Gözde Işık Parlamaları Retina Yırtığı Habercisi Olabilir!

Gözde aniden ortaya çıkan ışık çakmaları, parlamalar veya kıvılcım hissi çoğu zaman önemsenmeyen şikayetlerdir. Oysa bu durum her zaman masum bir nedene
bağlı değildir.

Gözde aniden ortaya çıkan ışık parlamaları ve çakmaları, kimi zaman migren ataklarının habercisi olabildiği gibi, retina tabakasındaki yırtıklar gibi çok daha ciddi göz hastalıklarının da erken dönemde verdiği sinyallerden biridir. Retina, gözün en iç kısmında yer alan ve görme işleminin gerçekleşmesini sağlayan son derece hassas bir sinir tabakasıdır. Bu tabakada oluşabilecek yapısal bozukluklar, özellikle yırtıklar, ilerleyen dönemde retinanın yerinden ayrılmasına kadar giden ciddi sonuçlar doğurabilir. Retinadaki bir yırtık, yırtığın kenarından alt tabakalara sıvı sızmasına neden olur ve bu durum, tıpkı duvar kâğıdının kabarması gibi, retinanın bulunduğu alandan kalkmasına yol açar. Bu süreç zamanında durdurulmadığında kalıcı görme kayıpları ortaya çıkabilir. Göz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Nurullah Bulut, retina yırtıkları ve retina dekolmanı ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Göze inen perde veya ışık parlamalarına dikkat
Retina yırtığı ve retina ayrılması yaşayan hastalarda genellikle birkaç temel belirti ortaya çıkar. Bu belirtiler arasında aniden göze perde inmesi hissi, karanlık bir gölge oluşması, kısa süreli ama sık tekrarlayan ışık çakmaları ve göz önünde uçuşan küçük siyah noktalar ya da ipliksi şekiller yer alır. Bazı hastalar, retina ayrıldığında göz açıkken ayrılmış olan bölgeyi siyah ya da karanlık bir alan şeklinde görürken, göz kapalıyken bu alanı parlak beyaz bir bölge gibi tarif edebilirler. Ara sıra görülen her ışık çakmasının retina yırtığı anlamına gelmediğini vurgulamak gerekir. Göz içini dolduran ve jöle kıvamında olan vitreus sıvısının hareketi de zaman zaman ışık parlamalarına sebep olabilir. Ancak bu şikâyetlerin özellikle ani ve sık gerçekleşmesi, beraberinde uçuşmaların artması ya da görme alanında belirgin bir gölge oluşması durumunda retina tabakasının detaylı şekilde incelenmesi son derece önemlidir. Retina yırtığı ve ayrılmasının tanısı için göz bebeği damla ile büyütülerek yapılan biyomikroskop muayenesi çoğu zaman yeterlidir. Fakat göz içinde kanama gibi görüntüyü engelleyen durumlar olduğunda ultrason yöntemiyle teşhis kesinleştirilebilir. Retina hastalıklarında erken tanının hayati öneme sahip olduğu unutulmamalıdır; çünkü retinanın tamamen ayrılmasının önüne geçilen her dakika, görme kaybının önlenmesi açısından kritik rol oynar.

Retina hasarının durumuna göre tedavi planlanıyor
Retina yırtığının bulunduğu bölge, büyüklüğü, eşlik eden retina ayrılmasının olup olmaması ve hastanın yaşı gibi birçok parametre tedavi planını doğrudan etkiler. Sadece yırtık bulunan ve henüz retinanın ayrılmadığı durumlarda lazer tedavisi ile yırtığın etrafı ‘kaynatılarak’ retinanın yerinden ayrılması önlenebilir. Bu yöntem hızlı uygulanır ve iyileşme süreci de oldukça kolaydır. Retina ayrılmasının da eşlik ettiği daha ciddi vakalarda ise tedavi süreci daha kapsamlı olur. Özellikle yırtık gözün üst kısımlarında yer alıyorsa, göz içine verilen özel gaz maddeleri retinanın tekrar yerine oturmasını sağlar ve lazerle güçlendirilir. Gaz, göz içinde belli bir süre durarak retinayı yerine bastırır ve iyileşmeyi destekler. Çocuklar ve genç hastalarda göz çevresine silikon bant yerleştirilmesi yöntemi de tercih edilebilir. Bu yöntem, gözün dış kısmından uygulanan bir destekleme tekniğidir ve genç hastalarda oldukça iyi sonuçlar verebilmektedir. Retina yırtığının uzun süre fark edilmemesi veya tedavi edilmemesi durumunda ise retinanın yüzeyinde zar benzeri bir doku oluşmaya başlar. Bu zar, retinayı çekiştirerek daha büyük ayrılmalara neden olabilir ve tedaviyi çok daha zor hale getirir. Böyle durumlarda cerrahi kaçınılmaz olur.

Vitrektomi ameliyatı sağlıklı bir görüş sağlar
Günümüzde retina dekolmanının tedavisinde altın standart yöntem vitrektomi ameliyatıdır. Bu ameliyatta gözün içini dolduran vitreus jelinin tamamı veya bir kısmı temizlenir, retina nazikçe yerine yerleştirilir ve retinanın tekrar sabitlenmesi için göz içine özel gazlar veya silikon yağı verilir. Gazlar zamanla kendiliğinden emilirken, silikonun daha sonra ayrı bir işlemle çıkarılması gerekir. Vitrektomi ameliyatları modern cerrahi cihazlarla son derece güvenli ve başarılı şekilde gerçekleştirilmektedir. Özellikle retina ayrılmasının teşhis edildiği ilk günlerde yapılan vitrektomi ameliyatının başarısı çok yüksektir ve görmeyi koruma oranı %95’lere kadar çıkabilmektedir. Gözde uçuşmaların aniden artması, ışık çakmalarının sıklaşması, gölgeli ya da perde iner gibi bir görüntünün oluşması, ayrıca yüksek miyopisi olan bireylerin mutlaka zaman kaybetmeden göz muayenesine başvurması gerekir. Çünkü bu belirtiler çoğu zaman retina yırtılmasının erken sinyalleri olabilir ve erken müdahale görmenin korunması için kritik önem taşır.

Aralık 2025

Göz Kuruluğu Şikayeti Çocukluk Yaşına İndi

Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla, ekran izleme süresinin uzamasının çocuklarda göz kuruluğu ve şaşılık gelişme risklerini artırdığını belirtiyor.

Günümüzde erişkin döneme ait bir sorun olarak kabul edilen göz kuruluğu, artık çocukluk çağında da sıkça karşımıza çıkıyor. Akıllı telefonların, tabletlerin ve bilgisayarların yaşamın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran kullanma yaşı giderek düşüyor. Prof. Dr. Huban Atilla, “Okul çağındaki çocuklar ödev hazırlamak, ders takibi yapmak veya oyun oynamak için bilgisayar ve tabletleri yoğun şekilde kullanıyorlar. Maalesef ekran başında geçirilen süre uzadıkça, göz yüzeyine binen yük artıyor” diyerek bu konudaki endişesini dile getiriyor.

Göz Kuruluğunun Toplumdaki Görülme Sıklığı Artıyor
Kuru göz hastalığının toplum genelinde görülme sıklığı her geçen yıl artıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, özellikle akşam saatlerinde karanlık ortamda kullanılan tablet ve telefonlar. Bu cihazların ışıklı yüzeylerine uzun süre bakmak yalnızca göz kuruluğuna değil, aynı zamanda miyop gibi kırma kusurlarının artmasına da zemin hazırlıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, düzeltilmemiş görme kusurlarını belirginleştirerek şaşılık gelişimini tetikleyebiliyor. Özellikle pandemi döneminde artan çevrim içi eğitim ve oyun süreleri, çocuklarda şaşılık sıklığının artmasına neden oldu.

Göz Kırpmanın Önemi ve Alınabilecek Önlemler
Ekran başında geçirilen süre boyunca göz kırpma refleksi belirgin şekilde azalıyor. Normalde dakikada yaklaşık 15-20 kez kırptığımız gözlerimiz, dijital cihaz kullanırken bu sayıyı yarıya indiriyor. Bu durum gözyaşının göz yüzeyine eşit dağılmasını engelliyor ve batma, yanma, sulanma, bulanık görme gibi göz kuruluğu belirtilerinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Çocuklarda görülen bu şikayetler genellikle göz kırpma, kısma, tik benzeri hareketler veya “gözüm yanıyor” gibi ifadelerle kendini gösterebilir. Ebeveynlerin bu belirtilere karşı dikkatli olmaları, erken dönemde bir göz hastalıkları uzmanına başvurmaları önemlidir.

Prof. Dr. Huban Atilla, çocuklarda dijital ekran kaynaklı göz problemlerinin önlenmesi için bazı basit ama etkili önerilerde bulunuyor:

  • Toplam ekran süresi mutlaka sınırlandırılmalı,
  • Her 20 dakikada bir ekrandan uzaklaşılarak 20 saniye süreyle 6 metreden uzağa bakılmalı,
  • Cihazlar gözden en az 40 cm uzaklıkta kullanılmalı,
  • Oda aydınlatması yeterli olmalı ve karanlık ortamda ekran kullanılmamalıdır.

Sonuç olarak, göz kuruluğu artık yalnızca erişkinlerin değil, çocukların da yaşam kalitesini etkileyen önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Dijital ekranlarla geçirilen sürenin giderek artması, göz sağlığını koruma bilincini her yaş grubunda daha da gerekli kılmaktadır. Ebeveynlerin çocuklarının ekran kullanımını kontrol altına alması ve düzenli göz kontrollerinin yapılması, gelecekte oluşabilecek görme problemlerinin önüne geçilmesinde kritik rol oynamaktadır.

Kasım 2025

Kan Şekerinizdeki Oynamalara Dikkat!

Kan şekerinde yaşanan ani yükseliş ve düşüşler, gözün görmeyi sağlayan sinir tabakası retinadaki damarları etkiliyor. Bu risk şüphesiz özellikle diyabetlilerin görüşüne zarar veriyor.

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, özellikle 10 yıldan fazla diyabet hastası olan kişilerde diyabetik retinopati görülme sıklığının arttığını belirterek, “Diyabeti olan bütün hastalar için bu göz hastalığı riski bulunuyor. Diyabeti olan herkesin en azından yılda bir kere göz muayenesi yaptırmasında fayda var. Bir kimse ne kadar uzun süredir diyabet hastası ise bu kişide diyabetik retinopati gelişme riski o kadar fazlalaşıyor” dedi. Diyabetik retinopati hastalığında erken teşhisin önemine işaret eden Adnan İpçioğlu, diyabet teşhisinin hemen ardından hastanın göz muayenesi olması ve bir yıllık aralarla diyabet kontrollerinin bir parçası olarak rutin göz muayenelerine devam etmeleri gerektiğini söyledi. Op. Dr. İpçioğlu, ” Retinopati bulgularının erken dönemde tespit edilmesi, tedavi başarısının anahtarıdır. Bilhassa göz dibi muayenesi, retinada meydana gelen değişikliklerin erken safhada tespit edilmesini sağlar ve hastaya başarılı şekilde tedavi olma şansı sunar. Diyabet tanısı sonrası 1 yıllık aralıklarla 5 yılı geçen diyabet hastalarının 6 ayda bir, göz dibi problemi tespit edilen diyabetlilerin 3 ayda bir göz muayenesi olması gerekmektedir. Muayene sıklığı göz doktoru tarafından gerektiği şekilde belirlenir” dedi.

Kasım 2025

Göz Çevresi Yaşlanmadan Nasıl Korunur?

Yüzümüzde yaşlanmanın en erken sinyallerini veren bölge çoğu zaman göz çevresidir. Bunun temel nedeni, bu bölgedeki cildin oldukça ince ve hassas olmasıdır.

Mimiklerle en çok hareket eden, gün boyunca ışığa ve çevresel etkilere en fazla maruz kalan bölgelerden biri olması da süreci hızlandırır. Zamanla ciltteki kolajen ve elastin üretimi azalır. Bu azalma, göz çevresinde elastikiyet kaybına ve ince kırışıklıkların oluşmasına yol açar. Aynı zamanda cilt altı yağ dokusunun yer değiştirmesi ya da hacim kaybetmesiyle birlikte göz altlarında çökme ve torbalanma görülebilir. Genetik yatkınlık, uyku düzeni, stres seviyesi, alkol ve tuz tüketimi gibi pek çok faktör de bu süreci etkiler. Göz çevresi hassas bir bölge olduğundan, korunması da özel bir dikkat ister. Güneş ışığına doğrudan maruz kalmak, cilt yaşlanmasını hızlandırır. Bu nedenle sadece yaz aylarında değil, yıl boyunca UVA/UVB korumalı güneş kremleri kullanmak önemlidir. Uyku düzenine dikkat etmek, yeterli su tüketmek, göz çevresi için uygun nemlendirici ve antioksidan içerikli ürünleri düzenli kullanmak da destekleyici alışkanlıklar arasında yer alır. Soğuk kompres uygulamaları, tuz tüketiminin azaltılması ve dijital ekran karşısında geçirilen sürenin sınırlanması da göz çevresi sağlığına katkı sağlayabilir. Gerekli durumlarda ise uzman değerlendirmesiyle medikal ya da cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. Bu süreçlerde önemli olan, bireyin ifadesine saygı duyan ve yüz bütünlüğünü koruyan yaklaşımların tercih edilmesidir.

Kasım 2025

Göz Alerjisi Görme Kaybına Sebep Olabilir

Zamanında tedavi edilmeyen alerjik konjonktivit, sulanan ve kaşınan gözün sürekli ovuşturulmasıyla iltihaplanmaya, korneanın deforme olmasına hatta görme kaybına dahi sebep olabilir.

Hava değişimi ve sonbahar mevsimi; hapşırma, burun akıntısı ve alerjilerin tetiklenmesi gibi birçok problemi de beraberinde getiriyor. Gözleri de olumsuz etkileyen alerjiler; kaşıntı, sulanma, yanma, batma, çapaklanma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Çevreyle en fazla temas halinde bulunan organlarımızdan biri olan gözlerimiz, bu durumdan ciddi anlamda olumsuz etkilenebiliyor. Alerjik konjonktivit, en sık karşılaşılan alerjik göz hastalığıdır. Bu hastalık özellikle çocuklar, gençler ve erkeklerde daha sık görülmektedir. Teşhis konulan hastaların büyük bir kısmında, aynı zamanda astım ve diğer alerjik rahatsızlıklara da rastlanabiliyor. Zamanında tedavi edilmeyen konjonktivit vakalarında, gözün sık ovuşturulması ve korneanın zarar görmesi nedeniyle ilerleyen dönemlerde görme kaybı oluşabilir.

Kontakt lens kullananlar hijyene dikkat!
Gözlerde oluşabilecek birçok hastalıkta güneş ışınları önemli bir rol oynar. Ultraviyole ışınlarının sebep olabileceği konjonktivit gibi rahatsızlıklardan korunmak için UV korumalı güneş gözlüklerinin kullanılması önemlidir. Kontakt lenslerin doğru kullanılmaması da alerjik reaksiyon riskini artıran faktörler arasında yer alır. Lenslerin üzerine yapışan polen ve mikroplar, alerjilerden iltihaplanmalara kadar pek çok ciddi probleme yol açabilir. Bu nedenle, özellikle hava değişimlerinin yoğun olduğu dönemlerde kontakt lens kullanıcılarının lens temizliğine ve hijyenine daha da dikkat etmesi çok önemlidir.

Gözünüzü Ovuşturmayın
Alerjik konjonktivitin en belirgin belirtileri; gözlerde aşırı sulanma, kaşıntı, çapaklanma, kızarıklık ve sabah uyanıldığında kirpiklerde yapışıklık ve kabuklanma oluşmasıdır. Zamanında tedavi edilmeyen vakalarda, sürekli göz ovuşturulması sonucu korneanın deforme olması, keratokonus adı verilen hastalığa neden olabilir. Bu sebeple alerjik konjonktivit kesinlikle hafife alınmamalıdır.

Ekim 2025

Göz Seğirmesinin Az Bilinen 3 Nedeni!

Stres, yorgunluk, uykusuzluk gibi nedenlerle çoğu zaman zararsız bir durum olarak görülen göz seğirmesi, bazı durumlarda ise vücudun verdiği önemli bir sinyal olabiliyor.

Genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında devam edebilen, bazı durumlarda ise aralıklı olarak günlerce sürebilen göz seğirmesine birçok faktör yol açabiliyor. Tıbbi ismi ‘Miyokimi’ olan göz seğirmesi, göz kapaklarını hareket ettiren kasların istemsiz tekrarlayan kasılmaları (spazm) ile oluşuyor. Kimi zaman dışarıdan fark edilebilirken kimi zaman da sadece kişinin kendisi hissediyor. Hastalar göz titremesi yada karşıdan bakan kişi kendisine göz kırptığımı zannettiği şikayetler yaşıyor. Göz seğirmesi çoğu zaman zararsızdır ve birkaç gün içinde kendiliğinden geçer ancak 2 haftadan uzun sürerse, göz kapağı kapanıyorsa, gözlerde bulanıklık ya da yüzde kasılmalar eşlik ediyorsa mutlaka doktora başvurarak olası nedenlerin ortaya çıkarılması gerekir. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, göz seğirmesinin az bilinen 3 önemli nedenini anlatarak, kritik uyarılar ve öneriler yaptı.

Yanlış yaşam alışkanlıkları
Göz seğirmesinin nedenleri arasında yanlış yaşam alışkanlıkları büyük rol oynuyor. Alkol ve tütün kullanımı, aşırı kafein tüketimi (çay, kahve, enerji içecekleri vb), yeterince uyumamak, hiç mola vermeden uzun süre bilgisayar ya da telefon ekranına bakmak ve sağlıksız beslenme bu yanlış alışkanlıklardan sadece birkaçını oluşturuyor. Öte yandan stres yönetimini becerememek ve sürekli aşırı stres altında olmak da göz seğirmesinin başlıca etkenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Gizli astigmat
Sağ ya da sol gözün seğirmesi tıbbi olarak tanı için önem teşkil etmiyor. Gözünüzün ya da gözlerinizin sık sık seğirmesi gizli astigmat, miyop ya da hipermetropun da habercisi olabileceğinden mutlaka göz doktoruna gitmekte fayda var. Gözlük kullanıyorsanız gözlerinizin seğirmesi, göz numaranızın arttığının da göstergesi olabilir.

Beyin ve sinir sistemi bozukluğu
Göz seğirmesi çok nadir de olsa ciddi bir beyin ya da sinir sistemi bozukluğunun belirtisi olabilir. Bu durumda sadece göz seğirmesine yetmez, hasta başka semptomlar da eşlik etmektedir.

Ekim 2025

Okul Dönemindeki Çocuklarda Göz Tembelliği

Okul dönemi sırasında çocukların sağlık kontrolleri öncelikli olmalıdır. Çocukluk çağında sık görülen göz tembelliği (ambliyopi), erken teşhis edilmediği takdirde kalıcı görme kaybına neden olabilmektedir.

Göz Tembelliği, görme merkezinin bebeklik ve çocukluk döneminde yeterince gelişmemesi nedeniyle bir gözün diğerinden daha iyi görmesi durumudur. Tıp literatüründeki adı ambliyopidir. Göz tembelliğinin toplum içinde görülme sıklığı %1.5 ile %3.5’dir. Erken dönemlerde çocuklarda sık tekrarlanan göz kırpma hareketi veya zayıf olan gözde sağa veya sola kayma gibi belirtiler verir. Göz tembelliği sıklıkla bir gözde ortaya çıkmaktadır. Ancak bazı durumlarda her iki tarafta da oluşabilmektedir. Göz tembelliği, gözlerden birinin diğerine göre daha az kullanılmasından kaynaklanır ve çocuklar bu durumun farkına varmaz. Çoğu zaman sessiz ilerleyen bu problem, okul başarısını ve sosyal gelişimi doğrudan etkileyebilir. Göz Tembelliği çocuğunuzun fark edemediği sessiz bir sorundur. Çocuğunuz hiçbir şikayette bulunmasa dahi okul öncesinde yapılacak basit bir göz muayenesi göz tembelliğini erken fark ederek önlemeye yardımcı olabilir. Çocuklarda okuma sırasında satır atlama, yazıları çok yakından takip etme, başını eğerek bakma, sık düşme ya da gözlerde kayma göz tembelliğinin işaretleri olabilir. Dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlüğü de dolaylı bulgular arasında yer alır. Ebeveynlerin bu sinyalleri göz ardı etmemesi gerekiyor. Göz tembelliği tedavisinde kritik dönem 7–8 yaşına kadar olan süreçtir. Bu dönem sonrasında tedavi şansı azalır ve görme kaybı kalıcı hale gelebilir. Her ebeveynin öncelikle ve özellikle okul sezonu açılmadan, çocukları hiçbir şikayette bulunmasa dahi onları göz muayenesine götürerek kontrollerini yaptırması, göz tembelliği gibi yaşam kalitesini ve okul başarısını alt üst eden bir göz hastalığının erken fark edilip önlenmesini sağlayabilir. Erken yaşta başlanan tedaviler sayesinde çocukların sağlıklı bir görme kapasitesine ulaşması, okul hayatında daha başarılı olmaları ve günlük yaşamda özgüven kazanmaları mümkün hale gelir.

Tedaviyle Çocuğunuza Sağlıklı Bir Görme Kazandırabilirsiniz
Göz tembelliği tedavisinde temel amaç, görme yetisini kaybeden gözün yeniden aktif hale getirilmesidir. Kırma kusurlarına bağlı olarak gelişen göz tembelliği, gözlük kullanımı ile düzeltilerek görme keskinliği artırılabilir. Çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak belirlenen gözlükler, görme gelişimini destekleyen ilk adımdır. Bir diğer önemli tedavi seçeneği gören gözü kapama tedavisidir. Sağlam göz, belirli sürelerle kapatılarak tembel gözün çalışması teşvik edilir. Bu yöntem, gözler arasındaki dengenin yeniden kurulmasına yardımcı olur ve özellikle erken yaşlarda uygulandığında oldukça etkili sonuçlar verir. Bazı vakalarda ise ortoptik egzersizler önerilir. Bu egzersizler, gözlerin koordineli çalışmasını destekler ve görme fonksiyonlarının birlikte gelişmesine katkı sağlar. Düzenli takip ve süreklilik, bu sürecin başarısında belirleyici rol oynar.

Sağlıklı Görme, Okul Başarısının Anahtarıdır
Okul öncesinde yapılacak muayene, çocuğunuzun hem akademik başarısı hem de sağlıklı bir geleceğe adım atması için en önemli yatırımdır. Okul başarısı yalnızca ders çalışmakla değil, sağlıklı bir görme ile mümkündür. Göz tembelliğinin erken teşhisi, çocukların eğitim hayatına güçlü bir başlangıç yapmasını sağlar.

Ekim 2025

Obezite ve Göz Hastalıkları İle İlişkisi

Obezite tüm dünyayı etkileyen ve her geçen gün artmaya devam eden bir hastalıktır. Aynı zamanda vücutta pek çok organı etkiliyor. Bunlardan biri de gözlerimiz!

Obezite ve Katarak
Yapılan uzun süreli araştırmalarla obezitenin katarakt gelişiminde etkili olduğu saptanmış olup obez kişilerde yağ dokulardan salgılanan leptin hormonunun vücuttaki oksidatif stres seviyesini artırarak katarakt oluşumunu hızlandırdığı düşünülüyor. Ayrıca obez kişilerde artan iltihap süreçleri, obeziteye bağlı diyabet gibi damar hasarına sebep olan hastalıklar sonucunda doğal merceğin beslenemediği ve atık maddelerden temizlenemediği görüşü de mevcuttur. Tüm bunlar obez kişilerde diğer sağlıklı bireylere göre daha hızlı katarakt oluşumuna sebep oluyor.

Obezite ve Glokom
Obezitenin göz içi basıncını artırdığı çalışmalarla gösterilmiş olmakla birlikte glokom gelişimiyle doğrudan ilişkisi olduğu gösterilememiş. Ancak glokomun en önemli risk faktörü oküler hipertansiyon, yani yüksek göz tansiyonu, obez hastalarda daha sık olduğundan obezitenin dolaylı glokom risk faktörü olduğu söylenebilir. Obez kişilerde göz içi basıncı artışının sebeplerinden birincisi artan göz çevresi yağ dokusunun göze bası yapması ve göz içi basıncını artırmasıdır. İkincisi damarsal patolojiler, üçüncü mekanizma ise artan inflamasyon yani iltihap, görme sinirinde ve trabeküler ağda neden olduğu oksidatif strese bağlı olarak dokuların kendini atık maddelerden temizlemesinde yetersizlik ve dokuların beslenme bozukluklarına karşı daha hassas olması durumlarını geliştirir.

Obezite ve Sarı Nokta
Halk arasında ‘sarı nokta’ hastalığı olarak bilinen yaşa bağlı makula dejenerasyonu günümüzde yaşlı bireylerdeki en önemli körlük sebeplerinden biridir. Bu hastalığın nedenleri arasında daha önce yapılan çalışmalarda hipertansiyon ve hiperlipidemi gösterilmiştir. Obezitenin bu hastalığa olan etkisi uzun yıllardır araştırılmış ve kanıtlanmıştır. Obez kişilerde makula dejenerasyonunun normal beden kitle indeksine sahip bireylere göre daha fazla olmasının nedenleri arasında yüksek leptin hormonu ve diğer inflamatuar maddelerin yaptığı oksidatif stres gösteriliyor.

Obezite ve Retinopati
Çalışmalar, obez diyabetik hastalarda diyabetik retinopatinin (şeker hastalığına bağlı göz bozukluğu) daha erken ve sık görüldüğünü göstermiş bulunuyor. Aynı zamanda obez kişilerde tıpkı diyabet hastalarında olduğu gibi göz içindeki vasküler büyüme hormonlarında ve inflamatuar maddelerde artış izlenmiştir. Obezitenin yine leptin hormonu fazlalığı nedeniyle diyabetik retinopati ve hipertansif retinopatiye (hipertansiyona bağlı göz bozukluğu) sebep olduğu düşünülüyor. 

Obezite ve Diğer Göz Hastalıkları
Retina atardamar ve toplardamar tıkanıklığı gibi damarsal hastalıkların obez hastalarda normal bireylere göre daha fazla olduğu yapılan bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu durum obezitenin sebep olduğu kan viskozitesinin, yani kanın yoğunluğunun artışıyla ilişkilendirilmiş, ayrıca yine obez hastalarda normal bireylere göre daha sık olan hipertansiyon, diyabet gibi hastalıklar, retina damarlarında tıkanıklık sebepleri arasında gözleniyor. Bu durum obeziteyi dolaylı olarak bir risk faktörü yapıyor. Daha az sıklıkla görülen obezite ilişkili diğer göz hastalıkları arasında obstrüktif uyku apnesi ile ilişkili durumlar var. Obstrüktif uyku apnesi obez bireylerde görülmekte olup, gözlerde sulanma, batma hissi ve bulanık görmeye sebep olan kuru göz hastalığına ve gevşek kapak sendromuna; santral seröz koryoretinopati, non-arteritik anterior iskemik optik nöropati gibi görmede ani kayıplara sebep olan hastalıklara neden olur.
Günümüzde obez olan bir bireyin zayıflaması ile bu hastalıkların iyileşebileceğine dair kesin sonuç gösteren bir çalışma yapılmamış ancak güncel olarak yapılan bir çalışmada obezite cerrahisi sonrası zayıflayan bireylerde göz damar yapılarında iyileşme olduğu gösterilmiş bulunuyor.

Eylül 2025

Hafıza Kaybının Sessiz Belirtisi Bakışlarda Saklı Olabilir

Yeni bir araştırmaya göre, göz hareketlerindeki değişiklikler hafıza kaybının erken belirtilerini ortaya çıkarıyor olabilir.

Araştırmacıların yürüttüğü yeni bir çalışma, gözlerimizin hareket etme biçimindeki değişimlerin hafıza ve bilişsel sorunların erken tespiti için kullanılabileceğini ortaya koydu. Daha önce yapılan çalışmalardan yola çıkarak, beyin sağlığı sorunları tanısı olan ve olmayan kişilerde “bakış kalıplarındaki” farklılıklar tespit edildi. Çalışmaya hem genç hem de yaşlı katılımcılar dahil edildi. Katılımcıların bir kısmı, hafıza veya bilişsel işlevi etkileyen rahatsızlıklara sahipti. Gönüllüler üzerinde yapılan göz takip testlerinde, hafızası zayıf olan kişilerin görüntülere daha sınırlı alanlardan baktığı ve daha tekdüze bir bakış sergilediği görüldü.

Demansın erken belirtilerine ışık tutabilir
Çalışmada, görsel uyaranlara verilen bu doğal bakış tepkilerinin hafıza işleviyle yakından ilişkili olduğu sonucuna varıldı. Göz hareketlerindeki bu değişimlerin, beynin hafıza merkezi olan hipokampüsteki bozulmalarla bağlantılı olabileceği düşünülüyor. Araştırmacılar, bu bulguların gelecekte demans ve Alzheimer gibi hastalıkların erken teşhisinde basit ve ekonomik bir yöntem olarak kullanılabileceğini belirtiyor.

Eylül 2025

Hazır Kahve Görme Kaybına Neden Oluyor mu?

Yakın dönem geniş kapsamlı bir araştırmanın sonuçları her gün tüketilen hazır kahvenin yaşa bağlı görme kaybına yol açabilen sarı nokta hastalığı riskini artırabileceğini ortaya koydu.

Birleşik Krallık Biobank veri tabanından alınan 500 binden fazla kişinin sağlık verileri incelendi. Araştırmada, özellikle hazır kahve tüketen bireylerde, ileri yaşlarda görme kaybına yol açan kuru tip yaşa bağlı sarı nokta riskinin arttığı saptandı. Diğer yandan, filtre kahve veya kafeinsiz kahve tüketen bireylerde benzer bir risk gözlemlenmedi. Genellikle bu hastalık 55 yaşından sonra ya da kalıtsal olarak daha erken görülebiliyor. Hastalık tedavi edilmezse görme kayıplarına yol açabiliyor. Araştırmaya katılanların görme merkezinde bir kısmının yıprandığını ve insanların okuma, araba kullanma ve yüzleri tanıma yeteneğinin etkilediği görüldü. Uzmanlar hazır kahvede kullanılan katkı maddeleri ya da üretim sürecine bağlı bazı bileşenlerin retina sağlığı üzerinde zararlı etkileri olabileceğine dikkat çekiyor.

Türk kahvesi tercih edilebilir
Sarı Nokta hastalığının risk nedenleri yaş ve kalıtımsal özelliklerdir. Diğer risk etkenleri ise hipertansiyon, sigara, beslenme şekli, lipid – kolesterol yüksekliği, güneş ışığına uzun süre maruz kalma ve obezitedir. Yaşa bağlı ve kalıtımsal etkenleri ortadan kaldırmak mümkün değildir ancak diğer risk etkenleri kontrol edilebilir. Özellikle günümüzde beslenme bozukluğu olan kişilerde sarı nokta hastalığı durumunda Akdeniz diyeti önerilmektedir. Bu nedenle yaşa bağlı sarı nokta riski yüksek olan kişiler hazır kahveden kaçınmalıdır. Hazır kahve yerine filtre kahve, Türk kahvesi ya da espresso tercih edilebilir.

Eylül 2025