Dita’dan Mach-Five

Dita’nın otomobil yarışları ve araç tasarımı dünyasına duyduğu tutkuyu gözler önüne serdiği Mach serisinden öne çıkan bu olağanüstü güneş gözlüğü Mach-Five, premium titanyumun ve yüksek teknoloji üretim tekniklerinin bir ürünü olarak göz kamaştırıyor. Çerçevesinden burun pedlerine kadar titanyumun rafine izlerini taşıyan Mach-Five için Dita’nın imza Step Down cam özelliği tercih edilmiş.

Mayıs 2026

Bir Chanel Kelebeği

Chanel, bu güçlü ve feminen güneş gözlüğü tasarımında klasik şıklığını modern detaylarla buluşturuyor. Kalın hatlara sahip siyah çerçeve, yumuşak geçişli degrade camlarla dengelenirken, sap başlangıcındaki altın tonlu ve kristal görünümlü detaylar tasarıma mücevher etkisi kazandırıyor. Cesur formu ve zarif dokunuşlarıyla bu model, sofistike stilin güçlü bir yansıması oluyor.

Mayıs 2026

Bottega Veneta Mücevheri

Dünyaca ünlü moda evi Bottega Veneta, bu güneş gözlüğü ile gözlük tasarımına İtalyan zarafetini ve mükemmeliyetini birebir yansıtmış. Koyu kahverengi tonlarındaki kaplumbağa desenine sahip minimal ölçülerdeki asetat çerçeve, kahve tonlarındaki camlarla tamamlanmış. Ancak altın tonlarda tercih edilen saplar; şakak detayı ve kıvrımlarıyla tasarımı eşsiz bir seviyeye taşımış.

Mayıs 2026

Marni’den Zytherin Pearls

Dünyaca ünlü Marni, her yeni güneş gözlüğü koleksiyonuyla yüksek modanın vazgeçilmez ifade araçlarını sunmaya devam ediyor. Markanın bu sedefimsi inci tonlarını yumuşak geçişlerle birleştiği yüksek kaliteli asetat güneş gözlüğü, Zeiss imzalı gri camlarla tamamlanmış. Marni’nin Zytherin Pearls adını verdiği bu eşsiz güneş gözlüğünü mutlaka denemenizi öneririz.

Mayıs 2026

Rigards ile Özgün Bakış

Rigards, bu özgün güneş gözlüğü tasarımında kusursuzluktan uzak, bilinçli bir estetik yaklaşımı benimsiyor. El işçiliği hissini yansıtan yüzey dokusu ve organik form dili, modele karakteristik bir derinlik kazandırırken, yuvarlak çizgileriyle oynanmış çerçeve rafine bir duruş sergiliyor. Mat ve doğal tonların hakim olduğu bu tasarım, minimalizmi sanatsal bir ifade biçimine dönüştürüyor.

Mayıs 2026

Armani Exchange’in Güçlü Çizgileri

Armani Exchange, bu son derece çağdaş ve rafine güneş gözlüğündeki tasarım incelikleri, materyal ve renk tercihi sayesinde lükse yeni bir bakış sunmuş. İnce metal çerçeve, keskin hatlara sahip geometrik cam formuyla güçlü bir silüet oluştururken, tasarımın hafif yapısı gün boyu şıklık vadediyor. Yeşil tonlu camlarla tamamlanan minimal tasarım, şehirli ve dinamik bir karakter sergiliyor.

Mayıs 2026

Dior’dan Işıltılı Minimalizm

Dior, bu zarif güneş gözlüğü tasarımında incelikli işçiliği modern bir silüetle buluşturuyor. İnce metal çerçeve, keskin hatlara sahip geometrik cam formuyla dengeli ve sofistike bir görünüm sunarken, sap üzerindeki işlenmiş detaylar tasarıma zengin bir karakter katıyor. Açık altın tonlarının hakim olduğu model, yumuşak geçişli camlarla tamamlanarak rafine ve çağdaş bir stil yaratıyor.

Mayıs 2026

Philipp Plein’in Kristalleri

Philipp Plein, bu çarpıcı güneş gözlüğü tasarımında iddialı avangart estetiğini güçlü detaylarla ortaya koyuyor. Kalın ve keskin hatlara sahip çerçeve, eşsiz bir duruş sergilerken, metalik dokunuşlar ve dikkat çekici logo kullanımı tasarıma karakter kazandırıyor. Koyu tonlu camlarla tamamlanan model, kaş hizasına yapılan kristal taş dokunuşuyla öne çıkıyor.

