Kuboraum

İTALYAN İŞÇİLİĞİ VE ALMAN TASARIMI

Sektörde çok yeni bir marka olan Kuboraum alışılmışın dışında olan sanat algısıyla piyasalardaki yerini alarak sanata ve sanatçıya verdiği önemi koleksiyonlarına yansıtarak hızla gelişiyor.

Tasarımlarını Berlin, Almanya’da gerçekleştiren ve ürünlerini el işçiliğiyle İtalya’da imal eden Kuboraum, 2012 yılında Doğu ve Batı Berlin sınırı arasında daha önce postane olarak kullanılan bir mekanın odalarında kuruldu. Bir galeriye dönüştürülen ofis, hiç vakit kaybetmeden yeni projelerin hayata geçirilmesi için bir üs haline getirildi. Başlangıcından bu yana uğradığı dönüşümler sayesinde stüdyo, günümüzde showroom ve merkez mağaza olarak kullanılıyor. Kuboraum ve stüdyosu, tasarımdan marka kimliğine, görsellikten iletişime, montajdan iç mimari projelerine kadar sanatçı, heykeltıraş ve tasarımcı Livio Graziottin ve antropolojist aynı zamanda da marka yöneticisi olan Sergio Eusebi tarafından geliştirilmiştir.

2009 yılında ortak bir arkadaşlarının sergi açılışında tanışan Livio Graziottin ve Sergio Eusebi,  2011 yılında ilk koleksiyonlarına dahil olan beş güneş gözlüğü modelini global gözlük sektörünün dominant estetik algısına kontrast bir şekilde tüketicilerin hizmetine sunmuştur. Kuboraum markasının tasarladığı gözlükler adeta kullanıcıların yüzüne göre tasarlanmış kişiliği ve karakteri öne çıkaran maskeler gibi görünüyor. Aynı zamanda bu maskeler birer sığınak, koruma ve bir vurgulama olarak da görülmelidir. Almancada da küçük oda anlamına gelen Kuboraum markası kendisini, içerisine sığındığımız, özelimizi ve sahip olduğumuz bütün kimlikleri yaşayarak dünyaya baktığımız iki mercek olarak tanımlıyor. Kuboraum gözlükleri hareketsiz ve cansız nesneler değil, bir maskenin gücünü barındıran ürünler olarak kişilik algısını değiştiriyor. Kuboraum gözlüklerini taşıyan kişiler benliklerini serbest bırakan bir mücadeleye girmeyi kabul ederek var oluyorlar. Kuboraum’un logosu kendi gücü ve duruşu olan bir ‘maske’ olduğu için marka, bu maskenin kendisinin değil, aslında kullanıcılarının kişiliğini ve ana hatlarını ön plana çıkardığını düşünüyor. Kuboraum gerçekleştirdiği piyasa araştırmaları ve trendlere yönelik yaptığı AR-GE çalışmalarına göre, bireyselliğin ve estetiğin endüstriyel mantığın değişime girerek bağımsızlık kazanması ile yeni bir sürece girdiğine inanıyor. Kendine has kodlarıyla ve kendi değerleri ile gözlükleri yeniden yorumlayarak ürünlere daha önce görülmemiş bir bakış açısı kazandırmak firmanın öne çıkan özelliklerinden biri olarak görülebilir. Kuboraum,  toplumun parçası haline gelmiş insanlarla güçlü bir ilişki kurma arayışında olan sağlam estetik, kültürel ve kavramsal prensipleri gözeten ahlaki bir proje olarak görülmelidir.

Kuboraum’un kimlik konseptine yakınlığı, aslında hepimizin sahip olduğu, nasıl göründüğümüz ve başkalarına kendimizi nasıl gösterdiğimiz durumunun yarattığı ikili ve endişeli ruh haline vurgu yaptığı bir tecrübe alanıdır. Kuboraum ürettiği gözlükler için kullandığı bu maske metaforunun bahsedilen gerilimli duruma bir çözüm getirebileceğini ve gözlük seçme işinin, kişi aynaya bakarken kendisini farklı algılamasıyla ilgili bir durum olduğunu düşünüyor. Kuboraum, kitleselleşmeyle kültür ve çeşitliliğin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir toplumda, olaylara farklı açıdan bakmak zorunda kalmanın herkesin öğrenmesi gereken bir bakış açısı olduğunu düşünüyor.

KUBORAUM’UN ARDINDAKİ SANAT…

Optik sektöründe adını duyurmayı başarmış bir tasarım markası olan Kuboraum, önemli sanatçılarla etkileşimde bulunarak çağdaş sanat dünyasıyla ve müziğin her dalıyla iç içe geçerek, sanatın ve sanatçıların aracılığıyla yaşamı çözümlemeyi amaçlayan bütünsel bir markadır. 2018 yılında Kuboraum, yeni sanatçılara kendilerine ait bir alan ve görünürlük sunmak adına kaynaklarını kullanarak üretim yapmak için sanatsal faaliyetlerde bulunma imkanı veren bir çalışma ortamı olan ‘Artist in Residence’nin açılışını yapmıştır. 2019 yılında Berlin Galeri Haftası’nda (Berlin Gallery Week) şirketin sağladığı bir yerde ikamet ederek çalışan sanatçıların kaldıkları süre boyunca yaptıkları çalışmaların gösterildiği bir sergi düzenlendi. Eş zamanlı olarak köklü bir marka için çalışan iki sanatçının da eserleri Kuboraum’un genel merkezindeki vitrinlerde sergilendi. Bu proje 2012 yılında İtalyan sanat geleneğinin Berlin’deki yaratıcı ortamda hayata geçirilmesiyle başladı. Bu sebeple, Kuboraum’un bünyesinde imal edilen her gözlük onu yapan sanatçılardan bir parça ve Venedik’in el işçiliği tarihinden izler barındırıyor. Kuboraum’un sıra dışılık, özgünlük içeren tasarım anlayışıyla hazırladığı, sınırların ötesine geçmeyi başaran optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları küresel optik sektöründe adından söz ettirmeye devam ediyor.

Kaynak: rawlooks.com

Aralık 2021

Haffmans & Neumeister

HAFFMANS & NEUMEISTER

Paslanmaz Çeliğin En İyisi

Kendi sınırlarımızı ve kullandığımız malzemelerin sınırlarını zorlamaya odaklanmaya devam edeceğiz.

Haffmans & Neumeister, markanın kuruluşundan bu güne gözlük sektöründe heyecan yaratmaya devam ediyor. Yenilikçi modelleri ve paslanmaz çelikten üretilen çerçeveleri ile Haffmans & Neumeister tüm koleksiyonunu güncelledi.

Merhaba Philipp, Daniel ve Tjarko. Haffmans & Neumeister, birkaç yıl içinde kendisini birinci sınıf bir marka olarak konumlandırmayı başardı. Şimdi ise koleksiyonlarınızı yeniden tasarlıyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Philipp: Amaç koleksiyonları modernize etmek. Bir tasarımcı olarak ilgi alanınızda çalışırken, inceliklerin aşırı farkında olursunuz. Sonuç olarak, her şeyi bu ayrıntılı nüanslar ve parametreler içinde sınıflandırma eğilimindesinizdir. Ancak bu çok pratik olmayabilir. Bu nedenle koleksiyonumuzu yeniden yapılandırmaya karar verdik.

Farkı koleksiyonlarınız arasında çok az ayırt edici özellik olduğunu mu düşündünüz?
Daniel: Konu gözlük olduğunda milimetrenin çok küçük parçalarıyla çalışıyoruz ve bu parçalar genellikle çıplak gözle görülemiyor. Tasarımcının bakış açısıyla, bu ürünleri birbirinden ayırmak önemliydi. Hala önemli ancak genel tüketici için durum aynı değil.

Üretimine son verdiğiniz koleksiyonlar var mı?
Daniel: Evet, yeniden yapılanma, kısa zaman önce koleksiyonumuza dahil ettiğimiz ULX ve Italic’i artık üretmeyeceğiz.

Bu iki koleksiyondaki stillere ne olacak?
Daniel: Her bir modelin özelliklerine bağlı kalmaya her zaman özen gösterdik fakat ULX ve İtalik modellerinden esinlenerek diğer üç koleksiyonumuza küçük dokunuşlar ekledik.

Yeni sezona hangi koleksiyonlarla başlıyorsunuz?
Tjarko: Yeni koleksiyonlarımız; Ultralight, Ultralight Plus ve Bold’dan oluşacak.

Bu koleksiyonlar neye göre birbirinden ayrılıyor?
Tjarko: Koleksiyonlar, malzeme karışımlarıyla birbirinden ayrılıyor ve her biri kendi fiyat kategorisine sahip. Tüm metal çerçeveler Ultralight’a ait. Ultralight Plus modellerimiz, asetat katkılı Ultralight’tır. Üçüncü seri ise daha güçlü ve daha cesur metallerin yanı sıra asetat kombinasyonlu çerçevelerden oluşan Bold koleksiyonumuz.

Hangi koleksiyonlarınız özellikle markanızın DNA’sını temsil ediyor?
Philipp: Ultralight koleksiyonu, markamızı oluşturan tüm tasarım felsefelerinin somutlaşmış halidir. Paslanmaz çelik çerçeve, kaba olsa da sabırla, detaylara özen gösterilerek üretilmiş bir mücevher.

Hangi tasarım özelliği markanız için vazgeçilmezdir?
Daniel: Ultralight serisi ile tanıttığımız, tüm koleksiyonlarımızı birbirine bağlayan, basit ve estetik modüler bir çözüm olan perçin menteşemiz. İnovasyon bizim için çok önemli ama aynı zamanda teknolojinin anlaşılması ve üzerinde çalışılması kolay olması da önemli. Bu koleksiyonla kendimizi yeniden keşfettik. Bu, bizi günümüzde gerçekten temsil eden yeni bir tasarım.

