Göz Kapağındaki Sessiz Tehlike: Şalazyon

Göz kapağında ağrısız bir şişlik olarak ortaya çıkan şalazyon, çoğu zaman masum bir sorun gibi görülse de tekrarlayabilen yapısı ve görmeyi etkileyebilmesi nedeniyle ihmal edilmemesi gereken bir göz sağlığı problemidir.

Şalazyon (Göz Kapağı Kisti) Nedir?
Göz kapaklarımızda yer alan ve göz yüzeyinin nemli kalmasını sağlayan meibomian yağ bezleri, zaman zaman tıkanabilir. Bu tıkanma sonucunda bez salgısı dışarı atılamaz ve göz kapağının üstünde ya da altında yuvarlak, sert ve genellikle ağrısız bir kitle oluşur. Bu duruma şalazyon adı verilir. Halk arasında göz kapağı kisti veya meibomian kisti olarak da bilinir. Şalazyon, çoğu zaman arpacık ile karıştırılır. Ancak aralarında önemli farklar vardır. Arpacık bakteriyel bir enfeksiyon sonucu gelişir ve genellikle ağrılıdır. Şalazyon ise enfeksiyon kaynaklı değildir ve çoğunlukla ağrıya neden olmaz. Bu nedenle daha sinsi ilerleyebilir ve fark edilmesi zaman alabilir. Kadın ve erkeklerde benzer sıklıkta görülen şalazyon, çocuklara kıyasla yetişkinlerde daha yaygındır. Tedavi edilse bile bazı kişilerde tekrarlama (nüks) riski bulunur.

Şalazyon (Göz Kapağı Kisti) Neden Oluşur?
Meibomian yağ bezlerinin görevini yapamaması ve tıkanması, şalazyonun temel nedenidir. Ancak bu durumu tetikleyen çeşitli risk faktörleri vardır. Özellikle göz ve göz çevresi hijyeni, şalazyon oluşumunda belirleyici rol oynar. Şalazyon riskini artıran başlıca nedenler; Kirli ellerle gözlere dokunmak, Göz makyajını temizlemeden uyumak, Son kullanma tarihi geçmiş veya hijyenik olmayan makyaj ürünleri kullanmak, Uzun süre kontakt lens kullanımı ve yetersiz lens temizliği, Kronik blefarit (göz kapağı iltihabı) Seboreik dermatit, Akne rozasea (gül hastalığı)’dır. Bu faktörler, yağ bezlerinin düzenli çalışmasını engelleyerek şalazyon gelişimine zemin hazırlar.

Şalazyonun Belirtileri Nelerdir?
Şalazyon genellikle yavaş gelişir ve ilk dönemlerde belirgin şikâyetlere yol açmayabilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:

  • Göz kapağında ya da göz kenarında ağrısız şişlik
  • Dokunulduğunda ele gelen sert kitle
  • Göz kapağında ağırlık hissi
  • Gözde sulanma
  • Işığa karşı hassasiyet
  • Bulanık görme (özellikle büyük şalazyonlarda)
  • Göz kapağında kabuklanma

Nadir durumlarda şalazyon enfekte olabilir. Bu durumda kızarıklık, şişlik, hassasiyet ve ağrı ortaya çıkabilir. Böyle bir tabloda mutlaka bir göz hekimine başvurulmalıdır.

Şalazyon (Göz Kapağı Kisti) Nasıl Tedavi Edilir?
Şalazyonların büyük bir kısmı tedavi gerektirmeden, birkaç hafta içinde kendiliğinden gerileyebilir. Ancak iyileşmeyi hızlandırmak ve şikâyetleri azaltmak için bazı yöntemler uygulanır. En sık önerilen tedavi yöntemleri şunlardır:

  • Sıcak kompres: Günde 4-5 kez, 10-15 dakika uygulanır. Yağ bezlerinin açılmasına yardımcı olur.
  • Göz kapağı masajı: Sıcak kompres sonrasında nazik masaj yapılabilir.
  • İlaç tedavisi: Göz hekimi tarafından önerilen damlalar veya gerekli durumlarda antibiyotikli ilaçlar kullanılabilir.

Eğer şalazyon uzun süre geçmezse, sık tekrarlıyorsa ya da görme bozukluğuna ve astigmatizmaya yol açıyorsa, cerrahi müdahale gündeme gelir. Lokal anestezi altında yapılan bu işlem kısa sürelidir ve hasta aynı gün taburcu edilir. Operasyon sonrası hafif kızarıklık ve şişlik görülmesi normaldir.

Göz Sağlığı İçin Hatırlatma
Şalazyonu önlemenin en etkili yolu, göz kapağı hijyenine dikkat etmek ve gözle temas eden ürünleri düzenli olarak temizlemektir. Basit görünen bu alışkanlıklar, göz sağlığını korumada büyük fark yaratır.

Ocak 2026

Otizm ve Göz Teması

Otizmli çocuklar genellikle göz teması kurmakta zorluk yaşarlar. Göz teması, insanlar arasında bağ kurmanın ve iletişimin önemli bir yoludur. Ancak otizmli çocuklar, göz teması kurma konusunda rahatsızlık hissedebilirler veya bunu anlamakta zorluk yaşayabilirler.

Göz teması, duygusal bağlantıyı güçlendirmek, empati kurmak ve iletişimi geliştirmek için önemlidir. Otizmli çocuklar için, göz temasını geliştirmek, sosyal becerilerini artırmak ve dünyayı daha iyi anlamalarına yardımcı olmak açısından büyük bir adımdır.

Göz Teması Nasıl Geliştirilebilir
Otizmli çocuklar genellikle oyunlara ilgi duyarlar. Oyunları kullanarak göz temasını teşvik edebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzun favori oyuncaklarıyla oynarken, ona göz teması kurmasını isteyebilirsiniz. Bu şekilde, göz teması kurmayı eğlenceli bir deneyim haline getirebilirsiniz. Göz Hedefleri Belirleyin: Çocuğunuzla birlikte göz hedefleri belirleyebilirsiniz. Örneğin, her gün belirli bir süre boyunca göz teması kurmayı hedefleyebilirsiniz. Bu hedefleri basit ve ulaşılabilir tutarak çocuğunuzun motivasyonunu artırabilirsiniz. Model Olun: Kendi davranışlarınızla çocuğunuza örnek olabilirsiniz. Onunla konuşurken ve oyun oynarken göz teması kurarak, çocuğunuza göz temasının nasıl yapıldığını gösterebilirsiniz. Model olmak, çocuğunuzun davranışlarını taklit etme eğilimini artırabilir. Göz Temasını Ödüllendirin: Çocuğunuz göz teması kurduğunda, onu ödüllendirmek önemlidir. Örneğin, sıcak bir gülümseme, kısa bir övgü veya sevdiği bir aktiviteyi yapmak gibi basit ödüller kullanabilirsiniz. Bu, çocuğunuzun göz temasını teşvik etmek için motivasyonunu artıracaktır. Profesyonel Yardım Alın: Otizmli çocukların göz temasını geliştirmek konusunda uzmanlardan yardım almak önemlidir. Bir terapist veya uzman, çocuğunuzun ihtiyaçlarına uygun stratejiler geliştirebilir ve size rehberlik edebilir. Sabırlı Olun ve Küçük Adımlarla İlerleyin: Unutmayın, göz teması geliştirmek zaman alabilir ve her çocuk farklıdır. Küçük adımlarla başlayarak ilerlemek, çocuğunuzun başarıya ulaşmasını kolaylaştırabilir. Sonuç olarak, otizmli çocuklarda göz teması kurmak önemlidir çünkü bu, iletişim ve sosyal becerilerin gelişimine katkıda bulunur. Unutmayın, her çocuk değerlidir ve her adım önemlidir. Sağlıklı ve mutlu bir iletişim için göz temasının önemini unutmayın!

Ocak 2026

Zayıflama İğneleri Göz Sağlını Riske Ediyor

Popüler kilo verme trendi haline gelen GLP-1 iğneleri ve benzeri iğneler, göz sağlığını tehdit edebilir. Özellikle diyabetik retinopatisi olanlar için ciddi riskler söz konusu.

Son dönemde zayıflamak için kullanılan Ozempic, Mounjaro ve benzeri GLP-1 iğneleri, iştahı baskılayarak kilo kaybı sağlar. Ancak, bu ilaçlar sadece kilo vermek amacıyla kullanılmamalı. Özellikle diyabet hastalarında retinopati gibi göz hastalıklarının seyrini hızla kötüleştirebilir. Diyabeti olmayan kişilerde de hızlı kilo kaybı, kan şekeri ve sıvı dengesinde değişikliklere yol açarak göz kuruluğu, bulanık görme ve nadiren göz içi basıncı sorunlarına neden olabilir. Bazı kişilerde baş ağrısı, bulantı veya kusma gibi yan etkiler de göz sağlığını dolaylı olarak etkileyebilir. Gözde ani değişiklikler, bulanıklık veya ışık çakmaları fark ederseniz, ilacı durdurmak ve derhal göz hekimine başvurmak hayati önem taşır. Uzmanlar, kilo verme amaçlı kullanımın doktor gözetimi olmadan riskli olduğunu, özellikle göz sağlığı açısından göz muayenelerinin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor. Unutmayın ki ‘Hızlı zayıflama’ cazip görünse de, göz sağlığınızı riske atmamak için doktor kontrolü ve düzenli göz muayenesi şarttır.

Ocak 2026

Şehir Işıkları Gözlerinizi Yormasın

Şehir ışıkları geceleri keyifli bir manzara sunsa da göz sağlığınızı korumak için
basit ama etkili adımlar atabilirsiniz.

Akşamları şehirde yürürken vitrinlerden yansıyan renkli ışıklar, reklam panoları ve araç farları hem göz alıcı hem de eğlenceli bir manzara oluşturur. Ancak bu yoğun yapay aydınlatma, gözlerde yorgunluk, kamaşma, odaklanma güçlüğü ve hatta kısa süreli baş ağrılarına neden olabilir. Özellikle gece saatlerinde, göz bebeği karanlıkta daha fazla ışık toplamak için genişlediğinden, parlak ışıkların etkisi çok daha belirgin hissedilir. Uzmanlar, şehir ışıklarının yol açtığı kamaşmayı azaltmak için gece dışarı çıkarken geniş cam yüzeyli ve kaliteli kaplamaya sahip güneş gözlükleri kullanılmasını öneriyor. Ayrıca araç kullanırken camların temiz olması, yansıma önleyici kaplamalı gözlük tercih edilmesi, görüş konforunu ciddi ölçüde artırır ve sürüş güvenliğini destekler Göz sağlığı için sadece dışarıda değil, evde de ışık dengesi oldukça önemlidir. Çok parlak veya aşırı loş aydınlatma, göz kaslarını gereksiz yere zorlar ve uzun vadede göz yorgunluğuna sebep olur. Çalışma ve dinlenme alanlarında yumuşak, yaygın ışık kaynakları kullanmak, gözlerin gün boyu maruz kaldığı yoğun ışık yükünü dengelemeye yardımcı olur. Şehrin ışıltısı keyifli olsa da gözlerinizi korumak için küçük ama etkili önlemler almak hem günlük konforunuzu artırır hem de uzun vadeli göz sağlığınızı korur.

Gece Görüşünü İyileştirmenin Püf Noktaları
Işık Kaynağına Doğrudan Bakmayın: Araç farları veya parlak vitrin ışıkları gözleri kamaştırabilir.

Ara Mola Verin: Uzun süre gece araç kullanıyorsanız, gözlerinizi dinlendirmek için kısa molalar verin.

Yansıma Önleyici Kaplama Kullanın: Gece sürüş gözlüklerinde bu özellik görüş netliğini artırır.

Dengeli Beslenin: A vitamini, lutein ve zeaksantin açısından zengin gıdalar (havuç, ıspanak, mısır) gece görüşüne destek olur.

Gözleri Nemli Tutun: Kuru hava gece görüş netliğini azaltabilir; yeterli su içmek ve gözleri nemli tutmak önemlidir.

Aralık 2025

Kırmızı Göz Görme Kaybına Yol Açabilir

Farklı nedenlerle oluşabilen kırmızı göz rahatsızlığı, görme hatta göz kaybı ile sonuçlanabilen hastalıkların öncüsü olabilir…

“Kırmızı göz” ifadesi, tek başına bir tanı olmayıp gözde ortaya çıkan bir durumu tarif eden genel bir deyimdir. Göz; göz yüzeyi, retina ve uvea gibi birçok tabakadan oluşur. Bu tabakaların her biri farklı hastalıklara bağlı olarak kızarıklığa yol açabilir. Konjonktivit, keratit, üveit ve göz tansiyonu (glokom) gibi klinik tablolar kırmızı gözün sık karşılaşılan nedenleri arasında bulunur. Göz yüzeyi hastalıklarında ise kırmızı göz oluşumuna en sık neden olan durumlar, göz yüzeyini oluşturan göz kapakları, konjonktiva, kornea ve gözyaşı sistemi kaynaklı sorunlardır. Bu dokularda gelişen irritasyon, enfeksiyon, inflamasyon veya fonksiyon bozuklukları, gözde belirgin kızarıklık ve rahatsızlık hissiyle kendini gösterebilir. Bu çerçevede kırmızı göz, basit bir yüzeysel kızarıklıktan çok daha fazlası olabilir ve altta yatan hastalığın erken dönemde tanımlanması, uygun tedavi ve yönlendirme süreçleri açısından kritik önem taşır.

Gözdeki Kırmızılıkları Ciddiye Alın
Gözde farklı nedenlerden dolayı kırmızılıklar oluşabilir ve bunların tedavileri farklılıklar gösterebilir. Kırmızı göz tablosu, ani gelişiyor ve giderek artıyorsa bu durum biraz daha fazla önem arz etmektedir. Bu tabloya ağrı eşlik etmesi, durumun ciddiyetinin daha fazla olduğunun bir göstergesidir. Kırmızı göz geliştiğinde, olabildiğince hızlı bir şekilde bir göz doktoru tarafından değerlendirilmeniz ve uygun tedaviyi almanız gereklidir. Kırmızı göz ile başlayan pek çok tablo görme ve hatta göz kaybı ile sonuçlanabilen durumların öncüsü olabilmektedir. Hatta kırmızı göz ile başvuran pek çok hastada romatizmal, hormonal ve dermatolojik hastalıklar başta olmak üzere başka hastalıklara da tanı konabilmektedir. Kırmızı göz hafife alınmaması gereken bir durumdur. Göz doktoruna muayene olmak yerine uygun olmayan bir ilaç kullanmak durumunuzda yarar sağlamadığı gibi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Aralık 2025

Gözde Işık Parlamaları Retina Yırtığı Habercisi Olabilir!

Gözde aniden ortaya çıkan ışık çakmaları, parlamalar veya kıvılcım hissi çoğu zaman önemsenmeyen şikayetlerdir. Oysa bu durum her zaman masum bir nedene
bağlı değildir.

Gözde aniden ortaya çıkan ışık parlamaları ve çakmaları, kimi zaman migren ataklarının habercisi olabildiği gibi, retina tabakasındaki yırtıklar gibi çok daha ciddi göz hastalıklarının da erken dönemde verdiği sinyallerden biridir. Retina, gözün en iç kısmında yer alan ve görme işleminin gerçekleşmesini sağlayan son derece hassas bir sinir tabakasıdır. Bu tabakada oluşabilecek yapısal bozukluklar, özellikle yırtıklar, ilerleyen dönemde retinanın yerinden ayrılmasına kadar giden ciddi sonuçlar doğurabilir. Retinadaki bir yırtık, yırtığın kenarından alt tabakalara sıvı sızmasına neden olur ve bu durum, tıpkı duvar kâğıdının kabarması gibi, retinanın bulunduğu alandan kalkmasına yol açar. Bu süreç zamanında durdurulmadığında kalıcı görme kayıpları ortaya çıkabilir. Göz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Nurullah Bulut, retina yırtıkları ve retina dekolmanı ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Göze inen perde veya ışık parlamalarına dikkat
Retina yırtığı ve retina ayrılması yaşayan hastalarda genellikle birkaç temel belirti ortaya çıkar. Bu belirtiler arasında aniden göze perde inmesi hissi, karanlık bir gölge oluşması, kısa süreli ama sık tekrarlayan ışık çakmaları ve göz önünde uçuşan küçük siyah noktalar ya da ipliksi şekiller yer alır. Bazı hastalar, retina ayrıldığında göz açıkken ayrılmış olan bölgeyi siyah ya da karanlık bir alan şeklinde görürken, göz kapalıyken bu alanı parlak beyaz bir bölge gibi tarif edebilirler. Ara sıra görülen her ışık çakmasının retina yırtığı anlamına gelmediğini vurgulamak gerekir. Göz içini dolduran ve jöle kıvamında olan vitreus sıvısının hareketi de zaman zaman ışık parlamalarına sebep olabilir. Ancak bu şikâyetlerin özellikle ani ve sık gerçekleşmesi, beraberinde uçuşmaların artması ya da görme alanında belirgin bir gölge oluşması durumunda retina tabakasının detaylı şekilde incelenmesi son derece önemlidir. Retina yırtığı ve ayrılmasının tanısı için göz bebeği damla ile büyütülerek yapılan biyomikroskop muayenesi çoğu zaman yeterlidir. Fakat göz içinde kanama gibi görüntüyü engelleyen durumlar olduğunda ultrason yöntemiyle teşhis kesinleştirilebilir. Retina hastalıklarında erken tanının hayati öneme sahip olduğu unutulmamalıdır; çünkü retinanın tamamen ayrılmasının önüne geçilen her dakika, görme kaybının önlenmesi açısından kritik rol oynar.

Retina hasarının durumuna göre tedavi planlanıyor
Retina yırtığının bulunduğu bölge, büyüklüğü, eşlik eden retina ayrılmasının olup olmaması ve hastanın yaşı gibi birçok parametre tedavi planını doğrudan etkiler. Sadece yırtık bulunan ve henüz retinanın ayrılmadığı durumlarda lazer tedavisi ile yırtığın etrafı ‘kaynatılarak’ retinanın yerinden ayrılması önlenebilir. Bu yöntem hızlı uygulanır ve iyileşme süreci de oldukça kolaydır. Retina ayrılmasının da eşlik ettiği daha ciddi vakalarda ise tedavi süreci daha kapsamlı olur. Özellikle yırtık gözün üst kısımlarında yer alıyorsa, göz içine verilen özel gaz maddeleri retinanın tekrar yerine oturmasını sağlar ve lazerle güçlendirilir. Gaz, göz içinde belli bir süre durarak retinayı yerine bastırır ve iyileşmeyi destekler. Çocuklar ve genç hastalarda göz çevresine silikon bant yerleştirilmesi yöntemi de tercih edilebilir. Bu yöntem, gözün dış kısmından uygulanan bir destekleme tekniğidir ve genç hastalarda oldukça iyi sonuçlar verebilmektedir. Retina yırtığının uzun süre fark edilmemesi veya tedavi edilmemesi durumunda ise retinanın yüzeyinde zar benzeri bir doku oluşmaya başlar. Bu zar, retinayı çekiştirerek daha büyük ayrılmalara neden olabilir ve tedaviyi çok daha zor hale getirir. Böyle durumlarda cerrahi kaçınılmaz olur.

Vitrektomi ameliyatı sağlıklı bir görüş sağlar
Günümüzde retina dekolmanının tedavisinde altın standart yöntem vitrektomi ameliyatıdır. Bu ameliyatta gözün içini dolduran vitreus jelinin tamamı veya bir kısmı temizlenir, retina nazikçe yerine yerleştirilir ve retinanın tekrar sabitlenmesi için göz içine özel gazlar veya silikon yağı verilir. Gazlar zamanla kendiliğinden emilirken, silikonun daha sonra ayrı bir işlemle çıkarılması gerekir. Vitrektomi ameliyatları modern cerrahi cihazlarla son derece güvenli ve başarılı şekilde gerçekleştirilmektedir. Özellikle retina ayrılmasının teşhis edildiği ilk günlerde yapılan vitrektomi ameliyatının başarısı çok yüksektir ve görmeyi koruma oranı %95’lere kadar çıkabilmektedir. Gözde uçuşmaların aniden artması, ışık çakmalarının sıklaşması, gölgeli ya da perde iner gibi bir görüntünün oluşması, ayrıca yüksek miyopisi olan bireylerin mutlaka zaman kaybetmeden göz muayenesine başvurması gerekir. Çünkü bu belirtiler çoğu zaman retina yırtılmasının erken sinyalleri olabilir ve erken müdahale görmenin korunması için kritik önem taşır.

Aralık 2025

Göz Kuruluğu Şikayeti Çocukluk Yaşına İndi

Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla, ekran izleme süresinin uzamasının çocuklarda göz kuruluğu ve şaşılık gelişme risklerini artırdığını belirtiyor.

Günümüzde erişkin döneme ait bir sorun olarak kabul edilen göz kuruluğu, artık çocukluk çağında da sıkça karşımıza çıkıyor. Akıllı telefonların, tabletlerin ve bilgisayarların yaşamın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran kullanma yaşı giderek düşüyor. Prof. Dr. Huban Atilla, “Okul çağındaki çocuklar ödev hazırlamak, ders takibi yapmak veya oyun oynamak için bilgisayar ve tabletleri yoğun şekilde kullanıyorlar. Maalesef ekran başında geçirilen süre uzadıkça, göz yüzeyine binen yük artıyor” diyerek bu konudaki endişesini dile getiriyor.

Göz Kuruluğunun Toplumdaki Görülme Sıklığı Artıyor
Kuru göz hastalığının toplum genelinde görülme sıklığı her geçen yıl artıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, özellikle akşam saatlerinde karanlık ortamda kullanılan tablet ve telefonlar. Bu cihazların ışıklı yüzeylerine uzun süre bakmak yalnızca göz kuruluğuna değil, aynı zamanda miyop gibi kırma kusurlarının artmasına da zemin hazırlıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, düzeltilmemiş görme kusurlarını belirginleştirerek şaşılık gelişimini tetikleyebiliyor. Özellikle pandemi döneminde artan çevrim içi eğitim ve oyun süreleri, çocuklarda şaşılık sıklığının artmasına neden oldu.

Göz Kırpmanın Önemi ve Alınabilecek Önlemler
Ekran başında geçirilen süre boyunca göz kırpma refleksi belirgin şekilde azalıyor. Normalde dakikada yaklaşık 15-20 kez kırptığımız gözlerimiz, dijital cihaz kullanırken bu sayıyı yarıya indiriyor. Bu durum gözyaşının göz yüzeyine eşit dağılmasını engelliyor ve batma, yanma, sulanma, bulanık görme gibi göz kuruluğu belirtilerinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Çocuklarda görülen bu şikayetler genellikle göz kırpma, kısma, tik benzeri hareketler veya “gözüm yanıyor” gibi ifadelerle kendini gösterebilir. Ebeveynlerin bu belirtilere karşı dikkatli olmaları, erken dönemde bir göz hastalıkları uzmanına başvurmaları önemlidir.

Prof. Dr. Huban Atilla, çocuklarda dijital ekran kaynaklı göz problemlerinin önlenmesi için bazı basit ama etkili önerilerde bulunuyor:

  • Toplam ekran süresi mutlaka sınırlandırılmalı,
  • Her 20 dakikada bir ekrandan uzaklaşılarak 20 saniye süreyle 6 metreden uzağa bakılmalı,
  • Cihazlar gözden en az 40 cm uzaklıkta kullanılmalı,
  • Oda aydınlatması yeterli olmalı ve karanlık ortamda ekran kullanılmamalıdır.

Sonuç olarak, göz kuruluğu artık yalnızca erişkinlerin değil, çocukların da yaşam kalitesini etkileyen önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Dijital ekranlarla geçirilen sürenin giderek artması, göz sağlığını koruma bilincini her yaş grubunda daha da gerekli kılmaktadır. Ebeveynlerin çocuklarının ekran kullanımını kontrol altına alması ve düzenli göz kontrollerinin yapılması, gelecekte oluşabilecek görme problemlerinin önüne geçilmesinde kritik rol oynamaktadır.

Kasım 2025

Kan Şekerinizdeki Oynamalara Dikkat!

Kan şekerinde yaşanan ani yükseliş ve düşüşler, gözün görmeyi sağlayan sinir tabakası retinadaki damarları etkiliyor. Bu risk şüphesiz özellikle diyabetlilerin görüşüne zarar veriyor.

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, özellikle 10 yıldan fazla diyabet hastası olan kişilerde diyabetik retinopati görülme sıklığının arttığını belirterek, “Diyabeti olan bütün hastalar için bu göz hastalığı riski bulunuyor. Diyabeti olan herkesin en azından yılda bir kere göz muayenesi yaptırmasında fayda var. Bir kimse ne kadar uzun süredir diyabet hastası ise bu kişide diyabetik retinopati gelişme riski o kadar fazlalaşıyor” dedi. Diyabetik retinopati hastalığında erken teşhisin önemine işaret eden Adnan İpçioğlu, diyabet teşhisinin hemen ardından hastanın göz muayenesi olması ve bir yıllık aralarla diyabet kontrollerinin bir parçası olarak rutin göz muayenelerine devam etmeleri gerektiğini söyledi. Op. Dr. İpçioğlu, ” Retinopati bulgularının erken dönemde tespit edilmesi, tedavi başarısının anahtarıdır. Bilhassa göz dibi muayenesi, retinada meydana gelen değişikliklerin erken safhada tespit edilmesini sağlar ve hastaya başarılı şekilde tedavi olma şansı sunar. Diyabet tanısı sonrası 1 yıllık aralıklarla 5 yılı geçen diyabet hastalarının 6 ayda bir, göz dibi problemi tespit edilen diyabetlilerin 3 ayda bir göz muayenesi olması gerekmektedir. Muayene sıklığı göz doktoru tarafından gerektiği şekilde belirlenir” dedi.

Kasım 2025

Göz Çevresi Yaşlanmadan Nasıl Korunur?

Yüzümüzde yaşlanmanın en erken sinyallerini veren bölge çoğu zaman göz çevresidir. Bunun temel nedeni, bu bölgedeki cildin oldukça ince ve hassas olmasıdır.

Mimiklerle en çok hareket eden, gün boyunca ışığa ve çevresel etkilere en fazla maruz kalan bölgelerden biri olması da süreci hızlandırır. Zamanla ciltteki kolajen ve elastin üretimi azalır. Bu azalma, göz çevresinde elastikiyet kaybına ve ince kırışıklıkların oluşmasına yol açar. Aynı zamanda cilt altı yağ dokusunun yer değiştirmesi ya da hacim kaybetmesiyle birlikte göz altlarında çökme ve torbalanma görülebilir. Genetik yatkınlık, uyku düzeni, stres seviyesi, alkol ve tuz tüketimi gibi pek çok faktör de bu süreci etkiler. Göz çevresi hassas bir bölge olduğundan, korunması da özel bir dikkat ister. Güneş ışığına doğrudan maruz kalmak, cilt yaşlanmasını hızlandırır. Bu nedenle sadece yaz aylarında değil, yıl boyunca UVA/UVB korumalı güneş kremleri kullanmak önemlidir. Uyku düzenine dikkat etmek, yeterli su tüketmek, göz çevresi için uygun nemlendirici ve antioksidan içerikli ürünleri düzenli kullanmak da destekleyici alışkanlıklar arasında yer alır. Soğuk kompres uygulamaları, tuz tüketiminin azaltılması ve dijital ekran karşısında geçirilen sürenin sınırlanması da göz çevresi sağlığına katkı sağlayabilir. Gerekli durumlarda ise uzman değerlendirmesiyle medikal ya da cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. Bu süreçlerde önemli olan, bireyin ifadesine saygı duyan ve yüz bütünlüğünü koruyan yaklaşımların tercih edilmesidir.

Kasım 2025

Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir

Zamanında tedavi edilmeyen alerjik konjonktivit, sulanan ve kaşınan gözün sürekli ovuşturulmasıyla iltihaplanmaya, korneanın deforme olmasına hatta görme kaybına dahi sebep olabilir.

Hava değişimi ve sonbahar mevsimi; hapşırma, burun akıntısı ve alerjilerin tetiklenmesi gibi birçok problemi de beraberinde getiriyor. Gözleri de olumsuz etkileyen alerjiler; kaşıntı, sulanma, yanma, batma, çapaklanma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Çevreyle en fazla temas halinde bulunan organlarımızdan biri olan gözlerimiz, bu durumdan ciddi anlamda olumsuz etkilenebiliyor. Alerjik konjonktivit, en sık karşılaşılan alerjik göz hastalığıdır. Bu hastalık özellikle çocuklar, gençler ve erkeklerde daha sık görülmektedir. Teşhis konulan hastaların büyük bir kısmında, aynı zamanda astım ve diğer alerjik rahatsızlıklara da rastlanabiliyor. Zamanında tedavi edilmeyen konjonktivit vakalarında, gözün sık ovuşturulması ve korneanın zarar görmesi nedeniyle ilerleyen dönemlerde görme kaybı oluşabilir.

Kontakt lens kullananlar hijyene dikkat!
Gözlerde oluşabilecek birçok hastalıkta güneş ışınları önemli bir rol oynar. Ultraviyole ışınlarının sebep olabileceği konjonktivit gibi rahatsızlıklardan korunmak için UV korumalı güneş gözlüklerinin kullanılması önemlidir. Kontakt lenslerin doğru kullanılmaması da alerjik reaksiyon riskini artıran faktörler arasında yer alır. Lenslerin üzerine yapışan polen ve mikroplar, alerjilerden iltihaplanmalara kadar pek çok ciddi probleme yol açabilir. Bu nedenle, özellikle hava değişimlerinin yoğun olduğu dönemlerde kontakt lens kullanıcılarının lens temizliğine ve hijyenine daha da dikkat etmesi çok önemlidir.

Gözünüzü Ovuşturmayın
Alerjik konjonktivitin en belirgin belirtileri; gözlerde aşırı sulanma, kaşıntı, çapaklanma, kızarıklık ve sabah uyanıldığında kirpiklerde yapışıklık ve kabuklanma oluşmasıdır. Zamanında tedavi edilmeyen vakalarda, sürekli göz ovuşturulması sonucu korneanın deforme olması, keratokonus adı verilen hastalığa neden olabilir. Bu sebeple alerjik konjonktivit kesinlikle hafife alınmamalıdır.

Ekim 2025