Sea2see Eyewear

ÖNCELİKLE DOĞANIN HİZMETİNDE

Okyanusların ve denizlerin korunması misyonuyla premium kalitede gözlükler hazırlayan Sea2See’nin Kurucusu ‘Sürdürülebilir gözlükler değil, o gözlükleri kullananlar dünyayı değiştirecekler’ diyor…

Sea2See Eyewear, okyanuslara ve doğaya derin bir tutkuyla bağlı bir baba ve girişimci olan François van den Abeele tarafından kuruldu. Markanın Kurucusu François van den Abeele dünyanın her yerinde insanların gün geçtikçe çevreye daha duyarlı hale geldiklerine yönelik sarsılmaz inancıyla, çevreyi kirleten zihniyetlerin azalması, ekolojik açıdan dost materyallerin kullanımının artması, kaynakların koruma odaklı tüketimi gibi çevresel ve sosyal sorumluluk bilincine sahip bir ‘doğa insanı’ olarak karşımıza çıkıyor. Geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için geride miras bırakacaklarımıza dair bilinç ve farkındalığın her artışıyla, dünyayı değiştirmeye bir adım daha yaklaştığımızı markasının temel felsefesi haline getiren François van den Abeele’nin en önemli misyonu ürünlerinin tasarım, üretim aşamaları da dahil olmak üzere tüketim alışkanlıklarına kadar geçen süreci mümkün olabildiğince çevre dostu bilince göre yapılandırmaktır.

Sea2See optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının tasarım ve üretimini İtalya’da gerçekleştirirken, şık ve yüksek kalitedeki koleksiyonlarının tamamında materyal olarak Batı Afrikalı, İspanyol ve Fransız balıkçılarla işbirliği yaparak okyanus ve denizlerden topladığı plastik atıkları kullanmaktadır. Deniz ve okyanus atıklarını hammadde olarak benimseyen Sea2See’nin bu yaklaşımı optik endüstrisinde benzersiz bir konuma ulaşmasını da sağlıyor. Plastiğin ana hammadde kaynağı olması ve bu kaynağın sürdürülebilirlik amacıyla optik ve güneş gözlükleri haline getirilmesi sektörel anlamda Sea2See’yi gerçekten de öncü markalar arasına sokuyor. Marka, özellikle tüketicilerin de atık materyallerin birinci sınıf kalitede ürünlere dönüştürülebileceğini anlamaya başlaması için çalışmalarını sürdürüyor. Kurucu François van den Abeele, Sea2See’nin gözlüklerini her kullanan kişinin çevresel doğal döngüye okyanusların ve denizlerin temizlenmesine katkıda bulunarak önemli ölçüde destek olduklarını vurguluyor. Marka yakın geçmişte kurulmuş olmasına rağmen şimdiye kadar toplam 454 ton plastik atığı Afrika ve Avrupa’yı kuşatan okyanus ve denizlerden toplamış ve büyük önem verdikleri AR-GE çalışmaları konusunda gerek yaptıkları araştırmalar gerekse de yatırımlarla motivasyonlarını hiç kaybetmeden bu plastik atıkları titizlikle yeniden işleyerek yüksek kalitede ve zarif koleksiyonlara dönüştürüyor.

Sea2See’nin 2016’da ilk kez beğenilere sunduğu çağdaş tasarımlara sahip, sportif ve zamansız güneş gözlüğü koleksiyonu 18 modelden oluşuyordu. Marka geçen süre zarfında bu koleksiyonunu erkekler, kadınlar ve gençlere yönelik olmak üzere 250’den fazla optik ve güneş gözlüğü modeli ekleyerek genişletti. Sürdürülebilir ve çevre dostu felsefeye kendini adamış olan marka tüm gözlüklerinin kutu ve ambalajlarında şeker kamışı özünden yararlanmakta ve bu ambalajların üzerindeki baskıları da bitki bazlı mürekkeplerle yapmaktadır. Marka 2020 yılının Şubat ayında İspanya’nın Başkenti Barselona’da en büyük mağazasının açılışını gerçekleştirmiştir. Sea2See Eyewear ürünleri, dünyanın dört bir yanındaki önde gelen bağımsız optik perakendecilerde ve markanın temel felsefesine ve misyonuna kendini adamış zincir mağazalarda stoklanmaktadır. Sea2See Eyewear, Positano 02 isimli gözlüğü ile de İngiltere’de gerçekleştirilen 2020 Optician Awards’da ‘Yılın Çerçevesi’ ödülünü evine götürmeye hak kazanmıştır.

SEA2SEE 2021’DE
‘SEVDİĞİMİZİ
KORUYORUZ’ DİYOR

Sea2See Eyewear 2021 yılına yeni optik ve güneş gözlüğü koleksiyonunun reklam kampanyasını beğenilere sunarak devam ediyor. Yeni Sea2See kampanyasının fotoğraf çekimleri İspanya’nın Katalan sahilini süsleyen Akdeniz’in mavi sularında yapıldı. ‘Seastainable’ gözlük öncüsü Sea2See, okyanusları kurtarmak ve denizlerden atıkları çıkarmak için 2016 yılında ilk adımlarını attığı Katalan sahilinde çekimleri yapılan 2021 optik ve güneş gözlüğü modellerini içeren kampanyası ile DNA’sını birebir yansıtıyor. Sürdürülebilir değerlere adanmış ve optik endüstrisinde benzersiz bir yeniliğe imza atmış olan Sea2See, ekolojik ve sosyal bir çabanın parçası olarak toplanan geri dönüştürülmüş deniz atıklarından şık ve birinci sınıf kalitede gözlükler üretmeye devam ediyor. Sea2See’in 2021 koleksiyonu ve koleksiyona ait yeni kampanyası da, markanın olağanüstü bir güzelliğe sahip dünyamızı ve sevdiğimiz doğal hayatı koruma felsefesini güçlendirirken, gözlük severleri de bu felsefeyi gerçeğe dönüştürmede adeta iş birliğine davet ediyor.

Sea2See’nin 2021 sürdürülebilir çerçeveleri, zarafet ve estetik görünüm açısından yenilikçi olan ‘minyon’ kesim tasarımlarıyla dikkatleri üzerlerine çekiyor. Kadın ve erkeklere özel bu yeni ve şık tasarımlar, formları ve stilleriyle kullanıcılara kapsamlı seçenekler sunuyor. Hafiflikleri ve detaylarına gösterilen özenle beğeni toplayan modeller, rahatlık ve konfor vadediyor. Zamansız ve çağdaş renk kombinasyonlarına yer veren Sea2See 2021 gözlük koleksiyonu, doğadan ilham alan renk tonları ve renklere verdiği ‘dalgalanma efekti’ ile stil sahibi kullanıcıların ihtiyaçlarına ideal bir şekilde cevap veriyor.

Sea2See Eyewear’in 2021 optik ve güneş gözlüğü koleksiyonunda da diğer koleksiyonlarında olduğu gibi materyal olarak %100’ü okyanus ve denizlerden toplanan plastik atıklar kullanılmış ve tüm koleksiyon İtalya’da titizlikle üretilmiştir. Koleksiyonda kullanılan plastik atıklar UPSEA™ PLAST adı verilen biyo yakıtlarla yeniden kullanılabilir hammaddeye dönüştürülmüştür. Bu hammadde Cradle to Cradle ™ Gold sertifikalıdır ve gözlüklerdeki kaliteli bitişi; dayanıklılık, hafiflik ve kullanım kolaylığı ile birleştirerek benzersiz bir yeniliği temsil etmektedir.

Mayıs 2021

Raen Eyewear

raen eyewear

Hem Kaliforniyalı Hem Yenilikçi

Kaliforniya merkezli bağımsız gözlük markası Raen, bulunduğu geniş bölgenin kültürünü ilham aldığı modern klasik tasarımlarla birleştirerek el yapımı koleksiyonlarında incelikle sunuyor.