Mayıs 2026

Emre Optik

EMRE OPTİK

Bir Optik Deneyim Merkezi…

“Silmo İstanbul sayesinde global optik trendlerini yakından takip etme ve sektördeki yenilikleri doğrudan deneyimleme fırsatı buluyoruz.”


Merhaba, İlyas Bey. Okurlarımıza kendinizi tanıtarak Emre Optik’in kuruluş hikayesini anlatır mısınız?
Merhaba ben İlyas Elmas. Emre Optik’in temelleri, 1978 yılında İzmir’de bir aile girişimine dayanır. O dönemde optik sektörü henüz bugünkü teknik ve estetik olgunluğa ulaşmamışken, bireylerin doğru gözlük seçimi konusunda güvenilir yönlendirmeye duyduğu ihtiyaç oldukça belirgindi. Biz bu mesleği hiçbir zaman yalnızca ticari bir faaliyet olarak konumlandırmadık; optiği, doğrudan yaşam kalitesine temas eden bir uzmanlık alanı olarak ele aldık. Bu yaklaşım, yıllar içinde süreklilik, güven ve bilgi birikimiyle şekillenen bir kurumsal kültüre dönüştü. Bugün Emre Optik, Ege Bölgesi’nde farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren ve geleneksel tecrübeyi çağdaş optik anlayışıyla bütünleştiren güçlü bir marka kimliği taşımaktadır.

Emre Optik bugün Ege Bölgesi’nde güçlü bir mağaza ağına sahip. Büyüme sürecinizde temel stratejiniz neydi?
Büyüme yaklaşımımız hiçbir zaman hızlı genişleme odaklı olmadı; temel önceliğimiz sürdürülebilir güven inşa etmekti. Faaliyet gösterdiğimiz her bölgede, müşteri beklentilerini doğru analiz etmek ve bu beklentilere nitelikli çözümler sunmak ana stratejimizi oluşturdu. Doğru ürün, doğru danışmanlık ve tutarlı kalite anlayışı, markamızın büyümesinde belirleyici rol oynadı. Bununla birlikte global markaları portföyümüze dahil ederek estetik ve teknik çeşitliliği artırdık. Böylece farklı müşteri segmentlerine hitap edebilen, dengeli ve zengin bir ürün yapısı kurmayı başardık. Ayrıca zamanın ve koşulların dinamiklerine de uyum göstermeyi tercih ettik. Bu bağlamda özellikle son yıllarda dijitalleşmeye yaptığımız yatırımlar, markamızın erişim alanını genişleterek fiziksel mağaza deneyimini tamamlayan güçlü bir yapı oluşturdu. Dijital kanallar üzerinden sağladığımız bu entegrasyon, müşterilerimizle daha kesintisiz ve çok yönlü bir iletişim kurmamıza olanak tanıdı.

Didim, Karşıyaka, Foça ve Bodrum gibi farklı lokasyonlarda hizmet vermek, müşteri beklentileri ve satış yaklaşımınızda nasıl farklılıklar oluşturuyor?
Her lokasyon, kendine özgü bir müşteri profili ve estetik algı barındırır. Bu nedenle her mağazamızı bulunduğu çevrenin dinamiklerini dikkate alarak konumlandırıyor, tek tip bir yaklaşım yerine yerel ihtiyaçlara duyarlı bir yapı benimsiyoruz. Turistik bölgelerde uluslararası ziyaretçilerin etkisiyle daha çeşitli ve trend odaklı tercihler öne çıkarken, yerel müşteri kitlesinde fonksiyonellik, konfor ve uzun ömürlü kullanım beklentisi daha belirgin hale gelir. Örneğin Bodrum gibi destinasyonlarda stil ve moda odaklı güneş gözlüğü modellerine yoğun ilgi gözlemlenirken, daha yerleşik bölgelerde günlük kullanım konforu ön plana çıkmaktadır. Bu farklılıkları dikkate alarak ürün gamımızı ve mağaza deneyimimizi mikro ölçekte yeniden kurguluyor, her lokasyona özgü bir hizmet yaklaşımı geliştiriyoruz.

