Cihat Optik

CİHAT OPTİK

Felsefemiz Dürüstlük…

Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Merhaba Cihat Bey. Öncelikle hoş geldiniz. Kendinizi okurlarımıza tanıtıp optik sektörüne giriş hikayenizden bahsedelim…
Merhaba, Ben Cihat Anlı. 1983 Sivas doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Sivas’ta tamamladım. Daha sonra Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldum. Sektöre 25 yıl önce Sivas’ın o dönem iyi mağazalarından birinde, okul devam ederken yarı zamanlı olarak çalışarak girmiş bulundum. Ve 18 yıl kendi mağazamı açana kadar aynı mağazada hizmet vermeye devam ettim.

Cihat Optik’in kurulma aşamasından ve temel felsefesinden söz eder misiniz?
2014 yılında Sivas’ın en yoğun caddelerinden birisinde 35 m2 olan ilk mağazamızı açtık. 5 yıl orada hizmet verdikten sonra daha geniş bir kitleye daha iyi hizmet verebilmek için şuan ki 160 m2 olan mağazamıza taşındık ve 2 yıldır bu mağazamızda hizmet veriyoruz. Sektöre ilk girdiğim günden beri en temel hedefim müşteri memnuniyeti oldu ancak yıllar içinde bu memnuniyetin en çok dürüstlükle sağlandığını gördüm ve felsefimizi dürüstlük temeline oturttuk.

Şubeleriniz var mı, başka şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Hayır başka şubemiz yok. Tek mağazamız ile hizmet veriyoruz. Şube açmayı şimdilik düşünmüyoruz. Sivas nüfusu bakımından küçük bir şehir, mağazamızda şehrin en ulaşılır noktasında bu yüzden çok gerekli bulmuyorum. Sektörümüzde ikili ilişkilerin ve sağlığın öneminin farkında olduğum için market zihniyetinin yanlış olduğunu düşünüyorum tabii ki şubeleşmek istihdam sağlamak güzel fakat gerçekten iyi bir kadro oluştuğunda ve şehir farklı yönlere büyüdüğünde açmayı düşünebilirim.

 

Mağazanızda satışa sunacağınız markaları ve ürünleri seçerken size yön veren etkenler nelerdir?
Mağazamızda satışa sunduğumuz ürünlerde öncelikle dikkat ettiğimiz ürünün kalitesi ve bununla birlikte marka bilinirliğini göz önüne alıyoruz. Ayrıca müşteri portföyümüz ve lokasyonumuz gereği üst segment ürünlere ağırlık veriyoruz. Üst segmentten kastımız sadece fiyat değil, ürünün kalitesi, tarzı ve en önemlisi garanti sürecinde bu firmaların hızlı ve çözüm odaklı olması. Malum her şey ürünü satmakla kalmıyor, ürün satışı sonrası destek müşteriler için önemli bir etken.

Son yıllarda designer markalar olarak adlandırdığımız yeni tasarımcıların ürünleri oldukça rağbet görüyor. Size de müşterilerinizden bu yönde talep geliyor mu?
Son zamanlarda özellikle sosyal medya ve TV dizilerinin de etkisi ile bu yönde yoğun talepler alıyoruz. Bizde elimizden geldiği kadar yine kalite odaklı olarak bu tarz ürünleri mağazamızda bulunduruyoruz.

Satış sonrası hizmetleriniz nelerdir?Daha önce de bahsettiğimiz gibi her şey ürünü satmakla bitmiyor. Asıl önemli olan satış sonrası verilen hizmetler. Yani ürün ile ilgili yaşanan sıkıntılarda satış aşamasındaki kadar güler yüzlü, samimi ve çözüm odaklı olmak. Ben kesinlikle satış sonrası hizmetin müşteri memnuniyetinin en temel halkası olduğuna inanıyorum ve şehrimizin en büyüklerinden biri olmamızdaki en temel etkenin bu olduğuna eminim.

Cadde mağazaları mı yoksa AVM içerisinde yer almak mı? Sizin tercihiniz nedir ve sebepleri nelerdir?
Bulunduğumuz şehrin bir Anadolu şehri olması sebebi ile benim tercihim kesinlikle cadde mağazacılığı yönünde. Bunun en büyük sebebi, bizim gibi küçük şehirlerde insanların cadde mağazalarındaki samimiyeti önemsediklerini düşünüyorum abartmak istemem ama birlikte yaşlandığımız o kadar çok müşterimiz var ki bebeklikten başlayıp şuan üniversite okuyan bir çok küçük müşterimde buna dahil.

Cihat Optik’e gelen yeni ürünlerden ya da yeni kampanyalardan müşterilerinizi nasıl haberdar ediyorsunuz?
Tabi ki şuan en etkin iletişim aracı olan sosyal medyamız üzerinden haberdar ediyoruz. Müşterilerimize kolayca ve en hızlı ulaşabileceğimiz mecranın bu olduğunu düşünüyoruz.

Büyük şehirlere göre Anadolu’da mağaza işletmenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Anadolu şehrinde ya da küçük nüfuslu şehirlerde hizmet vermenin en büyük avantajı müşteri portföyümüzün ne istediğini biliyor olmamız. Çünkü bizim müşterilerimiz büyük şehirlerdeki müşteri profilinden ziyade daima aynı mağazalardan alışveriş yapan kişiler. Şunu söyleyebilirim ki yıllardır gözlük seçimlerini beraber yaptığımız veya da tamamen bize bırakan samimi müşterilerimiz var. Anadolu da mağaza işletmenin dezavantajlarına gelecek olursak en büyük sitemim ön plandaki markaların gözlüklerinin elimize geç ulaşması. Ben tamamen önceliğin büyük şehirlere verildiğini düşünenlerdenim.

Perakendecilerden biri olarak meslektaşlarınızla aranızdaki fiyat rekabeti hakkındaki görüşleriniz nedir? Bu rekabetten olumlu etkilenmek adına ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Bu sektöre girdiğim ilk yıllarda fiyat rekabeti olduğuna inanırdım ancak ilerleyen yıllarda gördüm ki insanların büyük bir kısmının fiyat değil ilgi, alaka ve dürüstlüğe önem verdiğini gördüm. Fiyat konusunda rekabet etmeyi kendi adıma bıraktım.

Sektör içi yapılan satış ve eğitim bilgilendirmeleri yeterli mi? Siz mağaza çalışanlarınız için eğitim programları düzenliyor musunuz?
Ben 25 yıldır bu işi yapıyorum ama hala çok eksiğim olduğunu okudukça daha iyi anlıyorum. Bizim mesleğimiz, bilgi ve tecrübe isteyen bir meslek kesinlikle satış ve bilgilendirme eğitimlerinin yeterli düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Elimden geldiği kadarıyla çalışanlarımın eğitimlere katılmalarına önem gösteriyor ve bildiklerimi paylaşmaya özen gösteriyorum.

Gözlük trendleri bu sene ne yönde?
Ben artık gözlük modasının sınır tanımadığını düşünüyorum. Rengarenk gözlüklerin ön plana çıkacağını ve her şey de olduğu gibi gözlük trendinin eskiye dönmeye devam edeceğini düşünüyorum.

Yurtdışında yapılan uluslararası optik fuarlarını ve sektörel gelişmeleri takip ediyor musunuz?
Evet çok sıkı bir takip olmasa da gerek sizin derginiz gerekse sosyal medyadaki sektörel sayfalar sayesinde yeni trendleri ve teknolojik gelişmeleri takip ediyorum.

18-21 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleşen Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı tartışmasız sektörümüz için yapılmış en faydalı organizasyon. Sektörümüzle ilgili tüm yenilikleri orada bulabiliyoruz. Anadolu şehrinde olmamız açığını Silmo İstanbul Optik Fuarı sayesinde kapattığımızı düşünüyorum.

Optik sektörüne hizmet eden dergimiz “4 your eyes” hakkında neler söylemek istersiniz?
Ben 13 yaşımda bu sektöre girdim. Yaşım nedeniyle olsa gerek çok hevesli ve heyecanla bu işe başladım. Abartmak istemiyorum ve bunu sizinle röportaj yaptığım için söylemiyorum ama gerçekten derginizin yeri bende farklı çocukluk yıllarım aklıma geliyor. Bir şeyler öğrenmek için elime alacağım tek sektörle ilgili yazıları bulduğum dergiydi.

Eylül 2021

Origin Optik

ORIGIN OPTİK

Emsalsiz ve Benzersiz

Dünya trendlerini ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek, birlikte yol aldığımız mağazaların bir nevi marka danışmanı gibi davranmaya çalışıyor ve onları uzun vadeli iş ortakları olarak görüyoruz.

Hoş geldiniz Sayın Zeki Doğan ve Sayın Mert Korkmaz. Kendinizi tanıtarak sektöre ne zaman ve nasıl giriş yaptığınızdan okurlarımıza bahseder misiniz?
ZD: Merhabalar, sektöre başlangıcım 2009 yılında olmuştur. Ortağım Mert ile çocukluk arkadaşı olarak hemen hemen aynı dönemlerde ve aynı firmalarda çalışarak sektördeki maceramız başlamış ve devam etmiştir. Sektördeki serüvenim, ilk olarak İşbir Optik Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak başlayıp, yine aynı firmada, Ankara merkezde çeşitli yöneticilik pozisyonlarında görev almam ile devam etmiştir. Daha sonrasında ise 2012 yılı itibari ile Beta Optik’de Türkiye Satış Müdürü olarak başlayan ve devam eden 7-8 yıllık bir serüveni noktalayıp, aslında sektörde kulvar değiştirerek, çerçeve alanında kendi şirketimizi kurmaya karar verdim ve Origin Optik’i hikayesi bu şekilde başladı.

MK: Merhabalar, ben de İşbir Optik firmasında 2010 yılı itibari ile ortağım Zeki gibi Ege bölgesinde satış temsilcisi olarak göreve başlayıp, yıllar içerisinde Ege bölge müdürlüğü görevini üstlendim. Daha sonrasında 2016 yılı itibari ile Beta Optik firmasında Ege bölge müdürü olarak başlayan yolculuğumu, 2020 yılında sonlandırdım. Yıllar içerisinde edindiğimiz tecrübe ile aynı sektörün farklı kulvarında, hayalimizin peşinden koşmaya karar vererek Origin Optik’i kurduk.

Uzun yıllar edindiğiniz deneyimler doğrultusunda kendi firmanızı kurmak adına sizi harekete geçiren unsur neydi?
Yıllarca birçok farklı pozisyonda çalışmanın getirdiği bilgi birikimi ve piyasa dinamiklerini yakından tanıyor olmamız  bize sektördeki ihtiyaçları, talepleri ve en önemlisi eksiklikleri iyi gözlemleyebilme şansı sundu. Son dönemlerde büyük grupların agresif ve çoğulcu yaklaşımları kadar kendi alanında benzersiz tasarımlara imza atan yeni çerçeve üreticilerinin de yükselişte olduğunu fark edince bu konuda araştırmalara başladık. Süreç bize şunu gösterdi ki; butik hizmet veren konsept mağazalar, hikayesi olan tasarımcılar markalar ve modeller ile hizmet veriyorlar. Bizim firmamızı kurarken bizi heveslendiren en önemli unsur, bu tarz markalar ile sektöre hizmet verme isteği oldu.

Pandemi sürecinde kurulan bir firma olmanıza rağmen sektörde oldukça başarılı oldunuz. Bu süreçte nasıl bir strateji uyguladınız?
Çok teşekkür ederiz bu değerlendirmeniz için. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, daha henüz kendimizi çok yolun başında görmekteyiz. Tüm dünyada oldukça sancılı geçen pandemi sürecinde, yeni bir şirket kurmuş olmamızı ilk zamanlar şansızlık olarak değerlendiriyorduk. Yaşanılan süreçte en zor anlarda neler yapılması gerektiği ile alakalı oldukça tecrübe edindik diyebiliriz. Bu durumu avantaja çevirmenin keyfini yaşıyoruz diyebiliriz. Kulvarları ve yönetimleri birbirinden iki farklı marka ile çalışıyoruz. Her iki markamızın da birbirileri ile asla kesişmeyen ayrı çizgileri ve hikayeleri var. Butik bir anlayışla kurduğumuz firmamızda, bizimle aynı felsefede olan markaların temsilciğini yapmak en büyük avantajımız. Yatay büyüme diye tabir edilen stratejiden ziyade biz dikey büyüme diye bilinen, karşılıklı büyümeyi sağlayacak, daha uzun vadeli ilişkilere önem veren, bir bütün halinde hareket etmeye çalışıyoruz. Bizim de bir çok firma gibi en önceliğimiz bayilerimize profesyonel, kaliteli, güvenilir hizmet ve geriye dönük servis vermektir. Ancak tam da burada bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik, amatör ruhumuzdaki samimiyeti ve aile hissini kaybetmeden verdiğimiz hizmet anlayışıdır.

Origin Optik’in temel değerleri ve misyonundan bahsedebilir misiniz?
Bir önceki sorunuzda temel stratejimizden bahsetmiştik. Aslında bizim temel değerler olarak gördüklerimiz, temel stratejimizin de ana hatlarını oluşturmaktadır. Değerleri üzerine inşa edilen her yapının çok çalışarak başarılı olacağına inananlardanız. Kendimize edindiğimiz misyon; özellikle hizmet verdiğimiz Türkiye pazarındaki en önemli butik marka distribütörlerinden birisi olmak ve kendisini bu alanda ispatlamaya çalışan bir çok perakende mağazasının ilk aklına gelebilecek ürünlerin istribütörlüğünü üstlenmektir. Aslında firmamızın isim hikayesi de buradan gelmektedir. Origin kelimesi kök olarak emsalsiz ve benzersiz anlamında kullanılmaktadır. Firma olarak sloganımız da “Frames with impressive story.” (etkileyici hikayesi olan çerçeveler) Çünkü bizim misyonumuzdaki en temel nokta, müşterilerimize sunduğumuz her ürünün arkasında mutlaka iyi bir hikayesi olmasıdır.