Kaliforniya sahillerinin sörfle geçen yaşam tarzını, klasikleşmiş ve zamansız estetik tasarım ögeleriyle buluşturan Amerika Birleşik Devletleri merkezli Raen Eyewear, son yıllarda küresel çapta da bilinir bir marka konumuna hızla geliyor. Raen ürünlerinin portföyünü keşfeden optisyenlerin sayısı gün geçtikçe çoğalırken, Raen kendine özgü tasarımlarını beğenilere sunmaya devam ediyor. Markanın Kurucu Ortağı ve Tasarım Direktörü Jordan Percy ile Raen Eyewear ve çıkardıkları yeni optik koleksiyonları üzerine yapılan röportajı sunuyoruz.

Markanız için Raen ismini seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Raen’den önce marka oluşturma ve marka geliştirme üzerine çeşitli kesimlerden müşterilerimizle çalıştığımız bir işimiz vardı. Kendimize ait bir marka oluşturmaya karar verdiğimizde, biraz gizemli ve şifreli bir ismi olsun istedik. Tek hece olması, kısa ve hafızalarda kolay kalıyor olması da bizi karar sürecinde etkiledi. Ayrıca Kaliforniya’da kullanılan ve su ile bağlantısı olan bir sözcükten de esinlendik. Raen ismini böylece sıfırdan biz oluşturduk.

Marka oluşturma demişken bize Raen’in kuruluşundan ve arka plandaki önemli isimlerinden bahsedebilir misiniz?
Raen’i Justin Heit, Jeremy Heit ve ben 2009 yılında lanse ettik. Üçümüz birlikte tasarım konusundaki yaratıcı deneyimlerimiz ile sıfırdan marka oluşturma ve geliştirme kabiliyetlerimizi birleştirdik. Bazı müşterilerimiz için daha önceki yıllarda birkaç gözlük tasarımı yapmıştık ve bu da kendi markamızı konumlandırırken bize ilham kaynağı oldu.

Raen Eyewear’ı kurduğunuz dönemde pazara nasıl stiller sunmayı hedeflemiştiniz?
Kaliforniya merkezli markalar genellikle sörf ve yaşam stili üzerine olduklarından sundukları stiller de genellikle sportif ürünler üzerinedir. Bu sportif çerçevelerin çoğu ustalıktan ve gerçek kaliteden uzaktır. Biz bu piyasaya bir değişim getirmek istedik. Bağımsız bir gözlük markası olarak Raen hassasiyetle el hüneri ile yapılmış, kolay ulaşılabilir ve premium kalitede materyaller kullandığı gözlüklere odaklanmıştır. Her birinde Kaliforniyalı ruhtan vazgeçmeyen bir yandan da ‘modern klasik’ tasarım anlayışındaki gözlükleri hedefledik ve öyle de devam ediyoruz.

Bahsettiğiniz ruh, Raen’i tipik olduğu kadar orijinal da bir Kaliforniyalı yapmıyor mu?
Raen şimdilerde küresel bir gözlük markasına dönüşse de evimiz olan Kaliforniya’nın koleksiyonlarımıza etkisini yadsıyamayız. Bu konunun kim olup olmadığımızla yakından alakalı olduğunu düşünüyorum. Bizi Kaliforniya, Sörf, El Yapımı, Bağımsız ve Moda sözcükleriyle tanımlayabiliriz. Biz rahat, ilham veren, pozitif, maceraperest ve belli noktalarda da sofistike bir markayız. Kaliforniya hem coğrafi hem de kültürel olarak çok geniş bir eyalet. Bu sebeple bizi sadece ‘Kaliforniyalı’ bir marka olarak etiketlemek yanlış olur.

Bildiğimiz kadarıyla gözlük tasarımı konusunda teknik bir eğitiminiz yok. Raen gibi büyüyen bir markanın Tasarım Direktörü olmak konusunda neler söylemek istersiniz?
Gözlük dünyasının içine bir anda çekildim. Her zaman bir gözlük düşkünlüğüm vardı. Özellikle güneş gözlükleri biriktirdim ancak gözlük tasarımı ya da endüstriyel tasarım süreçleriyle ilgili herhangi teknik bir eğitim almadım. Önce gözlerin en önemlisi de yaratıcı zihinlerin eğitilebileceğine inanan bir Grafik Tasarımcıyım aslında. Grafik Tasarım konusundaki deneyim ve bilgilerimi tasarım odaklı herhangi bir ürün veya kategoriye adapte edebileceğime inanıyordum ve Raen’de de özellikle başlardaki çok sıkı bir çalışma ve gözlem sürecimle en önemlisi de gözlüklere olan tutkumla bunu başardığıma inanıyorum.

Gözlük tasarımlarının doğası gereği sınırları var diyebiliriz. Size tasarımın en çok heyecan veren yanı nedir?
İşte tam olarak da o sınırlılık hali heyecan veriyor! Sonuçta bu milimetrelerle oynanan bir oyun. Öyle bir ürün serisi hazırlamanız gerekiyor ki çok farklı yüz tiplerine uyum sağlayabilmenin yanında farklı şekillere, ölçülere vb. sahip olmalı. Gözlük tasarımı büyük bir geometrik bulmaca gibi.

Peki Raen ve optik gözlükler arasındaki bağ nasıl kuruldu?
Biz güneş gözlüğü markası olarak başlasak da zaman içerisinde evrimleşerek tam bir gözlük şirketine dönüştük. Şu anda optik gözlüklerimiz de güneş gözlüklerimizle eşit koleksiyon sayısına ve satış payına sahip. Gözlükler konusunda çok fazla büyüme potansiyelimiz olduğunun farkındayız bu sebeple optik gözlüklere de eşit ağırlığı veriyoruz.

Raen gözlük tasarımlarına hangi müşteri kitlesi daha çok rağbet gösteriyor?Müşterilerimizin çoğunluğu yaşamlarında biraz Kaliforniya’nın güneş ışıklarını görmek istiyorlar. Hedef kitlemiz genç kariyer sahibi insanlardan, yaratıcılık içeren işlerle uğraşanlardan ve öğrencilerden oluşuyor. Tüm bu insanlar vintage stiller yerine üzerinde uzmanlaştığımız modernize edilmiş klasikleri istiyor.

Özellikle çalışmayı tercih ettiğiniz materyaller hangileridir?
Biz asetat ile çalışmayı çok seviyoruz. Asetattan üretilmiş bir gözlüğü elime aldığımdaki kucaklayıcı sıcaklık hissini seviyorum. Enjekte edilmiş plastikler ve metaller bana soğuk geliyor. Bu sebeple başlangıç günlerimizden itibaren sektördeki yerimizi asetat konusunda uzmanlaşarak konumlandırmak istedik. Raen olarak asetatdan kalıcı olarak vazgeçeceğimizi hiç zannetmiyorum.

Peki diğer materyaller ile de çalışıyor musunuz?
Diğer materyallere de yer vermeye yakın zamanda başladık. Çünkü yerinde sayan, gelişmeyen bir marka olmak DNA’mıza aykırı. Henüz birkaç yıl öncesinde ilk metal çerçevelerimizi beğenilere sunduk. Şimdi de ilk titanyumdan üretilmiş optik gözlük koleksiyonumuzu piyasaya sunduk. Dikkatli ve ufak adımlarla evrimleşmeye devam ediyoruz.

Neden bu dikkatli yaklaşım içerisindesiniz?
Doğru olanı yapmak istiyoruz. Yeni materyallerle çalışacaksak onların test aşamalarını, piyasalardan nasıl reaksiyonlar aldıklarını sezon sezon titizlikle inceleyip karar vermeyi tercih ediyoruz. Avrupa pazarına Sonbahar sezonda sunduğumuz Titanyum koleksiyonumuza harika satış sonuçlarıyla çok olumlu dönüşler aldık ve şimdi bu koleksiyondan yola çıkarak ürün yelpazemizi genişletmek bize büyük heyecan verecek.