Emre Optik’i bir optik deneyim merkezi olarak konumlandırıyorsunuz. Bu yaklaşımı mağaza içi hizmet süreçlerine nasıl yansıtıyorsunuz?
Bir gözlük, yalnızca görsel bir aksesuar değil; bireyin stilini, konforunu ve günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir objedir. Bu bakış açısı, mağaza içindeki tüm hizmet süreçlerimizin temelini oluşturur ve müşteriye temas ettiğimiz her noktada kendini hissettirir. Bu nedenle mağazalarımızı sadece ürün sunulan alanlar olarak değil, çok boyutlu bir deneyim merkezi olarak ele alıyoruz. Müşterilerimize yüz anatomisine uygun çerçeve seçimi, kullanım amacına göre cam önerileri ve stil danışmanlığı gibi bütüncül bir hizmet sunuyoruz. Amacımız, her müşterinin kendine en uygun ürünü bilinçli bir şekilde seçmesine destek olmak ve bu süreçte yüksek memnuniyet sağlayan bir deneyim yaşamalarını garanti etmektir.

Ürün portföyünüzü oluştururken marka, stil, kalite ve fiyat dengesi kurmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Bir ürünün estetik gücü kadar teknik performansı da belirleyicidir. Bu nedenle portföy oluştururken; tasarım, dayanıklılık ve kullanım konforu arasında dengeli bir yapı kurmaya özen gösteriyoruz. Aynı zamanda farklı fiyat aralıklarında alternatifler sunarak her müşterinin kendi beklentilerine uygun bir ürüne ulaşabilmesini mümkün kılıyoruz. Farklı segmentleri dengeli şekilde bir araya getirerek hem erişilebilir hem de premium beklentilere yanıt verebilen bir yapı kuruyoruz. Bu yaklaşımımız, markamızın erişilebilirlik ve kalite arasındaki dengeyi korumasını sağlıyor.

Mağazalarınızda satışını en çok yaptığınız optik ve güneş gözlüğü markaları hangileri?
Güneş gözlüğü kategorisi, özellikle mevsimsel etkilerle birlikte yüksek talep gören bir segment olarak öne çıkıyor. Özellikle yaz dönemlerinde artan hareketlilik, bu kategorideki ürün çeşitliliğimizi ve stok yönetimimizi daha dinamik hale getiriyor. Bunun yanında optik çerçeveler ve ileri teknoloji cam çözümleri de portföyümüzde önemli bir yer tutmaktadır. Ray-Ban, Persol, Prada ve Miu Miu gibi uluslararası markalar müşterilerimiz tarafından sıklıkla tercih edilmektedir. Bununla birlikte farklı fiyat segmentlerinde dengeli bir ürün çeşitliliği sunarak geniş bir müşteri kitlesine hitap etmeyi sürdürüyoruz. Ürün çeşitliliğimiz hem marka bağlılığını güçlendiren hem de yeni müşteri kazanımını destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Farklı segmentlerden oluşan bu geniş ürün çeşitliliğini nasıl bir stok yönetimiyle destekliyorsunuz?
Optik sektörü, trendlerin hızlı değiştiği dinamik bir yapıya sahiptir. Bu dinamizm, stok planlamasında esnek ve hızlı aksiyon alabilen bir yapı kurmayı zorunlu kılıyor. Bu nedenle veri odaklı stok yönetimi kritik bir rol oynar. Satış verilerini düzenli olarak analiz ediyor, bölgesel talep farklılıklarını yakından takip ediyoruz. Aynı zamanda sezonluk dalgalanmaları ve ürün bazlı performansları da dikkate alarak stok dağılımımızı aktif bir şekilde yeniden şekillendiriyoruz. Bu veriler ışığında koleksiyonumuzu periyodik olarak revize ederek hem güncel trendlerle uyumu koruyor hem de stok verimliliğini daha kontrollü ve etkin bir şekilde optimize ediyoruz. Böylece hem ürün bulunurluğunu koruyan hem de gereksiz stok yükünü minimize eden dengeli bir stok kurgusu oluşturmayı hedefliyoruz.

