Guatr Hastalarında Gözler Risk Altında

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Konuk “Zehirli guatrı bulunan hastaların yaklaşık yüzde 5’inde görmeyi tehdit eden tiroid oftalmopati bulunduğu belirlendi”

Türkiye’de oldukça yaygın görülen hastalıklardan biri olan tiroid halk arasında “zehirli guatr” olarak tanımlanan Graves hastalarında gözlerdeki tutulumuna tiroid oftalmopati ismi veriliyor. Bu durumun uygun tedavi sürecinin yönetilemediği durumlarda kalıcı görme kaybı ve körlükle sonuçlanabilir. Türkiye’nin yer aldığı Avrupa Graves Oftalmopati Grubu’nun yaptığı çalışmalarda, zehirli guatrı bulunan hastaların yaklaşık yüzde 5’inde görmeyi tehdit eden tiroid oftalmopati bulunduğu belirlendi. Genellikle guatr rahatsızlığı başladıktan sonra ilk 1 yıl içinde gözlerde kızarıklık ve sulanma, özellikle sabahları daha belirgin kapak şişliği ve kızarıklığıyla kendini gösteriyor ve bu şikayetlerle hekime başvuranlara guatr hastalığına bağlı göz tutulumu tanısı konulabiliyor. Tiroid oftalmopatinin, göz çıkıklığı, gözlerde açılma, irileşme, şaşılık ve çift görme gibi bulgulara neden oluyor. Bu süreçte hastalar göz ve endokrinoloji hekimlerince değerlendirilerek bulgularına göre ilaçlar veya ışın tedavisi gibi tedavi protokollerine alınır. Bu şekilde tiroid testlerinin normale getirilmesi, göz bulgularının iyileştirilmesi sağlanmaktadır. Uygun tedavi sürecinin yönetilemediği olgularda tablo ilerleyerek göz sinirini etkiler ve kalıcı görme kaybı ve körlükle sonuçlanabilen klinik bulgular izlenir. Bu dönemde ilaçlarla tedavi edilemeyen olgularda cerrahi tedaviler gündeme gelir. Guatr hastalığına veya göz bulgularına yönelik cerrahi tedaviler uzman hekimlerce değerlendirilir. Guatr hastalığına bağlı izlenen ve önlenebilir körlük sebebi olan göz tutulumu konusunda farkındalığın artırılması gerekiyor.

Şubat 2025

Bulaşıcı Göz Hastalıklarına Dikkat!

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Buğra Duman “Bulaşıcı göz hastalıkları yalnızca bireysel değil, toplumsal bir risk oluşturuyor. Korunma yollarını bilmek, belirtileri erken fark etmek ve zamanında tedaviye başlamak büyük önem taşıyor.”

Göz enfeksiyonları, toplumda sık görülen ve bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Mikroorganizmaların (bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler) neden olduğu göz enfeksiyonlarının bulaşıcı olduğunu belirten Op. Dr. Buğra Duman, hijyene dikkat edilmesini ve ortak kullanılan yastık, havlu, makyaj malzemeleri gibi eşyaların mutlaka ayrılması gerektiğini söyledi. Ayrıca havuz, kirli şebeke suları gibi enfeksiyon riski taşıyan alanlara da dikkat edilmesini önerdi.

En Sık Görülen Bulaşıcı Göz Hastalıkları
Bulaşıcı göz hastalıklarının, mikroorganizmaların (bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler) göz dokularına bulaşması sonucu oluştuğunu açıklayan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Buğra Duman, “Bu hastalıklar genellikle gözde kızarıklık, sulanma, kaşıntı, batma ve çapaklanma gibi belirtilerle ortaya çıkar” dedi. En sık görülen bulaşıcı göz hastalıklarını şöyle sıraladı:

Konjonktivit bilinen ismiyle göz nezlesi, gözün beyaz kısmını kaplayan zarın iltihaplanmasıyla ortaya çıkar ve genellikle kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve çapaklanma gibi rahatsız edici belirtilerle kendini gösterir. Konjonktivit, toplumda sıkça karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alır. Hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından önemli bir konu olup, erken tanı ve tedavi ile etkili bir şekilde yönetilebilir. Hastalığın ilk çeşidi olan bakteriyel konjonktivit, çapaklanma, sarımsı-yeşil akıntı ve göz kapaklarında şişlikle kendini gösterir. Özellikle çocuklarda sık görülür. Bir diğer çeşidi olan viral konjonktivit ise, oldukça bulaşıcıdır ve genellikle salgınlara neden olur.

Keratit kornea tabakasının enfeksiyonudur, ciddi görme kaybına neden olabilir. Bakteriler, virüsler (herpes simpleks vs.), mantarlar veya parazitler (Acanthamoeba) bu enfeksiyona sebep olabilir. Gözde ağrı, ışık hassasiyeti, bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösterir ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına neden olabilir.

Trahom; Chlamydia trachomatis’in neden olduğu, genellikle temiz suya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde görülen bir hastalıktır. Tedavi edilmezse göz kapaklarının iç kısmında skar dokusu oluşumuna ve kornea hasarına neden olabilir.

Hangi Yaş Grupları ve Kimler Risk Altında?
Bulaşıcı göz hastalıkları, her yaş grubunda görülebildiğini belirten Op. Dr. Duman, bazı kişiler ve gruplar daha yüksek risk altında olduğunu ifade etti. Duman, “Bu grupların belirlenmesi, erken tedavi ve korunma önlemlerinin alınması açısından büyük önem taşır. Çocuklar, bulaşıcı göz hastalıklarına karşı özellikle hassastır. Bunun başlıca nedenleri, hijyen kurallarına tam olarak uymamaları ve okul gibi kalabalık ortamlarda bulunmalarıdır. Yaşlı bireyler, bağışıklık sistemindeki zayıflamalar nedeniyle bulaşıcı göz hastalıklarına daha yatkındır. Yaşla birlikte, vücut hastalıklara karşı daha az direnç gösterir, bu da göz enfeksiyonlarının daha ciddi sonuçlar doğurmasına neden olabilir. Ayrıca, yaşlı bireylerde, göz sağlığıyla ilgili başka sağlık sorunları (örneğin, katarakt veya glokom) da mevcut olabileceğinden, göz enfeksiyonları daha karmaşık hale gelebilir. Kontakt lens kullanıcıları, bulaşıcı göz hastalıklarına daha yatkındır. Kontakt lenslerin yeterince temizlenmemesi, hijyen kurallarına uyulmaması veya kontakt lenslerin uzun süre takılması, bakteriyel ve viral göz enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, bulaşıcı göz hastalıklarına karşı daha fazla risk taşır. Bu grup, HIV/AIDS hastaları, kanser tedavisi görenler, diyabet hastaları ve organ nakli yapılan kişileri kapsar. Özellikle öğretmenler, sağlık çalışanları ve toplu taşıma sektöründe çalışanlar, bulaşıcı göz hastalıkları için yüksek risk altında olan gruplardır. Bu kişiler, her gün çok sayıda insanla temas ettikleri için göz enfeksiyonlarının hızlı bir şekilde yayılmasına neden olabilirler. Bulaşıcı göz hastalıkları, özellikle kalabalık ve hijyenin yetersiz olduğu ortamlarda hızla yayılabilir. Okul, iş yeri ve hastanelerde bu tür enfeksiyonlar salgınlara yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve izolasyon, enfeksiyonların yayılmasını önlemede kritik rol oynar. Belirtilerin görüldüğünde vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurulmalı, yılda bir kez düzenli göz muayenesi olunmalı” diyerek sözlerini tamamladı.

