Optikim Optik

OPTİKİM OPTİK

Deneyimin Gücü

Silmo İstanbul’daki yabancı firmaların artışı özellikle biz katılımcılar açısından fuarın sektörümüze çok önemli bir katkı sunduğunu göstermektedir.

Merhaba İsmail Bey. Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıttıktan sonra sektördeki yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba. Yozgat/Sorgun doğumluyum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat Bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Optik sektöründeki yolculuğum üniversite son sınıftayken yarı zamanlı olarak çalışmam ile başladı. O dönemden günümüze sektörde 35 yılımı tamamladım. Birçok deneyim sonrası şimdi de sektörün farklı bir tarafında çalışmalarımızı ve faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Firmanızın kuruluş aşamasını, gelişimini ve sektörel vizyonunu bizimle paylaşır mısınız?
Yirmi yıl iki farklı firmada çalıştıktan sonra 2009 yılında kendi firmamızı kurduk ve 3 yıl ithalat yaparak sektörde faaliyet gösterdikten sonra 2014 yılında Ankara’da üretime başladık. 2022 yılına kadar yurt içinde ve yurt dışındaki toptancı müşterilerimize üretim yaptık. 2023 yılı Ocak ayı başından itibaren üreticilerimize yönelik tedarikçi olarak faaliyet göstermekteyiz. Bu yıl Ocak ayı itibarıyla şirket unvanımızı Optikim Optik Kimya ve Plastik Ürünler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti olarak değiştirdik. Metal menteşeler gibi çok spesifik girdiler hariç; bir üreticinin ihtiyaç duyacağı temel üretim girdileri olan vernik, boyalar, hammadde, yıkama kimyasalları, vibrasyon taşları gibi üretim malzemelerinin ithalatını yapıp, üreticilerimize sunuyoruz.

2014 yılında üretime başladınız, ardından 2022’de üretimi sonlandırıp sarf malzeme ithalatına yöneldiniz. Üretim sürecinden gelen tecrübeleriniz, bugünkü iş modelinize nasıl bir katkı sağlıyor?
Üretimde kullandığımız kimyasallar ile ilgili tedarikçi firma ile 2018 yılında yaşadığımız sorunlar bizi farklı bir arayışa yönlendirdi. O zamana kadar sektöre tedarik yapan firmaların asıl işleri farklı sektörlere yönelik işlerdi ve bizim sektörümüze yönelik bilgi ve deneyimleri yoktu. Bu durumu büyük bir eksiklik olarak gördük. Gözlük üretimine yönelik hammadde, vernik, boya, yıkama kimyasalları, vibrasyon taşları ve kimyasallarını farklı farklı firmalardan alıp, tam ve doğru olmayan teknik destek ile zaman kaybı, verimsiz üretim ve kaynak israfı gibi durumlar yaşanıyordu. Bizim gözlük üretimini biliyor olmamız ve ithal ettiğimiz tüm ürünlerin üreticilerinin sektörümüz ile ilgili deneyimlerinin olması bize çok şey katmaktadır. Tedarik faaliyetine başladıktan 4 ay sonra distribütörü olduğumuz Vernici Caldart firmasından ve yıkama kimyasalları konusunda uzman SCT-İsviçre firmasından uzmanları davet ederek müşterilerimize ve müşterimiz olmayan üretici firmalara eğitim toplantısı düzenledik. Bu bilgilendirme ve eğitimlerin kritik önemde olduğunu düşünmekteyiz. Deneyimlerimiz başta olmak üzere gerektiğinde Vernici Caldart ve SCT-İsviçre’den aldığımız teknik destekler ile müşterilerimizin karşılaştığı herhangi bir soruna mutlak çözüm üretebiliyoruz.

Şu anda hangi sarf malzemeleri ve hammaddeleri ithal ediyorsunuz? En çok talep gören ürünleriniz hangileri?
Distrübütörü olduğumuz Vernici Caldart firması aynı zamanda dünya devi EssilorLuxottica Group’un da vernik tedarikçisidir. EssilorLuxottica’nın dünyanın çeşitli ülkelerinde üretimde kullandığı vernik, boya gibi kimyasalların üreticisi Vernici Caldart; kaliteli üretim yapan özellikle ihracat hedefleyen müşterilerimizin en çok tercih ettiği ürünleri sunmaktadır. Hammadde ve yıkama kimyasalları konusunda da müşterilerimize birinci sınıf kalite ürünler sunmaktayız. Gerek fiyat gerekse ödeme vadeleri konusunda sunduğumuz avantajlar, müşterilerimizin her ürünümüze yoğun ilgi göstermesini teşvik ediyor.