Fiziksel mağaza deneyiminizi 2014’te dijital platformlara da taşıdınız. Online satışa açılmanın Emre Optik’e katkılarını paylaşır mısınız?
Dijitalleşme, markamızın gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Bu adım, yalnızca yeni bir satış kanalı oluşturmanın ötesinde, markamızın erişim ve iletişim gücünü de önemli ölçüde artırdı. Online satış kanalı sayesinde coğrafi sınırların ötesine geçerek Türkiye genelinde daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşma imkanı elde ettik. Farklı şehirlerdeki müşterilerimize de aynı hizmet kalitesini sunabilmek, marka algımızı daha güçlü ve tutarlı bir zemine taşıdı. Aynı zamanda dijital platformlar, müşterilerin ürünleri detaylı şekilde inceleyebilmesine ve marka hakkında daha fazla bilgi edinmesine olanak tanıyarak mağaza deneyimini tamamlayan bir yapı oluşturdu. Bu entegrasyon sayesinde fiziksel mağazalar ve dijital kanallar arasında kesintisiz bir deneyim sunarak müşteri memnuniyetini daha sürdürülebilir hale getirmeyi başardık.

Satış süreci ve sonrasında müşterilerinize sunduğunuz hizmet yaklaşımını nasıl tanımlarsınız?
Optik sektörü, doğası gereği güven temelli bir alandır. Bu nedenle satış sürecini yalnızca bir alışveriş anı olarak değil, uzun vadeli bir ilişkinin başlangıcı olarak ele alıyoruz. Müşteriler, uzun süre kullanacakları bir ürünü tercih ederken doğru yönlendirme beklerler. Bu noktada ihtiyaç analizi, doğru bilgilendirme ve kişiye özel önerilerle süreci daha bilinçli ve güvenli hale getirmeyi önemsiyoruz. Bu nedenle şeffaflık, doğru ürün önerisi ve satış sonrası destek hizmetlerimiz iş modelimizin temelini oluşturur. Satış sonrasında da bakım, ayar ve teknik destek gibi hizmetlerle müşterilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Müşterilerimizin yıllar sonra tekrar bizi tercih etmesi, kurduğumuz ilişkinin en güçlü göstergesidir.

Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın gelişimi ve sektöre katkıları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul, optik sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Yeni koleksiyonların sergilendiği, trendlerin şekillendiği ve sektör profesyonellerinin bir araya geldiği güçlü bir platformdur. Silmo İstanbul sayesinde global optik trendlerini yakından takip etme ve sektördeki yenilikleri doğrudan deneyimleme fırsatı buluyoruz. Fuarın her geçen yıl Silmo İstanbul Akademik ile sunduğu gibi mesleki eğitime daha fazla odaklanması veya Silmo Award İstanbul ile sektör profesyonellerini ödüller ile teşvik edip desteklemesini çok değerli buluyoruz.

Röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz?
Optik sektöründe bilgi akışını artıran yayınların büyük bir değer taşıdığına inanıyoruz. 4 your eyes gibi platformlar hem sektör profesyonelleri hem de optik alanına ilgi duyan okuyucular için önemli bir referans kaynağı niteliğindedir. Bu tür çalışmaların sektöre katkı sağlamaya devam edeceğini düşünüyor ve bu röportaj için biz de teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Mayıs 2026

Ørgreen Optics

Ørgreen Optics

Kopenhag’dan İlham Alan Tavizsiz Duruş

Danimarkalı Ørgreen’e 2024 yılında katılan Tasarım Direktörü Martin Guentert ile tasarım yaklaşımı ve markanın geleceğine dair vizyonu hakkında gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

Ørgreen Optics, 1997 yılından bu yana kendi yolunu kararlılıkla izleyen bağımsız bir marka olarak öne çıkıyor. Renk kullanımındaki özgüveni, güçlü Danimarka tasarım mirası ve yeniliğe yaklaşımındaki sakin ama tavizsiz duruşu, markanın karakterini belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Kopenhag yaşamının ritminden beslenen Ørgreen, zamansız bir etki yaratırken aynı zamanda güncel kalmayı başaran gözlük tasarımlarına imza atıyor. Japonya’da yüksek hassasiyetle üretilen her çerçevesi, sade çizgiler ile abartısız bir özgüven arasında kurulan dengeli bir anlayışı yansıtıyor. Uzun ömürlü kullanım hedefiyle geliştirilen bu yaklaşım, estetik kaygının ötesine geçiyor. Ørgreen koleksiyonları, uzun vadeli değer yaratma fikri üzerine kurgulanıyor. Farklı pazarların ihtiyaçlarına yanıt verebilen ölçü ve form çeşitliliği sunarken, markanın öz kimliğinden ödün vermiyor. Markanın yaratıcı vizyonu ise 2024 yılında ekibe katılan Martin Guentert ile yeni bir ivme kazandı. Endüstriyel tasarım kökenli Martin Guentert, Ørgreen Optics’in Tasarım Direktörü olarak görev yapıyor. Gözlük sektöründe 16 yılı aşkın deneyime sahip olan Guentert, teknik yenilik ile rafine bir tasarım anlayışını bir araya getiren özgün yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Lazer sinterleme teknolojileri konusundaki öncü çalışmalarıyla tanınan tasarımcı, günümüz optik dünyasının önde gelen ürün geliştiricileri arasında gösteriliyor. Martin Guentert ile Ørgreen’deki tasarım yaklaşımı ve markanın geleceğine dair vizyonu hakkında gerçekleştirilen röportajı beğenilere sunuyoruz.

Ørgreen’e katıldığınızda markayı inovasyon aracılığıyla geleceğe hazırlamaktan söz etmiştiniz. Bu doğrultuda üretim yaklaşımınız nasıl şekillendi?
Ben katıldığımda Ørgreen zaten renk ve tasarım konusundaki güçlü uzmanlığı ve ürün ile hizmetteki yüksek kalite anlayışıyla öne çıkan bir markaydı. Titanyum koleksiyonlarımız hala markanın temelini oluşturuyor. Bununla birlikte Acetate Cut koleksiyonunda kullandığımız esnek menteşe sistemi ve Quantum High koleksiyonunda Megahertz gibi modellerle daha heykelsi formlara yönelmemiz, ürün yelpazemizi önemli ölçüde genişletti. Geçtiğimiz sonbaharda Nyhavn adını verdiğimiz yeni bir çerçeve ailesi tanıttık. Paslanmaz çelik ve tek renkli sade bir konseptle ilerleyerek, fonksiyonel bir menteşe sistemini daha erişilebilir bir fiyat seviyesinde sunmayı başardık. Bu seri daha genç bir kitleye hitap ederken, markaya yeni kullanıcılar kazandırıyor. Aynı zamanda ürün kimliğimizi daha da netleştirirken, bunu kapsamlı bir marka dönüşümüyle birlikte ele alıyoruz ve bunun yansımalarını artık tüm çalışmalarımızda görmek mümkün hale geldi. Önümüzdeki dönemde ise güneş gözlüklerine daha güçlü bir odaklanma markanın yönünü belirleyecek. Ayrıca bu yıl titanyum tarafında da yeni gelişmeler sunacağız.

Mykita’dan Ørgreen’e uzanan etkileyici kariyerinizin başlangıcı nasıl şekillendi?
KEndüstriyel tasarım eğitimi aldım. Öğrencilik dönemimde yaptığım bir gözlük projesi Berlin’de sergilendi ve Mykita’nın kurucuları tarafından fark edildi. Bu sayede onların ekibine katıldım. Orada uzmanlaşma, deneme yapma ve kendimi geliştirme imkanı buldum. 16 yılın ardından yeni bir şehirde yeni bir sayfa açmak için doğru zamanının geldiğini düşündüm ve Ørgreen’de tasarım ekibine liderlik etme sorumluluğunu üstlendim. Eğitimim daha genel bir tasarım yaklaşımına dayanıyor olsa da klasik endüstriyel tasarıma dönme isteği hiç duymadım. Çünkü gözlük tasarımı benim için zaman geçtikçe daha da ilgi çekici hale geliyor.

Tasarım perspektifinden bakıldığında sizin için gözlüğü özel kılan nedir?
Gözlük; moda, medikal işlev ve kişisel ifade alanlarının kesişiminde yer alıyor. Aynı zamanda insan bedeninin en hassas bölgelerinden biri olan gözler için tasarlanıyor. Kullanıcıya saygı, teknik uzmanlık ve marka kimliğini aynı anda dengelemek ise oldukça zorlu bir süreç diyebilirim. Hayat kurtarmıyoruz belki ama insanların daha iyi görmesini sağlayan ve kendilerini ifade etmelerine yardımcı olan günlük bir eşlikçi yaratıyoruz. Bu da ürünü son derece kişisel kılıyor.