Raen gözlükleri tamamen el yapımı. Bugünün gözlük üretim şartlarında el yapımı epey azaldı. Görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Sektörde daha fazla makineleşmenin olduğu doğrudur ve gözlük üretimi titiz bir ustalıkla yapılmayı gerektirir. Örneğin günümüzde başlangıç ön yüzey kesimleri ve saplar CNC adı verilen yazılım yüklü bilgisayarlarla yapılırken, geçmişte bu kesim jig diye adlandırılan aletle yapılabiliyordu. Fakat bir gözlük elde cilalanma, elde form verme ve kalıba sokulma ve asetat kısımları takılabilecek şekilde elle düzleştirerek iyi yapılmış bir gözlük halini alır. Hatta 3 boyutlu bir sanat çalışmasına dönüşebilir.

Titanyum koleksiyonunuz optisyenler ve müşterileriniz tarafından sabırsızlıkla bekleniyordu. Koleksiyon ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Yeni Titanyum koleksiyonumuzla ilgili olarak gerçekten çok heyecanlıyız. Demin de belirttiğim gibi koleksiyonumuzu ilk olarak 2020 Sonbahar/Kış sezonu için Avrupa piyasasına sürdük. Koleksiyonumuzu 2021 İlkbahar/Yaz sezonu için ise evimize yani Amerika Birleşik Devletleri’ne getirdik. Bu sezonki serimizi Sonbahar serimize yeni stiller ekleyerek genişlettik. Aynı zamanda güneş gözlüğü koleksiyonumuzu da 2021 İlkbahar/Yaz sezonu için genişlettik.

Markanıza ait koleksiyonları öncelikle moda butiklerinde mi yoksa optik mağazalarda mı görmeyi tercih edersiniz?
Sörf ve yaşam stili mağazalarında da yer alarak başladık. Fakat geçtiğimiz 5 ila 6 yıl boyunca diğer gözlük markalarıyla yarışabilecek kadar büyüdük. Örneğin optik gözlüklerimiz optik mağazalarda ciddi şekilde yer edinmeye başladı. Bu durum güneş gözlüklerimiz için de geçerli. Özetle moda butikleri kanalı bizim öncelikle odaklandığımız noktalar değil.

Son olarak optik mağazalara neden özellikle ağırlık verdiğinizden söz edebilir misiniz?
Ağırlıklı şekilde bağımsız optik mağazalara ağırlık veriyoruz çünkü biz bağımsız optisyenleri büyük optik zincirlerden ayırabilecek alternatif bir markayız. Doğal olarak optik mağazalar optik gözlüklerin ve güneş gözlüklerinin belirli noktalar ve ürünlerimizi piyasaya sunabilmek bizim için önceliklidir.

Kaynak: Spectr

Mayıs 2021

Elegance By Yedi Optik

ELEGANCE BY YEDİ OPTİK

Her Şey Bir Hayalle Başlar

Her yıl tüm optik sektöründeki meslektaşlarımızın ihtiyaçlarını karşıladığı gibi yeni trendleri takip etmemize olanak sağladığından, Silmo İstanbul’un sektörümüz açısından çok etkili bir platform olduğunu düşünüyorum.

Merhaba Mine Hanım… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne girmeye nasıl karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba, ben Mine Aygün Subaş. Bakırköy doğumluyum. Bakırköy Sağlık Meslek Lisesi’ni hemşire olarak bitirdikten sonra, Haliç Üniversitesi İlk ve Acil Yardım bölümünden mezun oldum. Optik mağazamızın yanı sıra, özel bir şirkette eğitim hemşiresi olarak çalışıyorum. Optik sektörüne girişimiz, bu sektöre hizmet veren birçok meslektaşımızdan biraz farklı oldu. Yedi Optik aslında farklı sektörlerde hizmet veren Yedi Group şirketinin en yeni üyesidir. Kuruluş amacı ise diğer şirketlerimizden ayrı olarak sadece kadın girişimciyi desteklemek ve kadınların her sektörde olduğu gibi optik sektöründe de aslında ne denli güçlü olabildiklerini kanıtlamaktır.

Bir kadın girişimci olarak farklı bir sektöre geçme sürecinde neler hissettiniz ve yaşadınız?
Hayalimiz olduğu için çok heyecanlı, ilk deneyimimiz olduğu için biraz endişeli, kadın girişimci olduğumuz ve kadın istihdamına az da olsa katkıda bulunacağımız için çok mutluyuz.

Elegance By Yedi Optik’i geçtiğimiz Temmuz ayında açtınız. Öncelikle hayırlı olsun. Mağazanızın kuruluş hikayesini okurlarımızla paylaşabilir misiniz?Evet, mağazamızı pandemi ile hepimizin çok yeni tanıştığı fakat bizleri nelerin beklediğini çok az da olsa tahmin ettiğimiz bir dönemde açtık. Bu süreç içerisinde çok fazla zorlukla başa çıkmamız gerektiğini biliyorduk ve öyle de oldu. Fakat bahsettiğim üzere kadınların ne kadar güçlü ve ayakları üzerinde durabileceğinin de aslında çok büyük bir örneği oldu. Tüm tasarım ve öyküsünü ablam ile hazırladığımız, çizimlerini kara kalem ile yaptığımız ve inşa sürecinde birlikte çalıştığımız, çok sevdiğimiz ve hayallerimizi gerçekleştirdiğimiz mağazamızı oluşturduk.

Mağazanız ile yansıtmak istediğiniz sektörel bakış açınızdan ve misyonunuzdan bahsedebilir misiniz?
Kadın girişimci ve bir sağlıkçı olarak kalıpları yıkıp daha yenilikçi daha modern ve kişinin kendini bulduğu, kendine yakışanı ve sağlık açısından da sorularının yanıtlandığı bir optik mağazası olmak her zaman öncelikli hedefimizdir. İnsan ilişkilerinde, dinlemek ve hissederek anlamak mesleğimin bana en büyük kazancı olmuştur ve bu yüzden mağazamızı ziyaret eden misafirlerimizin isteklerini en kısa sürede karşılayıp memnuniyetlerini sağlamak ve memnuniyetle onlara hizmet veriyor olmak birinci önceliğimizdir.

Elegance By Yedi Optik’in lokasyonu için cadde üzeri yerine AVM tercih etmenizin sebepleri nelerdir?
Öncelikle cadde mağazalarının çok daha geleneksel olmasının optik sektörü için güzel ve yeri doldurulamaz bir girişim olduğunu düşünüyoruz. Çünkü hemen hemen herkesin cadde üzerinde konumlandırılmış yıllarca müdavimi olduğu mutlaka bir optik mağaza tercihi bulunmaktadır. Fakat Yedi Optik olarak önceliğimiz bu kültürü AVM’ler içeresinde de hayata geçirmeyi sağlamaktır. Bir diğer sebep ise bir tek mağaza ile hayatımızı devam ettiriyor olmak değil şubeleşmek için yeterli ivmeyi kazanıyor olmaktır. 

Mağazanızda bulundurduğunuz ürün segmentleri ve markalar hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? Bu konuda özellikle özen gösterdiğiniz bir yaklaşımız bulunuyor mu?
Mağazamızda dünyaca ünlü ve bilinirliği yüksek birçok markaya ulaşabilirsiniz, fakat bu konudaki yaklaşımımız bir segment mağazası oluşturmak değil, her misafirimizin rahatlıkla kendine yakışını bütçesine uygun fiyatlar ile satın alabilmesine fırsat veriyor olmaktır.

Covid-19 pandemisi sürecinde AVM’ler mağazacılık için dezavantajlı olabildi. Siz bu dönemi yeni bir optik mağaza olarak nasıl geçirdiniz?
Maalesef pandemi süreci sadece optik sektörü için değil birçok sektör için çok olumsuz bir yıl geçirmemize sebep oldu. Aslında birçok yönden olumsuz etkilerinin birkaç yıl boyunca daha süreceğini ön görebiliyoruz ve bizim için de oldukça yorucu geçtiğini söyleyebiliriz. Fakat hem müşterilerimiz hem de çalışanlarımız için tüm standartlarımızı korumaya fazlası ile özen gösterip bunu başarabildiğimizi düşünüyoruz.