Ultralight koleksiyonunu farklı kılan başka ne var?
Philipp: Ultralight koleksiyonu, sadece saf metal çerçeve tasarımı olan bir parçadan oluşmakta. Ekstra parçalara sahip değil. Saf ve basit, rafine formlara, azaltılmış silüetlere ve minimum ağırlığa odaklandık.

Bunun Ultralight Plus koleksiyonundan farkı nedir?
Philipp: Ultralight Plus ister şakak uçları ister cam ekleri olsun, örneğin Windsor Ring stili gibi asetatla süslenmiş modellerden oluşur. İnce asetat ekstraları koleksiyonun artılarıdır.

Bolt koleksiyonunuz yeni. Burada hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?
Philipp: Bold ağırlıklı olarak bir asetat koleksiyonudur. Ancak tüm koleksiyonlarımızda paslanmaz çelik çerçeveler taban olarak kullanılmaktadır. Bu, çerçeveye ne kadar eklenti yapıldığı ile ilgili bir soru. Cappuccino, cortado, flat white ve latte’nin hepsi sütlü kahvelerdir, ancak onları tanımlayan kahvenin süte oranıdır. Bu, koleksiyonlarımızı şu anda nasıl kararlaştırıldığına benzer bir durum: paslanmaz çeliğin asetata oranı. “Bold”, espressodan daha sütlüdür.

Ayrıca stilist ve iç mimar Marcus Paul ile bir ortak çalışma yürütüyorsunuz. Bu koleksiyon hakkında özel olan nedir?
Tjarko: Marcus Paul ile işbirliğimiz moda odaklıdır ve soyulmuş ince metalimizin özellikle kalın bir asetatla yan yana gelmesiyle karakterize edilir.

Peki bu modellerin Bold koleksiyonundaki modellerden farkı nedir?
Tjarko: Yenilenen Bold koleksiyonumuz, “iğne şeridi” olarak bilinen Marcus Paul montaj sistemini içeriyor olsa da, Marcus Paul modelleri gözle görülür şekilde abartılı. Sadece metal ile asetat arasındaki dinamik kontrast değil, aynı zamanda asetat şekillerinin kendileri de belirgin ve hacimlidir.

Yeni koleksiyon politikanız, markalaşma veya satış açısından da değişiklikler getirecek mi?
Philipp: Koleksiyonlarımızı yeniden yapılandırmamız, markalaşmamızdan çok küratörlükle ilgili. Bununla birlikte, koleksiyon yapımız ve markamız ilk piyasaya sürüldüğümüzden bu yana oldukça gelişti.

Daniel: Sektöre döndüğümüzde, önceki markalarımıza ait birçok konsept ve estetik vardı. Son üç yılda çok geliştik ve ilerledik. Markamız da gelişti ve eskiden kim olduğumuzu geride bırakıp, günümüzdeki kimliğimizi yeniden keşfettiğimiz ilgili önemli bir noktaya geldik.

Bu gelişimin önümüzdeki sezonlarda sizi nereye götüreceğine dair planlarınız var mı?
Philipp: Kendi sınırlarımızı ve kullandığımız malzemelerin sınırlarını zorlamaya odaklanmaya devam edeceğiz.

Kulağa heyecan verici geliyor. Teşekkürler.

Kaynak: Spectr

Aralık 2021

İrem Optik

İREM OPTİK

Aşkla Gerçekleştirdiğim Hayalim

Silmo İstanbul Optik fuarının sektörümüzün gelişiminde gerçekten çok büyük önemi var. Biz optikçiler için Silmo İstanbul’a ziyaretçi olarak katılmak, farkı binlerce markayı aynı anda inceleme fırsatı veriyor.

Merhaba İrem Hanım. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhabalar, ben İrem Ertuğrul 1999 yılında Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde doğdum. 2016 yılında sağlık meslek lisesinden hemşire olarak mezun oldum. Daha sonra 2017 yılında Medipol Üniversitesi Optisyenlik bölümünü tam burslu olarak kazandım. 2019 yılında Medipol Üniversitesini derece ile bitirdim. Okul devam ederken çalışmaya başlayarak sektöre ilk adımı atmış oldum. En büyük şansım ilk işyerimdeki işletme sahiplerim ve çalışma arkadaşlarımdı onlara olan minnettarlığım ömrümün sonuna kadar devam edecek. Onların işe başlar başlamaz vermiş oldukları sorumluluklar ve tam desteği ile çok kısa bir zamanda işi öğrendim. 2021 yılı temmuz ayında ilk mağazamı Balıkesir’in Edremit ilçesinde açtım. Optisyenlik bölümünü kazandığım ilk günden beri mesleğimi en iyi şekilde yapmak için sürekli araştırıyor, sektörü daha iyi yerlere getirenlerden biri olabilmek için daima memnuniyet odaklı çalışarak istek ve azimli hizmet veriyorum.

İrem Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
İrem Optik daha çok yeni kurulan bir mağaza. Üniversiteden mezun olduktan sonra staj yaptığım yerde 2 yıl çalıştım mesleğime başladığım ilk günden beri işime hep bilgi odaklı yatırım yaptım. Mağazamda en önem verdiğim noktalardan biri gözlüğün kalitesi ve kullanıcının memnuniyetidir. Mesleğime duyduğum aşk ve hayallerim ile İrem Optik’i açma yoluna girdim mağazam, sunduğu hizmetten ve konfordan tutunda dekorasyonda ki yeniliklere kadar butik bir işletme mantığı ile açılmıştır.

Mağazalarınızın yerini belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Öncelikle sirkülasyon yoğun ve müşterilerimizin kolayca ulaşabileceği farklı araçlarla da gelebilecekleri lokasyonlarda belirliyoruz. Mağazamız bir cadde mağazasıdır. Azerbaycan Bulvarı üzerinde bulunmaktadır. Mağazamızda dünya  markalarının yanında butik ürünlere de yer veriyoruz. Hem Covid-19 gibi zorlu bir süreci geçiriyor olmamıza hem de yeni bir mağaza olmasına rağmen müşterilerimizin görüşleri bizi memnun ediyor.

Mağazanızda her gruptan ürün bulunduruyor musunuz?
Kesinlikle bulunduruyoruz ürün yelpazemizi geniş tutmaya özen gösteriyoruz. Günümüz şartlarında herkesin zevkine tarzına ve maddi gücüne hitap etmeyi hedefliyoruz. Doğru ürüne doğru müşteriye buluşturabilmek adına ürün ve marka çeşitliliğine özen gösteriyoruz, hangi marka ya da model mağazamızda kaç adet satılmıştır diye kullanmış olduğumuz optik programdan bakıyoruz.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Evet geliyor. Yeni tasarımcıların ürünlerini bizde elimizden geldiğince bulundurmaya çalışıyoruz. Özellikle sosyal medyadan üzerinden tanımı yapılan ve günümüz modasında dikkat çeken ürünleri mağazamızda yer vermeye çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Satış sonrası hizmetlerimiz tamamen müşteri memnuniyeti üzerine dayalıdır. Satış işlemi tamamlandıktan sonra, satın alınan ürünün teslimi, montajı, kullanım kurallarının ayrıntılı bir şeklide gösterilmesi, ürün arızalandığında bakım onarım ve yedek parça sağlanması ve müşteri şikayetleri ile ilgilenilmesi gibi faaliyetlerimiz hizmetlerle müşterilerimizin memnuniyetini sağlamaya çalışıyoruz. Tüketicilerin satın aldıkları ürünlerle ilgili beklentileri gereksinimlerini giderecek ürün özelliklerinin yanı sıra, ürün ile ilgili herhangi bir eksiklik durumunda gerekli olacak hizmetlerimizi kapsamaktadır.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bizim önceliğimiz cadde mağazaları olarak yer almak bir şehrin ritmini yakalamak için genelde caddelerde var olmak gerektiğini düşünüyoruz mağaza lokasyonumuzu seçerken en dikkat ettiğimiz bir diğer husus ise günümüzde şehirlerimizin en büyük problemlerinden biri insanların araçlarını bırakabileceği uygun bir yerin olmasıdır ancak İrem Optik lokasyon olarak araç trafiğinin çokça olduğu ve park sorunun yaşanmadığı kendi müşterilerimizin araçlarına ait 2 adet otoparkın bulunduğu bir lokasyonda bulunmaktadır.

Mağazanızda yapılan değişiklikler ve kampanyalarla ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendiriyorsunuz?
Dönem olarak teknolojinin hayatımızda en çok var olduğu dönemde yaşıyoruz bu sebeple genel olarak sosyal medya üzerinden bilgilendirme yapıyoruz tabi ek olarak da sms ve mail yoluyla bildirimlerimizi sağlıyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
İlk olarak dükkan kiralarının biraz daha uygun olması çevreye daha hakim olmak ve bu potansiyelin müşteri (arkadaşlık çerçevesi içinde) avantaja çevirmek Anadolu’da optikçiliği bir öğretmen öğrenci çerçevesinde müşterilere bire bir anlatarak müşteriyi her açıdan anlatmak, en önemlisi de Anadolu insanımıza hizmet vermek, onların sıcaklığını hissetmek samimiyetlerini sezmek de insana büyük mutluluk veriyor.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Fiyat rekabeti ticarette sürekli var olan bir durum. Biz bu durumu hem fiyatlarımızla hem de satış öncesi ve sonrası hizmetlerimiz ile lehimize çevirmeye çalışıyoruz.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
İrem Optik olarak öğrenmeye ve öğrendiklerimizi müşterilerimize yansıtmayı çok önemsiyoruz. Devamlı olarak gerek seminerlere gerekse sosyal medyadan yapılan toplantılara, eğitimlere katılmaya çalışıyoruz. Tabi ki İrem Optik’in de haftalık olarak toplantıları oluyor. Bu toplantılarda mağaza içi çalışanlarımızla birlikte belirlediğimiz konular hakkında istişare ediyoruz.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
Bu yıl özellikle çerçeve ile cam arasında boşluk olan gözlükler çok modern olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında kedi göz formundaki çekik gözlükler yine bu yıl oldukça tercih edilen modeller arasında yer alıyor. Son olarak renkli ve çift köprülü çerçeveler bu yıl neredeyse birçok markada ister metal ister asetat çerçevede görülmektedir.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet ediyoruz. Uluslararası bir fuar olması sebebiyle dünyadaki ve ülkemizdeki bütün optik sektörünün bilgi birikimlerinden faydalanma imkanı sunuyor. Ayrıca bütün firmaların bir arada olması sebebiyle o yılın bütün trendlerini bir arada görmemizi ve planlamayı ona göre yapmamızı sağlıyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Fuara ziyaretçi olarak birçok kez geldik. Öncelikle şunu söyleyebilirim Silmo İstanbul Optik fuarının sektörümüzün gelişiminde gerçekten çok büyük önemi var. Biz optikçiler için Silmo İstanbul’a ziyaretçi olarak katılmak, farkı binlerce markayı aynı anda inceleme fırsatı veriyor.  Ayrıca gelecek sezon trendlerini görebilmek açısından da oldukça faydalı oluyor.