Gözlük üreticileri için sunduğunuz orijinal vernik ve hammaddelerin farkı ve avantajları nelerdir?
Gerek optik çerçeveler gerekse güneş gözlükleri sonuçta cilt ile temas eden ürünlerdir. Dolayısıyla verniğin sağlamlık ve parlaklığının yanında cilt sağlığına yönelik faktörleri göz önünde bulundurmalı, uluslararası kalite ve test gerekliliklerini karşılamalıdır. Piyasada kimin ürettiği belli olmayan, gerekli güvenlik belgeleri olmayan, gerekli testleri ve kontrolleri geçip geçmediği kuşkulu, merdiven altı üretimi diyebileceğimiz vernikler de vardır. Bu tür vernikler kaliteli ve sağlıklı üretim için engeldir. Bu sebeple ithalatını yaptığımız ürünler bu gerekliliklerin tümünü karşılamaktadır. Özellikle ihracat yapan müşterilerimiz, teste girmiş gözlüklerinde bugüne kadar hiçbir sorunla karşılaşmamışlardır. Hammadde konusunda ise vernik müşterilerimize maliyet ve ödeme konusunda avantaj sağlayacak fiyatlarla birinci sınıf kalite hammadde tedarik etmekteyiz.

Türkiye distribütörü olduğunuz Vernici Caldart hakkında bilgi verebilir misiniz? Ürünlerinin sektördeki yeri ve tercih edilme sebepleri nelerdir?
Vernici Caldart Srl 1976 yılında İtalyada Belluno şehrinde aile şirketi olarak kurulmuş, bugün 27.000 m2 alanda iki farklı şehirde, iki fabrikada üretim yapan, gözlük sektörüne yönelik en çok ürün üreten, EssilorLuxottica başta olmak üzere dünyanın en büyük üreticilerine vernik, boya ve astar gibi kimyasalları üreten büyük bir şirkettir. Büyük gözlük üreticileri ile çalışmanın sağladığı avantajlar ile sektörün kalite beklentilerine uygun, daha kaliteli gözlük sektörü için en geniş ürün gamına sahip kimyasallar üretmekte ve biz de müşterilerimize sunmaktayız. Parlak ve mat verniklerimiz gerek parlaklık ve matlık dokularıyla gerekse sağlamlık bakımından çok tercih edilmektedir.

PA12 hammaddesinin enjeksiyon gözlük üretiminde kullanım avantajları nelerdir?
PA12 enjeksiyon gözlük üretiminde kullanılan en ideal polyamid türevidir. Sektörümüzde daha çok TR90 adıyla bilinir. Hafifliği, esnekliği kullanıcılarda büyük bir rahatlık sağlamaktadır ve kırılmaya karşı dayanıklılığı ile de bilinir. Enjeksiyon sonrası boyama, vernik uygulaması vb. işlemlerin kolay uygulanabilmesi de önemli avantajlarındandır.

Üreticilere sunduğunuz ücretsiz danışmanlık hizmetinin kapsamı nedir? Hangi konularda destek veriyorsunuz?
Artık üretici olmasak da üretimin her aşamasındaki tecrübelerimizi üreticilerimizle hiçbir karşılık beklemeksizin paylaşmaya önem veriyoruz. Doğru bilinen fakat verimsizliğe sebep olan üretim süreçleri hakkında üreticilere yardımcı oluyoruz. Sektöre yeni girecek firmalara makine ve teçhizat alımı konusunda uygun maliyet alternatifleri konusunda önerilerde bulunuyoruz.

Türkiye optik sektöründeki üretici firmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Üretimde gelişim için sizce neler yapılmalı?
Öncelikle enjeksiyon gözlükte büyük bir arz fazlası var ve bu düşük kapasitede çalışmaya neden olmaktadır. Üreticilerimiz, verimlilik dolayısıyla karlılık konusunda titiz olmalılar. Yurt içi pazarda fiyat rekabeti ile verimsiz çalışmak yerine; marka oluşturmak, markalaşma sürecini doğru yönetmek, ihracata yoğunlaşmak gerekir. Sıradan, basit gözlükler üretmek yerine katma değeri yüksek, kaliteli ve nitelikli gözlükler tasarlayıp üretmek hedef olmalıdır. Ülkemizin konumu gereği sahip olduğumuz lojistik avantajı kullanarak, nitelikli ve katma değeri yüksek gözlük üretimi ile AB ülkeleri için çok iyi bir tedarikçi ülke olabiliriz. Bu konuyu bireysel olarak değil, Gözlük Sanayicileri Derneğinin koordinasyonu ile yetkili kamu kurumlarını da işin içine dahil ederek ele almalı ve atılım yapılmalıdır.

Silmo İstanbul Optik Fuarı hakkındaki görüşlerinizi ve fuarın sektöre katkılarıyla ilgili yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?
Silmo İstanbul katıldığımız ve gelecekte de katılmayı düşündüğümüz tek fuardır. Distribütörü olduğumuz firmaların uzmanlarını özellikle son iki yıldır Silmo İstanbul’daki standımızda müşterilerimizle buluşturmak, onların istek ve sorularına birinci elden yanıtlar vermek fuarın önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Ayrıca fuarın İstanbul’da yapılması, şehrin ulaşım, konaklama kolaylıkları ve konumu gereği hem katılımcılar için hem de ziyaretçiler için önemli tercih nedenidir. Silmo İstanbul’daki yabancı firmaların artışı özellikle biz katılımcılar açısından fuarın sektörümüze çok önemli bir katkı sunduğunu göstermektedir. Fuarın zamanlaması ve fuar günleri konusunda katılımcıların görüşünün alınması fuarın etkinliğini daha da arttıracaktır diye düşünüyoruz.