Özellikle kısıtlamaların olduğu dönemde mağazanızda satışlarınızı güçlendirmek için ne gibi çalışmalar yaptınız?
Kısıtlamaların başlaması ile maalesef çok kısa bir süre mağazamızda hizmet veriyor olabildik.  Bu süreç içeresinde AVM trafiği sayılarında %70’e yakın bir düşüş gözüktü. Bununla birlikte bir eylem planı oluşturarak birçok kurum ile anlaşma sağladık. Şirket bünyeleri içerisinde çalışanlarına özel kampanyalar düzenleyerek mağazamızda ve ticaret sitemizde ağırlama fırsatı bulduk.

Mağazanızda yaptığınız yenilik ve kampanyalardan müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Mağazamızda yapmış olduğumuz tüm etkinlik ve kampanyalarımızı birçok kanal ile müşterilerimizi bildiriyor ve bir etkileşim yaratabiliyoruz. Özellikle sosyal medya tercih ettiğimiz en etkili iletişim kanalları arasında yer alıyor.

Elegance by Yedi Optik’i diğer optik mağazalardan ayıran en önemli farklılıkları nelerdir?
Daha önce de belirttiğim gibi tamamen kadın girişimcilerin emeklerini ve hayallerini birleştirme çabasıyla oluşturulmuş bir mağaza olmasından ötürü diğerlerinden ayrıştığımızı düşünüyoruz. Hedeflerimiz ve hayallerimiz büyük ve bu hedefleri gerçekleştirmek için elimizden geleni tamamen yapıyor olacağız. Şubeleşip her misafirimize hitap eden seviyeye ulaşabiliyor olmak ise en büyük hedefimizdir. Yüksek kar marjları hedeflemeden misafirlerimizin kendi evlerinde gibi hissedecekleri mağazalar oluşturup, sosyal sorumluluk projelerine destek sağlayabildiğimiz “iyilik mağazaları” mottosu ile hayatını devam ettiren bir yapı kuruyor olmanın ise en önemli farklılığımız olacağına inanıyoruz.

Yeni kurulan mağazanız ve sunacağı hizmetler açısından yakın gelecek için ne gibi hedef ve planlarınız var?
Yedi optik çok yeni ve zor bir dönemde dünyaya geldi. Pandemi öncesi hayalini kurduğumuz birçok projemiz vardı fakat bir süre daha bizimle kalmaları şu an için belki de en doğrusu, sağlıkla kucaklaşacağımız ve rahatlıkla bir araya gelebileceğimiz dönemde ise bunları sizinle paylaşıyor olmak çok daha keyifli olacaktır. Fakat çok değerli bir planımızı da okurlarınızla keyifle paylaşmak isterim. Aslında kadın ve kadın girişimci olmanın farklı açılara da kendini adapte edebilmesi ve grup şirketimizin en büyük destekçimiz olması bizi daha da çok cesaretlendiriyor. Bu proje kar marjını çok fazla düşünmeden kazancının bir kısmını sosyal sorumluluk projelerine adamış ve entegre olmaya hazırlanan bir yapı oluşturuyoruz. Kadın girişimcilerin kurmuş olduğu ‘iyilik mağazaları’ zinciri ile bir ilk olmak en yakın gelecekteki planlarımız arasında yer alıyor.

Türkiye optik mağazacılığın bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Aslında çok değerli, hepimizin müdavimi olduğu ve ailenin bir parçası olan optikçi büyüklerimizin içerisinde yer aldığı optik sektörü mutlaka bundan önce olduğu gibi bundan sonrada sapa sağlam ayakta durmaya devam edecektir. Bugünkü sistemleri, yenilikleri ve zorlukları görüyoruz, yakın gelecekte ise daha çok e-ticaretin artması ile birlikte birçok insanın rahatlıkla ulaşabileceği trendlerin ve fiyat politikaların tercihlerde ve alımlarda çok daha etkili olacağı bir döneme gireceğimizden şüphem yok.

2021 İlkbahar/Yaz sezonu için optik ve güneş gözlüklerindeki trendlerden ipuçları verebilir misiniz?
2021 yılı içeresinde keskin hatlı ve ayna formlu gözlük tercihleri ön planda olacaktır. Birkaç sezondur bizlerle birlikte olan Retro ve kedi gözü modasının da çok etkili olacağını ön görüyoruz. Daha çok renkli ve beyaz çerçeve ile yüzü kaplayan büyük çerçevelerin ise dikkatleri üzerine çekeceklerini düşünüyorum.

Sektörel tüm yenilikleri, gelişimleri takip edebileceğiniz Uluslararası Silmo İstanbul Fuarı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, her yıl tüm optik sektöründeki meslektaşlarımızın ihtiyaçlarını karşıladığı gibi yeni trendleri takip etmemize olanak sağladığından, fuarın sektörümüz açısından çok etkili bir platform olduğunu düşünüyorum.

Optik sektörüne 14 yıldır hizmet eden dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Sektöre giriş yapmayı düşündüğümüzden itibaren ilgiliyle takip ediyoruz. Optik sektörünün en önde gelen dergilerinden biri. Sektörle ilgili birçok haber, yeni trendlerden haberdar olmamızı sağlıyor. Emeği geçen tüm ‘4 your eyes’ ailesine teşekkür ederim.

Nisan 2021

Altra Optik

ALTRA OPTİK

Kusursuz Müşteri Deneyimi

Tüm katılımcı ve ziyaretçilere kendilerini geliştirmeleri ve güncellemeleri için imkan sağlayan Silmo İstanbul’un her geçen yıl daha da başarılı olmasını diliyorum.

Merhaba Celal Bey… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, Altra Optik’te devam eden kariyer hikayenizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba… Profesyonel iş yaşantım hızlı tüketim ürünleri sektöründe başladı. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren öncü firmaların satış, pazarlama departmanlarında çeşitli pozisyonlarda görev yaptım. Optik sektörü ile buluşmam ise 2009 yılında çok uluslu bir firma olan PPG şirketinde, Transitions Optical’ın Ürün Sorumlusu olarak görev yapmaya başlamamla beraber oldu. Sonrasında yine aynı firmada Kilit Müşteriler Müdürü olarak kariyerime devam ettim. 2014 yılından sonra ise iki seneye yakın bir süre Essilor Group Eğitim Müdürü olarak çalıştım. Aralık 2015 tarihinden bu yana ise Shamir Optical Industry’nin Türkiye’deki şirketi Altra Optik’in Türkiye Satış Müdürü olarak görev yapıyorum.

Shamir’in Türkiye iştirakı olarak, Türkiye’deki faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?
Shamir Optical Industry, 1972 yılından bu yana optik cam tasarım, üretim ve pazarlaması alanlarında 23 ülkede faaliyet gösteren; öncü ve lider çok uluslu bir firmadır. Altra Optik ise Shamir Optical Industry’nin Türkiye’deki iştirakidir ve 2005 yılından bu yana Shamir’in Avrupa’daki optik laboratuvarlarından birisi olarak faaliyet göstermektedir. İstanbul Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan ve %100 dijital üretim yaptığımız modern optik laboratuvarımızda Shamir’in güçlü AR-GE altyapısı ve yüksek teknoloji ile geliştirdiği ürünlerimizi imal ediyor ve iş ortağımız olan optik mağazalar aracılığı ile gözlük kullanıcılarına ulaştırıyoruz. Hedefimiz gözlük camı kullanıcılarının çeşitli görüş ihtiyaçlarını karşılamak ve kalitesini artırmak; buna bağlı olarak hayat kalitelerini en üst seviyeye taşımaktır. İş ortağımız olan optik mağazalara yönelik hedefimiz ise hızlı, kesintisiz ve tam memnuniyet ilkesine dayalı çözüm odaklı hizmet sunmaktır.