Dergimiz “4 your eyes” ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?
Derginizin tarzını beğeniyorum. İşyerimizde de derginize yer verip yeni sayılarını takip ediyoruz. Sektördeki iş arkadaşların hikayelerini okumak benim için çok değerli “4 your eyes” sektörümüzün nabzını, hızını, trendlerini takip ediyor ve bizleri de yeniliklerden haberdar ediyor. Mesleğimize olan katkınız ve emeğiniz için teşekkür ediyoruz.

Kasım 2021

İşbir Optik

İŞBİR OPTİK

Yaptıklarımız Yapacaklarımızın Teminatıdır.

İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz.

Mustafa Bey, İşbir Optik’e Genel Müdür olalı iki sene oldu. Bu dönemde neler yaptınız, şirkette neler değişti?
Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Son iki sene, ne yazık ki, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid-19 pandemisinin gölgesinde geçti. Bu süreçte önceliğimiz çalışanlarımızın ve iş ortaklarımız olan optikçilerimizin sağlıklı şekilde işlerine devam etmesini sağlamaktı. Kısacası çalışanlarımızın ve optikçilerimizin maddi manevi yanında olmaya çalıştık. Pandeminin ilk başladığı günlerde maske, eldiven ve şeffaf kask dağıtmaktan tutun da tam kapanma dönemlerinde çeşitli vasıta ve yöntemlerle ödeme kolaylıkları sağlamaya, yurtiçi ve yurtdışındaki tedarikçi ve hizmet sağlayıcılarımızdan kaynaklı aksaklıklara rağmen üretim ve dağıtımı hiç aksatmadan sektöre hizmet vermeye kadar elimizden gelen azami gayreti gösterdik. Tabii sadece bunlarla kalmadık, pandeminin getirdiği tüm zorluklarına rağmen, tam da o ilk günlerde, Tora markasını İşbir’e entegre ettik. Tora müşterilerinin üretim, sipariş, servis ve faturalama konularında hiçbir sıkıntı yaşamadan işlerine devam edebilmesini sağlamamız, İşbir ve Tora şubelerini ve ürün gamlarını birleştirmemiz, Tora’dan gelen çalışanlarımızın adaptasyonunu sağlamamız gerekiyordu.

Tüm bunları kesintisiz ve sıkıntısız şekilde gerçekleştirdiğimize inanıyorum. Son olarak, VisionArt ve Tora gibi güçlü ulusal markalarımız, Nikon gibi tüketici bilinirliği çok yüksek olan uluslararası markamızın yanına yine bilinirliği çok yüksek bir uluslararası marka olan Kodak’ı entegre ettik. Bu vesileyle Kodak’tan biraz bahsetmek isterim; Kodak, marka gücünü ulaşılabilir fiyatlarla birleştiren, yenilikçi ve dinamik bir marka. Nihai tüketicilerin içinde bulunduğumuz pandemi gibi sıkıntılı dönemlerde güvenilir markalara yöneldiği bir gerçek. Kodak’ın önümüzdeki yıllarda Türkiye optik piyasasında önemli bir oyuncu olacağına inancımız tam.

Göreve gelmenizle birlikte Yeni İşbir Optik’ten bahsediliyor. Bunu açabilir misiniz?
Tabii, bir şirketin en önemli bileşeni ne binaları, ne üretim tesisleri ne de ürünlerdir, hepsinden önce çalışanları gelir. Son iki yıldır İşbir Optik’te tecrübe ve uzmanlığı, dinamizm ve gençlik ile harmanlıyoruz. Yönetici ekibimize bir yandan uzman ve tecrübeli arkadaşlarımızı katarken diğer yandan mevcut çalışanlarımıza kendilerini geliştirmeleri için fırsatlar sunuyor, özellikle genç ve dinamik arkadaşlarımıza daha fazla yetki ve sorumluluklar vererek onların gelişimine katkı sunuyoruz. Tüm bunlar sahaya, iş ortaklarımıza da pozitif yansıyor. Müşterisini iş ortağı olarak gören, kazan kazan zihniyetini benimsemiş, işimizin nihayetinde tüketicilerin daha iyi görme ihtiyaçlarını en doğru çözümlerle buluşturmak olduğunu benimsemiş, sağlığı ön plana alan bir ekibimiz var.

Diğer taraftan, en son teknoloji ile donatılmış üretim tesislerimizi her geçen yıl büyütüyor ve yeni teknolojilere adapte ediyoruz. Burada da vizyonumuz sadece Türkiye’ye değil çevre coğrafyalara da hizmet verecek bir üretim merkezi olmak. Son olarak, dünyadaki gelişmeleri takip ederek en yenilikçi ürünleri sunmaya, tüm görme ihtiyaçlarına cevap verebilecek en geniş ürün gamını bulundurmaya özen gösteriyoruz. Bu çabamızın en önemli delillerinden biri, 7 farklı anti-refle kaplama çeşidimizin bulunmasıdır.

Türkiye optik sektörünün bugünü ve geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Son yıllarda sektör hızla gelişiyor ve değişiyor. Optisyen ve Gözlükçüler Odaları ve Birliğinin kurulması bunun en önemli göstergelerinden biri. Sektörü temsil edecek, sorunların çözümlerinin ana platformunu oluşturacak Odaları ve Birliği çok değerli buluyoruz. Toptancı ve perakendeciler olarak ele ele verip, halk sağlığına daha iyi nasıl hizmet ederiz ve bu suretle sektörümüzü nasıl büyütürüz, bunların üzerine projeler geliştirmemiz gerekir. Özellikle eğitimde ve trafikte göz sağlığının önemini vurgulamak, bunu bir norm haline getirerek düzenli ve mecburi göz muayenelerini yaygınlaştırmak gibi projeler için çalışmalıyız diye düşünüyoruz. Sektörümüzün bu bağlamda geliştirebileceği projeler çok ve önü açık. Sektörümüzdeki tüm bileşenlerin büyümesi ve tüketicilerin göz sağlığı hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesi için atılabilecek birçok adım var.

EssilorLuxottica grubunun Grand Vision’ı satın almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
EssilorLuxottica adına konuşmak için yetkili değilim ancak İşbir Optik adına şunları söyleyebilirim; İşbir Optik 40 yıla yakın geçmişi, uzun yıllardır birlikte çalışan kadrosu, duruşu ve prensipleri ile daima iş ortaklarının yanında olmuştur. İşbir Optik müşterileri arasında ayrım yapmaksızın sektörü büyütmeye gayret etmiş, tüketicilerin daha çok ve çeşitli ürünlere ve hizmetlere ulaşabilmelerine odaklanmış ve daima “işimizi hakkıyla daha iyi nasıl yaparız”ı ilke edinmiş bir şirkettir. Kısacası “bugüne kadar yaptıklarımız, bundan sonra yapacaklarımızın teminatıdır”. Tüm optikçiler bizim vazgeçilmez iş ortaklarımızdır, bu şekilde de kalmaya devam edecektir. İşbir Optik 250 kişilik kadrosu, en son teknoloji üretim tesisleri ile Türkiye’nin gurur duyacağı değerlerinden biridir. Bunları daha da ileri götürmek ve ülkemize, çalışanlarımıza, iş ortaklarımıza ve nihai tüketicilere kattığımız değeri daha da arttırmak doğal hedefimizdir.

EssilorLuxottica grubunun Rekabet Kurumu tarafından incelemeye alınması konusunda da düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Rekabet Kurumu kendisine gelen başvurular üzerine gerekli incelemeleri yapmakla sorumlu olan ve tüm sektörlerde rekabetin etkin olarak sağlanması için görev yürüten bir kurumdur. Bu kapsamda bir inceleme başlatmış bulunmaktadır. Şu aşamada EssilorLuxottica aleyhine isnat edilen herhangi bir iddia mevcut değildir. Burada İşbir Optik olarak bize düşen görev, Rekabet Kurumu’nun istediği bilgi ve belgeleri zamanında temin ederek, işbirliği içerisinde olacak şekilde sürece katkıda bulunmaktır. Bu konuda da üstümüze düşen görevi layıkıyla yapmaya gayret ediyoruz. Tekrar ifade etmek isterim ki, İşbir Optik sadece hizmet ve ürünlerini geliştirmeye odaklanmış, her gün “bir sonraki adım ne” anlayışıyla daha iyisini yapmayı hedeflemiş bir firmadır. Sonuç olarak ilk ve tek hedefi Türkiye optik sektörüne en iyi hizmeti vermektir.

İşbir Optik olarak yıllardır katılımcı firma olduğunuz Silmo İstanbul Optik Fuarı yaklaşmakta, 2021 fuarından beklentileriniz nelerdir?
Silmo İstanbul 2019 bizim için çok verimli geçmişti. Ne yazık ki krizlerde ilk etkilenen sektörlerden biri fuarcılık oluyor ve malum pandemi sebebiyle 2020 yılında fuar düzenlenemedi. İki yıl sonra hem müşterilerimizle yeniden buluşmak, kucaklaşmak hem de sektörün diğer tüm bileşenleri ile görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak için fuarı iple çekiyoruz. Fuarların sektörlerin gelişmesi için çok önemli olduğunu düşünüyoruz, o sebeple de bu sene Silmo İstanbul fuarına Nikon ve Kodak markalarımıza vurgu yaptığımız iki stand ile katılacağız.