Şu anda Origin Optik bünyesinde Lunor’un Türkiye distribütörlüğünü yapmaktasınız. Markanın konsepti ve hitap ettiği müşteri portföyü hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lunor tüm dünyada literatüre geçecek kadar oldukça kıymetli ve değerli bir marka olmasına rağmen maalesef Türkiye’de bazı bölgelerde zayıf. Bunun sebebi daha öncesinde uzun yıllar exclusive (özel) olarak, sadece bir zincir mağazalar bünyesinde satışı gerçekleştirilen bir marka konumundaydı. Origin Optik aracılığı ile artık toptan olarak Türkiye’de bir çok sahaya sunulmuştur. Lunor marka ismi “lunette d’or” Fransızca altın gözlük anlamına gelen kelimeden türemiştir. İlk olarak el yapımı altın gözlükler üreterek serüvenine başlamış ve  el yapımı gözlükler üretmeye devam etmiştir. Lunor yıllık koleksiyon hazırlayan bir firma değildir. Trend ve moda akımları ile ilgilenmeyen, tam tersi klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu ürünler üretmektedir. Lunor markasını entellektüel ve aristokrat kesime hitap edebilecek, klasik, vintage ve retro çizgilerin hakim olduğu bir marka olarak özetleyebiliriz. Gözlükler artık altın değil ama aynı bir el yapımı altın gözlük üretirmiş gibi 200 farklı proses uygulayarak ve hiçbir seri üretim parçası kullanmadan (her parça o model için özel üretim olarak tasarlanıyor)  tamamen el yapımı gözlük üretilmektedir.

Lunor ve Tidou dışında hangi gözlük markalarıyla işbirliği yapıyorsunuz? Önümüzdeki süreçlerde başka markalarla da anlaşmayı düşünüyor musunuz?
Geçtiğimiz yıl Bausch Lomb güneş gözlükleri ile alakalı konsept bir projemiz olmuştu. Önümüzdeki yıl için bu projenin devamı ile alakalı görüşmelerimiz devam etmektedir. Ayrıca portföyümüze bir güneş gözlüğü markası daha ilave etmek istiyoruz. Bu konuda aceleci değiliz. Bizim için portföyümüzdeki marka sayısı değil, markaların birbiri ile çakışmaması ve aynı bir puzzle’ın parçaları gibi birbirini tamamlaması önem arz etmektedir. Umut ediyoruz ki, önümüzdeki yıllarda birbirinden bağımsız ve zevkli gözlüklerden oluşan markalarımız portföyümüzde yer alsın. Bunun için çalışıyor ve tüm dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyoruz.

Origin Optik olarak 2022 hedefleriniz nelerdir?
2022 için bir çok hedefimiz var. Bunlardan en önemlisi geçtiğimiz iki yıl boyunca Pandemi sebebi ile ulaşamadığımız bölgelere markalarımız tanıtmak. Markalarımızı alabilecek ve tüketici ile buluşturacak birçok mağazaya halen ulaşamadık. 2022 yılı sonu itibari ile tüm Türkiye’ye ulaşarak bayilik ağımızı genişletmek istiyoruz. Her ilde mutlaka bir noktamız olması konusunu oldukça önemsiyoruz. Çünkü yapı ve felsefemiz gereği aynı lokasyonda çoklu bayilik ağı değil, dağıtılmış ve aralıklı olarak Türkiye’nin her bölgesine ulaşmayı başarmış bir firma pozisyonunda olmayı tercih ediyoruz. 2022 yılının ikinci yarısı itibari ile özellikle bayilerimizi oldukça memnun edeceğini düşündüğümüz sürpriz uygulama ve çalışmalarımızı devreye alacağımızı da sizin aracılığınız ile paylaşmak isteriz.

Yurtdışı fuarlarını takip ediyor musunuz? Uluslararası fuarların pandemi nedeniyle yapılamaması ya da dijital platformda gerçekleştirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Pandemi döneminde fuarlar gerçekleşmediği için bizde ne katılımcı ne de ziyaretçi olarak fuarlarda bulunamadık. Fuarlar bizim gibi distribütör firmaların bir nevi hayat ve can bulduğu alanlardır. Dijital ortamlarda birçok konu işlenebilir ama mevzu bahis bizim yaptığımız iş kolu ise mutlaka ürüne dokunabilmek, onu hissetmek büyük önem arz ediyor. Umut ediyoruz ki, artık bundan sonraki süreçte fuarlar yapılabilir ve bizlerde keyifle, yeni dünya markalarını hem daha hızlı, hem de daha yakından tanıma fırsatı buluruz. Dijital ortamların bu anlamda belli bir noktaya kadar bunu karşılayabileceğini bizzat tecrübe ederek gördük maalesef, fiziki olarak yapılan organizasyonların yerini kesinlikle tamamlayamıyor diye düşünüyoruz.

Bayileriniz için satış esnasında ve satış sonrasında sağladığınız desteklerden biraz bahsedebilir misiniz?
Bizler tüm satış organizasyonumuzu, markalarımızın perakende mağazalara sağlayacağı, katma değeri düşünerek hazırlıyoruz. Bu anlamda satış esnasında öncelikle şunu iddialı olarak belirtebiliriz ki, her bir modelin, serinin veya teknik ayrıntının özellik – avantaj – fayda denklemini mümkün olan tüm ayrıntıları ile anlatarak ürün sunumlarımızı gerçekleştiriyoruz. Önemli olan bizim ürünü bayiye satmamız değildir. Buradaki en önemli süreç, bayilerin ürünleri tanıyarak, nasıl ve hangi detaylara değinerek sunacağıdır. Bir çok cam firmasının yaptığı gibi bizde ürünlerimizi tanıtıcı sunumlar hazırlıyoruz. Hatta yakında her iki markamız için mağazalarda yaptığımız sunumu, yazılı olarak hazırlanmış prospektüs benzeri bir çalışma hazırlıyoruz. Bununda sonrasında mağazadaki satış hızını ölçmemiz ve verimliliği arttırabilecek çözümler sunmamız, Origin olarak en fark yaratan desteğimiz olarak özetleyebiliriz. Ayrıca vitrinlerde ve mağaza içinde ilgi çekebilecek şekilde yer almayı önemsiyoruz. Bu anlamda hem görsel çalışmalarımız, hem de vitrin POP materyallerine ve uygulamalarına ciddi bütçe ayırmaktayız. Satış sonrası hizmetlerimizde ise, öncelikli hedefimiz tabii ki çok daha az sorun ile karşılaşacağımız markaları portföyümüzde bulundurmaktır. Sonrasında arızalı ürünlerdeki termin sürelerini kısaltmak için farklı çözümler geliştiriyor ve en fazla 1 hafta içinde çözüm üretebiliyoruz diyebilirim.

Türkiye optik sektörünün yakın geleceği hakkındaki değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?
Türkiye optik sektörü özellikle son dönemlerde yaşanan kur dalgalanması ve enflasyon ile beraber gelen fiyat artışlarını maalesef istenilen seviyelerde fiyatlarına yansıtamadı. Bunun sebebi olarak ise pandemi sürecindeki tüm piyasalarda yaşanan daralma, optik sektöründeki mağazaların stoklarını eritmesi ile geçici bir nefes alma mücadelesine dönüşmüştür. Kısa vadeli olarak sektörün, değişen fiyat mekanizmalarına hakim olması gerekecektir diye düşünüyoruz. Satış fiyatları ile maliyet denklemini tam yönetemeyen mağazaların sıkıntı yaşayabileceği yüksek ihtimal dahilinde olacaktır. Yakın gelecekte hem toptan, hem de perakende ayağında bazı dengelerin ve pazar paylarının değişebileceğini ve değişen ticaret düzenine ayak uyduranların daha konforlu bir alanda servis hizmet vereceği kanaatindeyiz.

Satış ağınızdan ve ağınızı geliştirme planlarınızdan bahsedebilir misiniz?
Hedef odaklı bir satış operasyonu yönetmeye çalışıyoruz. Aslında daha önceki sektörel tecrübemiz, bu anlamda bize sahayı daha yakından tanıma fırsatı sundu. Bunu en iyi şekilde kullanarak, daha önce tanışmadığımız birçok perakende mağazası ile alakalı bilgi ve birikimimiz mevcuttur. Zaman ile yarışıyoruz diyebiliriz. Şu ana kadar bayilik sistemine dahil ettiğimiz müşterilerimizin büyük çoğunluğu, aslında temsilciliğini yaptığımız markalara istinaden, kendi hedef listemizde yer alan mağaza ve işletmelerdi.  Kısa vade de satış ekibimize dahil edeceğimiz yeni arkadaşlarımız ile de daha hızlı ve etkin bir şekilde, yurdun her köşesine dokunmayı amaçlıyoruz.

2013 yılından beri gerçekleştirilen ve dünya çapında birçok firmanın buluşmasını sağlayan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?
Sektör ile ilk tanıştığım zamanlarda maalesef fuar yapılmıyordu. Tabii bir sektörün fuarının olmayışının ne kadar o sektöre zarar verdiğine şahit olduk. Fuar organizasyonunun ne denli önemli olduğunu çok iyi biliyor ve önemsiyoruz. Tüm sektör paydaşlarının aynı çatı altında buluşmaları, sektöre müthiş bir katma değer sağlamaktadır. Bu anlamda da dünyaca ünlü Silmo organizasyonunu Türkiye’ye getiriyor olmanızdan dolayı teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.

Optik magazin dergisi ‘4 your eyes’ hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Derginin sektöre ne gibi yararları olduğunu düşünüyorsunuz?
Öncelikle tüm 4 your eyes ekibine, bizim gibi yeni girişimcilerin, sektöre seslerini duyurmasına yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Tüm sektörün yakından takip ettiğini düşündüğümüz, en güncel dünyadaki gelişmeleri aktarmanız, firmaların kendilerini ifade etmek ve tanıtmak için kullandığı, perakende ayağında ise, kendini geliştirme derdinde olan tüm meslektaşların zevkle okuduğu bir mecrayı yönetiyorsunuz. Sektör adına bu denli kapsayıcı başka bir dergi platformu olmadığını da düşünürsek, şu an sektöre sunduğunuz servis ve hizmet oldukça takdire layıktır. Başarılarınızın devamını dileriz.

Eylül 2021

Jacquemus

YARATICILIKTAKİ SAMİMİYET

“Moda haricinde de yapılacak şeyler olduğunu söylemekte bir sakınca görmüyorum çünkü insan bu hayatta birden fazla şey olabilir.” – Simon Porte Jacquemus

Kendi markası Jacquemus’a da adını veren Fransa’nın Mellmorte kasabasında yetişmiş 31 yaşındaki ünlü tasarımcı Simon Porte Jacquemus, sevdiği şeyleri özetlerken Instagram profilindeki açıklamayı baz alarak aslında markasının başarısının ardındaki samimi, alçakgönüllü ve çocuksu saflığı ortaya koyuyor.

Business of Fashion adlı moda dünyasının nabzını tutan online dergiye göre ‘gelecek vadeden’ bir tasarımcıdan ‘moda endüstrisini en fazla etkileyen tasarımcı’ unvanına layık görülen Jacquemus, kendi kendini yetiştirmiş bir tasarımcı olarak başarıya giden yolda neredeyse tek başına ilerlemiştir. Kıyafet tasarlamaya duyduğu arzu 7 yaşındayken evdeki perdelerden annesine yaptığı bir etekle ortaya çıkarken Simon’un küçüklüğünden beri yaptığı gözlemler de bugünlere Fransız kadınlarına ve onların gizemli yaşam tarzına duyduğu saygı olarak yansımaktadır.

Büyüdüğü kente olan sevgisine rağmen Simon, ünlü bir tasarımcı olması adına Paris’in kendisine bütün kapıları açmaya yardımcı olacağına inanıyordu. Bu nedenle Paris’e taşınıp Esmod Moda Tasarım Okulu’nda öğrenim görmeye başlasa da annesinin ani ölümü nedeniyle eğitimini tamamlayamamıştır. Bu olaydan sonra hayata bakış açısı değişen ve eğitimine devam etmek için gerekli olan motivasyonunu kaybeden Simon, 2009 yılında kendi markasını kurarak hazırlamaya başladığı koleksiyonunu annesine adamıştır.

Simon Porte Jacquemus her ne kadar azimli bir kişiliğe sahip olsa da, hala uygulama açısından acemi bir tasarımcı olmayı seçtiği için için harekete geçmek adına terzilik yapan bir kız arkadaşına eskizlerini dikmede ricada bulunarak çalışmaya başladı. Tasarımcının yapmacıksız ve sadeliğin de açıkça belli olduğu ilk koleksiyonları teğellemeden yoksun, birkaç dikişten oluşan ve bir çocuğun elinden çıkmış gibi göründüğü için yetersiz duruyordu/kalıyordu. Romantik betimlemeleri bir kenara bırakıldığında bu durumun nedeni Simon’un yeterli ödeneğe sahip olmamasıydı. Daha sonrasında ise Jacquemus’un tasarımları dünyaca ünlü başka bir moda markası olan Comme des Garçon’un beyinlerinden biri olan Adrian Joffe tarafından keşfedildi. Simon’un kendi ricasından sonra ve Adrian Joffe’un onayıyla CDG mağazasıyla çalışmaya başlayan Simon, buradan elde ettiği gelir sayesinde boş zamanlarında yaptığı tasarımları diktirebilmesini sağlayacak gerekli ödeneğe sahip oldu.