Şubat 2025

Yeni Yıla Sağlıklı Gözlerle Girmek İçin 10 Öneri

Görme kayıplarının %50’sinin “önlenebilir” olduğunu biliyor muydunuz? Aşağıdaki önerilere uyarak göz sağlığımızı koruyabiliriz…

  1. Güneş gözlüğü kullanın: Güneşin ultraviyole (UV) ışınları, gözlerde katarakt ve yaşa bağlı sarı nokta hastalığı gibi pek çok hastalığın riskini artırır.
  2. Sağlıklı beslenin: Omega-3 yağ asitleri, lutein, çinko, C ve E vitaminleri içeren besinler; yaşa bağlı sarı nokta hastalığı ve katarakt gibi sorunların önlenmesine veya geciktirilmesine yardımcı olabilir.
  3. Düzenli egzersiz yapın: Haftada beş gün, her seferinde 30 dakika hareket etmeye çalışın. Egzersiz yapmak, gözleriniz de dahil olmak üzere vücudunuzda dolaşan kan ve besin miktarını artırır.
  4. Sigarayı bırakın: Tütün kullanımı; katarakt, göz sinirinde tahribat ve sarı nokta hastalığı riskinizi artırır.
  5. Koruyucu gözlük kullanın: Bazı meslek veya spor dallarında olduğu gibi; göz yaralanmalarına yol açabilecek işler ve hobiler sırasında kullanmak önemlidir.
  6. Dijital ekran kullanımınızı sınırlayın ve 20/20 kuralına uyun: Gece uyumadan 1 saat önce dijital ekran kullanımını bırakın. Dijital ekrandan yayılan mavi ışık, uykuya dalmanızı zorlaştırabilir.
  7. Göz hijyenine dikkat edin: Ellerinizi sık sık yıkamak, gözlerinize temas eden mikropların sayısını azaltmaya yardımcı olacaktır. Ayrıca günde bir defa kirpik diplerinizi sıcak suyla yıkayın.
  8. Gözlerinizi ovalamayın: Gözleri sert ovalamak veya kaşımak, göze zarar verir. Kaşıtınız olduğunda doktorunuza başvurun.
  9. Yeterli uyuyun: Yetersiz uyku vücudumuza zarar vermenin yanı sıra göz kuruluğunu artırabilir ve göz seğirmesine yol açabilir.
  10. Yılda bir kez göz muayenesi olun: Göz sorunlarının, erken tanı ve tedavisi önemlidir. Özellikle çocuklar göz problemleri olduğunu fark etmeyebilir veya dile getirmeyebilir. Düzenli göz muayeneleri aksatılmamalıdır.

Ocak 2025

Dünyada Her 3 Çocuktan En Az 1’i Miyop

Çin’de yapılan bir araştırma, her 3 çocuktan en az 1’inde uzağı iyi görememe sorunu olan miyopinin bulunduğunu ortaya koydu.

Çin’deki Sun Yat-Sen Üniversitesi’nden bilim insanlarınca yürütülen çalışma kapsamında, farklı kıtalardaki 50 ülkeden toplam 5 milyondan fazla çocuk ve gencin uzağı görme seviyeleri incelendi. İnceleme sonucunda araştırmacılar, her 3 çocuktan en az birinin miyop olduğunu ortaya koydu. Bu oranın zaman içinde artmasını beklediklerini ifade eden araştırmacılar, 2050 yılına kadar yaklaşık 740 milyon çocuk ve gençte miyopi kusurunun olabileceği sonucuna vardı.

Miyopinin 1990-2023 yıllarında 3 kat artarak yüzde 36’ya yükseldiğini tespit eden araştırmacılar, iç mekanlarda geçirilen sürenin Kovid-19 salgınıyla artmasıyla bu göz kusurunun önemli ölçüde yükseldiğini belirtti. Genetiğe bağlı olarak da ortaya çıkan miyopide dış etkenlerin önemine dikkati çeken araştırmacılar, uzağı net görememe sorununun çocukların eğitime daha erken yaşlarda başladığı Asya kıtasında Afrika’ya kıyasla 7 kat daha yaygın olduğunu aktardı. Ekrana uzun süre maruz kalmanın miyopi riskini artırdığını belirten araştırmacılar, erkek çocuklarına kıyasla dışarıda daha az vakit geçiren kız çocuklarının evde okuma, yazma, bilgisayar oyunları oynama veya telefon ekranına uzun süre bakma gibi yakın mesafeden bakmayı gerektiren aktivitelerle meşgul olduğunu kaydetti.

