Kuboraum

İTALYAN İŞÇİLİĞİ VE ALMAN TASARIMI

Sektörde çok yeni bir marka olan Kuboraum alışılmışın dışında olan sanat algısıyla piyasalardaki yerini alarak sanata ve sanatçıya verdiği önemi koleksiyonlarına yansıtarak hızla gelişiyor.

Tasarımlarını Berlin, Almanya’da gerçekleştiren ve ürünlerini el işçiliğiyle İtalya’da imal eden Kuboraum, 2012 yılında Doğu ve Batı Berlin sınırı arasında daha önce postane olarak kullanılan bir mekanın odalarında kuruldu. Bir galeriye dönüştürülen ofis, hiç vakit kaybetmeden yeni projelerin hayata geçirilmesi için bir üs haline getirildi. Başlangıcından bu yana uğradığı dönüşümler sayesinde stüdyo, günümüzde showroom ve merkez mağaza olarak kullanılıyor. Kuboraum ve stüdyosu, tasarımdan marka kimliğine, görsellikten iletişime, montajdan iç mimari projelerine kadar sanatçı, heykeltıraş ve tasarımcı Livio Graziottin ve antropolojist aynı zamanda da marka yöneticisi olan Sergio Eusebi tarafından geliştirilmiştir.

2009 yılında ortak bir arkadaşlarının sergi açılışında tanışan Livio Graziottin ve Sergio Eusebi,  2011 yılında ilk koleksiyonlarına dahil olan beş güneş gözlüğü modelini global gözlük sektörünün dominant estetik algısına kontrast bir şekilde tüketicilerin hizmetine sunmuştur. Kuboraum markasının tasarladığı gözlükler adeta kullanıcıların yüzüne göre tasarlanmış kişiliği ve karakteri öne çıkaran maskeler gibi görünüyor. Aynı zamanda bu maskeler birer sığınak, koruma ve bir vurgulama olarak da görülmelidir. Almancada da küçük oda anlamına gelen Kuboraum markası kendisini, içerisine sığındığımız, özelimizi ve sahip olduğumuz bütün kimlikleri yaşayarak dünyaya baktığımız iki mercek olarak tanımlıyor. Kuboraum gözlükleri hareketsiz ve cansız nesneler değil, bir maskenin gücünü barındıran ürünler olarak kişilik algısını değiştiriyor. Kuboraum gözlüklerini taşıyan kişiler benliklerini serbest bırakan bir mücadeleye girmeyi kabul ederek var oluyorlar. Kuboraum’un logosu kendi gücü ve duruşu olan bir ‘maske’ olduğu için marka, bu maskenin kendisinin değil, aslında kullanıcılarının kişiliğini ve ana hatlarını ön plana çıkardığını düşünüyor. Kuboraum gerçekleştirdiği piyasa araştırmaları ve trendlere yönelik yaptığı AR-GE çalışmalarına göre, bireyselliğin ve estetiğin endüstriyel mantığın değişime girerek bağımsızlık kazanması ile yeni bir sürece girdiğine inanıyor. Kendine has kodlarıyla ve kendi değerleri ile gözlükleri yeniden yorumlayarak ürünlere daha önce görülmemiş bir bakış açısı kazandırmak firmanın öne çıkan özelliklerinden biri olarak görülebilir. Kuboraum,  toplumun parçası haline gelmiş insanlarla güçlü bir ilişki kurma arayışında olan sağlam estetik, kültürel ve kavramsal prensipleri gözeten ahlaki bir proje olarak görülmelidir.

Kuboraum’un kimlik konseptine yakınlığı, aslında hepimizin sahip olduğu, nasıl göründüğümüz ve başkalarına kendimizi nasıl gösterdiğimiz durumunun yarattığı ikili ve endişeli ruh haline vurgu yaptığı bir tecrübe alanıdır. Kuboraum ürettiği gözlükler için kullandığı bu maske metaforunun bahsedilen gerilimli duruma bir çözüm getirebileceğini ve gözlük seçme işinin, kişi aynaya bakarken kendisini farklı algılamasıyla ilgili bir durum olduğunu düşünüyor. Kuboraum, kitleselleşmeyle kültür ve çeşitliliğin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir toplumda, olaylara farklı açıdan bakmak zorunda kalmanın herkesin öğrenmesi gereken bir bakış açısı olduğunu düşünüyor.

KUBORAUM’UN ARDINDAKİ SANAT…

Optik sektöründe adını duyurmayı başarmış bir tasarım markası olan Kuboraum, önemli sanatçılarla etkileşimde bulunarak çağdaş sanat dünyasıyla ve müziğin her dalıyla iç içe geçerek, sanatın ve sanatçıların aracılığıyla yaşamı çözümlemeyi amaçlayan bütünsel bir markadır. 2018 yılında Kuboraum, yeni sanatçılara kendilerine ait bir alan ve görünürlük sunmak adına kaynaklarını kullanarak üretim yapmak için sanatsal faaliyetlerde bulunma imkanı veren bir çalışma ortamı olan ‘Artist in Residence’nin açılışını yapmıştır. 2019 yılında Berlin Galeri Haftası’nda (Berlin Gallery Week) şirketin sağladığı bir yerde ikamet ederek çalışan sanatçıların kaldıkları süre boyunca yaptıkları çalışmaların gösterildiği bir sergi düzenlendi. Eş zamanlı olarak köklü bir marka için çalışan iki sanatçının da eserleri Kuboraum’un genel merkezindeki vitrinlerde sergilendi. Bu proje 2012 yılında İtalyan sanat geleneğinin Berlin’deki yaratıcı ortamda hayata geçirilmesiyle başladı. Bu sebeple, Kuboraum’un bünyesinde imal edilen her gözlük onu yapan sanatçılardan bir parça ve Venedik’in el işçiliği tarihinden izler barındırıyor. Kuboraum’un sıra dışılık, özgünlük içeren tasarım anlayışıyla hazırladığı, sınırların ötesine geçmeyi başaran optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları küresel optik sektöründe adından söz ettirmeye devam ediyor.