Günümüzde sizi en çok heyecanlandıran materyaller neler ve gözlük tasarımının geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Katmanlı üretim teknikleriyle çalışmayı özellikle seviyorum. 2011 yılında gözlük sektöründe 3D üretim teknolojilerini erken dönemde deneyimleme fırsatı buldum ve hala bu alanda yeni şeyler öğrenmeye devam ediyorum. Bazı sınırlamaları olsa da aklımdaki formu doğrudan gerçeğe dönüştürmenin en hızlı yollarından birini sunuyor. Öte yandan akıllı gözlükler ilginç bir gelişim sürecinde, ancak henüz günlük hayatın doğal bir parçası haline gelmiş değiller. Daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için AR-GE çalışmalarının ilerlemesi gerekiyor. Bununla birlikte sektörün öncelikli olarak sürdürülebilirlik konusuna, özellikle üretim öncesi atıkların azaltılmasına odaklanması gerektiğini düşünüyorum. Bu alanda daha güçlü çözümler geliştirmenin hem tasarımcıların hem de tüketicilerin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyorum.

Gözlük tasarımında 2026 yılında öne çıkan trendler Ørgreen koleksiyonlarına nasıl yansıyor?
Açıkçası trend araştırmalarına çok fazla zaman ayırmıyorum. Daha çok sezgilerime, ekibime ve elimizdeki verilere güveniyorum. Ørgreen tarafında sac titanyum, asetat ve 3D üretim tekniklerinde daha heykelsi detaylara yöneldiğimizi göreceksiniz. Doğru yerleştirilmiş pahlar ve yüzey detayları, en sade kesitleri bile çok daha güçlü hale getirebilir. Öte yandan Nyhavn koleksiyonunda formu sadeleştirerek çizgi ve renk üzerinden ilerleyen bir yaklaşım benimsiyoruz.

Canlı renkler mi yoksa daha sade bir palet mi? Günümüzde tüketiciler renk kullanımına nasıl yaklaşıyor?
Bu sorunuzun tek bir doğru cevabı yok. Önemli olan belirli bir renk paletinden ziyade, tüketicinin yapılan işi anlaması ve onunla bağ kurabilmesidir. Benim için belirleyici olan netlik ve duygudur. Minimal bir tasarım, renkle zenginleştirilebilir. Bu bazen sadece çerçevenin iç kısmında kullanılan küçük bir dokunuşla bile olabilir. Ancak renk, zayıf bir tasarımı kurtaran bir çözüm değildir. Kendi adıma ise daha çok tek renkli yaklaşımı tercih eden bir tasarımcıyım diyebilirim.

Çalışmadığınız zamanlarda neler ilginizi çekiyor? İlgi alanlarınız tasarım sürecinizi etkiliyor mu?
Yemek benim için önemli bir ilgi alanı ve Kopenhag bu konuda oldukça güçlü bir şehir diyebilirim. Yemek yemeyi kendim için bir ödül ve aynı zamanda sevdiklerimizle paylaşılacak keyifli bir deneyim olarak görüyorum. Ayrıca her zaman üzerinde çalıştığım bir el işi projesi olur. Örneğin, kostüm tasarımı tekrar tekrar döndüğüm bir alandır. Elektronik entegrasyonundan köpük kil ile modellemeye ve klasik dikiş tekniklerine kadar farklı yöntemleri bir araya getirmeyi seviyorum. Stil yaratma süreci ve insanların buna verdiği tepkiler beni çok etkiliyor. Bunların tümü de doğrudan tasarım sürecime yansıyor.

Gözlük tarihine baktığınızda size en çok ilham veren tasarımcılar veya tasarımlar hangileri?
Gözlük tarihinde elbette ikonik tasarımlar var. Ancak ben çoğu zaman sadece bu alanla sınırlı kalmamaya çalışıyorum. Yalnızca kendi sektörüne odaklanmanın, benzer ve tekrara düşen fikirler üretme riskini artırdığına inanıyorum. Endüstriyel tasarım açısından Jasper Morrison benim için önemli bir referans noktası oldu. Son dönemde ise Ørgreen’in de parçası olduğu Danimarka tasarım geleneğini daha iyi anlamak için Finn Juhl ve Grete Jalk gibi isimlere yöneliyorum.

Kaynak: Eyestylist

Mayıs 2026