Bu değerli röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz 4 your eyes ile ilgili yorumlarınız nelerdir?
Sektörümüzün tamamı için yeniliklerin, gelişmelerin, moda tredlerinin izlendiği ve haberleştirildiği çok gerekli ve başarılı bir yayın olduğunu düşünüyoruz. Yayınlarınızın ve başarılarınızın devamını diliyoruz. Sektörün farklı bir aktörü, bir tedarikçi olarak bize gösterdiğiniz ilgi için de ayrıca teşekkür ederiz.

Haziran 2025

Design Eyewear Group

Design Eyewear Group

Tasarımda Cesaret

Güçlü kariyerine Face à Face ile başlayan DEG ortak Kreatif Direktörü Claire Ferreira “Gözlük tasarlarken milimetrenin onda biri bile ifadeyi şekillendirmede etkili oluyor. Bir çizginin en küçük kıvrımı bile bambaşka ifadeler ortaya çıkarabiliyor” diyor.

Profesyonel gözlük tasarımcılığına; Pascal Jaulent, Nadine Roth ve Alyson Magee tarafından Fransa merkezli olarak 1995 yılında kurulan Face à Face ile başlayan Claire Ferreira, bağımsız markanın 2015 itibarıyla Design Eyewear Group’a katılmasıyla birlikte günümüzde 15 yılı dolduran kariyerine DEG’nin ortak Kreatif Direktörü olarak devam ediyor. Design Eyewear Group’un en değerli tasarımcılarından biri olarak öne çıkan Claire Ferreira, her bir çerçevenin estetik, yenilik ve özgünlüğü harmanlayan benzersiz bir parçaya nasıl dönüştüğünü ikonik tasarımlarıyla gözler önüne seriyor. Design Eyewear Group’un ortak Kreatif Direktörü Claire Ferreira ile ilham kaynakları, kendine özgü yaratıcı yaklaşımı ve teknik kısıtlamaları fırsata nasıl dönüştürdüğü hakkında yapılan röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

Merhaba Claire. Gözlük tasarımı yolculuğunuz nasıl başladı ve gelişti?
Tasarım alanına çok erken yöneldim; önce Uygulamalı Sanatlar alanında lise diploması aldım. Sonrasında École Boulle’den Yüksek Teknik Sertifikası, ardından Olivier de Serres’ten Uygulamalı Sanatlar Yüksek Diploması ile mezun oldum. Ardından Londra’daki Royal College of Art’ta ürün tasarımı alanında yüksek lisans yaptım. Böylece tasarıma iki farklı ama tamamlayıcı yaklaşımla bakma fırsatı buldum. Fransa’daki yaklaşımın sosyolojik ve kavramsal; İngiltere’dekinin ise daha sanatsal ve deneysel olduğunu fark ettim. Eğitimimden sonra profesyonel kariyerime Face à Face’te gözlük tasarımcısı olarak başladım ve on beş yıldır bu meslekteyim, markayla birlikte gelişiyorum. Bu süreçte bağımsız bir marka olan Face à Face, Design Eyewear Group’a katıldı. Bugün DEG dokuz marka geliştiriyor ve pazarlıyor; ben de bunlardan üçünün sanat yönetimini ortaklaşa yürütüyorum.

Yeni bir gözlük tasarımı üzerinde çalışırken karşılaştığınız başlıca zorluklar nelerdir?
Dört ana zorluk görüyorum. İlki, ‘zaten görülmüş’ olanlardan uzaklaşıp yenilik yaratma gerekliliği diyebilirim. İkincisi, tasarım hedeflerine ulaşmak için üreticilerin sınırlarını zorlayan teknik zorluklardır. Örneğin Face à Face markasında çok keskin açılarla çalışmayı seviyorum. Oysa teknik açıdan cilalama süreci tam tersine her şeyi yuvarlatmaya odaklanır. Dolayısıyla açılardaki keskinliği korumanın ya da geri kazandırmanın yollarını bulmamız gerekiyor. Üçüncü olarak, pazar zorluğu var. Markamız uluslararası odaklı olduğu için tarzımızın Dna’sını bedenler, renkler vb. unsurlarla birbirinden ayrışan pazarlara uyumlu olacak şekilde yansıtmamız gerekiyor. Son olarak, denge zorluğu var. Her koleksiyonda yeni bir konsept, sürpriz yaratan ve dikkat çeken bir gözlük formu yaratmak istiyoruz. Ancak bu formun dengeli olmasına, karikatürize değil, şık ve konforlu olmasına da özen gösteriyoruz.

Bu zorluklarla yüzleşmek tasarım sürecinizi nasıl etkiliyor?
Kesinlikle olumlu yönde etkiliyor çünkü bahsettiğim tüm bu kısıtlayıcı unsurlar, aynı zamanda yaratıcılık için fırsatlara dönüşüyor. Hatırlıyorum, yüksek lisans yaparken tamamen özgür tasarım yapmamız istendiğinde, bazen yaratıcılık tıkanabiliyordu çünkü çok fazla olasılık vardı. Kısıtlamalar, içinde çok çeşitli kişiliklerin ifade edilebileceği bir alan sunuyor. Gözlük tasarlarken, çizgi roman çizerken olduğu gibi, milimetrenin onda biri bile ifadeyi şekillendirmede etkili oluyor. Bir çizginin en küçük kıvrımı bile sert, dostça ya da cesur bir ifadeyi ortaya çıkarabiliyor.

