Aspendos Optik

ASPENDOS OPTİK

İş Ortaklarına Değer Sunuyor

“Silmo İstanbul vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabildiğimiz eşsiz bir platform. Ancak daha da önemlisi, değerli
bir geri bildirim ve ilham kaynağı.”

Merhaba Mesut Bey. Kendinizi okurlarımıza tanıtarak, sektöre giriş sürecinizi bizimle paylaşır mısınız?
Merhaba, ben Mesut Özkul. 2011 yılında başlamış olduğum bu yolculuğa Aspendos Optik’i kurarak devam ettim. Optik sektörüne sahadan geliyorum. Perakende tarafında başladığım bu yolculuk bana vitrin önündeki heyecan kadar, vitrinin arkasındaki sorumluluğu da öğretti. Mağazanın nabzını tutmayı, müşterinin beklentisini okumayı ve ürünün gerçek değerini sahada anlamayı her zaman öncelik bildim. Aspendos Optik’i kurarken de bu birikimi; daha sistemli, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yapı kurmak için değerlendirdim.

Aspendos Optik’in kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz? Perakendeden distribütörlüğe uzanan bu yolculuk nasıl şekillendi?
Aspendos Optik aslında bir ihtiyaçtan doğdu. Perakendede çalışırken Türkiye’deki bazı mağazaların kalite, bazılarının tasarım, bazılarının ise güvenilir tedarik aradığını net olarak gördüm. Bu üç unsuru aynı anda sunan yapı sayısı sınırlıydı. Ayrıca, zamanla pazardaki büyük markaların domine ettiği tek tip ürün yelpazesinin bir potansiyel boşluğu yarattığını fark ettik. Bizim gibi, farklı ve özgün tasarımlar arayan, kaliteyi ve hikayeyi önemseyen bir kitle vardı. Distribütörlük yolculuğumuz, yalnızca ürün getirmek değil; markayı pazarda doğru anlatan, mağazanın yanında duran bir iş modeli kurma hedefiyle şekillendi. Bir tedarikçi olmaktan çok, iş ortağı olmayı seçtik.

Pazarda sessiz lüks olarak konumlanan markalarla çalışıyorsunuz. Portföyünüzü seçerken nasıl bir yol izlediniz?
Sessiz lüks bizim için bir duruştur. Gösterişten uzak ama detayda kendini belli eden, kullanan kişiye ayrıcalıklı hissettiren ürünleri tercih ediyoruz. İş ortaklarımız da markanın popülerliğinden çok ardındaki ustalığa değer veren bir kitleden oluşuyor. Stratejimizi belirlerken, Bu ürünü 10 yıl sonra da takar mısınız? sorusunu sorduk. Cevabımız “evet” ise o marka bizim için doğru markaydı. Marka seçimlerimizde hızlı satıştan çok, uzun vadede değerini koruyan koleksiyonlara yatırım yapıyoruz. Bu strateji bize hem sadık mağaza iş ortakları hem de bilinçli bir kullanıcı kitlesi kazandırdı.

Bloomdale, Malt Belgian ve Jose Alvarez Premium markalarını Türkiye’ye kazandırdınız. Markalarınızın genel özelliklerinden bahseder misiniz?
Bambaşka başlıklara ışık tutan bu 3 Avrupa markasının; özgün ve benzersiz oluşları, firmamızın kuruluş amacıyla birebir bütünleşiyor. Portföyümüzdeki her marka, bir ailenin farklı karakterdeki üyeleri gibidir. 3’nü de seçerken, birbirini tamamlayan markalar olmalarına özen gösterdik. Bloomdale Eyewear Hollanda’dan gelen bir renk ve neşe patlamasıdır. Cesur renk kombinasyonları ve özgün formları ile özellikle kendini ifade etmekten çekinmeyen, enerjik bir kitleye hitap ediyor. Sınırlı sayıda üretimi ve zamansız tasarım anlayışı ile yüksek konfor sunuyor. Malt Belgian Eyewear, Belçika tasarımının minimalist ve sofistike ruhunu yansıtır. Odak noktası, malzeme kalitesi ve kusursuz detay işçiliğidir. Sessiz lüksü gerçek anlamda yaşatır. Jose Alvarez Premium ise sanatsal bir markadır. İleri malzeme teknolojisi, sınırlı sayı üretim, ultra hafiflik ve rafine estetiği bir araya getiren özel bir markadır. El işçiliğinin ve doğal malzemelerin ön planda olduğu, her birinin kendine has bir ruhu olan koleksiyonlar sunar. Her üç markamız, farklı zevklere hitap ederek, iş ortaklarımıza her kullanıcıya rahatça sunabilecekleri eşsiz alternatifler sağlar.

