Dsquared2 Sonbahar/Kış Stillerini Sundu

Dsquared2, markanın imzası haline gelmiş cesur hacimler, keskin hatlar ve dikkat çekici tasarımlarla öne çıkan yeni 2025 Sonbahar/Kış gözlük koleksiyonunu sunuyor. Koleksiyon, Double-D logosu veya DSQ2 kesimli logo gibi çarpıcı marka detaylarıyla ve modern renk paletiyle öne çıkıyor. Koleksiyonda erkeklere yönelik D2 0188 güneş gözlüğü modeli, maske camlı formu, keskin hatları ve flat-top tasarımıyla eşsiz bir stil vadediyor. Geniş sapların iç kısmı özenle şekillendirilmişken, sap uçlarında ince bir şekilde işlenmiş akçaağaç yaprağı detayı bulunuyor. D2 0188, rutenyum çubuklu ve gri camlı siyah çerçeve; altın çubuklu ve mavi degrade camlı siyah çerçeve seçenekleriyle sunuluyor. Kadınlara yönelik asetat malzemeden yapılmış cesur, büyük boy güneş gözlüğü D2 0185 heykelsi yüzeyiyle öne çıkıyor. Ön kısımda kesik açık camlar ve yanlarda imza niteliğindeki metal süslemeler bulunuyor. Sap uçlarındaki akçaağaç yaprağı detayı modele zarafet ekliyor. D2 0185, gri degrade camlı siyah çerçeve ve kahverengi degrade camlı Havana çerçeve versiyonlarıyla sunuluyor. Markanın Hype ürün serisi ise cesur bir tarz yansıtan DSQ2 kesim logoyla zenginleştirilmiş yeni ve dikkat çekici stiller sunuyor. Seri; erkekler için hafif, yeni optik çerçeveler ve marka detaylarıyla öne çıkan feminen görünümlü cesur şekilleri de içeriyor.

Aralık 2025

Arma Lens’in Devrimi Sürüyor

Arma Lens’in ilk olarak 7 yıl önce tanıttığı Arma Pixie renkli kontakt lens koleksiyonu, tasarımı ve renk paletiyle kontakt lens pazarındaki devrimsel etkisini sürdürüyor. Serideki kontakt lensler haresiz olarak tasarlanmış olmalarına rağmen kullanıcının gözüne takıldığında ‘melek haresi’ diye adlandırılan bir hareli görünüm sunarak sofistike şıklığı garantiliyor. Özel tasarıma ve renklere sahip Pixie serisi, Türkiye kontakt lens pazarında benzerinin üretimine öncülük etse de; bu seriyi yenilikçi teknik parametreler ve üretim hassasiyetiyle geliştiren Arma Lens, kullanıcının konforunu ve şık görünümünü garantileyen tek firma konumundadır. Çünkü orijinal Pixie kontakt lensleri 14.4 mm Dia ve 8.6 BC değerleriyle üretilmiştir ve orta göz bebeği boşlukları ne altından göz rengini gösterecek kadar geniş ne de görme bulanıklığı yapacak kadar dar bir tasarıma sahiptir. Arma Lens’in geliştirdiği bu özellikler sayesinde renkli kontakt lens tutkunları görüşlerinde herhangi bir bulanıklık sorunu yaşanmamaktadır. Pixie serisi, Arma Lens tarafından yosun yeşili tonu olan Pixie Green, su mavisi tonu olan Pixie ve kahverengi tonu olan Pixie Mocha olmak üzere 3 renk seçeneği ile sunulur. 0.50 den -6.00 dereceye kadar miyop numaralı üretimi mevcuttur ve orijinal seriye yalnızca Arma Lens yetkili bayilerinden ulaşılmaktadır.

Aralık 2025

Eco Eyewear Artık Türkiye’de!

Sürdürülebilir ve çevre dostu gözlük kategorisinin dünyadaki en güçlü temsilcilerinden Eco Eyewear, Turkuaz Optik güvencesiyle artık Türkiye’ye ulaşacak. Eco’nun Türkiye’ye gelişi, modern, sade ve zamansız tasarımlarla çevreye duyarlı yaşam anlayışını buluşturuyor. Her satılan çerçevesi için bir ağaç dikmek misyonunu temel ilkesi haline getiren marka, yüksek çevre bilinciyle global optik markalarına ilham veriyor. Trees for the Future ile yürüttüğü bu proje sayesinde, Eco Eyewear bugüne kadar 4 milyon ağaç dikti ve 233 milyon kilogram CO₂ etkisini sıfırladı ve marka karbon negatif bir seviyeye ulaştı. Eco’nun çevre desteği sadece ağaçlandırma ile sınırlı kalmıyor. Marka dünya genelindeki sahil ve okyanus temizlik projelerine sponsor olarak şimdiye kadar 60 ton okyanus atığının toplanmasına katkıda bulundu. Markanın üretim yaklaşımı da bu değerleri doğrudan yansıtıyor. Koleksiyonların büyük bölümü, hint yağı türevlerinden elde edilen biyobazlı malzemeler ve geri dönüştürülmüş metaller kullanılarak hazırlanıyor. Buna ek olarak, sahil ve okyanuslardan toplanan plastikler yeniden işleniyor; pamuk ve kâğıt hamurundan üretilen biyobozunur asetatlar da koleksiyonun önemli bir parçasını oluşturuyor. Geri dönüştürülmüş alüminyum çerçeveler ise hem hafif hem dayanıklı yapılarıyla öne çıkıyor.

Aralık 2025

Arıkan Group İş Ortaklarıyla Buluştu

Arıkan Group’un geleneksel buluşmalarından biri haline gelen Gözlük Zirvesi 2025, bu yıl da sektör profesyonelleri için verimli, etkileşimi yüksek ve keyifli bir atmosfer sundu. Zirve boyunca iş ortaklarıyla birebir temas kurulan bu özel organizasyon, yalnızca koleksiyon tanıtımlarının yapıldığı bir etkinlik olmanın ötesine geçerek, sektöre dair karşılıklı bilgi alışverişinin yoğun olarak yaşandığı bir platforma dönüştü. Tavla turnuvası, her gün gerçekleştirilen çekilişler ve sosyal etkinliklerle zenginleşen program, katılımcılara keyifli anlar yaşatırken; günün büyük bölümünde yapılan birebir görüşmeler sayesinde iş ortaklarının mevcut sezon performansları, yeni ürün beklentileri ve gelecek koleksiyonlara dair öngörüleri doğrudan dinlendi. Bu geri bildirimler, Arıkan Group’un koleksiyon geliştirme sürecine değerli katkılar sağladı. Zirve aynı zamanda, sektöre yeni bakış açıları kazandıran işbirliklerine de ev sahipliği yaptı. Optisyen ve içerik üreticisi Çağatay Gülümser ile gerçekleştirilen işbirliği kapsamında, teknik bilgi ve sektörel deneyimin ön plana çıktığı bir iletişim modeli katılımcılarla buluşturuldu. Bu işbirliği, koleksiyonların yalnızca tasarım değil; kullanım deneyimi ve teknik detaylar açısından da daha yakından değerlendirilmesine olanak tanıdı.

Aralık 2025

Seiko Topluma Duyarlı Çizgisini Koruyor

Türkiye’de başta göz sağlığı farkındalığını artırmak amacıyla birçok projeyi hayata geçiren Seiko Optik, topluma duyarlı marka çizgisini başarıyla sürdürüyor. Tema Vakfı iş birliğiyle yürütülen ‘Baktığımız Yerler Yeşerecek’ projesi, “Gözümün Değeri’ projesi ‘Karanlık Oda’ saha etkinlikleri, göz sağlığı bilincinin erken yaşlarda oluşmasına katkı sunan Sağlıklı Gözler, Bilinçli Nesiller projesi, Unicef ile gerçekleştirilen Kız Çocuklarının Güçlendirilmesi projesi çalışmalarıyla dikkat çeken Seiko Optik; yalnızca bir optik cam üreticisi değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk alanında da öncü bir marka olduğunu ortaya koyuyor. Seiko Optik Türkiye Marka İletişim Direktörü Ebru Soydan, “Bizim için görme kalitesi yalnızca optik camdan ibaret değil; bireylerin yaşamına, başarılarına ve geleceğine doğrudan dokunan güçlü bir unsur. Milli Atıcılık Sporcumuz Yusuf Dikeç ile işbirliği toplumda göz sağlığının önemini anlatmak için eşsiz bir fırsat sundu. Mersin Erdemli Atıcılık okulundaki çocukların gözlerindeki heyecanı, azmi ve başarıya olan inançlarını görmek bizi çok etkiledi. Bu gençlerin yolculuğunda yanlarında olmak hem Seiko’nun toplumsal değerlerine hem de Türkiye’nin geleceğine yaptığımız bir yatırımdır” dedi.

Aralık 2025

Vintage Trendine Öncülük Ediyor

Original Vintage Sunglasses koleksiyonlarındaki her detayda geçmişin zarafetiyle bugünün netliğini harmanlıyor, kişisel stilinize hikaye katan parçalar sunuyor. Yüksek kaliteden ödün vermeyen markanın asetat modelleri yalnızca estetik değil, aynı zamanda fonksiyonel bir zarafet sunuyor. İtalya’nın en köklü asetat üreticilerinden Mazzucchelli plakalarıyla üretilen bu modeller hem hafiflikleri hem de dayanıklıklarıyla öne çıkıyor. Günlük hayatta konforu önceliklendiren Original Vintage Sunglasses ürünleri, kullanıcısının henüz ilk izlenimde etki bırakmasını destekliyor. Markanın metal çerçeveleri ise geçmişin şıklığını bugünün yalın zarafetiyle harmanlıyor. El işçiliğiyle yapılan detaylı gravürler ve ince işçilik, her modeli benzersiz kılıyor. Markanın metal çerçeveleri stil sahibi olmanın, fark yaratmanın en rafine halini vadediyor. Original Vintage Sunglasses clip-on tasarımlarıyla da kullanıcıların şıklıklarından ödün vermeden tek bir hareketle optik çerçevelerinden güneş gözlüklerine geçiş yapmalarını garantiliyor. Gözlükleri artık sadece bir ihtiyaç değil, günün temposuna uyum sağlayan akıllı bir stil çözümü olarak gören Original Vintage Sunglasses, koleksiyonlarıyla görünür olmak ve farkını zarafetle ortaya koymak isteyenler zamansızlığın merkezinde duruyor.