MARKALAŞMA YOLUNDA…

2012 yılında ise Paris Moda Haftası’na katılan Simon Jacquemus, 2014’te genç tasarımcılar için verilen LVMH ödülünü kazanarak markasını geliştirmek için 150 bin Euro ödenek alarak ilerleme fırsatı buldu. Bundan bir sene sonra online mağazasını açan Simon küçük bir ekiple çalışmayı tercih ettiği için markasındaki tek tasarımcı olmayı sürdürdü. Simon göz alıcı tasarımlarına ek olarak, organizasyonlarında tercih ettiği eski bir havuz, bir kumarhanenin bodrum katı ya da memleketi olan Mellmorte’taki buğday veya lavanta tarlaları gibi arka planları da mekansal açıdan defilelerin bir parçası haline getirerek unutulmaz deneyimlere imza atmaktadır.

Simon’un yarattğı ve günümüzde hızla büyümekte olan Jacquemus adlı markanın temellerini oluşturan üç ana unsur; asimetri, geometri ve kalıplar üzerinde yaptığı deneylerdi. Jacquemus’un tasarımları Bella Hadid, Rihanna, Beyoncé, Emilly Ratajkowski, Kylie Jenner, Kim Kardashian, Zhanna Damas gibi günümüzün ünlü kişilikleri ve sosyal medya fenomenlerince tercih edilmektedir.

Kıyafet tasarımında elde ettiği başarılardan sonra Jacquemus, markanın aksesuar yönüne de ağırlık vererek büyümeye devam etmiştir. Yıllardır piyasa üzerinde hakimiyet kuran köklü firmaların yanı sıra, gözlük sektöründe de estetik olduğu kadar işlevsellikleriyle de ön plana çıkan birbirinden özgün gözlüklere imza atmaktadır.

Pandemi sebebiyle 2020 yılında, 2021 İlkbahar/Yaz kreasyonu için offline defile düzenleyen ilk tasarımcılardan biri olmasına karşın, karantina sürecinin de uzaması nedeniyle bu planını ertelemek zorunda kaldı. Kendisini sadece kıyafet tasarlayarak kısıtlamak istemediğini belirten Simon hala kendi kurallarını koyarak ve kalbinin sesini dinleyerek çalışma hayatına devam ediyor.

Jacquemus’un kadın giyimindeki cesur ve modernist tasarımları ile birleşen dahiyane aksesuarları, rakip tanımayan kampanyaları ve 1.2 milyondan fazla takipçiye sahip olduğu Instagram hesabı, ciddi anlamda gelecek vadeden bir giyim ve aksesuar markası olacağının işaretlerini veriyor.

Kaynak: wfc.tv

Eylül 2021

Götti

GOTTI

Sınırsız Kombinasyon

Perspective koleksiyonunu yeni eklenen modellerle düşündüğümde beni en çok etkileyen özelliği, koleksiyonun kişiselleştirmeye açık modüler bir konsept ile geliştirmiş olmamızdır.

Götti, stillerinde çarpıcı değişiklikler yapmak isteyen hayranları için gözlük koleksiyonlarıyla birlikte günlük yaşamdaki özgünlüğü somutlaştırıyor. Götti gözlükleri en üst düzey rafine tasarımı, geleneksel işçiliği ve teknik yeniliği bir araya getiriyor. Kendine güvenen stili, kalitesi ve İsviçreli olmanın en açık bir ifadesini yansıtması ile Götti optik sektöründeki sağlam duruşunu koruyor. İsviçre merkezli gözlük markası Götti,  şekil ve renk paleti olarak çok çeşitli kişiselleştirme özellikleri sunan çerçevesiz gözlüklerden oluşturduğu Perspective koleksiyonunu üç yıl önce beğenilere sunmuştu. Bağımsız tasarım markası Götti büyük beğeni toplayan ve cesur çizgileriyle ön plana çıkan Perspective koleksiyonunu eklediği beş yeni versiyon ile genişletti. Götti’nin Kurucusu Sven Götti’ye göre büyük resimden bakıldığında Perspective koleksiyonu sadece uzun soluklu olması umulan bir hayalin gerçekleşmesini değil, aynı zamanda şirketin üretim faaliyetlerini kendine ait tesisinde yapmasını da beraberinde getirdi.

Sayın Sven Götti, Perspective koleksiyonundaki çerçevesiz stillerinizin yeni versiyonlarını ekliyorsunuz. Seride yaptığınız son yenilikler de sizce önümüzdeki trendlerin bir parçası olacak mı?
Son dönemlerde mükemmel ve zamana yenik düşmeyen gözlüklere doğru gittikçe artan bir eğilim olduğunu düşünüyorum. Elbette gözlükler çok farklı şekillerde ve çok farklı yaratım süreçleri içerisinde tasarlanıp, üretilebilir. Ancak birinci sınıf bir gözlük koleksiyonunun olmazsa olmaz bileşenleri bulunmaktadır. Bu bileşenler daima inovasyona açık olmak, sağlıklı üretim ortamını sağlayabilmek ve zamanın ruhuna ayak uydurabilmekten geçmektedir. Biz de Götti olarak tüm bu bileşenler diğer koleksiyonlarımızda olduğu gibi Perspective koleksiyonumuzda da bir araya getirebildiğimizi düşünüyoruz. Bu sebeple koleksiyonumuzu yeni eklediğimiz tasarımların gelecek trendlere yön verebileceğinden eminim.

Perspective koleksiyonunda sizi kişisel olarak memnun eden özellikler hangileridir?
Perspective koleksiyonuna yeni eklenen modellerimizi de düşündüğümde beni en çok etkileyen özelliği, koleksiyonun modüler bir konsept ile geliştirilmiş olmasıdır. Burada söylemek istediğim tüm koleksiyonun yalnızca birkaç temel unsurla inşa edilmiş olmasına rağmen gözlük kullanıcılarına modüler yapısı nedeniyle sınırsız kombinasyonlar sunabiliyor olmasıdır. Koleksiyonu cazibe merkezi haline dönüştüren de kişiselleştirmeye yönelik çeşitli seçeneklerden oluşan modüler kitin geliştirilmesi ve genişletilebilmesidir.

Adlarını saydığınız bu versiyonları birbirinden ayıran özellikler nelerdir
Versiyonları oluşturma sürecimize Rimless dediğimiz sistem ile sade, elegant ve göze çarpmayan klasik bir çerçevesiz modelle başladık. Rimless’e daha sonra camları çevreleyen, hassas ve zarif bir çerçeveye sahip olan Loop’u ekledik. Loop ile birlikte gözlüğün siluetini geliştirmeye daha fazla olanak sağlamış olduk. Bold sistemi ise Loop’un tam tersine güçlü, cesur görünüm sunan çerçeveleri oluşturmaktadır. Space versiyonumuzla ise tasarımsal yaratıcılığımızın sınırlarını zorlamayı seçerek her şeyin neredeyse mümkün olabileceği daha özgür bir noktaya geldik.

O halde çerçevelerinizin bıraktığı tüm etki modüler değişikliklere göre radikal bir şekilde farklılaşıyor…
Gerçekten de öyle. Tasarımlarımız aynı temel formlarını korurken bile klasik bir çerçevesiz gözlük stili oldukça zenginleştirilmiş bir hale dönüştürülebiliyor. Bu sayede tamamen farklı bir görünüme kavuşabilme özelliğine sahip bu optik çerçevelerimiz ile farklı hedef kitlelere de ulaşma şansı yakalayabiliyoruz.

Yenilenen koleksiyonunuzun renk seçeneklerinden söz edebilir misiz
Perpective koleksiyonunda, üç farklı metal renk ve on iki temel renk grubu ile çalışıyoruz. Tabii bu renkleri burun pedleri, sap uçları veya cam birleşim noktaları da dahil olmak üzere tüm bileşenlerde sunuyoruz. Gözlük modellerimize dair her şey kullanıcıların kişisel zevklerine göre özgürce birleştirilebilir. Az önce bahsettiğim sınırsız kombinasyon imkanını da bu durum sağlamaktadır. Çünkü koleksiyondaki her gözlük tasarımına eklenen veya tercih edilen küçük kişisel parçalarla bambaşka görünümler verebiliyoruz.

Koleksiyonunuzun üretim sürecinden de biraz bahsedebilir misiniz
Perspective koleksiyonunun kişiselleştirmeye olanak sağlayan modüler konseptinin üretim aşamasında birden fazla aksaklık ve engelle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Çünkü sap kısımlarını birleştiren menteşe bölümlerini içermek üzere, camlarla çerçeve arasında da yepyeni bir bağlantı gerektiriyordu. Başlangıçta konseptimizi optik endüstrisi içindeki ve dışındaki sayısız üreticiyle paylaştık ve birkaç prototip dahi elde ettik. Ancak bu prototipler içimize sinmedi ve istediğimiz anlamda işe yaramadı. Bu çalışmalarımız sonuç vermeyince, yine de modüler konseptimize tamamen inandığımız için düşüncelerimizi gerçeğe dönüştürmeye son derece odaklanmıştık. Bu sebeple kendi geliştirme departmanımızı kurma kararı aldık. Böylece başarılı bir ürün geliştirme süreci yaşadık ve bir sonraki adımda ise İsviçre içinde üretimi kendimiz gerçekleştirmiş olduk.

Sizin açınızdan, üretiminizi kendinizin yapmasının temel avantajları nelerdir?
Çok sayıda kombinasyon seçeneği sayesinde, koleksiyondaki her gözlük ayrı ayrı üretildi. Ve bu sadece alanında deneyimli çalışanlar sayesinde mümkün oldu. Öte yandan, bir ürünü baştan sona geliştirmenin ve ardından kendi imalatınızı yapmanın sevindirici ve gurur verici bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda sınırlı sayıda bileşenden oluşturduğumuz tüm sistem, bu sistemin üretimi için gerekli olan kaynaklar üzerinde son derece düşük bir etkiye sahip oldu ve bu sebeple doğaya karşı olumlu bir yaklaşımı da temsil etmiş oldu. Üretim faaliyetlerimizi kendimiz gerçekleştirirken aynı anda çalışma koşullarımızı da doğrudan biz kontrol etmiş olduk. Bu açık ve şeffaf yöntem sadece süreci bizim açımızdan eğlenceli hale getirmedi. Aynı zamanda bir ürünün nereden geldiğini, nasıl yapıldığını bilmek isteyen gözlükçülerimiz ve son tüketicilerimiz için de ilgi çekici oldu.

Kendi üretiminizi gerçekleştirmek önemli ölçüde bağımsızlığı da getirir. Covid-19 sürecinde kendi üretiminizi yapıyor olmanın faydasını görebildiniz mi?
Aslına bakarsanız, Almanya ve Japonya’daki üreticilerimizle ilgili olarak herhangi bir aksaklık veya uzun bekleme süreleri ile karşılaşmadık. Ancak Covid-19 pandemisiyle gelen kısıtlamalar ve karantinalar envanter planlamamıza zarar verdi. Bu noktada kendi üretimimizi gerçekleştiriyor olmamız zorlu pandemi süreci içerisinde daha sıkı bir kontrole sahip olmamızı ve her gün müşterilerimize yanıt verebilmemizi sağladı.

Eylül 2021

Toprak Optik

TOPRAK OPTİK

Konsept Bir Mağaza…

Bu konsept dekorasyonun yaratmış olduğu iç ambiyansla başlayıp, bulundurulan markalar ve bu markaların koleksiyonlarındaki uç ürünleri ile devam etmektedir. Ortamda çalan müzikten tutunda, ortamın kokusu, müşteriye yapılan ikramlardaki detaylar, bizi diğer mağazalardan ayıran fiziksel farklılıklardır.

Merhaba Ali Bey, kendinizi kısaca tanıttıktan sonra optik sektörüne nasıl adım attığınızdan bahsedebilir misiniz?
1966 yılında Adana doğumdum. 1978 yılından beri Alanya’da yaşamaktayım. Evliyim, eşim avukatlık mesleğini icra ediyor ve 2 erkek çocuk sahibiyim. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi, Arkeoloji bölümünden mezun olduktan sonra Adana’da bu mesleğe atıldım. Rahmetli eniştem bu mesleğe atılmamda bana öncülük etti. 4 yıl boyunca Adana’da mesleğin çıraklık ve kalfalık dönemini geçirdim. 1992 yılında Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatnamemi alarak 1993 senesinde  Alanya’da mağazamı açtım. O günden bugüne 34 yıldır bu meslekteyim. 28 yıldır da aralıksız olarak ”Toprak Optik” adı altında mesleğimi sürdürmekteyim.

Toprak Optik’i hangi sektörel bakış açısı ve misyonla kurmaya karar verdiniz, kuruluş hikayenizi aktarabilir misiniz?
1993 yılında mağazayı ilk açtığımda hem ülkemizde hem de dünya konjonktüründe ticaretin şekli çok farklı idi. Piyasalarda talep çok iken arz maalesef ki çok düşüktü. Müşteri ürünü talep ediyor ancak ülkemizde talep edilen ürünleri bulmakta zorlanıyorduk. Hangi marka ve ürünü getirirsek getirelim hiç zorlamadan, kolayca ve kısa sürede  elimizde ki ürünleri satabiliyorduk. Bugüne baktığımızda inanılmaz bir ürün çeşitliliği ve bolluğu bulunmaktadır. Bu marka ve ürün çeşitliliği süreç içerisinde rekabetin şeklini de değişmiştir. Aradan yıllar geçip insanların alışveriş alışkanlıklarının değişmesi, AVM kültürünün yaygınlaşması sonucunda farklı bir şey yapmamız gerektiği fikri doğdu. Tamamen müşteri odaklı, teknik bilgi ve estetiğin beraber harmanlandığı, %100  müşteri memnuniyetinin olduğu bir anlayışla mağazayı işletiyoruz.

 

Uzun yıllardır aynı lokasyonda hizmet veriyorsunuz. Lokasyonunuzun genel özelliklerinden ve size sunduğu avantajlardan bahsedebilir misiniz?
Toprak Optik Alanya’nın en merkezi yerinde konumlanmıştır. Bu bize çok büyük bir avantaj sağlamaktadır. 26 yıldır aynı lokasyonda, her geçen sene hizmet kalitesini arttırarak devam eden bir firmayız. Turisttik bir ilçe olan Alanya’da işletmelerin ömürlerinin diğer şehirlere göre kısa olması göz önünde bulundurulursa, bu kadar uzun yıllardır hizmet verebilmemiz başarılı çalışmalar yaptığımızın en iyi göstergesidir. Bana göre cadde mağazacılığı ve AVM mağazacılığı (çok şubeli zincir mağazalar da dahil) farklı kitlelere hitap eden farklı işletmelerdir. Bizleri onlardan ayıran en büyük özellikler, sattığımız ürünlerdeki farklılık ve müşteri ilişkilerinde kurduğumuz birebir diyalog olduğunu düşünmekteyiz.

 

Toprak Optik olarak hangi segmentte ürün ve markaları bulundurmayı tercih ediyorsunuz, sebeplerini de paylaşabilir misiniz?
Alanya turistik bir ilçe olmasına rağmen mağazamızın lokasyonu nedeniyle, hem yerli hem de yabancı müşterilerimize hizmet vermekteyiz. Yabancı müşteriye hizmet vermek, özellikle de Avrupa’lı turistlere, Türkiye’nin çoğu bölgesi için sıra dışı sayılan model ve renklerin bizim tarafımızdan tercih edilmesine sebep olmuştur. Bu nedenle hem renk, hem model, hem de marka yeniliklerini çok yakından takip etmek zorundayız. Mağazamız da A plus, üst segment markaların ürünleri ve çok sıra dışı tasarımlar ve renkli modellerle  müşterilerimize hizmet vermekteyiz. Bizi de farklı kılan bunlar olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca yerli müşterilerimiz üst grup müşteri profilinde olup onların istek ve arzularını karşılamak için farklı ürünleri, üstün hizmet kalitesiyle sunmaktayız.

Covid-19 pandemisiyle birlikte satış grafiğinizi yükseltmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Sosyal medya ve dijital pazarlamanın pandemi nedeniyle, daha da önem kazandığı aşikardır. Bizlerde mağaza olarak bu yöndeki çalışmalarımızı hızlandırıp, kurumsal kimliğimiz çerçevesinde paylaşımlarımızı yapmaktayız. Tabii şunu belirtmeden edemeyeceğim, güneş gözlükleri hem mağazalarımızda, hemde dijital ortamlardan satın alınsa da, optik çerçeve ve reçete camları için müşteriler birebir mağazaya gelip deneyerek alıyorlar.

Bu süreçte şunu gördük ki verdiğimiz üstün kaliteli hizmetten dolayı müşterilerimizin bizlere olan bağlılığı bir tesadüf değildir. Hepimizin malumu olduğu gibi, pandemi ve ülkenin ekonomik koşulları nedeniyle alım gücümüz düşmüştür. Biz mağazada tedarikçilerimiz ile yaptığımız görüşmeler sonucu onların da desteğini alarak üst grup ürünlerin daha ulaşılır olmasını sağlıyoruz. Böylelikle müşterilerimiz kaliteli bir ürünü daha uygun koşullarda satın alma şansına sahip oluyor.

Mağazanızda yaptığınız yenilik ve kampanyalar için hangi mecraları kullanıyorsunuz, sosyal medyadan olumlu dönüşler alıyor musunuz?
Biz yaptığımız yenilik ve kampanyalar için bölgesel yazılı ve görsel basını kullanmakla birlikte, sosyal medya üzerinden de paylaşımlar yapmaktayız. Bölgemizde bulunan diğer mağazalardan daha sıra dışı modellerle sosyal medyadaki paylaşımlarımızla ilgili, olumlu ve onurlandırıcı dönüşler alıyoruz.

Pandemi dönemiyle birlikte satış esnasındaki hizmetlerinizde gerçekleşen değişimlerden bahsedebilir misiniz?
Pandemi süreci bizlere çok şey öğretti. En önemlisi de hayatımızın kıymetini. Bizim pandemi sürecinde en büyük amacımız hiç bir müşterimize virüsü bulaştırmamak ve onlardan gelecek bulaşma tehlikesine karşı her türlü önlemi almaktır. Mağaza olarak covid-19 ile ilgili tüm kuralları harfiyen uygulamaktayız. Burada bunları tek tek söylemeye gerek yok zaten hepimiz 1 yıldır biliyoruz ve uyguluyoruz.

Toprak Optik’i bulunduğu bölgedeki diğer optik mağazalardan ayıran özellikleri nelerdir?
Bizim mağazamız konsept bir mağaza. Bu konsept dekorasyonun yaratmış olduğu iç ambiyansla başlayıp, bulundurulan markalar ve bu markaların koleksiyonlarındaki uç ürünleri ile devam etmektedir.  Ortamda çalan müzikten tutunda, ortamın kokusu, müşteriye yapılan ikramlardaki detaylar, bizi diğer mağazalardan ayıran fiziksel farklılıklardır. Biz müşterilere her yerde bulunan ve satılan ürünlerden çok bizim farklılığımızı ortaya koyan, değişik tarzdaki ürünleri satarak, yaptığımız işe imzamızı attığımızı düşünüyoruz.

Biz önümüze bir reçete geldiği zaman bunu doğru kabul edip satışı gerçekleştirmek yerine hastanın daha önceki şikayetlerini değerlendiririz. Daha önce hangi camı kullandığını, hangi  diyoptrileri kullandığını değerlendirir ve bir sonuca ulaşırız.  Böylelikle hatalı reçeteleri elemine etmiş oluruz. Eğer ciddi farklar varsa tekrar bir muayene olmasını öneririz.

Türkiye optik perakendecilik sektörünün bugünü ve yakın geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?
Günümüzde sektörün ne durumda olduğunu özetlemek gerekirse piyasalarda talepten çok arzın olduğunu söyleyebilirim. Gözlük kullanıcı sayısıyla mağaza sayısını kıyasladığımızda mağaza sayısının çok fazla olduğunu düşünüyorum. Yeni mezunların yeterince bilgi ve deneyime sahip olmadan mağaza açmaları, yanlış ve eksik bilgiyle yapılan satışlar sektörümüze darbe vurmaktadır. Sektörde fiyat endeksli rekabet diz boyu. Bu da sektörü aşağı doğru çekmektedir. Sağlık alanında hizmet veren böyle bir sektörün müşterilerinin mağaza mağaza dolaşıp, en ucuzu nerde bulurum deyip hatta fiyatı kendisinin belirlemesine kadar varması beni çok üzüyor.

Çok karamsar bir tablo çizmek istemiyorum ama yukarıda saydığım nedenlerden dolayı sektörün geleceği konusunda çok fazla umutlu değilim. Sektörümüz önemli bir sağlık sektörü. Bugün nasıl hak ettiği yerde olmadığını düşünüyorsam gelecekte de hak ettiği yerde olmayacağını düşünüyorum. Optisyenler ve Gözlükçüler Odası bunun için bir fırsat. İyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizim gibi mağazaların en büyük hatası zincir mağazalarla rekabete  girişmektir. Zincir mağazalar ve AVM’ler bu ekonominin bir gerçeği. Herkes stratejisini buna göre belirlemeli. Ayrıca sektörümüz açısından kooperatifleşmeyi çok önemli buluyorum.

Her yıl yükselen yabancı-yerli katılımcı ve ziyaretçi sayısıyla sektörel kalkınmaya platform oluşturan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Fuarlar, temsil ettikleri sektörler açısından çok önemlidir. Fuarlara ziyaretçi olarak katılan firma sahipleri yada çalışanları, dünyadaki yenilikleri, yeni trendleri, teknolojik gelişmeleri takip etme ve onlarla tanışma fırsatı yakalarlar. Bu mesleğin ilerlemesi açısından büyük önem taşır. Optik sektörünün hangi dalında çalıştığına bakmasızın herkesin İstanbul’daki fuara gitmesi önemli. Hatta imkanı olanların yurtdışındaki fuarlara da gitmesini öneririm.

Optik sektörüne dair tüm yenilik ve gelişmeleri takip edebileceğiniz ‘4 your eyes’ ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
Sektörü temsil eden böyle bir yayının olması çok sevindiricidir. Sektörün sesi olması, dünyadaki yenilikleri anlatması açısından bu yayını çok önemsiyorum. Anadolu’nun en ücra köşesindeki meslektaşımıza kadar ulaştırılması ve onun  optik dünyasını takip etmesi bu dergi sayesinde oluyor. Temennim kesintiye uğramadan yayın hayatın sürdürmesidir.

Ağustos 2021

Safir Optik

SAFİR OPTİK

İlkeli ve Dürüst Hizmet Anlayışı

“Silmo İstanbul sektörümüzün yurt dışına açılan kapısı, optik sektörüne dinamik, yenilikçi ve birleştirici bir çizgi getiren etkin bir organizasyonudur.”

Merhaba Hasan Bey… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, optik sektörüne nasıl başladığınızdan söz edebilir misiniz?
Merhabalar, ben Hasan Yağcı. 1972 yılında Konya’nın Bozkır ilçesinde doğdum. Sektöre 1987 yılında Sirkeci’de çırak olarak başladım. Kalfa ve ustalık tecrübelerimi de edindikten sonra ilk optik mağazamı 1999 yılında Şirinevler’de açtım. 2007 yılına kadar perakende sektöründe hizmet vermeye devam ettim. Sonrasında ise optik sektörüne yönelik gelişen tecrübe ve bilgilerime dayanarak toptan satış ve üretim faaliyetlerine geçiş kararı verdim.

Safir Optik’i kurma kararını nasıl aldınız, firmanızın kuruluş hikayesini okurlarımızla paylaşabilir misiniz?
Perakende gözlükçülük yaparken daha iyi hizmet verebilmek için; ürün çeşitliliği ve tedarik eksikliğimizi görmemiz, tasarımdan renge, kendi çizgimiz olsun düşüncesiyle 2007 yılında toptan satış ve üretime girme kararı alıp, şu an işletmeciliğini yapmakta olduğum Safir Optik’i kurmaya karar verdim. Bu sayede küçük yaşlarda atıldığım optik sektörünün hemen her alanında hizmet verdikten sonra 15 yıla yakın süredir de hem toptancılık faaliyetlerimizle hem de gerçekleştirdiğimiz üretim faaliyetlerimizle sektörün içinde tarzlarımızla ve duruşumuzla ‘Bizde Varız!’ demekteyiz.

20 yıla yaklaşan firmanızın temel değerlerinden ve sektöre bakış açısından bahsedebilir misiniz?
2007 yılında kurduğumuz firmanın vizyon, misyon, ilke ve değerlerinden ödün vermeden faaliyetlerimize ve çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Safir Optik’in vizyonunu yani sektöre yönelik genel bakışını ve duruşunu açıklamak için optik problemlerin çözümlerinde farklılıklar oluşturup sektörde kalıcı üstünlükler elde etmenin hedefimiz olduğunu öncelikle belirtmeliyim. Böylece müşterilerimize yönelik çözüm odaklı olma felsefemiz doğrultusunda; etkin, ekonomik ve yenilikçi optik teknolojiler kullanarak onlara en ideal çözümleri üretmek ve müşterilerimizle bütünleşerek ulusal arenada söz sahibi firmalar arasında yer alma olarak vizyonumuzu özetleyebilirim. Öncelikli olarak müşterilerimizi ön plana yerleştirmeyi amaçladığımızı ve yöneticiler, çalışanlar ve çözüm ortaklarımızla birlikte hareket ederek müşterilerimizden gelen tüm ihtiyaç ve taleplere en etkin ve en hızlı yanıt verebilmeyi ve müşterilerimizin markalaşmalarını sağlamayı da Safir Optik olarak misyon edindiğimizi belirtmeliyim.

Bu temel vizyon ve misyona bağlı kalarak kişiler arası güvenin temelini oluşturan dürüstlük ilkesinden yola çıkarak, öncelikle müşterilerimizle olan bakış açımıza ve onlarla olan alışverişlerimize dürüstlük ilkesini yerleştirmiş durumdayız. Safir Optik için hizmette dürüstlük çok büyük bir değerdir ve firma olarak dürüstlüğün bizim geleceğimiz olduğuna inanmaktayız. Diğer bir temel değerimiz, ortak akıl kullanmanın doğruluğunu bilmemizden kaynaklanan tüm önerilere açık olma ilkesidir. Ayrıca müşterilerimizin ve çalışanlarımızın duygu ve düşüncelerine ulaşabilmek için açık iletişim kurmak yani her alanda şeffaf olmak da Safir Optik olarak asla ödün vermeyeceğimiz, DNA’mıza yerleşmiş temel değerler arasında önemli bir yer tutmaktadır.

