Sestini

Zanaat, İncelik ve Ölçülü Güzellik Odaklı

Sestini, minimal çizgileri heykelsi formlarla birleştiriyor ve işlevselliği İtalyan zanaatının lider yaklaşımıyla ele alıyor.

İtalyan girişimci Carlo Sestini tarafından 2020 yılında kurulan bağımsız gözlük markası Sestini, İtalya’da usta zanaatkarlar tarafından üretilen prestijli ve lüks bir tasarım anlayışıyla küresel optik pazarında dikkat çekmeyi sürdürüyor. Marka; gözlük tasarımlarında en üst seviyedeki kalite standartlarına bağlı kalarak, koleksiyoner değeri taşıyan parçalar hazırlayarak büyümesinde ivme kazanıyor. Geleneksel tekniklere ve İtalyan ustalığına saygı duruşunda bulunan sofistike tasarımları, sade ama özenli kurgulanmış zarafetleriyle beğeni topluyor. Sınırlı sayıda üretimi tercih ederek az sayıda parçadan oluşan koleksiyonunu Mido 2026 fuarında başarıyla sergileyen Sestini; yeni yılla birlikte, zamansız ve gelecekte de kullanılabilir tasarım yaklaşımına sadık kalarak imza renklerini yeniden yorumlayacak. Markanın kuruluş hikayesi, tasarım dünyası ve koleksiyonuna dair detaylarla ilgili Kurucusu ve Kreatif Direktörü Carlo Sestini ile yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Carlo. Okurlarımız için kendinizi biraz tanıtarak, gözlük markası kurma sürecinizi paylaşır mısınız?
Londra’da uluslararası hukuk ve diplomasi okudum. Hayalim büyükelçi olmaktı. Sonra bir modellik ajansı tarafından keşfedildim ve 2014’te model olarak çalışmaya başladım. Sosyal medyada paylaştığım fotoğraflarım ilgi gördü; böylece daha fazla markayla model ve influencer olarak çalışmaya devam ettim. Bu süreçte dünyayı dolaşma fırsatı yakaladım. Gözlükleri ise her zaman kendimi ifade etmenin yolu olarak görmüşümdür. Özellikle lise yıllarımda kaşlarımı saklamama ve korunmuş hissetmeme de yardımcı olan önemli bir objeydi. Gözlük taktığımda insanlarla göz göze gelebiliyor ama aynı zamanda güvende hissediyordum. Kendi gözlük markamı yapma fikrim hep vardı. 2019’da markam için harekete geçmeden önce bir arazi alıp şarap ve zeytinyağı üretimini denedim. Halen moda danışmanı, model ve influencer olarak da çalışıyordum. Ama 2020 yılına geldiğimizde artık odağımın merkezinde sadece Sestini markasıyla lüks İtalyan gözlükleri yaratmak vardı. O dönemde İtalyan gözlüğü üzerine çok araştırma yaptım. Kalite, lüks ve zamansızlığa odaklanan başka genç bir İtalyan marka olmadığını fark ettim.

Markanızı tüm dünyayı olumsuz şekilde etkileyen 2020 yılında lanse etmek, sizin için zorlayıcı oldu mu?
Pandemi dönemi olduğu için başlangıçta elbette zordu. Perakendecilere doğrudan ulaştım ve Sestini için özel bir ağ kurmayı bu sayede başardık. İlk günden yatırımcı almamaya zaten karar vermiştim. Geleneksel şekilde adım adım büyümek istedim. Şu anda CP Agency ile yakın çalışıyorum. 2021 yılında başlayan bu işbirliği sayesinde Sestini koleksiyonu Türkiye, Hindistan, Benelüks ve Avustralya dahil pek çok yeni pazara ulaştı. Bu ortaklık markamın büyümesi için gerçek anlamda bir katalizör işlevi gördü.

Sestini koleksiyonunun kimliği ve tasarım felsefesi hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Sestini, minimal çizgileri heykelsi formlarla birleştiriyor ve işlevselliği İtalyan zanaatının lider yaklaşımıyla ele alıyor. Gözlük, bizim için daha geniş bir yaşam tarzının parçası anlamına geliyor. Sanat, incelik ve ölçülü güzellik Sestini Dna’sının temelini oluşturuyor. Tasarım dili gösterişsiz ama ikonik olarak özetlenebilir. Örneğin, işlenmiş yarım zambak detayı gibi naif kimlik unsurlarımız bunu yansıtıyor. Sadece logosuyla tanınan bir marka olmak istemedik. Bunun yerine bize özgü perçinler geliştirdik ve odağı ürünün detaylarına verdik. Ürünlerimize dokunduğunuzda sapların elde şekillendirildiğini ve oyulduğunu rahatlıkla hissedebilirsiniz.