Yeni bir koleksiyon tasarlarken ilham kaynaklarınız neler?
Ekip olarak iham kaynaklarımızın çok çeşitlilik gösterdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Paris’in kalbindeki showroom’umuz sayesinde galerilerden, müzelerden ya da sadece sokakta yürürken fikirler bulabiliyoruz. Çağdaş sanat ve modayı yakından takip ediyoruz. Moda Haftası gösterileri, Jardin des Tuileries’deki ‘Première Classe’ aksesuar fuarı ve Milan Tasarım Haftası bizim için vazgeçilmez etkinliklerdir. Ama ilham burada bitmiyor. İşimizi tutkuyla yaptığımız için optik dünyasının derinliklerine daldığımızda, fikirler her an ortaya çıkabiliyor.

Tasarlamış olmaktan en çok gurur duyduğunuz model hangisi ve bu modelin öne çıkan özellikleri neler?
Face à Face’in Sotsas modeliyle özel bir gurur duyuyorum çünkü efsanevi İtalyan tasarımcı Ettore Sottsass’ın çalışmalarından esinlendik. Bu modelde gözlük ve heykeli birleştirmek istedik, Sottsass’ın canlı renklerinden ve oyunbaz ifadesinden yararlandık. Modelin sap tasarımı, Sottsass’ın bir kanepe için kullandığı silindirik kol dayanağı prensibini yeniden yorumluyor. Bir silindirik şekli menteşeye bağlamak ve sap yapısına entegre etmek teknik açıdan büyük bir zorluktu. Estetik olarak da markanın ikonik modellerinden biri oldu. Hem şaşırtıcı hem de şık bir model; daha sonra konsepti daha rafine bir optik versiyona, Kyoto modeline uyarladık.

Herkese uygun bir gözlük tasarlamak mümkün mü sizce?
Bazı markalar evrensel beğeniye hitap eden gözlükler yaratmayı hedefliyor. Bir tasarımcı markasıyız ve kaçınılmaz olarak daha cesur seçimlerle risk alıyoruz; bu da ya gerçek bir sevgi ya da güçlü bir antipati uyandırabiliyor. Ancak daha geniş bir kitleye hitap edebilecek yenilikçi estetikler üzerinde çalışıyoruz. Bunun için ‘evrensel şablon’ diyebileceğimiz bir yaklaşımla, çoğu insana uyum sağlayabilecek oranlar ve çizgiler tasarlıyoruz.

Sizce ticari başarıdan öte, tasarımda başarıyı ne tanımlar?
Farklı bir alandan örnek verecek olursak, Eames sandalyelerini düşünebiliriz. Başarıları, nesneyi mükemmel bir şekilde kavramalarına dayanıyor. Bu durum da ikonik bir form ve ayırt edici bir estetik ortaya çıkarıyor. Başka bir deyişle benzerlerinden ayrışan estetik formla sağlanıp, işlevselliğin gücüyle birleşmeli de diyebiliriz.

Yeni bir gözlük seçerken neyin yakıştığını anlamak oldukça zordur. Bu konuda tavsiyeniz var mı?
Bir çerçevenin yakışıp yakışmadığını belirlemek için birçok unsur var ve bunların bazıları fazlasıyla kişiye özgüdür. Çerçeve yüz şeklinize uymalıdır. Verebileceğim en iyi tavsiyelerden biri, göz bebeğinin yatay olarak camın ortasına denk gelmesine dikkat edilmesi olabilir. Büyük bir yüzünüz varsa ve küçük gözlük istiyorsanız, yuvarlak formları öneririm. Kare ya da dikdörtgen çerçeveler ise yüz boyutuyla orantılı olmalıdır. İnce bir yüzünüz varsa, daha fazla özgürlük var. Büyük gözlükleri tercih ettiğinizde anında daha trend bir stile sahip oluyorsunuz. Her durumda, acele karar verilmemeli çünkü gözlüğün bir kostüm değil, bir ifade aracı olması gerektiğini düşünüyorum.

Design Eyewear Group, Danimarka, İngiltere ve Fransa’da çalışıyor. Her ülkenin tasarım hassasiyetlerinde belirgin farklar var mı?
Klişelere düşmeden söylemek gerekirse, gerçekten bölgesel hassasiyetler gözlemliyoruz. Üç tasarım ekibimizde de bu farklılıklar var. Danimarka’da işlev formu belirliyor; minimal, radikal bir tasarım felsefesi var. ‘Az çoktur’ yaklaşımı takip ediyoruz. Fransa’da yaklaşım daha Latin, daha cesur ve özgür. Konsepte ve hikaye anlatımına güçlü bir vurgu var. İngiltere’de ise nihai kullanıcının tarzı daha ön planda tutuluyor. Yeni formlar sokak modasından ilham alıyor

Ürün yelpazenizi oluştururken global müşteri profili size nasıl yön veriyor?
Amerika’da tüketiciler genelde klasik, dikdörtgen ya da kelebek formları tercih ediyor; daha risksiz, konvansiyonel ürünleri seçiyorlar. İspanyol, İtalyan ve Fransız müşteriler ise genelde daha uzun, daha kare ve daha renkli çerçeveler arıyor. Bu yüzden tüm modellerimiz iki form ve altı renkte sunuluyor. Bu çeşitli seçenekler, her tercihe birkaç alternatifle hitap etmemizi sağlıyor.