Son olarak, “4YourEyes” optik magazin dergisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Aynen fuarlar gibi sıkıntılı dönemlerde en kötü etkilenen sektörlerden biri de dergicilik ve özellikle de sektörel dergiciliktir. Bu zorlu pandemi günlerinde kesintisiz olarak sektöre haber ve hizmet vermeye devam eden “4 your eyes” dergisi ve çalışanlarını gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Kasım 2021

Loewe

BİR KRALİYET MARKASI

Bir zamanlar İspanya Kraliyet Ailesi’ne hizmet eden Loewe, deri işçiliği ve sanatının ilkelerine bağlı kalarak 175. yılında da sektörünün en iddialı markalarından biri olmayı sürdürüyor.

Loewe markasının kökleri bir grup deri ustasının, tütün kutuları ve çeşitli aksesuarlar üreterek faaliyetlerini devam ettirdikleri 1846 yılına kadar dayanıyor. Temellerinin atılması bu zanaatkarlara dayanan Loewe, 1872 yılında markaya da adını verecek olan Alman deri işlemeciliği ustası Enrique Roessberg Loewe’nin Madrid’e taşınmasının ardından resmi olarak kurulmuştur. Deri işçiliğinde gösterilen hassasiyet ürünlere yansıdığında, marka modaya uygun ve kaliteli çanta seçenekleri arayan üst kesimdeki kadınlar tarafından oldukça beğenilmiştir. Ürettiği çantalar kadar diğer ürünleriyle de takdir edilen Loewe, 1905 yılında İspanya Kralı XIII Alfonso tarafından hükümdar ve maiyetinin baş tedarikçisi unvanına layık görülmüştür. Bunun yanı sıra, Loewe’nin Príncipe de Madrid sokağında bulunan mağazalarını, Kral Alfonso’nun eşi Kraliçe Victoria Eugenie de 20. yüzyılın başlarında sık sık ziyaret ederek markanın kraliyet bünyesindeki popülerliğini ispatlamasını sağlamıştır. Günümüzdeyse, İspanya’nın mevcut kralının annesi Kraliçe Sophia’da Loewe markalı çantalar kullanarak bu markanın İspanyol toplumundaki hiyerarşi düzeninde ne kadar köklü bir yerinin olduğunu gözler önüne sermiştir.

Kuruluşunun ardından geçen zamanla Loewe’nin tarihiyle de ilişkili olarak 1975 yılı, General Fransisco Franco’nun ölümüyle birlikte başlayan İspanya’nın diktatörlükten demokratikleşmeye geçme dönemi önemli bir yere sahiptir. O dönemde ülkenin en iyi lüks moda markalarından biri olan Loewe, İspanyol kadınının yeni yaşam tarzına zarif bir şekilde uyan ‘Amazona’ adlı modern ve spor tasarımlı çantasıyla, demokrasideki bu şiddetli yükselişte yerini almıştır. Günlük hayatta kolaylığı amaçlayan Amazona, kullanıcılarını gündüzden geceye taşımayı amaçlayan; yumuşaklığı, sadeliği ve kullanışlılığı stil ve işlevsellikle birleştiren ilk çanta modelidir. Amazona’nın bu omuz çantası, tasarımcıların zaman içinde yaptıkları değişikliklere rağmen 40 yıldan fazla bir süredir en çok tercih edilen modellerden biri olarak markadaki konumunu korumaya devam etmektedir.

Kuruluşundan itibaren geçen yüzyılda Loewe, kendi bünyelerinde hazır giyim sektörüne geçmeden önce deri cüzdan ve el çantaları üretimine ağırlık vermişti. Amazona ve Flamenco gibi başarılı modellerine rağmen Loewe, İspanya’daki diktatörlük sonrasındaki dönemde hala kendi kimliğini arıyordu. Takip eden dönemlerde Narcisco Rodriguez, José Enrique Oña Selfa ve Stuart Vevers gibi birçok tasarımcıyla çalıştıktan sonra ünlü marka 2014 yılında, genç bir bakış açısıyla Loewe’yi geliştirmeyi misyon edinen Jonathan Anderson ile çalışmaya başlamıştır. Jonathan Anderson’ın öncülüğünde Loewe,  zanaat ve gelenek mirasını taşıyarak günümüzde kültürel bir güç haline gelmeyi başarmıştır. Kuruluşundan beri markanın temelini oluşturan kusursuz uygulama ve sanatsal dokunuşlarla Loewe, Anderson’un modern tasarım algısıyla da birleşerek günümüz moda dünyasının hızına ayak uydurarak ilerleyen önemli bir yaşam stili markası haline gelmiştir.

2018 yılında Thélios isimli markayla ortaklaşa bir çalışmanın sonucunda Loewe, Kreatif Direktör Jonathan Anderson’un da imzasıyla kadınlar ve erkekler için özel olarak tasarladığı ilk güneş gözlüğü koleksiyonunu piyasaya sürdü. Loewe Eyewear güneş gözlüğü serisinde özellikle 3 stil göze çarpıyor. Markanın bir miras olarak gördüğü deri işlemeciliğinden emareler taşıyan Puzzle modeli adeta Loewe’nin genlerini barındırıyor. Ürünün tasarımında asetat ve metali usta bir şekilde kullanan Anderson, Tyra isimli model için yarattığı kompozisyonda İbiza Adası’ndan esinlenmiştir. Son olarak Jinx adı verilen model dikdörtgen formuyla metal ve derinin beraber kullanımını çarpıcı bir şekilde vurgulayarak koleksiyonu tamamlıyor.

175. YILINDA LOEWE…

Geçtiğimiz yıl İspanya Hükümeti tarafından güzel sanatlar alanında Merit Altın Madalyası’na layık görülen Loewe, bu sene 175. yıldönümünü Kreatif Direktör J.W Anderson’un önderliğinde 18 Mart’ta çıkardığı Paula’s Ibiza isimli 2021 İlkbahar/Yaz kreasyonuyla kutluyor. Fotoğraf çekimleri Gray Sorrenti tarafından Kaliforniya ve Meksika’nın çöllerinde gerçekleştirilen koleksiyonun kampanyası, doğanın cömert yanlarından ilham alınarak tasarlanan seriyi çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza adını verdiği koleksiyonda kadınlar için tasarlanan güneş gözlükleri de sofistike görünümleriyle göz dolduruyor. Materyal olarak asetatın tercih edildiği cesur modeller, kedigözü ve maske formları ile yüksek estetik algısı yaratırken işlevsellikleriyle nihai tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza koleksiyonunda kare formdan, geometrik ve oversize formlara kadar geniş bir tasarım skalası beğenilere sunuluyor. Loewe’nin 175. yıldönümü onuruna hazırladığı bu özel koleksiyondaki güneş gözlükleri, siyahtan Havana tonlarına ve neon renklere kadar moda severlere birçok renk seçeneğiyle sunuluyor.

Kaynak: lyfstyl.ca

Kasım 2021

L’amy

L’AMY

Lükse Olan Bağlılık

Ünlü Fransız gözlük firması L’amy hem tarihine hem de titiz prensiplerine uygun çalışmalarını artık lüks segmente ağırlık vererek L’amy Luxe markası altında sürdürmeye kararlı görünüyor.

Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip Fransa’nın Jura bölgesinde yer alan L’amy, geriye dönüp bakıldığında 200 yıldan fazla bir süredir gözlük sektörüne yön vermektedir. 1980’li yıllarda L’amy moda markalarını bünyesi altına alarak gözlük üretimine geçen ilk firmalardan biriydi.

Günümüzdeyse bu Fransız firması, L’amy Luxe adı altında faaliyet göstermektedir ve lisanslı markalara sahip olma konusunda da beklenenin ötesinde bir ilerleme kaydetmiştir. Firmanın şu anki odak noktası ise özel niteliklere sahip lüks ürünlere yepyeni bir yaklaşımla bakmaktır. L’amy’nin CEO’su Dominique Alba ile şirketin yeni ufuklar keşfetmek adına ulaşmak istediği hedeflerden ve sektörel gelişimlerden bahsettiği röportajı sizlere sunuyoruz.

Merhaba Dominique, L’amy gözlük sektöründeki en iddialı firmalardan biri. İki asırlık köklü bir mirasa sahip olan L’amy’nin kuruluşu neye dayanmaktadır
L’amy her zaman için teknolojinin ve yeniliğin öncülüğünde hareket etmiştir. L’amy’nin tarihçesi ise 1960’lardan başlayarak pazarlama ve tasarımı birbiriyle harmanlayan mühendislik çalışmalarına ve teknolojik girişimlere dayanmaktadır.

Şirketinizin kuruluşu Fransa’nın yüksek kalitede gözlük geliştirme ve üretme kaynağı olarak görülen Jura bölgesine uzanıyor. Bu bölgenin tarihsel açıdan L’amy’e katkısı nedir?
Jura bölgesinde kurulmuş olmak, sektörün en yenilikçi ve aynı zamanda en yüksek kalitede ürün sağlayan firması olmamızda büyük önem taşıyor. Şirketimizin bünyesinde ‘yaşayan miras’ ünvanını alan Henry Jullien ve aynı zamanda piyasadaki en yenilikçi koleksiyonla birden fazla ödül kazanan McLaren da var. Bu durum optik mağazalara lüks segmentte en çok ihtiyaç duyulan kusursuz işçilik ve sınırsız yeniliklere sahip gözlükleri sunmamızı sağlıyor.