Araştırmacılar, bu durum nedeniyle de kızlarda erkeklere kıyasla daha fazla miyopinin saptandığını belirtti. Araştırmanın yazarları, “Miyopinin gelecekte küresel bir sağlık sorunu haline gelebileceğini kabul etmek çok önemli” ifadesini kullandı. Araştırma, British Journal of Ophthalmology dergisinde yayımlandı.

Ocak 2025

Katarakt Cerrahisinde Kişiye Özel Mercek

Katarakt ameliyatları, bulanıklaşan göz içi merceğinin değiştirilmesi esasına dayanır. Ameliyat esnasında hastanın gözüne yerleştirilen mercekler sayesinde hastanın net görüşe kavuşması sağlanabilir.

Katarakt ameliyatları, bulanıklaşan göz içi merceğinin değiştirilmesi esasına dayanır.  Ameliyat esnasında hastanın gözüne yerleştirilen mercekler sayesinde hastanın net görüşe kavuşması sağlanabilir. Peki hangi hasta için hangi mercek uygun, mercek seçiminde hangi kriterler önem taşıyor? Batıgöz Sağlık Grubu Çankaya şubesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal katarakt ameliyatına dair merak edilenleri yanıtladı.

Tek Tedavisi Cerrahi

Katarakt, gözümüzün içinde var olan doğal göz içi merceğimizin puslanması, bulanıklaşmasına denir. Katarakt damla ya da başka bir yöntemle tedavi edilemez, tek tedavisi cerrahidir. Katarakt ameliyatı, bulanıklaşan göz içi merceğinin alınması ve yeni göz içi merceğinin yerleştirilmesidir. Ameliyat, genelde hastanın gözlerine uygulanan topikal damla anestezisi yoluyla gerçekleştirilir, ortalama beş ile on dakika arasında süren bir cerrahi işlemdir.

Bebeklerde doğuştan oluşan katarakt nedeniyle görme azalır ve görme kaybı ortaya çıkabilir. Bebeklerin ilk 12 haftalık dönemde göz muayenesi bu bakımdan önemlidir. Bebeklerde ve çocuklarda da katarakt ameliyatı yapılır ve genel anestezi tercih edilir. Katarakt ameliyatında kullanılan üç grup mercek mevcuttur. Birinci grup monofokal yani tek odaklı mercektir. Bu mercekte hastanın gözüne gelen ışınlar gözün arkasına, tek odaktan düşer. Hasta uzağa bakarken gözlüğe ihtiyaç duymaz. Ama yakın gözlüğü kullanması gerekir. İkinci grup mercek hem uzak hem de orta mesafeyi görmeyi sağlayan genişletilmiş odağa sahip yani, Edof merceklerdir. Bu mercek türü hastaya uzak, orta  biraz da yakın mesafede görüntü sağlarken bazı hastaların düşük numaralı bir yakın gözlüğe ihtiyacı olabilir. Üçüncü bir grup mercek ise uzak, orta ve yakın mesafelerde görme sağlayan bizim trifokal dediğimiz halk arasında akıllı mercek olarak bilinen merceklerdir. Bu mercekler hastaya takıldığında uzak, yakın ve orta mesafede tatmin edici bir görüş sağlamaktadırlar.