Kaynak: Parisee

Haziran 2025

Parasite Eyewear Tr

Parasite Eyewear

Retro-Fütüristik Estetik

Parasite Eyewear modelleri sadece göze hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda yeni bir deneyim, bir keşif ve çağdaş tasarımın sınırlarını aşan bir yolculuk sunuyor.

Fransız bağımsız gözlük markası Parasite Eyewear, kurulduğu 2002 yılından bu yana sadece gözlük üretmekle kalmadı; aynı zamanda bir vizyon, bir tasarım felsefesi ve gözlük kavramını baştan tanımlayan cesur bir duruş geliştirdi. Parasite Eyewear, Kurucusu ve Kreatif Direktörü Hugo Martin’in gözlük tasarımında devrim yaratarak, bilim kurgu estetiğini ve ileri teknolojiyi birleştiren yenilikçi modelleriyle tanınıyor. Marka, geleneksel gözlük anlayışını yeniden tanımlayarak, kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunuyor. Paris’teki tasarım stüdyosundan dünyaya açılan bu marka, gözlüğü yalnızca bir aksesuar olarak değil; bireysel bir ifade biçimi, bir teknoloji manifestosu ve çağdaş sanatın bir uzantısı olarak görüyor. Her bir koleksiyonu, estetik ve teknik mükemmelliğin dengeli bir buluşmasına işaret ediyor.

Parasite Tasarım Felsefesi
Parasite’in tasarım anlayışı, retro-fütüristik estetikle fonksiyonelliği bir araya getiriyor. Geleneksel gözlük formunun sınırlarını zorlayan marka, geometrik hatları, keskin çizgileri ve teknolojik dokunuşları bir araya getirerek modern ve yenilikçi görünümler yaratıyor. Parasite, bilim kurgu ve alternatif kültürden ilham alarak, avangart ve yüksek kaliteli gözlüklere odaklanıyor. Bu yaklaşım, markanın özgün ve çarpıcı tasarımlarının temelini oluşturuyor. Gözlüğün yüzle bütünleşmesini sağlayan patentli aktif destek sistemleri, markanın ergonomi ve konforu tasarımın merkezine yerleştirdiğinin bir göstergesidir. Parasite’in kurulduğu yıl tanıttığı ‘Stereo’ aktif tutma sistemi, gözlüklerin burun veya kulak desteği olmadan, şakaklara tutunarak sabitlenmesini sağladı. Bu yenilikçi sistem, kullanıcı konforunu artırırken, aynı zamanda estetik bir görünüm de sunduğundan markanın sektördeki yükselişini hızlandırdı.

İşlevsel, Estetik ve Dayanıklı
Bağımsız Parasite Eyewear kurulduğu yıldan itibaren kullanıcısına sadece retro-fütürist şıklık değil, aynı zamanda hareket özgürlüğü ve dayanıklılık vadediyor. Markanın koleksiyonlarında malzeme seçiminden üretim tekniklerine kadar her detay titizlikle düşünülüyor. Parasite, özel bir paslanmaz çelik alaşımı olan ‘Steelskin’ kullanarak, ince, hafif ve dayanıklı çerçeveler üretiyor. Bu malzeme, alerji yapmayan ve geri dönüştürülebilir özellikleriyle çevre dostu seçenekler sunuyor. Marka, sürdürülebilirliğe önem vererek tercih ettiği geri dönüştürülmüş malzemelerle çevresel sorumluluk anlamında da sektörde örnek teşkil ediyor. 3D baskı teknolojisi, lazer kesim, hafif ve esnek metal alaşımlar gibi yenilikçi teknikler, koleksiyonlarının temel taşlarını oluşturuyor.

Parasite Eyewear, tasarım yetenekleri, kullandığı üretim teknikleri, çevre dostu malzeme seçimleri ile optik dünyasında prestijli ödüllerle başarılarını taçlandırarak da adından söz ettiriyor. Son olarak 2024 yılındaki Silmo d’Or ödüllerinde Morph Alpha modeliyle Jüri Özel Sanatçı Clara Besnard ile yaptığı işbirliğiyle Morph Alpha’yı geliştiren Parasite, 2003 yılında lanse ettiği ikonik Morph modeline yeniden hayat verdi. Bu sebeple bu ödül, Parasite’in geçmişle geleceği ustaca bir araya getiren tasarım vizyonunun uluslararası alanda takdir gördüğünün en somut kanıtlarından biri olarak nitelendiriliyor.