Aralık 2025

NanoVista Çocuk Göz Sağlığını Koruyor

NanoVista, optik mağazalarının tercih ettiği lider çocuk gözlüğü markası olmayı yalnızca yenilikle değil, aynı zamanda sorumluluk bilinciyle başarıyor. İspanyol tasarımıyla üretilen NanoVista koleksiyonları sadece dayanıklılıkla değil, çocukların göz sağlığına verdiği önemle de öne çıkıyor. 0-4 yaş arası bebeklerden genç yaş grubuna kadar farklı yüz yapılarına uyum sağlayan özel tasarımlarıyla NanoVista, her çocuğun günlük temposuna ayak uyduruyor. Markanın koleksiyonları arasında yer alan Nano Sol Baby serisi, miniklerin güneşe karşı korunması için özel olarak geliştirildi. Ergonomik yapısı, mavi ışık filtreli ve polarize cam seçenekleriyle bebeklerin gözlerine büyük bir konfor sağlıyor. Marka güneş ışığına karşı korumanın bebeklikte başladığının bilinciyle hareket ediyor ve Sol Baby serisi ile bebeklerin göz sağlığını garantiliyor. NanoVista’nın özel elastik yapısı sayesinde düşme sonucu kırılmalara, bükülmelere ve küçük maceralara karşı koyan gözlükleri; gece parlayan modelleriyle de çocukların gözlüklerini sevmelerini ve onları eğlenceli bulmalarını sağlıyor. Bir gözlük okul için bir gözlük park için mi sorusuna; NanoVista, manyetik güneş klipsiyle donatılmış modelleriyle yanıt veriyor. Böylece İspanyol çocuk markası, tek bir gözlükle tüm gün boyu koruma ve stil sunuyor.

Aralık 2025

Masunaga

Masunaga

Zamansız Zanaat & Sanat 120 Yaşında!

Efsanevi markanın 4. nesil temsilcisi ve Ceo’su Soutaro Masunaga, 120. yıl dönümlerini öz değerlendirme yapmak ve geçmişlerinden ders çıkarmak için
eşsiz bir fırsat olarak görüyor.

Bir marka yalnızca onlarca yılı değil, bir asrı aşkın bir zaman dilimini de geride bırakıyorsa, bu durum olağanüstü bir dayanıklılığın, kaliteye tavizsiz bir bağlılığın ve tasarım odaklı net bir vizyonun güçlü bir kanıtıdır. Japon gözlük zanaatkarlığının en seçkin örneklerinden biri olan Masunaga, bu yıl 120. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Bu özel yıl vesilesiyle, Kurucu ailenin dördüncü kuşak temsilcisi ve şirketin Ceo’su Soutaro Masunaga, markanın Fukui’deki mütevazı başlangıcına, büyük-büyükbabası Gozaemon Masunaga’nın vizyoner felsefesine ve gelenekle teknik yenilik arasında kurulan ince dengeye yönelik fikirlerini paylaşıyor. Masunaga Ceo’su, aynı zamanda 120. yıla özel detaylarla üretilen ‘Limited Edition 120’ kapsülleri ve ustalıkla tasarlanarak, birinci sınıf zanaatkarlığın özünü yansıtan Masters of Craft (Zanaatın Duayenleri) serilerinin ikinci sürümü hakkında da özel bir bakış sunuyor. Zamansız bir marka yaratmanın gerçekte hangi özellikleri ve vizyonu gerektirdiğine dair yapılan bu aydınlatıcı röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Soutaro, Masunaga bu yıl 120. yıldönümünü kutluyor. Okurlarımızı markanın başlangıç yılları ve ilk gelişimiyle ilgili bilgilendirir misiniz?
Elbette. Şirketin Kurucusu Gozaemon Masunaga, optik endüstrisini Fukui’de sağlam bir şekilde konumlandırma hedefiyle Osaka ve Tokyo’dan usta zanaatkarları bölgeye getirdi. Fakat hiç kolay bir süreç değildi. Sektöre zorlu bir şekilde adım attı diyebiliriz çünkü o yıllarda Fukui’de üretilen çerçeveler üçüncü sınıf olarak görülüyor, hatta satılamaz bulunuyordu. Kurucumuz Gozaemon Masunaga ürünlerin kalite standartlarını yükseltmek için tam donanımlı zanaatkarların kendi işlerini kurabildiği lonca benzeri bir sistem oluşturdu ve onlara maddi destek de sağladı. Bu sistem sayesinde gözlük zanaatkarlarının sayısı giderek arttı ve optik endüstrisi Fukui geneline yayıldı.

Masunaga’nın tarihinde sizin için kişisel olarak öne çıkan kilometre taşları hangileri?
Tarihimizde işaret edebileceğim şüphesiz pek çok önemli olay var. Ancak benim için en anlamlısı; 2013, 2014 ve 2015 yılları olmak üzere üç yıl üst üste Silmo d’Or Ödülü kazanmış olmamızdır. Çünkü bu başarı sayesinde özellikle Avrupa pazarlarında marka bilinirliğimizi önemli ölçüde artırdık.