Hasta İhtiyaçları Önemli

Eğer hastanın bunlarla birlikte astigmatı da mevcut ise bu merceklerin astigmatlı modellerini kullanmak daha uygun olacaktır. Nasıl ki biz kendimiz gözlük alırken veya gözlük muayenesi olurken normal bir gözlük almayıp eğer astigmatımız var ise astigmatlı cam kullanıyorsak günümüzde merceklerde de bu seçenek mevcuttur. Yani hasta için monofokal mercek uygun bulunduysa ama hastanın astigmatı da mevcutsa astigmatlı monofokal mercek veya trifokal mercek tercih edilecekse ve astigmat mevcutsa astigmatlı trifokal mercek tercih edilmesinde fayda vardır. Katarakt ameliyatı olacak olan bütün hastalara monofokal veya monofokal astigmatlı bir mercek tercih edilebilir ancak trifokal veya trifokal astigmatlı göz içi merceklerin sadece uygun hastalara tercih edilmesinde fayda vardır.

Gözünün arkasında retina problemi, ileri derecede göz tansiyonu veya gözünün ön kısmında kornea problemi olan hastalara akıllı mercek veya trifokal göz içi merceğinin yerleştirilmemesi daha uygun olur. Katarakt ameliyatını etkileyen en önemli kriterler, ameliyat esnasında kullanılan teknolojik altyapı, hastanın ihtiyaçları ve hekimin tecrübesidir. Bu kriterler bir araya geldiğinde çok daha iyi sonuçlar alınacaktır. Hastaya detaylı göz tetkikleri yapıldıktan sonra kişiye özel mercek tercih edildiğinde ve ameliyat esnasında modern tıbbi olanaklar kullanıldığında hem hasta mutluluğu hem de hekim mutluluğu artacaktır.

Ocak 2025

Görme Bozukluğu Çocuğunuzu Yalnızlaştırabilir

Görme bozukluğu ile karşı karşıya kalan çocukların okul başarıları düşüyor, özgüvenleri olumsuz etkileniyor ve bu durum onların arkadaşları ile oyun oynarken zorlanmasına, sosyal etkileşimlerden uzaklaşmasına da neden olabiliyor.

Günümüzde çocuklarda göz tembelliği, şaşılık, miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurları yaygın şekilde görülüyor. Çocukluk döneminde görme bozukluklarına karşı bazı önlemlerin alınması, yaptırılan göz kontrolleri ve tedavileri bireye hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde sağlıklı görme imkanı sağlıyor.

Çocuğunuzun odasını doğru aydınlatın

Göz sağlığı, çocukların genel sağlığı ve gelişimi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Görme, çocukların dünyayı algılamasında, öğrenmelerinde ve günlük aktivitelerini yerine getirmelerinde temel bir rol oynamaktadır. Büyükşehirlerde yaşayan çocuklar sosyal yaşamın çoğunu kapalı ortamlarda telefon, tablet veya bilgisayar başında geçirmektedir. Uzun süreli ekran maruziyeti şaşılık ve miyopi riskini artırmakta, göz yorgunluğu ve göz kuruluğuna sebep olmaktadır. Doğru aydınlatma ve ergonomik koşullar oluşturulmadan yapılan okuma çalışmaları da çocuklarda görme bozukluğunu tetikleyebilir.  Çocukların öğrenme süreçlerinin büyük bir kısmı görme yoluyla gerçekleşir. Tahtadaki yazıları okumak, kitaplardan bilgi edinmek, dijital ekranlarla etkileşime girmek gibi aktiviteler, iyi bir görme kabiliyeti gerektirir. Görme problemleri olan çocuklar, bu aktivitelerde zorlanabilir ve bu da akademik başarılarını olumsuz yönde etkileyebilir. Görme problemleri, çocukların kendine güvenini olumsuz etkileyerek sosyal etkileşimlerini zorlaştırabilir. Arkadaşlarıyla oyun oynarken ya da günlük aktiviteleri yerine getirirken zorlanan çocuklar, sosyal hayattan uzaklaşabilir. Bu nedenle, görme problemlerinin erken teşhis edilerek tedavi edilebilmesi için çocukların düzenli göz kontrollerinin yaptırılması büyük önem taşımaktadır.