L’amy’nin titiz işçiliğine ve yüksek kalitesine dayanan üretimdeki tarihçesine bakarsak, firmanın dönüm noktası olarak nelerden bahsedebilirsiniz?
Aslına bakarsak L’amy çok uzun ve hareketli bir geçmişe sahip. Öncelikle, üretim açısından kilometre taşlarımızdan biri olarak 1883 yılında kurulan modern anlamdaki ilk fabrikamızdan bahsetmeliyim. Bir diğer kilometre taşı olarak ise 1986’da kurduğumuz son model galvanik uygulamalı fabrikamızı gösterebiliriz. Üretim faaliyetlerindeki yeteneklerimiz adeta genlerimize işlemiştir diyebilirim.

1980’lerden itibaren lisanslı markalarla çalışmada uzmanlaşan L’amy’nin portföyünde hangi büyük şirketler yer aldı?
L’amy’nin en uzun süre ortaklık kurduğu ve bu ortaklık sayesinde büyük başarılara imza attığı lisanslı markamız Lacoste’den öncelikle bahsetmek isterim. Ancak başka firmalarla da çok fazla işbirliği yaptığımızı söyleyebilirim. Aslında artık gözlük lisansımız olmayan markaları listelemek benim için çok daha kolay olurdu.

Lisans anlaşmaları yapmayı bıraktığınızdan beri sektördeki diğer firmalar bu alanda güçlendiler mi?
Sektördeki diğer firmaların güçlü konuma gelmesinde bizim lisans anlaşmaları yapmayı bırakmamızın bir payı olduğu doğru. Ancak uzun süreden beri marka konumlanmalarının hızla değişen piyasa koşullarına göre şekillendiğini düşünüyorum.

Bu durumda lisanslı marka sahibi olmak artık size cazip gelmiyor diyebilir miyiz?
Lisanlı markaların sahibi olmak artık ne L’amy için ne de optisyenler için bir rekabet ortamı oluşturmadığından bunu bir sorun olarak görmüyoruz. Günümüzde, nihai tüketiciler de artık markalar ve ürünler hatta piyasalar hakkında sahip oldukları bilgiler sayesinde farkındalık kazandı.

Genel anlamda pazarın değiştiğini ve eski konseptlerin önceki kadar rağbet görmediğini mi düşünüyorsunuz?
Tam olarak öyle olduğunu söyleyemem. Konseptlerin ne kadar eski olduğuna bakılmaksızın hala başarıya götüren etkenlerden olduğunu düşünüyorum. Bu noktada önemli olan şey nihai tüketici tarafından değişen konseptin nasıl algılandığıdır.

Aslına bakarsanız sektörün değişimden geçtiğinizi söyleyebiliriz. Peki sizce son on senede en büyük etkiyi hangi değişiklikler sağladı?
Üç büyük değişimden söz edebiliriz. İlk önce perakendeci ve tüketiciyi kontrol etmeyi amaçlayan büyük gözlük firmaları birleşti. Ardından, üreticiden tüketiciye kadar olan bütün değer zincirini kontrol etmek adına şirketlerin kendi bünyelerinde ürettikleri gözlük bölümlerinin oluşmasıyla lüks moda döneminin sonuna geldik. Son olarak da, 3 boyutlu yazıcılar, sanal ortamda ürünlerin denenmesi, bağlantı aparatları ve akıllı camlar gibi yeni teknolojilerin ortaya çıktığını görüyoruz.

Sözünü ettiğiniz bu teknolojik gelişmelerin sektöre etkisi nedir?
Pazarda gerçekleşen bu yapısal değişiklikler aslında daha tam olarak bütünü değiştirmiş değil. Ancak bu değişiklikler yavaş yavaş ve sürekli oldukları için bir noktada bütünü de etkileyecektir. Bu durumdan ilk etkilenenler her ne kadar gözlük firmaları olacak olsa da, en büyük etkiyi tüketicilere yeni teklifler ve düzgün stratejilerle yaklaşmak zorunda kalan optik mağazaları hissedecektir.

100. yılını kutlayan ve geleneksel tüketimin öncüsü Henry Jullien’i 2017’de devraldınız. Bu satın almanın ardında yatan motivasyon kaynağınız neydi?
Henry Jullien dünyada çapında detay ve kaliteye önem veren öncü gözlük üreticilerindendir. Artık bu seviyede onların yaptığı sadece el işçiliği olarak değil sanat olarak değerlendirilmelidir. Henry Jullien’de vakit değerlidir. El işçiliğiyle yaptıkları gözlük çerçevelerinin üretiminde yaklaşık 279 aşama kullandıklarını göz önünde bulundurursak; zamanın da etkisiyle, bu sanatsal tarzla, ürünlerin dayanıklılığını garanti etmişlerdir. Henry Jullien geniş bir tüketici topluluğunda güçlü bir yankı uyandıran bir markadır. Bu durum Henry Jullien’i toplumun büyük bir kısmının da bağlı olduğu temel değer algılarına uyan modern bir şirket haline getiriyor. Geçen yüz yılın ardından modaya bu kadar uyumlu olarak ilerlemesi adeta bir mucize olarak kabul edilebilir.

Bu satın alma stratejik açıdan bir değişiklik yapmanıza sebep oldu mu?
Evet oldu. Lüks tüketim pazarına odaklanmaya karar vermemizin üç nedeni var. Birincisi, lüks tüketim segmentinin son 30 yılın en yüksek büyüme oranına sahip olması. İkincisi, bu segmentin, mevcut pandemi krizi de dahil olmak üzere, son iki yüzyılda gerçekleşen krizlere en dayanıklı olan alan olması. Üçüncü olarak ise, başka alanların aksine son on yılda optik mağazaları tarafından iyi bir şekilde hizmet sağlanamadığı için için gözlük sektörü açısından piyasaların yüksek bir potansiyele sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Nasıl oluyor da lüks tüketim diğer fiyat kategorilerine kıyasla krizden daha az etkileniyor?
İki yüzyıldır ve net bir şekilde 1929 krizinden beri bu duruma tanıklık ediyoruz. Lüks tüketim segmenti, diğerlerine kıyasla bu krizden çok daha az etkilendi ve her krizden sonra hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Dünyadaki nüfusun da %20’lik bir kısmına denk gelen en zengin, en eğitimli ve en bilgili kesimi ilgilendirdiği için de bu zamana kadar en dayanıklı segment oldu.

2019 yılında teknik açıdan gelişmiş, yenilikçi ve lisanslı bir marka olan McLaren’ı piyasaya sürdünüz. Daha fazla lisanslı markayla çalıştığınız önceki dönemlere kıyasla bu dönemin arasında ne gibi farklar var?
İnovasyon,  inovasyon ve inavasyon. McLaren markasının koleksiyonları sadece teknolojik içeriği bakımından değil aynı zamanda büyüleyici tasarımıyla da gerçekten eşsiz bir çalışma. Şimdi Henry Jullien ve McLaren geriye kalan tek lisanslı markalarımız olduğu için portföyümüzü modernize ettik ve lüks segmente odaklandık. Bu gelişmeyle beraber de adımızı L’amy Luxe olarak değiştirdik. 

Kaynak: Spectr

Kasım 2021

Ata Optik

ATA OPTİK

11 Senelik Tecrübe

Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz.

Merhaba Kader Bey. Öncelikle sizi biraz tanıyalım ve sektöre giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, 1979 Tekirdağ Malkara doğumluyum. Gelişim Üniversitesi Optisyenlik Bölümü mezunuyum. Sektöre ilk adımımı 2004 yılında attım. Yakın bir arkadaşımın mağazasında kısa bir süre bulunup, bu süre zarfında mağazacılık ve işin mutfağı olan atölye kısmında birikimlere sahip olmaya başlayınca, 2004 yılında Tekirdağ Muratlı’da ‘Gözlüx’ adıyla ilk mağazamı açtım.

Mağaza lokasyonunun satışlarınızı etkilediğini düşünüyor musunuz?
Lokasyonların satışların üzerinde ki etkisine kesinlikle inanıyorum. Müşterilerimiz için ulaşılabilir bir lokasyonda olmak ve bunun yanı sıra, mağazanın olduğu lokasyanlarda araçlarını rahatça park edebilecekleri otopark alanlarının olması büyük bir avantaj. Ayrıca vermiş olduğumuz ve hedeflediğimiz hizmet kalitesi açısında da bulunduğumuz lokasyonda ki nihai tüketici ile aynı vizyon doğrultusunda buluşabilmek de çok önemli olduğunu düşünüyorum. 

Ata Optik’in kurulma aşamasından söz eder misiniz?
2004 yılında ilk mağazamı açtıktan sonra ki 11 senelik süre zarfında edinmiş olduğum tecrübe ve birikimler neticesinde, bulunduğumuz bölgede yapmış olduğumuz işin üst segmentte sunulmadığını gördüm. Yıllar içerisinde kendime edindiğim misyon ve sahip olduğum vizyon doğrultusunda 2015 yılında Tekirdağ Süleymapaşa’da üst segment ve tüm dünya markalarının da satışını gerçekleştirdiğimiz mağazamızı Ata Optik adıyla açtık.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Şu an Ata Optik adıyla 3 ve ilk göz ağrımız olan Gözlüx mağazamızla birlikte 4 mağazaya sahibiz. Günümüz şartlarını da göz önünde bulunduracak olursak, doğru ekip ve en doğru hizmet kalitesini yakalayacağımızı düşündüğümüz en doğru zaman da mutlaka yeni şubelerle kaliteli hizmetimizi vermek adına girişimlerimiz olacaktır.

Mağazanızda en çok satışı yapılan optik ve güneş gözlüğü markaları nelerdir? Müşterileriniz tarafından seçilen bu markaların tercih nedenleri ne olabilir?
Hemen her dünya markası ve optik sektörü içerisinde alanında en iyi markalarla çalışmaya özen gösteriyoruz. Sektör içerisinde ki dinamiklerin değişimlerini müşterilerimiz de en az bizler kadar iyi ve yakından takip ediyorlar. Bu doğrultu da sağlık ve modayı içerisinde barındıran en farklı ve özel tasarımları müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz.