Yenilikçi Ruh 2025’te Artıyor
Parasite Eyewear’ın 2025 koleksiyonu, bağımsız markanın yenilikçi ruhunu ve tasarım cesaretini bir kez daha ortaya koyuyor. Koleksiyon, estetik ile teknolojiyi buluşturan dört özel modelle öne çıkıyor. Her biri kendine özgü hikayesi, tasarım dili ve fonksiyonelliğiyle öne çıkan bu modeller, markanın sınır tanımayan yaklaşımını gözler önüne seriyor. 3D baskı teknolojisiyle üretilen CTRL modeli, çift şakak teması sayesinde yüzle mükemmel uyum sağlıyor. Üst şakak parçası, koruyucu ekipmanlarla entegre çalışabilecek şekilde tasarlandığından özellikle açık hava sporları ve performans aktiviteleri için fonksiyonel bir çözüm sunuyor. Modern bir zırh gibi gözü koruyan tasarımı, CTRL’yi hem estetik hem de işlevsel açıdan güçlü bir tasarım haline getiriyor.

Sanatçı Alexandros Angelidis işbirliğiyle geliştirilen Morph 2 ise 2003 üretimi ikonik model Morph’un geri dönüştürülmüş ve geri dönüştürülebilir malzemelerle yeniden üretilmiş hali olarak 2025 koleksiyonundaki yerini alıyor. Gelenek ve yeniliğin bir araya geldiği Morph 2 hem nostaljik bir hava taşıyor hem de çağdaş tasarım dilinin bir yansımasına dönüşüyor. Prophecy 1 Sun modeli, LED Vision teknolojisi ve iridesan halkalarla zenginleştirilmiş bir tasarım olarak 2025 Parasite koleksiyonunda boy gösteriyor. Parlak ve mat dokuların, hafif ve yoğun unsurların, klasik ve avangart çizgilerin bir araya geldiği bu tasarım, adeta geleceğe bir bakış sunuyor. Her detayı, ışığın ve gölgenin oyununa olanak tanıyacak şekilde düşünülen Prophecy 1 Sun hem bir aksesuar hem de sanatsal bir ifade nesnesi olarak sunuluyor. Karma 1 modeli ise gözlük tasarımını mücevher ve yüz süsüyle birleştiren cesur bir konsept sunuyor. Kolye, küpe, bilezik gibi takılarla entegre edilebilen bu model, giyilebilir sanat anlayışını ileri bir boyuta taşıyor. Kullanıcıya kendi kombinasyonlarını yaratma ve görünümünü kişiselleştirme imkanı sunan Karma 1, markanın bireysel ifadeyi destekleyen yaklaşımının çarpıcı bir örneği olarak öne çıkıyor.

Parasite Eyewear’in 2025 koleksiyonu, markanın özgün tasarım anlayışını ve teknik yeniliklerle estetik vizyonunu bir kez daha doğruluyor. Her bir model, sadece göze hitap etmekle kalmıyor; aynı zamanda yeni bir deneyim, bir keşif ve çağdaş tasarımın sınırlarını aşan bir yolculuk sunuyor. Parasite, gözlüğü bir nesneden öte bir kimlik ifadesine dönüştürerek, kullanıcılarına kendi hikayelerini yazabilecekleri bir alan açıyor. Gözlük dünyasında cesur adımları, teknik yenilikleri ve sıra dışı tasarım diliyle öne çıkan Parasite Eyewear, geleceğin gözlüğünü bugünden tasarlamaya devam ediyor.

Haziran 2025

Yalea Hayallerin Portresini Çiziyor

De Rigo Group housebrand’lerinden Yalea, kadınları desteklemeye yönelik kalıcı bağlılığı çerçevesinde hayata geçirdiği “The Portrait of Dreams” (Hayallerin Portresi) projesinin ikinci bölümünü sunuyor. Kadın güzelliğinin farklı yüzlerine adanmış olan yeni kampanya, kız kardeşlik (sisterhood) temasını derinlemesine keşfetmeye devam ediyor. Sisterhood başlığıyla aktarılan kampanya, kız kardeşliği yalnızca biyolojik bir bağ olarak değil, kadınlar arasında kurulan sosyal, etik ve duygusal bir dayanışma anlaşması olarak ele alıyor. Kadınların birlikte hareket etmesinin, günümüz toplumunda ve kültüründe pozitif değişim yaratmak adına güçlü bir kaynak olabileceğini vurguluyor. Geçtiğimiz sezon tanıtılan ilk kadın çiftlerden sonra Yalea, bu yıl projeye beş yeni kadın çifti dahil ediyor. Kampanyanın başrollerindeki kadınlar, markaya özgü zarafet ve inceliği yansıtan yeni Yalea gözlük modelleriyle görüntüleniyor. Yüzü gizlemek yerine öne çıkaracak şekilde tasarlanmış, zamansız çizgilere sahip sofistike modellerden oluşan yeni koleksiyon, özgün güzelliği ve bireyselliği kutluyor. Yalea, kadın dünyasına olan bağlılığını bir kez daha vurgulayarak; onların özgürce seçim yapma haklarını, yeteneklerini desteklemeyi ve kişisel güzelliklerini takdir etmeyi merkeze alan bir duruş sergiliyor.