Safir Optik çatısı altında üretimini gerçekleştirdiğiniz markalarınız hangileridir ve bu markaların genel özellikleri nelerdir?
Safir Optik’i 2007 yılında kurduğumuz günden bugüne yıllar içerisinde edindiğimiz tüm sektörel tecrübemizle, optik sektöründeki belirleyici rolümüz ve piyasaya kazandırdığımız yeni markalarımızla profesyonel çizgimizden vazgeçmeden hizmet vermeye devam etmekteyiz. Safir Optik olarak güneş gözlüğü ve optik gözlüğü pazarında bünyemizde kendi markalarımız olarak Tudor, Carat, Blue Black ve İmpala yer almaktadır. Tudor markamızda genellikle hem erkek hem kadınlara yönelik konfor vadeden ve tasarımsal açıdan daha klasik modellerden oluşan koleksiyonlarımızın üretimi sağlamaktayız. Blue Black markamızın koleksiyonlarında stil sahibi kullanıcılara hitap edebilen daha tarz ve trend ürünlerimize yer vermekteyiz. Carat markamızda ise lüks görünümleri seven gözlük kullanıcılarına daha çok hitap eden abiye ve şık tasarımları olan gözlüklerimizden koleksiyonlar hazırlamaktayız. İmpala markamızda ise güncel, günlük kullanıma uygun tüm kullanıcıların rahatlıkla ulaşabileceği ekonomik gözlüklerin üretimini gerçekleştirmekteyiz.

İmalat tesisinizin faaliyetlerinden ve üretim kapasitesinden bahsedebilir misiniz?
Üretim tesisimizde metal gözlük imalatı gerçekleştirmekteyiz. İstanbul’da yer alan 800 metre karelik kapalı alanı bulunan üretim tesisimizde, 35 personel ile aylık 20.000 adet gözlük imal etmekteyiz. Günümüzde sosyal medyanın etkisi ile insanların gözlük modeli tercihleri hızlı şekilde değişim göstermekte, bizler de bu model takiplerini yaparak optik mağazaların taleplerini karşılamaktayız. Safir Optik olarak tecrübeli ekibimiz, yenilikçi bakış açımız ve trendleri takip eden vizyonumuz ile her geçen gün büyümeye ve gelişmeye devam etmekteyiz. Bu bağlamda 2021 yılı içerisinde üretim alanımızı arttırarak plastik gözlük imalatına başlamayı planladığımızı söyleyebilirim.

Firma bünyenizde sadece distribütörlüğünü yürüttüğünüz optik ve güneş gözlüğü markaları bulunuyor mu? Zorlu geçen 2020 yılına rağmen firmanıza marka ekleme planlarınız var mı?
Firma bünyemizde distribütörlüğünü yürüttüğümüz markalar bulunmamaktadır. Ancak az önce de belirttiğim gibi gelişim ve büyümeden yana bir firma olduğumuz için marka portföyümüzü genişleterek yeni marka ekleme planımızın olduğunu belirtebilirim. Bu konudaki çalışmalarımızın başladığı haberini de buradan duyurabilirim. İspanya’daki tanınan bir markanın Türkiye distribütörlüğü için onlardan gelen talep üzerine görüşmelerimiz devam etmektedir. Türkiye’nin Avrupa ülkelerine göre artan yüksek nüfus ve gözlük kullanım oranından dolayı yabancı firmaların Türkiye’deki gözlük pazarı ilgilerini çekmektedir.  Biz de bu artan ilgiyi fırsata çevirerek ülkemiz adına katma değer eklemeye devam edeceğiz.  Aynı zamanda Covid-19 pandemisi gibi olumsuz şartlar oluşturan bir kriz ortamına rağmen yeni personel alımları yapmayı ve pazarlama ağımızı genişletmeyi planlıyoruz.

Safir Optik olarak sektörde tedariğini sağladığınız farklı ürünler bulunuyor mu? Okurlarımızı bilgilendirebilir misiniz?
Sektörde optik ve güneş gözlükleri haricinde gözlük kılıfı, güneş gözlüğü camı ve renkli kontakt lens tedariği sağlamaktayız. Optik sektörünün bütün kalemlerini talepler noktasında yurtiçi kaynaklar yeterli olduğunda ülkemizden, yetersiz olduğu durumlarda da yurt dışından ithalatını sağlayarak her zaman ilk sıraya yerleştirdiğimiz müşterilerimizin talep ve ihtiyaçlarını karşılamaktayız.

Safir Optik’in tedarik ağından ve bu ağın işleyişinden bahsedebilir misiniz
Ülkemizin 7 bölgesine hizmet veren pazarlama ağımız mevcuttur. Perakende optik mağazalarının talepleri bizler için çok önemlidir. Onların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tedarik ağımızı sürekli canlı ve arttırabilir halde tutmaya çalışıyoruz. Her ne kadar dijital dünyada web sitemiz aracılığı ile de yer almış olsak da sektörümüzün insan odaklı olduğunun farkındayız. Bu sebeple yüz yüze iletişimin ve alışverişin öneminin yadsınamaz olduğuna inanıyoruz. Bizim için önemli olan müşterilerimizin her şeyi en güzel biçimde görebilmelerini sağlamak ve sürekli müşteri memnuniyeti odaklı olarak hizmet sunmamızdır.

Plasiyerlerimiz ülke genelinde optik mağazalarını ziyaret ederek sürekli yeni talepleri topluyor, üretilen ürünlerimizin fiziki olarak görmelerini ve incelemelerini sağlamaktadırlar. Siparişleri de aldıktan sonra Genel Müdürlüğümüze bu siparişlerin aktarımını online olarak gerçekleştirmektedirler. Daha sonra gelen siparişler, finans ve muhasebe departmanımızdan onay aldığı takdirde, depoya siparişin sevki yapılmaktadır. Depoda siparişler hızlı bir şekilde hazırlanarak, satış faturası kesilip kargo ile Türkiye’nin dört bir yanına ulaşımını sağlıyoruz. Müşterilerimizle kurduğumuz karşılıkla güvene dayanan ilişkiler sayesinde hizmet kalitemizi giderek daha etkin hale getirmekteyiz.

Uzun yıllar sektörel deneyimi olan bir isim olarak firmanız adına pandeminin yol açtığı kriz ortamını nasıl yönettiniz? Pandemi Safir Optik’i nasıl etkiledi
Öncelikle tüm dünyayı ve ülkemizi elbette başta sağlıklarımız olmak üzere ticari, ekonomik ve sosyal yaşamda olumsuz ve kötü yönde etkileyen Covid-19 pandemisinin en kısa zamanda çözüme kavuşmasını dilediğimi belirtmek isterim. Safir Optik olarak ise pandemi başladığından bugüne firma olarak kendimizi yenilenme ve yeniden yapılanmaya adadık. Tabii ki dijitalleşmenin büyük önem kazandığı bu süreç de biz de altyapımızı daha dijital ve daha güncel hale getirmeye odaklandık. İş yapmanın mümkün olamadığı dönemleri yeni sezona yönelik olan planlama ve hazırlık çalışmalarımızla geçirdik. Pandemi sırasındaki kısmi açılmayla birlikte işlerimizdeki yoğunluk da başlamış oldu. Yeniden tüm dünya ve ülkemiz için sağlıklı, güzel günlerin bir an önce gelmesini dilerim.

Pandemi döneminde bayilerinize yönelik sunduğunuz hizmetlerde değişiklikler yaptınız mı?
Pandemi dönemiyle birlikte tabii ki biz de Safir Optik olarak değişmesi gereken zorunlu koşullara uyum sağlamak için hizmetlerimizde farklılıklara gittik. Pandemi sürecinde müşterilerimizin ve çalışanlarımızın sağlık ve güvenliğini sağlamak adına, teması olabildiğince azaltarak alışverişlerimizi internet ortamına taşıdık. Tedariğini sağladığımız yedek parçalara yönelik ihtiyaç ve talepleri de Whatsapp hattımız üzerinden gerçekleştirerek hizmetlerimizin sürekliliğini sağlamaya devam ettik. Bu hizmetler zorlu pandemi şartlarında müşterilerimizin taleplerine daha hızlı cevap verebilmemize olanak tanırken aynı zamanda firmamızın pazarlama maliyetlerinin azalmasını sağlayarak bu zorlu dönemde bize avantaj sağlamıştır.

Covid-19 tedbirleri kapsamında firmanızın çalışma sisteminde değişiklik yapmanız gerekti mi? Aldığınız sağlık önlemlerinden bahsedebilir misiniz
Pandeminin ilk başladığı andan itibaren gereken tüm önlemleri almaya devam ediyoruz. Safir Optik olarak sağlık bizim için her türlü konudan daha önemli ve önde geliyor. Bu sebeple uygulanması gereken tüm hijyen tedbirlerini ilk günden beri gerçekletirmekteyiz. Bununla alakalı ekibimiz ile birlikte toplantılar düzenleyip konu hakkında tüm çalışanlarımıza bilinçlendirme eğitimleri verdik. Tüm saha ve ofis çalışanlarımıza maske ve dezenfektan teminini sağladık. Üretim ve ofis binalarının temizliğine ve hijyenine fazlasıyla dikkat ettik. Tüm girişlere otomatik ateş ölçer ve maske kontrolü yapan elektronik cihazlar yerleştirdik. Uyarıcı yazılar ve işaretler astık. Ofis içerisinde mesafeye uygun oturma planları sağladık.

Safir Optik için yakın gelecek beklentileriniz ne yöndedir, aktarabilir misiniz?Temel vizyon ve değerlerimizi merkeze almayı sürdürerek markalaşma çalışmalarına devam edeceğiz. Yaptığımız ve yapmayı planladığımız tüm çalışmalar neticesinde emin adımlarla ilerleyerek küresel optik pazarına açılmak Safir Optik olarak en önemli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Pandemi sürecinin olumlu sonuçlarıyla daha kısa süre içerisinde karşılaşma durumu gerçekleşebilirse tüm markalarımızla büyüme hızımızı katlayarak sürdürebileceğimize ve dünyanın daha güzel görmesini sağlayabileceğimize inanıyoruz.

Gerçekleştirildiği ilk yıldan bugüne artan yerli-yabancı ziyaretçi ve katılımcı sayılarıyla, ülkemizin sektörel gelişimine katkı sağlayan Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüş ve değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Öncelikle Covid-19 pandemisi dolayısıyla 2020 Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın düzenlenememesinin optik sektörümüz için büyük kayıp olduğunu düşünüyorum.  Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki düşüncelerime gelirsek; Silmo İstanbul sektörümüzün yurt dışına açılan kapısı, optik sektörüne dinamik, yenilikçi ve birleştirici bir çizgi getiren etkin bir organizasyonudur. Uluslararası Silmo İstanbul Optik Fuarı’nı gerçekleştirdiğiniz için Safir Optik adına tüm zorlu koşullara rağmen başarılarınızın devamını diliyorum.

Sektöre hizmet eden dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
4 your eyes Optik Magazin Dergi’sini uzun yıllardır çok severek takip ediyoruz. Çünkü sektördeki tüm gelişmeleri sunuyorsunuz. Her ay yayınlanan bilgileri her seferinde ayrı heyecanla okumamı sağlıyorsunuz. Bu sektörde çok önemli bir yerde olduğunuzu düşünüyorum. Sektörü güzelleştiriyorsunuz. İyi ki varsınız diyorum ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Ağustos 2021

Avrupalı 6 Bağımsız Marka

VERİMLİ TOPRAKLAR

İngiltere, İsviçre, Hollanda, Almanya, Danimarka ve Portekiz… Özgün, zamansız, işlevsel optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının doğduğu markalara ev sahipliği yapıyor.

Bağımsız gözlük markaları optik sektörünün can damarları olarak kabul görüyor. Küresel anlamda en büyük markalar arasında yer almıyor olsalar bile tasarımlarındaki orijinallik, çeşitlilik ve detaylara gösterdikleri ekstra özen ile optik sektörünü zenginleştirdikleri gerçeği yadsınamaz. Avrupalı ilk gözlükler 13. yüzyılda İtalya’da üretilmeye başlandığından bu güne geçen süreç içerisinde devrimsel yeniliklerle gelişen ve evrimleşen Avrupa optik sektörü, dünya geneline imzasını bırakan sayısız markaya ev sahipliği yapmaktadır. Sizlere bu kez merkezi Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde olan ve koleksiyonlarıyla dünyanın dikkatini çekmeyi başarmış altı bağımsız gözlük markasını sunuyoruz.

CLAIRE GOLDSMITH’DEN İNGİLİZ ORİJİNALLİĞİ

Gerçek bir gözlük hanedanının üyesi Claire Goldsmith, efsanevi gözlük tasarımcısı Oliver Goldsmith’in torunudur. Ailesinin bıraktığı mirası sürdüren Claire, büyük büyük babasının 1926 yılında kurduğu markası Oliver Goldsmith’i onurlandıran gözlük koleksiyonlarıyla optik sektöründeki konumunu başarıyla koruyor. İngiliz tasarımcı, hazırladığı birbirinden şık, modayı yakalayan, avangart ve zarif güneş gözlükleriyle uluslararası alanda tanınmış ve kendi adını taşıyan markasını yönetiyor. Claire Goldsmith markasının tasarım dili, geçmişten gelen kavramları alıp modern bir dokunuşla yorumlamak ile şekillenmektedir. Optik sektöründe bağımsız markalar arasındaki yerini koruyan Claire Goldsmith, 2010 yılından beri gözlüklerini Londra’da tasarlıyor. En yüksek kaliteli materyaller kullandığı elegant tasarımlarının ise Japonya, Almanya ve İtalya’da el yapımı olarak üretilmesini sağlıyor.