Bugün Masunaga dünya genelinde kaliteyle eş anlamlı. Markanızı bu kadar benzersiz kılan nedir?
Kendi markamızı kendimiz üretiyor ve satıyoruz. Özellikle Fukui’deki üreticilerin çoğu bugün yalnızca tek bir aşamadan sorumludur ve bir gözlüğün tamamlanması için birçok firmanın işbirliği gerekir. Buna karşılık Masunaga tasarımdan malzeme araştırmasına, metal işlemeye ve renklendirmeye kadar tüm üretim süreçlerini kendi fabrikasında yönetir. Masunaga’nın bu bütünsel yaklaşımı da tutarlılığı, kaliteyi ve yüksek performansı garantiler. Elbette bir Japon markasıyız, ancak ‘Made in Japan’ vurgusunu ön plana özellikle çıkarmıyoruz. Ürünlerimizin mümkün olduğunca bir nevi ülkesiz olmasını, belirli bir kategoriye sıkışmamasını istiyoruz. Müşterilerimizin Masunaga’yı, Masunaga olduğu için sevmesini; tasarımın ve üretimin bizim imzamızı taşıdığı için değer bulmasını istiyoruz. Masunaga’nın zamansız bir marka olarak algılanmasını hedefliyoruz ve bu tür bir zamansızlığın yıllar içinde inşa edilebileceğine inanıyoruz. Bir markanın zamansız olduğunu söylüyorsanız bu söylemin altını gerçek anlamda doldurmalısınız; yalnızca söylemek yetmez.

Peki Masunaga gelenek ile modern yenilik arasındaki dengeyi nasıl koruyor?
Masunaga mükemmellik dışında bir alternatifi kabul etmez ve bu sebeple mükemmel gözlükler üretiriz. Kar elde edebiliyorsak elbette isteriz, ancak zarar etmemiz gerekse dahi tereddüt etmeyiz. Zihnimizde her zaman mükemmel gözlük üretme misyonu vardır. Bu misyon davranış kodumuzun temelini oluşturur ve gelenek ile modern yenilik arasındaki dengeyi korumamıza da yardımcı olur. Çünkü her ikisi de üstün nitelikte gözlük üretmek için vazgeçilmezdir.

Güncel tasarım trendleri ve teknolojik gelişmeler yeni koleksiyonlarınızı ne ölçüde etkiliyor?
Kulağa tuhaf gelebilir ama biz ürünlerimizin kalitesinin yaptığımız işin ‘en havalı’ tarafı olmasını isteriz. Müşterilerimizin gözlüklerimizi ellerine alır almaz ‘İşte bu Masunaga mükemmelliği’ demelerini umarız. Ne bir trend belirleyicisi olduğumuzu ne de bir moda takipçisi olduğumuzu düşünüyorum. Fakat müşterilerimizin kendi çizgimize sahip olduğumuzu daima hissedebilmelerini isterim.

Bir asrı aşan bir yıldönümü kutluyorsunuz. Bu özel yılınızı onurlandırmak amacıyla yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
Evet bizim için gurur verici bir yıldönümü ve kutlamak amacıyla özel bir web sitesi hazırladık. Bu web sitesinde Masunaga çerçevelerinin zaman içindeki gelişimini anlatan özel içerikler yer alıyor. Arşivlerimizden seçtiğimiz tarihi modellerimizi de bu özel web sitemizden görebilirsiniz. Öte yandan 120. yıl özel seri çerçevelerimiz Limited Edition 120’yi de tanıtıyoruz. Bu özel kapsül koleksiyondaki iki modelde de 18 ayar altın ile titanyumu birleştirmek gibi kendimize özgü teknolojimizi ve zanaatkarlığımızı kullandık.

Bu yıl aynı zamanda Moc (Masters of Craft) serinizin ikinci sürümünü sundunuz. Koleksiyonun özelliklerinden ve ikinci sürümündeki yeniliklerden söz eder misiniz?
Elbette. Masters of Craft (Zanaatın Duayenleri) koleksiyonunu ilk kez 2024 Silmo Paris fuarında tanıttık ve bu ilk sürüm müşterilerimiz tarafından çok beğenildi. Moc koleksiyonu ile zanaatkarlığın zirvesini temsil eden birinci sınıf bir gözlük koleksiyonu hazırlamayı amaçladık. Seri sınırlı miktarda üretiliyor ve dünya çapında yalnızca 100 mağazada satışa sunuluyor. Her Masunaga Moc çerçevesinin kendine özgü bir seri numarası var. Moc ile Masunaga’nın yapabileceklerinin en iyisine mümkün olduğunca yaklaşmayı hedefledik. Sadece güneş gözlüklerinden oluşan ilk sürüm; 5 mikron altın kaplama parçalar, sterling gümüş süslemeler, çift kalkan pedler, üç çizgi detaylı 3.5 mm genişliğinde özel ön yüzeyler, el işçiliği mine uygulamaları ve daha birçok detay içeriyor. İkinci Masunaga Moc sürümü ise sadece optik modellerden oluşuyor. Ayrıca yeni tasarım unsurları da eklendi. Özetle Masunaga Moc serisi için tasarım ile teknik ustalığı bir araya getiren başyapıtımızdır diyebilirim.