Haziran 2025

Theo Bisiklet Mekaniğinden İlham Alıyor

Theo, mekanik hareketin kusursuz ritmini onurlandırarak Gears adını verdiği yeni güneş gözlüğü koleksiyonunu beğenilere sunuyor. Belçikalı Theo, bisikletlerin mekanik yapılarından ilham alarak hazırladığı Gear koleksiyonuyla hareketi tüm şekilleriyle kutluyor. Theo’nun yeni koleksiyonu sadece gözlükler sunmuyor, aynı zamanda yeni bir bakış açısı sunuyor. Her model, kullanıcısını gündelik hayattan çıkmaya ve bisiklet yolculuklarını kucaklamaya davet ediyor. Tamamen asetattan üretilen Gears serisindeki beş farklı model, bir bisikletin işlevi ve zarafeti buluşturduğu hayati unsurları olan ana döner bileşenlerinin isimleriyle sunuluyor. Krankın pedalı hareket ettirmesi ve menteşenin form ile işlevi birleştirmesinde olduğu gibi Gears koleksiyonu da kullanıcısını ileriye taşıyan nesnedeki temel güzelliği vurguluyor. Theo’nun Gears koleksiyonu, modern tasarım anlayışıyla estetik ve fonksiyonu bir araya getirerek, günlük yaşamda şıklığı ve rahatlığı arayan bireyler için ideal seçenekler sunuyor. Her model, bisikletin döner parçalarından esinlenerek tasarlanan hem görsel hem de yapısal açıdan dikkat çekici detaylar taşıyor. Koleksiyon, Theo’nun tasarım felsefesini yansıtarak, estetik ve fonksiyonelliği bir arada sunuyor.

Haziran 2025

Prodesign, Danimarka Mirasını Kutluyor

Prodesign bu sezon Danimarka tasarım Dna’sını zamansız bir stille harmanlama geleneğini sürdürerek, zarafetle cesur ifadeyi dengeleyen yeni çerçevelerle karşımıza çıkıyor. Marka, her detayın estetik olduğu kadar işlevsel de olduğunun altını çiziyor. Hassasiyet, duruş ve forma dair köklü bir anlayış üzerine kurulu bu sezonki koleksiyon, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de göz önünde bulundurularak tasarlandığını ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, Prodesign’ın kaliteye ve çağdaş Danimarka tasarımına olan bağlılığının da bir yansıması niteliğini taşıyor. Koleksiyonda yer alan yenilikler arasından Prodesign ailesinin en yenisi Active konsepti öne çıkıyor. Camdan sap ucuna kadar uzanan tek bir renk çizgisi, modele markanın imzası niteliğinde şık bir dokunuş katıyor. Baz tonlarla canlı detayların dengelendiği Active, çok yönlülük düşünülerek tasarlanmış. Yeni koleksiyondaki tüm modellerde, çerçevenin ana rengiyle uyumlu enjeksiyon uç detayları yer alıyor; bu da çerçevelere hem zarif hem de dinamik bir görünüm kazandırıyor. Thin Acetate koleksiyonu ise markanın klasik formlarına dönüş yapmasıyla yeni sezonda genişliyor. Hafif ve ince asetat yapısıyla hazırlanan bu üniseks konseptler, gösterişten uzak, zahmetsiz ve rafine Danimarka mirasının özünü yansıtıyor. Thin Acetate, geçmişle modernliği buluşturarak Danimarka tasarımının yalın estetiğini her çerçevede hayata geçiriyor.

Haziran 2025

Paul Smith Serisi Zarif Detaylar Sunuyor

Paul Smith’in 2025 İlkbahar/Yaz gözlük koleksiyonu, kusursuz işçilik ve zamansız tasarımlara odaklanarak İngiliz tasarımcının ince zevkini ve zarif stil anlayışını yansıtıyor. Cesur ama klasik formlar ve sofistike renk seçimleriyle, Paul Smith’in kendine özgü estetik yaklaşımı hem güneş gözlüklerinde hem de optik modellerde hayat buluyor. İtalya’da büyük bir titizlikle üretilen yeni gözlükler, Paul Smith’in ikonik çizgi detayları ve ‘el yazısı’ logosuyla tamamlanıyor. Bu koleksiyon, çağdaş ve çok yönlü bir zarafet anlayışını güçlü biçimde ortaya koyuyor. Artist Stripe Detail serisinin bir parçası olan yeni model Macleod, erkeklere yönelik zarif bir güneş gözlüğü olarak öne çıkıyor. El işçiliğiyle üretilen yüksek kaliteli asetattan yapılan bu model, özel çok renkli şerit asetat yapısıyla ve her iki sapta yer alan Paul Smith logosuyla dikkat çekiyor. Macleod, dört renk seçeneğiyle sunuluyor. Tüm ön profili kaplayan çok renkli asetat detaylara sahip siyah Multi-Stripe ve Havana Multi-Stripe; alt ön çerçevede çok tonlu asetat ve degrade camlara sahip haki/çizgili yeşil ve Havana/çizgili mavi alternatifleri kampanya görsellerinde öne çıkıyor. Üniseks dikdörtgen optik model Meade ise terzilik dünyasından ilham alarak tasarlanmış. Paul Smith’in İngiliz lüksüne dair vizyonunu zarafet ve yenilikle birleştiren bu model, beş farklı renk seçeneğiyle sunuluyor.