Kaynak: rawlooks.com

Aralık 2021

Loewe

BİR KRALİYET MARKASI

Bir zamanlar İspanya Kraliyet Ailesi’ne hizmet eden Loewe, deri işçiliği ve sanatının ilkelerine bağlı kalarak 175. yılında da sektörünün en iddialı markalarından biri olmayı sürdürüyor.

Loewe markasının kökleri bir grup deri ustasının, tütün kutuları ve çeşitli aksesuarlar üreterek faaliyetlerini devam ettirdikleri 1846 yılına kadar dayanıyor. Temellerinin atılması bu zanaatkarlara dayanan Loewe, 1872 yılında markaya da adını verecek olan Alman deri işlemeciliği ustası Enrique Roessberg Loewe’nin Madrid’e taşınmasının ardından resmi olarak kurulmuştur. Deri işçiliğinde gösterilen hassasiyet ürünlere yansıdığında, marka modaya uygun ve kaliteli çanta seçenekleri arayan üst kesimdeki kadınlar tarafından oldukça beğenilmiştir. Ürettiği çantalar kadar diğer ürünleriyle de takdir edilen Loewe, 1905 yılında İspanya Kralı XIII Alfonso tarafından hükümdar ve maiyetinin baş tedarikçisi unvanına layık görülmüştür. Bunun yanı sıra, Loewe’nin Príncipe de Madrid sokağında bulunan mağazalarını, Kral Alfonso’nun eşi Kraliçe Victoria Eugenie de 20. yüzyılın başlarında sık sık ziyaret ederek markanın kraliyet bünyesindeki popülerliğini ispatlamasını sağlamıştır. Günümüzdeyse, İspanya’nın mevcut kralının annesi Kraliçe Sophia’da Loewe markalı çantalar kullanarak bu markanın İspanyol toplumundaki hiyerarşi düzeninde ne kadar köklü bir yerinin olduğunu gözler önüne sermiştir.

Kuruluşunun ardından geçen zamanla Loewe’nin tarihiyle de ilişkili olarak 1975 yılı, General Fransisco Franco’nun ölümüyle birlikte başlayan İspanya’nın diktatörlükten demokratikleşmeye geçme dönemi önemli bir yere sahiptir. O dönemde ülkenin en iyi lüks moda markalarından biri olan Loewe, İspanyol kadınının yeni yaşam tarzına zarif bir şekilde uyan ‘Amazona’ adlı modern ve spor tasarımlı çantasıyla, demokrasideki bu şiddetli yükselişte yerini almıştır. Günlük hayatta kolaylığı amaçlayan Amazona, kullanıcılarını gündüzden geceye taşımayı amaçlayan; yumuşaklığı, sadeliği ve kullanışlılığı stil ve işlevsellikle birleştiren ilk çanta modelidir. Amazona’nın bu omuz çantası, tasarımcıların zaman içinde yaptıkları değişikliklere rağmen 40 yıldan fazla bir süredir en çok tercih edilen modellerden biri olarak markadaki konumunu korumaya devam etmektedir.

Kuruluşundan itibaren geçen yüzyılda Loewe, kendi bünyelerinde hazır giyim sektörüne geçmeden önce deri cüzdan ve el çantaları üretimine ağırlık vermişti. Amazona ve Flamenco gibi başarılı modellerine rağmen Loewe, İspanya’daki diktatörlük sonrasındaki dönemde hala kendi kimliğini arıyordu. Takip eden dönemlerde Narcisco Rodriguez, José Enrique Oña Selfa ve Stuart Vevers gibi birçok tasarımcıyla çalıştıktan sonra ünlü marka 2014 yılında, genç bir bakış açısıyla Loewe’yi geliştirmeyi misyon edinen Jonathan Anderson ile çalışmaya başlamıştır. Jonathan Anderson’ın öncülüğünde Loewe,  zanaat ve gelenek mirasını taşıyarak günümüzde kültürel bir güç haline gelmeyi başarmıştır. Kuruluşundan beri markanın temelini oluşturan kusursuz uygulama ve sanatsal dokunuşlarla Loewe, Anderson’un modern tasarım algısıyla da birleşerek günümüz moda dünyasının hızına ayak uydurarak ilerleyen önemli bir yaşam stili markası haline gelmiştir.

2018 yılında Thélios isimli markayla ortaklaşa bir çalışmanın sonucunda Loewe, Kreatif Direktör Jonathan Anderson’un da imzasıyla kadınlar ve erkekler için özel olarak tasarladığı ilk güneş gözlüğü koleksiyonunu piyasaya sürdü. Loewe Eyewear güneş gözlüğü serisinde özellikle 3 stil göze çarpıyor. Markanın bir miras olarak gördüğü deri işlemeciliğinden emareler taşıyan Puzzle modeli adeta Loewe’nin genlerini barındırıyor. Ürünün tasarımında asetat ve metali usta bir şekilde kullanan Anderson, Tyra isimli model için yarattığı kompozisyonda İbiza Adası’ndan esinlenmiştir. Son olarak Jinx adı verilen model dikdörtgen formuyla metal ve derinin beraber kullanımını çarpıcı bir şekilde vurgulayarak koleksiyonu tamamlıyor.

175. YILINDA LOEWE…

Geçtiğimiz yıl İspanya Hükümeti tarafından güzel sanatlar alanında Merit Altın Madalyası’na layık görülen Loewe, bu sene 175. yıldönümünü Kreatif Direktör J.W Anderson’un önderliğinde 18 Mart’ta çıkardığı Paula’s Ibiza isimli 2021 İlkbahar/Yaz kreasyonuyla kutluyor. Fotoğraf çekimleri Gray Sorrenti tarafından Kaliforniya ve Meksika’nın çöllerinde gerçekleştirilen koleksiyonun kampanyası, doğanın cömert yanlarından ilham alınarak tasarlanan seriyi çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza adını verdiği koleksiyonda kadınlar için tasarlanan güneş gözlükleri de sofistike görünümleriyle göz dolduruyor. Materyal olarak asetatın tercih edildiği cesur modeller, kedigözü ve maske formları ile yüksek estetik algısı yaratırken işlevsellikleriyle nihai tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Loewe’nin Paula’s Ibiza koleksiyonunda kare formdan, geometrik ve oversize formlara kadar geniş bir tasarım skalası beğenilere sunuluyor. Loewe’nin 175. yıldönümü onuruna hazırladığı bu özel koleksiyondaki güneş gözlükleri, siyahtan Havana tonlarına ve neon renklere kadar moda severlere birçok renk seçeneğiyle sunuluyor.

Kaynak: lyfstyl.ca

Kasım 2021

En Trend Japon Markaları

USTALIK VE MÜKEMMELLİK

Japonya merkezli gözlük markaları gerek trendlere yön veren tasarım çizgileri gerekse de mükemmelliğe oynayan üretim teknikleriyle dünyaya örnek oluyor.

Japonya özellikle Fukui bölgesi olmak üzere yüzyıllar öncesinden günümüze, gözlük tasarımı ve üretimi konusunda ön sıralarda yer alan ülkelerden biri olmuştur. Dünyanın en önde gelen gözlük markaları bile söz konusu gözlük üretimi olduğunda ‘Made in Japan’ etiketine güvenmektedirler. Çok hafif ve anti-alerjik olan titanyumdan yapılan ilk optik gözlükler yine Japonya imza taşımaktadır. Japon gözlük endüstrisi dünyanın en yüksek kalitedeki, en stilistik ve ustalık isteyen ürünlerini sunan markalara ev sahipliği yapmaktadır. Trendlere yön veren ödüllü ve öncü Japon gözlük markalarına daha yakından bakmak ister misiniz?

MASUNAGA ÖNCÜLÜĞÜNÜ DAİMA KORUYOR

Masunaga sahip olduğu miras ve itibarla, Japonya merkezli gözlük markaları arasında dünya optik sektörüne yön veren markaların öncüsü kabul edilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Masunaga ile özdeşleşen ustalık ve mükemmeliyetin markanın köklü tarihine dayanmasıdır. Gozaemon Masunaga tarafından 1905 yılında kurulan marka, Osaka ve Tokyo gibi Japonya şehirlerindeki gözlük ustalarının Fukui bölgesinde atölyeler açmalarını teşvik etmiştir. Bu nedenle Fukui, günümüzde Japonya’nın en önde gelen gözlük atölye ve fabrikalarına ev sahipliği yapmaktadır. Japonya gözlük üretiminin merkezi haline gelen bu bölge, titiz ve el hüneri üretim süreçlerinde en iyi materyalleri tercih eden Masunaga’nın sektörel çıtayı her geçen gün daha da yükseltmesine olanak sunmaktadır. Masugana’ya ait optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları detaylarına gösterilen özenden taviz vermeyen, eşsiz kalitede oluşlarıyla küresel optik sektöründe kendine yer edinmiştir. Markanın koleksiyonlarında elle parlatılmış asetat, saf titanyum, dayanıklı menteşeler ve özel perçinler göze çarpan özellikler arasındadır.

EYEVAN ZAMANIN RUHUNU YAKALIYOR

Kökleri 1972 yılına dayanan Eyevan, Japon gözlük sanatını ideal bir şekilde yansıtan koleksiyonlarını beğenilere sunduğunda tüm optik dünyasının yakın ilgisiyle karşılaşan bir marka olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek seviyedeki kalitede olan materyalleriyle zamanın ruhunu yakaladığı tasarımlarını üreten marka ilk büyük çıkışını 1985 yılında Madonna ve Prenses Diana gibi ünlülerce tercih edildiği zaman yapmıştır. Geleneksel Japon ustalığını yansıtan gözlük koleksiyonları için modern üretim tekniklerini denemeyi de ihmal etmeyen Eyevan, dünya çapındaki kullanıcılarına zamansız şıklığı ve çabasız zarafeti sunmaya devam etmektedir. Eyevan modaya ve trendlere yön veren optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının reklam kampanyaları ve reklam kataloglarıyla da kalitesinden söz ettirip, küresel optik dünyasının ilgisini çekmeyi başarmaktadır.

MATSUDA’DA USTALIK SANATLA BULUŞUYOR

Matsuda gibi bir gözlük markası için sanat ve moda büyük resmin önemli parçalarını oluşturmaktadırlar. 1967 yılında Mitsuhiro Matsuda tarafından Tokyo’da kurulan marka, hep bir adım önde oluşuyla küresel optik endüstrisine ilham kaynağı olan markalar arasında yer almaktadır. Dünyanın ilk gözlük tasarımcıları arasında isim yapan Mitsuhiro Matsuda ile birlikte marka, koleksiyonları için mimarı ve moda tasarım çizgilerini harmanlanmaktadır. Tasarım zarafetinin ön planda olduğu Matsuda, tam bir moda markası olarak mükemmellik seviyesindeki optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarını sunmaya devam etmektedir. Markanın DNA’sına kazınmış olan ve zamana yenik düşmeyen ustalığı, kalitesi ve üst düzey üretim uzmanlığı, günümüzde diğer gözlük markalarına da ilham olmaktadır. Matsuda imzalı lüks gözlük koleksiyonları, markanın Fukui bölgesinde üretim atölyelerinde 250 aşamadan geçerek titizlikle hazırlanmaktadır. Buna ek olarak Matsuda’nın sanatı ve modayı merkeze alan tasarımcıları, markanın ürünlerinde Sterling gümüşünü ve on sekiz karat altını da materyal olarak tercih etmektedirler.

FACTORY 900 ÖDÜLLERE DOYMUYOR

Factory 900, Japonya’nın en elit gözlük markalarına ev sahipliği yapan Fukui bölgesinin Sabae kasabısında 1937 yılında kurulmuştur. Factory 900 adı aslında kurulan fabrikaya hükümet tarafından verilmiş numarayı temsil etmektedir. Markanın güçlü tarihi, inovatif üretim tekniklerini geliştirmesi ve ilerletmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Factory 900’ün plastikten yararlanarak gözlük üretimi yapması da bu yenilikçi tekniklerinin bir ürünüdür. ‘Gözlüğün Geleceği’ mottosuyla hareket eden marka, benzersiz formlar ve avangard tasarım yaklaşımıyla dünya çapında çok sayıda ödülün sahibi olmuştur. Art arda üç Japon Gözlük Ödülü, iki Silmo d’Or Ödülü kazanan marka, geçtiğimiz yıl 3D olarak şekillendirilmiş RF-064 modeliyle dünya çapında gıpta ile bakılan iF Tasarım Ödülü’nü de evine götürdü.

Kaynak: Spectr

Ekim 2021

Jacquemus

YARATICILIKTAKİ SAMİMİYET

“Moda haricinde de yapılacak şeyler olduğunu söylemekte bir sakınca görmüyorum çünkü insan bu hayatta birden fazla şey olabilir.” – Simon Porte Jacquemus

Kendi markası Jacquemus’a da adını veren Fransa’nın Mellmorte kasabasında yetişmiş 31 yaşındaki ünlü tasarımcı Simon Porte Jacquemus, sevdiği şeyleri özetlerken Instagram profilindeki açıklamayı baz alarak aslında markasının başarısının ardındaki samimi, alçakgönüllü ve çocuksu saflığı ortaya koyuyor.

Business of Fashion adlı moda dünyasının nabzını tutan online dergiye göre ‘gelecek vadeden’ bir tasarımcıdan ‘moda endüstrisini en fazla etkileyen tasarımcı’ unvanına layık görülen Jacquemus, kendi kendini yetiştirmiş bir tasarımcı olarak başarıya giden yolda neredeyse tek başına ilerlemiştir. Kıyafet tasarlamaya duyduğu arzu 7 yaşındayken evdeki perdelerden annesine yaptığı bir etekle ortaya çıkarken Simon’un küçüklüğünden beri yaptığı gözlemler de bugünlere Fransız kadınlarına ve onların gizemli yaşam tarzına duyduğu saygı olarak yansımaktadır.

Büyüdüğü kente olan sevgisine rağmen Simon, ünlü bir tasarımcı olması adına Paris’in kendisine bütün kapıları açmaya yardımcı olacağına inanıyordu. Bu nedenle Paris’e taşınıp Esmod Moda Tasarım Okulu’nda öğrenim görmeye başlasa da annesinin ani ölümü nedeniyle eğitimini tamamlayamamıştır. Bu olaydan sonra hayata bakış açısı değişen ve eğitimine devam etmek için gerekli olan motivasyonunu kaybeden Simon, 2009 yılında kendi markasını kurarak hazırlamaya başladığı koleksiyonunu annesine adamıştır.

Simon Porte Jacquemus her ne kadar azimli bir kişiliğe sahip olsa da, hala uygulama açısından acemi bir tasarımcı olmayı seçtiği için için harekete geçmek adına terzilik yapan bir kız arkadaşına eskizlerini dikmede ricada bulunarak çalışmaya başladı. Tasarımcının yapmacıksız ve sadeliğin de açıkça belli olduğu ilk koleksiyonları teğellemeden yoksun, birkaç dikişten oluşan ve bir çocuğun elinden çıkmış gibi göründüğü için yetersiz duruyordu/kalıyordu. Romantik betimlemeleri bir kenara bırakıldığında bu durumun nedeni Simon’un yeterli ödeneğe sahip olmamasıydı. Daha sonrasında ise Jacquemus’un tasarımları dünyaca ünlü başka bir moda markası olan Comme des Garçon’un beyinlerinden biri olan Adrian Joffe tarafından keşfedildi. Simon’un kendi ricasından sonra ve Adrian Joffe’un onayıyla CDG mağazasıyla çalışmaya başlayan Simon, buradan elde ettiği gelir sayesinde boş zamanlarında yaptığı tasarımları diktirebilmesini sağlayacak gerekli ödeneğe sahip oldu.

MARKALAŞMA YOLUNDA…

2012 yılında ise Paris Moda Haftası’na katılan Simon Jacquemus, 2014’te genç tasarımcılar için verilen LVMH ödülünü kazanarak markasını geliştirmek için 150 bin Euro ödenek alarak ilerleme fırsatı buldu. Bundan bir sene sonra online mağazasını açan Simon küçük bir ekiple çalışmayı tercih ettiği için markasındaki tek tasarımcı olmayı sürdürdü. Simon göz alıcı tasarımlarına ek olarak, organizasyonlarında tercih ettiği eski bir havuz, bir kumarhanenin bodrum katı ya da memleketi olan Mellmorte’taki buğday veya lavanta tarlaları gibi arka planları da mekansal açıdan defilelerin bir parçası haline getirerek unutulmaz deneyimlere imza atmaktadır.

Simon’un yarattğı ve günümüzde hızla büyümekte olan Jacquemus adlı markanın temellerini oluşturan üç ana unsur; asimetri, geometri ve kalıplar üzerinde yaptığı deneylerdi. Jacquemus’un tasarımları Bella Hadid, Rihanna, Beyoncé, Emilly Ratajkowski, Kylie Jenner, Kim Kardashian, Zhanna Damas gibi günümüzün ünlü kişilikleri ve sosyal medya fenomenlerince tercih edilmektedir.

Kıyafet tasarımında elde ettiği başarılardan sonra Jacquemus, markanın aksesuar yönüne de ağırlık vererek büyümeye devam etmiştir. Yıllardır piyasa üzerinde hakimiyet kuran köklü firmaların yanı sıra, gözlük sektöründe de estetik olduğu kadar işlevsellikleriyle de ön plana çıkan birbirinden özgün gözlüklere imza atmaktadır.

Pandemi sebebiyle 2020 yılında, 2021 İlkbahar/Yaz kreasyonu için offline defile düzenleyen ilk tasarımcılardan biri olmasına karşın, karantina sürecinin de uzaması nedeniyle bu planını ertelemek zorunda kaldı. Kendisini sadece kıyafet tasarlayarak kısıtlamak istemediğini belirten Simon hala kendi kurallarını koyarak ve kalbinin sesini dinleyerek çalışma hayatına devam ediyor.

Jacquemus’un kadın giyimindeki cesur ve modernist tasarımları ile birleşen dahiyane aksesuarları, rakip tanımayan kampanyaları ve 1.2 milyondan fazla takipçiye sahip olduğu Instagram hesabı, ciddi anlamda gelecek vadeden bir giyim ve aksesuar markası olacağının işaretlerini veriyor.

Kaynak: wfc.tv

Eylül 2021

Avrupalı 6 Bağımsız Marka

VERİMLİ TOPRAKLAR

İngiltere, İsviçre, Hollanda, Almanya, Danimarka ve Portekiz… Özgün, zamansız, işlevsel optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının doğduğu markalara ev sahipliği yapıyor.

Bağımsız gözlük markaları optik sektörünün can damarları olarak kabul görüyor. Küresel anlamda en büyük markalar arasında yer almıyor olsalar bile tasarımlarındaki orijinallik, çeşitlilik ve detaylara gösterdikleri ekstra özen ile optik sektörünü zenginleştirdikleri gerçeği yadsınamaz. Avrupalı ilk gözlükler 13. yüzyılda İtalya’da üretilmeye başlandığından bu güne geçen süreç içerisinde devrimsel yeniliklerle gelişen ve evrimleşen Avrupa optik sektörü, dünya geneline imzasını bırakan sayısız markaya ev sahipliği yapmaktadır. Sizlere bu kez merkezi Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde olan ve koleksiyonlarıyla dünyanın dikkatini çekmeyi başarmış altı bağımsız gözlük markasını sunuyoruz.

CLAIRE GOLDSMITH’DEN İNGİLİZ ORİJİNALLİĞİ

Gerçek bir gözlük hanedanının üyesi Claire Goldsmith, efsanevi gözlük tasarımcısı Oliver Goldsmith’in torunudur. Ailesinin bıraktığı mirası sürdüren Claire, büyük büyük babasının 1926 yılında kurduğu markası Oliver Goldsmith’i onurlandıran gözlük koleksiyonlarıyla optik sektöründeki konumunu başarıyla koruyor. İngiliz tasarımcı, hazırladığı birbirinden şık, modayı yakalayan, avangart ve zarif güneş gözlükleriyle uluslararası alanda tanınmış ve kendi adını taşıyan markasını yönetiyor. Claire Goldsmith markasının tasarım dili, geçmişten gelen kavramları alıp modern bir dokunuşla yorumlamak ile şekillenmektedir. Optik sektöründe bağımsız markalar arasındaki yerini koruyan Claire Goldsmith, 2010 yılından beri gözlüklerini Londra’da tasarlıyor. En yüksek kaliteli materyaller kullandığı elegant tasarımlarının ise Japonya, Almanya ve İtalya’da el yapımı olarak üretilmesini sağlıyor.

EINSTOFFEN İLE İSVİÇRE MODASI

Einstoffen doğa ve şehir yaşamının harmanlanmasından doğan bir markadır. İsviçre merkezli gözlük markası farklı yaşam koşullarından gelmiş, farklı ideallerin savunucusu olan Ramon Büsser, Raphael Büsser, Christian Gisela ve Philippe Rieder tarafından 2008 yılında kuruldu. Einstoffen Kurucularının ne yapacaklarına veya planladıklarını nasıl gerçekleştireceklerine dair kendilerine ait vizyonları bulunduğundan, markayı kategorize etmek bugün bile pek mümkün değil. Einstoffen’in Kurucularının farklı vizyonlara sahip olması, marka kimliğinin güçsüzlüğüne işaret etmiyor. Öyle ki tüm Kurucuların markaları için buluştukları özgüvene dayalı sloganları ‘Kendinizden daima emin olun, özgürlüğün tadını çıkarın’ şeklindedir. Einstoffen’e ait optik ve güneş gözlüğü koleksiyonları ise tasarımlarının sıra dışı kombinasyonları ve teknik detaylarıyla göz doldurmaktadır.

HELDEN İLE ‘KAHRAMANLAR’ HOLLANDASI

Türkçede ‘Kahramanlar’ anlamına gelen Hollanda merkezli gözlük markası 2017 yılında Joey Diekman tarafından kuruldu. Farklı gözlük firmalarında satış temsilcisi olarak deneyim sahibi olan Joey Diekman, kendine ait Helden’i beğenilere sunmadan önce hayatındaki kahramanlardan optisyen olan anne ile babasının yanı sıra, eşi ve oğlundan ilham ve güç aldığını vurguluyor. Joey Diekman markasına ait gözlüklerin tasarımlarına başlamadan önce çalışmış olduğu gözlük şirketleriyle işbirliği yaparak en iyi prototiplerinin temellerini atmış. Daima yüksek kalitedeki materyalleri tercih eden Joey Diekman, sade olduğu kadar zamansızlığa örnek teşkil eden tasarımlardan oluşan Helden koleksiyonlarını beğenilere sunmaya devam ediyor. Helden, saflık, temizlik ve tasarıma yönelik gerçekçi bir yaklaşımı temsil eden bir gözlük markası olarak küresel sektörde uzun yıllar adından konuşturmayı hedefliyor.

KERL’IN ALMAN KALİTESİ

Optik sektöründe oldukça yeni olmasına rağmen kapsamlı AR-GE çalışmaları ile hızla yükselişte olan Almanya merkezli gözlük markası Kerl, gözlük çerçevesi üretiminde materyal olarak karbon fiber kullanımını geliştirerek uyguluyor. Kerl Eyewear’ın karbon fiber kullanımıyla ilgili yaptığı yatırımlar ultra hafif, göz alıcı ve zarif çerçevelerden oluşan koleksiyonların ortaya çıkmasını sağladı. Sadece birkaç gram ağırlığa sahip ve kullanıcılarının yüzünde yüzermiş gibi bir etki bırakan Kerl gözlükleri, Alpenglühn’den bir gözlük tasarım uzmanı olan Markus Moser ile yapılan sıkı işbirliği neticesinde Almanya’da iki farklı tesiste titizlikle üretiliyor.

DANİMARKA’LI VAERK’İN İNOVATİF YAKLAŞIMI

Danimarka markası olan Vaerk, geleneksel gözlük üretimini yenilikçi mühendislik ile harmanlamaktadır. Ayrıntılara gösterilen yüksek ilgi, markanın çerçevelerinin minimalist çekiciliğini yansıtmaktadır. Karbon-ahşap, asetat ve paslanmaz çelik karışımlarından üretilen Vaerk gözlüklerini öne çıkaran en önemli özelliği, Harrit-Sørensen tasarım ekibiyle işbirliği içerisinde oluşturdukları son teknoloji ürünü bir menteşe sistemidir. Vaerk’in menteşeleri, hazırladıkları çerçevenin vida, çivi gibi pratiklikten uzaklaştıran bileşenlerden özgürleşmesini sağlamaktadır.

VAVA PORTEKİZ’İN GÖZ BEBEĞİ

Tasarımsal zarafet ve işlevsellik felsefesi üzerine kurulan Portekiz merkezli gözlük markası Vava Eyewear, gözlükleri adeta mimari mücevherler gibi tasarlayıp üretiyor. Sanattan özelikle minimalizmden ilham alan Vava’nın tasarımlarımda doğal çizgileri, sade ama güçlü yapılara dönüştürmesi şaşırtıcı değil. Vava’nın tasarımları üniseks ve zamansız tarz etrafında şekilleniyor. Kendine özgü menteşe sistemini oluşturan Vava, koleksiyonlarındaki benzersiz formları ve çevre dostu materyal kullanımlarıyla çıtayı yükseklere taşıyor.

Kaynak: Spectr

Ağustos 2021

Sea2see Eyewear

ÖNCELİKLE DOĞANIN HİZMETİNDE

Okyanusların ve denizlerin korunması misyonuyla premium kalitede gözlükler hazırlayan Sea2See’nin Kurucusu ‘Sürdürülebilir gözlükler değil, o gözlükleri kullananlar dünyayı değiştirecekler’ diyor…

Sea2See Eyewear, okyanuslara ve doğaya derin bir tutkuyla bağlı bir baba ve girişimci olan François van den Abeele tarafından kuruldu. Markanın Kurucusu François van den Abeele dünyanın her yerinde insanların gün geçtikçe çevreye daha duyarlı hale geldiklerine yönelik sarsılmaz inancıyla, çevreyi kirleten zihniyetlerin azalması, ekolojik açıdan dost materyallerin kullanımının artması, kaynakların koruma odaklı tüketimi gibi çevresel ve sosyal sorumluluk bilincine sahip bir ‘doğa insanı’ olarak karşımıza çıkıyor. Geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için geride miras bırakacaklarımıza dair bilinç ve farkındalığın her artışıyla, dünyayı değiştirmeye bir adım daha yaklaştığımızı markasının temel felsefesi haline getiren François van den Abeele’nin en önemli misyonu ürünlerinin tasarım, üretim aşamaları da dahil olmak üzere tüketim alışkanlıklarına kadar geçen süreci mümkün olabildiğince çevre dostu bilince göre yapılandırmaktır.

Sea2See optik ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının tasarım ve üretimini İtalya’da gerçekleştirirken, şık ve yüksek kalitedeki koleksiyonlarının tamamında materyal olarak Batı Afrikalı, İspanyol ve Fransız balıkçılarla işbirliği yaparak okyanus ve denizlerden topladığı plastik atıkları kullanmaktadır. Deniz ve okyanus atıklarını hammadde olarak benimseyen Sea2See’nin bu yaklaşımı optik endüstrisinde benzersiz bir konuma ulaşmasını da sağlıyor. Plastiğin ana hammadde kaynağı olması ve bu kaynağın sürdürülebilirlik amacıyla optik ve güneş gözlükleri haline getirilmesi sektörel anlamda Sea2See’yi gerçekten de öncü markalar arasına sokuyor. Marka, özellikle tüketicilerin de atık materyallerin birinci sınıf kalitede ürünlere dönüştürülebileceğini anlamaya başlaması için çalışmalarını sürdürüyor. Kurucu François van den Abeele, Sea2See’nin gözlüklerini her kullanan kişinin çevresel doğal döngüye okyanusların ve denizlerin temizlenmesine katkıda bulunarak önemli ölçüde destek olduklarını vurguluyor. Marka yakın geçmişte kurulmuş olmasına rağmen şimdiye kadar toplam 454 ton plastik atığı Afrika ve Avrupa’yı kuşatan okyanus ve denizlerden toplamış ve büyük önem verdikleri AR-GE çalışmaları konusunda gerek yaptıkları araştırmalar gerekse de yatırımlarla motivasyonlarını hiç kaybetmeden bu plastik atıkları titizlikle yeniden işleyerek yüksek kalitede ve zarif koleksiyonlara dönüştürüyor.

Sea2See’nin 2016’da ilk kez beğenilere sunduğu çağdaş tasarımlara sahip, sportif ve zamansız güneş gözlüğü koleksiyonu 18 modelden oluşuyordu. Marka geçen süre zarfında bu koleksiyonunu erkekler, kadınlar ve gençlere yönelik olmak üzere 250’den fazla optik ve güneş gözlüğü modeli ekleyerek genişletti. Sürdürülebilir ve çevre dostu felsefeye kendini adamış olan marka tüm gözlüklerinin kutu ve ambalajlarında şeker kamışı özünden yararlanmakta ve bu ambalajların üzerindeki baskıları da bitki bazlı mürekkeplerle yapmaktadır. Marka 2020 yılının Şubat ayında İspanya’nın Başkenti Barselona’da en büyük mağazasının açılışını gerçekleştirmiştir. Sea2See Eyewear ürünleri, dünyanın dört bir yanındaki önde gelen bağımsız optik perakendecilerde ve markanın temel felsefesine ve misyonuna kendini adamış zincir mağazalarda stoklanmaktadır. Sea2See Eyewear, Positano 02 isimli gözlüğü ile de İngiltere’de gerçekleştirilen 2020 Optician Awards’da ‘Yılın Çerçevesi’ ödülünü evine götürmeye hak kazanmıştır.

SEA2SEE 2021’DE
‘SEVDİĞİMİZİ
KORUYORUZ’ DİYOR

Sea2See Eyewear 2021 yılına yeni optik ve güneş gözlüğü koleksiyonunun reklam kampanyasını beğenilere sunarak devam ediyor. Yeni Sea2See kampanyasının fotoğraf çekimleri İspanya’nın Katalan sahilini süsleyen Akdeniz’in mavi sularında yapıldı. ‘Seastainable’ gözlük öncüsü Sea2See, okyanusları kurtarmak ve denizlerden atıkları çıkarmak için 2016 yılında ilk adımlarını attığı Katalan sahilinde çekimleri yapılan 2021 optik ve güneş gözlüğü modellerini içeren kampanyası ile DNA’sını birebir yansıtıyor. Sürdürülebilir değerlere adanmış ve optik endüstrisinde benzersiz bir yeniliğe imza atmış olan Sea2See, ekolojik ve sosyal bir çabanın parçası olarak toplanan geri dönüştürülmüş deniz atıklarından şık ve birinci sınıf kalitede gözlükler üretmeye devam ediyor. Sea2See’in 2021 koleksiyonu ve koleksiyona ait yeni kampanyası da, markanın olağanüstü bir güzelliğe sahip dünyamızı ve sevdiğimiz doğal hayatı koruma felsefesini güçlendirirken, gözlük severleri de bu felsefeyi gerçeğe dönüştürmede adeta iş birliğine davet ediyor.

Sea2See’nin 2021 sürdürülebilir çerçeveleri, zarafet ve estetik görünüm açısından yenilikçi olan ‘minyon’ kesim tasarımlarıyla dikkatleri üzerlerine çekiyor. Kadın ve erkeklere özel bu yeni ve şık tasarımlar, formları ve stilleriyle kullanıcılara kapsamlı seçenekler sunuyor. Hafiflikleri ve detaylarına gösterilen özenle beğeni toplayan modeller, rahatlık ve konfor vadediyor. Zamansız ve çağdaş renk kombinasyonlarına yer veren Sea2See 2021 gözlük koleksiyonu, doğadan ilham alan renk tonları ve renklere verdiği ‘dalgalanma efekti’ ile stil sahibi kullanıcıların ihtiyaçlarına ideal bir şekilde cevap veriyor.

Sea2See Eyewear’in 2021 optik ve güneş gözlüğü koleksiyonunda da diğer koleksiyonlarında olduğu gibi materyal olarak %100’ü okyanus ve denizlerden toplanan plastik atıklar kullanılmış ve tüm koleksiyon İtalya’da titizlikle üretilmiştir. Koleksiyonda kullanılan plastik atıklar UPSEA™ PLAST adı verilen biyo yakıtlarla yeniden kullanılabilir hammaddeye dönüştürülmüştür. Bu hammadde Cradle to Cradle ™ Gold sertifikalıdır ve gözlüklerdeki kaliteli bitişi; dayanıklılık, hafiflik ve kullanım kolaylığı ile birleştirerek benzersiz bir yeniliği temsil etmektedir.

Mayıs 2021

Roveri Eyewear

SADECE ERKEKLERE ÖZEL LÜKS

Henüz 2019 yılının son aylarında lansmanı yapılan İtalya merkezli ve erkeklere özel gözlükler üreten Roveri Eyewear’ı en iyi; inovasyon, teknik mükemmelliyetçiliğe yönelik tutku ve ödün verilmeyen estetik kavramları ile özetleyebiliriz.

Roveri Eyewear zamansız lüks ve performans için inovatif bir ruhla, yeni ve keşfedilmemiş materyal kombinasyonlarından oluşan koleksiyonlar hazırlayan henüz 2019 Sonbaharında lansmanı yapılmış erkeklere özel yeni bir İtalyan gözlük markası olarak karşımıza çıkıyor. Roveri Eyewear’ın genç Kurucusu Michele Claseri İtalya’nın Bergamo şehrinde doğup büyümüş ve okulunu bitirdikten sonra geçtiğimiz 10 yılını otomotiv sektörüne, imalatçılığa ve materyallerini harmanladığı dayanıklılık odaklı tasarımlara adamış bir girişimcidir. Ferrari’nin Maranello’daki F1 departmanında görev alan Michele Claseri, yüksek kalitedeki saatlere, erkeklere yönelik aksesuarlara ve tabii ki otomobillere olan tutkusundan hiç vazgeçmemiş. Michele Claseri Los Angeles’a taşındıktan sonra Roveri markasını yaratmak için çok güçlü bir istek duymuş ve o zamana kadar öğrendiği herşeyi ve tüm deneyimlerini birleştirerek Roveri Eyewear’ı kurmuş. Michele Claseri, Roveri Eyewear ile tarihi ve değerleri olan, Bergoma gibi yüksek kalitedeki tekstil imalatıyla dünyanın en prestijli moda markalarına ev sahipliği yapan zarafeti ve birinci sınıf oluşuyla ünlü şehrinde, yüksek standartlara sahip ürünler ortaya koyan ve modern çağda dünyanın modern centilmenleri nasıl görmesi gerektiğine dair bir tarzı yansıtabilen bir marka hedeflemiştir.

BERGAMO’NUN TARİHİ MİRASI

İtalyan yapımı kalite ve İtalyan tasarım tutkusu dendiğinde birçok ünlü moda markasının kurulduğu Milano, Roma, Floransa, Torino ve Venedik gibi İtalyan şehirleri aklımıza gelmektedir. Ancak İtalya sınırları içerisinde belki adı çok daha az geçen bir cevher olan Bergamo şehrini barındırmaktadır. Bir Kuzey İtalya şehri olan Bergamo, dünyanın en ünlü tasarımcılarının, stilistlerinin, şeflerinin ve İtalyan girişimcilerinin doğuşuna ev sahipliği yapmıştır. Aşağı ve Yukarı Bergamo olarak ikiye bölünen zamansız şehir, en özel gıda, mimari, tarihi anıtlar ve moda deneyimlerini de kendisiyle birlikte sunmaktadır. Roveri Eyewear de Bergamo’nun bu tarihi mirasıyla iç içe geçmiş bağıyla, evrensel insani değerlerin, duyguların ve geleneklerin modern bir temsilini sergilemeyi amaçlamaktadır.

ROVERI EYEWEAR ÜRÜNLERİ LÜKS KOKUYOR

Bergamo’daki mükemmelliyetçilik odaklı imalat süreci ve materyal seçimi, Roveri Eyewear’ın gözlük çerçeveleri için gerekli olan tüm bileşenleri sağlamaktadır. Roveri Eyewear, gözlük koleksiyonları için seçtiği materyallerde yenilikçi bakış açısını koruyarak hep en üst seviyedeki materyal ve materyal kombinasyonlarını tercih etmektedir. Örneğin, birinci sınıf saat üreticisi markaların tercih ettiği bir materyal olan işlenmiş çok katmanlı karbon fiber halkayı ilk kez Roveri Eyewear uygulayarak inovatif yönünü sektöre kanıtlamıştır. Çok katmanlı karbon fiber halka kullanılarak güneş gözlüğü yapısı oluşturmak zor ve deneyim isteyen bir süreci kapsasa da, Roveri Eyewear yeni kurulan genç bir marka olarak bu süreci başarıyla tamamlamıştır. 2019 yılının son aylarında beğenilere sunulan Roveri Eyewear’ın tasarımcılarından Carmelo Di Termini büyük bir titizlikle farklı materyal kombinasyonlarıyla mühendislik deneyimini birleştirerek benzersiz ve inovatif Roveri güneş gözlüklerini çizip, tasarlamayı sürdürmektedir. Titanyum materyaliyle çalışmanın ise ayrı bir deneyim gerektirdiğini bilen Roveri Eyewear, yüksek kaliteli çerçevelerine yenilerini eklemek için en ünlü titanyum gözlük üreticileriyle de işbirliği yaparak güzelliğin ve kalitenin peşinden gitmeye devam etmiştir. Roveri Eyewear koleksiyonlarında kullanılan asetat da tamamen İtalya’da üretilmektedir. Roveri’nin kullandığı tabakalar halinde üretilen asetat, daha sonra en parlak, bitki bazlı selüloz asetatı elde etmek için makinede işlenmektedir. Tüm bu materyallere ek olarak Roveri’nin merkezinin bulunduğu Bergamo şehrinin dericilik ve deri işlemeleriyle ünlü olduğunu belirtmemiz gerekir. Roveri Eyewear’a ait her gözlüğün kılıfı ve çantası; birinci sınıf Bergamo inek derisi kullanılarak işlenip, dikilmektedir. Roveri koleksiyonlarının şimdiden adeta lüks koktuğunu belirtebiliriz.

ROVERI EYEWEAR EN YENİSİ CLM-7’Yİ SUNUYOR

Michele Claseri’nin Kurucusu olduğu sadece erkeklere özel gözlükler üreten İtalya merkezli gözlük markası Roveri Eyewear, modern bir spor lüks stili, zamansız çekicilik ve tavizsiz performansla harmanladığı benzersiz panto tasarımı CLM-7 güneş gözlüğünü beğenilere sunuyor. Siyah ve kahverengi olmak üzere iki renk seçeneğiyle sunulan güneş gözlüğünün, sportif ve dinamik yaşam tarzını benimseyen erkekler için ideal bir alternatif olduğunu söyleyebiliriz.

Yüksek standartlardaki kalite, inovasyon ve ince detaylara gösterilen özen ile özetleyebileceğimiz Roveri’nin yeni tasarımı CLM-7, en çok istenilen spor otomobillerin hassasiyetine ve zarifliğine benzer şekilde, karbon fiber alanındaki uzmanlarla İtalya’da geliştirildi. Günlük kullanıma uygunluğu ve zamansız şıklığı ile ilgi çeken CLM-7 güneş gözlüğü, zengin kişiliklere ve farklı stillere sahip kişilere hitap etmektedir. CLM-7 güneş gözlüğü erkeklere özel zarif detaylarıyla mermere benzeyen desenli bir yüzeye sahip oluşuyla dikkat çekiyor. Lüks karbon fiber materyalin, kaliteli bir tamamlayıcısı olan beta titanyum saplara ve asetat uçlara sahip olan CLM-7, UV ışınlarına karşı %100 koruma sağlayan premium kalitedeki Zeiss polarize güneş camlarıyla donatılmıştır. Tasarım, moda ve hızlı arabalar uzmanı bir Kurucuya sahip Roveri Eyewear’ın CLM-7 için hazırladığı kampanya fotoğrafları da, markanın lükse, spora, ve performansa bağlılığını gözler önüne seriyor.

Nisan 2021