Dijital ekran maruziyeti en çok uzağı görmeyi engelliyor

Çocukların yaşam alışkanlıkları günümüzde miyopi yani uzağı net görememe rahatsızlığının sayısında hızlı bir artışa neden olmuştur. Özellikle dijital cihazların aşırı kullanımı, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirme ve doğal gün ışığına maruziyetin azalması gibi faktörler miyopi gelişme riskini artırmaktadır. Miyopi sadece gözlük veya kontakt lens ihtiyacını doğurmaz aynı zamanda ilerleyen yaşlarda ciddi göz hastalıklarına yakalanma riskini de artırmaktadır. Düzenli göz kontrolleri, miyopinin erken aşamalarda tespit edilmesine olanak tanır ve miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak için gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.

Erken teşhis görme problemlerinin çözümünü kolaylaştırır

Çocuklarda göz problemleri, erken yaşlarda teşhis edildiğinde genellikle daha kolay ve etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Göz tembelliği (ambliyopi), şaşılık, kırma kusurları (miyopi, hipermetropi, astigmatizma) gibi yaygın göz sorunları, erken müdahale ile tedavi edilebilir. Erken teşhis edilmediği takdirde, bu problemler kalıcı görme kaybına neden olabilmektedir. Düzenli göz muayeneleri, sadece mevcut görme problemlerini tespit etmek için değil, aynı zamanda genel göz sağlığını izlemek için de önemlidir. Göz doktorları, muayene sırasında sadece görme kusurlarını değil, aynı zamanda çocuklarda nadir görülen ancak ciddi olabilen göz hastalıklarının belirtilerini de kontrol etmektedirler. Bu sayede, herhangi bir anormallik erken dönemde fark edilip tedavi edilebilir. Ayrıca göz doktorları çocuklara ekran kullanımında dikkat edilmesi gereken kurallar ve göz sağlığını koruma yöntemleri hakkında rehberlik etmektedir.

Sağlıklı görme sağlıklı büyüme için çok önemli

Çocukların düzenli göz kontrolü yaptırmaları, onların sağlıklı bir şekilde büyümelerini ve gelişmelerini sağlamak için hayati öneme sahiptir. Erken teşhis ve tedavi, olası görme problemlerinin önlenmesine ve çocukların genel sağlığına katkıda bulunur. Ebeveynler, çocuklarının göz sağlığını ihmal etmemeli ve düzenli göz muayeneleri için bir göz doktoruna başvurmalıdır. Çocukluk dönemini görme problemi yaşamadan büyüyen çocuklar yetişkinlik döneminde de daha az görme problemi yaşamaktadır.

Aralık 2024

Romatizmal Hastalıklar Göz Sağlığınızı Etkileyebilir

Romatizma genellikle bilinenin aksine; eklem, kas ve kemiklerle sınırlı bir hastalık olmayıp beraberinde birçok organı etkileyebilir. Bu organlardan bir tanesi de gözdür. Bu yüzden romatizma tanısı koyulan hastaların uzman göz hekimine muayene olması önemlidir.

Göz, romatizma hastalıklarının hedefinde olabilir. Romatizma hastalıklarının gözde üveit, sklerit, gözün beyaz tabakası olan skleranın iltihaplanması veya kuru göz gibi hastalıklara sebep olabilir. Üveit hastalığı gözün iç tabakalarından biri olan üvea dokusunun iltihaplanmalarına verilen genel isimdir. Romatizmal hastalıklar bağ dokularını olduğu kadar her boydan damarları da etkileyebilmektedir. Damar yapısı yönünden benzersiz olan göz bu yönüyle de romatizma hastalıklarının hedefinde olabilir. Bu özellikleri nedeniyle romatizma hastalarının göz dokularının tutulumu yönünden de takibi gerekir.