EINSTOFFEN İLE İSVİÇRE MODASI

Einstoffen doğa ve şehir yaşamının harmanlanmasından doğan bir markadır. İsviçre merkezli gözlük markası farklı yaşam koşullarından gelmiş, farklı ideallerin savunucusu olan Ramon Büsser, Raphael Büsser, Christian Gisela ve Philippe Rieder tarafından 2008 yılında kuruldu. Einstoffen Kurucularının ne yapacaklarına veya planladıklarını nasıl gerçekleştireceklerine dair kendilerine ait vizyonları bulunduğundan, markayı kategorize etmek bugün bile pek mümkün değil. Einstoffen’in Kurucularının farklı vizyonlara sahip olması, marka kimliğinin güçsüzlüğüne işaret etmiyor. Öyle ki tüm Kurucuların markaları için buluştukları özgüvene dayalı sloganları ‘Kendinizden daima emin olun, özgürlüğün tadını çıkarın’ şeklindedir. Einstoffen’e ait optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları ise tasarımlarının sıra dışı kombinasyonları ve teknik detaylarıyla göz doldurmaktadır.

HELDEN İLE ‘KAHRAMANLAR’ HOLLANDASI

Türkçede ‘Kahramanlar’ anlamına gelen Hollanda merkezli gözlük markası 2017 yılında Joey Diekman tarafından kuruldu. Farklı gözlük firmalarında satış temsilcisi olarak deneyim sahibi olan Joey Diekman, kendine ait Helden’i beğenilere sunmadan önce hayatındaki kahramanlardan optisyen olan anne ile babasının yanı sıra, eşi ve oğlundan ilham ve güç aldığını vurguluyor. Joey Diekman markasına ait gözlüklerin tasarımlarına başlamadan önce çalışmış olduğu gözlük şirketleriyle işbirliği yaparak en iyi prototiplerinin temellerini atmış. Daima yüksek kalitedeki materyalleri tercih eden Joey Diekman, sade olduğu kadar zamansızlığa örnek teşkil eden tasarımlardan oluşan Helden koleksiyonlarını beğenilere sunmaya devam ediyor. Helden, saflık, temizlik ve tasarıma yönelik gerçekçi bir yaklaşımı temsil eden bir gözlük markası olarak küresel sektörde uzun yıllar adından konuşturmayı hedefliyor.

KERL’IN ALMAN KALİTESİ

Optik sektöründe oldukça yeni olmasına rağmen kapsamlı AR-GE çalışmaları ile hızla yükselişte olan Almanya merkezli gözlük markası Kerl, gözlük çerçevesi üretiminde materyal olarak karbon fiber kullanımını geliştirerek uyguluyor. Kerl Eyewear’ın karbon fiber kullanımıyla ilgili yaptığı yatırımlar ultra hafif, göz alıcı ve zarif çerçevelerden oluşan koleksiyonların ortaya çıkmasını sağladı. Sadece birkaç gram ağırlığa sahip ve kullanıcılarının yüzünde yüzermiş gibi bir etki bırakan Kerl gözlükleri, Alpenglühn’den bir gözlük tasarım uzmanı olan Markus Moser ile yapılan sıkı işbirliği neticesinde Almanya’da iki farklı tesiste titizlikle üretiliyor.

DANİMARKA’LI VAERK’İN İNOVATİF YAKLAŞIMI

Danimarka markası olan Vaerk, geleneksel gözlük üretimini yenilikçi mühendislik ile harmanlamaktadır. Ayrıntılara gösterilen yüksek ilgi, markanın çerçevelerinin minimalist çekiciliğini yansıtmaktadır. Karbon-ahşap, asetat ve paslanmaz çelik karışımlarından üretilen Vaerk gözlüklerini öne çıkaran en önemli özelliği, Harrit-Sørensen tasarım ekibiyle işbirliği içerisinde oluşturdukları son teknoloji ürünü bir menteşe sistemidir. Vaerk’in menteşeleri, hazırladıkları çerçevenin vida, çivi gibi pratiklikten uzaklaştıran bileşenlerden özgürleşmesini sağlamaktadır.

VAVA PORTEKİZ’İN GÖZ BEBEĞİ

Tasarımsal zarafet ve işlevsellik felsefesi üzerine kurulan Portekiz merkezli gözlük markası Vava Eyewear, gözlükleri adeta mimari mücevherler gibi tasarlayıp üretiyor. Sanattan özelikle minimalizmden ilham alan Vava’nın tasarımlarımda doğal çizgileri, sade ama güçlü yapılara dönüştürmesi şaşırtıcı değil. Vava’nın tasarımları üniseks ve zamansız tarz etrafında şekilleniyor. Kendine özgü menteşe sistemini oluşturan Vava, koleksiyonlarındaki benzersiz formları ve çevre dostu materyal kullanımlarıyla çıtayı yükseklere taşıyor.

Kaynak: Spectr

Ağustos 2021

Gloryfy

GLORYFY

Güvenlik ve Konfor Bir Arada

“Kırılmayan gözlükler üretmenin sektörün önemli bir açığını kapadığını düşünüyorum. Şimdi tek yapmamız gereken, hızla büyüyen markamızı uluslararası alanda çok daha iyi bir konuma getirmektir.”

Avusturyalı gözlük markası Gloryfy, son on yılda fonksiyonel spor gözlük segmentinde yeni olmasına rağmen önemli oyunculardan biri haline geldi. Gloryfy, Unbreakable (Kırılmayan) marka sloganına sadık kalarak tasarladığı ve ürettiği gözlük koleksiyonlarıyla farklı spor dallarındaki sporcular ve spor tutkunları arasında sağlam bir takipçi kitlesi kazandı. Gloryfy sadece sportif performans gözlükleri konusunda uzmanlaşmakla kalmayıp, aynı zamanda etkileyiciliği ile dikkat çeken Lifestyle ve Optics koleksiyonuna da sahiptir. Güneş gözlükleriyle yoluna başlayan Gloryfy optik modellere de ağırlık vermeye başladı.  İşlevsellik, dayanıklılık ve konfor kavramlarından ödün vermeden yüksek kalitede gözlükler oluşturmaya odaklanmış olan Gloryfy’ın Kurucusu Christoph Egger ile markası, inovatif çalışmaları ve koleksiyonlarıyla ilgili detayların konuşulduğu röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Chirstoph… Spor segmentinde epey bir süredir dikkat çeken markalardan biri konumundasınız. İlk gözlüklerinizi ne zaman beğenilere sundunuz?
Gloryfy olarak bulunduğumuz noktada Avusturya’nın kökleri sağlam ve spor üzerine odaklanmış yaşam stili markalarından biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle Almanya ve İsviçre başta olmak üzere hızlı bir büyüme gösteriyoruz. İlk gözlük koleksiyonumuzu da 2011 yılında beğenilere sunmuştuk.

Gözlük endüstrisinin bir parçası olmak hakkında neler söylemek istersiniz
Optik sektörü gerçekten de rekabetin yoğun olduğu bir pazara sahip ve büyük işletmelerin kurallarına göre yönetilen bir ortamı var. Bu durumun endüstride içerisindeki inovasyon gerçekleştirmeye yönelik tutkuyu ve azmi azalttığına inanıyorum. Ayrıca yine bu durumun yeni markaların tutunmasını ve kök salmasını zorlaştırdığını düşünüyorum.

Buna rağmen gözlük alanında oldukça yeni bir marka olarak giderek güçleniyorsunuz…
Evet, optik sektörüne sağlam bir giriş yapabilmemiz Unbreakable teknolojimiz sayesinde oldu. Kırılmayan gözlükler üretmenin sektörün önemli bir açığını kapadığını düşünüyorum. Şimdi tek yapmamız gereken, hızla büyüyen markamızı uluslararası alanda çok daha iyi bir konuma getirmektir.

Gözlük markası kurmaya nasıl karar verdiniz?
Bir önceki kurduğum şirkette ilk olarak plastik üretimini keşfetmiştim. Kırılmayan gözlükler geliştirmeye de yakın bir arkadaşımın gözünü ciddi şekilde yaraladığı bir spor kazası geçirmesiyle karar verdim.

Gloryfy markasını kurarken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Kırılmayan gözlüklerimizi geliştirmek ve seri üretime geçmek büyük bir zorluktu. Tercih ettiğimiz malzeme ve bu malzemenin üretim süreci, gözlük dünyasında daha önce belirttiğim gibi tamamen keşfedilmemiş bir alandı ve biz böyle bir teknolojiye sahip olan tek markayız. Bu sebeple karşımıza çıkan sorunlar için diğer insanların görüşlerinden yararlanamadan kendi çözümlerimizi geliştirmemiz gerekti. Ancak fikrinize ve ürününüze inanmak, her ne kadar basmakalıp bir düşünce gibi görünse de, bizim için de başarının yegane anahtarı oldu. Gözlüklerimizin son tüketiciye fark edilir oranda katma değer sağladığını ve dolayısıyla perakendeciler için oldukça cazip olduklarını biliyoruz.

Marka felsefenizi nasıl tanımlarsınız?
‘Hızlı moda’ neslinin tek kullanımlık zihniyetine hizmet etmek yerine, sahiplerine uzun süre büyük keyif veren ve zamansızlık özelliğine sahip ürünler oluşturmayı amaçlıyoruz. Kullanıcıların doğrudan deneyimledikleri şık, kaliteli ve yüksek teknoloji gözlükleri Made in Austria etiketi altında üretiyoruz.

Gloryfy gözlüklerini kırılmaz hale nasıl getiriyorsunuz?
Gözlüklerimizi kırılmaya veya bir araç kazasında hava yastıklarına karşı tamamen korumalı hale getiren unsur, yenilikçi ve patentli özel plastik NBFX malzemesinden üretiliyor olmalarıdır. Bu sayede olası bir kazada göz yaralanması riski neredeyse sıfırdır, çünkü aşırı darbe altında bile çerçevelerimiz parçalanmaz veya bileşenlerine ayrılmaz.

Aynı durum camlarınız için de geçerli mi?
Kesinlikle. Dahası camlarımız benzersiz bir netlik de sunmaktadır. Malzemenin kalıplara dökülmesi çok yavaş ve neredeyse basınçsız olduğu için camlarımızda yüksek bir optik kalite söz konusu. Polikarbonat veya yüksek basınç altında enjekte edilen diğer enjeksiyon kalıplama malzemelerinin aksine, sürecimiz malzeme üzerine baskı uygulamaz ve böylece bozulma olmaksızın tam netlik sağlar. Malzemeye özgü diğer özelliklerle birlikte Contour Lens Teknolojimizin temeli de bu şekilde oluşmuştur.

Gözlükleriniz için kullandığınız diğer teknolojik özellikler nelerdir?
NBFX ile ürettiğimiz gözlüklerimizin üstün kullanım rahatlığı sunan bir diğer özelliği de çok düşük ağırlıklara sahip olmasıdır. Ortaya çıkan hafif gözlükler kullanıcılara konfor sunmamızı kolaylaştırmıştır. Ayrıca çerçevelerimizin saplarını kullanıcının anatomik kafa şekline göre soğuk durumda iken ayarlanmasını mümkün kılan tescilli Inclinox Teknolojimiz de optik pazarında fark yaratmamıza olanak sağlamaktadır.

Çerçeveyi ısıtmadan ayarlanmasını sağlayan bu teknolojiniz tam olarak nasıl işliyor?
Esnek NBFX plastiğin ve stabilize edici metal bir ek parça ile birleştirilmesi, kullanıcının gereksinimlerine göre soğukken ayarlanmasını saniyeler içinde sağlıyor. Bu sayede gözlük fiziksel aktivite sırasında yüze tam otururken, dinlenme sırasında daha esnek bir hale gelerek kullanıcısına gerçek konforu vadediyor. Lifestyle ve Optics koleksiyonlarımızdaki gözlüklerimiz için de Inclinox teknolojimizden yararlandık.

Yakın zaman içerisinde yeni inovatif çalışmalarınızı sunacaksınız. Biraz da bu çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Eylül ayından itibaren tüm gözlüklerimiz, çoğu virüs ve bakterilerden kalıcı olarak %99.9 oranında arınmış olacak. Bunu başarmak için kaplamamıza neredeyse tüm bakterileri ve çok çeşitli virüsleri öldüren bir bileşen ekliyoruz. Dolayısıyla yeni kaplamamız, gözlükçülerimiz ve kullanıcılar için ekstra güvenlik sağlayacak. Bu inovatif çalışmamız genel olarak 12 saat ya da daha uzun süre kullanılan bir gözlüğün daha hijyenik hale gelmesine olanak tanıyor. Ayrıca çalışmamızın konjunktivit ya da diğer mikrobik göz hastalıklarının önlenmesine de yardımcı olacağına inanıyoruz.

Optik gözlükleriniz de güneş gözlükleriniz ile aynı seviyede işlevselliği garantiliyor mu?
Optik çerçevelerimizin de güneş gözlüklerimiz kadar işlevsel olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Tüm gözlüklerimiz kırılmayan çerçeve ve camlara sahip olmanın yanında, en yüksek cam kalitesine, kişiye özgü ayarlanabilen saplara ve anti bakteriyal kaplamalara sahiptir.

