Körlüğe Yol Açıyor

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte, polenlerin artması ve hava koşullarındaki değişiklikler, milyonlarca kişiyi etkileyen alerjik reaksiyonları tetikliyor. Alerjisi olan kişiler, kaşıntı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma ve kızarıklık gibi semptomlarla mücadele ediyor.

Bahar alerjileri ile mücadele eden hastalar, sürekli gözlerini ovalama eğiliminde olurlar. Gözleri ovuşturmak, basit bir alışkanlık gibi görünse de özellikle kornea üzerindeki zararları nedeniyle kalıcı görme kaybına yol açmaktadır. Özellikle gözün en ön şeffaf kornea tabakasında meydana gelen değişikliklerin körlük riskine varan derecede görme kaybına neden olduğu saptanmıştır. Göz ovuşturmak korneanın doğal yapısını bozarak, keratokonus gibi görme kaybına yol açan ciddi hastalıklara sebep olabilmektedir.

Bahar alerjileri, gözdeki bağışıklık sisteminin aşırı tepki göstermesiyle sonuçlanır. Gözlerdeki kaşıntı ve sulanma nedeniyle birçok hasta refleks olarak gözlerini ovmaya başlar. Ancak, bu hareket göz yüzeyindeki kornea dokusunda incelme ve sivrilme sonucu ilerleyici şekil bozukluğuna neden olur. Keratokonus olarak bilinen bu hastalıkta, hastalar başlangıçta gelişen astigmatizmaya bağlı bulanık görmeden şikayet eder, zamanında teşhis ve tedavi edilmediğinde gözlüklerle dahi net görememe şeklinde ilerleyici ciddi görme sorunlarına ve hatta görme kaybına neden olabilir. Göz ovuşturmanın risklerinden korunmanın yolları hakkında da tavsiyelerde bulunan uzmanlar, alerjik reaksiyonları hafifletmek için gözleri ovalamadan önce doğru tedavi yöntemlerinin uygulanması gerektiğini belirtiyorlar. İlaç tedavisi, göz damlaları ve soğuk kompres gibi yöntemlerle alerji semptomlarının doğru bir şekilde yönetilebilirsiniz. Gözleri ovuşturmak yerine bu alternatif tedavi seçenekleri tercih edilmektedir.

Göz Sağlığını Korumak İçin Alınması Gereken Önlemler:

  1. Alerji ilaçlarını düzenli kullanın: Doktor önerisiyle alınan göz damlaları, alerjik reaksiyonları hafifletebilir.
  2. Gözleri ovuşturmaktan kaçının: Göz ovuşturmak, zararlı bakterilerin gözdeki hassas dokulara bulaşmasına neden olabilir.
  3. Soğuk kompres uygulayın: Gözlerdeki kaşıntı ve şişliği azaltmak için soğuk kompres uygulamak rahatlatıcı olabilir.
  4. Temizliğe özen gösterin: Ellerinizin temiz olduğundan emin olduktan sonra gözlerinize dokunun.

Göz sağlığını korumak ve ciddi görme sorunlarının önüne geçmek için bahar alerjisi olan bireyler, gözlerine zarar vermemek adına dikkatli olmalıdır. Bahar aylarında gözleri ovuşturma alışkanlığından kaçınılması, görme kaybı riskinin azaltılmasına yardımcı olacaktır.

Mayıs 2025

Gözlerinizdeki Yorgun Görünümden Kurtulabilirsiniz

Cildin uzun süreli olarak yaşlanma nedeniyle yer çekimine maruz kalmasıyla oluşan göz altı torbaları kişiyi yorgun gösteriyor. Çeşitli sebeplerden oluşan gözaltı torbalarından kurtulmak mümkün.

Yaşlanma, uykusuzluk, uzun süre ekrana bakma, stres ve tuzlu yemek tüketimi sonrasında vücutta sıvı tutulumu, genetik yatkınlık, böbrek ve tiroid hastalıkları ve alerji göz altı torbalarının oluşma nedenlerindendir. Göz çevresi, yaşlanma belirtilerinin en belirgin görüldüğü alanlardan biri olarak biliniyor. Bazen yüz yapısından kaynaklı bazen de yaş ve sistemik hastalıklara bağlı olarak göz altındaki torbalar, şişlikler ve fazla deri, yüzün yorgun ve yaşlı görünmesine yol açıyor. Bu sorunların çözümü için transkonjunktival blefaroplasti adı verilen göz kapağı cerrahisi yöntemi ile iz bırakmadan kısa sürede iyileşme sağlanabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Burak Akbay, küçük kesi ile alt göz kapağı cerrahisi ile ilgili bilgi verdi.