Tedavide Kullanılan Kimi İlaçların Göz Üzerinde Olumsuz Etkileri Olabilir

Romatizma hastalıklarının tedavisinde kullanılan kimi ilaçların göz üzerine olumsuz etkileri olabilir ve sistemik steroid kullanımının neden olabileceği glokom bunlardan biridir. Romatizma hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç ise ucuz, kolay erişilebilir ve son derece etkili olması nedeniyle hidroksiklorokin içeren ilaçlardır. Aslen sıtma tedavisinde kullanılan kininin bir türevi olan bu ilaç genel anlamda yan etkiler açısından güvenli bir ilaç olarak kabul edilmektedir. Gözün ağ tabakası olan retinada meydana gelen ilaç birikmesi sonucu görme alanında daralma meydana gelebilmektedir. Bu yan etkiler ilacın doktor kontrolünde kesilmesiyle sonlanmaktadır. İlacın kesildiği hastada görme alanının tekrar eski seviyesine döndüğü gözlemlenmiştir. Bu nedenle kinin türevi bu ilaçları kullanan hastaların kullandıkları dozla ilişkili olarak 6-12 ay aralıklarla bir göz hekimine muayene olarak başta görme alanı olmak üzere klinik özellikleri de dikkate alınarak optik koherens tomografi (OKT), multifokal elektroretinografi (mfERG) ve fundus otofloresans testlerinden uygun olanlarını yaptırmaları önerilir.

Aralık 2024

Düzenli Egzersiz Göz Hastalıklarını Önleyebilir

Çeşitli çalışmalar egzersizin göz hastalıkları riskini azaltmak için iyi bir yol olduğunu göstermiştir. Araştırmalar, egzersizin belirli göz hastalıklarına karşı koruyucu bir mekanizma görevi gördüğünü ortaya koymuştur.

Düzenli egzersiz belinizi inceltebilir ve ruh halinizi iyileştirebilir. İnsanlar üzerinde yapılan çeşitli çalışmalar, egzersizin makula dejenerasyonu gibi ciddi göz hastalıklarının önlenmesine yardımcı olabileceğini öne sürmüştü. Araştırmacılar, yeni çalışmanın ilginç olduğunu söylüyor; çünkü fiziksel aktivitenin gözdeki hücreleri ve dokuları nasıl değiştirdiğini doğrudan inceliyor.

Egzersiz gözdeki sağlıklı kan damarlarını destekliyor

Dört hafta süren araştırmalar sonucunda, yaşa bağlı görme kaybı olan insanlarda meydana gelen değişiklikleri simüle etmek için göze lazer uyguladı. Bu uygulamadan sonra fiziksel olarak aktif olanlarda, aktif olmayanlara göre %45’e kadar daha az göz hasarı oluştu. Yapılan çalışma şunu göstermiştir ki; egzersizin makula dejenerasyonu gibi göz rahatsızlıklarında meydana gelen kan damarlarının aşırı büyümesine karşı koruma sağlayabileceğini öne sürüyor.

Düzenli fiziksel aktivite göz sağlığını geliştirebilir

Bilim insanları hala egzersizin insan gözünü nasıl koruduğunu anlamak için çalışıyor. Keşifleri bir dizi göz rahatsızlığına yönelik tedavilerin kilidini açabilir. Halihazırda bir göz hastalığınız varsa, egzersiz bunu daha iyi yönetmenize yardımcı olabilir. Bir çalışma, orta derecede fiziksel egzersiz yapan kişilerin, aktif olmayan kişilere göre glokom geliştirme olasılığının daha az olduğunu buldu. Fiziksel aktivite aynı zamanda diyabetli kişilerin hastalıklarını kontrol altında tutmalarına da yardımcı olabilir. Bu, çalışma çağındaki yetişkinler arasında görme kaybının önde gelen nedeni olan diyabetik retinopati de dahil olmak üzere komplikasyon riskini azaltır.