Bahsettiğiniz bu özellikler optik modeller için sizce neden önemli?
Kırılmayan gözlükler üretmemizin en büyük avantajına güvenlik penceresinden bakmalıyız. Tabii ki sportif faaliyetleri yoğun olan kullanıcılar da burada önemli rol oynuyor. Ancak gözlük kullanıcılarının günlük yaşamlarındaki güvenliklerini unutmamak gerekir diye düşünüyorum. Örneğin Almanya’da her gün 1.000’de fazla kişisel yaralanmalı trafik kazası yaşanıyor. Hava yastığının çıkması durumunda kırılan gözlükler muazzam bir yaralanma riski oluşturuyor. İşte bu nedenle optik ve güneş gözlüklerimizin kırılmaz olması bu riski önemli ölçüde azaltmaktadır. Ayrıca gözlüklerini sırt çantalarına, ceket ceplerine ya da meraklı çocukların eline bırakan sayısız kullanıcı var. Günlük hayat, gözlükler ve dolayısıyla kullanıcıları için tehlikelerle dolu.

Markanızın geleceğini düşündüğünüzde optik gözlükler sizin için ne kadar önemli bir yere sahip?
Optik çerçevelerimiz sınırsız bir potansiyele sahip olduğundan bizim için son derece önemliler. Her ne kadar koleksiyonlarımıza güneş gözlüklerinden sonra eklemeye başlasak da, aklımızda yapmayı planladığımız çok şey var. Bu planlarımızı hayata geçirmeyi ve dünyanın beğenisine sunmayı dört gözle bekliyoruz.

Geleneksel optik mağazalar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Dijital dönüşüm ve gelişen online perakendecilik çağında, Gloryfy olarak müşterilerimizi gözlüklerimizi satın alırken yerel optik mağazalara danışmaya teşvik ediyoruz. Çünkü optik mağazaların en iyi müşteri deneyimini sunduğuna yönelik bir inancımız var. Hiçbir dizüstü bilgisayar, tablet veya akıllı telefon, kişisel bir diyalogda eğitimli bir uzman satış elemanının yetkin ve dostça tavsiyelerinin yerini alamaz. Bu sebeple gözlüklerimizi online olarak satın almak isteyen son tüketiciye ‘bayide deneyin’ isimli bir hizmet sunuyoruz. Uzman bayilerimizle yaptığımız bu işbirliği sonucunda müşterilerimize en kaliteli ve en iyi hizmeti sunduğumuzdan şüphe duymuyoruz.

Kaynak: Spectr

Ağustos 2021

Okyanus Optik

OKYANUS OPTİK

Daimi Müşteri Memnuniyeti

Geçen yıl yapılamamasından dolayı ziyaret edemediğimiz, her yıl düzenli olarak yapılmasını ümit ettiğimiz ve mutlaka gidilip görülmesi gereken kaliteli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum.

Merhaba Hena Hanım… Sektörün çok genç isimlerinden birisiniz. Kendinizden bahsedip, Okyanus Optik ile çalışmaya nasıl başladığınızdan söz edebilir misiniz?
Merhaba ben Hena Bozkurt. 1999 yılında İzmir’in Konak ilçesinde doğdum. 22 yaşındayım ve 2019 yılının Haziran ayında İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik bölümünden mezun oldum. Diplomamı alır almaz Okyanus Optik’te çalışmaya başladım. Burada çalışmaya başladığım günden beri daima araştırarak ve öğrenerek mesleğimi icra etmeye devam ediyorum. Her gün yeni bir şeyler öğrenip işin hem mutfağında hem de satış bölümünde bulunarak, deneyimlerimi gelen müşterilere yansıtmaya çalışıyorum.

On yıl önce kurulmuş olan Okyanus Optik’in sektörel duruşundan ve temel değerlerinden bahsedebilir misiniz?
İlk işe başladığımız günden beri daima müşteri memnuniyetinin ön planda tutulacağı bir işletme olmayı hedefledik. Bu kadar zamandır bunu başarı ile gerçekleştirip ‘Nasıl daha iyi oluruz’ sorusunun peşinden koştuk. Mağazamızda bulundurduğumuz her bir ürün için önce kendi beğenimiz ve memnuniyetimizi test ettik. Ardından bunu müşterilerimize sunduk.

Okyanus Optik’in bulunduğu lokasyonu ve bu lokasyonun avantajlarını aktarabilir misiniz?
Mağazamız İzmir’in en işlek caddesi olan Hatay İnönü Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Konumu itibari ile birçok insanın rahatça ulaşabildiği, alışveriş yapabildiği bir mağazadır. Bu lokasyon bizi müşterilerimizle çok kolay bir şekilde bir araya getiriyor. Ulaşımı İzmir’in her yerinden kolay ve hızlı olduğu için Karşıyaka, Bornova, Narlıdere ve Gaziemir gibi birçok semtten gelen müşterilerimiz oluyor. Ayrıca devlet hastaneleri ve özel polikliniklere yakınlığımız dolayısıyla oralardan da müşteri çekebilmek bizim için avantajlı oluyor.

Turistik bir bölgemizde olan mağazanızın başka şubeleri bulunuyor mu? Pandemi dönemi sırasında veya sonrasında yeni şubeler açmayı planlıyor musunuz?
Mağazamız butik bir işletme olup başka şubeleri yoktur. Herkesin bildiği gibi çok şube ile hizmet kalitesinden ödün vereceğimizi düşündüğümüz için şubeleşmeye çok sıcak bakmıyoruz. Yine de seçeneklerimizi açık tuttuğumuz bir anlayışa sahibiz. Hizmet kalitemizden ödün vermeyeceğimiz koşullar istediğimiz yeterliliğe ulaştığında şubeleşmeyi biz de düşünebiliriz.

Okyanus Optik’in ürün çeşitliliğine önem verdiğini biliyoruz. Mağazanızda tercih ettiğiniz markalar ve segmentleri hakkında okurlarımızı bilgilendirebilir misiniz?
Firmamızı kurarken kaliteden ödün vermeyeceğimizi hedeflemiştik. Bu doğrultuda kurulduğumuz günden itibaren cam ve çerçevelerde hep iyi ve öncü markaları bünyemizde bulundurduk. Mağazamıza birçok insanın daima kolay ulaşabileceği kaliteli markaları getirdik. Bunlardan bazıları olarak Turkuaz grubundan Moncler, Tom Ford, Dsquared2, Balenciaga; Ser Optik grubundan Silhouette, For Art’s Sake, Mykita’yı sayabilirim. Bunların yanı sıra, Luxottica grubundan tüm üst segment ürünleri ve diğer birçok grubun iyi markalarını daima müşterilerimizle buluşturmaktayız. Yenilikten asla vazgeçmiyoruz.

Pandemi kısıtlamaları sebebiyle müşterilerinizden gelen ilginin azalmaması için ne gibi çalışmalar yaptınız?
Bu dönem herkesin ciddi olarak kötü yönde etkilendiği bir dönemdi. Bu sağlık krizinin zorunlu hale getirdiği kısıtlamalar kısmen hala devam ediyor olsa da hem ilk zamanlarda hem şu dönem, müşterilerimizin bizi unutmaması adına sosyal medya üzerinden sürekli olarak yayınlar ve kampanyalar yaparak bu zor dönemi atlatmaya çalışıyoruz. Bundan sonra da aynı şekilde sosyal medya üzerinden iletişimi koparmadan müşterilerimizle bir arada olmaya çalışacağız.

Bu zorlu süreçte yaptığınız kampanya ve yeniliklerle ilgili müşterilerinizi nasıl bilgilendirmektesiniz?
Bu zorlu süreçte yaptığımız yenilikler ve kampanyalar hakkında müşterilerimizi sosyal medya aracılığı ile bilgilendirip, sürekli paylaşımlar ile onları haberdar etmekteyiz. Ayrıca mağaza içerisinde yaptığımız indirimleri ve kampanyaları, mağazamıza gelen müşterilerimize kısa bilgilendirmeler ve hatırlatmalarla paylaşıp, onların da bu fırsatlardan faydalanmasını sağlıyoruz.

Okyanus Optik’i bulunduğu bölgedeki diğer optik mağazalardan öne çıkaran özellikleri nelerdir?
Okyanus Optik olarak kendi mağazamızı açtığımız ilk günden itibaren sürekli güncel modelleri takip edip, yenilikleri ara vermeden müşterilerimizle buluşturma aşkıyla hareket ettik ve her daim güncel olan dekorumuzla hep komşularımızdan bir adım önde olmaya çalıştık. Bunları yaparken müşterilerimizden de hem model hem marka çeşitliliği konusunda çok güzel dönüşler aldık ve almaya devam ediyoruz. Bu da bizi rakiplerimizden bir adım önde tutuyor.

Okyanus Optik olarak müşterilerinize sunduğunuz satış esnası ve sonrası hizmet anlayışınızdan bahsedebilir misiniz?
Öncelikle müşteri konusunda ayrım yapmadığımızı belirtmek isterim. Her gelen müşteriye en iyi şekilde hizmet vermek için mağaza içerisinde birbirimizle yarışıyoruz. Müşterilerimizin uygun fiyatlı veya yüksek fiyatlı ürünler tercih etmesi ona olan hizmetimizde değişiklik göstermiyor. Satış sonrasında ise müşterilerimizle iletişime geçerek ürünlerimizden memnuniyet durumlarını öğreniriz. Eğer müşterilerimizin ürünlerimizle ilgili yaşadıkları problemleri olursa, onları mağazamıza davet edip sorunu en hızlı şekilde çözmeye çalışırız. Müşterilerimiz ürünlerini teslim aldıktan sonra yaşanan tamirler, ayarlar ve bakım işlemleri için ekstra özen gösteririz.

Okyanus Optik olarak 2021 yılının geri kalanında en yüksek verimi alabilmek için yaptığınız hazırlıkları öğrenebilir miyiz?
Öncelikle mağazamızda küçük dokunuşlarla dekorumuzda yenilikler yaptık. Sonrasında ise 2021 yılı koleksiyonlarını tek tek inceleyerek en güncel modelleri kreasyonumuza ekledik. Mağaza ekibimizle küçük toplantılar yaparak hizmet kalitemizi daha yukarıya çekebilmek adına fikir alışverişlerinde bulunduk. Pandemi döneminde öğrenciler uzaktan eğitim dolayısıyla bilgisayar başında çok vakit geçirdiler ve göz sağlıklarında bozulmalar yaşandı. Bu sebeple özellikle öğrencilere yönelik özel camlı bilgisayar gözlükleri hazırladık ve onların beğenisine sunduk. Bu ürünler mağaza içerisinde en çok ilgi gören ürünler arasında yer aldı.

Genç bir optisyen olarak Türkiye optik sektörünün yakın geleceğine dair beklentileriniz ne yöndedir?
Mesleğimizin göz sağlığı gibi hassas bir alanı kapsamasından ötürü diğer mesleklerden biraz daha kıymetli olduğu inancındayım. Fakat optisyenler olarak kendi ellerimizle mesleğimizin kalitesini düşürmek için adeta emek sarf ettiğimizi düşünüyorum. Bu kötümser gibi görünen düşüncem, beni mesleğimizin kalitesini yükseltmek için neler yapabiliriz sorusuna cevaplar bulmaya yönlendiriyor. Optik sektöründe hizmet veren tüm optisyenlerin ve gözlükçülerin bireysel hareket ederek, mesleğin bundan 30 yıl önceki hürmet gören haline gelmesinin sağlanabileceğine inanıyorum. Okyanus Optik’te bu amaçla hareket edip gerek müşterilerimize yaklaşımımızla gerek fiyat politikamızla gerekse de vadettiklerimizi gerçekleştirerek sektörün kalitesinin tekrar yukarıya çıkması için çalışıyoruz. Her meslektaşımızın aynı titizlikle hareket etmesini bekliyoruz.

Yeni sezon optik ve güneş gözlüğü trendleri ile ilgili neler söylemek istersiniz?
2021 yılı güneş gözlüğü trendlerinde şeffaf kemik çerçeveler ön planda yer alıyor. Dar ve kalın saplı kemik çerçevelere tekrar dönüş olacağını düşünmekteyim. Küçük metal çerçeveler hala gündemdeki yerini koruyor. Optikler de ise kemik optik çerçevelerin satışlarının azalmasıyla metal optik çerçevelere ilginin biraz daha fazlalaşacağını düşünüyorum.

Okyanus Optik olarak sektörün en önemli dinamiklerinden olan Silmo İstanbul Optik Fuarı’na daha önceki yıllarda ziyaretleriniz olmuş. Fuar hakkında görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Fuarlar tüm sektörlerde olduğu gibi bizim için de inanılmaz öneme sahip. Silmo İstanbul birçok markaya ev sahipliği yaparak markaların bizimle buluşmasını sağlıyor. Geçen yıl yapılamamasından dolayı ziyaret edemediğimiz, her yıl düzenli olarak yapılmasını ümit ettiğimiz ve mutlaka gidilip görülmesi gereken kaliteli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Silmo İstanbul gibi fuarlar sayesinde birçok insan bir araya gelip hasret gideriyor aynı zamanda sektöre yönelik uzun sohbetler oluşuyor. Biz de bu ortamları özledik ve umarız bu yıl Silmo İstanbul 2021 Optik Fuarı gerçekleşir.

Optik sektörüne uzun yıllardır hizmet veren dergimiz ‘4 your eyes’ ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Yıllardır mağazalara ulaşan derginizi biz de yakından takip ediyoruz. Sektörümüze yenilikleri tanıtma konusunda büyük bir yere sahipsiniz. Bu özverili çalışmalarınızdan ve bu sayınızda bize yer verdiğinizden dolayı tüm 4 your eyes ekibine teşekkür ediyoruz.