Çalışma ilkeleriniz ve sizi öne çıkaran özellikleriniz nelerdir?
Altra Optik olarak bir optik mağazanın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ürün yelpazesi ve hizmet kabiliyetine sahibiz. Amacımız hem gözlük kullanıcıları için hem de optik mağazalar için ‘Kusursuz müşteri deneyimi’ oluşturmaktır. Shamir’in 4 ana çalışma ilkesi bize bu amacımıza ulaşmak için ışık tutuyor: Bu ilkelerden ilki ‘İnovasyon’; Shamir’in AR-GE alt yapısı sayesinde pazara devrim niteliğinde ürünler sunuyoruz. İkinci ilke ise ‘En iyi olma hedefi’dir. Bu bağlamda öğrenmekten ve kendimizi geliştirmekten asla vazgeçmiyoruz. Üstün kaliteli ürünlerle mutlu müşteri deneyimi sağlıyoruz. Vizyonumuzu, teknoloji ile birleştirerek iş ortaklarımız ve kullanıcılar için elimizden gelenin en iyisini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Üçüncü olarak ‘Üstün hizmet kalitesi’ ilkesi büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla iş ortaklarımızı dinliyor ve isteklerinizi anlıyoruz. Bu sayede işlerinin ihtiyaçlarına göre daha iyi hizmet verebiliyoruz. Son olarak ise değişen kullanıcı ihtiyaçları ve esnek pazar şartlarına tam ve hızlı cevap vermemizi sağlayan ‘Çeviklik’ ilkesinden ödün vermemekteyiz.

Shamir; aldığı ödüllerle, teknolojik ve inovatif açıdan dünyanın lider firmalarından biri. Kullandığınız bu yüksek teknolojilerden ve genel özelliklerinden söz edebilir misiniz?
1972 yılında bifokal gözlük camı üreticisi olarak çalışmalarına başlayan Shamir, 1979 yılından bu yana özellikle progressive gözlük camı tasarımlarını geliştirmek üzere yoğun AR-GE yatırımları yapmıştır. Bugün Shamir, kendi bünyesinde 20’den fazla cam tasarımını barındıran, kişiselleştirilmiş gözlük camları tasarlayan, bu tasarımları son kullanıcılar ile buluşturmak için yazılım programları geliştiren sektörünün önde gelen teknoloji firmalarından birisi olmuştur.  Öncü tasarım teknolojilerimiz Eye-Point Technology III®, Natural Posture™, IntelliCorridor™, As-Worn Quadro™ ve Close-Up™ ‘tan faydalanarak üreten ve progressive camda ‘Yepyeni Bir Görüş Deneyimi’ sunan Shamir Autograph III™; farklı yaşam şekilleri ve görüş ihtiyaçlarına çözüm sunan progressive camlarımız Shamir Autograph InTouch™, Shamir Urban™ ve kişiye özel bifokal camımız Shamir Duo™; çocuklara özel progressive gözlük camlarımız Shamir Cool™; mesleki – ofis gözlük camlarımız Shamir Computer™ & Shamir Workspace™, kişiye özel tek odaklı camlarda Smart ürün ailelerimizle; her zaman en iyiyi arayan müşterilerimize hizmet sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bizi heyecanlandıran en önemli gelişmelerden birisi de; yapay zeka teknolojisiyle tasarlanan ilk ve tek progressive gözlük camı dizaynı olan Shamir Autograph Intelligence™’ı dünyadaki tüm Shamir üretim tesisleriyle aynı anda 2019 yılında Türkiye’de de üretime başlamamız oldu. Artık her adisyon için farklı bir dizayn tasarlayan yapay zeka teknolojisi sayesinde kullanıcıların yaşam tarzlarına uygun progressive camlar üretebiliyoruz. Shamir Autograph Intelligence™, tanıtım ve üretimine başladığımız günden bu yana İngiltere, Portekiz ve İspanya’da ‘En İyi Gözlük Camı’ kategorisinde birincilik ödüllerine layık görüldü. Biz de Altra Optik–Shamir Türkiye ekibi olarak bu benzersiz ve yenilikçi ürünü kullanıcılar ile buluşturmanın heyecanı ve gururunu yaşıyoruz. Sadece bir bölümünü saydığım ürünlerimizi geniş hammadde seçeneklerimiz ve premium gözlük camı kaplama çeşitlerimiz ile zenginleştiriyoruz.

Shamir progressive ve tek odaklı cam tasarımlarının yanında özel cam hammaddeleri ile de öne çıkıyor. Bizimle bu hammaddelerden Shamir Blue Zero™ ile ilgili bilgilendirebilir misiniz?
Shamir Blue Zero™ zararlı mavi ışıktan gözlerimizi korumak için tasarlanmış gözlük camı hammaddesidir. Bildiğiniz gibi zararlı mavi ışığa uzun süre maruz kalmak kısa vadede göz yorgunluğu, göz kuruması, görsel kontrast azalması ve baş ağrılarına yol açabilir. Uzun vadede ise maküla dejenerasyonuna yol açabilir ve retina rahatsızlıkları riskini artırır. Çocukların göz içi mercekleri daha şeffaf olduğu için gözleri daha savunmasızdır. TV ekranları, tablet, bilgisayar ve akıllı telefonların mavi ışığından daha fazla etkilenirler. Benzersiz bir polimer yapıya sahip Shamir Blue Zero™ gözlük camları berraktır ve mavi ışığın zararlı etkilerini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca zararlı UVA ve UVB ışınlarını da etkin bir şekilde engeller. Sadece reçeteli gözlük kullanıcıları için değil numarasız gözlük kullanıcıları için de son derece uygundur. Evden çalışma ve uzaktan eğitim ile artan dijital cihaz kullanımına karşı göz sağlığının korunması için Shamir Blue Zero™ ideal bir çözüm olacaktır.

Shamir olarak cam kaplamalarında da yeni ürünlere imza atıyorsunuz. Son olarak 2020 yılında üretmeye başladığınız Shamir Glacier + UV IR™ kaplamanız ve bu kaplamanın son kullanıcıya faydalarından bahsedebilir misiniz?
Güneş ışınları yaşamımız için vazgeçilmez ancak tamamının faydalı olmadığını biliyoruz.  Gözlerimizi yalnızca güneşin UV ışınlarından değil, diğer zararlı ışınlardan da korumamız gerekiyor. Güneş ışığından gelen kızılötesi ışınlar gözlerimize zarar verebilir. Shamir’in geliştirdiği Shamir Glacier + UV IR™ gözlük camı kaplaması gözleri kızılötesi ışınlara karşı koruyarak göze ulaşan kızılötesi ışın miktarını önemli ölçüde azaltır. Kızılötesi ışınlar göz içerisinde fototermal etkiye sahiptir ve ısıya dönüşür. Yapılan araştırmalar kızılötesi ışınların göze sadece termal hasar vermekle kalmayacağını, aynı zamanda UV ışınlarının bilinen etkilerini de artırabileceğini göstermektedir. Shamir Glacier + UV IR™ kızılötesi radyasyonu filtreleyerek standart gözlük camlarına kıyasla 3 kata kadar daha fazla koruma sağlar ve göz sağlığını korumaya yardımcı olur. Tüm hammadde ve indekslerde uygulayabildiğimiz bu kaplamamızın, UV ışınlarını kesen hammaddelerle kullanılmasını öneriyoruz.