İz bırakmadan doğal sonuçlar elde edilebiliyor
Transkonjunktival blefaroplasti, alt göz kapağı torbalarının ve fazla yağ dokusunun çıkarılması veya yeniden konumlandırılması için kullanılan bir cerrahi tekniktir. Bu yöntem, alt göz kapağının iç kısmından, yani konjunktiva adı verilen mukozal tabakadan yapılan bir kesi ile gerçekleştirilmektedir. Dışarıdan görülebilecek herhangi bir iz bırakmadan estetik sonuçlar elde edilebilmektedir. Eğer cilt fazlalığı da varsa aynı seansta lazer veya cerrahi cilt sıkılaştırılması da yapılabilmektedir.

  • İz Bırakmaz: Transkonjunktival blefaroplasti, kesilerin göz kapağının iç kısmında yapılması nedeniyle dışarıdan görülebilecek herhangi bir iz bırakmamaktadır. Bu, hastalar için önemli bir estetik avantaj sağlamaktadır.
  • Minimal İnvazivdir (Küçük kesi): Geleneksel yöntemlere göre daha az invaziv olan bu teknik, doku hasarını minimize eder ve iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Hastalar genellikle birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilmektedirler.
  • Doğal Sonuçlar Elde Edilir: Transkonjunktival yöntem, gözaltındaki fazla yağ dokusunun doğal bir şekilde yeniden konumlandırılmasına olanak tanınmaktadır. Bu da daha genç ve dinamik bir görünüm sağlamaktadır.
  • Komplikasyon Riski Azalır: Bu teknikle yapılan işlemler, cildin dış tabakasında herhangi bir kesi olmadığı için kaslarda zedelememekte ve ileriye yönelik göz kapağı düşmesi, enfeksiyon ve yara izi gibi komplikasyonların risklerini azaltmaktadır.

Mayıs 2025

Pasif Sigara Dumanı Çocukların Gözlerine Zarar Veriyor

Uzmanların yaptığı araştırmalara, 6 yaşındaki çocukların bile sigara dumanına maruz kaldıklarında göz hasarı belirtileri gösterdiğini ortaya koydu.

Pasif içicilik yetişkinler arasında göz sağlığına yönelik bilinen bir tehdittir. Pek çok çalışma, sigara dumanına maruz kalmayı, körlüğün önde gelen nedenlerinden biri olan katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu (AMD) gibi insanları yaşamın ilerleyen dönemlerinde etkileyen artan göz rahatsızlıkları riskine bağlamaktadır. Gözün sigara dumanına karşı en savunmasız kısımlarından biri koroiddir. Koroid, gözün arkasında bulunan yoğun bir kan damarı ağıdır. Retinaya oksijen ve beslenme sağlamaktan sorumludur ve gözün sıcaklığını ve hacmini korur. Çalışmalar sigara içenlerin ve sigara dumanına maruz kalan kişilerin koroidinin daha ince olduğunu göstermiştir. Koroid incelmesi, diğer durumların yanı sıra görmeyi tehdit eden AMD’nin gelişimiyle bağlantılıdır.

Pasif sigara dumanına maruz kalan çocukların benzer hasar gösterip göstermediğini öğrenmek için yapılan araştırmada, yaşları 6 ila 8 arasında olan 1.400 çocuğu inceledi. Sigara içen çocukların, sigara dumanına maruz kalmayan çocuklara kıyasla önemli ölçüde daha ince koroidlere sahip olduğunu ortaya çıkardılar. Fark yaklaşık 6 ila 8 mikron arasında ölçüldü. Daha da önemlisi veriler, çocuklarda koroid incelmesinin ailede sigara içen kişi sayısı ve günde içilen sigara miktarı arttıkça arttığını gösterdi. Her ne kadar bu nispeten küçük değişikliklerin çocukların gelecekteki göz sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkisi henüz belirlenmemiş olsa da, bu çalışma erken dönemde sigaraya maruz kalmanın daha sonraki yaşamda ortaya çıkan kronik hastalıklardaki potansiyel rolünü göstermektedir.

Yıllar geçtikçe Amerika Birleşik Devletleri’nde sigara içme oranı azaldı, ancak bu bir sağlık riski olmaya devam ediyor. 2023’de ABD’de yapılan bir anket, nüfusun yüzde 25,2’sinin pasif sigara dumanına maruz kaldığını ve çocukların (3 ila 11 yaş arası) ve gençlerin (12 ila 19 yaş arası) yüzde 37,9’unun sigaraya maruz kaldığını bildirdi. Uzmanlar görme yetilerini ve genel sağlıklarını korumak amacıyla çocukların yanında sigara içmeye son vermenin önemine ışık tutuyor.

Nisan 2025