Türkiye genelinde 553 iş ortağınız bulunuyor. Bu portföyü yönetirken nasıl bir satış ve lojistik modeli uyguluyorsunuz?
Bu büyüklükte bir ağı yönetmenin tek yolu sistem ve insani temas arasındaki dengeyi kurmaktır. 553 iş ortağı, bizim için 553 farklı başarı hikayesi anlamına gelir. Bu geniş ağı yönetmenin sırrı, merkezi verimlilik ile yerel esnekliği birleştirmekte yatıyor. Güçlü bir merkez depo, doğru planlama ve sahada aktif çalışan ekiplerle ilerliyoruz. Onlar sadece sipariş alan kişiler değil, iş ortaklarımızın danışmanlarıdır. Satış tarafında birebir ilişkiyi kaybetmemeye, lojistikte ise hız ve sürdürülebilirliğe odaklanıyoruz. Ayrıca, sadece saha ekibimizin değil, günden güne artan iş ortaklarımız ile bizzat iletişimde kalmayı daima kendime görev biliyorum. İşin mutfağından gelen biri olarak bu lojistik modeline dair örneklerin sektörde maalesef pek yaygın olmadığını da eklemek isterim.

Aspendos Optik olarak sürdürülebilirlik, kalite ve tasarım arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Biz sürdürülebilirliği bir pazarlama argümanı olarak değil, iş yapış biçimi olarak görüyoruz. Uzun ömürlü ürün, bilinçli üretim ve zamansız tasarım bu vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Biri eksik olursa yapı çöker. Bu dengeyi, öncelik sıralaması olarak değil, entegrasyon felsefesi olarak görüyoruz. Zaten bir ürünün temel malzeme ve işçilik kalitesi bizim standartlarımızı karşılamıyorsa, tasarımının ne kadar güzel olduğunun veya ne kadar sürdürülebilir olduğunun bir önemi kalmaz. Tasarım, bu kaliteli malzemenin ruha bürünmüş halidir. Amacımız, estetik olarak çarpıcı ama aynı zamanda fonksiyonel ve ergonomik tasarımlar sunmaktır. Çalıştığımız markalar, geri dönüştürülmüş asetat, biyo-bazlı plastikler veya sorumlu kaynaklardan elde edilmiş metaller gibi çevre dostu malzemeler kullanmaya giderek daha fazla önem veriyor. Bazı çerçevelerimiz, üretim sürecinde su tüketimini %60 azaltan teknolojilerle üretiliyor.

Portföyünüzdeki markalar, malzemelerinde 2011 Nobel Kimya Ödülü kazanmış bir keşiften ilham alıyor. Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız?
Evet, 2011 yılında Nobel Kimya Ödülü kazanan Daniel Shechtman; kuazi (yarı) kristallerin, bilinen ve geleneksel kristal yapılarından farklı, kendini tekrar etmeyen ama son derece düzenli bir atom dizilimine sahip malzemelerle ilgili olduğunu keşfetti. Portföyümüzdeki markalar da; havacılık ve uzay sanayinde kullanılan bazı titanyum ve paslanmaz çelik alaşımlarını bu teknolojik keşiften yola çıkarak gözlük çerçevelerine uyguluyor. Böylece malzemeler inanılmaz derecede hafif, esnek, korozyona karşı dayanıklı ve en önemlisi anti-alerjik özellikler gösteriyor. Geleneksel bir metal çerçeve büküldüğünde kalıcı olarak deforme olabilirken, bu özel alaşımlar ‘şekil hafızası’ sayesinde eski formuna geri dönebiliyor. Mühendislik harikası olan bu gözlükler; son kullanıcı için neredeyse yokmuş gibi hissettiren bir hafiflik, gün boyu konfor ve yıllarca sürecek bir dayanıklılık anlamına geliyor.