Altra Optik olarak pandemi sürecinde ticari faaliyetlerinizi nasıl yönettiniz? Pandemi süreci hepimiz için belirsizliklerle dolu, endişeli bir süreç oldu ve maalesef hala devam ediyor. Öncelikle çalışma arkadaşlarımızın sağlığını korumak için gerekli önlemleri aldık ve hala bu önlemleri sıkı şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Ofis ve üretim departmanlarımızı gruplara bölerek birbirleriyle teması olan insan sayımızı azalttık ve uzaktan çalışma modelini uygulamaya aldık. Bir diğer önemli uygulamamız da dijitalleşme oldu; bu dönemde iş ortaklarımız için pandemi dönemine özel, bu süreci daha etkin yönetebilmeleri ve işlerini geliştirebilmelerine yönelik seminerler hazırlayarak video konferans yönetimiyle toplantılar düzenledik. Aynı zamanda, iç eğitimlerimizi dijital olarak sürdürerek ‘Hibrit Satış Metodolojisi’ uygulamasına başladık. Sanal mağaza ziyaretleri gerçekleştirdik ve gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Pandemi dönemi tüm ticari faaliyetlerimizi gözden geçirerek, yeni şartlara ve oluşan ihtiyaçlara göre iş yapış şeklimizi yenilediğimiz bir süreç oldu.

Sosyal sorumluluk projelerinde yer alan öncü firmalardansınız. Ne tür projelerde yer alıyorsunuz?
Genel olarak göz sağlığı konusunda farkındalığı artıracak ve topluma faydalı olabilecek projeleri elimizden geldiğince gerçekleştirmeye ve desteklemeye çalışıyoruz. Pandemi döneminin başında, sağlık çalışanlarımızın zorlu mücadelesine destek olmak ve minnettarlığımızı göstermek amacıyla bir proje gerçekleştirdik. 8 Mayıs 2020 tarihinde maske kullanımı ile camın yüzeyinde oluşan buğuyu önleyen Anti-Fog kaplamalı Shamir Eyres markalı medikal güvenlik gözlüklerimizi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde görev yapan sağlık çalışanlarına ulaştırdık. Ayrıca dünya çapında körlük ve görme bozukluğuna dikkat çekmek amacıyla her yıl Ekim ayının ikinci haftasında gerçekleştirilen Dünya Görme Günü etkinliğini geçtiğimiz yıl ‘Göz kontrolünüzü yaptırın, hayata odaklanın’ projesi kapsamında; Kartal’da bulunan Yakacık Hatice Abbas Halim Sevgi Evleri Çocuk Yuvası’nda düzenledik. Çocukların gözlük ihtiyaçlarını karşılayarak bizleri çok mutlu eden bir sosyal sorumluluk projesine imza attık. Bu projemizin ilerleyen dönemlerde süreklilik kazanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Altra Optik olarak 2021 yılı optik sektörü ile ilgili öngörüleriniz nelerdir?İçerisinde bulunduğumuz dönem hem ekonomik hem de psikolojik olarak hepimiz için çok zor geçse de bizler sağlık sektörünün bir parçasıyız ve gözlük kullanıcılarının ihtiyaçlarının artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Bu dönemde evden çalışma, uzaktan öğretim ve buna bağlı olarak dijital cihaz kullanımının artışıyla gözlük kullanım oranında bir artış söz konusu oldu. Özellikle dijital cihazların yoğun kullanımı ile ortaya çıkan göz yorgunluğuna karşı zararlı mavi ışığı engelleyen gözlük camlarına olan talebin arttığını gözlemledik. Yurt dışı merkez ofisimizle yaptığımız görüşmeler ve aldığımız bilgileri de değerlendirecek olursak, 2021 yılının geri kalan kısmı ve sonraki yıllarda da gözlük kullanımının artacağını optik sektörü için güzel bir dönem olacağını öngörüyoruz.

Bu yıl 18-21 Kasım tarihleri arasında sekizincisi gerçekleştirilecek olan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul optik sektörünün tamamının bir araya geldiği tek fuar olduğu için çok değerli ve önemli bir organizasyon. Tüm katılımcı ve ziyaretçilere kendilerini geliştirmeleri ve güncellemeleri için imkan sağlayan bu organizasyonun her geçen yıl daha da başarılı olmasını diliyorum.

Optik sektörüne hizmet veren dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
4 your eyes dergisi uzun yıllardır takip ettiğim, kaliteli içeriği ile sektörün nabzını tutan ve gelişimine katkıda bulunan en önemli yayınlardan birisidir. Başarılarınızın artarak devamını diliyorum.

Nisan 2021

Roveri Eyewear

SADECE ERKEKLERE ÖZEL LÜKS

Henüz 2019 yılının son aylarında lansmanı yapılan İtalya merkezli ve erkeklere özel gözlükler üreten Roveri Eyewear’ı en iyi; inovasyon, teknik mükemmelliyetçiliğe yönelik tutku ve ödün verilmeyen estetik kavramları ile özetleyebiliriz.

Roveri Eyewear zamansız lüks ve performans için inovatif bir ruhla, yeni ve keşfedilmemiş materyal kombinasyonlarından oluşan koleksiyonlar hazırlayan henüz 2019 Sonbaharında lansmanı yapılmış erkeklere özel yeni bir İtalyan gözlük markası olarak karşımıza çıkıyor. Roveri Eyewear’ın genç Kurucusu Michele Claseri İtalya’nın Bergamo şehrinde doğup büyümüş ve okulunu bitirdikten sonra geçtiğimiz 10 yılını otomotiv sektörüne, imalatçılığa ve materyallerini harmanladığı dayanıklılık odaklı tasarımlara adamış bir girişimcidir. Ferrari’nin Maranello’daki F1 departmanında görev alan Michele Claseri, yüksek kalitedeki saatlere, erkeklere yönelik aksesuarlara ve tabii ki otomobillere olan tutkusundan hiç vazgeçmemiş. Michele Claseri Los Angeles’a taşındıktan sonra Roveri markasını yaratmak için çok güçlü bir istek duymuş ve o zamana kadar öğrendiği herşeyi ve tüm deneyimlerini birleştirerek Roveri Eyewear’ı kurmuş. Michele Claseri, Roveri Eyewear ile tarihi ve değerleri olan, Bergoma gibi yüksek kalitedeki tekstil imalatıyla dünyanın en prestijli moda markalarına ev sahipliği yapan zarafeti ve birinci sınıf oluşuyla ünlü şehrinde, yüksek standartlara sahip ürünler ortaya koyan ve modern çağda dünyanın modern centilmenleri nasıl görmesi gerektiğine dair bir tarzı yansıtabilen bir marka hedeflemiştir.

BERGAMO’NUN TARİHİ MİRASI

İtalyan yapımı kalite ve İtalyan tasarım tutkusu dendiğinde birçok ünlü moda markasının kurulduğu Milano, Roma, Floransa, Torino ve Venedik gibi İtalyan şehirleri aklımıza gelmektedir. Ancak İtalya sınırları içerisinde belki adı çok daha az geçen bir cevher olan Bergamo şehrini barındırmaktadır. Bir Kuzey İtalya şehri olan Bergamo, dünyanın en ünlü tasarımcılarının, stilistlerinin, şeflerinin ve İtalyan girişimcilerinin doğuşuna ev sahipliği yapmıştır. Aşağı ve Yukarı Bergamo olarak ikiye bölünen zamansız şehir, en özel gıda, mimari, tarihi anıtlar ve moda deneyimlerini de kendisiyle birlikte sunmaktadır. Roveri Eyewear de Bergamo’nun bu tarihi mirasıyla iç içe geçmiş bağıyla, evrensel insani değerlerin, duyguların ve geleneklerin modern bir temsilini sergilemeyi amaçlamaktadır.

ROVERI EYEWEAR ÜRÜNLERİ LÜKS KOKUYOR

Bergamo’daki mükemmelliyetçilik odaklı imalat süreci ve materyal seçimi, Roveri Eyewear’ın gözlük çerçeveleri için gerekli olan tüm bileşenleri sağlamaktadır. Roveri Eyewear, gözlük koleksiyonları için seçtiği materyallerde yenilikçi bakış açısını koruyarak hep en üst seviyedeki materyal ve materyal kombinasyonlarını tercih etmektedir. Örneğin, birinci sınıf saat üreticisi markaların tercih ettiği bir materyal olan işlenmiş çok katmanlı karbon fiber halkayı ilk kez Roveri Eyewear uygulayarak inovatif yönünü sektöre kanıtlamıştır. Çok katmanlı karbon fiber halka kullanılarak güneş gözlüğü yapısı oluşturmak zor ve deneyim isteyen bir süreci kapsasa da, Roveri Eyewear yeni kurulan genç bir marka olarak bu süreci başarıyla tamamlamıştır. 2019 yılının son aylarında beğenilere sunulan Roveri Eyewear’ın tasarımcılarından Carmelo Di Termini büyük bir titizlikle farklı materyal kombinasyonlarıyla mühendislik deneyimini birleştirerek benzersiz ve inovatif Roveri güneş gözlüklerini çizip, tasarlamayı sürdürmektedir. Titanyum materyaliyle çalışmanın ise ayrı bir deneyim gerektirdiğini bilen Roveri Eyewear, yüksek kaliteli çerçevelerine yenilerini eklemek için en ünlü titanyum gözlük üreticileriyle de işbirliği yaparak güzelliğin ve kalitenin peşinden gitmeye devam etmiştir. Roveri Eyewear koleksiyonlarında kullanılan asetat da tamamen İtalya’da üretilmektedir. Roveri’nin kullandığı tabakalar halinde üretilen asetat, daha sonra en parlak, bitki bazlı selüloz asetatı elde etmek için makinede işlenmektedir. Tüm bu materyallere ek olarak Roveri’nin merkezinin bulunduğu Bergamo şehrinin dericilik ve deri işlemeleriyle ünlü olduğunu belirtmemiz gerekir. Roveri Eyewear’a ait her gözlüğün kılıfı ve çantası; birinci sınıf Bergamo inek derisi kullanılarak işlenip, dikilmektedir. Roveri koleksiyonlarının şimdiden adeta lüks koktuğunu belirtebiliriz.

ROVERI EYEWEAR EN YENİSİ CLM-7’Yİ SUNUYOR

Michele Claseri’nin Kurucusu olduğu sadece erkeklere özel gözlükler üreten İtalya merkezli gözlük markası Roveri Eyewear, modern bir spor lüks stili, zamansız çekicilik ve tavizsiz performansla harmanladığı benzersiz panto tasarımı CLM-7 güneş gözlüğünü beğenilere sunuyor. Siyah ve kahverengi olmak üzere iki renk seçeneğiyle sunulan güneş gözlüğünün, sportif ve dinamik yaşam tarzını benimseyen erkekler için ideal bir alternatif olduğunu söyleyebiliriz.

Yüksek standartlardaki kalite, inovasyon ve ince detaylara gösterilen özen ile özetleyebileceğimiz Roveri’nin yeni tasarımı CLM-7, en çok istenilen spor otomobillerin hassasiyetine ve zarifliğine benzer şekilde, karbon fiber alanındaki uzmanlarla İtalya’da geliştirildi. Günlük kullanıma uygunluğu ve zamansız şıklığı ile ilgi çeken CLM-7 güneş gözlüğü, zengin kişiliklere ve farklı stillere sahip kişilere hitap etmektedir. CLM-7 güneş gözlüğü erkeklere özel zarif detaylarıyla mermere benzeyen desenli bir yüzeye sahip oluşuyla dikkat çekiyor. Lüks karbon fiber materyalin, kaliteli bir tamamlayıcısı olan beta titanyum saplara ve asetat uçlara sahip olan CLM-7, UV ışınlarına karşı %100 koruma sağlayan premium kalitedeki Zeiss polarize güneş camlarıyla donatılmıştır. Tasarım, moda ve hızlı arabalar uzmanı bir Kurucuya sahip Roveri Eyewear’ın CLM-7 için hazırladığı kampanya fotoğrafları da, markanın lükse, spora, ve performansa bağlılığını gözler önüne seriyor.

Nisan 2021

Hoffmann Natural Eyewear

HOFFMAN NATURAL eyewear

Her Zaman En İyisi Boynuz

Boynuzdan ürettiği gözlükleriyle dünya çapında fark yaratan Almanya merkezli Hoffmann, Covid-19 pandemisi sürecini ve bu süreçte değişen trendleri değerlendiriyor.

Hoffmann Natural Eyewear Ceo’su ve tasarımcısı Jutta Kahlbetzer, Covid-19 pandemisi sürecinde tüketicilerde sürdürülebilir ürünlere yönelik farkındalığın arttığını ve bu ürünlere olan eğilimin yükseldiğini belirtiyor. Bu sayımızda, Jutta Kahlbetzer ile pandemi süreci, pandeminin optik sektörüne etkisi, çevre dostu trendlerin artışı ve gözlüklerinde kullandıkları doğal materyal boynuzun avantajları üzerine yapılan röportajı sunuyoruz.

Merhaba Jutta Kahlbetzer… Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs sürecini kişisel olarak nasıl deneyimliyorsunuz?
Covid-19 pandemisi ilk başladığı zamanlar bana çok gerçeküstü bir durum gibi geldi. Tam olarak gerçekliğini zihnimde şekillendiremedim. Dünyanın dört bir köşesindeki arkadaşlarımdan ve iş ortaklarımdan aldığım haberler sonrası koronavirüsün birden bire ne kadar gerçek olduğunu anlamak zorunda kaldım. Sonraki ilk aşamada da bir başlangıç şoku yaşadım: Ne yapacaktık? Şirketimize, çalışanlarımıza, müşterilerimize hatta tüm gezegene ne olacaktı diye endişeler duymaya başladım. Tüm insanların da düşündüğünü sandığım gibi herkesin sağlığına kavuşmasını umut etmeye başladım. Gerçekten de çok tehlikeli ve dünyayı olumsuz bir şekilde etkileyen kötü bir olay olduğunu hala tam olarak kabul etmek istemiyorum ancak bir yandan da herkes gibi korku ve endişeler taşıyorum.

Kısıtlamalardan ve karantinalardan işleriniz ne yönde etkilendi?
Ne mutlu ki, Hoffmann Natural Eyewear olarak kendi imalatımız olan ve dünya çapında pek çok bölgede beğeniyle karşılanan sürdürülebilir gözlük koleksiyonlarımız bulunuyor. Fakat koronavirüs salgını düşündüğümüzden çok daha fazla bir şekilde dünyadaki pek çok ülkeyi olumsuz etkisi altına aldı. Almanya ile kıyasladığımızda karantina ve kısıtlama süreçleri çok daha uzun olan ve süreci çok daha zorlu geçiren ülkeler var. Ama Almanya olarak aldığımız tedbirler sayesinde süreci diğer ülkelere nazaran biraz daha olumlu geçirmemiz sonucunda sınırlı sayıda da olsa dünya geneline teslimatlarımızı yapabildik. Bizden çok daha uzak pazarlara erişebildiğimizi söyleyebilirim.

Covid-19 pandemisi süreci sizce hangi yeni trendlerin doğmasına sebep oldu?
İçinde bulunduğumuz yüzyılda Covid-19 gibi bir salgını daha önce hiç deneyimlemesek de, bunun gibi olumsuz sonuçları büyük olan krizler, insanların dünyayı algılama biçimlerini ve farkındalıklarını bir şekilde keskinleştiriyor. Optik endüstrisini baz aldığımızda gün geçtikçe insanların daha fazlası hangi ürüne ne kadar ihtiyaç duyduğunu sorgular oldu. Sürdürülebilir yani çevre dostu ürünleri mi yoksa yüksek kalitedeki ürünleri mi tercih etmeleri konusunda da kafalarında yeni soruların şekillenmeye başladığını düşünüyorum. Genel anlamda yaşamımızdaki durumları ve olayları değerlendirirken nelere öncelik vereceğimiz konusunda yeni bakış açılarının geliştiğine inanıyorum.

Bu krizin şu anki olumsuz etkisi dışında, optik endüstrisinde neleri değiştireceğine inanıyorsunuz?
Endüstrimizin de belirli konularla ilgili olarak farkındalığının çoğalacağına inanıyorum. Daha çok şeyin sorgulanacağını düşünüyorum. Her ne kadar Covid-19 pandemisi dijital dönüşümün güçlü bir şekilde gerçekleşmesine katkı sağlasa da; optik endüstrimiz iş ortaklarımız ve optisyenlerle daha yakın kişisel iletişimlere girilmesine ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca bir çok durumda tüketicilerin daha üst seviye hatta belki de sürdürülebilir materyallerden üretilmiş ürünler tercih etmeye niyetlendiklerini gözlemliyorum.

Doğal bir materyal olan boynuz konusunda uzman bir marka olarak, sizce bu süreçte çevreye daha az zarar veren ürünlere talep gerçekten arttı mı?
Aslına bakarsanız son yıllarda zaten sürdürülebilir ve doğal materyallerden üretilmiş ürünlere yönelik pozitif bir trend geliştiğini söyleyebiliriz. Ancak Covid-19 pandemisiyle oluşan ‘yeni’ bilinçlenmenin etkisiyle bu trendin daha da yoğunlaştığını fark ediyorum. Markaların kendileri de bu trendi güçlendirdikleri gibi tüketicilerin talepleri de markaları bu trende daha çok teşvik ediyor. Bununla birlikte başta Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde onlarca moda markasının varlığına rağmen tüketicilerin çevre dostu ürünlere çok daha yoğun bir eğilim gösterdiğini söyleyebiliriz.

Peki boynuzun hangi özellikleri onu sürdürülebilir materyal yapıyor?
Boynuz zaten tamamen doğal bir hammaddedir. Hoffmann Natural Eyewear olarak Asya’da yaşayan su bufalolarının boynuzlarını kullanıyoruz. Boynuzun sürdürülebilir oluşunun bir önemli göstergesi, boynuzu ancak su bufaloları doğal ömürlerini tamamladıktan sonra yani doğal yollarla ölümlerinden sonra kullanmamızdır. Zaten su bufaloları ne kadar uzun yaşarsa, ömrü ne kadar uzarsa; boynuzlarının doğal yapısı da o derecede güzelleşiyor. Boynuzlarımız Hindistan’da su bufalolarının yaşadığı alanda kesiliyor, bu durum da Hindistan’da bir iş kolu oluşumunu desteklemiş oluyor. İçi boş olan işlenmemiş boynuzlar Hindistan’dan Almanya’daki üretim binamıza ulaşım esnasında da kolaylık olmasına sebep oluyor. Tamamen saf bir doğal hammadde olan boynuzu işlemek de bize düşüyor.

İmalat sürecinizden arta kalan üretim fazlalıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üretimden kalan artık malzeme tarımda, fidanlıklar gibi botanik alanlarda, bağcılıkta ve bahçelerde gübre olarak kullanılabiliyor. Bunu az önce sorduğunuz sorunuzun da devamı niteliğinde bir yanıt olarak da sayabilirsiniz. Üretim atıklarından oluşan bu doğal gübre sayesinde kendi yetiştirdiğiniz tarım ürünlerinizi veya çiçeklerinizi dahi gübreleyerek bu ürünlerinizden güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca üretimini yaptığımız gözlükler için kullanmayı tercih etmediğimiz küçük boynuz uçları, özellikle Hindistan’da yoğun olarak kullanılan bir çeşit müzik aracının düğmeleri olarak da dönüştürülebiliyor. Görüyorsunuz ki doğal bufalo boynuzundan elde edilen materyallerin tümü boşa harcanmadan, en önemlisi de asla doğaya zarar vermeden yeniden kullanılabiliyor. Buna ek olarak su bufalolarının pirinç tarlaları için vazgeçilmez rol oynadıklarını ve onlara kültürel olarak Hinduizm ve Budizm inanışlarınca büyük saygı gösterildiğini belirtmek isterim.

Materyal olarak boynuzun sağladığı diğer avantajlar nelerdir?
Doğal, çevre dostu bir hammadde olmasının yanı sıra başka avantajları olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Öncelikle boynuz son derece düşük bir ağırlığa sahip bir materyaldir. Bunun yanında gözlük kullanıcılarının alerjik bir sorunları var ise boynuz tamamen anti-alerjik özelliktedir. Aynı zamanda çok kolay bir şekilde tamiri yapılabilen bir materyal olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine doğal oluşundan dolayı renkleri eşsizdir. Üstelik asetat ve diğer materyallere hiç benzemez, taklit edilmesi neredeyse imkansızdır. Ayrıca terleme sonucunda boynuzun alt kısmında nem birikmesi oluşmadığından, gözlükseverlere yaz aylarında büyük konfor sunmaktadır.

Bazı çerçevelerinizi sapları da boynuzdan oluşmak kaydıyla %100 boynuzdan üretiyorsunuz. Bu modellerinizi diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir
Boynuz az önce açıkladıklarım da dahil olmak üzere bir çok avantajı beraberinde getiren bir materyaldir. Gözlük kullanıcısına maksimum konfor ve rahatlık vadeder. Boynuzdan imal edilmiş bir gözlük, gözlük kullanıcısının yüzüyle temas ettiği anda kullanıcısının doğal ve iyi hissetmesini sağlar. Bu sebeple boynuzdan yapılan bir gözlük ile %100’ü boynuzdan üretilmiş bir gözlük kıyaslandığında elbette bu doğal ve özel materyalin en yoğun olduğu hali her zaman öncelikli tercihler arasında yer almaktadır. Tüm bunlara ek olarak boynuzun kullanıcıya sunduğu renk yelpazesi %100’ü boynuzdan olan gözlüklerde saplara doğru ilerlediğinden, ortaya ayrı bir bütünlükte ve zarafette gözlükler çıkmaktadır.

Hoffmann Natural Eyewear olarak sürdürülebilirliği başka hangi alanlarda hayata geçiriyorsunuz?
Marka adımızdan da anlaşılacağı gibi doğallık ve çevreye yönelik hassasiyet, kuruluşumuzdan itibaren DNA’ımıza kazınmıştır ve felsefemiz haline gelmiştir. Bu sebeple markamızın ana merkezi de dahil olmak üzere her noktamızda geri dönüştürülebilirliğe fazlasıyla önem vermişizdir. Sürdürülebilirlik bizim için yeni bir anlayış şekli yeni bir yaklaşım değildir. Örnek vermem gerekirse üretim yaptığımız binamızda yıllardır yenilenebilir enerjileri mümkün olan her yerde kullanmayı tercih ediyoruz. Isıtma sistemimizin tamamen jeotermal enerji ile çalıştırılması gibi…

Üretiminizi Almanya’nın doğal güzelliklerle çevrili bir bölgesinde gerçekleştiriyorsunuz. Eifel bölgesinde üretim yapmanın avantajları nelerdir
Birlikte çalıştığınız, birlikte üretim yaptığınız insanların karakterleri yaptığınız işin kalitesine yansıdığı gibi ortaya çıkan sinerjiyi yakalamak da gerçekten büyük önem taşımaktadır. Burada üretim yaptığımız Eifel bölgesindeki çalışma arkadaşlarım, ortaya olağanüstü şeyler çıkarabilecek sabıra sahip kişilerden oluşuyor. İçlerinden bir çoğu birşeyler yaratabildikleri, güzel zaman geçirirken ortaya güzel şeyler çıkarabildikleri ve kendilerini geliştirebilecekleri hobilere sahip. İçinde bulunduğumuz çağda ve büyük şehirlerde bu tip insanlara rastlamanın daha düşük ihtimal olduğuna inanıyorum ve bu yüzden bu bölgede üretim yaptığımız için çok şanslı hissediyorum.

Kaynak: Spectr

Nisan 2021