Son yıllarda designer markalar rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Müşterilerimizin sosyal medyayı yakından takip ettiklerini ve farklı tasarımlara sahip gözlüklerin artık hayatımızın en önemli parçası olduğunu düşünürsek, bu doğrultuda sosyal medya üzerinden gördükleri popüler modeller ve markaları mağazamızda da görmek istiyorlar. Biz de onları en yeni en güncel modellerle buluşturmaya çalışıyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?
Mağaza olarak misyonumuz %100 müşteri memnuniyeti ve bu yüzden sadece satış odaklı değiliz. İşimizin sağlık boyutunu da düşünecek olursak müşterilerimizin memnuniyeti için olumlu veya olumsuz bütün geri dönüşleri en iyi şekilde karşılayarak tüm güler yüzümüzle her an aynı ilgi ve alakayı gösteriyoruz. 

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Tabi ki cadde mağazacılığı… Butik hizmet vermek amacıyla kurulan bir işletme olduğumuzdan dolayı, yeri geldiğinde mağazamızın önünde ki özel oturma alanımızda ev ortamı rahatlığını hissettirip müşterilerimize ikramlarda bulunmak, yeri geldiğinde arabalarına kadar eşlik edebilmek gerektiğine inanıyoruz. Bu hizmeti ve samimiyeti AVM içerisinde gerçekleştirme şansımız yok. Bu sebeple vizyonumuzun cadde mağazacılığı ile örtüştüğüne inanıyoruz.

Ata Optik olarak optik sektöründeki değişimlerin bir parçası olan yabancı perakende zincirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yabancı yatırımcıların ülkemizde ki optik sektörünü olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum. Dünyaca ünlü cam ve çerçeve markalarını tekelinde bulundurup, yerli meslektaşlarımızı tamamen sektörün dışına doğru itmeye çalıştıklarına inanıyorum.

Sektöre yıllardır hizmet veren biri olarak ülkemizde gözlük kullanımı oranları ve bilinci hakkında neler düşünüyorsunuz? Gözlük kullanımının arttırılması için neler yapılabilir ve kimlere görev düşüyor?
Ülkemizde gözlük kullanımının henüz istenilen düzeyde olduğunu görmüyorum. Maalesef ki bir çok kesimin halen daha gözlük bilincinin oluşmadığını görüyorum. Bundan dolayı öncelikle biz mağazacıların ve beraberinde sağlık bakanlığının ve oda yöneticilerinin kamuoyunu gözlük kullanımı hakkında bilinçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Perakendeciler arasında yaşanan fiyat rekabetinin, sektörde nelere zarar verdiğini düşünüyorsunuz? Bu rekabet için yaptığınız özel bir çalışma var mı?
Perakendecilerin uygulamış olduğu farklı yöntem ve fiyat politikalarının sektörümüze ağır bir darbe vurduğunu savunanlardanım. Bunun sebebi global markaların bir çoğunu hemen her mağazanın satıyor olması ve farklı fiyat politikası neticesinde, nihai tüketici nezdinde büyük bir güven sorunu oluşturduğuna inanıyorum. Bu durumdan mağazalarımız ve sektörümüzün de etkilenmemesi adına daha butik ve özel markalarla çalışmaya dikkat ediyoruz.

Gözlük severler için 2021 trendleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bu yıl özellikle optik çerçevelerde renkli kreasyonların ve şeffaf renklerin ön planda olduğunu görüyorum. Güneş gözlüklerinde yine asetat ve büyük çerçevelerin vitrinlerin en güçlü koleksiyonları olacağını düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Sektörümüzün ve kişisel gelişimim açısından, yurt dışı fuarları ve üretim merkezi ziyaretlerin de bulunma şansına sahip oldum. Bu ziyaretlerimde sektörümüze ve insan sağlığına verilen değeri daha yakından görmüş oldum. buralarda edindiğim deneyim ve tecrübeleri, müşterilerimize aktarmakta ayrıca büyük bir keyif veriyor.

18-21 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı özellikle son yıllarda yabancı ziyaretçilerin artması ile ülkemizde ki optik sektörünün büyümesine ve gelişmesine çok büyük bir katkısı olduğunu görüyoruz. Özellikle yerli üreticilerin hem sayısının hemde kalitesinin yükselmesine sebep olmuştur. Bununla birlikte yeni koleksiyonları yakından takip etmemiz konusunda bize büyük katkılar sağlıyor. Ayrıca farklı şehirlerden meslektaşlarımızla da tanışıp, fayda sağlayacak sektörel diyaloglar gerçekleştirmek bizlere ayrıca mutluluk veriyor.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Gerek işin moda, gerekse sağlık boyutunda bir çok bilgiyi içerisinde barındıran, sektörümüz hakkında ki en yeni, en güncel bilgileri bizlere aktaran dopdolu bir dergi. Mağazalarımızda bulundurmaktan keyif aldığımız 4 your eyes dergisinin bu sayısında yer almaktan mutluluk duyuyor ve bizlere yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz.

Ekim 2021

Safira Gözlük

SAFİRA OPTİK

Üretimde Kalite

Silmo İstanbul’un gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra tüm katılımcılarının daha istekli olacaklarını düşünüyorum.

Merhaba Fatih Bey… Öncelikle hoş geldiniz. Okurlarımıza kendinizden bahsedip, sektöre giriş hikayenizden söz edebilir misiniz?
Teşekkür ederim, hoş bulduk. Adım Fatih Akdemir, 1982 İstanbul doğumluyum. 1999 yılından beri çeşitli uluslararası kurumsal firmalarda hızlı tüketim sektörlerinde saha ve pazarlama üzerine görev aldım. Optik sektörüne adımımı ilk olarak 2010 yılında yerli üretim yapan gözlük firmasında satış personeli olarak işe başlayarak attım ve sektörü çok sevdim. 2017 yılında optisyenlik bölümünü bitirdikten sonra üretim yapmaya karar verdim. Hazır kurulu bir düzeni olan Antalya’da faaliyet gösteren Safira A.Ş firmasını ortaklarımla birlikte devraldım. Yeniliklerimizle, optikçilerimize kaliteli ve hesaplı ürünler sunarak hizmet etmeye devam etmek istiyoruz.

2016 yılında firmanızı kurmaya nasıl karar verdiniz, sektöre atılırken temel amaç ve hedefleriniz nelerdi?
Amacımız, üretim sürecinde tüketicilerin beklentilerini karşılamak, konforlarını artırmak ve göz sağlığına hizmet edebilmek için kaliteli, güvenilir ve sağlıklı çerçeve üretimi yapmaktır. Bu amacıma uygun bir şekilde üretim tesisimizde TR-90-Grilamid ham maddesinden plastik ürünler üretiyoruz. Model ve renklerimizle yenilikçi olmaya gayret ve özen gösteriyoruz.

Safira Gözlük bünyesinde hangi markalar yer alıyor ve bu markaların özelliklerini paylaşabilir misiniz?
Safirex, Safirex Kids ve Clubmaster aktif markalarımız arasında yer almaktadırlar. Safirex marka ürünlerimiz optik grubunda oldukça ‘hafif ve dayanıklı’ oluşları ile ön plana çıkıyor. Safirex Kids markamız çocuklar için üretilmiş olup modellerimiz ergonomik yapıları ve renk uyumları ile ebeveynlerin istek ve arzularını karşıladığı gibi çocukların da istediği renk ve kaliteye ulaşarak sevilen ve hayran duyulan ürünlerimiz olmasını sağladılar. Clubmaster markamızın koleksiyonları ise renkli cam seçenekleri ve modelleri ile beğeni kazanmaya devam ediyor.

Koleksiyonlarınızın satışları konusunda nasıl bir hizmet anlayışı içerisindesiniz?
Bir imalat firması olarak koleksiyonlarımızın en iyi şekilde hazırlanıp piyasaya en kaliteli ve en kusursuz şekilde sunmak önceliklerimiz arasındadır. Gözlük modellerimizde kendi tasarımlarımızı, müşteri memnuniyeti açısından yeniliklerle dolu ve renkli modeller olarak sunmak bizim için önem taşımaktadır. Sağlam kadro, saha pazarlama ekibi ve ofis içerisinde bulunan çalışma arkadaşlarımız ile gününde ziyaret, gününde ürün teslimi ve anında yedek parça desteği ile hizmet vermeye özen gösteriyoruz.

Dağıtım ağınızı geliştirmek ve daha hızlı hale getirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Dağıtım ağımızı internet sayfamız ve instagram gibi sosyal medya ile destekliyoruz. Optik mağazalar, markalarımız ve ürünlerimizle alakalı https://www.safiragozluk.com.tr/ isimli internet sayfamızda daha kapsamlı inceleme yapabilirler. İçerik olarak optik mağazaların bayi başvurusu ile modellerimize daha hızlı ve güvenli bir şekilde de bakıp modellerimize rahatça sahip olabilmeleri için imkan sunmaktayız. İstedikleri anda da ulaşabileceklerini düşündüğümüz internet sayfamıza göz atarak güncel modellerimize her geçen gün yeni modeller eklediğimizi de takip edebilirler.

Ürünlerinize yönelik kampanya ve yeniliklerden müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Birebir saha ekibimizin ziyareti ve sosyal medya mecralarını tercih ediyoruz. Yaptığımız kampanya ve yeniliklerden müşterilerimizin doğrudan haberdar olmasına önem veriyoruz. Bu konuda aldığımız geribildirimlerden de memnunuz.

Covid-19 sürecinin başladığı 2020 yılından bugüne Safira Gözlük olarak nasıl bir yönetim ve satış stratejisi uyguladınız?
Dünya olarak zorlu bir Covid-19 dönemi geçiriyoruz, bu zorlu günleri herkesi anlamaya ve yardımcı olmaya çalışarak geçiriyoruz. Şunu söylemeliyim ki; Safira Gözlük A.Ş 2020 yılında da her şeye rağmen dik duruşu ve yeni yatırımları ile bir önceki yıla göre büyümesini sürdürdü ve bizler de bu durumun mutluluğunu yaşıyoruz.