Mağazalara yalnızca ürün değil, değer sunduğunuzu söylüyorsunuz. Aspendos Optik için değer sunmak ne anlama geliyor?
Bizim için değer, iş ortağımızın kapısından içeri giren bir müşterinin ‘bu mağazada farklı bir şey var’ demesini sağlayan her şeydir. Bu değeri oluşturmamızı sağlayan unsurları; Farklılaşma Gücü, Operasyonel Huzur, Bilgi ve Eğitim olarak ayırıyorum. İş ortaklarımıza, bir hikayesi ve karakteri olan, rekabette onları bir adım öne çıkaracak ürünler sunuyoruz. Böylece fiyatla değil, kalite ve stil ile rekabet etmelerini sağlayarak diğer mağazalardan ayrışmalarının önünü açıyoruz. Öte yandan bir optikçinin en büyük kabusu olan istediği ürünün stokta olmayışı veya haftalarca bekleme sorununu; hızlı lojistiğimiz, kolay ulaşılabilir müşteri hizmetlerimiz ve esnek ödeme koşullarımızla çözümlüyoruz. Onlar işlerine odaklanırken, biz arka planı güvence altına alıyoruz. Sattığımız her ürünün hikayesini, malzeme özelliklerini ve tasarım felsefesini iş ortaklarımızla paylaşıyoruz. Onlara sadece bir ürün değil, müşterilerine anlatacakları bir hikaye veriyoruz. Bu bilgilendirmeler ve eğitimler de satış personelinin motivasyonunu ve satış başarısını doğrudan artırıyor.

Aspendos Optik’in dijital pazarlama yaklaşımı nasıldır? Tüketiciye doğrudan satış veya reklam yapıyor musunuz?
Dijital pazarlama stratejimiz, sessiz lüks konumlandırmamızla paralel olarak değerli içerik üretmek üzerine kurulmuştur. Biz doğrudan son tüketiciye yönelik kitlesel reklamlar yapmıyoruz. Aspendos Optik’in web sitesi, markalarımızı ve koleksiyonlarımızı sergileyen şık bir dijital showroom özelliği taşır. Mevcut iş ortaklarımız, burada onlara açtığımız e-bayi aracılığıyla showrrom’dan kendilerine özel içerikleri görüp, alış-veriş yapabilmekteler. Sosyal medyada ise Instagram’da aspendosoptiktr ve Facebook’ta aspendos optikk olarak; markalarımızın hikayelerini, tasarım detaylarını ve felsefesini anlatan profesyonel içerikler üretiyoruz. İş ortaklarımız, bu içerikleri sosyal medya hesaplarında kolayca paylaşarak müşterilerine ulaşabiliyor. Özetle bizim dijital görünürlüğe ve ticarete yönelik vizyonumuz; iş ortaklarımıza en konforlu seviyede gerçek bir distribütör deneyimi yaşatmak üzere şekillenmiştir.

Aspendos Optik’ten kısa ve orta vadede yeni marka yatırımları veya sürprizler bekleyebilir miyiz?
Kesinlikle evet. Kısa vadede, mevcut markalarımızın özel kapsül koleksiyonlarını ve Türkiye’ye özel tasarımlarını iş ortaklarımızla buluşturmaya odaklanmış durumdayız. Orta vadede ise portföyümüzdeki karakterleri tamamlayacak yeni bir marka arayışımız sürüyor. Özellikle, teknoloji ile modayı birleştiren, akıllı gözlük segmentinde veya tamamen sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi prensipleriyle üretim yapan niş bir markayı radarımıza almış durumdayız.

Aspendos Optik Kurucusu olarak başarı sizin için ne ifade ediyor, neyle ölçülüyor?
Benim için başarı, sabah uyandığınızda yaptığınız işe karşı duyduğunuz heyecanın hiç bitmemesidir. Rakamlar, pazar payı, ciro; bunlar elbette önemli metrikler ama asıl başarı, birlikte çalıştığınız insanların, yani ekibimizin ve iş ortaklarımızın sizinle birlikte büyüdüğünü ve mutlu olduğunu görmektir. Aspendos Optik’i kurarken 5 yıl sonrası için hayalim, Türkiye’de ‘farklı ve kaliteli gözlük’ denince akla gelen bir marka olmaktı. Finansal olarak bu hedefe ulaştık. Ancak bugün anlıyorum ki, asıl hayalim bundan daha öteymiş. Başarıyı artık bir varış noktası olarak değil, bir yolculuk olarak görüyorum. Bugün başarımın tanımı, 553 iş ortağımızın vitrinine koyduğu bir gözlüğün, bir müşterinin yüzünde gülümsemeye dönüştüğünü bilmektir. Başarı, yarattığımız bu değer zincirinin her halkasının güçlü ve mutlu olmasıdır. Hayalim, sayısal hedeflerden daha çok anlam ve etki yaratmaya evrildi.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Fuarın sektöre katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul Optik Fuarı, Türkiye optik sektörünün uluslararası arenadaki gücünü ve potansiyelini göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bizim gibi toptancılar için de vizyonumuzu ve yeni koleksiyonlarımızı yüzlerce iş ortağımıza aynı anda sunabilme fırsatı verdiğinden, eşsiz bir platform olduğunu düşünüyorum. Ancak daha da önemlisi, Silmo İstanbul, biz optik profesyonelleri için bir geri bildirim ve ilham kaynağı haline geldi. Anadolu’nun dört bir yanından gelen iş ortaklarımızın nabzını tutma, onların beklentilerini ve yaşadıkları zorlukları ilk ağızdan dinleme fırsatı buluyoruz. Bu yüzden Silmo İstanbul’un sektöre katkısının paha biçilmez olduğunu düşünüyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Bu değerli dergide yer verdiğiniz için asıl biz size teşekkür ederiz. Sektördeki yenilikleri, farklı bakış açılarını ve derinlemesine analizleri okuyucuyla buluşturarak, tüm paydaşların vizyonunu genişletiyorsunuz. Sizin gibi kaliteli yayınlar, sektörün sadece ticari olarak değil, entelektüel olarak da gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Başarılarınızın devamını dilerim.

Ocak 2026

Eschenbach Optik

Eschenbach Optik

Sektörel Geleceği İnşa Eden Alman Kalitesi

“Silmo İstanbul 2025, yerel bir ticari fuardan yüksek düzeyde profesyonel ve uluslararası bir optik fuarına dönüşümün çok net bir göstergesiydi.”

Yüz yılı aşkın köklü geçmişiyle Eschenbach Optik, yüksek modanın peşinden koşmak yerine mühendislik hassasiyeti, üstün kalite ve güvenilirlik temelleri üzerine inşa ettiği sektörel duruşuyla öne çıkmaktadır. Şirketin, insanların yaşam kalitesini artırma ilkesi; şeffaflık, saygı ve güvene dayalı uzun soluklu işbirlikleriyle birleşerek kalıcı başarısının anahtarı olmuştur. Günümüzde Eschenbach’ın portföyü, güçlü markaları ve özenle seçilmiş lisanslı markalarıyla toplam 8 gözlük markasını kapsıyor. En yeni patentli menteşelerinden, Tom Tailor gözlük lisansının lansmanına, Optaro XL gibi çağın temel ihtiyaçlarından biri olan az görmeye yönelik ileri çözümlerine kadar; inovasyonda süreklilik anlayışından ödün vermemektedir. Şirket, Made in Germany etiketini sembolize eden; sorumluluk bilinci, mühendislik mükemmeliyeti ve uzun vadeli değer yaratma anlayışını kararlılıkla yaşatmaktadır. Sizlere, Eschenbach Optik Uluslararası Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Walter Kaiser ile şirketin felsefesi, global stratejisi ve optik dünyasının geleceğini şekillendiren yeni lansmanları hakkında yaptığımız özel röportajı sunuyoruz.

Merhaba Sayın Kaiser, öncelikle sizi tanımak isteriz. Profesyonel geçmişinizden ve Eschenbach’teki rolünüzden bahseder misiniz?
Merhaba ben Walter Kaiser. Eschenbach Optik’te Uluslararası Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum ve 1991 yılından bu yana şirket bünyesinde çalışıyorum. Ekonomi eğitimi aldım ve profesyonel altyapım uluslararası iş geliştirme üzerine şekillendi. Optik sektörüne geçmeden önce eczacılık, elektronik ve endüstriyel cam gibi farklı alanlarda deneyim kazandım. Ardından optik dünyasına adım atma fırsatı doğdu ve bu alanda kalmaya karar verdim. İyi ki bu seçimi yapmışım.

Eschenbach 100 yılın aşkın tarihiyle güçlü bir marka. Bugün firmaya yön veren temel değerleri ve sektörel yaklaşımı paylaşır mısınız?
Eschenbach Optik, 1913 yılından bu yana optik alanında faaliyet gösteriyor. Günümüzde Eschenbach markasıyla az görme çözümlerinde dünya pazar lideriyiz. Gözlük segmentinde ise 6 kurumsal marka ve üç lisanslı markayla Almanya’da açık ara pazar lideri konumundayız ve global ölçekte önemli bir oyuncuyuz. En temel motivasyonumuz, insanların yaşam kalitesini artırmaktır. Sektörde ise optisyenlerle eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde, gerçek bir iş ortağı olarak konumlanıyoruz.

Geniş bir portföyünüz var. Markalarınızın genel özelliklerinden ve birbirlerini nasıl tamamladıklarından söz eder misiniz?
Kurumsal markalarımız Titanflex, Humphrey’s, Brendel, Jos. Eschenbach ve Freigeist’ten oluşuyor. Her biri net biçimde tanımlanmış hedef kitlelere yönelik olarak tasarlanıyor. Çocuklardan ileri yaş gruplarına, modayı yakından takip edenlerden klasik çizgileri tercih edenlere, renkli ve iddialı tasarımlardan sade ve rafine estetik anlayışına, ulaşılabilir segmentten premium segmente kadar geniş bir yelpaze sunuyoruz. Lisanslı markalarımız Marc O’Polo, Mini Eyewear ve kısa süre önce portföyümüze eklenen Tom Tailor ise bu güçlü markaların kendi konumlandırmaları ve Dna’ları doğrultusunda geliştiriliyor. Tümünün ortak noktası ise üstün kullanım konforu sunmasıdır. Bir Eschenbach çerçevesi mutlaka mükemmel uyum sağlar. Yüksek kalite ve kusursuz hizmet bizim için tartışılmaz önceliklerdir.

Portföyünüzü uluslararası pazarlara sunarken distribütör seçiminde hangi kriterleri esas alıyorsunuz?
Bir Eschenbach distribütörünün, şirketimizin felsefesini, vizyonunu ve misyonunu tüm yönleriyle benimsemesi ve kendi pazarında bunu kusursuz biçimde temsil edebilmesi gerekir. Bugün Eschenbach Optik, dünya genelinde 80’den fazla ülkede temsil ediliyor. Bu da benimsediğimiz yaklaşımın ne kadar doğru ve sürdürülebilir olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Distribütörlerinizin geri bildirimlerini ihracat yaklaşımınıza nasıl entegre ediyorsunuz?
İş ortaklarımızla son derece yakın ilişkiler yürütüyoruz. Fuarlar aracılığıyla düzenli olarak bir araya geliyor, sahada ziyaretler gerçekleştiriyor, günlük iletişimi sürdürüyor ve geri bildirimleri dikkatle dinliyoruz. Bunun yanı sıra saygın trend danışmanlarıyla da yakın işbirlikleri içerisindeyiz. Stratejik toplantılarımızı hazırlarken, pazar ortaklarımızdan gelen eğilim ve gelişmelere dair görüşleri sürece dahil ediyor, bu içgörüleri şirket içi değerlendirmelerimizde ve karar mekanizmalarımızda aktif biçimde kullanıyoruz.

Değişen pazar dinamikleri ihracat stratejilerinizi nasıl etkiliyor? Stratejik planlamanızda hangi unsurlara öncelik veriyorsunuz?
Genel olarak pazarlar bir gecede değişmez. Elbette beklenmedik kırılmalar yaşanabilir, ancak bunlar nadirdir. Gözlük sektöründe yeni bir ürünün pazara sunulma süresi çoğu zaman bir yılı, hatta daha uzun bir zamanı bulur. Bununla birlikte moda dünyasında olduğu gibi yaklaşan trendler belirli ölçüde öngörülebilir. Gerekli durumlarda hızlı ve esnek şekilde hareket edebiliyoruz. Kısa vadeli kazanımları hedeflemiyoruz. Bunun yerine uzun soluklu ve sağlam işbirliklerine odaklanıyoruz. Bu yaklaşım, stratejik planlamamızın temelini oluşturuyor.

Alman mühendisliği ve inovasyon Eschenbach’ın iki güçlü değeri. Ürün geliştirme ve tasarım süreçlerinde bu yaklaşım nasıl hayat buluyor?
Made in Germany ifadesi dünya genelinde kalite ve hizmet anlayışıyla özdeşleşmiş durumdadır. Bu değerler, Eschenbach Optik’in bir Alman şirketi olarak konumlanmasının temelini oluşturuyor. Gözlük sektöründe endüstriyel kalite standartlarını uygulayan öncü firmalardan biriyiz. Ar-Ge mühendislerimiz, ürün geliştirme sürecinin çok erken aşamalarında tasarıma dahil oluyor ve üretim başlamadan önce en yüksek kalite seviyesinin sağlanmasını garanti ediyor. Eschenbach mühendisleri üretim sahalarında sürekli olarak bulunarak üretim standartlarının tutarlılıkla korunmasını sağlıyor. Stoklarımıza giren her ürün aynı kalite süreçlerinden geçiyor. Sevkiyat sonrasında dahi her bir ürün için algılanan kaliteyi dikkatle izliyor ve gerekli durumlarda hızlıca aksiyon alıyoruz. Elbette hiçbir şey yüzde 100 kusursuz değildir. Ancak optisyenlerle eşit bir zeminde iş ortağı olmak, her ürün için uzun vadeli destek sunabilmek adına servis stoğu bulundurmayı da gerektirir. Memnuniyetsiz tüketicilerle karşılaşmanın hiçbir optisyen için kabul edilebilir olmadığını çok iyi biliyoruz.

Eschenbach Optik sürdürülebilirlik odaklı sorumlu şirket anlayışına sahip. Bu konudaki güncel adımlarınızı paylaşır mısınız?
Çevrenin korunması, sektörün geleceği açısından kritik bir yönetim önceliğidir. Eschenbach olarak karbon ayak izimizi sürekli azaltma yönünde kararlı adımlar atıyoruz. Karbon nötr üretim ve dağıtım, tek seferlik bir çözüm değil; uzun vadeli ve aşamalı bir süreçtir. Bu doğrultuda, üst yönetim seviyesinde oluşturulan özel operasyon ekiplerimiz düzenli olarak bir araya geliyor ve daha sürdürülebilir bir gelecek için atılabilecek adımları hayata geçiriyor. Titanflex koleksiyonunda saplarda geri dönüştürülmüş alüminyum kullanılması, plastik çerçevelerde Acetate Renew tercih edilmesi ve koruyucu plastik ambalajların geri dönüştürülmüş malzemelerle değiştirilmesi bu çalışmaların sadece birkaç örneğidir. Bunların yanı sıra devam eden pek çok farklı girişimimiz bulunuyor.

Türkiye’de Delta Optik ile temsil ediliyorsunuz. İşbirliğinizi ve Eschenbach’ın Türkiye pazarındaki konumunu değerlendirir misiniz?
Delta Optik ile iş birliğimiz 1992 yılında başladı ve yıllar içinde başarılı bir ticari ortaklıktan gerçek bir dostluğa dönüştü. Delta Optik, Eschenbach’ın değerlerini ve standartlarını kusursuz biçimde temsil ediyor ve uzun yıllardır Türkiye’de premium gözlük pazarında önemli bir rol üstleniyor. Türk optisyenler Delta Optik ile yürüttükleri işbirliğinden büyük memnuniyet duyuyor. Bu memnuniyet, dünya genelinde birlikte çalıştığımız 40 bini aşkın optisyen ortağımız için de geçerlidir.

Eschenbach Optik, son dönemde inovasyon ve marka gelişimi alanında önemli adımlar attı. Bu gelişmeleri bizimle paylaşır mısınız?
Eschenbach, sapların gevşemesini veya vidaların açılmasını önleyen yeni bir Microtech menteşe sistemi için kısa süre önce patent başvurusunda bulundu. Bu menteşe sistemi halihazırda Titanflex koleksiyonunda kullanılıyor ve artık Marc O’Polo çerçevelerinde de yer alıyor. Tüketici açısından net ve somut bir fayda sunuyor. Silmo Paris 2025’te ise yeni lisanslı markamız Tom Tailor’ın lansmanını yaptık. Tom Tailor, genç ve genç kalan tüketicilere hitap eden ulaşılabilir moda segmentinde güçlü bir büyüme gösteriyor ve Eschenbach’ın fiyat portföyünü giriş seviyesine doğru genişletmesine olanak tanıyor. Az görme çözümleri alanında ise Optaro XL’i gururla tanıttık. iPad’ler için geliştirilen bu uygulama tabanlı kamera sistemi, standart bir iPad’i sesli okuma fonksiyonu da dahil olmak üzere tam donanımlı bir elektronik okuma cihazına dönüştürüyor. Bunlar, 2025 yılına damga vuran başlıca yeniliklerimiz arasında yer alıyor.

Silmo İstanbul Optik Fuarının gelişimini ve global optik endüstrisine katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Silmo İstanbul 2025, yerel bir ticari fuardan yüksek düzeyde profesyonel ve uluslararası bir optik fuarına dönüşümün çok net bir göstergesiydi. Organizasyon ekibini gönülden tebrik ediyorum. Gerçekten son derece başarılı bir iş çıkardılar.

Ocak 2026

Tiffany & Co.’dan Mücevher İlhamı

Tiffany & Co. ikonik mücevher koleksiyonlarından ilham alarak tasarladığı yeni güneş serileri; Knot by Tiffany, HardWear by Tiffany, T by Tiffany ve Tiffany Logo’yu tanıttı. Cesur ve sofistike Knot by Tiffany konseptinde, saplara yerleştirilen ikonik düğüm motifi dikkat çekiyor. HardWear by Tiffany güneş konsepti, metal malzemelerle tasarlanan cesur bağlantı motifiyle çarpıcı ve sofistike bir görünüm sunarken, T by Tiffany ise markanın zamansız motifine modern bir yorum getiriyor. Tiffany Logo’da ise metal plakalara kazılı ve pürüzsüz asetat saplara yerleştirilmiş efsanevi marka logosu ön plana yerleşiyor.

Ocak 2026

Dolce&Gabbana Yeni Yıldızlarını Sunar

Dolce&Gabbana’nın 2025 Sonbahar/Kış gözlük serisinin yıldızları DG4519 ve DG4518’nin her ikisi de moda evinin ikonik Marlene çantasından ilham alınarak tasarlanıyor. Asetat güneş gözlüğü DG4519 kıvrımlı hacimlerle karakterize edilmiş vintage esintili bir oval form olarak dikkat çekiyor. Modelin sap uçlarının rafine metal detaylarla süslenmiş olması, sofistike silüetini ortaya çıkarıyor. Siyah, Havana, krem, mor ve kırmızı renk seçenekleriyle sunuluyor. Narin ve feminen görünümüyle öne çıkan DG4518 ise pantos formun yorumu olarak kullanıcıyla buluşuyor. Dolce&Gabbana logosu modellere sofistike şıklık ekliyor.

Ocak 2026

Palm Angels’tan Güçlü Logo Tanınırlığı

Palm Angels gözlük koleksiyonlarında logo, çoğu markada olduğu gibi tamamlayıcı bir detay değil; doğrudan tasarımın merkezinde yer alıyor. Marka, gözlükte kimliği gizlemek yerine görünür kılmayı tercih ediyor. Palm Angels çerçevelerinde logo genellikle sap üzerinde, büyük ölçekte ve uzaktan okunabilir şekilde konumlanıyor. Marka tıpkı genel estetik algısı gibi sade bir imza yerine güçlü bir görsel ifade seçiyor. Logo, çerçevenin algısını belirleyen temel öğelerden biri haline geliyor. Logo tanınırlılığı sayensinde, Palm Angels gözlükleri raf üzerinde benzer form ve renklerdeki ürünler arasında kolayca ayrışıyor.