Aralık 2024

Obezite Göz Hastalıklarını Tetikliyor

Günümüzde hareketsiz yaşam, aşırı kalorili gıdalar ve oturarak çalışma gibi nedenlerle giderek yaygınlaşan obezite ve buna bağlı hastalıklar ülkemizde de artış gösteriyor.

Obezitenin vücuttaki damarları ve hormonları olumsuz yönde etkileyerek diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklara neden olduğunu belirten Op. Dr. Altınbay, bu durumun göz hastalıklarını tetiklediğine dikkat çekti. Op. Dr. Altınbay, “Obezitenin katarakt, glokom (göz tansiyonu), sarı nokta, retinopati (şeker hastalığına bağlı göz bozukluğu) ve gözlerde sulanma, batma hissi ve bulanık görmeye neden olan kuru göz hastalığına yol açtığı yapılan çalışmalarla ortaya konmuş. Günümüzde obez olan bir bireyin zayıflamasıyla, bu hastalıkların iyileşebileceğine dair kesin sonuç gösteren bir çalışma bulunmuyor. Fakat güncel olarak yapılan bir çalışmada obezite cerrahisi sonrası zayıflayan bireylerde göz damar yapılarında iyileşme olduğu da gözlemlenmiş” diye konuştu.

Obez kişilerde yağ dokularından salgılanan leptin hormonunun vücuttaki oksidatif stres seviyesini artırarak katarakt oluşumunu hızlandırdığı düşünülüyor. Ancak obez kişilerde artan iltihap süreçleri obeziteye bağlı diyabet gibi damar hasarına sebep olan hastalıklar sonucunda doğal merceğin beslenemediği ve atık maddelerden temizlenemediği görüşü de mevcut. Tüm bunlar obez kişilerde diğer sağlıklı bireylere göre daha hızlı katarakt oluşumuna sebep oluyor. Göz hastalığı olsun veya olmasın herkesin yılda bir defa rutin muayene için uzman hekimlere görünmesi önem taşıyor.

Kasım  2024

Göz Enfeksiyonundan Korunmanın 6 Yolu

Halk arasında kırmızı göz hastalığı olarak bilinen konjonktivit hem çocuklarda hem de yetişkinlerde en sık karşılaşılan göz rahatsızlıklarından biri. Konjonktivitler zamanında ve doğru bir şekilde tedavi edilmezse şiddetlenerek kalıcı göz hasarlarına yol açabilir.

Konjonktivitin en yaygın nedenleri arasında bakteriyel veya viral kökenli enfeksiyonlar ve alerjik reaksiyonlar yer alıyor diyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, “Göz kızarıklığı pek çok sebepten meydana gelebilir ancak enfeksiyon kaynaklı bir kızarma söz konusu ise bulaşıcılığı ve tedavisi konusunda çok dikkatli olunmalı dolayısıyla semptomlar sıkı takip edilmeli” uyarısında bulundu. Op. Dr. Burcu Usta Uslu, kişiden kişiye veya bir gözden diğerine kolaylıkla bulaşabilen bir hastalık olan konjonktivitten korunabilmek için alınabilecek önlemleri sıraladı:

  1. Özellikle güneşli günlerde, güneş gözlüğünüz olmadan dışarıya çıkmayın.
  2. Dışardan gelir gelmez ellerinizi ve yüzünüzü en az 20 saniye tahriş etmeden, ovalayarak yıkayın, hatta mümkünse banyo yapın.
  3. Gözlerinize zaman zaman soğuk kompres uygulayın.
  4. Prezervan içermeyen, soğutulmuş suni göz yaşı kullanarak gözlerdeki kuruluğun önüne geçin.
  5. Doktorunuza danışarak antihistaminik, steroid yani kortizon içeren veya siklosporin gibi immunmodülatör göz damlalarını kullanın.
  6. Hem korneaya zarar vererek keratokonus riskini hem de sekonder kontaminasyon ile enfeksiyon riskini artıracağı için gözlerinizi kesinlikle hararetli bir şekilde kaşımayın ve ovuşturmayın.

Kasım  2024