Pandemiyle birlikte üretim faaliyetleriniz de aksamalar yaşadınız mı, bu konu ile ilgili ne gibi tedbirler aldınız?
Safira Gözlük A.Ş olarak pandeminin yoğun olduğu dönemde ve herkesin yaşadığı bu zorlu süreçte biz de imalat firması olarak bir süre üretimimize ara verdik. Öncelik insan sağlığı dediğimiz o dönemde üretime ara verme kararımızın daha sağlıklı olacağını düşündük ve bu sürece yavaş yavaş adapte olmaya çalıştık. Toplu taşıma araçlarını kullanan çalışma arkadaşlarımıza uzun süre izin verdik. Daha sonra bireysel araçları ve servis kullanan çalışma arkadaşlarımıza toplu olarak Covid-19 testi yaptırdık ve ne mutlu ki; sorunsuz bir şekilde bugüne kadar bir aksama yaşamadan gelmeyi başardık.

Zorlu 2020 sonrası firmanız adına 2021’in devamına yönelik beklentileriniz nelerdir?
2021 yılında dengelerin değişeceğine ve ülke olarak ihracata yönelik önümüzün açılacağına inanıyorum. Çin ülkesi ciddi kapasite kaybına uğradı ve bu süreçte taleplere cevap veremedi, verememeye de devam ediyor. Bu durumun tüm sektörlerde bize kazanç sağlayacağını zaman içinde göreceğimizi düşünüyorum.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Silmo Optik Fuarı hakkındaki genel düşünce ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Fuarların bizim dünyaya açılan ‘yüzümüz’ olduklarını düşünüyorum ve geçen yıl yapılmamaları iyi olmadı. 2021 yılında muhakkak bir formül geliştirilmeli ve fuarların tekrar aktif hale gelmesi sağlanmalıdır. Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı sektöre sundukları hizmet açısından çok başarılı buluyorum. Diğer katılımcı arkadaşlarımız gibi bizim de bu organizasyon sayesinde, misyonumuza uygun şekilde bizleri daha ileriye taşıyabilme adına pozitif bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı müşterilerimiz için çok hayırlı bir fuar olacağını ve hele ki bir yıl aradan sonra katılımcıların daha istekli olacaklarını düşünüyorum. Ve bizde her zamanki gibi Safira Gözlük A.Ş olarak büyük bir memnuniyetle yerimizi almaya devam edeceğiz.

Optik sektörünün lokomotifi kabul edilen dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Derginizin gerçekten ciddi bir okur kitlesine ulaştığını düşünüyorum. Gerek ziyaretine gittiğimiz müşterilerimizin ofislerinde gerekse diğer üretici arkadaşların masa üstlerinde muhakkak derginize rastlıyorum. Çalışmalarınızın başarılı bir seviyede olduğunu benim kadar herkesin de bildiğini düşünüyorum. Sayenizde sektörde olan biteni diğer arkadaşlarımızın faaliyetlerini doğru bilgilerle anında ve sağlıklı bir şekilde öğrenmiş oluyoruz.

Ekim 2021

En Trend Japon Markaları

USTALIK VE MÜKEMMELLİK

Japonya merkezli gözlük markaları gerek trendlere yön veren tasarım çizgileri gerekse de mükemmelliğe oynayan üretim teknikleriyle dünyaya örnek oluyor.

Japonya özellikle Fukui bölgesi olmak üzere yüzyıllar öncesinden günümüze, gözlük tasarımı ve üretimi konusunda ön sıralarda yer alan ülkelerden biri olmuştur. Dünyanın en önde gelen gözlük markaları bile söz konusu gözlük üretimi olduğunda ‘Made in Japan’ etiketine güvenmektedirler. Çok hafif ve anti-alerjik olan titanyumdan yapılan ilk optik gözlükler yine Japonya imza taşımaktadır. Japon gözlük endüstrisi dünyanın en yüksek kalitedeki, en stilistik ve ustalık isteyen ürünlerini sunan markalara ev sahipliği yapmaktadır. Trendlere yön veren ödüllü ve öncü Japon gözlük markalarına daha yakından bakmak ister misiniz?

MASUNAGA ÖNCÜLÜĞÜNÜ DAİMA KORUYOR

Masunaga sahip olduğu miras ve itibarla, Japonya merkezli gözlük markaları arasında dünya optik sektörüne yön veren markaların öncüsü kabul edilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Masunaga ile özdeşleşen ustalık ve mükemmeliyetin markanın köklü tarihine dayanmasıdır. Gozaemon Masunaga tarafından 1905 yılında kurulan marka, Osaka ve Tokyo gibi Japonya şehirlerindeki gözlük ustalarının Fukui bölgesinde atölyeler açmalarını teşvik etmiştir. Bu nedenle Fukui, günümüzde Japonya’nın en önde gelen gözlük atölye ve fabrikalarına ev sahipliği yapmaktadır. Japonya gözlük üretiminin merkezi haline gelen bu bölge, titiz ve el hüneri üretim süreçlerinde en iyi materyalleri tercih eden Masunaga’nın sektörel çıtayı her geçen gün daha da yükseltmesine olanak sunmaktadır. Masugana’ya ait optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları detaylarına gösterilen özenden taviz vermeyen, eşsiz kalitede oluşlarıyla küresel optik sektöründe kendine yer edinmiştir. Markanın koleksiyonlarında elle parlatılmış asetat, saf titanyum, dayanıklı menteşeler ve özel perçinler göze çarpan özellikler arasındadır.

EYEVAN ZAMANIN RUHUNU YAKALIYOR

Kökleri 1972 yılına dayanan Eyevan, Japon gözlük sanatını ideal bir şekilde yansıtan koleksiyonlarını beğenilere sunduğunda tüm optik dünyasının yakın ilgisiyle karşılaşan bir marka olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek seviyedeki kalitede olan materyalleriyle zamanın ruhunu yakaladığı tasarımlarını üreten marka ilk büyük çıkışını 1985 yılında Madonna ve Prenses Diana gibi ünlülerce tercih edildiği zaman yapmıştır. Geleneksel Japon ustalığını yansıtan gözlük koleksiyonları için modern üretim tekniklerini denemeyi de ihmal etmeyen Eyevan, dünya çapındaki kullanıcılarına zamansız şıklığı ve çabasız zarafeti sunmaya devam etmektedir. Eyevan modaya ve trendlere yön veren optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının reklam kampanyaları ve reklam kataloglarıyla da kalitesinden söz ettirip, küresel optik dünyasının ilgisini çekmeyi başarmaktadır.

MATSUDA’DA USTALIK SANATLA BULUŞUYOR

Matsuda gibi bir gözlük markası için sanat ve moda büyük resmin önemli parçalarını oluşturmaktadırlar. 1967 yılında Mitsuhiro Matsuda tarafından Tokyo’da kurulan marka, hep bir adım önde oluşuyla küresel optik endüstrisine ilham kaynağı olan markalar arasında yer almaktadır. Dünyanın ilk gözlük tasarımcıları arasında isim yapan Mitsuhiro Matsuda ile birlikte marka, koleksiyonları için mimarı ve moda tasarım çizgilerini harmanlanmaktadır. Tasarım zarafetinin ön planda olduğu Matsuda, tam bir moda markası olarak mükemmellik seviyesindeki optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarını sunmaya devam etmektedir. Markanın DNA’sına kazınmış olan ve zamana yenik düşmeyen ustalığı, kalitesi ve üst düzey üretim uzmanlığı, günümüzde diğer gözlük markalarına da ilham olmaktadır. Matsuda imzalı lüks gözlük koleksiyonları, markanın Fukui bölgesinde üretim atölyelerinde 250 aşamadan geçerek titizlikle hazırlanmaktadır. Buna ek olarak Matsuda’nın sanatı ve modayı merkeze alan tasarımcıları, markanın ürünlerinde Sterling gümüşünü ve on sekiz karat altını da materyal olarak tercih etmektedirler.

FACTORY 900 ÖDÜLLERE DOYMUYOR

Factory 900, Japonya’nın en elit gözlük markalarına ev sahipliği yapan Fukui bölgesinin Sabae kasabısında 1937 yılında kurulmuştur. Factory 900 adı aslında kurulan fabrikaya hükümet tarafından verilmiş numarayı temsil etmektedir. Markanın güçlü tarihi, inovatif üretim tekniklerini geliştirmesi ve ilerletmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Factory 900’ün plastikten yararlanarak gözlük üretimi yapması da bu yenilikçi tekniklerinin bir ürünüdür. ‘Gözlüğün Geleceği’ mottosuyla hareket eden marka, benzersiz formlar ve avangard tasarım yaklaşımıyla dünya çapında çok sayıda ödülün sahibi olmuştur. Art arda üç Japon Gözlük Ödülü, iki Silmo d’Or Ödülü kazanan marka, geçtiğimiz yıl 3D olarak şekillendirilmiş RF-064 modeliyle dünya çapında gıpta ile bakılan iF Tasarım Ödülü’nü de evine götürdü.

Kaynak: Spectr

Ekim 2021

Etnia Barcelona

ETNIA BARCELONA

Akdeniz’in İhtişamı

Bu yıla damgasını vuran Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayeyle bir kez daha adından söz ettiren Etnia Barcelona, Covid-19 sürecine rağmen çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Babasının sahip olduğu fabrikada on yedi yaşında çalışma hayatına başlayan David Pellicer, zamanla bütün işleri devralarak 2003 yılında dünyaca ünlü Etnia Barcelona isimli İtalyan gözlük markasını kurdu. Markanın kurulduğu dönemlerde üreticiler için renk çeşitliliği günümüzdeki kadar önem arz etmediği için gözlük koleksiyonları çoğunlukla siyah ya da kahverengi ağırlıklı tonlardan oluşuyordu. Etnia Barcelona bugün, muhteşem işçiliklerini vurgulayan güzel renklere sahip tasarımlarıyla kendinden oldukça söz ettiren bir güneş gözlüğü ve optik gözlük markası olarak sektördeki yerini sağlamlaştırıyor. 2005 yılına gelindiğinde Pellicer, Etnia Barcelona’yı dünya çapındaki tüm büyük ticari fuarlarda lanse ederek tasarım ve yapımda itibar kazanmıştır.

Etnia Bacelona, gelip geçici moda ve trendlerin belirlediği sınırların ötesinde kendisini ifade etmek isteyen herkes için tasarlanmış geniş bir renk, koleksiyon ve model yelpazesine sahip bağımsız bir gözlük markasıdır. Etnia hazırladığı koleksiyonlarda kaliteye, renk çeşitliliğine ve tasarıma bu denli önem verdiği için kısa sürede seçici gözlük severlerin tercihi haline geldi.

Etnia’nın gözlük modellerini üretirken kullandığı asetat; toz haline getirilmiş pamuk ve asetonun bir macun oluşturmak için karıştırılmasıyla üretiliyor. Çeşitli presleme işlemleriyle renk eklendikten sonra kürlendikten sonra kesilip ve lamine edilen asetat, daha sonra kalıplara dökülür ve bu bileşim blok halinde preslenerek 12 hafta boyunca dinlendirilir. Bu sürenin sonunda kalıplardan çıkarılan bloklar istenilen ölçüye göre kesilir. Bu asetat levhalardan elde edilen plastik çerçeveler Etnia Barcelona’nın gözlüklerinin ön cephesini ve sap kısımlarını oluşturur.

Etnia Barcelona, öncelikli olarak tasarımına, kaliteye olan adanmışlığına, müşterileri memnun etme isteğine ek olarak sürekli olarak markayı iyileştirme gayesiyle inşa edilmiştir. Markanın bu yaklaşımı her bir gözlük modelindeki teknik detaylara ve kaliteli tasarıma yansımaktadır. Etnia Barcelona 1930’lu ve 1960’lı yıllar arasında ünlülerin uğrak yeri olan Katalonya bölgesindeki Empordà’nın eklektik atmosferine ve ihtişamına duyduğu saygıya gönderme yapan Vintage adlı koleksiyonunu beğenilere sunuyor. Vintage koleksiyonunun ardında yatan hikayenin kaynağı Costa Brava’daki huzurlu Akdeniz kıyılarında bulunan ikonik ve tarihi lüks otel La Gavina olarak biliniyor. Etnia Barcelona’nın Kreatif Direktörü Edu Pitarch’ın, koleksiyon hakkındaki düşüncelerinden ve serinin arka planında yatan tarihsel esinlenmelerden bahsettiği, ayrıca markanın Covid-19 sürecinde izlediği prosedürleri açıkladığı röportajı sizlere sunuyoruz.

Hollywood’un altın çağında Empordà sahillerinin yaşam tarzından ilham alan Vintage isimli bir koleksiyon çıkardınız. Size ilham veren bu ambiyanstan, karakterlerden ve mekanlardan biraz bahsedebilir misiniz?
Costa Brava, Empordà’da buluşan birçok Hollywood yıldızı ve yerli halk için bir geçiş noktasıydı. Bu durum Empordà’ya, Costa Brava’daki cennet gibi bir manzara sayesinde sofistike olduğu kadar geleneksel bir hava da katmıştır. Aynı zamanda bu meşhur sahil düzinelerce film setine de ev sahipliği yapmıştır.

Koleksiyonunuzun ilham kaynağı olan La Gavina oteli ve orada konaklayanlarla ilgili olarak bu stili ve yaşam tarzını anımsatacak kişiler hakkında biraz daha fazla bilgi verir misiniz?
Liz Taylor, Kirk Douglas, John Wayne ve Ava Gardner gibi ünlü isimler film çekimleri sırasında bu otelde konaklıyorlardı. Bu sayede eksantrik yaşam tarzlarıyla çekilen sahneleri izlemek için setlere akın eden yerli halkın da monotonluğunu kırmış oldular. Bu büyülü ortama Dali veya Chagall gibi yerel sanatçılar ve folklorik flemenko dansçıları da dahil oluyordu. Sonuç olarak La Gavina otelinin bulunduğu yer, sofistike insanların zaman geçirmeleri için kırsal ve vahşi bir atmosfer de dahil olmak üzere gerekli olan her şeye sahip bir yerdi.

La Gavina’dan aldığınız bu ilhamla ‘vintage’ konseptini nasıl yansıtmak istediniz? Size göre bu ruh halini ve yaşam stilini en çok hangi formlar ve tasarımlar doğru yansıtıyor?
Daha önce ilk Vintage koleksiyonumuzda sunduğumuz klasik tarzımızı geliştirdik. Şimdiki koleksiyonumuzda ise metal formlar ve düz camlara daha çok odaklandık. Tasarımlarımızda kolej stilinden de esinlenerek, vurgulamak istediğimiz renkleri sap detaylarında birleştiriyoruz. Aynı zamanda yeni koleksiyonda bir dizi vintage cam ve 70’lerin stilini yansıtan asetat materyaller kullandık. Bu sayede yeni koleksiyonumuzda hafifçe boyanmış metalik pin detaylarını da revize ederek, zarif formlarla ve renklerle temsil edilen sade ve ihtişamlı bir görünüm elde ettik.

Bu serideki optik çerçevelerin stilini oluşturan en belirgin özellikler ve detaylar nelerdir?
Etnik sembollerle süslenmiş metal saplar, balıksırtı desenli asetat bloklu uç kısımlar ve yaratıcı bir dokunuşla klasik bir stil oluşturan altın gümüş ve pembe altın renkli modeller tasarladık. Daha önce hiçbir marka vintage stiline bizim kadar renkli ve elegant bir perspektifle yaklaşmamıştı.

Peki koleksiyondaki güneş gözlüklerine bu yaklaşımı nasıl yansıttınız? Size göre koleksiyonu farklı kılan iki ya da üç güneş gözlüğü modelini örnek verebilir misiniz?
Quinn ve Kirk adlı iki modelimiz bizim için güzel referanslar oluşturuyor. Gözlüklerimizde kullandığımız 2.5 bazlı camlar eski tasarımlara da öykünerek modellerimize modern ve tarz sahibi bir görünüş veriyor. Vintage koleksiyonunda kalınlıklarına göre farklılık gösteren üç seri sunuyoruz. Aynı zamanda el işçiliğinin son derece belirgin olduğu camların metalik ruhunu yansıtan transparan asetat detaylar da gözlük modellerimizde öne çıkıyor.

Gözlük sektöründe 2021 sezonu için hangi trendler göze çarpıyor ve sizin koleksiyonunuz bu trendlere uyum sağlıyor mu?
2021 sezonunda altıgen, diktörtgen ve panto formundaki gözlük tasarımları trend modeller arasında yer alıyor. Aslına bakacak olursak bu sene trendlerin birbirinden ayrıştığını görüyoruz. Piyasada göze çarpan birçok trend var ancak kullanıcılar tarafından tercih edilen modeller karışık kültürel katmanları tasarımlarda zenginleştirerek ve birbirinin ötesine geçirerek yeni örnekler oluşturan gözlüklerdir.

Dünya çapında büyük etkilere neden olan Covid-19 virüsü ve devam eden pandemi sürecindeki duraklamalarla geçen bir yılın ardından Etnia Barcelona çalışma sürecini normal bir şekilde mi yürütüyor?
Birinci önceliğimizi her ne olursa olsun beşeri sermayeyi korumak olarak belirledik. Değer zincirimizin başında çalışma arkadaşlarımız geldiğinden, onlar her zaman için önceliğimiz olmuştur. İkincil önceliğimiz olarak ise Etnia Barcelona olarak müşterilerimize koşulsuz şartsız destek olmamızdan bahsedebilirim. Bizi biz yapan şey onlar olduğu için tüm desteğimizi müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Pandemi sürecinde markamız için birincil önem olarak; eksik, gecikmiş ve erken ödemeler adına daha fazla esneklik sağlamak amacıyla finansman planlarımızı genişlettik. Şirket olarak çarklarımızın dönmesini sağlayarak bu süreci atlatmayı mümkün olduğunca kolaylaştırıyoruz.

Tüm bunların dışında Etnia Barcelona Vakfı olarak da Covid-19 sonrası bir proje için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışma kapsamında, birçok optik mağazaya bulundukları bölgelerde yaşayan zor durumdaki ailelere yardımcı olabilmeleri için yüz elli bin gözlük dağıtıyor olacağız. Zorluklar karşısında bir araya gelmeye istekli ve insanların birbirlerine her zamankinden fazla yardım ettiği bir toplum oluşumuna destek vermek için çalışıyoruz.

Pandeminin başlamasından şu güne kadar çalışmalarınızda hız kesmediniz. Önümüzdeki süreç de Etnia Barcelona için bu şekilde mi ilerleyecek?
2020 yılını ve 2021’in sonuna kadar olan süreci, Etnia Barcelona tarihindeki en çok koleksiyonun piyasaya sürüldüğü bir süreç olarak öngörmüştük. Çalışmalarımızı yavaşlatmak yerine yaratıcılık ve markamızın gücüyle alakalı olarak atılımlar gerçekleştirdik. Sahip olduğumuz sonsuz yaratıcılık döngüsüyle gözlük sektörünün gözlerini kamaştırmaya hazırız. Etnia Barcelona, DNA’sına işlenmiş genetik özellikleri sayesinde birçok alanda deneyim kazanan ve kendini geliştirebilen bir markadır. Şu ana kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de bu kararlılığımızı sürdürmek ve sektördeki en güçlü bağımsız marka olduğumuzu kanıtlamak için çalışmaya devam etmeyi planlıyoruz.

Kaynak: 2020 Europe

Ekim 2021