Ocak 2026

Mustang Serisi Hollywood’la Buluştu

Mustang gözlük koleksiyonunun yeni çekimleri, sinemanın ve özgürlük kültürünün simgesi Hollywood’da gerçekleştirildi. İkonik şehir silueti, Mustang’in zamansız ve asi Dna’sı için doğal bir sahneye dönüştü. Hollywood’un sokakları, güneşle yıkanan caddeleri ve sinematik atmosferi; Mustang gözlüklerinin cesur formlarını, maskülen duruşunu ve modern çizgilerini güçlü bir görsel dile taşıyor. Güneş gözlüklerindeki net hatlara sahip dinamik tasarımlar, markanın özgür ruhunu yansıtırken; optik modeller şehir hayatına uyum sağlayan rafine şıklık sunuyor. Mustang gözlükleri özgürlüğü bakışlara taşımayı sürdürüyor.

Ocak 2026

Vava Hassasiyet ve Yapıya Odaklanıyor

Vava, metal çerçeveli optik gözlüklerinde hassasiyet ve yapısal dengeyi ön plana çıkarıyor. Marka, metal gözlüğü bir tasarım disiplini olarak ele alıyor ve netlik, form kontrolü, güç, mimari üzerine odaklanıyor. Keskin profiller, dengeli yapılar ve modern bir duruş, Vava metal çerçevelerinin ayırt edici özelliklerini oluşturuyor. Görsel kimliği güçlü, çağdaş tasarımları tercih eden kullanıcılar için Vava, metal gözlüğü bir stil ifadesine dönüştürüyor. Pb Gözlük tarafından Türkiye’deki gözlük tutkunlarıyla buluşan Vava’nın metal optik koleksiyonu, modern tasarıma cesur bir bakış sunuyor.

Ocak 2026

Linda Farrow’dan Office Hours

Linda Farrow’un 2026 İlkbahar/Yaz koleksiyonu Office Hours, modern şehir kadınının zamansız gücünü ve sofistike duruşunu yeniden tanımlıyor. Koleksiyon; karamel, şarap ve bal tonlarındaki zengin renk paleti, heykelsi biçimde şekillendirilmiş asetat yüzeyler ve parlak metal detaylarla öne çıkıyor. Güneş gözlüklerinden optik modellere uzanan seçki, fonksiyonelliği estetikle buluşturan net formlar sunuyor. Her çerçeve, güçlü ama abartısız bir stil anlayışını yansıtıyor. Office Hours, ofis saatlerini yalnızca bir zaman aralığı olarak değil, bir tavır olarak ele alıyor. Güç ve zarafet arasındaki dengeyi kusursuzca kuruyor.

Ocak 2026

Modo R1000 Serisi Genişliyor

Modo, R1000 serisini iki yeni modelle genişletti. Yeni modeller, farklı siluetler sunsa da markanın seri için geliştirdiği ve çok ince kesitlerle dahi çalışılabilen bir plastik türü sayesinde R1000’deki diğer çerçevelerle aynı esneklik ve konforu sunuyor. Bu malzeme, inceldiğinde esnekliğini korurken, çerçevenin günlük kullanımda gevşememesini sağlıyor. Bu sayede hafif, dengeli ve uzun süre takıldığında rahatsızlık vermeyen çerçeveler ortaya çıkıyor. Titanyum saplar ise esnekliği artırırken çerçevenin genel dengesini koruyor. Böylece Modo’da çeşitlilik, teknik tutarlılıktan ödün vermeden sağlanıyor.

Ocak 2026

Vasuma Metal Çerçeveleri Zarafet Vadediyor

Vasuma’nın çağdaş tasarım anlayışıyla, metal çerçeveli optik gözlükler zarif ve zahmetsiz bir karakter kazanıyor. Tasarımlardaki ince hatlar, hafif yapılar ve dengeli oranlar, markanın metal gözlük yaklaşımının temelini oluşturuyor. Yüzü domine etmeyen tasarım çizgisiyle öne çıkan Vasuma metal çerçeveler, modern ama rahat bir stil arayanlar için ideal alternatifler sunuyor. Günlük kullanıma uygun modeller, konforu ve sade şıklığı bir araya getiriyor. Vasuma’nın metal optik koleksiyonu zamansız bir kullanım deneyimi sunuyor ve Türkiye’deki gözlük severlerle Pb Gözlük aracılığıyla buluşuyor.

Ocak 2026