Köklü bir başarı geçmişinin ardından Masunaga gelecekte nereye yöneliyor? Önümüzdeki yıllarda hangi hedeflerin hayata geçtiğini göreceğiz?
Bu yıldönümü elbette kutlanması gereken bir başarı; ancak biz bunu sadece bir diğer dönüm noktamız olarak görüyoruz. 120. yıl logomuzda, 120 sayısının 121’e dönüştüğünü görüyorsunuz. Bu sembol geleceğe bakışımızı tam anlamıyla anlatıyor. Bu yıldönümünü kendimizi değerlendirmek ve geçmişimizden ders çıkarmak için harika bir fırsat olarak görüyorum. Umarım markamız ve ürünlerimiz önümüzdeki on yıllar boyunca da geçerliliğini korur ve ilgi görmeye devam eder. Çünkü hikayemiz sürüyor.

Kaynak: Spectr

Aralık 2025

Efes Optik

EFES OPTİK

Sektördeki Çözüm Ortağınız

“Silmo İstanbul 2025’in ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum.”

Merhaba Gökhan Bey, Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıtarak, sektöre nasıl başladığınızdan bahseder misiniz?
Merhaba, ben Gökhan Pehlivanoğlu. Optik sektörüne 1994 yılında bir firmaya ortaklık yaparak başladım. Bu tarihlerde sektöre girişim hem ticarete olan ilgim hem de Türkiye’de kaliteli ve ulaşılabilir gözlüğe duyulan ihtiyacı fark etmemle şekillendi. Daha sonra 1999 yılında Efes Optik’i kurdum. Optik sektöründe içerisinde yer aldığım 30 yılın üzerindeki süreç boyunca edindiğim en büyük deneyim, başarılı bir işin ancak güçlü bir ekip, sürekli yenilik arayışı ve müşteriyi odağa alan bir anlayışla sürdürülebileceğidir.

Efes Optik köklü bir firma. Kuruluş hikayenizi ve 25 yıla yaklaşan yolculuğunuzdaki büyüme stratejinizi paylaşır mısınız?
Kuruluş hikayemiz aslında az önce değindiğim gibi optik sektörü açısından eksikliğini fark ettiğim bir ihtiyacı karşılamak amacıyla başladı. Türkiye’de hem kaliteli hem de fiyat–performans açısından dengeli ürünlerin eksikliği söz konusuydu. Bu eksikliği doldurmak için yola çıktık. Büyüme stratejimiz ise hiçbir zaman kısa vadeli hedeflere değil, sürdürülebilir markalar oluşturmaya yönelik oldu. Dağıtım gücümüzü giderek artırdık, güçlü koleksiyon geliştirme süreçleri kurduk ve markalaşmaya yatırım yaptık. Efes Optik’in başarısı da bu anlayışla geliştirilen stratejiler için en önemli örneklerinden biridir.

Kalite, Efes Optik için bir ön koşul. Materyal seçimi ve üretim aşamasında kalite standartlarınızı nasıl koruyorsunuz?
Kalite anlayışımız; hammadde seçiminden üretimin son aşamasına kadar kesintisiz bir kontrol sürecine dayanıyor. Kullandığımız titanyum, asetat, metal ve TR90 bileşenlerini uluslararası standartlara göre seçiyoruz. Tüm ürünlerimiz CE kriterlerine uygun olarak üretiliyor. Her koleksiyon, dayanıklılık testlerinden geçtikten sonra bayilerimize ulaşıyor. Bu nedenle Efes Optik’ten çıkan her gözlük hem uzun ömürlü hem de sağlıklı kullanım vadeder.

Asya ve Avrupa’ya ihracat yapıyorsunuz. Uluslararası satış deneyimlerinizi ve firmanıza katkılarını paylaşır mısınız?
Uluslararası çalışmalarımız bize önemli deneyimler kazandırdı. Her pazarın kendi dinamiği ve beklentisi olduğunu gördük. Avrupa ülkelerinde tasarım ve marka algısı ön plandayken, Asya’da hafiflik ve fonksiyonellik çok daha önem kazanıyor. Bu çeşitlilik, koleksiyon geliştirme vizyonumuzu zenginleştirdi ve Efes Optik’i global rekabete hazır bir firma haline getirdi.

Okurlarımıza markalarınızdan ve bu portföyü nasıl geliştirdiğinizden bahseder misiniz?
Bugün bünyemizde Chanzara, Lufian, Garbino, Lady Victoria, Chimi, Scapa, Garbino Kids gibi geniş ve çok yönlü bir marka portföyü bulunuyor. Her markanın kendine ait bir kimliği ve hedef kitlesi var. Amacımız, her tüketicinin tarzına ve yaşam biçimine uygun bir seçeneği sunmaktır. Marka portföyümüzdeki bu çeşitlilik, Efes Optik’i sektörde güçlü ve esnek bir oyuncu haline getiriyor. Hem gençlere hem klasik stile hem de lisanslı ürünlere aynı kaliteyle dokunabilmek bizim için büyük taşır.

Efes Optik AR-GE’ye verdiği önemle tanınıyor. Bu alandaki çalışmalarınızın işleyişinden söz eder misiniz?
AR-GE ekibimiz çalışırken Türkiye’nin farklı bölge ve yaş gruplarındaki yüz formlarını detaylı analiz ediyor. Gözlüğün yalnızca bir aksesuar değil, kişinin yüzüyle bütünleşen bir tasarım olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ergonomi, burun köprüsü yapısı, malzeme hafifliği ve uzun kullanım konforu gibi detaylara özel önem veriyoruz. Numune süreçlerimiz oldukça titizdir; her model defalarca denenip revize edilir.

Özellikle Avrupa’ya yönelik ‘yeni bir yerli marka’ hazırlıyorsunuz. Markanızın bu pazardaki yerini nasıl kurguluyorsunuz?
Evet, Avrupa’da modern, özgün ve Türk tasarım gücünü temsil eden bir marka yaratmayı hedeflemekteyiz. Bu markayı; kaliteyi, tasarımı ve ulaşılabilir lüksü bir arada sunacak şekilde konumlandırmayı planlıyoruz. Türkiye’den çıkan bir markanın Avrupa’da kalıcı bir yer edinebileceğine inanıyoruz ve bu hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden sürdürüyor; büyük ölçekli yatırımlar yapıyoruz.

Türkiye genelinde 500’ü aşkın bayiniz var. Bayilerinizi nasıl seçiyor ve satışlarına nasıl destek oluyorsunuz?
Bayi ağımızı oluştururken en önemli kriterimiz daima; iş ortaklarımızla uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkiler kurmak olmuştur. Türkiye’nin her şehrinde, müşterisine değer veren vizyon sahibi işletmelerle çalışmayı tercih etmekteyiz. Bayilerimize düzenli koleksiyon tanıtımları, hızlı teslimat, satış sonrası hizmet ve perakende destekleri sağlıyoruz. Bayi yapımızın güçlü olmasının nedeni ise onları yalnızca müşteri değil, aynı zamanda iş ortağımız olarak görmemizdir.

Efes Optik’in satış sonrası sürece yaklaşımı nasıldır ve bu süreçte ne gibi hizmetler sunar?
Satış sonrası süreç bizde ürünün satışıyla bitmez, tam aksine başlar. Bayilerimize hızlı parça tedariği, ürün değişim desteği ve teknik çözümler sunuyoruz. Her bölge için özel bir müşteri temsilcisi bulunuyor ve tüm süreçlerimiz minimum aksama ile yürütülüyor. Sektörde ‘çözüm ortağı’ olarak anılmamızın nedeni, ihtiyaç anında hızlı ve şeffaf bir şekilde destek vermemizdir.

Sizce yaklaşan 2026 yılıyla birlikte optik sektöründe hangi trendler ön plana çıkacak?
Yeni yılla birlikte minimal ve fonksiyonel tasarımların öne çıkacağını düşünüyorum. Hafif materyaller, sürdürülebilir üretim, renkli camlar ve retro-modern birleşimi formlar daha fazla talep görecek. Aynı zamanda gözlüğün moda dünyasındaki rolü artmaya devam edecek; kullanıcılar kişisel tarzını daha cesur çerçevelerle ifade etmeye yönelecek.

Geçtiğimiz ay 12. kez düzenlenen Silmo İstanbul Optik Fuarını ve sektöre katkılarını değerlendirir misiniz?
Silmo İstanbul, sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri haline geldi. Hem yerli üreticiler hem de uluslararası markalar için güçlü bir vitrin oluşturuyor. Bu yılki Silmo İstanbul ziyaretçi kalitesi ve profesyonel atmosferiyle önceki yıllar ile kıyaslandığında çok daha başarılıydı. Yeniliklerin takip edilmesi, işbirliklerinin kurulması ve sektörün ortak bir çatı altında buluşması açısından büyük değer taşıyor.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenmek isteriz?
Derginiz 4 your eyes’ın sektörde bilgi birikimini artıran, trendleri profesyonel bir dille aktaran önemli bir yayın olduğunu düşünüyorum. Hem sektör temsilcileri hem de perakendeciler için değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Bizlere yer verdiğiniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Aralık 2025

UK Optik

U&K OPTİK

Vizyon ve Deneyimden Doğan Yenilikçi Adres

“Silmo İstanbul artık yalnızca bir fuar değil, Türkiye’nin optik alanındaki potansiyelini dünyaya gösteren güçlü bir platform haline geldi.”

Merhaba Umut Bey. Röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım. Kendinizden bahsederek, optik sektörüyle tanışma hikayenizi paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Umut Kürşatlar. Gözlük toptancısı bir baba ve devlet memuru bir annenin oğlu olarak 1992 yılında dünyaya geldim. Çocuk yaşlardan itibaren gözlük ve optik sektörüyle iç içe büyüdüm. Babam sayesinde mesleğin temellerini yakından öğrenme ve bu alana doğal bir yatkınlık kazanma fırsatım oldu.  Matematik ve fiziğe olan ilgim nedeniyle mühendis olma hedefiyle ilerledim ve Gemi Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Bir süre mühendis olarak çalıştıktan sonra, içimdeki ticaret tutkusu ve optik sektörüne duyduğum özlem ağır bastı. Bunun üzerine ikinci üniversite olarak Optisyenlik bölümünü tamamladım. Sektörde uzun yıllara dayanan deneyime ve saygınlığa sahip öncü isimlerden biri olan babam Ata Kürşatlar’ın bilgi birikiminden ve vizyonundan ilham alarak; aynı özveri ve disiplinle bu meslekte kendi yolumu U&K Optik çatısı altında çizmeye devam ediyorum. Babamdan aldığım bilgi, birikim ve iş ahlakının üzerine kendi vizyonumu, estetik bakış açımı ve modern mağazacılık anlayışımı ekleyerek; gelenekten gelen tecrübeyi günümüzün yenilikçi yaklaşımıyla harmanlıyor, sektöre hem köklü hem de çağdaş bir dokunuş kazandırmaya çalışıyorum.

U&K Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz? Mağazacılık yolculuğunuz nasıl başladı?
Yıllar boyunca toptan optik sektöründe edindiğim birikimi, yurt dışında gözlemlediğim butik mağazacılık anlayışıyla birleştirerek, bu doğrultuda kendi markamı hayata geçirme kararı aldım. Uzun süredir hayalini kurduğum premium butik konsepti, İstanbul’un en nezih bölgelerinden biri olan Anadoluhisarı’nda gerçeğe dönüştürdüm. U&K Optik, yalnızca bir satış noktası değil; tasarım, estetik ve kişisel deneyimi ön plana çıkaran bir yaşam alanı olarak tasarlandı. İsim konusunda birçok öneri gelse de markayı tamamen kendi vizyonumla özdeşleştirmek istediğim için ismimi ve soyadımı temsil eden ‘U&K’ adını tercih ettim. Kısacası, U&K Optik; yılların tecrübesini, yurtdışından gelen ilhamı ve yerel butik anlayışını bir araya getiren, kişiye özel bir optik deneyimi sunma hedefiyle doğdu.

Mağazalarınızda her segmetten ürüne yer veriyor musunuz? Müşterilerinizin en çok tercih ettiği ürün ve markalar hangileri?
Mağazamız Boğaz hattında ve yalılara komşu bir konumda yer aldığından, müşteri profilimiz de buna paralel olarak yüksek kalite ve özel tasarım ürünlere yöneliyor. Bu nedenle ağırlıklı olarak Avrupa’nın en seçkin markalarına yer veriyoruz. Kuruluş amacımız, Türkiye’de en kaliteli optik ve güneş gözlüğü markalarını tek bir çatı altında toplamak üzerine kuruldu. Bugün müşterilerimiz Cartier, Chopard, Silhouette, Tom Ford, Mykita, Gucci ve Maybach gibi premium markaların geniş koleksiyonlarına aynı noktada ulaşabiliyor.

Son yıllarda designer markalar oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Kesinlikle. Artık insanlar herkesin yüzünde gördüğü markaları değil, kendilerini yansıtan daha butik, özgün ve kişisel tasarımları tercih ediyor. Müşteriler, kimliğini anlatan bir gözlük arıyor; bu da tasarım markalarına olan ilgiyi her geçen gün artırıyor. Biz de U&K Optik olarak bu değişimi yakından gözlemliyoruz. Sadece dünyaca ünlü markalara değil, Türkiye’de yetişen başarılı butik üreticilere ve yerli tasarımcılara da mağazamızda yer veriyoruz. Her biri detayına kadar özenle hazırlanmış bu koleksiyonlar hem kalite hem de karakter açısından fark yaratıyor. Kısacası, artık gözlük bir aksesuar olmanın ötesinde, kişinin tarzını ve duruşunu ifade eden bir parça haline geldiğinden, biz de tam olarak bu anlayışla hareket ediyoruz.

Satış sonrası sunduğunuz hizmetlerden bahseder misiniz? Müşteri sadakati kazanmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Butik bir gözlük mağazası olarak her müşterimizi uzun vadeli bir dost olarak görüyoruz. Satış sonrası desteğimizde, müşterilerimizin gözlüğüyle ilgili her türlü ihtiyaçlarında yanlarında olmayı öncelikli hale getiriyoruz. Müşteri sadakati kazanmak için de kişiye özel bir yaklaşım benimsiyoruz. Müşterilerimizin tarzını, yüz tipini ve kullanım alışkanlıklarını tanıyarak sonraki alışverişlerinde onlara özel öneriler sunuyoruz. Kısacası, bizde satış sadece bir alışveriş değil; uzun süreli bir güven ilişkisi anlamına geliyor.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Sektördeki eğitim faaliyetleri son yıllarda artış gösterse de gelişen teknoloji ve tasarım trendleri nedeniyle bu konuda her zaman daha fazlasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Biz U&K Optik olarak personel eğitimine büyük önem veriyoruz. Çalışanlarımızın hem teknik bilgilerinin hem de hizmet sunma kalitelerinin güncel kalması amacıyla, cam üreticilerinin ve markaların düzenlediği eğitimlere katılmalarını sağlıyoruz. Ayrıca yurtdışındaki fuar ve seminerlerde yer alarak global trendleri ve sektörel yenilikleri yakından takip etmelerine olanak tanıyoruz. Bu sayede ekibimiz, yalnızca satış yapan değil; ürünü, teknolojisini ve markanın ruhunu bilen bir anlayışla hizmet sunuyor.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihinizi ve nedenlerinizi öğrenmek isteriz?
Kesinlikle cadde mağazacılığını tercih ediyoruz. Anadoluhisarı gibi tarihi dokusunu koruyan, samimi ve sıcak mahalle kültürünün yaşatıldığı bir semtte yer alıyoruz. Burada müşterilerimizle birebir iletişim kurabiliyor, onları tanıyabiliyor ve ihtiyaçlarını yakından takip edebiliyoruz. Bizim için her yeni gün sadece satış değil, aynı zamanda sosyal bir etkileşim anlamına da geliyor. Sabah fırından ekmeğini alan, kahvesini içmeye giden insanlar bizi görüyor; selamlaşıyor, sohbet ediyor. Bu sıcak iletişim, markamızın ruhunu ve güven ilişkisini güçlendiriyor. AVM ortamında ise bu doğallığı ve samimiyeti yakalamak pek mümkün olmuyor. Bizim anlayışımızda optik mağazası sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda bulunduğu semtin bir parçası da olmalıdır. Bu nedenle cadde mağazası olmak, markamızın kişiliğiyle tamamen örtüşüyor.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat rekabeti, perakende sektörünün kaçınılmaz bir gerçeğidir. Ancak biz bu rekabeti yalnızca fiyat üzerinden değil, hizmet kalitesi, güven ve müşteri memnuniyeti üzerinden okumayı tercih ediyoruz. Babamın uzun yıllardır optik toptan sektöründe olması sebebiyle, üreticileri ve distribütörleri yakından tanıyorum; bu da U&K Optik için tedarik anlamında ciddi avantajlar sağlıyor. Ürünleri daha uygun koşullarda temin edebildiğimiz için müşterilerimize hem geniş koleksiyonlar hem de rekabetçi fiyatlar sunabiliyoruz. Bizim için asıl fark yaratan unsur, sadece uygun fiyat değil; müşterinin kendini güvende hissettiği, satış sonrası da destek gördüğü bir alışveriş deneyimi oluşturmaktır. Uzun vadede sadakat ve güven, kısa vadeli fiyat rekabetinden çok daha değerli hale geliyor.

Uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet, sektörün nabzını tutmak adına uluslararası fuarları yakından takip ediyorum. Her yıl düzenli olarak Silmo Paris ve Mido optik fuarlarına katılıyorum. Bu fuarlar, yalnızca yeni koleksiyonları görmek için değil; aynı zamanda trendleri, teknolojik gelişmeleri ve dünya optik sektörünün geleceğini yerinde gözlemlemek açısından büyük ilham kaynağı oluyor. Açıkçası mağazamın kurulumu da bu fuarlarda edindiğim izlenimlerden doğdu. Amacım, Türkiye’de çok fazla örneği bulunmayan, Avrupa’daki butik optik anlayışını yansıtan bir mağaza konsepti oluşturmaktı. Bu vizyon sayesinde hem mağaza mimarimiz hem de hizmet anlayışımız klasik perakende çizgisinden ayrışıyor. Kısacası, yurtdışı fuarlar bizim için sadece birer etkinlik değil; sürekli yenilenmenin, ilhamın ve vizyonun merkezleridir.

12.si gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimi ve sektöre katkıları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul, her geçen yıl uluslararası standartlara daha da yaklaşan, sektörümüz için çok değerli bir buluşma noktası haline geldi. Gerek marka çeşitliliği gerekse katılımcı kalitesiyle Türkiye optik sektörünün gücünü net biçimde yansıtıyor. Benim için Silmo İstanbul, sadece ticari bir etkinlik değil; aynı zamanda sektörel yeniliklerin, fikir alışverişinin ve ilhamın merkezidir. Her yıl fuarda edindiğimiz izlenimler, mağazamızın vizyonuna da doğrudan katkı sağlıyor. Silmo İstanbul artık yalnızca bir fuar değil, Türkiye’nin optik alanındaki potansiyelini dünyaya gösteren güçlü bir platform haline geldi.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz?
Ben teşekkür ederim, böylesine nitelikli bir sektörel platformda yer almak gerçekten çok değerli. 4 your eyes, optik sektörüne sadece haber veya tanıtım anlamında değil, aynı zamanda vizyon kazandıran bir mecra olarak öne çıkıyor. Sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirip bilgi paylaşımına olanak tanımasının, biz perakendeciler için büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Tarafsız, güncel ve profesyonel içerikleriyle sektörde fark yarattığına inanıyorum. Kısacası, 4 your eyes’ı optik sektörünün sesi ve vitrinlerinden biri olarak görüyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Aralık 2025