Biraz da koleksiyonunuz için tercih ettiğiniz malzemelerden ve üretim anlayışınızdan söz edelim mi?
Tasarımlarımda kullandığım malzemenin de kullanıcılar tarafından gerçekten özel olduğunun anlaşılmasına odaklanıyorum. Bir Sestini gözlüğü taktıklarında tıpkı yumuşacık kaşmir bir kazak giydiklerinde hissedecekleri türde bir olağanüstü uyum ve konfor sağlamaya özen gösteriyorum. Sestini’de nesilden nesile aktarılabilecek çerçeveler tasarlamayı amaçlıyoruz. Mazzucchelli’nin geçmiş koleksiyonlarında hiç kullanılmamış asetat plakalarını ve markanın arşivinden seçtiğimiz özel formülleri kullanıyoruz. Geleneksel İtalyan tekniklerini modern hassasiyetle uyguluyoruz. Camlarımız Zeiss tarafından sağlanıyor. Her çerçevemiz izlenebilirlik ve kullanıcısında ayrıcalıklı bir etki bırakması için tek tek numaralandırılıyor. Üretimimizi bilinçli olarak sınırlı tutuyoruz. Kitle üretiminden uzak durmayı, kalite ve bütünlüğü korumanın tek yolu olarak görüyoruz.

Çerçevelerinize dair detaylardan ve Sestini ambleminin sizin ne ifade ettiğinden bahseder misiniz?
Çerçevelerimizde zanaatkarlığa olduğu kadar uyuma da odaklandık. Her tasarımı saklanacak kadar güzel bir obje olarak görüyorum. Sestini estetik imzası menteşeyi asetatla birleştiren metal bağlantı detayımızdır ve elle dokunulduğunda hissedilebilecek şekilde özellikle öne çıkardık. Bu bağlantıyı sağlayan perçinlerin tasarımlarında ilham kaynağım tarihi Toskana kapılarındaki büyük cıvatalar oldu. Bu imza detayımız daha maliyetli ve tüm perçinler altın kaplama olsa da asetatın içine gizlemek yerine görünür olmasını tercih ettim. Yunus amblemimiz ise ailemle ilgili bir anıdan doğdu. Anneannemin anneme verdiği sevimli bir yunus kolyesi vardı. Annem de bu yüzden yunusları çok severdi ve kardeşimle bana ‘yunuslarım’ diye hitap ederdi. Bu sebeple yunus sembolü bizim için sevgi ve sevilmek gibi değerli bir anlam taşıyor. Ayrıca Floransa zambağını da kullandık. Menteşelerin iç kısmında yer alsa da hem dekoratif hem işlevsel olarak, çerçeveyi taktığı anda kullanıcısına çerçevenin üstün kalitesini hatırlatıyor.

Markanız için İtalya’da doğru üretim ortağını bulma süreciniz nasıl gelişti?
Bu kesinlikle en zor kısımdı. Sürece başladığımda kulaktan kulağa tavsiyelere ve sayısız kez yaptığım görüşmelere güvenmek zorundaydım. Doğru zanaatkarı bulmak zaman aldı. Şanslıyım ki ürünümü anlayan ve nadir rastlanan kalitede üretim yapabilen Veneto merkezli ilham verici bir aile şirketiyle çalışıyorum. Çerçeve yapımındaki özenlerini ve nesilden nesile aktarılmış mesleki adanmışlığı yerinde gözlemlemek halen her seferinde beni heyecanlandırıyor. Markam ile göstermek istediğim de tam olarak bu zanaat kültürüdür diyebilirim. Otantik İtalyan uzmanlığını, gözlük sevgisi ve tutkusunu kapsayan güçlü bir kültür sunmak amacındayım. Gelecekte de gözlük tasarımının öncüsü zanaatkarlar olacak. El emeği o kadar güzel ve değerli ki desteklenmesi ve sürdürülmesi gerekiyor. Bu gerçeği yaşatmayı en önemli görevimiz olarak görüyorum.

Bu değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dikkat çekici ambalaj tasarımlarınızın hikayesini de paylaşır mısınız?
Ambalaj fikri ‘carta fiorentina’ yani Floransalı büyükannelerin çekmece içlerini kapladığı kağıttan ilham alıyor. Kılıflarımızın iç yüzeyi bu dokuya sahip ve gözlükler için koruyucu bir katman hissi yaratıyor. Ambalajlarımız konusunda geliştirmek istediğim daha pek çok fikir var. Benzersiz konseptleri ve detaylara ekleyebileceklerimizi zamana yayarak olgunlaştırıyoruz. Ambalajlarda da kendi ifademi en yüksek düzeydeki kalite ve özenle görmek istiyorum. Sestini ile sadece gözlük değil; aynı zamanda bir hikaye, zanaat ve bütüncül bir deneyim sunmak istiyorum.

Kaynak: Eyestylist

Şubat 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir