Bir Swarovski Kedi Gözü

Swarovski’nin imzası pırıltı kristalleri, kedi gözü formu yorumladığı bu zarif güneş gözlüğünde de kaş çubuğunda ve saplarda yerini buluyor. Altın tonlu çerçeveye pembe kristaller eşlik ediyor.

Ocak 2026

Tiffany Co.’dan Saf Lüks

Tiffany Co. gözlük serisinin göz alıcı modellerinden Tiffany T güneş gözlüğü, altın kaplama metal çerçevesi, elde uygulanan kristal detayları ve azurit taşı rengi degrade camlarıyla harika görünüyor.

Ocak 2026

Matsuda’dan Vintage Şıklığı

Matsuda, yüksek kalitede titanyumdan değerli metallerle kapladığı bu eşsiz etkili güneş modelini, elle cilalanan imzası M+N motifiyle tamamlamış. Vintage tutkunları için müthiş bir seçenek.

Ocak 2026

Gucci’den Asil Detaylar

Günümüzde Kreatif Direktörü Demna Gvasalia ile çağdaş modayı yorumlayan modaevi Gucci, lüks gözlük tasarımına yön vermeyi sürdürüyor. Sıra dışı detaylara sahip bu siyah modeli yine eşsiz.

Ocak 2026

Chloe’den Pembe Heykel

Pembe heykelsi görünümü, gözlük tutkunları için lüksle buluşturan Chloe; kalın çizgilere yer verdiği bu şık güneş gözlüğüyle farkını hissettiriyor. Mermer etkili yuvarlak form stilleri yükseltecek.

Ocak 2026

Versace ile Medusa Gücü

Versace, geometrik çizgileri yorumladığı bu altın tonlu metal çerçeveyi siyah camlarla tamamlamış. Saplardaki ikonik Medusa detayları ise güneş stilinin karakterini daha çarpıcı hale getirmiş.

Ocak 2026

Bir Dior Rüyası

Dior, Parizyen şıklığına tutkunları cezbedecek bu güneş modeliyle zamansızlığı vadediyor. Minimal dikdörtgen olan parlak siyah asetat çerçeve; altın saplardaki gümüş CD logosuyla boyut atlıyor.

Ocak 2026

Bir Chanel Dikdörtgeni

Chanel’in siyah, dikdörtgen formdaki bu asetat güneş gözlüğü, klasiklerin inovatif dokunuşlarla büyüleyici olabildiğini kanıtlıyor. Üst çerçeve ve saplara uygulanan altın dokular çok şık.

Ocak 2026

Zehra Optik

ZEHRA OPTİK

En İyi Mağaza Ödülünü Kazanan Yenilikçi Adres

“Silmo Award İstanbul gibi prestijli bir ödülü kazanmak benim için tarif edilmesi zor bir mutluluk ve büyük bir başarı anlamına geliyor. Bu ödül bana, hayalini kurduğum çizginin sektörde karşılık bulduğunu gösterdi ve daha iyisini yapma cesareti verdi”

Merhaba Zehra Hanım. Okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtarak sektörel yolculuğunuzun nasıl başladığından bahseder misiniz?
Merhabalar, ben Zehra Uzundemir. 2020 yılında Optisyenlik bölümünden mezun olduktan sonra sektöre adım attım. Yaşadığım ilçedeki bir optik mağazasında iki yıl boyunca çalıştım. Bu süreçte hem atölye tarafında hem de müşteriyle birebir iletişim konusunda kendimi geliştirme fırsatı buldum. Zamanla fark ettim ki insanlara yardımcı olmak ve onların memnuniyetini görmek beni mesleğime daha da bağlıyor. Gözlüğünü teslim ettiğim oldukça yaşlı bir müşterinin daha net görmesine yardımcı olduğum için iyi dileklerini ve dualarını iletmesi beni derinden etkilemişti. O an sayesinde, yaptığım işin insanlar için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım. Bu duygunun, optik sektöründeki yolculuğumun temelini oluşturduğunu söyleyebilirim.

Zehra Optik’i 2025 yılında Muğla’da açtınız. Mağazanızın kurmaya ne zaman ve nasıl karar verdiğinizi paylaşır mısınız?
Kendi mağazamı kurma fikri, optisyenlik öğrencisiyken şekillenmeye başladı. O dönemden itibaren standartların dışında, mevcut mağazalardan farklı bir konsept hayal ediyordum. Alışılmış optik mağaza anlayışının ötesinde; insanların kendilerini rahat, konforlu ve samimi hissedebileceği bir ortam yaratmak istedim. Mesleğe adım attığım ilk yıllarda edindiğim deneyimler de bu hayalimi olgunlaştırdı ve bana nasıl bir yol izlemem gerektiğini gösterdi. Müşterilere yalnızca ürün sunan değil, gerçekten ihtiyaçlarını dinleyen ve kişiye özel çözümler üreten bir mağaza kurgulamayı hedefledim. Zamanla bu düşünceler netleşti, cesaretim ve birikimim birleşti ve bugün kendi adımı verdiğim mağazamda bu vizyonu hayata geçirmiş oldum. Zehra Optik, benim için sadece bir iş yeri değil, yıllardır kurduğum hayalin somut karşılığıdır.

Ortaca gibi yerel bağların güçlü olduğu bir ilçede mağaza açmak, müşterilerinizle ilişkilerinize ve işinize nasıl yansıyor?
Ortaca’da insanların birbirini tanıdığı, güven ilişkisinin çok kıymetli olduğu bir sosyal doku var ve bu yapı işimi kurarken bana sağlam bir zemin sundu. Müşterilerimin beklentilerini, günlük alışkanlıklarını ve ihtiyaçlarını yakından gözlemleme fırsatı buluyorum. Bu sayede onlara yalnızca ürün sunan bir mağaza değil, gerçekten dinleyen ve doğru çözümler üreten bir adres olabiliyorum. Zaman içinde kurduğumuz samimi iletişim hem mesleki anlamda beni besledi hem de mağazamın istikrarlı biçimde büyümesine katkı sağlıyor. Yerel profilin gücü, işimi sadece ticari bir girişim olmaktan çıkarıp güvene dayalı uzun soluklu bir mesleki yolculuğa dönüştürdü.

Mağaza dekorasyonunuz son derece etkileyici. Tasarımı için bir iç mimarla çalıştınız mı ve konseptini nasıl oluşturdunuz?
Mağaza dekorasyonu benim için büyük önem taşıyordu ve Lotis Design firmasından iç mimarımız Dilara Isparta ile çalışmak gerçek anlamda heyecan vericiydi. Tanıştığımız ilk andan itibaren Dilara Hanım ile uyumumuz mükemmeldi; aynı zevkleri paylaşıyor olmak ve benzer bakış açılarına sahip olmamız ise benim için çok değerliydi. Bu uyum sayesinde, mağaza konseptini belirlemek de uygulamak da oldukça kolay ve keyifli bir süreç oldu. Mağazamızın mimari kimliğiyle, müşterilerimize ilk andan itibaren sıcak, samimi ve güven veren bir atmosfer sunmayı hedefledik. Mağazanın tasarımı; modern ve şık detaylarla birlikte müşterilerimizin kendilerini rahat ve konforlu hissetmesini sağlıyor. Bu sayede, mağazaya adım attıkları ilk anda pozitif bir izlenim bırakabiliyor ve onlara kendilerini özel hissettirmeyi başarıyoruz.

Silmo Award İstanbul 2025’te ‘En İyi Optik Mağaza’ ödülünü kazanmak sizin için ne ifade ediyor ve bu başarı geleceğe dair hedeflerinizi nasıl şekillendiriyor?
Optik sektörüne yeni katılmış genç isimlerden biri olmama ve mağazamın henüz ilk beş ayını tamamlamış olmasına rağmen, Silmo Award İstanbul gibi uluslararası itibarı olan prestijli bir ödüle layık görülmek benim için tarif edilmesi zor bir mutluluk ve çok değerli bir başarı anlamına geliyor. Bu ödülü yalnızca kişisel bir takdir olarak değil, ortaya koymaya çalıştığım anlayışın ve Zehra Optik’te inşa etmek istediğim farklı mağaza kültürünün de onaylanması olarak görüyorum. Ödül, markamızın vizyonunu daha da güçlendirdi ve geleceğe dair hedeflerimize olan inancımızı pekiştirdi. Müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini, ürün çeşitliliğini ve yenilikçi yaklaşımımızı daha ileriye taşıma konusunda güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Aynı zamanda sorumluluğumuzu da artırdı; çünkü bu noktadan sonra Zehra Optik’ten beklentinin daha yüksek olduğunun farkındayım. Önümüzdeki dönemde mağazamı yalnızca ürün satılan bir alan olarak değil, danışmanlık ve güven temelli bir buluşma noktası olarak geliştirmeye devam etmek istiyorum. Bu ödül bana, hayalini kurduğum çizginin sektörde karşılık bulduğunu gösterdi ve daha iyisini yapma cesareti verdi.

Mağazanızdaki ürünlerinizi ve gözlük seçkinizi belirlerken hangi kriterleri ön planda tutuyorsunuz? 
Ürünleri seçerken öncelikle marka bilinirliğine ve güvenilirliğe büyük önem veriyorum. Tanınmış markaların gözlüklerini sunmak, müşterilerime kalite konusunda güçlü bir referans verebilmemi sağlıyor. Bunun yanı sıra, sadece bilinen çizgide kalmak istemiyor, daha butik ve özgün tasarımlara sahip çerçevelere de mutlaka yer açıyorum. Çünkü her müşterinin tarzı ve ihtiyacı farklı; bu çeşitliliği sunabilmek benim için önemlidir. Cam seçimlerinde de aynı özeni gösteriyor, görsel estetiğin yanında teknik performansı da dikkate alıyorum. Mağazama giren birinin hem modaya uygun hem de göz sağlığı açısından doğru seçeneklere kolayca ulaşabilmesini hedefliyorum. Bu nedenle seçkilerimi oluştururken trendleri, kaliteyi ve müşterilerimden aldığım geri bildirimleri birlikte değerlendiriyorum.

Mağazanızda müşterileri nasıl bir deneyim karşılıyor? Hizmet anlayışınızı nasıl tanımlarsınız?
Mağazamı ziyaret eden müşteriler, öncelikle samimi ve sıcak bir atmosferle karşılaşıyor. Onları bir satış sürecinin parçası gibi değil, gerçekten dinlenen ve önemsenen misafirler gibi hissettirmeye özen gösteriyorum. Hizmet anlayışımın temelinde, her müşterinin ihtiyacını doğru analiz etmek ve ona en uygun çözümü sunmak yer alıyor. Gözlük seçimini sadece estetik bir tercih olarak değil, günlük yaşam kalitesini etkileyen önemli bir karar olarak görüyorum. Bu yüzden acele ettirmeden, alternatifleri birlikte değerlendirerek ilerliyoruz. Mağazada rahat bir ortam yaratmayı, insanların kendini özgürce ifade edebilmesini sağlamayı son derece önemsiyorum. Amacım, Zehra Optik’ten çıkan herkesin doğru ürünü seçtiğinden emin olup mutlu hissetmesidir.

Önümüzdeki dönem için Zehra Optik adına nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz?
Önümüzdeki dönem için en büyük hedefim müşteri odaklı yaklaşımımızı koruyarak istikrarlı biçimde büyümektir. Yenilikçi ürünleri ve farklı tasarımları mağazama daha fazla entegre etmeyi planlıyorum. Aynı zamanda teknolojiyi daha fazla entegre ederek, müşteri deneyimini zenginleştirmeyi ve genç bir marka olarak sektördeki konumumuzu daha da güçlendirmeyi planlıyoruz. Attığımız her adımın uzun vadeli ve sürdürülebilir olmasına özen gösteriyorum.

Silmo İstanbul Optik Fuarı 12. kez gerçekleşti. Fuarın gelişimi ve sektöre katkıları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Silmo İstanbul Optik Fuarı’nın her yıl daha da geliştiğini görüyoruz. Fuar, yalnızca yeni ürünlerin sergilendiği bir platform olmanın ötesinde, uluslararası optik dünyasının nabzının tutulduğu önemli bir buluşma noktası haline geldi. Farklı markaları, tasarımcıları ve sektör profesyonellerini bir arada görmek bize ilham veriyor. Ayrıca mesleki bilgi paylaşımının artmasına ve ortak bir sektör kültürünün oluşmasına büyük katkı sağlıyor. Silmo İstanbul’un önümüzdeki yıllarda uluslararası etkisinin daha da artıracağına yürekten inanıyorum.

Değerli röportajınız için teşekkür ederiz. Son olarak 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Derginiz 4 your eyes; sektöre dair derinlemesine bilgiler sunan, yenilikleri ve trendleri takip eden önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Biz sektör profesyonelleri için değerli bir referans noktası olan 4 your eyes hem bilgi paylaşımını hem de sektördeki gelişmeleri yakından takip etmemizi sağlıyor; sektördeki bilgi akışını ve profesyonel gelişimi destekliyor. Başarılarınızın devamını dilerim.

Ocak 2026

Mykita

Mühendislik Odaklı Minimalizm, Evrilen Estetikler

Mykita

Mykita, çağdaş gözlüğü hassas mühendislik, rafine estetik ve ileriye bakan bir vizyonla yeniden tanımlamaya devam ediyor. Optik ve güneş koleksiyonları arasında kurduğu doğal denge, markanın tasarım anlayışını bütüncül bir çizgide ileri taşıyor.

Mykita, gözlük dünyasında çağdaş tasarımın referans noktalarından biri olarak konumlanıyor. Moritz Krueger tarafından 2003 yılında Berlin’de kurulan marka, mühendislik, zanaatkarlık ve ilerici estetik anlayışını aynı potada buluşturuyor. Mykita, yalnızca güçlü görsel diliyle değil, aynı zamanda tamamen entegre üretim modeliyle de farklılaşıyor. Tüm koleksiyonlar Berlin’deki Mykita Haus’ta el işçiliğiyle üretiliyor ve bu yapı markaya tasarım, geliştirme ve üretim süreçleri üzerinde tam kontrol sağlıyor. Bu bağımsız yaklaşım, Mykita’nın değerlerinden ödün vermeden istikrarlı biçimde büyümesine olanak tanırken, uzun ömürlü ve titizlikle tasarlanmış gözlükler konusunda güvenilir bir marka haline gelmesini sağlıyor. Mykita; mevsimsel trendlerin peşinden gitmek yerine, malzeme araştırmasına, teknik mükemmelliğe ve disiplinler arası işbirliklerine dayanan bütüncül bir tasarım felsefesi inşa ediyor. Patentli mühendislik çözümlerini, form ve uyuma dair kişiye özel yaklaşımıyla birleştirerek hem işlevsel hem de zamansız ürünler ortaya çıkarıyor. Çevresel ve sosyal sorumluluk konularında benimsediği güçlü duruş, hızla değişen sektörde markanın güvenilirliğini daha da güçlendiriyor. Mykita, 2025 yılına girerken sunduğu koleksiyonlarıyla tasarım anlatısını belirgin şekilde genişletti. Her seri, farklı bir malzeme ya da yüzey araştırmasını merkeze alarak özellikle optik koleksiyonlarda hassasiyet, yalınlık ve rafine estetik anlayışını pekiştirdi. Yılın son aylarında sunduğu yenilikler, markanın bilinçli bir gelişim sürecinde olduğunu ve yaratıcı anlamda net bir yön belirlediğini ortaya koyuyor. Bu dönem aynı zamanda, bir sonraki tasarım evresine doğal ve kesintisiz bir geçişin zeminini oluşturuyor. 2026’ya doğru ilerlerken Mykita, ani kırılmalar yerine süreklilik hissi taşıyan bir yaklaşım sergiliyor. Yeni yılla birlikte sunduğu konseptler; yönelim, ölçülülük, malzeme seçimleri ve teknik zarafet ilkeleriyle şekillenmiş, kendinden emin ve ileriye dönük bir Mykita çizgisi sunuyor.

Verimli Bir Yılı Ardında Bıraktı
Mykita, 2025 boyunca malzeme, yüzey ve oran üzerine kurulu özenle geliştirilmiş konseptlerle koleksiyonlarını genişleterek güçlü bir tasarım ivmesi ortaya koydu. Yılın öne çıkan adımlarından biri olan Amber Havana, klasik kaplumbağa deseninin çağdaş bir yorumu olarak sunuldu. Koyu kehribar tonları ve ince kırmızı yansımalar, asetat çerçevelere sıcaklık ve derinlik kazandırdı. Amber Havana kapsülünün renk paleti cesur ama dengeli bir ifade sunarken, rengi sakin bir özgüvenle taşımak isteyen kullanıcılar için modern alternatifler haline geldi. Mykita’nın asetat ürünlerinde kullandığı tasarım dili ve Endura menteşe sistemiyle birleşen bu çerçeveler, rafine estetiği uzun vadeli konfor ve dayanıklılıkla buluşturuyor.

Öte yandan, hassasiyet kavramı 2025 yılında Mykita tarafından Rx Lessrim koleksiyonunda merkezde yer alışıyla daha ön plana çıktı. Çerçevesiz gözlüğü çağdaş bir bakış açısıyla yeniden ele alan Lessrim, ultra ince paslanmaz çelik yapısıyla cam kenarını neredeyse görünmez bir şekilde tanımlıyor. Ortaya çıkan siluetler, kullanıcının doğal ifadesini ön plana çıkaran son derece yalın bir etki yaratıyor. Rafine metalik tonlar ve saplardaki zarif iki renkli detaylar, koleksiyona sessiz lüks hissini kazandırırken, çerçevelerin ultra hafif yapıları gün boyu konforu garantiliyor. Rx Lessrim, Mykita’nın tasarım netliği ve teknik ustalıkla yeniden düşünme kabiliyetini açıkça ortaya koyuyor. Marka, 2025 yılındaki bir diğer belirleyici adımını ise Ekim ayında sunduğu Mykita Lite Powder koleksiyonuyla attı. Gözlükte toz boya kullanımına öncülük eden bu inovatif seri, paslanmaz çelik tasarımlara alışılmışın dışında bir yüzey dili kazandırıyor. Dayanıklı ve karakteristik bu özel kaplama, Lite koleksiyonunun hafifliğini korurken, alışılmadık bir renk paleti sunuyor. Hafif dışbükey formlar, geleneksel tel çerçeveleri anımsatan ama çağdaş bir yorumla şekillenen üç boyutlu bir etki yaratıyor. Pastel tonlar ve şampanya altın üzerine uygulanan şeffaf kaplamalar, metal yüzeylerin derinliğini ve dokusunu öne çıkararak Mykita’nın malzeme odaklı ilerici tasarım anlayışını güçlendiriyor.

Marka Kodları Yeni Sezonla Evriliyor
Mykita’nın bu ivme üzerine inşa ettiği en yeni 2026 lansmanları, tasarım felsefesini hem güneş hem de optik gözlükte yeni ifadelere taşıyor. Berlin merkezli markanın Lessrim Sun konsepti; optik koleksiyonun hassasiyet anlayışını yalın ve net sessiz lüks yaklaşımıyla bir güneş gözlüğü kapsülüne dönüştürüyor. Lessrim güneş gözlükleri için seçilen ultra ince paslanmaz çelik yapılar, cam yuvasında neredeyse kaybolarak çerçevelere son derece temiz bir görünüm kazandırıyor. Koyu mat tonlar, ince metalik dokunuşlar ve sofistike iki renkli kombinasyonlar, Lessrim Sun koleksiyonun kozmopolit karakterini pekiştiriyor. Farklı geometrilere sahip üniseks formlar, minimalist mimariyi destekleyen degrade camlarla tamamlanıyor. Ortaya çıkan etki, çağdaş mücevheri andıran dengeli ve karakterli bir tasarım dili sunuyor. Mykita, Lite Acetate Sun ile asetatın heykelsi potansiyelini yetmişler esintili bir yaklaşımla 2026 sezonu için yorumluyor. Sıcak kehribar tonlu ve koyu Havana ön yüzler, atmosferik bir etki yaratırken, marka imza niteliğindeki hibrit yapısı asetat ile paslanmaz çeliği birleşimini zarif bir denge içinde buluşturuyor. Siluetler, ikonik formları çağdaş bir süzgeçten geçirerek modern, hafif ve zahmetsiz bir kullanım hissi sunuyor. Retro referanslar belirgin olsa da hiçbir zaman baskın hale gelmiyor ve Lite Acetate Sun Mykita’nın nostalji ile mühendislik hassasiyetini dengeleme yeteneğini yansıtıyor. Yeni yılla birlikte marka cesur bir adım daha atarak Lite Powder optik kapsülüne yeni neon pembe rengini ekliyor. Konseptin, minimalist tel çerçeve estetiği, canlı ve enerjik bir tonla buluşuyor. Mevcut pastel palete eklenen neon pembesi seriye dinamizm katıyor. Kampanyada, Lite Powder çerçevelerinden panto formlu Aita modelinde tanıtılan yeni renk, serinin diğer iki tasarımı olan aviator Tosca ve altıgen Santo’yu da kapsıyor. Hafif yapısını ve rafine karakterini koruyan bu tasarımlar, Mykita’nın görsel kodları zorlamaktan çekinmeden tasarım bütünlüğünü muhafaza ettiğini kanıtlıyor.

Ocak 2026