Haziran 2025

Paloceras’dan 2 Yeni Stil Geldi

Avrupa merkezli gözlük markası Paloceras, Portekiz ve Finlandiya’ya uzanan köklerinden beslenerek 2025 İlkbahar/Yaz sezonu için iki yeni modelini tanıttı. Markanın cesur, hacimli formları ve renk inovasyonuyla tanınan Pebble koleksiyonuna eklenen bu yeni modeller, koleksiyonun iddialı çizgisini yeni unsurlarla genişletiyor. Yeni modeller olan Aviator (VX) ve Diamond (DX), koleksiyondaki imza oval form RX gibi dikkat çekici modellerin arasına katılarak, Pebble serisine yenilikçi dokunuşlar ve açılar ekliyor. Moda dünyasında benzersiz ve yükselen bir güç olarak tanımlanan Paloceras, optik sahnesinde ise hacimli ve stil sahibi bu özgün formları ilk benimseyen az sayıdaki öncü optik mağaza sayesinde dikkatleri üzerine çekti. Paloceras’ın Kreatif Direktörü Alexis Perron-Corriveau, “Geliştirme süreci çizimle değil, simülasyonla başladı. Dijital maddelerin hareketini izledik, geometri kendiliğinden şekil aldı. Kontrol ederek değil, serbest bırakarak ilerledik. Formu zorlamadık, formu bulduk” dedi. Paloceras, çerçevelerini ilk kez 2022 yılında Avrupa’da piyasaya sundu. Markanın Kurucuları Mika Matikainen ve Alexis Perron-Corriveau, kısa süre önce İsviçre’deki dünyanın en seçkin tasarım okullarından birinde tanıştıktan sonra yüksek lisanslarını tamamlamalarının ardından markayı kurarak merkez olarak Lizbon’u seçtiler.

Haziran 2025

Owp En Yeni Seçkisini Sunuyor

Almanya merkezli Owp, yaz sezonu için zarif bir stil seçkisini tanıtıyor. Yeni seri, rafine feminenlik ile olağanüstü zanaatkarlığın özünü yakalıyor. Owp’nin kadınlara özel koleksiyona son eklenen modeller, markanın detaylara verdiği özeni yansıtıyor. Yeni modellerde düşünceli tasarım, zamansız zarafet ve canlı modernlik ön plana çıkıyor. 1483 numaralı model, keskin hatlar ve katmanlı derinlik sunarken; şekillendirilmiş üst göz çerçevesi ve karmaşık Art Deco ilhamlı sap süslemeleriyle dikkat çekiyor. Sap uçları, özel Owp Signature Asetatından yapılmış ve zarif bir logo detayıyla süslenmiş olan tasarım; sofistike görünümü tamamlıyor. Cesur geometriden ve hafifliğin konfordan hoşlanan kadınlar için sunulan 1777 numaralı model, trend öncesi tasarımı modern detaylarla harmanlayan altıgen titanyum çerçevesiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Sap boyunca yerleştirilen renkli şeritler dinamik vurgular yaratırken, asetat sap uçları ise modele yumuşak ve lüks bir dokunuş ekliyor. Koleksiyon ayrıca erkekler için de şık seçenekler sunuyor. 7524 erkek modeli, temiz hatlara sahip asetat çerçevesi, dikkat çekici metal detayları ve yüksek kaliteli yaylı menteşeleriyle zarafeti dayanıklı konforla dengeliyor.

Haziran 2025

EssiLux & Roger Federer İşbirliği Uzatıldı

EssilorLuxottica ve Roger Federer arasında Oliver Peoples markası için ilk olarak 2022 yılında yapılan işbirliği 31 Aralık 2027’ye kadar uzatıldı. İsviçreli tenis şampiyonu ile Kaliforniya merkezli gözlük markası arasındaki işbirliği hızla, dünya çapında dikkat çeken bir koleksiyona dönüştü. Koleksiyon, zarif estetiği, olağanüstü zanaatkarlığı ve teknik yeniliği bir arada sunarak global gözlük sahnesinde kendine sağlam bir yer edindi. Federer’in imajını EssilorLuxottica’nın uzmanlığıyla birleştiren bu proje, RF x Oliver Peoples markalı gözlüklerin tasarımını, üretimini ve global dağıtımını içeriyor ve kalite, tasarım ve yenilik açısından yüksek segmentte konumlanıyor. EssilorLuxottica Yönetim Kurulu Başkanı ve Ceo’su Francesco Milleri, “Roger Federer ile bu yolculuğa devam etmekten memnuniyet duyuyoruz. Tenisin tarihindeki en sevilen atletlerden biri olmanın ötesinde, Roger bir stil ikonu ve spor dünyasının çok ötesinde bir ilham kaynağıdır. Zarif zevki, inceliği ve mükemmeliyetin peşinden gitmesi onu Oliver Peoples için mükemmel bir işbirliği ortağı yapıyor” dedi. Roger Federer ise “İlk Oliver Peoples gözlüklerimi yirmi yıl önce aldım. Bugün markayla çalışmak, çok özel bir şekilde tam bir döngüyü tamamlamak gibi hissettiriyor. Bu koleksiyonu tasarlamak ilham verici bir yolculuk oldu ve dünyanın dört bir yanında nasıl karşılandığını görmek gerçek anlamda ödül niteliği taşıyor” dedi.

Haziran 2025