Mayıs 2021

Turkuaz Optik

TURKUAZ OPTİK

Özgün Fikirler, Dürüst Ticaret

Bayi toplantıları yapmayı tercih etmediğimiz için Silmo İstanbul, Türkiye’nin dört bir yanından gelen bayilerimizle buluşmak adına çok verimli ve etkili bir organizasyon. Düzenli olarak katılmaktan mutluluk duyuyoruz.

Merhaba Alev Hanım… Kendinizi okurlarımıza tanıtıp, Turkuaz Optik ile devam eden yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Yurtdışında eğitimimi tamamladıktan sonra 2004 yılında Turkuaz Optik’te gözümü açtım diyebilirim. En junior pozisyonlardan, şimdi geldiğim İletişim ve Pazarlama Direktörü pozisyona kadar farklı departmanlarında yer aldım. Bu sürecin bana, sektörün ve yurtdışındaki iş ortaklarımızın dinamiklerini anlamada çok faydası oldu. Şirket sahibimizin de vizyonunun genişliği ve yeni fikirlere açık olması, kendisinin de inovatif fikirlerle bizlere güvenip önümüzü açmasının da bugün geldiğim noktada önemli etkisi oldu.

25 yılı aşkın süredir Türkiye optik pazarında önde gelen distribütör firmalardan biri olan Turkuaz Optik’in bu konuma ulaşmasını sağlayan sektörel bakış açısı hakkında neler söylemek istersiniz?
Etik değerlerimizden asla vazgeçmemek, dürüst ticaret yapıyor olmamız geldiğimiz noktada en önemli sebeplerden biri diye düşünüyorum. Yaptığımız işlerde kaliteden vazgeçmeden ilkeli hizmet sunma prensibimiz, Turkuaz Optik’in tercih edilmesinde kilit rol oynuyor. Hızlı karar alabilmek ve yeniliklere açık olmak bizi hep bir adım öteye taşıdı. Turkuaz Optik olarak, dinamik ve kalifiye bir ekiple hizmet veriyoruz.  Hızlı değişen nihai tüketiciyi alışkanlıklarını her zaman takip ediyoruz ama asla trendlere kapılmıyoruz. Buradaki anahtar kelimeler sanırım sektörün ihtiyaçlarını sezebilmek ve marka konumlamalarını doğru yapabilmek. Markalarımızın her biri için ayrı titizlikle ve yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Bu ilkelerle ilerlediğimiz için çalıştığımız her markayı büyütebiliyoruz.

Dünya moda trendlerini belirleyen sayısız ünlü markayı Türkiye pazarına ulaştırıyorsunuz. Markalarınız ve öne çıkan özellikleriyle ilgili okurlarımızı bilgilendirebilir misiniz?
Geçtiğimiz yıllarda sektörün ihtiyaçlarına göre 15 farklı markaya ulaştık. Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum ve sektördeki ihtiyaçların değişmesi ile bundan 2 sene önce marka portföyümüzü küçültmeye karar verdik. Tarzları birbiri ile çakışmayan, farklı markaları seçmeye özen gösteriyoruz. Bayilerimizin ihtiyaçlarını tamamlayan 6 farklı marka ile yola devam ediyoruz. 2005 senesinden beri distribütörlüğünü yaptığımız Tom Ford tüm sektör için vazgeçilmez bir marka. Güneş koleksiyonunun yanı sıra, güçlü optik koleksiyonu ile de moda markalarının içinde en çok tercih edilen markalardan biri. Moncler, moda sektörü için her yaptığı yenilikle marka gücünü her sene daha da yukarı taşıyor. Dsquared2, dikkat çekici ve taşlı modelleri ile ön plana çıkıyor. Hally and Son, klasik vintage modellere yeni bir soluk getirerek marka portföyümüzdeki yerini alıyor. Italia Independent uygun fiyat politikası ve en çok tercih edilen modelleri ile markalarımızın vazgeçilmezleri arasında. Modo, her sezon çıkarttığı yeni patentlerle güçlü optik kreasyonu ve fiyat politikası ile her geçen gün daha fazla noktada yer almaya devam ediyor.

Dünyaca ünlü markalarınızın küresel imajlarını Türkiye pazarında konumlandırırken nasıl bir yöntem uygulamayı tercih ediyorsunuz?
Bayilerimize mağaza içi görsel, teşhir standları, ürün kataloğu ve vitrin malzemeleri gibi markalarımıza ait tüm kurumsal kimlik uygulamaları konusunda destek oluyoruz.  Bünyemizde bulunan dünya markalarının global reklam pazarlama uygulamalarını sunuyoruz.

Ulusal televizyonların en çok izlenen dizileri başta olmak üzere Turkuaz Optik’in imzasını iletişim kanallarında yıllardır görüyoruz. Bu işbirliklerini uzun vadede sürdürmeyi planlıyor musunuz?
Turkuaz Optik olarak dizilere 2010 yılında yayınlanan ve dizilerde kullanılan aksesuarların seyirciler tarafından tercih edilmesine sebep olan Aşk-ı Memnu dizisi ile başladık. Açıkçası sektörde bu işe ilk imza atan firmayız. Çok uzun yıllardır bu işin içinde olduğumuz için ve sadece bir dizide olmak için değil, kullanılan ürünün karaktere uyması, uzun soluklu kullanılması gibi konularda çok titiz davranıyoruz. Oyuncular da artık sık sık showroom’a gelerek karakterlerine ve yüzlerine göre ürün seçebildikleri için yapım şirketleri de bu konu da artık bize tam güveniyor. Bazı dizilerde styling ekibi gelmeden bile biz ürün seçip gönderir hale geldik. Aynı şekilde kullanılan ürünlerin sosyal medya mecralarında doğru zamanda ve yapım şirketlerinin istediği şekilde paylaşmaya da özen gösteriyoruz. Hatta bayilerimize de ‘paylaşımları ne zaman ve ne şekilde yaparlarsa daha etkili olur’ konusunda eğitimler veriyoruz. Sektörde bu alanda yer almaya çalışan birçok firma görüyorum. Karakter analizi yapılmadan, kullanılan markalara özen gösterilmeden, sadece bir diziye girmek için ürün veren firmalar bu konuda maalesef kalıcı olamıyorlar.

Dijitalleşme Turkuaz Optik için ne ifade ediyor? Bu konuda firma olarak yaptığınız yeniliklerden bahsedebilir misiniz?
Covid-19 ile beraber mecburen iptal edilen fuarlardan dolayı yeni koleksiyon siparişlerimizi bile dijital ortamlarda verir olduk. Online pazar yerlerindeki satış grafiği Covid-19 süreci ile beraber hızla yükseldi. Bayilerimiz de bu online mecralarda, özellikle sokağa çıkma kısıtlamaları ile beraber online Pazar yerlerinde sanal mağazalarını açtılar. Bu süreçte biz de daha iyi hizmet verebilmek adına online pazar yerleri ile entegre çalışabilen Nebim V3 programına geçiş yaptık. Aynı zamanda bayilerimizin alışveriş yapabileceği B2B sayfamızı da yeniledik. İletişim tarafında ise bu süreçte çoğalan farklı dijital platformlarda ürünlerimizle yer almaya başladık.

Pandemi sebebiyle zorlu ticari ve ekonomik koşullarda geçen 2020 yılı, sürekli büyüme gösteren Turkuaz Optik grafiğini ne yönde etkiledi?
İtalya’daki partnerimiz için EMEA bölgesinde (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) 2020 hedeflerini tutturan tek distribütör firma biz olduk. Yurtiçindeki satış grafiğimiz de; Mart, Nisan, Mayıs aylarında uygulanan sokağa çıkma yasaklarından dolayı durma noktasına gelse de, kısıtlamalar azaldığında bayiler tarafından en çok tercih edilen firmalardan biri olduk. Bünyemizde olan markaların hızlı satış grafiği ve güçlü koleksiyonlarının ve bayilerin bu zor günlerde yatırımlarını daha garanti satış elde edebilecekleri partnerler seçmesinin bu süreçte katkısı büyük oldu. 

Pandeminin oluşturduğu kriz ortamında satış ve dağıtım ağınızı güçlendirmek için hangi stratejileri uyguladınız?
Dijital platformlarımızı ve altyapımızı yeniledik. Depo ve saha ekibimiz gerekli sağlık önemlerini alarak, hiç ara vermeden satış ve dağıtıma devam ediyor. Ege Bölge Müdürümüz Özgür Cengi bu süreçte tüm Türkiye’den sorumlu Satış Direktörlüğüne geldi. Satış ekibimiz büyümüş oldu böylece bayilerle olan iletişimimizi arttırmış olduk.

Turkuaz Optik sektörel duruşuyla dikkat çeken firmalardan biri. Sizce firmayı diğerlerinden ayıran temel özellikleri nelerdir?
Daha önce de bahsettiğim gibi dürüst ticaret yapıyor olmamız ve sözümüzün güvenilir olması en önemli özelliklerimizden biri diye düşünüyorum. Hızla değişen pazarlama tekniklerini takip etmemiz ve ajanslara gerek duymadan kendi kişisel ilişkilerimiz ile hızlıca adapte olabilmemiz bizi diğer firmalardan ayıran en önemli özelliklerimizden biri. Özgün fikirler üreten, yaptığımız işlerde kaliteden vazgeçmeden, ilkeli hizmet sunma prensibimiz Turkuaz Optik’in en temel özellikleri arasında yer alıyor.

Bayileri ile her zaman güçlü bir iletişimi olan Turkuaz Optik, zorlu 2020 yılında görüşme ve ziyaretlerini dijital seçeneklerle mi değerlendirdi? Bu konuda neler yapıyorsunuz?
Yurtdışında üretici firmalar çok hızlı dijitalleşse de Türkiye pazarında tamamen dijitalleşmek ne yazık ki mümkün değil. Bu noktada sektörümüzün daha geleneksel satış yöntemlerini sevdiğini söyleyebiliriz. Gerekli sağlık önlemleri alınarak sahadaki ekibimiz mağaza ziyaretlerine devam ediyor. Bayilerimiz yeni koleksiyonları mağazalarında numunelerden görerek sipariş veriyorlar. Ancak bildikleri, tekrar geçtikleri siparişleri ve kampanyalı ürün siparişlerini yenilenen B2B üzerinden yapmayı tercih ediyorlar.

Turkuaz Optik olarak 2021 yılı optik sektörü ile ilgili öngörüleriniz nelerdir?Son yıllarda sektör dışında çok fazla kişi ‘bu iş çok karlı düşüncesiyle’ perakende ve distribütörlük alanlarında sektöre atılmışlardı. Geçtiğimiz senelerde çok iyi ‘bağımsız’ markaların yanı sıra, çakma isim ve koleksiyonlarla vitrinleri hızla dolduran markalar da çoğalmıştı. Bu anlamda sektörde ciddi bir eleme olacağını düşünüyorum. Bayiler güvenilir ve güçlü firmalar ile çalışmayı tercih ediyorlar. Covid-19’un başladığı ilk 4 ay boyunca işlerin tamamen durmasına düzgün bir iş planı olmayan firmaların dayanması mümkün değildi. Ayakları yere basan, kendini yenileyebilen, iyi hizmet verebilen noktalar için 2021 yılının iyi geçeceğini düşünüyorum. Evlerinden çıkamayan insanlar yasakların bitmesi ile eski alışkanlıklarına hızla dönecekler.

Markalarınızın 2021 İlkbahar/Yaz koleksiyonlarıyla ilgili okurlarımıza genel ipuçları verebilir misiniz?
2021 İlkbahar/Yaz koleksiyonlarında tüm markalarda aynı etkiyi hissettik. Daha cesur modeller yerine, hiçbir zaman modası geçmeyecek, klasik renk ve modeller tüm markaların koleksiyonlarında göze çarpıyor. Markalar tek sezonluk trendler yerine ikonik tasarımlara yöneldiler. Covid-19 ile beraber popüler dijital platformlarda, Hollywood ünlülerinden, sosyal medya fenomenlerinden sık sık fazla tüketimin aslında bizi nasıl tükettiğini çok sık duymaya başladık. Sanırım bu sezonda başlayan klasiğe dönüşü önümüzdeki sezonlarda daha fazla göreceğiz.

Her geçen yıl artan katılımcı ve ziyaretçi grafiğiyle optik sektörüne önemli katkılarda bulunan Silmo İstanbul Optik Fuarı, Turkuaz Optik için ne ifade ediyor?
Silmo İstanbul her sene giderek büyüyor. Her fuarda bunu olumlu bir şekilde hissediyoruz. Bayi toplantıları yapmayı tercih eden bir firma olmadığımız için Silmo İstanbul bizim açımızdan Türkiye’nin dört bir yanından gelen bayilerimizle bir araya gelmek açısından çok verimli ve etkili bir organizasyon. Düzenli olarak katılmaktan mutluluk duyuyoruz. Bunu da fuar standımıza yansıtıyoruz. Sıradan bir stant ile katılmak yerine gerçekten kimliğimizi yansıtabildiğimiz bir ortam yaratmak ve her sene yeni bir konsept belirlemekten keyif alıyoruz.

Sektörün önemli bir dinamiği olan dergimiz ‘4 your eyes’ hakkındaki yorumlarınızı alabilir miyiz?
Derginiz ‘4 your eyes’ sektör için etkili bir kaynak ve yıllardır severek takip ediyoruz. Optik sektörü trendlerine ve güncel gelişmelere ulaştığımız tek yayın diyebilirim. Zaman zaman yoğunluktan son dakikalara kalan bültenlere sabrettiğiniz için öncelikle harika ekibe teşekkür ederim. Sizlerin sektöre sağladığı uzun soluklu katkılardan dolayı kutluyorum.

Mayıs 2021